Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Yehova’nın Onayladığı Pak Tapınma
    İşaya’nın Peygamberliği: Tüm İnsanlık İçin Işık II
    • Yirmi Yedinci Bölüm

      Yehova’nın Onayladığı Pak Tapınma

      İşaya 66:1-14

      1. İşaya’nın son babında hangi temaların üzerinde duruluyor; hangi sorular yanıtlanıyor?

      İŞAYA’nın son babında, bu peygamberlik kitabının en önemli temalarından bazısı çarpıcı bir doruğa ulaştırılmakta ve birkaç önemli soru yanıtlanmaktadır. Üzerinde önemle durulan temalar arasında Yehova’nın yüceliği, ikiyüzlülükten nefreti, kötüleri cezalandırmaktaki kararlılığı, sadık kimselere sevgi ve ilgisi de bulunmaktadır. Ayrıca şu sorular yanıtlanmaktadır: Hakiki tapınmayı sahtesinden farklı kılan nedir? Yehova’nın, bir yandan O’na tapınan topluma eziyet eden, diğer yandan da kendilerine kutsal bir hava veren ikiyüzlüleri cezalandıracağından nasıl emin olabiliriz? Ve Yehova Kendisine sadık kalanları nasıl nimete erdirecek?

      Pak Tapınmada Kilit Etken

      2. Yehova heybeti konusunda hangi bildiride bulundu; bu bildiriyle ne kastedilmiş olamaz?

      2 İlk olarak, peygamberlik Yehova’nın heybetini vurguluyor: “RAB şöyle diyor: Tahtım gökler, ve ayaklarıma basamak yerdir; siz bana nasıl bir ev yaparsınız? ve neresi rahatım yeri?” (İşaya 66:1) Bazı kimseler, İşaya’nın Yahudiler’i yurtlarına döndüklerinde Yehova’ya bir mabet inşa etmekten vazgeçirmeye çalıştığına inanır. Ama bu doğru değildir. Mabedin yeniden inşa edilmesini Yehova’nın Kendisi emretmişti. (Ezra 1:1-6; İşaya 60:13; Haggay 1:7, 8) Öyleyse, acaba bu pasaj ne anlama geliyor?

      3. “Yer”in Yehova’nın ‘ayak taburesi’ olarak betimlenmesi neden yerindedir?

      3 Önce “Yer”in Yehova’nın ‘ayaklarına basamak’ ya da çağdaş başka bir çeviriye göre, ‘ayak taburesi’ olarak betimlenmesinin nedenini ele alalım. Bu aşağılayıcı bir terim değildir. Evrendeki milyarlarca gök cismi arasında sadece “Yer”e bu özel unvan verilmiştir. Yehova’nın biricik Oğlu fidyeyi burada ödediğinden ve Yehova Gökteki Mesihi Krallık aracılığıyla egemenlik hakkını burada doğrulayacağından, gezegenimiz sonsuza dek eşsiz bir yer olarak kalacak. “Yer”in Yehova’nın ‘ayak taburesi’ olarak betimlenmesi ne kadar yerindedir! Krallar yüksekteki tahtlarına böyle bir tabureye basarak çıkar ve sonra onu ayaklarını dinlendirmek üzere ‘rahat yeri’ olarak kullanırlardı.

      4. (a) Yeryüzünde herhangi bir yapının Yehova Tanrı’nın ‘rahat yeri’ olması neden olanaksızdır? (b) “Bütün bunlar” ifadesiyle ne kastediliyor; Yehova’ya tapınma konusunda varmamız gereken sonuç nedir?

      4 Krallar ‘ayak taburesi’ üzerine oturmadığı gibi, hiç kuşkusuz Yehova da bu “Yer” üzerine oturmuyor. Çünkü uçsuz bucaksız fiziksel göklerin enginliği bile O’nu barındıramaz! Durum böyleyken, yeryüzünde Yehova’nın “ev”i olarak tasarlanan bir yapı O’nu nasıl barındırabilirdi! (I. Kırallar 8:27) Yehova’nın tahtı ve ‘rahat yeri’, İşaya 66:1’de “gökler” ifadesiyle betimlenen ruh diyarında bulunuyor. İkinci ayet bu noktaya açıklık kazandırıyor: “Çünkü bütün bunları benim elim yaptı, ve onların hepsi öylece oldular, RAB diyor.” (İşaya 66:2a) Yehova’nın “bütün bunları” –gökte ve yerde ne varsa– eliyle çok geniş bir yay çizerek gösterdiğini zihninizde canlandırın. (İşaya 40:26; Vahiy 10:6) O, evrenin yüce Yaratıcısı sıfatıyla, Kendisine vakfedilen bir yapıdan çok daha fazlasına layıktır. Görüntüden ibaret bir tapınmadan çok daha fazlasını hak eder.

      5. ‘Mazlum ve ruhu kırık’ biri olduğumuzu nasıl gösteririz?

      5 Evrenin Egemenine ne tür bir tapınma sunmak uygundur? Kendisi bize şunları diyor: “Ben ona, düşküne [mazluma], ve ruhu kırık olana, ve sözümden titriyen adama bakarım.” (İşaya 66:2b) Evet, pak tapınma için önemli olan tapınan kişinin yüreğinin doğru olmasıdır. (Vahiy 4:11) Yehova’ya tapınan kişi ‘mazlum ve ruhu kırık’ olmalıdır. Bu, Yehova’nın mutsuz olmamızı istediği anlamına mı gelir? Hayır, O “mutlu Tanrı”dır ve Kendisine tapınanların da sevinçli olmasını ister. (I. Timoteos 1:11; Filipililer 4:4) Bununla birlikte, hepimiz sık sık günah işliyoruz ve günahlarımızı hafife almamalıyız. Yehova’nın hedef aldığımız doğru standartlarına erişememenin üzüntüsünü çekerek ‘mazlum’ olmalıyız. (Mezmur 51:17) Tövbe ederek, günahkâr eğilimlerimizle savaşarak ve Yehova’dan bağışlanma dileyerek ‘ruhumuzun kırık’ olduğunu göstermeliyiz.—Luka 11:4; I. Yuhanna 1:8-10.

      6. Hakiki tapınmada olanlar Tanrı’nın ‘sözünden’ ne bakımdan ‘titremelidirler’?

      6 Üstelik, Yehova ‘sözünden titreyenlere’ de bakar. Acaba bu O’nun bildirilerini her defasında korkudan titreyerek okumamızı istediği anlamına mı gelir? Hayır, bunun yerine, söylediklerini derin bir saygıyla incelememizi ister. O’nun öğüdünü içtenlikle araştırarak tüm yaşamımızda rehber alırız. (Mezmur 119:105) Ayrıca, hakikatini insan gelenekleriyle kirleterek ya da hafife alarak Tanrı’ya itaatsizlik etme düşüncesinden bile korkup ‘titreyebiliriz.’ Böyle alçakgönüllü bir tutum pak tapınma için esastır. Ama ne yazık ki, günümüz dünyasında buna pek ender rastlanmaktadır.

