Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Güvenebileceğimiz Vaatler
    Huzur ve Mutluluğa Giden Yol
    • Güvenebileceğimiz Vaatler

      Sungur, Batu’nun anlattıklarını çok düşündü. Kuşkusuz daha önce de Kutsal Kitap hakkında bazı şeyler duymuştu. Onun dinsel bir kitap olduğunu biliyordu. Şimdi ise, ‘Bu kitap gelecek hakkında doğru bilgiler içeriyorsa, eski bir dinsel kitabın çok daha ötesinde bir şey olmalı’ diye düşünmeye başladı. Yine de Kutsal Kitabı yazan kişilerin bilimsel gerçekleri ve tarihteki olayları bu kadar uzun zaman önceden nasıl bildiklerini merak ediyordu. Bu bilgiler nereden geliyordu?

      Sungur ile Aybike ertesi gün komşularını ziyaret etti ve Sungur Batu’ya şöyle sordu: “Kutsal Kitabı yazanlar bu şeyleri nasıl bu kadar önceden bilebildi?”

      Batu şöyle açıkladı: “Bu sözleri yazanlar kendi düşüncelerini kaleme almadılar. Onlar tıpkı bir sekreter gibi kendilerine verilen bilgiyi aktardılar. Kutsal Kitabın asıl yazarı hepimize hayat verendir.”

      Sungur, “Hepimize hayat veren mi? Nasıl yani?” diye sordu.

      “O, insanı ilk var edendir ve bu anlamda tüm insanların Babasıdır” dedi Batu. “Tıpkı kendi babamız gibi, O’nun da bir adı var.” Sonra Kutsal Kitaptan Mezmur 83:18’i açıp Sungur’a okudu:

      “İnsanlar bilsin ki, adı Yehova olan Sen, bütün yeryüzü üzerinde yalnız Sen Yücesin.”

      Batu Kutsal Kitaptan başka bir ayet daha gösterdi. Orada Yehova’dan “Sonu başlangıçtan, henüz olmamış olayları çok önceden bildiren” diye söz ediliyordu (İşaya 46:10). Batu bu ayeti şöyle açıkladı: “Babalarımızın yaşam tecrübesi ve bilgisi bizimkinden çok daha fazla olduğu gibi, hepimize hayat veren Babamız Yehova’nın da bilgisi ve hikmeti bizimkinden çok üstündür; öyle ki, geleceği bile önceden bildirebilir. Dolayısıyla, Kutsal Kitabı yazan kişilere gelecekle ilgili bilgi veren de O’dur.”

      Sungur, “Peki Yehova, Aybike ile benim geleceğimizin nasıl olacağını da biliyor mu?” diye sordu.

      Batu şu yanıtı verdi: “Aslında, Yehova her bireyin akıbetinin ne olacağını önceden belirlemez. Ancak bir baba gibi, sorunlarımızı bilir ve bize yardım etmek ister.”

      Batu, mutlu ve huzurlu bir yaşama sahip olabilmeleri için Yehova’nın onlara nasıl yardım edeceğini Kutsal Kitaptan öğrenebileceklerini söyledi. Ayrıca, verdikleri kararların şimdi ve gelecekte yaşamlarını nasıl etkileyeceğini de öğreneceklerdi.

      Bütün bunlar Sungur’a çok mantıklı geldi, çünkü kendisi de bir babaydı ve çocuklarının gelecekte mutlu olması için elinden geleni yapmak istiyordu. Batu, Sungur ile Aybike’ye Kutsal Kitapta bulunan bazı vaatleri göstermekten sevinç duyuyordu. Onlara gösterdiği bazı ayetler şöyleydi:

      “Yerin bir ucundan öbür ucuna savaşları bitirir” (Mezmur 46:9).

      “Evler yapacaklar, içinde oturacaklar; bağlar kuracaklar, meyvesini yiyecekler. Yaptıkları evde başkası oturmayacak; kurdukları bağın meyvesini başkası yemeyecek. Halkımın ömrü ağacın ömrü gibi uzun olacak” (İşaya 65:21, 22).

      “Yeryüzünde tahıl bolluğu olacak, dağların tepesi ekinlerle dolup taşacak” (Mezmur 72:16).

      “Gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek. Artık ölüm olmayacak, artık matem, feryat ve acı da olmayacak. Önceki şeyler geçti” (Vahiy 21:4).

      Sungur Kutsal Kitaptaki bu muhteşem vaatlerden çok etkilendi. Adaletsizliğin, hastalık ve ölümün olmadığı, herkese yetecek kadar bol yiyeceğin bulunduğu bir dünya fikri çok hoşuna gitmişti. Aybike de etkilenmişti fakat tüm bunların gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu.

      “Aybike, seni çok iyi anlıyorum” dedi Batu. “Fakat şunu düşün: Gördüğümüz gibi, Kutsal Kitapta önceden bildirilen birçok söz tam olarak gerçekleşti. Öyleyse bu vaatlerin de gerçekleşeceğine güvenemez miyiz? Kutsal Kitabın asıl yazarı bize bu konuda güvence veriyor; ‘Yaz, çünkü bu sözler güvenilir ve doğrudur’ diyor” (Vahiy 21:5).

  • Her Şeyi Var Edeni Tanımak
    Huzur ve Mutluluğa Giden Yol
    • Her Şeyi Var Edeni Tanımak

      Sungur, Yehova’nın vaat ettiği şeyleri öğrenmekten mutluluk duyuyordu; ancak ‘Tüm bu vaatleri gerçekleştirebilecek bir güç nasıl olabilir?’ diye de merak ediyordu. Batu, Yehova’nın vaatlerini nasıl gerçekleştireceğini anlamak için herkesin bildiği neden-sonuç yasası üzerinde düşünebileceklerini söyledi.

      Bu temel gerçeğin Kutsal Kitapta da anlatıldığını söyleyen Batu, Sungur’a şu ayeti gösterdi:

      “Her ev biri tarafından yapılır” (İbraniler 3:4).

      “Bu gayet mantıklı” dedi Sungur. “Elbette hiçbir ev kendiliğinden meydana gelmez, her evin bir yapıcısı vardır.”

      “Başka bir örnek verecek olursak, ortada bir yemek varsa onu yapan birinin de olması gerekir değil mi? Kendi kendine pişemez” diye ekledi Batu.

      Sonra Batu, yeryüzünün bir evden çok daha büyük ve karmaşık yapıda olduğunu Sungur’a hatırlattı ve şunları söyledi: “Şu zarif çiçeklere, görkemli dağlara, engin denizlere ve sonsuz evrene bir bak! Nasıl ki, evi tasarlayan, inşa eden ya da yemeği hazırlayan biri varsa yeryüzündeki bu muhteşem şeyleri de tasarlayan ve yapan birinin olması gerekmez mi?”

      Sungur Batu’ya katıldığını, söylediklerinin mantıklı olduğunu belirtti.

      “Kutsal Kitap en başta her şeyi tasarlayan ve yapan biri olduğunu söyler” dedi Batu. “Tabii ki, her şeyi yapan birinin çok güçlü ve kudretli olması gerekir. Kutsal Kitabın yazıldığı dilde tanrı sözcüğü, ‘kudretli olan’ ya da ‘güçlü olan’ anlamına gelir. Bugün insanların ‘tanrı’ dediği birçok şey var, ancak her şeyi yapan Yehova olduğu için, Mutlak Güce Sahip gerçek Tanrı O’dur.”

      Sungur Kutsal Kitapta, Yehova Tanrı’nın birçok harika işinin anlatıldığını gördüğünde çok etkilenmişti. Batu’nun ona gösterdiği örneklerden bazıları şunlardı:

      “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı” (Başlangıç 1:1).

      “Bilin ki Yehova Tanrı’dır. Bizi O yarattı, kendimiz değil” (Mezmur 100:3).

      “Gökler Tanrı’nın haşmetini bildirir; gök kubbe elinin eserlerini anlatır” (Mezmur 19:1).

      “Göklere merdivenini yapan, temelini attığı dünyanın üzerinde Kendi yapısını kuran, yerin üzerine dökmek için denizin sularını yukarı çağıran O’dur. O’nun adı Yehova’dır” (Amos 9:6).

      Evet, her şeyi var eden Yehova Tanrı’dır. Her şeye şekil veren ve tüm varlıklara hayat veren O’dur. Kutsal Kitap, Yehova hakkında şöyle der: “Hayatın kaynağı Sensin” (Mezmur 36:9). Dolayısıyla O, Yaratıcıdır. Gerçekten Yehova bize yaşam verdiği için Babamızdır. Bu yüzden Kutsal Kitap, “Hepimizin babası bir değil mi? Hepimizi yaratan Tanrı bir değil mi?” der (Malaki 2:10).

      “Gerçekten de öyle” dedi Sungur. “Doğruyu söylemek gerekirse, etrafımızı gözlemleyip düşünürsek bir ilk nedenin, tasarımcının olması gerekiyor; yani dediğin gibi yaşamı veren bir Yaratıcı olmalı.”

      Aybike heyecanla söze girdi: “Tüm bu şeyleri yaratacak gücü varsa, o halde Kutsal Kitaptaki vaatlerini gerçekleştirecek gücü de vardır!”

      O gün duydukları, Sungur ile Aybike’ye çok mantıklı gelmişti fakat bu güçlü tasarımcının nasıl biri olduğunu merak ediyorlardı.

      Tekrarlama Köşesi

      ● Etrafımızdaki şeyleri var eden birinin olduğunu düşünmek neden mantıklıdır?

      ● Kutsal Kitapta “Mutlak Güce Sahip Tanrı” ifadesi neden kullanılır?

      ● Kutsal Kitapta Tanrı’nın yaptığı hangi şeyler anlatılır?

      ● Tanrı’ya neden ayrıca ‘Yaratıcı’ da diyebiliriz?

      [Sayfa 15’teki resimler]

      Her şeyin bir tasarımcısı ve yapıcısı olması gerekir

      [Sayfa 16’daki resimler]

      Yehova hayatın kaynağıdır

  • Sevgi ve Adalet Tanrısı
    Huzur ve Mutluluğa Giden Yol
    • Sevgi ve Adalet Tanrısı

      “Sungur, Aybike, size bir şey sorabilir miyim? Bir çocuğa baktığınızda genelde onda annesinin ve babasının kişilik özelliklerini görürsünüz değil mi?” dedi Batu.

      “Tabii” dedi Sungur, “Ben de kızımızın annesine ne kadar benzediğini hep söylerim. Karakteri bile tıpkı annesi.”

      Batu “Gerçekten de öyle” dedi. “İşte bu yüzden aynı şeyi bize hayat veren Babamızla ilgili de söyleyebiliriz. Kendimize ve Yehova’nın diğer eserlerine baktığımızda O’nun niteliklerini ve nasıl biri olduğunu anlayabiliriz.”

      Sungur “İlginç, hiç böyle düşünmemiştim” diye karşılık verdi.

      Batu “Aslında Kutsal Kitap bunu söylüyor” diyerek sözüne devam etti: “Romalılar 1:20’de şunları okuyoruz: ‘O’nun görünmez nitelikleri, sonsuz gücü ve Tanrılığı, dünyanın yaratılışından bu yana açıkça görülüyor, yaratılan şeyler yoluyla algılanabiliyor.’” Sungur, “Nasıl?” diye sordu.

      “Mesela, bir babanın çocuklarına olan sevgisini düşün. İyi bir baba tıpkı senin yaptığın gibi çocuklarıyla her zaman ilgilenir. Bir çocuk babasına itaatsiz ya da saygısız olsa bile, babası onun ihtiyaçlarını karşılamaya ve onu sevmeye devam eder. Baba neden böyle davranır? Çünkü Yehova ana babalara, çocuklarına sevgi ve şefkat gösterme yetisi verdi. İşte Sungur, bu sevgi Yehova’nın bize duyduğu sevginin yansımasıdır.”

      Batu şöyle devam etti: “Biz henüz Yehova’yı tanımıyorken, O, yarattığı şeyler yoluyla ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Bu yüzden Kutsal Kitap Matta 5:45’te şöyle diyor: ‘Böylece göklerde olan Babanızın oğulları olursunuz, çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur ve hem doğru olanların hem de olmayanların üzerine yağmur yağdırır.’ Gerçekten de hepimiz yağmurdan ve güneşten yararlanıyoruz, değil mi? Bu sayede hayatta kalıyor ve yiyeceğimiz gıdaları yetiştirebiliyoruz. Ve biz takdir edelim ya da etmeyelim, Yehova bu temel ihtiyaçlarımızı sağlamaya devam ediyor. Bu Yehova’nın sevgi Tanrısı olduğunu göstermiyor mu? Gerçekten de Kutsal Kitap sevginin, Yehova’nın en önemli niteliği olduğunu söyler; Yehova Tanrı sevginin ta kendisidir. 1. Yuhanna 4:8’de ‘Tanrı sevgidir’ diye okuyoruz.”

      Sonra Batu, Sungur’dan insandaki adalet niteliği üzerinde düşünmesini istedi. “İyi bir baba olarak çocuklarına sevgini ve ilgini ayrım yapmadan, adil şekilde gösterirsin, değil mi? Ayrıca, başkalarına saygılı olmayı ve davranışları konusunda uymaları gereken ilkeleri de onlara öğretirsin; çünkü sorumluluk sahibi yetişkinler olmaları için bunun gerekli olduğundan eminsindir. İnsanlar hem kendileri hem de aileleri için adaleti arzular. Bize adil davranılmasını bekleriz ve bu ihtiyacımıza başkalarının saygı göstermesini isteriz. Peki bunun nedenini düşündün mü? Yine aynı nedenle; bizi Yaratanın niteliklerini yansıttığımız için.”

      Sonra Batu onlara Yehova Tanrı hakkındaki şu ayetleri gösterdi:

      “Her yolu adalettir. Sadakat Tanrısıdır, hiç haksızlık etmez” (Tekrar 32:4).

      “Yehova doğruluğu, adaleti sever” (Mezmur 33:5).

      Evet, adaleti seviyoruz, çünkü Yaratıcımız Yehova adaleti seviyor ve biz O’nun yansıması olarak yaratıldık. Başka sözlerle Yehova Kendi niteliklerinin birçoğunu bize de verdi ve bunları yaşamımızda bir ölçüde de olsa gösterebiliriz (Başlangıç 1:27). Fakat Yehova neyin adil olup neyin olmadığını belirlemeyi bize bırakmadı. Yeryüzündeki çocuklarının yaşam boyu uymalarını istediği kanunları ve standartları belirledi. O’nun kanunları çiğnendiğinde ise adaletsizlik baş gösterdi.

      Batu, “Üzerinde düşünebileceğimiz dikkate değer bir şey daha var” diye devam etti. “Çoğu ülkenin kanunlarıyla binlerce yıl önce Kutsal Kitapta yazılanlar arasında birçok açıdan benzerlik olduğunu biliyor musunuz?” Sungur ve Aybike buna şaşırmıştı.

      “Örneğin, birçok ülkenin kanunlarında adam öldürme, çalma ve zina suç sayılır. Bütün bunlar günümüzden 3.500 yılı aşkın bir süre önce Kutsal Kitapta belirtilmişti. Yehova Tanrı’nın koyduğu bu standartlara uygun yaşarsak, Tanrı’nın adaletini yansıtırız, daha mutlu ve doyum veren bir yaşam süreriz.”

      Batu’nun tüm bu anlattıklarını dinledikten sonra Sungur ve Aybike Yehova Tanrı’nın sevgi dolu ve adil olduğunu artık iyice anlamıştı. Zaten her zaman insan ilişkilerinde sevgi ve adalet niteliklerini göstermenin çok önemli olduğunu düşünmüşlerdi. Çocuklarına karşı hep sevgi dolu ve adil olmaya çalışmışlardı. Şimdiyse, yüreklerinin derinlerinden gelen bu arzunun aslında Yaratıcı Yehova Tanrı’nın niteliklerinin bir yansıması olduğunu fark ediyorlardı.

      Yehova’nın niteliklerini öğrenmek Sungur’u gerçekten heyecanlandırmıştı. Yehova onun için gerçek biri haline gelmişti; öyle ki, artık karısına ve çocuklarına nasıl daha fazla sevgi gösterebileceğini düşünmeye başlamıştı. Herkese sevgi dolu, adil ve tarafsız davranarak Yehova’yı örnek almak en doğrusu olacaktı.

      Batu büyük bir mutlulukla “Ne güzel” diye karşılık verdi. “Bu düşüncen Kutsal Kitabın öğüdüyle çok uyumlu. Bu konuda Kutsal Kitapta sana göstermek istediğim çok ünlü bir söz var.” Batu kitabını açarak şu sözleri Sungur’a okudu:

      “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın” (Matta 7:12).

      Batu Yehova’nın sevgi ve adaletten başka birçok harika niteliği olduğunu söyledi. Sungur ve Aybike ondan Yehova’nın nitelikleri hakkında daha çok şey anlatmasını istediler.

      Tekrarlama Köşesi

      ● Tanrı hakkında daha çok şey öğrenmemize ne yardım edebilir? (Romalılar 1:20).

      ● Tanrı’nın en önemli niteliği nedir? (1. Yuhanna 4:8).

      ● Tanrı bize olan sevgisini her gün nasıl gösteriyor? (Matta 5:45).

      ● Tanrı adalet konusunda ne hisseder? (Mezmur 33:5).

      ● Tanrı’nın adaletini nasıl örnek alabiliriz? (Matta 7:12).

      [Sayfa 17’deki resim]

      Birçok yönden anne babamıza benzeriz

      [Sayfa 18’deki resim]

      Yehova yaşamı mümkün kılan her şeyi sevgiyle sağlar

      [Sayfa 19’daki resimler]

      Yanlış davranışları yasaklayan kanunlar Yehova’nın adaletinin bir yansımasıdır

  • Üstün Hikmete ve Büyük Güce Sahip Tanrı
    Huzur ve Mutluluğa Giden Yol
    • Üstün Hikmete ve Büyük Güce Sahip Tanrcı

      Batu, Tanrı’nın eserlerinin O’nun başka niteliklerini de ortaya koyduğunu anlattı. Sungur ve Aybike’ye Kutsal Kitaptan şu ilgi çekici ayeti okudu:

      “İşlerin ne çok, ey Yehova! Onların hepsini hikmetle yaptın, yeryüzü Senin eserlerinle dolu” (Mezmur 104:24).

      “Küçücük böcekler bile bize, Yehova’nın hikmeti hakkında birçok şey gösterebilir” dedi Batu. “Örneğin, Kutsal Kitap karıncanın içgüdüsel hikmetinden bahseder.”

      Batu, Sungur’a çoğu kez yaprak parçacıklarını koparıp yuvalarına taşırken gördükleri karıncaları hatırlattı. Acaba onlar bunu yapmayı nereden öğrenmişti? Kutsal Kitap yazarlarından biri karıncaların “içlerinde hikmetle” doğduğunu söyler. Peki onları bu şekilde kim yarattı? Karıncalara içlerindeki hikmeti veren kimdi? Kutsal Kitap O’nun, göklerin ve yerin Yaratıcısı, Yehova Tanrı olduğunu söyler (Özdeyişler 30:24, 25).

      “Gerçekten de içlerinde hikmet olan bu gibi varlıkları tasarlayan ve yaratan Biri olması gerek” dedi Sungur.

      Sonra Batu, Sungur ve Aybike’yi derinden etkileyen bir şey söyledi. “Şu andaki yaşamımızın, Yehova’nın hikmetine bağlı olduğunu fark ettiniz mi?” Onun neden böyle söylediğini merak ettiler.

      Batu, yeryüzündeki koşulların hayatın devam edebilmesi için tam gerektiği gibi olduğunu ve bunun kendisinde hayranlık uyandırdığını söyledi. Dünya hem kendi ekseni etrafında hem de güneşin çevresindeki yörüngesinde belli bir hızda döner; böylece güneş enerjisi yeryüzüne mümkün olan en iyi şekilde dağılır. Yeryüzündeki yaşam için gereken gazların karışımı olan atmosfer, yerçekimi sayesinde uzayda dağılıp gitmez. Yine de, yerçekimi rahatça hareket etmemizi engelleyecek güçte değildir. Ayrıca yaşamın devam etmesi için çok önemli olan su, yeryüzünde bol miktarda bulunur. Toprak da, suda kolayca çözülerek bitkiler tarafından emilip kullanılabilen besinlerle doludur.

      “Tüm bunlar kör bir tesadüf olamaz” dedi Batu. “Ben, yaşamın var olması için gereken her şeyi başlatanın, sınırsız hikmetin kaynağı Yehova Tanrı olduğuna tamamen ikna oldum.”

      Sungur ve Aybike söylenenleri onaylayarak başlarını salladılar.

      Sonra Batu, Tanrı’nın onları etkileyen başka bir niteliğinden, ‘gücünden’ bahsetti. Sungur Yehova’nın gücü hakkında Kutsal Kitabın ne söylediğini görmek istedi. Batu Kutsal Kitabı açtı ve şu ayeti okudu:

      “Ulu Rab Yehova! Uzattığın elinle, büyük gücünle gökleri ve yeri Sen yarattın” (Yeremya 32:17).

      “Örneğin, Yehova’nın büyük gücüyle ilgili bir fikir edinebilmek için Güneşin gücünü düşünebiliriz” dedi Batu. “Bulutsuz, güneşli bir günde dışarı çıktığında Güneşin sıcaklığını hissedersin değil mi? Güneşin ne kadar büyük bir güç olduğunu hiç düşündün mü?”

      Sungur, “Evet, özellikle yaz aylarında buralar sıcaktan kavruluyor” diye cevapladı. Aybike de buna katıldı.

      Batu bir kitapta okuduğuna göre, Güneşin çekirdeğindeki sıcaklığın yaklaşık 15 milyon derece olduğunu söyledi. Eğer Güneşin çekirdeğinden toplu iğne başı büyüklüğünde bir parçacığı alıp yeryüzüne getirseydiniz bu minicik ısı kaynağının 150 kilometre ötesinde bile kimse duramazdı! Güneşin her saniye yaydığı enerji, yüz milyonlarca nükleer bombanın patlaması sonucu açığa çıkan enerjiye denktir.

      Batu, “Güneşin böylesine muazzam gücü varsa, Güneşi yapanın kim bilir nasıl bir gücü vardır!” dedi. “O’nun gücünü hayal bile edemeyiz. Güneşi incelediğimizde, onu yaratan Yehova’nın sınırsız gücünün sadece ufak bir kanıtını görüyoruz.”

      Sungur ve Aybike, Batu’nun söz ettiği bu muhteşem şeylerin tesadüf eseri meydana gelemeyeceğini düşünerek söylediklerini çok mantıklı buldular. ‘Gerçekten de bir Yaratıcı olmalı’ diye düşündüler. Yaratıcı Yehova’nın görünmez bir ruh olmakla birlikte, yarattığı her şeyde kusursuz sevgisini, adaletini ve gücünü gösteren gerçek Biri olduğunu da anlamaya başladılar.

      Tekrarlama Köşesi

      ● Mezmur 104:24’le uyumlu olarak Yehova Tanrı’nın eserlerinde hangi olağanüstü niteliği görülüyor?

      ● Etrafınızdaki şeylere baktığınızda, Tanrı’nın hikmetinin hangi örneklerini görebilirsiniz? (Özdeyişler 30:24, 25).

      ● Yeremya 32:17’yle uyumlu olarak Yehova’nın eserlerinde başka hangi niteliği görülüyor?

      ● Tanrı’nın eserlerini gözlemleyerek, O’nun gücüyle ilgili hangi kanıtları görebilirsiniz?

      [Sayfa 21’deki resimler]

      İçgüdüsel hikmet tesadüf eseri meydana gelmedi

      [Sayfa 22’deki resim]

      Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü yaşamı mümkün kılar

      [Sayfa 23’teki resim]

      Güneşi yapanın kim bilir nasıl bir gücü vardır!

  • Tüm Sıkıntılar Sona Erecek
    Huzur ve Mutluluğa Giden Yol
    • Tüm Sıkıntılar Sona Erecek

      Batu’nun Yehova Tanrı hakkında anlattıkları Sungur’u çok etkilemişti, yine de aklına takılan bir şey vardı. Şöyle sordu: “Mademki Yehova her şeyi yaratan böylesine sevgi dolu ve güçlü Biri, neden dünyada bu kadar sıkıntı var? Neden bu kadar çok sorunla boğuşuyoruz?”

      Batu “Çok yerinde bir soru, birçok insan da aynı şeyi merak ediyor” dedi. “Yehova Tanrı’nın niteliklerini düşündüğümüzde, dünyadaki bu kötü koşulların O’nun çocukları olan bizler için amaçladığı şeyler olamayacağı açıktır. O halde, şimdiki durumun nedenini anlamak için Tanrı’nın yeryüzüyle ilgili baştaki amacını ve sonra neler olduğunu öğrenmemiz gerekir.”

      Batu Yehova Tanrı’nın yeryüzündeki yaratma işini tamamladıktan sonra neler hissettiğinden söz ederek Sungur’a şu ayeti okudu:

      “Tanrı yaptığı her şeye baktı; hepsi çok iyiydi” (Başlangıç 1:31).

      Yehova’nın yeryüzünde yarattığı eserlerin en görkemlisi, ilk insan çifti Âdem ile Havva’ydı. Tanrı yarattığı diğer şeyler gibi onları da kusursuz yaratmıştı, böylece yeryüzünde sonsuza dek yaşayabileceklerdi. Yaratıcı onları güzel Aden bahçesine yerleştirdi. Orada mutlu bir yaşam için gereken her şey vardı. Hiçbir eksikleri yoktu (Başlangıç 2:8, 9). Ayrıca Yehova onlara çocuklar sahibi olmalarını, yeryüzünü doldurmalarını ve onu denetimleri altına almalarını söyledi (Başlangıç 1:28). Bu sayede zamanla tüm gezegenimiz kusursuz ve mutlu insanlık ailesiyle dolu büyük bir cennete dönüşecekti. Her şey ne güzel olacaktı!

      Peki neden bu duruma geldik? Batu, Sungur’a bununla ilgili Kutsal Kitaptan basit bir açıklama gösterdi:

      “Günah bir insan aracılığıyla ve ölüm günah aracılığıyla dünyaya girdi, ölüm de tüm insanlara geçti; çünkü hepsi günah işledi” (Romalılar 5:12).

      Yehova Tanrı, sevgi dolu bir baba gibi Âdem ile Havva’nın uyması için bazı kurallar ve standartlar belirledi; böylece yaşamlarını sürdürecek ve cennet bahçesinin bakımıyla ilgilenebileceklerdi (Başlangıç 2:15-17). Aynı zamanda tıpkı hikmetli bir baba gibi Yehova söylediklerini yapmaya onları zorlamadı; bunun yerine Kendisine isteyerek itaat edip sevgilerini gösterme fırsatı verdi. Bizim gibi Âdem ile Havva da seçimler yapma konusunda özgürdü. Peki onların seçimi ne oldu?

      Ne yazık ki, Âdem ile Havva Yaratıcılarının yönlendirmesine uymamayı seçti. Kendi çizdikleri yoldan gittiler. Bu nedenle de günah işlediler ve kusursuz durumlarını kaybettiler. Günah, kusursuzluk hedefine ulaşamamak anlamına gelir. Kısa süre içinde Âdem ile Havva yaşlanmaya başladı ve sonunda öldüler. Zaten Yehova da, koyduğu standartlara uymazlarsa başlarına bunun geleceğini söylemişti (Başlangıç 2:17).

      Hepimiz Âdem ile Havva’nın soyundan geldiğimiz için onlardan kusurluluğu miras aldık ve yaşlanıp ölüyoruz. Ancak Batu, Yehova’nın insanlıkla ilgili baştaki amacının değişmediğini söyleyerek Sungur’u rahatlattı. Sevgi dolu Babamız Yehova hâlâ insanların cennet bir yeryüzünde yaşamasını arzuluyor. Batu, Sungur ile Aybike’ye şu ayeti gösterdi:

      “Göklerin Yaratıcısı, gerçek Tanrı, yeryüzünü biçimlendirip yapan, pekiştiren, onu boş yere yaratmayan, üzerinde oturulsun diye ona şekil veren Yehova” (İşaya 45:18).

      Batu, Sungur ile Aybike’ye Kutsal Kitaptaki o harika vaatleri hatırlattı: Artık hastalık, acılar, sıkıntılar olmayacak; herkesin evi ve bol bol yiyeceği olacak; hatta artık ölüm olmayacak. Tüm bunlar Tanrı’nın insanlık için başlangıçta belirlediği ve hiç değişmeyecek olan amacının bir kısmıydı. Tanrı cennet bir dünyada sonsuza dek yaşamamızı amaçlamıştı. Batu Sungur’a bu vaadi Kutsal Kitaptan gösterdi:

      “Doğrular yeryüzünü mülk edinir, orada sonsuza dek otururlar” (Mezmur 37:29).

      Bu Yehova Tanrı’nın vaadidir ve kesinlikle gerçekleşecektir.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş