-
Güvenmek ya da GüvenmemekUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Güvenmek ya da Güvenmemek
İngiliz oyun yazarı William Shakespeare “Güvenmeyin o çürük tahta parçalarına” diye yazdı. Gerçekten de, derin bir vadinin üzerindeki bir tahta köprüden geçmek zorunda kalsaydınız çürük olup olmadığından emin olmak isterdiniz.
SHAKESPEARE’İN bu sözleri, eski İsrail’in hikmetli kralı Süleyman’ın yaklaşık 3.000 yıl önce yazdığı şu sözlere benzer: “Saf kişi her söze inanır, ihtiyatlı olansa attığı her adımı hesaplar” (Süleyman’ın Meselleri 14:15, YÇ). Gerçekten de ancak saf ya da akılsız biri, duyduğu her sözü sorgusuz sualsiz kabul eder ve kararlarını, davranışlarını boş öğütlere ya da temelsiz öğretilere dayandırır. Çürük tahtaya basmak gibi, yanlış şeylere güvenmek de felakete yol açabilir. ‘Kesinlikle güvenebileceğimiz bir rehber var mı?’ diye sorabilirsiniz.
Dünya çapında milyonlarca insan Mukaddes Kitap olarak adlandırılan, Tevrat, Zebur ve İncil olarak da bilinen eski bir kitaba tam bir güven duyuyor. Onlar bütün yaşamlarında bu kitabı rehber alıyorlar. Kararlarını onun öğütlerine dayandırıyorlar ve onun öğretileriyle uyumlu şekilde hareket ediyorlar. Acaba bu kişiler “çürük tahtaya” mı basıyor? Bu sorunun cevabı büyük ölçüde başka bir sorunun cevabına bağlıdır: Mukaddes Kitaba güvenmek için sağlam nedenler var mı? Uyanış! dergisinin bu özel sayısı bu konuyla ilgili kanıtları ele alıyor.
Uyanış! dergisinin bu özel sayısının amacı size çeşitli dinsel inançları ya da görüşleri zorla kabul ettirmek değildir. Bunun yerine, milyonlarca kişiyi Mukaddes Kitabın güvenilir olduğuna ikna eden güçlü kanıtları dikkatinize sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Sonraki makaleleri okuyarak Mukaddes Kitaba güvenip güvenemeyeceğinize kendiniz karar verebilirsiniz.
Bu konu gelip geçici bir ilgi gösterilemeyecek kadar önemlidir. Eğer Mukaddes Kitap Yaratıcımızın rehberliği hakkında güvenilir bir kaynaksa, söylediklerini gözden geçirmeniz hem size hem sevdiklerinize yarar sağlayacaktır.
Ancak önce Mukaddes Kitap hakkındaki bazı göze çarpar gerçekleri görelim. Kuşkusuz, Mukaddes Kitap eşsiz bir eserdir.
-
-
Eşsiz Bir KitapUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Eşsiz Bir Kitap
“Mukaddes Kitap tarihte en çok dağıtılan kitaptır” (The World Book Encyclopedia).
ALMAN mucit Johannes Gutenberg 550 yılı aşkın bir zaman önce basımda hareketli hurufatı kullanmaya başladı. Onun bastığı ilk dikkate değer eser bir Mukaddes Kitaptı.a O zamandan beri akla gelebilecek hemen her konuda milyarlarca kitap basıldı. Ancak Mukaddes Kitap onların hepsinden daha üstün bir kitaptır.
Mukaddes Kitabın tüm olarak ya da kısmen 4,7 milyardan fazla adet basıldığı tahmin edilmektedir. Bu rakam, en çok dağıtılan ikinci yayın olan Başkan Mao’dan Seçme Sözler’in beş katından da fazladır.
Geçenlerde sadece bir yılda Mukaddes Kitabın tümü ya da çeşitli kısımları 50 milyonu aşkın sayıda dağıtıldı. The New Yorker dergisindeki bir haberde şöyle yazdı: “Mukaddes Kitap her yıl, yılın en çok satan kitabıdır.”
Mukaddes Kitap tüm olarak ya da kısmen 2.400’den fazla dile tercüme edilmiştir. İnsanların yüzde 90’ından fazlasının dilinde, Mukaddes Kitabın en azından bir kısmı mevcuttur.
Mukaddes Kitabı kaleme alanların neredeyse yarısı yazılarını, hem ünlü Çinli bilge Konfüçyüs hem de Budizmin kurucusu Siddharta Gautama doğmadan önce tamamlamıştır.
Mukaddes Kitabın, dünyanın en ünlü resimleri, besteleri ve edebi eserlerinden bazıları da dahil çeşitli sanat dalları üzerinde büyük bir etkisi olmuştur.
Mukaddes Kitap hükümetlerin yasaklarına, dinsel muhalifler tarafından toplatılıp yakılmasına ve eleştirmenlerin saldırılarına rağmen varlığını sürdürmüştür. Tarihte bu kadar muhalefetle karşılaşıp da varlığını sürdüren başka hiçbir kitap yoktur.
Yukarıda değinilen gerçekler oldukça çarpıcı değil mi? Elbette etkileyici ayrıntılar ve istatistikler tek başına Mukaddes Kitabın güvenilirliğini kanıtlamaz. Sonraki makalede milyonlarca kişiyi Mukaddes Kitabın güvenilmeye layık olduğuna ikna eden beş nedeni ele alacağız.
a Kırk İki Satırlı Kitabı Mukaddes olarak da adlandırılan Gutenberg Kitabı Mukaddesi, Latince bir tercümedir ve yaklaşık 1455’te tamamlanmıştır.
