-
“Adaleti Sever”Yehova’ya Yaklaşın
-
-
2. KISIM
“Adaleti Sever”
Adaletsizlik günümüz dünyasında çok yaygındır ve bu nedenle çok defa Tanrı suçlanmaktadır. Oysa bu asılsız suçlamanın tam tersine Mukaddes Kitap insana sevinç veren bir gerçeği öğretir: “RAB hakkı sever.” (Mezmur 37:28) Bu kısımda, O’nun, tüm insanlığa verdiği ümitle bu sözün ne kadar doğru olduğunu kanıtladığını göreceğiz.
-
-
‘Bütün Yolları Adalettir’Yehova’ya Yaklaşın
-
-
11. BÖLÜM
‘Bütün Yolları Adalettir’
1, 2. (a) Yusuf hangi büyük adaletsizliklerle karşılaştı? (b) Yehova bu adaletsizlikleri nasıl düzeltti?
BÜYÜK bir adaletsizlikti. Yakışıklı bir genç tecavüze yeltendiği iddiasıyla, suçsuz olduğu halde zindana atılmıştı. Ne var ki o, adaletsizlikle ilk kez karşılaşmıyordu. Yusuf adındaki bu genç adam yıllar önce, daha 17 yaşındayken kendisini öldürmeye kalkışan öz ağabeylerinin ihanetine uğramıştı. Sonra köle olarak satılıp yabancı bir ülkede kalmıştı. Orada, efendisinin karısının baştan çıkarıcı tekliflerini geri çevirmişti. Reddettiği kadının asılsız suçlaması sonucu hapsedilmişti. Ne yazık ki, Yusuf’un lehinde konuşacak kimse yok gibi görünüyordu.
Yusuf haksızlığa uğrayarak ‘zindana’ düştü
2 Oysa ‘doğruluğu, adaleti seven’ Tanrı olup bitenleri görüyordu. (Mezmur 33:5, YÇ) Yapılan adaletsizlikleri düzeltmek üzere harekete geçerek sonunda Yusuf’un serbest bırakılmasını sağlayacak şekilde olayları yönlendirdi. Dahası, bir zamanlar “zindana” atılmış olan bu adam büyük sorumluluk gerektiren yüksek bir konuma getirilerek onurlandırıldı. (Tekvin 40:15; 41:41-43; Mezmur 105:17, 18) Yusuf sonunda aklanmıştı; yükseltildiği konumu Tanrı’nın amacı doğrultusunda kullandı.—Tekvin 45:5-8.
3. Kendimize adaletle davranılmasını istememiz neden doğaldır?
3 Bu kayıt duygularımıza hitap etmiyor mu? Hangimiz adaletsizliğe tanık olmadı ya da adaletsizliğe uğramadı? Aslında hepimiz, kendimize adaletle davranılmasını isteriz. Bu doğaldır, çünkü Yehova bize Kendi kişiliğini yansıtan nitelikler verdi ve adalet O’nun başlıca niteliklerinden biridir. (Tekvin 1:27) Yehova’yı iyi tanımak için O’nun adalet duygusunu anlamamız gerekir. Bu sayede, çeşitli meseleleri nasıl olağanüstü biçimde ele aldığını daha iyi kavrayıp O’na yaklaşabiliriz.
Adalet Nedir?
4. İnsanın bakış açısından adalet genelde nedir?
4 İnsanın bakış açısından adalet, yalnızca hukuk kurallarının haklar gözetilerek uygulanmasıdır. Right and Reason—Ethics in Theory and Practice kitabının söylediği gibi “adalet yasayla, yükümlülükle, hak ve ödevlerle bağlantılıdır; hükümlerini eşitlik ve hak etme ölçüsüne göre verir.” Oysa Yehova’nın adaleti, hukuk kurallarının görev veya yükümlülük duygusuyla mekanik bir şekilde uygulanmasından çok daha fazlasını kapsar.
5, 6. (a) “Adalet” olarak çevrilen sözcüğün Mukaddes Kitabın yazıldığı dillerdeki anlamı nedir? (b) Tanrı’nın adaletli olması ne anlama gelir?
5 Mukaddes Kitabın yazıldığı dillerdeki sözcükler incelendiğinde, Yehova’nın adaleti her yönden çok daha iyi anlaşılabilir. İbranice Kutsal Yazılarda başlıca üç sözcük geçer. Çoğu kez “adalet” olarak çevrilen sözcük ‘doğru olan’ şeklinde de çevrilebilir. (Tekvin 18:25) Diğer iki sözcük ise genelde “salâh” ya da ‘doğruluk’ olarak tercüme edilir. Yunanca Kutsal Yazılarda ‘doğruluk’ olarak çevrilen sözcük “doğru olma durumu, doğru olana yakışır davranış, dürüstlük” olarak tanımlanır. Şu halde, doğruluk ve adalet arasında temelde fark yoktur.—Amos 5:24.
6 Bu nedenle, Mukaddes Kitap Tanrı’nın adaletli olduğunu söylerken, O’nun ayrım gözetmeden, tutarlı şekilde hak ve doğru olanı yaptığını anlatır. (Romalılar 2:11) Aslında, başka türlü davranması düşünülemez. Sadık Elihu “haşa ki, Allah kötülük ede, ve Kadîr haksızlık eyliye” demişti. (Eyub 34:10) Gerçekten de, Yehova’nın ‘haksızlık etmesi’ imkânsızdır. Neden mi? İki önemli sebepten ötürü.
7, 8. (a) Yehova’nın haksızlık etmesi neden olanaksızdır? (b) Yehova’yı, tüm ilişkilerinde doğru ve adaletli davranmaya yönelten nedir?
7 Birincisi, O kutsaldır. Üçüncü bölümde gördüğümüz gibi, Yehova’nın paklığının ve doğruluğunun sınırı yoktur. Bu nedenle, O’nun doğru davranmaması, haksızlık etmesi olanaksızdır. Bunun ne anlama geldiğini düşünün. Gökteki Babamızın kutsallığı, çocuklarına hiçbir zaman kötü davranmayacağına güvenmemiz için kuvvetli bir nedendir. İsa buna güveniyordu. Yerdeki yaşamının son gecesi, öğrencileri için dua ederek ‘ey Mukaddes Baba, bana verdiğin kimseleri isminle koru’ diye yakarmıştı. (Yuhanna 17:11) “Mukaddes Baba” ifadesi bir hitap şekli olarak Kutsal Yazılarda yalnızca Yehova için kullanılır. Bu yerindedir, çünkü insanlar arasında hiçbir baba kutsallıkta Yehova’yla boy ölçüşemez. İsa öğrencilerinin salt pak ve temiz olan ve her tür günahkârlıktan tamamen ayrı kalan Babanın elinde güvenlikte olacaklarına kesinlikle inanıyordu.—Matta 23:9.
8 İkincisi, çıkarsız sevgi Tanrı’nın özüdür. O’nun tüm ilişkilerinde doğru ve adaletli davranmasının temelinde bu sevgi vardır. Oysa ırkçılık, ayrımcılık ve tarafgirlik gibi birçok şekliyle adaletsizlik, sevginin karşıtı olan açgözlülük ve bencillikten kaynaklanır. Mukaddes Kitap bizi sevgi Tanrısı’nın doğru olduğuna ve doğru eylemleri sevdiğine ikna eder. (Mezmur 11:7) Yehova “ben, RAB, adalet severim” diyor. (İşaya 61:8) Tanrımızın doğru ve adaletli olanı yapmaktan zevk aldığını bilmek içimizi rahatlatmaz mı?—Yeremya 9:24.
Merhamet ve Yehova’nın Kusursuz Adaleti
9-11. (a) Yehova’nın adaletiyle merhameti arasında hangi bağlantı vardır? (b) Yehova’nın günahkâr insanlara davranış tarzında hem adalet hem de merhamet nasıl açıkça görülür?
9 Yehova’nın adaleti eşsiz kişiliğinin diğer yönleri gibi kusursuzdur; hiçbir yönden eksiklik göstermez. Musa Yehova’yı şu sözlerle yüceltti: “Kayadır, onun işi tamdır; çünkü bütün yolları haktır; sadakat Allahıdır, ve haksızlık etmez, sadık ve doğru olan odur.” (Tesniye 32:3, 4) Yehova adaletini her keresinde kusursuz şekilde gösterir; ne çok yumuşak ne de çok serttir.
10 Yehova’nın adaletiyle merhameti arasında yakın bağlantı vardır. Mezmur 116:5 “RAB rauf [lütufkâr, YÇ] ve âdildir; ve Allahımız merhametlidir” diyor. Evet, Yehova hem adaletli hem de merhametlidir. Bu iki özellik birbiriyle çelişmez. Merhamet göstermesi, çok katı olmamak için adaletini zayıflattığı anlamına gelmez. Tam tersine, çoğu kere bu iki özelliği aynı zamanda, hatta aynı eylemde gösterir. Bir örnek ele alalım.
11 Tüm insanlar günahı kalıtım yoluyla almıştır ve bu nedenle de günahın cezası olan ölüme mahkûmdur. (Romalılar 5:12) Ama Yehova günahkârların ölümünden zevk almaz. O ‘bağışlayan, lütfeden ve çok acıyan’ bir Tanrı’dır. (Nehemya 9:17) Yine de, kutsal olduğundan haksızlığa göz yumamaz. Şu halde, acaba günahkâr yapıdaki insanlara nasıl merhamet gösterebilirdi? Bunun cevabı Tanrı’nın Sözünde bildirilen en değerli hakikatlerden birinde bulunur: Yehova insanlığın kurtuluşu için bir fidye sağlamıştır. Sevgiyle yapılan bu düzenleme hakkında 14. bölümde daha fazla bilgi alacağız. Bu bir yandan son derece adaletli, diğer yandan da son derece merhametli bir düzenlemedir. Yehova bu sayede bir yandan kusursuz adalet standardını korurken, diğer yandan da tövbe eden günahkârlara şefkatle merhamet gösterebiliyor.—Romalılar 3:21-26.
Yehova’nın Adaleti Sevinç Verir
12, 13. (a) Yehova’nın adaleti neden bizi O’na çeker? (b) Davud Yehova’nın adaleti konusunda hangi sonuca varmıştı; bu bizi neden rahatlatabilir?
12 Yehova’nın adaleti, duygudan yoksun, katı, itici bir özellik değil, tersine bizi O’na çeken tatlı bir niteliktir. Mukaddes Kitap Yehova’nın adaletinin veya doğruluğunun şefkatli yapısını açık bir dille anlatır. Şimdi Yehova’nın adaletini uygulama yollarından bazılarını ve bunların bize nasıl sevinç verdiğini ele alalım.
13 Yehova’nın kusursuz adaleti O’nu hizmetçilerine bağlılık ve vefa göstermeye yöneltir. Mezmur yazarı Davud Yehova’nın adaletinin bu yönünü kendi deneyimiyle çok iyi anlamıştı. Acaba deneyimine ve Tanrı’nın davranış tarzını incelemesine dayanarak hangi sonuca varmıştı? Bunu şöyle açıkladı: “RAB hakkı sever, ve müttakilerini [vefalı olanları] bırakmaz; onlar ebediyen korunacak.” (Mezmur 37:28) Ne kadar rahatlatıcı bir güvence! Tanrımız Kendisine vefalı kimseleri bir an bile bırakmaz. Bu nedenle, bize gösterdiği yakınlığa ve sevgi dolu özene güvenebiliriz. Adaleti bunu garantiler!—Süleymanın Meselleri 2:7, 8.
14. Yehova’nın yoksunluk içindekilerle ilgilendiği, İsrailoğullarına verdiği Kanun’dan nasıl açıkça görülmektedir?
14 Tanrısal adalet sıkıntıda olanların gereksinimleri konusunda duyarlıdır. Yehova’nın yoksunluk içindekilerle ilgilendiği, İsrailoğullarına verdiği Kanun’dan açıkça görülmektedir. Örneğin, Kanun’da öksüzlerin ve dulların bakımını güvence altına alan özel düzenlemeler bulunuyordu. (Tesniye 24:17-21) Böyle aileler için yaşamın ne denli zor olabileceğinin farkında olan Yehova, ‘öksüz ve dul kadına adalet’ uygulayarak bir baba gibi onların Yargıcı ve Koruyucusu oldu. (Tesniye 10:18; Mezmur 68:5) Yehova İsrailoğullarını, savunmasız kadın ve çocuklara haksızlık ettikleri takdirde, o insanların ‘feryadını mutlaka işiteceğine’ ilişkin uyarmıştı. Böyle bir durumda ‘öfkesinin alevleneceğini’ söylemişti. (Çıkış 22:22-24) Öfke Yehova’nın baskın niteliklerinden biri değilse de, O bile bile yapılan adaletsizlikler karşısında –özellikle adaletsizliğe uğrayanlar mağdur ve aciz kimselerse– haklı bir öfke duyar.—Mezmur 103:6.
15, 16. Yehova’nın tarafgirlik yapmadığını gösteren şahane bir kanıt nedir?
15 Yehova ayrıca ‘kimseyi kayırmadığını, rüşvet almadığını’ da söyler. (Tesniye 10:17) Nüfuzlu birçok insanın tersine, Yehova zenginlikten veya dış görünüşten etkilenmez. Önyargıdan ya da kayırıcılıktan tamamen uzaktır. Yehova’nın tarafgirlik yapmadığının gerçekten şahane bir kanıtı, sonsuz yaşam ümidiyle gerçek tapınmaya katılma fırsatının sadece birkaç seçkin insanla kısıtlanmamış olmasıdır. Tam tersine, O “kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul” eder. (Resullerin [Elçilerin] İşleri 10:34, 35, YÇ) Bu şahane fırsat sosyal konumuna, cildinin rengine veya yaşadığı ülkeye bakılmaksızın herkese açıktır. En mükemmel anlamda gerçek adalet bu değil midir?
16 Yehova’nın kusursuz adaletinin dikkate ve saygıya değer başka bir yönü daha var: O’nun, doğru standartlarını çiğneyenlere davranış tarzı.
“Hiçbir Suçu Cezasız Bırakmaz”
17. Bu dünyadaki haksızlıkların Yehova’nın adaletine neden hiçbir şekilde gölge düşüremeyeceğini anlatın.
17 Belki bazıları şunu merak edebilir: ‘Yehova haksızlığa göz yummadığına göre, günümüz dünyasında çok yaygın olan yolsuzlukların, haksız yere çekilen acıların nedenini nasıl açıklayabiliriz? Bu gibi haksızlıklar hiçbir şekilde Yehova’nın adaletine gölge düşüremez. Bu kötü dünyada görülen birçok adaletsizlik insanın Âdem’den miras aldığı günahın sonucudur. Kusurlu insanların günahkâr yollarını kendi arzularıyla seçtikleri bir dünyada adaletsizliğe çok sık rastlanır; ne var ki, bu uzun sürmeyecek.—Tesniye 32:5.
18, 19. Yehova’nın, adil yasalarını kasten çiğneyenlere sonsuza dek katlanmayacağını gösteren nedir?
18 Yehova Kendisine içtenlikle yaklaşanlara büyük merhamet gösteriyorsa da, kutsal ismini lekeleyen bir duruma sonsuza dek katlanmaz. (Mezmur 74:10, 22, 23) Adalet Tanrısıyla alay edilmez; O kasten günah işleyenleri izledikleri yolun sonucundaki olumsuz hükümden esirgemez. Yehova, ‘acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık, . . . . hiçbir suçu cezasız bırakmayan’ bir Tanrı’dır. (Çıkış [Mısır’dan Çıkış] 34:6, 7, YÇ) Bu sözlerle uyumlu olarak, zaman zaman adil yasalarını kasten çiğneyenleri cezalandırmayı gerekli bulmuştur.
19 Örneğin, Tanrı’nın eski İsrail’le ilişkisini ele alalım. İsrailoğulları Vaat Edilen Diyara yerleştikten sonra bile defalarca sadakatsizlik yaptı. Yehova İsrailoğullarının yoz davranışları yüzünden “gücendi” ise de onları hemen reddetmedi. (Mezmur 78:38-41) Bunun yerine, davranışlarını değiştirmeleri için önlerine merhametle fırsatlar koydu. Onlara şu ricada bulundu: “Kötünün ölümünden değil, ancak kötü adamın yolundan dönüp yaşamasından zevk alırım; dönün, kötü yollarınızdan dönün; çünkü niçin ölesiniz, ey İsrail evi?” (Hezekiel 33:11) Hayatı değerli gören Yehova, İsrailoğullarına belki kötü yollarından dönerler diye defalarca peygamberlerini gönderdi. Fakat katı yürekli insanlar genelde onları dinlemeyi ve tövbe etmeyi reddettiler. Sonunda Yehova Kendi kutsal ismi ve bu ismin temsil ettiği şeyler uğruna harekete geçip onları düşmanlarının eline verdi.—Nehemya 9:26-30.
20. (a) İsrailoğullarıyla ilişkisinden Yehova hakkında neler öğreniriz? (b) Aslan, Yehova’nın adaletinin neden uygun bir simgesidir?
20 Yehova’nın İsrailoğullarıyla ilişkisinden O’nun hakkında çok şey öğreniriz. Yapılan haksızlıkların gözünden kesinlikle kaçmadığını ve gördüklerinden derin üzüntü duyduğunu anlarız. (Süleymanın Meselleri 15:3) Ayrıca O’nun merhamet göstermek için bir dayanağı olduğunda, bunu yapmaktan kaçınmadığını bilmek de bize güven verir. Üstelik, adaleti uygulamakta hiçbir zaman aceleci davranmadığını da öğreniriz. Yehova’nın gösterdiği sabır ve tahammülden ötürü birçok insan yanlış bir düşünceye kapılıp O’nun kötülerin cezasını hiçbir zaman vermeyeceğini sanır. Ama bu doğru değildir, çünkü Tanrı’nın İsrailoğullarına davranış tarzından sabrının bir sınırı olduğunu da öğreniriz. Yehova’nın doğruluk konusundaki tavrı hiç değişmez. Genelde adaleti uygulamaktan çekinen insanların tersine, O her zaman doğrudan yana tavır almakta cesaret eksikliği göstermez. Dolayısıyla, cesur adaletin simgesi olan aslan ile Tanrı’nın huzuru ve tahtı arasında bağlantı kurmak uygundur.a (Hezekiel 1:10; Vahiy 4:7) Öyleyse, O’nun bu dünyayı adaletsizlikten kurtarma vaadini gerçekleştireceğinden emin olabiliriz. Gerçekten de, O’nun yargılama tarzı şöyle özetlenebilir: gerektiğinde kararlılık, mümkün olduğunda merhamet.—II. Petrus 3:9.
Adalet Tanrısı’na Yaklaşın
21. Yehova’nın adaleti uygulama tarzı üzerinde derin düşünürken O’nu nasıl Biri olarak görmeliyiz; neden?
21 Yehova’nın adaleti uygulama tarzı üzerinde düşünürken, O’nu sadece suçluları yargılamakla ilgilenen katı ve sert bir yargıç olarak görmemeliyiz. Tersine, O’nu çocuklarına her zaman en iyi şekilde davranan sevgi dolu, fakat kararlı bir Baba olarak görmeliyiz. Yehova doğruluktan ayrılmayan adaletli bir Baba olarak doğru ilkelerden yana kararlılığını, yeryüzündeki yardıma ve bağışlanmaya muhtaç çocuklarına hissettiği şefkat duygusuyla dengeler.—Mezmur 103:10, 13.
22. Adaleti doğrultusunda hareket eden Yehova hangi beklentiye sahip olmamızı mümkün kılmıştır; bize neden bu şekilde davranır?
22 Tanrısal adaletin suçluları cezaya çarptırmaktan çok daha fazlasını kapsamasına ne kadar müteşekkir olabiliriz! Adaleti doğrultusunda hareket eden Yehova bizim gerçekten heyecan verici bir beklentiye, “doğruluğun barınacağı” bir dünyada kusursuz, sonsuz bir yaşam ümidine sahip olmamızı mümkün kılmıştır. (II. Petrus 3:13, YÇ) Tanrımız bize bu şekilde davranır, çünkü adalet duygusu nedeniyle, insanları mahkûm etmekten çok kurtarmanın yollarını arar. Gerçekten de, Yehova’nın adaletinin kapsamını daha iyi anladığımızda O’na daha da yaklaşırız! Sonraki bölümlerde Yehova’nın bu çok değerli niteliği nasıl gösterdiğini daha ayrıntılı olarak göreceğiz.
a Yehova’nın sadakatsiz İsrailoğullarına hükmünü uygularken Kendisini aslana benzetmesi ilginçtir.—Yeremya 25:38; Hoşea 5:14.
-
-
‘Tanrı Adaletsizlik Yapar mı?’Yehova’ya Yaklaşın
-
-
12. BÖLÜM
‘Tanrı Adaletsizlik Yapar mı?’
1. Adaletsizlikler karşısında ne gibi bir tepki gösterebiliriz?
YAŞLI bir kadın elinde avcunda ne varsa dolandırıcılara kaptırıyor. Zavallı bir bebek taşkalpli annesi tarafından terk ediliyor. Bir adam işlemediği bir suç yüzünden hapsediliyor. Bu gibi olaylar sizde nasıl bir tepki uyandırıyor? Muhtemelen her biri sizi üzüyor. Biz insanlar kuvvetli bir doğru ve yanlış duygusuna sahip olduğumuzdan bu gayet doğaldır. Bir adaletsizlik yapıldığında öfkeleniriz. Mağdurun uğradığı zararın telafi edilmesini, suçlunun cezalandırılmasını isteriz. Bunlar olmazsa, hayretle ‘Tanrı bunu görmüyor mu? Neden harekete geçmiyor?’ deriz.
2. Habakkuk adaletsizlik karşısında nasıl tepki gösterdi; Yehova onu bu tepkisi nedeniyle neden kınamadı?
2 Tarih boyunca, Yehova’nın sadık hizmetçileri de benzer sorular sordular. Örneğin, peygamber Habakkuk Tanrı’ya duasında, ‘Böyle korkunç adaletsizliği neden bana seyrettiriyorsun? Şiddetin, kanunsuzluğun, gaddarlığın her yere yayılmasına neden izin veriyorsun?’ diye sordu. (Habakkuk 1:3, Contemporary English Version) Yehova Habakkuk’u bu dürüstçe soruları nedeniyle kınamadı, çünkü insana adalet kavramını aşılayan O’ydu. Evet, Yehova sahip olduğu güçlü adalet duygusundan bir nebze de bize vermişti.
Yehova Adaletsizlikten Nefret Eder
3. Yehova’nın yapılan adaletsizlikleri bizden çok daha fazla gördüğü neden söylenebilir?
3 Yehova yapılan adaletsizliklerden habersiz değildir. Olan bitenleri görür. Mukaddes Kitap Nuh’un zamanı hakkında “RAB gördü ki, yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu, ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi” der. (Tekvin 6:5) Bu sözlerin anlamını irdeleyelim. Bizim adaletsizlik hakkında bildiklerimiz çoğu kere ancak ya duyduğumuz ya da şahsen karşılaştığımız birkaç olaya dayanır. Yehova için ise durum tamamen farklıdır; O, küre çapında yapılan tüm adaletsizliklerden haberdardır. Yapılanların hepsini görür. Dahası, yüreğin eğilimlerini, haksız davranışların ardında yatan kötü düşünceleri de ayırt edebilir.—Yeremya 17:10.
4, 5. (a) Mukaddes Kitap Yehova’nın haksızlığa uğrayanlarla ilgilendiğini nasıl gösterir? (b) Yehova adaletsizlikten bizzat nasıl etkilendi?
4 Fakat Yehova adaletsizliği sadece görmekle kalmaz. Onun mağdurlarıyla da ilgilenir. Düşman uluslar kavmine gaddarca davrandığında, “baskı ve zulüm altında inledikleri zaman Rab onlara acıyordu.” (Hâkimler 2:18, YÇ) Belki siz de bazı insanların adaletsizlikleri göre göre duyarsızlaştıklarını gözlemlemişsinizdir. Yehova için ise bu söz konusu değildir. Yaklaşık 6.000 yıldan beri adaletsizliği tüm boyutlarıyla görüyorsa da, ona olan nefreti azalmıyor. Tam tersine, Mukaddes Kitap kesin bir dille bize “yalancı dil”, “suçsuz kanı döken eller”, “yalan soluyan yalancı şahit” gibi şeylerin O’nun gözünde iğrenç olduğunu söyler.—Süleymanın Meselleri 6:16-19.
5 Yehova’nın, İsrail’deki adaletsiz yöneticileri yeren güçlü sözlerini ele alalım. Peygamberine, onlara “hakkı tanımak size düşmez mi?” diye sormasını ilham etmişti. Yehova bu kötü adamların güçlerini nasıl kötüye kullandıklarını canlı ifadelerle açıkladıktan sonra, bunun onlar için doğuracağı sonucu bildirmişti: “O zaman RABBE feryat edecekler, fakat onlara cevap vermiyecek; o vakit yüzünü onlardan örtecek, çünkü işlerini kötü ettiler.” (Mika 3:1-4) Yehova adaletsizlikten çok büyük tiksinti duyar! Doğrudan Kendisi de adaletsizliğe uğramıştır. Şeytan O’na binlerce yıldan beri haksız yere meydan okuyor. (Süleymanın Meselleri 27:11) Ayrıca, dünyada yapılan en korkunç adaletsizlikten, hiçbir ‘günah işlememiş’ olan Oğlu’nun bir suçlu gibi idam edilmesinden bizzat etkilendi. (I. Petrus 2:22; İşaya 53:9) Kuşkusuz Yehova adaletsizliğe uğrayanların acılarından habersiz olmadığı gibi, onlara karşı kayıtsız da değildir.
6. Adaletsizlikle karşılaştığımızda nasıl tepki gösterebiliriz, neden?
6 Böyle olmakla birlikte, başkalarına adaletsizlik yapıldığını gördüğümüzde ya da kendimiz haksızlığa uğradığımızda kuvvetli tepki göstermemiz doğaldır. Çünkü biz Tanrı’nın suretinde yaratıldık ve adaletsizlik Yehova’nın kişiliğinde ifadesini bulan her şeye taban tabana zıttır. (Tekvin 1:27) Öyleyse, acaba neden Tanrı adaletsizliğe izin veriyor?
Tanrı’nın Egemenlik Davası
7. Yehova’nın egemenliğine nasıl meydan okunduğunu anlatın.
7 Bu sorunun yanıtı egemenlik davasıyla bağlantılıdır. Gördüğümüz gibi, Yaratıcı yeryüzünü ve üzerinde yaşayanları yönetme hakkına sahiptir. (Mezmur 24:1; Vahiy 4:11) Böyle olmakla birlikte, insan tarihinin en başında Yehova’nın egemenliğine meydan okundu. Nasıl? Yehova ilk insan Âdem’e, Cennet meskeninde belirli bir ağaçtan yememesini emretti. Acaba bu emre itaat etmezse ne olacaktı? Tanrı ona “mutlaka ölürsün” dedi. (Tekvin 2:17) Tanrı’nın emri Âdem ve karısı Havva için zorluk yaratmıyordu. Oysa Şeytan, Havva’yı, Tanrı’nın gereğinden fazla kısıtlayıcı olduğuna ikna etti. O ağaçtan yerse ne olacaktı? Şeytan Havva’ya “katiyen ölmezsiniz; çünkü Allah bilir ki, ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açılacak, ve iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız” dedi.—Tekvin 3:1-5.
8. (a) Şeytan Havva’ya hangi imada bulundu? (b) Şeytan Tanrı’nın egemenliğine hangi yönlerden meydan okudu?
8 Şeytan bu sözüyle, Yehova’nın sadece çok gerekli bir bilgiyi Havva’dan sakladığını değil, aynı zamanda ona yalan söylediğini de ima etti. Tanrı’nın egemen olduğu gerçeğini sorguluyor durumuna düşmemeye dikkat etti. Ama, O’na egemenliğinin meşruluğu, haklılığı ve doğruluğu konusunda meydan okudu. Başka sözlerle, Yehova’nın, yönetme hakkını doğru ve tebaalarına en yararlı şekilde kullanmadığını iddia etti.
9. (a) Âdem ve Havva için itaatsizliğin sonucu neydi, bu hangi önemli davalara yol açtı? (b) Yehova isyankârları neden hemen yok etmedi?
9 Bunun sonucunda, hem Âdem hem de Havva yasaklanan ağacın meyvesinden yiyerek Yehova’ya itaatsizlik ettiler. İtaatsizlikleri Tanrı’nın önceden bildirdiği gibi ölüm cezasına çarptırılmalarıyla sonuçlandı. Şeytan’ın yalanı bazı önemli davalara yol açtı: Yehova’nın insanlığı yönetmeye gerçekten hakkı var mıdır, yoksa insanı insan mı yönetmelidir? Yehova yönetme hakkını en iyi şekilde kullanıyor mu? O mutlak gücünü kullanarak isyankârları orada hemen yok edebilirdi. Ama çıkan davalar O’nun gücüyle değil, yönetimiyle ilgiliydi. Bu nedenle, Âdem’in, Havva’nın ve Şeytan’ın ortadan kaldırılmasıyla Tanrı’nın yönetiminin doğruluğu kanıtlanmış olmayacaktı. Tersine, bu O’nun yönetimi konusunda başka kuşkular da doğurabilirdi. İnsanın Tanrı’dan bağımsız olarak kendini yönetmekte başarılı olup olmayacağını saptamanın tek yolu ona vakit vermekti.
10. Tarih insan yönetimi konusunda ne gösterdi?
10 Geçen zaman neyi gösterdi? Binlerce yıl boyunca insanlar otokrasi, demokrasi, sosyalizm, komünizm gibi birçok yönetim şeklini denediler. Hepsinin verdiği sonuç Mukaddes Kitaptaki şu açık yorumla özetlenir: “Bir adamın diğer adam üzerine hâkimiyeti kendi zararınadır.” (Vaiz 8:9) Peygamber Yeremya haklı nedenle “Ya RAB, bilirim ki, insanın yolu kendi elinde değildir; adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir” demişti.—Yeremya 10:23.
11. Yehova insan ırkının acı çekmesine neden izin verdi?
11 Yehova insanın bağımsızlığının ya da kendini yönetmesinin büyük acılarla sonuçlanacağını en başından biliyordu. Öyleyse, O’nun olumsuz sonuçları baştan belli olan bu gelişmeye izin vermesi haksızlık değil mi? Kesinlikle hayır! Bunu şöyle örnekleyelim: Diyelim ki, çocuğunuzun ölümcül bir hastalığı var ve iyileşebilmesi için ameliyat olması gerekiyor. Bu ameliyatın çocuğunuza bir derece acı ve sıkıntı vereceğinin bilincindesiniz ve buna çok üzülüyorsunuz. Fakat aynı zamanda bu işlemin çocuğunuzu ilerde sağlığa kavuşturabileceğini de biliyorsunuz. Benzer şekilde, Tanrı insan yönetimine verdiği iznin beraberinde bir derece acı ve sıkıntı getireceğini biliyordu, hatta bunun olacağını bildirmişti. (Tekvin 3:16-19) Ama isyanın oluşturduğu kötü sonuçları tüm insanlığın görmesine izin verdiği takdirde kalıcı ve anlamlı bir çözümün mümkün olacağını da biliyordu. Ancak bu şekilde Tanrı’nın egemenliğiyle ilgili dava sonsuza dek, kökünden halledilebilirdi.
Bütünlük Davası
12. Eyub olayında görüldüğü gibi, Şeytan insanları nasıl suçladı?
12 Bu meselenin başka bir yönü daha vardır. Şeytan Tanrı’nın yönetiminin meşruluğu ve doğruluğuna meydan okurken sadece Yehova’ya egemenliği konusunda dil uzatmakla kalmamış, aynı zamanda Tanrı’nın hizmetçilerine de bütünlükleri konusunda iftira atmıştı. Örneğin, doğru bir adam olan Eyub hakkında Yehova’ya neler dediğine dikkat edin: “Onun etrafına, evinin etrafına, ve nesi varsa hepsinin etrafına sen çepçevre çit çevirmedin mi? Ellerinin işini sen bereketledin, ve onun malı memlekette çoğaldı. Fakat şimdi elini uzat da, nesi varsa hepsine dokun, ve yüzüne karşı sana lânet edecektir.”—Eyub 1:10, 11.
13. Şeytan Eyub’la ilgili suçlamalarında aslında ne iddia ediyordu, bu nasıl bütün insanları kapsıyor?
13 Şeytan, Yehova’nın, koruyucu gücünü Eyub’un bağlılığını satın almak üzere kullandığını ileri sürdü. Durum böyleyse, Eyub’un bütünlüğü sahteydi, yani o Tanrı’ya sadece menfaati gereği tapınıyordu. Şeytan, Tanrı’nın bereketinden yoksun kaldığı takdirde Eyub gibi birinin bile Yaratıcısına lanet edeceğini öne sürdü. Şeytan, Eyub’un, “kusursuz, doğru . . . . Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır” bir adam olarak göze çarptığını biliyordu.a Öyleyse, eğer Eyub’un bütünlüğünü bozabilirse, diğer insanlarınkini daha kolay bozamaz mıydı? Böylece Şeytan aslında Tanrı’ya hizmet etmek isteyen herkesin vefası konusunda kuşku uyandırıyordu. Gerçekten de, bu davayı genişleterek, Yehova’ya “insan [sadece Eyub değil] canı için nesi varsa verir” dedi.—Eyub 1:8, YÇ; 2:4.
14. Tarih, Şeytan’ın insanlara yönelttiği suçlama konusunda ne gösterdi?
14 Tarih, Şeytan’ın iddiasının tersine, Eyub gibi birçoklarının da Yehova’ya vefalarını sınayan durumların üstesinden geldiklerini gösterdi. Böyle kimselerin sadık yaşayışları Yehova’nın yüreğini sevindirdi. İnsanların zorluklar karşısında Tanrı’ya hizmetten vazgeçeceğini söyleyen ve övünerek meydan okuyan Şeytan’a cevap vermesini sağladı. (İbraniler 11:4-38) Evet, doğru kimseler Tanrı’ya sırt çevirmeyi reddettiler. Çok üzücü durumlar karşısında altüst olduklarında bile bunlara katlanabilmeleri için Yehova’nın kendilerine kuvvet vereceğine daha da çok güvendiler.—II. Korintoslular 4:7-10.
15. Tanrı’nın geçmişteki ve gelecekteki hükümleri hakkında hangi soru doğabilir?
15 Fakat Yehova’nın adaleti sadece egemenlik ve bütünlük davalarında görülmez. Mukaddes Kitapta Yehova’nın bireyler ve hatta milletlerle ilgili adli kararları da yazılıdır. Ayrıca ilerde uygulayacağı hükümlerle ilgili peygamberlikler de bulunur. Biz Yehova’nın hükümlerinin adil olduğuna ve olacağına acaba neden güvenebiliriz?
Tanrı’nın Adaleti Neden Üstündür?
Yehova asla ‘doğruyu kötü ile beraber yok etmez’
16, 17. İnsanların gerçek adalet konusunda bakış açılarının dar olduğunu hangi örnekler gösterir?
16 Yehova için “bütün yolları haktır” denmesi yerindedir. (Tesniye 32:4) İçimizden hiçbiri kendisi hakkında bunu iddia edemez, çünkü bakış açımız dardır ve çoğu kez neyin doğru olduğunu algılayabilecek kadar net göremeyiz. Örneğin, İbrahim’i ele alalım. Sodom’da kötülük doruğa vardığı halde, İbrahim Yehova’ya orayı yıkmaması için yakardı. Yehova’ya ‘doğruyu kötü ile beraber yok edecek misin?’ diye sordu. (Tekvin 18:23-33) Cevap tabii ki hayırdı. Yehova ancak, doğru kişiler olan Lût ve kızları Tsoar kentine sağ salim ulaştıktan sonra Sodom üzerine “göklerden kükürt ve ateş yağdırdı.” (Tekvin 19:22-24) Bunun tersine, Yunus, Tanrı Nineve halkına merhamet gösterdiğinde çok “kızdı.” Onların yıkıma uğrayacağını ilan etmiş olduğundan, yürekten tövbe etseler bile, yok edildiklerini görürse tatmin olacaktı.—Yunus 3:10–4:1.
17 Yehova İbrahim’e adaletinin sadece kötüleri yok etmekle sınırlı kalmayacağına, doğru kimseleri kurtarmayı da içereceğine ilişkin güvence verdi. Öte yandan, Yunus’un Yehova’nın merhametli olduğunu öğrenmesi gerekiyordu. Yehova, kötüleri yollarını değiştirdikleri takdirde ‘bağışlamaya’ hazırdır. (Mezmur 86:5) Kendilerini güvende hissetmeyen bazı insanların tersine, Yehova sırf gücünü belli etmek için kimseye ceza vermez ya da zayıf görünmekten korktuğu için merhamet göstermekten çekinmez. Tutumu, bir temel varsa mutlaka merhamet gösterme yönündedir.—İşaya 55:7; Hezekiel 18:23.
18. Yehova’nın sadece duygularıyla hareket etmediğini Mukaddes Kitaptan gösterin.
18 Ne var ki, Yehova gerçeklere gözlerini yumup sadece duygularıyla da hareket etmez. Kavmi putperestliğe daldığında, Yehova kesin bir dille şunu bildirmişti: “Kendi yollarına göre sana hükmedeceğim; ve bütün mekruh işlerini senin üzerine getireceğim. Ve gözüm seni esirgemiyecek, ve acımıyacağım, ancak senin üzerine kendi yollarını getireceğim.” (Hezekiel 7:3, 4) Böylece insanlar tutumlarını sertleştirirlerse, Yehova da onları buna göre yargılar. Ama yargısı sağlam kanıtlara dayanır. Bu nedenle, Yehova Sodom ve Gomorra’nın “feryadı”nı işittiğinde, “şimdi ineceğim, ve bana gelen feryadına göre tamamen yaptılar mı göreceğim” demişti. (Tekvin 18:20, 21) Yehova bütün gerçekleri dinlemeden hemen karar veren birçok insana benzemediği için ne kadar minnettar olmalıyız! Gerçekten de, Yehova Mukaddes Kitabın belirttiği gibi, “sadakat Allahıdır, ve haksızlık etmez.”—Tesniye 32:4.
Yehova’nın Adaletine Güvenin
19. Yehova’nın adalet uygulama tarzı hakkında kafamızı karıştıran sorular olursa ne yapabiliriz?
19 Mukaddes Kitap Yehova’nın geçmişteki eylemleriyle ilgili her noktayı anlatmaz veya gelecekte bireylere ve topluluklara hükmünü nasıl gerçekleştireceği konusunda her ayrıntıya girmez. Mukaddes Kitapta, bu gibi ayrıntıların bulunmadığı kayıtları ya da peygamberlikleri okurken kafamız karışırsa, ‘kurtuluşumun Tanrısı’nı bekleyeceğim’ diyen Mika peygamberin gösterdiği vefayı biz de gösterebiliriz.—Mika 7:7.
20, 21. Yehova’nın her zaman doğru olanı yapacağına neden güvenebiliriz?
20 Yehova’nın her durumda doğru olanı yapacağına güvenebiliriz. İnsan yapılan adaletsizliklere aldırmaz görünse bile, Yehova “öç benimdir, karşılığını ben vereceğim” vaadinde bulunuyor. (Romalılar 12:19) Bunu sabırla beklersek, resul Pavlus’un dile getirdiği şu kesin kanıyı biz de dile getirebiliriz: “Acaba Allahta haksızlık var mıdır? Hâşâ.”—Romalılar 9:14.
21 ‘Çetin anlarda’ yaşıyoruz. (II. Timoteos 3:1) Adaletsizlik ve “baskılar” birçok gaddarlığa yol açtı. (Vaiz 4:1, YÇ) Fakat Yehova değişmedi. Adaletsizlikten hâlâ nefret ediyor ve adaletsizliğe uğrayanlarla yakından ilgileniyor. O’na ve egemenliğine vefalı kalırsak, bize Gökteki Krallık yönetiminde, tüm adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için belirlediği zamana dek dayanabilme gücü verecektir.—I. Petrus 5:6, 7.
-
-
‘Yehova’nın Kanunu Kusursuzdur’Yehova’ya Yaklaşın
-
-
13. BÖLÜM
‘Yehova’nın Kanunu Kusursuzdur’
1, 2. Neden birçok insanın kanuna pek saygısı yoktur, ama biz Tanrı’nın Kanunu hakkında ne hissedebiliriz?
“KANUN her şeyi yutan dipsiz bir kuyudur.” Bu söz 1712 yılında yayımlanan bir kitapta geçmektedir. Bu kitabın yazarı, yıllarca mahkemelerde sürünen davalar nedeniyle, adalet arayanların yoksul düştüğü hukuk sistemini yeriyordu. Birçok ülkede hukuk ve yargı sistemleri öylesine karmaşık hale gelmiş, adaletsizlik, önyargı ve tutarsızlıklar hukuk sistemine öylesine egemen olmuştur ki, yasaya saygısızlık artık iyice yaygınlaşmıştır.
2 Yukarıdaki sözlere tezat olarak, 2.700 yıl kadar önce yazılan ‘Kanununu ne kadar severim!’ sözlerini ele alalım. (Mezmur 119:97) Mezmur yazarı acaba neden bu denli güçlü bir sevgi duyuyordu? Çünkü övdüğü Kanun dünyevi bir hükümetin değil, Yehova Tanrı’nındı. Yehova’nın Kanunu’nu incelediğinizde, Mezmur yazarının hissettiklerini giderek siz de hissedebilirsiniz. Böyle bir inceleme size evrenin en büyük hukukçusu hakkında anlayış kazandıracak.
En Üstün Kanun Koyucu
3, 4. Yehova Kanun Koyucu olduğunu hangi yollarla gösterdi?
3 Mukaddes Kitap “tek Yasa koyucu, tek Yargıç vardır” diyor. (Yakub 4:12, YÇ) Doğrudur, Kanun Koyucu unvanı aslında Yehova’ya aittir. Gök cisimlerinin devinimleri bile O’nun koyduğu ‘göklerin kanunlarına’ dayanır. (Eyub 38:33) Yehova’nın on binlerce kutsal meleği de, belirli konumlarda teşkilatlandırıldıklarından ve Yehova’nın emri altında hizmet ettiklerinden, Tanrısal Kanun’la yönetilmektedirler.—Mezmur 104:4; İbraniler 1:7, 14.
4 Yehova insanlığa da yasalar vermiştir. Hepimizde Tanrı’nın adalet duygusunun yansıması olan bir vicdan var. Bir tür iç yasa olan vicdan doğruyu yanlıştan ayırt edebilmemize yardımcı olabilir. (Romalılar 2:15) İlk ana babamıza kusursuz bir vicdan verildiğinden, onlar için sadece birkaç yasa yeterliydi. (Tekvin 2:15-17) Oysa kusurlu insana Tanrı’nın iradesini yerine getirebilmesi için daha fazla yasa gereklidir. Nuh, İbrahim ve Yakub gibi atalar Yehova Tanrı’dan yasalar alıp onları ailelerine ilettiler. (Tekvin 6:22; 9:3-6; 18:19; 26:4, 5) Yehova İsrail milletine Musa aracılığıyla bir Kanun verdiğinde daha önce örneği görülmemiş bir yolla Kanun Koyucu oldu. Bu Kanun Yehova’nın adalet duygusunu çok daha kapsamlı olarak anlamamızı sağlar.
Musa Kanunu’na Genel Bir Bakış
5. Musa Kanunu aşırı derecede karmaşık ve uygulanması zor bir yasa sistemi miydi? Neden?
5 Birçok kimse Musa Kanunu’nun uygulanması zor, karmaşık bir yasa sistemi olduğunu düşünür. Böyle bir görüş tamamen gerçekdışıdır. O Kanun kitabında 600’den fazla yasa bulunuyor. Bu büyük bir sayı gibi görünebilirse de şunu düşünün: Yirminci yüzyılın sonlarına doğru, Amerika Birleşik Devletleri’nin federal yasalarını içeren kanun kitapları 150.000 sayfayı geçiyordu. Bunlara iki yılda bir 600 kadar yasa daha eklenmektedir! İnsan yasaları Musa Kanunu’yla kıyaslandığında sayıca onu gölgede bırakır. Buna rağmen, Tanrı’nın Kanunu İsrailoğullarını çağımızdaki yasaların hiç değinmediği alanlarda bile yönetiyordu. Şimdi onu genel olarak gözden geçirelim.
6, 7. (a) Musa Kanunu’nu başka herhangi bir yasa sisteminden farklı kılan nedir, Kanun kitabında en önemli yasa neydi? (b) İsrailoğulları Yehova’nın egemenliğini kabul ettiklerini nasıl gösterebilirlerdi?
6 Kanun Yehova’nın egemenliğini yüceltti. Bu nedenle, Musa Kanunu başka herhangi bir yasa sistemiyle asla kıyaslanamaz. Kanun kitabında en önemli yasa şuydu: “Dinle, ey İsrail: Allahımız RAB bir olan RABDİR; ve Allahın RABBİ bütün yüreğinle, ve bütün canınla, ve bütün kuvvetinle seveceksin.” Tanrı’nın kavmi O’na duyduğu sevgiyi nasıl ifade etmeliydi? O’na hizmet ederek, egemenliğine boyun eğerek.—Tesniye 6:4, 5; 11:13.
7 Her İsrailli Yehova’nın egemenliğini kabul ettiğini başına konulan otoriteye boyun eğerek gösteriyordu. Ana babalar, beyler, hâkimler, kâhinler ve de kral, hepsi Tanrısal otoriteyi temsil ediyorlardı. Yehova bu otoritelere herhangi bir şekilde başkaldırmayı Kendisine yapılmış bir isyan sayıyordu. Öte yandan, yetkili konumdakiler, halka adaletsizce ya da küstahça davrandıkları takdirde, Yehova’nın gazabına uğramayı göze almalıydılar. (Çıkış 20:12; 22:28; Tesniye 1:16, 17; 17:8-20; 19:16, 17) Böylece, her iki taraf da Tanrı’nın egemenliğini destekleme sorumluluğu taşıyordu.
8. Kanun Yehova’nın kutsallık standardını nasıl korudu?
8 Kanun Yehova’nın kutsallık standardını koruyordu. Musa Kanunu’nda ‘kutsal’ ya da ‘kutsallık’ sözcükleri 280’den fazla kez geçer. Kanun Tanrı’nın kavminin neyin temiz neyin kirli olduğunu ayırt edebilmesini sağladı ve bir İsrailli’yi törensel açıdan kirletebilecek yaklaşık 70 farklı durumu belirtti. Bu yasalar fiziksel hijyen, beslenme ve hatta atıkların yok edilmesi konularına değiniyordu. Böyle yasaların olağanüstü yararı oldu.a Ama onlar çok daha yüksek bir amaçla verilmişlerdi: Bu amaç kavmi çevresindeki yoz milletlerin günahkâr davranışlarından uzak tutarak onların Yehova’dan lütuf görebilecek durumda kalmalarını sağlamaktı. Bir örnek ele alalım.
9, 10. Kanun ahdinde cinsel ilişki ve doğum konusunda hangi yasalar vardı, ne gibi yararları oluyordu?
9 Kanun ahdinde, cinsel ilişkinin ve doğumun evlilik ilişkisi kapsamında dahi insanı bir süre kirli duruma soktuğunu belirten yasalar vardı. (Levililer 12:2-4; 15:16-18) Böyle yasalar Tanrı’dan gelen bu temiz armağanların değerini düşürmüyordu. (Tekvin 1:28; 2:18-25) Bunun yerine, hizmetçilerini kirlilikten uzak tutarak, Yehova’nın kutsallığını koruyordu. İsrail’in çevresindeki ulusların tapınmayı seks ve bereket ayinleriyle kaynaştırmış olmaları dikkate değer. Kenan dini kadın ve erkek fahişeliğini de içeriyordu. Yozlaşma son noktaya varmış ve iyice yayılmıştı. Bunun tersine, Kanun Yehova’ya tapınmayı cinsel meselelerden tamamen ayrı tutuyordu.b Ama onun başka yararları da vardı.
10 Bu yasalar önemli bir gerçeği de yansıtıyordu.c Âdem’in günahının lekesi kuşaktan kuşağa nasıl geçmişti? Cinsel ilişki ve doğum yoluyla değil mi? (Romalılar 5:12) Evet, Tanrı’nın Kanunu, kavmine her zaman var olan bir gerçeği, günahı hatırlatıyordu. Gerçekten de, hepimiz günah içinde doğduk. (Mezmur 51:5) Kutsal Tanrımıza yaklaşabilmemiz için bağışlanmamız, kurtarılmamız gerekir.
11, 12. (a) Kanun hangi önemli adalet ilkesini savunuyordu? (b) Adaletin çarpıtılmasına karşı da ne gibi koruyucu yasalar bulunuyordu?
11 Kanun, Yehova’nın kusursuz adaletini koruyordu. Musa Kanunu adalet konusunda eşitlik ya da denge ilkesini savunuyordu. Bu nedenle, Kanun “can yerine can, göz yerine göz, diş yerine diş, el yerine el, ayak yerine ayak” diyordu. (Tesniye 19:21) Ceza davalarında verilen cezanın işlenen suçun tam karşılığı olması gerekiyordu. Tanrısal adaletin bu yönü, Kanun’un tümünde etkisi görülen bir özellikti ve 14. bölümde göreceğimiz gibi bu, Mesih İsa’nın kurban olarak sağladığı fidyenin anlaşılması yönünde bugüne dek büyük önem taşımıştır.—I. Timoteos 2:5, 6.
12 Kanun kitabında adaletin çarpıtılmasına karşı koruyucu yasalar bulunuyordu. Örneğin, bir suçlamanın geçerli olabilmesi için en az iki tanık gerekiyordu. Yalancı tanıklığın cezası çok ağırdı. (Tesniye 19:15, 18, 19) Yolsuzluk ve rüşvet de kesinlikle yasaklanmıştı. (Çıkış 23:8; Tesniye 27:25) Tanrı’nın kavmi iş ilişkilerinde bile Yehova’nın adalet konusundaki yüksek standartlarını korumalıydı. (Levililer 19:35, 36; Tesniye 23:19, 20) Bu soylu ve tarafsız kanun sistemi İsrail için büyük bir nimetti!
Adli Konularda Merhamet ve İnsaf
13, 14. Kanun nasıl hem hırsıza hem de mağdura adaletli ve insaflı olmayı savunuyordu?
13 Musa Kanunu katı, acımasız bir kurallar dizisi miydi? Kesinlikle hayır! Kral Davud ilhamla “RAB’bin yasası yetkindir” diye yazmıştı. (Mezmur 19:7, YÇ) Onun da iyi bildiği gibi, Kanun merhametli ve insaflı olmayı savunuyordu. Acaba bunu nasıl yapıyordu?
14 Bugün bazı ülkelerde, yasalar mağdurlarla ilgilenmekten çok suçlulara hoşgörü ve lütuf göstermektedir. Örneğin, hırsızlar belki hapiste vakit geçirebilir. Oysa mağdur kimseler bu arada belki bir yandan mallarını yitirmenin sıkıntısını çekerken bir yandan da böyle suçluların barındırılıp beslenmesi için vergiler ödemeye mecbur tutulurlar. Eski İsrail’de bugün bildiğimiz türde hapishaneler yoktu. Cezaların şiddeti konusunda kesin sınırlar vardı. (Tesniye 25:1-3) Hırsız çaldığı malın bedelini, mağdur olana fazlasıyla ödemeliydi. Acaba ne kadar fazlasıyla? Bu duruma göre değişiyordu. Anlaşılan, hâkimler buna suçlunun tövbe etmesi gibi birtakım etkenleri hesaba katarak karar veriyorlardı. Bu, bir hırsızdan Levililer 6:1-7’ye göre istenen tazminatın, Çıkış 22:7’de belirlenenden çok daha az olmasının nedenini açıklar.
15. Kanun kazara adam öldüren kişinin davasında nasıl hem merhamet, hem de adalet güvencesi veriyordu?
15 Kanun tüm suçların kasten işlenmediğini merhametle kabul ediyordu. Örneğin, bir kimse kazara adam öldürdüğünde, İsrail sınırları içinde farklı yerlerde bulunan sığınak şehirlerden birine kaçarak doğru davranırsa, can yerine can ödemek zorunda değildi. Ama davası yetkili hâkimlerce incelendikten sonra başkâhinin ölümüne dek sığınak şehirde yaşamak zorundaydı. Ancak ondan sonra istediği yerde yaşama özgürlüğüne kavuşuyordu. Bu şekilde Tanrısal merhametten yararlanıyordu. Bu yasa aynı zamanda insan hayatının ne kadar değerli olduğunu da vurguluyordu.—Sayılar 15:30, 31; 35:12-25.
16. Kanun kişilik haklarını nasıl koruyordu?
16 Kanun kişi haklarını koruyordu. Borçluları ne şekilde koruduğunu ele alalım. Kanun alacaklının, borçlunun malını rehin olarak almak için onun evine girmesini yasaklıyordu. Bunun yerine dışarıda durup borçlunun rehini getirmesine fırsat vermeliydi. Böylece, konut dokunulmazlığı ilkesi çiğnenmiyordu. Alacaklı borçlunun dış giysisini rehin aldığı takdirde, borçlunun gece ısınabilmesi için muhtemelen ona ihtiyacı olacağından, karanlık basmadan onu geri getirmeliydi.—Tesniye 24:10-14.
17, 18. İsrailoğulları savaşla ilgili konularda diğer milletlerden nasıl farklı davranmak zorundaydılar, neden?
17 Kanun savaşı bile şarta bağlanmıştı. Tanrı’nın kavmi güç veya fetih tutkusunu tatmin amacıyla savaşmamalıydı. O sadece Yehova’nın ‘Cenklerinde’ kullandığı araçtı. (Sayılar 21:14) İsrailoğulları çoğu durumda karşı tarafa önce teslim olma önerisinde bulunmak zorundaydılar. Bu öneriyi reddeden kentleri kuşatabilirlerse de, bunu ancak Tanrı’nın koyduğu kurallar çerçevesinde yapabilirlerdi. Tarih boyunca birçok askerin yaptığının tersine, İsrail ordusundaki erkeklerin kadınların ırzına geçmesine ya da dizginsizce katliam yapmasına asla izin verilmiyordu. Onlar düşmanın meyve ağaçlarına zarar vermeyerek çevreye karşı da saygılı olmalıydılar.d Diğer milletlerin ordularına böyle kısıtlamalar konulmamıştı.—Tesniye 20:10-15, 19, 20; 21:10-13.
18 Bazı ülkelerde küçücük çocukların savaş için eğitildiklerini duyduğunuzda tüyleriniz ürpermiyor mu? Eski İsrail’de 20 yaşın altında hiçbir erkek askere alınmazdı. (Sayılar 1:2, 3) Hatta yersiz korkulara kapılan yetişkin bir erkek bile bu görevden muaf tutulurdu. Yeni evli bir erkek böyle tehlikeli bir göreve başlamadan önce muhtemelen mirasçısının doğumunu görebilmesi için tam bir yıl askerlik hizmetinden muaftı. Kanun genç kocanın yeni evlendiği karısını bu sayede ‘sevindirebileceğini’ açıklıyordu.—Tesniye 20:5, 6, 8; 24:5.
19. Kanun’da kadın, çocuk, dul ve öksüzlerin korunması için ne gibi düzenlemeler bulunuyordu?
19 Kanun ayrıca kadınları, çocukları, aileleri koruyor, onlarla da ilgileniyordu. Ana babalara, çocuklarıyla sürekli ilgilenmelerini ve onları ruhi konularda eğitmelerini emrediyordu. (Tesniye 6:6, 7) Her tür ensest ilişkiyi yasaklıyor ve ölümle cezalandırıyordu. (Levililer 18. bap) Çoğunlukla aileleri parçalayan, onları güvenlikten yoksun bırakıp onurlarını zedeleyen zinayı da yasaklıyor ve yapanlara aynı cezayı veriyordu. Dul kadınlar ve öksüzler için düzenlemelerde bulunuyor ve onlara kötü davranılmasını kesin bir dille yasaklıyordu.—Çıkış 20:14; 22:22-24.
20, 21. (a) Musa Kanunu, İsrailoğulları arasında çokeşliliğe neden izin verdi? (b) Kanun, İsa’nın boşanma konusunda daha sonra geri getirdiği standarttan neden farklıydı?
20 Bu bağlamda belki bazıları ‘Kanun çokeşliliğe neden izin verdi?’ diyebilir. (Tesniye 21:15-17) Bu gibi yasaları geçmiş zamanların ortamı çerçevesinde ele almamız gerekir. Musa Kanunu’nu, çağımızın anlayış ve kültürü açısından bakarak yargılayanların yanlış anlayacağı kesindir. (Süleymanın Meselleri 18:13) Yehova’nın en başta Aden’de koyduğu standarda göre, evlilik tek erkekle tek kadın arasındaki sürekli bağdır. (Tekvin 2:18, 20-24) Ne var ki, Yehova’nın İsrail’e Kanun’u verdiği sıralarda, çokeşlilik gibi alışkanlıklar yüzyıllardır kemikleşmiş durumdaydı. Yehova ‘sert enseli kavminin’ putperestliğin yasaklanması gibi en belli başlı emirlere bile sık sık itaatsizlik edeceğini çok iyi biliyordu. (Çıkış 32:9) Bu nedenle, hikmetle davranıp o çağda onların evlilikle ilgili tüm alışkanlıklarını düzeltmeyi uygun bulmadı. Çokeşliliği Yehova’nın başlatmadığını unutmayın. Bununla birlikte, kavmindeki çokeşliliği denetim altında tutmak ve bu uygulamada aşırılığa kaçılmasını önlemek amacıyla Musa Kanunu’nu kullandı.
21 Aynı şekilde, Musa Kanunu erkeğin çok çeşitli ciddi gerekçelere dayanarak karısını boşamasına izin veriyordu. (Tesniye 24:1-4) İsa bunu Tanrı’nın Yahudi halkına ‘yüreklerinin katılığından ötürü’ verdiği bir “müsaade” olarak adlandırdı. Bununla birlikte, bu “müsaade” geçici bir süre içindi. İsa takipçilerine, Yehova’nın başlangıçtaki evlilik standardını geri getirdi.—Matta 19:8.
Kanun Sevgi Göstermeye Yardımcı Oldu
22. Musa Kanunu, kimlere karşı ve ne şekillerde sevgi gösterilmesini teşvik etti?
22 Sevgi göstermeye teşvik eden çağdaş bir hukuk sistemi düşünebiliyor musunuz? Musa Kanunu her şeyden çok sevgi göstermeye yardımcı oldu. Bu nedenle, “sevgi” sözcüğü yalnızca Tesniye kitabında çeşitli şekillerde 20’den fazla kez geçer. Kanun’un en büyük ikinci emri, “komşunu kendin gibi seveceksin” idi. (Levililer 19:18; Matta 22:37-40) Tanrı’nın kavmi böyle bir sevgiyi sadece birbirlerine karşı değil, bir zamanlar İsrailoğullarının da garip olduğunu hatırlayarak, aralarındaki gariplere karşı da göstermeliydi. Onlar yoksul ve düşkün kimselere madden yardımcı olarak ve onların zayıf durumundan asla yararlanmayarak sevgi göstermeliydiler. Onlara yük hayvanlarına bile nazik ve düşünceli davranmaları emredilmişti.—Çıkış 23:6; Levililer 19:14, 33, 34; Tesniye 22:4, 10; 24:17, 18.
23. Mezmur 119’un yazarı ne yapmak istiyordu, biz de ne yapmaya karar verebiliriz?
23 Böyle bir Kanun başka hangi millete verilmişti? Mezmur yazarının “ne kadar severim yasanı!” demesine hiç şaşmamalı! Ne var ki, onun sevgisi sadece bir duygu olarak kalmıyordu. Onu harekete geçiriyordu, çünkü o bu yasaya itaat etmeye ve ona uygun yaşamaya büyük çaba gösteriyordu. Ayrıca “bütün gün düşünürüm onun [yasan] üzerinde” diye de ekledi. (Mezmur 119:11, 97, YÇ) Evet, o Yehova’nın Kanunu’nu incelemeye düzenli olarak zaman ayırdı. Bu Kanun’a duyduğu sevginin arttığına kuşku yok. Aynı zamanda, Kanun Koyucu Yehova Tanrı’ya karşı da sevgisi çoğaldı. Tanrısal Kanun’u incelemeye devam ederken muhtemelen siz de Büyük Kanun Koyucu ve adalet Tanrısı Yehova’ya daha da yaklaşacaksınız.
a Örneğin, insan dışkısının gömülmesini, hastaların karantinaya alınmasını ve cesede dokunan kişinin yıkanmasını gerektiren yasalar, diğer milletlerin bunlarla ilgili yasalar çıkarmasından yüzyıllar önce Musa Kanunu’nda bulunuyordu.—Levililer 13:4-8; Sayılar 19:11-13, 17-19; Tesniye 23:13, 14.
b Kenan tapınaklarında sekse ayrılmış özel odalar varken, Musa Kanunu’nda kirli durumda olanların mabede girmelerinin bile yasak olduğu belirtiliyordu. Cinsel ilişkide bulunan kişi bir süre kirli duruma geldiğine göre, Yehova’nın evinde hiç kimse seksi tapınmanın meşru bir kısmı haline getiremezdi.
c Kanun’un çok önemli bir amacı öğretimdi. Gerçekten de, Encyclopaedia Judaica “kanun” diye çevrilen İbranice tora sözcüğünün ‘öğretim’ anlamına geldiğini belirtir.
d Kanun anlamlı olarak “kırın ağacı insan mıdır ki, senin tarafından muhasara olunsun?” diye soruyordu. (Tesniye 20:19) Birinci yüzyılın Yahudi bilgini Philon bu yasadan söz ederek, Tanrı’nın, “insana duyulan öfkenin masum cisimlerden çıkarılmasının haksızlık olduğunu” düşündüğünü açıklamıştı.
-
-
Yehova ‘Birçokları İçin Fidye’ SağladıYehova’ya Yaklaşın
-
-
14. BÖLÜM
Yehova ‘Birçokları İçin Fidye’ Sağladı
1, 2. Mukaddes Kitap insanlığın durumunu nasıl anlatır, tek çözüm nedir?
‘BÜTÜN yaratılış birlikte inleyip ağrı çekmektedir.’ (Romalılar 8:22, YÇ) Resul Pavlus acınacak durumumuzu bu sözlerle dile getirir. İnsanın açısından bakıldığında, acı, günah ve ölümün hiçbir çözümü yoktur. Oysa Yehova insan gibi sınırlı bir kapasiteye sahip değildir. (Sayılar 23:19) Adalet Tanrısı sıkıntılarımıza bir çözüm sağladı. Bu çözüm fidyedir.
2 Fidye Yehova’nın insanlığa en büyük armağanıdır. Günah ve ölümden kurtulmamızı mümkün kılar. (Efesoslular 1:8) Gerek gökte gerek Cennet yeryüzünde sonsuz yaşam ümidinin temeli fidyedir. (Luka 23:43; Yuhanna 3:16; I. Petrus 1:4) Acaba fidye tam olarak nedir? Yehova’nın eşsiz adaleti hakkında bize ne öğretir?
Fidye Neden Gerekli Oldu?
3. (a) Fidye neden gerekli oldu? (b) Tanrı Âdem’in soyu için neden yalnızca ölüm cezası verebilirdi?
3 Fidye, Âdem’in günahından ötürü gerekli oldu. Âdem Tanrı’ya itaatsizlik ederek soyuna hastalık, keder, acı ve ölümü miras bıraktı. (Tekvin 2:17; Romalılar 8:20) Tanrı duygusal davranıp ölümden daha hafif bir ceza veremezdi. Aksi takdirde, Kendi koyduğu ‘günahın ücreti ölümdür’ yasasını göz ardı etmiş olurdu. (Romalılar 6:23) Ve böylece Kendi adalet standartlarını geçersiz kılarak evrende kargaşa ve kanunsuzluğun hüküm sürmesine yol açardı.
4, 5. (a) Şeytan Tanrı’ya nasıl iftira etti, Yehova neden bu meydan okumayı yanıtlama zorunluluğu hissetti? (b) Şeytan, Yehova’nın vefalı hizmetçilerine yönelik hangi suçlamada bulundu?
4 Aden’deki isyan 12. bölümde gördüğümüz gibi daha büyük davalar ortaya çıkardı. Şeytan Tanrı’nın saygın ismini karaladı. Aslında, Yehova’yı yaratıklarını özgürlükten yoksun bırakan, yalancı ve zalim bir diktatör olmakla suçladı. (Tekvin 3:1-5) Şeytan, Tanrı’nın yeryüzünü doğru insanlarla doldurma amacını kesintiye uğratarak, O’nun başarısız olduğu izlenimini yarattı. (Tekvin 1:28; İşaya 55:10, 11) Yehova ortaya atılan bu davaları yanıtsız bıraksaydı, zekâ sahibi birçok varlığın O’nun yönetimine güveni bir ölçüde kaybolabilirdi.
5 Şeytan Yehova’nın vefalı hizmetçilerine de iftira etti. Onları Tanrı’ya sırf bencil güdülerle hizmet etmekle suçladı ve baskı altında hiçbirinin Tanrı’ya sadık kalmayacağını iddia etti. (Eyub 1:9-11) Bu davalar insanın içinde bulunduğu açmazdan çok daha önemliydi. Yehova haklı olarak Şeytan’ın iftira niteliğindeki suçlamalarına cevap verme zorunluluğu hissetti. Acaba bu davaları nasıl halledebilir ve insanlığı nasıl kurtarabilirdi?
Bir Karşılık Olan Fidye
6. Mukaddes Kitapta Tanrı’nın insanlığın kurtuluşu için sağladığı çözümü anlatmak üzere kullanılan ifadelerden bazıları nelerdir?
6 Yehova büyük merhametini ve üstün adaletini yansıtan öyle bir çözüm sağlamıştı ki, bunu hiçbir insan asla akıl edemezdi. Öte yandan, bu fevkalade basit bir çözümdü. Mukaddes Kitapta ona bedel ödeme, barıştırma, kurtarma, bağışlatma, kefaret gibi farklı ifadelerle değinilmektedir. (Mezmur 49:7, YÇ; Daniel 9:24; Galatyalılar 3:14; Koloseliler 1:20; İbraniler 2:17, YÇ) Fakat bunu belki en iyi anlatan terim İsa’nın kullandığıydı. Şöyle demişti: “İnsanoğlu kendisine hizmet edilmeğe değil, ancak hizmet etmeğe ve bir çokları için canını fidye [Yunanca, lyʹtron] vermeğe geldi.”—Matta 20:28.
7, 8. (a) Kutsal Yazılarda “fidye” terimi ne anlama gelir? (b) Fidye kavramı, bir karşılıkla ne yönden bağlantılıdır?
7 Fidye nedir? Burada kullanılan Yunanca sözcük ‘salıvermek, serbest bırakmak’ anlamındaki bir fiilden gelir. Bu terim, savaş tutsaklarının serbest bırakılması için ödenen para için kullanılırdı. Aslında, fidye bir şeyi geri almak için ödenen bedel olarak tanımlanabilir. İbranice Kutsal Yazılarda “fidye” sözcüğü (kofer), ‘örtmek’ anlamında bir fiilden gelir. Örneğin, Tanrı Nuh’a gemiyi “ziftlemesini” söylediğinde İbranice’de ‘ziftle örtme’ anlamında bir ifade (aynı sözcüğün bir diğer şekli) kullanılmıştı. (Tekvin 6:14) Bu kullanım, fidye vermenin günahları örtmek anlamına geldiğini görmemize de yardımcı olur.
8 Theological Dictionary of the New Testament, kofer sözcüğünün “her zaman bir karşılık” veya eşdeğerlik belirttiğini söyler. Bu nedenle, ahit sandığının örtüsünün şekli sandığa tam uyuyordu. Benzer şekilde, günah için fidye vermek ya da günahı örtmek üzere, onun yol açtığı zararı tam karşılayan ya da örten bir bedelin ödenmesi gerekiyordu. Tanrı’nın Kanunu’nda bu şöyle ifade edilmişti: “Can yerine can, göz yerine göz, diş yerine diş, el yerine el, ayak yerine ayak.”—Tesniye 19:21.
9. İmanlı insanlar neden kurbanlar sundular, Yehova bu kurbanlara ne gözle baktı?
9 Habil ve ondan sonraki imanlı insanlar, Tanrı’ya kurban olarak hayvanlar sundular. Bunu yapmakla, günahlarının ve kurtarılmaya muhtaç durumlarının farkında olduklarını, Tanrı’nın “zürriyet” veya “soy” aracılığıyla sağladığı kurtuluş vaadine iman ettiklerini gösterdiler. (Tekvin 3:15; 4:1-4; Levililer 17:11; İbraniler 11:4) Yehova bu kurbanlardan memnun oldu ve Kendisine bu şekilde tapınanlara lütuf gösterdi. Bununla birlikte, kurban olarak sunulan bu hayvanların en iyisi bile sadece bir simgeydi. Hayvanlar insandan alt düzeyde olduklarından aslında onun günahını örtemezlerdi. (Mezmur 8:4-8) Bu nedenle, Mukaddes Kitap “boğaların ve ergeçlerin kanı günahları kaldıramaz” der. (İbraniler 10:1-4) Böyle kurbanlar fidyeyi sağlayacak gerçek kurbanın sadece bir temsili ya da simgesiydiler.
‘Eşdeğerde Bir Fidye’
10. (a) Fidye olacak kişi kiminle eşdeğerde olmalıydı, neden? (b) Neden sadece bir tek insanın kurban edilmesi gerekliydi?
10 Resul Pavlus, ‘cümlesi Âdem’de ölüyor’ dedi. (I. Korintoslular 15:22) Şu halde, fidye Âdem’e tam anlamıyla eşit birinin, kusursuz bir insanın ölümünü gerektiriyordu. (Romalılar 5:14) Başka hiçbir yaratık adalet terazisini dengeleyemezdi. Yalnızca kusursuz bir insan, Âdem’in çarptırıldığı ölüm cezasını miras almamış biri, Âdem’in tam karşılığı olup ‘eşdeğerde bir fidye’ verebilirdi. (I. Timoteos 2:6) Âdem’in soyundan gelen her bireye karşılık bir kurban olmak üzere, milyarlarca insanın kurban edilmesi gerekmiyordu. Resul Pavlus bunu şöyle açıkladı: “Günah bir adam [Âdem] vasıtası ile, ve ölüm günah vasıtası ile dünyaya girdi.” (Romalılar 5:12) Ve “mademki ölüm insan vasıtası ile geldi”, Tanrı insanlığın kurtuluşunu da “insan vasıtası ile” sağladı. (I. Korintoslular 15:21) Nasıl?
‘Herkes için eşdeğerde fidye’
11. (a) Fidye olan kişi nasıl ‘her adam için ölümü tadacaktı’? (b) Âdem ve Havva neden fidyeden yararlanamazlardı? (Dipnota bakın.)
11 Yehova kusursuz bir adamın, hayatını gönüllü olarak kurban vermesini sağladı. Romalılar 6:23’e göre günahın “ücreti ölüm”dür. Fidye olan kişi ‘her adam için ölümü tadacaktı.’ Başka sözlerle, Âdem’in günahının ücretini ödeyecekti. (İbraniler 2:9; II. Korintoslular 5:21; I. Petrus 2:24) Bunun yasal açıdan önemli sonuçları olacaktı. Fidye, Âdem’in soyundan itaatli kimseler için ölüm cezasını geçersiz kılarak günahın yıkıcı gücünü kökünden yok edecekti.a—Romalılar 5:16.
12. Tek bir borcun ödenmesinin nasıl birçok insana yarar sağlayabildiğini anlatın.
12 Bunu şöyle örnekleyelim: Halkının çoğunun büyük bir fabrikada çalıştığı bir kasabada yaşadığınızı varsayın. Siz ve komşularınız yaptığınız işe karşılık iyi ücret alıyor ve rahat bir yaşam sürdürüyorsunuz. Bu durum fabrikanın kapandığı güne dek devam ediyor. Fabrika acaba neden kapanıyor? Yöneticisi yolsuzluk yaparak işletmeyi iflasa sürüklediğinden. Hepiniz aniden işsiz kaldığınızdan faturalarınızı ödeyemiyorsunuz. Bir tek adamın yolsuzluğu yüzünden eşleriniz, çocuklarınız hatta alacaklılarınız dahi zor durumda kalıyor! Acaba bir çözüm yolu var mı? Evet! Zengin bir hayırsever duruma müdahalede bulunmaya karar veriyor. Kendisi bu işletmenin değerinin farkındadır. Ayrıca o fabrikada çalışmış olan birçok işçinin ve ailelerinin yaşadığı zorluğu anlıyor. Böylece şirketin borcunu ödeyip fabrikanın tekrar açılmasını sağlıyor. Tek bir borcun iptaliyle birçok işçi, aileleri ve alacaklıları kurtuluyor. Benzer şekilde, Âdem’in borcunun iptalinden de milyarlarca insan yararlanıyor.
Fidyeyi Kim Sağladı?
13, 14. (a) Yehova insanlık için gereken fidyeyi nasıl sağladı? (b) Fidye kime ödenir, fidye ödemeye neden gerek var?
13 Yalnızca Yehova ‘dünyanın günahını kaldıran Kuzuyu’ sağlayabilirdi. (Yuhanna 1:29) Fakat Tanrı insanlığı kurtarmak için rasgele bir melek seçip göndermedi. Bunun yerine, Şeytan’ın, Kendi hizmetçilerine yönelttiği suçlamaya son ve kesin yanıtı verebilecek Kişiyi gönderdi. Evet, Yehova Kendi “sevinci” olan biricik Oğlunu göndermekle en büyük özveride bulunmuş oldu. (Süleymanın Meselleri 8:30) Tanrı’nın Oğlu kendi isteğiyle gökteki ‘ululuğunu bir yana bıraktı.’ (Filipililer 2:7, 8, YÇ) Yehova gökteki ilk Oğlunun yaşamını ve kişiliğini mucizevi şekilde Meryem isminde bir Yahudi bakirenin rahmine nakletti. (Luka 1:27, 35) Bir erkek olarak doğacak ve ismi İsa olacaktı. Fakat yasal açıdan, Âdem’in kusursuz bir karşılığı olduğundan ikinci Âdem diye de adlandırılabilirdi. (I. Korintoslular 15:45, 47) Böylece İsa kendisini günahkâr insanlık için fidye olarak kurban verebildi.
14 Bu fidye kime ödenecekti? Mezmur 49:7 fidyenin ‘Tanrı’ya’ ödendiğini kesin olarak söyler. Fakat fidyeyi sağlayan zaten Yehova değil miydi? Evet, fakat bu, parayı bir cepten alıp öbür cebe koymak gibi, fidyeyi formalite gereği yapılan anlamsız bir değiş tokuş durumuna sokmaz. Fidyenin maddi bir değiş tokuş değil, yasal bir işlem olduğu iyice anlaşılmalıdır. Yehova Kendisine çok pahalıya mal olduysa da, fidye bedelini sağlamakla kusursuz adaletine sımsıkı bağlı kaldığını doğrulamış oldu.—Tekvin 22:7, 8, 11-13; İbraniler 11:17; Yakub 1:17.
15. İsa’nın sıkıntı çekerek ölmesi neden gerekliydi?
15 İsa Mesih MS 33 yılının ilkbaharında, fidye bedelinin ödenmesiyle sonuçlanan ağır bir deneyime razı oldu. Asılsız suçlamalarla tutuklanmasına, suçlu çıkarılıp direğe gerilmesine karşı koymadı. Acaba İsa’nın bunca sıkıntıyı çekmesi gerçekten gerekli miydi? Evet, çünkü Tanrı’nın hizmetçilerinin bütünlüğü konusunda ortaya atılan dava halledilmeliydi. Tanrı’nın, Herodes’in İsa’yı bebekken öldürmesine izin vermemesi dikkate değer. (Matta 2:13-18) Ama İsa, yetişkin bir erkek olduğunda, bu davaların tam anlamıyla bilincinde olarak Şeytan’ın saldırılarının en ağırına dayanabilirdi.b Gördüğü dehşet verici muameleye karşın “mukaddes, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış” durumunu koruyarak, Yehova’nın zorluklar karşısında da sadık kalan kullara sahip olduğunu kesin olarak kanıtladı. (İbraniler 7:26) Bu durumda, son nefesini verirken, muzaffer bir şekilde “tamamlandı” diye haykırması gayet doğaldı.—Yuhanna 19:30, YÇ.
Fidye Görevini Tamamlıyor
16, 17. (a) İsa kurtarıcılık görevine nasıl devam etti? (b) İsa’nın “bizim için Tanrı’nın önünde” görünmesi neden gerekliydi?
16 İsa’nın kurtarıcılık görevini tamamlaması gerekiyordu. Yehova onu ölümünden sonraki üçüncü gün diriltti. (Resullerin İşleri 3:15; 10:40) Bu çok önemli eylemle, sadece Oğlunun sadık hizmetini ödüllendirmekle kalmamış, ona Kendi Başkâhini sıfatıyla kurtarıcılık görevini tamamlaması için fırsat da vermişti. (Romalılar 1:4; I. Korintoslular 15:3-8) Resul Pavlus bunu şöyle açıklar: “Mesih, . . . . başkâhini olarak ortaya çıktı. . . . . Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi. . . . . Çünkü Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup insan eliyle yapılan kutsal yere değil, ama şimdi bizim için Tanrı’nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi.”—İbraniler 9:11, 12, 24, YÇ.
17 Mesih kendi kanını göğe götüremezdi. (I. Korintoslular 15:50) Bunun yerine, bu kanın simgelediği şeyi –kurban olarak verdiği kusursuz yaşamının yasal değerini– göğe götürdü. Sonra bu yaşamının değerini resmen “Tanrı’nın önünde” günahkâr insanlık için fidye olarak sundu. Yehova bu kurbanı kabul etti mi? Evet ve bu, MS 33 yılının Pentikost gününde mukaddes ruhun Yeruşalim’de 120 kadar öğrencinin üzerine dökülmesiyle belli oldu. (Resullerin İşleri 2:1-4) Bu çok heyecan verici bir olay idiyse de, fidyenin sağladığı şahane yararlar henüz yeni başlamıştı.
Fidyenin Yararları
18, 19. (a) Hangi iki grup insan Mesih’in kanı sayesinde mümkün kılınan barışmadan yararlanmaktadır? (b) Fidyenin ‘büyük kalabalıktan olanlara hem şimdi hem de gelecekte sağlayacağı bazı yararlar nelerdir?
18 Pavlus Koloseliler’e yazdığı mektupta Tanrı’nın, İsa’nın işkence direği üzerinde dökülen kanını esas alarak, Mesih aracılığıyla tüm diğer şeyleri Kendisiyle barıştırmayı uygun gördüğünü açıklar. Ayrıca, bu barışmanın iki farklı grubu, yani gerek ‘gökteki’ gerekse de ‘yerdeki şeyleri’ kapsadığını da bildirir. (Koloseliler 1:19, 20; Efesoslular 1:10) Birinci grup gökte, kâhinler ve yeryüzünün kralları olarak Mesih İsa ile birlikte hizmet etme ümidi verilen 144.000 kişiden oluşur. (Vahiy 5:9, 10; 7:4; 14:1-3) Onlar aracılığıyla fidyenin yararları itaatli insanlara bin yıllık dönem boyunca adım adım uygulanacaktır.—I. Korintoslular 15:24-26; Vahiy 20:6; 21:3, 4.
19 ‘Yerdeki şeyler’ yeryüzündeki Cennette kusursuz yaşama kavuşmayı bekleyen kişilerdir. Vahiy 7:9-17 onları yaklaşan ‘büyük sıkıntıda’ hayatta kalacak bir “büyük kalabalık” olarak betimler. Fakat onların fidyenin yararlarını elde edebilmek için o zamana dek beklemeleri gerekmez. Onlar zaten ‘kaftanlarını yıkamış ve onları Kuzunun kanında beyaz etmişlerdir.’ Fidyeye iman ettiklerinden şimdiden bu sevgi dolu düzenlemeden ruhi yararlar elde etmişlerdir. Tanrı’nın dostları olarak aklanmışlardır! (Yakub 2:23) İsa’nın kurban olması sonucu ‘inayet tahtına cesaretle yaklaşabilmektedirler.’ (İbraniler 4:14-16) Hata yaptıklarında gerçekten bağışlanırlar. (Efesoslular 1:7, 8) Kusurlu oldukları halde, temiz bir vicdana sahiptirler. (İbraniler 9:9; 10:21; I. Petrus 3:21) Öyleyse, Tanrı’yla barışma ileride olması ümit edilen bir gelişme değil, şu anda var olan bir gerçektir! (II. Korintoslular 5:19, 20) Onlar Bin Yıllık dönemde ‘yozlaşmaya köle olmaktan’ yavaş yavaş kurtarılıp ‘Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulacaklardır.’—Romalılar 8:21, YÇ.
20. Fidye üzerinde derin düşündüğünüzde şahsen nasıl etkileniyorsunuz?
20 Fidye için “İsa Mesih vasıtası ile Allaha şükür!” (Romalılar 7:25) Fidye ilke olarak basitse de, içimizi hayranlıkla dolduracak kadar derin bir anlam taşır. (Romalılar 11:33) Ve üzerinde şükranla düşündüğümüzde, yüreğimizi etkileyerek bizi adalet Tanrısı’na daha da yaklaştırır. Öyleyse, Mezmur yazarı gibi biz de ‘doğruluğu, adaleti seven’ Yehova’yı övmek için her nedene sahibiz.—Mezmur 33:5, YÇ.
a Âdem ve Havva fidyeden yararlanamazlardı. Çünkü Musa Kanunu’nda kasten adam öldüren kişiyle ilgili şu ilke belirtilmişti: “Ölümü hak etmiş katilin canı için bedel almayacaksınız.” (Sayılar [Çölde Sayım] 35:31, YÇ) Açıkça görüldüğü gibi, Âdem ve Havva Tanrı’ya kasten, bilerek itaatsizlik ettiklerinden ‘ölümü hak etmişlerdi.’ Böylece, sonsuz yaşam ümidini de kaybetmişlerdi.
b İsa’nın, Âdem’in günahını karşılamak için kusursuz bir çocuk değil, kusursuz bir adam olarak ölmesi gerekiyordu. Âdem’in davranışının ve bunun sonuçlarının ciddiyetinin tam bilincinde olarak, bile bile suç işlediğini unutmayın. İsa’nın “son Âdem” olup bu günahı örtebilmek için, Yehova’ya bütünlüğünü korumak üzere erişkin, olgun biri olarak bilinçli bir seçim yapması gerekiyordu. (I. Korintoslular 15:45, 47) Böylece, İsa’nın tüm sadık yaşamı –kurban olarak ölümü de dahil– “bir doğru çıkarma eylemi” oldu.—Romalılar 5:18, 19, İncil—Çağdaş Türkçe Çeviri.
-
-
İsa Yeryüzüne Adalet GetirirYehova’ya Yaklaşın
-
-
15. BÖLÜM
İsa Yeryüzüne Adalet Getirir
1, 2. İsa hangi durum karşısında öfkelendi, neden?
İSA’NIN öfkeli olduğu belliydi ve bunda çok haklıydı. Bu yumuşak huylu adamı zihninizde bu haliyle canlandırmakta zorlanabilirsiniz. (Matta 21:5) Tabii, bu onun özdenetimini yitirdiği anlamına gelmez, çünkü öfkelenmekte haklıydı.a Acaba bu barışsever adamı böylesine öfkelendiren neydi? Yapılan büyük bir adaletsizlik.
2 Yeruşalim’deki mabet İsa için çok değerliydi. Tüm dünyada, gökteki Babasına sunulan tapınmaya adanmış tek kutsal yer orasıydı. Yahudiler birçok ülkeden uzun yollar katederek oraya tapınmaya gelirlerdi. Hatta diğer uluslardan bile Tanrı’dan korkar kişiler oraya gelip mabedin kendilerine ayrılan avlusuna girerlerdi. İsa hizmetinin başlarında mabet alanına girdiğinde dehşet verici bir sahneyle karşılaşmıştı. Orası bir ibadethane olmaktan çıkıp, ticarethaneye dönmüştü! Satıcılarla, sarraflarla doluydu. Acaba adaletsizlik bunun neresindeydi? Tanrı’nın mabedi bu adamların gözünde sadece halkı sömürme, hatta soyma yeri olmuştu. Nasıl mı?—Yuhanna 2:14.
3, 4. Halk Yehova’nın evinde nasıl açgözlülükle sömürülüyordu, İsa durumu düzeltmek için ne yaptı?
3 Din adamları, mabet vergisinin ancak özel bir sikkeyle ödenebileceğine ilişkin bir kural koymuşlardı. Ziyaretçiler ellerindeki parayı bu sikkeyle değiştirmek zorundaydılar. Bu sayede sarraflar masalarını mabedin tam ortasına kuruyor, yaptıkları her değiş tokuş karşılığında ücret alıyorlardı. Hayvan satışı da çok kârlı bir işti. Kurban sunmak isteyen ziyaretçiler, kentteki herhangi bir satıcıdan kurbanlık hayvan satın alabilirlerdi, ama mabet memurları bu sunuları uygun olmadıkları gerekçesiyle kolayca reddedebiliyorlardı. Oysa, mabet alanından satın alınanların kabul edileceği kesindi. Satıcılar, ellerine düşen bu insanlardan, sattıkları hayvanlar için bazen aşırı yüksek fiyatlar istiyorlardı.b Yapılan iş adi bir ticaretten de beterdi. Resmen soygunculuktu!
“Bunları buradan kaldırın!”
4 İsa böyle bir adaletsizliğe göz yumamazdı. Orası Babasının eviydi! İpten bir kamçı yaparak koyun ve sığır sürülerini mabetten attı. Sonra sarrafların üstüne yürüyüp masalarını devirdi. Onca sikkenin mermer zemine savruluşunu hayalinizde canlandırın! Güvercin satanlara sert bir şekilde “bunları buradan kaldırın” diye emretti. (Yuhanna 2:15, 16) Anlaşılan, kimse bu yürekli adama karşı koymaya cüret edemedi.
‘Babasının Oğlu’
5-7. (a) İsa’nın insan öncesi yaşamının onun adalet duygusu üzerinde nasıl etkisi oldu, İsa’nın örneğini inceleyerek neler öğrenebiliriz? (b) Mesih, Yehova’nın egemenliği ve ismi konusundaki adaletsizlikle nasıl savaştı?
5 Tabii, İsa gittikten sonra satıcılar mabede geri döndüler. Üç yıl kadar sonra İsa aynı adaletsizlikle yeniden mücadele etmek zorunda kaldı. Bu sefer, Yehova’nın, Kendi evini ‘haydut inine’ çevirenleri mahkûm eden sözlerini alıntıladı. (Matta 21:13; Yeremya 7:11) Evet, İsa insanların açgözlülükle sömürüldüğünü, Tanrı’nın mabedinin kirletildiğini gördüğünde Babasının hissettiklerini aynen hissetti. Bu gayet doğaldı! O milyonlarca yıl boyunca gökteki Babası tarafından eğitilmişti. Bunun sonucu olarak, Yehova’daki adalet duygusu ona da aşılanmıştı. Böylece, İsa ‘babasının oğlu’ özdeyişinin canlı bir örneği olmuştu. Öyleyse, Yehova’nın adalet niteliği konusunda net bir görüş kazanmak istiyorsak, yapabileceğimiz en doğru şey İsa Mesih’in örneği üzerinde derin düşünmektir.—Yuhanna 14:9, 10.
6 Şeytan, Yehova Tanrı’yı haksız yere yalancılıkla suçlayıp yönetiminin doğruluğundan kuşku uyandırdığı sırada, Yehova’nın biricik Oğlu oradaydı. Bu ne korkunç bir iftiraydı! Bu Oğul, Şeytan’ın daha sonra Yehova’ya meydan okuyarak, kimsenin O’na çıkarsız bir sevgiyle hizmet etmeyeceği iddiasına da tanık olmuştu. Bu asılsız suçlamalar hiç kuşkusuz doğruluğu seven Oğul’un yüreğini sızlatmıştı. Bu yalanları temizleme işinde başrolü oynayacağını öğrendiğinde ne kadar heyecan duymuş olmalı! (II. Korintoslular 1:20) Acaba bunu nasıl yapacaktı?
7 Şeytan, Yehova’nın yaratıklarının bütünlüğü konusunda kuşku uyandıran bir iddiada bulunmuştu. 14. bölümde öğrendiğimiz gibi, İsa Mesih bu iddiaya son ve kesin yanıtı verdi. Bu şekilde, Yehova’nın egemenlik hakkının nihai olarak doğrulanıp isminin kutsanması için temel atmış oldu. “Önder” sıfatıyla Yehova’nın adaletini evrensel çapta gerçekleştirecekti. (Resullerin [Elçilerin] İşleri 5:31, YÇ) Yeryüzündeki yaşamıyla da aynı şekilde Tanrısal adaleti yansıttı. Yehova onun hakkında, “Ruhumu, O’nun üzerine koyacağım, O da adaleti uluslara ilan edecek” demişti. (Matta 12:18, Müjde) İsa bu sözleri nasıl gerçekleştirdi?
İsa Adaletin Anlamına Açıklık Getirdi
8-10. (a) Yahudi dinsel liderlerin sözlü töreleri, Yahudi olmayanları ve kadınları hor görmeyi nasıl teşvik ediyordu? (b) Sözlü yasalar Yehova’nın Sebt yasasını nasıl yük haline getirmişti?
8 İsa, Yehova’nın Kanunu’nu seviyor ve ona uygun yaşıyordu. Oysa o günün dinsel liderleri bu Kanun’u çarpıtıp yanlış uyguluyorlardı. İsa onlara “vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! . . . . Kutsal Yasa’nın daha önemli konularını –adaleti, merhameti, sadakati– ihmal edersiniz” dedi. (Matta 23:23, YÇ) Tanrı’nın Kanunu’nu öğreten o öğretmenler adaletin anlamını açıklamadıkları gibi, Tanrısal adaleti anlaşılmaz hale de getiriyorlardı. Nasıl mı? Birkaç örnek ele alalım.
9 Yehova kavmine çevresindeki pagan milletlerden ayrı kalmasını emretmişti. (I. Kırallar 11:1, 2) Böyle olmakla birlikte, bazı fanatik din adamları, halkı Yahudi olmayan herkesi hor görmeye teşvik ediyorlardı. Mişna’ya şu kuralı bile sokmuşlardı: “Sünnetsizler hayvanlarla ilişkide bulunabileceklerinden, sığırları onların hanlarında bırakmayın.” Yahudi olmayan herkese istisnasız böyle önyargılı davranmak haksızlıktı ve Musa Kanunu’nun ruhuna tamamen aykırıydı. (Levililer 19:34) Konulan başka kurallar da kadınları aşağılıyordu. Sözlü yasaya göre, kadın kocasının yanında değil, arkasında yürümeliydi. Erkeğe, bir kadınla –kendi karısıyla bile– herkesin önünde sohbet etmemesi tembih ediliyordu! Kadınların, aynı köleler gibi, mahkemede tanıklık etmesine izin verilmiyordu. Hatta erkeklerin Tanrı’ya kendilerini kadın yaratmadığı için şükrettiği resmi bir şükran duası bile vardı!
10 Dinsel liderler, Tanrı’nın Kanunu’nu insanların koyduğu yığınla kural ve talimatın ardına gizliyorlardı. Örneğin, Sebt yasası, Sebt günü iş yapmayı yasaklayarak o günü tapınmaya, ruhen canlanmaya ve dinlenmeye ayırıyordu. Gelgelelim, Ferisiler o yasayı yük haline getirmişlerdi. ‘İş yapmakla’ ne kastedildiğine kendileri karar veriyorlardı. Ekin biçmek ya da avlanmak gibi 39 farklı etkinliği iş kapsamına alıp sınıflandırmışlardı. Bu sınıflandırma bitmez tükenmez sorulara neden oluyordu. Örneğin, bir kimse Sebt günü pire öldürürse avlanmış sayılır mıydı? Yolda yürürken yemek için bir avuç başak koparırsa ekin biçmiş olur muydu? Hasta birini iyileştirirse iş yapmış sayılır mıydı? Böyle sorular ayrıntılı katı kurallarla cevaplanıyordu.
11, 12. İsa, Ferisilerin Kutsal Yazılara dayanmayan törelerine karşı olduğunu nasıl ifade etti?
11 Acaba böyle bir ortamda, İsa insanların adaletin anlamını kavramasına nasıl yardım edecekti? O, hem öğretileriyle, hem de yaşam tarzıyla din adamlarına karşı cesaretle tavır aldı. Önce, onun öğretilerinden bazılarını ele alalım. İnsanların sayısız kurallar koymasını, “kuşaktan kuşağa aktardığınız törelerle Tanrı’nın sözünü geçersiz kılıyorsunuz” diyerek açıkça kınadı.—Markos 7:13, YÇ.
12 İsa Ferisilerin Sebt yasası konusundaki yanlışlarını, yani bu yasanın esas amacını gözden kaçırdıklarını etkileyici şekilde gösterdi. Mesih’in “Sebt gününün Rabbi” olması nedeniyle Sebt gününde insanları iyileştirmeye hakkı olduğunu açıkladı. (Matta 12:8) Bu noktayı vurgulamak amacıyla Sebt günü herkesin gözü önünde iyileştirme mucizeleri yaptı. (Luka 6:7-10) Bu olaylar onun Bin Yıllık Hükümdarlığı sırasında dünya çapında yapacağı mucizeler hakkında genel bir fikir veriyordu. Bin Yıllık dönem en büyük Sebt olacak. O zaman tüm sadık insanlar, yüzyıllardır günah ve ölüm yükü altında çektikleri zahmetten nihayet kurtulup rahata kavuşacak.
13. Mesih’in yerdeki hizmetinin sonucunda hangi yasa varlık buldu, bu öncekinden nasıl farklıydı?
13 İsa, yerdeki hizmetini tamamladıktan sonra varlık bulan yeni bir yasa, yani ‘Mesih’in kanunu’ aracılığıyla da adaletin anlamına açıklık getirdi. (Galatyalılar 6:2) Önceki Musa Kanunu’nun tersine, bu yeni yasa genelde bir sürü yazılı emre değil, ilkelere dayanıyordu. Bununla birlikte, bazı direkt emirler de içeriyordu. İsa bunlardan birini “yeni bir emir” diye adlandırdı. Tüm takipçilerine, birbirlerini kendisi gibi sevmelerini öğretti. (Yuhanna 13:34, 35) Evet, özverili sevgi ‘Mesih’in kanununa’ göre yaşayan herkesi tanıtan özellik olmalıydı.
Adaletin Canlı Örneği
14, 15. İsa yetki sınırlarının farkında olduğunu nasıl gösterdi; bu davranışı neden güven perçinledi?
14 İsa sevgiyi sadece öğretmekle kalmadı. ‘Mesih’in kanununu’ bizzat yaşadı. Bunu yaşam tarzıyla somut bir şekilde gösterdi. Şimdi, İsa’nın örneğinin adaletin anlamına açıklık getirdiği üç noktayı ele alalım.
15 Birincisi, İsa herhangi bir şekilde adaletsizlik yapmaktan titizlikle kaçındı. Birçok adaletsizliğin, kusurlu insanların küstahlaşıp yetki sınırlarını aşmaları sonucu ortaya çıktığına belki siz de dikkat etmişsinizdir. İsa bunu yapmadı. Bir keresinde, bir adam ona yaklaşıp ‘“Öğretmen!” dedi, “kardeşime söyle de şu mirası benimle bölüşsün.”’ İsa ona ne karşılık verdi? ‘“Ey adam” dedi, “beni üzerinize kim yargıç ya da miras dağıtıcısı atadı?”’ (Luka 12:13, 14, İncil—Çağdaş Türkçe Çeviri) Dikkate değer bir davranış değil mi? İsa, zekâsı, ayırt etme gücü ve hatta Tanrı’nın kendisine bağışladığı yetki açısından herkesten üstündü, ama buna rağmen böyle bir meseleye karışmayı reddetti, çünkü bunu yapmak için özel bir yetki almamıştı. O her zaman, hatta insan olarak doğmadan önce gökte yaşadığı binlerce yıl boyunca da, böyle haddini bilen biriydi. (Yahuda 9) Neyin adaletli olduğu konusunda Yehova’nın kararına alçakgönüllülükle duyduğu güven onun hakkında çok şey anlatır.
16, 17. (a) İsa, Tanrı’nın Gökteki Krallığının iyi haberini iletme tarzıyla da adaleti nasıl ortaya koydu? (b) İsa, adalet duygusunun merhamet içerdiğini nasıl gösterdi?
16 İkincisi, İsa Tanrı’nın Gökteki Krallığının iyi haberini duyurma tarzıyla da adalet gösterdi. Önyargılı davranmadı. Aksine, büyük bir istekle zengin, fakir her tür insana erişmeye çalıştı. Bunun tersine, Ferisiler amhaarets ya da “avam” dedikleri yoksul, sıradan kimseleri hor görüp dışlıyorlardı. İsa bu adaletsizliğe karşı cesur bir mücadeleye girişti. Halka iyi haberi bildirdiği ya da bu amaçla onlarla yemek yediği, karınlarını doyurduğu, onları fiziksel açıdan iyileştirdiği, hatta dirilttiği zamanlar, her tür insana iyi haberin iletilmesini isteyen Tanrı’nın adaletini yüceltti.c—I. Timoteos 2:4.
17 Üçüncüsü, İsa’nın adalet duygusu derin bir merhamet içeriyordu. Günahkârlara yardım etmeye büyük çaba gösteriyordu. (Matta 9:11-13) Kendini korumaktan aciz kimselerin hemen yardımına koşuyordu. Örneğin, başka uluslardan hiç kimseye güvenmeme fikrini yayan din adamlarının görüşünü paylaşmıyordu. Esas görevi Yahudi halkına yönelikse de, çeşitli uluslardan bazı kişilere de merhametle yardım edip öğretiyordu. Romalı bir subayın hastasını iyileştirmeyi kabul etmiş ve “ben İsrailde bu kadar büyük imanı kimsede bulmadım” demişti.—Matta 8:5-13.
18, 19. (a) İsa kadınların onurlandırılmasını ne şekilde destekledi? (b) İsa’nın örneği cesaretle adalet arasındaki bağlantıyı görmemize nasıl yardımcı olur?
18 Benzer şekilde, İsa kadınların aleyhindeki yaygın görüşleri desteklemedi. Tersine, cesaretle doğru olanı yaptı. Samiriyeli kadınlar diğer milletlerden olanlar kadar kirli sayılırlardı. Oysa İsa, Sihar’daki kuyunun başında Samiriyeli bir kadına vaaz etmekten çekinmedi. Aslında, kendisinin vaat edilen Mesih olduğunu ilk kez bu kadına açıkladı. (Yuhanna 4:6, 25, 26) Ferisiler kadınlara Tanrı’nın Kanunu’nun öğretilmemesi gerektiğini söylüyorlardı, oysa İsa kadınlara öğretmek için çok zaman ve çaba harcadı. (Luka 10:38-42) Ayrıca töreler, kadınların güvenilir bir tanıklıkta bulunamayacağını savunurken, İsa diriltildikten sonra, bazı kadınları kendisini ilk görenler olma ayrıcalığı ile onurlandırdı. Hatta onlara bu çok önemli olayı gidip erkek öğrencilerine anlatmalarını da söyledi.—Matta 28:1-10.
19 Evet, İsa milletler için de adaletin anlamına açıklık getirdi. Bunu, kendisini defalarca tehlikeye atarak yaptı. İsa’nın örneği gerçek adaleti savunmanın cesaret gerektirdiğini görmemize yardım eder. O yerinde olarak “Yahuda sıptından olan Aslan” diye adlandırılmıştır. (Vahiy 5:5) Aslanın cesaret ve adaletin simgesi olduğunu anımsayın. Yakın gelecekte, İsa adaleti daha büyük çapta gerçekleştirecek. Yeryüzünde tam anlamıyla ‘adalet sağlayacak.’—İşaya 42:4, YÇ.
Mesih Kral Yeryüzüne Adalet Getirir
20, 21. Mesih Kral bizim zamanımızda hem dünya çapında hem de kendi cemaati içinde adaleti nasıl desteklemektedir?
20 İsa, Mesih Kral olduğu 1914’ten beri yeryüzünde adaleti desteklemektedir. Nasıl mı? Matta 24:14’te bulunan peygamberliğini gerçekleştirme sorumluluğunu üstlenerek. İsa’nın yeryüzündeki takipçileri her ülkeden insana Yehova’nın Gökteki Krallığı hakkındaki hakikati öğretirler. İsa gibi onlar da vaaz etme işini tarafsız ve adil biçimde yürüterek genç yaşlı, zengin fakir, kadın erkek herkese adalet Tanrısı Yehova’yı tanıma fırsatı vermeye çalışırlar.
21 İsa, Başı olduğu cemaatin içinde de adaleti desteklemektedir. Önceden bildirildiği gibi, o, ‘insan olan hediyeler’ verdi; bunlar cemaate önderlik eden güvenilir ihtiyarlardır. (Efesoslular 4:8-12) Bu adamlar Tanrı’nın değerli sürüsüne çobanlık ederken, adaleti desteklemek açısından İsa Mesih’in örneğine uygun davranırlar. İsa’nın, konumlarına, toplumun gözündeki önemlerine ya da maddi koşullarına bakmaksızın, koyunlarına adaletle davranılmasını istediğini daima akılda tutarlar.
22. Yehova günümüz dünyasında dal budak salmış adaletsizlik karşısında ne hisseder, Oğlu’nu bu konuda ne yapmakla görevlendirdi?
22 Bununla birlikte, İsa yakın gelecekte yeryüzünde adaleti benzeri görülmemiş şekilde gerçekleştirecek. Bu yoz dünyada adaletsizlik dal budak salmıştır. Açlık yüzünden ölen her çocuk mazur görülemez bir adaletsizliğin kurbanıdır; özellikle de savaş silahları üretmek ve zevk peşinden koşanların bencil kaprislerini tatmin etmek için savrulan para ve zaman düşünülecek olursa. Her yıl milyonlarca kişinin boş yere ölümü de adaletsizliğin çeşitli türlerinden biridir ve bütün bunlar Yehova’yı haklı olarak öfkelendirir. Yehova her tür adaletsizliğe kalıcı bir son vermek üzere Oğlu’nu bu kötü sistemin tümüne adil bir savaş açmakla görevlendirdi.—Vahiy 16:14, 16; 19:11-15.
23. Mesih Armagedon’dan sonra adaleti sonsuza dek nasıl destekleyecek?
23 Bununla birlikte, Yehova’nın adaleti, kötülerin yok edilmesinden daha da fazlasını gerektirir. O, Oğlu’nu dünyayı ‘Barış Prensi’ olarak yönetmekle görevlendirdi. Armagedon savaşından sonra İsa’nın yönetimi, dünya çapında barış getirecek ve İsa ‘adaletle’ yönetecek. (İşaya 9:6, 7) Dünyada bunca sefalet ve acıya neden olan her tür adaletsizliği büyük bir zevkle ortadan kaldıracak. Yehova’nın kusursuz adaletini sonsuza dek sadakatle koruyacak. Öyleyse, bizim Yehova’nın adaletini şimdiden örnek almaya çalışmamız ne kadar önemli! Bunu nasıl yapabileceğimizi gelecek bölümde göreceğiz.
a İsa haklı olarak öfkelendiğinde, her kötülüğe karşı “gazapla dolu” olan Yehova gibi davrandı. (Nahum 1:2) Örneğin, Yehova dik başlı kavmine Kendi evini ‘haydut inine’ çevirdiklerini söyledikten sonra, ‘bu yerin üzerine öfkesinin ve kızgınlığının döküleceğini’ bildirmişti.—Yeremya 7:11, 20.
b Mişna’ya göre, birkaç yıl sonra, mabette güvercinlerin çok yüksek fiyata satılması yüzünden bir protesto gösterisi yapıldı. Fiyat derhal yüzde 99 indirildi. Acaba bu kârlı ticaretten en çok kazanan vurguncu kimdi? Bazı tarihçilere göre, mabetteki çarşının sahibi Başkâhin Hanna ve ailesiydi; onların muazzam servetinin büyük bir kısmı bu ticarete dayanıyordu.—Yuhanna 18:13.
c Ferisiler, Kanun bilgisi olmayan sıradan insanların “lânetli” olduğunu savunuyorlardı. (Yuhanna 7:49) Böyle kimselere bilgi vermemek, onlarla iş yapmamak, yemek yememek, birlikte dua etmemek gerektiğini söylüyorlardı. Onlara göre, insan kızının böyle biriyle evlenmesine izin vereceğine onu canavarlara teslim etse daha iyiydi. Böyle sıradan kimseler için dirilme ümidinin söz konusu olmadığı görüşündeydiler.
-
-
Tanrı’nın Yolunda Adaletle DavranmakYehova’ya Yaklaşın
-
-
16. BÖLÜM
Tanrı’nın Yolunda Adaletle Davranmak
1-3. (a) Yehova’ya neden borçluyuz? (b) Sevgi dolu Kurtarıcımız yaptıklarına karşılık bizden ne ister?
BATMAKTA olan bir gemide adeta kapana kısıldığınızı varsayın. Tam hiçbir ümit kalmadığını düşündüğünüz sırada, birisi imdada yetişip sizi güvenli bir yere çekiyor. Kurtarıcınız sizi tehlikeden uzaklaştırıp “artık güvenliktesiniz” dediğinde ne büyük bir ferahlık duyardınız! Kendinizi o kişiye borçlu hissetmez miydiniz? Ona gerçek anlamda hayatınızı borçlu olurdunuz.
2 Yehova’nın bizim için yaptıkları bazı bakımlardan buna benzetilebilir. O’na borçlu olduğumuza kuşku yok. Her şeyden önce, sağladığı fidye sayesinde günah ve ölümün pençesinden kurtulmamızı mümkün kıldı. Bu değerli kurbana iman ettiğimiz sürece, günahlarımızın bağışlandığını ve sonsuz geleceğimizin güvencede olduğunu bilerek kendimizi güvenlikte hissederiz. (I. Yuhanna 1:7; 4:9) Daha önce 14. bölümde gördüğümüz gibi, fidye Yehova’nın sevgi ve adaletinin üstün bir ifadesidir. Acaba biz buna nasıl karşılık vermeliyiz?
3 Sevgi dolu Kurtarıcımızın, yaptıklarına karşılık bizden ne istediğini düşünmemiz yerinde olur. Yehova, Mika peygamber aracılığıyla şunu diyor: “Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak, ve merhameti sevmek, ve Allahınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka RAB senden ne ister?” (Mika 6:8) Yehova’nın bizden karşılık olarak istediklerinden birinin, “hak” olanı yapmak, yani adaletle davranmak olduğuna dikkat edin. Bunu nasıl yapabiliriz?
Gerçek Doğruluğun Peşinde Olun
4. Yehova’nın bizden doğruluk standardına uygun yaşamamızı beklediğini nereden biliyoruz?
4 Yehova bizden doğru ve yanlış konusunda koyduğu standartlara uygun yaşamamızı bekler. Standartları adil ve doğru olduğundan, onlara uyduğumuzda adalet ve doğruluğun peşinde oluruz. İşaya 1:17 “iyilik etmeği öğrenin; adaleti arayın” diyor. Tanrı’nın Sözü ‘doğruluğu aramamızı’ öğütlüyor. (Tsefanya 2:3, YÇ) Aynı zamanda, hakiki adalet ve vefada Tanrı’nın iradesine göre yaratılmış olan yeni kişiliği’ giymeye ısrarla teşvik ediyor. (Efesoslular 4:24) Gerçek doğruluk –‘hakiki adalet’– kişiyi şiddet, pislik ve ahlaksızlıktan kaçınmaya yöneltir, çünkü bunlar kutsal olanı bozar.—Mezmur 11:5; Efesoslular 5:3-5.
5, 6. (a) Yehova’nın standartlarına uymak bizim için neden yük değildir? (b) Mukaddes Kitap doğruluğun peşinde koşmanın devam eden bir süreç olduğunu nasıl gösterir?
5 Yehova’nın doğruluk standardına uygun yaşamak bizim için yük müdür? Hayır. Yehova’ya yürekten bağlanan biri O’nun taleplerini yük olarak görmez. Tanrımızı tüm özellikleriyle sevdiğimizden O’nun hoşuna giden tarzda yaşamak isteriz. (I. Yuhanna 5:3) Yehova’nın ‘adaleti sevdiğini’ unutmayın. (Mezmur 11:7) Tanrı’nın adaletini veya doğruluğunu gerçekten örnek alacaksak, O’nun sevdiklerini sevmeli, nefret ettiklerinden nefret etmeliyiz.—Mezmur 97:10.
6 Kusurlu insanların doğruluğun peşinde olması hiç de kolay değildir. Eski kişiliği kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerimizden çıkarıp atmalı ve yeni kişiliği giymeliyiz. Mukaddes Kitap yeni kişiliğin ‘tam bilgiyle yenilendiğini’ söyler. (Koloseliler 3:9, 10) ‘Yenilenme’ sözü yeni kişiliği giymenin bitmeyen süreç olduğunu ve sebatla çaba harcamayı gerektirdiğini gösterir. Doğru olanı yapmak üzere ne kadar gayret edersek edelim, günaha eğilimli yapımızın düşünce, söz veya işlerimizde bizi kusur işlemeye yönelttiği zamanlar olabilir.—Romalılar 7:14-20; Yakub 3:2.
7. Doğruluğun peşinde koşmaya gayret ederken başarısızlıklarımızla ilgili görüşümüz ne olmalı?
7 Doğruluğun peşinde koşmaya gayret ederken başarısızlıklarımızla ilgili görüşümüz ne olmalı? Günahın ciddiyetini küçümsemeyi elbette istemeyiz. Aynı zamanda, işlediğimiz kusurlar yüzünden Yehova’ya hizmete uygun olmadığımızı düşünerek asla pes etmeyelim. Merhametli Tanrımız gerçekten tövbe edenlerin yeniden lütfuna erişebilmesi için bir düzenleme yaptı. Resul Yuhanna’nın güven perçinleyen şu sözlerini düşünün: “Bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum.” Fakat sonra gerçekçi olarak şunları da ekledi: “Ama içimizden biri [miras aldığı kusurluluktan ötürü] günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur.” (I. Yuhanna 2:1, YÇ) Evet, Yehova günahkâr yapımıza rağmen Kendisine kabul ettiği tarzda hizmet edebilmemiz için İsa’yı fidye verdi. Bu bizi, O’nu memnun edebilmek üzere elimizden geleni yapmaya yöneltmez mi?
İyi Haber ve Tanrısal Adalet
8, 9. İyi haberin ilanı Yehova’nın adaletini nasıl kanıtlar?
8 Tanrı’nın Gökteki Krallığının müjdesini duyurma işine tam anlamıyla katılarak adaletle davranmış ve aslında Tanrısal adaleti örnek almış oluruz. Acaba Yehova’nın adaletiyle iyi haber arasında ne gibi bir bağlantı var?
9 Yehova önce bir uyarıda bulunmadan bu kötü sistemin sonunu getirmeyecek. İsa sonun vaktinde nelerin olacağını bildirirken ‘önce bütün milletlere incilin vaaz edilmesi gerektir’ dedi. (Markos 13:10; Matta 24:3) “Önce” sözcüğünü kullanması, dünya çapında yapılan vaaz etme işini başka olayların izleyeceğini gösterir. Bu olaylar arasında geleceği bildirilen büyük sıkıntı da bulunuyor; bu olay, kötüler için yok oluş anlamına gelecek ve doğruluğun saltanat süreceği yeni bir dünyanın gelmesine yol hazırlayacak. (Matta 24:14, 21, 22) Kuşkusuz hiç kimse haklı olarak Yehova’yı kötülere adaletsizlik yapmakla suçlayamaz. O kötülere uyarıda bulunulmasını sağlayarak, yollarını değiştirip yıkımdan kurtulabilmeleri için bol bol fırsat veriyor.—Yunus 3:1-10.
Tanrısal adaleti, iyi haberi başkalarıyla tarafsızca paylaşarak gösteririz
10, 11. Müjdeyi duyurma işine katılmakla Tanrısal adaleti nasıl yansıtıyoruz?
10 İyi haberi vaaz etmemiz Tanrısal adaleti nasıl yansıtır? Öncelikle, başkalarının kurtulmasına yardım etmek üzere elimizden geleni yapmamız doğru bir davranıştır. Batmakta olan gemiden kurtulma örneğine dönelim. Cankurtaran sandalına binince hâlâ sularda çırpınanlara yardım etmeyi kuşkusuz isterdiniz. Benzer şekilde, bizim de hâlâ bu kötü dünyanın ‘sularında’ çırpınmakta olanlara karşı yükümlülüğümüz var. Birçoklarının mesajımızı reddettiği bir gerçek. Ama Yehova sabır göstermeye devam ettiği sürece, onlara ‘tövbe etmeleri’ ve böylece kurtulma ümidine sahip olmaları için fırsat verme sorumluluğu taşıyoruz.—II. Petrus 3:9, YÇ.
11 Karşılaştığımız herkese müjdeyi duyurarak, başka önemli bir yönden de adaletle davranıyoruz: Tarafsız bir tutum sergiliyoruz. “Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini” anımsayın. (Resullerin [Elçilerin] İşleri 10:34, 35, YÇ) O’nun adalet örneğine uyacaksak, insanlara karşı önyargılı olmamalıyız. Bunun yerine, ırklarına, sosyal seviyelerine ya da mali durumlarına bakmaksızın onlarla iyi haberi paylaşmalıyız. Böylece dinleyen herkese iyi haberi işitip karşılık verme fırsatı tanımış oluyoruz.—Romalılar 10:11-13.
Başkalarına Davranış Tarzımız
12, 13. (a) Neden başkalarını yargılamakta acele etmemeliyiz? (b) İsa’nın “yargılamayın”, “mahkûm etmeyin” öğüdünün anlamı nedir? (Dipnota da bakın.)
12 Başkalarına Yehova’nın bize davrandığı tarzda davranarak da adalet niteliğini gösterebiliriz. Başkalarını yargılamak, hatalarını eleştirmek, niyetlerinden kuşkulanmak çok kolaydır. Oysa Yehova’nın bizim güdülerimizi ve zayıflıklarımızı acımasızca irdelemesini hangimiz isterdik? O bunu yapmaz. Mezmur yazarı “eğer fesatları hesaba alırsan, ey Yehova, ya Rab, kim durabilir?” dedi. (Mezmur 130:3) Adaletli ve merhametli Tanrımızın hatalarımızın üzerinde durmamasına müteşekkir değil miyiz? (Mezmur 103:8-10) Öyleyse, acaba bizim başkalarına nasıl davranmamız gerekir?
13 Tanrı’nın adaletinin özünde merhamet olduğunu kavrarsak, aslında bizi ilgilendirmeyen ya da önemsiz konularda başkalarını hemen yargılamayız. İsa Dağdaki Vaazında “başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız” uyarısında bulundu. (Matta 7:1, YÇ) Luka’nın kaydına göre, İsa buna ‘mahkûm etmeyin, siz de mahkûm olmazsınız’ sözünü de ekledi.a (Luka 6:37) İsa kusurlu insanların başkalarını yargılama eğilimi taşıdıklarının farkında olduğunu dile getirdi. Dinleyicilerinden, başkalarını insafsızca yargılama huyuna sahip olanlar, bu huylarından vazgeçmeliydiler.
14. Hangi nedenlerle, başkalarını ‘yargılamaktan vazgeçmeliyiz’?
14 Başkasını yargılamaktan neden vazgeçmeliyiz? Her şeyden önce, buna yetkimiz yoktur. İsa’nın öğrencisi Yakub bize şunu hatırlatır: “Tek Yasa koyucu, tek Yargıç vardır.” Bu nedenle de, anlamlı olarak şöyle sorar: “Komşusunu yargılayan sen, kim oluyorsun?” (Yakub 4:12, YÇ; Romalılar 14:1-4) Üstelik, bizler günahkâr yapımız nedeniyle çok kolayca haksız bir yargıda bulunabiliriz. Önyargı, gururun incinmesi, kıskançlık ve kendini daima haklı görmek gibi birçok tutum ve neden insanlara bakış açımızı bozabilir. Ayrıca başka yönlerden de eksiğiz; bunlar üzerinde düşünerek, başkalarında kolayca kusurlar bulmaktan kendimizi alıkoymalıyız. Biz ne yürekleri okuyabilir ne de başkalarının içinde bulunduğu koşulların hepsini bilebiliriz. O halde, kim oluyoruz da iman kardeşlerimize kötü niyet yüklüyor ya da Tanrı’ya hizmette gösterdikleri çabaları eleştiriyoruz? Kardeşlerimizin kusurları üzerinde durmaktansa, Yehova’yı örnek alarak onların iyi yönlerini aramak çok daha yerindedir!
15. Tanrı’ya tapınanlar arasında hangi sözlerin ve davranışların yeri yoktur, neden?
15 Aile fertlerimizi yargılamak konusunda ne diyelim? Ne yazık ki, aslında insana huzurlu bir ortam sağlaması gereken evler günümüz dünyasında kişilerin birbirlerini en sert sözlerle yargıladıkları bir yer durumuna gelmiştir. Birbirlerine ve diğer aile fertlerine durmadan hakaret eden veya şiddet kullanan eşlerin ve ana babaların sayısı giderek artıyor. Fakat, Tanrı’ya tapınanlar arasında kötü ve iğneleyici sözlerin, şiddetin yeri yoktur. (Efesoslular 4:29, 31; 5:33; 6:4) İsa’nın “yargılamaktan vazgeçin” ve “mahkûm etmekten vazgeçin” öğüdünün her yerde olduğu gibi evde de uygulanması gerekir. Adalet göstermenin, başkalarına Yehova’nın bize davrandığı tarzda davranmayı gerektirdiğini unutmayın. Tanrımız bize asla sert ve zalim davranmaz. Tersine, Kendisini sevenlere “çok acır.” (Yakub 5:11) Uymamız gereken ne şahane bir örnek!
İhtiyarların “Adalet” Uğrunda Yaptıkları Hizmet
16, 17. (a) Yehova ihtiyarlardan ne bekler? (b) Günah işleyen biri gerçekten tövbe etmediğinde ne yapılması gerekir, neden?
16 Adaletle davranmak hepimizin sorumluluğuysa da, öncelikle cemaat ihtiyarları bu konuda örnek olmalıdır. İşaya tarafından kayda alınan peygamberlikte geçen “reisler” –ihtiyarlar– ile ilgili verilen şu tanıma dikkat edin: ‘İşte, bir kral doğrulukla krallık edecek ve reisler adaletle hükmedecekler.’ (İşaya 32:1) Evet, Yehova ihtiyarlardan adalet uğrunda hizmet etmelerini bekler. Onlar bunu nasıl yapabilirler?
17 Ruhi yönden yeterlik sahibi bu erkekler, cemaatin temiz tutulmasının adalet ve doğruluk gereği olduğunun gayet iyi farkındadırlar. Onlar bazen ciddi bir suçun işlendiği davalara bakıp yargıda bulunmak zorunda kalırlar. Bunu yaparken, Tanrısal adaletin mümkün olduğu her durumda merhamet gerektirdiğini unutmazlar. Bu nedenle, günah işleyeni tövbeye yöneltmeye çalışırlar. Fakat acaba suçlu, onların kendisine yardım amacıyla gösterdikleri bütün bu çabalara rağmen gerçekten tövbe etmezse ne olur? Kusursuz adalet yansıtan Yehova’nın Sözü bu durumda kesin bir adımın atılması gerektiğini bildirir: “Kötü adamı kendi aranızdan çıkarın.” Bu onu cemaatten çıkarmak demektir. (I. Korintoslular 5:11-13; II. Yuhanna 9-11) Böyle bir adımı atmak zorunda kalmak ihtiyarları üzüyorsa da, onlar cemaatin ahlaki ve ruhi temizliğinin korunması açısından bunun yapılması gerektiğini bilirler. Bu durumda bile, suçlunun bir gün aklının başına gelip cemaate döneceğini umarlar.—Luka 15:17, 18.
18. İhtiyarlar başkalarına Mukaddes Kitaptan öğüt verirken neyi unutmazlar?
18 Adalet uğrunda hizmet etmek, gerektiğinde Mukaddes Kitaptan öğüt vermeyi de içerir. İhtiyarlar kuşkusuz başkalarında kusur bulmaya çalışmazlar. Ne de birinin hatasını düzeltmek için fırsat kollarlar. Bununla birlikte, iman kardeşlerinden biri belki farkında olmadan yanlış bir adım atarsa, Tanrısal adaletin zalim veya duygusuz olmadığını hatırlayarak, ‘böyle birini yumuşak ruhla yola getirmeye’ çalışırlar. (Galatyalılar 6:1, YÇ) Dolayısıyla, hata işleyen kişiyi paylamaz, sert sözler söylemezler. Tersine, sevgiyle öğüt vererek yüreklendirirler. Hatta hatalı iman kardeşlerini, hikmetsiz davranışının sonuçlarını açıkça belirterek tedip ederken bile, onun Yehova’nın sürüsünün bir koyunu olduğunu unutmazlar.b (Luka 15:7) Öğüt veya tedibin sevgiden kaynaklandığı ve sevgiyle verildiği açıksa, kişi büyük olasılıkla hatasını düzeltecektir.
19. İhtiyarlar ne tür kararlar vermek zorundadırlar, böyle kararlarını neye dayandırmalıdırlar?
19 İhtiyarlar sık sık iman kardeşlerini etkileyen kararlar vermek zorunda kalırlar. Örneğin, cemaatte başka kardeşlerin de ihtiyar veya hizmet-yardımcısı olarak tavsiye edilmeye yeterli olup olmadığını incelemek üzere belirli zamanlarda bir araya gelirler. Onlar tarafsız davranmanın önemini bilirler. Kararlarını kendi duygularına değil, Tanrı’nın bu konuda koyduğu taleplere dayandırarak verirler. Böylece “yan tutmadan, kimseyi kayırmadan” hareket ederler.—I. Timoteos 5:21, YÇ.
20, 21. (a) İhtiyarlar ne için uğraşırlar, neden? (b) İhtiyarlar ‘yüreksizlere’ yardım etmek üzere neler yapabilirler?
20 İhtiyarlar Tanrısal adaleti başka konularda da uygularlar. İşaya, ihtiyarların “adalet” uğrunda hizmet edeceklerini bildirdikten sonra şöyle devam ediyor: “Her biri rüzgâra karşı bir sığınak, fırtınaya karşı bir barınak, çölde akarsu, çorak yerde gölge salan büyük bir kaya gibi olacak.” (İşaya 32:2, YÇ) Böylece, ihtiyarlar iman kardeşleri için teselli ve ferahlık kaynağı olmaya uğraşırlar.
21 Cesaret kırıcı sorunlarla dolu günümüzde birçok insan teşvike muhtaçtır. Siz ihtiyarlar, ‘yüreksizlere’ yardım etmek üzere neler yapabilirsiniz? (I. Selânikliler 5:14) Onları dinlerken duygularına ortak olmaya çalışın. (Yakub 1:19) Yüreklerindeki ‘kaygıyı’ güvenebilecekleri biriyle paylaşma ihtiyacında olabilirler. (Süleymanın Meselleri 12:25) Onları gerek Yehova gerekse de kardeşleri tarafından istenildiklerine, değer verilip sevildiklerine ikna edin. (I. Petrus 1:22; 5:6, 7) Ayrıca hem onlarla birlikte hem de onlar için dua edin. Bir ihtiyarın kendileri için ettiği içten duayı dinlemek onları çok rahatlatabilir. (Yakub 5:14, 15) Sizin yüreksizlere yardım etmek üzere gösterdiğiniz sevgi dolu çabalar adalet Tanrısı’nın gözünden kaçmayacaktır.
İhtiyarlar Yehova’nın adaletini, cesareti kırık kimseleri yüreklendirerek yansıtırlar
22. Yehova’nın adalet örneğine ne şekillerde uyabiliriz, sonuç ne olur?
22 Gerçekten de, Yehova’nın adalet örneğine uyarak O’na daha da yaklaşırız. O’nun doğruluk standardını tutarak, hayat kurtaran iyi haberi başkalarıyla paylaşarak, diğer kimselerin kusurları yerine iyi taraflarına bakarak, Tanrısal adalet niteliğini göstermiş oluruz. Siz ihtiyarlar, cemaatin temizliğini koruyarak, Kutsal Yazılardan yapıcı öğütlerde bulunarak, tarafsız kararlar vererek, cesareti kırılanları yüreklendirerek, Tanrı’nın adaletini yansıtmış olursunuz. Göklerden bakıp hizmetçilerinin Kendi yolunda yürürken adaletle davranmak üzere ellerinden geleni yaptıklarını görmek, Yehova’nın yüreğine ne büyük bir sevinç verir!
-