Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • İman ve Tanrı Korkusundan Kaynaklanan Cesaret
    Gözcü Kulesi—2006 | 1 Ekim
    • İman ve Tanrı Korkusundan Kaynaklanan Cesaret

      “Kuvvetli ol ve yürekli ol . . . . Allahın RAB seninle beraberdir” (YEŞU 1:9).

      1, 2. (a) İnsani açıdan bakıldığında İsrailoğullarının Kenanlıları yenmesi mümkün müydü? (b) Yeşu’ya hangi güvence verildi?

      MİLATTAN ÖNCE 1473’te, eski İsrail milleti Vaat Edilmiş Topraklara girmek üzereydi. Musa, onları bekleyen zorluklar hakkında topluma şunları hatırlattı: “Senden daha büyük ve kudretli milletleri, büyük ve uzun boylu bir kavmı . . . . haklarında: Anak oğullarının karşısında kim durabilir? denildiğini işittiğin Anak oğullarını, göklere kadar duvarlı şehirleri mülk olarak almak üzre içeri girmek için bugün Erdenden geçiyorsun” (Tesniye 9:1, 2). Gerçekten de bu iri yarı savaşçıların ününü duymayan yoktu. Dahası bazı Kenanlıların, atlardan ve demir tırpanlı savaş arabalarından oluşan tam donanımlı orduları vardı (Hâkimler 4:13).

      2 Oysa İsrailoğulları eskiden köle olan bir milletti ve 40 yıldır çölde dolaşıyorlardı. Bu nedenle insani açıdan bakıldığında zafer kazanmaları pek olası görünmüyordu. Fakat Musa imanlıydı; Yehova’nın onlara önderlik ettiğini “görüyor”du (İbraniler 11:27). İsrail toplumuna şunları söyledi: “Senin önünde geçen Allahın RABDİR, . . . . onları helâk edecek, ve senin önünde onlara boyun iğdirecektir” (Tesniye 9:3; Mezmur 33:16, 17). Musa’nın ölümünden sonra Yehova, Yeşu’ya onu destekleyeceğine dair şu güvenceyi verdi: “Kalk, sen ve bütün bu kavm, onlara, İsrail oğullarına, vermekte olduğum diyara bu Erdenden geçin. Hayatının bütün günlerince kimse sana karşı duramıyacak; nasıl Musa ile beraber oldumsa seninle de öyle beraber olacağım” (Yeşu 1:2, 5).

      3. Yeşu’nun imanlı ve cesur olmasına ne yardım etti?

      3 Yeşu, Yehova’dan destek ve rehberlik almak için Tanrı’nın Kanununu okumalı, üzerinde derin düşünmeli ve onu uygulamalıydı. Yehova ona şöyle dedi: “O zaman yolunu açacaksın, ve o zaman muvaffak olacaksın. Sana emretmedim mi? Kuvvetli ol ve yürekli ol; korkma ve yılgınlığa düşme; çünkü yürüyeceğin her yerde Allahın RAB seninle beraberdir” (Yeşu 1:8, 9). Yeşu, Tanrı’yı dinlediği için cesur, güçlü ve başarılı oldu. Ancak onun neslinden olanların çoğu Tanrı’yı dinlemedi. Sonuçta başarısız oldular ve çölde öldüler.

      Cesareti Eksik Olan İmansız Bir Toplum

      4, 5. (a) Yeşu ve Kaleb’le, keşfe giden diğer kişilerin tutumunu nasıl karşılaştırabiliriz? (b) Yehova, toplumunun iman eksikliği göstermesi karşısında neler hissetti?

      4 İsrailoğulları 40 yıl önce ilk kez Kenan yakınlarına geldiklerinde, Musa keşif amacıyla oraya 12 adam göndermişti. 10’u korku içinde geri döndü. “Gördüğümüz bütün halk uzun boylu adamlardır” diye feryat ettiler. “Orada Nefilimden olan Anak oğullarını, Nefilimi gördük; ve kendi gözümüzde biz çekirgeler gibi idik.” Sadece Anakoğulları değil, “bütün halk” mı dev gibiydi? Hayır. Anakoğulları Tufandan önce yaşamış olan Nefilimin soyundan mı geliyordu? Tabii ki hayır. Yine de bu yanıltıcı sözler yüzünden halk korkuya kapıldı. Hatta Mısır’a, köle oldukları ülkeye dönmeyi bile istediler! (Sayılar 13:31–14:4).

      5 Fakat keşfe gidenlerden ikisi, Yeşu ve Kaleb, Vaat Edilmiş Topraklara girmek için can atıyorlardı. Kenanlılar için, “onlar bizim ekmeğimizdir” dediler. “Onları koruyan gölge üzerlerinden sıyrılmıştır; ve RAB bizimledir; onlardan korkmayın” (Sayılar 14:9). Yeşu ve Kaleb’inki boş bir iyimserlik miydi? Kesinlikle hayır. Onlar da diğerleri gibi Yehova’nın, güçlü Mısır’ı ve tanrılarını On Belayla nasıl alçalttığına tanık olmuşlardı. Sonra Yehova’nın, Firavun ve ordusunu Kızıldeniz’de sulara gömdüğünü görmüşlerdi (Mezmur 136:15). Açıkça görüldüğü gibi keşfe giden bu on kişinin ve onlardan etkilenenlerin korkması mazur görülecek bir şey değildi. Yehova, bu tutumları yüzünden ne kadar incindiğini şu sözlerle dile getirdi: “Aralarında yapmış olduğum bütün alâmetlere rağmen ne vakte kadar bana iman etmiyecekler?” (Sayılar 14:11).

      6. Cesaret ne açıdan imanla bağlantılıdır? Bu, günlerimizde nasıl görülüyor?

      6 Yehova doğrudan sorunun kökenine indi. Toplumun korkakça davranması, imanlarının eksik olduğunu ortaya seriyordu. Evet, iman ve cesaret yakından bağlantılıdır, öyle ki elçi Yuhanna, cemaat ve onun verdiği ruhi savaş hakkında şunları yazdı: “Bize dünyaya karşı zafer kazandıran, imanımızdır” (1. Yuhanna 5:4). Bugün Yeşu ve Kaleb’inkine benzer bir iman sayesinde, genç ya da yaşlı, bedenen güçlü ya da zayıf olsun, altı milyonu aşkın Yehova’nın Şahidi, Krallığın iyi haberini dünya çapında duyuruyor. Hiçbir düşman bu güçlü, cesur topluluğu susturmayı başaramadı (Romalılar 8:31).

      ‘Geri Çekilmeyin’

      7. ‘Geri çekilmek’ ne anlama gelir?

      7 Bugün Yehova’nın hizmetçileri iyi haberi cesaretle duyuruyorlar, çünkü onlar da şu sözleri kaleme alan elçi Pavlus gibi düşünüyorlar: “Bizler geri çekilip yok olacaklardan değil, iman edip canları korunacak olanlardanız” (İbraniler 10:39). Pavlus’un sözünü ettiği ve ‘geri çekilmek’ olarak tercüme edilen Yunanca sözcük, anlık bir korku duymak anlamına gelmez. Tanrı’nın birçok sadık hizmetçisinin de korktuğu zamanlar olmuştu (1. Samuel 21:12; 1. Krallar 19:1-4). Tersine bir Mukaddes Kitap sözlüğüne göre bu ifade, “geri çekilmek”, “hakikat yolunda gevşemeye başlamak” anlamına geliyor. Aynı sözlüğe göre ‘geri çekilmek,’ Tanrı’ya sunulan hizmet konusunda “yelkenleri indirip yavaşlamayı” çağrıştıran bir metafor olabilir. Tabii güçlü bir imanı olan kimseler, zulmün, hastalığın veya başka denemelerin neden olduğu zorluklar baş gösterdiğinde, ‘yavaşlamayı’ akıllarından bile geçirmezler. Bunun yerine Yehova’ya hizmet etmek konusunda hızlanırlar. O’nun kendileriyle yakından ilgilendiğinin farkındadırlar ve kendi sınırlarını bilirler (Mezmur 55:22; 103:14). Sizin de böyle bir imanınız var mı?