-
-
1. Tarihsel GüvenilirliğiUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitaba Güvenmek İçin Nedenler
1. Tarihsel Güvenilirliği
Birçok yanlış içeren bir kitaba güvenmek zordur. İkinci dünya savaşını 1800’lü yıllara tarihlendiren ya da Amerika Birleşik Devletleri başkanına kral diyen bir çağdaş tarih kitabı okuduğunuzu düşünün. Böyle yanlışlar, kitabın güvenilirliği hakkında soru işaretleri uyandırmaz mıydı?
MUKADDES KİTABIN tarihsel doğruluğunu şu ana kadar hiç kimse çürütememiştir. Bu kitapta gerçek kişiler ve gerçek olaylar anlatılır.
Kişiler.
Mukaddes Kitap eleştirmenleri, İsa’yı direğe gerilmesi için teslim eden Romalı Yahuda valisi Pontius Pilatus’un varlığından şüphe ediyordu (Matta 27:1-26). Akdeniz’deki bir liman kenti olan Sezariye’de 1961 yılında bulunan bir taşın üzerindeki sözler, Pilatus’un bir zamanlar Yahuda’nın yöneticisi olduğunu kanıtlamaktadır.
Sonradan İsrail kralı olan genç ve cesur çoban Davud’un tarihte gerçekten yaşamış biri olduğuna dair Mukaddes Kitabın dışında bir kanıt 1993’e kadar yoktu. O yıl arkeologlar, İsrail’in kuzeyinde MÖ dokuzuncu yüzyıla ait bazalt bir taş buldular. Uzmanlar bu taşta “Davud Evi” ve “İsrail kralı” ifadelerinin geçtiğini söylüyorlar.
Olaylar.
Birçok bilgin, Davud’un zamanında İsrail’le savaşan Edom ulusuyla ilgili Mukaddes Kitap kaydının doğruluğundan yakın zamana kadar şüpheleniyordu (1. Tarihler 18:12, 13). Onlar Edom’un o zamanlar hayvancılıkla uğraşan basit bir toplum olduğunu ve çok ileri bir tarihe kadar İsrail’i tehdit edecek şekilde örgütlenmediğini ya da o güce sahip olmadığını iddia ediyorlardı. Ancak bir arkeoloji dergisindeki makalede de yazdığı gibi, son zamanlarda yapılan kazılar “Edom’un Mukaddes Kitapta anlatıldığı gibi, [düşünüldüğünden] çok daha önce gelişmiş bir toplum olduğunu” gösteriyor (Biblical Archaeology Review).
Doğru unvanlar.
Mukaddes Kitabın yazıldığı 16 yüzyıllık dönem boyunca dünyada birçok yönetici vardı. Mukaddes Kitap bir yöneticiye değinirken her zaman uygun unvanı kullanmıştır. Örneğin Herodes Antipas’ı ‘bölge yöneticisi,’ Gallio’yu da “genel vali” olarak doğru şekilde adlandırır (Luka 3:1; Elçiler 18:12). Ezra 5:6’da Tattenay, “Irmağın [Fırat Irmağı’nın] öte tarafında”ki Pers ilinin valisi olarak adlandırılır. MÖ dördüncü yüzyıla ait bir sikkenin üzerinde benzer bir tanımlama bulunuyor. O sikkede, Pers valisi Mazaios “Irmağın Öte Tarafı”ndaki ilin yöneticisi olarak adlandırılıyor.
Görünüşte önemsiz olan ayrıntıların doğruluğu aslında büyük önem taşımaktadır. Mukaddes Kitabı kaleme alanların yazdıkları en ufak ayrıntılara bile güvenebiliyor olmamız, yazdıkları diğer şeylere olan güvenimizi de perçinlemez mi?
-
-
2. Açıksözlü ve Dürüst AnlatımıUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitaba Güvenmek İçin Nedenler
2. Açıksözlü ve Dürüst Anlatımı
Dürüstlük, güven için temel sağlar. Dürüstlüğüyle tanınan bir adam güveninizi kazanabilir, ancak eğer bir kez bile olsa yalan söylerse güveninizi kaybedebilir.
MUKADDES KİTABI kaleme alanlar, olayları açıksözlülükle anlatan dürüst kişilerdi. Onların açıksözlülüğü yazdıklarının doğruluğunu net şekilde göstermektedir.
Hataları ve zayıflıkları.
Mukaddes Kitabı kaleme alanlar, kendi hatalarından ve zayıflıklarından açıkça söz ettiler. Musa kendisi için çok ciddi sonuçlara yol açan bir hatasını kaleme aldı (Sayılar 20:7-13). Asaf kötü insanların refah içindeki yaşamını bir süre kıskandığını söyledi (Mezmur 73:1-14). Yunus, hem itaatsizliğinden söz etti, hem de tövbe eden günahkârlara Tanrı merhamet ettiğinde ilk başta gösterdiği olumsuz tepkiyi anlattı (Yunus 1:1-3; 3:10; 4:1-3). Matta, İsa’nın tutuklandığı gece onu terk ettiğini kitabında açıkça söyledi (Matta 26:56).
İbranice Kutsal Yazıları kaleme alanlar, kendi toplumlarının sürekli tekrarlanan şikâyetçi ve isyankâr tutumunu açığa vurdular (2. Tarihler 36:15, 16). Onlar yazılarında, kendi uluslarının yöneticileri de dahil kimseyi kayırmadılar (Hezekiel 34:1-10). Aynı açıksözlülükle kaleme alınan elçilerin mektuplarında da, sorumlu konumdakiler de dahil İsa’nın takipçisi bazı bireylerin ve MS birinci yüzyıldaki bazı cemaatlerin yaşadığı ciddi sorunlar anlatıldı (1. Korintoslular 1:10-13; 2. Timoteos 2:16-18; 4:10).
Hoş olmayan gerçeklerin anlatılması.
Mukaddes Kitabı kaleme alanlar, bazılarının utanç verici olarak görebildiği gerçekleri gizlemeye çalışmadılar. Birinci yüzyıldaki Hıristiyanlar dünyanın onlara hayran olmadığını, akılsız ve sıradan kişiler olarak görüldüklerini açıkça kabul ettiler (1. Korintoslular 1:26-29). Onlar, İsa’nın elçilerinin “eğitimsiz, sıradan insanlar” olarak görüldüğünü söylediler (Elçiler 4:13).
İncili kaleme alanlar, İsa’yı daha çekici hale getirmek için gerçekleri süsleyerek anlatmadılar. Bunun yerine onun mütevazı şartlarda doğduğunu, işçi bir ailenin çocuğu olduğunu, o zamanki itibarlı okullarda okumadığını ve duyurduğu mesajın onu dinleyen insanların çoğu tarafından reddedildiğini açıkça anlattılar (Matta 27:25; Luka 2:4-7; Yuhanna 7:15).
Mukaddes Kitapta, onun dürüst kişiler tarafından kaleme alındığını gösteren bol bol kanıt olduğu açıktır. Bu dürüst kişiler, sizin güveninizi kazandı mı?
-
-
3. İçindeki UyumUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitaba Güvenmek İçin Nedenler
3. İçindeki Uyum
Çeşitli geçmişlerden gelen 40 adamdan bir kitap yazmalarını istediğinizi varsayın. Her biri kitabın bir kısmını yazacak. Bu kişiler çeşitli ülkelerde yaşıyor ve hepsi birbirini tanımıyor. Bazıları diğerlerinin ne yazdığını bilmiyor. Bu şekilde yazılan bir kitapta uyum arar mısınız?
MUKADDES KİTAP böyle bir kitaptır.a Yukarıda anlatılandan çok daha sıra dışı koşullarda yazılmış olmasına rağmen içinde gerçekten büyük bir uyum vardır.
İsa’nın giysisi erguvan renkli miydi, kırmızı mıydı?
Birbirinden farklı koşullar.
Mukaddes Kitap MÖ 1513 ile MS yaklaşık 98 yılları arasında 1.600 yılı aşkın bir sürede yazıldı. Dolayısıyla bu kitabı kaleme alan yaklaşık 40 kişinin çoğunun arasında yüzlerce yıl vardı. Meslekleri farklı farklıydı. Bazıları balıkçıydı, bazıları çoban ya da kraldı, biri de hekimdi.
Uyumlu bir mesaj.
Mukaddes Kitabı kaleme alanlar tek bir konuyu geliştirdiler: Tanrı’nın insanlığı yönetme hakkının doğrulanması ve bir dünya yönetimi olan gökteki Krallığı aracılığıyla amacının yerine gelmesi. Bu ana konu ilk kez Tekvin’de belirtilir, sonraki kitaplarda ayrıntılarıyla açıklanır ve Vahiy’de doruğuna ulaşır. (19. sayfadaki “Mukaddes Kitabın İçeriği” başlıklı makaleye bakın.)
Ayrıntılardaki uyum.
Mukaddes Kitabı kaleme alanlar en ufak ayrıntılarda bile birbiriyle uyumludur, ancak çoğunlukla bunu bilinçli şekilde yapmadıkları açıktır. Bir örnek görelim. Elçi Yuhanna, büyük bir kalabalık İsa’yı dinlemeye geldiğinde İsa’nın özel olarak Filipus’a insanları doyurmak için nereden ekmek alacaklarını sorduğunu anlatır (Yuhanna 6:1-5). Paralel bir kayıtta Luka, bu olayın Beytsayda yakınlarında gerçekleştiğini söyler. Kitabının önceki kısımlarında da Yuhanna, Filipus’un Beytsaydalı olduğunu söylemiştir (Luka 9:10; Yuhanna 1:44). İsa doğal olarak sorusunu o civarda yaşamış kişiye yöneltmişti. Evet ayrıntılar birbiriyle uyumludur, ancak bu uyumu sağlamak için bilinçli bir çaba harcanmadığı açıktır.b
Makul farklılıklar.
Belirli kayıtlar arasında bazı farklılıklar vardır, ancak bu zaten doğal bir şey değil midir? Bir suça şahit olmuş bir grup insan düşünün. Eğer her biri aynı ayrıntıları aynı sözcüklerle anlatsaydı, sözbirliği ettiklerinden şüphelenmez miydiniz? Her birinin ifadesinde, kendi bakış açısına göre değişiklikler olması makuldür. Mukaddes Kitabı kaleme alanlarla ilgili durum da aynıdır.
