Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • “Savunmamı Dinleyin”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 23. BÖLÜM

      “Savunmamı Dinleyin”

      Pavlus öfkeli kalabalıklar ve Sanhedrin’in önünde hakikati savunur

      Bu bölüm Elçiler 21:18–23:10’a dayanmaktadır

      1, 2. Elçi Pavlus Yeruşalim’e neden geldi? Orada ne tür zorluklarla karşılaşacaktı?

      YERUŞALİM. Pavlus yeniden bu şehrin dar ve kalabalık sokaklarında yürüyordu. Başka hiçbir şehir Yehova’nın toplumuyla ilişkisinin tarihinde bu denli önemli ve özel olmamıştı. Orada yaşayanların çoğu bu şehrin görkemli geçmişiyle çok gurur duyuyordu. Pavlus oradaki İsa’nın birçok takipçisinin, şehirlerinin tarihine çok fazla güvendiğinin ve Yehova’nın adım adım gerçekleşen amacına ayak uyduramadıklarının farkındaydı. Daha Efesos’tayken bu büyük şehri ziyaret etmeye karar vermesinin nedeni oradaki iman kardeşlerinin maddi yönden ihtiyaç içinde olmasıydı. Şimdi ise onların ruhi yönden de ihtiyaç içinde olduklarını görüyordu (Elçi. 19:21). Olası tehlikelere rağmen Yeruşalim’e gelme kararından vazgeçmemişti.

      2 Pavlus acaba Yeruşalim’de nelerle karşılaşacaktı? Yaşayacağı bir zorluk Mesih’in takipçilerinden kaynaklanacaktı; onlardan bazıları Pavlus hakkındaki söylentilerden rahatsızlık duyuyordu. Mesih’in düşmanları ise daha büyük bir zorluğa yol açacaktı. Pavlus’a karşı sahte suçlamalarda bulunacak, onu dövecek ve ölümle tehdit edeceklerdi. Bütün bu arbede aynı zamanda Pavlus’a bir savunma yapma fırsatı sağlayacaktı. Bu sıkıntıları göğüslerken sergilediği alçakgönüllülük, cesaret ve iman bugün İsa’nın takipçileri için mükemmel bir örnektir. Şimdi bunu birlikte inceleyelim.

      “Tanrı’ya Şükrettiler” (Elçiler 21:18-20a)

      3-5. (a) Pavlus Yeruşalim’de hangi toplantıya katıldı? Orada ne görüşüldü? (b) Pavlus’un Yeruşalim’de ihtiyarlarla yaptığı toplantıdan hangi dersleri alabiliriz?

      3 Pavlus ve arkadaşları Yeruşalim’e vardıktan bir gün sonra cemaatin sorumlu ihtiyarlarını görmeye gittiler. Kayıtta o sırada hayatta olan elçilerin hiçbirinden söz edilmez; belki hepsi de hizmet etmek üzere farklı yerlere gitmişti. Bununla birlikte İsa’nın kardeşi Yakup hâlâ oradaydı (Gal. 2:9). Pavlus’un ‘oradaki tüm ihtiyarlarla’ yaptığı toplantıya muhtemelen o başkanlık etti (Elçi. 21:18).

      4 Pavlus ihtiyarları selamladıktan sonra, “Tanrı’nın onun hizmeti aracılığıyla diğer milletler arasında yaptığı işleri ayrıntılarıyla anlattı” (Elçi. 21:19). Bu, kardeşler için çok teşvik edici olmalıydı. Bugün biz de duyuru işinin başka ülkelerde geliştiğini işittiğimizde heyecanlanıyoruz (Özd. 25:25).

      5 Büyük ihtimalle Pavlus bir ara Avrupa’dan getirdiği bağışlardan da söz etti. Uzak yerlerde yaşayan kardeşlerin gösterdiği bu ilgi Pavlus’u dinleyenleri çok sevindirmiş ve mutlu etmiş olmalı. Kayda göre, bunun üzerine ihtiyarlar “Tanrı’ya şükrettiler” (Elçi. 21:20a). Benzer şekilde bugün de felaketler yaşayan veya ciddi hastalıkları olan kişiler, iman kardeşlerinden tam zamanında gelen yardımlardan ve teşvik sözlerinden derinden etkilenirler.

      Birçokları Hâlâ “Kanuna Uymakta Gayretlidir” (Elçiler 21:20b, 21)

      6. Pavlus’a hangi sorun anlatıldı?

      6 Sonra ihtiyarlar Pavlus’a, Yahudiye’de onu şahsen ilgilendiren bir sorun olduğunu açıkladılar. Şöyle dediler: “Gördüğün gibi Yahudiler arasında iman eden binlerce kişi var; onların hepsi Kanuna uymakta gayretlidir. Onlar senin diğer milletler arasındaki tüm Yahudilere Musa kanununu bırakmalarını öğrettiğine dair söylentiler duymuşlar; çocuklarını sünnet etmemelerini ve dinsel törelere uymamalarını söylüyormuşsun”a (Elçi. 21:20b, 21).

      7, 8. (a) Yahudiye’deki birçok Hıristiyan hangi yanlış görüşe sahipti? (b) Bazı Yahudi öğrencilerin yanlış düşünceleri neden hakikate isyan değildi?

      7 Musa Kanununun yürürlükten kalkmasının üzerinden 20 yılı aşkın bir zaman geçtiği halde, neden bu kadar çok sayıda İsa’nın takipçisi hâlâ ona uymaya gayret ediyordu? (Kol. 2:14). MS 49’da Yeruşalim’de toplanan elçiler ve ihtiyarlar cemaatlere bir mektup göndererek, başka milletlerden olan öğrencilerin sünnet edilmesinin ve Musa Kanununa uymasının gerekmediğini açıklamıştı (Elçi. 15:23-29). Ancak o mektupta Yahudi öğrencilerden söz edilmemişti; bu nedenle de onlardan birçoğu Musa Kanununun artık geçerli olmadığını anlamamıştı.

      8 Bu yanlış düşünüşleri yüzünden Yahudi öğrenciler artık İsa’nın takipçisi olarak görülmeyecekler miydi? Hayır. Onların durumu geçmişte pagan tanrılarına tapınmış ve hâlâ eski âdetlerine uyan kişilerden çok farklıydı. Yahudi öğrencilerin çok önem verdiği Kanun aslında Yehova tarafından verilmişti. Onda şeytani ya da yanlış olan hiçbir şey yoktu. Fakat Kanun eski ahitle bağlantılıydı; halbuki İsa’nın takipçileri yeni ahde uymalıydı. Hakiki tapınmada artık Kanun ahdindeki uygulamaların yeri yoktu. Kanuna uymakta gayretli olan Yahudi öğrenciler, Hıristiyan öğretilerini tam kavramamışlardı ve Tanrı’nın onayı için Kanundaki dinsel uygulamalara devam etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Düşünüş tarzlarını, adım adım açıklanan hakikatle uyumlu hale getirmeliydilerb (Yer. 31:31-34; Luka 22:20).

      ‘Söylenenler Gerçek Değil’ (Elçiler 21:22-26)

      9. Pavlus, Musa Kanunu hakkında ne öğretti?

      9 Pavlus’un diğer milletler arasındaki Yahudilere “çocuklarını sünnet etmemelerini ve dinsel törelere uymamalarını” öğrettiğine dair söylentiler hakkında ne denebilirdi? Pavlus milletlere gönderilmiş bir elçi olarak, onların Kanuna uyması gerekmediği yönündeki kararı desteklemişti. Aynı zamanda, sünnet Musa Kanununa uymanın bir işareti olduğundan, onları sünnet edilmeleri için ikna etmeye çalışanların hata yaptığını da ortaya sermişti. (Gal. 5:1-7). Ayrıca gittiği şehirlerdeki Yahudilere iyi haberi duyurmuştu. Dinlemeye istekli olanlara, İsa’nın ölümünün Kanunu yürürlükten kaldırdığını ve gerçek doğruluğa Kanunda talep edilen işlerle değil imanla erişileceğini mutlaka açıklamış olmalıydı (Rom. 2:28, 29; 3:21-26).

      10. Pavlus Kanun ve sünnetle ilgili konularda hangi dengeli tutuma sahipti?

      10 Bununla birlikte Pavlus Sebt gününde iş yapmaktan kaçınmak ya da belirli yiyecekleri yememek gibi bazı Yahudi geleneklerini yerine getirmekte sakınca görmeyen kişilere anlayış gösterdi (Rom. 14:1-6). Ve sünnet konusunda kurallar koymadı. Gerçekten de Pavlus, babası Yunanlı olan Timoteos’u Yahudiler tarafından reddedilmesini istemediği için sünnet ettirdi (Elçi. 16:3). Sünnet kişisel karara kalmış bir meseleydi. Pavlus Galatyalılara şöyle demişti: “Sünnetli olup olmamanın hiçbir önemi yoktur; önemli olan, sevgi yoluyla ortaya konan imandır” (Gal. 5:6). Fakat Kanuna uymak amacıyla sünnet olmak ya da Yehova’nın onayını kazanmak için sünnetin şart olduğunu düşünmek yanlıştı; bu iman eksikliğinin göstergesiydi.

      11. İhtiyarlar Pavlus’a hangi talimatı verdi? Bu neleri içerecekti? (Dipnota da bakın.)

      11 Söylentiler asılsız olsa da, İsa’nın Yahudi öğrencilerini hâlâ rahatsız ediyordu. O nedenle ihtiyarlar Pavlus’a şu talimatı verdi: “Aramızda adağı olan dört kişi var. Bu kişileri yanına al ve onlarla birlikte kendin de arınma kurallarını yerine getir. Başlarını tıraş ettirmeleri için gereken masrafı sen karşıla. Böylece, hakkında söylenenlerin gerçek olmadığını, senin de düzgün yaşayan, Kanuna uyan biri olduğunu herkes görsün”c (Elçi. 21:23, 24).

      12. Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarların talimatı karşısında nasıl esneklik gösterdi ve onlarla işbirliği yaptı?

      12 Pavlus asıl sorunun kendisi hakkında çıkan söylentiler değil, Yahudi öğrencilerin Musa Kanununa uymaktaki gayretleri olduğunu ileri sürüp itiraz edebilirdi. Fakat o, Tanrısal ilkeleri çiğnemediği sürece esnek olmaya hazırdı. Daha önce şöyle yazmıştı: “Kanunun hükmü altında olmadığım halde, onun hükmü altında olanları kazanayım diye, onlara kanunun hükmü altında biri gibi davrandım” (1. Kor. 9:20). Bu olayda Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarlarla işbirliği yaptı ve “kanunun hükmü altında biri gibi davrandı.” Böylece, ihtiyarlarla işbirliği yapmak ve meselelerin kendi istediğimiz şekilde ele alınmasında ısrar etmemek konusunda bugün bizim için güzel bir örnek oldu (İbr. 13:17).

      Resimler: 1. Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarların talimatını dinliyor. 2. Günümüzde bir ihtiyarlar kurulu toplantısı. Diğer ihtiyarlar el kaldırmış, bir ihtiyar dikkatle dinliyor.

      Pavlus Kutsal Yazılardaki ilkeler çiğnenmediği sürece boyun eğdi. Ya siz?

      ROMA KANUNU VE ROMA VATANDAŞLARI

      Romalı yetkililer genelde yerel yönetime pek karışmazdı. Yahudilerin davaları çoğunlukla Yahudi kanunlarına göre çözümlenirdi. Romalıların Pavlus’la ilgili davaya müdahale etmesinin tek nedeni, onun mabette görünmesi üzerine çıkan ayaklanmanın kamu düzeni için bir tehdit oluşturmasıydı.

      Romalı yetkililerin sıradan vatandaşlar üzerinde büyük yetkisi vardı. Bununla birlikte Roma vatandaşlarına farklı davranıyorlardı.f Vatandaşlık, bir kişiye imparatorluğun her yerinde tanınan ve saygı duyulan belirli ayrıcalıklar sağlardı. Örneğin yargılanmamış bir Romalıyı bağlamak ya da dövmek yasalara aykırıydı; çünkü böyle bir muamele ancak kölelere layık görülürdü. Roma vatandaşlarının bir eyalet valisinin kararlarını Roma’da imparatora sunup temyiz etme hakkı vardı.

      Roma vatandaşlığı birçok şekilde elde edilebilirdi. Bunlardan ilki miras yoluylaydı. Bazen imparatorlar sunulan hizmetler karşılığında bireyleri ya da tüm bir şehir veya bölgenin özgür halkını vatandaşlıkla ödüllendirirdi. Bir Roma vatandaşından özgürlüğünü satın alan bir köle, bir Romalının serbest bıraktığı köle ya da Roma ordusundan terhis olmuş bir asker Roma vatandaşı olabilirdi. Anlaşılan belirli koşullarda vatandaşlığı satın almak da mümkündü. Komutan Klaudius Lisias Pavlus’a “Ben bu vatandaşlık haklarını yüklü bir para ödeyerek aldım” dediğinde, Pavlus ona “Bense o haklarla doğdum” karşılığını vermişti (Elçi. 22:28). Nasıl olduğu bilinmese de, belli ki Pavlus’un dedelerinden biri Roma vatandaşlığını bir şekilde elde etmişti.

      f MS birinci yüzyılda Yahudiye’de pek fazla Roma vatandaşı yoktu. Ancak üçüncü yüzyılda eyaletlerdeki tüm halka Roma vatandaşlığı verildi.

      “Yaşamaya Layık Değil” (Elçiler 21:27–22:30)

      13. (a) Bazı Yahudiler mabette neden kargaşa çıkardı? (b) Pavlus’un hayatı nasıl kurtuldu?

      13 Mabette her şey yolunda gitmedi. Adak günleri dolmak üzereyken, Asya’dan gelen Yahudiler Pavlus’u gördü ve başka milletlerden kişileri mabede getirdiğini söyleyerek onu yalan yere suçlayıp bir ayaklanma çıkardılar. Eğer Romalı komutan müdahale etmeseydi Pavlus’u döverek öldüreceklerdi. Fakat Romalı komutan da onu tutukladı. Bundan sonra Pavlus’un yeniden özgürlüğüne kavuşması için dört yılı aşkın bir zaman geçecekti. Pavlus’a yönelik tehlike henüz sona ermemişti. Komutan Pavlus’a neden saldırdıklarını sorduğunda Yahudiler bağıra çağıra farklı suçlamalarda bulundular. O kargaşa esnasında komutan hiçbir şey anlayamadı. Sonunda Pavlus’u oradan sürükleyerek götürmek zorunda kaldılar. Pavlus ile Romalı askerler kışlaya girmek üzereyken Pavlus komutana “Senden rica ediyorum, halka seslenmeme izin ver” dedi (Elçi. 21:39). Komutan izin verince Pavlus imanını cesurca savunmaya başladı.

      14, 15. (a) Pavlus Yahudilere neyi açıkladı? (b) Romalı komutan Yahudilerin öfkesinin nedenini öğrenmek için neler yaptı?

      14 Pavlus sözlerine “Savunmamı dinleyin” diyerek başladı (Elçi. 22:1). Pavlus’un kalabalığa İbranice hitap etmesi onları sakinleştirdi. Mesih’in takipçisi olma nedenini net bir şekilde açıkladı. Bunu yaparken Yahudilerin isterlerse doğrulayabilecekleri noktalara ustaca değindi. Orada bulunan bazılarının da büyük ihtimalle bildiği gibi, Pavlus ünlü Gamaliel’in dizinin dibinde öğrenim görmüştü ve Mesih’in takipçilerine zulmetmişti. Ancak Şam’a giderken yolda gördüğü bir görüntüde, diriltilen Mesih onunla konuşmuştu. Pavlus’un yol arkadaşları parlak bir ışık görmüş ve ses duymuş, fakat söylenenleri anlamamışlardı (Elçi. 9:7; 22:9). Ardından, görüntü nedeniyle kör olan Pavlus’u Şam’a götürmek zorunda kalmışlardı. Orada, tüm o yöredeki Yahudilerin tanıdığı bir adam olan Hananya mucizevi şekilde Pavlus’a görme yetisini yeniden kazandırmıştı.

      15 Pavlus sözlerine Yeruşalim’e döndükten sonra İsa’nın ona mabette göründüğünü anlatarak devam etti. Yahudiler bu sözler karşısında çok öfkelendiler ve “Bu adamı ortadan kaldırın, böyle biri yaşamaya layık değil!” diye bağırdılar (Elçi. 22:22). Komutan Pavlus’u kurtarmak için kışlaya götürdü. O, Yahudilerin Pavlus’a neden öfkelendiğini öğrenmeye kararlıydı. Bu yüzden de kırbaçlanarak sorgulanması için Pavlus’u hazırlamalarını emretti. Fakat Pavlus Roma vatandaşı olduğunu açıklayarak sahip olduğu yasal korunma hakkından yararlandı. Bugün Yehova’nın hizmetçileri de inançlarını savunmak için ellerindeki yasal hakları kullanıyorlar. (“Roma Kanunu ve Roma Vatandaşları” başlıklı çerçeveye, ayrıca “Çağımızdaki Yasal Mücadeleler” başlıklı çerçeveye bakın.) Pavlus’un Roma vatandaşı olduğunu işiten komutan, daha fazla bilgi edinmek için başka bir yol bulması gerektiğini fark etti. Ertesi gün Pavlus’u özel olarak toplanan Sanhedrin’in, yani Yahudi yüksek mahkemesinin önüne çıkarttı.

      ÇAĞIMIZDAKİ YASAL MÜCADELELER

      Pavlus gibi günümüzde Yehova’nın Şahitleri de duyuru işlerine getirilen kısıtlamalarla mücadele etmek için ellerindeki her yasal imkânı kullanmıştır. “İyi haberin savunulmasında ve hukuken tanınmasında” gayret göstermişlerdir (Filip. 1:7).

      1920 ile 1930’larda, Kutsal Kitaba dayalı yayınları dağıttıkları için yüzlerce kişi tutuklandı. Örneğin 1926’ya gelindiğinde Alman mahkemelerinde 897 dava karara bağlanmayı bekliyordu. Davaların sayısı öyle çoktu ki, Almanya Bürosunda bir Hukuk Departmanının kurulması gerekti. 1930’larda sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yüzlerce kişi iyi haberi evden eve duyurduğu için tutuklanıyordu. 1936’da bu sayı 1.149’a yükseldi. Kardeşlere gerekli yasal rehberliği sağlamak için Amerika Birleşik Devletleri’nde de bir Hukuk Departmanı kuruldu. 1933 ila 1939 yıllarında Romanya’daki Şahitlere 530 dava açıldı. Bununla birlikte Romanya Yüksek Mahkemesi, yapılan temyiz başvurularının birçoğunda lehimize karar verdi. Benzer durumlar başka birçok ülkede de ortaya çıktı.

      İsa’nın takipçileri tarafsızlıklarını bozacak faaliyetlerde yer almayı vicdanen kabul edemediklerinde de yasal güçlükler ortaya çıkmıştır (İşa. 2:2-4; Yuhn. 17:14). Muhalifler onları yalan yere kışkırtıcılıkla suçlamaktadır; bu bazen faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasına yol açmaktadır. Fakat zamanla birçok hükümet Yehova’nın Şahitlerinin kendileri için bir tehdit oluşturmadığını kabul etti.g

      g Yehova’nın Şahitlerinin birçok ülkede kazandığı yasal zaferler için Tanrı’nın Krallığı Hüküm Sürüyor! kitabının 15. bölümüne ve Jehovah’s Witnesses—Proclaimers of God’s Kingdom kitabının 30. bölümüne bakın.

      “Ben Ferisiyim” (Elçiler 23:1-10)

      16, 17. (a) Pavlus Sanhedrin önünde konuştuğunda olanları anlatın. (b) Ona vurduklarında Pavlus nasıl bir alçakgönüllülük örneği sergiledi?

      16 Pavlus Sanhedrin’in önünde savunmasına başlarken şunları söyledi: “Efendiler, kardeşler, bugüne dek Tanrı’nın önünde tamamen rahat bir vicdanla yaşadım” (Elçi. 23:1). Daha fazla bir şey söyleyemedi. Kayda göre: “Bunun üzerine başkâhin Hananya, Pavlus’un yanında duranlara onun ağzına vurmalarını emretti” (Elçi. 23:2). Ne aşağılayıcı bir davranış! Hiçbir kanıtı dinlemeden Pavlus’u yalancı olarak damgalamaları önyargılarının bir göstergesiydi. Pavlus’un şöyle karşılık vermesine şaşmamalı: “Ey beyaz badanalı duvar, Tanrı da sana vuracak! . . . . Sen hem Kanuna göre beni yargılıyor, hem de Kanunu çiğneyerek bana vurulmasını mı emrediyorsun?” (Elçi. 23:3).

      17 Orada bulunanlardan bazıları Pavlus’a vurulduğu için değil, onun tepkisi nedeniyle hayretler içinde kaldı. “Tanrı’nın başkâhinine hakaret mi ediyorsun?” dediler. Pavlus cevabıyla alçakgönüllülük ve Kanuna saygı konusunda bir ders vererek şöyle dedi: “Kardeşler, onun başkâhin olduğunu bilmiyordum. . . . . Çünkü Kutsal Yazılar ‘Halkının yöneticisi hakkında kötü konuşmayacaksın’ der”d (Elçi. 23:4, 5; Çık. 22:28). Pavlus bundan sonra farklı bir yaklaşım denedi. Sanhedrin’in Ferisilerden ve Sadukilerden oluştuğunu fark edince şöyle dedi: “Efendiler, kardeşler, ben Ferisiyim, bir Ferisi evladıyım. Şu anda dirilme ümidi hakkında yargılanıyorum” (Elçi. 23:6).

      Bir birader din adamına şahitlik ediyor, din adamı kendi elindeki Kutsal Kitaptan ayeti dikkatle okuyor.

      Farklı dinlerden kişilerle konuşurken Pavlus gibi biz de ortak bir zemin bulmaya çalışırız

      18. Pavlus neden Ferisi olduğunu söyledi? Belli durumlarda nasıl benzer bir mantık yürütebiliriz?

      18 Pavlus neden Ferisi olduğunu söyledi? Çünkü o ‘bir Ferisi evladıydı’, yani ailesi o mezheptendi. Dolayısıyla birçokları onu hâlâ Ferisi olarak görüyordu.e Peki Pavlus Ferisilerin dirilme inancıyla kendisinin bu konudaki inancı arasında nasıl bir ortak nokta bulabildi? Ferisiler insanda ölümden sonra yaşamaya devam eden bir kısım olduğuna ve doğru kişilerin canlarının insan bedenlerinde tekrar yaşayacağına inanıyorlardı. Pavlus böyle öğretilere değil, İsa’nın öğrettiği dirilmeye inanıyordu (Yuhn. 5:25-29). Yine de o, ölümden sonra bir yaşam ümidi olduğu konusunda Ferisilerle aynı fikirdeydi; oysa Sadukiler böyle bir ümide inanmıyordu. Biz de Tanrı’ya inanan kişilerle konuşurken benzer bir mantık yürütebiliriz. Elbette onlar kendi tanrılarına inanırken biz Kutsal Kitabın Tanrısına inanıyoruz. Ama bir Tanrı’nın var olduğu konusunda onlarla aynı görüşteyiz.

      19. Sanhedrin’in toplantısında neden kargaşa çıktı?

      19 Pavlus’un sözleri Sanhedrin’i böldü. Kayıt şöyle diyor: “Birden bağırıp çağırmaya başladılar; Ferisiler kanadındaki yazıcılardan bazıları kalkıp hararetli bir savunmaya giriştiler. ‘Bizce bu adamın işlediği bir suç yok; bir ruh veya melek onunla konuşmuş olamaz mı? . . . ’ dediler” (Elçi. 23:9). Bir meleğin Pavlus’la konuşmuş olduğunun ima edilmesi, meleklere inanmayan Sadukilerin asla kabul edemeyeceği bir şeydi. (“Sadukiler ve Ferisiler” başlıklı çerçeveye bakın.) Kargaşa o kadar büyüdü ki, Romalı komutan elçiyi bir kez daha kurtarmak zorunda kaldı (Elçi. 23:10). Fakat Pavlus hâlâ tehlikedeydi. Elçiye şimdi ne olacaktı? Bunu gelecek bölümde öğreneceğiz.

      SADUKİLER VE FERİSİLER

      Yahudi yüksek mahkemesi ve ulusal yürütme kurulu olan Sanhedrin’e iki rakip mezhep hâkimdi: Sadukiler ve Ferisiler. Birinci yüzyıl tarihçisi Flavius Josephus’a göre, bu iki grup arasındaki başlıca fark şuydu: Ferisiler halka birçok geleneksel uygulamayı zorla kabul ettirmeye çalışırken, Sadukiler sadece Musa Kanununda bulunan emirleri yükümlülük olarak görüyordu. İki düşünce ekolü de İsa’ya muhalefet ediyordu.

      Temelde muhafazakâr olan Sadukilerin kâhinlikle yakın bağları olduğu ve her ikisi de başkâhinlik yapmış olan Hanna ile Kayafa’nın bu nüfuzlu mezhebin mensupları olduğu anlaşılıyor (Elçi. 5:17). Ne var ki Josephus bu mezhebin öğretilerinin “ancak zenginleri ikna edebildiğini” söyler.

      Öte yandan Ferisilerin sıradan insanlar üzerinde büyük etkisi vardı. Fakat onlar Kanuna uymayı halk için bir yük haline getirmişlerdi. Örneğin, törensel arınma konusunda katı kuralları vardı. Sadukilerin aksine, Ferisiler kader öğretisine büyük önem veriyordu. Onlar insan öldükten sonra canının yaşadığına ve erdemli bir hayat sürüp sürmediğine göre ödül veya ceza alacağına inanıyorlardı.

      a Yahudi kökenli Hıristiyanların sayısı bu kadar çok olduğuna ve evlerde toplanıldığına göre birçok cemaat olmalıydı.

      b Birkaç yıl sonra Pavlus İbranilere yeni ahdin üstünlüğünü kanıtlayan bir mektup yazdı. O mektupta yeni ahdin eski ahdi geçersiz kıldığını açıkça gösterdi. Pavlus’un etkili mantığı, iman eden Yahudilerin kendilerini eleştirenlere cevap verirken kullanabileceği ikna edici kanıtlar sunmanın yanı sıra, aralarından Musa Kanununa çok fazla önem veren bazılarının imanını da kuşkusuz güçlendirdi (İbr. 8:7-13).

      c Uzmanlara göre bu dört adam kendilerini Nezir olarak adamıştı (Say. 6:1-21). Gerçi böyle adakların yer aldığı Musa Kanunu artık geçersizdi; ama Pavlus bu adamların Yehova’ya adaklarını yerine getirmelerinin yanlış olmayacağını düşünmüş olabilir. Dolayısıyla onlara eşlik edip masraflarını karşılaması yanlış olmayacaktı. Bunun ne tür bir adak olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Fakat her ne olursa olsun, herhalde Pavlus bu kişilerin günahlarını temizleyeceğine inanarak Nezirlerin yaptığı gibi bir kurban sunmasını desteklemeyecekti. Mesih kusursuz bir kurban olduğu için, kurban olarak sunulan hayvanların günaha kefaret etme işlevi kalmamıştı. Ne olursa olsun, Pavlus’un vicdanına aykırı bir şey yapmayı kabul etmediğinden emin olabiliriz.

      d Bazıları Pavlus’un iyi göremediği için başkâhini tanıyamadığını ileri sürmektedir. Belki de Yeruşalim’den çok uzun süre uzak kaldığı için o sırada kimin başkâhin olduğunu bilmiyordu. Ya da kalabalık yüzünden kendisine vurma emrini kimin verdiğini görememişti.

      e MS 49’da elçiler ve ihtiyarlar başka milletlerden olanların Musa Kanununa uymasının gerekip gerekmediğini görüşürken, oradaki bazı Hıristiyanlardan “Ferisi mezhebinden iman edenler” olarak söz edilmişti (Elçi. 15:5). Anlaşılan o öğrenciler bir bakıma hâlâ Ferisi geçmişleriyle tanınıyorlardı.

  • “Savunmamı Dinleyin”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 23. BÖLÜM

      “Savunmamı Dinleyin”

      Pavlus öfkeli kalabalıklar ve Sanhedrin’in önünde hakikati savunur

      Bu bölüm Elçiler 21:18–23:10’a dayanmaktadır

      1, 2. Elçi Pavlus Yeruşalim’e neden geldi? Orada ne tür zorluklarla karşılaşacaktı?

      YERUŞALİM. Pavlus yeniden bu şehrin dar ve kalabalık sokaklarında yürüyordu. Başka hiçbir şehir Yehova’nın toplumuyla ilişkisinin tarihinde bu denli önemli ve özel olmamıştı. Orada yaşayanların çoğu bu şehrin görkemli geçmişiyle çok gurur duyuyordu. Pavlus oradaki İsa’nın birçok takipçisinin, şehirlerinin tarihine çok fazla güvendiğinin ve Yehova’nın adım adım gerçekleşen amacına ayak uyduramadıklarının farkındaydı. Daha Efesos’tayken bu büyük şehri ziyaret etmeye karar vermesinin nedeni oradaki iman kardeşlerinin maddi yönden ihtiyaç içinde olmasıydı. Şimdi ise onların ruhi yönden de ihtiyaç içinde olduklarını görüyordu (Elçi. 19:21). Olası tehlikelere rağmen Yeruşalim’e gelme kararından vazgeçmemişti.

      2 Pavlus acaba Yeruşalim’de nelerle karşılaşacaktı? Yaşayacağı bir zorluk Mesih’in takipçilerinden kaynaklanacaktı; onlardan bazıları Pavlus hakkındaki söylentilerden rahatsızlık duyuyordu. Mesih’in düşmanları ise daha büyük bir zorluğa yol açacaktı. Pavlus’a karşı sahte suçlamalarda bulunacak, onu dövecek ve ölümle tehdit edeceklerdi. Bütün bu arbede aynı zamanda Pavlus’a bir savunma yapma fırsatı sağlayacaktı. Bu sıkıntıları göğüslerken sergilediği alçakgönüllülük, cesaret ve iman bugün İsa’nın takipçileri için mükemmel bir örnektir. Şimdi bunu birlikte inceleyelim.

      “Tanrı’ya Şükrettiler” (Elçiler 21:18-20a)

      3-5. (a) Pavlus Yeruşalim’de hangi toplantıya katıldı? Orada ne görüşüldü? (b) Pavlus’un Yeruşalim’de ihtiyarlarla yaptığı toplantıdan hangi dersleri alabiliriz?

      3 Pavlus ve arkadaşları Yeruşalim’e vardıktan bir gün sonra cemaatin sorumlu ihtiyarlarını görmeye gittiler. Kayıtta o sırada hayatta olan elçilerin hiçbirinden söz edilmez; belki hepsi de hizmet etmek üzere farklı yerlere gitmişti. Bununla birlikte İsa’nın kardeşi Yakup hâlâ oradaydı (Gal. 2:9). Pavlus’un ‘oradaki tüm ihtiyarlarla’ yaptığı toplantıya muhtemelen o başkanlık etti (Elçi. 21:18).

      4 Pavlus ihtiyarları selamladıktan sonra, “Tanrı’nın onun hizmeti aracılığıyla diğer milletler arasında yaptığı işleri ayrıntılarıyla anlattı” (Elçi. 21:19). Bu, kardeşler için çok teşvik edici olmalıydı. Bugün biz de duyuru işinin başka ülkelerde geliştiğini işittiğimizde heyecanlanıyoruz (Özd. 25:25).

      5 Büyük ihtimalle Pavlus bir ara Avrupa’dan getirdiği bağışlardan da söz etti. Uzak yerlerde yaşayan kardeşlerin gösterdiği bu ilgi Pavlus’u dinleyenleri çok sevindirmiş ve mutlu etmiş olmalı. Kayda göre, bunun üzerine ihtiyarlar “Tanrı’ya şükrettiler” (Elçi. 21:20a). Benzer şekilde bugün de felaketler yaşayan veya ciddi hastalıkları olan kişiler, iman kardeşlerinden tam zamanında gelen yardımlardan ve teşvik sözlerinden derinden etkilenirler.

      Birçokları Hâlâ “Kanuna Uymakta Gayretlidir” (Elçiler 21:20b, 21)

      6. Pavlus’a hangi sorun anlatıldı?

      6 Sonra ihtiyarlar Pavlus’a, Yahudiye’de onu şahsen ilgilendiren bir sorun olduğunu açıkladılar. Şöyle dediler: “Gördüğün gibi Yahudiler arasında iman eden binlerce kişi var; onların hepsi Kanuna uymakta gayretlidir. Onlar senin diğer milletler arasındaki tüm Yahudilere Musa kanununu bırakmalarını öğrettiğine dair söylentiler duymuşlar; çocuklarını sünnet etmemelerini ve dinsel törelere uymamalarını söylüyormuşsun”a (Elçi. 21:20b, 21).

      7, 8. (a) Yahudiye’deki birçok Hıristiyan hangi yanlış görüşe sahipti? (b) Bazı Yahudi öğrencilerin yanlış düşünceleri neden hakikate isyan değildi?

      7 Musa Kanununun yürürlükten kalkmasının üzerinden 20 yılı aşkın bir zaman geçtiği halde, neden bu kadar çok sayıda İsa’nın takipçisi hâlâ ona uymaya gayret ediyordu? (Kol. 2:14). MS 49’da Yeruşalim’de toplanan elçiler ve ihtiyarlar cemaatlere bir mektup göndererek, başka milletlerden olan öğrencilerin sünnet edilmesinin ve Musa Kanununa uymasının gerekmediğini açıklamıştı (Elçi. 15:23-29). Ancak o mektupta Yahudi öğrencilerden söz edilmemişti; bu nedenle de onlardan birçoğu Musa Kanununun artık geçerli olmadığını anlamamıştı.

      8 Bu yanlış düşünüşleri yüzünden Yahudi öğrenciler artık İsa’nın takipçisi olarak görülmeyecekler miydi? Hayır. Onların durumu geçmişte pagan tanrılarına tapınmış ve hâlâ eski âdetlerine uyan kişilerden çok farklıydı. Yahudi öğrencilerin çok önem verdiği Kanun aslında Yehova tarafından verilmişti. Onda şeytani ya da yanlış olan hiçbir şey yoktu. Fakat Kanun eski ahitle bağlantılıydı; halbuki İsa’nın takipçileri yeni ahde uymalıydı. Hakiki tapınmada artık Kanun ahdindeki uygulamaların yeri yoktu. Kanuna uymakta gayretli olan Yahudi öğrenciler, Hıristiyan öğretilerini tam kavramamışlardı ve Tanrı’nın onayı için Kanundaki dinsel uygulamalara devam etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Düşünüş tarzlarını, adım adım açıklanan hakikatle uyumlu hale getirmeliydilerb (Yer. 31:31-34; Luka 22:20).

      ‘Söylenenler Gerçek Değil’ (Elçiler 21:22-26)

      9. Pavlus, Musa Kanunu hakkında ne öğretti?

      9 Pavlus’un diğer milletler arasındaki Yahudilere “çocuklarını sünnet etmemelerini ve dinsel törelere uymamalarını” öğrettiğine dair söylentiler hakkında ne denebilirdi? Pavlus milletlere gönderilmiş bir elçi olarak, onların Kanuna uyması gerekmediği yönündeki kararı desteklemişti. Aynı zamanda, sünnet Musa Kanununa uymanın bir işareti olduğundan, onları sünnet edilmeleri için ikna etmeye çalışanların hata yaptığını da ortaya sermişti. (Gal. 5:1-7). Ayrıca gittiği şehirlerdeki Yahudilere iyi haberi duyurmuştu. Dinlemeye istekli olanlara, İsa’nın ölümünün Kanunu yürürlükten kaldırdığını ve gerçek doğruluğa Kanunda talep edilen işlerle değil imanla erişileceğini mutlaka açıklamış olmalıydı (Rom. 2:28, 29; 3:21-26).

      10. Pavlus Kanun ve sünnetle ilgili konularda hangi dengeli tutuma sahipti?

      10 Bununla birlikte Pavlus Sebt gününde iş yapmaktan kaçınmak ya da belirli yiyecekleri yememek gibi bazı Yahudi geleneklerini yerine getirmekte sakınca görmeyen kişilere anlayış gösterdi (Rom. 14:1-6). Ve sünnet konusunda kurallar koymadı. Gerçekten de Pavlus, babası Yunanlı olan Timoteos’u Yahudiler tarafından reddedilmesini istemediği için sünnet ettirdi (Elçi. 16:3). Sünnet kişisel karara kalmış bir meseleydi. Pavlus Galatyalılara şöyle demişti: “Sünnetli olup olmamanın hiçbir önemi yoktur; önemli olan, sevgi yoluyla ortaya konan imandır” (Gal. 5:6). Fakat Kanuna uymak amacıyla sünnet olmak ya da Yehova’nın onayını kazanmak için sünnetin şart olduğunu düşünmek yanlıştı; bu iman eksikliğinin göstergesiydi.

      11. İhtiyarlar Pavlus’a hangi talimatı verdi? Bu neleri içerecekti? (Dipnota da bakın.)

      11 Söylentiler asılsız olsa da, İsa’nın Yahudi öğrencilerini hâlâ rahatsız ediyordu. O nedenle ihtiyarlar Pavlus’a şu talimatı verdi: “Aramızda adağı olan dört kişi var. Bu kişileri yanına al ve onlarla birlikte kendin de arınma kurallarını yerine getir. Başlarını tıraş ettirmeleri için gereken masrafı sen karşıla. Böylece, hakkında söylenenlerin gerçek olmadığını, senin de düzgün yaşayan, Kanuna uyan biri olduğunu herkes görsün”c (Elçi. 21:23, 24).

      12. Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarların talimatı karşısında nasıl esneklik gösterdi ve onlarla işbirliği yaptı?

      12 Pavlus asıl sorunun kendisi hakkında çıkan söylentiler değil, Yahudi öğrencilerin Musa Kanununa uymaktaki gayretleri olduğunu ileri sürüp itiraz edebilirdi. Fakat o, Tanrısal ilkeleri çiğnemediği sürece esnek olmaya hazırdı. Daha önce şöyle yazmıştı: “Kanunun hükmü altında olmadığım halde, onun hükmü altında olanları kazanayım diye, onlara kanunun hükmü altında biri gibi davrandım” (1. Kor. 9:20). Bu olayda Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarlarla işbirliği yaptı ve “kanunun hükmü altında biri gibi davrandı.” Böylece, ihtiyarlarla işbirliği yapmak ve meselelerin kendi istediğimiz şekilde ele alınmasında ısrar etmemek konusunda bugün bizim için güzel bir örnek oldu (İbr. 13:17).

      Resimler: 1. Pavlus Yeruşalim’deki ihtiyarların talimatını dinliyor. 2. Günümüzde bir ihtiyarlar kurulu toplantısı. Diğer ihtiyarlar el kaldırmış, bir ihtiyar dikkatle dinliyor.

      Pavlus Kutsal Yazılardaki ilkeler çiğnenmediği sürece boyun eğdi. Ya siz?

      ROMA KANUNU VE ROMA VATANDAŞLARI

      Romalı yetkililer genelde yerel yönetime pek karışmazdı. Yahudilerin davaları çoğunlukla Yahudi kanunlarına göre çözümlenirdi. Romalıların Pavlus’la ilgili davaya müdahale etmesinin tek nedeni, onun mabette görünmesi üzerine çıkan ayaklanmanın kamu düzeni için bir tehdit oluşturmasıydı.

      Romalı yetkililerin sıradan vatandaşlar üzerinde büyük yetkisi vardı. Bununla birlikte Roma vatandaşlarına farklı davranıyorlardı.f Vatandaşlık, bir kişiye imparatorluğun her yerinde tanınan ve saygı duyulan belirli ayrıcalıklar sağlardı. Örneğin yargılanmamış bir Romalıyı bağlamak ya da dövmek yasalara aykırıydı; çünkü böyle bir muamele ancak kölelere layık görülürdü. Roma vatandaşlarının bir eyalet valisinin kararlarını Roma’da imparatora sunup temyiz etme hakkı vardı.

      Roma vatandaşlığı birçok şekilde elde edilebilirdi. Bunlardan ilki miras yoluylaydı. Bazen imparatorlar sunulan hizmetler karşılığında bireyleri ya da tüm bir şehir veya bölgenin özgür halkını vatandaşlıkla ödüllendirirdi. Bir Roma vatandaşından özgürlüğünü satın alan bir köle, bir Romalının serbest bıraktığı köle ya da Roma ordusundan terhis olmuş bir asker Roma vatandaşı olabilirdi. Anlaşılan belirli koşullarda vatandaşlığı satın almak da mümkündü. Komutan Klaudius Lisias Pavlus’a “Ben bu vatandaşlık haklarını yüklü bir para ödeyerek aldım” dediğinde, Pavlus ona “Bense o haklarla doğdum” karşılığını vermişti (Elçi. 22:28). Nasıl olduğu bilinmese de, belli ki Pavlus’un dedelerinden biri Roma vatandaşlığını bir şekilde elde etmişti.

      f MS birinci yüzyılda Yahudiye’de pek fazla Roma vatandaşı yoktu. Ancak üçüncü yüzyılda eyaletlerdeki tüm halka Roma vatandaşlığı verildi.

      “Yaşamaya Layık Değil” (Elçiler 21:27–22:30)

      13. (a) Bazı Yahudiler mabette neden kargaşa çıkardı? (b) Pavlus’un hayatı nasıl kurtuldu?

      13 Mabette her şey yolunda gitmedi. Adak günleri dolmak üzereyken, Asya’dan gelen Yahudiler Pavlus’u gördü ve başka milletlerden kişileri mabede getirdiğini söyleyerek onu yalan yere suçlayıp bir ayaklanma çıkardılar. Eğer Romalı komutan müdahale etmeseydi Pavlus’u döverek öldüreceklerdi. Fakat Romalı komutan da onu tutukladı. Bundan sonra Pavlus’un yeniden özgürlüğüne kavuşması için dört yılı aşkın bir zaman geçecekti. Pavlus’a yönelik tehlike henüz sona ermemişti. Komutan Pavlus’a neden saldırdıklarını sorduğunda Yahudiler bağıra çağıra farklı suçlamalarda bulundular. O kargaşa esnasında komutan hiçbir şey anlayamadı. Sonunda Pavlus’u oradan sürükleyerek götürmek zorunda kaldılar. Pavlus ile Romalı askerler kışlaya girmek üzereyken Pavlus komutana “Senden rica ediyorum, halka seslenmeme izin ver” dedi (Elçi. 21:39). Komutan izin verince Pavlus imanını cesurca savunmaya başladı.

      14, 15. (a) Pavlus Yahudilere neyi açıkladı? (b) Romalı komutan Yahudilerin öfkesinin nedenini öğrenmek için neler yaptı?

      14 Pavlus sözlerine “Savunmamı dinleyin” diyerek başladı (Elçi. 22:1). Pavlus’un kalabalığa İbranice hitap etmesi onları sakinleştirdi. Mesih’in takipçisi olma nedenini net bir şekilde açıkladı. Bunu yaparken Yahudilerin isterlerse doğrulayabilecekleri noktalara ustaca değindi. Orada bulunan bazılarının da büyük ihtimalle bildiği gibi, Pavlus ünlü Gamaliel’in dizinin dibinde öğrenim görmüştü ve Mesih’in takipçilerine zulmetmişti. Ancak Şam’a giderken yolda gördüğü bir görüntüde, diriltilen Mesih onunla konuşmuştu. Pavlus’un yol arkadaşları parlak bir ışık görmüş ve ses duymuş, fakat söylenenleri anlamamışlardı (Elçi. 9:7; 22:9). Ardından, görüntü nedeniyle kör olan Pavlus’u Şam’a götürmek zorunda kalmışlardı. Orada, tüm o yöredeki Yahudilerin tanıdığı bir adam olan Hananya mucizevi şekilde Pavlus’a görme yetisini yeniden kazandırmıştı.

      15 Pavlus sözlerine Yeruşalim’e döndükten sonra İsa’nın ona mabette göründüğünü anlatarak devam etti. Yahudiler bu sözler karşısında çok öfkelendiler ve “Bu adamı ortadan kaldırın, böyle biri yaşamaya layık değil!” diye bağırdılar (Elçi. 22:22). Komutan Pavlus’u kurtarmak için kışlaya götürdü. O, Yahudilerin Pavlus’a neden öfkelendiğini öğrenmeye kararlıydı. Bu yüzden de kırbaçlanarak sorgulanması için Pavlus’u hazırlamalarını emretti. Fakat Pavlus Roma vatandaşı olduğunu açıklayarak sahip olduğu yasal korunma hakkından yararlandı. Bugün Yehova’nın hizmetçileri de inançlarını savunmak için ellerindeki yasal hakları kullanıyorlar. (“Roma Kanunu ve Roma Vatandaşları” başlıklı çerçeveye, ayrıca “Çağımızdaki Yasal Mücadeleler” başlıklı çerçeveye bakın.) Pavlus’un Roma vatandaşı olduğunu işiten komutan, daha fazla bilgi edinmek için başka bir yol bulması gerektiğini fark etti. Ertesi gün Pavlus’u özel olarak toplanan Sanhedrin’in, yani Yahudi yüksek mahkemesinin önüne çıkarttı.

      ÇAĞIMIZDAKİ YASAL MÜCADELELER

      Pavlus gibi günümüzde Yehova’nın Şahitleri de duyuru işlerine getirilen kısıtlamalarla mücadele etmek için ellerindeki her yasal imkânı kullanmıştır. “İyi haberin savunulmasında ve hukuken tanınmasında” gayret göstermişlerdir (Filip. 1:7).

      1920 ile 1930’larda, Kutsal Kitaba dayalı yayınları dağıttıkları için yüzlerce kişi tutuklandı. Örneğin 1926’ya gelindiğinde Alman mahkemelerinde 897 dava karara bağlanmayı bekliyordu. Davaların sayısı öyle çoktu ki, Almanya Bürosunda bir Hukuk Departmanının kurulması gerekti. 1930’larda sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yüzlerce kişi iyi haberi evden eve duyurduğu için tutuklanıyordu. 1936’da bu sayı 1.149’a yükseldi. Kardeşlere gerekli yasal rehberliği sağlamak için Amerika Birleşik Devletleri’nde de bir Hukuk Departmanı kuruldu. 1933 ila 1939 yıllarında Romanya’daki Şahitlere 530 dava açıldı. Bununla birlikte Romanya Yüksek Mahkemesi, yapılan temyiz başvurularının birçoğunda lehimize karar verdi. Benzer durumlar başka birçok ülkede de ortaya çıktı.

      İsa’nın takipçileri tarafsızlıklarını bozacak faaliyetlerde yer almayı vicdanen kabul edemediklerinde de yasal güçlükler ortaya çıkmıştır (İşa. 2:2-4; Yuhn. 17:14). Muhalifler onları yalan yere kışkırtıcılıkla suçlamaktadır; bu bazen faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasına yol açmaktadır. Fakat zamanla birçok hükümet Yehova’nın Şahitlerinin kendileri için bir tehdit oluşturmadığını kabul etti.g

      g Yehova’nın Şahitlerinin birçok ülkede kazandığı yasal zaferler için Tanrı’nın Krallığı Hüküm Sürüyor! kitabının 15. bölümüne ve Jehovah’s Witnesses—Proclaimers of God’s Kingdom kitabının 30. bölümüne bakın.

      “Ben Ferisiyim” (Elçiler 23:1-10)

      16, 17. (a) Pavlus Sanhedrin önünde konuştuğunda olanları anlatın. (b) Ona vurduklarında Pavlus nasıl bir alçakgönüllülük örneği sergiledi?

      16 Pavlus Sanhedrin’in önünde savunmasına başlarken şunları söyledi: “Efendiler, kardeşler, bugüne dek Tanrı’nın önünde tamamen rahat bir vicdanla yaşadım” (Elçi. 23:1). Daha fazla bir şey söyleyemedi. Kayda göre: “Bunun üzerine başkâhin Hananya, Pavlus’un yanında duranlara onun ağzına vurmalarını emretti” (Elçi. 23:2). Ne aşağılayıcı bir davranış! Hiçbir kanıtı dinlemeden Pavlus’u yalancı olarak damgalamaları önyargılarının bir göstergesiydi. Pavlus’un şöyle karşılık vermesine şaşmamalı: “Ey beyaz badanalı duvar, Tanrı da sana vuracak! . . . . Sen hem Kanuna göre beni yargılıyor, hem de Kanunu çiğneyerek bana vurulmasını mı emrediyorsun?” (Elçi. 23:3).

      17 Orada bulunanlardan bazıları Pavlus’a vurulduğu için değil, onun tepkisi nedeniyle hayretler içinde kaldı. “Tanrı’nın başkâhinine hakaret mi ediyorsun?” dediler. Pavlus cevabıyla alçakgönüllülük ve Kanuna saygı konusunda bir ders vererek şöyle dedi: “Kardeşler, onun başkâhin olduğunu bilmiyordum. . . . . Çünkü Kutsal Yazılar ‘Halkının yöneticisi hakkında kötü konuşmayacaksın’ der”d (Elçi. 23:4, 5; Çık. 22:28). Pavlus bundan sonra farklı bir yaklaşım denedi. Sanhedrin’in Ferisilerden ve Sadukilerden oluştuğunu fark edince şöyle dedi: “Efendiler, kardeşler, ben Ferisiyim, bir Ferisi evladıyım. Şu anda dirilme ümidi hakkında yargılanıyorum” (Elçi. 23:6).

      Bir birader din adamına şahitlik ediyor, din adamı kendi elindeki Kutsal Kitaptan ayeti dikkatle okuyor.

      Farklı dinlerden kişilerle konuşurken Pavlus gibi biz de ortak bir zemin bulmaya çalışırız

      18. Pavlus neden Ferisi olduğunu söyledi? Belli durumlarda nasıl benzer bir mantık yürütebiliriz?

      18 Pavlus neden Ferisi olduğunu söyledi? Çünkü o ‘bir Ferisi evladıydı’, yani ailesi o mezheptendi. Dolayısıyla birçokları onu hâlâ Ferisi olarak görüyordu.e Peki Pavlus Ferisilerin dirilme inancıyla kendisinin bu konudaki inancı arasında nasıl bir ortak nokta bulabildi? Ferisiler insanda ölümden sonra yaşamaya devam eden bir kısım olduğuna ve doğru kişilerin canlarının insan bedenlerinde tekrar yaşayacağına inanıyorlardı. Pavlus böyle öğretilere değil, İsa’nın öğrettiği dirilmeye inanıyordu (Yuhn. 5:25-29). Yine de o, ölümden sonra bir yaşam ümidi olduğu konusunda Ferisilerle aynı fikirdeydi; oysa Sadukiler böyle bir ümide inanmıyordu. Biz de Tanrı’ya inanan kişilerle konuşurken benzer bir mantık yürütebiliriz. Elbette onlar kendi tanrılarına inanırken biz Kutsal Kitabın Tanrısına inanıyoruz. Ama bir Tanrı’nın var olduğu konusunda onlarla aynı görüşteyiz.

      19. Sanhedrin’in toplantısında neden kargaşa çıktı?

      19 Pavlus’un sözleri Sanhedrin’i böldü. Kayıt şöyle diyor: “Birden bağırıp çağırmaya başladılar; Ferisiler kanadındaki yazıcılardan bazıları kalkıp hararetli bir savunmaya giriştiler. ‘Bizce bu adamın işlediği bir suç yok; bir ruh veya melek onunla konuşmuş olamaz mı? . . . ’ dediler” (Elçi. 23:9). Bir meleğin Pavlus’la konuşmuş olduğunun ima edilmesi, meleklere inanmayan Sadukilerin asla kabul edemeyeceği bir şeydi. (“Sadukiler ve Ferisiler” başlıklı çerçeveye bakın.) Kargaşa o kadar büyüdü ki, Romalı komutan elçiyi bir kez daha kurtarmak zorunda kaldı (Elçi. 23:10). Fakat Pavlus hâlâ tehlikedeydi. Elçiye şimdi ne olacaktı? Bunu gelecek bölümde öğreneceğiz.

      SADUKİLER VE FERİSİLER

      Yahudi yüksek mahkemesi ve ulusal yürütme kurulu olan Sanhedrin’e iki rakip mezhep hâkimdi: Sadukiler ve Ferisiler. Birinci yüzyıl tarihçisi Flavius Josephus’a göre, bu iki grup arasındaki başlıca fark şuydu: Ferisiler halka birçok geleneksel uygulamayı zorla kabul ettirmeye çalışırken, Sadukiler sadece Musa Kanununda bulunan emirleri yükümlülük olarak görüyordu. İki düşünce ekolü de İsa’ya muhalefet ediyordu.

      Temelde muhafazakâr olan Sadukilerin kâhinlikle yakın bağları olduğu ve her ikisi de başkâhinlik yapmış olan Hanna ile Kayafa’nın bu nüfuzlu mezhebin mensupları olduğu anlaşılıyor (Elçi. 5:17). Ne var ki Josephus bu mezhebin öğretilerinin “ancak zenginleri ikna edebildiğini” söyler.

      Öte yandan Ferisilerin sıradan insanlar üzerinde büyük etkisi vardı. Fakat onlar Kanuna uymayı halk için bir yük haline getirmişlerdi. Örneğin, törensel arınma konusunda katı kuralları vardı. Sadukilerin aksine, Ferisiler kader öğretisine büyük önem veriyordu. Onlar insan öldükten sonra canının yaşadığına ve erdemli bir hayat sürüp sürmediğine göre ödül veya ceza alacağına inanıyorlardı.

      a Yahudi kökenli Hıristiyanların sayısı bu kadar çok olduğuna ve evlerde toplanıldığına göre birçok cemaat olmalıydı.

      b Birkaç yıl sonra Pavlus İbranilere yeni ahdin üstünlüğünü kanıtlayan bir mektup yazdı. O mektupta yeni ahdin eski ahdi geçersiz kıldığını açıkça gösterdi. Pavlus’un etkili mantığı, iman eden Yahudilerin kendilerini eleştirenlere cevap verirken kullanabileceği ikna edici kanıtlar sunmanın yanı sıra, aralarından Musa Kanununa çok fazla önem veren bazılarının imanını da kuşkusuz güçlendirdi (İbr. 8:7-13).

      c Uzmanlara göre bu dört adam kendilerini Nezir olarak adamıştı (Say. 6:1-21). Gerçi böyle adakların yer aldığı Musa Kanunu artık geçersizdi; ama Pavlus bu adamların Yehova’ya adaklarını yerine getirmelerinin yanlış olmayacağını düşünmüş olabilir. Dolayısıyla onlara eşlik edip masraflarını karşılaması yanlış olmayacaktı. Bunun ne tür bir adak olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Fakat her ne olursa olsun, herhalde Pavlus bu kişilerin günahlarını temizleyeceğine inanarak Nezirlerin yaptığı gibi bir kurban sunmasını desteklemeyecekti. Mesih kusursuz bir kurban olduğu için, kurban olarak sunulan hayvanların günaha kefaret etme işlevi kalmamıştı. Ne olursa olsun, Pavlus’un vicdanına aykırı bir şey yapmayı kabul etmediğinden emin olabiliriz.

      d Bazıları Pavlus’un iyi göremediği için başkâhini tanıyamadığını ileri sürmektedir. Belki de Yeruşalim’den çok uzun süre uzak kaldığı için o sırada kimin başkâhin olduğunu bilmiyordu. Ya da kalabalık yüzünden kendisine vurma emrini kimin verdiğini görememişti.

      e MS 49’da elçiler ve ihtiyarlar başka milletlerden olanların Musa Kanununa uymasının gerekip gerekmediğini görüşürken, oradaki bazı Hıristiyanlardan “Ferisi mezhebinden iman edenler” olarak söz edilmişti (Elçi. 15:5). Anlaşılan o öğrenciler bir bakıma hâlâ Ferisi geçmişleriyle tanınıyorlardı.

  • “Cesur Ol!”
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
    • 24. BÖLÜM

      “Cesur Ol!”

      Pavlus bir suikastten kurtulur ve Feliks’in önünde savunmasını yapar

      Bu bölüm Elçiler 23:11–24:27’ye dayanmaktadır

      1, 2. Yeruşalim’de karşılaştığı zulüm Pavlus’u neden şaşırtmadı?

      YERUŞALİM’DEKİ öfkeli kalabalığın elinden tam zamanında kurtarılan Pavlus bir kez daha hapisteydi. Yeruşalim’de karşılaştığı bu zulüm gayretli elçiyi şaşırtmadı. Onu bu şehirde “zincirlerin ve sıkıntıların” beklediği söylenmişti (Elçi. 20:22, 23). Pavlus başına neler geleceğini tam olarak bilmese de, İsa’nın ismi uğruna çektiği acıların süreceğini biliyordu (Elçi. 9:16).

      2 Hıristiyan cemaatindeki peygamberler bile Pavlus’u uyararak onun bağlanıp ‘diğer milletlerden insanların eline verileceğini’ söylemişti (Elçi. 21:4, 10, 11). Kısa süre önce Yahudilerden oluşan bir kalabalık onu öldürmeye çalışmıştı ve bunun hemen ardından, Pavlus’un sözleri yüzünden kavga eden Sanhedrin üyeleri onu adeta ‘parçalayacaklardı.’ Elçi şimdi Romalı askerlerin gözetiminde hapisteydi. Onu daha birçok sorgulama ve suçlama bekliyordu (Elçi. 21:31; 23:10). Gerçekten de elçi Pavlus’un cesarete ihtiyacı vardı.

      3. Duyuru faaliyetimizi sürdürebilmek için nasıl cesaret kazanabiliriz?

      3 Bu son günlerde ‘Mesih İsa yolunda Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsinin zulüm göreceğini’ biliyoruz (2. Tim. 3:12). Zaman zaman bizim de duyuru işine devam etmek için cesarete ihtiyacımız oluyor. “Sadık ve sağgörülü hizmetkâr” tarafından hazırlanan yayınlar ve ibadetler aracılığıyla zamanında gelen yüreklendirici sözler için gerçekten çok minnettarız (Mat. 24:45). Yehova iyi haberin düşmanlarının başarılı olamayacağı konusunda bize güvence vermiştir. Onlar ne Tanrı’nın hizmetçilerini bir grup olarak ortadan kaldırabilecek ne de duyuru faaliyetini durdurabilecekler (İşa. 54:17; Yer. 1:19). Peki elçi Pavlus ne durumdaydı? O, muhalefete rağmen iyi habere tam anlamıyla tanıklık etmeyi sürdürme cesaretini buldu mu? Eğer bulduysa ona bu cesareti kim, nasıl verdi? Ve Pavlus ne yaptı?

      ‘Yeminli Bir Anlaşma’ Amacına Ulaşamıyor (Elçiler 23:11-34)

      4, 5. Pavlus nasıl cesaret kazandı? Bu neden tam zamanındaydı?

      4 Sanhedrin’den kurtarıldığı günün gecesi elçi Pavlus çok ihtiyaç duyduğu cesareti kazandı. Bunun nasıl olduğunu kayıt şöyle anlatıyor: “Efendimiz onun yanında durup, ‘Cesur ol! Yeruşalim’de benim hakkımda nasıl tam olarak tanıklık ettinse, Roma’da da edeceksin’ dedi” (Elçi. 23:11). İsa’dan duyduğu bu yüreklendirici sözler Pavlus’a kurtuluşu hakkında güvence verdi. O sağ salim Roma’ya gideceğini ve orada İsa’ya tanıklık etme fırsatının olacağını biliyordu.

      Pavlus’un yeğeni, Klaudius Lisias’la konuşuyor.

      “Kırktan fazla adam Pavlus için pusuda bekliyor” (Elçiler 23:21).

      5 İsa Pavlus’u tam zamanında cesaretlendirmişti. Ertesi gün 40’ı aşkın Yahudi “aralarında gizlice anlaştılar ve ‘Pavlus’u öldürünceye dek yiyip içersek lanetli olalım!’ diyerek yemin ettiler.” Bu “yeminli anlaşma” o Yahudilerin elçiyi öldürmeye ne kadar kararlı olduklarını gösteriyordu. Eğer planlarını gerçekleştirmekte başarılı olamazlarsa başlarına bir lanet geleceğine inanıyorlardı (Elçi. 23:12-15). Yüksek kâhinlerin ve ihtiyarların da onayladığı plan, güya Pavlus’la ilgili meseleleri daha doğru şekilde öğrenmek amacıyla, onu daha fazla sorgulamak için tekrar Sanhedrin’e getirtmekti. Fakat komplocular Pavlus’u öldürmek için yolda pusuya yatacaklardı.

      6. Pavlus’u öldürme planı nasıl açığa çıktı? Günümüzde gençler bu kayıttan hangi dersi alabilir?

      6 Ancak Pavlus’un yeğeni (adı Kutsal Yazılarda geçmez) bu planı öğrendi ve ona bildirdi. Pavlus da yeğenini durumu haber vermesi için Romalı komutan Klaudius Lisias’a gönderdi (Elçi. 23:16-22). Yehova Pavlus’un yeğeni gibi davranan gençleri kesinlikle çok seviyor. Onlar cesurca davranıyor, kendinden çok Tanrı’nın toplumunun iyiliğine önem veriyor ve Krallıkla ilgili uğraşları desteklemek için elinden geleni yapıyorlar.

      7, 8. Klaudius Lisias, Pavlus’un güvenliği için neler yaptı?

      7 Emrinde 1.000 asker bulunan Klaudius Lisias, Pavlus’a yönelik komployu öğrenir öğrenmez önlem aldı. Askerler, mızraklı askerler ve atlılardan oluşan 470 kişilik bir muhafız gücünün o gece Yeruşalim’den ayrılıp Pavlus’u sağ salim Sezariye’ye götürmesini emretti. Elçi oraya varınca vali Feliks’e teslim edilecekti.a Roma’nın Yahudiye eyaletinin başkenti olan Sezariye’de çok sayıda Yahudi yaşasa da nüfusun başlıca kısmını başka milletlerden kişiler oluşturuyordu. Birçoklarının dinsel önyargılarını öfkeyle sergilediği ve ayaklanmalar çıkardığı Yeruşalim’in tersine, Sezariye’de istikrarlı bir ortam vardı. Roma ordusunun Yahudiye’deki başlıca karargâhı da Sezariye’deydi.

      8 Roma kanununa uygun olarak Lisias, Feliks’e durumu açıklayan bir mektup yolladı. Mektubunda Pavlus’un Romalı olduğunu öğrenince onu Yahudiler tarafından ‘öldürülmekten’ kurtardığını yazdı. Lisias onda ‘ölümü veya zinciri gerektirecek’ hiçbir suç bulmadığını, fakat bir komplo nedeniyle Pavlus’u Feliks’e gönderdiğini, böylece valinin davacıları dinleyebileceğini ve konuyla ilgili bir yargıya varabileceğini belirtti (Elçi. 23:25-30).

      9. (a) Pavlus’un Roma vatandaşı olarak hakları nasıl çiğnendi? (b) Vatandaşlık haklarımızdan nasıl yararlanabiliriz?

      9 Lisias’ın yazdıkları doğru muydu? Tam olarak değildi. Anlaşılan valinin üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyordu. Gerçekte o, elçiyi Roma vatandaşı olduğunu anladığı için kurtarmamıştı. Ayrıca Lisias Pavlus’u ‘çift zincirle bağlattırdığından’ ve ardından onun “kırbaçlanarak sorgulanmasını” emrettiğinden de söz etmedi (Elçi. 21:30-34; 22:24-29). Lisias Roma vatandaşı olan Pavlus’un haklarını çiğnemişti. Bugün Şeytan zulmü körüklemek için muhaliflerin yobazlığını kullanıyor, dolayısıyla bizim de haklarımız çiğnenebilir. Fakat Pavlus gibi Tanrı’nın toplumu da bir ülkenin vatandaşları olarak haklarından genelde yararlanabilir ve yasal korunma talep edebilir.

      ‘Savunmamı Yaptığım İçin Mutluyum’ (Elçiler 23:35–24:21)

      10. Davacılar Pavlus’a hangi ciddi suçlamalarda bulundu?

      10 Davacılar Yeruşalim’den gelene kadar Pavlus Sezariye’de “Herodes’in imparatorluk sarayında gözetim altında” tutuldu (Elçi. 23:35). Beş gün sonra başkâhin Hananya, Tertullus adında bir hatip ve bazı ihtiyarlar geldi. Tertullus önce Yahudiler için yaptıklarından dolayı Feliks’i övdü. Anlaşılan amacı onu pohpohlamak ve gözüne girmekti.b Sonra konuya girip Pavlus hakkında şunları söyledi: “Bu adam bir beladır ve yeryüzünün her yerinde tüm Yahudiler arasında ayaklanmalar çıkarmaktadır. Nasrani mezhebinin elebaşılarından biridir. Ayrıca mabedi de kirletmeye kalkıştı, biz de onu yakaladık.” Oradaki diğer Yahudiler de “anlatılanların doğru olduğunu öne sürerek bu suçlamalara katıldılar” (Elçi. 24:5, 6, 9). Ayaklanma çıkarmak, tehlikeli bir mezhebin elebaşısı olmak ve mabedi kirletmek; bunlar ölüm cezasına yol açabilecek ciddi suçlamalardı.

      11, 12. Pavlus kendisine yönelik suçlamaları nasıl çürüttü?

      11 Sonra Pavlus’a söz hakkı verildi. O da “Savunmamı sizin önünüzde yaptığım için mutluyum” diye söze başladı. Suçlamaları tamamen reddetti. Elçi ne mabedi kirletmiş ne de ayaklanma çıkarmaya çalışmıştı. O, aslında ‘yıllardır’ Yeruşalim’de olmadığına ve muhtemelen kıtlık ile zulüm yüzünden yoksul düşmüş Hıristiyanlar için “bağışlanan yardımları” getirdiğine dikkat çekti. Pavlus mabede girmeden önce “arınma kurallarını yerine getirmiş” olduğunu ve “Tanrı’ya ve insanlara karşı . . . . rahat bir vicdana sahip olmak için” çaba gösterdiğini ısrarla belirtti (Elçi. 24:10-13, 16-18).

      12 Bununla birlikte Pavlus atalarının Tanrısına “onların ‘mezhep’ dediği yola göre” ibadet ettiğini kabul etti. Fakat ısrarla “Kanunda belirtilen ve Peygamberlerin kitaplarında yazılı olan her şeye” inandığını söyledi. Davacıları gibi o da ‘doğru olanların da olmayanların da diriltileceğini’ ümit ediyordu. Ardından Pavlus davacılara meydan okuyarak şöyle dedi: “Sanhedrin önündeyken bende hangi suçu bulduklarını buradaki kişiler söylesinler. Önlerinde dururken, ‘Bugün huzurunuzda dirilme ümidi hakkında yargılanıyorum!’ diye bağırmıştım; bunun dışında bir şeyle beni suçlayamazlar” (Elçi. 24:14, 15, 20, 21).

      13-15. Yetkililer önünde cesurca şahitlikte bulunma konusunda Pavlus neden iyi bir örnektir?

      13 İnancımızdan dolayı yetkililerin önüne çıkarılırsak ve ayaklanma çıkartmak, insanları devlete karşı kışkırtmak ya da sözde tehlikeli bir mezhebin üyeleri olmak gibi yalan suçlamalara maruz kalırsak Pavlus’un bu güzel örneğini izleyebiliriz. O, Tertullus gibi samimi olmayan iltifatlarla valiyi pohpohlamadı. Sakin ve saygılıydı. Gerçekleri nezaketle, fakat net ve doğru bir şekilde açıkladı. Pavlus kendisini mabedi kirletmekle suçlayan ‘Asya eyaletinden bazı Yahudilerin’ orada bulunmadığını ve yasalar gereği onlarla yüzleşmesi ve suçlamalarını kendilerinden duyması gerektiğini söyledi (Elçi. 24:18, 19).

      14 En çarpıcı olanı ise Pavlus’un inançları hakkında şahitlik etmekten geri durmamasıydı. Sanhedrin’in önündeyken büyük kargaşaya yol açan konuyu, yani dirilme inancını cesurca tekrar dile getirdi (Elçi. 23:6-10). Pavlus savunmasında dirilme ümidini vurguladı. Çünkü İsa’ya ve muhaliflerinin asla kabul edemeyeceği bir konuya, İsa’nın dirilişine tanıklık ediyordu (Elçi. 26:6-8, 22, 23). Tartışmanın odak noktası dirilmeydi, özellikle de İsa ve onun dirilişiydi.

      15 Pavlus gibi biz de cesurca şahitlikte bulunabilir ve İsa’nın öğrencilerine söylediği şu sözlerden güç alabiliriz: “Benim ismimden ötürü herkes sizden nefret edecek. Ve kim sona kadar dayanırsa kurtulacaktır.” Ne söyleyeceğimiz konusunda endişelenmeli miyiz? Hayır, çünkü İsa şu güvenceyi verdi: “Sizi teslim etmek üzere götürürlerken ne söyleyeceğiniz konusunda önceden kaygı duymayın, size o anda ne verilirse onu söyleyin, çünkü konuşan siz değilsiniz, kutsal ruhtur” (Mar. 13:9-13).

      “Feliks Korktu” (Elçiler 24:22-27)

      16, 17. (a) Feliks Pavlus’un davasını nasıl ele aldı? (b) Feliks neden korkmuş olabilir? O hangi nedenle Pavlus’u görmeye devam etti?

      16 Vali Feliks Hıristiyanların inançlarını ilk defa işitmiyordu. Kayıt şunları der: “Bu Yol [ilk Hıristiyanlık için kullanılan ifade] hakkındaki meseleleri iyi bilen Feliks, ‘Sorununuzla ilgili kararımı Komutan Lisias geldiğinde vereceğim’ diyerek davayı erteledi. Yüzbaşıya Pavlus’un gözetim altında tutulmasını, fakat biraz serbestlik tanınmasını ve ona hizmet etmek isteyen yakınlarının engellenmemesini emretti” (Elçi. 24:22, 23).

      17 Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte Pavlus’u çağırtıp “Mesih İsa’ya iman konusunda bilgi aldı” (Elçi. 24:24). Ancak Pavlus “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm hakkında konuşurken Feliks korktu.” Kötü bir yaşam sürdüğü için herhalde bu sözler vicdanını rahatsız etmişti. Bu yüzden “Şimdi git, bir fırsatını bulunca seni tekrar çağırtırım” diyerek Pavlus’u gönderdi. Feliks Pavlus’u daha birçok kez çağırttı; fakat bunun nedeni hakikat hakkında bilgi almak istemesi değil, Pavlus’tan rüşvet alacağını ummasıydı (Elçi. 24:25, 26).

      18. Pavlus, Feliks ve karısıyla neden “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm” hakkında konuştu?

      18 Pavlus Feliks ve karısıyla neden “doğruluk, özdenetim ve gelecek hüküm” hakkında konuştu? Hatırlarsanız onlar ‘Mesih İsa’ya imanın’ neleri gerektirdiğini öğrenmek istiyorlardı. Onların ne kadar ahlaksız, acımasız ve adaletsiz olduğunu bilen Pavlus, İsa’nın takipçisi olmak isteyenlerin neler yapması gerektiğini açıkça anlattı. Pavlus’un sözleri Tanrı’nın doğruluk standartları ile Feliks ve karısının yaşam tarzları arasındaki büyük uçurumu gösterdi. Bu onların, her insanın düşünceleri, sözleri ve yaptıkları için Tanrı’ya hesap vereceğini ve kendilerinin Tanrı’dan alacağı hükmün Pavlus’a verilecek hükümden daha önemli olduğunu anlamasına yardım etmiş olmalı. Feliks’in ‘korkması’ çok doğaldı.

      19, 20. (a) Hizmetimizde hakikate samimi bir ilgi göstermeyen kişilerle karşılaşırsak nasıl davranmalıyız? (b) Feliks’in Pavlus’a karşı samimi olmadığını nereden biliyoruz?

      19 Biz de hizmette Feliks gibi insanlarla karşılaşabiliriz. Başta hakikate ilgi gösteriyor gibi görünebilirler, fakat aslında bencil yaşamlarından vazgeçmek istemezler. Böyle kişilere karşı dikkatli olmalıyız. Yine de Pavlus gibi onlara Tanrı’nın doğruluk standartlarını nazikçe anlatabiliriz. Hakikat yüreklerini etkileyebilir. Bununla birlikte, günahkâr yaşamlarını bırakmaya niyetleri olmadığını anlarsak onları ikna etmeye çalışmayız ve hakikati gerçekten bulmak isteyenleri ararız.

      20 Feliks’in yüreğinin gerçek durumu şu sözlerden anlaşılıyor: “İki yıl sonra Feliks’in yerine Porkius Festus geldi. Feliks, Yahudilerin gönlünü kazanmak arzusuyla Pavlus’u serbest bırakmamıştı” (Elçi. 24:27). O Pavlus’a karşı samimi değildi. “Yol”un takipçilerinin kışkırtıcı ya da devrimci insanlar olmadığını biliyordu (Elçi. 19:23). Pavlus’un hiçbir Roma kanununu çiğnemediğinin de farkındaydı. Fakat “Yahudilerin gönlünü kazanmak” için elçiyi hapiste tuttu.

      21. Porkius Festus vali olduktan sonra Pavlus’un başına neler geldi? Pavlus nasıl güç kazanmaya devam etmiş olmalı?

      21 Elçiler kitabının 24. bölümünün son ayetinde görüldüğü gibi Feliks’in yerine Porkius Festus vali olduğunda Pavlus hâlâ hapisteydi. Böylece o tekrar sorgulanmaya başladı ve yeniden pek çok yetkilinin karşısına çıkarıldı. Gerçekten de bu cesur elçi ‘kralların ve valilerin önüne götürüldü’ (Luka 21:12). Göreceğimiz gibi o daha sonra dönemin en güçlü yöneticisine şahitlikte bulunacaktı. Yaşadığı bunca şey sırasında Pavlus’un inancı asla zayıflamadı. O şüphesiz İsa’nın şu sözlerinden güç kazanmaya devam etti: “Cesur ol!”

      YAHUDİYE VALİSİ FELİKS

      MS yaklaşık 52’de Roma İmparatoru Klaudius, en sevdiği kişilerden biri olan Antonius Feliks’i Yahudiye valisi (procurator) olarak atadı. Ağabeyi Pallas gibi Feliks de imparatorun ailesinin özgür bıraktığı bir köleydi. Kölelikten azat edilmiş bir adamın askeri yetkiye de sahip bir vali olarak atanması daha önce görülmemiş bir durumdu.

      Feliks.

      Romalı tarihçi Tacitus’a göre, ağabeyinin imparator üzerindeki etkisi nedeniyle Feliks “ceza almadan her tür kötülüğü yapabileceğine inanıyordu.” Vali Feliks “bir kölenin içgüdüleriyle krallık kudretini kullanarak, her tür gaddarlığı ve şehvet düşkünlüğünü sergiledi.” O, vali olduğu dönemde, I. Herodes Agrippa’nın kızı Drusilla’yı ayartıp kocasından ayırarak onunla evlendi. Feliks Pavlus’u rüşvet alabileceği biri olarak görüp ona çirkin ve yasalara aykırı şekilde davrandı.

      Feliks’in yönetimi o kadar yozlaşmış ve baskıcıydı ki İmparator Neron MS 58’de onu Roma’ya geri çağırdı. Yahudilerden oluşan bir heyet Feliks’in ardından Roma’ya giderek onu bölgeyi kötü yönetmekle suçladı. Fakat Pallas’ın kardeşini cezalandırılmaktan kurtardığı söylenir.

      a “Yahudiye Valisi Feliks” başlıklı çerçeveye bakın.

      b Tertullus Feliks’e ulusun “büyük bir huzur” içinde olmasını sağladığı için teşekkür etti. Oysa Feliks’in valilik yaptığı dönemde Yahudiye’de pek huzur yoktu. Aslında Yahudilerin Roma’ya isyan etmesine kadarki dönemde hiçbir valinin yönetimi Feliks’inki kadar sıkıntılı olmadı. Feliks’in yaptığı reformlardan dolayı Yahudilerin “derin bir minnettarlık” duyduğu da kesinlikle doğru değildi. Gerçekte Yahudilerin çoğu, hayatlarını berbat ettiği ve ayaklanmaları bastırırken vahşete başvurduğu için Feliks’i sevmezdi (Elçi. 24:2, 3).

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş