Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • “Cesur Ol!”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 24. BÖLÜM

      “Cesur Ol!”

      Pavlus bir suikastten kurtulur ve Feliks’in önünde savunmasını yapar

      Bu bölüm Elçiler 23:11–24:27’ye dayanmaktadır

      1, 2. Yeruşalim’de karşılaştığı zulüm Pavlus’u neden şaşırtmadı?

      YERUŞALİM’DEKİ öfkeli kalabalığın elinden tam zamanında kurtarılan Pavlus bir kez daha hapisteydi. Yeruşalim’de karşılaştığı bu zulüm gayretli elçiyi şaşırtmadı. Onu bu şehirde “zincirlerin ve sıkıntıların” beklediği söylenmişti (Elçi. 20:22, 23). Pavlus başına neler geleceğini tam olarak bilmese de, İsa’nın ismi uğruna çektiği acıların süreceğini biliyordu (Elçi. 9:16).

      2 Hıristiyan cemaatindeki peygamberler bile Pavlus’u uyararak onun bağlanıp ‘diğer milletlerden insanların eline verileceğini’ söylemişti (Elçi. 21:4, 10, 11). Kısa süre önce Yahudilerden oluşan bir kalabalık onu öldürmeye çalışmıştı ve bunun hemen ardından, Pavlus’un sözleri yüzünden kavga eden Sanhedrin üyeleri onu adeta ‘parçalayacaklardı.’ Elçi şimdi Romalı askerlerin gözetiminde hapisteydi. Onu daha birçok sorgulama ve suçlama bekliyordu (Elçi. 21:31; 23:10). Gerçekten de elçi Pavlus’un cesarete ihtiyacı vardı.

      3. Duyuru faaliyetimizi sürdürebilmek için nasıl cesaret kazanabiliriz?

      3 Bu son günlerde ‘Mesih İsa yolunda Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsinin zulüm göreceğini’ biliyoruz (2. Tim. 3:12). Zaman zaman bizim de duyuru işine devam etmek için cesarete ihtiyacımız oluyor. “Sadık ve sağgörülü hizmetkâr” tarafından hazırlanan yayınlar ve ibadetler aracılığıyla zamanında gelen yüreklendirici sözler için gerçekten çok minnettarız (Mat. 24:45). Yehova iyi haberin düşmanlarının başarılı olamayacağı konusunda bize güvence vermiştir. Onlar ne Tanrı’nın hizmetçilerini bir grup olarak ortadan kaldırabilecek ne de duyuru faaliyetini durdurabilecekler (İşa. 54:17; Yer. 1:19). Peki elçi Pavlus ne durumdaydı? O, muhalefete rağmen iyi habere tam anlamıyla tanıklık etmeyi sürdürme cesaretini buldu mu? Eğer bulduysa ona bu cesareti kim, nasıl verdi? Ve Pavlus ne yaptı?

      ‘Yeminli Bir Anlaşma’ Amacına Ulaşamıyor (Elçiler 23:11-34)

      4, 5. Pavlus nasıl cesaret kazandı? Bu neden tam zamanındaydı?

      4 Sanhedrin’den kurtarıldığı günün gecesi elçi Pavlus çok ihtiyaç duyduğu cesareti kazandı. Bunun nasıl olduğunu kayıt şöyle anlatıyor: “Efendimiz onun yanında durup, ‘Cesur ol! Yeruşalim’de benim hakkımda nasıl tam olarak tanıklık ettinse, Roma’da da edeceksin’ dedi” (Elçi. 23:11). İsa’dan duyduğu bu yüreklendirici sözler Pavlus’a kurtuluşu hakkında güvence verdi. O sağ salim Roma’ya gideceğini ve orada İsa’ya tanıklık etme fırsatının olacağını biliyordu.

      Pavlus’un yeğeni, Klaudius Lisias’la konuşuyor.

      “Kırktan fazla adam Pavlus için pusuda bekliyor” (Elçiler 23:21).

      5 İsa Pavlus’u tam zamanında cesaretlendirmişti. Ertesi gün 40’ı aşkın Yahudi “aralarında gizlice anlaştılar ve ‘Pavlus’u öldürünceye dek yiyip içersek lanetli olalım!’ diyerek yemin ettiler.” Bu “yeminli anlaşma” o Yahudilerin elçiyi öldürmeye ne kadar kararlı olduklarını gösteriyordu. Eğer planlarını gerçekleştirmekte başarılı olamazlarsa başlarına bir lanet geleceğine inanıyorlardı (Elçi. 23:12-15). Yüksek kâhinlerin ve ihtiyarların da onayladığı plan, güya Pavlus’la ilgili meseleleri daha doğru şekilde öğrenmek amacıyla, onu daha fazla sorgulamak için tekrar Sanhedrin’e getirtmekti. Fakat komplocular Pavlus’u öldürmek için yolda pusuya yatacaklardı.

      6. Pavlus’u öldürme planı nasıl açığa çıktı? Günümüzde gençler bu kayıttan hangi dersi alabilir?

      6 Ancak Pavlus’un yeğeni (adı Kutsal Yazılarda geçmez) bu planı öğrendi ve ona bildirdi. Pavlus da yeğenini durumu haber vermesi için Romalı komutan Klaudius Lisias’a gönderdi (Elçi. 23:16-22). Yehova Pavlus’un yeğeni gibi davranan gençleri kesinlikle çok seviyor. Onlar cesurca davranıyor, kendinden çok Tanrı’nın toplumunun iyiliğine önem veriyor ve Krallıkla ilgili uğraşları desteklemek için elinden geleni yapıyorlar.

      7, 8. Klaudius Lisias, Pavlus’un güvenliği için neler yaptı?

      7 Emrinde 1.000 asker bulunan Klaudius Lisias, Pavlus’a yönelik komployu öğrenir öğrenmez önlem aldı. Askerler, mızraklı askerler ve atlılardan oluşan 470 kişilik bir muhafız gücünün o gece Yeruşalim’den ayrılıp Pavlus’u sağ salim Sezariye’ye götürmesini emretti. Elçi oraya varınca vali Feliks’e teslim edilecekti.a Roma’nın Yahudiye eyaletinin başkenti olan Sezariye’de çok sayıda Yahudi yaşasa da nüfusun başlıca kısmını başka milletlerden kişiler oluşturuyordu. Birçoklarının dinsel önyargılarını öfkeyle sergilediği ve ayaklanmalar çıkardığı Yeruşalim’in tersine, Sezariye’de istikrarlı bir ortam vardı. Roma ordusunun Yahudiye’deki başlıca karargâhı da Sezariye’deydi.

      8 Roma kanununa uygun olarak Lisias, Feliks’e durumu açıklayan bir mektup yolladı. Mektubunda Pavlus’un Romalı olduğunu öğrenince onu Yahudiler tarafından ‘öldürülmekten’ kurtardığını yazdı. Lisias onda ‘ölümü veya zinciri gerektirecek’ hiçbir suç bulmadığını, fakat bir komplo nedeniyle Pavlus’u Feliks’e gönderdiğini, böylece valinin davacıları dinleyebileceğini ve konuyla ilgili bir yargıya varabileceğini belirtti (Elçi. 23:25-30).

      9. (a) Pavlus’un Roma vatandaşı olarak hakları nasıl çiğnendi? (b) Vatandaşlık haklarımızdan nasıl yararlanabiliriz?

      9 Lisias’ın yazdıkları doğru muydu? Tam olarak değildi. Anlaşılan valinin üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyordu. Gerçekte o, elçiyi Roma vatandaşı olduğunu anladığı için kurtarmamıştı. Ayrıca Lisias Pavlus’u ‘çift zincirle bağlattırdığından’ ve ardından onun “kırbaçlanarak sorgulanmasını” emrettiğinden de söz etmedi (Elçi. 21:30-34; 22:24-29). Lisias Roma vatandaşı olan Pavlus’un haklarını çiğnemişti. Bugün Şeytan zulmü körüklemek için muhaliflerin yobazlığını kullanıyor, dolayısıyla bizim de haklarımız çiğnenebilir. Fakat Pavlus gibi Tanrı’nın toplumu da bir ülkenin vatandaşları olarak haklarından genelde yararlanabilir ve yasal korunma talep edebilir.

      ‘Savunmamı Yaptığım İçin Mutluyum’ (Elçiler 23:35–24:21)

      10. Davacılar Pavlus’a hangi ciddi suçlamalarda bulundu?

      10 Davacılar Yeruşalim’den gelene kadar Pavlus Sezariye’de “Herodes’in imparatorluk sarayında gözetim altında” tutuldu (Elçi. 23:35). Beş gün sonra başkâhin Hananya, Tertullus adında bir hatip ve bazı ihtiyarlar geldi. Tertullus önce Yahudiler için yaptıklarından dolayı Feliks’i övdü. Anlaşılan amacı onu pohpohlamak ve gözüne girmekti.b Sonra konuya girip Pavlus hakkında şunları söyledi: “Bu adam bir beladır ve yeryüzünün her yerinde tüm Yahudiler arasında ayaklanmalar çıkarmaktadır. Nasrani mezhebinin elebaşılarından biridir. Ayrıca mabedi de kirletmeye kalkıştı, biz de onu yakaladık.” Oradaki diğer Yahudiler de “anlatılanların doğru olduğunu öne sürerek bu suçlamalara katıldılar” (Elçi. 24:5, 6, 9). Ayaklanma çıkarmak, tehlikeli bir mezhebin elebaşısı olmak ve mabedi kirletmek; bunlar ölüm cezasına yol açabilecek ciddi suçlamalardı.

      11, 12. Pavlus kendisine yönelik suçlamaları nasıl çürüttü?

      11 Sonra Pavlus’a söz hakkı verildi. O da “Savunmamı sizin önünüzde yaptığım için mutluyum” diye söze başladı. Suçlamaları tamamen reddetti. Elçi ne mabedi kirletmiş ne de ayaklanma çıkarmaya çalışmıştı. O, aslında ‘yıllardır’ Yeruşalim’de olmadığına ve muhtemelen kıtlık ile zulüm yüzünden yoksul düşmüş Hıristiyanlar için “bağışlanan yardımları” getirdiğine dikkat çekti. Pavlus mabede girmeden önce “arınma kurallarını yerine getirmiş” olduğunu ve “Tanrı’ya ve insanlara karşı . . . . rahat bir vicdana sahip olmak için” çaba gösterdiğini ısrarla belirtti (Elçi. 24:10-13, 16-18).

      12 Bununla birlikte Pavlus atalarının Tanrısına “onların ‘mezhep’ dediği yola göre” ibadet ettiğini kabul etti. Fakat ısrarla “Kanunda belirtilen ve Peygamberlerin kitaplarında yazılı olan her şeye” inandığını söyledi. Davacıları gibi o da ‘doğru olanların da olmayanların da diriltileceğini’ ümit ediyordu. Ardından Pavlus davacılara meydan okuyarak şöyle dedi: “Sanhedrin önündeyken bende hangi suçu bulduklarını buradaki kişiler söylesinler. Önlerinde dururken, ‘Bugün huzurunuzda dirilme ümidi hakkında yargılanıyorum!’ diye bağırmıştım; bunun dışında bir şeyle beni suçlayamazlar” (Elçi. 24:14, 15, 20, 21).

      13-15. Yetkililer önünde cesurca şahitlikte bulunma konusunda Pavlus neden iyi bir örnektir?

      13 İnancımızdan dolayı yetkililerin önüne çıkarılırsak ve ayaklanma çıkartmak, insanları devlete karşı kışkırtmak ya da sözde tehlikeli bir mezhebin üyeleri olmak gibi yalan suçlamalara maruz kalırsak Pavlus’un bu güzel örneğini izleyebiliriz. O, Tertullus gibi samimi olmayan iltifatlarla valiyi pohpohlamadı. Sakin ve saygılıydı. Gerçekleri nezaketle, fakat net ve doğru bir şekilde açıkladı. Pavlus kendisini mabedi kirletmekle suçlayan ‘Asya eyaletinden bazı Yahudilerin’ orada bulunmadığını ve yasalar gereği onlarla yüzleşmesi ve suçlamalarını kendilerinden duyması gerektiğini söyledi (Elçi. 24:18, 19).

      14 En çarpıcı olanı ise Pavlus’un inançları hakkında şahitlik etmekten geri durmamasıydı. Sanhedrin’in önündeyken büyük kargaşaya yol açan konuyu, yani dirilme inancını cesurca tekrar dile getirdi (Elçi. 23:6-10). Pavlus savunmasında dirilme ümidini vurguladı. Çünkü İsa’ya ve muhaliflerinin asla kabul edemeyeceği bir konuya, İsa’nın dirilişine tanıklık ediyordu (Elçi. 26:6-8, 22, 23). Tartışmanın odak noktası dirilmeydi, özellikle de İsa ve onun dirilişiydi.

      15 Pavlus gibi biz de cesurca şahitlikte bulunabilir ve İsa’nın öğrencilerine söylediği şu sözlerden güç alabiliriz: “Benim ismimden ötürü herkes sizden nefret edecek. Ve kim sona kadar dayanırsa kurtulacaktır.” Ne söyleyeceğimiz konusunda endişelenmeli miyiz? Hayır, çünkü İsa şu güvenceyi verdi: “Sizi teslim etmek üzere götürürlerken ne söyleyeceğiniz konusunda önceden kaygı duymayın, size o anda ne verilirse onu söyleyin, çünkü konuşan siz değilsiniz, kutsal ruhtur” (Mar. 13:9-13).

      “Feliks Korktu” (Elçiler 24:22-27)

      16, 17. (a) Feliks Pavlus’un davasını nasıl ele aldı? (b) Feliks neden korkmuş olabilir? O hangi nedenle Pavlus’u görmeye devam etti?

      16 Vali Feliks Hıristiyanların inançlarını ilk defa işitmiyordu. Kayıt şunları der: “Bu Yol [ilk Hıristiyanlık için kullanılan ifade] hakkındaki meseleleri iyi bilen Feliks, ‘Sorununuzla ilgili kararımı Komutan Lisias geldiğinde vereceğim’ diyerek davayı erteledi. Yüzbaşıya Pavlus’un gözetim altında tutulmasını, fakat biraz serbestlik tanınmasını ve ona hizmet etmek isteyen yakınlarının engellenmemesini emretti” (Elçi. 24:22, 23).

      17 Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte Pavlus’u çağırtıp “Mesih İsa’ya iman konusunda bilgi aldı” (Elçi. 24:24). Ancak Pavlus “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm hakkında konuşurken Feliks korktu.” Kötü bir yaşam sürdüğü için herhalde bu sözler vicdanını rahatsız etmişti. Bu yüzden “Şimdi git, bir fırsatını bulunca seni tekrar çağırtırım” diyerek Pavlus’u gönderdi. Feliks Pavlus’u daha birçok kez çağırttı; fakat bunun nedeni hakikat hakkında bilgi almak istemesi değil, Pavlus’tan rüşvet alacağını ummasıydı (Elçi. 24:25, 26).

      18. Pavlus, Feliks ve karısıyla neden “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm” hakkında konuştu?

      18 Pavlus Feliks ve karısıyla neden “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm” hakkında konuştu? Hatırlarsanız onlar ‘Mesih İsa’ya imanın’ neleri gerektirdiğini öğrenmek istiyorlardı. Onların ne kadar ahlaksız, acımasız ve adaletsiz olduğunu bilen Pavlus, İsa’nın takipçisi olmak isteyenlerin neler yapması gerektiğini açıkça anlattı. Pavlus’un sözleri Tanrı’nın doğruluk standartları ile Feliks ve karısının yaşam tarzları arasındaki büyük uçurumu gösterdi. Bu onların, her insanın düşünceleri, sözleri ve yaptıkları için Tanrı’ya hesap vereceğini ve kendilerinin Tanrı’dan alacağı hükmün Pavlus’a verilecek hükümden daha önemli olduğunu anlamasına yardım etmiş olmalı. Feliks’in ‘korkması’ çok doğaldı.

      19, 20. (a) Hizmetimizde hakikate samimi bir ilgi göstermeyen kişilerle karşılaşırsak nasıl davranmalıyız? (b) Feliks’in Pavlus’a karşı samimi olmadığını nereden biliyoruz?

      19 Biz de hizmette Feliks gibi insanlarla karşılaşabiliriz. Başta hakikate ilgi gösteriyor gibi görünebilirler, fakat aslında bencil yaşamlarından vazgeçmek istemezler. Böyle kişilere karşı dikkatli olmalıyız. Yine de Pavlus gibi onlara Tanrı’nın doğruluk standartlarını nazikçe anlatabiliriz. Hakikat yüreklerini etkileyebilir. Bununla birlikte, günahkâr yaşamlarını bırakmaya niyetleri olmadığını anlarsak onları ikna etmeye çalışmayız ve hakikati gerçekten bulmak isteyenleri ararız.

      20 Feliks’in yüreğinin gerçek durumu şu sözlerden anlaşılıyor: “İki yıl sonra Feliks’in yerine Porkius Festus geldi. Feliks, Yahudilerin gönlünü kazanmak arzusuyla Pavlus’u serbest bırakmamıştı” (Elçi. 24:27). O Pavlus’a karşı samimi değildi. “Yol”un takipçilerinin kışkırtıcı ya da devrimci insanlar olmadığını biliyordu (Elçi. 19:23). Pavlus’un hiçbir Roma kanununu çiğnemediğinin de farkındaydı. Fakat “Yahudilerin gönlünü kazanmak” için elçiyi hapiste tuttu.

      21. Porkius Festus vali olduktan sonra Pavlus’un başına neler geldi? Pavlus nasıl güç kazanmaya devam etmiş olmalı?

      21 Elçiler kitabının 24. bölümünün son ayetinde görüldüğü gibi Feliks’in yerine Porkius Festus vali olduğunda Pavlus hâlâ hapisteydi. Böylece o tekrar sorgulanmaya başladı ve yeniden pek çok yetkilinin karşısına çıkarıldı. Gerçekten de bu cesur elçi ‘kralların ve valilerin önüne götürüldü’ (Luka 21:12). Göreceğimiz gibi o daha sonra dönemin en güçlü yöneticisine şahitlikte bulunacaktı. Yaşadığı bunca şey sırasında Pavlus’un inancı asla zayıflamadı. O şüphesiz İsa’nın şu sözlerinden güç kazanmaya devam etti: “Cesur ol!”

      YAHUDİYE VALİSİ FELİKS

      MS yaklaşık 52’de Roma İmparatoru Klaudius, en sevdiği kişilerden biri olan Antonius Feliks’i Yahudiye valisi (procurator) olarak atadı. Ağabeyi Pallas gibi Feliks de imparatorun ailesinin özgür bıraktığı bir köleydi. Kölelikten azat edilmiş bir adamın askeri yetkiye de sahip bir vali olarak atanması daha önce görülmemiş bir durumdu.

      Feliks.

      Romalı tarihçi Tacitus’a göre, ağabeyinin imparator üzerindeki etkisi nedeniyle Feliks “ceza almadan her tür kötülüğü yapabileceğine inanıyordu.” Vali Feliks “bir kölenin içgüdüleriyle krallık kudretini kullanarak, her tür gaddarlığı ve şehvet düşkünlüğünü sergiledi.” O, vali olduğu dönemde, I. Herodes Agrippa’nın kızı Drusilla’yı ayartıp kocasından ayırarak onunla evlendi. Feliks Pavlus’u rüşvet alabileceği biri olarak görüp ona çirkin ve yasalara aykırı şekilde davrandı.

      Feliks’in yönetimi o kadar yozlaşmış ve baskıcıydı ki İmparator Neron MS 58’de onu Roma’ya geri çağırdı. Yahudilerden oluşan bir heyet Feliks’in ardından Roma’ya giderek onu bölgeyi kötü yönetmekle suçladı. Fakat Pallas’ın kardeşini cezalandırılmaktan kurtardığı söylenir.

      a “Yahudiye Valisi Feliks” başlıklı çerçeveye bakın.

      b Tertullus Feliks’e ulusun “büyük bir huzur” içinde olmasını sağladığı için teşekkür etti. Oysa Feliks’in valilik yaptığı dönemde Yahudiye’de pek huzur yoktu. Aslında Yahudilerin Roma’ya isyan etmesine kadarki dönemde hiçbir valinin yönetimi Feliks’inki kadar sıkıntılı olmadı. Feliks’in yaptığı reformlardan dolayı Yahudilerin “derin bir minnettarlık” duyduğu da kesinlikle doğru değildi. Gerçekte Yahudilerin çoğu, hayatlarını berbat ettiği ve ayaklanmaları bastırırken vahşete başvurduğu için Feliks’i sevmezdi (Elçi. 24:2, 3).

  • “Davamı Sezar’a Arz Ediyorum!”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 25. BÖLÜM

      “Davamı Sezar’a Arz Ediyorum!”

      Pavlus iyi haberi savunma konusunda örnek olur

      Bu bölüm Elçiler 25:1–26:32’ye dayanmaktadır

      1, 2. (a) Pavlus hangi koşullardaydı? (b) Pavlus’un davasını Sezar’a arz etmesiyle ilgili hangi soru doğuyor?

      PAVLUS Sezariye’de sıkı gözetim altındaydı. İki yıl önce Yahudiye’ye döndüğünde, Yahudiler onu birkaç gün içinde en az üç kez öldürmeye kalkışmıştı (Elçi. 21:27-36; 23:10, 12-15, 27). O ana dek düşmanları başarısız olmuş, fakat vazgeçmemişlerdi. Pavlus tekrar onların eline düşebileceğini fark ettiğinde, Romalı Vali Festus’a “Davamı Sezar’a arz ediyorum!” dedi (Elçi. 25:11).

      2 Yehova Pavlus’un davasını Roma imparatoruna arz etme kararını destekledi mi? Bu sorunun cevabı son günlerde Tanrı’nın Krallığına tam anlamıyla tanıklık eden bizler için önemlidir. Pavlus’un “iyi haberin savunulmasında ve hukuken tanınmasında” kullandığı yöntemi bizim de izlememiz gerekip gerekmediğini bilmeliyiz (Filip. 1:7).

      “Yargı Kürsüsünün Önündeyim” (Elçiler 25:1-12)

      3, 4. (a) Yahudiler neden Pavlus’un Yeruşalim’e getirilmesini istedi? Pavlus ölümden nasıl kurtuldu? (b) Yehova günümüzdeki hizmetçilerini nasıl destekliyor?

      3 Yahudiye’nin yeni Romalı valisi Festus göreve başladıktan üç gün sonra Yeruşalim’e gitti.a Orada yüksek kâhinlerin ve Yahudilerin ileri gelenlerinin Pavlus hakkındaki ciddi suçlamalarını dinledi. Onlar yeni valinin kendileriyle ve tüm Yahudilerle barışı koruması için üstlerinden baskı gördüğünü biliyorlardı. Bu yüzden Festus’tan kendilerine bir iyilik edip Pavlus’u Yeruşalim’e getirmesini ve orada yargılamasını istediler. Fakat bu ricanın ardında sinsi bir plan vardı. Pavlus’un düşmanları Sezariye’den Yeruşalim’e giden yolda onu öldürmeyi tasarlıyorlardı. Festus onların isteğini şu sözlerle geri çevirdi: “Yetkilileriniz benimle birlikte [Sezariye’ye] gelsinler ve bu adamın yaptığı yanlış bir şey varsa, onunla ilgili suçlamada bulunsunlar” (Elçi. 25:5). Böylece Pavlus bir kez daha ölümden kurtulmuş oldu.

      4 Pavlus’un tüm sorgulamaları sırasında Yehova, Efendimiz İsa Mesih aracılığıyla onu destekledi. Hatırlarsanız İsa elçisine bir görüntüde “Cesur ol!” demişti (Elçi. 23:11). Günümüzde de Tanrı’nın hizmetçileri engeller ve tehditlerle karşılaşıyor. Ancak Yehova bizi her sıkıntıdan korumasa da, dayanmamız için hikmet ve güç veriyor. Sevgi dolu Tanrımızın sağladığı ‘normalin ötesindeki güce’ her zaman güvenebiliriz (2. Kor. 4:7).

      5. Festus, Pavlus’un davasını nasıl ele aldı?

      5 Birkaç gün sonra Festus Sezariye’de “yargı kürsüsüne oturdu.”b Pavlus ve davacıları da karşısındaydı. Yapılan asılsız suçlamalara yanıt olarak Pavlus şunu dedi: “Ben ne Yahudilerin Kanununa ne mabede ne de Sezar’a karşı bir günah işledim.” Elçi masumdu ve serbest bırakılmalıydı. Acaba Festus ne karar verecekti? Yahudilerin gönlünü kazanma arzusuyla Pavlus’a şöyle sordu: “Yeruşalim’e gidip orada benim önümde yargılanmak ister misin?” (Elçi. 25:6-9). Bu hiç de mantıklı bir öneri değildi. Eğer Pavlus Yeruşalim’e geri gönderilseydi, onu davacıları yargılayacak ve kesinlikle ölüm cezasına çarptıracaklardı. Bu olayda Festus gerçek adalet yerine siyasi çıkarlarını tercih ediyordu. Önceki valilerden biri olan Pontius Pilatus da çok daha önemli bir tutuklunun davasında benzer şekilde hareket etmişti (Yuhn. 19:12-16). Günümüzde de yargıçlar siyasi baskıya boyun eğebilir. Dolayısıyla, mahkemeler Tanrı’nın toplumunu ilgilendiren davalarda kanıtlara rağmen aleyhte karar verdiğinde şaşırmamalıyız.

      6, 7. Pavlus davasını neden Sezar’a arz etti? O günümüzdeki İsa’nın takipçileri için nasıl bir örnek oldu?

      6 Festus’un Yahudilerin ricasını yerine getirme arzusu Pavlus’un ölümüne yol açabilirdi. O nedenle Pavlus bir Roma vatandaşı olarak sahip olduğu hakkı kullandı. Ve Festus’a şöyle dedi: “Ben şu anda yargılanmam gereken yerde, Sezar’ın yargı kürsüsünün önündeyim. Sizin de gayet iyi anladığınız gibi, Yahudilere karşı hiçbir suç işlemedim. . . . . Davamı Sezar’a arz ediyorum!” Böyle bir temyiz başvurusu bir kez yapıldığında genelde bunun geri dönüşü yoktu. Festus bunu vurgulayarak “Davanı Sezar’a arz ettin; Sezar’a gideceksin” dedi (Elçi. 25:10-12). Pavlus daha yüksek konumdaki bir otoriteye başvurmakla İsa’nın bugünkü takipçilerine örnek oldu. Muhalifler “kanun yoluyla kötülük” etmeye çalıştığında Yehova’nın Şahitleri iyi haberi savunmak için yasal düzenlemelerden yararlanırlarc (Mezm. 94:20).

      7 Pavlus işlemediği suçlar nedeniyle iki yıldan fazla hapiste kaldıktan sonra, davasını Roma’da sunma fırsatına sahip oldu. Fakat yola çıkmadan önce onu başka bir yönetici daha görmek istedi.

      Hükmün açıklandığı mahkeme salonundaki insanlar. Birader, avukatları ve birkaç Şahit ağır başlılığını koruyor. Şahit olmayanlar çok mutlu, kardeşimizin aleyhinde hüküm veren heyeti kutluyorlar.

      Olumsuz mahkeme kararlarında temyize gideriz

      “İtaatsizlik Etmedim” (Elçiler 25:13–26:23)

      8, 9. Kral Agrippa neden Sezariye’ye geldi?

      8 Pavlus’un davasını Sezar’a arz etmesinden birkaç gün sonra, Kral Agrippa ile kız kardeşi Berniki yeni vali Festus’a bir “nezaket ziyaretinde” bulundular.d Roma döneminde yetkililerin yeni tayin edilmiş valilere böyle ziyaretler yapmaları âdetti. Agrippa Festus’u tayininden dolayı tebrik etmekle, şüphesiz gelecekte yararlı olabilecek siyasi ve kişisel bağlar kurmaya çalışıyordu (Elçi. 25:13).

      ÇAĞIMIZDA HAKİKİ TAPINMA ADINA YAPILAN TEMYİZ BAŞVURULARI

      Yehova’nın Şahitleri, duyuru işinin önündeki engellerin kaldırılması ümidiyle zaman zaman temyiz başvurularında bulunurlar. Şimdi iki örneğe bakalım.

      ABD Yüksek Mahkemesi, Şahitlerin temyiz başvurusu üzerine 28 Mart 1938’de eyalet mahkemesinin kararlarını bozdu ve Griffin’de (Georgia, ABD) Kutsal Kitaba dayalı yayınlar dağıtmaktan tutuklanan bir grup Şahit hakkında beraat kararı verdi. Bu, Şahitlerin iyi haberi duyurma hakları için yüksek mahkemeye yaptıkları birçok temyiz başvurusunun ilkiydi.g

      Başka bir dava Yunanistan’da yaşayan Minos Kokkinakis isimli bir Şahitle ilgiliydi. O, 48 yıl içinde “başkalarını kendi dinine çevirme” suçundan 60’tan fazla kez tutuklandı. 18 defa mahkemeye çıkarıldı. Yıllarca hapiste ve Ege Denizi’ndeki ücra adalarda sürgünde kaldı. Kokkinakis birader 1986’da son kez hüküm giydikten sonra Yunanistan yüksek mahkemelerine temyiz başvurusunda bulunma hakkını kaybetti. Bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. 25 Mayıs 1993’te mahkeme Yunanistan’ın Kokkinakis biraderin din özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

      Yehova’nın Şahitleri birçok davada AİHM’e temyiz başvurusunda bulundu; bu davaların çoğu kazanıldı. AİHM’de temel insan haklarını savunma konusunda bu kadar çok başarı kazanmış başka hiçbir teşkilat yoktur.

      Yehova’nın Şahitlerinin kazandığı yasal zaferlerin başkalarına da yararı oluyor mu? Profesör Charles C. Haynes şunları yazdı: “Hepimiz Yehova’nın Şahitlerine şükran borçluyuz. Hakaretlere uğramalarına, kovulmalarına, hatta fiziksel saldırılara maruz kalmalarına rağmen kendi inanç özgürlükleri (aynı zamanda bizlerinki) için mücadele etmeyi sürdürdüler. Onlar kazandığında hepimiz kazanmış olduk.”

      g ABD Yüksek Mahkemesinin ifade özgürlüğüne ilişkin kararının yer aldığı Mayıs 2003 tarihli Uyan! dergisi, sayfa 19-27’deki makalelere bakın.

      9 Festus, Agrippa’ya Pavlus’tan söz etti ve mesele kralın ilgisini çekti. Ertesi gün iki yönetici davayı birlikte dinlemek üzere yargı kürsüsüne oturdular. Fakat onların gücü ve gösterişi, önlerindeki tutuklunun söyleyeceği sözlerin yanında sönük kalacaktı (Elçi. 25:22-27).

      10, 11. Pavlus, Agrippa’ya nasıl saygı gösterdi? Krala geçmişiyle ilgili hangi ayrıntıları açıkladı?

      10 Pavlus kendisine savunma yapma fırsatı verildiği için Kral Agrippa’ya saygıyla teşekkür etti ve kralın Yahudilerin tüm âdetlerini ve aralarındaki anlaşmazlıkları iyi bildiğini kabul etti. Ardından eski yaşamından söz ederek “Dinimizin en sıkı mezhebine göre bir Ferisi olarak yaşadım” dedi (Elçi. 26:5). O bir Ferisi olarak Mesih’in gelişine ümit bağlamıştı. Şimdi bir Hıristiyan olarak, uzun süredir beklenen kişinin İsa Mesih olduğunu cesaretle söylüyordu. Pavlus o gün davacılarıyla ortak inancı yüzünden, yani Tanrı’nın atalarına verdiği vaadin gerçekleşmesiyle ilgili ümitten ötürü sorgulanıyordu. Bu açıklama Agrippa’nın onun söyleyeceklerine daha da ilgi duymasına yol açtı.e

      11 Geçmişte İsa’nın takipçilerine nasıl zalimce davrandığını hatırlayan Pavlus şunları dedi: “Aslında ben de Nasıralı İsa ismine karşı mücadele etmem gerektiğini düşünmüştüm. . . . . Öfkeden deliye dönmüştüm, öyle ki, başka şehirlerde de onlara [Mesih’in takipçilerine] zulmediyordum” (Elçi. 26:9-11). Pavlus abartılı konuşmuyordu. Birçok insan onun Hıristiyanlara yaptığı zulmü biliyordu (Gal. 1:13, 23). Belki de Agrippa ‘Böyle bir adamı ne değiştirmiş olabilir?’ diye merak etti.

      12, 13. (a) Pavlus, İsa’nın takipçisi oluşunu nasıl anlattı? (b) Pavlus nasıl ‘üvendireyi tepiyor’ gibiydi?

      12 Pavlus’un sonraki sözleri bu soruyu yanıtladı: “Yüksek kâhinlerden aldığım yetki ve görevle bir gün Şam’a gidiyordum. Öğle vakti yoldayken ey Kral, gökten gelen, gün ışığından daha parlak bir ışık benim ve birlikte yolculuk ettiğim kişilerin etrafında belirdi. Hepimiz yere düştüğümüzde, benimle İbranice konuşan bir ses işittim, ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun? Üvendireyi teperek kendine zarar veriyorsun’ dedi. O zaman, ‘Efendim, kimsin?’ diye sordum, ‘Ben zulmettiğin İsa’yım’ cevabını verdi”f (Elçi. 26:12-15).

      13 Bu mucizevi olaydan önce Pavlus adeta ‘üvendireyi tepiyor’ gibiydi. Bir yük hayvanının üvendirenin sivri ucunu teperek kendisine gereksiz yere zarar vermesi gibi, Pavlus da Tanrı’nın isteğine karşı koyarak O’nunla arasında iyi bir ilişkinin gelişmesine engel oluyordu. Diriltilmiş İsa Şam yolunda Pavlus’a görünerek bu samimi ancak yanlış yönlendirilmiş adamın düşünüşünü değiştirmesini sağladı (Yuhn. 16:1, 2).

      14, 15. Pavlus yaşamında yaptığı değişiklikler hakkında ne dedi?

      14 Gerçekten de Pavlus hayatında köklü değişiklikler yaptı. O Agrippa’ya hitaben şöyle dedi: “Gökten gelen görüntüyle aldığım mesaja itaatsizlik etmedim. Önce Şam’da, Yeruşalim’de ve tüm Yahudiye’de yaşayanlara, sonra diğer milletlerden insanlara gittim ve tövbe edip tövbeye yakışır işler yaparak Tanrı’ya dönmeleri gerektiği mesajını bildirdim” (Elçi. 26:19, 20). İsa Mesih’in o görüntüde verdiği görevi Pavlus yıllardır yerine getiriyordu. Bunun nasıl sonuçları oldu? Pavlus’un duyurduğu iyi habere olumlu karşılık veren kişiler ahlaksız, dürüst olmayan davranışlarından tövbe edip Tanrı’ya döndüler. Böyle kişiler yasalara ve düzene uyan, saygılı vatandaşlar haline geldiler.

      15 Fakat bu güzel sonuçlar Pavlus’a muhalif olan Yahudiler için hiçbir şey ifade etmiyordu. Pavlus şöyle dedi: “Yahudiler bundan dolayı beni mabette yakalayıp öldürmeye kalkıştı. Bununla birlikte, Tanrı’nın yardımına sahip olduğumdan, büyüğünden küçüğüne dek bütün insanlara da iyi haberi açıklamaya hâlâ devam ediyorum” (Elçi. 26:21, 22).

      16. Yargıçlarla ve yöneticilerle inançlarımız hakkında konuşurken Pavlus’un yöntemini nasıl izleyebiliriz?

      16 Gerçek Hıristiyanlar olarak inancımızla ilgili “savunma yapmaya daima hazır” olmalıyız (1. Pet. 3:15). Yargıçlarla ve yöneticilerle inançlarımız hakkında konuşurken, Pavlus’un Agrippa ve Festus’la konuşurken kullandığı yöntemi izlemek yararlı olabilir. Böyle üst düzey yetkililere Kutsal Kitap hakikatlerinin hem bizim hem de bizi dinleyenlerin yaşamlarını nasıl olumlu yönde değiştirdiğini saygılı şekilde anlatarak onların yüreklerini etkileyebiliriz.

      ‘Neredeyse Beni İkna Edip Hıristiyan Yapacaksın’ (Elçiler 26:24-32)

      17. Festus, Pavlus’un savunmasına ne tepki gösterdi? Bugün hangi benzer tutum görülüyor?

      17 Pavlus’un ikna edici tanıklığını dinlerken bu iki yönetici tepkisiz kalamadı. Neler olduğuna bakalım: “Pavlus bunları söylediği zaman Festus yüksek sesle, ‘Sen delirmişsin Pavlus! Okuya okuya deliriyorsun!’ dedi” (Elçi. 26:24). Festus’un öfkesi bugün de rastlanan bir tutumu gösteriyor. Birçok insan Kutsal Kitabın aslında neler söylediğini öğreten kişileri bağnaz olarak görüyor. Bu dünyanın kültürlü ve aydın kişileri genelde Kutsal Kitaptaki dirilme öğretisini kabul etmekte zorlanıyorlar.

      18. Pavlus, Festus’a nasıl karşılık verdi? Bunun üzerine Agrippa’dan hangi yanıtı aldı?

      18 Fakat Pavlus valiyi cevapsız bırakmayarak şöyle dedi: “Delirmiyorum Saygıdeğer Festus . . . . Söylediklerim hakikatin ve sağduyunun sözleridir. Aslında, önünde çekinmeden konuştuğum kral da bu konuları iyi bilir . . . . Sen Kral Agrippa, Peygamberlerin kitaplarına inanır mısın? İnandığını biliyorum.” Agrippa ona şöyle karşılık verdi: “Neredeyse hemen beni ikna edip Hıristiyan yapacaksın” (Elçi. 26:25-28). Bu sözler samimi olsun ya da olmasın Pavlus’un şahitliğinin kral üzerinde büyük etkisi olduğunu gösteriyor.

      19. Festus ile Agrippa, Pavlus hakkında nasıl bir karara vardı?

      19 Ardından Agrippa ve Festus ayağa kalktılar. Bu, konuşmanın sona erdiğini gösteriyordu. “Çıkarlarken, ‘Bu adam ölümü veya zinciri hak edecek hiçbir şey yapmıyor’ diye aralarında konuşuyorlardı. Ayrıca Agrippa Festus’a, ‘Davasını Sezar’a arz etmemiş olsaydı, bu adam serbest bırakılabilirdi’ dedi” (Elçi. 26:31, 32). Onlar az önce karşılarında duran adamın masum olduğunu biliyorlardı. Belki de artık Hıristiyanlara daha olumlu bakıyorlardı.

      20. Pavlus’un üst düzey yetkililere yaptığı şahitliğin sonuçları ne oldu?

      20 Anlaşılan bu kayıtta sözü edilen güçlü yöneticilerden hiçbiri Tanrı’nın Krallığıyla ilgili iyi haberi kabul etmedi. Acaba Pavlus’un bu adamların karşısına çıkmasının bir yararı oldu mu? Evet. Pavlus’un Yahudiye’de ‘kralların ve valilerin önüne götürülmesi’ Roma yönetiminde başka şekilde ulaşılamayacak makamlara şahitlikte bulunulmasıyla sonuçlandı (Luka 21:12, 13). Ayrıca onun sınavlar sırasında yaşadıkları ve sergilediği sadakat iman kardeşlerini güçlendirdi (Filip. 1:12-14).

      21. Duyuru işinde sebat ederek hangi olumlu sonuçları elde edebiliriz?

      21 Aynı durum bugün de söz konusudur. Sınavlara ve muhalefete rağmen duyuru işinde sebat ederek olumlu sonuçlar elde edebiliriz. Bu sayede başka şekilde ulaşılması çok güç olan yetkililere şahitlikte bulunabiliriz. Sadakatle tahammül etmemiz iman kardeşlerimizi teşvik edebilir ve onların Tanrı’nın Krallığına tam anlamıyla tanıklıkta bulunurken daha da cesur olmalarını sağlayabilir.

      ROMALI VALİ PORKİUS FESTUS

      Porkius Festus’la ilgili ilk ağızdan bilgileri sadece Elçilerin İşleri kitabı ile Flavius Josephus’un yazdıklarından elde edebiliriz. Festus, Feliks’in ardından MS yaklaşık 58’de Yahudiye valisi (procurator) oldu ve anlaşılan iki ya da üç yıl yönetimde kaldıktan sonra görevi başındayken öldü.

      Porkius Festus.

      Genelde Festus’un, önceki vali Feliks ile sonraki vali Albinus’un tersine, ihtiyatlı ve yetenekli bir vali olduğu anlaşılıyor. Festus’un yönetiminin ilk yıllarında haydutlar Yahudiye’nin başına bela olmuştu. Josephus’a göre, “Festus . . . . ülkede huzursuzluğa yol açanları cezalandırmayı görev edindi. Bu yüzden hırsızların büyük bir kısmını yakalattı ve onlardan birçoğunu öldürttü.” O valiyken Yahudiler, Kral Agrippa’nın mabet bölgesinde olup bitenleri görmesini engellemek için bir duvar inşa ettiler. Başlangıçta Festus bu duvarın yıkılmasını emretti. Bununla birlikte, Yahudilerin ricası üzerine sonradan onların konuyu Roma İmparatoru Neron’a sunmasına izin verdi.

      Festus’un suçlulara ve isyancılara karşı kesin bir tavır aldığı görülüyor. Fakat o, Yahudilerle iyi ilişkiler sürdürmeyi istediğinden adaleti göz ardı etmeye hazırdı. En azından elçi Pavlus’la ilgili olayda böyle davrandı.

      KRAL II. HERODES AGRİPPA

      Elçiler kitabının 25. bölümünde adı Agrippa olarak geçen yönetici, Kral II. Herodes Agrippa’dır. O, Büyük Herodes’in torununun oğlu ve 14 yıl önce Yeruşalim cemaatine zulmeden Herodes’in oğluydu (Elçi. 12:1). Agrippa, Herodes hanedanındaki son prensti.

      Kral II. Herodes Agrippa.

      MS 44’te babası öldüğünde 17 yaşında olan Agrippa o sırada Roma’daydı ve Roma imparatoru Klaudius’un sarayında eğitim görüyordu. İmparatorun danışmanları Agrippa’nın, babasının topraklarını yönetmek için çok genç olduğunu düşündüler. Bu nedenle onun yerine Romalı bir vali atandı. Flavius Josephus’a göre, Agrippa Roma’da olmasına rağmen yine de Yahudiler için çalışıyordu ve onların çıkarlarını temsil ediyordu.

      Klaudius MS yaklaşık 50’de Agrippa’yı Khalkis’e kral olarak atadı; MS 53’te de İturea, Trahonitis ve Abilene’yi onun yönetimine dahil etti. Ayrıca Agrippa’ya Yahudi başkâhinleri atama yetkisiyle birlikte Yeruşalim’deki mabedin gözetimi de verildi. Klaudius’tan sonra imparator olan Neron, Agrippa’ya Celile ve Perea’nın bazı kısımlarını da vererek onun topraklarını genişletti. Agrippa Pavlus’la görüştüğünde kız kardeşi Berniki’yle birlikte Sezariye’deydi. Berniki Kilikya kralı olan kocasını terk etmişti (Elçi. 25:13).

      MS 66’da, Agrippa’nın Roma’ya isyan eden Yahudileri durdurma çabaları sonuç vermedi. Bunun üzerine kendisi onların hedefi haline geldi ve Romalılara katılmak dışında bir seçeneği kalmadı. Yahudi isyanı bastırıldıktan sonra yeni imparator Vespasianus Agrippa’ya ödül olarak yeni topraklar verdi.

      a “Romalı Vali Porkius Festus” başlıklı çerçeveye bakın.

      b “Yargı kürsüsü” ifadesiyle yüksek bir platforma yerleştirilmiş bir sandalye kastedilir. Platformun yüksek oluşu hâkimin kararlarının nihai olduğunu ve saygı duyulması gerektiğini gösterirdi. Pilatus da İsa’ya yönelik suçlamaları değerlendirirken bir yargı kürsüsünde oturmuştu.

      c “Çağımızda Hakiki Tapınma Adına Yapılan Temyiz Başvuruları” başlıklı çerçeveye bakın.

      d “Kral II. Herodes Agrippa” başlıklı çerçeveye bakın.

      e Bir Hıristiyan olan Pavlus, İsa’yı Mesih olarak kabul ediyordu. Bu nedenle, İsa’yı reddeden Yahudiler Pavlus’u bir sapkın olarak görüyorlardı (Elçi. 21:21, 27, 28).

      f Pavlus’un “öğle vakti” yolculuk etmesiyle ilgili sözleri hakkında bir uzman şuna dikkat çekiyor: “Bir yolcu gerçekten çok acelesi olmadıkça öğle sıcağında dinlenirdi. Dolayısıyla Pavlus’un bu zulüm işine kendisini nasıl kaptırdığını görüyoruz.”

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş