-
Bilim ve Din Arasındaki Çatışmanın DoğuşuGözcü Kulesi—2005 | 1 Nisan
-
-
Tartışma Kızışıyor
Tartışmaya daha sonra yine Katolik olan İtalyan gökbilimci, matematikçi ve fizikçi Galileo Galilei de katıldı (1564-1642). Galileo yeni icat edilmiş mercekler takarak yaptığı teleskoplarla gökte daha önce görülmemiş ayrıntıları gördü. Yaptığı gözlemler onu Kopernik’in haklı olduğuna inandırdı. Galileo günümüzde güneş lekeleri olarak adlandırılan lekeleri de gördü; bu şekilde felsefe ve din alanında çok değer verilen bir öğretinin doğruluğu konusunda da kuşku uyandırdı; bu, güneşin değişmez ve bozulmaz olduğu görüşüydü.
Kopernik’ten farklı olarak Galileo fikirlerini savunmakta cesur ve ateşliydi. Ayrıca savunmasını, o zamana kadar Kopernik kuramına açıkça karşı çıkmış olan Katolik Kilisesinin düşmanca tavrına rağmen yaptı. Dolayısıyla Galileo, günmerkezli evren modelinin hem doğru hem de Kutsal Yazılarla uyumlu olduğunu iddia ettiğinde, Kilise bu düşüncede sapkınlık kokusu almıştı.a
Galileo kendini savunmak için Roma’ya gitti, ama boşunaydı. 1616’da Kilise ona Kopernik’i desteklememesini emretti. Galileo bir süre sessiz kaldı. Sonra 1632’de Kopernik’i destekleyen başka bir kitap yayımladı. Hemen sonraki yıl Engizisyon, Galileo’yu ömür boyu hapse mahkûm etti. Fakat yaşı nedeniyle cezayı çok geçmeden ev hapsine çevirdiler.
Birçok kişi Galileo’nun kiliseyle çatışmasını, bilimin, din ve daha geniş anlamda Mukaddes Kitap karşısında kazandığı bir zafer olarak görüyor. Bununla birlikte sonraki makalede göreceğimiz gibi bu çok basit bir sonuçtur ve pek çok gerçeği göz ardı eder.
[Dipnot]
a Galileo hazır cevaplığı ve alaylı karşılıklarıyla gereksiz yere nüfuzlu düşmanlar kazandı. Dinsel bir otoriteymiş gibi, günmerkezli evren modelinin Kutsal Yazılarla uyumlu olduğunu iddia etmesi kiliseyi daha da çok kızdırdı.
-
-
Bilim Ve Mukaddes Kitap Gerçekten Birbiriyle Çelişir mi?Gözcü Kulesi—2005 | 1 Nisan
-
-
Bilim Ve Mukaddes Kitap Gerçekten Birbiriyle Çelişir mi?
GALİLEO ve Katolik Kilisesi arasındaki çatışmanın tohumları Kopernik ve Galileo doğmadan yüzyıllarca önce ekilmişti. Evrenin Yermerkezli (jeosantrik) olduğu görüşü eski Yunanlılar tarafından benimsenmiş ve filozof Aristoteles (MÖ 384-322) ve astronom-astrolog Ptolemaios (MS ikinci yüzyıl) sayesinde ün kazanmıştı.a
Aristoteles’in evrenle ilgili görüşü, Pisagor olarak da bilinen Yunanlı matematikçi ve filozof Pythagoras’tan (MÖ altıncı yüzyıl) etkilendi. Aristoteles, Pythagoras’ın daire ve kürenin kusursuz biçimde olduğu görüşünü benimseyerek, tıpkı bir soğanın içindeki katlar gibi gökyüzünün de küre içinde küre olduğuna inandı. Her küre kristaldendi ve hepsinin merkezi Yer’di. Yıldızlar hareketini doğaüstü gücün merkezi olan en dıştaki küreden alarak daire şeklinde hareket ediyordu. Aristoteles de güneşin ve diğer gök cisimlerinin kusursuz olduğuna, değişiklikten etkilenmediğine ve herhangi bir hatası olmadığına inandı.
Aristoteles’in büyük görüşü bilimin değil, felsefenin bir ürünüdür. O, Yer’in hareket halinde olmasının makul olmayacağını düşündü. Bir boşluk ya da uzay düşüncesini de reddetti; çünkü hareket eden Yer’in sürtüşmeden etkileneceğine ve sabit bir güç uygulanmazsa hareketinin duracağına inandı. Aristoteles’in görüşü var olan bilgilerin çerçevesinde mantıklı göründüğünden yaklaşık 2.000 yıl bu ilk şekliyle kabul görmeye devam etti. Hatta 16. yüzyılın sonlarında bile Fransız filozof Jean Bodin bu yaygın görüşü şöyle açıkladı: “Aklı başında ya da fizik hakkında azıcık bilgisi olan hiç kimse muazzam ağırlıkta olan Yer’in kendi merkezi ve güneşin merkezi etrafında sendelemekte olduğunu düşünmez; çünkü Yer çok az bile hareket etseydi, şehirlerin, kalelerin, kasabaların ve dağların yerle bir olduğunu görürdük.”
Aristoteles’in Görüşü Kilise Tarafından Benimsendi
Galileo ve kilise arasındaki çatışmaya yol açan başka bir neden 13. yüzyılda meydana geldi ve bu Katolik ilahiyatında bir yetkili olan Aquino’lu Tommaso (1225-1274) ile ilgiliydi. Tommaso, Büyük Filozof diye adlandırdığı Aristoteles’e derin bir saygı duyuyordu. Tommaso, Aristoteles’in felsefesiyle kilisenin öğretilerini kaynaştırmak için beş yıl uğraştı. Wade Rowland, Galileo’s Mistake (Galileo’nun Yanlışı) kitabında Galileo’nun zamanı hakkında şöyle söylüyor: “Aristoteles’in felsefesini kilise öğretileriyle karıştıran Tommaso’nun ilahiyatı Katolik Kilisesinin temel dogması olmuştu.” O günlerde bağımsız bir bilim camiası olmadığını da unutmayın. Eğitim büyük ölçüde kilisenin kontrolündeydi. Dinde ve bilimdeki tek otorite de yine kiliseydi.
Dolayısıyla, kilise ve Galileo arasındaki çatışma için ortam hazırdı. Astronomiyle uğraşmadan önce Galileo devinim üzerine bir tez hazırlamıştı. Bu tez, çok saygı duyulan Aristoteles’in yapmış olduğu birçok varsayımı sorguluyordu. Fakat Galileo’nun günmerkezli evren görüşünü kararlılıkla savunması ve bunun Kutsal Yazılarla uyumlu olduğunu iddia etmesi onun 1633’te Engizisyon tarafından yargılanmasına yol açtı.
Galileo savunmasında Tanrı’nın ilham edilmiş Sözü olarak Mukaddes Kitaba duyduğu güçlü imanı tekrar ortaya koydu. O aynı zamanda Kutsal Yazıların sıradan insanlar için yazıldığını ve güneşin görünürdeki hareketiyle ilgili Mukaddes Kitaptaki kayıtların gerçek anlamda yorumlanmaması gerektiğini de iddia etti. Fakat bütün çabası boşunaydı. Çünkü Galileo Kutsal Yazılar hakkında Yunan felsefesine dayanan bir yorumu reddettiğinden mahkûm edildi. Katolik Kilisesi Galileo’ya verilen hükmün hatalı olduğunu ancak 1992 yılında kabul etti.
Alınacak Dersler
Bu olanlardan ne öğrenebiliriz? Öncelikle Galileo’nun Mukaddes Kitap hakkında hiçbir kuşkusu yoktu. Tersine o kilisenin öğretilerini sorgulamıştı. Dini konularda yazan bir yazar şöyle dedi: “Galileo olayından alınacak ders, Kilisenin Mukaddes Kitap hakikatlerine fazla bağlı olduğu değil, yeterince bağlı olmadığıdır.” Yunan felsefesinin kendi teolojisini etkilemesine izin veren kilise, Mukaddes Kitap öğretilerini izlemek yerine geleneklere teslim oldu.
Tüm bunlar bize Mukaddes Kitaptaki şu uyarıyı hatırlatıyor: “Dikkat edin; insan geleneklerine ve bu dünyanın benimsediği temellere dayanan felsefeyle, yanıltıcı boş sözlerle sizi tuzağa düşürmek isteyenler olabilir; bu gibi şeyler Mesih’ten değildir” (Koloseliler 2:8).
-