Hormonlar—Vücudun Harika Habercileri
TAM caddede karşıdan karşıya geçerken, birdenbire birinin “dikkat” diye bağırdığını duyuyorsunuz. Başınızı çevirdiğinizde, kırmızı ışığa rağmen, bir kamyonun yıldırım gibi üzerinize geldiğini görüyorsunuz.
Vücudunuz bu ani tehlike karşısında hemen kendini donatır. Beyniniz, böbreküstü bezlerine bir yıldırım mesajı gönderir. Onlar da, kana adrenalin ve noradrenalin akıtarak karşılık verirler. Bu hormonlar da, tehlikeden kaçış sırasında hizmetleri acilen gerekli olmayan organlara giden kan akışını azaltıp, kanın hemen beyin, kalp ve kaslara gitmesini sağlarlar.
Adrenalin ve noradrenalin, kalbinizi kuvvetli şekilde ve hızla çarpmaya zorlar. Ciğerlerinizin hava giriş yollarını genişletir; nefesiniz hızlanır. Maksimum enerji sağlaması için, kan şekerinizi en yüksek düzeye çıkarır. İşte böylece göz açıp kapayıncaya kadar hormonlar, sizin normal yeteneğinizin çok ötesinde güç ve dayanıklılık göstermenize yardım ediyorlar.
Kamyon yeri titreterek gürültüyle size yaklaşıyor. Bir an dahi düşünecek zamanınız yok! Birden güvenli tarafa, kaldırıma kendinizi fırlatıyorsunuz. Nefes nefesesiniz, kalbiniz güm güm atıyor, mideniz kasılıyor, elleriniz titriyor—ama yine de hayattasınız!
İşte böyle durumlarda, hormonlar hayat kurtarmaya yardımcı olur. Fakat bundan çok daha fazlasını da yaparlar. Büyümemize yardım edip, sağlıklı kadın ve erkekler olmamızı sağlarlar. Cinsiyetimiz ve üretkenliğimiz hep onların marifetidir. Üşürsek, ısınırsak, acıkırsak, susarsak, bir yerimiz kanarsa ya da hastalanırsak, bize yardım ederler. Günün 24 saati iş başındadırlar!
Acaba bütün bunlar vücudumuzun içinde nasıl düzenlendi? Bunu anlayabilmek için, hormonların ne olduğunu ve nasıl çalıştığını gözden geçirelim.
İç İletişim
Hormonlar, endokrin bezlerince üretilen kimyasal maddelerdir. “Endokrin” sözcüğü “doğrudan içe salgılama” anlamına geldiğinden, bu bezler yerinde olarak endokrin bezleri olarak tanımlanır; çünkü onlar, hormonları doğrudan kana salgılarlar. Kalp kanı vücudun her yerine pompalarken, hormonlar da, görevlerini yerine getirecekleri çeşitli yerlere giderler.
Hormonların görevlerini yerine getirebilmeleri için, birçok organımızın arasında iyi bir iletişimin olması gereklidir. Hepimizin bedeninde, hayatta kalabilmemiz için bilgi ileten ve işlevlerini aralarında uyuşmazlığa düşmeden yerine getiren iki karmaşık iletişim sistemi bulunmaktadır—endokrin [iç salgıbezleri] sistemi ve sinir sistemi.
Bu ikisinin nasıl beraberce çalıştığını zihnimizde canlandırabilmek üzere, İtalya’nın kanal şebekesiyle ünlü Venedik şehrini ele alalım. Venedik’te insanlar, şehrin başka kesimleriyle haberleşebilmek amacıyla telefon sistemini kullanırlar. Benzer şekilde, vücudumuz da, elektrokimyasal sinyaller kullanan çok hızlı bir iletişim şebekesi olan sinir sistemiyle mesajlarını gönderiyor. Telefonla olduğu gibi, sinir sistemiyle de haberler anında alıcısına ulaşıyor.
Şüphesiz, Venedik’te mesajlar, kanallarda yüzen gondollarla da iletilebiliyor. Bedenimizde de, aynı şekilde, kimyasal haberciler (hormonlar), damarlarda dolaşan kan ya da diğer vücut sıvıları içinde yüzerek seyahat ediyorlar.
Venedik’in kanallarını damarlarda dolaşan kana benzetirsek, gondol filolarını da, vericilerden alıcılara, oraya buraya haber taşıyan hormonlara benzetebiliriz. Hormonlar, çıktıkları yerlerden çok uzaklarda olan kas, organ ve diğer salgıbezlerine seyahat ederler. Hedeflerine varınca, görevlerini yerine getirebilmek için, çok karmaşık olan bir dizi kimyasal reaksiyonu harekete geçirirler.
Acaba bütün bu işlemler nasıl düzenlenip yönetilir? Bunu anlayabilmek için, gelin beraberce endokrin sisteminin merkezine gidelim ve orada ne işler yapıldığını görelim.
Hipofiz—Salgıbezlerinin Amiri
Endokrin sistemi üzerinde yönetici olan hipofiz, burun boşluğunun hemen arkasında, üst tarafta kemiksi bir kese içinde bulunan ve incecik bir bağla beyne bağlı olan, kırmızımsı—gri renkte minik bir organdır.
Hipofiz pek etkileyici bir görünüme sahip değildir. Bir bezelye tanesi büyüklüğünde ve 0.6 gram ağırlığındadır. Fakat boyu küçükse de, sorumluluğu çok büyüktür. Ona, salgıbezlerinin amiri, ya da endokrin orkestrasının şefi denir. O, çeşitli bölümlerden mesaj alan ve çeşitli bölümlere mesaj gönderen, çalışma temposu çok yoğun olan bir işletmenin yönetim birimi gibidir.
Hipofiz, diğer endokrin bezlerine bazı işler havale eder. Örneğin, hipofiz, kan yoluyla gönderdiği bir hormonal mesajla, tiroit bezine üç farklı hormon salgılamasını emreder. Bu hormonlar, metabolizmayı, vücut ısısını ve kemik yapısının sağlamlığını denetlerler. Hipofiz aynı zamanda, erinlik çağında fiziksel değişiklikler meydana getiren eşey bezlerine de hormon salgılaması için komut verir. Ayrıca böbreküstü bezlerine, kan basıncını ve vücuttaki tuz dengesini ayarlayan hormonlar salgılaması için emir verir.
Bazı durumlarda hipofiz, kas ve kemiklerimizin büyümesini etkileyen hormonal mesajlar göndererek, olayları doğrudan doğruya da denetler. Boyumuzun uzunluğunu bile onun salgıladığı hormonlar belirler.
Hipofiz, bütün bunların yanı sıra, bebeklerin doğumunda da büyük rol oynar. Doğurmakta olan kadına yardımcı olmak üzere, büzülmesi için rahmi uyaran oksitosin hormonunu çıkarır. Bebeğin başı doğum kanalına girdiği zaman, beyin, hipofize, doğumun son evresine yardımcı olabilmesi için daha fazla oksitosin salgılamasını bildiren bir mesaj gönderir. Bütün bu süre boyunca da, hipofiz hormonu, süt salgılanması için annenin göğüslerini uyarır. Bebek doğduğunda, anne onu besleyecek duruma gelmek üzere donatılmış olur.
Salgıbezlerinin Amirinin Amiri
Hipofiz, diğer salgıbezlerinin yöneticisi olduğu halde, onun da yöneticisi olan biri vardır—hipotalamus. Bu, başparmağınızın ucundan daha büyük olmayan, çapraşık şekilde birbirine dolaşmış sinirlerden oluşan bir yumaktır. Beynin dip kısmında bulunur ve hipofizle bağlantılı durumdadır. Onun görevi tüm endokrin sisteminin işlevlerine gözcülük etmekle bitmez, aynı zamanda otonom sinir sisteminin işlevlerini de düzenler.
Hipotalamusun görevinin bir kısmı da, kanın yapısını ve ısısını denetlemektir. Beynin hiçbir kısmından, hipotalamustan geçtiği kadar kan geçmez. Tıpkı banyo yapan birinin, küvetteki suyun sıcaklığını parmağıyla ölçtüğü gibi, hipotalamus da, parmağa benzeyen duyargalarını akan kanın içine sokar. Kan soğumuşsa, hipotalamus, kanı ısıtacak ısı üretmek üzere metabolizmayı artıran tiroksin hormonunun daha fazla salgılanması için [hipofiz ve tiroit üzerinden] emir gönderir.
Hipotalamus otomatik olarak çalıştığından, işlevlerinin pek farkında olmayız. Oysa, günlük yaşamımız üzerinde etkisi vardır. Acıktınız mı? Hipotalamusunuz, kanınızdaki glikoz miktarını az bulduğundan, yemenizi söyler. Susadınız mı? Hipotalamusunuz, kanınızdaki tuz düzeyinin biraz yükseldiğini fark eder ve size “su iç” der.
Hipotalamus, aynı zamanda, kandaki kalsiyum düzeyini de denetler. Kalsiyum olmadan, beynimiz, kas ve sinirlerimiz istenildiği gibi çalışamaz. Kandaki kalsiyum düzeyi düşmüşse, hipotalamus, kemiklerden bir miktar kalsiyum çeker, tıpkı birinin bankadan para çektiği gibi. Acaba bu kalsiyum çekme işlemi nasıl yapılır? Hipotalamus, hipofize hormonal bir mesaj gönderir. Hipofiz ise kendi talimatlarını, boyunda yer alan paratiroit bezlerine ulaştırır. Paratiroit bezleri de, paratiroit hormonu salgılayıp kemiklere göndererek, onlara, ihtiyaç duyulan kalsiyumu kana vermelerini söyler. Hipotalamus, kandaki kalsiyum düzeyinin normale döndüğünü görünce, kemiklerden kalsiyum çekme işlemini durdurur.
Acaba hipotalamus kanda çok fazla kalsiyum olduğunu fark ederse ne olur? Kemiklerdeki ‛kalsiyum bankasına’, kalsiyum vereceği yerde kalsiyumu depolaması için, bir kez daha haberciler gönderilir. Bu süreç şöyle anlatılabilir: Hipotalamus, verdiği emirleri uygulayan merkez olan hipofize bir mesaj gönderir. Hipofiz, tiroide bir emir verir. Tiroit de, kalsitonin denilen ve fazla kalsiyumu kandan kemiklere nakleden bir hormon salgılar.
Zekânın Ürünü Olan Bir Yapı
Ne olağanüstü bir düzen! Hipotalamus hipofizi denetliyor, hipofiz salgıbezlerini yönetiyor, bunların çıkardığı salgılar da tüm bedene gözcülük yapıyor. Bütün bunlar, temel fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere bedenimizin içinde sessizce dolaşan 30’dan fazla değişik türde hormon tarafından yapılıyor. Ve bütün bunların karmaşıklığına rağmen endokrin sistemi olağanüstü derecede etkili çalışıyor.
Mukaddes Kitap bunu şöyle belirtir: “Allah azanın her birini bedende istediği gibi koydu.” Mezmur yazarının Tanrı’ya hitaben söylediği şu sözler ne kadar yerindedir: “Sana şükreylerim; çünkü heybetli ve şaşılacak surette yaratılmışım; işlerin aciptir; ve canım bunu pek iyi bilir.”—I. Korintoslular 12:18; Mezmur 139:14.
[Sayfa 18’deki çerçeve/şemalar]
ENDOKRİN BEZLERİ KANA HORMONLAR SALGILAR
HORMONLAR ÇEŞİTLİ GÖREVLERİ YERİNE GETİRMEK İÇİN VÜCUDUN BAŞKA YERLERİNE GİDERLER
Epifiz Bezi
Beynin dibinde bulunan bu küçük bez melatonin salgılar. Melatoninin uyanıklığı ve vücuttaki çeşitli biyoritimleri etkilediği sanılmaktadır. Melatoninin kesin görevi henüz bilinmemektedir.
Gonatlar veya Cinsiyet Bezleri
Kadınlardaki iki yumurtalık rahmin iki tarafında leğen bölgesinde bulunmaktadır. Östrojen ve projesteron hormonları burada üretilmektedir. Bunlar âdet dönemini kontrol eder ve yetişkin kadının fiziksel karakteristiklerinin gelişimini etkiler.
Erkekteki erbezleri skrotum adlı bir torbada bulunmaktadır. Onlar erinlik çağında yetişkin erkeğin fiziksel özelliklerinin gelişimini kontrol eder ve sperm üretimini uyarırlar.
Hipofiz Bezi
Bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan bu bez incecik bir bağla beyne bağlıdır ve burun boşluğunun hemen arkasında üst tarafta bulunmaktadır. Başka bezlerin amiri olan hipofiz, tiroit, böbreküstü ve eşeylik bezlerine olduğu kadar endokrin fonsiyonu olan diğer bezlere de kimyasal haberciler göndermektedir. Kişinin boyunun uzunluğunu denetleyen odur, ayrıca kemik ve kasların gelişimini etkiler. Aynı zamanda emziren bir annenin göğüslerindeki süt salgısını da uyarır.
Tiroit ve Paratiroit Bezleri
Bu bezler boyunda bulunmaktadır. Paratiroit kemiklerin sağlıklı kalması için kalsiyum düzeyini denetleyen hormonlar salgılar. Tiroit, oksijenin ve yiyeceklerin enerji üretmek üzere kullanılma hızını denetleyen başka hormonlar üretir.
Böbreküstü Bezleri
Her böbreğin üstünde bulunun bu bezler vücudu acil durumlarda savaşmak veya tehlikeden kaçmak üzere donatan adrenalin veya noradrenalini üretir. Burada üretilen başka hormonlar karbonhidrat ve protein metabolizmasını etkiler, böbreklerden geçen sıvıları denetler ve az yiyecek olduğu zamanlarda vücuttaki yiyecek depolarını uyarır.
Pankreas
Midenin altında bulunan bu bez kandaki şeker düzeyini denetleyen glükagon ve insülini salgılar.
[Şemalar]
(Ayrıntılı bilgi için lütfen yayına bakın)
Epifiz bezi
Hipofiz bezi
Tiroit bezi
Böbreküstü bezi
Pankreas
Er bezleri
[Şema]
Rahim
Yumurtalıklar