-
Kutsal Kitap Neden İncelenmeli?Kutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
Kutsal Kitap Neden İncelenmeli?
Kutsal Kitap hakkında bilginiz var mı? Bu eşsiz eser, tarih boyunca en geniş çapta dağıtılan kitap olarak, diğer tüm kitaplardan büyük farkla önde gitmektedir. Verdiği mesaj her kültürden insan için ümit ve teselli kaynağıdır, öğütleri günlük yaşamda yararlıdır. Yine de birçok insan Kutsal Kitap hakkında pek bilgi sahibi değildir. Dindar biri olun ya da olmayın siz de bu kitabı merak etmiş olabilirsiniz. Bu yayın size Kutsal Kitap hakkında temel bir bilgi vermek üzere hazırlanmıştır.
ELİNİZE alıp okumaya başlamadan önce Kutsal Kitap hakkında birkaç şeyi bilmeniz yararlı olur. Tevrat, Zebur ve İncil olarak da bilinen Kutsal Kitap 66 kısımdan oluşur ve Başlangıç (Tekvin) kitabıyla başlayıp Vahiy kitabıyla sona erer.
Kutsal Kitap kimin eseridir? Bu çok merak edilen bir konudur. Aslında, Kutsal Yazılar yaklaşık 1.600 yıllık bir sürede 40 kadar kişi tarafından kaleme alınmıştır. Fakat bu kişilerin Kutsal Kitabın yazarının kendileri olduğunu iddia etmemeleri dikkate değer. Kitabı kaleme alanlardan biri şöyle yazdı: “Kutsal Yazıların tümü Tanrı ilhamıdır” (2. Timoteos 3:16). Bir diğeri şöyle dedi: “Benim aracılığımla konuşan Yehova’nın ruhuydu, O’nun sözü dilimdeydi” (2. Samuel 23:2). Dolayısıyla, Kutsal Kitabı yazanlar onun aslında evrenin Ulu Hükümdarı Yehova Tanrı’nın eseri olduğunu belirttiler. Onlar, bu kitapta Tanrı’nın isteğini açıkladılar; Tanrı’nın isteği insanların Kendisine yaklaşmasıdır.
Kutsal Kitabı anlayabilmemiz için şart olan bir şey daha var. Bu kitabı oluşturan tüm kutsal yazıların işlediği genel bir tema vardır: Tanrı’nın tüm insanlar üzerinde hüküm sürme hakkı vardır ve gökte kurduğu Krallık yönetimi bunu kanıtlayacaktır. Sonraki sayfalarda bu temanın Başlangıç’tan Vahiy’e dek tüm kitapta nasıl işlendiğini göreceksiniz.
Şimdi bunları akılda tutarak, dünyanın en tanınmış kitabı olan Kutsal Kitabın anlattığı mesajı ele alalım.
-
-
Yaratıcı İnsana Bir Cennet VeriyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
1. BÖLÜM
Yaratıcı İnsana Bir Cennet Veriyor
Tanrı maddi evreni ve yeryüzündeki yaşamı var ediyor; kusursuz bir erkek ve kadın yaratıyor, onları güzel bir bahçeye yerleştirip itaat etmeleri gereken emirler veriyor
BUGÜNE dek yazılmış tüm giriş sözleri arasında en ünlüsü şudur: “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı” (Başlangıç 1:1). Bu kısa ama çarpıcı cümleyle Kutsal Kitap bizi, kutsal yazıların baş karakteriyle tanıştırır; O, Mutlak Güce Sahip Tanrı Yehova’dır. Kutsal Kitabın bu ilk ayeti Tanrı’nın, yaşadığımız gezegen de içinde olmak üzere muazzam maddi evrenin Yaratıcısı olduğunu gösterir. Sonraki ayetler ise, mecazi anlamda “gün” denilen uzun dönemler boyunca, Tanrı’nın, evimiz olan yeryüzünü hazırlamasını ve tüm doğa harikalarını yaratmasını anlatır.
Tanrı’nın dünyadaki en büyük eseri insandı. İnsan, Tanrı Yehova’nın yansıması olarak yaratıldı; sevgi, hikmet gibi O’nun kişiliğine özgü nitelikleri gösterebilecek kapasitedeydi. Tanrı insanı yerin toprağından yarattı. Sonra Âdem ismini verdiği bu insanı bir cennete, Aden bahçesine yerleştirdi. Bu bahçeyi Tanrı Kendisi kurmuş ve güzel meyve ağaçlarıyla doldurmuştu.
Sonra Tanrı insanın bir eşe ihtiyacı olduğunu gördü. Âdem’in kaburga kemiklerinden birini kullanarak bir kadın yapıp eşi olması için ona getirdi, daha sonra kadına Havva adı verildi. O zaman, mutluluktan coşan Âdem’in dilinden şu dizeler dökülmüştü: “İşte sonunda! Kemiği kemiklerimden, eti etimden olan biri.” Tanrı da şunları söylemişti: “Bu nedenle adam, anasını babasını bırakacak, karısına bağlanacak ve onlar tek beden olacaklar” (Başlangıç 2:22-24; 3:20).
Tanrı Âdem ve Havva’ya iki emir verdi. Bunlardan ilki, evleri olan yeryüzünü işleyip ona bakmaları ve zaman içinde soylarıyla doldurmalarıydı. İkinci olarak da, bu koca bahçede yalnızca tek bir ağacın, “iyiyi kötüyü bilme ağacının” meyvesinden yememelerini söyledi (Başlangıç 2:17). İtaatsizlik ederlerse öleceklerdi. Bu emirlerle Tanrı ilk erkek ve kadına Kendisini Hükümdarları olarak kabul ettiklerini gösterme fırsatı verdi. İtaat ederek sevgi ve minnettarlıklarını da göstermiş olacaklardı. Onlar Tanrı’nın sevgi dolu yönetimini kabul etmek için her nedene sahipti. Kusursuzdular, hiçbir eksiklikleri yoktu. Kutsal Kitap, “Tanrı yaptığı her şeye baktı; hepsi çok iyiydi” der (Başlangıç 1:31).
(Başlangıç 1. ve 2. bölümlere dayanır.)
-
-
Cennetten KovulmaKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
2. BÖLÜM
Cennetten Kovulma
İsyan eden bir melek, ilk erkek ve kadın olan Âdem ile Havva’yı etkisi altına alarak Tanrı’nın yönetimini reddetmeye yöneltiyor. Bunun sonucu olarak insanlık günah ve ölümün pençesine düşüyor
İNSANI yaratmasından çok önce Tanrı görünmez ruhlar olan melekleri yarattı. Aden’de, sonradan İblis Şeytan olarak tanınan isyankâr bir melek, Tanrı’nın yasakladığı ağacın meyvesini yemesi için Havva’yı sinsice ayartmaya çalıştı.
Şeytan bir yılanın ağzından konuşarak, Tanrı’nın Havva’dan ve kocasından hoşlanacakları bir şeyi esirgediğini ima etti. Bu melek Havva’ya, yasaklanan meyveden yerlerse ölmeyeceklerini söyledi. Böylece Tanrı’yı Kendi evlatları olan insanlara yalan söylemekle suçladı. Bu hilekâr varlık Tanrı’ya itaatsizliği çekici kılarak, özel bir bilgiye ve özgürlüğe ulaşmanın yolu gibi gösterdi. Fakat bu yalandı; aslında dünyada söylenmiş ilk yalandı. Dava haline getirilen asıl konu ise Tanrı’nın egemenliği, yüce yönetimiydi. Başka sözlerle Tanrı’nın, yönetme hakkına sahip, yönettiği varlıkların yararını gözeten, adil bir yönetici olduğu konusunda şüphe uyandırılmıştı.
Havva Şeytan’ın yalanına inandı. Önce meyveyi arzulamaya başladı, sonra da ondan yedi. Daha sonra kocasına da verdi, o da yedi. Böylece günahkâr oldular. Basit gibi görünen bu hareket aslında bir isyandı. Âdem ve Havva Tanrı’nın emrine itaatsizlik etmeyi bile bile seçerek, kendilerine kusursuz yaşam da dahil her şeyi veren Yaratıcılarının yönetimini reddetmiş oldular.
O soy “senin başını ezecek, sen onun topuğunu yaralayacaksın” (Başlangıç 3:15).
Tanrı bu isyancılardan hesap sordu. Yılanın temsil ettiği kişiyi, Şeytan’ı yok edecek bir Kurtarıcının geleceğini bildirdi; o, vaat edilen soy olacaktı. Tanrı Âdem ve Havva’nın ölüm hükmünün infazını bir süre erteledi; böylece onların henüz doğmamış soyuna merhamet etti. O çocukların bir ümidi olacaktı; Tanrı’nın Aden’deki isyanın feci sonuçlarını ortadan kaldırmak üzere göndereceği kişi bu ümidin temeliydi. Tanrı’nın bu Kurtarıcıyla ilgili amacının nasıl gerçekleşeceği ve gönderilecek kişinin kim olacağı, Kutsal Kitabın yazılma süreci boyunca yavaş yavaş açıklandı.
Tanrı Âdem ve Havva’yı Cennetten kovdu. Aden bahçesinin dışındaki toprakta yaşamlarını sürdürebilmek için zahmet çekip ter dökmeleri gerekiyordu. Sonra Havva hamile kaldı ve Kain’i (Kabil) doğurdu; o Âdem’le Havva’nın ilk çocuğuydu. Ardından başka oğulları ve kızları da oldu; bunlardan ikisi Habil ile Şit’ti, Şit Nuh’un atasıydı.
(Başlangıç 3-5. bölümlere ve Vahiy 12:9’a dayanır.)
-
-
İnsan Ailesi Tufanda Hayatta KalıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
3. BÖLÜM
İnsan Ailesi Tufanda Hayatta Kalıyor
Tanrı kötü bir dünyayı yok ederken Nuh ve ailesini hayatta bırakıyor
İNSAN AİLESİ çoğaldıkça günah ve kötülük hızla dünyaya yayıldı. Hanok (İdris), o insanlar arasında peygamber olarak tek başına kalmasına rağmen, Tanrı’yı hiçe sayanların bir gün O’nun tarafından yok edileceği uyarısında bulundu. Ancak kötülük dünyaya hâkim oldu ve giderek daha da berbat bir hal aldı. Bazı melekler gökte ait oldukları yeri terk ederek Yehova’ya isyan ettiler. Yeryüzünde insan şekli alıp kadınlarla evlenmeye cüret ettiler. Bu doğaya aykırı ilişkilerinden melez bir soy oluştu; Nefilim denen dev zorbalar dünyada kan dökmenin ve şiddetin tırmanmasına yol açtı. Dünyada yarattığı varlıkların mahvoluşunu görmek Tanrı’ya derin bir acı verdi.
Hanok’un ölümünün ardından, o kötü dünyada çok farklı biri ortaya çıktı. Adı Nuh’tu. O ve ailesi Tanrı’nın gözünde doğru olanı yapmaya çalıştılar. Tanrı dünyadaki kötüleri yok etmeye karar verdiğinde Nuh’un yanı sıra yeryüzündeki hayvanları da korumak istedi. Bu yüzden de Nuh’a bir gemi yapmasını söyledi; bu büyük dikdörtgen bir tekne olacaktı. Nuh ve ailesi yaklaşan küresel tufanda sayısız hayvan türüyle birlikte bu geminin içinde sağ kalacaktı. Nuh Tanrı’ya itaat etti. Gemiyi inşa etmekle geçirdiği yaklaşık 50 yıllık dönem boyunca “doğruluk habercisi” olarak da görevini yerine getirdi (2. Petrus 2:5). İnsanları gelecek Tufan konusunda uyardı ancak onlar Nuh’a kulak asmadılar. Sonunda Nuh ve ailesinin hayvanlarla birlikte gemiye girme vakti geldi. Tanrı arkalarından geminin kapısını kapattı. Ve yağmur başladı.
Yağmur 40 gün 40 gece boyunca çok şiddetli yağdı ve sonunda tüm yeryüzü sular altında kaldı. Kötüler yok olup gitmişti. Aylar sonra sular çekilmeye başladığında gemi bir dağın tepesine oturdu. Geminin içinde tam bir yıl geçirdikten sonra yolcular sağ salim dışarı çıktılar. Nuh bir kurban sunarak Yehova’ya şükranlarını ifade etti. Buna karşılık Tanrı Nuh ve ailesine bir daha yeryüzünden tüm yaşamı silip yok edecek bir tufan getirmeyeceğine dair güvence verdi. Yehova bu rahatlatıcı vaadini hatırlatmak üzere görünür bir güvence olarak gökkuşağını sağladı.
Tufan’dan sonra Tanrı insan ailesine bazı yeni emirler bildirdi. Hayvan eti yemelerine izin verdi. Bununla birlikte kan yemeyi yasakladı. Ayrıca Nuh’un torunlarına tüm yeryüzüne yayılmalarını emretti, ancak bazıları bu emre itaat etmedi. Nimrod denen önderin hâkimiyeti altında bir araya gelen insanlar, Babil adlı şehirde büyük bir kule yapmaya kalkıştılar. Amaçları Tanrı’nın tüm yeryüzüne yayılmaları yönündeki emrine karşı gelmekti. Fakat Tanrı tek dil konuşan bu asi insanların farklı diller konuşmalarına yol açarak onları engelledi. Aralarında iletişim kuramayınca projeyi bırakıp dağıldılar.
(Başlangıç 6-11. bölümlere ve Yahuda 14, 15’e dayanır.)
