-
Neden Birçok İnsan Karamsar?Uyanış!—2008 | Mayıs
-
-
Neden Birçok İnsan Karamsar?
Dünya çapındaki rahatsız edici gelişmeler yüzünden insanlar gelecekten korkuyor. Kameralarla vatandaşların izlendiği şehirler giderek artıyor. Terör korkusu yüzünden büyük havalimanlarının birçoğu adeta birer askeri kamp haline geldi. Kurbanlarını gafil avlamak için interneti kullanan hırsızların ve sübyancıların sayısı giderek artıyor. Çevremize baktığımızda da kirlilik, ormanların yok edilmesi, canlı türlerinin neslinin tükenmesi ve küresel ısınma gezegenimizin geleceğini tehdit ediyor.
BUNDAN iki ya da üç nesil öncesinde insanların aklının ucundan bile geçmeyen bu sorunlar günümüzde küresel çapta yaşanmaktadır. Birçok insan dünyaya neler olduğunu, onları ve çocuklarını nasıl bir yaşamın beklediğini yerinde olarak merak ediyor. İnsanların otobüse, trene ya da uçağa binemeyecek kadar korku duyduğu bir gün gelecek mi? Fiyatların artması ve doğal kaynakların giderek daha çok kullanılması sonucunda gelecek nesillerin sağlık açısından iyi bir bakıma, kaliteli gıdaya ve gerekli yakıta yetecek kadar parası olacak mı?
Kanada’da bir sağlık bakanı artan sağlık masraflarına değinerek, “Gelecek çok ama çok korkutucu görünüyor” dedi. Gıda ve yakıt konusunda da tehlike çanları çalıyor. Neden mi? Bazı ülkeler fosil yakıta duydukları ihtiyacı azaltmak için etil alkol gibi bitkiden üretilen biyoyakıtların geliştirilmesine büyük paralar yatırıyor. Bunun sonucunda tarihte ilk defa, insan midesi ve otomobillerin yakıt depoları, ekime elverişli toprakların ürünlerini tüketmek üzere birbiriyle yarışır hale geldi. Bu durumun gıda fiyatlarındaki artışa olan etkisi şimdiden hissedilmeye başlandı.
Bu sırada, zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum giderek büyüyor ve bu yüzden toplumsal gerginlik artıyor. Dünya Sağlık Örgütünün bir raporu şöyle bildiriyor: “21. yüzyılın ilk 10 yılında, bir yandan insan refahı açısından muazzam ilerlemeler kaydedilirken diğer yandan aşırı ölçüde yoksulluk yaşanıyor. En yoksul ülkelerden bazılarında ortalama ömür uzunluğu en zengin ülkelerinkinin yarısına düştü.” Bunun başlıca sebebi, siyasi yönden istikrarsız devletlerdeki sosyal ve ekonomik kaos ile hastalıklardır.
Bunlara bir de dünyamızı tehdit eden küresel ısınmayı ekleyin. Bu etken, çölleşmenin artmasına ve aşırı kötü hava koşullarının daha çok görülmesine yol açıyor olabilir. Dolayısıyla bu konuda bilgisi olan birçok insanın gelecek hakkında endişe duymasına şaşmamak gerek. Sözde Kıyamet Günü Saatini kuran Bulletin of the Atomic Scientists dergisinde, “bilim insanları [küresel ısınmanın] yeryüzünün karmaşık ekosistemleri üzerindeki giderek artan etkilerini görmeye devam ettiğinden” kasvetli bir gelecekle ilgili korkular dile getiriliyor.
Geleceğimiz göründüğü kadar kasvetli mi? İyi bir gelecek için tek ümidimiz iş adamları, bilim insanları, siyasi ve dini liderler mi? Bazıları ‘Başka bir seçeneğimiz var mı?’ diyor. ‘Tüm bu sorunlara yol açan bizleriz, bu yüzden çözümünü de kendimiz bulmalıyız.’ Başkaları da bir çıkış yolu bulmanın insanları aştığını ve güvenli bir gelecek için tek ümidin Tanrı olduğunu düşünüyor. Öyleyse Tanrı’nın bizlerle ilgilendiğinden ve kendi başımıza getirdiğimiz felaketlerden bizi kurtaracağından nasıl emin olabiliriz? Sonraki makaleler bu soruları ele alacak.
[Sayfa 3’teki pasaj]
İyi bir gelecek için tek ümidimiz iş adamları, bilim insanları, siyasi ve dini liderler mi?
-
-
İnsanlar Mutlu Bir Gelecek Sağlayabilir Mi?Uyanış!—2008 | Mayıs
-
-
İnsanlar Mutlu Bir Gelecek Sağlayabilir Mi?
Hep hayalini kurduğunuz, sağlam ve şık görünen yepyeni bir eve taşındığınızı düşünün. Gelecek harika görünüyor! Fakat sadece birkaç yıl içinde evde ciddi yapı sorunları baş gösteriyor ve evin yıkılması gerekiyor. Çok üzülüyorsunuz. Üstelik yalnız değilsiniz. Aynı sorunlar çevrenizdeki diğer evlerde de görülüyor. Yapılan araştırma sonucunda sorunun, hatalı mimariden ve kusurlu tuğlalardan kaynaklandığı anlaşılıyor.
BU EV gibi dünya da ciddi sorunlarla karşı karşıya. Sayısız sosyal ve siyasal girişimin yanı sıra bilim ve teknoloji alanında yaşanan inanılmaz ilerlemelere rağmen toplumun temel yapısı sanki parçalanıyor. Bazı ülkelerde kanunsuzluk ve anarşi günlük hayatın bir kısmı haline geldi. Bu çaresizlik insanları sorunlarını çözmeye ve sonunda iyi bir hükümet kurmaya yöneltecek mi? Bazı yetkililerin insanlık tarihi hakkında neler dediğine bakalım.
“Her Yolu Denedik”
Yunan filozof Platon’dan Alman siyaset felsefecisi ve sosyalist Karl Marx’a kadar birçok düşünür, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çeşitli siyasal ideolojiler ortaya attı. Peki sonuç ne oldu? New Statesman dergisindeki bir makalede şöyle yazıyor: “Ne yoksulluğu ortadan kaldırdık ne de dünya barışını sağladık. Aksine tam tersini başarmış gibiyiz. Bunun nedeni hiç çaba harcamamış olmamız değil. Komünizmden kapitalizme, Milletler Cemiyeti’nden nükleer caydırıcılığa kadar her yolu denedik. Savaşları sona erdirmek için o kadar çok savaştık ki savaşları nasıl sona erdireceğimizi bildiğimize inanmak artık imkânsız hale geldi. Üstelik şehir merkezlerimiz sanki sürekli saldırı altındaymış gibi görünüyor.” Makaledeki sözler şöyle devam ediyor: “[20.] yüzyılın başında heyecanla bilim insanlarının bizi kurtaracağına inanıyorduk, şimdi ise söyledikleri tek bir kelimeye bile inanmıyoruz.”
Londra Üniversitesi’nden emekli, ekonomik ve sosyal tarih profesörü Eric Hobsbawm 2001’de insanlığın siyasi sistemlerinin, “insan faaliyetlerinin doğa ve yerküre üzerinde muazzam etkiye sahip olduğu bir çağla karşı karşıya” olduğunu yazdı. Bu sorunları çözmek ya da etkilerini hafifletmek için “öyle önlemler alınması gerekecek ki, halkın, verdiği oylarla ya da tüketim konusundaki tercihleriyle bu önlemleri desteklemeyeceği neredeyse kesindir. Bu durum demokrasi ya da yerküre için pek parlak bir gelecek vaat etmiyor.”
Çok satan bir yazar olan dünyaca ünlü astrofizikçi Stephen Hawking insanlığın burun buruna olduğu felaketi görünce şöyle sordu: “Siyasi, sosyal ve çevresel olarak kaos içinde olan bir dünyada, insan ırkı varlığını bir 100 yıl daha nasıl sürdürebilir?”
İnsanlık Neden Başaramadı?
İnsanlığın kendi kendini yönetmekte neden bu kadar başarısız olduğu sorusuna sadece Mukaddes Kitap tatmin edici bir cevap verir. Öncelikle Mukaddes Kitap insanlığın durumu hakkında gerçekten dürüst bir değerlendirme yapar. Örneğin şu dört temel hakikati ele alalım.
Hepimiz kusurluyuz. “Hepsi günah işledi ve hiç kimse Tanrı’nın yüce niteliklerini yansıtamadı” (Romalılar 3:23). Nasıl tuğlalardaki kusurlar bir binanın zayıflamasına ve yıkılmasına yol açabilirse, insanların miras aldığı kusurlu yapı da toplumu zayıflatacak şekillerde kendini gösterebilir. Bunların arasında yozlaşmaya, dürüst olmayan davranışlara, açgözlülüğe ve gücü kötüye kullanmaya olan eğilim bulunur. Bu yeni bir şey değildir. Mukaddes Kitabı kaleme alanlardan hikmetli bir adam yaklaşık üç bin yıl önce şöyle yazdı: “Bir adamın diğer adam üzerine hâkimiyeti kendi zararınadır” (Vaiz 8:9).
Yönetim ve hukuk alanındaki önderler kusurlu yapımızın ve zayıflıklarımızın farkında ve bunlara çok sayıda kanunla karşı koymaya çalışıyor. Fakat bunu yaparken, kişinin içine insan sevgisini ve kanunlara uyma isteğini zorla koyamayacaklarını çok iyi biliyorlar.
Ölümlüyüz. “Emîrlere ve kurtarışı olmıyan âdem oğluna güvenmeyin. Onun ruhu [yani hayat kuvveti] çıkar, kendisi toprağa döner; hemen o günde kuruntuları yok olur” (Mezmur 146:3, 4). Tüm zamanların en hikmetli yöneticilerinden biri olarak görülen eski İsrail kralı Süleyman emek vermenin ne kadar boş olabileceğini gördü. Şöyle yazdı: “Güneş altında çektiğim bütün emeğimden nefret ettim, çünkü onu benden sonra gelecek adama bırakacağım. Ve kim bilir, o hikmetli mi olacak, akılsız mı? Ve . . . . bütün emeğim üzerinde saltanat sürecek. Bu da boş” (Vaiz 2:18, 19).
Kendi kendimizi başarılı şekilde yönetme becerisine sahip değiliz. “İnsanın yolu kendi elinde değildir; adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir” (Yeremya 10:23). Kusurlu yapımız bir yana, Mukaddes Kitap Tanrı’nın başlangıçtaki amacına göre insanların, kendi kendilerini yönetmek üzere Tanrı tarafından tanınan bir hakka ya da bunu etkili şekilde yapma becerisine sahip olmadığını öğretir. Örneğin insanlar başka bir insanın ya da insan grubunun onlara ne yapmaları gerektiğini söylemesi ya da onlar için ahlaksal ve etik standartlar belirlemesi düşüncesinden neden genelde rahatsız oluyor? Bunun nedeni, yaşam konusunda bizden daha yüksek bir otoriteden rehberlik almak üzere yaratılmış olmamızdır. Bu Otorite Tanrı’dır (İşaya 33:22; Elçiler 4:19; 5:29).
İnsanlar gözle görülmeyen bir yöneticinin etkisi altında. “Bütün dünya kötü olanın”, yani İblis Şeytan’ın “elinde bulunuyor” (1. Yuhanna 5:19). Eğer bir şirketin yönetim kurulu yolsuzluk yapan ve dokunulmaz kişilerden oluşmuşsa, onların altında çalışan sıradan kişiler durumu düzeltmek için ne yapabilir? Bu durumda ellerinden pek bir şey gelmez. Bu dünyanın gözle görülmeyen yöneticilerinin yol açtığı sorunları çözmek konusunda da aynı şey geçerlidir. Bu yöneticiler Şeytan’ın liderliği altında çalışan görünmez, kötü ruhi varlıklardır. Mukaddes Kitap bu yöneticileri “gökteki kötü ruhlardan oluşan kuvvetler”, “yönetimler”, “otoriteler” ve “bu karanlığın dünya hükümdarları” olarak tanımlar (Efesoslular 6:12).
Ancak Mukaddes Kitap insanlığın başarısızlıklarını ve dünyanın görünmez yöneticilerini açığa vurmakla kalmaz. Ayrıca tüm sorunlarımıza kesin bir çözüm getirecek iyi bir haber de verir ve böylece gelecekten ümitli olmamız için sağlam bir temel sağlar.
Yaratıcımız Bizi Kurtaracak!
Eğer bir başımıza bırakılsaydık sorunlarımıza asla çözüm bulamazdık. En zeki, en güçlü ya da en zengin insan bile bu makalede değindiğimiz dört gerçekten herhangi birini değiştirecek güce sahip değildir.a Ancak sonraki makalede göreceğimiz gibi Yaratıcımız bizi unutmadı ya da terk etmedi. Aslında yeryüzünün meşru Egemeni olarak mutluluğumuza engel olan her şeyi ortadan kaldıracak (1. Yuhanna 4:8). Üstelik bunu çok yakında yapacak. Bunu nereden biliyoruz?
Bu derginin geçen ayki sayısında da açıklandığı gibi dünya olayları ve toplumsal koşullar, şu anki ortamın ‘son günlerinin’ sonunda olduğumuzu açıkça gösteriyor (2. Timoteos 3:1; Matta 24:3-7). Son, nükleer bir katliamla, bir asteroitin dünyamıza çarpmasıyla ya da ayırt etmeden hem iyileri hem de kötüleri yok edecek başka bir felaketle gelmeyecek. Bunun yerine, sadece kötüleri hedef alan Tanrısal bir müdahalenin sonucunda gelecek; bu kötülerin arasına insan egemenliğinin sürmesinde ısrar eden kişiler de girmektedir (Mezmur 37:10; 2. Petrus 3:7). Tanrı aynı zamanda O’na karşı gelen bu kişilerin yol açtığı tüm acıları da sona erdirecekb (2. Selanikliler 1:6-9).
Ardından Yaratıcı, “Tanrı’nın krallığı” olarak adlandırılan bir hükümete yeryüzü üzerinde tam yetki vererek yönetimle ilgili tüm sorunlarımızı çözecek (Luka 4:43). Sonraki makalede göreceğimiz gibi bu dünya yönetimi geleceğe bambaşka bir açıdan bakmamıza yardımcı olur.
[Dipnotlar]
a 19. sayfadaki “Hayırseverlik Bir Çözüm mü?” başlıklı makaleye bakın.
b “Tanrı İnsanların Acı Çekmesine Neden İzin Veriyor?” sorusu Yehova’nın Şahitleri tarafından yayımlanan Mukaddes Kitap Aslında Ne Öğretiyor? kitabının 106. sayfasında cevaplanmaktadır.
[Sayfa 5’teki çerçeve/resim]
İNSANLIĞIN KUSURLU “TUĞLALARI”
◼ Hepimiz kusurluyuz.
◼ Ölümlüyüz.
◼ Kendi kendimizi başarılı şekilde yönetme becerisine sahip değiliz.
◼ İnsanlar gözle görülmeyen bir yöneticinin etkisi altında.
[Sayfa 6’daki çerçeve]
İNSANLAR YERYÜZÜNÜ MAHVETMEYECEK!
Yaratıcının yeryüzüyle ilgili amacı, yeryüzünün Kendisinden korkan insanlar için güvenli ve huzurlu bir yuva olmasıdır. Mukaddes Kitapta bu amacı destekleyen bol bol kanıt bulunur. Şu ayetler üzerinde düşünün:
“Yeri temelleri üzerine kurdu; ebediyen sarsılmıyacaktır” (Mezmur 104:5).
“Yeri kurdun, ve duruyor” (Mezmur 119:90).
“Bir nesil gidiyor, ve bir nesil geliyor; fakat dünya ebediyen duruyor” (Vaiz 1:4).
“Sular denizi nasıl kaplıyorsa, dünya da RAB bilgisi ile dolu olacak” (İşaya 11:9).
“Dünyaya şekil veren, ve onu yaratan, onu pekiştiren, ve onu boşuna yaratmıyan, üzerinde oturulsun diye ona şekil veren Allah” (İşaya 45:18).
-
-
Tanrı’nın Yönetimi Altında Güvenli Bir GelecekUyanış!—2008 | Mayıs
-
-
Tanrı’nın Yönetimi Altında Güvenli Bir Gelecek
GELECEK hakkındaki kaygılarımız yakında ortadan kalkacak, çünkü Tanrı, Krallığı aracılığıyla yeryüzü gezegenini denetimi altına alacak. Takipçilerine şöyle dua etmelerini öğretirken İsa Mesih’in aklında bu harika gelecek vardı: “Krallığın gelsin. Gökte olduğu gibi yerde de Senin isteğin gerçekleşsin” (Matta 6:9, 10).
Tanrı’nın Krallığı yeryüzündeki siyasi liderlerle ne işbirliği yapacak ne de onları aracı olarak kullanacak. Bunun yerine, tıpkı Daniel’in içinde yaşadığımız “son günler” hakkındaki peygamberlik sözlerinin gösterdiği gibi, bu yönetim Tanrı’dan bağımsız insan yönetimlerini tamamen ortadan kaldıracak (2. Timoteos 3:1). Daniel şöyle yazmıştı: “O kıralların günlerinde göklerin Allahı ebediyen harap olmıyacak bir kırallık kuracak, . . . . bu [insan ürünü] kırallıkların hepsini o parçalıyacak ve bitirecek, ve kendisi ebediyen duracak” (Daniel 2:44). Bu sözler insanlar tarafından yönetilmeyi tercih edenlere teselli ya da ümit vermese de, Tanrı’nın, Krallığı aracılığıyla egemenliğini uygulamasını arzulayan herkese muhteşem bir vaatte bulunur.
Harika Bir Gelecek!
Tanrı’nın Krallığı tüm yeryüzü üzerinde hüküm sürdüğünde insanlar arasında siyaset, ırk, din ya da haritadaki sınırlardan kaynaklanan bölünmeler olmayacak. Bunun yerine insanlar, Tanrı hakkındaki hakikatlerle ve gerçek sevgiyle birleşmiş, küresel bir kardeşler topluluğu oluşturacaklar (Yuhanna 13:34, 35; 17:3, 17). Evet, Krallık yönetimi altında ‘salih çiçeklenecek’ ve “ay yok oluncıya kadar, selâmet (barış) bolluğu” olacak (Mezmur 72:7).
Tanrı’nın Krallığı bunların yanı sıra itaatkâr insanların zihnen ve bedenen kusursuzluğa ulaşmasını sağlayacak ve tüm hastalıkları, acıları ve ölümü ortadan kaldıracak (Vahiy 21:3, 4). Sonuç ne olacak? Gezegenimiz her yönden bir cennet olacak ve böylece Tanrı’nın Aden’de bildirdiği başlangıçtaki amacı yerine geleceka (Tekvin 1:28).
Tek Gerçek İyi Haber
İsa “ortamın sonunun” bileşik alametini verirken özellikle dikkate değer bir unsura değindi (Matta 24:3-7). Şöyle dedi: “Krallık hakkındaki bu iyi haber, dünyanın her yerinde bütün milletlere şahitlik amacıyla duyurulacak ve son o zaman gelecek” (Matta 24:14).
Tanrı’nın isteğiyle uyumlu olarak 2007’de yaklaşık yedi milyon Yehova’nın Şahidi dünyanın 236 yerinde Krallık mesajını komşularıyla paylaştı ve vakitlerinin 1,4 milyar saatten fazlasını sevinçle bu işe ayırdı. Şahitler Mukaddes Kitaptaki vaatlerin gerçekleşeceğinden nasıl bu kadar emin olabiliyorlar? Cevap oldukça basittir. Sonraki makalenin açıkladığı gibi Tanrı, sözünü her zaman tutar (Romalılar 3:4).
[Dipnot]
a 10. sayfadaki “Mukaddes Kitabın Görüşü: Yeryüzü Bir Cennet Olacak mı?” başlıklı makaleye bakın.
[Sayfa 7’deki pasaj]
Mukaddes Kitap ‘barış bolluğu’ olacağını söyler
-
-
Güvenle Bekleyebileceğiniz Bir Gelecek!Uyanış!—2008 | Mayıs
-
-
Güvenle Bekleyebileceğiniz Bir Gelecek!
Bir yol ayrımına geldiğinizi düşünün. Tabelalardan birinde “İnsanlara ve vaatlerine güvenin” yazıyor. Diğerinin üzerindeki yazı da şöyle: “Tanrı’ya ve Krallığına güvenin.” Hangi yoldan giderdiniz?
EN HİKMETLİ yol Tanrı’ya güvenmektir. O şöyle der: “Beni dinliyen emniyette oturacaktır. Ve kötülükten korkusu olmayıp rahat bulacaktır” (Süleyman’ın Meselleri 1:33). Yaratıcımızın Mukaddes Kitapta bulunan öğretilerini uygulayarak O’nu dinleriz, çünkü bunların güvenilir olduğunu biliriz (2. Timoteos 3:16). Böyle bir güven duymak için geçerli nedenler var mı? Kesinlikle! Örneğin bu dizinin ikinci makalesinde gördüğümüz gibi, insanların neden kendilerini başarıyla yönetemediğini sadece Mukaddes Kitap doğru şekilde açıklar. Sizce de Mukaddes Kitapta söylenenler gerçeklere uyuyor mu?
Aynı şey Mukaddes Kitaptaki peygamberlik sözleri için de geçerlidir. Örneğin Mukaddes Kitap şu anki “son günlerde” var olacak feci koşulları önceden bildirmiştir. Bunları kendi gözlerimizle görebiliriz (Matta 24:3-7; 2. Timoteos 3:1-5). Mukaddes Kitap insanların gezegenimizin varlığını tehdit edeceğini bile önceden söylemiştir. Fakat Tanrı ‘yeryüzünü mahvedenleri mahvedecek’ (Vahiy 11:18).
Yaklaşık 2.000 yıl önce bu sözler kaleme alındığında hava, deniz ve kara kirliliği, küresel ısınma ve insanlar yüzünden türlerin kitlesel yok oluşu gibi şeyler düşünülemezdi. Ancak şimdi bu sorunlar yaşanıyor! Evet Tanrı asla yalan söylemez. Yazılı Sözü her zaman en ufak ayrıntısına dek gerçekleşira (Titus 1:2; İbraniler 6:18). Aslında Tanrı, sözü uğruna ismini ortaya koyar.
Güvenebileceğiniz Bir İsim
Nasıl atılan bir imza çeki onaylarsa, Tanrı’nın ismi olan Yehova da Mukaddes Kitapta kayıtlı tüm vaatlerin gerçekleşeceğine dair güvence verir.b Mukaddes Kitabı kaleme alan kişilerden, Tanrı’nın sevgi dolu ilgisini sık sık tadan biri, “biz onun mukaddes ismine güvendik” diye yazdı (Mezmur 33:21; 34:4, 6).
Mukaddes Kitap Tanrı’nın ismiyle, O’nun bir baba gibi gösterdiği ilgi arasında bağlantı kurarak şöyle der: “RABBİN ismi kuvvetli kuledir; salih onun içine koşar, ve emin olur” (Süleyman’ın Meselleri 18:10). Benzer şekilde Romalılar 10:13’te de şöyle yazar: “Kim Yehova’ya adıyla yakarırsa kurtulacaktır.” Tanrı’nın ismi elbette bizi kötülüklerden uzak tutan bir tılsım değildir. Kişiyi koruyacak olan Tanrı’nın Kendisidir ve bu ayette dediği gibi Tanrı’ya yakaranlar O’na kayıtsız şartsız güvendikleri, kusursuz namını çok iyi bildikleri için bunu yaparlar. Mezmur 91:14’te Yehova şöyle der: “Bana muhabbet bağladığı [“Beni sevdiği”, YÇ] için, onu azat edeceğim. Onu yükselteceğim, çünkü ismimi tanıdı.”
Kendinize ‘Neye güveniyorum? Tanrı’ya mı yoksa insanlara mı?’ diye sorun. Yehova’nın Şahitleri tercihlerini Tanrı ve Krallığından yana yaptılar. Bunu sırf buna inanmak istedikleri ya da duydukları her şeye körü körüne inandıkları için değil, Mukaddes Kitap hakkında tam bilgi alarak edindikleri güçlü bir inanca dayanarak yaptılar (İbraniler 11:1; 1. Yuhanna 4:1). Onlar bu sayede gelecekten korkmuyorlar, aksine önlerine konulan ‘ümitle seviniyorlar.’ Aynı parlak geleceğe sahip olmaya sizi de davet ediyorlar (Romalılar 12:12).
[Dipnotlar]
a Bu derginin, tamamı “Mukaddes Kitaba Güvenebilir misiniz?” sorusunu ele alan Kasım 2007 tarihli özel sayısına bakın.
b “Hem Bir İsim Hem de Bir Güvence” başlıklı yandaki çerçeveye bakın.
[Sayfa 9’daki pasaj]
Nasıl atılan bir imza çeki onaylarsa, Tanrı’nın ismi de Mukaddes Kitaptaki tüm vaatlerin gerçekleşeceğine dair güvence verir
[Sayfa 9’daki çerçeve]
HEM BİR İSİM HEM DE BİR GÜVENCE
Tanrı’nın ismi olan Yehova sadece O’nu tanıtan bir sözcük değildir.c Hangi açıdan? Bu isim “O Olmasını Sağlar” anlamına gelir. Diğer bir deyişle Tanrı amacını gerçekleştirmek ve sözünü yerine getirmek için ne olmayı gerekli görüyorsa o olur; bunu sağlayabilecek sevgiye, kudrete ve hikmete sahiptir. Örneğin doğruların Kurtarıcısı, kötülerin Yok Edicisi, duayı İşiten ya da sevgi dolu bir Baba olabilir; evet ne isterse o olur.
Yehova şöyle der: “Tanrı benim. . . . . Sonu ta başlangıçtan . . . . bildiren, ‘Tasarım gerçekleşecek, İstediğim her şeyi yapacağım’ diyen benim” (İşaya 46:9, 10, YÇ). Tanrı sözüne her zaman sadık kaldığından ve ismi, yani namı söz konusu olduğundan yazılı Sözü kesinlikle gerçekleşecektir. “Allah insan değil ki, yalan söylesin” (Sayılar 23:19).
[Dipnot]
c Yehova ismi Mutlak Güce Sahip, Yaratıcı, Tanrı ve Rab unvanlarından farklıdır. Mukaddes Kitabın orijinal metninde yaklaşık yedi bin defa geçer. Bu ismi Tanrı Kendisine vermiştir. Çıkış 3:15’te şöyle der: “Yehova . . . . ebediyen ismim . . . . budur.”
-