      Yehova İkiyüzlü Tapınmadan Nefret Eder

      7, 8. Yehova dinsel ikiyüzlülerin formalite gereği tapınmasına ne gözle bakıyor?

      7 İşaya çağdaşları arasında az kişinin Yehova’nın, Kendisine tapınanlardan istediği tutumda olduğunun çok iyi farkındaydı. Bu nedenle, irtidat eden Yeruşalim yakında başına gelecek cezayı hak etmişti. Yehova’nın orada sürdürülen tapınmaya ne gözle baktığına dikkat edin: “Sığır boğazlıyan, adam öldüren gibidir; kuzu kurban eden, köpek boynu kıran gibidir; ekmek takdimesi arzeden, domuz kanı takdim eden gibidir; anma takdimesi olarak günnük yakan, putu mubarek kılan gibidir. Evet, bunlar kendi yollarını seçtiler, ve onların canı kendi mekruh şeylerinden hoşlanıyor.”—İşaya 66:3.

      8 Bu sözler bize Yehova’nın İşaya kitabının birinci babında kayıtlı sözlerini anımsatıyor. Yehova orada dik başlı kavmine, formalite gereği yaptıkları tapınma eylemlerinin yalnızca hoşnutsuzluğuna değil, ikiyüzlülüklerinden ötürü öfkesinin kabarmasına da neden olduğunu söylemişti. (İşaya 1:11-17) Benzer şekilde, Yehova şimdi onların sunularını iğrenç suçlara benzetiyor. Yehova’yı yatıştırmak amacıyla pahalı bir “sığır” kurban etmeleri ‘adam öldürmekten’ farksızdı. Verilen diğer kurbanlar da, Musa Kanunu döneminde murdar sayılan ve kurban olarak verilmesi asla uygun olmayan köpek ya da domuz sunusuna benziyordu. (Levililer 11:7, 27) Acaba Yehova bu dinsel ikiyüzlülüğü cezasız mı bırakacaktı?

      9. Yahudiler’in çoğu, Yehova’nın İşaya aracılığıyla yaptığı hatırlatmalara nasıl karşılık verdi; kaçınılmaz sonuç neydi?

      9 Yehova şimdi şunları diyor: “Ben de onların belâlarını seçeceğim, ve yıldıkları şeyleri üzerlerine getireceğim; çünkü çağırdığım zaman cevap veren olmadı; söylediğim zaman dinlemediler; ve gözümde kötü olanı yaptılar, ve hoşlanmadığım şeyi seçtiler.” (İşaya 66:4) İşaya’nın bu sözleri tüm benliğiyle inanarak bildirdiğine şüphe yoktu. Yehova uzun yıllardır onu kavmini ‘çağırmak’ ve onlarla konuşmak üzere araç olarak kullanmıştı. Peygamber genelde kimsenin dinlemediğini çok iyi biliyordu. ‘Kötü olanı yaptıklarından’ ceza almaları kaçınılmazdı. Yehova onların cezasını elbette ‘seçecek’ ve irtidat eden kavminin başına korkunç olaylar ‘getirecekti.’

      10. Yehova’nın Yahuda’ya karşı davranışları, Hıristiyan Âlemiyle ilgili görüşü hakkında bize ne gösteriyor?

      10 Çağdaş Hıristiyan Âlemi de aynı şekilde Yehova’nın ‘hoşlanmadığı’ alışkanlıklar edindi. Kiliseleri putperestlikle dolup taşıyor, kürsülerinden yapılan konuşmalarla Kutsal Yazılara uymayan felsefe ve gelenekler yüceltiliyor ve siyasal iktidar peşinde koşması onu dünya milletleriyle ruhi açıdan zina batağına daha da çok batırıyor. (Markos 7:13; Vahiy 18:4, 5, 9) Eskiden Yeruşalim’in başına geldiği gibi, şimdi de Hıristiyan Âleminin ‘yıldığı şey’, yani hak ettiği ceza önlenemez bir şekilde başına geliyor. Onun Tanrı’ya tapınan topluma davranış tarzı da cezalandırılmasını kaçınılmaz kılan nedenler arasındadır.

      11. (a) İşaya’nın zamanında irtidat edenler günahlarına nasıl günah katıyorlardı? (b) İşaya’nın çağdaşları sadık kimseleri ne bakımdan Tanrı’nın ‘isminden ötürü’ dışlıyorlardı?

      11 İşaya şöyle devam ediyor: “RABBİN sözünden titriyenler, onun sözünü dinleyin: Sizden nefret eden, ismimden ötürü sizi kovan kardeşleriniz: RAB izzet bulsun da sevincinizi görelim! derler; fakat utandırılacak olan kendileridir.” (İşaya 66:5) İşaya’nın “kardeşleri”, yani yurttaşları Yehova Tanrı’yı temsil etme ve egemenliğine boyun eğme sorumluluğu taşıyorlardı; bu, Tanrı’nın onlara verdiği bir sorumluluktu. Ama onlar bu sorumluluğu yerine getirmemekle gerçekten çok ciddi bir günah işliyorlardı. Ayrıca İşaya gibi sadık ve alçakgönüllü adamlardan nefret etmeleri de günahlarına günah katıyordu. İrtidat eden bu kimseler, sadık kişilerden Yehova Tanrı’yı doğrulukla temsil ettikleri için nefret ediyor ve onları dışlayıp ‘kovuyorlardı.’ Bu bakımdan, onların dışlanması Tanrı’nın ‘isminden ötürü’ idi. Aynı zamanda, Yehova’nın bu sahte hizmetçileri, kendilerine dinsel bir hava vermek üzere ‘Yehova izzet bulsun’ gibi sözler söyleyerek O’nu temsil ettiklerini iddia ediyorlardı.a

      12. Dinsel ikiyüzlülerin Yehova’nın sadık hizmetçilerinin başına getirdiği zulme ilişkin bazı örnekler nelerdir?

      12 Sahte dindekilerin pak tapınmaya bağlı kimselerden nefreti yeni bir olay değildir. Bu, Şeytan’ın zürriyeti ile Tanrı’nın kadınının Zürriyeti arasında çok uzun süreli bir düşmanlığın olacağını bildiren Tekvin 3:15’teki peygamberliğin bir gerçekleşmesidir. İsa birinci yüzyıldaki meshedilmiş takipçilerine, onların da yurttaşlarının elinden ıstırap çekeceklerini, havralardan kovulacaklarını ve ölüm derecesine kadar zulüm göreceklerini söyledi. (Yuhanna 16:2) Ya çağımız için ne denebilir? “Son günler”in başında, Tanrı’ya tapınan toplum kendi başına da benzer bir zulmün geleceğini fark etmişti. (II. Timoteos 3:1) MS 1914’te The Watch Tower dergisinde İşaya 66:5’ten alıntıda bulunularak şunlar yazılmıştı: “Yehova’ya tapınan toplumun başına gelen zulmün neredeyse hepsi sözde Hıristiyanlardan gelmiştir.” Aynı makalede şunlar da denmişti: “Onların bugün bizleri toplumsal, dinsel ve belki de fiziksel olarak öldürecek kadar aşırılığa gidip gitmeyeceklerini bilmiyoruz.” Bu sözler ne kadar doğru çıktı! Bunların yayımlanmasının üzerinden çok geçmeden, din adamlarının kışkırttığı zulüm I. Dünya Savaşında aşırı boyutlara vardı. Ama aynen belirtilmiş olduğu gibi, Hıristiyan Âlemi yaptıklarından ‘utanmak’ zorunda kaldı. Nasıl?

      Ani ve Hızlı Bir Yenilenme

      13. İlk gerçekleşmede “şehirden” gelen “gürültü” neydi?

      13 İşaya peygamberliğinde şunları bildiriyor: “Şehirden bir gürültü; mabetten bir ses; düşmanlarına karşılığı ödiyen RABBİN sesi.” (İşaya 66:6) Bu sözler ilk gerçekleştiğinde, söz konusu “şehir” Yehova’nın mabedinin bulunduğu Yeruşalim’di. İstilacı Babil ordularının MÖ 607’deki saldırısında şehirden bir “gürültü”, savaşın yarattığı kargaşa sesi işitiliyordu. Acaba bu sözlerin çağımızdaki gerçekleşmesi hakkında ne denebilir?

      14. (a) Malaki Yehova’nın mabedine gelişi hakkında önceden ne bildirdi? (b) Hezekiel’in peygamberliğine göre, Yehova mabedine geldiğinde sonuç ne olacaktı? (c) Yehova ve İsa ruhi mabedi ne zaman teftiş ettiler; bunun pak tapınmayı temsil ettiği iddiasında olanlar açısından sonucu neydi?

      14 İşaya kitabındaki bu sözler diğer iki peygamberlik sözüyle uyumludur. Bunlardan biri Hezekiel 43:4, 6-9’da, diğeriyse Malaki 3:1-5’te kayıtlıdır. Hem Hezekiel hem de Malaki, Yehova Tanrı’nın mabedine geleceği bir zamandan söz etmişti. Malaki’nin peygamberliği, Yehova’nın pak tapınma evini teftişe geleceğini ve bir Tasfiyeci olarak hareket edip Kendisini yanlış tanıtanları reddedeceğini gösteriyordu. Hezekiel’in rüyetiyse, Yehova’nın mabede girişini ve ahlaksızlıkla putperestliğin tüm izlerinin ortadan kaldırılmasını emredişini betimliyordu.b Bu peygamberliklerin çağımızdaki gerçekleşmesi olarak 1918’de Yehova’ya tapınmayla ilgili ruhi yönden önemli bir gelişme meydana geldi. O zaman Yehova ve İsa’nın pak tapınmayı temsil ettiği iddiasında olanların hepsini teftiş ettiği anlaşılıyor. Bu teftiş yoz Hıristiyan Âleminin sonuncu kez reddedilmesine yol açtı. Mesih’in meshedilmiş takipçileri içinse, bu teftiş kısa bir arıtma döneminden sonra 1919’da ruhi yönden hızlı bir yenilenme ve onarım anlamına geldi.—I. Petrus 4:17.

      15. Hangi doğumun olacağı bildirilmişti; bu doğum MÖ 537’de nasıl gerçekleşti?

      15 Bu yenilenme İşaya kitabındaki şu sözlerle çok güzel betimleniyor: “Ağrı çekmeden önce doğurdu; ağrısı gelmeden önce bir erkek çocuk doğurdu. Kim böyle bir şey işitti? kim böyle şeyler gördü? memleket bir günde doğar mı? bir millet birden doğar mı? çünkü Sion, ağrısı tutunca hemen oğullarını doğurdu.” (İşaya 66: 7, 8) Bu sözler heyecan verici şekilde ilk kez Babil’deki Yahudi sürgünler üzerinde gerçekleşti. “Sion”, yani Yeruşalim yine doğum yapan bir kadın olarak betimleniyordu. Ama bu görülmedik bir doğumdu! Öylesine çabuk, öylesine ani oldu ki, daha doğum “ağrısı” başlamadan meydana geldi. Bu çok uygun bir betimlemeydi. MÖ 537’de Tanrı’nın kavminin farklı bir “millet” olarak yeniden doğuşu mucize sayılacak kadar çabuk ve ani olmuştu. Çünkü Koreş’in Yahudiler’i esaretten serbest bırakmasından, sadık bir azınlığın yurduna dönüşüne kadar geçen vakit sadece birkaç aydı. İsrail milletinin ilk doğuşuna yol açan olaylarla ne büyük bir tezat! MÖ 537’de özgürlüğe kavuşabilmek için, kendilerine karşı koyan bir hükümdara dilekte bulunmaya, düşman ordusundan kaçmaya, çölde 40 yıl yaşamaya gerek yoktu.

      16. İşaya 66:7, 8’in çağdaş gerçekleşmesinde “Sion” neyi temsil ediyor; onun oğullarının yeniden doğumu nasıl oldu?

      16 Çağdaş gerçekleşmede “Sion”, Yehova’nın gökteki ‘kadınını’, yani ruhi varlıklardan oluşan teşkilatını temsil etmektedir. Bu ‘kadın’ 1919’da yeryüzündeki meshedilmiş oğullarının teşkilatlanmış bir topluluk, bir “millet” olarak doğuşunu görme sevincini yaşadı. Bu yeniden doğuş çabuk ve ani oldu.c Meshedilmişlerin grup halinde ölü gibi faaliyetsiz bir durumdan “memleket”lerinde –Tanrı’nın onlara verdiği ruhi etkinlik alanında– canlı, faal bir duruma geçmeleri sadece birkaç ay aldı. (Vahiy 11:8-12) Onlar 1919 yılının sonbaharına doğru The Watch Tower dergisini bütünleyen yeni bir derginin çıktığını da ilan ettiler. The Golden Age (bugün Awake!) diye adlandırılan bu yeni yayın Tanrı’ya tapınan toplumun tekrar canlandığının ve hizmet için yeniden teşkilatlandığının kanıtıydı.

      17. Yehova Kendisine tapınan topluma, ruhi İsrail’le ilgili amacını yerine getirmesini hiçbir şeyin engelleyemeyeceğini nasıl garantiliyor?

      17 Bu ruhi doğumu evrende hiçbir güç engelleyemezdi. Sonraki ayet bunu çok canlı şekilde betimliyor: “Ben doğum yerine getiririm de doğurmağa kuvvet vermez miyim? RAB diyor; doğurmağa kuvvet veririm de, rahmi kapatır mıyım? Allahın diyor.” (İşaya 66:9) Doğum süreci bir kez başladıktan sonra nasıl durdurulamazsa, ruhi İsrail’in yeniden doğumu da bir kez başladıktan sonra durdurulamaz. Buna karşı konulduğu doğrudur ve ilerde daha da fazla karşı konulabilir. Ama başlattığı işi isterse ancak Yehova durdurabilir ve bunu hiçbir zaman yapmaz! Acaba O yeniden canlanan toplumuna nasıl davranıyor?

      Yehova’nın Şefkatli Özeni

      18, 19. (a) Yehova insanı duygulandıran hangi örneklemeyi kullanıyor; bu O’nun sürgündeki kavmine nasıl uygulanıyor? (b) Günlerimizde meshedilmiş artakalan sevgiyle beslenmekten ve gördüğü özenden nasıl yararlandı?

      18 Sonraki dört ayet Yehova’nın şefkatli özenini insanı duygulandıran bir biçimde betimlemektedir. Bu ayetlerin ilkinde, İşaya şunları diyor: “Yeruşalimle beraber sevinin, onu sevenler hepiniz, ona meserretle coşun; onun için yas tutanlar hepiniz, onda ziyadesile mesrur olun; ta ki, onun tesellilerinin memesinden emip doyasınız; ta ki, emesiniz, ve onun izzeti bolluğundan zevk bulasınız.” (İşaya 66:10, 11) Yehova burada bebeğini emziren bir kadın örneklemesi kullanıyor. Bebek acıkınca durmadan ağlar. Ama emmek için annesinin memesine yaklaştırıldığında ıstırabı doyuma ve mutluluğa dönüşür. Benzer şekilde, Babil’deki sadık Yahudi artakalanın da serbest bırakılıp eski durumuna döneceği zaman geldiğinde “yas”ı hemen doyuma ve mutluluğa dönüşecekti. Sevinçten coşacaklardı. Yeruşalim yeniden inşa edilip içinde yeniden oturulduğunda tekrar “izzet”e, görkeme kavuşacaktı. Sonra da, şehrin görkemi sadık halkını kucaklayacaktı. Onlar tekrar etkin bir kâhin sınıfı aracılığıyla ruhen besleneceklerdi. —Hezekiel 44:15, 23.

      19 Ruhi İsrail de 1919’da yenilenip onarıldıktan sonra bol bol beslenerek nimetlendirildi. Ruhi gıda o zamandan beri ‘sadık ve basiretli köle’ aracılığıyla durmadan dağıtılıyor. (Matta 24:45-47) Bu, meshedilmiş artakalan için gerçekten “teselli” ve ‘sevinme’ zamanıdır. Ama başka nimetler de söz konusudur.

      20. Yeruşalim hem eskiden hem de çağımızda “taşkın sel”le nasıl bereketlenmiştir?

      20 Peygamberlik şöyle devam ediyor: “RAB şöyle diyor: İşte, ben selâmeti [esenliği] ırmak gibi, milletlerin izzetini taşkın sel gibi ona salacağım; ve ondan emeceksiniz; kucakta taşınacaksınız, ve dizleri üzerinde okşanacaksınız.” (İşaya 66:12) Burada emme örneklemesiyle “ırmak” ve “taşkın sel” –bol bol akan nimetler– betimlemesi bir çizgide birleştiriliyor. Yeruşalim sırf Yehova’nın verdiği bol esenlikle değil, Yehova’ya tapınan topluma akan ve onları mutlu kılan “milletlerin izzeti”yle de bereketlenmiş olacaktı. Bu çeşitli milletlerden insanların Yehova’ya tapınan topluma akacağı anlamına gelmektedir. (Haggay 2:7) Bu peygamberliğin eski gerçekleşmesinde, çeşitli milletlerden kişiler Yahudiliği benimseyerek İsrailoğulları’na gerçekten yapışmışlardı. Zamanımızda ise ‘her ulustan, her soydan, her halktan ve her dilden büyük bir kalabalığın’ –gerçekten taşkın bir insan selinin– ruhi Yahudiler’in artakalanına yapışmasıyla bunun çok daha büyük bir gerçekleşmesi oldu.—Vahiy 7:9, İncil—Çağdaş Türkçe Çeviri; Zekarya 8:23.

      21. Çekici bir betimlemeyle ne tür bir “teselli”nin verileceği bildirilmişti?

      21 İşaya 66:12’de, bir çocuğu ‘kucakta taşımak’ ve ‘dizler üzerinde okşamak’ gibi anneliğe özgü sevgi ifadeleri de geçiyor. Sonraki ayette, ilginç bir açı değişikliğiyle benzer bir düşünce ifade ediliyor: “Anasının teselli ettiği bir adam gibi sizi teselli edeceğim; ve Yeruşalimde teselli olunacaksınız.” (İşaya 66:13) Çocuk artık büyümüş, yetişkin “bir adam” olmuştur. Ama “anası” onu sıkıntılı zamanlarında “teselli” etme arzusunu yitirmemiştir.

      22. Yehova ne kadar güçlü bir sevgi ve şefkat duyduğunu nasıl örneklemişti?

      22 Yehova kavmine ne kadar güçlü bir sevgi ve şefkat duyduğunu böyle çekici bir şekilde örneklemişti. Bir annenin duyabileceği en güçlü sevgi bile Yehova’nın sadık kavmine duyduğu derin sevginin yanında hiç kalır. (İşaya 49:15) İsa’nın tüm takipçilerinin gökteki Babalarının bu niteliğini yansıtması ne denli önemlidir! Resul Pavlus bunu yaptı ve böylece İsa’nın takipçilerinin cemaatindeki ihtiyarlar için iyi bir örnek bıraktı. (I. Selânikliler 2:7) İsa kardeş sevgisinin takipçilerini tanıtan başlıca özellik olacağını söylemişti.—Yuhanna 13:34, 35.

      23. Yehova’nın yurduna dönen kavminin mutlu durumunu anlatın.

      23 Yehova sevgisini hareketleriyle ifade eder. Bu nedenle, sözüne şöyle devam ediyor: “Göreceksiniz, ve yüreğiniz mesrur olacak, ve kemikleriniz körpe ot gibi tazelenecek; ve RABBİN eli kullarının üzerinde belli olacak, gazabı da düşmanlarının üzerinde olacak.” (İşaya 66:14) Bir İbranice dilbilgisi uzmanı, “göreceksiniz” ifadesinden, yurtlarına dönen sürgünlerin yenilenip onarılan ülkelerinde nereye bakarlarsa orada ‘sevinç görecekleri’ sonucunun çıktığını ileri sürüyor. Onlar sevgili yurtlarına döndüklerinde gerçekten sözlerle anlatılamayacak kadar büyük bir heyecan duyarak sevinçten coşacaklardı. ‘Kemiklerinin’, ‘otların’ ilkbaharda canlanması gibi yeniden kuvvetlendiğini hissedeceklerdi. Herkes bu mutlu durumun insan çabasıyla değil, ‘Yehova’nın eliyle’ meydana geldiğini bilecekti.

      24. (a) Bugün Yehova’ya tapınan toplumu etkileyen olayları düşündüğünüzde hangi sonuca varıyorsunuz? (b) Kararımız ne olmalı?

      24 ‘Yehova’nın elinin’ bugün Kendisine tapınan toplumun üzerinde olduğunu fark ediyor musunuz? Hiçbir insan pak tapınmayı yeniden canlandıramazdı. Her milletten oluşan milyonlarca değerli insanın, sadık artakalanla ruhi memleketinde birleşmesini hiçbir insan tasarlayıp gerçekleştiremezdi. Sadece Yehova bunları yapabilirdi. O’nun sevgisini ifade eden bu olaylar derin bir sevinç duymamıza neden oluyor. Tanrı’nın sevgisini asla olağan görmeyelim. O’nun ‘sözünden titremeye’ devam edelim. Mukaddes Kitap ilkelerine uygun yaşamaya ve Yehova’ya hizmetten zevk almaya kararlı olalım.

      [Dipnotlar]

      a Günümüzde, Hıristiyan Âlemi’ndekilerin çoğunluğu Tanrı’nın özel ismi Yehova’yı kullanmayı reddediyor, hatta onu Mukaddes Kitap çevirilerinin birçoğundan çıkarıyorlar. Bazıları Tanrı’ya tapınan toplumu O’nun özel ismini kullandığından ötürü alaya alıyor. Buna rağmen, böyle kişilerin birçoğu dindar görünmek için ‘Yah’a Hamt Edin’ anlamına gelen “Halleluya” ifadesini kullanmaktadır.

      b Hezekiel 43:7, 9’daki ‘krallarının leşleri’ deyişiyle putlar kastedilmektedir. Yeruşalim’in asi liderleri ve halkı kendilerine kral yaptıkları putlarıyla Tanrı’nın mabedini kirletmişlerdi.

      c Buradaki peygamberlikte bildirilen doğumla, Vahiy 12:1, 2, 5’te anlatılan aynı değildir. Vahiy’in bu babındaki “oğul”, “erkek çocuk” 1914 yılında gökte faaliyete geçen Mesihi Krallığı betimlemektedir. Ancak, her iki peygamberlikteki “kadın” aynıdır.

  • Milletler İçin Işık
    İşaya’nın Peygamberliği: Tüm İnsanlık İçin Işık II
    • Yirmi Sekizinci Bölüm

      Milletler İçin Işık

      İşaya 66:15-24

      1, 2. Işık neden yaşamsaldır; bugün dünyayı ne tür bir “karanlık” kaplıyor?

      “GÜNDÜZÜN ışık olsun diye güneşi veren, geceleyin ışık olsun diye ayın ve yıldızların kanunlarını koyan” Yehova ışığın Kaynağıdır. (Yeremya 31:35) Sırf bu nedenle bile, O’nun hayatın Kaynağı olduğu kabul edilmelidir; çünkü ışık hayat demektir. Eğer yeryüzü güneşten sürekli ısı ve ışık almasaydı, bildiğimiz gibi yaşam olamazdı. Gezegenimiz yaşanılmaz bir durumda olurdu.

      2 Şu halde, Yehova’nın nasıl bir zamanda yaşayacağımızı önceden görüp bu zamanın ışıksız, karanlık günler olacağını bildirmesi bizi son derece ilgilendirmesi gereken bir konudur. İşaya ilhamla “işte, dünyayı karanlık, ve ümmetleri koyu karanlık örtecek” diye yazmıştı. (İşaya 60:2) Bu sözler kuşkusuz fiziki değil, ruhi bir karanlığa değiniyorsa da, hafife alınmamalıdır. Güneş ışığından yoksun olanların hayatta kalması nasıl olanaksızsa, ruhi ışıktan yoksun olanlar için de durum aynıdır.

      3. Bu karanlık zamanda ışık için nereye başvurabiliriz?

      3 Bu karanlık zamanda, Yehova’nın bizim için sağladığı ruhi ışığı önemsemezsek ciddi zararlar görmekten kaçınamayız. Yolumuzu aydınlatması için Tanrı’nın Sözüne başvurmamız, Mukaddes Kitabı mümkünse her gün okumamız çok önemlidir. (Mezmur 119:105) İbadetlerimiz birbirimizi ‘doğruların yolunda’ kalmaya isteklendirmemiz için fırsat sağlar. (Süleymanın Meselleri 4:18; İbraniler 10:23-25) Mukaddes Kitabı dikkatle incelemekten ve iman kardeşlerimizle sağlıklı ilişkimizden aldığımız güç, ‘Yehova’nın büyük öfkesi gününde’ doruğa varacak olan bu “son günler”in karanlığına yutulmamızı engeller. (II. Timoteos 3:1; Tsefanya 2:3) Bu büyük gün hızla yaklaşıyor! Benzer bir gün eski Yeruşalim halkının başına nasıl gelmişse, onun da öyle geleceği kesindir.

      Yehova ‘Hükmü İcra Ediyor’

      4, 5. (a) Yehova ne şekilde Yeruşalim’le savaştı? (b) Yeruşalim’in MÖ 607’deki yıkımında sadece oldukça az insanın hayatta kalmış olduğu sonucuna neden varabiliriz? (Dipnota bakın.)

      4 İşaya’nın heyecan verici peygamberliğinin son sözlerinde, Yehova öfke gününe yol açan olayları canlı biçimde anlatıyor. Şunları okuyoruz: “Öfkesini şiddetle, ve tekdirini ateş alevile ödemek için, RAB ateşle gelecek, ve onun cenk arabaları kasırga gibi olacak. Çünkü RAB bütün beşere ateşle ve kılıçla hükmü icra edecek; ve RABBİN öldürdükleri çok olacak.”—İşaya 66:15, 16.

      5 Bu sözler aslında İşaya’nın çağdaşlarının, yaşadıkları durumun ciddiyetini fark etmesine yardımcı olmalıydı. Babilliler’in Yehova’nın hükmünün infazcısı sıfatıyla Yeruşalim’e saldıracağı, savaş ‘arabalarının kasırga gibi’ tozu dumana katacağı zaman yaklaşıyordu. Ne korkunç bir manzara olacaktı! Yehova istilacıları bütün sadakatsiz Yahudi “beşere” Kendi ateşli ‘hükümlerini icra ettirmek’ üzere kullanacaktı. Yehova sanki Kendi kavmiyle savaşacaktı. ‘Şiddetli öfkesi’ geçmeyecekti. ‘Yehova’nın öldürdüğü’ Yahudiler çok olacaktı. Bu peygamberlik MÖ 607’de gerçekleşti.a

      6. Yahuda’da hangi rezaletler yapılıyordu?

      6 Acaba Yehova Kendi kavmine ‘hükmü icra etmekte’ haklı mıydı? Kesinlikle! İşaya kitabını incelerken, Yahudiler’in sözde Yehova’ya adanmış olmalarına rağmen sahte tapınmaya daldıklarını ve davranışlarının Yehova’nın gözünden kaçmadığını birçok kez gördük. Peygamberliğin şu sözlerinden bunu bir kez daha görüyoruz: “Bahçelere gitmek için kendilerini takdis ve tathir edenler, ortada birinin arkasında, domuz eti, ve mekruh şey, ve fare yiyenler, hep birden bitecekler, RAB diyor.” (İşaya 66:17) Acaba “kendilerini takdis ve tathir eden”, yani kutsayıp arıtan bu Yahudiler bunu pak tapınmaya hazırlanmak için mi yapıyorlardı? Besbelli ki, hayır! Tersine, özel ‘bahçelerde’ pagan arınma ayinleri yapıyorlardı. Ardından da, Musa Kanununda “mekruh” sayılan “domuz” ya da başka hayvanların etini oburca yiyip bitiriyorlardı.—Levililer 11:7, 21-23.

      7. Hıristiyan Âlemi, putperest Yahuda’ya ne bakımdan benziyor?

      7 Tek hakiki Tanrı’ya ahitle bağlı bir millet için ne iğrenç bir durum! Ama şunu düşünün: Bugün Hıristiyan Âleminin dinleri arasında da benzer iğrenç bir durum mevcuttur. Bu dinler de aynı şekilde Tanrı’ya hizmet ettiğini iddia etmekte ve liderlerinin birçoğu dindarlık taslamaktadır. Yine de, pagan öğreti ve gelenekleriyle kirlenerek ruhi karanlıkta olduklarını gösteriyorlar. Bu ne denli korkunç bir karanlıktır!—Matta 6:23; Yuhanna 3:19, 20.

      “Benim İzzetimi Görecekler”

      8. (a) Hem Yahuda’nın hem de Hıristiyan Âleminin başına nelerin geleceği bildirilmişti? (b) Milletler ne anlamda Yehova’nın ‘izzetini göreceklerdi’?

      8 Hıristiyan Âleminin rezil davranışları ve sahte öğretileri Yehova’nın dikkatini çekiyor mu? Yehova’nın İşaya’ya yazdırdığı şu sözleri okuyup buna karar verin: “Ben onların işlerini ve düşüncelerini bilirim; bütün milletleri ve dilleri bir araya toplıyacağım vakit geliyor; ve gelip benim izzetimi görecekler.” (İşaya 66:18) Yehova Kendisine hizmet ettiklerini iddia edenlerin sadece “işlerini” değil, “düşüncelerini” de biliyor ve onları yargılamaya hazırlanıyordu. Yahuda Yehova’ya inandığını iddia ediyorsa da, putperestlikleriyle ve pagan alışkanlıklarıyla bu iddiasını yalanlıyordu. Yahuda halkının pagan ayinlerine göre ‘arınması’ boştu. Bu milletin sonu gelecek ve bu olay putperest komşularının gözü önünde olacaktı. Bu komşular olaylara tanık olacaklarından Yehova’nın Sözünün doğru çıktığını kabul etmek zorunda kalacak ve bu anlamda O’nun “izzetini görecekler”di. Bütün bunlar Hıristiyan Âlemi için de geçerli midir? Yehova’nın sözü gerçekleşip onun da sonu geldiğinde, eski dostlarının ve ticari ortaklarının birçoğu durup çaresizce buna seyirci olmak zorunda kalacaklar.—Yeremya 25:31-33; Vahiy 17:15-18; 18:9-19.

      9. Yehova hangi müjdeyi veriyor?

      9 Acaba Yeruşalim’in MÖ 607’deki yıkımı, Yehova’nın artık yeryüzünde hiçbir şahidinin olmayacağı anlamına mı geliyordu? Hayır. Daniel ve üç arkadaşı gibi bütünlüklerini göze çarpar biçimde koruyanlar, Babil’de sürgün olmalarına rağmen Yehova’ya hizmete devam edeceklerdi. (Daniel 1:6, 7) Evet, Yehova’nın sadık şahitler zinciri kopmayacaktı ve 70 yılın sonunda, sadık kadın ve erkekler Babil’i terk edip pak tapınmayı yeniden kurmak üzere Yahuda’ya döneceklerdi. Yehova şimdi buna değiniyor: “Aralarına bir alâmet [işaret] koyacağım, ve onlardan kaçıp kurtulanları milletlere, Tarşişe, Pula, ve Luda (yay çekenlere), Tubala, ve Yavana, şöhretimi işitmemiş, ve izzetimi görmemiş olan uzaktaki adalara göndereceğim; ve milletler arasında izzetimi bildirecekler.”—İşaya 66:19.

      10. (a) Babil’den serbest bırakılan sadık Yahudiler ne bakımdan bir ‘işaret’ oldular? (b) Günümüzde kimler ‘işaret’ oluyorlar?

      10 MÖ 537’de Yeruşalim’e dönen sadık kadın ve erkeklerden oluşan topluluk, Yehova’nın kavmini kurtardığını gösteren şaşkınlık verici bir ‘işaret’ olacaktı. Tutsak Yahudiler’in Yehova’nın mabedinde pak tapınmayı sürdürmek üzere bir gün serbest bırakılacaklarını acaba kim düşünebilirdi? Benzer şekilde, birinci yüzyılda ‘belirti ve işaret’ olanlar İsa’nın meshedilmiş takipçileriydi. Onlar Yehova’ya hizmet etmek isteyen alçakgönüllü kimselerin akın ettiği bir topluluktu. (İşaya 8:18; İbraniler 2:13) Günümüzdeyse, İsa’nın meshedilmiş takipçileri yenilenip onarılan memleketlerinde refaha kavuşarak yeryüzünde şaşkınlık verici bir ‘işaret’ oluyorlar. (İşaya 66:8) Onlar Yehova’nın ruhunun, yüreği kendisini O’na hizmete yönelten alçakgönüllü kimseleri cezbeden gücünün canlı kanıtıdırlar.

      11. (a) Yurda dönüşten sonra, diğer milletlerden insanlar Yehova hakkında nasıl bilgi aldılar? (b) Zekarya 8:23 ilk kez nasıl gerçekleşti?

      11 MÖ 537’de yurda dönüşten sonra, Yehova’nın ‘şöhretini işitmemiş’ milletlerden insanlar O’nun hakkında nasıl bilgi aldılar? Babil esaretinin sonunda sadık Yahudiler’in hepsi Yeruşalim’e dönmemişti. Daniel gibi, bazıları Babil’de kalmıştı. Başkalarıysa dünyanın dört bucağına dağılmıştı. MÖ beşinci yüzyıla doğru, Pers İmparatorluğu’nun dört bir yanında Yahudiler yaşıyordu. (Ester 1:1; 3:8) Onlardan bazılarının pagan komşularına Yehova’dan söz etmiş olduğu şüphesizdir, çünkü bu milletlerden birçok kişi sonradan Yahudiliği benimsemişti. Birinci yüzyılda İsa’nın öğrencisi Filipus’un vaaz ettiği Habeşli hadım da anlaşılan bunlardan biriydi. (Resullerin İşleri 8:26-40) Bütün bunlar Zekarya peygamberin bildirdiği şu sözlerin ilk gerçekleşmesiydi: “O günlerde milletlerin her çeşit dillerinden on kişi bir Yahudi kişinin eteğine yapışacaklar, ve: Sizinle gidelim, çünkü Allahın sizinle beraber olduğunu işittik, diyerek yapışacaklar.” (Zekarya 8:23) Gerçekten de, Yehova milletlere ‘ışık göndermişti.’—Mezmur 43:3.

      ‘Yehova’ya Getirilen Sunu’

      12, 13. MÖ 537’den itibaren “kardeşler” ne bakımdan Yeruşalim’e gelmeye başladılar?

      12 Yeruşalim yeniden inşa edildikten sonra, yurtlarından çok uzaklara dağılmış Yahudiler, yeniden kurulan kâhinlik düzenlemesiyle pak tapınmanın merkezi olan o kente yöneleceklerdi. Birçoğu yıllık bayramlara katılabilmek için çok uzaklardan oraya gelecekti. İşaya ilham altında şunları yazıyor: “İsrail oğulları tahir [pak] kapta takdimeyi [sunuyu] RABBİN evine nasıl getirirlerse, onlar da, bütün milletlerden kardeşlerinizin hepsini, atlarla, ve arabalarla, ve tahtırevanlarla, ve katırlarla, ve hecinlerle mukaddes dağıma, Yeruşalime, RABBE takdime olarak getirecekler, RAB diyor. Ve kâhinler ve Levililer olmak üzre onlardan da alacağım, RAB diyor.”—İşaya 66:20, 21.

      13 Pentikost günü İsa’nın öğrencilerinin üzerine mukaddes ruh dökülürken, “bütün milletlerden kardeşlerin” bazıları orada hazır bulunuyordu. Şunları okuyoruz: “Gök altındaki her milletten Yahudiler, dindar adamlar, Yeruşalimde oturmakta idiler.” (Resullerin İşleri 2:5) Onlar Yahudi âdetine göre tapınmak üzere Yeruşalim’e gelmişlerdi, ama İsa Mesih hakkındaki müjdeyi işittiklerinde içlerinden birçoğu ona iman edip vaftiz edildi.

      14, 15. (a) İsa’nın meshedilmiş takipçileri I. Dünya Savaşı’ndan sonra, ruhi “kardeşleri”nin geri kalan kısmını nasıl topladılar; bunlar nasıl Yehova’ya ‘pak kapta bir sunu’ olarak getirildiler? (b) Yehova ne şekilde onlardan ‘kâhinler aldı’? (c) Ruhi kardeşlerini toplama işinde fiilen çalışan meshedilmişlerden bazıları kimlerdi? (Bu sayfadaki çerçeveye bakın.)

      14 Acaba bu peygamberlik çağımızda da gerçekleşmiş midir? Kesinlikle, evet. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Yehova’nın meshedilmiş hizmetçileri Kutsal Yazılardan Tanrı’nın Krallığının 1914’te gökte kurulmuş olduğunu anladılar. Mukaddes Kitabı dikkatle inceleyerek, gökteki bu Krallığı miras alacak daha başka “kardeşlerin” de toplanılması gerektiğini öğrendiler. Gözü pek hizmetçiler meshedilmiş artakalanın müstakbel üyelerini aramak üzere her tür ulaşım aracını kullanarak “dünyanın en uzak yerine kadar” gittiler. Çoğu Hıristiyan Âleminin kiliselerinden çıkıp gelen bu kimseleri bulduklarında, onları Yehova’ya ‘sunu olarak getirdiler.’—Resullerin İşleri 1:8.

      15 İlk yıllarda toplanılan meshedilmiş kimseler, Mukaddes Kitap hakikatiyle ilgili bilgiyi edinmeden önceki durumlarını Yehova’nın kabul etmesini beklemiyorlardı. ‘Pak kapta bir sunu’ ya da resul Pavlus’un ifadesiyle, ‘Mesih’e pak bir kız’ olarak sunulabilmek için kendilerini ruhen ve ahlaken arıtmak üzere adımlar attılar. (II. Korintoslular 11:2) Yanlış öğretileri reddetmelerinin yanı sıra bu dünyanın siyasal meselelerinde kesinlikle tarafsız kalmayı da öğrenmek zorunda kaldılar. Uygun derecede arındıktan sonra, 1931’de Tanrı’nın onlara lütfedip Kendi adını taşıma ayrıcalığını bağışlamasıyla Yehova’nın Şahitleri ismini aldılar. (İşaya 43:10-12) Acaba Yehova ne şekilde onlardan ‘kâhinler aldı’? Grup olarak bu meshedilmiş kimseler Tanrı’ya hamt kurbanları sunan ‘krallık kâhinliğinin, mukaddes milletin’ bir parçası oldular.—I. Petrus 2:9; İşaya 54:1; İbraniler 13:15.

      Toplama İşi Sürüyor

      16, 17. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, “zürriyet” diye adlandırılanlar kimlerdir?

      16 Toplam sayısı 144.000 olan bu ‘krallık kâhinlerini’ toplama işi zamanla tamamlandı. (Vahiy 7:1-8; 14:1) Acaba bu toplama işinin bittiği anlamına mı geldi? Hayır. İşaya’nın peygamberliği şöyle devam ediyor: “Yaratacağım yeni gökler ve yeni yer karşımda nasıl duracaksa, zürriyetinizle adınız da öyle duracak, RAB diyor.” (İşaya 66:22) Bu sözler ilk kez gerçekleştiğinde, Babil esaretinden dönen Yahudiler “zürriyet” yetiştirmeye başladılar. Böylece, “yeni yer”, yani yurduna dönen Yahudi artakalan, yeni Yahudi yönetimi, başka sözlerle “yeni gökler” altında sağlam temellere dayalı olarak kuruldu. Bununla birlikte, bu peygamberlik günlerimizde olağanüstü bir şekilde gerçekleşmektedir.

      17 Ruhi “kardeşler”den oluşan milletin “zürriyeti” yeryüzünde sonsuza dek yaşamayı ümit eden “büyük kalabalık”tır. Onlar “her ulustan, her soydan, her halktan, her dilden” geliyor” ve “tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyorlar.” “Giysilerini yıkayıp Kuzu’nun kanında ağarttılar.” (Vahiy 7:9-14; 22:17, İncil—Çağdaş Türkçe Çeviri) Bugün “büyük kalabalık” ruhi karanlıktan Yehova’nın sağladığı ışığa çıkıyor. İsa Mesih’e iman edip meshedilmiş kardeşleri gibi ruhen ve ahlaken temiz kalmaya uğraşıyor. Mesih’in yönetimi altında bir grup olarak hizmetini sürdürüyor ve ebediyen “duracak”tır!—Mezmur 37:11, 29.

      18. (a) Meshedilmiş kardeşleri gibi “büyük kalabalık” da nasıl davranıyor? (b) Meshedilmişler ve arkadaşları nasıl Yehova’ya “yeni aydan yeni aya, ve Sebt gününden Sebt gününe” tapınıyorlar?

      18 Yeryüzünde yaşama ümidine sahip canla başla çalışan bu kadın ve erkekler, ahlaken ve ruhen temiz kalmak her ne kadar önemli ise de, Yehova’yı memnun etmek için çok daha fazlasının gerektiğini biliyorlar. Toplama işi tam hızla sürüyor ve onlar bu işte paylarının olmasını istiyorlar. Vahiy kitabında onlar hakkında şu peygamberlik bulunuyor: “Allahın tahtının önündedirler, ve onun mabedinde gündüz ve gece ona hizmet ediyorlar.” (Vahiy 7:15) Bu sözler bize İşaya’nın peygamberliğinin sondan bir önceki ayetini anımsatıyor: “Vaki olacak ki, yeni aydan yeni aya, ve Sebt gününden Sebt gününe, bütün beşer önümde tapınmak için gelecek, RAB diyor.” (İşaya 66:23) Bu olay günümüzde oluyor. İsa’nın meshedilmiş takipçileri ve arkadaşları “büyük kalabalık” Yehova’ya “tapınmak” üzere “yeni aydan yeni aya, ve Sebt gününden Sebt gününe”, yani her ayın her haftası bir araya ‘geliyorlar.’ Diğer etkinliklerinin yanı sıra bunu ibadetlere ve halka yönelik hizmete katılarak da yapıyorlar. Siz de Yehova’nın ‘önünde tapınmak için gelenlerden’ biri misiniz? Yehova’ya tapınan toplum bunu yapmaktan büyük sevinç duyuyor ve “büyük kalabalık” “bütün beşer”in –tüm yaşayan insanların– Yehova’ya “yeni aydan yeni aya, ve Sebt gününden Sebt gününe”, evet, sonsuza dek hizmet edeceği zamanın gelmesini dört gözle bekliyor.

      Tanrı’nın Düşmanlarının Kesin Sonu

      19, 20. Gehenna Mukaddes Kitap devirlerinde hangi amaca hizmet ediyordu; neyin bir simgesi oldu?

      19 İşaya’nın peygamberliğinden yaptığımız incelemeyi bitirmemize tek bir ayet kaldı. Kitap şu sözlerle son buluyor: “Çıkacaklar, ve bana karşı günah işlemiş adamların leşlerine bakacaklar; çünkü onların kurdu ölmez, ve onların ateşi sönmez; ve bütün beşerin menfuru olacaklar.” (İşaya 66:24) İsa Mesih öğrencilerini yaşamlarını basitleştirip Gökteki Krallığın çıkarlarını ön plana koymaya teşvik ederken herhalde aklında bu peygamberlik vardı. Şunları demişti: “Eğer gözün sürçmene sebep oluyorsa, onu çıkar; senin için bir gözün olarak Allahın melekûtuna girmek, iki gözün olarak cehenneme (Gehenna) atılmaktan iyidir; orada onların kurdu ölmez, ve ateşi sönmez.”—Markos 9:47, 48; Matta 5:29, 30; 6:33.

      20 ‘Gehenna’ diye adlandırılan bu yer nedir? Yüzyıllar önce, Yahudi bilgini David Kimhi şunları yazmıştı: “Orası Yeruşalim’in hemen yanında, . . . . pisliklerin ve leşlerin atıldığı iğrenç bir yerdi. Ayrıca, orada pisliklerin ve leş kemiklerinin ortadan kaldırılması için sürekli bir ateş yanmaktaydı. Bu nedenle, kötülerin hükmü alegorik biçimde Gehinnom diye adlandırılır.” Bu Yahudi bilginin ileri sürdüğü gibi, Gehenna süprüntülerin ve gömülmeye layık sayılmayanların leşlerinin ortadan kaldırılması için kullanıldıysa, “ateş” böyle süprüntüleri yok etmek için uygun bir araçtı. Ateşin yok edemediğini ‘kurtlar’ yok edecekti. Tanrı’nın tüm düşmanlarının kesin sonunun ne uygun bir betimi!b

      21. İşaya kitabı kimler için güzel sözlerle sona eriyor; neden?

      21 İşaya’nın heyecan verici peygamberliğinin, böyle leşlerden, ateşten ve kurtlardan söz ettiğine göre, korkunç bir sahneyle son bulduğu bir gerçek değil midir? Tanrı’ya açıktan açığa düşmanlık edenler kuşkusuz böyle olduğunu düşünürler. Oysa İşaya’nın kötülerin ebediyen yok edilişini betimleyen bu sözleri Tanrı’nın dostlarını yüreklendirir. Yehova’ya tapınan toplumun, düşmanlarının bir daha asla üstünlük sağlayamayacağına ilişkin verilen bu güvenceye ihtiyacı var. Tanrı’ya tapınanlara bunca sıkıntıyı veren ve O’nun ismine bunca lekeyi getiren bu düşmanlar sonsuza dek ortadan kaldırılacaklar. “İkinci defa sıkıntı ayaklanmıyacak.”—Nahum 1:9.

  • Milletler İçin Işık
    İşaya’nın Peygamberliği: Tüm İnsanlık İçin Işık II
    • [Sayfa 409’daki çerçeve]

      Bütün Milletlerden Yehova’ya Getirilen Meshedilmiş Sunular

      Juan Muñiz 1920 yılında İspanya’ya gitmek üzere Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrıldı ve sonra Arjantin’e seyahatler yapıp orada meshedilmişlerden oluşan cemaatleri teşkilatlandırdı. Tüm vaktini vaaz etme işine ayıran William R. Brown’un (genelde Mukaddes Kitap Brown diye adlandırılır) 1923’ten itibaren Sierra Leone, Gana, Liberya, Gambiya ve Nijerya gibi yerlerde Gökteki Krallık mesajını vaaz etmeye başlamasıyla, hakikat ışığı Batı Afrika’da dürüst insanları aydınlatmaya başladı. Aynı yıl, Kanadalı George Young önce Brezilya’ya, oradan da Arjantin, Kosta Rika, Panama, Venezuela ve de Sovyetler Birliği’ne gitti. Aşağı yukarı yine aynı zamanda Edwin Skinner İngiltere’den deniz yoluyla Hindistan’a gidip hasat işinde uzun yıllar çalıştı.

      [Sayfa 411’deki resim]

      Pentikost’taki Yahudiler’in bazısı ‘bütün milletlerden getirilen kardeşlerdi’

      [Sayfa 413’teki tam sayfa resim]

  • Milletler İçin Işık
    İşaya’nın Peygamberliği: Tüm İnsanlık İçin Işık II
    • a Yeremya 52:15 Yeruşalim’in Babilliler’in eline geçmesinden sonraki durumundan söz ederken, ‘kavmin fakirlerinden olanlar ve şehirde bırakılmış olan kavmin artakalanı’ ifadesini kullanıyor. Bu konuda Insight on the Scriptures’ın 1. cildinin 415. sayfasında şu açıklama bulunuyor: “ ‘Şehirde bırakılmış olan kavmin artakalanı’ ifadesi anlaşılan çok sayıda insanın ya açlık, hastalık ve yangın yüzünden ölmüş ya da savaşta öldürülmüş olduğunu gösteriyor.”

      b Gehenna’da canlı insanlar değil, leşler yandığına göre, bu yer ebedi işkence simgesi olamaz.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş