-
Her Şeyi Öğrenen Muhteşem Bir MakineUyanış!—2011 | Ekim
-
-
Her Şeyi Öğrenen Muhteşem Bir Makine
B İR bebeğin beyni, öğrenme kapasitesi nedeniyle “evrendeki en muhteşem makine” olarak adlandırılmıştır. Gerçekten de bebek etrafındaki tüm görüntüleri, sesleri ve duyguları öğrenmeye hazır durumda dünyaya gelir.
Özellikle başka insanların yüzleri, sesleri ve dokunuşları ilgisini çeker. Penelope Leach, Babyhood adlı kitabında şöyle diyor: “Bir bebeğin en çok hangi görüntüleri ilgi çekici bulduğuna, hangi seslerin dikkatini çekip ilgisini canlı tuttuğuna ve duyularıyla algıladığı hangi şeylerin en çok tekrarlanmasını istediğine dair birçok araştırma yapılmıştır. Bu ihtiyaçların hem sıkça hem de kolayca karşılanmasının en pratik yolu bunları bir yetişkinin yapmasıdır.” Evet, bakıcı rolünü üstlenen anne babanın çocuğun gelişiminde yaşamsal bir payı olduğu su götürmez bir gerçektir!
“Bebek Gibi Konuşurdum”
Yeni doğan bir bebeğin, bir lisanı sadece dinleyerek öğrenme yeteneği, hem ebeveynleri hem de çocuk doktorlarını her zaman şaşırtmıştır. Araştırmalar bir bebeğin birkaç gün içinde annesinin sesine alıştığını ve onun sesini bir yabancının sesine tercih ettiğini; birkaç hafta içinde ise, anne babasının anadilinin konuşma sesleriyle başka diller arasındaki farkı anlayabildiğini; birkaç ay içinde de, kelimeler arasındaki boşlukları algılayabildiğini, böylece normal konuşmayla anlamsız sesleri ayırt edebildiğini gösteriyor.
Kutsal Kitabı kaleme alanlardan biri olan Pavlus şöyle yazmıştı: “Bebekken, bebek gibi konuşurdum” (1. Korintoslular 13:11, Modern King James Version). Bir bebek nasıl konuşur? Genellikle “agu agu” gibi anlaşılmayan sesler çıkarır. Peki bunlar sadece gürültü müdür? Kesinlikle değil! Dr. Lise Eliot insan beyninin ilk beş yılda nasıl geliştiğini anlatan kitabında, konuşma becerisi hakkında şöyle diyor: “Bu karmaşık hareket becerisi dudakları, dili, gırtlağı ve damağı kontrol eden düzinelerce kasın büyük bir hızla işbirliği içinde çalışmasını gerektirir.” Ayrıca şunları ekliyor: “Agulamak bebeklerin sadece ilgi görmek için kullandıkları harika bir yöntem gibi görünse de, karmaşık konuşma jimnastiği için de çok önemli bir alıştırma görevi görür” (What’s Going On in There?—How the Brain and Mind Develop in the First Five Years of Life).
Ebeveynler bebeklerinin çıkardığı seslere canlı ve neşeli bir şekilde konuşarak karşılık verirler; aslında bunun da bir amacı vardır. Abartılı konuşma tarzı bebeği karşılık vermeye teşvik eder. Bu karşılıklı iletişim bebeğe sohbetin temel ilkelerini öğretir; bebek bu yeteneği tüm yaşamı boyunca kullanacaktır.
Değişen Roller
Anne baba sürekli olarak, yeni doğan bebeklerinin günlük ihtiyaçlarını karşılamakla meşguldür. O dönemde hayat şöyle geçer: Bebek ağlar, biri hemen karnını doyurur; bebek ağlar, biri hemen altını değiştirir; bebek ağlar, biri hemen kucağına alır. Bu şekilde bebeğin üzerine titremek hem doğrudur hem de gereklidir. Anne baba öncelikle bu gibi şeyleri yaparak bakıcılık rolünü yerine getirir (1. Selanikliler 2:7).
Yukarıda bahsedilenleri düşününce bir bebeğin dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünmesi ve büyüklerin, özellikle de anne babasının sadece onun taleplerini yerine getirmek için var olduğuna inanması çok doğaldır. Bu görüş yanlış olduğu gibi normaldir de. Unutmayın ki, bebek bir yıldan uzun bir süre her gün böyle yaşadı. Bebeğin bakış açısından o, bir imparatorluğun hükümdarıdır ve etrafındaki büyük insanlar kendisine hizmet etmekle görevlendirilmiştir. Aile danışmanı John Rosemond şöyle söylüyor: “Bu hayali dünyayı yaratmak sadece iki yıl gibi kısa bir zaman alır, ancak bu fikri düzeltmek en az on altı yıl alır! İlginç olarak ebeveynin işi de zaten budur; önce çocuğun bu fikre inanmasına neden olmak, sonra da sabun köpüğü gibi olan bu hayali dünyayı yok etmek!”
Yaklaşık iki yaşında, bebeğin bu hayali dünyası, ebeveylerin rolü değişirken yok olur; ebeveynler artık bakıcı değil eğitmendir. Bebek anne babasını yönetemediğini, tersine anne babasının ondan kendilerine boyun eğmesini beklediğini fark etmeye başlar. Bebeğin imparatorluğu çökmüştür ve bebek bu yeni rejimi kabul etmeyebilir. Hüsrana uğrar ve tahtını korumaya çalışır. Peki bunu nasıl yapar?
Öfke Nöbetleriyle Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?
Yaklaşık iki yaşındayken çoğu bebeğin davranışlarında radikal bir değişiklik olur ve bebek sık sık öfke nöbetleri geçirir. “İki yaş sendromu” olarak adlandırılan bu dönem ebeveynler için çok moral bozucudur. Yeni yürümeye başlayan bu çocuğun en sevdiği kelimeler birdenbire “Hayır!” veya “İstemiyorum!” olur. Çocuk kendi içinde çelişkili duygularla mücadele eder ve hem kendisiyle hem de anne babasıyla ilgili hayal kırıklığı yaşayabilir. Bir taraftan anne babasından uzak durmak isterken diğer taraftan onların yanında olmak ister. Neye uğradığını şaşıran anne baba, olanlara anlam veremez ve yaptıkları hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi görünür. Peki tüm bu olan bitenin sebebi nedir?
Çocuğun yaşamındaki radikal değişikliği düşünün. Bugüne kadar, istediklerini elde etmek için yaptığı tek şey ağlamaktı. Şimdi ise “saltanatının” geçici olduğunu ve en azından bazı şeyleri kendisinin yapması gerektiğini anlamaya başlıyor. Yavaş yavaş anne babasına boyun eğmesi gerektiğini fark ediyor. Kutsal Kitap bu durumu şöyle dile getirir: “Çocuklar, her konuda ana babanızın sözünü dinleyin” (Koloseliler 3:20).
Bu zor dönemde ebeveynler dizginleri elinde tutmalıdır. Kararlı fakat sevgi dolu bir şekilde otoritelerini korurlarsa çocuk da yeni rolüne ayak uyduracaktır. Ayrıca öğrendiği şeyler çocuğu sonraki gelişim evrelerine hazırlayacaktır.
Ahlaki Gelişim
Hayvanlar hatta makineler bile kelimeleri tanıyabilir ve konuşmaları taklit edebilir. Fakat sadece insan durup düşünür ve kendini inceler. Yaklaşık iki ya da üç yaşındayken gurur, utanç, suçluluk ve çekingenlik gibi duygularla tanışır. Bunlar ahlaki değerlere sahip bir yetişkin olma yolunda atılan ilk adımlardır; böylece çocuk ilerde başkaları yanlış yapsa bile doğru olanı yapmak konusunda kararlı bir yetişkin olacaktır.
Bu dönemde ebeveynler, çocuklarındaki başka şaşırtıcı bir gelişmeyi daha fark ederler. Çocuk başkalarının neler hissettiğini anlamaya başlar. İki yaşındayken sadece başkalarının yanında oyun oynarken, artık başkalarıyla birlikte oyun oynar. Anne babasının hangi durumlarda mutlu olduğunu anlar ve onları mutlu etmek isteyebilir. Artık öğrenmeye daha hazırdır.
Bir çocuk doğru ve yanlış, iyi ve kötü kavramlarını en iyi üç yaşından itibaren öğrenmeye başlar. Dolayısıyla bu dönem, ebeveynler için çocuklarını sorumluluk sahibi yetişkinler olma hedefiyle eğitme zamanıdır.
[Sayfa 5’teki pasaj]
Bir bebek birkaç gün içinde annesinin sesine alışır ve onun sesini bir yabancının sesine tercih eder
[Sayfa 6’daki pasaj]
Bir çocuk doğru ve yanlış, iyi ve kötü kavramlarını en iyi üç yaşından itibaren öğrenmeye başlar
[Sayfa 6’daki çerçeve]
ÖFKE NÖBETLERİ NEDEN BİTMİYOR?
John Rosemond, New Parent Power adlı kitabında şöyle yazıyor: “Bazı ebeveynler, çocuklarının taleplerini karşılamak konusunda eksikleri olduğu için, çocuklarının bu öfke nöbetlerini yaşadığını sanıyor. Dolayısıyla, çocuğun öfke nöbeti geçirmesinden kendilerini sorumlu tuttuklarında, öfke nöbetini durdurmak için hemen bir şey yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bu yüzden daha önce hayır dedikleri şeye evet diyorlar. Veya çocuğu dövdüklerinde hissettikleri suçluluk duygusunu bastırmak için çocuğa istediği şeyden daha fazlasını veriyorlar. Bu taktikler işe yarıyor gibi görünebilir. Öfke nöbetleri durur, ebeveyn rahatlar ve istediği bir şeyi bağırıp çağırarak elde edebileceğini öğrenen çocukta daha şiddetli ve etkili öfke patlamaları görülür.”
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?Uyanış!—2011 | Ekim
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?
Eğer henüz okula gitmeyen bir çocuğunuz varsa mutlaka bazı zorluklarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin çocuğunuzun yaşadığı öfke nöbetleri karşısında ne yapabilirsiniz? Ona doğruyu ve yanlışı nasıl öğretebilirsiniz? Onu dengeli bir şekilde nasıl terbiye edebilirsiniz? Şimdi bazı anne babaların bu zorluklar karşısında neler yaptığına bakalım.
ÖFKE NÖBETLERİ
“‘İki yaş sendromu’ sırasında çocuk istediği her şeyin yapılmasını bekler. Oğlumuzda bu sorunu yaşadık. İstekleri karşılanmadığında etrafa bir şeyler fırlatırdı. O ilk çocuğumuzdu, bu yüzden daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştık. Başkaları bu tarz davranışların normal olduğunu söylediğinde bile bu bizi hiç rahatlatmadı” (Susan, Kenya).
“Kızımız iki yaşındayken kendini yere atıyordu, bağırıyordu, ağlıyordu, tepiniyordu. . . . . Bu bizi çileden çıkarıyordu! O anda onunla konuşmayı denemek hiçbir işe yaramıyordu. Bu yüzden onu odasına gönderiyorduk ve sakin bir şekilde konuşarak, kendini daha iyi hissettiğinde odasından çıkabileceği söylüyor ve o zaman konuyu onunla konuşuyorduk. Sakinleştiği anda birimiz odasına giderdik ve davranışının neden uygun olmadığını anlamasına yardım etmeye çalışırdık. Bu yöntem işe yaradı. Hatta bir keresinde dua ettiğini duyduk; Tanrı’dan onu bağışlamasını istiyordu. Zamanla öfke nöbetleri azaldı ve sonunda tamamen bitti” (Yolanda, İspanya).
“Çocuklar sınırları ne kadar zorlayabileceklerini görmek isterler. Kesinlikle yasakladığınız bir şeyi yapmalarına izin vermek onların kafasını karıştırır. Şunu fark ettik ki, kararlı ve tutarlı olduğumuzda, çocuklarımız çığlık atmanın istedikleri şeyi elde etmenin bir yolu olmadığını zamanla öğrendiler” (Neil, Britanya).
TERBİYE
“Beş yaşından küçük bir çocuğun sizi ne ölçüde dinlediğini anlamak zordur. İşin sırrı söylediklerinizi tekrar etmektir. Binlerce kez tekrarladığınızı düşünseniz bile aynı şeyi jestlerle ve kararlı bir ses tonuyla tekrar tekrar söylemeniz gerekir” (Serge, Fransa).
“Aynı ortamda yetişmiş olsalar bile dört çocuğumuzun her biri, birbirinden farklı. Bir kızımız bizi üzdüğü için ağlarken diğer kızımız sınırları ne kadar zorlayabileceğini görmek isterdi. Bazı durumlarda sert bir bakış veya söz yeterli olurken bazen ceza vermek gerekirdi” (Nathan, Kanada).
“Taviz vermemek önemli. Fakat aynı zamanda anne baba çok katı ve dediğim dedik de olmamalı. Çocuk yaptığı şeyden dolayı gerçekten üzgün olduğunda, makul olmanın ve cezayı hafifletmenin en iyisi olduğunu gördük” (Matthieu, Fransa).
“Çocuklarıma bir sürü kural koymamaya çalışıyorum, fakat var olan kuralların da değiştirilemeyeceğini anlamalarını sağlıyorum. Üç yaşındaki oğlum itaatsizlik yaparsa ne olacağını biliyor, bunu bilmesi davranışlarını kontrol etmesine yardım ediyor. Gerçek şu ki yorgun olduğumda, oğlumun yaptığı yanlışları görmezden gelmek çok daha kolay olurdu. Fakat tutarlı olmak için bu konuda kendimi zorluyorum. Tutarlılık her şeydir!” (Natalie, Kanada).
TUTARLILIK
“Küçük çocuklar sanki içlerinde bir hafıza kartı varmış gibi, anne babalarının herhangi bir konuda gösterdiği tutarsızlığı kaydeder” (Milton, Bolivya).
“Bazen oğlum aynı cevabı verip vermeyeceğimizi görmek için aynı şeyi farklı şekillerde soruyor. Veya ben bir şey söylersem ve annesi de aynı konuyla ilgili başka bir şey söylerse otorite boşluğunu fark ediyor ve bundan hemen yararlanıyor” (Ángel, İspanya).
“Bazen, keyfim yerinde olduğunda oğlumun yaptığı kötü bir davranışı görmezden gelirdim, canım sıkkın olduğunda ise onu sert bir şekilde cezalandırırdım. Fakat bunun sadece çocuğun kötü davranışlarını daha da kötüleştirdiğini fark ettim” (Gyeong-ok, Kore).
“Küçük çocukların şunu anlaması çok önemlidir: Belirli bir davranış tarzı bugün yanlışsa her zaman yanlıştır” (Antonio, Brezilya).
“Anne baba tutarlı olmazsa çocuk onların ne yapacağının belli olmadığını, kararlarının ruh hallerine bağlı olduğunu düşünür. Fakat anne baba ilkelerine sıkıca bağlı kalırsa, çocuklar yanlış olan bir şeyin her zaman yanlış olduğunu öğrenecekler. Güvenli ve sevgi dolu bir ortam yaratmanın bir yolu da budur” (Gilmar, Brezilya).
“Çocuklar bazı durumlarda, örneğin yanlarında bir yabancı olduğunda, bunu fırsat bilip anne babalarına istedikleri şeyi yaptırabileceklerini düşünürler, çünkü anne babalarının başka bir seçeneği olmadığını zannederler. Eğer cevabım hayırsa, bunu baştan söylerim ve ne kadar yalvarırsa yalvarsın kararımın değişmeyeceğini net olarak belli ederim” (Chang-seok, Kore).
“Anne baba fikir birliği içinde olmalıdır. Eğer eşimle bir konuda hemfikir değilsek konuyu aramızda özel olarak konuşuruz. Anne baba fikir ayrılığına düşerse çocuklar bunu hisseder ve bu durumu fırsat olarak görüp kullanmaya çalışırlar” (Jesús, İspanya).
“Bir çocuk anne babasının aynı fikirde olduğunu bilirse ve onları kandıramayacağını anlarsa kendini güvende hisseder. İtaat ettiği ya da etmediği takdirde ne olacağını bilir” (Damaris, Almanya).
“Hem karım için hem de benim için tutarlılık, kızımıza güzel bir şey için söz verdiğimizde de sözümüzü tutmak demek. Bu şekilde kızımız verdiğimiz sözlere güvenebileceğini öğreniyor” (Hendrick, Almanya).
“Patronum işle ilgili benden talep ettiği şeyleri sürekli değiştirseydi sinir olurdum. Çocuklar da farklı değildir; kuralları ve kuralların değişmeyeceğini bilmek kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Ayrıca itaatsizliğin sonuçlarını ve bu sonuçların değişmeyeceğini de bilmeliler” (Glenn, Kanada).
[Sayfa 8’deki pasaj]
“Evet dediyseniz, Evet olsun, Hayır dediyseniz, Hayır olsun” (Yakup 5:12).
[Sayfa 9’daki çerçeve/resimler]
AİLELER ANLATIYOR
Beklenmeyen Hamilelik NASIL UYUM SAĞLADIK?
Anlatan: Tom ve Yoonhee Han
Tom: Evlendikten sadece altı ay sonra karım Yoonhee’nin hamile olduğunu öğrendik. Dıştan sakin görünmeye çalışıyordum, çünkü karımın, ihtiyacı olan gücü ve teselliyi sağlayacağıma güvenmesini istiyordum. Fakat aslında panik içindeydim!
Yoonhee: Yıkılmıştım ve korkuyordum! Sürekli ağlıyordum; kendimi anne olmaya hiç hazır hissetmiyordum.
Tom: Ben de kendimi baba olmaya hiç hazır hissetmiyordum! Fakat çocuk sahibi olan başkalarıyla konuştuktan sonra beklenmeyen hamileliklerin düşündüğümüzden daha sık yaşandığını fark ettik. Ayrıca başkalarından, anne baba olmanın ne kadar büyük bir sevinç verdiğini duymak da bize yardımcı oldu. Zamanla zihnimdeki korku ve belirsizliğin yerini heyecanlı bir bekleyiş aldı.
Yoonhee: Amanda doğduktan sonra yeni zorluklar başladı. Dur durak bilmeden ağlıyordu, bu yüzden haftalarca doğru dürüst uyuyamadım. Hiç iştahım yoktu ve bitkin düşmüştüm. İlk başlarda etrafımda kimsenin olmasını istemedim. Fakat sonra kendimi eve hapsetmenin bana hiçbir yararı olmadığını fark ettim. Bu nedenle yeni anne olmuş başkalarıyla vakit geçirmeye başladım. Yaşadıklarımızı birbirimize anlatıyorduk, bu da sorunlar yaşayan tek kişinin ben olmadığımı görmeme yardım etti.
Tom: Ailemizin bir düzeni vardı ve bunu sürdürmeye çalıştım. Örneğin, Yehova’nın Şahidi olduğumuz için düzenli olarak Kutsal Kitaptaki iyi haberi insanlara duyurmaya ve ibadetlere gitmeye kararlıydık. Ayrıca çocuk sahibi olmanın getirdiği masraflar da vardı; bunlardan bazıları hiç beklemediğimiz şeylerdi. Daha fazla strese girmemek için bütçemize uygun yaşamaya ve borca girmemeye çalıştık.
Yoonhee: Bebekler dikkat dağıtabileceğinden ilk başlarda duyuru işine katılamayacağımı düşündüm. Fakat sonra etraflarında bebek olmasının insanların hoşuna gittiğini fark ettim. Bu, duyuru işine devam etmeme ve çocuğumla ilgili daha olumlu bir bakış açısına sahip olmama yardım etti.
Tom: Kutsal Kitap çocukların “bir ödül” ve ‘Yehova Tanrı’dan miras’ olduğunu söyler (Mezmur 127:3). Bu sözler, çocuğumun değerli bir hediye olduğunu anlamama yardım etti. Size bir miras kaldığında onu nasıl değerlendireceğiniz size bağlıdır; yatırım yapabilir ya da boşa harcayabilirsiniz. Bir çocuğun gelişiminin her evresinin eşsiz olduğunu görüyorum; yaşamının her evresinde kızımın hayatının bir kısmı olmam gerekiyor çünkü geçen zamanı geri getiremezsiniz.
Yoonhee: Hayat bazen bize sürprizler yapar ve beklemediğiniz bir anda çocuk sahibi olmak kötü bir sürpriz değildir. Amanda şimdi altı yaşında ve onsuz bir hayat düşünemiyorum.
[Resim]
Tom ve Yoonhee, kızları Amanda’yla birlikte
-
-
Bebeklikten Çocukluğa GeçişUyanış!—2011 | Ekim
-
-
Bebeklikten Çocukluğa Geçiş
“Çocuklar beş yaşına kadar sıcak aile ortamında yaşarlar ve bu dönemde onlara iyi nitelikler aşılamak daha kolaydır. Fakat okula başladıkları anda farklı davranış şekilleri ve konuşma tarzlarıyla tanışırlar” (Valter, İtalya).
ÇOCUKLAR büyüdükçe dünyalarının sınırlarının genişlediğini keşfederler. Daha çok insanla iletişim içinde olurlar; örneğin oyun ve okul arkadaşları olur, ayrıca ailedeki diğer kişilerle de ilişki kurmaya başlarlar. Artık çocuğunuz bebek değildir ve yukarıda adı geçen babanın da söylediği gibi onun üzerinde sadece sizin etkiniz yoktur. İşte bu yüzden, iyi davranışların ve itaatli olmanın değerini çocuklarınıza öğretmeniz çok önemli. Ayrıca neyin iyi neyin kötü olduğu konusunda onlara rehber olmanız da önemlidir.
Çocukta bu nitelikler kendi kendine ve birdenbire gelişmez. Muhtemelen ‘tahammülünüzü ve öğretme sanatınızı ortaya koyarak yanlışları düzeltmeniz, ciddi şekilde uyarmanız ve teşvik etmeniz’ gerekecek (2. Timoteos 4:2). Tanrı anne babalara şu emri vermişti: “[Emirlerimi] çocuklarına da aşılayacaksın; evinde otururken, yolda yürürken, yattığın ve kalktığın zaman onlardan söz edeceksin” (Tekrar 6:6, 7). Bu ayetin de gösterdiği gibi çocuklarınızı sürekli eğitmeniz çok önemlidir.
Çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluktur ve birçok zorluğu vardır. Şimdi bunlardan birkaçına bakalım.
Dinlemenin Vakti
Kutsal Kitap “konuşmanın vakti” olduğu gibi dinlemenin de vakti olduğunu söyler (Vaiz 3:7). Çocuğunuza siz de dahil başkaları konuşurken dinlemeyi nasıl öğretebilirsiniz? Bunun bir yolu örnek olmaktır. Çocuklarınız ve başkaları konuşurken siz onları dikkatle dinliyor musunuz?
Çocukların dikkati kolayca dağılabilir, dolayısıyla onlarla iletişim kurmaya çalışırken şüphesiz sabrınız denenecektir. Her çocuk farklıdır, bu nedenle iyi bir gözlemci olun ve iletişim konusunda hangi yöntemlerin sizin çocuğunuz için daha etkili olacağını anlamaya çalışın. Britanya’da yaşayan David şöyle diyor: “Bir şey söyledikten hemen sonra kızımdan söylediklerimi kendi sözleriyle tekrarlamasını istiyorum. Bunun sonucunda, büyüdükçe daha da dikkatle dinlemeye başladı.”
İsa peygamber öğrencilerine öğretim verirken “Nasıl dinlediğinize dikkat edin” dedi (Luka 8:18). Yetişkinlerin dikkatle dinlemesi gerekiyorsa çocukların bunu yapması çok daha önemlidir!
‘Gönülden Bağışlayın’
Kutsal Kitap şöyle der: “İçinizden birinin diğerinden yakınmak için bir nedeni olsa bile, birbirinize katlanmaya ve birbirinizi gönülden bağışlamaya devam edin” (Koloseliler 3:13). Çocuklar da bağışlayıcı olmak üzere eğitilebilirler. Nasıl?
Dinleme sanatıyla ilgili yukarıda ele aldığımız noktalar bağışlamak konusunda da geçerlidir; bu konuda da siz örnek olmalısınız. Çocuklarınız başkalarıyla ilişkilerinizde bağışlamaya hazır olduğunuzu görsünler. Rusya’da yaşayan Marina isimli bir anne bunu yapmaya çalışıyor. O şöyle diyor: “Başkalarını affetmek, hatalarımızı kabul etmek ve kolayca gücenmemek konusunda çocuklarımıza iyi örnek olmaya çalışıyoruz.” Şunları da ekliyor: “Hata yaptığımda çocuklarımdan özür diliyorum. Onların da başkalarıyla ilişkilerinde aynısını yapmayı öğrenmesini istiyorum.”
Çocuklarınız ileride anlaşmazlıkları çözmeleri ve başkalarını bağışlamaları gereken durumlarla karşılaşacaklar. Bu nedenle onlara, başkalarına karşı düşünceli olmayı ve hatalarının sorumluluğunu kabul etmeyi şimdiden öğretin. Bunu yaparsanız onlara ileride çok lazım olacak değerli bir hediye vermiş olursunuz.
“Minnettar Kişiler Olduğunuzu Gösterin”
Bu ‘çetin ve bunalımlı dönemde’ birçokları “kendini seven” kişilerdir (2. Timoteos 3:1, 2). Şimdi, yani çocuklarınız halen küçükken, onlara takdir duygusunu aşılamanın tam zamanıdır. Kutsal Kitap “Minnettar kişiler olduğunuzu gösterin” der (Koloseliler 3:15).
Çocuklar küçükken bile iyi davranışlarda bulunmayı ve başkalarına karşı düşünceli olmayı öğrenebilirler. Nasıl? Dr. Kyle Pruett, Parents dergisinde “Çocuklarda minnettar bir tutum oluşturmak için yapabileceğiniz en iyi şey, evde bıkıp usanmadan böyle bir tutum sergilemektir” diyor ve şunları ekliyor: “Bunu, biri size yardım ettiğinde ya da sizi düşündüğünü başka şekilde gösterdiğinde, onu ne kadar takdir ettiğinizi her zaman dile getirerek yaparsınız. . . . . Çocuğunuzda bu alışkanlığı geliştirmeniz çok zaman alabilir.”
Britanya’da yaşayan Richard bunu yapmak için çaba harcıyor. Şöyle anlatıyor: “Eşimle birlikte çocuklarımıza, onlara iyi davranan kişilere, örneğin öğretmenlerine ya da büyükanne ve büyükbabalarına nasıl teşekkür edebileceklerini gösteriyoruz.” Sözlerine şunları ekliyor: “Bir aileye yemeğe gittiğimizde teşekkür kartı yazıyoruz ve çocuklarımızın her birinin bunu imzalamasını ya da karta bir resim çizmesini istiyoruz.” Evet, düşünceli ve minnettar olması çocuğunuzun ileride kalıcı ve güzel ilişkiler geliştirmesine yardım edecek.
‘Terbiyeyi Esirgemeyin’
Çocukların küçükken bile, sadece evde değil okulda ve toplum içinde de sorumlu olduğu kişiler vardır. Büyüdükçe her davranışlarının bir sonucu olduğunu öğrenmeleri çok önemlidir. Onların “İnsan ne ekerse onu biçer” ilkesini öğrenmesine yardım edebilirsiniz (Galatyalılar 6:7). Nasıl?
Kutsal Kitap “Çocuktan terbiyeyi esirgeme” der (Özdeyişler 23:13). Belli bir konudaki yanlış bir davranışın belirli bir sonucu olacağını açıkça söylemişseniz, söylediğinizi uygulamaktan geri durmayın. Arjantin’de yaşayan Norma isimli bir anne “Tutarlılık çok önemli” diyor. “Tutarsız olmak çocuğu, durumu istediği şeyi yaptırmak için kullanmaya teşvik eder.”
Anne babalar çocuklarının, itaatsizliğin sonuçlarını önceden tam olarak anlamalarını sağlarlarsa, çocuğun işlediği bir kabahat yüzünden sonradan doğabilecek sonu gelmez tartışmaları önleyebilirler. Çocuklar kuralları ve bu kuralları ihlal ettiklerinde ne olacağını bilir ve sonuçların değişmediğini görürlerse muhtemelen size direnmeyecekler.
Elbette terbiyenin etkili olması için öfkeyle uygulanmaması gerekir. Kutsal Kitap “Kindarlık, öfke, gazap, bağırıp çağırma ve sövme sizden tümüyle uzak olsun” der (Efesoslular 4:31). Terbiye asla acımasızca cezalandırarak verilmemeli, ayrıca fiziksel ya da duygusal yönden incitici olmamalı.
Peki çocuğunuz sabrınızın sınırlarını zorlasa bile öfkenizi kontrol edebilir misiniz? Yeni Zelanda’da yaşayan Peter “Bunu yapmak her zaman kolay değil” diyor. “Ancak çocukların şunu öğrenmesi gerekir: Ceza anne babanın kendini kontrol edememesinin sonucu değil, çocuğun davranışının sonucudur.”
Peter ve karısı çocuklarına terbiyenin uzun vadedeki yararını göstermeye çalışıyor. Peter “Çocuklar çok kötü bir şey yapmış olsalar bile az önceki gibi asi biri olmamaları gerektiğini söylüyor ve nasıl biri olmaları gerektiği hakkında konuşuyoruz” diyor.
“Makullüğünüz Herkesçe Bilinsin”
Yaratıcımız toplumuna şöyle demişti: ‘Seni gerektiği ölçüde terbiye edeceğim’ (Yeremya 46:28). Yapılan hataya uygun ve adil bir ceza uygularsanız en iyi sonucu elde edersiniz. Kutsal Kitap “Makullüğünüz herkesçe bilinsin” der (Filipililer 4:5).
Makul olmak çocuğunuzun yanlışını, onun onurunu zedelemeden düzeltmeyi de içerir. İtalya’da yaşayan Santi isimli bir baba şöyle diyor: “Oğlumu ya da kızımı asla aşağılamam. Bunun yerine sorunun kökenini tespit etmeye çalışırım ve onu düzeltmek için uğraşırım. Çocuklarımı başkalarının yanında terbiye etmem, hatta mümkünse bunu kardeşlerinin yanında bile yapmam. Ayrıca başkalarının yanında ya da yalnızken kusurlarıyla alay etmem.”
Daha önce sözü edilen Richard da makul olmanın önemli olduğunu düşünüyor. Şöyle diyor: “Cezalar asla her yeni hatayla birlikte katlanarak artırılmamalı. Çocuğunuza verdiğiniz cezayı uyguladıktan sonra bu konu hakkında konuşmaya devam etmeyin ve çocuğa yaptığı yanlışları sürekli hatırlatmayın.”
Çocuk yetiştirmek özverili olmayı gerektiren zor bir iştir, fakat insana paha biçilmez bir sevinç verir. Rusya’da yaşayan Yelena isimli anne de böyle düşünüyor. O şöyle diyor: “Oğlumla daha çok vakit geçirebilmek için haftada birkaç saat çalışabileceğim bir iş buldum. Bunun için çok çaba harcamam gerekti ve gelirim azaldı; ancak bunun oğluma ne kadar büyük bir sevinç verdiğini ve aramızdaki bağı nasıl güçlendirdiğini gördüğümde yaptığım fedakârlığa değdiğini düşünüyorum.”
[Sayfa 11’deki resim]
Çocuklar başkalarına karşı düşünceli olmayı öğrenebilirler
[Sayfa 12’deki resim]
Çocuğunuzun yanlışını, onun onurunu zedelemeden düzeltin
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?Uyanış!—2011 | Ekim
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?
Çocuğunuz büyüdükçe ona itaatli olmanın önemini nasıl öğretebilirsiniz? Yetişkinliğe doğru ilerlerken günlük hayatta kullanabileceği beceriler edinmesine nasıl yardımcı olabilirsiniz? Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan ebeveynlerin neler dediğine bakalım.
TOPLUMDA VE EVDE İHTİYACI OLAN BECERİLER
“Birlikte yemek yerken günümüzün nasıl geçtiğini konuşuyoruz, böylece çocuklarımızın hepsi dinlemeyi öğreniyor. Annelerinin ve babalarının anlatılanları dikkatle dinlediğini gördüklerinde hem birbirlerine hem de kendilerine olan saygıları artıyor” (Richard, Britanya).
“Çocuklarımızın birbirine saygılı şekilde davrandıklarını ve aralarındaki anlaşmazlıkları yardımımız olmadan çözdüklerini görmek bizi çok mutlu ediyor. Ayrıca yetişkinlerle de kendilerinden emin şekilde konuşuyorlar” (John, Güney Afrika).
“Kusursuz değilim, bu yüzden bazen istemeden de olsa çocuklarımı incitiyorum. Böyle olduğunda yaptığım hatadan dolayı onlardan özür dilemem çok önemli” (Janelle, Avustralya).
“Çocuklarımıza bazı ev işlerini yapmayı öğretiyoruz. Başkaları için bir şeyler yapmayı öğrenmeleri ailenin barışına ve huzuruna katkıda bulunuyor; ayrıca bir şeyler başardığını bilmenin verdiği doyumu hissediyorlar” (Clive, Avustralya).
“Çocuklara birbirine saygı göstermeyi, birbirini anlamayı ve bağışlamayı öğretmek kolay değildir ama çok önemlidir” (Yuko, Japonya).
HİJYEN VE SAĞLIK
“Çocuklarımız küçükken onlara kendi kendilerine banyo yapmayı öğrettik; şekilli sabunlar, üzerinde çizgi film karakterleri olan şampuanlar ve hayvan şekilli süngerlerle, banyo yapmayı eğlenceli hale getirdik” (Edgar, Meksika).
“Musluk suyunun olmadığı bir bölgede yaşadığımız günlerde, her zaman uygun bir yerde bir sabun ve su dolu bir kova bulunduruyordum, böylece eve girmeden önce ellerimizi yıkayabiliyorduk” (Endurance, Nijerya).
“Çocuklarımıza her gün sağlıklı yiyecekler yedirmeye çalışıyoruz ve dengeli beslenmenin neden çok önemli olduğunu açıklıyoruz. Çocuklar farklı yemeklerin içine hangi malzemelerin konulduğunu merak ediyorlar, ben de yemek hazırlamama yardım etmelerine izin veriyorum. Yemek yaparken birlikte geçirdiğimiz zaman aramızdaki iletişimi de güçlendiriyor” (Sandra, Britanya).
“Egzersiz yapmak önemlidir ve biz anne baba olarak bu konuda iyi örnek olmaya çalışıyoruz. Ailece koşuya, yüzmeye, tenis ya da basketbol oynamaya gidiyoruz veya bisiklete biniyoruz; bu, çocukların çok hoşuna gidiyor. Böylece spor yapmanın hem önemli hem de eğlenceli olduğunu görüyorlar” (Keren, Avustralya).
“Çocukların en çok ihtiyacı olan şey anne babalarıyla vakit geçirmektir. Para, hediye ya da seyahat, hiçbiri bunun yerine geçemez. Çocuklar sabahları okulda olduğundan ben de sadece sabah gidebileceğim işlerde çalışıyorum. Böylece öğleden sonralarımı tamamen çocuklarıma ayırabiliyorum” (Romina, İtalya).
TERBİYE
“Çocuklarımızı terbiye ederken tek bir yöntemin değil, birçok farklı yöntemin etkili olduğunu gördük; ayrıca bu yöntemlerin koşullara göre değişebileceğini fark ettik. Terbiye bazen yalnızca açık açık konuşmak anlamına gelirken bazen de çocuğu yapmak istediği bir şeyden mahrum bırakmak anlamına gelebilir” (Ogbiti, Nijerya).
“Çocuklarımızın bizi anlayıp anlamadığından emin olmak için söylediklerimizi tekrarlamalarını istiyoruz. Sonra da yapacağımızı söylediğimiz şeyi yapıyoruz. Onların dinlemeyi öğrenmesini istiyorsak itaatsizlik yaptıklarında, söylediğimiz cezayı uygulayarak üzerimize düşeni yapmalıyız” (Clive, Avustralya).
“Çocuklarımın yanlışını düzeltmek için onlarla konuşurken çömelip onların göz hizasına gelmenin etkili olduğunu gördüm. Bunu yapınca dikkatlerini tamamen bana verebiliyorlar. Ayrıca sözlerim kadar çok şey anlatabilecek yüz ifademi de görebiliyorlar” (Jennifer, Avustralya).
“Haklı olabileceğimiz zamanlarda bile çocuklarımıza, ‘Bizi hiç dinlemiyorsun’ dememeye çalışıyoruz. Ayrıca onları birbirlerinin önünde azarlamıyoruz. Onlarla bire bir konuşmak için ya kısık bir ses tonuyla ya da kenara çekip konuşuyoruz” (Rudi, Mozambik).
“Çocuklar başkalarından çok kolay etkilenir ve onları taklit etmek isterler. Bu yüzden medyanın, okul arkadaşlarının ve çevrelerindeki diğer kişilerin yozlaştırıcı etkisini yok etmemiz, ayrıca yararlı ilkelere dayanan iyi ahlak standartları geliştirmelerine yardım etmemiz gerekiyor. Ahlaksal açıdan iyi bir temele sahip olurlarsa zararlı olan her şeye ‘Hayır!’ diyebilirler” (Grégoire, Kongo Demokratik Cumhuriyeti).
“Terbiye ederken kararlı, adil ve tutarlı olmalısınız. Çocuklar, yanlış yaptıkları takdirde bunun sonucunun ne olacağını anlamalı ve söylediğinizi yapacağınızı bilmeliler” (Owen, İngiltere).
[Sayfa 14’teki pasaj]
“Çocuklarınızı çileden çıkarmayın ki cesaretleri kırılmasın” (Koloseliler 3:21).
[Sayfa 15’teki çerçeve/resim]
AİLELER ANLATIYOR
Tek Ebeveynli Aileler
Lucinda Forster’la söyleşi
Çocuklarını tek başına yetiştiren bir anne olarak en çok zorlandığınız şey nedir?
Anne baba olmak zaten zor, ama çocuğunu tek başına yetiştiren bir anne olarak benim için en zor şey, zamanımı ve enerjimi doğru kullanmak. Çocuklara belirli ilkeleri ve değerleri aşılamak zaman istiyor; ayrıca onlarla birlikte dinlenmek ve eğlenmek için de fırsat yaratmalıyım. Genelde ev işlerini bitirebilmek için, dinleneceğim zamandan feragat ediyorum.
Kızlarınızla iyi iletişiminizi nasıl koruyorsunuz?
Anne baba boşandıktan sonra çocuklar güvensizlik ve öfke duyabiliyorlar. Sorunlar çıktığında göz temasını korumanın ve sakin bir ses tonuyla konuşmanın çok önemli olduğunu gördüm. Hepimiz sakinleşene kadar bekliyorum, sonra meseleyi büyütmeden kaygılarımı ifade etmeye çalışıyorum. Fikirlerini soruyorum, onları dikkatle dinliyorum ve duygularının benim için gerçekten değerli olduğunu hissetmelerini sağlıyorum. Dersleriyle ilgileniyorum ve yaptıkları şeylerden dolayı onları övüyorum. Yemekleri her zaman huzurlu ve rahat bir ortamda birlikte yiyoruz. Ayrıca her zaman onları ne kadar çok sevdiğimi dile getiriyorum.
Nasıl terbiye veriyorsunuz?
Çocukların kesin kurallara ihtiyacı vardır ve tutarlılık çok önemlidir. Nazik fakat kararlı olmaya çalışıyorum. Çocuklarımla birlikte akıl yürütmem ve onlara belirli bir davranışın neden doğru olmadığını açıklamam gerekiyor. Ayrıca onlara bir ceza vermeden önce sorular sorarak niye böyle davrandıklarını anlamaya çalışıyorum. Ben hatalıysam, mesela bir durumu yanlış anladıysam, özür diliyorum.
Çocuklarınıza başkalarına saygılı olmayı nasıl öğretiyorsunuz?
Onlara İsa Mesih’in, ‘başkalarının size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın’ öğüdünü hatırlatıyorum (Luka 6:31). Kızlarımı, aralarında bir sorun çıktığında mümkünse bunu yine kendi aralarında çözmeye teşvik ediyorum; ayrıca kırgın olduklarında bile yumuşak şekilde ve nazikçe cevap vermenin önemini öğretiyorum.
Eğlenmek için ne yapıyorsunuz?
Her zaman tatile çıkamıyoruz, bu yüzden pahalı olmayan etkinlikler bulmak için gazeteye bakıyoruz. Birlikte pikniğe gidiyoruz ya da yürüyüş yapıp fidanlıklardaki bitkileri inceliyoruz. Kendi bahçemizde yenilebilir otlar yetiştiriyoruz ve onları toplamaktan zevk alıyoruz, sonra bu otları yemeklerde kullanıyoruz. Sadece parka gitmek bile olsa birlikte eğlenceli bir şeyler yapmak çok önemli.
Hangi sevinçleri tattınız?
Tek ebeveynli bir ailede yaşamak gerçekten zor, fakat böyle bir aile olmak bizi birbirimize daha da yaklaştırdı ve sahip olduğumuz şeyleri takdir etmeyi öğrendik. Çocuklarımın her birinin kişiliğinin nasıl geliştiğini görmek bana çok zevk veriyor. Bu genç yaşlarında benimle vakit geçirmek istiyorlar ve ben de onların arkadaşlığına çok değer veriyorum. Çocuklarım ruh halimi hemen anlıyor ve üzgün olduğumu fark ettiklerinde bana sarılıyorlar. Onların sevgilerini göstermeleri beni çok mutlu ediyor. En önemlisi de, karşılaştığımız zor durumlarda bize yardım eden Yaratıcının sevgisini hissediyoruz. Kutsal Kitaptaki sözler, iyi bir anne olmak üzere gösterdiğim çabaları sürdürmem için beni güçlendiriyor (İşaya 41:13).
[Resim]
Lucinda ve kızları Brie ile Shae
-
-
Ergenlik: Yetişkinliğe HazırlıkUyanış!—2011 | Ekim
-
-
Ergenlik: Yetişkinliğe Hazırlık
TROPİKAL bir adadan Kuzey Kutbu’na gittiğinizi düşünün. Uçaktan iner inmez havanın buz gibi olduğunu fark ediyorsunuz. Çok sıcak havadan sonra böyle soğuk bir havaya hemen adapte olabilir misiniz? Evet, ama bunu yapabilmek için bazı ayarlamalar yapmanız gerekir.
Aslında çocuğunuz ergenlik çağına geldiğinde benzer bir durum söz konusudur. Sanki birdenbire iklim değişmiştir. Bir zamanlar hiç yanınızdan ayrılmayan oğlunuz, şimdi arkadaşlarıyla birlikte olmayı tercih ediyor. Önceleri size gününün nasıl geçtiğini anlatmak için sabırsızlanan kızınız, şimdi sorularınıza kısa cevaplar veriyor.
“Okul nasıl geçti?” diye soruyorsunuz,
“İyi”, diyor.
Sessizlik.
“Ne düşünüyorsun?” diye soruyorsunuz,
“Hiç”, diye cevap veriyor.
Daha uzun bir sessizlik.
Acaba ne oldu? Breaking the Code adlı kitap, kısa zaman önce “çocuğunuzun yaşamının sahne arkasına girebiliyordunuz” diyor; yani çocuğunuz ona yakın olmanıza izin veriyordu. “Şimdi ise en iyi olasılıkla izleyicilerin yanında oturacaksınız ve oturduğunuz yer muhtemelen pek de iyi bir yer olmayacak”; bir anlamda sahneyi iyi göremeyeceksiniz.
Durumu kabullenip çocuğunuzu böyle uzaktan mı seyredeceksiniz? Gerçekten de ergenlik çağındaki çocuğunuza yakın olmanız imkânsız mı? Tabii ki hayır. Çocuğunuz ergenlik dönemindeyken ona yakın kalabilirsiniz. Bununla birlikte önce, heyecan verici fakat aynı zamanda çalkantılı geçen bu büyüme sürecinde çocuğunuzun yaşadıklarını anlamanız gerekir.
Çocukluktan Yetişkinliğe Geçiş
Araştırmacılar önceden, bir çocuğun beyninin beş yaşındayken neredeyse tam olarak geliştiğini düşünüyordu. Şimdiyse, bu yaştan sonra beynin boyutunun çok az değiştiğini, ancak işlevleri içinse aynı şeyin söylenemeyeceğini düşünüyorlar. Gençler buluğ çağına girdiklerinde düşünüş tarzlarını değiştiren hormonal bir değişim geçirmeye başlıyorlar. Örneğin küçük çocukların kesin görüşleri vardır, yani bir şey onlara göre ya siyahtır ya da beyazdır; ancak ergenlik çağındakiler daha soyut düşünmeye eğilimlidir, yani meselenin altında yatan etkenleri göz önünde bulundururlar (1. Korintoslular 13:11). Onların kendi fikirleri vardır ve bu fikirleri dile getirmekten çekinmezler.
İtalya’da yaşayan Paolo, 15 yaşındaki çocuğunun yaşadığı değişim hakkında şunları söylüyor: “Oğluma baktığımda sanki karşımda bir çocuk değil de küçük bir adam varmış gibi hissediyorum. Bunu sadece onun yaşadığı fiziksel değişimden dolayı söylemiyorum. Beni en çok hayrete düşüren, onun düşünüş tarzı. Görüşlerini ifade etmekten korkmuyor ve onları savunuyor!”
Siz de ergenlik çağındaki çocuğunuzda benzer şeyler gözlemlediniz mi? Belki küçükken sadece talimat vermeniz yeterliydi. Siz “Çünkü ben öyle istemiyorum” diyordunuz, o da kabul ediyordu. Şimdiyse ergenlik çağında bir genç olarak sebepleri öğrenmek istiyor ve belki de ailenin değerlerini bile sorguluyor. Bazen onun bu kararlılığı isyankârlık gibi görülebilir.
Fakat hemen, ergenlik çağındaki çocuğunuzun, değerlerinizi hiçe saydığı sonucuna varmayın. Belki de sadece, sizin değerlerinizi kendi değerleri yapmak ve kendi yaşamında onlara yer bulmak için çaba gösteriyor. Bu durumu şöyle örnekleyebiliriz: Şu anda oturduğunuz evden başka bir eve taşındığınızı ve evinizdeki mobilyaları da beraberinizde götürdüğünüzü farz edin. Yeni evinizde her eşya için bir yer bulmak kolay olur mu? Muhtemelen olmaz. Ancak şu kesindir ki, değerli gördüğünüz hiçbir eşyayı atmazsınız.
Ergenlik çağındaki çocuğunuz ‘anasını ve babasını bırakacağı’ güne hazırlanırken aslında benzer bir durumla karşılaşıyor (Başlangıç 2:24). Tabii o günün çok uzakta olduğu bir gerçek, çocuğunuz henüz bir yetişkin değil. Ancak şu anda çocuğunuz bir bakıma, ayrılırken yanında götüreceği eşyaları topluyor. Ergenlik yılları boyunca, büyürken ona öğretilen değerleri dikkatle gözden geçiriyor ve yetişkinliğe doğru ilerlerken onlardan hangilerini yanında götüreceğine karar veriyor.a
Çocuğunuzun böyle kararlar vereceğini düşünmek sizi korkutabilir. Yine de şundan emin olabilirsiniz ki, çocuğunuz yetişkinliğe doğru ilerlerken, sadece kendisinin değerli gördüğü şeyleri yanına alacaktır. O halde ergenlik çağındaki çocuğunuzun hâlâ yanınızda olduğu bu dönem, onun için çok önemlidir; o, ileride hangi ilkelere göre yaşayacağını bu dönemde belirleyecektir (Elçiler 17:11).
Ergenlik çağındaki çocuğunuzun bunu yapması gerçekten de onun için çok yararlıdır. Buna rağmen, eğer şimdi sizin standartlarınızı hiç sorgulamadan kabul ederse, sonradan başkalarının standartlarını da hiç düşünmeden kabul edebilir (Çıkış 23:2). Kutsal Kitap böyle bir gencin, “yüreği sağduyudan yoksun” olduğu için kolayca ayartılabileceğini söyler; o, başka şeylerin yanı sıra ayırt etme yeteneğine de sahip değildir (Özdeyişler 7:7). İnandığı şeyden emin olmayan bir genç ‘insanların hilelerine kapılarak her öğreti rüzgârıyla oraya buraya sürüklenip dalgalarla savrulan’ kişiler gibi olabilir (Efesoslular 4:14).
Çocuğunuzun böyle bir duruma gelmesini nasıl engelleyebilirsiniz? Onun şu üç değerli şeye sahip olmasını sağlayın: (1) algılama yeteneği, (2) yetişkinlerin rehberliği, (3) sorumluluk duygusu.
1. ALGILAMA YETENEĞİ
Kutsal Kitap,‘olgun insanların algılama yeteneğini doğruyu yanlışı ayırmak üzere kullanarak geliştirdiğini’ söyler (İbraniler 5:14). ‘Fakat ben çocuğuma doğruyla yanlışı ayırt etmeyi yıllar önce öğrettim’ diye düşünebilirsiniz. Kuşkusuz verdiğiniz bu eğitimin o zaman çocuğunuza çok yardımı oldu ve onu, gelişiminin bir sonraki evresine hazırladı (2. Timoteos 3:14). Ancak Kutsal Kitap, insanların algılama yeteneklerini geliştirmeleri gerektiğini söyler. Küçük çocukların doğru ve yanlış konusunda bilgi sahibi olmaları yeterliyken, ergenlik dönemindeki gençlerin ‘anlayış açısından yetişkinler olmaları’ gerekir (1. Korintoslular 14:20; Özdeyişler 1:4; 2:11). Tabii ki siz de, ergenlik dönemindeki çocuğunuzun körü körüne değil, sağlam bir şekilde akıl yürüterek itaat etmesini istersiniz (Romalılar 12:1, 2). Peki bunu yapmasına nasıl yardım edebilirsiniz?
Bunun bir yolu çocuğunuzun kendini ifade etmesine izin vermektir. Onun sözünü kesmeyin ve duymak istemediğiniz bir şey söylediğinde bile aşırı tepki vermemek için elinizden geleni yapın. Kutsal Kitap şöyle der: ‘Dinlemeye hevesli olun, fakat konuşmakta ve gazaplanmakta acele etmeyin’ (Yakup 1:19; Özdeyişler 18:13). Ayrıca İsa peygamber de şunları söylemişti: “Ağız yürekten taşanı söyler” (Matta 12:34). Eğer iyi bir dinleyici olursanız, çocuğunuzu gerçekte neyin kaygılandırdığını öğrenebilirsiniz.
Konuşurken, aklınıza ilk geleni hemen söylemektense, sorular sormayı deneyin. İsa peygamber sadece öğrencilerini değil, kendisine karşı çıkan dik başlı kişileri de konuşturmak için “Şuna ne dersiniz?” gibi sorular sordu (Matta 21:23, 28). Siz de çocuğunuza benzer sorular sorabilirsiniz; sizinkiyle tamamen ters olan bir görüşünü ifade ettiğinde bile bunu deneyebilirsiniz. Örneğin:
Çocuğunuz şöyle derse: “Tanrı’ya inanıp inanmadığımdan emin değilim.”
Şöyle cevap vermektense: “Sana böyle mi öğretmiştik! Tabii ki inanıyorsun!”
Şöyle diyebilirsiniz: “Böyle düşünmene ne sebep oldu?”
Neden çocuğunuzun kendini ifade etmesine yardım etmelisiniz? Çünkü söylediklerini duymuş olsanız da, aslında ne düşündüğünü öğrenmeniz gerekir (Özdeyişler 20:5). Bu durum Tanrı’nın varlığına inanıp inanmamasından çok, O’nun standartlarına uymakla ilgili olabilir.
Örneğin Tanrı’nın ahlak standartlarını çiğnemek konusunda baskı gören bir genç, Tanrı’ya inanmamaya karar verebilir (Mezmur 14:1). Sonra şu sonuca varabilir: ‘Eğer Tanrı yoksa, Kutsal Kitaptaki standartlara göre yaşamam da gerekmez.’
Eğer siz de çocuğunuzun böyle düşündüğünü hissediyorsanız, onun şu soru üzerinde akıl yürütmesi gerekebilir: ‘Tanrı’nın standartlarının benim iyiliğim için olduğuna gerçekten inanıyor muyum?’ (İşaya 48:17, 18). Eğer buna inanıyorsa, kendi iyiliği için tavır almaya değeceğini fark etmesini sağlayın ve onu bu konuda cesaretlendirin (Galatyalılar 5:1).
Çocuğunuz şöyle derse: “Bunun sizin dininiz olması, benim de dinim olduğu anlamına gelmez.”
Şöyle cevap vermektense: “Bu bizim dinimiz, sen de bizim çocuğumuzsun ve biz neye inanman gerektiğini söylersek ona inanacaksın.”
Şöyle diyebilirsiniz: “Bu konuda çok ciddi görünüyorsun. Fakat eğer bizim inancımızı kabul etmiyorsan başka bir şeye inanıyor olmalısın. Peki sen neye inanıyorsun? Sence hangi standartlara göre yaşamak doğru?”
Neden çocuğunuzun kendini ifade etmesine yardım etmelisiniz? Çünkü birlikte bu şekilde akıl yürütmek düşüncelerini gözden geçirmesi için ona yardım edebilir. Çocuk aslında anne babasıyla aynı şeylere inandığını, ancak onu rahatsız eden meselenin bambaşka bir şey olduğunu fark edince şaşırabilir.
Örneğin, belki çocuğunuz inancını başkalarına nasıl açıklayacağını bilmiyor (Koloseliler 4:6; 1. Petrus 3:15). Veya belki de inancını paylaşmayan, karşı cinsten birinden hoşlanıyor olabilir. Sorunun kökenine inin ve çocuğunuzun da bunu görmesine yardım edin. Çocuğunuz algılama yeteneğini ne kadar çok kullanırsa, yetişkinlik dönemi için o kadar iyi hazırlanmış olacak.
2. YETİŞKİNLERİN REHBERLİĞİ
Bazı psikologlar gençlik dönemlerinde yaşanan “öfke ve stres”in beklenen bir şey olduğunu iddia ediyor; ancak bugün bazı kültürlerde gençlerde bu ya çok az görülüyor ya da hiç görülmüyor. Araştırmalar bu tarz toplumlarda gençlerin küçük yaşta yetişkinlerin yaşadığı hayatı yaşamaya başladığını gösteriyor. Bu gençler yetişkinlerle birlikte çalışıyor, onlarla vakit geçiriyor ve onlara yetişkinlerin taşıması gereken sorumluluklar veriliyor. Böyle yerlerde “gençlik kültürü”, “çocuk suçları”, hatta “ergen gençler” gibi terimler kullanılmıyor.
Bunun tersine birçok ülkede, tıkış tıkış okullara doldurulup orada sadece diğer gençlerle görüşen gençlerin yaşadıklarını da düşünün. Eve geliyorlar, ev bomboş. Anne de baba da çalışıyor. Akrabalar çok uzakta yaşıyor. En kolay ulaştıkları kişiler, yaşıtları.b Tehlikeyi fark edebiliyor musunuz? Bu sadece yanlış kişilerle görüşme meselesi değildir. Yapılan araştırmalar, eğer yetişkinlerin dünyasından çok uzaktalarsa, örnek durumdaki gençlerin bile sorumsuzca davranmaya eğilimli olduğunu gösteriyor.
Gençlerle yetişkinlerin iç içe yaşadığı toplumlardan biri de eski İsrail ulusuydu.c Örneğin, Kutsal Kitap çok genç yaşta Yahuda kralı olan Uzziya’dan bahseder. Acaba Uzziya’nın bu ağır sorumluluğu taşımasına ne yardım etti? Kutsal Kitapta “Tanrı korkusuyla eğiten” biri olarak tarif edilen Zekeriya adındaki bir yetişkinin, belli ki onun üzerinde bir ölçüde etkisi vardı (2. Tarihler 26:5).
Ergenlik çağındaki çocuğunuzun, sizin değerlerinizi paylaşan, akıl danışabileceği yetişkinler var mı? Çocuğunuzun böyle kişilerle kurduğu dostluğu kıskanmayın. Onun yaşamında böyle kişilerin olması, doğru olanı yapmasına yardım edebilir. Kutsal Kitapta şu sözler yer alır: “Hikmetlilerle aynı yolda giden hikmetli olur” (Özdeyişler 13:20).
3. SORUMLULUK DUYGUSU
Bazı ülkelerde kanunlar, çocukların haftada belirli bir saatin üzerinde veya belirli tür işlerde çalışmasını yasaklar. Bu gibi kısıtlamalar 18. ve 19. yüzyıldaki sanayi devriminin sonrasında, çocukları tehlikeli çalışma koşullarından korumak için konulmuştur.
Bazı uzmanlar, çocuk işçi çalıştırmakla ilgili kanunların, bir yandan gençleri tehlikelerden ve suiistimalden korurken bir yandan da onların sorumluluk almalarını engellediğini iddia ediyor. Bunun sonucunda Escaping the Endless Adolescence adlı kitaba göre, gençlerin çoğu “huysuzca hak iddia etme arzusu geliştiriyor, hatta kendilerine sunulan bazı şeyleri elde etmek için hiç çaba göstermeden, onları neredeyse hak ettiklerini düşünüyorlar.” Kitabın yazarları bu tutuma dikkat çekerek, “gençlerden herhangi bir şey beklemektense, onları eğlendirmeye endeksli bir dünyada bu gayet doğal bir tepki gibi görünüyor” diyor.
Kutsal Kitap ise bunun tersine, erken yaşta ağır sorumluluklar alan gençlerden bahseder. İsa peygamberin elçisi Pavlus’la muhtemelen çok genç yaşta tanışan Timoteos’u düşünelim; Pavlus’un onun yaşamında büyük bir etkisi olmuştu. Bir keresinde Pavlus, “Tanrı’dan aldığın armağanı alevlendir” diyerek Timoteos’u, kendisine verilen görevi canla başla yerine getirmeye teşvik etmişti (2. Timoteos 1:6). Timoteos belki de 20 yaşlarında ya da daha gençken evden ayrıldı ve elçi Pavlus’la seyahat ederek cemaatlerin kurulmasında ve güçlenmesinde pay sahibi oldu. Pavlus, Timoteos’la geçirdiği yaklaşık 10 yılın sonunda Filipi’deki İsa’nın takipçilerine onun hakkında şu sözleri söyleyebildi: “Durumunuzla candan ilgilenebilecek nitelikte başka kimsem yoktur” (Filipililer 2:20).
Ergenlik çağındaki gençler, özellikle de yapacakları işin başkalarına yararlı olacağını hissederlerse, sorumluluk almak konusunda genelde daha istekli olurlar. Bunu yapmak ileride sorumluluk sahibi yetişkinler olmaları için onları eğitmenin yanı sıra sahip oldukları potansiyeli de ortaya çıkarır.
Yeni Bir “İklime” Uyum Sağlamak
Eğer sizin de ergenlik çağında bir çocuğunuz varsa, makalenin başında bahsedildiği gibi muhtemelen kendinizi birkaç yıl öncesinden daha farklı bir “iklimde” hissediyorsunuz. Ancak emin olun, tıpkı çocuğunuzun gelişiminin diğer evrelerinde olduğu gibi buna da uyum sağlayabilirsiniz.
Çocuğunuzun ergenlik yıllarını, onun şu üç değerli şeye sahip olmasını sağlamak için bir fırsat olarak görün: (1) algılama yeteneğini geliştirmek, (2) yetişkinlerin rehberliğini sağlamak, (3) sorumluluk duygusu aşılamak. Böyle yaparak, çocuğunuzu yetişkinliğe hazırlamış olacaksınız.
[Dipnotlar]
a Bir başvuru kitabı ergenliği yerinde olarak şöyle tarif ediyor: “Uzun bir veda.” Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için Yehova’nın Şahitleri tarafından yayımlanan 1 Mayıs 2009 tarihli Gözcü Kulesi dergisinin 10-12. sayfalarına bakın.
b Gençler için tasarlanmış eğlenceler onların kendi yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirme arzularına hitap ediyor; ayrıca bu eğlenceler gençlerin, yetişkinlerin anlayamayacağı ve içine giremeyeceği, kendilerine özgü bir dünyası olduğu fikrini savunuyor.
c “Ergen” ifadesi Kutsal Kitapta yer almaz. Belli ki, Kutsal Kitap dönemlerinde Tanrı’nın toplumundaki gençlerin yaşamıyla yetişkinlerin yaşamı, bugün birçok kültüre göre daha iç içeydi.
[Sayfa 20’deki çerçeve/resim]
“DAHA İYİ BİR ANNE BABA DÜŞÜNEMİYORUM”
Yehova’nın Şahidi olan anne babalar çocuklarına, sözleri ve davranışlarıyla Kutsal Kitap ilkelerine göre yaşamayı öğretirler (Efesoslular 6:4). Ancak çocuklarını bu ilkelere göre yaşamaya zorlamazlar. Şahit olan anne babalar, oğulları ya da kızları karar verebilecek yaşa geldiğinde, hangi ilkelere göre yaşamak istediğine kendilerinin karar vermesi gerektiğinin farkındadır.
18 yaşındaki Aislyn, ailesinin çocukken kendisine aşıladığı değerleri benimsemiş bir genç kız. O şunları söylüyor: “Benim için dinim, sadece haftanın bir günü geçerli olan bir şey değil. Dinim benim hayat tarzım. Arkadaşlarımı, alacağım dersleri, okuyacağım kitapları seçmek de dahil, verdiğim her kararı ve yaptığım her şeyi etkiler.”
Aislyn, ailesinin ona verdiği terbiyeyi çok takdir ediyor. Şöyle diyor: “Daha iyi bir anne baba düşünemiyorum. Yehova’nın Şahidi olma ve öyle kalma arzusunu bana aşıladıkları için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yaşadığım sürece annem ve babam bana rehber olmaya devam edecek.”
[Sayfa 17’deki resim]
Çocuğunuzun konuşmasına izin verin
[Sayfa 18’deki resim]
Akıl danışabileceği bir yetişkinin, çocuğunuzun üzerinde iyi bir etkisi olabilir
[Sayfa 19’daki resim]
Anlamlı işler, sorumluluk sahibi yetişkinler olmak üzere gençlere yardım eder
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?Uyanış!—2011 | Ekim
-
-
Anne Babalar Ne Diyor?
Ergenlik çağı, anne babalar için yepyeni zorlukları beraberinde getirir. Sizin için olduğu gibi çocuğunuz için de karmaşık olan yaşamın bu evresinde başarılı olması için ona nasıl yardım edebilirsiniz? Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan ebeveynlerin neler dediğine bakalım.
DEĞİŞİKLİKLER
“Oğlum küçükken öğütlerimi hiç sorgulamadan kabul ederdi. Fakat ergenlik çağına geldiğinde, onun üzerindeki yetkimi sanki kabul etmemeye başladı. Hem söylediklerimi hem de söyleyiş tarzımı sorguluyordu” (Frank, Kanada).
“Oğlum eskisi kadar konuşmuyor. Zihnindekileri kendiliğinden söylemesini beklemektense bunu öğrenmek için ona sorular sormalıyım. Sorduğum bir soruya cevap vermesi kolay olmuyor. Cevap veriyor ama hemen değil” (Francis, Avustralya).
“Sabretmek çok önemli. Bazen çocuklarımıza bağırmak istiyoruz fakat her zaman en iyi çözüm yolu sakin olmak ve onlarla sohbet etmek!” (Felicia, Amerika Birleşik Devletleri).
İLETİŞİM
“17 yaşındaki kızım bazen aramıza aşılması güç bir duvar örüyor, bazen de onu eleştirdiğimi düşünüyor. Onu sevdiğimi, aynı takımda olduğumuzu ve başarılı olmasını istediğimi ona hatırlatmam gerekiyor” (Lisa, Amerika Birleşik Devletleri).
“Çocuklarım küçükken bana kolaylıkla içlerini dökerlerdi. Zihinlerinde neler olduğunu öğrenmek kolaydı. Şimdiyse, onlara karşı anlayışlı olmak için çaba harcamalıyım ve onlara birey olarak saygı duyduğumu göstermeliyim. Ne düşündüklerini ve ne hissettiklerini öğrenmenin tek yolu bu!” (Nan-hi, Kore).
“Ergenlik çağındaki gençlerin belirli şeyleri yapmalarını yasaklamak yeterli değildir. Onlarla birlikte akıl yürütmeli ve yüreklerine erişebilecek şekilde sohbet etmeliyiz. Düşündükleri şeyleri söylemelerini istiyorsak, duymak istemediğimiz şeyler bile olsa, söylediklerini dinlemeye hazır olmalıyız” (Dalila, Brezilya).
“Eğer bir konuda kızımı düzeltmem gerekiyorsa, bunu başkalarının önünde değil, baş başayken yapmaya gayret ediyorum” (Edna, Nijerya).
“Bazen 16 yaşındaki oğlumla konuşurken, evde başka şeyler yüzünden zihnim dağılıyor ve ona dikkatimi tam olarak vermiyorum. O, bunu fark ediyor ve sanırım benimle çok fazla konuşmamasının sebeplerinden biri de bu. Konuştuğunda onu daha dikkatli dinlemek için çaba harcamalıyım; böyle yaparsam bana içini dökmeye devam edecek” (Miriam, Meksika).
BAĞIMSIZLIK
“Çocuklarıma özgürlük tanırken her zaman endişelenirdim ve eminim ki aramızdaki bazı tartışmaların bir nedeni buydu. Konuyu onlarla açıkça konuştum. Bana neden daha özgür olmak istediklerini söylediler, ben de onlara neden endişelendiğimi açıkladım. Onlara belirli sınırlar çerçevesinde daha fazla özgürlük tanıdım, böylece anlaşmaya varabildik” (Edwin, Gana).
“Oğlum motosiklet almak istedi. Bu fikre öylesine karşıydım ki, onu azarladım ve kendini ifade etmesi için ona fırsat vermeden motosiklet almanın tüm olumsuz yönlerini ona söyledim. Bu onu kızdırdı ve motosiklet almak için daha da hırslandı! Farklı bir yaklaşım tarzı denemeye karar verdim. Oğlumu konuyu her açıdan değerlendirmeye teşvik ettim; tehlikeleri, motorun masrafları, ayrıca ehliyet almak için ödeyeceği parayı ve karşılaması gereken talepleri düşünmesini söyledim. Aynı zamanda bu konuda olgun bir yakınımızdan öğüt almasını tavsiye ettim. Baskı yapmaktansa, isteklerini özgürce söylemesine izin vermenin en iyisi olduğunu fark ettim. Bu sayede onun yüreğine erişebildim” (Hye-young, Kore).
“Sınırlar koyduk, fakat yavaş yavaş onlara özgürlük de verdik. Çocuklarımız bu özgürlüklerini doğru kullandıkça onlara daha fazla özgürlük tanıdık. Özgür olmalarını istediğimizi ancak güvenimizi kötüye kullanırlarsa bunun bir bedeli olacağını göstererek, özgürlük elde etmeleri için fırsatlar yarattık” (Dorothée, Fransa).
“Asla standartlarımı düşürmedim. Fakat çocuklarım itaat ettiğinde, daha esnek davranıyordum. Örneğin ara sıra, eve her zaman geldikleri saatten daha geç gelmelerine izin verirdim. Fakat eve geliş saatleriyle ilgili koyduğum sınırı birden fazla kez aşarlarsa, bunun bir bedeli olurdu” (İl-hyun, Kore).
“Bir çalışan ne kadar itaatli ve sorumluluk sahibi biriyse, patronu da ona karşı o kadar anlayışlı olur. Benzer şekilde oğlum da koyduğumuz sınırlara ne kadar itaat eder ve ne kadar sorumluluk sahibi biri olursa, zaman içinde o kadar bağımsızlık elde edecek. O tıpkı bir çalışan gibi, sorumluluklarını yerine getirmediğinde bunun bir cezası olacağını biliyor; o zaman, kazandığı bağımsızlığı kaybedebilir” (Ramón, Meksika).
[Sayfa 22’deki pasaj]
“Çocuğu gitmesi gereken yola göre eğit; yaşlanınca da ondan ayrılmaz” (Özdeyişler 22:6).
[Sayfa 23’teki çerçeve/resimler]
AİLELER ANLATIYOR
“Ergenlik Çağındaki Çocuklara Sahip Olmak Harika Bir Deneyim”
Joseph: Büyük kızlarımdan biri 17 diğeri 13 yaşında; onların görüşlerini dinlemenin ve kabul etmenin önemini fark ettim. Kendi hatalarım hakkında dürüst olmak ve konuşurken kızlarıma karşı saygılı olmak iletişim kanallarının açık kalmasına yardım ediyor. Kısacası, ergenlik çağındaki çocuklara sahip olmak harika bir deneyim; Tanrı’nın Sözü olan Kutsal Kitabın sağladığı rehberlik için minnettarım.
Lisa: Büyük kızımız ergenlik çağına geldiğinde, ilgime her zamankinden daha çok ihtiyacı oldu. Onu dinlemek, onunla konuşmak ve kaygılarını gidermek için ne kadar çok zaman ayırdığımı hatırlıyorum. Kocam ve ben, kızlarımızın istedikleri her konuda konuşmalarına izin veriyoruz ve onlar da duygularına saygı göstereceğimizi biliyorlar. Kutsal Kitapta bulunan, Yakup 1:19’daki şu öğüdü uygulamaya çalışıyorum: ‘Dinlemeye hevesli olun, fakat konuşmakta acele etmeyin.’
Victoria: Annem benim en iyi arkadaşım. Bugüne kadar onun kadar tatlı ve şefkatli kimseyi tanımadım ve üstelik o herkese böyle davranıyor. Onu tarif etmek için kullanabileceğim tek bir ifade var: “Yüreği sıcacık.” Onu kimseye değişmem.
Olivia: Babam şefkatli ve cömert biridir. Çok fazla şeyimiz olmasa da her zaman başkalarına maddi olarak yardım eder. Ciddi olmayı da, eğlenmeyi de gerçekten iyi bilir. O çok özel bir baba ve benim babam olduğu için çok mutluyum!
“Sıkılmaya Hiç Vaktimiz Kalmıyor!”
Sonny: Kızların bir problemi olduğunda ailece oturup konuşuyoruz. Her zaman birbirimize karşı açığız ve verdiğimiz kararların Kutsal Kitap ilkelerine uygun olması için çaba gösteriyoruz. Karım Ynez ve ben kızlarımızın iyi, olgun arkadaşlara sahip olması için elimizden geleni yapıyoruz. Bizim arkadaşlarımız onların arkadaşları, onların arkadaşları da bizim arkadaşlarımız.
Ynez: Ailece aktif bir yaşam sürüyoruz ve birlikte bir şeyler yapıyoruz. Yehova’nın Şahidi olduğumuz için insanlarla Kutsal Kitaptaki iyi haberi paylaşıyoruz, kişisel olarak ve ailece Kutsal Kitabı inceliyoruz, ayrıca afet yardım çalışmaları ve İbadet Salonu inşa işleri de dahil birçok gönüllü işe katılıyoruz. Bunun yanı sıra tüm bu faaliyetlerle, eğlenceye ayırdığımız vakti dengede tutmaya çalışıyoruz. Sıkılmaya hiç vaktimiz kalmıyor!
Kellsie: Babam çok iyi bir dinleyicidir ve önemli bir karar vermeden önce her zaman tüm aileye danışır. Annem de yardıma ihtiyacımız olduğunda ya da bazen sadece konuşmak istediğimizde bizi dinlemeye her zaman isteklidir.
Samantha: Annem bazen hiç farkında olmasa da kendimi çok özel ve önemli hissetmemi sağlıyor, ayrıca bana sevildiğimi hissettiriyor. Beni dinliyor. Benimle ilgileniyor. Onun dostluğunu hiçbir şeye değişmem.
[Resimler]
Camera ailesi: Joseph, Lisa, Victoria, Olivia ve Isabella
Zapata ailesi: Kellsie, Ynez, Sonny ve Samantha
[Sayfa 22’deki resim]
Ebeveynler çocuklarına bir ölçüde özgürlük verebilirler ancak onlara makul sınırlamalar da koyarlar
-
-
Bir Anne Babanın Hedefi Nedir?Uyanış!—2011 | Ekim
-
-
Bir Anne Babanın Hedefi Nedir?
ÇOCUĞUNUZUN nasıl biri olmasını isterdiniz?
A. Sizin bir kopyanız.
B. Size karşı gelmeyi görev edinmiş bir asi.
C. Akıllıca kararlar veren, sorumluluk sahibi bir yetişkin.
C seçeneğini seçen bazı ebeveynler, sanki A seçeneğini istiyormuş gibi davranabiliyorlar. Örneğin çocuklarına hangi alanda kariyer yapmaları gerektiğini söyleyerek, onlara kendi değerlerini zorla kabul ettirmeye çalışıyorlar. Peki sonuç ne oluyor? Ergenlik çağındaki çocuk, bir ölçüde bağımsızlık kazanır kazanmaz tam ters yöne doğru koşuyor. İlginçtir ki çocuklarının A seçeneğindeki gibi olmasını isteyen ebeveynler, B seçeneğinde tarif edilen çocuklara sahip oluyor.
Kontrolü Tamamen Ele Geçirme Girişimleri Neden Başarısız Oluyor?
Şüphesiz siz de ergenlik çağındaki çocuğunuzun, akıllıca kararlar veren sorumluluk sahibi bir yetişkin olmasını istiyorsunuz. Peki bu hedefe nasıl ulaşabilirsiniz? Bunun yolu kontrolü tamamen elinizde tutmak değildir. Şimdi bunun iki nedenini ele alalım.
1. Kontrolü tamamen elinde tutmaya çalışmak Kutsal Yazılara uygun bir davranış değildir. Yehova Tanrı yarattığı insanlara özgür irade verdi. Onların iyi ya da kötü, yaşamda izleyecekleri yolu seçmelerine izin verdi. Örneğin Kain, kardeşi Habil’e öfkelenip onu öldürmek istediğinde Yehova ona şöyle dedi: “İyi olanı yaparsan, gözümde yükselmez misin? Fakat iyi olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış bekliyor, onun istediği sensin. Sen ona üstün gelecek misin?” (Başlangıç 4:7).
Yehova’nın bu açık öğüdü verirken Kain’i itaat etmeye zorlamadığına dikkat edin. Öfkesine üstün gelip gelmemeyi Kain seçmeliydi. Bundan çıkan ders nedir? Yehova yarattığı varlıkların O’na itaat etmesini sağlamak için kontrolü tamamen elinde tutmaya çalışmadı, siz de ergenlik çağındaki çocuklarınıza bunu yapmamalısınız.a
2. Kontrolü tamamen elinde tutmaya çalışmak genellikle ters teper. Israrcı bir satıcıyla karşılaştığınızı düşünün. Bir ürünü satın almanız için sizi ne kadar zorlarsa, ona o kadar çok direnirsiniz. O ürüne ihtiyacınız olsa bile satıcının tavrı nedeniyle almazsınız. Satıcıdan bir an önce kurtulmak istersiniz.
Değerlerinizi, inançlarınızı ve hedeflerinizi çocuğunuza zorla kabul ettirmeye çalışırsanız benzer bir durum yaşanabilir. Acaba çocuğunuz onları “satın alır”, yani benimser mi? Muhtemelen hayır! Aslına bakılırsa böyle bir yaklaşım, tam ters bir etki yapabilir; ergenlik çağındaki çocuğunuz sizin standartlarınızdan nefret etmeye başlayabilir. Anne babanın, kontrolü tamamen elinde tutma çabaları çoğunlukla hüsranla sonuçlanır. Peki ne yapabilirsiniz?
Ergenlik çağındaki çocuğunuzun yaşamını tamamen kontrol etmek ve belki küçükken yaptığınız gibi ona kendi değerlerinizi kabul ettirmek yerine, doğru olanı yapmanın neden en iyisi olduğunu görmesine yardım edin. Örneğin eğer İsa’nın bir takipçisiyseniz, çocuğunuza Tanrı’nın ilkelerine göre yaşamanın ona yaşamı boyunca nasıl yarar getireceğini gösterin (İşaya 48:17, 18).
Bunu yaparken ona örnek olun. Çocuğunuzun nasıl biri olmasını istiyorsanız, siz de öyle biri olun (1. Korintoslular 11:1). Hangi değerlere göre yaşadığınızı ona açık açık gösterin (Özdeyişler 4:11). Ergenlik çağındaki çocuğunuz Tanrı’yı ve O’nun standartlarını severse, siz yanında yokken bile akıllıca seçimler yapacaktır (Mezmur 119:97; Filipililer 2:12).
Pratik Beceriler Kazanmasına Yardım Edin
Bu derginin 2. sayfasında söylendiği gibi büyüyen çocuğunuzun ‘anasını ve babasını bırakacağı’ gün gelecek ve bu belki düşündüğünüzden de çabuk olacak (Başlangıç 2:24). Şüphesiz siz de anne baba olarak, çocuğunuzun bağımsız bir yetişkin olduğunda ihtiyaç duyacağı becerilere şimdiden sahip olduğunu görmek istersiniz. O halde, çocuğunuz hâlâ sizinleyken geliştirmesine yardım edebileceğiniz bazı becerileri ele alalım.
Ev İşleri. Çocuğunuz yemek hazırlayabiliyor mu? Giysilerini yıkayıp ütüleyebiliyor mu? Odasını temiz ve düzenli tutabiliyor mu? Bir arabanın bakım ya da temel tamir işlerini yapabiliyor mu? Erkek ya da kız olsun, çocuğunuzun böyle beceriler geliştirmesi, bir gün ailesi olduğunda evini çekip çevirmesine yardım edecek. İsa peygamberin elçilerinden Pavlus şöyle demişti: “Ben her koşulda elimdekiyle yetinmeyi öğrendim” (Filipililer 4:11).
İnsan İlişkileri (Yakup 3:17). Çocuğunuz başkalarıyla ne kadar iyi anlaşıyor? Anlaşmazlıkları barışçı ve sakin bir şekilde çözebiliyor mu? Ona, insanlara saygıyla davranmayı ve anlaşmazlıkları barışçı bir tutumla çözmeyi öğrettiniz mi? (Efesoslular 4:29, 31, 32). Kutsal Kitap “Herkese saygı gösterin” der (1. Petrus 2:17, Yeni Çeviri).
Para İdaresi (Luka 14:28). Çocuğunuzun bir meslek öğrenmesine, bir bütçe yapıp ona göre yaşamasına ve borçtan kaçınmasına yardım edebilir misiniz? Peki ihtiyaçları için para biriktirmesini, düşünmeden para harcamamasını ve elindekilerle yetinmesini öğrettiniz mi? (Özdeyişler 22:7). Pavlus “Yiyeceğimiz, giyeceğimiz ve başımızı sokacak bir yerimiz varsa, bunlarla yetineceğiz” demişti (1. Timoteos 6:8).
Doğru değerlere göre yaşamayı öğrenen ve pratik beceriler geliştiren gençler, yetişkin olmaya gerçekten hazırdır. Böylece anne babaları da hedeflerine ulaşmış olur! (Özdeyişler 23:24).
[Dipnot]
a Daha fazla bilgi için 1 Şubat 2011 tarihli Gözcü Kulesi dergisinin 18-19. sayfalarına bakın.
MERAK ETTİNİZ Mİ?
● Bir anne baba olarak hedefiniz nedir? (İbraniler 5:14).
● Ergenlik çağındaki çocuğunuz bir yetişkin olduğunda sorumluluğu ne olacak? (Yeşu 24:15).
[Sayfa 25’teki resimler]
Çocuğunuzun nasıl biri olmasını istersiniz?
Sizin bir kopyanız
Bir asi
Sorumluluk sahibi bir yetişkin
-