Bir örnek ele alalım. İsa öldüğü gün Markos ve Yuhanna’nın belirttiği gibi erguvan renkli bir giysi mi giyiyordu? (Markos 15:17; Yuhanna 19:2). Yoksa Matta’nın dediği gibi giysisi kırmızı mıydı? (Matta 27:28). Her ikisi de doğru olabilir. Erguvan renginde kırmızının da tonları bulunur. Gözlemleyen kişinin bakış açısına bağlı olarak ışığın yansıması ve arka plan bazı tonları boğarak giysiye farklı tonlar verebilir.c
Mukaddes Kitabı kaleme alanların uyumlu ifadeleri ve bilinçli şekilde oluşturulmamış tutarlılıkları yazdıklarının güvenilirliğini gösterir.
a Mukaddes Kitap 66 küçük kitaptan ya da altbölümden oluşur ve Tekvin’le başlayıp Vahiy’le sona erer.
b Bu uyum hakkında daha fazla örnek için Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan Tüm İnsanlar İçin Bir Kitap başlıklı yayının 16 ve 17. sayfalarına bakın.
c Daha fazla bilgi için, Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan bir yayın olan Mukaddes Kitap İnsanın mı, Yoksa Tanrı’nın mı Sözü? kitabının “Mukaddes Kitapta Çelişkiler Var mı?” başlıklı 7. bölümüne bakın.
-
-
4. Bilimsel DoğruluğuUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitaba Güvenmek İçin Nedenler
4. Bilimsel Doğruluğu
Çağımızda bilim büyük ilerlemeler kat etmiştir. Bunun sonucunda eski teorilerin yerini yenileri almıştır. Bir zamanlar gerçek olarak kabul edilen bir şey artık yanlış inanış olarak görülebilir. Bilim kitaplarının sık sık yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
MUKADDES KİTAP bir bilim kitabı değildir. Yine de bilimsel konularda söyledikleri kadar, söylemedikleri açısından da dikkate değerdir.
Bilimle bağdaşmayan görüşler içermez.
Eski dönemlerde birçok yanlış inanış geniş çapta kabul görürdü. Yeryüzü hakkında, düz olduğu veya fiziksel maddelerin ya da nesnelerin üzerinde durduğu inancına benzer çok çeşitli görüşler vardı. Bilim, hastalıkların nasıl yayıldığını ya da önlendiğini keşfetmeden uzun zaman önce doktorlar ya etkisiz ya da ölümcül olan bazı uygulamalara başvuruyorlardı. Oysa Mukaddes Kitap 1.100’ü aşkın bölümünde bilimle bağdaşmayan görüşlerin ya da zararlı uygulamaların herhangi birini bir kez olsun onaylamamıştır.
Bilimsel yönden doğru ifadeler.
Mukaddes Kitap yaklaşık 3.500 yıl önce dünyanın ‘hiçliğin üzerinde’ asılı olduğunu söylemiştir (Eyub 26:7). İşaya peygamber de MÖ sekizinci yüzyılda açıkça “dünya dairesi [ya da küresi]” ifadesini kullanmıştır (İşaya 40:22). Onu destekleyen görünür ya da fiziksel herhangi bir şey olmaksızın uzay boşluğunda duran küre şeklinde bir dünya. Bu tanım çağdaş bilimle göze çarpar ölçüde uyumlu değil mi?
MÖ yaklaşık 1500’de yazılan ve Mukaddes Kitabın ilk beş kitabında bulunan Musa Kanunu, hastaların karantinaya alınması, cesetle temas ve atıkların imhası hakkında yanılmaz yasalar içerir ve o zamanlar henüz bilinmeyen bilgiler sağlar (Levililer 13:1-5; Sayılar 19:1-13; Tesniye 23:13, 14).
Bilim insanları kısmen güçlü teleskoplar sayesinde evrenin birden “doğduğu” sonucuna vardılar. Bu açıklamanın taşıdığı anlamlar bazı bilim insanlarını mutlu etmedi. Bir profesör şöyle dedi: “Evrenin bir başlangıcının olması bir ilk neden gerektirir; çünkü yeterli neden olmadan böyle bir etkinin olacağını kim düşünebilir?” Ancak teleskopların icat edilmesinden uzun zaman önce, Mukaddes Kitabın daha ilk ayetinde açıkça şöyle denmiştir: “Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı” (Tekvin 1:1).
Eski bir kitap olmasına ve birçok konuya değinmesine rağmen Mukaddes Kitap bilimsel yönden hiçbir yanlış içermez. Böyle bir kitap en azından üzerinde düşünülmeye değmez mi?a
a Mukaddes Kitabın bilimsel doğruluğunu gösteren daha fazla örnek için Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan Tüm İnsanlar İçin Bir Kitap başlıklı yayının 18-21. sayfalarına bakın.
-
-
5. Gerçekleşen SözleriUyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitaba Güvenmek İçin Nedenler
5. Gerçekleşen Sözleri
Hava durumuyla ilgili tahminleri yıllardır her seferinde doğru çıkan birini düşünün. Eğer bu kişi yağmur yağacağını söyleseydi yanınıza şemsiye almaz mıydınız?
MUKADDES KİTAP gelecekle ilgili bildirilerle, yani peygamberlik sözleriyle doludur.a Tarihin de belgelediği gibi Mukaddes Kitabın temiz bir sicili vardır. Mukaddes Kitabın önceden bildirdikleri her zaman doğru çıkmıştır.
Ayırt edici özellikler.
Mukaddes Kitabın çoğunlukla açık ve net olan peygamberlik sözleri, her zaman en ufak ayrıntısına kadar gerçekleşmiştir. Büyük önem taşıyan konular hakkındadır ve kaleme alındıkları zaman yaşayan insanların ummuş olabileceğinden tamamen farklı bir tablo çizerler.
Göze çarpar bir örnek.
Fırat Irmağı’nın iki yakasına kurulmuş olan eski Babil kenti “eski Doğu’nun siyasal, dinsel ve kültürel merkezi” olarak adlandırılmaktadır. İşaya peygamber MÖ yaklaşık 732’de bir peygamberlik sözü kaleme alarak Babil’in düşeceğini söyledi. Şu ayrıntıları verdi: “Koreş” isimli bir önder şehri fethedecekti, Fırat’ın koruyucu suları ‘kurutulacaktı’ ve şehrin kapıları ‘kapanmayacaktı’ (İşaya 44:27–45:3). Söylenenler, yaklaşık 200 yıl sonra MÖ 5 Ekim 539’da tüm ayrıntılarıyla gerçekleşti. Yunanlı tarihçi Herodotos (MÖ beşinci yüzyıl) Babil’in aynen bu şekilde düştüğünü doğruladı.b
İddialı detaylar.
İşaya, Babil hakkında başka şaşırtıcı sözler de söyledi: “İçinde ebediyen oturulmıyacak” (İşaya 13:19, 20). Stratejik bir konumda yer alan büyük bir şehrin sonsuza dek harap durumda kalacağını söylemek gerçekten iddialı bir detaydı. Böyle bir şehir harap edilse bile yeniden inşa edilmesini beklersiniz. Babil, fethedildikten sonra bir süre varlığını sürdürdüyse de İşaya’nın sözleri sonunda gerçekleşti. Smithsonian dergisinin dediği gibi, bugün eski Babil şehrinin bulunduğu yer “sıcak, ıssız ve tozlu bir düzlüktür.”
İşaya’nın sözlerinin kapsamı üzerinde düşünmek insanda hayranlık uyandırır. Onun önceden bildirdikleri, günümüzde New York ya da Londra gibi bir kentin 200 yıl sonra nasıl yok edileceğini her ayrıntısıyla anlatmak ve orada bir daha asla oturulmayacağını söylemek gibi bir şeydir. Elbette en göze çarpar nokta, bu sözlerin gerçekleşmiş olmasıdır!c
Bu makale dizisinde, milyonlarca kişiyi Mukaddes Kitabın güvenilir olduğuna ikna eden kanıtlardan bazılarını ele aldık. Bu kişiler hayatlarına yön vermek için güvenilir bir rehber olarak Mukaddes Kitaba başvuruyorlar. Mukaddes Kitaba güvenip güvenemeyeceğinize karar vermek üzere siz de onun hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
a Hava durumu tahminleri, olasılıklara işaret eder. Mukaddes Kitabın peygamberlik sözleri ise Tanrı tarafından ilham edilmiştir ve O, isterse olayları yönlendirebilir.
b İşaya’nın peygamberlik sözlerinin nasıl gerçekleştiği hakkında daha fazla ayrıntı için Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan Tüm İnsanlar İçin Bir Kitap başlıklı yayının 27-29. sayfalarına bakın.
c Mukaddes Kitaptaki peygamberlik sözleri ve yerine geldiklerini gösteren tarihsel gerçekler hakkında daha fazla örnek için Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan bir yayın olan Mukaddes Kitap İnsanın mı, Yoksa Tanrı’nın mı Sözü? kitabının 117-133. sayfalarına bakın.
-
-
Mukaddes Kitabın Asıl Yazarı Kimdir?Uyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitabın Görüşü
Mukaddes Kitabın Asıl Yazarı Kimdir?
MUKADDES KİTABIN kimler tarafından kaleme alındığı açıkça belirtilir. Bu kitabın bazı kısımları “Nehemyanın sözleri”, ‘İşayanın gördüğü rüyet’ ve “Yoele gelen RABBİN sözü” gibi ifadelerle başlar (Nehemya 1:1; İşaya 1:1; Yoel 1:1). Ayrıca belirli tarih kayıtlarını Gad’ın, Natan’ın ya da Samuel’in yazdığı bildirilir (1. Tarihler 29:30). Bazı mezmurların üst yazılarında, o mezmurları besteleyen kişilerin kim olduğu açıklanır (Mezmur 79, 88, 89, 90, 103 ve 127).
Mukaddes Kitabın insanlar tarafından kaleme alınması, tıpkı diğer kitaplar gibi bu kitabın da tamamıyla insan eseri olduğunun düşünülmesine neden oluyor. Fakat bu görüş sağlam bir temele dayanıyor mu?
Kırk Kişinin Kaleme Aldığı Tek Bir Yazarın Eseri
Mukaddes Kitabı kaleme alanların çoğu, tek gerçek Tanrı olan Yehova’nın Sözünü yazdıklarını ve O’nun ya da temsilcisi bir melek aracılığıyla yönlendirildiklerini belirtti (Zekarya 1:7, 9). İbranice Kutsal Yazıları kaleme alan peygamberler, 300’den fazla kez “RAB [Yehova] şöyle diyor” diye bildirdiler (Amos 1:3; Mika 2:3; Nahum 1:12). Birçoğu yazılarına “Hoşeaya gelen RABBİN sözü” gibi ifadelerle başladı (Hoşea 1:1; Yunus 1:1). Tanrı’nın peygamberleri hakkında elçi Petrus, “insanlar kutsal ruhun yönlendirmesiyle, Tanrı’dan aldıklarını aktarmışlardır” dedi (2. Petrus 1:21).
Mukaddes Kitap birçok insan tarafından kaleme alınsa da, bu kişiler yazarının sadece Tanrı olduğunu kabul ettiler. Bu yüzden Mukaddes Kitap birbiriyle uyumlu birçok kısımdan oluşan tek bir eserdir. Başka sözlerle Tanrı, düşüncelerini yazdırmak için insanları sekreter gibi kullandı. Peki bunu nasıl yaptı?
“Tanrı İlhamı”
Elçi Pavlus “Kutsal Yazıların tümü Tanrı ilhamıdır” dedi (2. Timoteos 3:16). “Tanrı ilhamı” olarak tercüme edilen Yunanca sözcük harfi anlamda “Tanrı tarafından üflenmiş” anlamına gelir. Yani Yehova Tanrı, sözünü kaleme alan kişilere mesajını iletmek için görünmez bir gücü, onların zihnini yönlendirmek üzere kullandı. On Emir ise bizzat Yehova tarafından taş levhalar üzerine yazılarak verildi (Çıkış 31:18). Tanrı bazen, mesajını doğrudan yeryüzündeki hizmetçilerine sözcük sözcük yazdırdı. Çıkış 34:27 şöyle der: “RAB Musaya dedi: Bu sözleri yaz . . . . ”
Bazen de Tanrı, söylemek istediği şeyleri insanların yazması için bir görüntü görmelerini sağladı. Bu yüzden Hezekiel “Allahın rüyetlerini gördüm” dedi (Hezekiel 1:1). Benzer şekilde, “Daniel yatağında bir düş, ve başının rüyetlerini gördü; o zaman düşü yazdı” (Daniel 7:1). Mukaddes Kitabın son kısmı olan Vahiy, elçi Yuhanna’ya benzer bir şekilde aktarıldı. Yuhanna şunları yazdı: “Ruhun etkisiyle Efendimizin gününde bulunuyordum ve arkamda borazan sesine benzer güçlü bir ses duydum. Şöyle diyordu: ‘Gördüklerini bir tomara yaz’” (Vahiy 1:10, 11).
İnsan Eli Değerse
Ancak, kayıtların Tanrı ilhamı olması, bunu kaleme alanların kişiliğini yansıtmayacağı anlamına gelmez. Aslında Tanrı’nın mesajını kaleme alanların kişisel çaba göstermesi gerekiyordu. Örneğin Kutsal Yazıların Vaiz kitabını kaleme alan, ‘hoş sözleri, ve doğrulukla yazılmış olanı, hakikat sözlerini bulmağa çalıştığını’ söyledi (Vaiz 12:10). Ezra tarihsel kayıtlarını derlerken “kıral Davudun Tarihler kitabı” ve “Yahuda ve İsrail kırallarının kitabı” gibi en az 14 kaynağa başvurdu (1. Tarihler 27:24; 2. Tarihler 16:11). İncil yazarı Luka “başından itibaren tüm olayları titizlikle araştırdığımdan, . . . . bunları mantıklı bir sırayla yazmaya karar verdim” dedi (Luka 1:3).
Mukaddes Kitabın içindeki bazı kitaplar, kaleme alanların kişiliklerinin çeşitli yönlerini ortaya koyar. Örneğin, İsa’nın bir öğrencisi olmadan önce vergi tahsildarı olan Matta Levi, sayılara özellikle dikkat ederdi. Bu nedenle İsa’nın “otuz gümüş” karşılığında ele verildiğini kaydeden tek İncil yazarıdır (Matta 27:3; Markos 2:14). Luka ise tıbbi ayrıntıları tam olarak kaydeden bir hekimdi. Örneğin Luka, İsa’nın iyileştirdiği bazı kişilerden söz ederken, “yüksek ateş” ve “cüzam sarmış” gibi ifadeler kullandı (Luka 4:38; 5:12; Koloseliler 4:14). Yehova’nın, bu kişilerin zihinlerini yönlendirerek mesajının doğru şekilde aktarılmasını sağlamakla beraber, onların kendi sözleriyle ve üsluplarıyla yazmalarına da sık sık izin verdiği anlaşılıyor (Süleyman’ın Meselleri 16:9).
Mukaddes Kitap Tamamlandığında
Değişik yerlerdeki 40 kadar kişinin 1.600 yılı aşkın bir dönemde yazdığı bu kitabın, her bakımdan tamamıyla uyum içinde olması ve olağanüstü tek bir temayı işlemesi şaşırtıcı değil mi? (19. sayfadaki “Mukaddes Kitabın İçeriği” makalesine bakın.) Eğer bu kişileri tek bir Yazar yönlendirmeseydi, bu mümkün olamazdı.
Sözünün kaleme alınmasında Yehova’nın insanları kullanması gerekiyor muydu? Hayır. Fakat O böyle yaparak hikmetini göstermiş oldu. Gerçekten de Mukaddes Kitabın dünyanın her yerinde insanların ilgisini çekmesinin nedenlerinden biri, kaleme alanların bütün insani duygularını tüm çıplaklığıyla yazmasıdır. Kral Davud’un durumunda olduğu gibi, tövbe eden bir günahkârın Tanrı’dan af dilerken hissettiği suçluluk duygusu bile anlatılıyor (Mezmur 51:2-4, 13, 17, üst yazı).
Yehova, Sözünü insanlara yazdırdıysa da, Kutsal Yazıları “insanların değil Tanrı’nın sözü olarak” kabul eden ilk Hıristiyanlar gibi biz de aynı güveni duyabiliriz (1. Selanikliler 2:13).
ŞUNLARI MERAK ETTİNİZ Mİ?
◼ ‘Kutsal Yazıların tümünün’ asıl Yazarı kimdir? (2. Timoteos 3:16).
◼ Yehova Tanrı düşüncelerini aktarmak için hangi yöntemleri kullandı? (Çıkış 31:18; 34:27; Hezekiel 1:1; Daniel 7:1).
◼ Kitabı ilhamla kaleme alan kişilerin yazdıkları, kişiliklerini ve ilgi alanlarını nasıl yansıtıyor? (Matta 27:3; Luka 4:38).
-
-
Mukaddes Kitap Günümüze Nasıl Ulaştı?Uyanış!—2007 | Kasım
-
-
Mukaddes Kitap Günümüze Nasıl Ulaştı?
Mukaddes Kitabın günümüze kadar bozulmadan gelmiş olması, başlı başına bir mucizedir. Bu kitap, 1900 yıl önce tamamlanmıştır ve bugün çok az kişinin konuştuğu dillerde, üstelik papirüsten kağıtlar ve hayvan derisinden yapılmış parşömenler gibi kolay bozulabilen malzemeler üzerine yazılmıştır. Ayrıca, imparatorlardan dinsel liderlere kadar birçok nüfuzlu kişi, Mukaddes Kitabı yok etmek için elinden geleni yapmıştır.
DİKKATE DEĞER bu kitap, bu kadar uzun bir zaman boyunca varlığını sürdürmeyi ve insanlığın en iyi bilinen kitabı olmayı nasıl başardı? İki etkeni ele alalım.
Metinlerin Korunmasını Sağlayan Çok Sayıda Kopya
En eski Mukaddes Kitap metinleri İsrailoğullarına emanet edilmişti. Onlar orijinal tomarları özenle korudular ve onların sayısız kopyasını çıkardılar. Örnek olarak, İsrail krallarına “kâhinlerin, Levililerin önünde olandan bu şeriatin bir nüshasını bir kitaba” yazmaları söylenmişti (Tesniye 17:18).
Birçok İsrailli Kutsal Yazıları Tanrı’nın Sözü olarak kabul ediyor ve onu okumayı seviyordu. Bu yüzden metinler iyi eğitilmiş yazıcılar tarafından büyük bir titizlikle kopya ediliyordu. Tanrı’dan korkan bir yazıcı olan Ezra’dan “İsrailin Allahı RABBİN vermiş olduğu Musanın şeriatinde zeyrek [yetenekli] bir yazıcı” olarak bahsedilir (Ezra 7:6). MS altıncı ile onuncu yüzyıllar arasında İbranice Kutsal Yazıları (“Eski Ahit”i) kopya eden Masoretler hataya meydan vermemek için harfleri bile saydılar. Bu kadar titiz bir kopyalama, Mukaddes Kitabı yok etmeye yönelik amansız girişimlere rağmen, metnin doğru olduğuna ve varlığını sürdürdüğüne dair güvence sağladı.
Örneğin MÖ 168’de, Suriye hükümdarı IV. Antiokhos, Filistin diyarının her köşesinde İbranice Kutsal Yazıların bulabildiği tüm kopyalarını yok etmeye çalıştı. Yahudi bir tarih kitabı şunu belirtiyor: “Yasa ile ilgili olan ve ele geçirilen tüm kitaplar yırtıldı, yakıldı.” Bir Yahudi ansiklopedisi de şöyle diyor: “Bu emirleri yerine getirmek için görevlendirilen memurlar, bunu çok sert bir şekilde yaptılar. Kutsal bir kitabı bulunduranlar . . . . ölümle cezalandırılıyordu” (The Jewish Encyclopedia). Fakat, Kutsal Yazıların kopyaları hem Filistin diyarında hem de başka ülkelerde yaşayan Yahudiler arasında varlığını sürdürdü.
Yunanca Kutsal Yazıların (“Yeni Ahit”in) yazarları yazma işini bitirir bitirmez, ilham edilmiş mektupların, peygamberlik sözlerinin ve tarihsel kayıtların kopyaları hızla çoğaldı. Örneğin Yuhanna, İncilini Efesos ya da yakınlarında yazdı. Fakat, bu İncilin bir fragmanı –uzmanlara göre Yuhanna’nın kaydından 50 yıldan az bir zaman sonra yapılan kopyasının bir parçası– yüzlerce kilometre ötedeki Mısır’da bulundu. Bu keşif, uzak yerlerdeki Hıristiyanların kısa süre önce yazılmış kutsal metinlerin kopyalarına sahip olduğunu gösterir.
Tanrı’nın Sözünün geniş çapta dağıtılması da onun Mesih’in zamanından yüzyıllar sonra bile varlığını sürdürmesine katkıda bulundu. Örneğin, MS 23 Şubat 303’te sabah güneş doğarken, Roma İmparatoru Diocletianus’un, askerlerini bir kilisenin kapılarını yerle bir ederken ve Kutsal Yazıların kopyalarını yakarken seyrettiği söylenir. Diocletianus Hıristiyanların kutsal saydığı yazıları yok ederek Hıristiyanlığı ortadan kaldırabileceğini düşündü. Ertesi gün Roma İmparatorluğu’ndaki bütün Mukaddes Kitap kopyalarının halkın önünde yakılmasını emretti. Yine de, bu kopyalar varlığını sürdürdü ve yeniden çoğaltıldı. Aslında, Mukaddes Kitabın büyük ihtimalle Diocletianus’un zulmünden kısa bir süre sonrasına ait Yunanca iki kopyasının büyük bir bölümü bugüne kadar geldi. Bunlardan biri Roma’da, diğeri ise Londra’daki (İngiltere) British Library’dedir.
Mukaddes Kitabın orijinal elyazmaları henüz bulunamamıştır. Buna rağmen Mukaddes Kitabın tümünün veya bir kısmının elle yazılan binlerce kopyası günümüze ulaşmıştır. Bunların bazıları çok eskidir. Acaba orijinal metinlerde bulunan mesaj, kopyalama sırasında değişti mi? Bilgin W. H. Green İbranice Kutsal Yazılardan bahsederek: “Geçmiş çağlardaki başka hiçbir eserin günümüze bu kadar doğru biçimde aktarılmadığı rahatlıkla söylenebilir” dedi. Mukaddes Kitap elyazmaları konusunda önde gelen bir otorite olan Sir Frederic Kenyon, Yunanca Kutsal Yazılarla ilgili şöyle yazdı: “Kutsal Yazıların asıllarıyla eldeki en eski kanıtların (belgeler) yazılış tarihleri arasındaki zaman aralığı gerçekten de yok denecek kadar küçülmüştür; artık onların esas olarak yazıldığı gibi bize ulaştığından kuşku duymak için bir temel kalmamıştır. Yeni Ahit kapsamındaki kitapların gerçekliği ve genel bütünlüğü konusuna nihayet kesin olarak doğrulanmış gözüyle bakılabilir. . . . . Mukaddes Kitap metninin esasen doğrulanmış olduğu bundan daha güçlü biçimde söylenemez. . . . . Bu, dünyadaki diğer eski kitapların hiçbiri için söylenemez.”
Mukaddes Kitabın Tercüme Edilmesi
Mukaddes Kitabın insanlığın en iyi bilinen kitabı olmasını sağlayan başlıca etkenlerden ikincisi, birçok dile çevrilmiş olmasıdır. Bu, Tanrı’nın tüm millet ve dillerden insanların O’nu tanıması ve O’na “ruhla ve hakikatle” tapınması amacıyla uyum içindedir (Yuhanna 4:23, 24; Mika 4:2).
İbranice Kutsal Yazıların bilinen ilk tercümesi Yunanca Septuagint tercümesiydi. Bu tercüme, Filistin diyarı dışında yaşayan Yunanca konuşan Yahudiler için hazırlandı ve İsa’nın yeryüzündeki hizmetinden yaklaşık 200 yıl önce tamamlandı. Yunanca Kutsal Yazıları da içeren Mukaddes Kitabın bütünü, tamamlandıktan sonraki birkaç yüzyıl içinde birçok dile çevrildi. Fakat daha sonra, krallar ve hatta halkın Mukaddes Kitaba kolayca sahip olabilmesi için ellerindeki tüm gücü kullanması gereken papazlar bunun tam tersini yaptılar. Onlar, Tanrı’nın Sözünün halkın kullandığı dillere tercüme edilmesine izin vermeyerek kendi cemaatlerini ruhen karanlıkta bırakmaya çalıştılar.
Fakat bazı cesur kişiler, Mukaddes Kitabı halkın diline çevirerek Kilise ve Devlete karşı koydular ve hayatlarını riske attılar. Örneğin, Oxford’da eğitim görmüş İngiliz William Tyndale, 1530’da İbranice Kutsal Yazıların ilk beş kitabının (Pentatök) bir baskısını yaptı. Böylece şiddetli muhalefete rağmen, Mukaddes Kitabı İbraniceden İngilizceye doğrudan çeviren ilk kişi o oldu. Tyndale aynı zamanda Yehova ismini kullanan ilk İngiliz tercümandı. İspanyol bir Mukaddes Kitap Bilgini olan Casiodoro de Reina da Mukaddes Kitabın en eski İspanyolca tercümelerinden biri üzerinde çalıştığı için sürekli olarak ona zulmeden Katolikler tarafından öldürülme tehlikesi altındaydı. Tercümesini tamamlamaya çalışırken Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere ve İsviçre’ye gitti.a
Bugün Mukaddes Kitap çok daha fazla dile çevrilmeye devam ediyor ve milyonlarca kopyası yayımlanıyor. İnsanlığın en iyi bilinen kitabı olarak varlığını sürdürmesi, elçi Petrus’un ilhamla yazdığı şu sözlerin doğruluğunu gösteriyor: “Ot kurur, çiçek solar, fakat, Yehova’nın sözü sonsuza dek kalır” (1. Petrus 1:24, 25).
[Dipnot]
a Reina’nın çevirisi 1569’da yayımlandı ve 1602’de Cipriano de Valera tarafından gözden geçirildi.
-