-
-
Tanrı İbrahim’le Bir Ahit YapıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
4. BÖLÜM
Tanrı İbrahim’le Bir Ahit Yapıyor
İbrahim imanla Tanrı’ya itaat ediyor, Yehova Tanrı da ona nimetler vereceğini, soyunu çoğaltacağını vaat ediyor
NUH’UN döneminde yaşanan Tufan’ın üzerinden 350 yıl kadar geçmişti. Bugünkü Irak topraklarında bulunan refah içindeki Ur şehrinde İbrahim peygamber yaşıyordu. İbrahim imanıyla göze çarpan bir adamdı. Yine de o sırada kendisini bir iman sınavı bekliyordu.
Yehova İbrahim’e memleketinden ayrılıp yabancı bir diyara taşınmasını söyledi; daha sonra o diyarın Kenan ülkesi olduğu anlaşılacaktı. İbrahim duraksamadan itaat etti. Eşi Sara ve yeğeni Lût da dahil, ev halkıyla birlikte yola çıktı. Uzun bir yolculuktan sonra Kenan’a varıp orada çadır hayatı yaşamaya başladı. Yehova İbrahim’le ahit yaptı ve ona bir vaatte bulundu: İbrahim’i büyük bir millet yapacaktı; yeryüzünün bütün aileleri onun aracılığıyla nimetler elde edecekti ve soyu, Kenan ülkesini mülk edinecekti.
İbrahim ve Lût büyük koyun ve keçi sürüleri edinerek varlıklı kişiler oldular. İbrahim bencil davranmayarak Lût’a istediği bölgeyi seçip orada oturma fırsatı tanıdı. Lût verimli Ürdün Havzasını seçti ve Sodom şehrinin yakınına yerleşti. Fakat Sodom halkı ahlaksızdı ve Yehova’nın önünde büyük günahlar işliyorlardı.
Sonra Yehova Tanrı İbrahim’e soyunun gökteki yıldızlar kadar çok olacağı güvencesini verdi. İbrahim bu vaade iman etti. Ancak, çok sevdiği karısı Sara’nın çocuğu olmuyordu. Sara 90’ına yaklaştığında, Tanrı o sırada 99 yaşında olan İbrahim’e bir çocukları olacağını söyledi. Ve Tanrı’nın dediği gibi, Sara İshak’ı doğurdu. İbrahim’in başka çocukları da olmuştu ama Aden’de vaat edilen kurtarıcı İshak’ın soyundan gelecekti.
Bu sırada Lût ve ailesi Sodom’da yaşıyordu, fakat doğru bir insan olan Lût o şehrin ahlaksız halkı gibi değildi. Yehova Sodom’a hükmünü infaz etmeye karar verdiğinde, yaklaşan yıkım konusunda Lût’u uyarmak için önden melekler gönderdi. Melekler Lût ve ailesine arkalarına bakmadan Sodom’dan kaçmaları uyarısında bulundu. Sonra Tanrı Sodom ve onun komşusu olan kötü Gomorra şehri üzerine ateş ve kükürt yağdırarak orada yaşayanları yok etti. Lût ve iki kızı kurtuldu. Lût’un karısıysa, herhalde geride bıraktığı şeylere duyduğu özlemle arkasına baktı. Bu itaatsizliğini hayatıyla ödedi.
(Başlangıç 11:10–19:38’e dayanır.)
-
-
Tanrı İbrahim ve Ailesine Nimetler VeriyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
5. BÖLÜM
Tanrı İbrahim ve Ailesine Nimetler Veriyor
İbrahim’in torunları refaha kavuşuyor. Tanrı Yusuf’u Mısır’da koruyor
YEHOVA en sevdiği varlığın gün gelip acılar çekeceğini ve öleceğini biliyordu. Başlangıç 3:15’te kayıtlı peygamberlik sözleri bu gerçeği ima ediyordu. Tanrı bu ölümün Kendisi için ne kadar değerli olduğunu insanlığın anlamasını sağlayabilir miydi? Kutsal Kitapta bununla ilgili yaşanmış bir örnek bulunuyor. Tanrı İbrahim’den sevgili oğlu İshak’ı kurban etmesini istemişti.
İbrahim’in büyük bir imanı vardı. Hatırlayacağınız gibi, Tanrı ona önceden bildirilen kurtarıcının, yani soyun İshak’tan geleceğini vaat etmişti. İbrahim, gerekirse İshak’ı dirilteceğine güvenerek, Tanrı’ya itaat edip oğlunu kurban etmeye gitti. Fakat Tanrı’nın gönderdiği melek İbrahim’i tam zamanında durdurdu. Tanrı İbrahim’in en değerli varlığını Kendisine sunmaya hazır oluşunu överek bu sadık adama vaatlerini tekrarladı.
Daha sonra İshak’ın iki oğlu oldu; bunlar Esav ve Yakup’tu. Yakup Esav’dan farklıydı; ruhi şeylere değer veriyordu ve bu yüzden ödüllendirildi. Tanrı Yakup’un adını İsrail olarak değiştirdi; İsrail’in 12 oğlu, İsrailoğullarının kabile başları oldu. Peki bu aile nasıl büyük bir millete dönüştü?
Her şey Yakup’un diğer oğullarının küçük kardeşleri Yusuf’u kıskanmasıyla başladı. Onu köle olarak sattılar, Yusuf Mısır’a götürüldü. Fakat Tanrı bu sadık ve cesur genci destekledi. Yusuf korkunç zorluklar yaşamasına rağmen, sonunda Mısır hükümdarı Firavun’dan özel bir ilgi gördü ve büyük yetki aldı. Bu tam zamanında olmuştu, çünkü Yakup kıtlık yüzünden oğullarından bazılarını yiyecek almaları için Mısır’a göndermişti ve o sırada Yusuf orada tüm gıda işlerinden sorumlu konumdaydı! Pişman durumdaki kardeşleriyle buluştuğu dokunaklı bir sahnenin ardından Yusuf onları bağışladı ve tüm ailenin Mısır’a taşınması için düzenleme yaptı. Onlara çok güzel bir yurt, bir halk olarak refah içinde çoğalabilecekleri topraklar verildi. Yusuf Tanrı’nın, vaatlerini gerçekleştirmek için olayları böyle yönlendirdiğini anlamıştı.
Yaşlı Yakup kalan ömrünü Mısır’da, giderek büyüyen ailesinin yanında geçirdi. Ölüm döşeğindeyken, vaat edilen soyun, yani Kurtarıcının, oğlu Yahuda’nın soyundan doğacak kudretli bir hükümdar olacağını bildirdi. Yıllar sonra Yusuf da ölmeden önce Tanrı’nın bir gün Yakup’un ailesini Mısır’dan çıkaracağını bildirerek peygamberlik etti.
(Başlangıç 20–50. bölümlere ve İbraniler 11:17-22’ye dayanır.)
-
-
Eyüp Sadakatini KoruyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
6. BÖLÜM
Eyüp Sadakatini Koruyor
Şeytan Tanrı’nın önünde Eyüp’ün aslında doğru biri olmadığını iddia ediyor, fakat Eyüp geçirdiği sınavlara rağmen Yehova Tanrı’ya sadık kalıyor
BİR insan sınandığında her ne pahasına olursa olsun Tanrı’ya itaat ederek sadakatini koruyabilir mi? Bu soru Eyüp adlı bir adamla bağlantılı bir olayda ortaya atıldı ve aynı olayda cevaplandı.
İsrailoğulları henüz Mısır’dayken, İbrahim’in akrabası olan Eyüp şimdiki Arabistan topraklarında yaşıyordu. Gökte meleklerin Tanrı’nın önünde toplandığı bir sırada, asi Şeytan da onların arasına katılmıştı. Hepsinin önünde Yehova Tanrı sadık hizmetkârı Eyüp’e olan güvenini dile getirdi. Yehova aslında Eyüp kadar doğru başka bir insan olmadığını söyledi. Fakat Şeytan Eyüp’ün yalnızca Tanrı’nın bereketini ve korumasını gördüğü için O’na hizmet ettiğini öne sürdü. Sahip olduğu her şey elinden alınırsa Eyüp’ün Tanrı’ya lanet edeceğini iddia etti.
Tanrı Şeytan’ın önce Eyüp’ün servetini ve çocuklarını, sonra da sağlığını elinden almasına izin verdi. Şeytan’ın tüm bu olanlardaki rolünden habersiz olan Eyüp, bu zorlukları yaşamasına Tanrı’nın neden izin verdiğini anlayamadı. Yine de asla Tanrı’ya karşı gelmedi.
Sonra Eyüp’ün yanına üç sahte dostu geldi. Bu adamlar Eyüp’e haksızlık ederek onu gizli günahları yüzünden Tanrı tarafından cezalandırıldığına ikna etmeye çalıştılar. Sırayla yaptıkları konuşmalar Eyüp kitabında sayfalarca sürer. Onlar Tanrı’nın Kendisine hizmet edenlerden hoşnut olmadığını ve onlara güvenmediğini bile iddia ettiler. Eyüp onların bu yanlış düşünüşünü kabul etmedi ve ölüme dek de doğruluk yolundan ayrılmayacağını güvenle dile getirdi!
Yine de Eyüp kendini haklı çıkarmaya gereğinden fazla önem vererek hataya düştü. Yaşça hepsinden daha genç olan Elihu tartışmayı baştan sona dinledikten sonra söze girdi. Elihu Eyüp’e hatasını gösterdi; Eyüp Yehova’nın egemenlik hakkıyla ilgili davanın herhangi bir insanın haklılığından çok daha önemli olduğunu kavrayamamıştı. Elihu Eyüp’ün sahte dostlarını da sert şekilde eleştirdi.
Sonra Yehova Tanrı Eyüp’le konuşarak onun düşünüşünü düzeltti. Birçok yaratılış harikasına dikkat çekerek Tanrı’nın yüceliği karşısında insanın ne kadar önemsiz olduğuna dair Eyüp’e bir ders verdi. Eyüp Tanrı tarafından düzeltilmeyi alçakgönüllülükle kabul etti. “Çok şefkatli ve merhametli” olan Yehova, Eyüp’ü yeniden sağlığına kavuşturdu, ona bereket verdi. Böylece Eyüp öncekinin iki katı servet edindi ve on çocuğu oldu (Yakup 5:11). Eyüp geçirdiği ağır sınavda Tanrı’ya sadakatini korudu; böylece insanların sınandıkları zaman Tanrı’ya sadık kalmayacakları yönündeki Şeytan’ın iddiasına çok güzel bir cevap verdi.
(Eyüp kitabına dayanır.)
-
-
Tanrı İsrailoğullarını KurtarıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
7. BÖLÜM
Tanrı İsrailoğullarını Kurtarıyor
Yehova Tanrı Mısır’ın başına belalar getiriyor. Musa İsrailoğullarını o ülkeden çıkarıyor. Tanrı Musa aracılığıyla İsrailoğullarına Kanunu veriyor
İSRAİLOĞULLARI Mısır’da yıllarca refah içinde yaşadı ve çoğaldı. Fakat sonra yeni bir Firavun hükümdar oldu. O Yusuf’u tanımıyordu. Bu zorba ve acımasız hükümdar İsrailoğullarının sayısının giderek artmasından korkarak, bu halktan olan yeni doğan tüm erkek bebeklerin Nil Irmağında boğulmasını emretti. Ancak, cesur bir anne minik oğlunu bir sepet içinde sazların arasına saklayarak korudu. Firavun’un kızı bebeği buldu, adını Musa koydu ve onu Mısır kraliyet ailesinde büyüttü.
Musa 40 yaşındayken İsrailoğullarından bir köleyi Mısırlı görevlinin elinden kurtarmaya çalıştığında başı derde girdi. Sonra uzak bir ülkeye kaçıp orada sürgün hayatı yaşadı. Musa 80 yaşına geldiğinde Yehova Tanrı onu yine Mısır’a gönderdi, Firavun’un huzuruna çıkıp ona Tanrı’nın halkını serbest bırakmasını söyleyecekti.
Firavun bunu kesin bir şekilde reddetti. Bunun üzerine Tanrı Mısır’ın başına on bela getirdi. Musa defalarca Firavun’un huzuruna çıkarak ona sonraki belalardan sakınma fırsatı verdi, fakat Firavun her seferinde Musa’ya ve Tanrısı Yehova’ya küstahça meydan okudu. Sonunda onuncu bela ülkedeki tüm ilk doğan çocukları etkiledi; yalnızca kapı sövelerini kurban ettikleri kuzunun kanıyla işaretleyerek Yehova’ya itaat eden ailelerin çocukları zarar görmedi. İlk doğanları yok etmek için gelen Tanrı’nın meleği bu ailelerin evlerini atladı. İsrailoğulları yaşadıkları bu olağanüstü kurtuluşu daha sonra Fısıh diye adlandırılan bir kutlamayla her yıl anmaya başladılar.
Kendi ilk oğlunu da kaybeden Firavun, Musa’ya ve İsrailoğullarına Mısır’dan çıkmalarını emretti. Hemen toplu bir çıkış için teşkilatlandılar. Ancak Firavun sonradan fikrini değiştirdi. Çok sayıda savaşçı ve savaş arabasıyla onların peşine düştü. İsrailoğulları Kızıldeniz kıyısında kapana kısılmış gibiydi. Fakat Yehova Tanrı Kızıldeniz’i yardı ve İsrailoğullarının sudan duvarlar arasındaki kuru deniz yatağından geçmelerini sağladı! Mısırlılar onların peşinden deniz yatağına girdiklerinde Tanrı suların büyük bir uğultuyla üzerlerine yığılmasını sağladı ve Firavun ordusuyla birlikte boğuldu.
Daha sonra, İsrailoğulları Sina Dağı yanında konaklarken Yehova Tanrı onlarla bir ahit yaptı. Musa’yı aracı kullanarak İsrail halkına yaşamın her yönünde korunma ve rehberlik sağlayacak kanunlar verdi. Tanrı’nın yönetimine sadakatle uydukları sürece Yehova bu milletle birlikte olacak ve diğer milletler için de bir nimet olmalarını sağlayacaktı.
Bununla birlikte, İsrailoğullarının çoğu Tanrı’ya iman etmeyerek O’nu kırdılar. Bu yüzden de Yehova o nesli 40 yıl çölde dolaştırdı. Ve Musa kendisinden sonra önderlik etmek üzere doğru bir adam olan Yeşu’yu görevlendirdi. Nihayet İsrailoğulları Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği diyara girmeye hazırdı.
(Çıkış, Levioğulları, Sayılar,Kanunun Tekrarı, Mezmur 136:10-15 ve Elçiler 7:17-36’ya dayanır.)
-
-
İsrail Halkı Kenan Ülkesine GiriyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
8. BÖLÜM
İsrail Halkı Kenan Ülkesine Giriyor
Yeşu Kenan’ın fethinde İsrailoğullarına önderlik ediyor. Yehova Tanrı halkını zulümden kurtarmaları için hâkimlere güç veriyor
İSRAİL halkının Kenan ülkesine girişinden yüzyıllar önce Yehova Tanrı o toprakları İbrahim’in torunlarına vereceğini vaat etmişti. Ve şimdi İsrailoğulları Yeşu’nun önderliğinde Vaat Edilmiş Toprakları mülk edinmek üzereydi.
Tanrı Kenanlıların yok edilmesi gerektiğine hükmetmişti. Ülkenin her yanı son derece iğrenç cinsel ahlaksızlıkla ve nedensiz dökülen kanla dolmuştu. Bu yüzden, İsrailoğulları tarafından fethedilen Kenan şehirleri tümüyle yok edilecekti.
Ancak Yeşu, Kenan topraklarına girmeden önce keşif amacıyla iki kişi gönderdi; onlar Eriha şehrinde Rahab adlı bir kadında kaldılar. Rahab ülkeyi keşfe gelen bu adamları İsrailoğullarından olduklarını bildiği halde evine aldı ve düşmanlarından gizledi. O Yehova Tanrı’nın Kendi halkını kurtarmak için yaptıklarını duymuştu ve İsrailoğullarının Tanrısı Yehova’ya iman etmişti. Rahab bu iki adama kendisini ve ev halkını esirgeyeceklerine dair ant ettirdi.
Sonra İsrailoğulları Kenan’a girdiler ve Eriha üzerine yürüdüler; o zaman Yehova Eriha surlarının mucizevi şekilde çökmesini sağladı. Yeşu’nun birlikleri hızla içeri girip şehri yok ettiler, ancak Rahab ve ailesini sağ bıraktılar. Yeşu bir yıldırım harekâtıyla altı yıl içinde Vaat Edilmiş Toprakların büyük kısmını fethetti. Ardından ülke İsrail kabilelerine paylaştırıldı.
Tanrı’ya hizmetle geçen uzun yaşamının sonuna doğru Yeşu halkı bir araya topladı. Onlara Yehova Tanrı’nın atalarına nasıl davrandığını hatırlattı ve Yehova’ya hizmet etmeleri için çağrıda bulundu. Ancak, Yeşu ve yakın arkadaşları öldükten sonra İsrailoğulları sahte tanrılara kulluk etmek için Yehova’yı bıraktı. İsrail halkı 300 yıl boyunca Yehova’nın kanunlarına uyma konusunda kararlı davranmadı. Bu dönemde Yehova Tanrı Filistîlerin ve diğer düşmanlarının İsrailoğullarına zulmetmesine izin verdi. Yine de, Kendisini yardıma çağırdıklarında Yehova onları kurtaracak hâkimler atadı; bu dönemde toplam 12 hâkim görevlendirildi.
Hâkimler kitabında anlatılan hâkimler dönemi, Otniel ile başlar ve dünyada yaşamış en kuvvetli adam olan Şimşon ile sona erer. Kutsal Kitabın Hâkimler kısmında anlatılan heyecan verici olaylar tekrar tekrar şu temel hakikati gösterir: Yehova Tanrı’ya itaat nimetlerle sonuçlanır, itaatsizlik ise felakete yol açar.
(Yeşu; Hâkimler ve Levioğulları 18:24, 25’e dayanır.)
-
-
İsrailoğulları Kral İstiyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
9. BÖLÜM
İsrailoğulları Kral İstiyor
İsrail’in ilk kralı Saul Tanrı’ya itaat etmiyor. Ondan sonra tahta Davut geçiyor ve Tanrı onunla sonsuza dek sürecek bir krallık için ahit yapıyor
ŞİMŞON’UN döneminden sonra Samuel İsrail’de peygamber ve hâkim olarak hizmet etti. İsrailoğulları diğer milletler gibi başlarında kral olarak bir insanın bulunmasını istiyor ve bunu Samuel’e devamlı söylüyorlardı. Bu Yehova Tanrı’yı hor görmek anlamına geliyordu; yine de O, Samuel’e milletin isteğine uymasını emretti. Tanrı kral olarak Saul adlı alçakgönüllü bir adamı seçti. Fakat Kral Saul zamanla kibirli ve itaatsiz biri oldu. Bunun üzerine Yehova onu reddetti ve Samuel’e kral olarak başka birini atamasını söyledi; bu, Davut adlı bir gençti. Ancak Davut kral olana dek yıllar geçecekti.
Davut muhtemelen henüz ergenlik çağındayken Saul’un ordusunda hizmet eden ağabeylerini ziyarete gitmişti. Tüm ordu bir düşman savaşçı yüzünden dehşet içindeydi; Golyat adlı bu dev adam onlara ve Tanrılarına meydan okuyordu. Bu duruma öfkelenen Davut, dev Golyat’ın savaş meydanında dövüşme çağrısını kabul etti. Genç adam, boyu 3 metreye yaklaşan rakibinin karşısına yalnızca bir sapan ve birkaç taşla çıktı. Golyat’ın alaylı sözleri üzerine Davut kendisinin bu devden çok daha iyi donanmış olduğunu söyledi, çünkü Yehova Tanrı’nın adıyla savaşıyordu! Sonra Golyat’ı tek bir taşla yere serdi ve başını kendi kılıcıyla kesti. Dehşete kapılan Filistî ordusu kaçtı.
Saul başlangıçta genç Davut’un cesaretinden etkilendi ve onu ordusunun başına getirdi. Fakat Davut’un başarıları Saul’da şiddetli bir kıskançlığa yol açtı. Davut canını kurtarmak için kaçmak zorunda kaldı ve yıllarca kaçak hayatı yaşadı. Buna rağmen Davut, Kral Saul’un Yehova Tanrı tarafından atandığını düşünerek, kendisini öldürmeye çalıştığı halde ona vefalı kaldı. Sonra Saul bir çarpışmada öldü. Çok geçmeden Davut Yehova’nın vaat ettiği gibi kral oldu.
“Ben de onun kraliyet tahtını devirler boyu pekiştireceğim” (2. Samuel 7:13).
Davut kralken Yehova Tanrı’ya bir mabet inşa etmeyi çok arzuladı. Ancak Yehova Davut’a bunu onun soyundan birinin yapacağını söyledi. O kişi Davut’un oğlu Süleyman olacaktı. Bununla birlikte, Tanrı Davut’la muhteşem bir ahit yaparak onu ödüllendirdi: Onun soyundan eşi benzeri olmayan bir hanedan gelecekti. En sonunda da bu hanedandan Kurtarıcı, Aden’de vaat edilen soy gelecekti. O Mesih olacaktı; bu ifade Tanrı tarafından atanmış, “özel bir konuma tayin edilmiş kişi” anlamına gelir. Yehova Tanrı Mesih’in sonsuza dek kalacak bir hükümetin, bir krallığın yöneticisi olacağını vaat etti.
Davut derin bir minnettarlıkla mabet projesi için muazzam miktarda altın, gümüş ve başka yapı malzemeleri topladı. Ayrıca, Tanrı ilhamıyla çok sayıda mezmur besteledi. Yaşamının sonuna doğru şu gerçeği ifade etti: “Benim aracılığımla konuşan Yehova’nın ruhuydu, O’nun sözü dilimdeydi” (2. Samuel 23:2).
(1. Samuel, 2. Samuel, 1. Tarihler, İşaya 9:7, Matta 21:9, Luka 1:32 ve Yuhanna 7:42’ye dayanır.)
-
-
Süleyman Hikmetle Hüküm SürüyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
10. BÖLÜM
Süleyman Hikmetle Hüküm Sürüyor
Yehova Tanrı Kral Süleyman’a hikmet veriyor; Süleyman’ın hükümdarlığı boyunca İsrailoğulları benzersiz bir barış ve refah dönemi yaşıyor
HÜKÜMDARIYLA birlikte bütün bir millet Yehova Tanrı’yı yöneticileri olarak tanır ve kanunlarına itaat ederse o ülkede hayat nasıl olur? Kral Süleyman’ın 40 yıllık hükümdarlığı sırasında bu sorunun cevabı görüldü.
Davut ölmeden önce kendi tahtına Süleyman’ın geçmesini kararlaştırdı. Tanrı rüyada Süleyman’dan bir dilekte bulunmasını istedi. Süleyman da halka hikmetli ve adil hükümler verebilmek için gereken bilgi ve hikmeti diledi. Bu dilekten memnun olan Yehova Tanrı Süleyman’a hikmet ve anlayış verdi. Yehova ona itaatini sürdürmesi koşuluyla zenginlik, ihtişam ve uzun ömür vermeyi de vaat etti.
Süleyman verdiği hikmetli hükümlerle ün kazandı. Önüne getirilen bir davada, iki kadın bir bebek yüzünden tartışıyordu ve her ikisi de bebeğin annesi olduğunu iddia ediyordu. Süleyman çocuğun ikiye kesilmesini ve iki kadına da birer yarısının verilmesini emretti. İlk kadın kabul etti, gerçek anne ise hemen çocuğun diğer kadına verilmesi için yalvarmaya başladı. Şefkatli kadının asıl anne olduğu çok açıktı ve Süleyman çocuğu ona verdi. Çok geçmeden bu hükmü bütün İsrail duydu, halk Süleyman’da Tanrı’nın hikmeti olduğunu anladı.
Süleyman’ın başardığı en büyük işlerden biri Yehova Tanrı’nın mabedinin inşasıydı; bu, Yeruşalim’de İsrailoğulları için tapınma merkezi olacak muhteşem bir yapıydı. Mabedin Tanrı’ya adanması sırasında Süleyman şöyle dua etti: “İşte gökler, evet göklerin göğü bile Seni alamaz; benim inşa ettiğim bu ev nedir ki?” (1. Krallar 8:27).
Süleyman’ın ünü başka ülkelere de yayıldı ve Arabistan’daki Seba ülkesine kadar ulaştı. Seba kraliçesi (Saba melikesi Belkıs) Süleyman’ın ihtişamını, zenginliğini görmek ve hikmetinin derinliğini sınamak için geldi. Kraliçe Süleyman’ın hikmetinden ve İsrail’in refahından öyle etkilendi ki böyle hikmetli bir kralı tahta oturttuğu için Yehova Tanrı’yı yüceltti. Gerçekten de, Yehova’nın desteğiyle Süleyman’ın yönetimi eski İsrail’in tarihindeki en huzurlu ve refah dolu dönem oldu.
Ne yazık ki Süleyman Yehova’nın hikmetiyle uyumlu davranmayı sürdürmedi. Tanrı’nın emrini göz ardı ederek çoğu başka tanrılara tapınan yüzlerce kadınla evlendi. Bu kadınlar onu Yehova’dan uzaklaştırdılar ve putlara tapınmasına yol açtılar. Yehova Tanrı Süleyman’a krallığın bir kısmını elinden alacağını söyledi. Yalnızca bir parçası onun ailesinde kalacaktı ve Tanrı bunu da Süleyman’ın babası Davut’un hatırına yapacağını söyledi. Böylece, Süleyman yükümlülüğünü yerine getirmediği halde Yehova Tanrı Davut’la yaptığı Krallık ahdine bağlı kaldı.
(1. Krallar 1-11. bölümler, 2. Tarihler 1-9. bölümler ve Tekrar 17:17’ye dayanır.)
-
-
Teselli Eden, Öğretici İlahilerKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
11. BÖLÜM
Teselli Eden, Öğretici İlahiler
Davut ve başkaları tapınmada kullanılmak üzere ilahiler yazıp besteliyor. Bu ilahilerden 150’sinin sözleri Mezmurlar kitabında yer alır
KUTSAL KİTABIN içindeki en uzun kısım ilahilerden oluşan bir derlemedir. Bu kısmın tamamının yazılması yaklaşık 1.000 yıl sürdü. Mezmurlar (Zebur) adlı bu kitaptaki sözler, şimdiye dek kaleme alınmış en derin anlamlı ve etkileyici iman ifadeleri arasındadır. Bu mezmurlarda sevinç, övgü ve şükrandan, keder, üzüntü ve tövbeye dek, insan duygularının geniş bir yelpazesi görülebilir. Mezmur yazarlarının Tanrı ile yakın, güven dolu bir ilişkileri olduğu açıktır. Bu eserlerde geliştirilen temalardan bazılarını ele alalım.
Yehova Tanrı Egemen olma hakkına sahiptir; tapınılmaya ve yüceltilmeye layıktır. Mezmur 83:18’de şunları okuyoruz: “Adı Yehova olan Sen, bütün yeryüzü üzerinde yalnız Sen Yücesin.” Bazı mezmurlar yıldızlı gökler, yeryüzündeki yaşamın harikaları ve insan vücudunun muhteşem yapısı gibi eserleri için Yehova Tanrı’yı över (Mezmur 8, 19, 139, 148). Bazıları Yehova’yı Kendisine vefalı olanları koruyan ve onları kurtarmak üzere harekete geçen Tanrı olarak yüceltir (Mezmur 18, 97, 138). Bazıları da O’nu kötüleri cezalandıran ve mazlumları rahata kavuşturan adalet Tanrısı olarak yüceltir (Mezmur 11, 68, 146).
Yehova Tanrı Kendisini sevenlere yardım ve teselli sağlar. Mezmurların belki de en ünlüsü olan 23. Mezmur’da Davut, Yehova’yı koyunlarına rehberlik eden, onlarla ilgilenen ve onları koruyan sevgi dolu bir Çoban olarak tarif eder. Mezmur 65:2, Yehova’ya iman edenlere O’nun duaları dinlediğini hatırlatır. Ciddi bir suç işlemiş kişiler için 39. ve 51.Mezmurlar çok teselli edici olabilir; Davut o mezmurlarda ciddi hataları yüzünden duyduğu pişmanlığı tüm içtenliğiyle ifade eder ve Yehova’nın bağışlayıcılığına olan imanını dile getirir. Mezmur 55:22’de ise Yehova Tanrı’ya güvenmek ve kişisel yüklerimizin hepsini O’na bırakmak konusunda teşvik edici sözler bulunur.
Yehova Tanrı Mesih’in Krallığı aracılığıyla dünyayı değiştirecek. Mezmurlar kitabındaki bazı kısımların, Kral olacağı önceden bildirilen Mesih’e işaret ettiği çok açıktır. Örneğin 2. Mezmur bu Hükümdarın kendisine muhalif olan tüm ulusları yok edeceğini bildirir. Yine, 72. Mezmur aynı kralın açlığa, adaletsizliğe ve zulme son vereceğini açıklar. Mezmur 46:9’a göre de Tanrı Mesih’in yönetimindeki krallık aracılığıyla savaşları sona erdirecek, hatta tüm silahları yok edecektir. Son olarak, 37. Mezmur’da kötünün yok edileceğini, doğru insanların ise yeryüzünde küresel bir barış ve uyumun tadına vararak sonsuza dek yaşayacaklarını okuruz.
(Mezmurlar kitabına dayanır.)
-
-
Yaşamda Yol Gösteren Tanrısal HikmetKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
12. BÖLÜM
Yaşamda Yol Gösteren Tanrısal Hikmet
Özdeyişler kitabı günlük yaşamda yol gösteren Tanrı ilhamı öğütler içerir; bunların çoğu Süleyman tarafından derlenmiştir
YEHOVA TANRI Hükümdar olarak hikmetini nasıl gösterir? Bu soruya kesin yanıt bulmanın bir yolu verdiği öğütler üzerinde düşünmektir. Bu öğütlerin günlük yaşamda bir yararı var mı? Onlara uymak hayatı daha anlamlı ve güzel yapar mı? Hikmetli Kral Süleyman yüzlerce özdeyiş kaleme aldı. Bunlar yaşamın hemen her yönüne değinen öğütlerdir. Birkaç örnek üzerinde duralım.
Tanrı’ya güvenmek. Yehova Tanrı’yla iyi bir ilişki için güven esastır. Süleyman şöyle yazdı: “Bütün yüreğinle Yehova’ya güven ve kendi anlayışına dayanma. Tuttuğun her yolda O’nu dikkate al, O da seni düze çıkarır” (Özdeyişler 3:5, 6). Rehberliğini isteyerek ve Kendisine itaat ederek Tanrı’ya güvenmek hayata derin bir anlam katar. Böyle bir yaşam tarzı insana Yehova Tanrı’nın yüreğini sevindirme olanağı verir ve düşmanı olan Şeytan’ın ortaya attığı davada Tanrı’nın haklılığını gösteren bir cevap oluşturur (Özdeyişler 27:11).
Başkalarıyla ilişkilerimizde hikmetle davranmak. Tanrı’nın öğütleri ailede erkek, kadın ve çocuklar için bugün her zamankinden çok daha gereklidir. Tanrı kocaya, “gençliğini paylaştığın karınla mutlu ol” öğüdüyle eşine sadık kalmasını emreder (Özdeyişler 5:18-20). Evli kadınlar Özdeyişler kitabında kocasının ve çocuklarının hayranlığını kazanmış faziletli bir kadını tanımlayan övgü dolu bir anlatım bulurlar (Özdeyişler 31. bölüm). Çocuklar da ana babalarının sözünü dinlemeleri gerektiğini görürler (Özdeyişler 6:20). Kitap ayrıca kendini toplumdan ayırmanın bencilliği körüklediğini, dolayısıyla dostluğun büyük önem taşıdığını gösterir (Özdeyişler 18:1). Dostlarımız bizi iyi ya da kötü yönde etkileyebileceğinden onları seçerken hikmete ihtiyacımız var (Özdeyişler 13:20; 17:17).
Kendimize dikkat ederek hikmetle davranmak. Özdeyişler kitabı aşırı içki alışkanlığından kaçınmamız, sağlığımızı olumlu etkileyecek duygular beslememiz, yıkıcı etkisi olan duygularla mücadele etmemiz ve işimizde çalışkan olmamız yönünde eşsiz öğütler içerir (Özdeyişler 6:6; 14:30; 20:1). Tanrı’nın öğüdüyle bağdaşmayan insani düşüncelere bel bağlamanın felaket getireceği konusunda bizi uyarır (Özdeyişler 14:12). ‘Hayatın kaynaklarının’ yüreğimizden çıktığını hatırlatarak, yüreği, yani içimizdeki insanı yozlaştırıcı etkilerden korumamız tembihinde bulunur (Özdeyişler 4:23).
Dünyadaki milyonlarca insan bu öğütlere uymanın hayatlarını daha iyi duruma getirdiğini gördü. Bunun sonucunda da Yehova Tanrı’yı Hükümdarları olarak kabul etmek için pek çok neden olduğunu anladılar.
(Özdeyişler kitabına dayanır.)
-
-
İyi Krallar ve Kötü KrallarKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
13. BÖLÜM
İyi Krallar ve Kötü Krallar
İsrail bölünüyor. Yıllar boyunca İsrailoğullarını çok sayıda kral yönetiyor ve onların çoğu Tanrı’ya sadakatsizlik ediyor. Yeruşalim Babilliler tarafından yıkılıyor
SÜLEYMAN Tanrı’ya tapınmayı bıraktıktan sonra İsrail halkı Yehova’nın önceden bildirdiği gibi bölündü. Onun ardından tahta geçen oğlu Rehoboam sert biriydi. Buna tepki olarak, İsrailoğullarının on kabilesi başkaldırdı ve kuzeydeki İsrail krallığını oluşturdu. Diğer iki kabile Yeruşalim’de Davut’un tahtında oturan krala sadık kaldı ve güneydeki Yahuda krallığını oluşturdu.
Her iki krallığın da kargaşa dolu bir tarihi oldu, bu büyük ölçüde imansız ve itaatsiz krallardan kaynaklandı. İsrail Yahuda’dan daha büyük zorluklar yaşadı çünkü kralları en baştan beri sahte tapınmayı destekledi. Bu arada peygamberler etkileyici işler yaptılar, bunlardan ikisi, İlya ve Elişa ölüleri bile diriltti. Buna rağmen İsrail her defasında kötü yoluna geri döndü. Sonunda, Tanrı kuzey krallığının Asurlular tarafından yok edilmesine izin verdi.
Yahuda, İsrail krallığının yıkımından sonra, yüzyılı aşkın bir süre daha varlığını sürdürdü, fakat o da Tanrı tarafından cezalandırıldı. Yahuda krallarından yalnızca birkaçı Tanrı’nın peygamberlerinin uyarılarına karşılık verdi ve millete önderlik ederek Yehova’ya dönmelerini sağlamaya çalıştı. Örneğin, Kral Yoşiya Yahuda’yı sahte tapınmadan temizlemeye başladı ve Yehova’nın mabedini onardı. Tanrı’nın Musa aracılığıyla verdiği kanunun orijinal bir nüshası bulununca Yoşiya bundan çok etkilendi; böylece başladığı reform hareketini daha yoğun bir çabayla sürdürdü.
Ne yazık ki Yoşiya’nın ardından tahta geçen krallar onu örnek almadılar. Bu yüzden de Yehova Babil milletinin Yahuda’yı fethederek Yeruşalim’i ve mabedini yıkmasına izin verdi. Sağ kalanlar Babil’e sürgüne götürüldü. Tanrı bu sürgünlük döneminin 70 yıl süreceğini önceden bildirmişti. Bu dönem boyunca Yahuda toprakları ıssız kaldı; ancak ondan sonra İsrail halkının vaat edildiği gibi ülkelerine dönmesine izin verildi.
Fakat kurtarıcı olarak vaat edilen Mesih yönetimi eline alana dek, Davut’un soyundan başka kral çıkmadı. Yeruşalim’de Davut’tan sonra tahta geçen kralların çoğu, yaptıkları işlerle kusurlu insanların yönetici olarak yeterli durumda olmadıklarını ortaya koydular. Tam anlamıyla yeterli tek yönetici Mesih olacaktı. O nedenle Yehova Davut soyundan olan bu kralların sonuncusuna şöyle demişti: “Tacı kaldır. . . . . Hak sahibi gelinceye kadar taç kimsenin olmayacak. Onu ancak hak sahibine vereceğim” (Hezekiel 21:26, 27).
(1. Krallar, 2. Krallar, 2. Tarihler 10–36. bölümler ve Yeremya 25:8-11’e dayanır.)
-
-
Tanrı Peygamberleri Aracılığıyla KonuşuyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
14. BÖLÜM
Tanrı Peygamberleri Aracılığıyla Konuşuyor
Tanrı, verdiği hükümleri, kabul ettiği tapınmayı ve Mesih’le bağlantılı ümidi bildirmeleri için peygamberler görevlendiriyor
İSRAİL ve Yahuda krallarının hüküm sürdüğü dönem boyunca bir grup insan özel bir rol üstlendi; bunlar peygamberlerdi. Onlar Tanrı’nın bildirilerini ileten, her biri olanağüstü iman ve cesaret göstermiş kişilerdi. Şimdi Tanrı’nın peygamberleri tarafından bildirilen dört önemli temayı ele alalım.
1. Yeruşalim’in yıkımı. Başta İşaya ve Yeremya olmak üzere, Tanrı’nın peygamberleri uzun zaman önceden Yeruşalim’in yıkılacağı ve ıssız bırakılacağı uyarısında bulundular. Şehrin neden Tanrı’nın öfkesini hak ettiğini etkili bir dille anlattılar. Sahte dine ait uygulamalar, yozlaşma ve şiddet bu şehrin Yehova’yı temsil ettiği iddiasını çürütüyordu (2. Krallar 21:10-15; İşaya 3:1-8, 16-26; Yeremya 2:1–3:13).
2. Doğru tapınma sisteminin yeniden kurulması. Tanrı’nın halkı 70 yıllık sürgün döneminin ardından Babil’den kurtulup özgür olacaktı. Issız kalmış yurtlarına dönerek Yeruşalim’de Yehova’nın mabedini yeniden inşa edeceklerdi (Yeremya 46:27; Amos 9:13-15). İşaya Babil’i yenilgiye uğratacak kişinin Koreş adlı fatih olacağını 200 yıl önceden bildirmişti; bu hükümdar Tanrı’nın halkına O’nun kabul ettiği tapınma sistemini yeniden kurma fırsatı verecekti. İşaya Koreş’in eşsiz savaş stratejisinin ayrıntılarını da vermişti (İşaya 44:24–45:3).
3. Mesih’in yeryüzüne gelişi ve yaşamı. Mesih Beytlehem kasabasında doğacaktı (Mika 5:2). O alçakgönüllü biri olacaktı ve Yeruşalim’e bir eşeğin sırtında girecekti (Zekeriya 9:9). Nazik ve şefkatli olmasına rağmen toplumda sevilmeyen ve birçok insan tarafından reddedilen biri olacaktı (İşaya 42:1-3; 53:1, 3). Sonra da zalimce öldürülecekti. Peki bu onun sonu anlamına mı gelecekti? Hayır, yaşamını kurban etmesi pek çok insanın günahlarının bağışlanmasını mümkün kılacaktı (İşaya 53:4, 5, 9-12). Ve bu ancak diriltilmesiyle başarılabilirdi.
4. Mesih’in dünyayı yönetecek hükümdarlığı. Kusurlu insanlar barışçı bir yönetim sağlamakta tamamen yetersiz kalırlar; oysa Kral Mesih, Barış Hükümdarı olarak adlandırılacaktı (İşaya 9:6, 7; Yeremya 10:23). Onun hükümdarlığında tüm insanlar birbirleriyle, hatta bütün hayvanlarla da barış içinde olacaktı (İşaya 11:3-7). Artık hastalık olmayacaktı (İşaya 33:24). Ölüm bile sonsuza dek yok edilecekti (İşaya 25:8). Daha önce ölmüş olan insanlar Mesih’in hükümdarlığı sırasında yeryüzünde yaşamak üzere diriltilecekti (Daniel 12:13).
(İşaya, Yeremya, Daniel, Amos, Mika ve Zekeriya kitaplarına dayanır.)
-
-
Sürgündeki Peygamberin Geleceğe Dair GördükleriKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
15. BÖLÜM
Sürgündeki Peygamberin Geleceğe Dair Gördükleri
Daniel Tanrı’nın Krallığı ve gelecek Mesih hakkında bazı gerçekleri bildiriyor. Babil düşüyor
YERUŞALİM’İN yıkımından önce, yenik düşmüş Yahuda Krallığından tutsak olarak Babil’e götürülen Yahudiler arasında sadakatiyle göze çarpan Daniel adlı bir genç vardı. Sürgündeki Yahudilerden bazılarıyla birlikte ona da bir ölçüde özgürlük bağışlanmıştı. Daniel Babil’deki uzun yaşamı boyunca Tanrı’nın lütfunu bol bol gördü, öyle ki Tanrı onu aslanlar çukurunda ölmekten bile kurtardı, ayrıca ona uzak geleceğe dair görüntüler verdi. Daniel’in geleceğe yönelik bildirilerinin en önemlileri Mesih ve onun hükümdarlığı hakkındaydı.
Daniel Mesih’in ne zaman geleceğini öğreniyor. Tanrı, halkının “Önder Mesih’i” ne zaman beklemesi gerektiğini Daniel’e bildirdi: Mesih, Yeruşalim surlarının yeniden inşası ve onarımı için buyruğun çıkmasından 69 “hafta” sonra gelecekti. Normal bir hafta yedi günden oluşur; burada ise her biri yedi yıldan oluşan “haftalar” söz konusuydu. Bu buyruk, Daniel’in zamanından çok daha sonra, MÖ 455’te çıktı. Toplam 483 yıl sürecek olan 69 “hafta” o tarihte başladı ve MS 29’da sona erdi. O yılda neler olduğunu bu yayının sonraki kısımlarından birinde göreceğiz. Daniel Mesih’in günahlara kefaret olarak öldürüleceğini, yani idam edileceğini de önceden gördü (Daniel 9:24-26).
Mesih gökte Kral olacak. Daniel gökten gelen olağanüstü bir görüntüde “insanoğluna benzer biri” olarak söz ettiği Mesih’i Yehova Tanrı’nın tahtına yaklaşırken gördü. Yehova ona “saltanat, itibar ve krallık” verdi. Bu Krallık sonsuza dek sürecekti. Daniel Mesih’in Krallığıyla ilgili heyecan verici başka bir ayrıntıyı da öğrendi; Kral yönetimi “Yüceler Yücesinin kutsal halkı” olarak söz edilen bir insan grubuyla paylaşacaktı (Daniel 7:13, 14, 27).
Krallık bu dünyaya ait yönetimleri yok edecek. Tanrı Daniel’in Babil kralı Nabukadnezar’ı şaşırtan bir düşü yorumlayabilmesini sağladı. Kral dev bir heykel görmüştü; heykelin başı altın, göğsü ve kolları gümüş, karnı ve kalçası bakır, bacakları demir, ayakları ise kille karışık demirdi. Bir dağdan kopup gelen taş, heykeli zayıf durumdaki ayaklarından vurup paramparça etmişti. Daniel bu heykelin, altın baş gibi olan Babil’le başlayan ve uzun bir dönem boyunca birbiri ardından varlık gösteren dünya güçlerini temsil ettiğini açıkladı. Daniel bu kötü dünyaya hâkim olacak son yönetimlerin döneminde Tanrı’nın Krallığının harekete geçeceğini önceden gördü. Bu Krallık dünyanın tüm yönetimlerini ezip parçalayacaktı. Sonra da sonsuza dek hüküm sürecekti (Daniel 2. bölüm).
Daniel çok ileri bir yaşta Babil’in düşüşünü gördü. Kral Koreş (I. Kyros) peygamberlerin önceden bildirdiği şekilde şehri ele geçirdi. Çok geçmeden Yahudiler tutsaklıktan kurtuldular. Bu tam zamanında, yani yurtlarının ıssız kalacağı dönem olarak önceden bildirilen 70 yılın sonunda oldu. Yahudiler sadık yöneticilerin, kâhinlerin ve peygamberlerin yönlendirmesiyle Yeruşalim’i yeniden inşa ettiler ve Yehova’nın mabedini onardılar. Peki, 483 yılın sonunda neler olacaktı?
(Daniel kitabına dayanır.)
-
-
Mesih GeliyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
16. BÖLÜM
Mesih Geliyor
Yehova uzun zaman önce vaat edilen Mesih’in Nasıralı İsa olduğunu açıkça gösteriyor
VAAT EDİLEN Mesih geldiğinde Yehova Tanrı insanların onu tanıyabilmesine yardım edecek miydi? Evet. Şimdi Tanrı’nın bu konuda ne yaptığına bakalım. İbranice Kutsal Yazıların tamamlanışından dört yüz yıl kadar sonraydı. Kuzeydeki Celile bölgesinde, Nasıra denen şehirde Meryem adındaki genç kıza bir ziyaretçi geldi; bu eşi benzeri görülmemiş şaşırtıcı bir ziyaretti. Cebrail isimli melek Meryem’e göründü ve bakire olmasına rağmen bir oğul doğuracağını söyledi. Tanrı bunu kutsal ruhunu, yani etkin gücünü kullanarak sağlayacaktı. Bu oğul uzun zamandır vaat edilen ve sonsuza dek hüküm sürecek Kral olacaktı! Onun gökte var olan hayatı mucizevi şekilde Meryem’in rahmine taşınacak, böylece bir insan olarak doğmasına rağmen Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırılacaktı.
Meryem kendisine verilen bu muhteşem görevi alçakgönüllülükle kabul etti. Tanrı bir meleğini Meryem’in nişanlısı Yusuf’a gönderip bu hamileliğin nedeni hakkında ona güvence verdi; sonra Yusuf Meryem’le evlendi. Mesih’in doğacağı yerin Beytlehem adında küçük bir kasaba olacağı Kutsal Kitapta önceden bildirilmişti (Mika 5:2). Oysa marangoz Yusuf ile Meryem bu kasabanın 140 kilometre uzağında yaşıyorlardı. Acaba bu peygamberlik sözü nasıl gerçekleşecekti?
Roma imparatoru bir nüfus sayımı yapılmasını emretti. İnsanlar kendi memleketlerine gidip orada kütüğe yazılmalıydılar. Hem Yusuf’un hem de Meryem’in aslen Beytlehemli olduğu anlaşılıyor, çünkü Yusuf hamile karısını alıp oraya gitti (Luka 2:3). Meryem basit bir ahırda doğum yaptı ve bebeğini bir yemliğe yatırdı. Sonra Tanrı kalabalık bir melek topluluğu göndererek bir tepenin yamacındaki çobanlara az önce doğan çocuğun vaat edilen Mesih olduğunu bildirdi.
Daha sonra İsa peygamberin vaat edilen Mesih olduğuna tanıklık eden başkaları da olacaktı. İşaya peygamber, yaşamsal bir görev yerine getirecek olan Mesih’in yolunu açan birinin çıkacağını önceden bildirmişti (İşaya 40:3). Bu haberci, Vaftizci Yahya idi. O İsa’yı gördüğünde heyecanla, “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” demişti. Yahya’nın öğrencilerinden bazıları hemen İsa’nın ardından gitmeye başladı. Onlardan biri “Biz Mesih’i bulduk” dedi (Yuhanna 1:29, 36, 41).
Başka bir kanıt daha vardı. Yahya İsa’yı vaftiz ettiğinde bizzat Yehova Tanrı gökten konuşmuştu. O kutsal ruhu aracılığıyla İsa’yı Mesih olarak atadı ve “Sevgili oğlum budur, ondan memnunum” dedi (Matta 3:16, 17). Uzun zaman önce vaat edilen Mesih gelmişti!
Bu olay ne zaman yaşandı? MS 29 yılında, yani tam Daniel’in bildirdiği 483 yıllık dönemin sonunda. Bu gerçekten de İsa’nın Mesih olduğunun kesin bir kanıtıdır. Peki İsa yerdeki yaşamı boyunca hangi mesajı duyuracaktı?
(Matta 1-3, Markos 1, Luka 2 ve Yuhanna 1. bölümlere dayanır.)
-
-
İsa Tanrı’nın Krallığını ÖğretiyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
17. BÖLÜM
İsa Tanrı’nın Krallığını Öğretiyor
İsa öğrencilerine birçok şey öğretiyor, ancak öğretiminin temelinde tek bir tema var: Tanrı’nın Krallığı
YERYÜZÜNDEYKEN İsa’nın başarması gereken iş neydi? Bu konuda kendisi şunları söyledi: “Tanrı’nın krallığı hakkındaki iyi haberi bildirmeliyim, çünkü ben bunun için gönderildim” (Luka 4:43). Yaptığı duyurunun ana teması olan bu Krallık hakkında İsa’nın öğrettiği dört noktayı ele alalım.
1. İsa bu krallığın Kralı olacak. İsa önceden bildirilen Mesih olduğunu açıkça söyledi (Yuhanna 4:25, 26). Ayrıca Daniel peygambere bir görüntüde gösterilen kralın kendisi olduğunu açıkladı. Elçilerine, bir gün “ihtişamlı tahtına” oturacağını ve onların da tahtlara oturacaklarını söyledi (Matta 19:28). İsa kendisini bir çobana benzeterek, yönetimde yer alacak bu gruptan kendisine ait “küçük sürü” olarak söz etti ve bu gruba dahil olmayan “başka koyunları” da olduğunu belirtti (Luka 12:32; Yuhanna 10:16).
2. Tanrı’nın Krallığı gerçek adaleti sağlayacak. İsa Tanrı’nın Krallığının en büyük adaletsizliği ortadan kaldıracağını belirtti. Bu Krallık, Şeytan’ın Aden’deki isyandan beri Yehova Tanrı’nın ismine sürdüğü tüm lekeleri temizleyecek ve bu ismin kutsallığını gösterecekti (Matta 6:9, 10). İsa her gün erkek kadın, zengin yoksul ayrımı yapmadan herkese Tanrı’nın Sözünü öğreterek taraf tutmadığını da gösterdi. Başlıca görevi İsrailoğullarına hakikati öğretmek olsa da o, yardım amacıyla Samiriyelilere ve Yahudiler dışındaki milletlerden insanlara da erişti. Kendi dönemindeki din adamlarının tersine, İsa’da kayırmacılıktan ve önyargıdan eser yoktu.
3. Tanrı’nın Krallığı bu dünyaya ait bir yönetim olmayacak. İsa büyük bir kargaşa döneminde yaşadı. Memleketi yabancı bir gücün hâkimiyetindeydi. Buna rağmen, insanlar kendisini yaşadığı dönemin siyasi meselelerine dahil etmeye çalıştıklarında İsa bulunduğu ortamı terk etti (Yuhanna 6:14, 15). Bir keresinde bir siyaset adamına “Benim krallığım bu dünyaya ait değil” dedi (Yuhanna 18:36). Öğrencilerine de, “Siz dünyaya ait değilsiniz” dedi (Yuhanna 15:19). Ve kendisini savunmak için bile silah kullanmalarına izin vermedi (Matta 26:51, 52).
“Şehir şehir, köy köy dolaşmaya başladı; Tanrı’nın krallığını müjdeliyor ve duyuruyordu” (Luka 8:1).
4. Mesih’in yönetimi sevgiye dayalı olacak. İsa insanlara onları ferahlatacağı ve yüklerini hafifleteceği vaadinde bulundu (Matta 11:28-30). Ve her zaman bu sözüne uygun davrandı. İnsanlara kaygılarıyla başa çıkmak, aralarındaki ilişkileri düzeltmek, maddecilik eğilimiyle mücadele etmek ve mutluluğu bulmak gibi konularda pratik, sevgi dolu öğütler verdi (Matta 5–7. bölümler). Sevgi gösterdiğinden, her kesimden insan onu kendisine yakın buldu. Ezilmiş, perişan durumdaki insanlar bile kendilerine değer verip şefkatle davranacağına güvenerek ona gittiler. İsa gerçekten mükemmel bir yönetici olacaktı!
İsa’nın Tanrı’nın Krallığının nasıl bir yönetim olacağını öğretmek için kullandığı çok etkili bir yöntem daha vardı. O çok sayıda mucize yaptı. Neden mucizeler yaptığını görelim.
-
-
İsa Mucizeler YapıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
18. BÖLÜM
İsa Mucizeler Yapıyor
İsa yaptığı mucizelerle Kral olarak gücünü nasıl kullanacağını gösterdi
TANRI İsa’ya diğer insanların başaramayacağı şeyleri yapma gücü verdi. İsa çok sayıda mucize yaptı ve bunları genellikle kalabalığın gözü önünde gerçekleştirdi. Bu mucizeler, kusurlu insanların asla başa çıkamayacakları düşmanlar ve aşamayacakları engeller karşısında İsa’nın zafer kazanabileceğini gösterdi. Bazı örnekleri ele alalım.
Açlık. İki farklı olayda İsa binlerce aç insanı yalnızca birkaç somun ekmek ve birkaç balıkla doyurdu. Her iki durumda da herkes için gerekenden çok daha fazla yiyecek sağlanmıştı.
Hastalık. İsa insanlardaki “her türlü hastalık ve illeti” iyileştirdi (Matta 4:23). Görme ya da işitme yetilerini kaybetmiş kişiler, cüzam ve sara hastaları İsa’nın elinden şifa buldular. O topalları, kötürümleri ve sakatları da iyi etti. Üstesinden gelemediği bir hastalık yoktu.
Tehlikeli hava koşulları. İsa ve öğrencileri Celile Gölünün karşı kıyısına tekneyle geçerken şiddetli bir fırtına koptu. Öğrencileri dehşete kapılmıştı. İsa ise sadece fırtınaya baktı ve “Dur! Sakin ol!” dedi. Bunun üzerine ortalık sütliman oldu (Markos 4:37-39). Başka bir olayda İsa, korkunç bir fırtına sırasında suyun üzerinde yürüdü (Matta 14:24-33).
Kötü ruhlar. Kötü ruhlar insanlardan çok daha güçlüdür. Tanrı’nın düşmanı olan bu zalim varlıkların pençesine düşmüş çok sayıdaki insanın onlardan kurtulmaya gücü yetmedi. Ancak pek çok olayda İsa bu ruhları kovdu ve onların kurbanı durumundaki insanları kurtardı. İsa bu ruhlardan korkmadı. Tam tersi, onlar İsa’dan korktu, çünkü yetkisini biliyorlardı.
Ölüm. Ölüm hiçbir insanın yenemediği bir düşmandır, dolayısıyla yerinde olarak “son düşman” diye adlandırılmıştır (1. Korintoslular 15:26). Fakat İsa ölüleri diriltti. Dul bir kadına ölen genç oğlunu, kederli bir ana babaya da kızlarını geri verdi. İsa’nın diriltme mucizelerinden en çarpıcı olanı da, yaklaşık dört gündür ölü olmasına rağmen, yasını tutan büyük bir kalabalığın önünde sevgili dostu Lazar’ı diriltmesiydi! İsa’nın en amansız düşmanları bile bu mucizeyi yaptığını inkâr edemediler (Yuhanna 11:38-48; 12:9-11).
İsa bütün bu mucizeleri neden yaptı? Yardım ettiği bu insanların hepsi eninde sonunda ölümün kurbanı olmayacak mıydı? Elbette, fakat İsa’nın mucizelerinin kalıcı bir yararı vardı. Bunlar, Kral Mesih’in yönetimi hakkında peygamberler tarafından bildirilmiş heyecan verici vaatlerin gerçekleşeceğine dair kesin bir kanıt oluşturdu. Tanrı’nın atadığı Kralın açlığı, hastalığı, tehlikeli hava koşullarını, kötü ruhları ve bizzat ölümü tamamen ortadan kaldıracağından kuşkulanmaya gerek yoktur. O Tanrı’nın kendisine böyle bir güç verdiğini kanıtlamış durumdadır.
-
-
İsa Son Günlerde Yaşanacak Olayları BildiriyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
19. BÖLÜM
İsa Son Günlerde Yaşanacak Olayları Bildiriyor
İsa, krallık yetkisini alışını ve bu ortamın sonunu işaretleyecek belli başlı özellikleri bildiriyor
ZEYTİNLİK DAĞINDAYDILAR; önlerinde Yeruşalim şehri ve mabedinin muhteşem görüntüsü vardı. Dört elçisi bir kenara çekilmiş söylediği bazı şeylerle ilgili İsa’ya sorular soruyordu. İsa az önce Yeruşalim’deki mabedin yıkılacağını söylemişti. Daha önce de onlara ‘bu ortamın sonundan’ söz etmişti (Matta 13:40, 49). Bu nedenle elçiler şunları sordu: “Bu olaylar ne zaman olacak? Senin [kral olarak] hazır bulunuşunun ve bu ortamın sonunun alameti ne olacak?” (Matta 24:3).
İsa cevabında Yeruşalim’in yıkımından önce neler olacağını anlattı. Fakat sözleri çok daha geniş bir anlam taşıyordu. Bildirdiği olaylar ileride daha büyük boyutta, dünya çapında gerçekleşecekti. İsa birtakım olaylardan ve dünya koşullarından oluşan bir tablo çizdi; bunların tümü bir arada tek bir işareti ya da alameti oluşturacaktı. Bu alamet yeryüzünde yaşayanlara İsa’nın gökte Kral olarak hazır bulunduğu dönemin başladığını gösterecekti. Başka sözlerle, bu alamet Yehova Tanrı’nın Mesih İsa’yı uzun zamandır vaat edilen krallığın başına getirdiğini gösterecekti. Alamet aynı zamanda Krallığın yakında kötülüğü ortadan kaldıracağı ve insanlık için gerçek barışı getireceği anlamına gelecekti. Dolayısıyla İsa’nın önceden bildirdikleri, şu anda var olan tüm dini, siyasi ve sosyal sistemleriyle birlikte bu eskimiş ortam için son günlerin geldiğinin ve yeni bir ortamın başlayacağının işareti olacaktı.
İsa gökte Kral olarak hazır bulunduğu dönem boyunca yeryüzünde neler olacağını açıklarken, milletler arasındaki savaşlardan, gıda yetersizliğinden, büyük depremlerden ve yaygın hastalıklardan söz etti. Kanunsuzluk yaygınlaşacaktı. İsa’nın gerçek öğrencileri Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi tüm yeryüzünde duyuracaklardı. Ve bütün bu gelişmeler daha önce hiç yaşanmamış bir “büyük sıkıntı” ile doruğa ulaşacaktı (Matta 24:21).
İsa’nın takipçileri bu sıkıntının yakın olduğunu nasıl bilecekti? İsa “İncir ağacı örneğinden ders çıkarın” dedi (Matta 24:32). İncir dallarında beliren yapraklar yazın yakın olduğunun açık bir işaretidir. Benzer şekilde, İsa’nın bildirdiği şeylerin tümünün aynı dönem içinde gerçekleşmesi sonun yakın olduğunun açık bir alameti olacaktı. İsa, Tanrı’dan başka kimsenin büyük sıkıntının başlayacağı kesin gün ve saati bilmediğini söyledi. Bu nedenle öğrencilerine şu tembihte bulundu: “Gözünüzü açın, uyanık kalın, çünkü belirlenmiş zamanı bilmiyorsunuz” (Markos 13:33).
(Matta 24 ve 25, Markos 13 ve Luka 21. bölümlere dayanır.)
a İsa’nın bildirdiği alametle ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için Yehova’nın Şahitleri tarafından yayımlanan Kutsal Kitap Aslında Ne Öğretiyor? kitabının 86-95. sayfalarına bakın.
-
-
İsa Mesih ÖldürülüyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
20. BÖLÜM
İsa Mesih Öldürülüyor
İsa yeni bir kutlama başlatıyor. İhanete uğruyor ve direğe geriliyor
ÜÇ BUÇUK yıldır duyuru ve eğitim işiyle meşgul olan İsa artık yerdeki yaşamının sonuna yaklaştığını biliyordu. Yahudi din adamları aralarında gizlice anlaşmış, onu öldürmek istiyorlar fakat bir kargaşaya yol açmaktan korkuyorlardı; çünkü halk İsa’yı peygamber olarak görüyordu. Bu sırada Şeytan İsa’nın 12 elçisinden biri olan Yahuda İskariyot’u etkisi altına alarak İsa’ya ihanet etmesini sağladı. Din adamları İsa’yı ele vermesi için Yahuda’ya 30 gümüş teklif ettiler.
Son gecesinde İsa Fısıh kutlaması nedeniyle elçileriyle bir aradaydı. Yahuda’yı oradan gönderdikten sonra İsa yeni bir kutlama başlattı; bu kutlama Efendimizin Anma Yemeği olarak adlandırıldı. Eline bir ekmek aldı, dua etti ve ekmeği bölüp 11 elçisine verdi. “Bu sizin uğrunuzda verilecek olan bedenimi temsil eder” dedi. “Beni anmak için bunu yapmaya devam edin.” Aynı şeyi şarap kâsesiyle de yaptı ve “Bu kâse sizin uğrunuzda dökülecek kanıma dayanan yeni ahdi temsil eder” dedi (Luka 22:19, 20).
İsa’nın o gece elçilerine söyleyeceği çok şey vardı. Onlara yeni bir emir verdi; birbirlerini bencillikten uzak bir sevgiyle sevmeliydiler. Şöyle dedi: “Aranızda sevgi olursa, herkes benim öğrencilerim olduğunuzu bununla bilecek” (Yuhanna 13:34, 35). Ayrıca, yakında gerçekleşecek feci olaylardan ötürü kedere kapılmamalarını tembih etti. Büyük bir içtenlikle onlar için dua etti. Birlikte ilahiler söyleyerek gecenin karanlığında yola çıktılar.
Getsemani bahçesinde İsa diz çöküp tüm yüreğiyle Tanrı’ya yakardı. Çok geçmeden kâhinler, askerler ve başka silahlı kişilerden oluşan bir kalabalık onu tutuklamak üzere geldi. Onlara bir işaret vermek için Yahuda yaklaşıp İsa’yı öptü. Askerler İsa’yı bağlarken elçileri kaçtı.
Yahudi yüksek mahkemesi önünde İsa kendini Tanrı’nın Oğlu olarak tanıttı. Mahkeme onu Tanrı’ya küfretmekten suçlu buldu ve ölümü hak ettiği sonucuna vardı. O zaman İsa Romalı Vali Pontius Pilatus’a götürüldü. Vali İsa’nın suçsuz olduğunu gördüğü halde, sürekli bağırarak öldürülmesini isteyen kalabalığa onu teslim etti.
İsa Golgota denen yere götürüldü ve orada Romalı askerler tarafından direğe çivilendi. Bu sırada gün ortasında mucizevi şekilde ortalık karardı. Öğleden sonra İsa öldü ve büyük bir deprem oldu. Cansız bedeni kayaya oyulmuş bir mezara kondu. Ertesi gün kâhinler mezarı mühürleyip girişine nöbetçi diktiler. Peki İsa mezarda kalacak mıydı? Hayır. Mucizelerin en büyüğü gerçekleşmek üzereydi.
(Matta 26 ve 27, Markos 14 ve 15, Luka 22 ve 23 ve Yuhanna 12-19. bölümlere dayanır.)
a İsa’nın kurban niteliğindeki ölümünün değeri hakkında daha fazla bilgi almak için Kutsal Kitap Aslında Ne Öğretiyor? kitabının 5. bölümüne bakın.
-
-
İsa Yaşıyor!Kutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
21. BÖLÜM
İsa Yaşıyor!
İsa talimatlar vermek ve yüreklendirmek için takipçilerine görünüyor
İSA’NIN ölümünden üç gün sonraydı; öğrencisi olan bazı kadınlar mezara geldiklerinde, girişi kapatan taşın yuvarlanmış olduğunu gördüler. Üstelik mezar boştu!
Derken iki melek göründü. Onlardan biri, “Siz . . . . Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz” dedi. “O diriltildi” (Markos 16:6). Kadınlar hemen koşup bunu elçilere anlatmak istediler. Yolda İsa’yla karşılaştılar. İsa onlara “Korkmayın!” dedi. “Kardeşlerime haber götürün, Celile’ye gitsinler; beni orada görecekler” (Matta 28:10).
Aynı gün sonraki saatlerde İsa’nın iki öğrencisi Yeruşalim’den Emmaus köyüne doğru yürüyorlardı. Bir yabancı onlara katılıp aralarında ne konuştuklarını sordu. Bu aslında diriltilmiş İsa idi; onlara ilk bakışta tanıyamayacakları şekilde görünmüştü. İki öğrencisi, yüzlerinde hüzünlü bir ifadeyle İsa hakkında konuştuklarını söylediler. Bunun üzerine yabancı onlara tüm Kutsal Yazılardan Mesih’le ilgili noktaları açıklamaya başladı. Gerçekten de, Mesih hakkında önceden bildirilen her şey en ince ayrıntısına kadar İsa’nın yaşamında gerçekleşmişti.a Öğrencileri, bu yabancının aslında ruh olarak diriltilmiş İsa olduğunu fark ettiklerinde ise o gözden kayboldu.
İki öğrenci derhal Yeruşalim’e döndü. Orada elçileri buldular; hepsi bir aradaydı ve bulundukları yerin kapıları sıkıca kapalıydı. İki adam başlarından geçeni onlara anlatırken İsa göründü. Şaşkınlık içindeki takipçileri gözlerine inanamıyordu! İsa, “Neden yüreğinizde kuşkular doğuyor? . . . . Mesih’in acı çekeceği ve ölüp üçüncü gün diriltileceği yazılmıştır” dedi (Luka 24:38, 46).
İsa, diriltilmesinden sonraki 40 gün boyunca birçok kez öğrencilerine göründü. Bir keresinde 500’den fazla kişiye göründü! Muhtemelen bu olayda onlara şu önemli görevi verdi: “Siz gidin bütün milletlerden insanları öğrencim olarak yetiştirin. . . . . Size emrettiğim her şeye uymalarını onlara öğretin. Ben bu ortamın sonuna kadar, her zaman sizin yanınızda olacağım” (Matta 28:19, 20).
İsa, 11 sadık elçisiyle son kez buluştuğunda şu vaatte bulundu: “Fakat kutsal ruh üzerinize inince güç kazanacaksınız; Yeruşalim’de, bütün Yahudiye’de, Samiriye’de ve yeryüzünün en uzak yerlerine dek şahitlerim olacaksınız” (Elçiler 1:8). Sonra yukarı alındı ve göğe yükselirken bir bulut onu örterek öğrencilerinin görmesini engelledi.
(Matta 28, Markos 16, Luka 24, Yuhanna 20 ve 21. bölümlere ve 1. Korintoslular 15:5, 6’ya dayanır.)
a Mesih hakkında önceden bildirilen ve İsa’nın yaşamında gerçekleşen şeylerle ilgili örnekler görmek için bu yayının 14. Bölümüne, 15. Bölümüne ve 16. Bölümüne ayrıca Kutsal Kitap Aslında Ne Öğretiyor? kitabının “İsa Mesih: Geleceği Vaat Edilen Mesih” başlıklı ek kısmına bakın.
-
-
Elçiler İyi Haberi Korkusuzca DuyuruyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
22. BÖLÜM
Elçiler İyi Haberi Korkusuzca Duyuruyor
İsa’nın takipçilerinin cemaati zulme rağmen hızla büyüyor
İSA’NIN göğe çıkışından on gün sonra 120 kadar öğrencisi Yeruşalim’de bir evde toplanmıştı. MS 33 yılıydı ve o sırada Yahudiler Pentekost bayramını kutluyordu. Ansızın, rüzgârı andıran bir ses evi doldurdu. Öğrenciler mucizevi şekilde farklı diller konuşmaya başladılar; bunlar daha önce bilmedikleri dillerdi. Bu garip olayların anlamı neydi? Tanrı İsa’nın öğrencilerine kutsal ruhunu vermişti.
Bayram dolayısıyla şehre birçok ülkeden ziyaretçiler geldiğinden dışarıda bir kalabalık vardı. Bu insanlar kendi anadillerinin İsa’nın öğrencileri tarafından böylesine akıcı şekilde konuşulduğunu duyunca çok şaşırdılar. Elçi Petrus tüm bu olanları açıklarken Yoel peygamberin çok önceden yazdığı sözlere değindi. O, Tanrı’nın ruhunu ‘dökeceğini’ ve bu ruhun onu alan kişilere mucizevi yetenekler bağışlayacağını yazmıştı (Yoel 2:28, 29). Kutsal ruhun etkisinin bu güçlü kanıtı önemli bir değişikliğin olduğunu açıkça gösteriyordu: Tanrı lütfunu artık İsrail’e değil yeni oluşan İsa’nın takipçilerinin cemaatine gösteriyordu. Tanrı’ya O’nun kabul edeceği şekilde hizmet etmek isteyenlerin bundan böyle Mesih’in takipçisi olmaları gerekiyordu.
Bu arada İsa’nın öğrencilerinin gördüğü muhalefet yoğunlaştı ve düşmanları onları hapse attılar. Fakat Yehova’nın meleği gece hapishanenin kapılarını açtı ve öğrencilere duyuru işine devam etmelerini söyledi. Onlar da gün ağarırken gidip meleğin dediğini yaptılar. Mabede girdiler ve İsa hakkındaki iyi haberi halka öğretmeye başladılar. Düşmanları olan din adamları çok öfkelendiler ve bu faaliyetlerinden vazgeçmelerini emrettiler. Elçiler korkusuzca şu karşılığı verdi: “Biz insanlardan önce Tanrı’ya itaat etmeliyiz” (Elçiler 5:28, 29).
Zulüm daha da yoğunlaştı. Bazı Yahudiler İsa’nın öğrencilerinden İstefanos’u Tanrı’ya küfretmekle suçlayıp taşlayarak öldürdüler. Genç bir adam olan Tarsuslu Saul da bu cinayeti onaylayarak izledi. Sonra, İsa’yı takip eden kim varsa tutuklamak için Şam’a gitti. Saul Şam yolundayken, aniden gökten parlayan bir ışık çevresini aydınlattı ve “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” diye bir ses duydu. Işık yüzünden gözleri kör olan Saul, “Sen kimsin?” diye sordu. Sesin sahibi, ‘Ben İsa’yım’ cevabını verdi (Elçiler 9:3-5).
İsa üç gün sonra Saul’un yeniden görmesini sağlamak için Hananya adlı bir öğrencisini gönderdi. Saul vaftiz edildi ve İsa’yla ilgili hakikati cesaretle duyurmaya başladı. O daha sonra Elçi Pavlus olarak tanındı ve ilk cemaatin gayretli bir üyesi oldu.
İsa’nın öğrencileri kurulacak olan Tanrı’nın Krallığıyla ilgili iyi haberi yalnızca Yahudilere ve Samiriyelilere duyuruyorlardı. Fakat sonra, dindar bir Romalı yüzbaşı olan Kornelius’a bir melek göründü ve ona, elçi Petrus’u çağırmasını söyledi. Petrus ve yanındakiler Kornelius ve ev halkına iyi haberi duyurdular. Petrus konuşurken Yahudi olmayan bu imanlı insanların üzerine de kutsal ruh indi; bunun üzerine Petrus onların İsa’nın adıyla vaftiz edilmelerini istedi. Sonsuz yaşamın yolu bundan böyle tüm milletlerden insanlara açılmıştı. Cemaat artık iyi haberi dünyanın her yanına yaymaya hazırdı.
(Elçiler 1:1–11:21’e dayanır.)
-
-
İyi Haber YayılıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
23. BÖLÜM
İyi Haber Yayılıyor
Pavlus iyi haberi duyurma amacıyla denizleri ve karaları aşarak yolculuklar yapıyor
İSA’NIN TAKİPÇİSİ olduktan sonra Pavlus büyük bir istekle Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi bildirmeye başladı. Bir zamanlar muhalefet ettiği bu işi yaparken artık kendisi de sık sık acımasız bir muhalefetle karşılaşıyordu. Yorulmak nedir bilmeyen bu elçi, Krallık hakkındaki iyi haberi yaymak için birkaç kez uzun yolculuklara çıkarak çok yer dolaştı. Duyurduğu iyi haber Tanrı’nın insanlıkla ilgili başlangıçtaki amacını bu krallığın gerçekleştireceği haberiydi.
İlk gezisi sırasında Pavlus bugünkü Konya ili sınırları içinde Hatunsaray yakınlarında bulunan eski Listra şehrinde doğuştan topal bir adamı iyileştirdi. Toplanan kalabalık Pavlus ve yol arkadaşı Barnabas’a “tanrılar” diyerek tezahürat yaptılar. Bu iki adam insanların kendilerine kurbanlar sunmasını güçlükle engelledi. Aynı kalabalık daha sonra muhalefet edenlerin etkisinde kalarak Pavlus’u taşladı ve öldüğünü düşünerek bıraktı. Ancak Pavlus bu saldırıda sağ kaldı ve oradaki öğrencileri yüreklendirici sözlerle güçlendirmek üzere bir süre sonra aynı şehre geri döndü.
İsa’nın takipçileri arasından Yahudi kökenli olan bazıları, diğer milletlerden olanların da Musa Kanunundaki bazı emirlere uymaları gerektiğini savunuyorlardı. Pavlus bu meseleyi Yeruşalim’deki elçilere ve ihtiyarlara götürdü. Onlar Kutsal Yazılarda söylenenleri dikkatle düşünerek ve Tanrı’nın kutsal ruhu tarafından yönlendirilerek, cemaatlere bir mektup yazdılar. İman edenlere, putperestlikten, kan ya da kanlı et yemekten ve cinsel ahlaksızlıktan sakınmalarını tembih ettiler. Uyulması “gereken” emirler bunlardı, fakat bunlara itaat etmek Musa Kanununa uymayı gerektirmiyordu (Elçiler 15:28, 29).
Duyuru amacıyla çıktığı ikinci gezide Pavlus, bugünkü Yunanistan topraklarında bulunan eski Veriya şehrini ziyaret etti. Oradaki Yahudiler Pavlus’un duyurduğu mesajı büyük bir istekle benimsediler; onun öğrettiklerinin doğruluğunu görmek için her gün Kutsal Yazıları inceliyorlardı. Fakat Pavlus muhalefet yüzünden bir kez daha bulunduğu şehri terk etmek zorunda kaldı; bu kez Atina’ya gitti. Orada bir grup eğitimli Atinalı önünde yaptığı etkili sunuş, nazik, ayırt edici ve incelikli bir konuşmanın güzel örneklerinden biridir.
Pavlus üçüncü gezisinin ardından Yeruşalim’e gitti. Mabedi ziyaret ettiği sırada bazı Yahudiler onu öldürmek isteyerek bir kargaşa çıkardılar. Romalı askerler duruma müdahale etti ve Pavlus’u sorguya çekti. O Roma vatandaşı olduğundan daha sonra savunmasını Romalı Vali Feliks’in önünde yaptı. Yahudiler Pavlus’a yönelttikleri suçlamalarla ilgili bir kanıt gösteremediler. Pavlus sonra başka bir Romalı vali olan Festus’un huzuruna çıkarıldı ve kendisini Yahudilere teslim etmesini engellemek amacıyla ona “Davamı Sezar’a arz ediyorum!” dedi. Festus da, bunun üzerine “Sezar’a gideceksin” diye karşılık verdi (Elçiler 25:11, 12).
Pavlus duruşmaya çıkarılmak üzere gemiyle İtalya’ya götürüldü. Yolculuk sırasında, bindiği geminin batması üzerine kışı Malta adasında geçirmek zorunda kaldı. Sonunda Roma’ya ulaştı ve kiraladığı bir evde iki yıl kaldı. Bu elçi, muhafız askerlerin gözetiminde olduğu halde kendisini ziyarete gelen herkese Tanrı’nın Krallığını duyurmaya her zamanki gayretiyle devam etti.
(Elçiler 11:22–28:31’e dayanır.)
-
-
Pavlus Cemaatlere YazıyorKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
24. BÖLÜM
Pavlus Cemaatlere Yazıyor
Pavlus’un mektupları birinci yüzyılda iman edenlere güç kaynağı oluyor
İSA’NIN TAKİPÇİLERİNİN yeni kurulmuş cemaati Yehova’nın amacının gerçekleşmesinde önemli bir rol üstlenecekti. Fakat ilk yüzyıldaki takipçiler hemen saldırıların hedefi haline gelmişti. Acaba cemaatin bireyleri, hem dışarıdan gördükleri zulüm hem de kendi içlerindeki kişilerden kaynaklanan daha sinsi tehlikeler karşısında Tanrı’ya sadakatlerini koruyacaklar mıydı? İncil kayıtları bunun için gereken öğüt ve teşvikleri sağlayan 21 mektup içerir.
Bu mektuplardan 14’ü, yani Romalılardan İbranilere kadar olanlar elçi Pavlus tarafından kaleme alınmıştır. Bu mektuplar, gönderildikleri kişilerin ya da cemaatlerin adını taşır. Şimdi Pavlus’un mektuplarında işlenen bazı konular üzerinde duralım.
Ahlak ve davranış konusunda tembihler. Cinsel ahlaksızlık, zina ve diğer ciddi günahları alışkanlık edinenlerin “Tanrı’nın Krallığında mirası olmayacak” (Galatyalılar 5:19-21; 1. Korintoslular 6:9-11). Yehova Tanrı’ya iman edenler hangi milletten olurlarsa olsunlar birlik içinde olmalı (Romalılar 2:11; Efesoslular 4:1-6). Muhtaç durumda olan iman kardeşlerine ellerindekini sevinçle vermeliler (2. Korintoslular 9:7). Pavlus, “Durmadan dua edin” der. Evet, Yehova Tanrı’ya iman edenler dua yoluyla O’na içlerini dökmeye teşvik edilirler (1. Selanikliler 5:17; 2. Selanikliler 3:1; Filipililer 4:6, 7). Tanrı’nın işitmesi için imanla dua etmek gerekir (İbraniler 11:6).
Ailelerin sağlam ve güçlü olmasına ne yardım eder? Kocalar karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Kadınlar kocalarına derin saygı duymalıdır. Çocuklar ana babalarının sözünü dinlemelidir, çünkü bu Tanrı’yı memnun eder. Ana babalar Tanrı’nın koyduğu ilkelerden yararlanarak, çocuklarını sevgiyle eğitmeli ve yönlendirmelidir (Efesoslular 5:22–6:4; Koloseliler 3:18-21).
Tanrı’nın amacını aydınlatan bilgiler. Musa Kanunu, birçok maddesiyle Mesih gelene dek İsrailoğulları için korunma sağladı ve yol gösterici olarak hizmet etti (Galatyalılar 3:24). Fakat İsa’nın takipçilerinin Tanrı’ya tapınmak için o kanuna ihtiyacı yoktur. Pavlus Yahudi kökenli Hıristiyanlara, yani İbranilere yazdığı mektupta Musa Kanununun anlamını ve Tanrı’nın amacının Mesih’le nasıl gerçekleştiğini daha da aydınlattı. Pavlus bu kanun kapsamındaki çeşitli düzenlemelerin ileride gerçekleşecek şeylerle ilgili bir fikir verdiğini açıkladı. Örneğin, hayvanların kurban edilmesi İsa’nın hayatını kurban olarak vereceğine işaret ediyordu; günahların gerçek anlamda bağışlanması İsa’nın ölümüyle mümkün olacaktı (İbraniler 10:1-4). İsa’nın ölümüyle Tanrı Kanun ahdini iptal etti; çünkü artık ona ihtiyaç kalmamıştı (Koloseliler 2:13-17; İbraniler 8:13).
Cemaatin teşkilatlanması için yönlendirmeler. Cemaatte sorumluluk almak isteyen erkekler yüksek ahlak standartlarını benimsemiş ve Kutsal Kitapta belirtilen niteliklere sahip kişiler olmalı (1. Timoteos 3:1-10, 12, 13; Titus 1:5-9). Yehova Tanrı’ya iman edenler birbirlerini teşvik etmek için iman kardeşleriyle düzenli olarak bir araya gelmeli (İbraniler 10:24, 25). İbadet niteliğindeki bu toplantılar yapıcı ve eğitici olmalı (1. Korintoslular 14:26, 31).
Elçi Pavlus Timoteos’a ikinci mektubunu yazdığında tekrar Roma’daydı ve yargılanmak üzere hapishanede bulunuyordu. Yalnızca birkaç kişi onu ziyaret etme cesaretini göstermişti. Pavlus az vakti kaldığını biliyordu. “Bu değerli mücadeleyi sürdürdüm” dedi; “Koşuyu tamamladım ve iman yolundan ayrılmadım” (2. Timoteos 4:7). Pavlus muhtemelen bundan kısa bir süre sonra öldürüldü. Bu elçinin mektupları bugüne dek Tanrı’ya doğru şekilde tapınanlara yol göstermiştir.
(Romalılar, 1. Korintoslular, 2. Korintoslular, Galatyalılar, Efesoslular, Filipililer, Koloseliler, 1. Selanikliler, 2. Selanikliler, 1. Timoteos, 2. Timoteos, Titus, Filimon ve İbraniler kitaplarına dayanır.)
-
-
İman, Davranış ve Sevgi Konusunda ÖğütlerKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
25. BÖLÜM
İman, Davranış ve Sevgi Konusunda Öğütler
Yakup, Petrus, Yuhanna ve Yahuda iman kardeşlerini teşvik eden mektuplar yazıyor
YAKUP ile Yahuda İsa’nın üvey kardeşleriydi. Petrus ve Yuhanna ise İsa’nın elçilerindendi. Yunanca Kutsal Yazılarda bulunan mektuplardan yedisini bu dört imanlı kişi yazmıştır. Bu mektupların her biri yazarın ismini taşır. Bu mektuplardaki öğütler Tanrı ilhamıydı ve İsa’nın takipçilerinin Yehova Tanrı’ya ve Krallığına vefalı kalmalarına yardım edecekti.
İman. Kişinin sadece imanlı olduğunu söylemesi yeterli değildir. Gerçek iman davranışlarla ortaya konur. Yakup, ‘işlerden yoksun iman ölüdür’ der (Yakup 2:26). Sınavlar karşısında imanla davranmak tahammül oluşturur. Bunu başarmak için kişi Tanrı’dan hikmet dilemelidir ve Tanrı’nın bunu kendisine vereceğinden emin olmalıdır. Tahammül eden kişi Tanrı’nın onayını kazanır (Yakup 1:2-6, 12). Yehova Tanrı’ya iman eden biri sadakatini korursa Yehova’dan bunun karşılığını alacaktır. Yakup, “Tanrı’ya yaklaşın, size yaklaşacaktır” der (Yakup 4:8).
İman öylesine güçlü olmalıdır ki, kişinin ayartmalara ve ahlaksız etkilere karşı koymasına yardım edebilmelidir. Yahuda’nın döneminde ortam ahlaksal açıdan giderek yozlaşıyordu, bu nedenle iman kardeşlerini “inanç uğrunda zorlu bir mücadeleye teşvik etme” gereği duydu (Yahuda 3).
Temiz bir yaşam. Yehova, Kendisine iman edenlerin her açıdan temiz, yani kutsal olmalarını bekler. Petrus şöyle der: “Tüm davranışlarınızla kutsal olun. Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Sizler kutsal olacaksınız, çünkü Ben [Yehova] kutsalım’” (1. Petrus 1:15, 16). İmanlı kişilerin izleyebileceği çok güzel bir örnek var. Petrus, “Mesih de sizin uğrunuzda acı çekti ve onun adımlarını izleyebilesiniz diye size bir örnek bıraktı” der (1. Petrus 2:21). İsa’yı takip edenler Tanrı’nın standartlarına bağlı kaldıkları için acı çekseler de yaşamlarını “rahat bir vicdan”la sürdürürler (1. Petrus 3:16, 17). Petrus iman edenlerin Tanrı’nın hüküm gününü ve “doğruluğun barınağı” olacak yeni dünyayı beklediklerini söyler. Bu yüzden onları Tanrı’ya bağlılık yansıtan işler ve kutsal davranışlar açısından gayretli olmaya teşvik eder (2. Petrus 3:11-13).
“Tanrı’ya yaklaşın, size yaklaşacaktır” (Yakup 4:8).
Sevgi. Elçi Yuhanna “Tanrı sevgidir” der. Tanrı’nın, İsa’yı “günahlarımıza kefaret eden bir kurban olarak göndermekle” büyük sevgisini gösterdiğini belirtir. İmanlı kişiler buna nasıl karşılık vermelidir? Yuhanna şöyle der: “Sevgili kardeşlerim, Tanrı bizi böyle sevdiyse, biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz” (1. Yuhanna 4:8-11). Bu sevgiyi göstermenin bir yolu iman kardeşlerimize karşı konuksever olmaktır (3. Yuhanna 5-8).
Peki, Yehova’ya iman edenler O’na sevgilerini nasıl gösterebilir? Yuhanna şöyle cevap veriyor: “Tanrı sevgisi O’nun emirlerine uymayı gerektirir ve O’nun emirleri ağır değildir” (1. Yuhanna 5:3; 2. Yuhanna 6). Tanrı’ya itaat edenler O’ndan sevgi göreceklerinden emin olabilirler ve bu sevgi sonsuz yaşam boyunca da sürecektir (Yahuda 21).
(Yakup, 1. Petrus, 2. Petrus, 1.Yuhanna, 2. Yuhanna, 3. Yuhanna ve Yahuda’ya dayanır.)
-
-
Cennete Dönüş!Kutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
26. BÖLÜM
Cennete Dönüş!
Yehova Tanrı, Mesih’in yönetimindeki Krallık aracılığıyla isminin kutsallığını ve egemenliğinin haklılığını gösteriyor, tüm kötülükleri yok ediyor
KUTSAL KİTABIN son kısmı olan Vahiy tüm insanlığa ümit verir. Elçi Yuhanna bu kitapta kendisine görüntülerle iletilen mesajları kaleme alır. Bunlar Yehova’nın amacının gerçekleşmesiyle muhteşem bir sona ulaşan bir dizi görüntüdür.
İlk görüntüde, diriltilmiş İsa bazı cemaatlere hitap eder; onları över ve tembihlerde bulunur. Sonraki görüntü, gökteki varlıkların övgülerle Tanrı’yı yücelttiği bir sahneyi anlatarak bizi Tanrı’nın tahtının önüne götürür.
Tanrı’nın amacı adım adım gerçekleşirken, “Kuzu” olarak tasvir edilen İsa Mesih’e yedi mühürlü bir tomar verilir. İlk dört mührün açılmasıyla dünya sahnesine bazı atlılar çıkar; bu atlılar birer simgedir. İlk atlı, beyaz bir atın üzerindeki İsa’dır; Kral olarak taç giymiştir. Ardından gelen farklı renklerdeki atlar ve binicileri dünyada var olan ortamın son günleri boyunca yaşanacak olayları simgeler; bunlar savaş, kıtlık ve salgın hastalıklardır. Yedinci mührün açılması yedi simgesel borazanın çalınmasına yol açar; bu Tanrı’nın hükümlerinin duyurulması anlamına gelir. Bunun sonucunda yedi bela görülür ki, bunlar da Tanrı’nın öfkesinin ifadeleridir.
Gökte, yeni doğmuş bir erkek bebekle tasvir edilen yeni yönetim, yani Tanrı’nın Krallığı kurulur. Sonra bir savaş kopar; Şeytan ve kötü melekleri yeryüzüne atılır. Gökte, “Yer ve deniz, vay halinize!” diyen güçlü bir ses duyulur; çünkü zamanının az olduğunu bilen İblis büyük bir öfke içindedir (Vahiy 12:12).
Yuhanna gökte İsa’yı temsil eden bir kuzu görür. Ve İsa’nın yanında insanlar arasından seçilmiş 144.000 kişi bulunmaktadır. Onlar İsa ile birlikte “kral olarak hüküm sürecek” kişilerdir. Böylece Vahiy kitabı vaat edilmiş soyun diğer kısmını oluşturan kişilerin sayısının 144.000 olduğunu açıklar (Vahiy 14:1; 20:6).
Dünyanın yöneticileri “Mutlak Güce Sahip Tanrı’nın büyük gününde yapılacak savaş için” toplanırlar; bu Armagedon savaşıdır. Onlar beyaz atın binicisiyle, yani gökteki ordulara önderlik eden İsa’yla savaşır. Bu dünyanın tüm yöneticileri yok edilir. Şeytan bağlanır, İsa ve onunla birlikte olan 144.000 yönetici yeryüzü üzerinde “bin yıl” hüküm sürer. Bin yılın sonunda Şeytan yok edilir (Vahiy 16:14; 20:4).
Mesih ve onunla birlikte hüküm sürecek 144.000 kişinin yönetimi itaatli insanlar için neler başaracak? Yuhanna şöyle yazıyor: “[Yehova] gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek. Artık ölüm olmayacak, artık matem, feryat ve acı da olmayacak. Önceki şeyler geçti” (Vahiy 21:4). Böylece yeryüzü cennet olacak!
Vahiy kitabı böylece Kutsal Kitabın mesajına son noktayı koyar. Mesih’in yönetimindeki Krallık aracılığıyla Yehova’nın isminin kutsallığı ve O’nun egemenliğinin haklılığı sonsuza dek kesin şekilde kanıtlanmış olur!
(Vahiy kitabına dayanır.)
-
-
Kutsal Kitabın Bize Anlattıkları: ÖzetKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
Kutsal Kitabın Bize Anlattıkları
Yehova Tanrı Âdem ile Havva’yı yaratır ve onlara yeryüzündeki Cennette sonsuza dek yaşama olanağı verir. Şeytan Tanrı’nın adına leke sürmek için iftira atar ve O’nun yönetme hakkı konusunda kuşku uyandırır. Âdem ve Havva Şeytan’ın isyanına katılır, bu hem kendilerini hem de soylarını günahkâr ve ölümlü duruma getirir
Yehova Tanrı asilere hükmünü bildirir ve bir kurtarıcının geleceğini vaat eder; “Soy” olarak söz edilen bu kurtarıcı Şeytan’ı yok ederek isyanın ve günahın tüm sonuçlarını ortadan kaldıracaktır
Yehova Tanrı, İbrahim’e ve Davut’a bu soyla ilgili vaatlerde bulunur; sonsuza dek Kral olacak Mesih onların torunları arasından çıkacaktır
Yehova Tanrı peygamberlerine Mesih hakkında bilgiler ilham eder. Bu Mesih insanları günah ve ölümden kurtaracaktır. Tanrı’nın Krallığının Kralı olarak, yönetimi paylaştığı kişilerle birlikte hüküm sürecek ve savaşlara, hastalıklara hatta ölüme bile son verecektir
Yehova Tanrı İsa’yı gökten yeryüzüne gönderir ve onu Mesih olarak tanıtır. İsa peygamber Tanrı’nın Krallığının iyi haberini duyurur ve yaşamını insanlık için kurban olarak verir. Sonra Tanrı onu gökte ruh olarak diriltir
Yehova Tanrı İsa’yı gökte Kral olarak tahta oturtur. Bu olay, içinde bulunduğumuz kötü ortamın son günlerinin başladığına işaret eder. İsa takipçilerini, Tanrı’nın Krallığını dünya çapında duyurmaları için yönlendirir
Yehova Tanrı Krallığın yerin yönetimini ele alması için İsa’ya emreder. Krallık tüm kötü yönetimleri yok ederek yeryüzünü Cennete çevirir ve Tanrı’ya sadık olan tüm insanları kusursuzluğa kavuşturur. Böylece Yehova Tanrı’nın yönetme hakkı sonsuza dek doğrulanmış, kutsal adı lekeden arınmış olur
-
-
Zaman ÇizelgesiKutsal Kitap Bize Ne Anlatır?
-
-
Zaman Çizelgesi
“Başlangıçta . . .”
MÖ 4026 Âdem’in yaratılışı
MÖ 3096 Âdem’in ölümü
MÖ 2370 Tufan başlıyor
MÖ 2018 İbrahim doğuyor
MÖ 1943 İbrahim’le ahit
MÖ 1750 Yusuf köle olarak satılıyor
MÖ 1613’ten önce Eyüp’ün sınanması
MÖ 1513 Mısır’dan çıkış
MÖ 1473 İsrailoğulları Yeşu’nun önderliğinde Kenan’a giriyor
MÖ 1467 Kenan’ın fethi büyük ölçüde tamamlanıyor
MÖ 1117 Saul kral olarak meshediliyor
MÖ 1070 Tanrı Davut’a Krallıkla ilgili bir vaatte bulunuyor
MÖ 1037 Süleyman kral oluyor
MÖ 1027 Yeruşalim’deki mabet tamamlanıyor
MÖ yaklaşık 1020 Ezgiler Ezgisi tamamlanıyor
MÖ 997 İsrail iki krallığa bölünüyor
MÖ yaklaşık 717 Özdeyişlerin derlenmesi tamamlanıyor
MÖ 607 Yeruşalim’in yıkımı; Babil sürgünlüğü başlıyor
MÖ 539 Babil Koreş tarafından fethediliyor
MÖ 537 Yahudi sürgünler Yeruşalim’e dönüyor
MÖ 455 Yeruşalim surları yeniden yapılıyor; 69 “hafta” başlıyor
MÖ 443’ten sonra Malaki peygamber kitabını tamamlıyor
MÖ yaklaşık 2 İsa doğuyor
MS 29 İsa vaftiz ediliyor ve Tanrı’nın Krallığını duyurmaya başlıyor
MS 31 İsa 12 elçisini seçiyor;Dağdaki Vaaz’ı veriyor
MS 32 İsa Lazar’ı diriltiyor
14 Nisan, MS 33 İsa direğe geriliyor (Yahudi takviminde Nisan ayı Mart-Nisan ayları arasına denk düşer)
16 Nisan, MS 33 İsa diriltiliyor
6 Sivan, 33 Pentekost; kutsal ruhun verilmesi (Sivan ayı Mayıs-Haziran ayları arasına denk düşer)
MS 36 Kornelius İsa’ya iman ediyor
MS yaklaşık 47-48 Pavlus’un ilk duyuru gezisi
MS yaklaşık 49-52 Pavlus’un ikinci gezisi
MS yaklaşık 52-56 Pavlus’un üçüncü gezisi
MS yaklaşık 60-61 Pavlus Roma’da hapisteyken mektuplar yazıyor
MS 62’den önce İsa’nın üvey kardeşi Yakup mektubunu yazıyor
MS 66 Yahudiler Roma’ya isyan ediyor
MS 70 Yeruşalim ve mabedinin Romalılar tarafından yıkılması
MS yaklaşık 96 Yuhanna Vahiy kitabını yazıyor
MS yaklaşık 100 İsa’nın son elçisi Yuhanna’nın ölümü
-