      8, 9. (a) Yehova, ilk Hıristiyanların imanlarını nasıl güçlendirdi? (b) Biz imanımızı nasıl güçlendirebiliriz?

      8 Bir defasında elçiler imanlarının azaldığını fark ederek İsa’ya “imanımızı artır” dediler (Luka 17:5). Özellikle MS 33 yılının Pentekost gününde, vaat edilen kutsal ruh öğrencilerinin üzerine inip, Tanrı’nın Sözünü ve amacını daha iyi anlamalarını sağladığında, bu içten ricaları yerine gelmiş oldu (Yuhanna 14:26; Elçiler 2:1-4). İmanları güçlenen öğrenciler, bir duyuru kampanyası başlattılar ve buna karşı konulmasına rağmen iyi haberi ‘gök altındaki tüm insanlara’ götürdüler (Koloseliler 1:23; Elçiler 1:8; 28:22).

      9 Biz de imanımızı güçlendirmek ve hizmetimizde hızla ilerlemek için Kutsal Yazıları araştırmalı, üzerinde derin düşünmeli ve kutsal ruhu almak için dua etmeliyiz. Yeşu’nun, Kaleb’in ve birinci yüzyıldaki Hıristiyanların yaptığı gibi, ancak Tanrı’dan gelen hakikati zihin ve yüreklerimize yerleştirerek imanımızı geliştirebiliriz. Bu da bize, ruhi savaşımızda dayanmak ve zafer kazanmak için ihtiyacımız olan cesareti verecek türden bir imandır (Romalılar 10:17).

      İman, Sadece İnanmak Değildir

      10. Gerçek iman neleri kapsar?

      10 Geçmişte sadakatini kanıtlamış olan kişilerin örneğinde görüldüğü gibi, cesaret ve dayanma gücü veren iman, Tanrı’ya inanmaktan daha fazlasını kapsar (Yakub 2:19). Bu, Yehova’yı bir kişi olarak tanımamızı ve O’na tam anlamıyla güvenmemizi gerektirir (Mezmur 78:5-8; Süleyman’ın Meselleri 3:5, 6). Aynı zamanda, Tanrı’nın kanun ve ilkelerini dikkatle dinlemenin bizim için en iyisi olduğuna tüm yüreğimizle inanmak anlamına da gelir (İşaya 48:17, 18). Ayrıca iman, Yehova’nın tüm vaatlerini gerçekleştireceğine ve “Kendisini ciddiyetle arayanları ödüllendireceğine” dair güvenceli bir bekleyişi de kapsar (İbraniler 11:1, 6; İşaya 55:11).

      11. Yeşu ve Kaleb, iman ve cesaret gösterdikleri için nasıl ödüllendirildiler?

      11 Böyle bir iman durağan değildir, gelişir. Hakikati yaşamımızda uyguladıkça, bunun yararlarını ‘tattıkça’, dualarımızın cevaplandığını ‘gördükçe’ ve Yehova’nın yaşamımızı yönlendirdiğini başka yollarla hissettikçe bu iman gelişir (Mezmur 34:8; 1. Yuhanna 5:14, 15). Şüphesiz Yeşu ve Kaleb, Tanrı’nın iyiliğini tattıkça imanları da güçlendi (Yeşu 23:14). Şunları düşünün: Tıpkı Tanrı’nın vaat ettiği gibi, 40 yıl süren çöl yolculuğu boyunca hayatta kaldılar (Sayılar 14:27-30; 32:11, 12). Onlar, Kenan diyarının altı yıl süren fethinde aktif bir rol oynadılar. Sonuçta uzun ömürlü ve sağlıklı oldular, hatta kendi miraslarını bile aldılar. Yehova Kendisine iman ve cesaretle hizmet edenleri bol bol ödüllendiriyor (Yeşu 14:6, 9-14; 19:49, 50; 24:29).

      12. Yehova sözünü nasıl ‘büyütür?’

      12 Tanrı’nın Yeşu ve Kaleb’e gösterdiği vefa, aklımıza mezmur yazarının şu sözlerini getiriyor: “Sözünü bütün şöhretinin üstüne büyülttün” (Mezmur 138:2). Yehova bir vaadin altına adını koyduğunda, o vaadin gerçekleşmesi tüm beklentileri aşarak ‘büyütülmüş’ olur (Efesoslular 3:20). Evet, Yehova O’ndan ‘lezzet alanları’ asla hayal kırıklığına uğratmaz (Mezmur 37:3, 4).

      “Tanrı’yı Hoşnut Eden” Bir Adam

      13, 14. Hanok’un neden iman ve cesarete ihtiyacı vardı?

      13 İsa’dan önce yaşamış başka bir şahit olan Hanok’un örneğinden de iman ve cesaret konusunda çok şey öğrenebiliriz. Herhalde Hanok iman ve cesaretinin deneneceğini, peygamberlik hizmetine başlamadan önce biliyordu. Nasıl? Aden bahçesinde Yehova, O’na hizmet edenlerle İblis Şeytan’a hizmet edenler arasında bir düşmanlık veya nefret olacağını bildirmişti (Tekvin 3:15). Hanok bu nefretin insanlık tarihinin daha önceki yıllarında, Kain’in kardeşi Habil’i öldürmesiyle başladığını biliyordu. Ne de olsa babaları Âdem, Hanok’un doğumundan sonra yaklaşık 310 yıl daha yaşadı (Tekvin 5:3-18).

      14 Ancak tüm bunlara rağmen Hanok cesurca ‘Tanrı ile yürümeye’ devam etti ve insanların Yehova’ya karşı söylediği ‘tüm ağır sözleri’ mahkûm etti (Tekvin 5:22; Yahuda 14, 15). Hakiki tapınmadan yana böyle korkusuzca tavır aldığı için birçok insan açıkça ona düşman kesildi ve Hanok’un yaşamı tehlikeye girdi. Bu olayda Yehova peygamberini ölüm acısından kurtardı. Hanok’un ‘Tanrı’yı hoşnut eden biri olduğunu’ söyledikten sonra Yehova, herhalde ona gösterdiği bir görüntüye derin şekilde dalmasını sağladı ve o sırada onu yaşamdan ölüme ‘alıp götürdü’ (İbraniler 11:5, 13; Tekvin 5:24).

      15. Hanok, Yehova’ya bugün hizmet edenler için hangi güzel örneği bıraktı?

      15 Pavlus, Hanok’un alınıp götürülmesine değindikten hemen sonra, şu sözlerle imanın önemini vurguladı: “Aslında iman olmaksızın Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır” (İbraniler 11:6). Evet, imanı sayesinde Hanok, Yehova’nın rehberliğinde yürümek ve O’nun hüküm mesajını Tanrı’dan korkmaz bir dünyaya ilan etmek üzere cesaret buldu. Hanok bu konuda bize güzel bir örnek bıraktı. Biz de hakiki tapınmaya karşı koyan ve her tür kötülüğe batmış olan bir dünyada benzer bir iş yapıyoruz (Mezmur 92:7; Matta 24:14; Vahiy 12:17).

      Tanrı Korkusundan Cesaret Doğar

      16, 17. Obadya kimdi? O kendini hangi durumda buldu?

      16 İmanın yanı sıra cesaretimizi artıran başka bir nitelik de saygı dolu Tanrı korkusudur. Şimdi, peygamber İlya’nın ve kuzeydeki İsrail krallığını yöneten Kral Ahab’ın günlerinde yaşamış olan Tanrı’dan korkan bir adamın dikkate değer örneğini ele alalım. Ahab’ın yönetimi sırasında Baal tapınması, kuzey krallığını daha önce görülmemiş ölçüde yozlaştırmıştı. O derece ki, Baal’in 450 peygamberi ve Aşera’nın (put olarak kullanılan dikili taşın) 400 peygamberi, Ahab’ın karısı İzebel’in ‘sofrasında yemek yiyorlardı’ (1. Krallar 16:30-33; 18:19).

      17 Yehova’nın merhametsiz düşmanı İzebel, hakiki tapınmayı ülkeden kaldırmaya çalıştı. Yehova’nın bazı peygamberlerini katletti. Hatta İlya’yı bile öldürmeye çalıştı ama o, Tanrı’nın yönlendirmesiyle Ürdün Irmağının karşı tarafına kaçıp kurtuldu (1. Krallar 17:1-3; 18:13). O günlerde kuzey krallığında hakiki tapınmayı sürdürmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Üstüne üstlük sarayda çalışıyor olsaydınız işiniz daha da zor olmaz mıydı? Ahab’ın evinin hizmetkârı ve Tanrı’dan korkan biri olan Obadyaa kendini tam böyle bir durumda buldu (1. Krallar 18:3).

      18. Yehova’ya tapınan biri olarak Obadya’yı sıra dışı kılan neydi?

      18 Obadya mutlaka Yehova’ya tapınırken temkinli ve sağgörülü davranıyordu. Fakat yine de uzlaşmadı. 1. Krallar 18:3, onun hakkında şöyle der: “Obadya RABDEN çok korkardı.” Evet Obadya’nın Tanrı korkusu sıra dışıydı. İzebel’in Yehova’nın peygamberlerini katletmesinden hemen sonraki olaylarda görüldüğü gibi, bu sağlıklı korku, ona dikkate değer bir cesaret verdi.

      19. Obadya cesur olduğunu nasıl gösterdi?

      19 Kayıtta şunları okuyoruz: “İzebel RABBİN peygamberlerini öldürdüğü zaman, Obadya yüz peygamber aldı, ve onları ellişer ellişer mağarada sakladı, ve onları ekmek ve su ile besledi” (1. Krallar 18:4). Tahmin edebileceğiniz gibi yüz kişiye gizli gizli yemek götürmek çok tehlikeli bir işti. Obadya sadece Ahab ve İzebel’e değil, sık sık saraya gelen 850 sahte peygambere de yakalanmamalıydı. Ayrıca en alt tabakadan en üst tabakaya kadar, ülkede sahte tapınmayı destekleyen başka birçok kişinin de, kral ve kraliçenin gözüne girmek amacıyla Obadya’yı ele vermek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağına şüphe yoktu. Ne olursa olsun Obadya, bu putperest insanların gözleri önünde Yehova’nın peygamberlerinin ihtiyaçlarıyla cesurca ilgilendi. Tanrı korkusu gerçekten çok güçlü olabilir!

      20. Obadya’nın Tanrı korkusu ona nasıl yardım etti? Onun örneği size nasıl yardımcı olur?

      20 Obadya, Tanrı korkusu sayesinde cesur davrandığı için belli ki Yehova da onu düşmanlarından korudu. Süleyman’ın Meselleri 29:25 şöyle der: “İnsan korkusu tuzak kurar; fakat RABBE güvenen emniyette olur.” Obadya insanüstü biri değildi. O da bizim o durumda hissedeceğimiz şeyleri hissetti; yakalanmaktan ve öldürülmekten korktu (1. Krallar 18:7-9, 12). Yine de Tanrı korkusu, olası insan korkusunun üstesinden gelebilmesi için ona cesaret verdi. Obadya hepimiz için, özellikle de özgürlükleri, hatta yaşamları pahasına Yehova’ya tapınanlar için iyi bir örnektir (Matta 24:9). Evet hepimiz Yehova’ya “korku ve derin saygıyla” hizmet etmeye gayret edelim (İbraniler 12:28).

      21. Sonraki makalede hangi konu ele alınacak?

      21 Cesaretimizi artıran nitelikler iman ve Tanrı korkusuyla sınırlı değildir. Sevgi daha da büyük bir güç olabilir. Pavlus şunları yazmıştı: “Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve sağduyu ruhu verdi” (2. Timoteos 1:7). Sonraki makalede sevginin, bu bunalımlı son günlerde Yehova’ya cesaretle hizmet etmemize nasıl yardım edebileceğini göreceğiz (2. Timoteos 3:1).

      [Dipnot]

      a Burada sözü edilen kişi Obadya peygamber değildir.

  • Sevgiyle Güçlenen Cesaret
    Gözcü Kulesi—2006 | 1 Ekim
    • Sevgiyle Güçlenen Cesaret

      “Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve sağduyu ruhu verdi” (2. TİMOTEOS 1:7).

      1, 2. (a) Sevgi bir kimseyi ne yapmaya yöneltebilir? (b) İsa’nın sevgisi neden eşsizdi?

      YENİ evli bir çift, Avustralya’nın doğu kıyısındaki bir kasabanın yakınlarında tüple dalış yapıyordu. Beyaz köpekbalığı kadına saldırdığında yüzeye çıkmak üzereydiler. Adam kahramanca davranarak eşini kenara itip onun için kendini feda etti. Dul kadın, cenazede şöyle dedi: “O, benim için canını verdi.”

      2 Gerçekten de sevgi insanları sıra dışı bir cesaret göstermeye yöneltebilir. İsa Mesih şunları söylemişti: “Dostları uğruna canını veren birinin sevgisinden daha büyük sevgi kimsede yoktur” (Yuhanna 15:13). Bu sözleri söylemesinin üzerinden 24 saat bile geçmeden İsa, sadece bir kişi için değil tüm insanlık için canını verdi (Matta 20:28). Üstelik İsa’nın yaşamını vermesine neden olan, anlık bir cesaret değildi. O, alaya ve kötü davranışlara maruz kalacağını, haksız yere mahkûm edileceğini ve işkence direğinde öldürüleceğini önceden biliyordu. Hatta şu sözlerle öğrencilerini buna hazırlamıştı: “İşte, Yeruşalim’e gidiyoruz; İnsanoğlu yüksek kâhinlere ve yazıcılara teslim edilecek, onu ölüme mahkûm edecekler ve diğer milletlerden kişilerin eline verecekler. Onunla eğlenecek, üzerine tükürecek, kırbaçlayıp öldürecekler” (Markos 10:33, 34).

      3. İsa’nın olağanüstü cesaret göstermesinin ardında yatan neydi?

      3 İsa’nın böyle olağanüstü bir cesaret göstermesinin ardında yatan neydi? İman ve Tanrı korkusu bunda çok önemli bir rol oynuyordu (İbraniler 5:7; 12:2). Ancak en önemlisi, İsa’nın cesaretinin temelinde sevgi vardı: Tanrı ve insan sevgisi (1. Yuhanna 3:16). Biz de iman ve Tanrı korkusunun yanı sıra böyle bir sevgi geliştirirsek Mesih’inkine benzer bir cesaret gösterebileceğiz (Efesoslular 5:2). Böyle bir sevgiyi nasıl geliştirebiliriz? Bunun için sevginin Kaynağını bilmemiz gerekir.

      “Sevgi Tanrı’dandır”

      4. Neden Yehova’nın, sevginin Kaynağı olduğunu söyleyebiliriz?

      4 Yehova sevginin ta kendisidir ve Kaynağıdır. Elçi Yuhanna şunları yazmıştı: “Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevmeye devam edelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır; seven kimse Tanrı’nın çocuğudur ve Tanrı bilgisini edinir. Sevmeyen kimse Tanrı’yı tanımamıştır, çünkü Tanrı sevgidir” (1. Yuhanna 4:7, 8). Bu nedenle bir kimsenin Tanrı’nınkine benzer sevgi geliştirmesi sadece Yehova’ya yaklaşmasıyla olur; bu da tam bilgi almayı ve yürekten itaat edip bu bilgiyi uygulamayı gerektirir (Filipililer 1:9; Yakub 4:8; 1. Yuhanna 5:3).

      5, 6. İlk Hıristiyanların Mesih’inkine benzer sevgi geliştirmelerine ne yardım etti?

      5 İsa, 11 sadık elçisiyle yaptığı son duada Tanrı’yı tanımakla sevgiyi artırmak arasındaki bağlantıyı şu sözlerle gösterdi: “Senin adını onlara bildirdim ve bildireceğim ki, bana duyduğun sevgi onlarda da olsun, ben de onlarla birlik içinde olayım” (Yuhanna 17:26). İsa öğrencilerinin, onunla Babası arasındakine benzer bir sevgi geliştirmelerine yardım etti. Ayrıca hem sözleriyle hem de yaşamıyla Tanrı’nın isminin temsil ettiği şeyi, yani O’nun muhteşem niteliklerini ortaya koydu. Bu nedenle İsa “Beni görmüş olan Babamı da görmüş olur” dedi (Yuhanna 14:9, 10; 17:8).

      6 Mesih’inkine benzer sevgi Tanrı’nın kutsal ruhunun bir meyvesidir (Galatyalılar 5:22). İlk Hıristiyanlar MS 33 yılının Pentekost’unda, vaat edilen kutsal ruhu aldıkları zaman, İsa’nın onlara öğrettiği birçok şeyi hatırlamakla kalmadılar, Kutsal Yazıları da daha iyi kavradılar. Bu daha derin anlayış onların Tanrı’ya olan sevgilerini artırdı (Yuhanna 14:26; 15:26). Sonuç ne oldu? Yaşamları pahasına bile olsa iyi haberi cesaretle ve gayretle duyurdular (Elçiler 5:28, 29).

      Cesaret ve Sevgi İş Başında

      7. Pavlus ve Barnabas vaizlik turu sırasında nelere dayanmak zorunda kaldılar?

      7 Elçi Pavlus şöyle yazdı: “Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve sağduyu ruhu verdi” (2. Timoteos 1:7). Pavlus kişisel deneyimlerine dayanarak bunları söylüyordu. Barnabas’la onun, vaizlik turu sırasında yaşadıklarını düşünün. Aralarında Antakya, Konya ve Listra’nın da olduğu birçok şehirde iyi haberi duyurdular. Her şehirde iman eden bazı kimseler oldu, fakat başkaları onlara düşmanca karşı koydular (Elçiler 13:2, 14, 45, 50; 14:1, 5). Hatta Listra’da öfkeli, kışkırtılmış bir kalabalık Pavlus’u taşlayıp ölmüş olduğunu düşünerek bıraktı. “Fakat Pavlus, öğrenciler başına toplandığı sırada ayağa kalkıp şehre girdi. Ertesi gün de Barnabas’la birlikte Derbe’ye gittiler” (Elçiler 14:6, 19, 20).

      8. Pavlus ve Barnabas’ın sergilediği cesaret, onların insanları içtenlikle sevdiğini nasıl gösterdi?

      8 Pavlus’un canına kasteden bu girişim, onu ve Barnabas’ı korkutup pes etmelerine neden oldu mu? Hayır, tam tersine Derbe’de ‘birçok kişi İsa’nın öğrencisi olduktan’ sonra Pavlus ve Barnabas “Listra’ya döndüler, oradan da Konya’ya ve Pisidya Antakyası’na geçtiler.” Neden? Yenileri iman yolunda güçlü kalmaya teşvik etmek için. Pavlus ve Barnabas şöyle dediler: “Tanrı’nın krallığına birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekiyor.” Belli ki onların cesareti, Mesih’in ‘koyunlarına’ duydukları derin sevgiden kaynaklanıyordu (Elçiler 14:21-23; Yuhanna 21:15-17). Bu iki birader, yeni kurulan her cemaatte ihtiyarlar atadıktan sonra dua ettiler ve onları, “iman etmiş oldukları Yehova’ya emanet ettiler.”

      9. Efesos’taki ihtiyarlar Pavlus’un sevgisine nasıl karşılık verdiler?

      9 Pavlus öyle sevgi dolu ve cesurdu ki, ilk Hıristiyanların birçoğu onu çok sevdi. Pavlus, üç yıl Efesos’ta kalmış ve yoğun muhalefetle karşılaşmıştı. Oradaki ihtiyarlarla yaptığı toplantıda neler olduğunu hatırlayalım (Elçiler 20:17-31). Pavlus, onları kendilerine emanet edilen Tanrı’nın sürüsünü gütmeye teşvik ettikten sonra onlarla birlikte diz çöküp dua etti. Ardından “hepsi gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya başladı; Pavlus’un boynuna sarılıp onu şefkatle öptüler. Özellikle, ‘Bir daha yüzümü görmeyeceksiniz’ sözü onlara çok acı geldi.” Bu kardeşler Pavlus’u gerçekten çok seviyorlardı! Ayrılma zamanı geldiğinde, ihtiyarlar onları bırakmak istemediklerinden Pavlus ve yol arkadaşları ‘onlardan çok zor ayrıldılar’ (Elçiler 20:36–21:1).

      10. Günümüzde Yehova’nın Şahitleri nasıl birbirlerine cesurca sevgi gösterdiler?

      10 Bugün gezici gözetmenler, cemaatteki ihtiyarlar ve başka birçok kişi, Yehova’nın koyunları uğruna sergiledikleri cesaret nedeniyle çok seviliyorlar. Örneğin iç savaşın kasıp kavurduğu veya duyuru işinin yasaklandığı ülkelerde, gezici gözetmenler ve eşleri cemaatleri ziyaret edebilmek için yaşamlarını ve özgürlüklerini tehlikeye attılar. Benzer şekilde birçok Şahit, iman kardeşlerini ele vermedikleri veya ruhi gıdayı nereden elde ettiklerini açıklamadıkları için, düşmanca davranan yöneticilerden ve yandaşlarından zarar gördü. Binlercesi de, iyi haberi duyurmayı bırakmadıkları veya ibadetlere gidip iman kardeşleriyle görüşmeye devam ettikleri için zulüm ve işkence gördü, hatta öldürüldü (Elçiler 5:28, 29; İbraniler 10:24, 25). Biz de bu cesur birader ve hemşirelerin iman ve sevgilerini örnek almalıyız (1. Selanikliler 1:6).

      Sevginiz Soğumasın

      11. Şeytan, Yehova’nın hizmetçileriyle ruhen savaşırken hangi yöntemleri kullanır? Onların ne yapmaları gerekir?

      11 Şeytan yeryüzüne atıldığında, Yehova’nın hizmetçileri “Tanrı’nın emirlerine uyup İsa’ya şahitlik” ettikleri için, öfkesini onlardan çıkarmaya kararlıydı (Vahiy 12:9, 17). İblis’in taktiklerinden biri zulümdür. Ancak genellikle bu taktik ters teper, çünkü Tanrı’nın toplumunu oluşturan bireyleri, sevgi bağlarıyla birbirlerine iyice yaklaştırır ve birçoğunu daha fazla gayret etmeye yöneltir. Şeytan’ın başka bir taktiği de insanın günahkâr eğilimlerine hitap etmektir. Bu hileye kanmamak ayrı bir cesaret ister, çünkü bu defa mücadele insanın içindedir; ‘aldatıcı ve çürük’ yüreğin uygun olmayan arzularına karşı bir savaş verilmektedir (Yeremya 17:9; Yakub 1:14, 15).

      12. Şeytan, Tanrı sevgimizi azaltmak için “dünyanın ruhunu” nasıl kullanıyor?

      12 Şeytan’ın cephaneliğindeki güçlü silahlardan biri de “dünyanın ruhu”dur. Bununla kastedilen şey, dünyaya egemen olan ve Tanrı’nın kutsal ruhuna ters düşen eğilim ve niyetlerdir (1. Korintoslular 2:12). Dünyanın ruhu, “gözlerin arzusu” olan açgözlülüğü ve maddeciliği körükler (1. Yuhanna 2:16; 1. Timoteos 6:9, 10). Maddi şeyler ve para özünde zararlı olmadıkları halde, eğer onlara duyduğumuz sevgi, Tanrı sevgimizin yerini alırsa Şeytan zafer kazanmış olur. Dünyanın ruhunun “etkili gücü”, onun günahkâr bedene hitap etmesinde, kolay kolay fark edilmemesinde, aralıksız devam etmesinde ve hava gibi her yeri kaplamasında yatar. Dünyanın ruhunun yüreğinize bulaşmasına izin vermeyin! (Efesoslular 2:2, 3; Süleyman’ın Meselleri 4:23).

      13. Dünyanın ruhuna karşı koymak ahlaksal temizliği koruma cesaretimizi nasıl deneyebilir?

      13 Ancak dünyanın kötü ruhuna karşı koymak ve onu reddetmek, ahlaksal temizliği koruma cesareti ister. Örneğin bu, uygunsuz sahnelerle karşılaşınca kalkıp sinemadan çıkma veya bilgisayarı ya da televizyonu kapatma cesareti gerektirir. Bu ruha direnmek zararlı çevre baskısına karşı koyma ve kötü arkadaşlıkları bitirme cesareti ister. Ayrıca okul ya da iş arkadaşlarının, komşuların veya akrabaların alaylarına rağmen Tanrı’nın kanun ve ilkelerine bağlı kalma cesareti gerektirir (1. Korintoslular 15:33; 1. Yuhanna 5:19).

      14. Dünyanın ruhu bizi etkiliyorsa ne yapmalıyız?

      14 Öyleyse Tanrı’ya ve ruhi kardeşlerimize sevgimizi artırmamız çok önemlidir! Amaçlarınızı ve yaşam tarzınızı gözden geçirerek, dünyanın ruhunun herhangi bir şekilde sizi etkileyip etkilemediğini kontrol etmek için zaman ayırın. Eğer bu ruh az da olsa sizi etkilemişse, arınmak ve temiz kalmak konusunda sizi cesaretlendirmesi için Yehova’ya dua edin. Yehova böyle içten dilekleri göz ardı etmez (Mezmur 51:17). Üstelik Tanrı’nın ruhu, dünyanın ruhundan çok daha güçlüdür (1. Yuhanna 4:4).

      Denemelere Cesaretle Göğüs Germek

      15, 16. Mesih’inkine benzer sevgi, denemelerle başa çıkmamıza nasıl yardım eder? Bir örnek verin.

      15 Yehova’nın hizmetçilerinin başa çıkması gereken diğer zorluklar arasında, genellikle hastalığa, sakatlığa, bunalıma ve başka birçok soruna neden olan yaşlılık ve kusurluluğun etkileri de vardır (Romalılar 8:22). Mesih’inkine benzer sevgimiz, bu gibi denemelerle başa çıkmamıza yardım edebilir. Zambia’da İsa’nın takipçisi bir ailenin çocuğu olan Namangolwa’nın örneğini ele alalım. İki yaşından beri engelli olan Namangolwa şunları anlatıyor: “Engelli olduğum aklımdan hiç çıkmıyordu. Görünüşümün insanlara çok itici geleceğini düşünüyordum. Fakat ruhi kardeşlerim duruma farklı bir açıdan bakmama yardımcı oldular. Sonuçta olumsuz duygularımı yendim ve vaftiz edildim.”

      16 Namangolwa’nın tekerlekli sandalyesi varsa da, sık sık toprak yollarda, elleri ve dizleri üzerinde emeklemek zorunda kalıyor. Yine de yılda en az iki defa öncü yardımcısı olarak hizmet ediyor. Bir defasında bir ev sahibi, Namangolwa ona şahitlik edince gözyaşlarına boğuldu. Neden? Çünkü hemşiremizin imanı ve cesareti onu çok etkilemişti. Namangolwa’nın birlikte Mukaddes Kitabı incelediği kişilerden beşi vaftiz edildi ve onlardan biri cemaatte ihtiyar olarak hizmet ediyor. Bu da Yehova’nın onu bol bol desteklediğinin kanıtıdır. Namangolwa, “Bacaklarım sık sık korkunç şekilde ağrıyor” diye anlatıyor, “fakat bunun beni engellemesine izin vermiyorum.” Bu hemşire, bedenen zayıf, fakat Tanrı ve komşu sevgisi sayesinde ruhen çok güçlü olan dünya çapındaki birçok Şahitten yalnızca biridir. Tüm bu kişiler Yehova’nın gözünde ne kadar değerlidir! (Haggay 2:7).

      17, 18. Birçoklarının hastalığa ve başka denemelere dayanmasına ne yardım ediyor? Kendi yörenizden bazı örnekler verin.

      17 Kronik hastalıklar da cesaret kırıcı olabilir hatta bir kimseyi bunalıma bile itebilir. Bir ihtiyar şunları anlatıyor: “Katıldığım kitap tetkiki grubunda, bir hemşire şeker hastası ve böbrek yetmezliği çekiyor, biri kanser, iki hemşirenin ciddi artrit sorunu var ve biri hem lupus hem de fibromyaljiyle mücadele ediyor. Cesaretlerinin kırıldığı zamanlar oluyor. Yine de sadece çok hasta olunca veya hastaneye yatınca ibadetleri kaçırıyorlar. Hepsi tarla hizmetine düzenli olarak katılıyor. Onlar bana Pavlus’un şu sözlerini hatırlatıyorlar: ‘Ne zaman zayıfsam, o zaman güçlüyüm.’ Onların sevgi ve cesaretini çok takdir ediyorum. Belki de içinde bulundukları durum, hem yaşamla hem de gerçekten neyin önemli olduğuyla ilgili daha net bir görüşe sahip olmalarını sağlıyor” (2. Korintoslular 12:10).

      18 Siz de fiziksel bir engelle, bir hastalıkla ya da başka bir sorunla mücadele ediyorsanız, cesaret kırıklığına yenik düşmemek için ‘durmadan dua ederek’ yardım isteyin (1. Selanikliler 5:14, 17). Tabii duygusal iniş çıkışlarınız olabilir yine de olumlu ve ruhi konulara, özellikle de paha biçilmez Krallık ümidimize odaklanmaya çalışın. Bir hemşire “tarla hizmeti bana ilaç gibi geliyor” dedi. İyi haberi başkalarıyla paylaşmak onun olumlu bir bakış açısını korumasına yardım ediyor.

      Sevgi, Suç İşleyen Kimselerin Yehova’ya Dönmesine Yardım Eder

      19, 20. (a) Günah işleyenlerin Yehova’ya dönmek için cesaret toplamalarına ne yardım edebilir? (b) Sonraki makalede hangi konu ele alınacak?

      19 Ruhen zayıf düşen veya günah işleyen birçok kimse için Yehova’ya dönmek zordur. Fakat bu kimseler gerçekten tövbe eder ve yüreklerindeki Tanrı sevgisini yeniden canlandırırlarsa, ihtiyaçları olan cesareti kazanacaklardır. ABD’de yaşayan Mario’nuna durumuna bakalım. Mario cemaatten ayrıldı, uyuşturucu ve alkol bağımlısı oldu; 20 yıl sonra da hapse düştü. “Geleceğim hakkında ciddi şekilde düşünmeye ve Mukaddes Kitabı yeniden okumaya başladım” diyor. “Zamanla Yehova’nın niteliklerine karşı takdirim arttı. Özellikle de merhametini takdir ediyor ve bana da merhamet göstermesi için sık sık dua ediyordum. Tahliye edildikten sonra eski arkadaşlarımla bir daha görüşmedim, ibadetlere gittim ve bir süre sonra cemaate geri alındım. Ektiklerimin sonuçlarını bedenimde biçiyorum, fakat şimdi hiç değilse muhteşem bir ümidim var. Beni şefkatle bağışladığı için Yehova’ya ne kadar şükretsem azdır” (Mezmur 103:9-13; 130:3, 4; Galatyalılar 6:7, 8).

      20 Tabii Mario’nunkine benzer bir durumda olanlar, Yehova’ya dönmek için çok çaba harcamalı. Fakat Mukaddes Kitabı inceleyerek, dua ederek ve derin düşünerek yeniden canlandırdıkları sevgi, onların ihtiyaçları olan cesaret ve kararlılığı geliştirmelerini sağlayacaktır. Mario’yu güçlendiren başka bir etken de Krallık ümidi oldu. Evet sevgi, iman ve Tanrı korkusunun yanı sıra ümit de bize iyi olanı yapma gücü verir. Sonraki makalede bu değerli ruhi armağanı yakından inceleyeceğiz.

      [Dipnot]

      a İsim değiştirilmiştir.

  • Yehova’yı Ümitle Bekle ve Cesur Ol
    Gözcü Kulesi—2006 | 1 Ekim
    • Yehova’yı Ümitle Bekle ve Cesur Ol

      “RABBİ bekle, kuvvetli ol, ve yüreğin cesaretli olsun; evet, RABBİ bekle” (MEZMUR 27:14).

      1. Ümit ne kadar önemlidir? Bu kelime Mukaddes Kitapta hangi anlamda kullanılır?

      GERÇEK ümit güçlü bir ışığa benzer. Şu an yaşadığımız denemelerin ötesini görmemize, geleceği cesaret ve sevinçle karşılamamıza yardım eder. Sadece Yehova bize sağlam bir ümit verebilir ve bunu ilham edilmiş Sözü aracılığıyla yapar (2. Timoteos 3:16). Mukaddes Kitapta ümit kelimesi yaklaşık 150 kez geçmektedir. Bu kelimeler hem iyi bir şeyi hevesle ve güvenle beklemeye hem de bu beklentinin amacına atfeder.a Bu ümit, hiçbir temeli olmayan veya gerçekleşmesi imkânsız bir arzudan çok daha üstündür.

      2. Ümit, İsa’nın yaşamında nasıl bir rol oynadı?

      2 İsa deneme ve zorluklarla karşılaştığında, o an yaşadıklarının ötesine baktı ve Yehova’yı ümitle bekledi. “O, önüne konulan sevinç uğruna utancı hiçe sayarak işkence direğinde acılara dayandı ve Tanrı’nın tahtının sağına oturdu” (İbraniler 12:2). İsa tüm dikkatini, Yehova’nın egemenliğinin haklı çıkarılması ve O’nun isminin kutsanması ümidi üzerinde toplamıştı. Bu nedenle, ne pahasına olursa olsun Tanrı’ya itaat etmekten asla vazgeçmedi.

      3. Ümit Tanrı’nın hizmetçilerinin yaşamlarında nasıl bir rol oynar?

      3 Kral Davud, ümitle beklemek ve cesaret arasındaki bağlantıya şöyle değindi: “RABBİ bekle, kuvvetli ol, ve yüreğin cesaretli olsun; evet, RABBİ bekle” (Mezmur 27:14). Yüreğimizin cesaretli olmasını istiyorsak ümidimizin belirsiz olmasına asla izin vermemeliyiz. Ümidimiz zihnimizde daima belirgin olmalı ve ona çok değer vermeliyiz. Bunu yapmak İsa’nın, öğrencilerine verdiği görevi yerine getirirken cesaret ve gayret göstermek konusunda onu örnek almamıza yardım edecek (Matta 24:14; 28:19, 20). Gerçekten de Tanrı’nın hizmetçilerinin bol bol sergilediği önemli nitelikler arasında, iman ve sevginin yanı sıra ümit de yer alır (1. Korintoslular 13:13).

      ‘Ümidiniz Bol Bol Artıyor’ mu?

      4. İsa’nın meshedilmiş takipçileri ve onların arkadaşları olan “başka koyunlar” neyi özlemle bekliyorlar?

      4 Tanrı’nın toplumunun önünde muhteşem bir gelecek vardır. İsa’nın meshedilmiş takipçileri gökte Mesih’le birlikte hizmet edecekleri zamanı hevesle bekliyorlar. “Başka koyunlar” da “yozlaşmanın kölesi olmaktan kurtulup [yeryüzündeki] Tanrı çocuklarının görkemli özgürlüğüne” kavuşmayı özlemle bekliyorlar (Yuhanna 10:16; Romalılar 8:19-21; Filipililer 3:20). Bu ‘görkemli özgürlük,’ günahtan ve onun korkunç sonuçlarından kurtulmayı da kapsar. Zaten ‘her iyi hediye ve her kusursuz armağanı’ veren Yehova, O’na sadık kalanlara bundan daha azını vermez (Yakub 1:17; İşaya 25:8).

      5. ‘Ümidimizin bol bol artması’ için ne yapabiliriz?

      5 Tanrı’nın verdiği ümit yaşamımızda ne kadar etkin bir rol oynamalı? Romalılar 15:13’te şunları okuyoruz: “Ümit kaynağı Tanrı, imanınız sayesinde içinizi tam bir sevinç ve barışla doldursun, böylece kutsal ruhun gücüyle ümidiniz bol bol artsın.” Evet, ümit karanlıkta yanan bir muma değil sabah güneşinin göz alıcı ışığına benzetilebilir; yaşamı barış, mutluluk, amaç ve cesaretle doldurur. Tanrı’nın Sözüne inandığımız ve O’nun kutsal ruhunu aldığımızda ‘ümidimizin bol bol artacağına’ dikkat edin. Romalılar 15:4 şöyle der: “Önceden yazılmış olan her şey, bizim eğitilmemiz için yazıldı; böylece tahammülümüz ve Kutsal Yazılardan aldığımız teselli sayesinde ümide sahip olabiliriz.” O halde kendinize şöyle sorun: ‘Mukaddes Kitabı dikkatle inceleyerek ve her gün okuyarak ümidimi canlı tutuyor muyum? Tanrı’ya, kutsal ruhunu vermesi için sık sık dua ediyor muyum?’ (Luka 11:13).

      6. Ümidimizi canlı tutmak için hangi tehlikeden kaçınmalıyız?

      6 Örneğimiz olan İsa, Tanrı’nın Sözünden güç alıyordu. Onu düşünerek ‘yorulup bezginliğe kapılmaktan’ kaçınabiliriz (İbraniler 12:3). Yürek ve zihinlerimizdeki Tanrı vergisi ümit canlılığını yitirirse ya da dikkatimiz başka şeylere, örneğin maddi şeylere veya dünyaya özgü amaçlara kayarsa, ruhen yorgun düşebiliriz. Sonuçta da ahlaksal ilkelere göre yaşamak için güç ve cesaret bulamaz hale geliriz. Bu tutum, ‘imanımızın enkaza dönmesine’ bile neden olabilir (1. Timoteos 1:19). Öte yandan gerçek ümit imanımızı güçlendirir.

      Ümit: İmanın Esaslarından Biri

      7. Ümit ne bakımdan imanın esaslarındandır?

      7 Mukaddes Kitap şöyle der: “İman, ümit edilen şeylerle ilgili güvenceli bir bekleyiş, görülmeyen gerçeklere dair kanıtların açıkça görülmesidir” (İbraniler 11:1). Bu nedenle ümit, imana göre ikinci derecede önem taşıyan bir şey değil, onun esaslarından biridir. İbrahim’i ele alalım. İnsani açıdan bakıldığında, Yehova onlara mirasçıları olacağını vaat ettiği zaman, İbrahim ve eşi Sara çocuk sahibi olacak yaşı geçmişlerdi (Tekvin 17:15-17). İbrahim buna nasıl karşılık verdi? “Durum ümitsiz görünmesine rağmen, İbrahim yine ümide dayanarak iman etti; . . . . pek çok milletin babası olabileceğine inandı” (Romalılar 4:18). Evet, Tanrı’nın İbrahim’e verdiği ümit, onun çocuk sahibi olacağına iman etmesi için sağlam bir temel oluşturdu. Sonuç olarak onun imanı, ümidini canlandırdı ve güçlendirdi. Bu nedenle İbrahim ve Sara, evlerinden ve akrabalardan ayrılıp yaşamlarının geri kalanını yabancı bir ülkede, çadırlarda geçirecek cesareti bile gösterdiler.

      8. Sadakatle tahammül etmek ümidi nasıl güçlendirir?

      8 İbrahim, Yehova’ya itaat etmenin zor olduğu zamanlarda bile bunu yürekten yaparak ümidini canlı tuttu (Tekvin 22:2, 12). Benzer şekilde biz de itaat ederek ve Yehova’ya hizmet etmeyi tahammülle sürdürerek, alacağımız ödülden emin olabiliriz. Elçi Pavlus, “Tahammül Tanrı’nın onayını kazandırır” diye yazdı, bu da ümit oluşturur ve “Ümit hayal kırıklığına uğratmaz” (Romalılar 5:4, 5). Bu nedenle Pavlus şunları da yazdı: “Ümidimizin gerçekleşeceğine dair tam güveni sonuna kadar korumak üzere her birinizin aynı çabayı göstermesini istiyoruz” (İbraniler 6:11). Yehova’yla aramızdaki sıcak ilişkiye dayanan böyle olumlu bir bakış açısı, her tür zorluğu cesaretle hatta sevinçle karşılamamıza yardım eder.

      “Ümitle Sevinin”

      9. ‘Ümitle sevinmek’ için düzenli olarak ne yapabiliriz?

      9 Tanrı’nın bize verdiği ümit, dünyanın sunabileceği her şeyden kat kat üstündür. Mezmur 37:34 şöyle der: “RABBİ bekle, ve onun yolunu tut, ve yeri miras almak için seni yükseltecektir; kötülerin kesilip atılacağı zaman bunu göreceksin.” Evet, ‘ümitle sevinmek’ için her nedene sahibiz (Romalılar 12:12). Ancak bunu yapabilmek için ümidimizi zihnimizde canlı tutmalıyız. Tanrı vergisi ümidiniz hakkında sık sık düşünüyor musunuz? Kendinizi Cennette, sağlıklı, kaygılardan uzak, sevdiğiniz kişilerle birlikte ve size doyum veren bir iş yaparken hayal edebiliyor musunuz? Yayınlarımızdaki Cennet resimleri üzerinde derin düşünüyor musunuz? Bunları düzenli olarak düşünmek, harika bir manzaraya bakan camı temizlemeye benzetilebilir. Camı silmeyi ihmal edersek, bir süre sonra toz ve kir yüzünden manzara net görünmemeye ve bize çekici gelmemeye başlayacaktır. O zaman başka şeyler dikkatimizi çekebilir. Buna asla izin vermemeliyiz!

      10. Ödüle ümitle bakmamız neden Yehova’yla ilişkimizi olumlu yönde etkiler?

      10 Elbette, Yehova’ya hizmet etmemizin asıl nedeni, O’na duyduğumuz sevgidir (Markos 12:30). Yine de ödüle özlemle bakmalıyız. Aslında Yehova bizden bunu bekliyor. İbraniler 11:6 şöyle der: “İman olmaksızın Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan kişi O’nun varlığına ve Kendisini ciddiyetle arayanları ödüllendirdiğine iman etmelidir.” Yehova neden O’nu Ödüllendirici olarak görmemizi istiyor? Çünkü bunu yaptığımızda, gökteki Babamızı iyi tanıdığımızı göstermiş oluruz. O cömerttir ve çocuklarını sever. Bir düşünün, ‘umutlu bir geleceğimiz’ olmasaydı ne kadar mutsuz olur ve kolayca cesaretsizliğe kapılırdık (Yeremya 29:11, YÇ).

      11. Tanrı’nın Musa’ya verdiği ümit onun hikmetli seçimler yapmasına nasıl yardımcı oldu?

      11 Dikkatini Tanrı vergisi ümidinden ayırmayan göze çarpar bir örnek Musa’dır. “Firavun kızının oğlu” olan Musa, Mısır’da güç ve prestij sahibi olan ve Mısır’ın zenginliklerini kullanabilecek konumda bir adamdı. O, bunların peşinden mi gidecekti yoksa Yehova’ya mı hizmet edecekti? Musa cesaretle Yehova’ya hizmet etmeyi seçti. Neden? Çünkü “verilecek ödülden gözünü ayırmıyordu” (İbraniler 11:24-26). Evet Musa, Yehova’nın onun önüne koyduğu ümide karşı kesinlikle kayıtsız değildi.

      12. Ümit neden miğfere benzer?

      12 Elçi Pavlus ümidi miğfere benzetti. Mecazi miğferimiz zihnimizi korur ve hikmetli kararlar vermemizi, önceliklerimizi doğru şekilde belirlememizi ve sadakatimizi korumamızı sağlar (1. Selanikliler 5:8). Siz de mecazi miğferinizi her zaman takıyor musunuz? Bunu yapıyorsanız siz de Musa ve Pavlus gibi “güvencesiz servete değil, zevk almamız için bize her şeyi bol bol sağlayan Tanrı’ya ümit” bağlamış oluyorsunuz. Gerçi bencil uğraşlara sırt çevirerek herkesin yaptığı şeyleri yapmamak cesaret ister, fakat çabalamaya değer! Yehova’yı ümitle bekleyen ve seven kişilerin alacağı ‘gerçek yaşamdan’ daha değersiz olan herhangi bir şeyi neden kabul edelim? (1. Timoteos 6:17, 19).

      “Seni Asla Yüzüstü Bırakmam”

      13. Yehova, sadık hizmetçilerine hangi güvenceyi verir?

      13 Ümitlerini bu ortama bağlayanlar, dünya gitgide artan “sancıların” sıkıntısını çekerken, onları bekleyen korkunç olaylar üzerinde kara kara düşünüyor olmalılar (Matta 24:8). Fakat Yehova’yı ümitle bekleyenlerin böyle korkuları yoktur. Onlar “emniyette oturacaktır. Ve kötülükten korkusu olmayıp rahat bulacaktır” (Süleyman’ın Meselleri 1:33). Onlar bu ortama ümit bağlamadıklarından Pavlus’un şu öğüdünü sevinçle uygularlar: “Elinizdekilerle yetinerek para sevgisinden uzak bir yaşam sürün. Çünkü Tanrı şöyle diyor: ‘Seni asla yüzüstü bırakmam, seni asla terk etmem’” (İbraniler 13:5).

      14. İsa’nın takipçilerinin maddi ihtiyaçları konusunda fazla kaygılanmaları neden gereksizdir?

      14 Ayette vurgulanan “asla” sözcüğü Tanrı’nın bizimle mutlaka ilgileneceğini gösterir. İsa da Tanrı’nın bizimle sevgiyle ilgilendiğine dair şu güvenceyi verdi: “Tanrı’nın krallığına ve O’nun istediği doğruluğa yaşamınızda daima ilk yeri verin; o zaman tüm bu şeyler [yaşam için ihtiyaç duyulan maddi şeyler] de size verilecektir. Asla yarın için kaygı çekmeyin, çünkü yarın kendi kaygılarıyla gelecektir” (Matta 6:33, 34). Yehova, bir yandan Krallık için gayret etmenin bir yandan da fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamakla ilgili tüm sorumluluklarımızı taşımanın bizim için zor olduğunu biliyor. Bu nedenle O’nun ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğine ve bunu istekle yapacağına tam olarak güvenelim (Matta 6:25-32; 11:28-30).

      15. İsa’nın takipçileri ‘gözlerinin net görmesini’ nasıl sağlayabilirler?

      15 ‘Gözümüzün net görmesi’ Yehova’ya güvendiğimizi gösterir (Matta 6:22, 23). Net gören bir göz samimidir, art niyetten, açgözlülükten ve bencilce bir hırstan uzaktır. Gözün net görmesi, sefalet içinde yaşamayı seçmek veya fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılama sorumluluğumuzu göz ardı etmek anlamına gelmez. Tersine bu, Yehova’ya hizmet etmeye yaşamda ilk yeri vermeyi sürdürürken ‘sağduyulu’ olmak anlamına gelir (2. Timoteos 1:7).

      16. Gözümüzün net görmeye devam etmesi için neden iman ve cesaret gerekir?

      16 Gözün net görmeye devam etmesi için iman ve cesaret gerekir. Örneğin, bir işveren ibadet saatlerinde çalışmanızı ısrarla talep ediyorsa ruhi önceliklerinize cesaretle bağlı kalacak mısınız? Bir kimse, Yehova’nın hizmetçileriyle ilgileneceğine dair sözünü tutacağından şüphe ediyorsa, Şeytan’a sadece baskıyı artırmak kalır. Sonuçta o kişi ibadetlere katılmayı tümüyle bırakabilir. Evet, imanımızın eksik olması, Şeytan’a bizi denetim altına alma fırsatı verir. O zaman da önceliklerimizi Yehova değil Şeytan belirler. Bu ne büyük bir felaket olur! (2. Korintoslular 13:5).

      Yehova’yı Ümitle Bekle

      17. Yehova’ya güvenenler bugün bile nasıl ödüllendiriliyorlar?

      17 Kutsal Yazılar, Yehova’yı ümitle bekleyip O’na güvenenlerin asla kaybetmeyeceğini tekrar tekrar gösterir (Süleyman’ın Meselleri 3:5, 6; Yeremya 17:7). Doğrusu zaman zaman bu kimselerin maddi açıdan daha az şeyle yetinmeleri gerekebilir, fakat onlar kendilerini bekleyen nimetlerle karşılaştırınca bunu küçük bir fedakârlık olarak görürler. Bu nedenle onlar ‘RABBİ ümitle beklediklerini’ gösterirler ve sonunda O’nun, sadık kalanların yüreklerindeki iyi istekleri gerçekleştireceğine güvenirler (Mezmur 37:4, 34). Bu nedenle onlar şimdi bile çok mutlular. “Salihlerin ümidi sevinçtir; fakat kötülerin bekleyişi boşa çıkar” (Süleyman’ın Meselleri 10:28).

      18, 19. (a) Yehova bize hangi sevgi dolu güvenceyi verir? (b) Yehova’nın bizim ‘sağımızda’ kalmasını nasıl sağlayabiliriz?

      18 Küçük bir çocuk babasıyla el ele yürürken kendini güvende hisseder. Gökteki Babamızla yürürken biz de kendimizi güvende hissederiz. Yehova, İsrailoğullarına “korkma” dedi, “çünkü ben seninle beraberim . . . . sana yardım edeceğim . . . . çünkü ben, Allahın RAB, sağ elini tutup sana diyeceğim: Korkma, ben sana yardım edeceğim” (İşaya 41:10, 13).

      19 Yehova, birinin elini tutuyor, ne sıcak bir tablo! Davud şunları yazdı: “RABBİ daima önüme koydum; O benim sağımda olduğu için sarsılmam” (Mezmur 16:8). Yehova’nın bizim ‘sağımızda’ kalmasını nasıl sağlayabiliriz? En azından iki yolla. Birincisi, Sözünü yaşamımızın her alanında rehber alarak. İkincisi de Yehova’nın önümüze koyduğu görkemli ödüle odaklanarak. Mezmur yazarı Asaf şu ilahiyi söyledi: “Ben daima seninle beraberim; benim sağ elimden tuttun. Öğüdünle bana yol gösterirsin, ve sonra beni izzetle alırsın” (Mezmur 73:23, 24). Böyle bir güvenceye sahip olduğumuzdan, geleceğe güvenle bakabiliriz.

      “Kurtuluşunuz Yaklaşmaktadır”

      20, 21. Yehova’yı ümitle bekleyenler nasıl bir geleceğe sahip olacak?

      20 Yehova’nın sağımızda kalması her geçen gün daha acil hale geliyor. Yakında Şeytan’ın dünyası, büyük bir sıkıntı yaşayacak. Daha önce eşi görülmemiş bu sıkıntı, sahte dinin yok edilmesiyle başlayacak (Matta 24:21). İman etmeyen insanlığı korku saracak. Fakat o kargaşalı dönemde Yehova’nın cesur hizmetçileri ümitle sevinecek. İsa şunları söylemişti: “Bu şeyler olmaya başlayınca, doğrulun ve başınızı yukarı kaldırın, çünkü kurtuluşunuz yaklaşmaktadır” (Luka 21:28).

      21 Bu nedenle Tanrı’nın verdiği ümitle sevinelim ve Şeytan’ın kurnazca hileleriyle aldatılmayalım veya saptırılmayalım. Bunun yanı sıra iman, sevgi ve Tanrı korkusu geliştirmek için çok gayret edelim. Böylece her koşulda Yehova’ya itaat etme ve İblis’e karşı koyma cesareti bulabileceğiz (Yakub 4:7, 8). Evet “sizler RABBE ümit bağlıyanlar, hepiniz, Kuvvetli olun, ve yüreğiniz cesaretli olsun” (Mezmur 31:24).

      [Dipnot]

      a Yunanca Kutsal Yazılarda “ümit” sık sık İsa’nın meshedilmiş takipçilerinin alacağı gökte yaşam ödülüne değiniyorsa da, bu makalede ümit kelimesi genel anlamıyla ele alınmaktadır.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş