Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Yaşam Hediyenize Değer Verin
    Gözcü Kulesi—2004 | 15 Haziran
    • “Ne yaptın? kardeşinin kanının sesi topraktan bana bağırıyor.” (Tekvin 4:10) Habil’in toprağa dökülen kanının, kısa süren yaşamını simgelediğine ve öç alması için Tanrı’ya yalvardığına dikkat edin.—İbraniler 12:24.

      5. (a) Tanrı Nuh’un zamanında hangi yasağı koydu ve bu yasak kimler için geçerliydi? (b) Bu yasak hangi anlamda büyük bir adımdı?

      5 İnsanlık Tufan’dan sonra, sadece sekiz kişiyle yeni bir başlangıç yaptı. Tanrı tüm insanları ilgilendiren bir açıklamayla, yaşama ve kana ne kadar değer verdiğini gösterdi. İnsanların hayvan eti yiyebileceklerini söyledi, fakat şu kısıtlamayı koydu: “Hareket eden her hayvan size yiyecek olacaktır, yeşil ot gibi, size hepsini verdim. Fakat eti onun canı olan kanı ile yemiyeceksiniz.” (Tekvin 9:3, 4) Bazı Yahudiler bu son cümleyi, henüz ölmemiş bir hayvanın etinin veya kanının yenmesine izin verilmediği şeklinde yorumladı. Fakat zaman içinde, Tanrı’nın bu sözlerle –yaşamı sürdürmek amacıyla bile olsa– kanı yiyecek olarak kullanmayı yasakladığı net bir şekilde anlaşıldı. Üstelik Nuh aracılığıyla verdiği bu emir, kanla bağlantılı yüce amacını gerçekleştirme yönünde çok büyük bir adımdı. Bu amaç sayesinde insanlar sonsuz yaşam kazanabilecekti.

      6. Tanrı, yaşamın değeri hakkındaki görüşünü Nuh aracılığıyla nasıl vurguladı?

      6 Tanrı sözlerine şöyle devam etti: “Sizin kanınızı, canlarınız için arıyacağım; her hayvanın elinden onu arıyacağım; ve insanın elinden, yani, her adamın kardeşinin elinden, insan canını arıyacağım. Her kim adam kanı dökerse, onun kanı adam elile dökülecektir; çünkü Allah kendi suretinde adamı yaptı.” (Tekvin 9:5, 6) Tüm insan ailesine yapılan bu açıklamadan, Tanrı’nın bir insanın kanını, onun yaşamının simgesi olarak gördüğünü anlayabilirsiniz. İnsana yaşamı Yaratıcı verir ve hiç kimse kanla temsil edilen o hayatı almamalıdır. Eğer biri Kain gibi cinayet işlerse, Yaratıcının katilin hayatını ‘aramaya’ hakkı vardır.

      7. Tanrı’nın Nuh’a kan hakkında yaptığı açıklamayla neden ilgilenmeliyiz?

      7 Tanrı bu açıklamayla, insanlara kanı yanlış amaçla kullanmamalarını emrediyordu. Bunun nedenini hiç merak ettiniz mi? Acaba Tanrı’nın kan hakkında böyle bir görüşe sahip olmasının nedeni neydi? Aslında bu sorunun cevabı, Mukaddes Kitaptaki en önemli öğretilerden biriyle bağlantılıdır. Birçok dinsel kurum inkâr etse de, bu öğreti Mukaddes Kitabın öğretilerinin özüdür. Bu öğreti nedir? Yaşamınızı, kararlarınızı ve hareketlerinizi nasıl etkiler?

      Kanın Doğru Kullanımı

      8. Yehova Kanunda kanın kullanımına nasıl bir kısıtlama koydu?

      8 Yehova İsrail’e Musa Kanununu verdiğinde, yaşam ve kan hakkında daha çok ayrıntı sağlamış oldu. Bu şekilde, amacını gerçekleştirme yönünde bir adım daha attı. Kanunda Tanrı’ya tahıl, yağ ve şarap gibi sunular vermenin talep edildiğini herhalde biliyorsunuz. (Levililer 2:1-4; 23:13; Sayılar 15:1-5) Ayrıca hayvan kurbanları da vardı. Tanrı bu kurbanlar hakkında şöyle dedi: “Etin canı kandadır; ve ben onu mezbah üzerinde canlarınıza kefaret etmek için size verdim; çünkü candan ötürü kefaret eden kandır. Bunun için İsrail oğullarına dedim: Sizden hiç bir can kan yemiyecek.” Yehova, eğer bir avcı veya çiftçi yemek için hayvan öldürürse, kanı akıtması ve toprakla örtmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Yeryüzü Tanrı’nın ‘ayaklarının basamağı’ olduğundan, kişi kanı toprağa dökerek, yaşamın Yaratıcıya geri döndüğünü kabul etmiş oluyordu.—İşaya 66:1; Levililer 17:11-13.

      9. Musa Kanununa göre kan sadece nasıl kullanılabilirdi, bunun amacı neydi?

      9 Bu kanun, bugün bizim için önemi olmayan bir dinsel kurallar listesi değildi. İsraillilerin neden kan yememesi gerektiğini fark ettiniz mi? Tanrı şöyle demişti: “Bunun için İsrail oğullarına dedim: Sizden hiç bir can kan yemiyecek.” Neden? “Ben [kanı] mezbah üzerinde canlarınıza kefaret etmek için size verdim.” Bu sözler, Tanrı’nın Nuh’a, insanların kan yemesinin yasak olduğunu söylemesinin nedenini açıklıyor. Yaratıcı için kanın çok üstün bir anlamı vardı ve Kendisi, kanı sadece bir kereliğine, pek çok yaşamı kurtarmak amacıyla kullanmaya karar verdi. Kan, günahlara kefaret etmekte, yani günahları örtmekte çok önemli bir rol oynayacaktı. Bu nedenle Musa Kanununda Tanrı, kanın sadece, bağışlanma isteyen İsrailoğullarının yaşamına kefaret etmek için sunak üzerinde kullanılmasına izin vermişti.

      10. Hayvan kanı neden tamamen bağışlanma sağlayamadı, fakat Kanundaki kurbanlar neyi hatırlattı?

      10 Bu kavram İsa’nın takipçilerinin öğretilerinde de vardır. Resul Pavlus, Tanrı’nın verdiği Kanunun bu özelliğine dikkat çekerek şöyle dedi: “Şeriate göre hemen her şey kanla temizlenir, ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.” (İbraniler 9:22) Pavlus, talep edilen kurbanların İsrailoğullarını kusursuz, günahsız insanlar haline getirmediğini net bir şekilde belirtti. Şöyle yazdı: “Yıldan yıla o kurbanlarda günahların anması olur. Çünkü boğaların ve ergeçlerin kanı günahları kaldıramaz.” (İbraniler 10:1-4) Yine de bu kurbanlar bir amaca hizmet etmişti. Onlar İsrailoğullarına, tamamen bağışlanabilmek için hayvan kurbanlarından daha fazlasına ihtiyacı olan, günahkâr insanlar olduklarını hatırlattı. Fakat hayvan yaşamını temsil eden kan insan günahlarını tamamen örtemediyse, kimin kanı bunu yapabilirdi?

      Hayat Veren Tanrı’nın Çözümü

      11. Hayvan kanının başka bir şeye dikkat çektiğini nereden biliyoruz?

      11 Aslında Kanun, Tanrı’nın iradesinin gerçekleşmesinde çok daha etkili olacak bir şeye dikkat çekiyordu. Pavlus “Bu halde şeriat niçin oldu?” diye sordu ve sonra şöyle yanıtladı: “Kendisine vadolunan zürriyet gelinciye kadar, melekler vasıtası ile, bir meyancı [Musa] elile tertip edilmiş olarak, suçlardan dolayı ilâve olundu.” (Galatyalılar 3:19) Pavlus ‘kanunda, gelecek iyi şeylerin aslı değil gölgesi bulunduğunu’ da yazdı.—İbraniler 10:1.

      12. Tanrı’nın amacının açıklanışını kan konusunda nasıl görebiliyoruz?

      12 Özetleyecek olursak, Nuh’un günlerinde Tanrı insanların yaşamak için hayvan eti yemesine izin verdi, fakat kan yemelerini yasakladı. Daha sonra Tanrı ‘etin canının kanda’ olduğunu söyledi. Evet, Yehova kanın yaşamı temsil etmesine karar verdi ve şöyle dedi: “Ben [kanı] mezbah üzerinde canlarınıza kefaret etmek için size verdim.” Ancak Tanrı’nın amacının görkemli açıklanışı bu kadarla bitmedi. Kanun, gelecek iyi şeylerin gölgesiydi. Bu “iyi şeyler” nelerdi?

      13. İsa’nın ölümü neden önemliydi?

      13 “Gelecek iyi şeylerin asıl sureti” İsa Mesih’in ölümü üzerinde odaklanmıştı. İsa’nın işkence gördüğünü ve direğe çivilendiğini biliyorsunuz. O bir suçlu gibi öldü. Pavlus şöyle yazdı: “Biz henüz zayıf iken, muayyen zamanında Mesih fasıklar için öldü. . . . . Allah bize olan kendi sevgisini bununla ispat ediyor ki, biz henüz günahkârlar iken, Mesih bizim için öldü.” (Romalılar 5:6, 8) Mesih bizim için ölerek, günahlarımızı örtecek bir fidye sağladı. Bu fidye, Mukaddes Kitabın öğretilerinin özüdür. (Matta 20:28; Yuhanna 3:16; I. Korintoslular 15:3; I. Timoteos 2:6) Acaba fidyenin yaşam ve kanla bağlantısı nedir? Sizin yaşamınız bundan nasıl etkileniyor?

      14, 15. (a) Efesoslular 1:7, 8’in bazı tercümelerinde İsa’nın ölümü nasıl vurgulanır? (b) Efesoslular 1:7, 8 ayetiyle ilgili hangi gerçek gözden kaçabilir?

      14 Hıristiyan Âleminin bazı mezhepleri İsa’nın ölümüne önem veriyor. Bu mezheplere mensup olanlar “İsa benim için öldü” gibi sözler söylüyor. Bazı Mukaddes Kitap tercümelerinde Efesoslular 1:7, 8’in nasıl geçtiğine bakalım: “Onun sayesinde ve onun ölümü aracılığıyla, suçlarımız kaldırılıyor, kurtuluşumuz budur.” (The American Bible, Frank Scheil Ballentine, 1902) “Mesihin ölümüyle özgürlüğe kavuştuk ve günahlarımız bağışlandı.” (Today’s English Version, 1966) “Mesih ve yaşamının kurban oluşu aracılığıyla onda günahların bağışlanması özgürlüğüne kavuştuk.” (The New Testament, William Barclay, 1969) “Mesihin ölümü aracılığıyla günahlarımız bağışlandı ve özgürlüğe kavuştuk.” (The Translator’s New Testament, 1973) Bu alıntılarda İsa’nın ölümünün vurgulandığını görebilirsiniz. Bazıları ‘İsa’nın ölümü gerçekten çok önemli. O halde bu alıntılarda eksik olan ne?’ diye sorabilir.

      15 Eğer elinizde sadece bu tür tercümeler olsaydı, çok önemli bir nokta gözünüzden kaçabilirdi ve Mukaddes Kitabın mesajını tam olarak anlamayabilirdiniz. Bu çevirilerde, Efesoslular 1:7, 8’in orijinal metninde geçen ve “kan” anlamına gelen Yunanca bir sözcük (haima) kullanılmamıştır. Oysa Türkçe Kitabı Mukaddes gibi birçok çeviride, orijinal metin daha doğru tercüme edilmiştir: “Kendi inayetinin zenginliğine göre, onda kendi kanı ile kurtuluşa, suçlarımızın affine, malikiz.”

      16. “Onun kanı” ifadesi aklımıza ne getirmelidir?

      16 “Kendi kanı” diye çevrilen ifadenin anlamı çok zengindir. Bu ifade bize kanla bağlantılı birçok etkeni hatırlatmalı. Çünkü, birinin ölümünden, kusursuz insan İsa’nın ölümünden bile daha fazlası gerekliydi. O, Kanunda, özellikle de Kefaret Günü’nde temsil edilen şeyi gerçekleştirdi. O özel günde, Kanunda belirtilen hayvanlar kurban edilirdi. Sonra başkâhin kanın bir kısmını toplanma çadırı veya mabedin En Mukaddes Yerine götürür, orada adeta Tanrı’nın önündeymiş gibi O’na sunardı.—Çıkış 25:22; Levililer 16:2-19.

      17. İsa Kefaret Günü’nün temsil ettiği şeyi nasıl gerçekleştirdi?

      17 Pavlus’un açıkladığı gibi, İsa Kefaret Günü’yle temsil edilen şeyi gerçekleştirdi. Pavlus önce, İsrail’deki başkâhinin, “kendisi için ve kavmın suçları için” sunulan kanla yılda bir kez En Mukaddes Yere girmesinden söz etti. (İbraniler 9:6, 7) Bu örneğe uygun şekilde, İsa ruh olarak diriltildikten sonra göğe gitti. O etten ve kandan bir bedene sahip olmadığından, bir ruh olarak ‘bizim için bizzat Tanrı’nın huzuruna’ girebildi. Tanrı’ya ne sundu? Fiziksel olmayan fakat çok önemli bir şey sundu. Pavlus sözlerine şöyle devam etti: “Gelecek olan iyi şeylerin başkâhini Mesih . . . . ebedî kurtuluşu almış, ergeçlerin ve buzağıların kanı ile değil, fakat kendi kanı ile akdese bir kerede girmiştir. Çünkü beden temizliği için . . . . ergeçler ve boğalar kanı . . . . takdis ediyorsa, ezelî Ruh vasıtası ile kendi kendini lekesiz olarak Allaha takdim etmiş olan Mesihin kanı, hay Allaha ibadet etmek üzre ölü işlerden vicdanınızı ne kadar ziyade temizliyecektir!” Evet, İsa Tanrı’ya kendi kanının değerini sundu.—İbraniler 9:11-14, 24, 28; 10:11-14; I. Petrus 3:18.

      18. Mukaddes Kitapta geçen kanla bağlantılı ifadeler bugün İsa’nın takipçileri için neden önemli olmalı?

      18 Bu Tanrısal hakikat, Mukaddes Kitapta kan hakkında söylenenlerin tüm hayranlık verici yönlerini kavramamızı sağlar. Tanrı’nın kana neden çok değer verdiğini, kana ne gözle bakmamız ve kanın kullanımıyla ilgili kısıtlamalara neden saygı göstermemiz gerektiğini anlarız. Yunanca Kutsal Yazıları okurken “Mesihin kanı” ifadesine defalarca rastlarsınız. (Çerçeveye bakın.) Bu ayetler, İsa’nın her takipçisinin ‘onun (İsa’nın) kanına’ iman etmesi gerektiğini açıkça gösterir. (Romalılar 3:25, 26) Bağışlanmamız ve Tanrı’yla barışta olmamız, ancak İsa’nın “akıtılan kanı” ile mümkündür. (Koloseliler 1:20, YÇ) Bu özellikle İsa’nın gökte kendisiyle birlikte hüküm sürmeleri için özel bir ahit kestiği kişiler için geçerlidir. (Luka 22:20, 28-30; I. Korintoslular 11:25; İbraniler 13:20) Aynı imkân, yaklaşan “büyük sıkıntıda” hayatta kalacak ve cennet yeryüzünde sonsuz yaşamı tadacak bugünkü “büyük kalabalık” için de vardır. Onlar mecazi anlamda kaftanlarını Kuzunun kanında yıkıyorlar.—Vahiy 7:9, 14.

      19, 20. (a) Tanrı neden kanın kullanımını kısıtlamaya karar verdi ve bu bizde nasıl duygular uyandırmalı? (b) Şimdi hangi konuyu ele almalıyız?

      19 Kanın Tanrı için özel bir anlamı olduğu açıktır. Bizim için de öyle olmalı. Yaşamla ilgilenen Yaratıcımızın, kan konusunda insanlara kısıtlama koymaya hakkı vardır. O, bizim yaşamımızla da yakından ilgilendiğinden, kanın sadece bir kez ve çok önemli bir şekilde kullanılmasına karar verdi. Sonsuz yaşamı mümkün kılan tek yol budur. Bunun için, Yehova Tanrı İsa’nın değerli kanını bizim yararımıza, yaşamımızı kurtaracak şekilde kullandı. Böyle davrandığı için O’na ne kadar teşekkür etsek azdır! Kurban olarak bizim için kanını döken İsa’ya da çok minnettarız. Şöyle diyen Resul Yuhanna’nın duygularını anlayabiliriz: “Bizi sevene, ve kendi kanında bizi günahlarımızdan azat etmiş olana, ve bizi kendi Babası Allaha melekût ve kâhinler kılmış olana, ebetler ebedince izzet ve kudret olsun. Amin.”—Vahiy 1:5, 6.

      20 Mutlak hikmete sahip Tanrımız ve Hayat Verenimiz, kanın bu yaşam kurtaran işlevini çok önceden düşündü. ‘Bunun bizim davranışlarımız ve kararlarımız üzerinde nasıl bir etkisi olmalı?’ diye sorabilirsiniz. Gelecek makale bu soruyu ele alacak.

  • Yaşayan Tanrı’nın Talimatını Kabul Edin
    Gözcü Kulesi—2004 | 15 Haziran
    • 4, 5. (a) İsa’dan önce Yehova kanla ilgili hangi talimatı verdi? (b) Tanrı’nın kanla ilgili talimatının İsa’nın takipçileri için de geçerli olduğunu nereden biliyoruz?

      4 Aynı şey Tanrı’nın kanla ilgili emri için de geçerlidir. O Nuh’a insanların kan yememesi ve içmemesi gerektiğini söyledi. Sonra Kanunda, kanın, günahların bağışlanması için sadece sunak üzerinde kullanılabileceğini gösterdi. Tanrı bu talimatlarla kanın çok üstün bir amaçla kullanılmasına temel hazırlıyordu. Tanrı’nın amacı, İsa’nın fidyesi sayesinde hayatların kurtulmasıydı. (İbraniler 9:14) Evet, Tanrı bizim hayatımızla ve iyiliğimizle ilgilendiğini gösterdi. Tekvin 9:4 ayetini ele alan, 19. yüzyılda yaşamış Mukaddes Kitap bilgini Adam Clarke şöyle yazdı: “[Nuh’a verilen] bu emre Ortodokslar hâlâ titizlikle itaat ediyor. . . . . Kanun kan yemeyi yasaklıyordu; çünkü kanın, dünyanın günahı için dökülmesi gerektiğine işaret ediyordu. İncilde de kan yemek yasaktır; çünkü kanın her zaman günahların bağışlanması için dökülen kanı temsil ettiği kabul edilir.”

      5 Bu bilgin, İsa’ya odaklanan incilden, yani iyi haberden söz ediyor olabilir. Bu iyi haberin kapsamına, biz sonsuz yaşam alabilelim diye Tanrı’nın, uğrumuzda ölmesi ve kanını dökmesi için oğlunu göndermesi de girer. (Matta 20:28; Yuhanna 3:16; Romalılar 5:8, 9) Ayrıca bu bilginin yorumu, Mesih’in takipçilerine kandan çekinmeleri için sonradan verilen emri de kapsıyor.

      6. İsa’nın takipçilerine kanla ilgili hangi talimat verildi, neden?

      6 Bildiğiniz gibi, Tanrı İsrailoğullarına yüzlerce kanun verdi. İsa öldükten sonra, öğrencileri tüm bunlara uymak zorunda değildi. (Romalılar 7:4, 6; Koloseliler 2:13, 14, 17; İbraniler 8:6, 13) Ancak bir süre sonra, temel bir yükümlülük olan sünnet hakkında bir soru ortaya çıktı. Acaba Yahudi olmayıp Mesih’in kanından yararlanmak isteyenler, sünnet edilerek hâlâ Kanunu tutmakla yükümlü olduklarını göstermeli miydi? MS 49’da İsa’nın takipçilerinin yönetim kurulu bu meseleyi ele aldı. (Resullerin İşleri 15. bap) Tanrı’nın ruhunun yardımıyla resuller ve ihtiyarlar sünnet yükümlülüğünün Kanunla birlikte sona erdiği sonucuna vardılar. Yine de bazı Tanrısal talepler İsa’nın takipçileri için zorunlu olmaya devam etti. Yönetim kurulu cemaatlere gönderdiği bir mektupta şöyle dedi: “Ruhülkudüse ve bize iyi göründü ki, icap eden şu şeylerden fazla üzerinize yük koymıyalım: Putlara kurban edilen şeylerden, kandan, ve boğulmuş olanlardan, ve zinadan çekinin. Bunlardan sakınırsanız, iyi edersiniz.”—Resullerin İşleri 15:28, 29.

      7. İsa’nın takipçileri için ‘kandan çekinmek’ ne kadar önemlidir?

      7 Yönetim kurulunun, ‘kandan çekinmeyi’ ahlaksal açıdan, cinsel ahlaksızlık veya putperestlikten çekinmekle aynı derecede önemli gördüğü açıktı. Bu, kanla ilgili yasağın ciddiyetini gösterir. Putperestlik ya da cinsel ahlaksızlık yapıp tövbe etmeyen İsa’nın takipçileri “Allahın melekûtunu miras” alamaz, “onların hissesi . . . . ikinci ölüm”dür. (I. Korintoslular 6:9, 10; Vahiy 21:8; 22:15) Şu karşıtlığa dikkat edin: Tanrı’nın, kanın kutsallığıyla ilgili yönlendirmesine aldırmamak, ‘ikinci ölüm’ olarak adlandırılan sonsuz ölümle sonuçlanabilir. Oysa İsa’nın fidyesine saygı göstermek sonsuz yaşama götürebilir.

      8. İsa’nın ilk takipçilerinin, Tanrı’nın kanla ilgili talimatını ciddiye aldığını gösteren nedir?

      8 İsa’nın birinci yüzyıldaki takipçileri Tanrı’nın kanla ilgili talimatını nasıl anladılar ve bu talimata nasıl uydular? Clarke’ın yorumunu hatırlayalım: “İncilde de kan yemek yasaktır; çünkü kanın her zaman günahların bağışlanması için dökülen kanı temsil ettiği kabul edilir.” Tarih, İsa’nın ilk takipçilerinin bu meseleyi ciddiye aldığını doğruluyor. Tertullianus şöyle yazmıştı: “Arenadaki gösteri sırasında öldürülen canilerin taze kanını açgözlü bir susamışlıkla alıp . . . . sara tedavisi için içen insanları bir düşünün.” Tertullianus’un dediğine göre, kan yiyen ve içen putperestlerin tersine İsa’nın ilk takipçilerinin “yemeklerinde hayvan kanı bile yoktur. . . . . Hıristiyanları denemek için onlara kan sosisi ikram ediyorsunuz. Oysa kan yemenin onlar için bir suç olduğunu pekâlâ biliyorsunuz.” Evet, İsa’nın takipçileri ölüm tehditleri karşısında bile kan yemez ve içmezdi. Tanrı’nın talimatı onlar için çok önemliydi.

      9. Kandan çekinmenin kapsamına kanı doğrudan yememenin yanında başka neler girer?

      9 Bazıları yönetim kurulunun kanı doğrudan yemeyi veya içmeyi, ya da kanı akıtılmamış et veya kanlı yiyecekler yemeyi kastettiğini düşünebilir. Evet, Tanrı’nın Nuh’a verdiği emrin ilk anlamı buydu. Resuller de kararlarında İsa’nın takipçilerine ‘boğulmuş olandan,’ yani kanı akıtılmamış etten ‘kendilerini korumalarını’ söylediler. (Tekvin 9:3, 4; Resullerin İşleri 21:25) Ancak İsa’nın ilk takipçileri bundan daha fazlasının söz konusu olduğunu biliyordu. Bazen tıbbi nedenlerle de kan kullanılıyordu. Tertullianus bazı putperestlerin sara hastalığını iyileştirmek için taze kan içtiğini belirtti. Kan, hastalıkları iyileştirmek veya sözümona daha sağlıklı olmak için başka şekillerde de kullanılmış olabilir. Bu nedenle İsa’nın takipçileri için kandan çekinmenin kapsamına, “tıbbi” nedenlerle kan yememek ve içmemek de giriyordu. Onlar hayatlarını tehlikeye atma pahasına kararlılıklarını korudular.

      Tıbbi Amaçlarla Kullanılan Kan

      10. Tıpta kan hangi şekillerde kullanılıyor, bu durumda hangi soru doğuyor?

      10 Kanın tıbbi amaçlarla kullanımı günümüzde çok yaygındır. İlk kan nakillerinde tam kan kullanılırdı. Kan, vericiden alınır, depolanır ve hastaya verilirdi. Bu hasta muhtemelen savaşta yaralanan bir asker olurdu. Zaman içinde araştırmacılar kanı asıl bileşenlerine ayırmayı öğrendi. Doktorlar bu bileşenlerin nakilleri sayesinde, ellerindeki kanı daha çok hastaya dağıtabildi. Örneğin kanın plazması bir yaralıya, alyuvarları başka bir yaralıya verilebiliyordu. Devam eden araştırmalar, bir bileşenin de (örneğin plazma) işlemden geçirilip birçok küçük kısma ayrılabileceğini gösterdi. Böylece, bir bileşenden daha çok hasta yararlanabildi. Kanı daha fazla küçük kısma ayırmak için yapılan çalışmalar hâlâ sürüyor ve bu küçük kısımların yeni kullanım alanlarının bulunduğu bildiriliyor. İsa’nın bir takipçisi, kanın küçük kısımlarının kullanımı konusunda ne düşünmeli? Bir Şahit kan naklini kabul etmemeye kesin kararlı olsa da, doktoru kanın asıl bileşenlerinden birini, belki bir alyuvar süspansiyonunun naklini kabul etmesi için ısrar edebilir. Veya tedavi, bir bileşenden elde edilen küçük bir kısmın kullanılmasını gerektirebilir. Kanın kutsal olduğunu ve en yüce anlamda Mesih’in kanının hayat kurtardığını aklında tutan bir Şahit, böyle bir durumda ne yapmalı?

      11. Şahitler kan konusunda yıllardır hangi değişmez görüşe sahiptir?

      11 Yehova’nın Şahitleri bu konudaki tavırlarını yıllar önce açıkladılar. Örneğin, bir tıp dergisi (The Journal of the American Medical Association, 27 Kasım 1981) için bir makale hazırladılar.a Bu makalede Tekvin, Levililer ve Resullerin İşleri kitaplarından alıntılar yapıldı ve şöyle dendi: “Her ne kadar bu ayetler tıbbi terimlerle yazılmamışsa da, Şahitler, bu ayetlerin kanın veya kandan alınmış alyuvarların, plazmanın, akyuvarların ve trombositlerin naklini yasakladığını kabul ederler.” 2001 yılında yayımlanmış acil bakımla ilgili bir kitapta “Kanın Bileşimi” başlığı altında şöyle yazıyor: “Kan birkaç bileşenden oluşur: plazma, alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler.” (Emergency Care) Dolayısıyla Şahitler bu tıbbi gerçekleri göz önünde bulundurarak tam kan naklini veya kanın dört asıl bileşeninden herhangi birinin naklini reddederler.

      12. (a) Şahitler kanın asıl bileşenlerinden elde edilen küçük kısımlar hakkında nasıl bir görüş ifade etmiştir? (b) Bu konuda ek bilgi nerede bulunabilir?

      12 Dergide yayımlanan makale şöyle devam ediyordu: “Şahitlerin dinsel anlayışı kanda bulunan albümin, immün globülinler ve hemofiliak preparatların kullanılışını tamamıyla yasaklamıyor; her Şahit bunları kabul edip etmeyeceğine bizzat kendisi karar vermelidir.” 1981’den beri, kanın birçok küçük kısmı (dört asıl bileşenden herhangi birinin parçalara ayrılmasıyla elde edilen kısımlar) tıbbi amaçlarla kullanılmak üzere asıl bileşenlerden ayrılıyor. 15 Haziran 2000 tarihli Gözcü Kulesi’nin “Okuyucuların Soruları” makalesinde bu konuyla ilgili faydalı bilgiler sağlanmıştı. O makalede verilen yanıt, okuyucularımızın yararlanabilmesi için bu derginin 29 ila 31. sayfalarında tekrar yer alıyor. Makale, konuyla ilgili ayrıntılar ve mantıklı kanıtlar veriyor. Ayrıca bu makalenin içeriğinde 1981’de yayımlanan makaleyle aynı temel düşüncelere yer verildiğini göreceksiniz.

      Vicdanınızın Rolü

      13, 14. (a) Vicdan nedir ve kan konusunda nasıl bir rol oynar? (b) Tanrı İsrailoğullarına et yemekle ilgili hangi talimatı vermişti, fakat hangi sorular doğabilirdi?

      13 Bu tür bilgiler vicdanı ön plana çıkarır. Neden mi? Çünkü İsa’nın takipçileri, Tanrı’nın rehberliğini izlemek gerektiği, fakat bazı durumlarda kişisel kararlar vermenin zorunlu olduğu ve vicdanın rol oynadığı görüşündedir. Vicdan, doğuştan sahip olduğumuz, çoğunlukla ahlaksal meseleleri değerlendirme ve karar verme yeteneğidir. (Romalılar 2:14, 15) Ancak bildiğiniz gibi her vicdanın sesi ayrıdır.b Mukaddes Kitap bazılarının vicdanının “zayıf” olduğunu söyler. (I. Korintoslular 8:12) Bu, bazılarının vicdanının da güçlü olduğu anlamına gelir. İsa’nın takipçilerinin, Yehova’nın isteğini öğrenme hızları, O’nun düşünce tarzına duyarlılıkları ve bunları kararlarına yansıtmaları birbirinden farklıdır. Bunu Mukaddes Kitaptaki et yeme meselesiyle örnekleyebiliriz.

      14 Mukaddes Kitabın Tanrı’ya itaatli birinin, kanı akıtılmamış et yememesi gerektiği konusundaki görüşü nettir. Bu emir öyle önemliydi ki, İsrailli askerler acil bir durumda bile kanı akıtılmamış et yediklerinde çok ciddi bir günah işlemiş oldular. (Tesniye 12:15, 16; I. Samuel 14:31-35) Yine de akla takılan bazı sorular olabilirdi. Örneğin bir İsrailli koyun kestiğinde hayvanın kanını ne kadar hızlı akıtmalıydı? Kanın akıtılması için hayvanın boğazını uzunlamasına mı kesmeliydi? Koyunu arka bacaklarından asması gerekli miydi? Bu ne kadar sürmeliydi? Ya büyük bir inek kestiğinde kanı nasıl akıtılacaktı? Kanın büyük kısmı boşaldıktan sonra bile etin içinde bir miktar kan kalmış olabilirdi. Böyle bir eti yiyebilir miydi? Buna kim karar verecekti?

      15. Bazı Yahudiler et yeme konusunda nasıl davrandı, fakat Yehova’nın talimatı neydi?

      15 Gayretli bir Yahudinin aklına bu gibi soruların geldiğini düşünelim. O, en güvenli davranışın kasaptan et almamak olduğuna karar verebilirdi. Başka bir Yahudi de, puta sunulmuş olma ihtimali olan bir eti hiç yemeyebilirdi. Diğer Yahudilerse ancak kanı akıtmak için belirli âdetleri yerine getirdikten sonra et yiyor olabilirlerdi.c (Matta 23:23, 24) Bu farklı davranışlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Yehova bu konularda herhangi bir kanun vermemişti. Bu nedenle en iyisi, Yahudilerin karşılaştıkları her konuda bir karar vermeleri için haham meclisine bir sürü soru göndermesi miydi? Zamanla Yahudilikte böyle bir gelenek geliştiyse de, Yehova Kendisine tapınanlara kan hakkındaki kararlarını bu şekilde vermelerini emretmediği için mutlu olabiliriz. Tanrı temiz hayvanların kesimi ve kanlarının akıtılmasıyla ilgili temel talimatlar verdi, fakat bundan fazlasını istemedi.—Yuhanna 8:32.

      16. İsa’nın takipçilerinin kanın bir bileşeninde bulunan küçük kısmın enjeksiyonunu kabul etme konusunda neden farklı görüşleri olabilir?

      16 Yehova’nın Şahitleri, 11 ve 12. paragraflarda belirtildiği gibi tam kan veya kanın dört asıl bileşeninden herhangi birinin –plazma, alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler– naklini kabul etmez. Peki, kanın asıl bileşenlerinden elde edilen küçük kısımların nakli (örneğin, hastalıklarla mücadele etmeye yardımcı olan ya da yılan zehrini etkisiz hale getiren antikorları içeren serumlar) için ne denebilir? (Bu derginin 30. sayfasındaki 4. paragrafa bakın.) Bazıları bu küçük kısımların aslında artık kan olmaktan çıktığı ve dolayısıyla ‘kandan çekinin’ emrinin kapsamına girmediği sonucuna vardı. (Resullerin İşleri 15:29; 21:25; sayfa 31, paragraf 1) Herkes verdiği karardan kendi sorumludur. Başka Şahitlerin vicdanı onları, ister hayvan ister insan kanı olsun, kandan elde edilen her şeyi reddetmeye yöneltir. Buna, kanın bir asıl bileşeninin küçük bir kısmı da dahildir.d Başkalarıysa, hastalıkla mücadele etmek veya yılan zehrini etkisiz hale getirmek için bir plazma proteininin enjeksiyonunu kabul edebilir, ancak diğer küçük kısımları reddedebilir. Ayrıca, kanın dört asıl bileşeninin birinden elde edilen bazı ürünler, vücutta o asıl bileşenin işlevine öyle benzer ve yaşamı devam ettiren bir rol üstlenebilir ki, çoğu Hıristiyan bunları reddetmeyi uygun bulacaktır.

      17. (a) Kanın küçük kısımlarıyla ilgili sorularla karşılaştığımızda vicdanımız bize nasıl yardım edebilir? (b) Bu konuda vereceğimiz kararlar neden çok ciddidir?

      17 Mukaddes Kitabın vicdan hakkında söyledikleri, bu tür kararlar verirken bize yardımcı olur. İlk adım Tanrı’nın Sözünün ne dediğini öğrenmek ve vicdanınızı buna göre biçimlendirmeye çalışmaktır. Bu, bir başkasından sizin yerinize karar vermesini istemektense, Tanrı’nın yönlendirmesiyle uyumlu karar vermeniz için sizi yeterli hale getirecek. (Mezmur 25:4, 5) Kanın küçük kısımlarını kabul etme konusunda bazıları şöyle düşündü: ‘Madem bu vicdani bir mesele, alsam da almasam da fark etmez.’ Bu yanlış bir muhakemedir. Herhangi bir konunun vicdana bırakılmış olması o kararın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Kararımızın çok ciddi sonuçları olabilir. Örneğin, vicdanı bizimkinden farklı çalışan kişileri etkileyebilir. Pavlus’un, bir puta kurban edilmiş olma ihtimali bulunan ve sonra kasapta satılan et hakkında verdiği öğütte bunu görebiliriz. İsa’nın bir takipçisi kardeşlerinin ‘zayıf vicdanını yaralamamak’ için düşünceli olmalıydı. Eğer başkalarına tökez olursa, uğruna ‘Mesihin öldüğü kardeşini’ yıkabilir ve Mesih’e karşı günah işler duruma düşebilirdi. Aynı şekilde, kanın küçük kısımlarıyla ilgili meseleler kişisel karara kalmış olsa da, bu kararlar çok ciddiye alınmalıdır.—I. Korintoslular 8:8, 11-13; 10:25-31.

      18. İsa’nın bir takipçisi kan konusunda vicdanını susturmaktan nasıl kaçınabilir?

      18 Kanla ilgili kararların ciddiyetini vurgulayan ve üzerinde düşünülmesi gereken başka bir nokta daha var: Bu tür kararların sizin üzerinizde yaratabileceği etki. Eğer kanın küçük bir kısmını almanız Mukaddes Kitaba göre eğitilmiş vicdanınızı rahatsız edecekse, vicdanınızın sesine kulak tıkamamalısınız. Ayrıca sırf biri size, “Bunda bir sorun yok. Birçok kişi bunu yaptı,” dediği için vicdanınızın sesini bastırmanız da doğru değildir. Unutmayın, bugün milyonlarca insan vicdanını dinlemiyor, sonunda vicdanları susuyor ve yalan söylemelerine veya dönüşü olmayan başka yanlış şeyler yapmalarına izin veriyor. İsa’nın takipçileri böyle bir tutumdan muhakkak kaçınmak ister.—II. Samuel 24:10; I. Timoteos 4:1, 2.

      19. Kanla ilgili tıbbi konularda karar verirken en başta neyi akılda tutmalıyız?

      19 Bu derginin 29 ila 31. sayfalarındaki cevabın sonlarına doğru şöyle deniyor: “Görüşlerin ve vicdani kararların farklı olabilmesi, bu meselenin önemsiz olduğu anlamına mı gelir? Hayır. Aksine ciddidir.” Özellikle de “yaşayan Tanrı” ile ilişkiniz söz konusu olduğu için bu konu çok ciddidir. İsa’nın dökülen kanının kurtarma gücüne dayalı bu ilişki, sizi sonsuz yaşama götürebilecek tek yoldur. Tanrı kan aracılığıyla hayatlar kurtardığı için, kana derin bir saygı geliştirmeliyiz. Pavlus uygun olarak şöyle yazdı: “Yabancı, ve ümitsiz olarak dünyada Allahsız idiniz. Fakat şimdi Mesih İsada, bir vakitler uzak olan sizler, Mesihin kanı ile yakın oldunuz.”—Efesoslular 2:12, 13.

      [Dipnotlar]

      a Söz konusu makale, Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan Kan Hayatınızı Nasıl Kurtarabilir? adlı yayının 27-29. sayfalarında yer almaktadır.

      b Bir keresinde Pavlus ve İsa’nın başka dört takipçisi mabede gidip törensel arınma kurallarını yerine getirdiler. Kanun artık yürürlükte değildi, fakat Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarların öğüdüne göre davrandı. (Resullerin İşleri 21:23-25) Ne var ki, İsa’nın bazı takipçileri onların mabede gitmemesi veya böyle bir yönteme başvurmamaları gerektiğini düşünmüş olabilir. O zaman her vicdan farklı çalışıyordu, bugün de böyledir.

      c Encyclopaedia Judaica etin “kaşer” (dinsel açıdan uygun) sayılması için “karmaşık ve ayrıntılı” kurallar sayar. Bu kurallar, etin suda kaç dakika kalması gerektiğini, bir tahta üzerinde kanının nasıl akıtılacağını, etin ovulacağı tuzun özelliğini ve kaç kez soğuk suda yıkanması gerektiğini anlatıyor.

      d Artık bazı enjeksiyonlardaki etken madde, kandan yapılmamış sentetik bir üründür. Fakat bazı durumlarda, albümin gibi, kanın küçük bir kısmı da az miktarda eklenmiş olabilir.—Ayrıca 1 Kasım 1994 tarihli Kule dergisindeki “Okuyucuların Soruları”na bakın.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş