-
Yeni Bir YiyecekMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
34. ÖYKÜ
Yeni Bir Yiyecek
İNSANLARIN yerden ne topladıklarını söyleyebilir misin? Kırağı gibi, beyaz, ince ve tane tane görünüyor. Fakat o kırağı değil; yenecek bir şey.
İsraillilerin Mısır’ı terk etmelerinin üzerinden bir ay geçer. Çöle gelirler. Orada hemen hemen hiç yiyecek bulunmadığı için onlar ‘keşke Yehova bizi Mısır’da öldürseydi. Orada hiç değilse istediğimiz her şeyi yiyebiliyorduk’ diye söylenmeye başlarlar.
Bunun üzerine Yehova Tanrı ‘gökten yiyecek yağdıracağım’ der ve bunu yapar. Ertesi gün İsrailliler yağan beyaz maddeyi gördükleri zaman, “bu nedir?” diye birbirlerine sorarlar.
Musa ‘bu Yehova’nın yemeniz için verdiği yiyecektir’ der. İsrail Milleti ona MAN adını verir. Tadı balla yapılmış yufka gibidir.
Musa onlara ‘herkes kendi yiyeceği kadar toplasın’ der. Her sabah bunu yaparlar. Güneş kızdığı zaman toprağın üzerindeki man erir.
Musa onlara ‘hiç kimse ertesi güne man saklamasın’ der. Fakat bazıları onu dinlemezler. O zaman ne olduğunu biliyor musun? Onların sakladığı man ertesi sabah kurtlanıp kokmaya başlar.
Bununla birlikte, Yehova onlara haftanın bir günü, diğer günlerdekinin iki katı man toplamalarını söyler. Haftanın altıncı günü bunu yaparlar. Yehova, onlara yedinci gün man yağdırmayacağı için, altıncı gün topladıkları manın bir kısmını yedinci güne saklamalarını söyler. Onların yedinci güne sakladıkları man kurtlanmaz ve kokmaz. Bu da bir mucizedir.
Yehova Tanrı İsraillileri çölde kaldıkları yıllar boyunca man ile besler.
-
-
Yehova Kanunlarını VeriyorMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
35. ÖYKÜ
Yehova Kanunlarını Veriyor
İSRAİLLİLER, Mısır’ı terk ettikten iki ay kadar sonra Sina Dağına gelirler. Bu dağın diğer bir adı da Horeb’dir. Yehova’nın yanan bir çalıdan Musa’ya seslendiği yer burasıdır. Millet orada kamp kurar ve bir süre kalır.
İsrail Milleti aşağıda beklerken, Musa dağa tırmanır. Dağın tepesinde, Yehova Musa’ya İsraillilerden itaat beklediğini ve onları kendisine özel bir millet yapacağını söyler. Musa, dağdan indiği zaman, İsraillilere Yehova’nın söylediklerini anlatır. Onlar da O’nun milleti olmak istediklerinden dolayı Yehova’ya itaat edeceklerini söylerler.
O zaman Yehova ilginç bir şey yapar. Dağın tütmesini sağlar ve şiddetli gök gürlemelerine neden olur. Aynı zamanda İsraillilere ‘sizi Mısır’dan çıkaran Tanrınız Yehova benim’ der ve onlara ‘benden başka tanrılara tapınmayacaksınız’ diye emreder.
Tanrı, İsraillilere dokuz emir veya kanun daha verir. Millet çok korkar. Musa’ya ‘bizimle sen konuş, çünkü eğer Tanrı bizimle konuşursa, öleceğiz diye korkuyoruz’ derler.
Daha sonra Yehova, Musa’ya ‘dağa yanıma çık. Milletin tutmasını istediğim kanunları üzerine yazacağım iki taş levhayı sana vereceğim’ der. Böylece Musa tekrar dağa çıkar. 40 gün 40 gece orada kalır.
Tanrı, milletine birçok kanun verir. Musa, bu kanunları yazar. Tanrı Musa’ya iki taş levha verir. Onların üzerine Kendi eliyle bütün millete verdiği 10 emri yazar. Bunlara On Emir denir.
On Emir önemli kanunlardır. Fakat Tanrı’nın İsraillilere verdiği diğer birçok kanun da önemlidir. Bu kanunlardan biri şudur: ‘Tanrın Yehova’yı bütün yüreğinle bütün canınla ve bütün kuvvetinle seveceksin.’ Diğer bir kanun da şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Tanrı’nın Oğlu İsa Mesih, bunların Yehova’nın İsrail milletine verdiği en büyük iki emir olduğunu söyledi. İlerde, Tanrı’nın Oğlu ve onun öğretileri hakkında birçok şey öğreneceğiz.
-
-
Altın BuzağıMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
36. ÖYKÜ
Altın Buzağı
VAH, VAH! İsrail Milletinin ne yaptığını görüyor musun? Bir buzağıya tapınıyorlar! Bunu neden yapıyorlar?
Musa, uzun bir süre dağda kalınca, İsrailliler ‘Musa’ya ne oldu bilmiyoruz. Bu nedenle bize bu diyarda yol gösterecek bir tanrı yapalım’ derler.
Musa’nın ağabeyi Harun bunu kabul eder. ‘Altın küpelerinizi çıkarıp bana getirin’ der. Millet altınlarını getirdiği zaman, Harun onları eritir ve altın bir buzağı yapar. İsrailliler ‘bizi Mısır’dan çıkaran tanrımız budur’ derler. Büyük bir şölen yapıp altın buzağıya tapınırlar.
Yehova Tanrı onları gördüğünde çok öfkelenir. Bu nedenle Musa’ya ‘derhal aşağıya in. Millet çok kötü hareketler yapıyor. Benim kanunlarımı unuttular ve altın bir buzağıya eğiliyorlar’ der.
Musa aceleyle dağdan iner. Aşağıya yaklaştığı zaman, işte şu manzarayı görür: Millet şarkı söyleyip altın buzağının etrafında dans etmektedir. Musa o derece öfkelenir ki, üzerinde kanunlar yazılı olan iki taş levhayı fırlatıp atar ve onlar kırılıp parça parça olurlar. Sonra altın buzağıyı alır ve onu ateşte eritir. Toz oluncaya kadar onu ezer.
İsrail Milleti çok kötü bir davranışta bulunmuştur. Bu nedenle Musa, bazı erkeklere kılıçlarını almalarını söyler: ‘Altın buzağıya tapınan insanlar ölmelidir.’ Bu erkekler 3.000 kişiyi öldürürler. Bu olay bize hiçbir sahte tanrıya değil, sadece Yehova’ya tapınmamız gerektiğini göstermiyor mu?
-
-
Tapınma ÇadırıMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
37. ÖYKÜ
Tapınma Çadırı
BU YAPININ ne olduğunu biliyor musun? O, Yehova’ya tapınmak için özel bir çadırdır. Ona mesken veya toplanma çadırı denirdi. İsrailliler, Mısır’dan çıkmalarından bir yıl sonra bu çadırın yapımını bitirdiler. Onun yapılmasının kimin fikri olduğunu biliyor musun?
Bu, Yehova’nın fikridir. Yehova, Musa Sina Dağına çıktığı zaman, ona bu çadırı ne şekilde yapacağını söyler. Onun kolaylıkla taşınabilecek şekilde yapılmasını emreder. Böylece bu çadır toplanıp taşınabilir ve varılan yerde tekrar kurulabilir. İsrailliler çölde bir yerden başka bir yere göç ederlerken bu çadırı da beraberlerinde taşırlar.
Çadırın arkasındaki küçük odanın içine bakarsan, bir kutu veya bir sandık göreceksin. Ona ahit sandığı denir. Her iki ucunda da altından yapılma birer melek veya kerubi var. Musa, On Emir’in yazılı olduğu iki taş levhayı kırdığından, Tanrı onu yeniden iki taş levha üzerine yazdı. Bu taşlar, ahit sandığı içinde saklandı. Onun içinde ayrıca bir testi man da var. Manın ne olduğunu hatırlıyor musun?
Yehova Tanrı, Musa’nın ağabeyi Harun’u başkâhin olarak seçer. Harun, milletin Yehova’ya tapınmasında önderlik eder. Harun’un oğulları da kâhinlik yaparlar.
Şimdi çadırın büyük odasına bir göz atalım. Bu, küçük odadan iki kat daha büyüktür. Üzerinden duman çıkan bir kutu veya sandık görüyor musun? Bu mezbahtır ve kâhinler onun üzerinde buhur olarak adlandırılan hoş kokulu bir madde yakarlar. O odada yedi kollu bir şamdan da var. Odada bulunan üçüncü eşya bir masadır. Üzerinde 12 somun ekmek durur.
Toplanma çadırının avlusunda suyla dolu büyük bir leğen veya kazan var. Kâhinler yıkanmak için onu kullanırlar. Ayrıca avluda büyük bir mezbah da var. Öldürülen hayvanlar o mezbahın üzerinde Yehova’ya takdime olarak yakılır. Bu çadır, ordugâhın tam ortasında yer alır ve İsrailliler onun etrafındaki çadırlarda yaşarlar.
-
-
On İki ÇaşıtMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
38. ÖYKÜ
On İki Çaşıt
BU ADAMLARIN taşıdıkları meyvelere bak. Üzüm salkımı ne kadar büyük duruyor. Ancak bir sırık üzerinde iki kişi tarafından taşınabiliyor. İncirlere ve narlara da bak. Bütün bu güzel meyveler nereden geldi? Kenân diyarından. Bir zamanlar İbrahim, İshak ve Yakub’un Kenân diyarında yaşamış olduklarını hatırlayacaksın. Fakat oradaki kıtlık yüzünden Yakub, ailesi ile birlikte Mısır’a göç etmişti. Bu olaydan 216 yıl sonra, işte Musa İsraillileri tekrar Kenân’a götürüyor. Onlar çölde Kadeş denilen bir yere gelirler.
Kenân diyarında kötü insanlar yaşamaktadır. Bu nedenle Musa, oraya on iki çaşıt gönderir ve onlara ‘orada kaç kişinin yaşadığını, onların kuvvetli olup olmadıklarını, toprağın verimli olup olmadığını öğrenin ve bazı meyvelerden getirin’ der.
Çaşıtlar Kadeş’e döndükleri zaman Musa’ya ‘orası gerçekten güzel bir ülkedir’ derler. Bunu kanıtlamak üzere Musa’ya bazı meyveler gösterirler. Fakat çaşıtlardan 10’u ‘orada yaşayan insanlar uzun boylu ve kuvvetliler. Eğer o ülkeyi almaya kalkışırsak, bizi öldürürler’ derler.
İsrailliler bunu duyunca korkarlar. ‘Mısır’da ya da burada, çölde ölse idik daha iyi olurdu. Savaşta öldürüleceğiz, karılarımız ve çocuklarımız tutsak edilecekler. Musa’nın yerine kendimize başka bir lider seçelim ve Mısır’a geri dönelim’ derler.
Fakat çaşıtlardan ikisi, Yehova’ya güvenmektedir ve İsraillileri yatıştırmaya çalışırlar. Onların ismi Yeşu ve Kaleb’dir. Bu ikisi, ‘Korkmayın. Yehova bizimle beraberdir. Ülkeyi almamız kolay olacak’ derler. Fakat millet onları dinlemez. Hatta Yeşu ve Kaleb’i öldürmek isterler.
Yehova buna çok kızar ve Musa’ya ‘20 yaşında ve ondan yukarı olanlardan hiçbiri Kenân diyarına girmeyecek. Onlar Mısır’da ve çölde yaptığım mucizeleri gördüler, fakat yine de bana güvenmiyorlar. Bu nedenle içlerinden en son hayatta kalacak olan da ölünceye kadar 40 yıl çölde dolaşacaklar. Kenân diyarına sadece Yeşu ve Kaleb girecek’ der.
-
-
Harun’un Değneği Çiçek AçıyorMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
39. ÖYKÜ
Harun’un Değneği Çiçek Açıyor
BU ASA ya da değnekte büyümüş olan çiçeklere ve olgun bademlere bak. Bu, Harun’un değneğidir. Bu çiçekler ve olgun meyveler sadece bir gecede Harun’un değneğinden çıktı! Nedenini görelim.
İsrailliler çölde bir süreden beri dolaşmaktadır. Bazıları, Musa’nın lider, Harun’un ise, başkâhin olmaması gerektiğini düşünmektedir. Korah, Datan, Abiram ve milletin 250 beyi bu şekilde düşünmektedir. Bu kimseler gelip Musa’ya ‘neden kendini bizim aramızda yükseltiyorsun’? derler.
Musa, Korah’a ve beraberindekilere ‘yarın sabah buhurdanlar alın ve içlerine buhur koyun. Sonra toplanma çadırına gelin. Orada Yehova’nın kimi seçeceğini göreceğiz’ der.
Ertesi gün Korah, beraberinde 250 kişi ile toplanma çadırına gelir. Onları desteklemek üzere birçok kişi de gelir. Yehova, çok öfkelenir. Musa İsraillilere ‘bu kötü adamların çadırları yanından ayrılın. Onlara ait hiçbir şeye dokunmayın’ der. İsrailliler onu dinlerler ve Korah, Datan ve Abiram’ın çadırları yanından uzaklaşırlar.
O zaman Musa ‘Yehova’nın kimi seçtiğini bununla bileceksiniz. Yer açılacak ve bu kötü adamları yutacak’ der.
Musa bu sözleri söyler söylemez yer yarılır. Korah’ın çadırı ve malları, Datan ve Abiram ve yanındakiler içine düşerler ve yer onların üzerine kapanır. İsrailliler yerin içine düşenlerin çığlıklarını işitirler ve ‘yer bizi de yutabilir. Kaçın’ diye bağrışırlar.
O sırada Korah ve beraberindeki 250 kişi hâlâ toplanma çadırının yanında durmaktadır. Yehova ateş gönderir ve onları yakıp yok eder. Daha sonra Yehova Tanrı, Harun’un oğlu Eleazar’a, ölenlerin buhurdanlarını almasını ve onları mezbah için ince bir levha haline getirmesini söyler. Mezbahın bu örtüsü İsraillilere, Harun ve oğullarından başka kimsenin Yehova’ya kâhinlik yapamayacağına dair bir uyarı olacaktır.
Fakat Yehova, Harun ve oğullarını kâhin olarak seçtiğini açıkça göstermek ister. Bu nedenle Musa’ya ‘İsrailin her sıptının beyi sana değneğini versin. Levi sıptı adına Harun da değneğini versin. Bu değnekleri toplanma çadırında ahit sandığının önüne koy. Benim kâhin olarak seçtiğim kişinin değneği çiçek açacak’ der.
Musa ertesi sabah kalkınca Harun’un değneğinde çiçeklerin ve olgun bademlerin yetiştiğini görür. Yehova’nın Harun’un değneğinde neden çiçek açtırdığını şimdi anladın mı?
-
-
Musa Kayaya VuruyorMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
40. ÖYKÜ
Musa Kayaya Vuruyor
YILLAR geçer, 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl ve 39 yıl! İsrailliler hâlâ çöldedirler. Fakat bütün bu yıllar boyunca Yehova Tanrı kendi milletiyle ilgilenir. Onları ‘manla’ besler. Gündüzleri bir bulut direğiyle, geceleri ise bir ateş direğiyle onlara yol gösterir. Bütün bu yıllar boyunca onların elbiseleri de çarıkları da eskimez.
Şimdi onların Mısır’dan çıkışlarının 40. yılının ilk ayıdır. İsrailliler yine Kadeş’te konaklarlar. Burası onların 40 yıl kadar önce Kenân diyarına 12 çaşıt göndermiş oldukları yerdir. Musa’nın ablası Miryam Kadeş’te ölür. Daha önce de olduğu gibi burada zorluklar başgösterir.
Millet hiç su bulamaz. Bu nedenle söylenmeye başlayıp Musa’ya ‘keşke ölmüş olsaydık. Neden bizi Mısır’dan çıkarıp bu hiçbir şey yetişmeyen berbat yere getirdin? Burada ne ekin, ne incir, ne üzüm, ne de nar var. Hatta içecek su bile yok’ derler.
Musa ve Harun dua etmek üzere toplanma çadırına gittiklerinde, Yehova Tanrı Musa’ya ‘milleti topla. Onların gözünün önünde şu kayaya seslen. Kayadan hem onlar hem de hayvanları için su çıkacak’ der.
Böylece Musa milleti toplar ve onlara ‘Tanrı’ya güvenmeyenler, dinleyin! Harun ve ben bu kayadan size su çıkaralım mı?’ der. Sonra Musa kayaya değneğiyle iki kez vurur ve kayadan bol su fışkırır. Milletin ve hayvanların içmesi için artık yeterince su vardır.
Fakat Yehova, Musa’ya ve Harun’a kızar. Neden biliyor musun? Çünkü Musa ve Harun kendilerinin kayadan su çıkaracaklarını söylemişlerdir. Oysa suyu çıkaran Yehova’dır; Yehova, Musa ve Harun’a bu konuda gerçeği söylememiş olduklarından kendilerini cezalandıracağını söyler. ‘Milletimi Kenân diyarına siz götürmeyeceksiniz’ der.
İsrailliler, kısa bir süre sonra Kadeş’ten ayrılırlar. Az zaman sonra Hor dağına gelirler. Orada dağın tepesinde Harun ölür. Öldüğü zaman 123 yaşındadır. İsrailliler çok üzülürler ve 30 gün Harun için ağlarlar. Harun’dan sonra oğlu Eleazar İsrail milletinin başkâhini olur.
-
-
Tunç YılanMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
41. ÖYKÜ
Tunç Yılan
RESİMDEKİ, bir direğe dolanmış gerçek bir yılana benziyor mu? Hayır, gerçek değil. Tunçtan yapılmış bir yılan. Yehova, Musa’ya İsraillilerin ona bakıp yaşayabilmeleri için bu yılanı bir sırığın üzerine koymasını söyler. Fakat yerdeki diğer yılanlar gerçektir. Onlar insanları sokup hasta ettiler. Neden biliyor musun?
Çünkü İsrailliler, Tanrı’ya ve Musa’ya karşı söylenirler. ‛Bu çölde ölelim diye bizi neden Mısır’dan çıkardın. Burada ne yiyecek ne de su var. Ve artık bu manı yemeye tahammül edemiyoruz’ derler.
Fakat man iyi bir yiyecektir. Yehova bir mucize yapıp onlara man verdi. Ve yine bir mucize yapıp onlara su da verdi. Fakat İsrailliler Tanrı’nın kendilerine yaptığı bütün bu iyiliklere karşılık şükretmesini bilmezler. Bu nedenle Yehova onları cezalandırmak üzere zehirli yılanları gönderir. Yılanlar onları sokarlar ve birçokları ölür.
Sonunda İsrailliler Musa’ya gelip: ‛Suç ettik, çünkü Yehova’ya ve sana karşı söylendik. Bu yılanları kaldırması için Yehova’ya yalvar’ derler.
Böylece Musa İsrailliler adına yalvarır. Yehova, Musa’ya bir tunç yılan yapmasını, bir sırık üzerine koymasını ve sokulanların ona bakmaları gerektiğini söyler. Musa, Tanrı’nın dediklerini yapar, İsraillilerden sokulanlar bu yılana bakar ve iyileşirler.
Bu olaydan bir ders alabiliriz. Hepimiz bir bakıma bu yılanların soktuğu İsraillilere benziyoruz. Hepimiz ölecek durumdayız. Etrafına bakarsan yaşlı, hasta ve ölen insanlar göreceksin. Bunun nedeni, ilk kadın ve erkek olan Âdem ile Havva’nın Yehova’ya karşı gelmeleri ve bizim de onların çocukları olmamızdır. Fakat Yehova, ebediyen yaşamamız için bir şey sağladı.
Yehova Tanrı, Oğlu İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi. İsa bir direğe çivilendi, çünkü birçok kimse onun kötü olduğunu düşünüyordu. Fakat Yehova Tanrı, İsa’yı bizi kurtarmak üzere göndermişti. Eğer ona bakarsak, eğer onun ardınca gidersek, ebediyen yaşayabiliriz. Fakat bu konuda ileride daha fazla bilgi bulacağız.
-
-
Konuşan EşekMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
42. ÖYKÜ
Konuşan Eşek
BİR eşeğin konuştuğunu hiç duydun mu? Hayır, herhalde duymadın. Hayvanlar konuşamazlar. Fakat Mukaddes Kitap bir eşeğin konuştuğunu söyler. Bu olayın nasıl gerçekleştiğini şimdi göreceğiz.
İsrail halkı Kenân diyarına girmek üzeredir. Moab kralı Balak İsraillilerden korkar. Bu nedenle İsraillilere lânet etmesi için Balam adında kurnaz bir adamı çağırır. Balak, Balam’a çok para vermeye söz verir; böylece Balam eşeğine biner ve Balak’ı görmeye gider.
Yehova, Balam’ın İsraillilere lanet etmesini istemez. Böylece Balam’ı durdurmak üzere yolunun üzerine uzun kılıçlı bir melek gönderir. Balam meleği görmez, fakat eşek onu görür. Eşek meleği görünce yoldan sapar ve sonunda yere çöker. Balam eşeğine çok kızar ve onu değneğiyle döver.
O zaman Yehova Tanrı Balam’ın eşeğini konuşturur. Eşek ‘sana ne yaptım ki, bana vuruyorsun?’ diye sorar.
Balam eşeğine ‘benimle eğlendin. Bir kılıcım olsaydı seni öldürürdüm’ der.
Eşek, ‘sana daha önce hiç böyle bir şey yaptım mı?’ diye sorar.
Balam ‘hayır’ der.
O zaman Yehova, Balam’ın, yolun ortasında duran uzun kılıçlı meleği görmesini sağlar. Melek, ‘neden eşeğine vuruyorsun? İsraillilere lanet etmeye gittiğin için senin yolunu kesmeye geldim. Eğer eşeğin yoldan sapmasaydı, seni öldürecek, fakat eşeğine zarar vermeyecektim’ der.
Balam ‘suç ettim. Yolun üzerinde olduğunu bilmiyordum’ der. Melek Balam’ın gitmesine izin verir ve Balam Balak’ı görmeye gider. Balam İsraillilere yine de lanet etmeye çalışır, fakat Yehova onun İsraillileri lanetlemek yerine üç kez mübareklemesini sağlar.
-
-
Yeşu Lider OluyorMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
43. ÖYKÜ
Yeşu Lider Oluyor
MUSA İsraillilerle beraber Kenân diyarına girmek ister. Böylece ‘Ey Yehova, Erden Nehrini geçeyim, ve iyi memleketi göreyim’ diye yalvarır. Ama Yehova Tanrı, ‘Yeter! Artık bu şey hakkında bana bir daha söyleme!’ diye cevap verir. Yehova’nın neden böyle söylediğini biliyor musun?
Bunun nedeni, Musa kayaya vurduğu zaman meydana gelen olaydır. Hatırla, bu olayda Musa ve Harun Yehova’ya şeref vermediler. Kavme kayadan su çıkaranın Yehova Tanrı olduğunu söylemediler. Bunun için Yehova, Kenân diyarına girmelerine izin vermeyeceğini onlara söyler.
Böylece Harun’un ölmesinden bir kaç ay sonra Yehova Musa’ya şunu söyler: ‘Yeşu’yu al, ve onu kâhin Eleazar’ın ve kavmin önünde durdur. Ve orada hepsinin önünde herkese Yeşu’nun yeni liderleri olduğunu söyle.’ Resimden de görebileceğin gibi, Musa, Yehova’nın söylediği gibi yapar.
Daha sonra Yehova, Yeşu’ya şunu söyler: ‘Kuvvetli ol ve korkma. İsraillileri benim vaat ettiğim Kenân diyarına sen götüreceksin. Ve ben seninle beraber olacağım.’
Daha sonra Yehova, Musa’ya, Moab diyarındaki Nebo dağının tepesine çıkmasını söyler. O yüksek yerden Erden Nehrinin ötesine bakıp şahane bir diyar olan Kenân diyarını görebilir. Yehova şöyle der: ‘İbrahim, İshak ve Yakub’un çocuklarına vermeyi vaat ettiğim memleket budur. Bunu sana gösterdim, ama oraya girmeye izin vermeyeceğim.’
Orada, Nebo Dağının tepesinde Musa ölür. O zaman 120 yaşındadır. Hâlâ kuvveti yerindedir ve gözleri de zayıflamamıştır. Kavim Musa’nın ölümü nedeniyle çok üzülür ve çok gözyaşı döker. Ama Yeşu’nun yeni liderleri olduğuna da sevinir.
-
-
Rahab Çaşıtları GizliyorMukaddes Kitap Öyküleri
-
-
44. ÖYKÜ
Rahab Çaşıtları Gizliyor
BU ADAMLAR zor durumdalar. Kaçmaları gerek, yoksa öldürülecekler. Onlar İsrailli çaşıtlardır, onlara yardım eden kadın ise, Rahab’tır. Rahab, Eriha şehrinin kale duvarının üstünde bulunan bir evde oturmaktadır. Bu adamların neden zor durumda olduklarına bir bakalım.
İsrailliler, Erden Nehrinden Kenân diyarına geçmek üzeredirler. Fakat daha önce, Yeşu, söz konusu iki çaşıtı gönderir. Onlara ‘gidin, memlekete ve Eriha şehrine bir göz atın’ diye tembih eder.
Çaşıtlar Eriha’ya girdikten sonra, Rahab’ın evine giderler. Fakat Eriha kralına, ‘memleketi çaşıtlamak için bu gece iki İsrailli buraya geldi’ diye haber verilir. Bunu duyan kral, Rahab’ın evine birkaç adam gönderir ve onlar kadına, ‘senin evinde olan adamları çıkar!’ diye emrederler. Ama Rahab çaşıtları evinin damında gizlemiştir. Bundan dolayı şöyle söyler: ‘Gerçi bazı adamlar evime geldiler, ama nereden geldiklerini bilmiyorum. Karanlık basınca şehir kapısı kapanmadan önce çıktılar. Acele ederseniz onlara yetişirsiniz!’ Bunun üzerine adamlar çıkıp onların ardını kovalamaya başlarlar.
Onlar çıktıktan sonra Rahab, dama koşar. Çaşıtlara, ‘Yehova’nın sizlere bu diyarı vereceğini biliyorum. Mısır’dan çıktığınız zaman O’nun, Kızıldeniz’i nasıl kuruttuğunu ve Kral Sihon ve Og’u nasıl öldürdüğünüzü işittim. Sizlere karşı iyi davrandığımdan dolayı bana da iyi davranacağınıza lütfen söz verin. Babamı, annemi ve kardeşlerimi esirgeyin’ der.
Çaşıtlar bunu yapacaklarına söz verirler. Ama Rahab’ın da bir şey yapması gerekmektedir. Çaşıtlar ona ‘bu kırmızı ipi al, pencerene bağla ve bütün akrabalarını seninle beraber evinde topla. Ve Eriha’yı almak için döndüğümüz zaman bu ipi pencerende görüp senin evinden hiçbir kişiyi öldürmeyeceğiz’ derler. Çaşıtlar Yeşu’ya dönünce başlarından geçen her şeyi ona anlatırlar.
-