-
Geleceğiniz Kimin Elinde?Gözcü Kulesi—2005 | 15 Ocak
-
-
Geleceğiniz Kimin Elinde?
EVRİMCİ John Gray kitabında “bir hayvan kendi kaderi üzerinde nasıl söz sahibi değilse, insan da öyledir” diye yazdı. Bir başka yazar ise bunun tam karşıtı olan görüşünü şöyle dile getiriyor: “İnsan hayvan değildir; bu nedenle kaderini her zaman kendi belirler” (An Intelligent Person’s Guide to Judaism, Shmuley Boteach).
Birçok kişi John Gray’in görüşüne katılıyor ve doğanın kör kuvvetlerinin insan ailesinin kaderini belirlediğine inanıyor. Başkaları da insanın, kendi kaderini belirleme yeteneği verilerek Tanrı tarafından yaratıldığını düşünüyor.
Bazıları ise geleceklerinin kendilerinden güçlü başka insanlar tarafından belirlendiğini düşünüyor. Yazar Roy Weatherford’a göre, “dünyada insanların çoğu –özellikle de tarih boyunca kadınların çoğu– diğer insanların baskısı ve sömürüsü gibi belli nedenlerden dolayı kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olmamıştır.” (The Implications of Determinism) Birçok kişi mutlu bir gelecekle ilgili hayallerinin siyasal veya askeri güçlerin rekabeti yüzünden yıkıldığını gördü.
Başkaları ise doğaüstü güçlerin kaderlerini belirlediğini düşündüklerinden, tarih boyunca kendilerini aciz hissettiler. Boteach adlı yazar, “Eski Yunanlılarda, insan önceden belirlenmiş kaderiyle başa çıkamayacağından tüm ümitlerin boşuna olduğu düşüncesi saplantı haline gelmişti” diyor. Onlar her bireyin kaderinin kaprisli tanrıçalar tarafından belirlendiğini sanıyorlardı. Onlar bu tanrıçaların hem bir kişinin ne zaman öleceğine hem de yaşamı boyunca tam olarak ne kadar sıkıntı ve acıya katlanacağına karar verdiğine inanıyorlardı.
Günümüzde bir kişinin kaderinin insanüstü bir güç tarafından belirlendiği inancı yaygındır. Örneğin birçok kişi kısmete, alın yazısına ya da kadere inanıyor. Onlar Tanrı’nın insanların tüm davranışlarının sonuçlarını ve bir kişinin ölüm zamanını önceden belirlediğini söylüyor. Aynı zamanda takdiri ilahi diye bir öğreti de var. Bu öğretiye göre, “her bireyin nihai kurtuluşu veya lanetlenişi” Mutlak Güce Sahip Tanrı tarafından “önceden belirlenmiştir.” İsa’yı takip ettiğini iddia eden birçok kişi bu öğretiye sıkı sıkıya bağlıdır.
Peki siz ne düşünüyorsunuz? Acaba kaderiniz tamamen sizin kontrolünüz dışındaki güçler tarafından önceden belirlendi mi? Yoksa, “Gün gelir, insan kaderini avcuna alabilir” diyen İngiliz oyun yazarı William Shakespeare’in sözlerinde gerçek payı var mı? Mukaddes Kitabın bu konuda söylediklerini ele alalım.
-
-
Kaderiniz Sizin Elinizde mi?Gözcü Kulesi—2005 | 15 Ocak
-
-
Kaderiniz Sizin Elinizde mi?
KADERİMİZ önceden belirlendi mi? Hayatta yaptığımız seçimlerin geleceğimiz üzerinde hiç etkisi yok mu?
Bir kişinin kendi kaderi üzerinde söz sahibi olduğunu varsayalım. Böyle bir durumda o kişinin özel bir görevi yapması veya belirli bir mevkie gelmesi önceden belirlenebilir mi? İnsanlar kendi kaderlerini şekillendirmek konusunda özgürse, Tanrı yeryüzüyle ilgili amacını nasıl yerine getirebilir? Mukaddes Kitap bu sorulara tatmin edici cevaplar veriyor.
Kader İle Özgür İrade Birbiriyle Bağdaşır mı?
Yehova Tanrı’nın bizi nasıl yarattığını ele alalım. Mukaddes Kitap “onu [insanı] Allahın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı” der (Tekvin 1:27). Tanrı’ya benzer özelliklerle yaratıldığımızdan, O’nun sevgi, adalet, hikmet ve güç gibi niteliklerini yansıtabilme yeteneğine sahibiz. Aynı zamanda Tanrı bize özgür irade, yani seçme özgürlüğü armağanını da verdi. Bu, bizi yeryüzündeki diğer varlıklardan farklı kılar. Bu sayede, Tanrı’nın ahlak konusundaki yönlendirmelerini izleyip izlememeyi seçebiliriz. İşte bu nedenle Musa peygamber şunları söyleyebildi: “Senin önüne hayatla ölümü, bereketle lâneti koyduğuma, gökleri ve yeri size karşı bugün şahit tutuyorum; bunun için hayatı seç, ta ki, Allahın RABBİ sevmek, onun sözünü dinlemek, ve ona bağlanmak için, zürriyetinle sen yaşıyasın” (Tesniye 30:19, 20).
Fakat seçme özgürlüğü armağanı mutlak özgürlük anlamına gelmez. Bizi, Tanrı’nın evrende istikrarı ve barışı sağlamak üzere koyduğu fizik ve ahlak kanunlarından özgür kılmaz. Bu kanunlar bizim yararımız için konulmuştur ve onlardan herhangi birinin ihlal edilmesi vahim sonuçlara neden olabilir. Eğer yerçekimi kanununa aldırmayıp yüksek bir binanın çatısından atlamayı seçersek neler olur, bir düşünün! (Galatyalılar 6:7).
Aynı zamanda seçme özgürlüğü bize, böyle bir özgürlükten yoksun olan varlıkların sahip olmadığı sınırlamalar da getirir. Yazar Corliss Lamont şöyle soruyor: “Eğer insanların seçimlerinin ve davranışlarının önceden belirlendiğini . . . . kabul ediyorsak, nasıl onlara ahlaksal sorumluluklar yükleyebilir ve yanlışları yüzünden onları cezalandırabiliriz?” Elbette cezalandıramayız. İçgüdüleri tarafından yönlendirilen hayvanlar yaptıkları şeylerden ahlaksal açıdan sorumlu tutulamayacakları gibi, bilgisayarlar da yapmak üzere programlandıkları işlevlerden sorumlu değildirler. O halde, seçme özgürlüğü bize ağır bir sorumluluk yükler ve bizi davranışlarımızdan sorumlu kılar.
Yehova Tanrı biz doğmadan önce yaşam tarzımızı belirleseydi ve sonra davranışlarımızdan bizi sorumlu tutsaydı, ne kadar sevgisiz ve adaletsiz bir Tanrı olurdu, öyle değil mi? Fakat Tanrı böyle yapmaz; çünkü O “sevgidir” ve bütün yolları ‘adildir’ (1. Yuhanna 4:8; Tesniye 32:4). O bize hem seçme özgürlüğünü verip, hem de kadere inananların iddia ettiği gibi ‘kimi sonsuza kadar koruyup kimi lanetleyeceğini önceden belirlemedi.’ Seçme özgürlüğü kader öğretisinin gerçek olamayacağını gözler önüne serer.
Mukaddes Kitap, yaptığımız seçimlerin kaderimizi değiştireceğini açıkça gösterir. Örneğin, Tanrı kötülük yapanlara seslenirken “Herkes kötü yolundan, ve işlerinizin kötülüğünden dönün . . . . ben de size kötülük etmiyeyim” diyor (Yeremya 25:5, 6). Eğer Tanrı her bireyin kaderini zaten belirlediyse, bu çağrı anlamsız olurdu. Üstelik Tanrı’nın Sözü “Günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve dönün ki, Yehova’nın elinden bir ferahlık dönemi gelsin” diyor (Elçilerin İşleri 3:19). Yehova insanların kaderlerini değiştirmek üzere hiçbir şey yapamayacaklarını önceden biliyorsa, neden onlardan tövbe edip dönmelerini istesin?
Kutsal Yazılar, gökte İsa Mesih’le birlikte krallar olarak hüküm sürmek üzere Tanrı tarafından davet edilen bazı kişilerden söz eder (Matta 22:14; Luka 12:32). Ancak Mukaddes Kitap bu kişiler sona kadar tahammül etmezlerse, onların bu imtiyazlarını kaybedeceklerini bildiriyor (Vahiy 2:10). Tanrı onların seçilmeyeceklerine zaten önceden karar vermiş olsa, hiç onları davet eder miydi? Pavlus’un iman kardeşlerine yazdığı şu sözleri de ele alalım: “Hakikat hakkında tam bilgi edindikten sonra kasten günahlar işlersek, artık günahlar için kurban kalmaz” (İbraniler 10:26). Tanrı bu kişilerin kaderini önceden belirlemiş olsaydı böyle bir uyarı anlamsız olurdu. Fakat Tanrı en azından bazı kimselerin İsa Mesih’le birlikte hüküm süreceğini önceden belirlememiş miydi?
Önceden Belirlenen Bireyler mi Yoksa Bir Grup mu?
Pavlus, “[Tanrı] Mesih’le olan birliğimiz sayesinde, gökteki konumumuzla bağlantılı her ruhi nimeti bize bağışladı . . . . onunla birlik içinde olmamız için bizi dünyanın kuruluşundan önce seçen de O’ydu . . . . bizi İsa Mesih kanalıyla evlat edinmeyi o zamandan uygun gördüğü gibi kararlaştırmıştı” diye yazdı (Efesoslular 1:3-5). Tanrı neyi önceden kararlaştırmıştı ve “dünyanın kuruluşundan önce” seçilmiş olmak ne demektir?
Kutsal Yazıların bu kısmı, Tanrı’nın ilk insan Âdem’in soyundan bazı kişileri göklerde Mesih’le birlikte hüküm sürmek üzere seçtiğini bildirir (Romalılar 8:14-17, 28-30; Vahiy 5:9, 10). Fakat Yehova Tanrı’nın belirli kişilerin bu imtiyazı almasına, onlar doğmadan binlerce yıl önceden karar verdiğinin varsayılması, insanlara seçme özgürlüğünün verilmesi gerçeğiyle çelişir. Tabii, Tanrı’nın önceden belirleyip kararlaştırdığı bireyler değil, bir insan grubuydu.
Bu durumu şöyle örnekleyebiliriz: Bir hükümetin belirli bir konuyla ilgili özel bir daire kurmaya karar verdiğini varsayalım. Hükümet bu dairenin görevlerini, yetkisini ve büyüklüğünü önceden belirler. Daire kurulduktan bir süre sonra çalışmaya başlar ve oradaki görevliler şöyle bir bildiri yayımlar: “Hükümet yıllar öncesinden görevimizi belirledi. Şimdi bize verilen işe başlıyoruz.” Siz bu sözlerden hükümetin bu dairede kimlerin çalışacağını yıllar öncesinden belirlemiş olması gerektiği sonucuna varır mısınız? Kuşkusuz hayır. Benzer şekilde, Yehova da Âdem’in günahının etkilerini düzeltecek özel bir “daire” kurmaya karar verdi. Bu dairede hizmet edecek bireyleri değil, grubu önceden belirledi. Bireyler sonradan seçilecekti ve bu kimselerin hayatlarında yapacakları seçimler, sonuçta onların bu hizmet için onaylanıp onaylanmamalarını etkileyecekti.
Pavlus “[Tanrı] onunla birlik içinde olmamız için bizi dünyanın kuruluşundan önce seç”ti derken hangi dünyayı kastetti? Pavlus’un burada değindiği dünya, Tanrı’nın Âdem ile Havva’yı yarattığında başlattığı dünya değildir. O dünya “çok iyi idi”; orada günah ve yozlaşma kesinlikle yoktu (Tekvin 1:31). Günahtan “kurtuluşa” gerek yoktu (Efesoslular 1:7).
Pavlus’un kastettiği dünya Âdem ile Havva Aden’de isyan ettikten sonra var olan dünyadır ve Tanrı’nın başlangıçta amaçladığı dünyadan çok farklıdır. Bu, Âdem ile Havva’nın çocuklarıyla başlayan dünyaydı. Bu dünya, Tanrı’ya yabancılaşmış ve günah ile yozlaşmaya köle olmuş insanlardan oluşur. Bu, kasten günah işleyen Âdem ve Havva’dan farklı olarak, günah ve ölümden kurtulabilecek insanlardan oluşan bir dünyaydı (Romalılar 5:12; 8:18-21).
Yehova Tanrı Aden’deki isyanın sonucunda ortaya çıkan durumu hemen düzeltebilirdi. İhtiyaç ortaya çıkar çıkmaz özel bir “daire” oluşturmaya, yani İsa Mesih’in yönetimindeki Mesihi Krallığı kurmaya karar verdi; O bu daireyi insanlığın Âdem’in günahından kurtulmasıyla bağlantılı olarak kullanacaktı (Matta 6:10). Tanrı bunu, kurtulabilecek insanlardan oluşan “dünyanın kuruluşundan önce,” yani isyankâr Âdem ile Havva çocuk sahibi olmadan önce yaptı.
İnsanlar yapmak istediklerini yerine getirmek için genelde bir plana ihtiyaç duyarlar. Kader öğretisi şu düşünceyle bağlantılıdır: Tanrı’nın, her şeyin önceden belirlendiği evrenle ilgili ayrıntılı bir planı olması gerekir. Roy Weatherford kitabında şöyle yazdı: “Birçok filozofa göre, her olayın tam bir ayrıntılı planının olmaması Tanrı’nın haşmetiyle bağdaşmıyordu.” Acaba Tanrı’nın her olayı önceden belirlemesi gerçekten gerekir mi?
Sonsuz bir güce ve eşsiz bir hikmete sahip olan Yehova, yarattığı varlıklar özgür iradelerini kullanırken ortaya çıkabilecek acil bir durumun veya beklenmedik bir olayın üstesinden gelebilir (İşaya 40:25, 26; Romalılar 11:33). O, bunu hemen ve önceden planlamadan yapabilir. Yetenekleri sınırlı olan kusurlu insanlardan farklı olarak, Mutlak Güce Sahip Tanrı’nın yeryüzündeki her insanın geleceğini önceden belirlemek üzere ayrıntılı ve basmakalıp bir plana ihtiyacı yoktur (Süleyman’ın Meselleri 19:21). Mukaddes Kitabın birçok tercümesinde Efesoslular 3:11’de Tanrı’nın sabit plana değil, ‘sonsuz bir amaca’ sahip olduğundan söz edilir.
Geleceğinizi Nasıl Etkileyebilirsiniz?
Tanrı’nın yeryüzüyle ilgili bir amacı var ve bu amaç önceden belirlenmiştir. Vahiy 21:3, 4 şöyle der: “İşte, Tanrı’nın çadırı insanlarladır. Kendisi onlarla birlikte oturacak, O’nun toplumu olacaklar. Tanrı da onlarla olacak. Gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek. Artık ölüm olmayacak, artık matem, feryat ve acı da olmayacak. Önceki şeyler geçti.” Evet yeryüzü Yehova’nın başlangıçta amaçladığı gibi, bir cennet olacak (Tekvin 1:27, 28). Asıl önemli olan şudur: Siz orada olacak mısınız? Bu, şimdi nasıl bir seçim yaptığınıza bağlı. Yehova kaderinizi önceden belirlemedi.
Tanrı’nın, İsa Mesih’in hayatını vererek sağladığı fidye, ona iman eden herkesin sonsuz yaşam elde etmesini mümkün kılıyor (Yuhanna 3:16, 17; Elçilerin İşleri 10:34, 35). Mukaddes Kitap “Oğula iman edenin sonsuz yaşamı olur, Oğula itaat etmeyen ise yaşam görmeyecektir” der (Yuhanna 3:36). Mukaddes Kitaptan Tanrı, İsa Mesih ve O’nun amacı hakkında bilgi alarak ve öğrendiklerinizi uygulayarak yaşamı seçebilirsiniz. Çünkü Tanrı’nın Sözündeki gerçek hikmetle uyumlu hareket eden kişiye ‘emniyette oturacağı ve kötülükten korkusu olmayıp rahat bulacağı’ güvencesi veriliyor (Süleyman’ın Meselleri 1:20, 33).
[Sayfa 5’teki resimler]
Hayvanlardan farklı olarak insanlar davranışlarından ahlaksal açıdan sorumludur
[Tanıtım notu]
Kartal: Foto: Cortesía de GREFA
-