Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Olumsuz Duygularla mı Savaşıyorsunuz?
    Gözcü Kulesi—2005 | 1 Ağustos
    • Olumsuz Duygularla mı Savaşıyorsunuz?

      LENA hayatının büyük bir kısmında kendisi hakkında hissettiği olumsuz duygularla mücadele etti. O, “Çocukluğumda cinsel istismara maruz kaldığım yıllar, kendime olan saygımı alıp götürdü” diyor. “Kendimi işe yaramaz görüyordum.” Simone da gençlik yıllarına geri dönüp baktığında şunu söylüyor: “İçimde, derinlerde bir boşluk ve değersiz olduğuma dair bir inanç vardı.” Günümüzde bu tür duygulardan kaynaklanan mutsuzlukların çok yaygın olduğu görülüyor. Gençlere telefonla danışmanlık hizmeti veren bir kuruluşun yetkilileri, kendilerini arayanların hemen hemen yarısının “sürüp giden değersizlik duygularını” dile getirdiklerini söylüyorlar.

      Bazı uzmanlara göre kişide değersizlik duygusu başkaları tarafından değersiz hissettirildiğinde ortaya çıkıyor. Bir kimse sürekli azarlanır, aşırı ve sert şekilde eleştirilir veya istismar edilerek sömürülürse böyle bir zihinsel durum gelişebilir. Neden ne olursa olsun sonuçlar kötü, hatta yıkıcı olabilir. Yakın zamanda yapılan tıbbi bir araştırma, kendileri hakkında olumsuz duyguları olan kişilerin, kendilerine ve başkalarına güvenmeme eğiliminde olduğunu gösterdi; böylece onlar yakın ilişkilerine ve arkadaşlıklarına istemeden zarar vermiş oluyorlar. Araştırmayla ilgili raporda şöyle söyleniyor: “Bir anlamda, bu kişiler en çok korktukları durumları kendileri ‘yaratıyorlar.’”

      Bu tür duyguları olan kişiler genellikle kendi kendilerine geliştirdikleri rahatsız edici düşüncelerin, ya da Mukaddes Kitabın belirttiği ifadeyle kendi “kaygıları”nın kurbanıdırlar (Mezmur 94:19). Onlar hiçbir zaman kendilerinin yeterince iyi olduğunu düşünmezler. Bir şey yolunda gitmediğinde, içgüdüsel olarak kendilerini suçlarlar. Başkaları onları övse de, içlerinde, derinlerde kendilerini, sahtekârlığı er ya da geç ortaya çıkarılacak biri gibi hissederler. Birçoğu da mutluluğa layık olmadığını düşünerek, yıkıcı davranışlar geliştirir, kendilerine zarar verirler ve bunları düzeltecek gücü kendilerinde bulamazlar. Daha önce sözü edilen Lena özsaygı eksikliği yüzünden ciddi bir yeme bozukluğu geliştirdi. O şöyle diyor: “Herhangi bir şeyi değiştirebileceğime dair bir inancım yoktu.”

      Bu tür “kaygılar” veya rahatsız edici düşüncelerle mücadele eden kişiler, hayatları boyunca kendilerini böyle hissetmeye mahkûm mudurlar? Bu tür duygularla savaşmak için bir şey yapılabilir mi? Mukaddes Kitap bu konuda ilkeler ve pratik öğütler veriyor. Bunlar, birçok kişinin bu savaştan başarıyla çıkmasına yardım etmiştir. Bu ilkelerin bazıları nelerdir ve böyle duyguları olan kişiler yaşam sevinci bulmak üzere bunlardan nasıl yarar gördüler? Sonraki makale bunları açıklayacak.

  • Mukaddes Kitap Yaşam Sevincini Bulmanıza Yardım Edebilir
    Gözcü Kulesi—2005 | 1 Ağustos
    • Mukaddes Kitap Yaşam Sevincini Bulmanıza Yardım Edebilir

      MUKADDES KİTAP tıbbi bir elkitabı olmasa da, olumlu veya olumsuz duyguların kişinin zihinsel ve fiziksel sağlığını nasıl etkileyebileceğini gösterir. “Sevinçli yürek iyi ilaçtır” der, “fakat kırılmış ruh kemikleri kurutur.” Ayrıca şunu okuyoruz: “Sıkıntılı günde cesaretini yitirirsen, gücün kıt demektir” (Süleyman’ın Meselleri 17:22; 24:10, YÇ). Cesaretsizlik enerjimizi tüketip kendimizi zayıf ve dirençsiz hissetmemize yol açabilir; bu da bizde değişme veya yardım isteme yönünde hiçbir arzu bırakmayabilir.

      Cesaretsizlik kişiyi manevi yönden de etkileyebilir. Kendilerini değersiz hisseden kişiler, genellikle Tanrı’yla hiçbir zaman iyi bir ilişkiye sahip olamayacaklarını ve O’nun onayını kazanamayacaklarını düşünürler. Önceki makalede sözü edilen Simone kendisinin “Tanrı’nın onaylayacağı özellikte bir kişi” olmadığını düşünüyordu. Fakat, Tanrı’nın Sözü olan Mukaddes Kitaba baktığımızda, Tanrı’nın Kendisini hoşnut etmek üzere çaba gösteren insanları makbul gördüğünü okuyoruz.

      Tanrı Gerçekten İlgileniyor

      Mukaddes Kitap bize şunu söylüyor: “RAB yüreği kırık olanlara yakındır, ve ruhu ezilmiş olanları kurtarır.” Tanrı “kırılmış ve ezilmiş” bir yüreği hor görmez, tersine ‘alçakgönüllülerin ruhunu ve ezilmişlerin yüreğini dirilteceğini’ vaat eder (Mezmur 34:18; 51:17; İşaya 57:15).

      Bir keresinde İsa Mesih, öğrencilerinin dikkatini bir gerçeğe çekmeyi gerekli gördü; bu gerçek şuydu: Tanrı, hizmetçilerindeki iyi yönlere bakar. İsa örnek vererek, bir serçe yere düştüğünde Tanrı’nın bunu fark ettiğini anlattı; oysa çoğu insan için bu önemsiz bir şeydir. O ayrıca Tanrı’nın insanlar hakkındaki en küçük ayrıntıları, hatta saç tellerinin sayısını bile bildiğine dikkat çekti. İsa örneğini şu sözlerle bitirdi: “Öyleyse korkmayın, çünkü siz serçelerden daha değerlisiniz” (Matta 10:29-31).a Böylece İsa, kişiler kendilerini nasıl hissederse hissetsin, imanı olan insanların Tanrı’nın gözünde değerli olduğunu gösterdi. Aslında elçi Petrus da bize şunu hatırlatır: “Tanrı taraf tutmuyor, her millette Kendisinden korkan ve doğruluktan ayrılmayan kişi O’nun gözünde makbuldür” (Elçilerin İşleri 10:34, 35).

      Dengeli Bir Görüşü Korumak

      Tanrı’nın Sözü bizi kendimizle ilgili dengeli bir görüş geliştirmeye teşvik eder. Elçi Pavlus Tanrısal ilhamla şunları yazdı: “Bana bağışlanan lütfa dayanarak her birinize şunu söylemek istiyorum, kendiniz hakkında gerekenden fazla düşünmeyin. Herkes Tanrı’nın kendisine verdiği imanın ölçüsünü bilerek, sağduyu kazanmak için düşünsün” (Romalılar 12:3).

      Kuşkusuz kendimiz hakkında kibirli bir insan haline gelecek kadar fazla düşünmek istemeyiz; ne de öteki uca gidip kendimizin bir hiç olduğunu düşünmek isteriz. Bunun yerine, amacımız kendimiz hakkında makul bir görüş geliştirmek olmalıdır. Bu, güçlü yanlarımızın yanı sıra sınırlarımızı da hesaba katan bir görüştür. İsa’nın takipçisi bir kadın bunu şöyle dile getirdi: “Ben ne bir kötülük timsaliyim ne de başkalarına Tanrı’nın bir lütfuyum. Herkes gibi benim de iyi ve kötü yanlarım var.”

      Elbette, böyle dengeli bir görüş edinmek kolay değildir. Kendimiz hakkında, yıllar boyunca geliştirmiş olabileceğimiz aşırı olumsuz görüşten kurtulmak çok büyük çaba gerektirebilir. Yine de, Tanrı’nın yardımıyla kişiliğimizi ve hayata bakış açımızı değiştirebiliriz. Aslında, Tanrı’nın Sözünün de bizi yapmaya teşvik ettiği şey budur. Orada şunu okuyoruz: “Önceki yaşam tarzınıza uyan ve kendi aldatıcı arzularıyla giderek kirlenip bozulan eski kişiliği üzerinizden atmalısınız; zihinsel eğiliminizi yenilemelisiniz, gerçek doğruluk ve vefaya dayanan, Tanrı’nın isteğine göre yaratılmış yeni kişiliği giymelisiniz” (Efesoslular 4:22-24).

      ‘Zihinsel eğilimimizi’, yani zihnimizin baskın eğilimini değiştirmek üzere çaba gösterirsek, aşırı olumsuz kişiliğimizi olumluya çevirebiliriz. İlk makalede sözü edilen Lena, kimsenin kendisini sevemeyeceği ve kendisine yardım edemeyeceği düşüncesini yok etmediği sürece, hiçbir şeyin kendisi hakkında hissettiği duyguları değiştiremeyeceğini anladı. Acaba Lena’ya, Simone’a ve başkalarına böyle bir değişimi yapabilmeleri için, Mukaddes Kitaptaki hangi pratik öğütler yardım etti?

      Yaşam Sevincini Artıran Mukaddes Kitap İlkeleri

      “Yükünü RABBE bırak, ve o sana destek olur” (Mezmur 55:22). En başta dua, gerçek sevinci bulmamıza yardım edebilir. Simone “Ne zaman kendimi cesaretsiz hissetsem, Yehova’ya sığınırım ve yardımını isterim. Her durumda O’nun gücünü ve yönlendirmesini hissederim” diyor. Mezmur yazarı yükümüzü Yehova’ya bırakmaya ısrarla teşvik ederken, aslında bize şunu da hatırlatıyor: Yehova bizimle ilgilenmekle kalmıyor, bizi yardımına ve desteğine layık kişiler olarak da görüyor. İsa’nın öğrencileri MS 33 yılının Fısıh gecesinde keder içindeydiler; çünkü İsa yakında kendilerinden ayrılacağını söylemişti. İsa onları Baba’ya dua etmeye teşvik etti ve sonra şunu ekledi: “Dileyin, alacaksınız; böylece sevinciniz tam olsun” (Yuhanna 16:23, 24).

      “Vermek almaktan daha büyük mutluluktur” (Elçilerin İşleri 20:35). İsa’nın öğrettiği gibi, vermek yaşamda gerçek sevinci tatmada kilit bir etkendir. Bu Mukaddes Kitap ilkesini uygulamak, kendi yetersiz yönlerimize değil, başkalarının ihtiyaçlarına odaklanmamızı sağlar. Başkalarına yardım edip takdir gördüğümüzde, kendimizi daha iyi hissederiz. Lena, Mukaddes Kitabın iyi haberini komşularıyla düzenli olarak paylaşmanın kendisine iki şekilde yardım ettiğine inanıyor. “Birincisi, bana, İsa’nın sözünü etmiş olduğu sevinci ve doyumu veriyor” diyor. “İkincisi, insanlardan birçok olumlu tepki alıyorum, bu da bana sevinç veriyor.” Kendimizden cömertçe verirsek, Süleyman’ın Meselleri 11:25’teki “sulayan, kendisi de sulanır” ilkesinin doğruluğunu biz de göreceğiz.

      “Mazlumun bütün günleri sıkıntı doludur, mutlu bir yürekse sahibine sürekli ziyafettir” (Süleyman’ın Meselleri 15:15, YÇ). Hepimiz kendimizle ve koşullarımızla ilgili görüşümüzde bir seçim yapma fırsatına sahibiz. Her şeye olumsuz bakan ve kendini ezik hisseden biri olabiliriz ya da olumlu düşünmeyi seçip, ‘mutlu bir yüreğe’ sahip olabilir ve sanki bir ziyafetteymişiz gibi sevinç duyabiliriz. Simone şunları söylüyor: “Mümkün olduğunca olumlu bir tutumu devam ettirmeye çalışıyorum. Sürekli kişisel inceleme yapmaya ve iyi haberi duyurma işiyle meşgul olmaya gayret ediyorum ve duayı hiç bırakmıyorum. Ayrıca olumlu tutuma sahip kişilerle birlikte olmaya gayret ediyorum ve başkalarına da duygusal yönden destek olup yardım etmeye çalışıyorum.” Böyle bir zihinsel tutum kişiye gerçek sevinci tattırır, çünkü Mukaddes Kitap da bizi buna teşvik ediyor: “Ey doğru insanlar, sevinç kaynağınız RAB olsun, coşun; ey yüreği temiz olanlar, hepiniz sevinç çığlıkları atın!” (Mezmur 32:11, YÇ).

      “Dost her zaman sever, kardeş sıkıntılı günde belli olur” (Süleyman’ın Meselleri 17:17, YÇ). Sevdiğimiz birine veya güvenilir bir danışmana içimizi dökmek, olumsuz duygularla başa çıkmamıza ve bizi alt etmeden önce onları çözümlememize yardım edebilir. Başkalarıyla konuşmak, meseleleri dengeli ve olumlu bir bakış açısından görmemize yardım edebilir. Simone şunları söylüyor: “Duygularımı ifade etmek benim için çok yararlı oluyor. Neler hissettiğinizi birine anlatmanız gerekiyor. Çoğu zaman, bunları sadece dile getirmek yetiyor.” Bunu yapmanız şu ilkenin doğruluğunu görmenizi sağlayacak: “Yüreğindeki kaygı insanı çöktürür; fakat iyi söz yüreğini sevindirir” (Süleyman’ın Meselleri 12:25).

      Neler Yapabilirsiniz?

      Mukaddes Kitapta bulunan ve olumsuz duyguları yenip gerçek sevinci bulmamıza yardım edebilecek birçok şahane ve pratik ilkeden sadece birkaçını ele aldık. Eğer değersizlik duygusuyla mücadele edenlerin arasındaysanız, sizi Tanrı’nın Sözü olan Mukaddes Kitabı daha yakından incelemeye teşvik ediyoruz. Kendiniz ve Tanrı’yla ilişkiniz hakkında gerçekçi ve sağlıklı bir düşünce geliştirmeyi öğrenin. Yaptığınız her şeyde Tanrı’nın Sözünün rehberliğiyle gerçek sevinci bulabilmeniz, en içten dileğimizdir.

      [Dipnot]

      a Ayetin bu kısmı 22 ve 23. sayfalarda daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş