Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • İçinizdeki Sesi Dinleyin
    Gözcü Kulesi—2007 | 15 Ekim
    • İçinizdeki Sesi Dinleyin

      ‘[Tanrı’nın] Kanununa sahip olmayan milletlerin insanları, onun gereklerini doğal olarak yaparlar’ (ROMALILAR 2:14).

      1, 2. (a) Birçok kişi başkalarıyla ilgilendiği için nasıl davrandı? (b) Kutsal Yazılarda başkalarıyla ilgilenmek konusunda hangi örnekler var?

      METRODA peronda bekleyen 20 yaşındaki bir erkek sara nöbeti geçirip rayların üzerine düştü. Bu durumu gören bir adam küçük kızlarını bırakıp aşağıya, raylara atladı. Saralı adamı rayların arasındaki hendeğe çekip üstüne kapanarak, onu ani bir frenle üzerlerinde duran trenden korudu. Bazıları bu kurtarıcıyı bir kahraman olarak adlandıracaktır, fakat o şöyle dedi: “İnsan doğru olanı yapmalı. Ben de bunu insanlık gereği yaptım. Tanınmak ya da şan şöhret kazanmak için yapmadım.”

      2 Başkalarına yardım etmek için risk alan birini siz de tanıyor olabilirsiniz. II. Dünya Savaşında birçok kişi tanımadığı insanları saklayarak böyle yaptı. Sicilya yakınındaki Malta’da gemi kazası geçiren elçi Pavlus ve 275 kişinin başından geçenleri de aklımıza getirebiliriz. Yerel halk, tanımadıkları bu kişilerin yardımına koşmuş ve onlara “olağanüstü bir insanlık” göstermişti (Elçiler 27:27–28:2). Peki, belki hayatını riske atmamış olsa bile, tutsak olduğu Suriyeli adamın iyiliğiyle içtenlikle ilgilenen İsrailli kızın örneği için ne denebilir? (2. Krallar 5:1-4). Ayrıca, İsa’nın iyi bilinen, merhametli Samiriyeli meselini de düşünelim. O meselde bir kâhin ve bir Levili yarı ölü haldeki bir soydaşıyla ilgilenmezken, bir Samiriyeli o adama yardım etmek üzere olağanüstü çaba harcamıştı. Bu mesel farklı kültürlerden insanları yüzyıllardır etkilemiştir (Luka 10:29-37).

      3, 4. Çok sayıda özverili insanın varlığı evrim kuramı hakkında ne gösteriyor?

      3 “Çetin ve bunalımlı bir dönem”de yaşadığımız, birçok kişinin “azgın” ve “iyilik düşmanı” olduğu doğrudur (2. Timoteos 3:1-3). Yine de cömert davranışlara tanık olmuyor muyuz, belki de bunlardan kişisel olarak yararlanmıyor muyuz? Kendi zararına olsa bile, başkalarına yardım etme eğilimi öyle yaygın ki, bazıları bunu “insanlık” olarak adlandırıyor.

      4 Kişinin zararına da olsa, başkalarına yardım etme eğilimi tüm ırklarda ve kültürlerde görülüyor ve bu durum, insanın hayvandan evrimleşerek geliştiği iddiasıyla çelişiyor. ABD hükümetinin insan genomunun (DNA) deşifre edilmesiyle ilgili araştırmasının başında olan genetikçi Francis S. Collins şunları söyledi: “Bencil olmamak, yani özverili olmak, evrimci için başlıca sorunlardan birini oluşturuyor. . . . . Bu nitelik, bireydeki bencil genlerin varlıklarını devam ettirme dürtüsüyle açıklanamaz.” Collins şunu da belirtti: “Bazı kimseler kendi [ailevi, ırksal, sosyal, dinsel] grupları dışındaki kişiler için ve kesinlikle hiçbir ortak yönleri olmayan insanlar için özveride bulunuyorlar. . . . . Bu, Darwin’in kuramıyla açıklanabileceğe benzemiyor.”

      ‘Vicdanın Sesi’

      5. İnsanlarda çoğu kez hangi eğilim görülüyor?

      5 Dr. Collins özverimizin şu yönüne dikkat çekiyor: “Karşılığında hiçbir şey alınmasa bile, vicdanımızın sesi bizi başkalarına yardım etmeye çağırır.”a Collins’in sözünü ettiği ‘vicdan,’ Pavlus’un vurguladığı şu gerçeği aklımıza getirebilir: “Kanuna sahip olmayan milletlerin insanları, onun gereklerini doğal olarak yaptıklarında, kanuna sahip olmadıkları halde kendi kendilerine bir kanun koymuş olurlar. Bu kişilerin vicdanları kendileriyle birlikte tanıklık eder; onlar bir iç hesaplaşmayla kendilerini suçlar ya da mazur görürler. Böylece Kanunun taleplerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler” (Romalılar 2:14, 15).

