Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • “Can Kaybı Olmayacak”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 26. BÖLÜM

      “Can Kaybı Olmayacak”

      Pavlus deniz kazası geçirir; büyük bir iman ve insan sevgisi gösterir

      Bu bölüm Elçiler 27:1–28:10’a dayanmaktadır

      1, 2. Pavlus’u nasıl bir deniz yolculuğu bekliyordu? Onu hangi şeyler kaygılandırmış olabilir?

      VALİ FESTUS “Sezar’a gideceksin” demişti. Pavlus bu sözleri duyduktan sonra, Sezar’ın karşısına çıktığında neler olacağını uzun uzun düşünmüş olmalı. Hapiste geçirdiği iki yıldan sonra Roma’ya yapacağı bu uzun yolculuk onun için en azından bir değişiklik olacaktı (Elçi. 25:12). Ancak Pavlus’un deniz yolculuklarıyla ilgili anıları tatlı esintiler ve güzel manzaralardan ibaret değildi. Sezar’ın önüne çıkmak için yapacağı bu yolculuk da onun zihninde bazı ciddi sorular doğurmuş olabilir.

      2 Pavlus birçok kez “denizde tehlikeler” atlatmıştı; üç kez deniz kazası geçirmiş, hatta bir gece bir gündüz açık denizde kalmıştı (2. Kor. 11:25, 26). Dahası, bu yolculuk özgür bir adam olarak yaptığı vaizlik turlarından oldukça farklı olacaktı. Pavlus bir tutuklu olarak yolculuk edecek ve Sezariye ile Roma arasındaki 3.000 kilometreyi aşkın muazzam bir mesafeyi katedecekti. Böyle bir yolculuğu sağ salim tamamlayabilecek miydi? Tamamlasa bile, acaba onu Roma’da kötü bir son mu bekliyordu? Unutmayın ki, Pavlus’u yargılayacak olan, Şeytan’ın dünyasının o zamanki en büyük dünya gücüydü.

      3. Pavlus neye kararlıydı? Bu bölümde hangi konuyu ele alacağız?

      3 Pavlus hakkında aldığınız tüm bilgilerden sonra sizce o, başına gelebilecekler yüzünden ümitsizlik ve çaresizlik içinde miydi? Kesinlikle hayır! Pavlus kendisini bazı zorlukların beklediğini biliyordu, fakat bunların ne tür şeyler olacağını bilmiyordu. O halde kontrol edemeyeceği şeyler hakkında kaygı çekip, hizmetteki sevincini kaybetmesinin bir anlamı var mıydı? (Mat. 6:27, 34). Pavlus, Yehova’nın ondan iyi haberi herkese, yöneticilere bile duyurması için her fırsatı kullanmasını istediğini biliyordu (Elçi. 9:15). O ne olursa olsun görevini yerine getirmeye kararlıydı. Biz de aynı kararlılıkta değil miyiz? Öyleyse Pavlus’u nasıl örnek alacağımızı incelerken bu önemli deniz yolculuğunda ona eşlik edelim.

      ‘Rüzgâr Ters Yönden Esiyordu’ (Elçiler 27:1-7a)

      4. Pavlus yolculuğuna nasıl bir gemiyle başladı? Ona kimler eşlik etti?

      4 Pavlus ve bazı tutuklular Yulius isimli bir Romalı yüzbaşıya emanet edildi. Yüzbaşı yolculuk için Sezariye’ye gelmiş bir ticaret gemisini seçti. Gemi Anadolu’nun batı kıyısında bir liman olan Edremit’ten gelmişti. Yük boşaltmak ve yük almak için belirli limanlarda durarak kuzeye, sonra da batıya doğru yol alacaktı. Böyle gemiler yolcuların, özellikle de tutukluların rahatı göz önünde bulundurularak tasarlanmamıştı. (“Deniz Yolculuğu ve Ticaret Yolları” başlıklı çerçeveye bakın.) Neyse ki Pavlus o suçluların içinde yalnız olmayacaktı. En azından iki iman kardeşi, Aristarhos ve Luka ona eşlik etti. Olanları kaleme alan kişi elbette Luka’ydı. Bu iki vefalı dost yolculuğu para ödeyerek mi, yoksa Pavlus’un hizmetkârı olarak mı yaptı bilmiyoruz (Elçi. 27:1, 2).

      DENİZ YOLCULUĞU VE TİCARET YOLLARI

      Antik dönemlerde gemiler yolcu değil, genellikle yük taşımak için kullanılırdı. Deniz yolculuğu yapmak isteyenler, arzu ettikleri yöne gidecek bir ticaret gemisi bulmalı, fiyatta pazarlık etmeli ve sonra da gemi kalkana dek beklemeliydiler.

      Binlerce gemi gıda maddeleri ve başka ticari mallar taşımak için Akdeniz’de farklı yönlerde gider gelirdi. Böyle gemilerle yolculuk eden kişiler güvertede uyumak zorundaydılar; belki de bunun için gece kurup sabah topladıkları bir çadır kullanıyorlardı. Aynı zamanda yolculuk için gerekli olan her şeyi, örneğin yiyeceklerini ve yatarken kullanacakları eşyaları da yanlarında bulundurmalıydılar.

      Deniz yolculuklarının süresi tamamen rüzgârlara bağlıydı. Kışın kötü hava şartları yüzünden genellikle kasımın ortasından martın ortasına kadar deniz yolculuğu yapılmazdı.

      Bir eski çağ gemisinin dört ana kısmı: Arkadan baş kısmına doğru. 1. Dümen kürekleri. 2. Ana yelken. 3. Demirler. 4. Baş yelkeni.

      5. Pavlus Sayda’da nasıl bir dostluk gördü? Bundan ne öğrenebiliriz?

      5 Gemi denizde bir gün geçirdikten ve kuzeye doğru yaklaşık 110 kilometre yol aldıktan sonra, Suriye sahilindeki Sayda’da kıyıya yanaştı. Anlaşılan Yulius Pavlus’a sıradan bir suçlu gibi davranmıyordu. Belki de bunun nedeni, onun suçluluğu henüz kanıtlanmamış bir Roma vatandaşı olmasıydı (Elçi. 22:27, 28; 26:31, 32). Yulius Pavlus’un iman kardeşlerini görmesi için karaya çıkmasına izin verdi. Uzun zamandır hapiste olan elçiyi görmek ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmek oradaki kardeşleri kim bilir ne kadar mutlu etmiş olmalı! Sizin de konukseverlik gösterebileceğiniz ve ruhen güçlenebileceğiniz fırsatlar aklınıza geliyor mu? (Elçi. 27:3).

      6-8. Pavlus’un Sayda’dan Knidos’a yolculuğu nasıldı? Pavlus iyi haberi duyurmak için hangi fırsatları kullanmış olabilir?

      6 Gemi Sayda’dan denize açılarak sahili takip etti ve Pavlus’un memleketi Tarsus’un yakınından geçerek Kilikya eyaletini arkada bıraktı. Luka ‘rüzgârın ters yönden esmesi’ gibi kaygı verici bir ayrıntıyı atlamasa da, geminin başka hangi yerlerde durduğundan söz etmez (Elçi. 27:4, 5). O şartlara rağmen Pavlus’u iyi haberi paylaşmak üzere her fırsatı kullanırken gözümüzde canlandırabiliriz. O, gemideki diğer tutuklulara, mürettebata, askerlere ve geminin yanaştığı her limandaki insanlara mutlaka şahitlikte bulundu. Bugün biz de iyi haberi duyurabileceğimiz fırsatlardan yararlanıyor muyuz?

      7 Bir süre sonra gemi Anadolu’nun güney kıyısındaki Mira limanına vardı. Orada Pavlus ve diğerleri, onları son durakları olan Roma’ya götürecek başka bir gemiye bindiler (Elçi. 27:6). O dönemde Mısır Roma’nın tahıl ambarıydı ve tahıl yüklü Mısır gemileri Mira limanına yanaşırdı. Yulius böyle bir gemi bulup askerlerle tutukluları bindirdi. Herhalde bu gemi bindikleri ilk gemiden çok daha büyüktü. Gemide çok değerli bir yük olan buğdayın yanı sıra 276 kişi vardı. Bu kişiler arasında mürettebat, askerler, tutuklular ve muhtemelen Roma’ya giden başkaları da bulunuyordu. Anlaşıldığı gibi, farklı bir gemiye binmeleriyle Pavlus’un sahası genişlemiş oldu ve şüphesiz o da bu durumdan yararlandı.

      8 Sonraki durakları, Anadolu’nun güneybatı ucundaki Knidos’tu. Bir gemi elverişli rüzgârlar sayesinde oraya yaklaşık bir günde gidebilirdi. Fakat Luka “Günlerce ağır ağır seyredip zorlukla Knidos’a geldik” der (Elçi. 27:7a). Yolculuk koşulları kötüleşmişti. (“Akdeniz’in Elverişsiz Rüzgârları” başlıklı çerçeveye bakın.) Gemi sert rüzgârlara ve dalgalara direnirken yolcuların ne halde olduğunu bir düşünün.

      AKDENİZ’İN ELVERİŞSİZ RÜZGÂRLARI

      Eski ticaret gemilerinin, Kutsal Kitapta Büyük Deniz olarak geçen Akdeniz’de hangi güzergâhtan ve ne zaman yol alacaklarını büyük oranda rüzgârlar ve mevsim belirlerdi. Akdeniz’in doğu ucunda hazirandan eylüle kadar rüzgâr genellikle batıdan doğuya doğru eserdi. Pavlus’un da üçüncü vaizlik turundan dönerken tanık olduğu gibi, bu durum doğuya seyahat etmeyi kolaylaştırırdı. O ve yol arkadaşları bir gemiyle Miletos’tan ayrılmış, Rodos’u geçip Patara’da demir atmışlardı. Oradan Fenike kıyısında bulunan Sur’a gitmek için neredeyse dümdüz bir rotada yol alınırdı. Luka o yolculuğu anlatırken Kıbrıs’ı solda bıraktıklarını, yani adanın güneyinden geçtiklerini söyler (Elçi. 21:1-3).

      Acaba tam tersi bir yöne, yani batıya doğru yol alırken neler oluyordu? Eğer rüzgâr izin verirse gemiler aynı güzergâhtan batıya gidebilirdi. Fakat bazen bu neredeyse imkânsızdı. Bir ansiklopediye göre kışın “iklim çok daha değişkendi ve Akdeniz’de doğuya doğru esen güçlü siklonlar beraberinde kuvvetli rüzgârlar, bazen fırtınalar, çoğu kez de şiddetli sağanak yağmur, hatta kar getirirdi” (The International Standard Bible Encyclopedia). Bu koşullarda tehlikeler artıyordu.

      Kıyıya yakın seyreden gemiler hemen her mevsimde kuzeye, Filistin kıyılarına doğru gidebilir ve batıya doğru Pamfilya’ya kadar devam edebilirdi. Batıya doğru yol alan gemilere ana karadan esen yumuşak rüzgârlar ile batı yönündeki akıntılar yardım ederdi. Pavlus’un tutuklu olarak Roma’ya yaptığı yolculuğun ilk kısmında da durum böyleydi. Fakat rüzgârlar “ters yönden” esmeye de başlayabilirdi (Elçi. 27:4). Luka’nın kaydında göze çarpan tahıl gemisi, Mısır’dan yola çıkıp kuzeye doğru yol almış ve sonra Kıbrıs ile Anadolu arasındaki güvenli sularda seyretmiş olabilir. Kaptan, Mira’dan batıya doğru devam ederek Yunanistan’ın güney ucunu dolaşıp kuzeye, İtalya’nın batı kıyısına gitmek niyetindeydi (Elçi. 27:5, 6). Ancak rüzgâr ve mevsim o yolculuğun seyrini tamamen değiştirdi.

      ‘Fırtınayla Savrulup Durduk’ (Elçiler 27:7b-26)

      9, 10. Girit dolaylarında hangi zorluklar baş gösterdi?

      9 Geminin kaptanı Knidos’tan batıya doğru yol almayı planlıyordu. Fakat olayların görgü tanığı olan Luka “rüzgâr ilerlememize engel oldu” der (Elçi. 27:7b). Gemi karadan uzaklaşırken kıyı akıntısını kaybetti, ardından kuzeyden esen güçlü bir elverişsiz rüzgâr gemiyi belki de büyük bir hızla güneye doğru itti. Nasıl daha önce bindikleri gemiyi ters rüzgârlardan Kıbrıs koruduysa, bu gemiyi de Girit Adası korudu. Girit’in doğu ucundaki Salmone burnunu geçtikten sonra koşullar biraz düzeldi. Bunun nedeni, geminin güçlü rüzgârlardan bir miktar korunabileceği bir yere, yani adanın güney tarafına gelmesiydi. Yolcuların o anda ne kadar rahatlamış olabileceğini bir düşünün. Fakat gemi denizde kaldığı sürece tehlikedeydi, çünkü kış yaklaşıyordu. Mürettebat bu durumu görmezden gelemezdi. Endişelenmeleri gayet doğaldı.

      10 Luka kesin bir dille şunu söyler: “[Girit] kıyı[sı] boyunca güçlükle yol alıp . . . . Güzel Limanlar denilen bir yere geldik.” Kara bir koruma sağlasa bile, gemiyi kontrol altında tutmak zordu. Fakat sonunda, kıyı şeridinin kuzeye döndüğü yerin hemen yakınında olduğu düşünülen küçük bir koyda demir atabilecekleri bir yer buldular. Orada ne kadar kaldılar? Luka “epey vakit” kaldıklarını söyler, ancak zaman aleyhlerine işliyordu. Eylül/​Ekim aylarında deniz yolculuğu daha tehlikeliydi (Elçi. 27:8, 9).

      11. Pavlus gemidekilere hangi tavsiyede bulundu? Fakat hangi karar alındı?

      11 Pavlus Akdeniz yolculuklarında deneyimli olduğundan, bazı yolcular ondan tavsiye istemiş olabilir. Pavlus geminin yola devam etmemesi gerektiğini söyledi. Eğer devam edilirse “büyük zarar”, hatta “can kaybı” olacaktı. Fakat kaptan ve geminin sahibi, herhalde acilen daha güvenli bir yer bulmaları gerektiğini düşünerek, yola devam etmek istediler. Yulius’u ikna ettiler, ayrıca gemidekilerin çoğunluğu da kıyının daha ilerisindeki Feniks limanına ulaşmaya çalışmaları gerektiğini düşündü. Belki orası kışı geçirebilecekleri daha büyük ve daha iyi bir limandı. Bu yüzden, güneyden yanıltıcı hafif bir rüzgâr esince gemi yola çıktı (Elçi. 27:10-13).

      12. Girit’ten ayrıldıktan sonra gemi hangi tehlikelerle karşılaştı? Mürettebat felaketi önlemek için neler yaptı?

      12 Sonra daha büyük bir sorun çıktı: Kuzeydoğudan “bir fırtına koptu.” Güzel Limanlardan yaklaşık 65 kilometre uzaktaki “Gavdos denilen küçük bir adanın” arkası onlar için bir müddet korunak oldu. Fakat gemi yine de tehlikedeydi; güneye doğru sürüklenerek Afrika kıyılarındaki Sirte kumluklarına çarpıp parçalanabilirdi. Gemiciler böyle bir sondan kaçınmak için, geminin çektiği sandalı telaşla gemiye aldılar. Bunu yapmak için çok çaba sarf ettiler, herhalde sandal suyla doluydu. Ardından büyük bir gayretle, o koca geminin gövdesini bir arada tutmak için alttan halatlar, belki de zincirler geçirip gemiyi desteklediler. Ardından yelken donanımını indirdiler ve fırtınayı atlatmak için burnu rüzgâr yönünde tutmaya çalıştılar. Yaşanan bu olay ne kadar korkunç olmalı! Bu önlemler bile yeterli gelmedi, çünkü gemi ‘fırtınayla savrulup duruyordu.’ Üçüncü gün, muhtemelen geminin su üzerinde kalabilmesi için halat takımını denize attılar (Elçi. 27:14-19).

      13. Fırtına sırasında Pavlus’un bulunduğu gemide ortam nasıldı?

      13 Gemidekileri korku sarmıştı. Fakat Pavlus ve arkadaşları cesaretlerini kaybetmemişlerdi. Efendimiz, Pavlus’a Roma’da şahitlikte bulunacağına dair güvence vermişti, sonradan bir melek de bu vaadi doğruladı (Elçi. 19:21; 23:11). Yine de şiddetli fırtına iki hafta boyunca gece gündüz devam etti. Dinmeyen yağmur ve kalın bir bulut örtüsü güneşin ve yıldızların görünmesini engellediği için, kaptan gerekli gözlemleri yapıp geminin konumunu veya yönünü saptayamıyordu. Yemek yemek bile mümkün değildi. Zaten o soğuk ve yağmurlu havada, deniz tutması ve korkuyla mücadele ederken, insan yemek yemeyi nasıl düşünebilirdi?

      14, 15. (a) Pavlus gemidekilerle konuşurken daha önceki uyarısından neden söz etti? (b) Pavlus’un ümit dolu mesajından ne öğrenebiliriz?

      14 Pavlus ayağa kalktı. Daha önce onları uyardığını belirtti; fakat “Ben size söylemiştim” der gibi bir imada bulunmadı. Zaten yaşadıkları şeyler sözlerinin dinlenmeye değer olduğunu kanıtlıyordu. Onlara şöyle dedi: “Şimdi size tavsiyem, moralinizi bozmayın; çünkü gemi elden gidecekse de can kaybı olmayacak” (Elçi. 27:21, 22). Bu sözler onu dinleyenleri ne kadar rahatlatmış olmalı! Yehova paylaşması için böyle ümit dolu bir mesaj verdiğinden herhalde Pavlus da çok mutlu olmuştu. Yehova’nın her insanın hayatıyla ilgilendiğini hatırlamamız çok önemlidir. Her birey O’nun için değerlidir. Elçi Petrus ‘Yehova’nın hiç kimsenin yok olmasını istemediğini ve herkesin tövbe etmesini istediğini’ yazdı (2. Pet. 3:9). O halde elimizden geleni yaparak Yehova’nın ümit veren mesajını mümkün olduğunca çok insanla acilen paylaşmalıyız. Yehova’nın gözünde çok değerli olan insan hayatları tehlikededir.

      15 Herhalde Pavlus “Tanrı’nın . . . . verdiği vaatle ilgili ümidi” hakkında zaten gemideki birçok kişiye şahitlikte bulunmuştu (Elçi. 26:6; Kol. 1:5). Şimdi ise onlara çok yakında gerçekleşecek bir kurtuluş ümidinden söz edebilirdi. Şu sözlerle gemidekilere güvence verdi: “[Bir melek] geceleyin yanıma geldi, ‘Korkma Pavlus’ dedi, ‘Sen Sezar’ın önüne çıkmalısın. Tanrı seninle yolculuk edenlerin hepsini sana bağışladı.’” Pavlus onları şöyle teşvik etti: “Bu nedenle efendiler, moralinizi bozmayın, çünkü her şey tam bana bildirildiği gibi olacak, Tanrı’ya inanıyorum. Ancak, bizim bir adada gemiyi karaya oturtmamız gerek” (Elçi. 27:23-26).

      “Herkes Sağ Salim Karaya Çıktı” (Elçiler 27:27-44)

      Pavlus yük gemisinin ambarındaki kalabalığın içinde dua ediyor. Bitkin durumdaki yolculardan bazıları başını eğmiş, diğerleri onu izliyor. Sandıkların üzerinde bazlama ekmekleri var.

      “Herkesin önünde Tanrı’ya şükretti” (Elçiler 27:35).

      16, 17. (a) Pavlus dua etmek için hangi fırsatı kullandı? Sonuç ne oldu? (b)  Pavlus’un sözleri nasıl gerçekleşti?

      16 Yaklaşık 870 kilometre sürüklenerek geçen iki korkunç haftadan sonra, gemiciler bir değişiklik hissettiler, belki de kıyıya vuran dalgaların sesini duydular. Sürüklenmemek ve gemiyi karaya oturtabildikleri takdirde pruvasını karaya çevirmek için arka taraftan demirler attılar. O sırada gemiciler gemiden ayrılmaya kalkıştı, ama askerler buna engel oldu. Pavlus yüzbaşıya ve askerlere “Bu adamlar gemide kalmazsa sizler kurtulamazsınız” dedi. Ortamın biraz sakinleşmesiyle, Pavlus hayatta kalacaklarına dair tekrar güvence vererek herkesi yemek yemeye teşvik etti. Sonra “herkesin önünde Tanrı’ya şükretti” (Elçi. 27:31, 35). Takdir dolu bir yürekle dua ederek Luka’ya, Aristarhos’a ve İsa’nın bugünkü takipçilerine örnek oldu. Sizin de topluluk önünde yaptığınız dualar başkalarını teşvik ve teselli ediyor mu?

      17 Pavlus dua ettikten sonra “Hepsinin morali düzeldi ve bir şeyler yemeye başladılar” (Elçi. 27:36). Sonra buğday yükünü denize atarak gemiyi hafiflettiler, böylece kıyıya yaklaşırken suya daha az batmasını sağladılar. Gün doğduğunda gemiciler demirleri kestiler, arka taraftaki dümen küreklerinin iplerini çözdüler ve küçük baş yelkenini açtılar; böylece gemiyi karaya oturturken bazı manevralar yapabileceklerdi. Sonra geminin başı muhtemelen bir kumluğa ya da çamura saplanıp kaldı ve arka kısmı sert dalgalarla parçalanmaya başladı. Bazı askerler tutuklulardan hiçbiri kaçmasın diye onları öldürmek istedi; fakat Yulius buna izin vermedi. Herkesin yüzerek ya da bir şeylere tutunarak karaya çıkmasını emretti. Pavlus’un söyledikleri gerçekleşti, 276 kişinin hepsi kurtuldu. Evet, “herkes sağ salim karaya çıktı.” Fakat neredeydiler? (Elçi. 27:44).

      “Olağanüstü Bir İnsanlık” (Elçiler 28:1-10)

      18-20. Malta halkı nasıl “olağanüstü bir insanlık” gösterdi? Tanrı, Pavlus aracılığıyla hangi mucizeyi yaptı?

      18 Kazazedeler Sicilya’nın güneyindeki Malta Adası’ndaydılar. (“Malta Neresidir?” başlıklı çerçeveye bakın.) Bilmedikleri bir dil konuşan ada halkı onlara “olağanüstü bir insanlık” gösterdi (Elçi. 28:2). Sahillerine ulaşan yabancılar için bir ateş yaktılar. Gemiden kurtulanlar sırılsıklamdı ve tir tir titriyordu. Soğuğa ve yağmura rağmen ateş sayesinde ısındılar. Bu bir mucizeye de yol açtı.

      19 Pavlus yardım etmek istediği için çalı çırpı toplayıp bunları ateşe attı. O sırada ortaya çıkan zehirli bir engerek eline yapışıp onu soktu. Malta halkı bunun tanrılardan gelen bir ceza olduğunu düşündü.a

      20 Yöre halkı Pavlus’un “kızararak şişmesini bekliyordu.” Bir kaynağa göre orijinal dilde burada geçen kelime “tıbbi bir terimdir.” Böyle bir ifadenin “sevgili hekim” Luka’nın aklına hemen gelmiş olması hiç şaşırtıcı değil (Elçi. 28:6; Kol. 4:14). Durum her ne ise, Pavlus zehirli yılanı silkip attı ve bir zarar görmedi.

      21. (a) Luka’nın kaydının bu kısmında doğru anlatımla ilgili hangi örnekler var? (b) Pavlus hangi mucizeleri yaptı? Bunun Malta halkı üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

      21 Orada toprak sahibi, zengin biri olan Publius yaşıyordu. O belki Malta’daki önde gelen Romalı yetkiliydi. Luka’nın Publius’u “adanın en nüfuzlu kişisi” olarak tarif ederken kullandığı unvan, Malta dilinde iki yazıtta da geçmektedir. O Pavlus ile arkadaşlarını üç gün boyunca cömertçe ağırladı. Ancak Publius’un babası hastaydı. Luka bu durumu da doğru şekilde anlattı. Adamın hastalığını tıbbi açıdan tam olarak anlatarak onun ‘dizanteriye yakalandığını ve ateşler içinde yattığını’ yazdı. Pavlus dua edip ellerini üzerine koyarak adamı iyileştirdi. Bu mucizeden çok etkilenen yöre halkı diğer hastalarını da getirdi; ayrıca Pavlus ve arkadaşlarının ihtiyaçlarını karşılamak için armağanlar verdiler (Elçi. 28:7-10).

      22. (a) Bir profesör Luka’nın Roma yolculuğuyla ilgili kaydını nasıl övdü? (b) Sonraki bölümde hangi konuyu ele alacağız?

      22 Pavlus’un deniz yolculuğunun şu ana kadar incelediğimiz kısmı gerçektir. Bir profesöre göre, “Luka’nın . . . . kaydı, tüm Kutsal Kitaptaki betimleyici yazıların en canlı pasajlarından biri olarak dikkat çeker. Birinci yüzyıl denizciliğiyle ilgili ayrıntıları öyle nettir ve doğu Akdeniz’deki koşulları resmedişi öyle doğrudur ki”, kayıt bir günlüğe dayanıyor olmalı. Luka Pavlus’la seyahat ederken böyle notlar almış olabilir. Öyleyse, seyahatin sonraki kısmı da ona yazacak pek çok şey sağlayacaktı. Acaba Roma’ya vardıklarında Pavlus’un başına neler gelecekti? Görelim.

      MALTA NERESİDİR?

      Pavlus’un deniz kazası geçirdiği yer olan “Malta”nın neresi olduğu hakkında farklı düşünceler ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre, söz konusu yer Yunanistan’ın batı kıyısı açıklarındaki Korfu Adası’nın yakınındaki bir adadır. Başka bir iddia ise Elçilerin İşleri kitabında kullanılan “Malta” kelimesiyle ilgilidir. Bu kelimenin Yunancası Melite’dir. Dolayısıyla bazıları bu sözcükle kastedilen yerin, Hırvatistan kıyılarındaki (Adriya Denizi’nde) Mljet Adası olduğunu düşünüyor; çünkü bu adanın eski adı Melite İllyrica’dır.

      Elçiler 27:27’de ‘Adriya Denizi’nden’ söz edildiği doğrudur. Fakat Pavlus’un zamanında “Adriya” sözcüğü şimdiki Adriya Denizi’nden daha büyük bir alan için kullanılırdı. Bunun kapsamına İon Denizi ile Sicilya’nın doğusundaki ve Girit’in batısındaki sular, yani günümüzdeki Malta civarındaki deniz de girerdi.

      Pavlus’un seyahat ettiği gemi Knidos’tan güneye, Girit’in aşağısına sürüklendi. O fırtınaya hâkim rüzgârlar düşünülürse, geminin oradan dönüp Mljet ya da Korfu yakınlarındaki bir adaya varacak kadar kuzeye gitme olasılığı pek yoktu. Öyleyse mantıken Malta daha batıda bir yer olmalıdır. Buna göre gemi kazasının meydana geldiği yer, muhtemelen Sicilya’nın güneyindeki Malta Adası’dır.

      a Halkın bu tür yılanları tanıması, o zamanlar adada engerek yılanlarının olduğunu gösterir. Günümüzde Malta’da engerek bulunmaz. Bunun nedeni, adanın doğal ortamında yüzyıllar içinde meydana gelmiş değişiklikler olabilir. Ya da adadaki insan nüfusunun artışı yüzünden engerekler yok olmuş olabilir.

  • ‘Tanrı’nın Krallığını Etraflıca Anlattı’
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 27. BÖLÜM

      ‘Tanrı’nın Krallığını Etraflıca Anlattı’

      Roma’da hapis olan Pavlus iyi haberi duyurmaya devam eder

      Bu bölüm Elçiler 28:11-31’e dayanmaktadır

      1. Pavlus ile arkadaşları hangi güvenceye sahipti? Neden?

      “ZEUS’UN OĞULLARI” armasını taşıyan, muhtemelen tahılla yüklü büyük bir gemi Malta Adası’ndan İtalya’ya doğru yol alıyordu. MS yaklaşık 59 yılıydı. Gemide muhafız gözetiminde yolculuk eden Pavlus ile iman kardeşleri Luka ve Aristarhos vardı (Elçi. 27:2). Mürettebatın tersine bu vaizler Yunan tanrısı Zeus’un ikiz oğulları Kastor ve Polluks’un kendilerini korumasını beklemiyorlardı (Elçi. 28:11, dipnot). Onlar, Pavlus’un Roma’da hakikate tanıklık edeceğini ve Sezar’ın önüne çıkacağını bildiren Yehova’ya hizmet ediyordu (Elçi. 23:11; 27:24).

      2, 3. Pavlus’un bindiği gemi hangi rotayı izledi? Yolculuğunun başlangıcından itibaren Pavlus’u kim destekledi?

      2 Gemi Atina ile Roma kadar önemli ve güzel bir şehir olan Sirakusa’da üç gün kaldıktan sonra, İtalya’nın güney kıyısında bulunan Regium’a doğru yola koyuldu. Sonra güneyden esen bir rüzgârın yardımıyla İtalya’nın Puteoli limanına (bugünkü Napoli yakınları) normalden çok daha hızlı şekilde, ikinci günde vardı (Elçi. 28:12, 13).

      3 Pavlus, İmparator Neron’un önüne çıkmak için yaptığı Roma yolculuğunun artık son kısmındaydı. “Her tesellinin kaynağı olan Tanrı” yolculuğun başından sonuna dek Pavlus’la birlikteydi (2. Kor. 1:3). Göreceğimiz gibi ne Tanrı’nın desteği azaldı, ne de Pavlus bir görevli vaiz olarak coşkusunu kaybetti.

      “Pavlus . . . . Tanrı’ya Şükretti ve Cesaret Buldu” (Elçiler 28:14, 15)

      4, 5. (a) Pavlus ve arkadaşları Puteoli’de nasıl bir konukseverlik gördüler? Ona neden bu kadar çok özgürlük tanınmıştı? (b) İsa’nın takipçilerinin iyi davranışları onlara hapiste bile nasıl yarar sağlayabilir?

      4 Pavlus ile arkadaşları Puteoli’de ‘kardeşleri buldular’ ve kardeşler onlara ‘yanlarında yedi gün kalmaları için yalvardılar’ (Elçi. 28:14). İsa’nın takipçilerinin konukseverliğine şahane bir örnek! Herhalde Pavlus ile arkadaşları da o konuksever kardeşleri ruhi konularda bol bol teşvik ettiler. Acaba tutuklu birine neden bu kadar çok özgürlük tanınmıştı? Çünkü muhtemelen elçi Romalı muhafızların güvenini kazanmıştı.

      5 Çağımızda da hapishanelerde ya da toplama kamplarında bulunan Yehova’nın hizmetçilerine, Kutsal Yazılara uygun davranışları nedeniyle sık sık özgürlükler ve ayrıcalıklar tanınmıştır. Örneğin Romanya’da hırsızlık suçundan 75 yıl hapse mahkûm edilen bir adam Tanrı’nın Sözünü incelemeye başladı ve kişiliğinde çarpıcı değişiklikler oldu. Bunun üzerine cezaevi yetkilileri ona, tek başına kasabaya gidip hapishane için alışveriş yapma görevi verdi. Tabii her şeyden önemlisi iyi yaşayışımızın Yehova’yı yüceltmesidir (1. Pet. 2:12).

      6, 7. Romalı kardeşler nasıl olağanüstü bir sevgi gösterdiler?

      6 Pavlus ile arkadaşları Puteoli’den Capua’ya kadar herhalde yaklaşık 50 kilometre yürüdüler. Capua, Roma’ya giden Appia Yolunun üzerindeydi. Düz, geniş lav bloklarıyla döşeli bu ünlü yolda, İtalya’nın şahane kır manzaraları görülebilirdi ve bazı noktalarda bu görüntülere Akdeniz manzaraları da eklenirdi. Bu yol balçık kaplı bir alan olan ve Roma’dan yaklaşık 60 kilometre uzaktaki Pontino Bataklıkları denen yerden de geçerdi. Appius Çarşısı bu bataklık bölgenin yakınında bulunuyordu. Luka’nın yazdığına göre, Roma’daki kardeşler onların ‘haberini alınca’ bazıları Çarşıya kadar geldi, diğerleri de Roma’dan yaklaşık 50 kilometre uzakta bir mola yeri olan Üç Hanlarda bekledi. Ne büyük bir sevgi! (Elçi. 28:15).

      7 Appius Çarşısı zahmetli bir yolculuktan sonra bitkin düşmüş yolcular için pek rahat bir dinlenme yeri değildi. Romalı şair ve yergi yazarı Horatius, Çarşıyı “gemicilerle ve kavgacı hancılarla dolu” bir yer olarak tanımlar. O, “suyun son derece iğrenç” olduğunu ve orada yemek bile yemediğini yazar. Ancak tüm bu olumsuz şartlara rağmen, Roma’dan gelen kardeşler Pavlus ve arkadaşlarını orada sevinçle beklediler. Çünkü vaizlere yolculuklarının son kısmında eşlik edeceklerdi.

      8. Pavlus iman kardeşlerini “görünce” neden Tanrı’ya şükretti?

      8 Kayıt şöyle der: “Pavlus onları görünce Tanrı’ya şükretti ve cesaret buldu” (Elçi. 28:15). Evet, bu sevgili kardeşleri görmek bile elçiyi güçlendirdi ve teselli etti; belki de onlardan bazılarını şahsen tanıyordu. Pavlus Tanrı’ya neden şükretti? O özverili sevginin ruhun meyvesini oluşturan niteliklerden biri olduğunu biliyordu (Gal. 5:22). Bugün de kutsal ruh İsa’nın takipçilerini birbirleri için özveride bulunmaya ve muhtaç durumda olanları teselli etmeye yöneltiyor (1. Sel. 5:11, 14).

      9. Pavlus’u karşılayan kardeşlerinkine benzer bir tutumu nasıl gösterebiliriz?

      9 Örneğin kutsal ruh konuksever kardeşleri çevre gözetmenlerinin ve tamgün hizmet eden diğer kişilerin ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye yöneltir. Tamgün hizmet eden kardeşlerden birçoğu Yehova’ya daha fazla hizmet edebilmek için büyük özverilerde bulunmuştur. Öyleyse siz de kendinize şunları sorun: ‘Çevre gözetmeninin ziyaretini desteklemek, belki de ona ve evliyse eşine konukseverlik göstermek üzere daha fazla şey yapabilir miyim? Onlarla tarla hizmetinde birlikte çalışmak için program yapabilir miyim?’ Böyle yaparsanız zengin nimetler elde edeceksiniz. Örneğin Pavlus ile arkadaşlarının iman güçlendirici tecrübelerini onların ağzından dinlerken Romalı kardeşlerin duyduğu sevinci bir düşünün (Elçi. 15:3, 4).

      ‘Her Yerde Bu Mezhebin Aleyhinde Konuşuluyor’ (Elçiler 28:16-22)

      10. Pavlus Roma’da hangi koşullardaydı? Elçi oraya vardıktan kısa süre sonra ne yaptı?

      10 Sonunda yolcular Roma’ya girdiğinde Pavlus’un “asker gözetiminde tek başına kalmasına izin verildi” (Elçi. 28:16). Ev hapsinde olan biri firar etmemesi için muhafızına zincirle bağlanırdı. Durum böyle bile olsa, Pavlus bir Krallık müjdecisiydi ve zincirler onu susturamazdı. Dolayısıyla, yolculuğun yorgunluğunu atmak için sadece üç gün dinlendikten sonra, kendini tanıtmak ve şahitlikte bulunmak amacıyla Roma’daki Yahudilerin ileri gelenlerini çağırdı.

      11, 12. Pavlus soydaşlarıyla konuşurken nasıl onların olası önyargılarını yıkmaya çalıştı?

      11 Pavlus şöyle dedi: “Efendiler, kardeşler, ben halkın aleyhinde veya atalarımızın âdetlerine ters hiçbir şey yapmadığım halde, Yeruşalim’de tutuklanıp Romalıların eline teslim edildim. Onlar beni sorguladıktan sonra serbest bırakmak istediler, çünkü ölümü gerektirecek bir suçum yoktu. Ancak Yahudiler buna karşı çıkmaya devam edince, davamı Sezar’a arz etmek zorunda kaldım; fakat bunu milletimden şikâyetçiymişim gibi yapmadım” (Elçi. 28:17-19).

      12 Pavlus Yahudi dinleyicilerine “kardeşler” diye hitap ederek onlarla ortak bir zemin oluşturmaya ve olası önyargılarını yıkmaya çalıştı (1. Kor. 9:20). Ayrıca orada olma sebebinin soydaşlarını suçlamak değil, davasını Sezar’a arz etmek olduğunu açıkladı. Fakat Roma’daki Yahudi topluluğu Pavlus’un temyiz başvurusunda bulunduğunu bilmiyordu (Elçi. 28:21). Onlarla Yahudiye’deki Yahudiler arasında neden böyle bir iletişim kopukluğu olmuştu? Bir kaynak şunu belirtiyor: “Pavlus’un gemisi kışın ardından İtalya’ya gelen ilk gemilerden biri olmalıydı; ne Yeruşalim’deki Yahudi yetkililerin temsilcileri ne de bu davayla ilgili bir mektup Roma’ya gelebilmişti.”

      13, 14. Pavlus Krallık temasını anlatmaya nasıl başladı? Onu nasıl örnek alabiliriz?

      13 Pavlus Yahudi misafirlerinin merakını uyandıracak bir sözle Krallık temasını anlatmaya başladı. Şöyle dedi: “İşte bu nedenle sizi görmek ve sizlerle konuşmak için ricada bulundum, çünkü İsrail’in ümidinden ötürü bu zincirlerle bağlıyım” (Elçi. 28:20). Elbette bu ümit, Hıristiyan cemaatinin duyurduğu Mesih ve onun Krallığıyla bağlantılıydı. Yahudi ihtiyarlar şöyle cevap verdiler: “Bizce doğru olan, senin görüşlerini senden dinlemektir, çünkü her yerde bu mezhebin aleyhinde konuşulduğunu biliyoruz” (Elçi. 28:22).

      14 İyi haberi paylaşma fırsatı bulduğumuzda bizi dinleyenlerin ilgisini uyandırmak için düşündürücü ifadeler ve sorular kullanarak Pavlus’u örnek alabiliriz. Kutsal Yazılardan Kanıtlar Gösterin, Vaizlik Eğitim İbadetinden Yararlanın ya da Okumak ve Öğretmek Konusunda Kendinizi Geliştirin gibi yayınlarda harika öneriler bulabiliriz. Bu yardımcı yayınlardan tam olarak yararlanıyor musunuz?

      Bizim İçin Bir Örnek: ‘Tanrı’nın Krallığını Etraflıca Anlattı’ (Elçiler 28:23-29)

      15. Pavlus’un şahitliğinde göze çarpan dört nokta nedir?

      15 Roma’daki Yahudiler kararlaştırdıkları gün Pavlus’un kaldığı yere “daha kalabalık geldiler.” Pavlus “Tanrı’nın krallığını etraflıca anlatarak ve İsa hakkında hem Musa kanunundan hem Peygamberlerin kitaplarından ikna edici kanıtlar göstererek sabahtan akşama dek konuştu” (Elçi. 28:23). Pavlus’un şahitliğinde dört nokta göze çarpmaktadır. İlk olarak o, konuşurken Tanrı’nın Krallığına odaklandı. İkinci olarak Kutsal Yazılardan mantık yürüttü. Üçüncü olarak, “ikna edici kanıtlar göstererek” dinleyicilerinin dikkatini çekmeye çalıştı. Dördüncü olarak, “sabahtan akşama dek” şahitlikte bulunarak özverili bir tutum sergiledi. Bizim için ne kadar güzel bir örnek! Peki sonuç ne oldu? “Söylediklerine bazıları inanmaya başladı”, diğerleriyse inanmadı. Luka’nın bildirdiğine göre ziyarete gelenler anlaşmazlığa düştüler ve “çıkıp gitmeye başladılar” (Elçi. 28:24, 25a).

      16-18. Roma’daki Yahudilerin olumsuz tepkisi Pavlus’u neden şaşırtmadı? Mesajımız reddedildiğinde neler hissetmeliyiz?

      16 Yahudilerin bu tepkisi Pavlus’u şaşırtmadı; çünkü o daha önce de bu tepkiyle karşılaşmıştı ve Kutsal Yazılarda böyle olacağı bildirilmişti (Elçi. 13:42-47; 18:5, 6; 19:8, 9). Bu yüzden Pavlus çıkıp giden duyarsız ziyaretçilerine şunları dedi: “Kutsal ruhun atalarınıza İşaya peygamber aracılığıyla söylediği şu sözler boşuna değil: ‘Bu halka git ve söyle: “Çok şey duyacaksınız, fakat hiçbir şey anlamayacaksınız; çok şey göreceksiniz, fakat hiçbir şey seçemeyeceksiniz. Çünkü bu halkın yüreği duyarsızlaştı”’” (Elçi. 28:25b-27). “Duyarsızlaşmak” olarak tercüme edilen kelime orijinal dilde “kalınlaşmak” ya da “yağ bağlamak” anlamına gelir ve bu durumdaki bir yürek Krallık mesajının içine işlemesine izin vermez (Elçi. 28:27). Ne acı bir durum!

      17 Pavlus sözlerini sona erdirirken o Yahudilerin tersine ‘diğer milletlerin kesinlikle dinleyeceğini’ söyledi (Elçi. 28:28; Mezm. 67:2; İşa. 11:10). Gerçekten de elçi bunu kesinlikle söyleyebilirdi. Çünkü başka milletlerden olan birçok kişinin Krallık mesajına olumlu karşılık verdiğini şahsen görmüştü (Elçi. 13:48; 14:27).

      18 İnsanlar iyi haberi reddettiğinde biz de Pavlus gibi bunu kişisel bir mesele haline getirmeyelim. Ne de olsa hayata giden yolu nispeten az sayıda kişinin bulacağını biliyoruz (Mat. 7:13, 14). Ayrıca doğru tutuma sahip kişiler hakiki tapınmadan yana tavır aldıklarında sevinelim ve onlara içtenlikle kucak açalım (Luka 15:7).

      “Tanrı’nın Krallığını Duyuruyor” (Elçiler 28:30, 31)

      19. Pavlus içinde bulunduğu şartlardan nasıl en iyi şekilde yararlandı?

      19 Luka, kitabını sıcak bir izlenim bırakan şu olumlu sözlerle sonlandırır: “Pavlus kendi kiraladığı evde tam iki yıl kaldı. Yanına gelen herkesi kabul ediyordu. Hiçbir engelle karşılaşmadan, büyük bir cesaretle onlara Tanrı’nın krallığını duyuruyor ve Efendimiz İsa Mesih’le ilgili gerçekleri öğretiyordu” (Elçi. 28:30, 31). Pavlus konukseverlik, iman ve gayret konusunda çok çarpıcı bir örnekti!

      20, 21. Pavlus’un Roma’daki hizmetinden yararlanan bazı kişiler kimlerdi?

      20 Pavlus’un kabul ettiği kişilerden biri, Kolose’den kaçıp gelmiş Onisimos isminde bir köleydi. Elçi onun İsa’nın takipçisi olmasına yardım etti ve o da elçinin “sadık ve sevgili kardeşi” oldu. Gerçekten de Pavlus ondan “manevi babası olduğum evladım” diye söz etti (Kol. 4:9; Filim. 10-12). Onisimos’un hakikate gelmesi Pavlus’u çok teşvik etmiş olmalı.a

      21 Pavlus’un güzel örneğinden başkaları da yararlandı. O Filipililere şöyle yazdı: “Başıma gelen olaylar aslında iyi haberin yayılmasıyla sonuçlanmıştır. Mesih uğrunda hapsedildiğimi, İmparatorluk Muhafız Alayı da dahil olmak üzere herkes öğrendi. Böylece, Efendimizin hizmetindeki kardeşlerin çoğu, zincire vurulmuş olmamdan aldıkları güvenle, Tanrı’nın sözünü korkusuzca bildirmek üzere daha büyük bir cesaret gösteriyorlar” (Filip. 1:12-14).

      22. Pavlus Roma’da hapiste geçirdiği dönemden nasıl yararlandı?

      22 Pavlus Roma’da hapiste geçirdiği dönemden yararlanarak Yunanca Kutsal Yazıların bir kısmı olan önemli mektuplar yazdı.b Bu mektuplar, birinci yüzyılda onları okuyan Hıristiyanlara çok yarar sağladı. Bugün biz de Pavlus’un mektuplarından yararlanıyoruz, çünkü onun Tanrı ilhamıyla kaleme aldığı öğütler günümüzde de geçerlidir (2. Tim. 3:16, 17).

      PAVLUS’UN ROMA’DA İLK TUTUKLULUĞU SIRASINDA YAZDIĞI BEŞ MEKTUP

      Elçi Pavlus mektuplarından beşini MS yaklaşık 60-61’de, Roma’daki ilk tutukluluğu sırasında yazdı. İman kardeşi Filimon’a yazdığı mektupta, onun kaçak kölesi Onisimos’un İsa’nın bir takipçisi olduğunu açıklar. Pavlus Onisimos’un manevi babasıydı ve ‘daha önceleri işe yaramaz’ olan bu köleyi şimdi bir kardeş olarak efendisine geri gönderiyordu (Filim. 10-12, 16).

      Pavlus Koloselilere yazdığı mektupta Onisimos’un artık iman kardeşlerinden biri olduğunu belirtir (Kol. 4:9). Onisimos ve yine İsa’nın bir takipçisi olan Tihikos, sözü edilen bu iki mektubun yanı sıra Pavlus’un Efesoslulara yazdığı mektubu da yerine ulaştırma imtiyazına sahip oldu (Efes. 6:21).

      Pavlus Filipililere yazdığı mektupta ‘zincire vurulduğundan’ söz eder ve yine mektubu götüren kişinin, yani bu kez Epafroditos’un durumundan bahseder. Filipi cemaati Epafroditos’u Pavlus’a yardımcı olması için göndermişti. Fakat Epafroditos çok hastalanmıştı, öyle ki ölümün eşiğine gelmişti. O, Filipi’deki kardeşler ‘hasta olduğunu işittikleri’ için de çok üzülmüştü. Pavlus onlara “böyle kişilere” değer vermelerini söyledi (Filip. 1:7; 2:25-30).

      İbraniler mektubu Yahudiye’deki İbrani Hıristiyanlara yazıldı. Her ne kadar bu mektupta yazarın kimliği tam olarak belirtilmiyorsa da, kanıtlar onun Pavlus olduğunu gösteriyor. Mektupta yürütülen muhakeme onun tarzını yansıtır. Pavlus İtalya’dan selam söyler ve Roma’da yanında olan Timoteos’tan söz eder (Filip. 1:1; Kol. 1:1; Filim. 1; İbr. 13:23, 24).

      23, 24. Çağımızda İsa’nın birçok takipçisi haksız yere hapsedilmelerine rağmen nasıl Pavlus gibi olumlu bir tutum sergiledi?

      23 Elçilerin İşleri kitabında Pavlus’un ne zaman serbest bırakıldığından söz edilmese de, o iki yıl Sezariye’de iki yıl da Roma’da olmak üzere yaklaşık dört yılını tutuklu olarak geçirmişti.c (Elçi. 23:35; 24:27). O tutukluluk döneminde Tanrı’ya elinden geldiğince hizmet ederek olumlu tutumunu korudu. Çağımızda da Yehova’nın birçok hizmetçisi inançları nedeniyle haksız yere hapsedilse de sevincini korudu ve iyi haberi duyurmaya devam etti. İspanya’da tarafsızlığı nedeniyle hapsedilen Adolfo adlı İsa’nın takipçisinin örneğini düşünelim. Bir subay ona şöyle dedi: “Sana hayret ediyoruz. Senin için hayatı çekilmez kılıyoruz, fakat biz kötü davrandıkça sen gülümsüyorsun ve bize nazik davranıyorsun.”

      24 Zamanla Adolfo’ya hücresinin kapısını açık bırakacak kadar güvendiler. Askerler Kutsal Kitap hakkında sorular sormak üzere onun yanına gelmeye başladılar. Hatta bir gardiyan Kutsal Kitabı okumak üzere hücresine her geldiğinde Adolfo onun için gözcülük yaptı. Yani bir tutuklu olmasına rağmen gardiyanın görevini yerine getirdi. Böyle sadık şahitlerin güzel örneği bizi “Tanrı’nın sözünü korkusuzca bildirmek üzere daha büyük bir cesaret” göstermeye yöneltsin.

      25, 26. Pavlus 30 yıldan kısa bir süre içinde hangi şaşırtıcı peygamberlik sözlerinin gerçekleştiğini gördü? Bu peygamberlik sözleri günümüzde nasıl gerçekleşiyor?

      25 Mesih’in ev hapsindeki elçisi kendisini ziyaret eden herkese ‘Tanrı’nın krallığını duyuruyordu.’ Sürükleyici bir kitap olan Elçilerin İşleri kaydı için ne etkileyici bir son! Birinci bölümde İsa’nın, takipçilerine şu görevi verdiğini okuyoruz: “Kutsal ruh üzerinize inince güç kazanacaksınız; Yeruşalim’de, bütün Yahudiye’de, Samiriye’de ve yeryüzünün en uzak yerlerine dek şahitlerim olacaksınız” (Elçi. 1:8). Bu sözlerin söylenmesinin üzerinden 30 yıl geçmeden Krallık mesajı “gök altında tüm insanlar arasında duyurulmuştu”d (Kol. 1:23). Tanrı’nın ruhunun gücünü gösteren ne büyük bir kanıt! (Zek. 4:6).

      26 Bugün de Tanrı’nın ruhu Mesih’in kardeşlerinin artakalanı ile onların ‘başka koyunlardan’ olan arkadaşlarına güç veriyor. Bu sayede onlar dünyanın 240’tan fazla yerinde ‘Tanrı’nın krallığını etraflıca anlatmaya’ devam ediyorlar (Yuhn. 10:16; Elçi. 28:23). Siz de bu işe tam anlamıyla katılıyor musunuz?

      PAVLUS’UN MS 61’DEN SONRAKİ YAŞAMI

      Pavlus İmparator Neron’un önüne herhalde MS yaklaşık 61’de çıkarıldı ve anlaşılan imparator onun suçsuz olduğuna karar verdi. Daha sonra Pavlus’un neler yaptığı hakkında çok şey bilmiyoruz. Eğer planladığı İspanya yolculuğunu gerçekleştirdiyse, bu o döneme rastlamış olmalı (Rom. 15:28). MS 95’te Romalı Clemens, Pavlus’un “[Batının] en uç noktasına” kadar gittiğini yazdı.

      Pavlus’un serbest bırakıldıktan sonra yazdığı üç mektuptan (1. ve 2. Timoteos ve Titus) Girit, Makedonya, Nikopolis ve Troas’ı ziyaret ettiğini öğreniyoruz (1. Tim. 1:3; 2. Tim. 4:13; Tit. 1:5; 3:12). Tekrar tutuklandığı yer Yunanistan’ın Nikopolis şehri olabilir. Bilinen şu ki o, MS yaklaşık 65’te yeniden Roma’da hapisteydi. Fakat bu sefer Neron merhamet göstermedi. MS 64’te bir yangın yüzünden şehir harap olduğunda, Romalı tarihçi Tacitus’a göre Neron haksız yere Hıristiyanları suçladı ve onlara karşı acımasız bir zulüm kampanyası başlattı.

      Ölümünün yakın olduğunu bilen Pavlus Timoteos’a yazdığı ikinci mektupta ondan ve Markos’tan kısa sürede yanına gelmelerini istedi. Pavlus’u teselli etmek için hayatlarını tehlikeye atan Luka ve Onisiforos’un cesareti de dikkate değerdir (2. Tim. 1:16, 17; 4:6-9, 11). Gerçekten de herkesin önünde Hıristiyan olduğunu söylemek tutuklanmayı ve işkence görerek öldürülmeyi göze almak anlamına geliyordu. Pavlus büyük ihtimalle MS yaklaşık 65’te Timoteos’a son mektubunu yazdıktan kısa süre sonra öldürüldü. Bundan yaklaşık üç yıl sonra Neron’un da feci bir şekilde hayatını kaybettiği biliniyor.

      İYİ HABER “TÜM İNSANLAR ARASINDA DUYURULMUŞTUR”

      Elçi Pavlus MS yaklaşık 61’de Roma’da tutukluyken ‘iyi haberin gök altında tüm insanlar arasında duyurulmuş’ olduğunu yazdı (Kol. 1:23). O bu sözlerle acaba ne demek istedi?

      Anlaşılan Pavlus ‘iyi haberin’ ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlatmak için genel bir ifade kullandı. Örneğin Büyük İskender MÖ dördüncü yüzyılda Asya’ya girmiş ve Hindistan sınırlarına dayanmıştı. Julius Sezar MÖ 55’te Britanya’yı istila etmişti; Klaudius da adanın güney kısmını kontrolü altına alarak MS 43’te burayı Roma İmparatorluğunun bir kısmı haline getirmişti. Ayrıca Uzakdoğu da biliniyordu, çünkü has ipeğin anavatanıydı.

      Acaba iyi haber Britanya’da, Çin’de ve Uzakdoğu’da duyurulmuş muydu? Pek öyle gözükmüyor. Örneğin, MS yaklaşık 56’da Pavlus henüz “ayak basmadığı” İspanya’da iyi haberi duyurmak istediğini söylemişti. Fakat Koloselilere yukarıdaki sözleri yazdığında bu amacına hâlâ ulaşamamıştı (Rom. 15:20, 23, 24). Yine de MS yaklaşık 61’e gelindiğinde Krallık mesajı geniş çapta biliniyordu. İyi haber en azından MS 33 yılının Pentikost’unda vaftiz edilen Yahudilerin ve Yahudiliği benimsemiş olanların memleketlerine, ayrıca İsa’nın elçilerinin gittiği topraklara kadar yayılmıştı (Elçi. 2:1, 8-11, 41, 42).

      a Pavlus Onisimos’u Roma’da yanında tutmak istedi. Fakat bu, Roma kanunlarına aykırıydı ve Onisimos’un bir Hıristiyan olan efendisi Filimon’un haklarını çiğnemek anlamına gelecekti. Dolayısıyla Onisimos Filimon’a döndü ve yanında Pavlus’tan bir mektup götürdü. Bu mektupta elçi, Filimon’dan kölesini dostça ve bir iman kardeşi olarak karşılamasını rica ediyordu (Filim. 13-19).

      b “Pavlus’un Roma’da İlk Tutukluluğu Sırasında Yazdığı Beş Mektup” başlıklı çerçeveye bakın.

      c “Pavlus’un MS 61’den Sonraki Yaşamı” başlıklı çerçeveye bakın.

      d “İyi Haber ‘Tüm İnsanlar Arasında Duyurulmuştur’” başlıklı çerçeveye bakın.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş