-
Çatışma Halindeki İki KralDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
Bölüm On Üç
Çatışma Halindeki İki Kral
1, 2. Daniel’in 11. babında kayıtlı peygamberlikle neden ilgilenmeliyiz?
İKİ rakip kral tüm gücüyle üstünlük mücadelesi veriyor. Yıllar geçtikçe, önce biri sonra da diğeri üstünlük kazanıyor. Zaman zaman, bir kral üstün gelirken diğeri etkinliğini kaybediyor; arada çatışmasız geçen dönemler de oluyor. Fakat sonra, birden başka bir çarpışma patlak veriyor ve çatışma sürüyor. Bu dramda rol alanlar arasında Suriye kralı I. Selevkos Nikator, Mısır kralı Ptolemaios Lagus, Suriye prensesi ve Mısır kraliçesi I. Kleopatra, Roma imparatorları Augustus ve Tiberius ve de Palmyra kraliçesi Zenobia bulunuyor. Çatışmanın sonuna doğru Nazi Almanyası, Komünist blok, Angloamerikan Dünya Kudreti, Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler de sahneye çıkıyor. Final ise bu siyasal varlıkların hiçbirinin önceden bilmediği bir bölümdür. Yehova’nın meleği 2.500 yıl kadar önce bu heyecan verici peygamberliği Daniel peygambere bildirdi.—Daniel’in 11. babı.
2 Daniel gelecek iki kral arasındaki rekabeti kendisine ayrıntılarıyla açıklayan meleği dinlediğinde kim bilir ne kadar heyecan duymuş olmalı! İki kral arasındaki güç mücadelesi günümüze dek uzandığından bu dram onun kadar bizi de ilgilendiriyor. Peygamberliğin ilk kısmının doğruluğunun tarihsel olarak kanıtlandığını görmek, kaydın son kısmının da mutlaka gerçekleşeceğine ilişkin imanımızı ve güvenimizi pekiştirecek. Bu peygamberliğe dikkat ederek, zaman akışının neresinde bulunduğumuza ilişkin net bir görüş kazanacağız. Aynı zamanda Tanrı’nın bizim uğrumuza harekete geçmesini sabırla beklerken çatışmada tarafsız kalma kararlılığımız da kuvvetlenecek. (Mezmur 146:3, 5) Öyleyse Yehova’nın meleğinin Daniel’e söylediklerini büyük bir dikkatle dinleyelim.
YUNAN KRALLIĞINA KARŞI
3. Melek “Med Dariusun birinci yılında” kime destek oldu?
3 “Ben” dedi melek, “Med Dariusun birinci yılında [MÖ 539/538], onu pekiştirmek ve kendisine kuvvet vermek için yanında durdum.” (Daniel 11:1) Darius artık hayatta değildi, fakat melek peygamberlik niteliğindeki haberin başlangıç noktası olarak onun hükümdar olduğu zamana değindi. Daniel’in aslanlar çukurundan çıkarılmasını emreden kral buydu. Darius aynı zamanda tüm tebaalarının Daniel’in Tanrı’sından korkması gerektiğini belirten bir ferman da çıkarmıştı. (Daniel 6:21-27) Bununla birlikte meleğin destek olmak üzere yanında durduğu kişi Med Darius değil, kendi görev arkadaşı olan Mikael’di; o Daniel’in kavminin prensiydi. Mikael Med-Pers’in cin prensiyle savaşırken Tanrı’nın meleği ona bu desteği sağlamıştı.
4, 5. Önceden bildirilen dört Pers kralı kimlerdi?
4 Tanrı’nın meleği devamen şunları dedi: “İşte, Farsta daha üç kıral çıkacak; ve dördüncüsü hepsinden daha çok zengin olacak; ve zenginliği yüzünden kuvvetlenince Yunan ülkesine karşı hepsini uyandıracak.” (Daniel 11:2) Acaba bu üç Pers kralı kimlerdi?
5 İlk üç kral Büyük Kyros (Koreş), II. Kambyses ve I. Dareios (Darius) idi. Bardiya (ya da belki Gomatas adlı gasıp) sadece yedi ay hükümdarlık yaptığından peygamberlik onun kısacık hükümdarlığını dikkate almadı. MÖ 490’da kralların üçüncüsü I. Dareios, Yunanistan’ı ikinci kez istilaya kalkıştı. Ne var ki, Persler Marathon’da bozguna uğrayıp Küçük Asya’ya geri çekildiler. Dareios, Yunanistan’a karşı yeni bir sefer için titizlikle hazırlıklar yaptıysa da, dört yıl sonra bu seferi gerçekleştiremeden öldü. Bu iş oğlu ve ardılı olan “dördüncü” kral I. Kserkses’e kaldı. Kserkses I ile Ester’in kocası Kral Ahaşveroş aynı kişidir.—Ester 1:1; 2:15-17.
6, 7. (a) Dördüncü kral nasıl ‘Yunan ülkesine karşı hepsini uyandırdı’? (b) Kserkses’in Yunanistan seferinin sonucu neydi?
6 Gerçekten de I. Kserkses, bağımsız Yunan devletlerinin tümüne birden, yani ‘Yunan ülkesine karşı hepsini uyandırdı.’ The Medes and Persians—Conquerors and Diplomats adlı kitap şöyle diyor: “Hırslı saray mensuplarının ısrarıyla Kserkses hem karada hem de denizde bir saldırı başlattı.” MÖ beşinci yüzyılın Yunan tarihçisi Herodotos, “geçmişin bütün seferleri bir araya getirilse, bu bir tek seferin yanında lafı edilmez” diye yazıyor. Herodotos’un kaydına göre, deniz kuvvetlerinin “hepsi birden beş yüz on yedi bin altı yüz on kişi tutar. Kara ordusu bir milyon yedi yüz bin yaya, seksen bin atlı, bunlara deveye binen Arapları ve savaş arabaları kullanan Libya’lıları da ekleyelim, ki yirmi bin de bunlar için koyuyorum, sonuç, kara ve deniz ikisi birden toplam olarak iki milyon üç yüz on yedi bin altı yüz on yapar.”—Herodot tarihi, Remzi Kitabevi, 1991.
7 Ülkenin tamamını fethetmeyi tasarlayan I. Kserkses MÖ 480’de bu devasa kuvveti Yunanistan üzerine sürdü. Thermopylai’da Yunanlıların oyalama taktiğinin üstesinden gelen Persler Atina’yı harabeye çevirdiler. Ne var ki, Salamis’te müthiş bir yenilgiye uğradılar. Diğer bir Yunan zaferiyse MÖ 479’da Plataia’da kazanıldı. Kserkses’in ardından 143 yıl boyunca Pers İmparatorluğu tahtına geçen yedi kralın hiçbiri Yunanistan’ı istila edemedi. Sonra Yunanistan’da yiğit bir kral ortaya çıktı.
BÜYÜK KRALLIK DÖRDE BÖLÜNDÜ
8. Çıkan ‘yiğit kral’ kimdi ve nasıl ‘büyük kuvvetle saltanat sürdü’?
8 Melek, “yiğit bir kıral çıkacak, ve büyük kuvvetle saltanat sürecek, ve dileğine göre yapacak” dedi. (Daniel 11:3) MÖ 336’da yirmi yaşındaki İskender Makedonya kralı olarak ‘çıktı.’ O, Büyük İskender adıyla anılan ‘yiğit bir kraldı.’ Babası II. Philippos’un planını uygulayıp Ortadoğu’daki Pers eyaletlerini bir bir ele geçirdi. İskender’in Dicle ve Fırat Irmaklarını geçen 47.000 adamı Gaugamela’da III. Dareios’un 250.000 kişilik birliklerini dağıttı. Bunun üzerine kaçan Dareios’un öldürülmesiyle Pers hanedanı sona erdi. Yunan devleti artık dünya kudreti olmuştu; İskender ‘büyük kuvvetle saltanat sürdü ve dileğine göre yaptı.’
9, 10. İskender’in krallığının, zürriyetinin eline geçmeyeceği konusundaki peygamberlik nasıl doğru çıktı?
9 İskender’in dünya hükümdarlığı kısa sürecekti, çünkü Tanrı’nın meleği sözlerine şunları eklemişti: “Çıkar çıkmaz kırallığı kırılacak, ve göklerin dört yeline doğru bölünecek, ancak zürriyeti için, ve sürdüğü saltanata göre olmıyacak; çünkü onun kırallığı kökünden sökülecek, ve onlardan olmıyan başkalarının olacak.” (Daniel 11:4) İskender MÖ 323’te Babil’de aniden hastalanıp öldüğünde daha 33 yaşında bile değildi.
10 İskender’in büyük imparatorluğu onun ‘zürriyetine’ geçmedi. Erkek kardeşi III. Philippos Arrhidaios yedi yıldan az bir süre hükümdarlık yaptıktan sonra MÖ 317’de İskender’in annesi Olympias’ın isteği üzerine öldürüldü. MÖ 311’e dek hüküm süren İskender’in oğlu IV. İskender babasının generallerinden biri olan Kassandros’un eliyle öldürüldü. İskender’in gayri meşru oğlu Herakles babasının adıyla hükümdarlık yapmak istedi, fakat MÖ 309’da öldürüldü. Böylece İskender’in “zürriyeti” sona erdi ve “onun kırallığı” ailesinden olmayanların eline geçti.
11. İskender’in krallığı nasıl ‘göklerin dört yeline doğru bölündü’?
11 İskender’in ölümünün ardından krallığı ‘dört yele doğru bölündü.’ Birçok generali toprak kavgasına giriştiler. Tek Gözlü lâkaplı General I. Antigonos, İskender’in imparatorluğunun tümünü kendi denetimi altına sokmaya çalıştı. Fakat Frigya’da İpsos Çarpışması’nda öldürüldü. MÖ 301 yılına doğru İskender’in generallerinden dördü, komutanlarının fethettiği geniş topraklar üzerinde iktidara geçmişlerdi. Kassandros, Makedonya ve Yunanistan’da hüküm sürüyordu. Lysimakhos, Küçük Asya ve Trakya’yı denetimi altına almıştı. I. Selevkos Nikator, Mezopotamya ve Suriye’yi ele geçirmişti. Ve Ptolemaios Lagus, Mısır ve Filistin’i almıştı. Peygamberlikteki söz yerine gelmiş ve İskender’in büyük imparatorluğu dört Helenistik krallığa bölünmüştü.
İKİ RAKİP KRAL ORTAYA ÇIKIYOR
12, 13. (a) Dört Helenistik krallık nasıl ikiye indi? (b) Selevkos Suriye’de hangi hanedanı kurdu?
12 Kassandros iktidara gelmesinden birkaç yıl sonra öldü ve Lysimakhos MÖ 285’te Yunan İmparatorluğu’nun Avrupa kesimini ele geçirdi. Lysimakhos’un MÖ 281’de I. Selevkos Nikator’un karşısında yenilgiye uğrayıp savaş meydanında öldürülmesiyle Asya’daki toprakların büyük kesimi Selevkos’un denetimi altına girdi. MÖ 276’da İskender’in generallerinden birinin torunu olan II. Antigonos Gonatas Makedonya tahtına çıktı. Zamanla Makedonya Roma’ya bağlanıp sonunda MÖ 146’da bir Roma eyaleti haline geldi.
13 Artık dört Helenistik krallığın sadece ikisi önemli durumda kalmıştı. Bunlardan biri I. Selevkos Nikator’un, diğeriyse Ptolemaios Lagus’un yönetimindeydi. Selevkos Suriye’de Selevkos hanedanını kurdu. Suriye’nin yeni başkenti Antiokheia ve Seleukeia limanı da onun kurduğu şehirler arasındadır. Çok sonraları resul Pavlus İsa’nın takipçilerinin ilk kez Hıristiyan diye adlandırıldığı Antiokheia’da (Antakya) öğretim verdi. (Resullerin İşleri 11:25, 26; 13:1-4) Selevkos MÖ 281’de öldürüldü, fakat hanedanı, General Gnaeus Pompeius’un Suriye’yi bir Roma eyaleti haline getirdiği MÖ 64’e değin hüküm sürdü.
14. Mısır’da Ptolemaios hanedanı ne zaman kuruldu?
14 Dört Helenistik krallık içinde en uzun ömürlüsü MÖ 305’te kral unvanını üstlenen Ptolemaios Lagus, yani I. Ptolemaios’unkiydi. Kurduğu Ptolemaios hanedanı MÖ 30’da Roma’ya yenik düşünceye değin Mısır’da hüküm sürmeye devam etti.
15. Dört Helenistik krallıktan hangi iki kuvvetli kral çıktı ve onlar hangi mücadeleyi başlattılar?
15 Böylece dört Helenistik krallıktan iki kuvvetli kral çıktı: Suriye üzerinde I. Selevkos Nikator ve Mısır üzerinde I. Ptolemaios. Bu iki kralla, Daniel 11. bapta anlatılan ‘kuzey kralı’ ile ‘güney kralı’ arasındaki uzun mücadele başlamış oldu. Bu iki kralın kimlikleri ve milliyetleri yüzyıllar boyunca hep değişeceğinden Yehova’nın meleği kralları isimsiz bıraktı. Melek gereksiz ayrıntıları atlayarak sadece çatışmada önem taşıyan hükümdarlardan ve olaylardan söz etti.
ÇATIŞMA BAŞLIYOR
16. (a) İki kral kimin kuzeyinde ve güneyindeydi? (b) ‘Kuzey kralı’ ve ‘güney kralı’ rolünü ilk üstlenen krallar kimlerdi?
16 Yehova’nın meleğinin bu dramatik çatışmanın başlangıcını anlatan sözlerine kulak verin: “Cenup [güney] kıralı ile [İskender’in] reislerinden biri kuvvetlenecekler; ve reis [kuzey kralı] ondan daha kuvvetli olacak, ve saltanat sürecek; saltanatı büyük saltanat olacak.” (Daniel 11:5) ‘Kuzey kralı’ ve ‘güney kralı’ tanımları, o zamana kadar Babil’de tutsaklıktan kurtulup Yahuda diyarına dönmüş olan Daniel’in kavminin topraklarının kuzey ve güneyinde yaşayan krallar için kullanılıyor. İlk ‘güney kralı’ Mısır’da I. Ptolemaios’tu. İskender’in I. Ptolemaios’tan daha kuvvetli ve “saltanatı büyük” olan generallerinden biriyse Suriye kralı I. Selevkos Nikator’du. ‘Kuzey kralı’ rolünü üstlenen oydu.
17. Kuzey ve güney kralları arasındaki çatışmanın başlangıcında Yahuda diyarı kimin egemenliği altındaydı?
17 Çatışmanın başlangıcında Yahuda diyarı güney kralının egemenliği altındaydı. Yaklaşık MÖ 320’den itibaren, I. Ptolemaios Yahudileri Mısır’a gelip koloni kurmaları yönünde etkiledi. I. Ptolemaios’un ünlü kütüphaneyi kurduğu İskenderiye’de bir Yahudi kolonisi gelişti. Yahuda’daki Yahudiler MÖ 198’e değin güney kralı unvanını taşıyan Ptolemaios hanedanının elindeki Mısır’ın denetimi altında kaldılar.
18, 19. Zamanla iki rakip kral nasıl “uzlaşma” yaptı?
18 Melek iki kralla ilgili şu peygamberliği bildirdi: “Yıllardan sonra birleşecekler; ve uzlaşma yapmak için cenup kıralının kızı şimal kıralının yanına gelecek; fakat bazusunun kuvvetini tutamıyacak; bu kıral da bazusu da durmıyacak; ancak kadınla onu getirmiş olanlar, babası da, kadına o vakitlerde destek olan da ele verilecekler.” (Daniel 11:6) Bu sözler acaba nasıl gerçekleşti?
19 Peygamberlik I. Selevkos Nikator’un oğlu ve ardılı olan I. Antiokhos’u dikkate almadı, çünkü o güney kralına karşı kesin sonuç veren bir savaş açmadı. Oysa ardılı II. Antiokhos, I. Ptolemaios’un oğlu II. Ptolemaios’la uzun süre savaştı. II. Antiokhos kuzey kralını, II. Ptolemaios güney kralını oluşturuyordu. II. Antiokhos Laodike’yle evliydi ve onların II. Selevkos adında bir oğulları vardı. Diğer taraftansa II. Ptolemaios’un Berenike adında bir kızı vardı. MÖ 250’de bu iki kral “uzlaşma” yaptı. Bu ittifakın bedelini ödemek üzere II. Antiokhos karısı Laodike’yi boşadı ve ‘kuzey kralının kızı’ Berenike’yle evlendi. Berenike’den doğan oğlu, Laodike’nin oğulları yerine Suriye tahtının varisi oldu.
20. (a) Berenike’nin “bazusu” nasıl durmadı? (b) Berenike de, “onu getirmiş olanlar” ve ona “destek olan” da nasıl ele verildi? (c) II. Antiokhos “bazusu”nu yani iktidarını kaybettikten sonra Suriye kralı kim oldu?
20 Berenike’nin “bazusunun” kuvveti, yani desteği babası II. Ptolemaios’tu. Babası MÖ 246’da ölünce kızı kocası önünde ‘bazusunun kuvvetini tutamadı.’ II. Antiokhos onu reddetti, Laodike’yle yeniden evlendi ve ondan doğan oğlunu kendine ardıl ilan etti. Laodike’nin planı üzerine Berenike ve oğlu öldürüldü. Anlaşılan Berenike’yi Mısır’dan Suriye’ye “getirmiş olan” maiyetinin de sonu aynı oldu. Laodike II. Antiokhos’u bile zehirleyerek öldürdüğünden, Berenike’nin “bazusu” ya da “kuvveti” de ‘durmadı.’ Böylece Berenike’nin “babası” da, kadına bir vakitler “destek olan” Suriyeli kocası da öldü. Bu sayede Laodike’nin oğlu II. Selevkos Suriye kralı olarak kaldı. Ptolemaios hanedanının yeni kralı acaba bütün bu olup bitenlere ne tepki gösterecekti?
KRAL KIZ KARDEŞİNİN ÖCÜNÜ ALIYOR
21. (a) Berenike’nin “köklerinin filizinden” çıkan kimdi ve nasıl ‘çıktı’? (b) III. Ptolemaios nasıl ‘kuzey kralının hisarına girdi’ ve onu yendi?
21 Melek “onun yerine o kadının köklerinin filizinden biri çıkacak” dedi, “ve orduya gelecek, ve şimal kıralının hisarına girecek, ve onlarla uğraşıp yenecek.” (Daniel 11:7) Berenike’nin ana-babasının, yani “köklerinin filizinden” çıkan kimse erkek kardeşiydi. Babası ölünce o güney kralı, Mısır firavunu III. Ptolemaios olarak ortaya ‘çıktı.’ Derhal, öldürülen kız kardeşinin öcünü almaya girişti. Laodike’nin Berenike ve oğlunu öldürtmek üzere kullandığı Suriye kralı II. Selevkos’un üzerine yürüyüp ‘kuzey kralının hisarına girdi.’ III. Ptolemaios Antiokheia’nın tahkim edilmiş kesimini aldı ve Laodike’yi öldürdü. Kuzey kralının toprakları üzerinden doğuya doğru ilerleyip Babil’i yağmaladı ve Hindistan’a kadar yürüdü.
22. III. Ptolemaios neleri Mısır’a geri götürdü ve neden ‘birkaç yıl kuzey kralından el çekti’?
22 Bundan sonra ne oldu? Tanrı’nın meleği bunu bize anlatıyor: “Ve onların ilâhlarını da dökme putları ile, gümüş ve altın güzel kapları ile beraber sürüp Mısıra götürecek; ve bir kaç yıl şimal kıralından el çekecek.” (Daniel 11:8) İki yüzyıldan fazla bir zaman önce Pers kralı II. Kambyses Mısır’ı fethedip Mısır tanrılarını, ‘dökme putlarını’ yurduna götürmüştü. Perslerin önceki kraliyet başkenti Susa’yı yağmalayan III. Ptolemaios bu tanrıları geri alıp ‘sürüp’ Mısır’a götürdü. Aynı zamanda savaş ganimeti olarak aldığı çok sayıda “gümüş ve altın güzel kapları” da geri götürdü. Yurdunda çıkan iç isyanı bastırmak zorunda kalan III. Ptolemaios ‘kuzey kralından el çekip’ ona artık zarar vermedi.
SURİYE KRALI MİSİLLEME YAPIYOR
23. Kuzey kralı güney kralının ülkesine geldikten sonra neden ‘kendi toprağına döndü’?
23 Kuzey kralının tepkisi neydi? Daniel’e şunlar söylendi: “O da cenup kıralının ülkesine gelecek, fakat kendi toprağına dönecek.” (Daniel 11:9) Suriyeli kuzey kralı II. Selevkos misilleme yaptı. Mısırlı güney kralının “ülkesine” girdi, fakat yenilgiye uğradı. Yaklaşık MÖ 242’de II. Selevkos ordusunun artakalan küçücük bir kısmıyla Suriye’nin başkenti Antiokheia’ya geri çekilerek ‘kendi toprağına döndü.’ Ölümü üzerine yerine oğlu III. Selevkos geçti.
24. (a) III. Selevkos’un başına ne geldi? (b) Suriye kralı III. Antiokhos güney kralının topraklarını nasıl ‘bastı ve geçti’?
24 Suriye kralı II. Selevkos’un soyu hakkında önceden neler bildirildi? Melek Daniel’e şunları anlattı: “Onun oğulları harp edecekler, ve büyük kuvvetler cümhuru toplıyacaklar, ve o gelip basacak, ve geçecek; ve geri dönecekler, ve, onun hisarına kadar cenk edecekler.” (Daniel 11:10) Üç yıl bile geçmeden III. Selevkos’un öldürülmesiyle hükümdarlığı son buldu. Ardılı olarak küçük kardeşi III. Antiokhos Suriye tahtına geçti. II. Selevkos’un bu oğlu o sırada güney kralı konumundaki IV. Ptolemaios’a bir saldırı düzenlemek üzere büyük kuvvetler topladı. Suriyeli yeni kuzey kralı Mısır’a açtığı savaşlarda başarılı oldu ve Seleukeia limanını, Suriye Çukuru (bugün Bikaa Vadisi) eyaletini, Sur ile Ptolemais kentlerini ve dolaylarındaki kasabaları geri aldı. Kral IV. Ptolemaios’un ordusunu bozguna uğrattı ve Yahuda’nın birçok kentini aldı. MÖ 217 ilkbaharında Ptolemais’ten ayrılan III. Antiokhos kuzeye, Suriye’deki “hisarına kadar” gitti. Fakat ufukta bir değişiklik görünüyordu.
DURUM DEĞİŞİYOR
25. IV. Ptolemaios ile III. Antiokhos nerede çarpıştı ve Mısırlı güney kralının ‘eline ne verildi’?
25 Yehova’nın meleği bundan sonra olacakları anlatırken Daniel gibi biz de can kulağıyla dinliyoruz: “Cenup kıralı öfkelenip çıkacak, ve onunla, şimal kıralı ile, cenkleşecek; ve o da büyük bir cümhur [topluluk] çıkaracak, ve cümhur onun eline verilecek.” (Daniel 11:11) Güney kralı IV. Ptolemaios 75.000 askerle kuzeye, düşmanın üzerine yürüdü. Suriyeli kuzey kralı III. Antiokhos ona karşı 68.000 askerlik “büyük bir cümhur” çıkardı. Fakat Mısır sınırı yakınlarındaki Raphia kıyı kentinde yapılan çarpışmada bu “cümhur” güney kralının ‘eline verildi.’
26. (a) Raphia Çarpışması’nda güney kralı hangi ‘cumhuru’ ortadan kaldırdı; orada yapılan barış antlaşmasının şartları neydi? (b) IV. Ptolemaios neden ‘kuvvetli durumundan yararlanmadı’? (c) Kim yeni güney kralı oldu?
26 Peygamberlik şöyle devam ediyor: “Ve cümhur ortadan kaldırılınca onun yüreği yükselecek; ve on binlerce insanı düşürecek, fakat yenmiyecek (kuvvetli durumundan yararlanmayacak).” (Daniel 11:12) Güney kralı IV. Ptolemaios Suriye’nin 10.000 piyade ve 300 süvarisini öldürüp ‘ortadan kaldırdı’ ve 4.000 askerini tutsak aldı. Krallar sonra antlaşma yaptılar ve bu antlaşma gereğince III. Antiokhos, Suriye limanı Seleukeia’yı elinde tuttu, fakat Fenike ve Suriye Çukuru’nu kaybetti. Bu zafer üzerine Mısırlı güney kralının özellikle Yehova’ya karşı ‘yüreği yükseldi.’ Yahuda IV. Ptolemaios’un denetiminde kaldı. Ne var ki IV. Ptolemaios Suriyeli kuzey kralına karşı kazandığı zaferin ardından ‘kuvvetli durumundan yararlanmadı.’ Bunun yerine sefahat yaşamına döndü ve beş yaşındaki oğlu V. Ptolemaios, III. Antiokhos’un ölümünden birkaç yıl önce yeni güney kralı oldu.
VE KUZEY KRALI DÖNÜYOR
27. ‘Vakitlerden sonra’ kuzey kralı kaybettiği toprakları Mısır’dan geri almak üzere nasıl geri döndü?
27 Antiokhos III, başarılarından dolayı Büyük Antiokhos diye adlandırıldı. Melek onun hakkında şunları dedi: “Şimal kıralı yine gelecek, ve birincisinden daha büyük bir cümhur çıkaracak; ve vakitlerden, yıllardan sonra büyük bir ordu ile ve çok hazırlıkla gelecek.” (Daniel 11:13) Mısırlıların Raphia’da Suriyelileri yenmesinin üzerinden geçen bu “vakitler” en az 16 yıldı. Genç V. Ptolemaios güney kralı olduğunda, III. Antiokhos kaybettiği toprakları Mısırlı güney kralından geri almak üzere ‘birincisinden daha büyük bir cumhur çıkardı.’ Bu amaçla kendi kuvvetlerini Makedonya kralı V. Philippos’unkilerle birleştirdi.
28. Genç güney kralının ne gibi sıkıntıları vardı?
28 Güney kralının kendi ülkesinde de sıkıntıları vardı. Melek “o vakitler bir çokları cenup kıralına karşı duracaklar” dedi. (Daniel 11:14a) Gerçekten de birçokları ‘güney kralına karşı durdu.’ Genç güney kralı, III. Antiokhos ve Makedonyalı müttefikinin kuvvetleriyle karşı karşıya bulunmasının yanı sıra kendi yurdu Mısır’da çıkan sorunlarla da yüz yüze bulunuyordu. Onun adına hükümdarlık yapan vasisi Agathokles’in Mısırlılara küstahça davranması yüzünden birçokları isyan etti. Melek sözlerine şunları ekledi: “Senin kavmının zorbaları da, rüyet yerine gelsin diye kalkacaklar; fakat düşecekler.” (Daniel 11:14b) Daniel’in kavminden bile bazıları “zorba,” yani ayaklanma yanlısı olmuştu. Fakat bu tür Yahudilerin, yurtlarında diğer milletlerin egemenliğinin biteceğine ilişkin gördüğü her “rüyet” asılsızdı ve onlar başarısızlığa uğrayacak, diğer bir deyişle ‘düşeceklerdi.’
29, 30. (a) ‘Güneyin kuvvetleri’ kuzeyden gelen saldırı karşısında nasıl dayanamadı? (b) Kuzey kralı nasıl ‘güzel diyarda durmaya’ başladı?
29 Yehova’nın meleği ayrıca şunları da önceden bildirdi: “Şimal kıralı gelecek, ve meteris kurup duvarlı bir şehir alacak; ve cenubun kuvvetleri, ve kendi seçme kavmı dayanmıyacaklar, ve dayanmağa kuvvet olmıyacak. Ve ona karşı gelen kendi dileğine göre yapacak, ve karşısında dayanan olmıyacak; ve güzel diyarda duracak, ve helâk onun elinde olacak.”—Daniel 11:15, 16.
30 ‘Güneyin kuvvetleri,’ başka sözlerle V. Ptolemaios’un komutası altındaki askeri kuvvetler kuzeyden gelen saldırı karşısında dayanamadılar. III. Antiokhos Panion’da (Caesarea Philippi—Filipus Kayseriyesi) Mısır generali Scopas’ı ve 10.000 “seçme” adamını “duvarlı bir şehir” olan Sayda’ya geri püskürttü. III. Antiokhos MÖ 198’de “meteris,” başka sözlerle istihkâm duvarı kurup bu Fenike limanını aldı. Mısırlı güney kralının kuvvetleri onun önünde dayanmadığından ‘kendi dileğine göre yaptı.’ III. Antiokhos sonra ‘güzel diyar’ Yahuda’nın başkenti Yeruşalim’e (Kudüs) yürüdü. MÖ 198’de Yeruşalim ve Yahuda’nın egemenliği Mısırlı güney kralının elinden Suriyeli kuzey kralının eline geçti. Böylece kuzey kralı III. Antiokhos ‘güzel diyarda durmaya’ başladı. Karşı koyan Yahudilerin ve Mısırlıların tümünün ‘helaki onun elindeydi.’ Acaba bu kuzey kralı daha ne kadar süre dilediği gibi davranabilecekti?
ROMA, KUZEY KRALINI ZORLUYOR
31, 32. Kuzey kralı sonunda güney kralıyla neden barış için “uzlaşma” yapmak zorunda kaldı?
31 Bunun cevabını bize Yehova’nın meleği veriyor: “[Kuzey kralı] kırallığının bütün kuvvetile gelmeğe yünelecek, ve onunla uzlaşma şartları olacak; ve bunları yapacak; ve diyarı helâk etsin diye kadınlar kızını ona verecek; fakat kız durmıyacak, ve onun olmıyacak.”—Daniel 11:17.
32 Kuzey kralı III. Antiokhos “kırallığının bütün kuvvetile” Mısır’ı egemenliği altına almaya ‘yöneldi.’ Fakat sonunda güney kralı V. Ptolemaios’la barış için “uzlaşma” aramak zorunda kaldı. Roma’nın istemleri III. Antiokhos’un planını değiştirmesine neden olmuştu. III. Antiokhos çocuk yaştaki Mısır kralının topraklarını almak üzere Makedonya kralı V. Philippos’la bir ittifak kurduğunda, V. Ptolemaios’un vasileri korunabilmek için Roma’ya başvurdular. Etki alanını genişletmek isteyen Roma bunu fırsat bilip gücünü gösterdi.
33. (a) III. Antiokhos ile V. Ptolemaios arasındaki barış şartları nelerdi? (b) I. Kleopatra ile V. Ptolemaios arasındaki evliliğin amacı neydi, fakat entrika neden boşa gitti?
33 Roma’nın zorlamasıyla III. Antiokhos güney kralıyla barış şartlarını görüştü. III. Antiokhos Roma’nın istemi üzerine, fethettiği toprakları geri vermektense ayette “kadınlar kızı” olarak geçen kızı I. Kleopatra’yı V. Ptolemaios’la evlendirerek, sadece kağıt üstünde bir devir teslim işi yapmayı tasarladı. Kızın çeyizi olarak verilecek eyaletler arasında “güzel diyar” denen Yahuda da bulunuyordu. Ne var ki MÖ 193’te bu evlilik gerçekleştiğinde, Suriye kralı bu eyaletlerin V. Ptolemaios’a geçmesine izin vermedi. Bu, Mısır’ı Suriye’ye tabi kılmak amacıyla düzenlenmiş politik bir evlilikti. Fakat bu entrika boşa gitti, çünkü I. Kleopatra daha sonra kocasının tarafını tuttuğundan ‘onun, yani babasının olmaya’ devam etmedi. III. Antiokhos ile Roma arasında savaş çıktığında, Mısır Roma’nın tarafını tuttu.
34, 35. (a) Kuzey kralı yüzünü hangi ‘anakara sahillerine’ çevirdi? (b) Roma kuzey kralından gelen “hakarete” nasıl son verdi? (c) III. Antiokhos nasıl öldü ve yerine kim kuzey kralı oldu?
34 Melek kuzey kralının işlerinin ters gideceğine değinerek sözlerine şunları ekledi: “Ondan sonra [III. Antiokhos] yüzünü adalara (anakara sahillerine) çevirecek, ve çoğunu alacak; fakat [Romalı] bir başbuğ onun [Roma’ya] ettiği hakarete son verecek; [Roma] onun [III. Antiokhos’un] hakaretini de kendi üzerine döndürecek. Ve [III. Antiokhos] yüzünü kendi memleketinin hisarlarına çevirecek; fakat sürçüp düşecek; ve bulunmıyacak.”—Daniel 11:18, 19.
35 ‘Anakara sahilleri’ Makedonya, Yunanistan ve Küçük Asya sahilleriydi. MÖ 192’de Yunanistan’da savaş patlak verdi ve III. Antiokhos Yunanistan’a gelmeye ikna edildi. Suriye kralının orada daha fazla toprak zapt etme çabalarından hoşnut olmayan Roma ona resmen savaş açtı. III. Antiokhos Thermopylai’da Romalılar karşısında bozguna uğradı. MÖ 190’da Magnesia (Manisa) Çarpışması’nı kaybetmesinden bir yıl kadar sonra Yunanistan, Küçük Asya ve Toros Dağları’nın batısında fethettiği toprakların tümünü bırakmak zorunda kaldı. Roma Suriyeli kuzey kralından yüklü bir savaş tazminatı istedi ve onun üzerinde egemenlik kurdu. Yunanistan ve Küçük Asya’dan püskürtülen ve de neredeyse bütün donanmasını kaybeden III. Antiokhos ‘yüzünü kendi memleketinin [Suriye’nin] hisarlarına çevirdi.’ Romalılar ‘onun kendilerine ettiği hakareti kendi üzerine döndürdüler.’ MÖ 187’de III. Antiokhos Elymais’te (Parthia) bir mabedi soymaya çalışırken öldürüldü. Böylece ölerek ‘düştü’ ve yerine yeni kuzey kralı olarak oğlu IV. Selevkos geçti.
ÇATIŞMA SÜRÜYOR
36. (a) Güney kralı mücadeleyi nasıl sürdürmeye çalıştı, fakat başına ne geldi? (b) IV. Selevkos nasıl düştü, yerine kim geçti?
36 Güney kralı V. Ptolemaios, Kleopatra’nın çeyizi olarak kendisine geçmesi gereken eyaletleri kazanmaya çalışırken zehirlenerek öldürüldü. Yerine VI. Ptolemaios geçti. Acaba IV. Selevkos’a ne oldu? Roma’ya borçlu olduğu ağır tazminatı ödemek için paraya ihtiyacı olduğundan, Yeruşalim’deki mabette saklı olduğu söylenen serveti ele geçirmek için haznedarı Heliodoros’u oraya gönderdi. Gözü tahtta olan Heliodoros, IV. Selevkos’u öldürdü. Ne var ki Bergama kralı Eumenes ve kardeşi Attalus öldürülen kralın kardeşi IV. Antiokhos’u tahta geçirdiler.
37. (a) IV. Antiokhos nasıl kendini Yehova Tanrı’dan kudretli göstermeye çalıştı? (b) IV. Antiokhos’un Yeruşalim’deki mabedin kutsallığını hiçe sayan davranışı neye yol açtı?
37 Yeni kuzey kralı IV. Antiokhos Yehova’nın tapınma için yaptığı düzenlemeyi ortadan kaldırmaya çalışarak kendini Tanrı’dan kudretli göstermek istiyordu. Yehova’ya meydan okuyup Yeruşalim’deki mabedi Zeus’a, diğer adıyla Jüpiter’e adadı. MÖ Aralık 167’de Yehova’ya yakılan günlük takdimelerin sunulduğu mabet avlusundaki büyük mezbahın tepesinde putlara tapınmak üzere bir sunak kuruldu. On gün sonra put sunağının üzerinde Zeus’a kurban sunuldu. Tapınağın kutsallığını hiçe sayan bu davranış Yahudilerin Makabi ayaklanmasını başlattı. IV. Antiokhos onlarla üç yıl çarpıştı. MÖ 164’te bu saygısızlığın yıldönümünde Yeuda Makabi, mabedi yeniden Yehova’ya adayıp Takdis bayramı Hanukka’yı başlattı.—Yuhanna 10:22.
38. Makabi yönetimi nasıl son buldu?
38 Makabiler büyük ihtimalle MÖ 161’de Roma’yla bir antlaşma yaptılar ve MÖ 104’te bir krallık kurdular. Fakat Suriyeli kuzey kralıyla aralarındaki sürtüşme devam etti. Sonunda Roma’dan araya girmesi istendi. Romalı General Gnaeus Pompeius MÖ 63’te, Yeruşalim’i üç ay kuşattıktan sonra ele geçirdi. MÖ 39’da Roma Senatosu Edomi Herodes’i Yahuda’ya kral olarak atadı. Herodes MÖ 37’de Yeruşalim’i alarak Makabi yönetimine son verdi.
39. Daniel 11:1-19’u incelemekten nasıl yarar gördünüz?
39 Çatışma halindeki iki kralla ilgili peygamberliğin ilk kısmının ayrıntılarıyla yerine geldiğini görmek ne heyecan verici! Gerçekten de, Daniel’e peygamberlik niteliği taşıyan bu haberin verilmesinden yaklaşık 500 yıl sonraki tarihe bir göz atmak ve kuzey ve güney kralı konumunu işgal eden hükümdarları tanımak insanı çok heyecanlandırıyor! Ne var ki bu iki kral arasındaki çatışma İsa Mesih’in yerde yaşadığı günler boyunca ve ta günümüze dek süregelirken, onların siyasal kimlikleri de devamlı değişiyor. Bu peygamberlikte ortaya konulan ilginç ayrıntılarla, tarihsel gelişmeleri karşılaştırarak bu iki rakip kralın kimliklerini saptayabileceğiz.
-
-
Çatışma Halindeki İki KralDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
[Sayfa 228’deki çizelge/resimler]
DANİEL 11:5-19’DAKİ KRALLAR
Kuzey kralı Güney kralı
Daniel 11:5 I. Selevkos Nikator I. Ptolemaios
Daniel 11:6 II. Antiokhos II. Ptolemaios
(karısı Laodike) (kızı Berenike)
Daniel 11:7-9 II. Selevkos III. Ptolemaios
Daniel 11:10-12 III. Antiokhos IV. Ptolemaios
Daniel 11:13-19 III. Antiokhos V. Ptolemaios
(Kızı I. Kleopatra) Ardılı:
Ardıllar: VI. Ptolemaios
IV. Selevkos ve
IV. Antiokhos
-
-
İki Kralın Kimliği DeğişiyorDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
Bölüm On Dört
İki Kralın Kimliği Değişiyor
1, 2. (a) IV. Antiokhos’un Roma’nın isteklerine boyun eğmesine hangi olay yol açtı? (b) Suriye ne zaman bir Roma eyaleti haline geldi?
SURİYE kralı IV. Antiokhos Mısır’ı işgal edip kendini ülkenin kralı ilan eder. Mısır kralı VI. Ptolemaios’un isteği üzerine Roma, Gaius Popillius Laenas’ı elçi olarak Mısır’a gönderir. Büyük bir filoyla oraya giden Laenas, IV. Antiokhos’a Mısır üzerinde krallık iddiasından vazgeçip derhal ülkeden çekilmesi için Roma Senatosu’nun ültimatomunu getirir. Suriye kralıyla Roma elçisi İskenderiye yakınlarındaki Eleusis’te karşılaşır. IV. Antiokhos danışmanlarıyla görüşmek için zaman ister. Ama Laenas kralın çevresinde toprağa bir çember çizerek Antiokhos’a çemberden çıkmadan yanıt vermesini söyler. Aşağılanan IV. Antiokhos, Roma’nın isteklerini kabul edip MÖ 168’de Suriye’ye geri döner. Böylece Suriyeli kuzey kralıyla Mısırlı güney kralı arasındaki çatışma sona erer.
2 Ortadoğu’daki olaylarda baskın bir rol oynayan Roma, Suriye’ye isteklerini zorla kabul ettirmeye devam eder. Böylece MÖ 163’te IV. Antiokhos’un ölümünden sonra Suriye’yi yine Selevkos hanedanından başka krallar yönetse de, onlar ‘kuzey kralı’ konumunda olmazlar. (Daniel 11:15) Sonunda MÖ 64’te Suriye bir Roma eyaleti haline gelir.
3. Roma ne zaman ve nasıl Mısır’a karşı üstünlük kazandı?
3 Mısır’daki Ptolemaios hanedanı IV. Antiokhos’un ölümünden sonraki 130’u aşkın yıl boyunca ‘güney kralı’ konumunda kalmaya devam eder. (Daniel 11:14) Roma hükümdarı Octavianus MÖ 31’de Aktium Çatışması’nda Ptolemaios hanedanının son kraliçesi VII. Kleopatra’yla Romalı aşığı Marcus Antonius’un bileşik kuvvetlerini yenilgiye uğratır. Kleopatra’nın intiharından sonraki yıl Mısır da Roma eyaleti olur ve artık güney kralı rolünü oynayamaz. Roma MÖ 30 yılına doğru hem Suriye hem de Mısır’a karşı üstünlük kazanır. Şimdi artık başka hükümdarlıkların kuzey ve güney kralı rolünü üstlenmesini beklememiz gerekmiyor mu?
YENİ KRAL “VERGİ DEVŞİRENİ” GÖNDERİYOR
4. Neden başka bir hükümdarlığın kuzey kralı kimliğini üstlenmesini beklememiz gerekiyor?
4 İsa Mesih MS 33 ilkbaharında öğrencilerine şunları dedi: “Daniel peygamber vasıtası ile söylenmiş olan harap edici mekruh şeyin mukaddes yerde dikildiğini gördüğünüz zaman . . . . Yahudiyede olanlar o vakit dağlara kaçsınlar.” (Matta 24:15, 16) Daniel 11:31’den alıntıda bulunan İsa takipçilerini ileride ortaya çıkacak bir ‘harap edici mekruh şeye’ karşı uyarmış oldu. Kuzey kralıyla ilgili bu peygamberlik, söz konusu rolde bulunan son Suriye kralı IV. Antiokhos’un ölümünden 195 yıl kadar sonra verildi. Kuşkusuz başka bir hükümdarlık kuzey kralı kimliğini üstlenecekti. Acaba bu kim olacaktı?
5. Kim bir zamanlar IV. Antiokhos’un işgal ettiği konumu üstlenip kuzey kralı olarak ortaya çıktı?
5 Yehova Tanrı’nın meleği şunları önceden bildirdi: “Onun [IV. Antiokhos’un] yerine biri çıkacak ki, kırallığının izzeti olan diyardan vergi devşireni geçirecek; fakat öfke ile ve cenkle olmıyarak bir kaç gün içinde kırılacak.” (Daniel 11:20) Bu şekilde ‘çıkan’ kişinin, Caesar (Sezar) Augustus adıyla da tanınan ilk Roma imparatoru Octavianus olduğu görüldü.—Sayfa 248’deki “Biri Onurlandırıldı, Diğeri Hor Görüldü” köşesine bakın.
6. (a) ‘Vergi devşiren krallığın izzeti olan diyardan’ ne zaman geçirildi ve bu olayın önemi neydi? (b) Augustus’un ‘öfke ve savaş’ nedeniyle ölmediği neden söylenebilir? (c) Kuzey kralının kimliğinde hangi değişiklik oldu?
6 Augustus’un “kırallığının izzeti olan diyar,” ‘güzel diyarı,’ başka sözlerle Roma’nın Yahuda eyaletini de kapsıyordu. (Daniel 11:16) Augustus MÖ 2 yılında bir kayıt veya sayım yapılmasını buyurarak “vergi devşireni,” yani vergi toplayacak birini oraya gönderdi. Bu sayım büyük olasılıkla vergilendirilecek ve askere alınacakların sayısını öğrenebilmek amacıyla yapılıyordu. Bu buyruk nedeniyle Yusuf ve Meryem’in kütüğe yazılmak üzere Beytlehem’e gitmesiyle, İsa önceden bildirilen o yerde doğdu. (Mika 5:2; Matta 2:1-12) Augustus MS 14 Ağustos’unda, bu kayıt işlemiyle ilgili buyruğu vermesinin üzerinden çok geçmeden, yani “bir kaç gün içinde” öldü. Öldüğünde 76 yaşındaydı. Ölümü öfkeli bir suikastçı ya da ‘savaş’ nedeniyle değil, hastalıktan oldu. Kuzey kralı gerçekten kimlik değiştirmişti! Bu kral artık Roma imparatorlarıydı.
‘HOR GÖRÜLMÜŞ BİR ADAM ÇIKIYOR’
7, 8. (a) Kim kuzey kralı olarak Augustus’un konumuna çıktı? (b) “Kırallık şerefi” neden mecburen Augustus Caesar’ın ardılına verildi?
7 Melek peygamberliğe devam ederek şunları söyledi: “Kendisine kırallık şerefi vermedikleri hor görülmüş bir adam onun [Augustus’un] yerine çıkacak; fakat emniyet vaktinde gelecek, ve yaltaklanarak kırallığı ele alacak. Ve basan kuvvetler onun önünden basılacaklar, ve kırılacaklar; ve ahit hükümdarı da kırılacak.”—Daniel 11:21, 22.
8 “Hor görülmüş bir adam,” Augustus’un üçüncü karısı Livia’nın oğlu Tiberius Caesar’dı. (Sayfa 248’deki “Biri Onurlandırıldı, Diğeri Hor Görüldü” köşesine bakın.) Augustus kötü huylarından dolayı üvey oğlundan nefret ediyor ve onun kendinden sonra Caesar olmasını istemiyordu. Ancak ardılı olabilecek diğer kişilerin hepsi öldükten sonra çaresiz kalındığından “kırallık şerefi” mecburen ona verildi. MS 4 yılında Augustus, Tiberius’u evlat edinip tahtın varisi yaptı. “Hor görülmüş bir adam” olarak değinilen Tiberius, Augustus’un ölümünden sonra, 54 yaşında ‘çıkıp’ Roma imparatoru ve kuzey kralı olarak iktidarı ele geçirdi.
9. Tiberius nasıl ‘yaltaklanarak krallığı eline aldı’?
9 The New Encyclopædia Britannica, “Tiberius” için şöyle diyor: “Senatoyla politik bir oyuna girişip [Augustus’un ölümünden sonra] neredeyse bir ay boyunca onun kendisini imparator olarak atamasına izin vermedi.” Senato’ya Augustus’tan başka kimsenin Roma İmparatorluğu’nu yönetme gücüne sahip olmadığını söyleyip, senatörlerden bu yetkiyi bir tek adamın tekeline bırakacakları yerde bir grup adama vererek cumhuriyeti yeniden kurmalarını istedi. Tarihçi Will Durant şöyle yazdı: “Onun sözünün eri olduğuna güvenme cesareti göstermeyen Senato, en sonunda iktidarı kabulleninceye dek onunla karşılıklı reverans yaptı.” Durant sözlerine şunları ekledi: “Her iki taraf da oyunu iyi oynadı. Tiberius princeps’liği (birinci vatandaşlık) istiyordu, yoksa bu unvandan kurtulmanın yolunu araması gerekecekti; Senato Tiberius’tan korkuyor ve nefret ediyordu, fakat eskisi gibi yalnızca kuramsal olarak egemen meclislere dayalı yeni bir cumhuriyet kurmaktan da ürküyordu.” Böylece Tiberius ‘yaltaklanarak krallığı ele geçirdi.’
10. “Basan kuvvetler” nasıl ‘kırıldı’?
10 ‘Basan kuvvetlere,’ başka sözlerle çevredeki krallıkların askeri kuvvetlerine gelince, melek onların ‘basılacaklarını ve kırılacaklarını’ söyledi. Tiberius kuzey kralı olduğunda, yeğeni Germanicus Caesar Ren Irmağı yöresindeki Roma birliklerinin komutanıydı. MS 15’te Germanicus kuvvetlerini Germen kahramanı Arminius’un üzerine sürdü ve bir ölçüde başarı kazandı. Ne var ki, kazanılan sınırlı zaferler çok pahalıya mal olmuştu ve bunun üzerine Tiberius Germania’da yapılan harekâtları durdurdu. Bunun yerine iç savaşı kışkırtarak Germen kabilelerinin birleşmesini önlemeye çalıştı. Tiberius genelde savunmaya yönelik dış siyasete olumlu bakıyor ve sınırların kuvvetlendirilmesi üzerinde duruyordu. Onun bu tavrı epeyce başarılı oldu. Bu sayede “basan kuvvetler” kontrol altına alınıp ‘kırıldı.’
11. “Ahit hükümdarı” nasıl ‘kırıldı’?
11 Yehova Tanrı’nın yeryüzündeki ailelerin tümünün nimetler elde edebilmesini sağlamak amacıyla İbrahim’le yaptığı ‘ahdin hükümdarı da kırıldı.’ İsa Mesih bu ahitte vaat edilen İbrahim’in Zürriyeti’ydi. (Tekvin 22:18; Galatyalılar 3:16) İsa MS 14 Nisan 33’te Yeruşalim’deki Roma hükümet konağında vali Pontius Pilatus’un önüne çıkarıldı. Yahudi kâhinler İsa’yı imparatora ihanetle suçluyorlardı. Oysa İsa Pilatus’a, “Benim kırallığım bu dünyadan değildir . . . . benim kırallığım buradan değildir” demişti. Romalı valinin suçsuz İsa’yı salıvermemesi için Yahudiler bağırıp dediler: “Bu adamı salıverirsen, Sezar’ın dostu değilsin! . . . . Kral olduğunu ileri süren herkes Sezar’a karşı gelmiş olur.” İsa’nın idamını talep ettikten sonra “Sezar’dan başka kralımız yok!” dediler. Tiberius’un kapsamını genişlettiği, Caesar’a yönelik hemen her hakareti içine alan “lex maiestatis” yasası gereğince, Pilatus İsa’yı ‘kırılması,’ başka sözlerle işkence direğine çivilenmesi için askerlere teslim etti.—Yuhanna 18:36; 19:12-16, Müjde; Markos 15:14-20.
‘ENTRİKACI’ BİR TİRAN
12. (a) Tiberius’la kim ‘ittifak’ etmişti? (b) Tiberius nasıl ‘küçük bir milletle kuvvetlendi’?
12 Tiberius hakkında peygamberlikte bulunmaya devam eden melek şunları dedi: “Onunla yapılmış olan muahededen [ittifaktan] sonra, hile ile davranacak; ve çıkacak, ve küçük bir milletle kuvvetlenecek.” (Daniel 11:23) Roma Senato üyeleri anayasaya göre Tiberius’la ‘ittifak’ etmişti. Tiberius resmen Senato’ya bağlıydı. Oysa hile yapıyordu, aslında ‘küçük bir milletle kuvvetlenmişti.’ Bu küçük millet, ordugâhı Roma surları yakınında bulunan Roma Praetoria Muhafız Alayı’ydı. Onların yakınlığı Senato’nun gözünü korkutuyor ve Tiberius’un halk arasında kendi iktidarına karşı patlak verebilecek herhangi bir ayaklanmayı engellemesine yardımcı oluyordu. Böylece Tiberius yaklaşık 10.000 kişilik muhafız alayı sayesinde kuvvetli kaldı.
13. Tiberius ne bakımdan atalarını geçti?
13 Melek peygamberlik sözlerine şunları ekledi: “Vilâyetin en semiz yerleri üzerine emniyet vaktinde gelecek; ve ataları, ve atalarının ataları tarafından yapılmamış olan şeyi yapacak; onlar arasında yağma ve çapul malı ile servetler saçacak; ve bir vakit hisarlara karşı düzenlerini kuracak (entrika çevirecek).” (Daniel 11:24) Tiberius aşırı kuşkucu olduğundan hükümdarlık dönemi gizli emirle işlenen cinayetlerle doluydu. En çok Praetoria Muhafız Alayı’nın komutanı Seianus’un etkisiyle Tiberius’un iktidarının son yılları korkunç bir terör dönemine dönüştü. Sonunda Seianus’tan da kuşku duyup onu idam ettirdi. Tiberius tiranlıkta atalarını geçti.
14. (a) Tiberius nasıl Roma eyaletlerinin her tarafına “yağma ve çapul malı ile servetler” saçtı? (b) Tiberius öldüğünde ne sayılıyordu?
14 Bununla birlikte, Tiberius Roma eyaletlerinin her tarafına “yağma ve çapul malı ile servetler” saçtı. Öldüğünde boyunduruğu altındaki tüm kavimler refah içinde yaşıyordu. Vergiler hafifti ve Tiberius zor koşulların hüküm sürdüğü bölgelerin halkına cömertlik gösterebiliyordu. Askerler veya memurlar birini sıkıştırır ya da herhangi bir işte yolsuzluk yaparlarsa imparatorlukça cezalandırılmayı bekleyebilirlerdi. Tiberius’un dizginleri sımsıkı elinde tutması kamu güvenliğini sağlıyor ve gelişmiş iletişim sistemi ticareti kolaylaştırıyordu. Tiberius Roma’nın içinde ve dışında işlerin tarafsız şekilde ve düzen içinde yürütülmesini sağladı. Yasaları geliştirdi ve Augustus Caesar’ın yaptığı reformları devam ettirerek toplumsal ve ahlaksal standartları yükseltti. Buna rağmen öylesine ‘entrikacıydı’ ki, Romalı tarihçi Tacitus onu “sahte bir görünüm vermekte usta, ikiyüzlü bir adam” olarak tanımladı. MS 37’nin Mart’ında öldüğünde tiran sayılıyordu.
15. Birinci yüzyılın sonu ve ikinci yüzyılın başında Roma ne durumdaydı?
15 Tiberius’un kuzey kralı rolünü alan ardılları arasında Gaius Caesar (Caligula), I. Claudius, Neron, Vespasianus, Titus, Domitianus, Nerva, Traianus ve Hadrianus da vardı. The New Encyclopædia Britannica “çoğunlukla” diyor, “Augustus’un ardılları onun idari konulardaki siyasetini ve yapım programını, daha az yenilik ve daha çok gösteriş getirerek de olsa, sürdürdüler.” Aynı kaynak şunu da belirtiyor: “Birinci yüzyılın sonu ve ikinci yüzyılın başında Roma, ihtişamının ve nüfusunun doruğundaydı.” Roma’nın o sıralarda imparatorluk sınırlarında bazı sorunları olmuşsa da, güney kralıyla önceden bildirilen ilk çarpışması MS üçüncü yüzyıldan önce olmadı.
GÜNEY KRALINA KARŞI HAREKETE GEÇİYOR
16, 17. (a) Daniel 11:25’te değinilen kuzey kralı rolünü kim üstlendi? (b) Güney kralı konumuna kim geldi ve bu nasıl oldu?
16 Tanrı’nın meleği peygamberliğe şöyle devam etti: “[Kuzey kralı] büyük bir ordu ile cenup kıralına karşı kuvvetini ve yüreğini uyandıracak; ve cenup kıralı büyük ve çok kuvvetli bir ordu ile cenge kalkacak; fakat [kuzey kralı] duramıyacak; çünkü ona karşı düzenler kuracaklar. Onun güzel yemeklerini yiyenler de onu kıracaklar, ve onun ordusu dağılacak, ve çoğu vurulup düşecek.”—Daniel 11:25, 26.
17 Octavianus’un Mısır’ı Roma eyaleti haline getirmesinden 300 yıl kadar sonra, Roma İmparatoru Aurelianus kuzey kralı rolünü üstlendi. Bu arada Roma kolonisi Palmyra’nın kraliçesi Septimia Zenobia güney kralı konumuna geldi.a (Sayfa 252’deki “Palmyra’nın Savaşçı Kraliçesi Zenobia” köşesine bakın.) Palmyra ordusu MS 269’da Roma adına koruma bahanesiyle Mısır’ı işgal etti. Zenobia Palmyra’yı Doğu’nun en önde gelen kenti yapmak ve Roma’nın doğu eyaletlerini yönetmek istiyordu. Onun ihtirasları karşısında telaşa düşen Aurelianus Zenobia’ya karşı harekete geçmek üzere “kuvvetini ve yüreğini” uyandırdı.
18. Kuzey kralı İmparator Aurelianus ile güney kralı Kraliçe Zenobia arasındaki çatışmanın sonucu ne oldu?
18 Güney kralı konumundaki Zenobia, Zabdas ve Zabbay adlı iki generalin komutasındaki “büyük ve çok kuvvetli bir ordu ile” kuzey kralına karşı savaşa ‘kalktı.’ Fakat Aurelianus Mısır’ı aldı ve Küçük Asya ve Suriye içlerine bir sefer düzenledi. Zenobia Emesa’da (bugünkü Humus) yenildi ve bunun üzerine Palmyra’ya geri çekildi. Aurelianus şehri kuşattığında Zenobia kenti kahramanca savundu, fakat başarılı olamadı. Oğluyla birlikte Sasani topraklarına doğru kaçmaya çalışırken Romalılar tarafından Fırat Irmağı kenarında yakalandı. Palmyra kenti MS 272’de Romalılara teslim oldu. Aurelianus Zenobia’yı sağ bıraktı ve MS 274’te düzenlenen zafer geçidinde onu en büyük ganimeti olarak Roma sokaklarından geçirdi. Zenobia ömrünün geri kalan kısmını Roma’da saygıdeğer bir kadın gibi yaşayarak geçirdi.
19. Aurelianus ‘kendisine karşı kurulan düzen’ yüzünden nasıl ‘kırıldı’?
19 Aurelianus’un kendisi de ‘duramadı, çünkü ona karşı düzenler kurdular.’ MS 275’te Pers kökenli Sasanilere karşı bir sefere kalkıştı. Trakya’da boğazlardan geçerek Küçük Asya’ya girebilmek üzere fırsat beklerken “yemeklerini yiyenler” düzen kurup onu ‘kırdılar.’ Kâtibi Eros’u yaptığı yolsuzluklardan dolayı hesap vermeye çağırmak üzereydi. Fakat Eros sözde idama mahkûm birtakım subayların isimlerinin bulunduğu sahte bir liste hazırladı. Bu listeyi gören subaylar Aurelianus’a suikast düzenleyip onu öldürdüler.
20. Kuzey kralının “ordusu” nasıl ‘dağıldı’?
20 İmparator Aurelianus’un ölümüyle kuzey kralının kariyeri son bulmadı. Başka Romalı hükümdarlar onu izledi. Bir dönem, bir batı bir de doğu imparatoru vardı. Onların yönetimi altında kuzey kralının ‘ordusu dağıldı’b ve kuzeyden gelen Germen kabilelerinin saldırıları nedeniyle çoğu ‘vurulup düştü.’ Gotlar MS dördüncü yüzyılda Roma sınırlarından içeri girdi. İstilalar birbirini kovaladı. MS 476’da Germen önderi Odoacer (Odovakar) Roma’da hüküm süren son imparatoru tahttan indirdi. Altıncı yüzyılın başına doğru Batı Roma İmparatorluğu dağılmıştı ve Germen kralları Britanya, Galya, İtalya, Kuzey Afrika ve İspanya’da saltanat sürüyordu. Doğu Roma İmparatorluğu 15. yüzyıla dek ayakta kaldı.
BÜYÜK İMPARATORLUK BÖLÜNÜYOR
21, 22. Constantinus MS dördüncü yüzyılda hangi değişiklikleri getirdi?
21 Roma İmparatorluğu’nun yüzyıllar süren parçalanışı hakkında gereksiz ayrıntılara girmeyen Yehova’nın meleği, kuzey ve güney kralının başka girişimlerini de önceden bildirmeye devam etti. Bununla birlikte, Roma İmparatorluğu’nda yaşanan birtakım gelişmeleri kısaca gözden geçirmek iki rakip kralın daha sonraki kimliğini saptamamıza yardımcı olacak.
22 Dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Constantinus irtidat etmiş Hıristiyanlığı devletçe tanıdı. Hatta MS 325’te Küçük Asya’da Nikaia (İznik) Kilise Konsili’ni toplayıp ona başkanlık bile etti. Daha sonra imparatorluk sarayını Roma’dan kendine yeni başkent yaptığı Byzantium’a, yani Costantinopolis’e nakletti. MS 17 Ocak 395’te İmparator I. Theodosius’un ölümüne değin, Roma İmparatorluğu tek bir imparatorun yönetimi altında varlığını sürdürdü.
23. (a) Theodosius’un ölümünden sonra Roma İmparatorluğu nasıl bölündü? (b) Doğu Roma İmparatorluğu nasıl son buldu? (c) Mısır’ı 1517’de kim yönetiyordu?
23 Theodosius’un ölümünün ardından, Roma İmparatorluğu oğulları arasında bölündü. Honorius batı kesimini, Arcadius ise başkenti Costantinopolis’le doğu kesimini aldı. Britanya, Galya, İtalya, İspanya ve Kuzey Afrika Batı Roma’nın eyaletleri arasındaydı. Makedonya, Trakya, Küçük Asya, Suriye ve Mısır Doğu Roma’nın eyaletleriydi. MS 642’de Mısır’ın başkenti İskenderiye, Saraceni Araplarının eline geçti ve Mısır halifelerin bir eyaleti oldu. Ocak 1449’da XI. Constantinus Doğu Roma’nın son imparatoru oldu. Osmanlı padişahı II. Mehmet (Fatih) 29 Mayıs 1453’te Costantinopolis’i alıp Doğu Roma İmparatorluğu’nu sona erdirdi. Mısır 1517’de Osmanlı eyaleti haline geldi. Ne var ki, eski güney kralının bu ülkesi zamanla batıdaki başka bir imparatorluğun denetimi altına girecekti.
24, 25. (a) Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun başlangıcını hangi olay işaretledi? (b) Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun “imparatoru” unvanı sonunda ne oldu?
24 Roma İmparatorluğu’nun batı kanadında, Roma Katolik piskoposu ortaya çıktı. MS beşinci yüzyılda özellikle Papa I. Leo papalık yetkisini kullanmakla ün kazandı. Zamanla batıdaki imparatora taç giydirmeyi papa üstlendi. Bu, MS 800 yılının Noel günü Roma’da Papa III. Leo’nun, Frank kralı Charles’e (Charlemagne) yeni Batı Roma İmparatorluğu tacını giydirmesiyle oldu. Bu taç giydirme olayı Roma’daki imparatorluğa yeniden hayat verdi ve kimi tarihçilere göre Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun başlangıcı oldu. Her ikisi de Hıristiyan olduğunu iddia eden Doğu Roma İmparatorluğu’yla, batıdaki Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu o zamandan itibaren var oldu.
25 Zaman geçtikçe, Charlemagne’ın ardılları etkisiz hükümdarlar olduklarını ortaya koydular. Hatta imparatorluk konumu bir süre boş bile kaldı. Bu arada Alman kralı I. Otto kuzey ve orta İtalya’nın büyük bir bölümünün kontrolünü eline geçirmişti. Kendisini İtalya kralı ilan etti. MS 2 Şubat 962’de Papa XII. Johannes, I. Otto’ya Kutsal Roma-Germen imparatoru tacını giydirdi. İmparatorluğun başkenti Almanya’daydı ve tebaalarının çoğu gibi imparatorlar da Alman’dı. Beş yüzyıl sonra “imparator” unvanı Avusturya Habsburg hanedanının eline geçti ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun kalan ömrünün büyük kısmında onlar tarafından korundu.
İKİ KRALIN KİMLİĞİ YİNE NETLEŞİYOR
26. (a) Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun sonu hakkında ne denebilir? (b) Kim kuzey kralı olarak sahneye çıktı?
26 Napoleon I, 1805 yılında Almanya’da kazandığı zaferlerin ardından Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nu tanımayı reddetmekle ona öldürücü bir darbe indirmiş oldu. Tacını savunmayı beceremeyen İmparator II. Franz 6 Ağustos 1806’da Roma-Germen imparatoru unvanını bıraktı ve Avusturya imparatoru olarak kendi ulusal hükümetinin başında kaldı. Böylece Roma Katolik papası III. Leo ve Frank kralı Charlemagne’ın kurduğu Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu 1.006 yıl sonra son buldu. İtalya 1870’te Vatikan’dan bağımsız bir krallık haline geldi ve Roma onun başkenti oldu. Ertesi yıl, Caesar veya Kayser diye adlandırılan I. Wilhelm’le Alman imparatorluğu kuruldu. Böylece çağdaş kuzey kralı Almanya dünya sahnesine çıkmış oldu.
27. (a) Mısır nasıl İngiliz protektora yönetimi altına girdi? (b) Kim güney kralı konumuna geldi?
27 Fakat acaba çağdaş güney kralı kimdi? Tarih Britanya’nın 17. yüzyılda imparatorluk kudretine sahip olduğunu gösteriyor. İngiltere’nin ticaret yolunu kesmek isteyen I. Napoleon 1798’de Mısır’ı fethetti. Savaş çıktı ve ittifak halindeki İngilizlerle Osmanlılar, Fransızları çatışmanın başında güney kralı olarak tanınan Mısır’dan çekilmeye zorladı. Sonraki yüzyılda İngilizlerin Mısır’daki etkisi arttı. 1882’den sonra Mısır gerçekten Britanya’nın denetimi altına girdi. 1914’te I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Mısır Osmanlıların elindeydi ve bir vali ya da hıdiv tarafından yönetiliyordu. Ne var ki, Osmanlıların bu savaşta Almanların yanında yer almasından sonra Britanya hıdivi görevden uzaklaştırıp Mısır’ın İngiliz protektora (himaye) yönetimi altında olduğunu ilan etti. Aralarında giderek yakın bağlar oluşturan İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri, Angloamerikan Dünya Kudreti haline geldi. Birlikte güney kralı konumuna geldiler.
[Dipnotlar]
a ‘Kuzey kralı’ ve ‘güney kralı’ tanımları birer unvan olduğundan, iktidarda bulunan bir kral, kraliçe veya blok için de kullanılabilir.
b Reference Bible’da Daniel 11:26’nın dipnotuna bakın.
-
-
İki Kralın Kimliği DeğişiyorDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
[Sayfa 248-251’deki çerçeve/resim]
BİRİ ONURLANDIRILDI, DİĞERİ HOR GÖRÜLDÜ
BİRİ iç çekişmelerle dolu bir cumhuriyeti dünya imparatorluğuna dönüştürdü. Diğeri 23 yıl içinde ülkeye, devraldığından yirmi kat büyük bir hazine bıraktı. Biri öldüğünde onurlandırıldı, diğeriyse hor görüldü. İsa’nın yaşamı ve hizmet yılları bu iki Roma imparatorunun hükümdarlığı zamanına rastladı. Kimdi bu imparatorlar? Ve neden biri onurlandırıldığı halde diğeri hor görüldü?
“ROMA’YI BİR TUĞLA KENTİNDEN MERMER KENTİNE DÖNÜŞTÜREN”
Julius Caesar MÖ 44’te bir suikast sonucu öldürüldüğünde, kız kardeşinin torunu Gaius Octavianus daha 18 yaşındaydı. Julius Caesar’ın evlatlığı ve başvârisi olan genç Octavianus mirasına sahip çıkmak üzere hemen Roma’ya gitti. Roma’da zorlu bir rakiple, kendisinin başvâris olacağını uman Caesar’ın başyaveri Marcus Antonius’la karşılaştı. Ardından 13 yıl süren siyasal entrikalar ve iktidar mücadelesi başladı.
Ancak Mısır kraliçesi Kleopatra ve aşığı Marcus Antonius’un bileşik kuvvetlerini yendikten sonra (MÖ 31’de) Octavianus Roma İmparatorluğu’nun rakipsiz tek hâkimi oldu. Ertesi yıl Antonius ile Kleopatra intihar etti ve Octavianus Mısır’ı Roma topraklarına kattı. Böylece Yunan İmparatorluğu’nun kalan son kısmı da ortadan kaldırılmış ve Roma dünya kudreti haline gelmiş oldu.
Julius Caesar’ın iktidarında şiddete başvurduğu için öldürüldüğünü unutmayan Octavianus aynı hatayı tekrarlamamaya dikkat etti. Cumhuriyet yanlısı Romalıları incitmemek için otokratik yönetimini cumhuriyetçi bir görünüm arkasına gizledi. “Kral” ve “diktatör” unvanlarını reddetti. Bir adım daha ileri giderek, tüm eyaletlerin denetimini Senato’ya devretmeyi tasarladığını ilan edip elindeki mevkileri bırakmayı önerdi. Taktiği işe yaradı. Bunu takdir eden Senato, Octavianus’a mevkiinde kalması ve bazı eyaletleri denetlemeye devam etmesi için ısrarda bulundu.
Üstelik, MÖ 16 Ocak 27’de Senato Octavianus’a “yüce, kutsal” anlamına gelen “Augustus” unvanını verdi. Octavianus sadece bu unvanı kabul etmekle kalmadı, aylardan birine kendi adını verip o ayın [Ağustos] birçok dilde Julius Caesar’ın adını taşıyan [Juli ya da July] Temmuzla aynı uzunlukta olmasını sağlamak üzere Şubat ayından bir gün alıp Ağustos’a ekledi. Octavianus böylece ilk Roma imparatoru oldu ve ardından Caesar Augustus diye tanınmaya başladı. Daha sonra “pontifex maximus” (başrahip) unvanını da üstlendi ve İsa’nın doğduğu MÖ 2 yılında Senato ona Pater Patriae, “Ülkenin Babası” unvanını verdi.
Aynı yıl “bütün dünyanın tahriri [nüfus sayımı] yapılsın diye Kayser Avgustus tarafından buyurultu çıktı. . . . . Herkes yazılmak için kendi şehrine gitti.” (Luka 2:1-3) Bu buyruk sonucunda Mukaddes Kitap peygamberliği gerçekleşti ve İsa Beytlehem’de doğdu.—Daniel 11:20; Mika 5:2.
Augustus yönetiminin belirgin özelliği bir ölçüde dürüstlük ve istikrarlı bir para birimiydi. Augustus etkili bir posta sistemi de kurdu, ayrıca yollar ve köprüler yaptırdı. Kalıcı bir donanma meydana getirerek orduyu yeniden örgütledi ve seçkin imparatorluk muhafızlarından oluşan Praetoria Muhafız Alayı’nı kurdu. (Filipililer 1:13) Onun koruması altında Vergilius ve Horatius gibi yazarların yıldızı parladı ve yontucular şimdi klasik üslup diye adlandırdığımız güzel yapıtlar meydana getirdi. Augustus, Julius Caesar’ın yarıda bıraktığı yapıları tamamladı ve birçok tapınağı onardı. Onun başlattığı Pax Romana (“Roma Barışı”) 200 yıldan fazla sürdü. MS 19 Ağustos 14’te 76 yaşında öldü ve ölümünün ardından tanrılaştırıldı.
Augustus ‘Roma’yı bir tuğla kentinden mermer kentine dönüştürmekle’ övünüyordu. Roma’nın eski cumhuriyetin iç çekişmelerle dolu günlerine dönmesini istemediğinden, kendinden sonraki imparatoru belirlemek niyetindeydi. Fakat ardılı konusunda pek seçeneği kalmadı. Yeğeni, iki torunu, damadı ve bir üvey oğlu ölmüştü; yönetimi devralmak üzere geride sadece üvey oğlu Tiberius kalmıştı.
‘HOR GÖRÜLEN’
Augustus’un ölümünün üzerinden bir ay geçmeden Roma Senatosu 54 yaşındaki Tiberius’u imparator ilan etti. Tiberius MS 37 yılında ölene dek saltanat sürdü. Bu nedenle, İsa’nın halka yönelik hizmeti süresince Roma imparatoru oydu.
Bir imparator olarak Tiberius’un hem iyi hem de kötü tarafları vardı. İyi taraflarından biri lüks uğruna savurganlık yapmaktan kaçınmasıydı. Bunun sonucunda imparatorluk refaha kavuştu ve Tiberius’un felakete uğrayan ve zor koşullar altındaki yerlere yardım gönderecek parası oldu. Tiberius kendisini sadece bir insan olarak görüp kendi adına birçok onur unvanını reddetti ve imparator tapınmasını kendisi yerine genelde Augustus’a yöneltti. Augustus ve Julius Caesar’ın yaptığı gibi bir takvim ayına kendi adını vermediği gibi başkalarının kendisini bu şekilde onurlandırmasına da izin vermedi.
Ne var ki, Tiberius’un kötü tarafları iyi yanlarından fazlaydı. Aşırı derecede kuşkucu ve ikiyüzlüydü, hükümdarlık dönemi gizli emirle işlenen cinayetlerle doluydu. Eski dostlarından birçoğu cinayete kurban gidenler arasındaydı. Onun kapsamını genişlettiği lex maiestatis (incinmiş majeste) denen yasa, yalnızca başkaldırma ve darbe girişimlerinde değil, kendisine kara çalan sözler karşısında da uygulanıyordu. Yahudilerin bu yasaya dayanarak İsa’yı öldürtmesi için Vali Pontius Pilatus’a baskı yapmış olması büyük bir olasılıktır.—Yuhanna 19:12-16.
Tiberius kent surlarının kuzeyinde tahkim edilmiş barakalar kurdurarak Praetoria Muhafız Alayı’nı Roma yakınında topladı. Muhafız Alayı’nın varlığı, iktidarını tehdit eden Senato’ya gözdağı veriyor ve halk arasında çıkabilecek herhangi bir kıpırdanmayı denetim altına alıyordu. Tiberius aynı zamanda bir muhbirlik sistemi de kurdu ve saltanatının son yılları bir terör dönemi oldu.
Tiberius öldüğü sıralarda tiran sayılıyordu. Ölümü Romalılar tarafından sevinçle karşılandı ve Senato onu tanrılaştırmayı reddetti. Bu ve başka nedenlerden dolayı, ‘hor görülmüş bir adamın’ ‘kuzey kralı’ olarak çıkacağını söyleyen peygamberliğin Tiberius’un şahsında gerçekleştiğini görüyoruz.—Daniel 11:15, 21.
DİKKAT ETTİNİZ Mİ?
• Octavianus nasıl ilk Roma imparatoru oldu?
• Augustus yönetiminin başarıları hakkında ne denebilir?
• Tiberius’un iyi ve kötü tarafları nelerdi?
• ‘Hor görülen bir adamla’ ilgili peygamberlik Tiberius’un şahsında nasıl yerine geldi?
[Resim]
Tiberius
[Sayfa 252-255’teki çerçeve/resimler]
PALMYRA’NIN SAVAŞÇI KRALİÇESİ ZENOBİA
“TENİ karaydı . . . . dişleri inci gibi beyazdı ve olağanüstü kıvılcımlar saçan iri siyah gözlerindeki ateşi yumuşatan tatlı bir cazibesi vardı. Sesi gür ve ahenkliydi. Aldığı eğitim erkeksi anlayışını daha da artırıp güzelleştirmişti. Latinceyi bilmiyor değildi, ama Yunanca, Süryanice ve Mısır dilini eşit derecede kusursuz konuşuyordu.” Bunlar, tarihçi Edward Gibbon’un Suriye kenti Palmyra’nın savaşçı kraliçesi Zenobia hakkındaki övgü sözleriydi.
Zenobia’nın Palmyralı soylu bir aileden gelen kocası Odaenathus Roma İmparatorluğu adına Pers kökenli Sasanilere karşı başarılı seferler düzenlediğinden, MS 258’de Roma konsülü konumuna yükseltildi. İki yıl sonra, Roma İmparatoru Gallienus, Odaenathus’a corrector totius Orientis (bütün Doğu’nun yöneticisi) unvanını verdi. Bu unvan Sasani hükümdarı I. Şahpur’a karşı kazandığı zaferin ödülüydü. Zamanla Odaenathus kendine “krallar kralı” unvanını aldı. Odaenathus’un bu başarıları büyük ölçüde Zenobia’nın yürekliliğine ve öngörüsüne bağlanabilir.
ZENOBİA İMPARATORLUK KURMAYI AMAÇLIYOR
MS 267’de Odaenathus, gücünün doruğundayken vârisi ile birlikte suikasta kurban gitti. Oğlu bu görevi üstlenemeyecek kadar küçük olduğundan, Zenobia kocasının konumunu devraldı. Güzel, hırslı, yönetici olarak yetenekli, kocasıyla birlikte sefere çıkmaya alışkın ve birçok dili akıcı şekilde konuşabilen biri olarak tebaalarının saygı ve desteğini kazanmayı başardı. Zenobia öğrenmeye düşkündü ve entelektüelleri etrafına topladı. Danışmanlarından biri olan filozof ve hatip Cassius Longinus’un “canlı bir kütüphane ve ayaklı müze” olduğu söyleniyordu. Yazar Richard Stoneman, Palmyra and Its Empire—Zenobia’s Revolt Against Rome adlı kitabında şuna dikkat çekiyor: “Odaenathus’un ölümünün ardından geçen beş yıl boyunca . . . . Zenobia halkının zihnine kendisinin Doğu’nun hanımefendisi olduğu fikrini yerleştirmişti.”
Zenobia’nın ülkesinin bir tarafında kocasıyla birlikte yıprattığı Sasaniler, diğer tarafındaysa çökmekte olan Roma vardı. Roma İmparatorluğu’nun o zamanki durumuna ilişkin tarihçi J. M. Roberts şunları söylüyor: “Üçüncü yüzyıl . . . . yeni bir iç savaşın ve tartışmalı ardıllıklar döneminin başladığı Roma için hem doğu, hem batı sınırlarında korkunç bir zamandı. Yirmi iki imparator (taht üzerinde hak iddia edenler hariç) geldi geçti.” Öte yandan, Suriye’nin hanımefendisi kendi ülkesi içinde mutlak bir otokrattı. Stoneman’ın gözlemine göre, “Zenobia iki imparatorluk [Sasani ve Roma] arasındaki dengeyi kontrol altına alarak, her ikisine de hâkim bir üçüncüsünü kurmayı amaçlayabilmişti.”
MS 269’da Mısır’da taht üzerinde hak iddia ederek Roma yönetimine karşı koyan birinin ortaya çıkmasıyla Zenobia’ya hükümranlık alanını genişletme fırsatı doğdu. Zenobia’nın ordusu hızla Mısır’a girdi, ayaklanmayı bastırdı ve ülkeyi ele geçirdi. Zenobia kendisini Mısır kraliçesi ilan ederek adına para bastırdı. Krallığı artık Nil Irmağı’ndan Fırat Irmağı’na kadar genişlemişti. Yaşamının bu noktasında ‘güney kralı’ konumuna geldi.—Daniel 11:25, 26.
ZENOBİA’NIN BAŞKENTİ
Zenobia başkenti Palmyra’yı Roma dünyasının büyük şehirleri arasında sayılacak kadar güçlendirip güzelleştirdi. Nüfusu tahminen 150.000’i aşıyordu. Yirmi bir kilometre uzunluğunda surlarla çevrili olduğu söylenen kenti, görkemli kamu binaları, tapınaklar, bahçeler, sütunlar ve anıtlar dolduruyordu. Anayol boyunca, 1.500 kadarının yüksekliği 15 metreyi aşan, Korent düzeni sıra sütunlar yer alıyordu. Kent kahramanların ve zengin hayırseverlerin heykel ve büstleriyle doluydu. Zenobia MS 271’de kendisinin ve ölen kocasının heykellerini diktirdi.
Güneş Tanrısı’na adanan Bel Tapınağı Palmyra’daki en iyi anıtlardan biriydi ve hiç kuşkusuz kentin dinsel görünümüne hâkimdi. Büyük ihtimalle Zenobia da güneş tanrısıyla bağlantılı bir ilaha tapınıyordu. Ne var ki, üçüncü yüzyılda Suriye birçok dinin yaşadığı bir ülkeydi. Zenobia’nın ülkesinde Hıristiyan olduğunu iddia edenler, Yahudiler, güneşe ve aya tapanlar vardı. Bu çeşitli tapınma şekillerine karşı onun tutumu neydi? Yazar Stoneman şu yorumda bulunuyor: “Bilge bir hükümdar halkına uygun görünen hiçbir geleneği gözardı etmeyecektir. . . . . Tanrıların . . . . Palmyra’nın tarafını tutup onlara yol göstereceği umuluyordu.” Anlaşılan, Zenobia dinsel bakımdan hoşgörülüydü.
Zenobia renkli kişiliğiyle birçoklarının hayranlığını kazandı. En önemli rolüyse, Daniel’in peygamberliğinde önceden bildirilen siyasal bir varlığı temsil etmesiydi. Oysa saltanatı beş yıldan fazla sürmedi. Roma İmparatoru Aurelianus MS 272’de Zenobia’yı yenilgiye uğrattı ve daha sonra Palmyra’yı onarılamayacak biçimde yakıp yıktı. Zenobia’ya merhamet gösterildi. Onun Romalı bir senatörle evlendiği ve yaşamının geri kalan kısmını büyük ihtimalle İtalya’daki villasında geçirdiği söylenir.
DİKKAT ETTİNİZ Mİ?
• Zenobia’nın kişiliği hakkında neler deniyor?
• Zenobia’nın kahramanlıklarından bazıları nelerdi?
• Zenobia’nın dine karşı tutumu neydi?
[Resim]
Askerlerine söylev veren Zenobia
[Sayfa 246’daki çizelge/resimler]
DANİEL 11:20-26’DAKİ KRALLAR
Kuzey Kralı Güney Kralı
Daniel 11:20 Augustus
Daniel 11:21-24 Tiberius
Daniel 11:25, 26 Aurelianus Kraliçe Zenobia
Kutsal Alman Britanya ve ardından
Roma-Germen imparatorluğu’nun, gelen Angloamerikan
İmparatorluğu’nun Dünya Kudretinin
önceden bildirilen oluşmasına yolaçtı
parçalanışı
[Resim]
Tiberius
[Resim]
Aurelianus
[Resim]
Charlemagne heykelciği
[Resim]
Augustus
[Resim]
17. yüzyıl İngiliz savaş gemisi
[Sayfa 230’daki tam sayfa resim]
[Sayfa 233’teki resim]
Augustus
[Sayfa 234’teki resim]
Tiberius
[Sayfa 235’teki resim]
Augustus’un buyruğu nedeniyle Yusuf’la Meryem Beytlehem’e gitti
[Sayfa 237’deki resim]
İsa öldürülerek önceden bildirildiği gibi ‘kırıldı’
[Sayfa 245’teki resimler]
1. Charlemagne 2. Napoleon I 3. Wilhelm I 4. Birinci Dünya Savaşı’nda Alman askerleri
-
-
Yirminci Yüzyıla Giren Rakip KrallarDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
Bölüm On Beş
Yirminci Yüzyıla Giren Rakip Krallar
1. Bir tarihçi, 19. yüzyıl Avrupası’nın önderlerinin kim olduğunu söyledi?
“ON DOKUZUNCU yüzyıl Avrupası ile ilgili olarak daha önce bilinenlerin kat kat ötesinde bir dinamizm söz konusudur.” Tarihçi Norman Davies sözlerini şöyle sürdürüyor: “Teknik kuvvet, ekonomik kuvvet, kültürel kuvvet, kıtalararası kuvvet; bunlar Avrupa’ya daha önce hiç olmamış derecede canlılık veren kuvvetlerdi.” Davies, “Avrupa’nın başarılı ‘kuvvet çağının’ ” önderleri “ilk önce Büyük Britanya . . . . ve yüzyılın son çeyreğinde Almanya idi” diyor.
‘KÖTÜLÜK TASARLADILAR’
2. On dokuzuncu yüzyılın sonunda, hangi dünya kudretleri “kuzey kralı” ve “güney kralı” rolünde bulunuyordu?
2 On dokuzuncu yüzyılın sonuna doğru, Alman İmparatorluğu ‘kuzey kralı,’ Britanya da ‘güney kralı’ rolünde bulunuyordu. (Daniel 11:14, 15) Yehova’nın meleği “bu iki kıral ise” diyor, “yürekleri kötülük tasarlıyacak, ve bir sofrada yalanlar söyliyecekler.” Sözlerine şunları ekliyor: “Fakat bu yürümiyecek; çünkü son ancak muayyen (tayin edilmiş) vakitte olacaktır.”—Daniel 11:27.
3, 4. (a) Alman Reich’ının ilk imparatoru kim oldu ve hangi ittifak oluşturuldu? (b) Kayser Wilhelm ne tür bir siyaset izledi?
3 Wilhelm I, 18 Ocak 1871’de Alman Reich’ının (Alman İmparatorluğu) ilk imparatoru oldu. Otto von Bismarck’ı şansölyeliğe atadı. Tüm dikkatini yeni imparatorluğu geliştirmeye veren Bismarck, diğer uluslarla çatışmaktan kaçındı ve Avusturya-Macaristan ve İtalya ile Üçlü İttifak diye bilinen ittifakı oluşturdu. Fakat çok geçmeden bu yeni kuzey kralının menfaatleri güney kralınınkiyle çatıştı.
4 İmparator I. Wilhelm ve ardılı III. Friedrich’in 1888’de ölümlerinden sonra, 29 yaşındaki II. Wilhelm tahta geçti. II. Wilhelm, (Kayser Wilhelm) Bismarck’ı istifaya zorladı ve Almanya’nın etki alanını tüm dünyaya yaymaya yönelik bir siyaset izledi. Bir tarihçi, Almanya’nın ‘II. Wilhelm yönetiminde küstah ve mütecaviz bir tavır takındığını’ söylüyor.
5. İki kralın oturduğu “sofra” neydi; orada ne konuştular?
5 Uluslararası gerilimin arttığı bir sırada, Rus çarı II. Nikolay’ın girişimiyle 24 Ağustos 1898’de Hollanda’da Lahey Barış Konferansı toplandı. Bu konferans ve 1907’de onu izleyen ikincisi sonucunda Lahey’de Daimi Hakemlik Divanı kuruldu. Büyük Britanya gibi Alman Reich’ı da bu divanın üyesi olup barış taraftarı görünümü takındı. Onlar dostmuş gibi “bir sofrada” oturdular, oysa ‘yürekleri kötülük tasarlıyordu.’ ‘Bir sofrada yalanlar söyleyerek’ uyguladıkları diplomatik taktik gerçek barış getiremezdi. Siyasi, ticari ve askeri yöndeki hırslarına gelince, bunlar ‘yürümeyecekti,’ çünkü iki kralın sonu Yehova Tanrı’nın ‘tayin ettiği vakitte’ gelecekti.
“MUKADDES AHDE KARŞI”
6, 7. (a) Kuzey kralı nasıl kendi ‘memleketine döndü?’ (b) Güney kralı, kuzey kralının yayılmacılığına nasıl karşılık verdi?
6 Tanrı’nın meleği devamen şunları dedi: “Ve [kuzey kralı] çok malla memleketine dönecek; ve yüreği mukaddes ahde karşı olacak; ve istediğini yapıp memleketine dönecek.”—Daniel 11:28.
7 Kayser Wilhelm eski kuzey kralının “memleketine” döndü, başka sözlerle onun dünya sahnesindeki rolünü üstlendi. Nasıl? Alman Reich’ını genişletmeyi ve etki alanını her yere yaymayı amaçlayan bir imparatorluk yönetimi kurarak. II. Wilhelm Afrika’da ve diğer yerlerde sömürgeler kurma peşine düştü. İngiltere’nin deniz üstünlüğüne meydan okumak isteyerek güçlü bir donanma yapımına girişti. The New Encyclopædia Britannica, “Almanya’nın önemsiz deniz gücü 10 yıldan biraz fazla zaman içinde İngiltere’den sonra ikinci sıraya yükseldi” diyor. Üstünlüğünü sürdürmek isteyen İngiltere kendi donanmasıyla ilgili projelerini genişletmek zorunda kaldı. İngiltere ayrıca Fransa’yla görüşmeler sonucu bir anlaşma imzaladı ve aynı anlaşmayı Rusya’yla da yapıp Üçlü İtilaf’ı oluşturdu. Avrupa artık iki askeri bloka bölünmüştü—bir tarafta Üçlü İttifak, diğer tarafta Üçlü İtilaf.
8. Alman İmparatorluğu nasıl “çok mal” edindi?
8 Alman İmparatorluğu Üçlü İttifak’ın önde gelen kısmı olduğundan, ülkesi için “çok malla” sonuçlanan saldırgan bir siyaset izledi. Avusturya-Macaristan ve İtalya Roma Katolik’ti. Bu nedenle, papalık Üçlü İttifak’ı kayırıyordu, oysa büyük kesimi Katolik olmayan Üçlü İtilaf’ıyla güney kralı bu lütuftan yoksundu.
9. Kuzey kralının yüreği nasıl “mukaddes ahde karşı” idi?
9 Yehova’nın kavmi hakkında ne denebilir? Onlar ‘milletlerin tayin edilmiş vakitlerinin’ 1914’te sona ereceğini uzun zamandan beri duyuruyorlardı.a (Luka 21:24) Kral Davud’un Varisi İsa Mesih’in yönetimindeki Tanrı’nın Krallığı o yıl gökte kuruldu. (II. Samuel 7:12-16; Luka 22:28, 29) Mart 1880 gibi erken bir tarihte Watch Tower dergisi, Tanrı’nın Gökteki Krallık yönetimiyle “Milletlerin zamanları”nın, ya da başka bir çeviriye göre ‘milletlerin tayin edilmiş vakitlerinin’ sonu arasında bağlantı kurdu. Fakat Alman kuzey kralının yüreği ‘mukaddes Krallık ahdine karşıydı.’ Kayser Wilhelm Gökteki Krallık yönetimini tanıyacağı yerde, dünya egemenliği için entrikalar çevirmeye devam ederek ‘istediğini yaptı.’ Ne var ki, böyle davranmakla I. Dünya Savaşı’nın tohumlarını ekmiş oldu.
SAVAŞTA KRALIN ‘CESARETİ KIRILIYOR’
10, 11. Birinci Dünya Savaşı nasıl başladı ve bu nasıl ‘tayin edilmiş vakitte’ oldu?
10 Meleğin önceden bildirdiğine göre, kuzey kralı “belli (tayin edilmiş) vakitte dönüp cenuba gidecek; fakat son başlangıç gibi olmıyacak.” (Daniel 11:29) “Milletlerin” dünya egemenliğine son vermek üzere Tanrı’nın ‘tayin ettiği vakit,’ gökte Krallığını kurduğu 1914 yılında geldi. O yılın 28 Haziran günü Avusturya Arşidük’ü Franz Ferdinand ve eşi, Sarajevo’da (Saraybosna-Bosna) bir Sırp teröristi tarafından öldürüldü. Bu, I. Dünya Savaşı’nı ateşleyen kıvılcımdı.
11 Kayser Wilhelm Avusturya-Macaristan’a, Sırbistan’a misilleme yapması için ısrarda bulundu. Alman desteğinin güvencesi altında Avusturya-Macaristan 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a savaş ilan etti. Fakat Rusya Sırbistan’ın yardımına koştu. Almanya Rusya’ya savaş ilan ettiğinde, Fransa (İtilaf Devletleri’nden biri) Rusya’ya destek verdi. Bunun üzerine Almanya Fransa’ya savaş ilan etti. Almanya Paris’e daha kolay ulaşabilmek amacıyla, İngiltere güvencesi altında tarafsız kalan Belçika’yı işgal etti. Bu nedenle İngiltere Almanya’ya savaş ilan etti. Başka uluslar da savaşa katıldı ve İtalya taraf değiştirdi. Savaş sırasında İngiltere, kuzey kralının Süveyş Kanalı’nı keserek güney kralının eski ülkesini işgal etmesini önlemek amacıyla Mısır’da himaye (protektora) yönetimi kurdu.
12. Birinci Dünya Savaşında “son” nasıl başlangıç gibi olmadı?
12 The World Book Encyclopedia, “İtilaf Devletleri’nin büyüklüğüne ve kuvvetine rağmen Almanya görünürde savaşı kazanmak üzereydi” diyor. İki kral arasında geçen daha önceki çatışmalarda kuzey kralı konumundaki Roma İmparatorluğu sürekli galip gelmişti. Oysa bu defa ‘son başlangıç gibi olmadı.’ Kuzey kralı savaşı kaybetti. Melek bunun nedenini şöyle açıklıyor: ‘Çünkü kendisine karşı Kittim gemileri gelecek ve cesareti kırılacak.’ (Daniel 11:30a) Neydi acaba bu “Kittim gemileri?”
13, 14. (a) Kuzey kralına karşı gelen “Kittim gemileri” esas olarak neydi? (b) Birinci Dünya Savaşı sürerken nasıl daha çok “Kittim gemileri” geldi?
13 Daniel’in zamanında Kittim Kıbrıs’tı. Birinci Dünya Savaşı’nın başında İngiltere Kıbrıs’ı egemenliği altına aldı. Ayrıca The Zondervan Pictorial Encyclopedia of the Bible’a göre Kittim ismi, “genelde B[atı’yı], ama öz[ellikle] denize açılan B[atı’yı] kapsamına almaktadır.” New International Version’da “Kittim gemileri” deyişi, “batı kıyısındaki ülkelerin gemileri” olarak tercüme edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda Kittim gemileri esas olarak Avrupa’nın batı kıyısında bulunan İngiliz gemileriydi.
14 Savaş ağır bir seyir izliyordu; bu arada İngiliz Donanması daha çok “Kittim” gemisinin katılımıyla kuvvetlendi. Alman denizaltısı U-20, 7 Mayıs 1915’te Lusitania yolcu gemisini İrlanda’nın güney açıklarında batırdı. Ölenler arasında 128 Amerikalı da vardı. Daha sonra, Almanya denizaltı savaşını Atlas Okyanusu’na kadar genişletti. Bunun sonucunda, 6 Nisan 1917’de ABD başkanı Woodrow Wilson Almanya’ya savaş ilan etti. ABD savaş gemileri ve askeri birliklerinin katılımıyla güney kralı –artık Angloamerikan Dünya Kudreti– rakip kralla tam anlamıyla savaşa girmiş oldu.
15. Kuzey kralının nasıl ‘cesareti kırıldı?’
15 Angloamerikan Dünya Kudreti’nin saldırısı karşısında kuzey kralının ‘cesareti kırıldı’ ve Kasım 1918’de yenilgiyi kabul etti. II. Wilhelm ülkeden kaçarak Hollanda’ya sığındı ve Almanya bir cumhuriyet oldu. Fakat kuzey kralı henüz ortadan kalkmamıştı.
KRAL “İSTEDİĞİNİ” YAPIYOR
16. Peygamberliğe göre, kuzey kralı uğradığı yenilgiyi nasıl karşılayacaktı?
16 Kuzey kralı “dönecek ve mukaddes ahde karşı gazap edip istediğini yapacak; ve geri dönecek, ve mukaddes ahdi bırakanlara saygı gösterecek.” (Daniel 11:30b) Melek peygamberlikte böyle olacağını bildirdi ve oldu da.
17. Adolf Hitler’in iktidara yükselişine neler yol açtı?
17 Savaşın 1918’de sona ermesinden sonra, galip İtilaf Devletleri Almanya’ya ceza niteliğinde bir barış antlaşması imzalattı. Alman halkı antlaşma şartlarını çok sert buldu; yeni cumhuriyet başlangıcından itibaren zayıftı. Almanya yıllarca çok sıkıntı çekti ve sonunda altı milyon kişiyi işsiz bırakan Büyük Bunalım’ın etkisi altına girdi. 1930’ların başlarındaki koşullar Adolf Hitler’in iktidara yükselişi için elverişliydi. Hitler Ocak 1933’te şansölye oldu ve ertesi yıl Nazilerin Üçüncü Reich adını verdiği yönetimde cumhurbaşkanlığını üstlendi.b
18. Hitler nasıl ‘istediğini yaptı?’
18 Hitler iktidara gelir gelmez İsa Mesih’in meshedilmiş kardeşlerinin temsil ettiği “mukaddes ahde” karşı korkunç bir saldırıya girişti. (Matta 25:40) İsa’nın bu vefalı takipçilerine karşı giriştiği saldırıda “istediğini” yaptı, birçoğuna acımasızca zulmetti. Hitler ekonomik ve diplomatik alanda da “istediğini” yapmakta başarılı oldu. Birkaç yıl içinde, Almanya’yı dünya sahnesinde hesaba katılması gereken bir güç haline getirdi.
19. Destek arayan Hitler kiminle antlaşma yaptı?
19 Hitler ‘mukaddes ahdi bırakanlara saygı gösterdi.’ Kimdi bunlar? Anlaşılan Hıristiyan âleminin önderleriydi. Onlar Tanrı’yla ahit ilişkisinde olduklarını iddia etmelerine rağmen İsa Mesih’in öğrencileri olmaktan çıkmışlardı. Hitler ‘mukaddes ahdi bırakanlardan’ destek istedi ve bunda başarılı oldu. Örneğin, Roma’daki papayla bir konkordato yaptı. 1935’te Hitler Kilise İşleri Bakanlığını kurdu. Hedeflerinden biri Evanjelik Kiliselerini devlet kontrolü altına almaktı.
KRALIN KULLANDIĞI “KUVVETLER”
20. Kuzey kralı hangi ‘kuvvetleri’ kullandı; kime karşı?
20 “Onun tarafından kuvvetler kalkıp makdisi, hisarı, bozacaklar, ve daimî yakılan takdimeyi kaldıracaklar” diyen meleğin doğru olarak önceden bildirdiği gibi, Hitler kısa zamanda savaşa girdi. (Daniel 11:31a) Sözü geçen “kuvvetler,” II. Dünya Savaşı’nda kuzey kralının güney kralına karşı kullandığı askeri kuvvetlerdi. Nazi ‘kuvvetleri’ 1 Eylül 1939’da Polonya’yı istila etti. İki gün sonra, Polonya’nın yardımına koşan İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etti. Böylece II. Dünya Savaşı başladı. Polonya çabuk çökertildi ve çok geçmeden Alman kuvvetleri Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa’yı işgal etti. The World Book Encyclopedia’ya göre, “1941’in sonunda Nazi Almanyası kıtaya egemen olmuştu.”
21. İkinci Dünya Savaşı’nda durum nasıl kuzey kralının aleyhine döndü ve sonuç ne oldu?
21 Almanya ile Sovyetler Birliği arasında Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalanmış olduğu halde, Hitler 22 Haziran 1941’de Sovyet topraklarına girdi. Bu harekât Sovyetler Birliğini İngiltere’nin tarafına geçirdi. Alman kuvvetlerinin ilk baştaki şaşırtıcı ilerlemesine rağmen, Sovyet ordusu güçlü bir direniş gösterdi. Alman ordusu 6 Aralık 1941’de Moskova’da fiilen yenik duruma düştü. Ertesi gün, Almanya’nın müttefiki Japonya Hawaii’de Pearl Harbor’u bombaladı. Bunu duyan Hitler yardımcılarına “Artık savaşı kaybetmemiz olanaksız” dedi. 11 Aralık’ta hiç düşünmeden ABD’ye savaş ilan etti. Ancak Sovyetler Birliği ve ABD’nin gücünü doğru tahmin edememişti. Hem Sovyet ordusunun doğudan saldırması hem de İngiliz ve Amerikan kuvvetlerinin batıdan yaklaşmasıyla durum kısa sürede Hitler’in aleyhine döndü. Alman kuvvetleri ardı ardına toprak kaybetmeye başladı. Hitler’in intiharının ardından Almanya 7 Mayıs 1945’te Müttefik kuvvetlerine teslim oldu.
22. Kuzey kralı nasıl ‘makdisi bozup daimî yakılan takdimeyi kaldırdı’?
22 Meleğin sözlerine göre, Nazi orduları “makdisi, hisarı bozacaklar ve daimî yakılan takdimeyi kaldıracak”lardı. Eski Yahuda’da makdis, Yeruşalim’deki mabedin bir kısmıydı. Bununla birlikte, Yahudiler İsa’yı reddettiğinde Yehova onları ve mabetlerini reddetmişti. (Matta 23:37–24:2) MS birinci yüzyıldan beri Yehova’nın mabedi aslında, Başkâhin İsa’nın meshedilmiş kardeşlerinin hizmet ettiği ruhi bir mabettir. Bu mabedin en mukaddes yeri göklerde ve ruhi avlusu yeryüzünde bulunuyor. 1930’lardan bu yana ‘büyük kalabalık’ meshedilmiş artakalanla birlikte Tanrı’ya tapınıyor ve bu nedenle onların ‘Tanrı’nın mabedinde’ hizmet ettiği söyleniyor. (Vahiy 7:9, 15; 11:1, 2; İbraniler 9:11, 12, 24) Kuzey kralı, kontrolü altındaki ülkelerde meshedilmiş artakalan ve arkadaşlarına durmadan eziyet ederek mabedin yeryüzündeki avlusunu bozdu. Görülen zulüm, ‘daimî yakılan takdimeyi,’ başka sözlerle Yehova’nın ismini insanlara bildirerek sunulan hamt kurbanını ortadan kaldıracak derecede şiddetliydi. (İbraniler 13:15) Bununla birlikte, çektikleri korkunç sıkıntılara rağmen İsa’nın meshedilmiş sadık takipçileri ‘başka koyunlarla’ birlikte II. Dünya Savaşı boyunca vaaz etmeye devam etti.—Yuhanna 10:16.
“HARAP EDİCİ MEKRUH ŞEY” KURULUYOR
23. Birinci yüzyılda “mekruh şey” neydi?
23 İkinci Dünya Savaşı’nın sonu ufukta belirdiğinde, tıpkı Tanrı’nın meleğinin önceden bildirdiği gibi başka bir gelişme oldu. “Harap edici mekruh şeyi kuracaklar.” (Daniel 11:31b) “Harap edici mekruh şey”den İsa da söz etmişti. Birinci yüzyılda bunun, MS 66’da Yahudi isyanını bastırmak üzere Yeruşalim’e gelen Roma orduları olduğu anlaşıldı.c—Matta 24:15; Daniel 9:27.
24, 25. (a) Çağımızda “mekruh şey” nedir? (b) “Mekruh şey” ne zaman ve nasıl kuruldu?
24 Çağımızda kurulan “mekruh şey” nedir? Açıkça görüldüğü gibi, Tanrı’nın Gökteki Krallığının “mekruh” bir taklididir. Bu “mekruh şey,” kırmızı canavarla temsil edilen Milletler Cemiyeti’ydi. Sonra bu canavar uçuruma indi, başka sözlerle İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde dünya barış örgütü olarak varlığı sona erdi. (Vahiy 17:8) Ne var ki, “canavar” ‘uçurumdan çıkacaktı.’ Bu, 24 Ekim 1945’te eski Sovyetler Birliğini de içeren 50 üye ulusuyla Birleşmiş Milletler Örgütü kurulduğunda gerçekleşti. Böylece meleğin önceden bildirdiği “mekruh şey,” Birleşmiş Milletler Örgütü, kurulmuş oldu.
25 Almanya her iki dünya savaşında da güney kralının başdüşmanıydı ve kuzey kralı konumunda bulunuyordu. Acaba daha sonra kim bu konumda bulunacaktı?
-
-
Yirminci Yüzyıla Giren Rakip KrallarDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
[Sayfa 268’deki çizelge/resimler]
DANİEL 11:27-31’DEKİ KRALLAR
Kuzey Kralı Güney Kralı
Daniel 11:27-30a Alman İmparatorluğu Britanya, ardından
(I. Dünya Savaşı) Angloamerikan Dünya Kudreti
Daniel 11:30b, 31 Hitler’in Üçüncü Reich’ı Angloamerikan
(II. Dünya Savaşı) Dünya Kudreti
[Resim]
Başkan Woodrow Wilson ile Kral V. George
[Resim]
İsa’nın birçok takipçisi toplama kamplarında zulüm gördü
[Resim]
Hıristiyan âleminin önderleri Hitler’i destekledi
[Resim]
Arşidük Ferdinand’ın suikasta uğradığı otomobil
[Resim]
I. Dünya Savaşı’nda Alman askerleri
[Sayfa 257’deki resim]
1945’te düzenlenen Yalta Konferansı’nda, İngiltere başbakanı Winston Churchill, ABD başkanı Franklin D. Roosevelt ve Sovyet lideri İosif Stalin Almanya’nın işgali, Polonya’da yeni bir hükümetin oluşturulması ve Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulması planlarında görüş birliğine vardı
[Sayfa 258’deki resimler]
1. Arşidük Ferdinand 2. Alman donanması 3. İngiliz donanması 4. Lusitania 5. ABD’nin Savaş bildirisi
[Sayfa 263’teki resimler]
Almanya’nın müttefiki Japonya Pearl Harbor’u bombaladıktan sonra, Adolf Hitler savaşı kazanacağından emindi
-
-
Çarpışan Kralların Sonu YakınDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
Bölüm On Altı
Çarpışan Kralların Sonu Yakın
1, 2. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kuzey kralının kimliği nasıl değişti?
FRANSIZ filozofu ve tarihçisi Alexis de Tocqueville 1835’te ABD ve Rusya’nın siyasal ortamı üzerine düşüncesini şöyle dile getirmişti: “Birinin başlıca eylem aracı özgürlük; diğerininse hizmetkârlık. İkisinin . . . . yolları farklı; bununla birlikte ikisi de sanki İlahi Takdir’in gizli bir tasarısı uyarınca bir gün dünyanın yarısının kaderini kendi elinde tutacak gibidir.” Bu kehanet II. Dünya Savaşı’ndan sonra ne ölçüde doğru çıktı? Tarihçi J. M. Roberts şunları yazıyor: “İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda dünyanın kaderi gerçekten iki büyük ve çok farklı gücün elindeymiş gibi görünüyordu. Bunlardan biri Rusya, diğeriyse Amerika Birleşik Devletleri’ydi.”
2 Almanya her iki dünya savaşında da güney kralı Angloamerikan Dünya Kudreti’nin başdüşmanıydı ve kuzey kralı konumunda bulunuyordu. Ne var ki, II. Dünya Savaşı’ndan sonra bu ulus ikiye bölündü. Batı Almanya güney kralının müttefiki oldu. Doğu Almanya ise başka güçlü bir oluşumla, yani Sovyet Rusya’nın önderliğindeki Komünist blokla ittifak etti. Bu blok veya siyasal oluşum Angloamerikan ittifakına şiddetle muhalif kuzey kralı olarak dünya sahnesine çıktı. Ve iki kral arasındaki rekabet 1948’den 1989’a kadar süren bir Soğuk Savaş’a dönüştü. Daha önce, Alman kuzey kralı “mukaddes ahde karşı” gelmişti. (Daniel 11:28, 30) Acaba şimdi Komünist blokun bu ahde yönelik davranışları nasıl olacaktı?
İSA’NIN HAKİKİ TAKİPÇİLERİ DÜŞÜYORSA DA GALİP GELİYOR
3, 4. ‘Ahde kötü davrananlar’ kimlerdir, onların kuzey kralıyla ne ilişkileri oldu?
3 Tanrı’nın meleği, kuzey kralının ‘ahde kötü davrananları yaltaklanarak saptıracağını’ söyledi. Şunları da ekledi: “Fakat kendi Allahını bilen kavm kuvvetlenecek, ve yiğitlikler edecekler. Ve kavmın anlayışlı adamları çoğuna öğretecekler; fakat günlerce kılıçla, ve alevle, sürgünlükle, ve soygunla düşecekler.”—Daniel 11:32, 33.
4 ‘Ahde kötü davrananlar,’ İsa’nın takipçileri olduklarını iddia eden, oysa hareketleriyle Hıristiyan adını lekeleyen Hıristiyan âleminin önderlerinden başkası olamaz. Religion in the Soviet Union kitabında Walter Kolarz şunları diyor: “[İkinci Dünya Savaşı’nda] Sovyet Hükümeti anavatanı savunmak amacıyla Kiliselerden maddi ve manevi yardım sağlamak üzere çaba harcadı.” Savaştan sonra, artık kuzey kralı konumunda bulunan devletin ateist siyasetine rağmen, kilise önderleri bu dostluğu korumaya çalıştı. Böylece Hıristiyan âlemi her zamankinden çok daha fazla bu dünyanın bir kısmı haline geldi. Bu, Yehova’nın gözünde iğrenç bir irtidattı.—Yuhanna 17:16; Yakub 4:4.
5, 6. “Kendi Allahını bilen kavm” kimdi ve kuzey kralının yönetimi altında nasıl bir muamele gördü?
5 Acaba İsa’nın gerçek takipçileri, başka sözlerle “kendi Allahını bilen kavm” ve “anlayışlı adamlar” hakkında ne denebilir? Kuzey kralının yönetimi altında yaşayan İsa’nın takipçileri, gerçi yerinde olarak ‘üstün otoritelere tabi’ iseler de, bu dünyanın bir kısmı değillerdi. (Romalılar 13:1; Yuhanna 18:36) “Kayserin şeylerini Kaysere” ödemekte dikkatli olmakla birlikte, “Allahın şeylerini Allaha” veriyorlardı. (Matta 22:21) Bütünlüklerine karşı çıkılması bundan kaynaklanıyordu.—II. Timoteos 3:12.
6 Sonuç olarak, İsa’nın takipçileri ‘düşüyorsa’ da ‘galip geliyordu.’ Şiddetli zulüm görmeleri, hatta bazılarının öldürülmesi anlamında düşüyorlardı. Fakat büyük çoğunluğun sadık kalması anlamında zafer kazanıyorlardı. İsa gibi onlar da dünyayı yendi. (Yuhanna 16:33) Üstelik, hapishaneye ya da toplama kamplarına konulsalar bile vaaz etmekten hiçbir zaman vazgeçmediler. Bu sayede ‘çok kimseye öğretim verdiler.’ Kuzey kralının yönetimi altındaki ülkelerin çoğunda zulüm gördükleri halde Yehova’nın Şahitlerinin sayısı çoğaldı. ‘Anlayışlı adamların’ sadakati sayesinde ‘büyük kalabalığın’ bir kısmı bu ülkelerde ortaya çıktı ve sayıca giderek arttı.—Vahiy 7:9-14.
YEHOVA KAVMİNİ ARITIYOR
7. Kuzey kralının yönetimi altında yaşayan İsa’nın meshedilmiş takipçileri nasıl “biraz yardım” gördü?
7 Melek “onlar [Tanrı’nın kavmi] düşünce biraz yardım görecekler” dedi. (Daniel 11:34a) İkinci Dünya Savaşı’nda güney kralının zaferi, rakip kralın yönetimi altında yaşayan İsa’nın takipçilerini bir ölçüde rahatlattı. (Vahiy 12:15, 16’yla karşılaştırın.) Benzer şekilde, onun ardılının zulmüne uğrayanlar da zaman zaman rahatlığa kavuştular. Soğuk Savaş şiddetini kaybederken, birçok yönetici İsa’nın sadık takipçilerinin tehlike oluşturmadığını fark etti ve böylece onları yasal olarak tanıdı. Başka bir yardım da meshedilmiş kimselerin sadakatle sürdürdüğü vaaz etme işine olumlu karşılık veren ve sayıca giderek artan büyük kalabalıktan geldi.—Matta 25:34-40.
8. Bazı kimseler nasıl ‘yaltaklanarak’ Tanrı’nın kavmiyle birleşti?
8 Soğuk Savaş yıllarında Tanrı’ya hizmete ilgi duyduğunu söyleyenlerin hepsi iyi niyetli değildi. Melek şu uyarıda bulunmuştu: “Çoğu yaltaklanıp onlarla birleşecek.” (Daniel 11:34b) Epeyce kişi hakikate ilgi gösterdi, fakat Tanrı’ya vakfolmak istemedi. İyi haberi kabul ediyor gibi görünen kimileriyse aslında otoritelerin casusuydu. Bir ülkeden gelen haberde şunlar deniyordu: “Bu vicdansız kişilerden bazıları Rabbin teşkilatının içine sızan, çok gayretliymiş gibi gösteriş yapan, hatta sorumlu hizmet konumlarına tayin edilen katı Komünistlerdi.”
9. Yehova, İsa’nın sadık takipçilerinden bazısının, içlerine sızanlar yüzünden ‘düşmesine’ neden izin verdi?
9 Melek devamen şunları dedi: “Ve sonun vaktine kadar kendilerini tasfiye etmek [arıtmak], temizlemek, ve ağartmak için anlayışlı olanlardan bazıları düşecekler; çünkü daha muayyen vakte kadardır.” (Daniel 11:35) Kavmin içine sızanlar, bazı sadık kimselerin otoritelerin eline düşmesine neden oldular. Yehova kavmini arıtıp temizlemek amacıyla bunların olmasına izin verdi. Tıpkı İsa’nın ‘çektiği elemlerden itaat öğrendiği’ gibi, bu sadık kimseler de imanlarının denenmesinden tahammül öğrendiler. (İbraniler 5:8; Yakub 1:2, 3; ayrıca Malaki 3:3’le karşılaştırın.) Böylece ‘arıtılıp temizlenerek ağartıldılar.’
10. “Sonun vaktine kadar” ifadesiyle ne kastediliyor?
10 Yehova’nın kavminin “sonun vaktine kadar” düşmesi ve arıtılması söz konusuydu. Onların bu kötü ortamın sonuna kadar zulüm görmeyi beklediklerine kuşku yok. Bununla birlikte, Tanrı’nın kavminin, kuzey kralının tecavüzü sonucunda temizlenip ağartılması ‘tayin edilmiş vakitte’ olacaktı. Bu nedenle, Daniel 11:35’teki “sonun vakti,” Tanrı’nın kavminin kuzey kralının saldırısına dayanarak arıtılması için gerekli vaktin sonuna değiniyor olmalı. ‘Düşme’ olayları herhalde Yehova tarafından tayin edilmiş, muayyen vakitte durdu.
KRAL KENDİNİ YÜCELTİYOR
11. Melek, kuzey kralının Yehova’nın egemenliğine karşı tutumu hakkında ne söyledi?
11 Melek kuzey kralı hakkındaki sözlerine şunları ekledi: “Kıral dileğine göre yapacak; ve kendisini yükseltecek, ve kendisini her ilâhtan büyük edecek, ve [Yehova’nın egemenliğini tanımayı reddedip] ilâhların Allahına karşı şaşılacak şeyler söyliyecek; ve gazap tamam oluncıya kadar işi iyi gidecek; çünkü hükmolunan şey yapılacaktır. Ne atalarının ilâhlarına, ne de kadınların özlediğine, hiç bir ilâha saygı göstermiyecek; çünkü kendisini hepsinden büyük edecek.”—Daniel 11:36, 37.
12, 13. (a) Kuzey kralı ne şekilde ‘atalarının ilahlarını’ reddetti? (b) Kuzey kralının ‘özlemine’ hiç saygı göstermediği “kadınlar” kimlerdi? (c) Kuzey kralı hangi ‘ilaha’ izzet verdi?
12 Bu peygamberlik sözlerini yerine getiren kuzey kralı ‘atalarının ilahlarını’ reddetti. Bunların arasında Hıristiyan âleminin Üçlü Tanrısı da vardı. Komünist blok doğrudan ateizme destek oldu. Böylece kuzey kralı “kendisini” tanrılaştırarak ‘hepsinden büyük etti.’ ‘Kadınların,’ başka sözlerle kurduğu rejime ‘hizmetçilik’ eden Kuzey Vietnam gibi ülkelerin ‘özlemine’ hiç saygı göstermeyen bu kral, ‘dileğine göre yaptı.’
13 Melek peygamberliğe devam ederek şunları söyledi: “Onun yerine hisarlar ilâhına izzet verecek; ve atalarının bilmedikleri bir ilâha altınla, ve gümüşle, ve değerli taşlarla, ve güzel şeylerle izzet verecek.” (Daniel 11:38) Gerçekten de kuzey kralı “hisarlar ilâhına,” yani çağdaş bilimsel militarizme güven bağladı. Kurtuluşu bu ‘ilahta’ arayarak onun sunağı üzerinde muazzam bir servet kurban etti.
14. Kuzey kralı nasıl ‘etkin biçimde harekete geçti’?
14 “Ecnebi bir ilâhın yardımı ile en kuvvetli hisarlarla uğraşacak [en kuvvetli hisarlara karşı etkin biçimde harekete geçecek]; bu ilâhı tanıyan herkese çok izzet verecek; ve onları bir çoğu üzerine hâkim kılacak, ve bedel olarak diyarı taksim edecektir.” (Daniel 11:39) Askeri ‘yabancı ilahına’ güvenen kuzey kralı, “son günlerde” müthiş bir askeri güç olduğunu göstererek çok ‘etkin biçimde’ harekete geçti. (II. Timoteos 3:1) İdeolojisini destekleyenleri siyasal, ekonomik ve bazen de askeri yardımla ödüllendirdi.
SONUN VAKTİNDE ‘ÇARPIŞMA’
15. Güney kralı kuzey kralıyla nasıl ‘çarpıştı’?
15 Melek Daniel’e, ‘sonun vaktinde güney kralının onunla çarpışacağını’ söyledi. (Daniel 11:40a) Güney kralı “sonun vaktinde” kuzey kralıyla ‘çarpıştı’ mı? (Daniel 12:4, 9) Evet, gerçekten çarpıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, o zamanki kuzey kralı Almanya’yı tazminat ödemek zorunda bırakan barış antlaşması kuşkusuz misillemeyi körükleyen bir olgu, bir saldırı ya da ‘çarpışmaydı.’ Güney kralı II. Dünya Savaşı’nda kazandığı zaferden sonra, korkunç nükleer silahlarını rakibinin üzerine çevirdi ve ona karşı güçlü bir askeri savunma ittifakı, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’nı (NATO) örgütledi. Bir İngiliz tarihçi NATO’nun işlevi hakkında şunları diyor: “O sıralar Avrupa barışı için en büyük tehlike olarak algılanan SSCB’yi ‘dizginlemek’ için başlıca araçtı. Bu görevi 40 yıl sürdü ve bunu şüphe götürmez bir başarıyla yerine getirdi.” Soğuk Savaş yılları sürerken, güney kralının giriştiği ‘saldırı’ yüksek teknoloji casusluğunun yanı sıra diplomatik ve askeri hücumları da içerdi.
16. Kuzey kralı, güney kralının saldırı girişimine nasıl tepki gösterdi?
16 Kuzey kralı buna nasıl tepki gösterdi? “Ona karşı şimal kıralı cenk arabaları ile, ve atlılarla, ve çok gemilerle kasırga gibi gelecek; ve memleketlere girecek, ve basıp geçecek.” (Daniel 11:40b) Son günlerin tarihi, kuzey kralının yayılmacılığını gözler önüne serdi. İkinci Dünya Savaşı’nda, Nazi “kral” sınırlarını aşıp çevre ülkelere taşmıştı. Bu savaşın sonunda, ardılı “kral” güçlü bir imparatorluk kurdu. Soğuk Savaş sırasında kuzey kralı, Afrika, Asya ve Latin Amerika’da temsilcileri vasıtasıyla sürdürdüğü savaş ve ayaklanmalarda rakibiyle savaştı. İsa’nın hakiki takipçilerine zulmedip faaliyetlerini engelledi, fakat hiçbir şekilde durduramadı. Ayrıca, askeri ve siyasi saldırılarıyla birkaç memleketi kontrolü altına aldı. Tam meleğin peygamberlikte bildirdiği gibi oldu: “Güzel diyara [Yehova’nın kavminin ruhi mülküne] da girecek, ve çok memleketler düşecek.”—Daniel 11:41a.
17. Kuzey kralının yayılmacılığı nasıl sınırlı kaldı?
17 Ne var ki, kuzey kralı dünyayı fethetmeyi başaramadı. Melek şunları önceden bildirdi: “Şunlar, Edom ve Moab, ve Ammon oğullarının ileri gelenleri, onun elinden kurtulacaklar.” (Daniel 11:41b) Çok eskiden Edom, Moab ve Ammon, Mısırlı güney kralı ile Suriyeli kuzey kralının toprakları arasında bulunuyordu. Çağımızda, onlar kuzey kralının göz diktiği, ama bir türlü denetimi altına alamadığı ulusları ve örgütleri temsil ediyor.
MISIR KURTULAMIYOR
18, 19. Güney kralı rakibinin etkisini ne yönlerden hissetti?
18 Yehova’nın meleği sözlerine şöyle devam etti: “[Kuzey kralı] elini de memleketler üzerine uzatacak; ve Mısır diyarı kurtulmıyacak. Ve altın ve gümüş (gizli) hazinelere, ve Mısırın bütün değerli şeylerine hâkim olacak; ve Lubîlerle (Libyalılar) Habeşler onun ardınca yürüyecekler.” (Daniel 11:42, 43) Kuzey kralının yayılmacı politikasının etkisinden güney kralı “Mısır” bile kurtulamadı. Örneğin, güney kralı Vietnam’da dikkate değer bir yenilgiye uğradı. Ya ‘Libyalılar ve Habeşler’ hakkında ne denebilir? Eski Mısır’ın bu komşuları coğrafi açıdan çağdaş ‘Mısır’ın’ (güney kralının) komşularını temsil ediyor olabilir. Onlar zaman zaman kuzey kralının “ardınca” gitmektedirler.
19 Kuzey kralı ‘Mısır’ın gizli hazinelerine’ hâkim oldu mu? Onun güney kralının mali kaynaklarını kullanma tarzı üzerinde gerçekten güçlü bir etkisi oldu. Güney kralı rakibinden korktuğundan, ordusunu, donanmasını ve hava kuvvetlerini caydırıcı bir güç durumunda tutmak üzere muazzam miktarda para yatırdı. Kuzey kralı bu anlamda güney kralının servetinin kullanımı üzerinde hâkimiyet kurup onu denetimine almış oldu.
SONUNCU SEFERİ
20. Melek, kuzey kralının son seferi hakkında neler anlatıyor?
20 Kuzey kralıyla güney kralı arasındaki askeri, ekonomik ya da diğer konulardaki rekabet sonuna yaklaşıyor. Yehova’nın meleği henüz çıkmak üzere olan bir çatışmanın ayrıntılarını açıklayarak şunları dedi: “Şarktan [doğudan] ve şimalden [kuzeyden] gelen haberler onu [kuzey kralını] üzecek; ve çoğunu helâk etmek, ve bütün bütün yok etmek için büyük kızgınlıkla çıkacak. Ve (büyük) denizle güzel mukaddes dağın arasında kendi saray çadırlarını kuracak; fakat sonuna erecek, ve ona yardım eden olmıyacaktır.”—Daniel 11:44, 45.
21. Kuzey kralı hakkında daha öğreneceğimiz neler var?
21 Sovyetler Birliği’nin Aralık 1991’de dağılmasıyla kuzey kralı ciddi bir darbe yedi. Daniel 11:44, 45 yerine geldiğinde, bu kral kim olacak? Eski Sovyetler Birliği’ni oluşturan ülkelerden birinin kimliğini mi taşıyacak? Yoksa önceden birkaç kez yaptığı gibi yine kimliğini tamamen mi değiştirecek? Daha başka ülkelerin de nükleer silahlar geliştirmesi yeni bir silah yarışıyla mı sonuçlanacak ve bu söz konusu kralın kimliğini etkileyecek mi? Bu soruların yanıtları ancak zamanla ortaya çıkacak. Bu konuda tahminler yürütmemek akıllılıktır. Kuzey kralı son seferine giriştiğinde, Mukaddes Kitap konusunda anlayışlı herkes bu peygamberliğin yerine geldiğini açıkça fark edecek.—284. sayfadaki “Daniel’in 11. Babındaki Krallar” köşesine bakın.
22. Kuzey kralının son saldırısı hakkında hangi sorular doğuyor?
22 Bununla birlikte, kuzey kralının yakında nasıl davranacağını biliyoruz. ‘Doğudan ve kuzeyden’ gelen haberler onu ‘çoğunu helak etmek için’ bir sefere çıkmaya yöneltecek. Bu seferi kimlere karşı yapacak? Ve hangi haberler böyle bir saldırıyı başlatacak?
ÜZÜCÜ HABERLER KARŞISINDA TELAŞA DÜŞECEK
23. (a) Armagedon’dan önce hangi önemli olayın olması gerekiyor? (b) ‘Doğudan gelen krallar’ kimlerdir?
23 Vahiy kitabının sahte dinin dünya imparatorluğu olan Büyük Babil’in sonu hakkında söylediklerini düşünelim. “Her şeye kadir olan Allahın büyük gününün cengi” Armagedon’dan önce, hakiki tapınmanın bu büyük düşmanı ‘ateşte tamamen yakılacaktır.’ (Vahiy 16:14, 16; 18:2-8) Büyük Babil’in harap edilişi, Tanrı’nın gazabının altıncı tasının simgesel Fırat Irmağı üzerine boşaltılmasıyla, temsili olarak gösteriliyor. “Şarktan gelen kıralların yolu hazırlansın diye” ırmak kuruyor. (Vahiy 16:12) Kimdir bu krallar? Yehova Tanrı ve İsa Mesih’ten başkası değildir.—İşaya 41:2; 46:10, 11’le karşılaştırın.
24. Yehova’nın hangi eylemi kuzey kralını üzebilir?
24 Büyük Babil’in harap edilişi Vahiy kitabında canlı bir dille anlatılıyor: “Gördüğün on boynuz [sonun vaktinde hüküm süren krallar], ve canavar [Birleşmiş Milletler], onlar fahişeden nefret edecekler; onu perişan ve çıplak edecekler, ve onun etini yiyecekler, ve kendisini ateşe yakacaklardır.” (Vahiy 17:16) Yöneticiler neden Büyük Babil’i yok edecek? Çünkü ‘Tanrı kendi düşüncesini yapmayı onların yüreğine koyuyor.’ (Vahiy 17:17) Bu yöneticiler arasında kuzey kralı da bulunuyor. ‘Doğudan’ işiteceği haber, Yehova’nın insan liderlerin yüreğine büyük dinsel fahişeyi yok etme düşüncesini koyma eylemiyle ilgili olabilir.
25. (a) Kuzey kralının özel hedefi nedir? (b) Kuzey kralı nereye ‘saray çadırlarını kuracak’?
25 Kuzey kralının öfkesinin özel bir hedefi var. Melek onun ‘büyük denizle güzel mukaddes dağın arasında kendi saray çadırlarını kuracağını’ söylüyor. Daniel’in zamanında büyük deniz Akdeniz’di ve mukaddes dağ bir zamanlar Tanrı’nın mabedinin bulunduğu Sion’du. Bu nedenle, peygamberliğin gerçekleşmesinde, öfkeli kuzey kralı Tanrı’nın kavmine karşı bir sefere girişecek. Ruhi anlamda ‘büyük denizle güzel mukaddes dağın arasındaki’ yer, Yehova’nın meshedilmiş hizmetçilerinin ruhi mülkünü temsil ediyor. Onlar Tanrı’dan uzaklaşmış insanlık ‘denizinden’ çıktılar ve İsa Mesih’le gökteki Sion Dağı’nda hüküm sürme ümidine sahiptirler.—İşaya 57:20; İbraniler 12:22; Vahiy 14:1.
26. Hezekiel’in peygamberliğinin gösterdiği gibi, ‘kuzeyden gelen’ haber kimden kaynaklanabilir?
26 Daniel’in çağdaşı Hezekiel’in peygamberliğinde de “son günlerde” Tanrı’nın kavmine bir saldırıda bulunulacağı bildirildi. Düşmanlığı Magoglu Gog’un, başka sözlerle İblis Şeytan’ın başlatacağı söylendi. (Hezekiel 38:14, 16) Gog simgesel olarak hangi yönden gelecek? Yehova, Hezekiel aracılığıyla “Şimalin sonlarından” diyor. (Hezekiel 38:15) Bu saldırı çok acımasız olacaksa da, Yehova’nın kavmini yok etmeyecek. Yehova’nın Gog’un kuvvetlerini yok etmek üzere yapacağı stratejik bir manevra bu dramatik çarpışmaya yol açacak. Bu nedenle, Yehova Şeytan’a, “seni geri çevireceğim, ve çenelerine çengeller takacağım,” ve “şimalin sonlarından seni çıkaracağım; ve seni İsrail dağları üzerine getireceğim” diyor. (Hezekiel 38:4; 39:2) Bu nedenle, kuzey kralını öfkelendiren, ‘kuzeyden’ gelen haber, Yehova’dan kaynaklanıyor olmalı. Bununla birlikte, ‘doğudan ve kuzeyden gelen’ haberlerin en sonunda neler içereceğine ancak Tanrı karar verecek ve bunu zaman gösterecek.
27. (a) Gog, kuzey kralının da içinde bulunduğu milletleri neden Yehova’nın kavmine saldırmaya kışkırtacak? (b) Gog’un saldırısının sonucu ne olacak?
27 Gog’a gelince, artık kendi dünyasının bir kısmı olmayan ‘Tanrı’nın İsraili’yle ‘başka koyunların’ ‘büyük kalabalığının’ rahatlık içinde olması nedeniyle tüm gücünü kullanarak saldırısını örgütleyecek. (Galatyalılar 6:16; Vahiy 7:9; Yuhanna 10:16; 17:15, 16; I. Yuhanna 5:19) Gog ‘milletlerden toplanmış [ruhi] servet ve mal biriktirmiş kavme’ yan gözle bakıyor. (Hezekiel 38:12) İsa’nın takipçilerinin ruhi mülkünü kolayca fethedilebilecek “duvarsız köyler diyarı” olarak gören Gog, insanlığın tüm kontrolünü eline geçirmesini önleyen bu engeli silip ortadan kaldırma yönünde elinden gelen tüm çabayı gösterecek. Fakat başaramayacak. (Hezekiel 38:11, 18; 39:4) Kuzey kralının da içinde bulunduğu yeryüzündeki tüm krallar Yehova’nın kavmine saldırdıklarında ‘sona erecekler.’
‘KRAL SONUNA ERECEK’
28. Kuzey ve güney kralının geleceği hakkında neyi biliyoruz?
28 Kuzey kralının son seferi güney kralına yönelik olmayacak. Bu nedenle, kuzey kralı büyük rakibinin eliyle son bulmayacak. Benzer şekilde, güney kralı da kuzey kralı tarafından yok edilmeyecek. Güney kralı insan ‘eli dokunmadan,’ Tanrı’nın Gökteki Krallığı tarafından yok edilecek.a (Daniel 8:25) Gerçekten de Armagedon savaşında, yerdeki tüm krallar Tanrı’nın Gökteki Krallığı tarafından ortadan kaldırılacak ve bu kuzey kralının da başına gelecek. (Daniel 2:44) Daniel 11:44, 45 bu sonuncu çarpışmaya yol açan olayları anlatıyor. Kuzey kralı son bulurken ona ‘yardım eden olmayacağına’ şaşmamak gerek!
-
-
Çarpışan Kralların Sonu YakınDaniel’in Peygamberliğine Dikkat Edin!
-
-
[Sayfa 284’teki çizelge/resim]
DANİEL’İN 11. BABINDAKİ KRALLAR
Kuzey Kralı Güney Kralı
Daniel 11:5 I. Selevkos Nikator I. Ptolemaios
Daniel 11:6 II. Antiokhos II. Ptolemaios
(karısı Laodike) (kızı Berenike)
Daniel 11:7-9 II. Selevkos III. Ptolemaios
Daniel 11:10-12 III. Antiokhos IV. Ptolemaios
Daniel 11:13-19 III. Antiokhos V. Ptolemaios
(kızı I. Kleopatra) Ardılı: I. Ptolemaios
Ardıllar: IV. Selevkos
ve IV. Antiokhos
Daniel 11:20 Augustus
Daniel 11:21-24 Tiberius
Daniel 11:27-30a Alman İmparatorluğu Britanya, ardından
(I. Dünya Savaşı) Angloamerikan Dünya Kudreti
Daniel 11:30b, 31 Hitler’in Üçüncü Reich’ı Angloamerikan Dünya Kudreti
(II. Dünya Savaşı)
Daniel 11:32-43 Komünist blok Angloamerikan Dünya Kudreti
(Soğuk Savaş)
Daniel 11:44, 45 Henüz çıkmadıb Angloamerikan Dünya Kudreti
[Dipnot]
b Daniel’in 11. babındaki peygamberlik, çeşitli zamanlarda kuzey ve güney kralı konumunu işgal eden siyasal oluşumların adlarını önceden bildirmiyor. Onların kimlikleri ancak olaylar olmaya başladıktan sonra anlaşılıyor. Ayrıca, çatışma aralıklı olduğundan, hiçbir çatışmanın olmadığı, bir kral iktidarı elinde bulundururken diğerinin faaliyetsiz kaldığı aralar da var.
[Sayfa 271’deki tam sayfa resim]
[Sayfa 279’daki resimler]
Güney kralının giriştiği ‘saldırı’ yüksek teknoloji casusluğu ve askeri harekât tehdidini de içerdi
-