      6. Neden tüm insanlar Yaratıcıya hesap vermeli?

      6 Pavlus Romalılara yazdığı mektupta, Tanrı’nın varlığı ve nitelikleri, görülen şeylerden açıkça anlaşıldığı için insanların Tanrı’ya hesap vereceklerini söyledi. Bu durum “dünyanın yaratılışından bu yana” böyledir (Romalılar 1:18-20; Mezmur 19:1-4). Birçoklarının Yaratıcısını görmezden geldiği ve yozlaşmış bir hayat sürdüğü doğrudur. Fakat Tanrı’nın isteği, insanların O’nun doğruluk standartlarını kabul etmesi ve kötü alışkanlıklarından tövbe etmesidir (Romalılar 1:22–2:6). Yahudilerin böyle yapmaları için sağlam bir nedenleri vardı; onlara Musa aracılığıyla Tanrı’nın Kanunu verilmişti. Fakat “Tanrı’nın kutsal bildirileri”ni almamış insanlar bile Tanrı’nın var olduğunu kabul etmeliydi (Romalılar 2:8-13; 3:2).

      7, 8. Adalet duygusu ne ölçüde görülür? Bu neye işaret eder?

      7 Herkesin Tanrı’nın varlığını kabul etmesini ve buna uygun davranmasını gerektiren güçlü bir neden, doğruyu ve yanlışı ayırt etmelerini sağlayan içlerindeki yetidir. Adalet duygumuz vicdana sahip olduğumuza dair bir belirtidir. Şunu gözünüzde canlandırın: Küçük çocuklar salıncağa binmek için sırada bekliyorlar. O sırada bir çocuk bekleyenlere aldırmadan sıranın önüne geçiyor. Birçoğu “Bu haksızlık!” diye tepki gösteriyor. Şimdi kendinize sorun: “Çocuklar bile adalet duygusuna sahip olduklarını doğal olarak nasıl gösteriyorlar?” Böyle yapmaları içlerindeki ahlak duygusunu yansıtıyor. Pavlus “Kanuna sahip olmayan milletlerin insanları, onun gereklerini doğal olarak yaptıklarında” diye yazdı. Pavlus bunu, sanki ender rastlanan bir şeymiş gibi göstermedi. “Yaptıklarında” derken bunun sıkça yapılan bir şey olduğunu ortaya koydu. İnsanların kanunun ‘gereklerini doğal olarak yapmaları’ demek, onların içlerindeki ahlak duygusundan ötürü Tanrı’nın yazılı kanununda okuduklarımızla uyum içinde davranmaları demektir.

      8 Bu ahlaksal eğilim birçok ülkede görülüyor. Cambridge Üniversitesi’nden bir profesörün yazdığına göre, Babilliler, Mısırlılar, Yunanlılar, Avustralya ve Amerika Yerlileri arasında “baskı, cinayet, ihanet ve yalancılığı mahkûm eden ve yaşlı, genç ve güçsüze iyilik yapılmasını emreden standartlar” var. Dr. Collins şunları yazdı: “Doğru ve yanlış kavramının insan ırkının tüm fertleri arasında evrensel olduğu görülüyor.” Bu bize Romalılar 2:14’ü hatırlatmıyor mu?

      Vicdanımız Nasıl Çalışıyor?

      9. Vicdan nedir? Bir eylemde bulunmadan önce bize nasıl yardım edebilir?

      9 Mukaddes Kitap vicdanın, davranışlarımıza bakan ve değerlendiren içsel bir yetenek olduğunu gösteriyor. Bu, bir davranışın doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu söyleyen, içimizdeki bir ses gibidir. Pavlus içindeki bu sesten şöyle söz etti: “Vicdanım kutsal ruhla uyum içinde, benimle birlikte buna tanıklık ediyor” (Romalılar 9:1). Örneğin, biz ahlaksal yönden önem taşıyan bir şeyi yapıp yapmamayı düşünürken, bu ses önceden konuşabilir. Vicdanımız yapmayı düşündüğümüz bir eylemi değerlendirmemize ve onu yaptığımızda neler hissedeceğimizi aklımıza getirmemize yardım edebilir.

      10. Genelde vicdan nasıl çalışır?

      10 Genelde vicdanımız bir şey yaptıktan sonra çalışmaya başlar. Davud, Kral Saul’dan kaçarken Tanrı’nın meshedilmiş kralına saygısızca davranma fırsatı buldu ve bunu yaptı. Sonradan “Davudun yüreği kendisini kötüledi” (1. Samuel 24:1-5; Mezmur 32:3, 5). Bu kayıtta “vicdan” sözcüğü geçmiyor, fakat Davud’un hissettiği buydu; yani vicdanının sesi. Benzer şekilde hepimiz vicdan azabı çekmişizdir. Bir şey yaparız, ama sonra davranış tarzımızdan rahatsız olur ve huzursuzlanırız. Vergilerini ödemeyen bazı kişileri vicdanları öyle rahatsız etti ki, daha sonra borçlarını ödediler. Başkaları da yaptıkları zinayı eşlerine itiraf etme gereği duydular (İbraniler 13:4). Bir kişi vicdanıyla uyumlu hareket ettiğinde sonuçta doyum ve huzur elde edebilir.

      11. Sadece ‘vicdanımızın rehberliğiyle yetinmek’ neden tehlikeli olabilir? Örnekleyin.

      11 O halde biz sadece ‘vicdanımızın rehberliğiyle yetinebilir miyiz?’ Vicdanımıza kulak vermek iyidir, fakat onun sesi bizi ciddi şekilde yanıltabilir. Evet, “içimizdeki insan”ın sesi bizi yanılgıya düşürebilir (2. Korintoslular 4:16). Bir örneği ele alalım. Mukaddes Kitap Mesih’in gayretli bir takipçisi olan ve ‘Tanrı’nın lütfunun ve gücünün üzerinde olduğu’ İstefanos’dan söz eder. Bazı Yahudiler, İstefanos’u Yeruşalim’in dışına atmış ve taşlayarak öldürmüştü. Saul (sonradan elçi Pavlus oldu) onların yakınında duruyordu ve İstefanos’un “öldürülmesini onaylamıştı.” Görülüyor ki, Yahudiler doğruyu yaptıklarına öyle inanmışlardı ki, vicdanları onları rahatsız etmiyordu. Saul için de aynı şey geçerli olmalı, çünkü daha sonra o “Efendimizin öğrencilerini hâlâ kudurmuşçasına tehdit edip canlarına” kastediyordu. Şu halde, onun vicdanının doğru olanı söylemediği açıktı (Elçiler 6:8; 7:57–8:1; 9:1).

      12. Vicdanımızı etkileyebilen bir etken nedir?

      12 Saul’un vicdanını hangi şey etkilemiş olabilir? Onun başkalarıyla yakın arkadaşlığı bir etken olabilir. Birçoğumuz ses tonu babasınınkine çok benzeyen bir kişiyle telefonda konuşmuşuzdur. Bu kişi ses tonunu bir dereceye kadar babasından miras almış olabilir, fakat aynı zamanda o, babasının konuşma tarzından etkilenmiş de olabilir. Benzer şekilde Saul da, İsa’dan nefret eden ve onun öğretilerine karşı çıkan Yahudilerle arasındaki yakın arkadaşlıktan etkilenmiş olabilir (Yuhanna 11:47-50; 18:14; Elçiler 5:27, 28, 33). Evet arkadaşları, Saul’un içindeki sesi, yani vicdanını etkilemiş olabilir.

      13. Kişinin çevresi vicdanını nasıl etkileyebilir?

      13 Tıpkı bir kişinin çevresi, onun belirli bir şive ya da lehçeyle konuşmasına yol açabildiği gibi, vicdan da kişinin yaşadığı kültür ya da çevreden etkilenebilir (Matta 26:73). Eski Asurlulara da böyle olmuş olmalı. Onlar militarist özellikleriyle tanınırlar ve yaptıkları kabartmalarda esirlerine işkence ederken resmedilirler (Nahum 2:11, 12; 3:1). Yunus’un zamanındaki Nineveliler “sağını ve solunu seçemiyen” bir toplum olarak tanımlanır. Yani Tanrı’nın bakış açısından, onlar uygun olan ile olmayana karar vermek konusunda doğru bir standarda sahip değildiler. Böyle bir çevrenin Nineve’de yetişen birini ne kadar etkilemiş olabileceğini bir düşünün (Yunus 3:4, 5; 4:11). Aynı şekilde bugün de, bir kişinin vicdanı çevresindekilerin tutumundan etkilenebilir.

      İçimizdeki Sesi Nasıl Geliştirebiliriz?

      14. Vicdanımız Tekvin 1:27’de söylenenleri nasıl yansıtıyor?

      14 Yehova, Âdem ile Havva’ya vicdan hediyesini verdi ve biz de vicdanımızı onlardan miras aldık. Tekvin 1:27 bize insanların Tanrı’nın “sureti” ya da yansıması olarak yaratıldığını söyler. Bu, Tanrı’nın fiziksel yansıması olarak yaratıldığımız anlamına gelmez; çünkü O ruhtur, biz ise etten kemikten yaratıldık. Tanrı’nın yansıması olmamız, O’nun niteliklerine sahip olmamız demektir. Bu niteliklere, çalışan bir vicdan ile ahlak duygusu da dahildir. Bu gerçek, vicdanımızı güçlendirerek daha güvenilir bir hale getirmenin bir yolu olduğunu gösterir: Yaratıcı hakkında daha fazla bilgi edinmek ve O’na daha çok yaklaşmak.

      15. Babamızı tanımaya başlamaktan yarar görebilmenin bir yolu nedir?

      15 Mukaddes Kitap Yehova’nın bir bakıma hepimizin Babası olduğunu gösterir (İşaya 64:8). Ümitleri ister gökte ister yeryüzü cennetinde yaşamak olsun, gerçek Hıristiyanlar duada Tanrı’ya Baba olarak yönelebilirler (Matta 6:9). Babamıza her zamankinden daha fazla yakın olmayı arzulamalıyız ve böylece O’nun görüşlerini ve standartlarını öğrenmeliyiz (Yakub 4:8). Birçok kişi böyle şeylerle ilgilenmiyor. Onlar İsa’nın şu sözleri söylediği Yahudiler gibiler: “Siz O’nun ne sesini duydunuz, ne de suretini gördünüz. Ve O’nun sözü içinizde durmuyor” (Yuhanna 5:37, 38). Evet, Tanrı’nın sesini gerçek anlamda duymadık, fakat O’nun sözünü okuyarak neler düşündüğünü bilebiliriz ve böylece O’nun gibi olabilir, O’nun gibi düşünebiliriz.

      16. Yusuf’la ilgili kayıt vicdanımızı eğitmenin ve ona kulak vermenin önemi konusunda ne gösteriyor?

      16 Potifar’ın evinde çalışan Yusuf’la ilgili kayıt bunu gösteriyor. Potifar’ın karısı, Yusuf’u baştan çıkarmaya çalışmıştı. Henüz Mukaddes Kitabın hiçbir kısmının yazılmadığı ve On Emrin verilmediği bir dönemde yaşadığı halde, Yusuf şunları söyleyerek kadına tepki gösterdi: “Nasıl bu büyük kötülüğü yapayım, ve Allaha karşı suç edeyim?” (Tekvin 39:9). O ailesini memnun etmek düşüncesiyle bu şekilde tepki göstermiyordu; çünkü onlardan uzakta yaşıyordu. Yusuf öncelikle Tanrı’yı memnun etmek istiyordu. O, Tanrı’nın evlilikle ilgili standardını, yani bir kadın için bir erkek olacağını ve ikisinin “bir beden” olacağını biliyordu. Ayrıca, Rebeka’nın evli olduğunu öğrenince Abimelek’in neler hissettiğini de herhalde işitmişti. Abimelek, Rebeka’yı eş olarak almasının yanlış olacağını ve toplumunu suçlu duruma düşüreceğini anlamıştı. Evet Yehova, Abimelek ile Rebeka’nın olayında ortaya çıkan sonucu desteklediğini göstermekle, zina konusundaki görüşünü göstermişti. Yusuf’un tüm bunları biliyor olması, miras aldığı vicdanın uyarılarını herhalde kuvvetlendirdi ve onu cinsel ahlaksızlığa karşı koymaya yöneltti (Tekvin 2:24; 12:17-19; 20:1-18; 26:7-14).

      17. Babamıza benzeme çabamızda neden Yusuf’tan daha iyi bir durumdayız?

      17 Tabii biz şimdi Yusuf’tan daha iyi durumdayız. Mukaddes Kitabın tümüne sahibiz ve oradan Babamızın neyi onayladığı ve neyi yasakladığı da dahil, düşüncelerini ve duygularını öğreniyoruz. Kutsal Yazıları incelemeye kendimizi daha çok verirsek, Tanrı’ya daha çok yaklaşabilir ve O’nun gibi olabiliriz. Böyle yaptıkça, vicdanımızın yönlendirmeleri Babamızın düşüncelerine herhalde daha uygun hale gelecek ve O’nun isteğiyle giderek daha uyumlu olacak (Efesoslular 5:1-5).

      18. Geçmişimizin olası etkilerine rağmen, vicdanımızın daha güvenilir olması için ne yapabiliriz?

      18 Çevrenin vicdanımızı şekillendirmesi hakkında ne denebilir? Akrabalarımızın düşünce ve davranışlarından, büyüdüğümüz çevreden etkilenebiliriz. Bu nedenle, vicdanımızın sesi zayıflamış ya da bozulmuş olabilir. Bu ses çevremizdekilerin “şivesiyle” konuşuyordur. Geçmişimizi değiştiremeyeceğimiz doğrudur; fakat vicdanımızı olumlu yönde etkileyecek arkadaşları ve çevreyi seçmeye kararlı olabiliriz. Bu konuda önemli bir adım, uzun yıllardır gökteki Babaları gibi olmaya çalışan İsa’nın samimi takipçileriyle düzenli olarak bir arada olmaktır. İbadetler bunun için mükemmel fırsatlardır; ibadet başlamadan önce ve bittikten sonra da arkadaşlık yapılabilir. İman kardeşlerimizin Mukaddes Kitaba dayalı düşüncelerini ve tepkilerini gözlemleyebiliriz. Buna, vicdanları Tanrı’nın bakış açısını ve standartlarını yansıttığından dolayı ibadeti dinlemeye istekli oluşları da dahildir. Zamanla bu, vicdanımızı Mukaddes Kitabın ilkeleriyle uyumlu hale getirmemize ve Tanrı’yı daha iyi biçimde yansıtmamıza yardım edebilir. İçimizdeki sesi Babamızın ilkeleriyle uyumlu hale getirdiğimizde ve kendimizi iman kardeşlerimizin olumlu etkisine bıraktığımızda, vicdanımız daha güvenilir olacak ve onun söylediklerini dinlemeye daha eğilimli olacağız (İşaya 30:21).

      19. Vicdanın dikkat etmemiz gereken başka hangi yönleri var?

      19 Yine de bazıları vicdanlarını dinlemek için her gün mücadele ediyor. Sonraki makale gerçek Hıristiyanların karşılaştığı bazı durumları ele alacak. Bu durumları incelerken vicdanın rolünü, vicdanların neden birbirinden farklı çalışabildiğini ve vicdanın sesini giderek nasıl daha iyi dinleyebileceğimizi daha net bir şekilde göreceğiz (İbraniler 6:11, 12).

      [Dipnot]

      a Harward Üniversitesi’nde astronomi dalında araştırma profesörü olan Owen Gingerich de benzer şekilde şunu yazdı: “Gerçekten de özveri niteliği . . . . hayvanlar âlemini gözlemleyerek alınabilecek bilimsel cevabı . . . . olmayan bir soru ortaya atar. Daha inandırıcı bir cevap başka bir platformda alınabilir ve vicdan da dahil, Tanrı’nın insanlığa verdiği niteliklerle bağlantılı olabilir.”

  • Vicdanınızın Sesine Duyarlı Olun
    Gözcü Kulesi—2007 | 15 Ekim
    • Vicdanınızın Sesine Duyarlı Olun

      “Temiz olanlar için her şey temizdir. Fakat kirli ve imansız kişiler için hiçbir şey temiz değildir” (TİTUS 1:15).

      1. Pavlus Girit’teki cemaatlerle nasıl ilgilendi?

      ELÇİ PAVLUS üçüncü vaizlik gezisini tamamladıktan sonra tutuklanıp sonunda Roma’ya gönderildi. Orada iki yıl hapis kaldı. Pavlus serbest bırakıldıktan bir süre sonra Titus’la birlikte Girit adasını ziyaret etti ve daha sonra ona şunları yazdı: “Seni Girit’te bıraktım ki, yarım kalan işleri düzene koyup . . . . cemaat ihtiyarlarının atanmasını . . . . yapabilesin” (Titus 1:5). Titus’un yerine getireceği bu görev başkalarının vicdanlarıyla ilgiliydi.

      2. Titus, Girit adasında hangi sorunla uğraşmak zorunda kaldı?

      2 Pavlus, Titus’a cemaat ihtiyarlarında aranması gereken nitelikler hakkında öğüt verdi ve ardından “başına buyruk, boşboğaz ve insanların aklını çelen birçok adam” olduğuna dikkat çekti. Onlar “öğretmemeleri gereken şeyleri öğreterek aileleri tümden çökertiyorlar”dı. Titus “onları ciddiyetle uyarmaya devam” etmeliydi (Titus 1:10-14; 1. Timoteos 4:7). Pavlus onların zihinlerinin ve vicdanlarının “kirlenmiş” olduğunu söylerken, sanki güzel bir giysinin boyayla lekelenmesi gibi, “lekeli” anlamında bir sözcük kullandı (Titus 1:15). Bu erkeklerden bazıları ‘sünnet taraftarı’ olduğundan, Yahudi kökenli olabilirdi. Günümüzde cemaatler böyle bir bakış açısına sahip erkekler tarafından çökertilmiyor olsa da, Pavlus’un Titus’a verdiği öğütten vicdan hakkında çok şey öğrenebiliriz.

      Vicdanları Kirlenmiş Olanlar

      3. Pavlus, Titus’a vicdan konusunda ne yazdı?

      3 Pavlus’un vicdandan söz ettiği ortama dikkat edin. “Temiz olanlar için her şey temizdir. Fakat kirli ve imansız kişiler için hiçbir şey temiz değildir, çünkü onların hem zihinleri hem de vicdanları kirlenmiştir. Herkese Tanrı’yı tanıdıklarını söylerler, fakat yaptıklarıyla O’nu inkâr ederler.” Açıkçası, o sırada bazılarının “güçlü bir imana sahip olmaları için” değişiklikler yapması gerekiyordu (Titus 1:13, 15, 16). Temiz olan ile olmayanı ayırt etme konusunda bir sorunları vardı ve bu vicdanlarıyla ilgiliydi.

      4, 5. Cemaatlerdeki bazı kişilerin hangi kusuru vardı? Bu onları nasıl etkiledi?

      4 Bundan on yılı aşkın bir süre önce Hıristiyan Yönetim Kurulu, Tanrı’nın gerçek bir hizmetçisi olmak için artık sünnetin gerekmediği sonucuna varmış ve buna uygun olarak cemaatleri bilgilendirmişti (Elçiler 15:1, 2, 19-29). Yine de, Girit’teki bazı kişiler hâlâ ‘sünnet taraftarıydı.’ Onlar “öğretmemeleri gereken şeyleri öğreterek” Yönetim Kuruluyla açıkça ters düşüyorlardı (Titus 1:10, 11). Onlar çarpık düşünüşleri yüzünden, Kanundaki yiyecek ve ibadet temizliğiyle ilgili düzenleme ve kuralları da savunmuş olabilirler. Hatta İsa’nın günlerindeki kişiler gibi, Kanun’da söylenenlerin kapsamını genişleterek Yahudi masalları ile insanların isteklerini de savunmuş olabilirler (Markos 7:2, 3, 5, 15; 1. Timoteos 4:3).

      5 Böyle düşünmelerinin yargıları ve ahlak duyguları, yani vicdanları üzerinde olumsuz etkisi oldu. Pavlus şöyle yazdı: “Kirli ve imansız kişiler için hiçbir şey temiz değildir.” Onların vicdanları öyle çarpık bir hale geldi ki, artık değerlendirme yapabilmeleri ve davranışları için güvenilir bir rehber olmaktan çıktı. Üstelik her Hıristiyanın farklı kararlar verebileceği kişisel meseleler hakkında iman kardeşlerine hükmediyorlardı. Dolayısıyla, Giritliler gerçekte kirli olmayan davranışları ve tercihleri kirli olarak kabul ediyorlardı (Romalılar 14:17; Koloseliler 2:16). Tanrı’yı tanıdıklarını söylerlerken, işleri tersini gösteriyordu (Titus 1:16).

      ‘Temiz Olanlar İçin Temizdir’

      6. Pavlus hangi iki tür insandan söz etti?

      6 Pavlus’un Titus’a yazdıklarından biz nasıl yararlanabiliriz? Şu ifadedeki karşıtlığa bakalım: “Temiz olanlar için her şey temizdir. Fakat kirli ve imansız kişiler için hiçbir şey temiz değildir, çünkü onların hem zihinleri hem de vicdanları kirlenmiştir” (Titus 1:15). Kuşkusuz Pavlus ahlaken temiz bir Hıristiyan için, her şeyin mutlaka temiz ve hoşgörülebilir olduğunu söylemiyordu. Bundan emin olabiliriz, çünkü Pavlus başka bir mektupta cinsel ahlaksızlık, putperestlik, ruhçuluk ve benzeri şeyleri yapanların ‘Tanrı’nın Krallığında mirası olmayacağını’ açıkça belirtmişti (Galatyalılar 5:19-21). Dolayısıyla şu sonuca varıyoruz: Pavlus iki tür insan, yani ahlaki ve ruhi açıdan temiz olanlar ile olmayanlar hakkındaki genel bir hakikatten söz ediyordu.

      7. İbraniler 13:4 neyi yasaklar? Hangi soru doğabilir?

      7 Gerçek bir Hıristiyanın kaçınması gerekenler, Mukaddes Kitabın belirgin şekilde yasakladığı şeylerle sınırlı değildir. Örneğin, şu açıksözlü ifadeyi ele alalım: “Evlilik herkesin gözünde saygın olsun, evlilik ilişkinizi lekelemeyin, çünkü cinsel ahlaksızlık ve zina yapanları Tanrı yargılayacak” (İbraniler 13:4). İsa’nın takipçisi olmayanlar ve Mukaddes Kitap hakkında hiçbir şey bilmeyenler bile haklı olarak bu ayetin zinayı yasakladığı sonucuna varır. Bu ayetten ve Mukaddes Kitabın diğer kısımlarından şu açıkça görülür: Tanrı evli bir erkek ya da kadının yasal eşinden başka biriyle cinsel ilişkiye girmesini mahkûm eder. Fakat evli olmayan iki kişinin oral seks yapması hakkında ne denebilir? Birçok genç bunun zararsız olduğunu, çünkü tam bir cinsel birleşme olmadığını iddia ediyor. İsa’nın gerçek bir takipçisi oral seksi temiz bir davranış olarak görebilir mi?

      8. Oral seks konusunda İsa’nın gerçek takipçilerinin görüşü dünyadaki birçok kişininkinden nasıl farklıdır?

      8 İbraniler 13:4 ve 1. Korintoslular 6:9 ayetleri Tanrı’nın hem zinayı hem de cinsel ahlaksızlığı (Yunanca porneia) onaylamadığını gösteriyor. Cinsel ahlaksızlık sözcüğünün kapsamına neler girer? Bu Yunanca terim, üreme organlarının şehvet amacıyla doğal bir şekilde ya da sapıkça kullanılmasını içerir. Buna, Kutsal Yazılarca kabul edilen evlilik ilişkisi dışındaki tüm yasak cinsel ilişkiler dahildir. Dolayısıyla, dünyadaki birçok gence oral seksin kabul edilebilir olduğu söylenmiş olsa da ya da kendileri bu sonuca varmış olsalar da, porneia sözcüğü oral seksi de içerir. İsa’nın gerçek takipçileri “boşboğaz ve insanların aklını çelen” kimselerin görüşlerinin, düşünüşlerine ve davranışlarına rehberlik etmesine izin vermezler (Titus 1:10). Onlar Kutsal Yazıların yüksek standardına bağlı kalırlar. Oral seks için mazeretler bulmaya çalışmak yerine, bunun Kutsal Yazılar açısından cinsel ahlaksızlık, yani porneia olduğunu kavrarlar ve vicdanlarını buna uygun olarak eğitirlera (Elçiler 21:25; 1. Korintoslular 6:18; Efesoslular 5:3).

      Farklı Vicdanlar Farklı Kararlar

      9. Eğer “her şey temiz” ise, vicdanın rolü nedir?

      9 Öyleyse Pavlus “temiz olanlar için her şey temizdir” dediğinde neyi kastetti? Pavlus, düşünüşlerini ve ahlak duygularını Tanrı’nın ilham edilmiş Sözünde bulunan standartlara uygun hale getirmiş Hıristiyanlardan söz ediyordu. Bu kişiler, Tanrı’nın doğrudan mahkûm etmediği ve iman edenlerin farklı görüşlere sahip olabileceği birçok mesele olduğunu kabul ederler. İman kardeşlerini yargılamaktansa, Tanrı’nın mahkûm etmediği şeyleri “temiz” olarak kabul ederler. Onlar Mukaddes Kitabın kesin talimatlar vermediği diğer alanlarda başkalarının tam kendileri gibi düşünüp karar vermesini beklemezler. Şimdi bu tür durumlardan bazılarını ele alalım.

      10. Bir düğün (ya da cenaze) töreni nasıl sorun oluşturabilir?

      10 Eşlerden birinin İsa’nın takipçisi olup diğerinin olmadığı birçok aile var (1. Petrus 3:1; 4:3). Bu durum çeşitli sorunlara yol açabilir; örneğin bir akrabanın düğünü ya da cenazesi olduğunda böyle sorunlar çıkabilir. Kocası henüz imanını paylaşmayan İsa’nın takipçisi bir kadının durumunu ele alalım. Kocasının akrabalarından biri evlenecek ve düğün töreni kilisede ya da dinsel geleneklerin uygulandığı bir ortamda yapılacak. (Veya kocasının bir akrabası, belki de ana ya da babası öldü ve cenaze töreni kilisede ya da dinsel geleneklerin uygulandığı bir ortamda yapılacak.) Kadın ve kocası törene davet ediliyor ve kocası ondan kendisine eşlik etmesini istiyor. Kadının vicdanı bu törene katılmak konusunda ne söyleyecek? O ne yapacak? Şu iki olasılığı düşünelim.

      11. İsa’nın takipçisi bir kadının dinsel geleneklerin yerine getirileceği bir düğüne gidip gitmeme ve bunun sonuçları konusunda nasıl mantık yürütebileceğini anlatın.

      11 Lale Mukaddes Kitabın, sahte din dünya imparatorluğu olan ‘Büyük Babilden çıkın’ emri üzerinde iyice düşünür (Vahiy 18:2, 4). O eskiden bu sahte dinsel teşkilatın bir üyesiydi ve mensup olduğu dinde düğün esnasında dinsel gelenekler yerine getirilirdi. Ayrıca Lale tören sırasında, orada bulunan herkesten dinsel eylemlere katılmasının, örneğin dua etmesinin, ilahi söylemesinin ya da dinsel anlamı olan jestler yapmasının isteneceğini de biliyor. O bunlara katılmamaya kararlı, hatta orada olmayı ve sadakatini bozabilecek bir baskı altına girmeyi de istemiyor. Lale Kutsal Yazılara göre başı olan kocasına saygı duyuyor ve onunla işbirliği yapmak istiyor; fakat Kutsal Yazılardaki ilkeler konusunda uzlaşmak istemiyor (Elçiler 5:29). Bu nedenle kocasına, eğer törene gitmek isterse kendisinin gelemeyeceğini nezaketle açıklıyor. Bu durumda düğüne katılır ve bazı şeyleri yapmazsa kocasını utandırabileceğini, dolayısıyla düğüne katılmamasının kocası için en iyisi olacağını da söyleyebilir. Verdiği karardan dolayı Lale’nin vicdanı rahattır.

      12. Dinsel geleneklerin yerine getirileceği bir düğüne davet edildiğinde bazıları nasıl mantık yürütebilir ve davete nasıl karşılık verebilir?

      12 Rüya neredeyse aynı ikilemle karşılaşır. O kocasına saygı duyuyor; Tanrı’ya vefalı olmaya kararlı ve Mukaddes Kitaba göre eğitilmiş vicdanının sesine duyarlı. Lale’nin de üzerinde durduğu noktalar üzerinde düşündükten sonra, dua edip 15 Mayıs 2002 tarihli Gözcü Kulesi dergisindeki “Okuyucuların Soruları” kısmını inceliyor. Üç İbraninin, putperestliğin yapılacağı yerde bulunmakla ilgili emre itaat ettiğini, fakat putperest bir eyleme katılmayarak sadakatlerini koruduklarını hatırlıyor (Daniel 3:15-18). Rüya kocasına eşlik etmeye, fakat hiçbir dinsel eyleme katılmamaya karar veriyor ve böylece vicdanıyla uyumlu hareket ediyor. Kocasına vicdanının neleri yapmasına izin verdiğini ve vermediğini nezaketle fakat açıkça söylüyor. Rüya, kocasının hakiki tapınma ile sahte tapınma arasındaki farkı göreceğini ümit ediyor (Elçiler 24:16).

      13. İsa’nın iki takipçisinin farklı sonuçlara varması bizi neden rahatsız etmemeli?

      13 İsa’nın iki takipçisinin farklı sonuçlara varması, bir kimsenin ne yaptığının önemli olmadığı ya da bu iki kişiden birinin vicdanının zayıf olduğunu anlamına mı geliyor? Hayır. Lale, böyle törenlerde kullanılan müzik ve nesnelerle ilgili geçmişte yaşadıklarından ötürü, orada olmanın kendisi için özellikle tehlikeli olacağını fark etmiş olabilir. Geçmişte kocasının dinsel konularda kendisinden bekledikleri de vicdanını etkilemiş olabilir. Dolayısıyla Lale kararının kendisi için en iyisi olduğuna ikna olmuş durumda.

      14. İsa’nın takipçileri kişisel kararlarla ilgili meselelerde neyi unutmamalı?

      14 Acaba Rüya’nın kararı yanlış olabilir mi? Başkalarının böyle bir şey söylemeye hakkı yoktur. Onlar Rüya’yı bu törene katılmayı, fakat hiçbir dinsel eylemde bulunmamayı seçtiği için yargılamamalı ya da eleştirmemeli. Belirli gıdaların yenip yenmemesiyle ilgili kişisel kararlar hakkında Pavlus’un şu öğüdünü unutmayalım: “Bir şeyi yiyen yemeyene tepeden bakmasın, yemeyen de yiyen hakkında hüküm vermesin . . . . Efendisinin kararına göre, görevinde kalır ya da kalmaz. Kalacaktır da, çünkü Yehova onu görevinde tutabilir” (Romalılar 14:3, 4). Kuşkusuz İsa’nın hiçbir gerçek takipçisi bir başkasını eğitilmiş vicdanının rehberliğini umursamamaya teşvik etmek istemez, çünkü bunu yapmak, yaşam kurtarabilecek bir mesaj ileten sesi susturmak gibidir.

      15. Başkalarının vicdanı ve duyguları neden ciddiyetle göz önünde bulundurulmalıdır?

      15 Bu konuyu ele alırken bu iki hemşiremiz başka etkenleri de düşünmüş olmalı; bu etkenlerden biri kararın başkaları üzerinde yaratacağı etkidir. Pavlus bize şu öğüdü verdi: “Hiçbir kardeşi iman yolunda tökezletmemeye ya da düşürmemeye kararlı olun” (Romalılar 14:13). Lale benzer durumların cemaatinde ya da kendi ailesinde olumsuz tepkilere yol açtığını biliyor olabilir; ayrıca davranışları çocuklarını fazlasıyla etkiliyor olabilir. Tersine, Rüya kendisininkine benzer tercihlerin cemaatinde ya da bulunduğu toplumda rahatsızlığa yol açmadığını biliyor olabilir. Onlar gibi biz de, uygun şekilde eğitilmiş vicdanımızın başkaları üzerindeki etkisini kabul etmeliyiz. İsa şöyle dedi: “Kim bana iman eden bu küçüklerden birini iman yolunda tökezletirse, boynunda büyük bir değirmen taşıyla derin sulara gömülmesi kendisi için daha iyidir” (Matta 18:6). Bir kimse davranışlarının başkalarını tökezletmesine aldırmıyorsa, Girit’teki bazı Hıristiyanlar gibi, kirlenmiş bir vicdana sahip olabilir.

      16. Gerçek bir Hıristiyanda zamanla hangi değişikliklerin olmasını bekleyebiliriz?

      16 Gerçek bir Hıristiyanın Tanrı’yla ilişkisinin gelişmeye devam etmesi gerektiği gibi, vicdanını dinleme ve ona duyarlı olma yetileri de gelişmeye devam etmelidir. Yakın zamanlarda vaftiz edilmiş Murat’ı düşünelim. Vicdanı ona, daha önceden yaptığı Kutsal Yazılara aykırı davranışlardan uzak durmasını söylüyordu, belki bunların arasında putlarla ya da kanla ilgili uygulamalar da vardı (Elçiler 21:25). Aslında o artık, Tanrı’nın yasakladıklarına az da olsa benzeyen şeylerden bile titizlikle kaçınıyordu. Öte yandan, kendisinin uygun bulduğu şeyleri, örneğin belirli televizyon programlarını bazılarının izlemeyi reddetmesine şaşırıyordu.

      17. Zaman ve ruhi gelişimin gerçek bir Hıristiyanın vicdanını ve kararlarını nasıl etkileyebileceğini örnekleyin.

      17 Zamanla Murat bilgisini artırdı ve Tanrı’ya yaklaştı (Koloseliler 1:9, 10). Bunun nasıl bir etkisi oldu? Onun vicdanı artık çok daha eğitilmiş durumda. Şimdi Murat vicdanını dinlemeye ve Kutsal Yazılardaki ilkeleri dikkatle ele almaya daha eğilimli. Artık o, Tanrı’nın yasaklarına az da olsa benzediğini düşünüp uzak durduğu bazı şeylerin aslında Tanrı’nın düşünüşüne ters olmadığını fark ediyor. Üstelik Murat, Mukaddes Kitap ilkelerine daha duyarlı ve iyi eğitilmiş vicdanını dinlemeye daha istekli olduğundan, şimdi vicdanı onu önceleri uygun bulduğu programlardan kaçınmaya yöneltiyor. Demek ki onun vicdanı artık daha da arıtılmış durumda (Mezmur 37:31).

      18. Sevinmek için hangi nedenimiz var?

      18 Çoğu cemaatte, kişilerin ruhi gelişimleri farklı düzeylerde. Onlardan bazıları iman yolunda çok yeni. Belki onların vicdanları belirli konularda neredeyse sessiz kalırken, içlerindeki ses başka konularda gür çıkıyor olabilir. Böyle kimselerin Yehova’nın rehberliğiyle uyumlu ve eğitilmiş vicdanlarının sesine duyarlı hale gelmeleri için zamana ve yardıma ihtiyaçları olabilir (Efesoslular 4:14, 15). Neyse ki bu kişilerin cemaatlerinde, Mukaddes Kitap ilkeleri hakkında derin bilgisi, bu ilkeleri uygulama konusunda tecrübesi ve Tanrı’nın düşünüşüyle çok uyumlu vicdanları olan herhalde birçok kardeş var. Efendimizi hoşnut eden şeyleri ahlaki ve ruhi açıdan “temiz” gören böyle “temiz” kimselerin etrafımızda olması ne büyük bir sevinç! (Efesoslular 5:10). O noktaya erişmek, ayrıca tam hakikat bilgisi ve Tanrısal bağlılıkla uyumlu böyle bir vicdanı korumak hepimizin hedefi olsun (Titus 1:1).

      [Dipnot]

      a Dinsel Seri’nin 1 Kasım 1983 tarihli kitabının 22, 23. sayfalarında evli çiftlerle ilgili öğütler veriliyor.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş