-
“Benim Takipçim Ol”: İsa Ne Demek İstedi?“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
1. BÖLÜM
“Benim Takipçim Ol”: İsa Ne Demek İstedi?
“Sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?”
1, 2. Bir insanın alabileceği en önemli davet nedir? Kendimize ne sormalıyız?
ŞİMDİYE dek aldığınız davetler içinde sizi en mutlu eden hangisiydi? Belki özel bir olaya, örneğin çok sevdiğiniz iki kişinin düğününe davet edilmiştiniz. Ya da önemli bir iş daveti almıştınız. Böyle davetler karşısında mutlaka heyecanlanmış, hatta onur duymuşsunuzdur. Ancak, aslında bunlardan çok daha üstün bir davet aldınız. Bu daveti her birimiz aldık; ve vereceğimiz karşılık bizi derinden etkiler. Bu hayatımızdaki en önemli seçimdir.
2 Hangi davetten söz ediyoruz? Mutlak Güce Sahip Yehova Tanrı’nın biricik Oğlu İsa Mesih’in davetinden. Mukaddes Kitapta kayıtlı olan bu daveti Markos 10:21’de okuyoruz: “Gel benim takipçim ol.” Aslında İsa’nın bu daveti her birimiz için geçerlidir. Kendimize ‘Ben buna nasıl karşılık vereceğim?’ diye sormalıyız. Cevap sizce çok açık olabilir. ‘Böyle harika bir daveti kim reddeder ki?’ diyebilirsiniz. Fakat ne şaşırtıcıdır ki, çoğu insan bunu reddediyor. Acaba neden?
3, 4. (a) Sonsuz yaşam hakkında bilgi almak için İsa’ya gelen adamın hangi özelliklerine insanlar imrenebilirdi? (b) İsa, zengin genç yöneticide hangi iyi nitelikleri görmüş olabilir?
3 Yaklaşık 2.000 yıl önce bu daveti şahsen almış bir adamı ele alalım. Bu adam çok saygın biriydi. İnsanların genellikle arzu ettiği, hatta imrendiği şeylerden en az üçüne, gençliğe, zenginliğe ve yetkiye sahipti. Mukaddes Kitap kaydı onu “genç adam”, “çok zengin” ve “yönetici” olarak tarif ediyor (Matta 19:20; Luka 18:18, 23). Ancak bu adamla ilgili daha önemli bir gerçek vardı. O, Büyük Öğretmen İsa hakkında bazı şeyler duymuş ve duyduklarından hoşlanmıştı.
4 O dönemde çoğu yönetici İsa’ya hak ettiği saygıyı göstermedi (Yuhanna 7:48; 12:42). Ancak bu yönetici farklı davrandı. Mukaddes Kitap şöyle anlatıyor: “[İsa] yola çıkmak üzereyken bir adam koşarak yanına geldi, önünde diz çöküp ona şöyle sordu: ‘İyi Öğretmen, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?’” (Markos 10:17). Bu adamın İsa’yla konuşmaya ne kadar istekli olduğuna dikkat edin; yoksul ve düşkünlerden biri gibi, herkesin gözü önünde ona doğru koştu. Dahası, Mesih’in önünde saygıyla diz çöktü. Demek ki adam bir ölçüde alçakgönüllüydü ve manevi ihtiyacının farkındaydı. İsa böyle güzel niteliklere değer verirdi (Matta 5:3; 18:4). Dolayısıyla ‘İsa’nın adama bakıp onu sevmiş’ olması gayet doğaldı (Markos 10:21). Acaba İsa genç adamın sorusunu nasıl cevapladı?
Eşsiz Bir Davet
5. İsa zengin genç adama ne cevap verdi? İsa’nın o adamın zengin biri olmasını eksiklik olarak görmediğini nereden biliyoruz? (Dipnota da bakın.)
5 İsa, sonsuz yaşam kazanmakla ilgili bu önemli soru hakkında Babasının önceden bilgi vermiş olduğunu gösterdi ve Kutsal Yazılara dikkat çekti. Genç adam da Musa Kanununa sadakatle uyduğunu söyledi. Ancak İsa olağanüstü anlayışıyla, derinlerde bir şey fark etti (Yuhanna 2:25). Bu yöneticinin Tanrı’yla ilişkisini etkileyen ciddi bir sorunu olduğunu anladı. Dolayısıyla ona “bir eksiğin var” dedi. Bu ‘eksik’ neydi? İsa “Git, neyin varsa satıp yoksullara ver” dedi (Markos 10:21). İsa’nın bu cevabı, bir insanın Tanrı’ya hizmet edebilmesi için meteliksiz olması gerektiği anlamına mı geliyordu? Hayır.a Mesih bu sözlerle çok önemli bir şey açıklıyordu.
6. İsa hangi davette bulundu? Zengin genç yöneticinin cevabı, yüreğiyle ilgili neyi ortaya çıkardı?
6 İsa, eksiğinin ne olduğunu göstermek için adama harika bir fırsat sundu. Ona “gel benim takipçim ol” dedi. Bir düşünün: Yüce Tanrı’nın Oğlu, onu takipçisi olmaya bizzat davet ediyordu! Ayrıca ona insanların hayal bile edemeyeceği bir ödül vaat etti. Adama “o zaman gökte hazinen olur” dedi. Zengin genç yönetici fırsatı kaçırmayıp bu harika daveti kabul etti mi? Kayda göre, “bu sözler karşısında üzüldü ve kederli bir halde gitti, çünkü malı mülkü çoktu” (Markos 10:21, 22). İsa’nın beklenmedik sözleri, adamın yüreğindeki bir sorunu ortaya çıkardı. O, sahip olduğu şeylere ve herhalde zenginliğin beraberinde getirdiği güce ve itibara da çok fazla bağlıydı. Ne yazık ki bunlara duyduğu sevgi, Mesih’e duyduğu sevgiden çok daha ağır bastı. Öyleyse onun “eksiği”, İsa’ya ve Yehova’ya bütün yürekle duyulması gereken özverili sevgiydi. Genç adam, bu sevgisi eksik olduğundan o eşsiz daveti geri çevirdi! Peki bu davetin sizinle nasıl bir ilgisi var?
7. İsa’nın davetinin bugün bizim için de geçerli olduğundan nasıl emin olabiliriz?
7 İsa’nın daveti sadece o adama veya yalnızca birkaç kişiye yönelik değildi. İsa “Biri benim arkamdan gelmek isterse, . . . . hep beni izlesin” dedi (Luka 9:23). Dikkat ederseniz, gerçekten ‘isteyen’ herkes Mesih’i izleyebilir. Tanrı, böyle temiz yürekli kişileri Oğluna çeker (Yuhanna 6:44). Yalnızca zenginlere, yalnızca yoksullara, yalnızca belli bir ırktan veya milletten olanlara ya da yalnızca o dönemde yaşayanlara değil, herkese İsa’nın davetini kabul etme fırsatı sunuluyor. Dolayısıyla, İsa “gel benim takipçim ol” derken aslında size de hitap ediyor. Peki neden Mesih’i takip etmek istemelisiniz? Ve bunun kapsamına neler girer?
Neden Mesih’in Takipçisi Olalım?
8. Tüm insanların neye ihtiyacı var, neden?
8 Kabul etmemiz gereken bir gerçek var: İnsanlar olarak iyi bir önderliğe gerçekten muhtacız. Herkes bu ihtiyacı kabul etmese de, bu durumdayız. Yehova’nın peygamberi Yeremya, Tanrı’nın ilhamıyla şu değişmez gerçeği kaleme aldı: “Ya RAB, bilirim ki, insanın yolu kendi elinde değildir; adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir” (Yeremya 10:23). İnsanların kendilerini yönetmeye ne hakkı ne de yeteneği var. Gerçekten de, insanlık tarihi çoğunlukla kötü önderlikleri anlatan kayıtlardan ibarettir (Vaiz 8:9). İsa’nın zamanında önderler insanlara baskı yapıyor, kötü davranıyor ve onları aldatıyordu. İsa halkın “çobansız koyunlar gibi” olduğunu gördü (Markos 6:34). Aynı durum bugünkü insanlık için de geçerlidir. Hem toplum hem de bireyler olarak, güvenebileceğimiz ve saygı duyabileceğimiz bir önderliğe ihtiyacımız var. Acaba İsa bu ihtiyacı karşılıyor mu? Evet. Şimdi böyle cevap vermemizin birkaç nedenini görelim.
9. İsa’yı diğer tüm önderlerden ayıran nedir?
9 İlk olarak, İsa’yı Yehova Tanrı seçti. Çoğu önder, genelde kolay aldatılan ve yanlış değerlendirmeler yapmaya eğilimli, kusurlu insanlar tarafından seçilir. Oysa İsa farklı bir önderdir. Bunu bize unvanı gösterir. “Mesih” olarak tercüme edilen Yunanca ‘Hıristos’ ve İbranice ‘Maşiah’ unvanları, “özel bir konuma tayin edilmiş Kişi” anlamına gelir. Evet, İsa kutsal konumuna bizzat evrenin Ulu Rabbi tarafından özel olarak atanmıştı. Yehova Tanrı, Oğlu hakkında şöyle dedi: “İşte seçtiğim, gönülden hoşnut olduğum sevgili kulum! Ona ruhumu vereceğim” (Matta 12:18). Bizim nasıl bir öndere ihtiyacımızın olduğunu kimse Yaratıcımızdan daha iyi bilemez. Yehova’nın hikmeti sonsuzdur; dolayısıyla O’nun seçimine güvenmemiz için çok nedenimiz var (Süleyman’ın Meselleri 3:5, 6).
10. İsa’nın yaşamı neden insanların izleyebileceği en iyi örnektir?
10 İkinci olarak, İsa, üzerimizde derin etki yaratabilecek, kusursuz bir örnekti. En iyi önder, halkının saygı duyabileceği ve örnek alabileceği niteliklere sahip olandır. Örnek olarak önderlik eder, başkalarını daha iyi bireyler olmaları yönünde etkiler. Siz bir önderde en çok hangi niteliklere değer verirdiniz? Cesarete mi? Hikmete mi? Şefkate mi? Yoksa zorluklar karşısında sebat göstermesine mi? İsa’nın yeryüzündeki yaşamını anlatan kaydı inceledikçe, onun tüm bu niteliklere, hatta daha fazlasına sahip olduğunu göreceksiniz. Gökteki Babasını kusursuz biçimde yansıtan İsa, Tanrı’nın her niteliğine tam olarak sahipti. O gerçekten de her yönden kusursuz bir insandı. Bu nedenle onun yaptığı her şeyde, ağzından çıkan her sözde, dışa vurduğu her duyguda örnek almaya değer bir şey buluruz. Mukaddes Kitap “onun izinden gidebilesiniz diye . . . . size bir örnek bıraktı” der (1. Petrus 2:21).
11. İsa “iyi çoban” olduğunu nasıl ispatladı?
11 Üçüncü olarak, Mesih şu sözünü yaşamıyla ispatladı: “Ben iyi çobanım” (Yuhanna 10:14). Bu mecaz, Mukaddes Kitabın yazıldığı dönemdeki insanlara çok tanıdık geldi. Çobanlar sorumlulukları altındaki koyunlara bakmak için çok çalışırdı. ‘İyi bir çoban’, sürünün güvenliğine ve rahatına kendisininkinden daha çok önem verirdi. Örneğin İsa’nın atası Davud, gençken çobandı ve koyunlarını vahşi hayvanlardan korumak için birkaç kez hayatını tehlikeye atmıştı (1. Samuel 17:34-36). İsa, takipçileri için bundan da fazlasını yaptı. Onlar uğruna canını verdi (Yuhanna 10:15). Böylesine özverili kaç önder var?
12, 13. (a) Bir çoban ne anlamda koyunlarını tanır? Koyunlar onu nasıl tanırlar? (b) Siz neden İyi Çobanın önderiniz olmasını istiyorsunuz?
12 İsa başka bir anlamda da ‘iyi çobandı.’ “Ben koyunlarımı tanırım, onlar da beni tanır” dedi (Yuhanna 10:14, 15). İsa’nın yaptığı betimleme üzerinde biraz düşünelim. Bir koyun sürüsüne öylesine bakan biri, onları yalnızca canlı bir yün yığını olarak görebilir. Oysa çoban her koyunu tek tek tanır. Hangilerinin yakında doğum yapacağını ve yardımına ihtiyaç duyacağını, hangi kuzuların kendi başlarına yürüyemeyecek kadar minik ve zayıf olduklarını, kucakta taşınmaları gerektiğini ve hangi koyunların kısa süre önce hastalandığını ya da yaralandığını bilir. Koyunlar da çobanlarını tanırlar. Onun sesini tanır, asla başka bir çobanın sesiyle karıştırmazlar. Çobanın ses tonunda bir uyarı ya da aciliyet olduğunu hissettiklerinde hemen buna göre davranırlar. Çoban onları nereye götürürse oraya giderler. Ve çoban onları nereye götüreceğini bilir. Nerede bol ve taze ot olduğunu, akarsuyun nerede temiz ve berrak olduğunu, hangi otlakların güvenli olduğunu bilir. Çoban onlara göz kulak olurken koyunlar kendilerini güvende hissederler (Mezmur 23).
13 Siz de böyle bir önderiniz olsun istemez misiniz? İyi Çoban, takipçilerine tam böyle davrandığını gösteren eşsiz bir örnek bırakmıştır. O, sizi şu an mutlu ve amaçlı bir hayata, gelecekte de sonsuz bir yaşama ulaştıracak yolu göstereceğine söz veriyor! (Yuhanna 10:10, 11; Vahiy 7:16, 17). Öyleyse Mesih’i izlemenin kapsamına tam olarak nelerin girdiğini bilmemiz gerekir.
Mesih’in Takipçisi Olmak Ne Demektir?
14, 15. Hıristiyan olduğunu iddia etmek veya İsa’ya duygusal bir bağlılık duymak Mesih’in takipçisi olabilmek için neden yeterli değildir?
14 Bugün yüz milyonlarca insan muhtemelen Mesih’in bu davetini kabul ettiklerini düşünüyorlar. Ne de olsa onlar Hıristiyan, yani Mesih’in takipçileri olarak tanınıyorlar. Belki ana babalarının onları vaftiz ettirdiği kiliseye üyeler. Ya da İsa’ya duygusal bir bağlılıkları olduğunu ve onu Kurtarıcıları olarak kabul ettiklerini iddia edebilirler. Fakat bu onları Mesih’in takipçisi yapar mı? İsa bizi takipçisi olmaya davet ettiğinde kastettiği şeyler bunlar mıydı? Aslında çok daha fazlası söz konusudur.
15 Hıristiyan olarak bilinen ülkeleri düşünelim. O ülkelerin vatandaşlarının büyük kısmı Mesih’i takip ettiklerini iddia ediyor. Peki Hıristiyan Âlemi, İsa Mesih’in öğretilerini uyguladığını gösteriyor mu? Yoksa o ülkelerde de dünyanın diğer kısımlarındaki gibi nefret, baskı, adaletsizlik ve suçlar mı görüyoruz? Saygın bir Hindu önder olan Mohandas Gandhi şöyle demişti: “İnsanlık için İsa’dan daha fazla şey yapan birini tanımıyorum. Gerçekte Hıristiyanlığın yanlış bir yönü yok. Sorun siz Hıristiyanlarda. Kendi öğretilerinizi uygulamıyorsunuz.”
16, 17. Hıristiyan olduğunu iddia edenlerde çoğu zaman eksik olan nedir? İsa’nın gerçek takipçilerini farklı kılan nedir?
16 İsa gerçek takipçilerinin yalnızca sözlerinden veya kendilerine verdikleri isimden değil, en başta davranışlarından tanınacağını söyledi. Örneğin şöyle dedi: “Bana ‘Efendim, Efendim’ diyen herkes göklerin krallığına erişemeyecek, ancak göklerde olan Babamın isteğini yapan kişi erişecektir” (Matta 7:21). İsa’nın Efendileri olduğunu iddia eden onca kişi neden onun Babasının isteğini yapmıyor? Zengin genç yöneticiyi hatırlayın. Hıristiyan olduğunu iddia edenlerin de çoğu zaman “bir eksiği var”; bu, İsa’ya ve onu gönderen Kişiye tüm benlikleriyle duymaları gereken sevgidir.
17 Bu nasıl olabilir? Kendilerini Hıristiyan olarak adlandıran milyonlarca insan Mesih’i sevdiğini de iddia etmiyor mu? Elbette ediyor. Fakat İsa’ya ve Yehova’ya sevgi, sözlerden daha fazlasını gerektirir. İsa “beni seven sözümü tutar” dedi (Yuhanna 14:23). Ve tekrar bir çoban olarak konuşurken “Koyunlarım benim sesimi dinler, ben onları tanırım, onlar da peşimden gelir” dedi (Yuhanna 10:27). Evet, Mesih’i sevdiğimizi gösteren asıl şey, sözlerimiz ve duygularımız değil, davranışlarımızdır.
18, 19. (a) İsa hakkında bilgi almak bizi nasıl etkilemeli? (b) Bu kitabın amacı nedir? Uzun zamandır Mesih’in takipçisi olduğunu düşünenlere nasıl yardım edecek?
18 Davranışlarımız da asıl kişiliğimizin bir yansımasıdır. İşte bu alanda çaba harcamalıyız. İsa şöyle dedi: “Sonsuz yaşama kavuşmak için, tek gerçek Tanrı olan Seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i bilgi edinerek tanımaları gerekir” (Yuhanna 17:3). Eğer İsa hakkında tam bilgi alıp bunun üzerinde düşünürsek, yüreğimiz etkilenecek. Onu gittikçe daha çok seveceğiz ve onu her gün izlemek üzere içimizde daha büyük bir arzu oluşacak.
19 Bu kitabın amacı da işte budur. İsa’nın yaşamı ve hizmetini her ayrıntısıyla özetlemek değil, onu nasıl izleyebileceğimizi daha net şekilde görmemize yardım etmek hedefleniyor.b Bu kitap, bir ayna görevi gören Kutsal Yazılara bakıp kendimize ‘Ben İsa’yı gerçekten izliyor muyum?’ diye sormamıza yardım etmek için hazırlandı (Yakub 1:23-25). Belki, uzun zamandır İyi Çobanın peşinden giden bir koyun olduğunuzu düşünüyorsunuz. Yine de gelişmek için her zaman yeni yollar bulabiliriz, değil mi? Mukaddes Kitap bizi şöyle uyarıyor: “İman yolunda mısınız diye kendinizi sürekli sınayın, kendinizi yoklayın” (2. Korintoslular 13:5). Yehova’nın bize önderlik etmesi için bizzat tayin ettiği sevgi dolu İyi Çobanımızın peşinden gittiğimizden gerçekten emin olmak için harcadığımız her çabaya değer.
20. Gelecek bölümde hangi konuyu inceleyeceğiz?
20 Dileriz bu kitabı incelemek İsa’ya ve Yehova’ya sevginizi güçlendirmenize yardım eder. Bu sevgi size yaşamda rehberlik ettikçe, bu eski dünyada bile son derece huzurlu ve mutlu olabileceğinizi göreceksiniz; ve Yehova’ya bize İyi Çobanı sağladığı için sonsuza dek şükretmek üzere yaşayacaksınız. Tabii Mesih’le ilgili araştırmamızı doğru bir zemine oturtmalıyız. Dolayısıyla 2. Bölümde Yehova’nın bütün evrenle ilgili amacında İsa’nın rolünü incelememiz uygun olacak.
-
-
“Yol, Hakikat ve Yaşam”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
2. BÖLÜM
“Yol, Hakikat ve Yaşam”
“Takipçim ol”
1, 2. Neden Yehova’ya kendi başımıza yaklaşmamız imkânsızdır? İsa Mesih bizim için bu konuda ne yaptı?
HİÇ kayboldunuz mu? Belki bir arkadaşınıza veya akrabanıza giderken yolu bulamamıştınız. Bilmediğiniz bir yolda ilerlerken, durup birine ne tarafa gitmeniz gerektiğini sordunuz mu? Yardımsever biri size sadece gideceğiniz yönü söylemekle kalmayıp ‘Beni takip edin, sizi gideceğiniz yere götüreyim’ deseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz? Herhalde çok rahatlardınız!
2 İsa Mesih de bir bakıma bizim için benzer bir şey yapıyor. Tanrı’ya kendi başımıza yaklaşmamız imkânsızdır. Miras aldığımız günah ve kusurluluk yüzünden insanlık dünyası yolunu kaybetmiş, “Tanrı’nın sunduğu yaşama yabancılaşmış” durumdadır (Efesoslular 4:17, 18). Yolumuzu bulmak için bizim de yardıma ihtiyacımız var. Yardımsever Örneğimiz İsa, sadece öğüt vermekle ve yön göstermekle kalmaz; daha fazlasını yapar. 1. Bölümde gördüğümüz gibi, İsa “Gel benim takipçim ol” diyerek bize bir davette bulunuyor (Markos 10:21). Bunun yanında, bize bu daveti kabul etmemizi zorunlu kılan bir neden de veriyor. Kendisi bir defasında şöyle dedi: “Yol, hakikat ve yaşam benim. . . . . Benim aracılığım olmadan Babaya kimse gelemez” (Yuhanna 14:6). Şimdi, Babaya neden yalnızca Oğul aracılığıyla yaklaşabileceğimizi ele alalım. Sonra bu nedenlere dayanarak İsa’nın nasıl gerçekten de “yol, hakikat ve yaşam” olduğunu göreceğiz.
Yehova’nın Amacındaki Çok Önemli Yeri
3. Tanrı’ya neden sadece İsa aracılığıyla yaklaşabiliriz?
3 Yehova’ya sadece İsa aracılığıyla yaklaşabilmemizin en başta gelen nedeni, Yehova’nın bu çok önemli görevi ona vermiş olmasıdır.a Baba, onu tüm amaçlarının gerçekleşmesinde kilit kişi yaptı (2. Korintoslular 1:20; Koloseliler 1:18-20). Oğlun bu çok önemli rolünü anlayabilmek için, ilk insan çiftinin Yehova’ya isyan edip Şeytan’a katıldığı Aden bahçesinde neler olduğunu ele almalıyız (Tekvin 2:16, 17; 3:1-6).
4. Aden’deki isyanda hangi dava ortaya çıktı? Yehova bu davayı çözüme kavuşturmak için ne yapmaya karar verdi?
4 Aden’deki isyanda, tüm evreni ilgilendiren şu dava ortaya çıktı: Yehova Tanrı yarattığı varlıkları doğru şekilde yönetiyor mu? Yehova bu çok önemli davayı çözüme kavuşturmak için, kusursuz melek oğullarından birini yeryüzüne göndermeye karar verdi. Bu oğul olağanüstü öneme sahip bir görev yerine getirecekti: Yehova’nın egemenliğinin haklılığını kanıtlamak ve insanlığı kurtaracak bir fidye olmak için canını verecekti. Seçilen bu oğul ölüme dek sadık kalmakla, Şeytan’ın isyanının yol açtığı tüm sorunların çözülmesini mümkün kılacaktı (İbraniler 2:14, 15; 1. Yuhanna 3:8). Fakat Yehova’nın milyonlarca kusursuz melek oğlu vardı (Daniel 7:9, 10). Bu son derece önemli görevi yerine getirmesi için hangisini seçti? Yehova sonradan İsa Mesih olarak tanınan “biricik oğlunu” seçti (Yuhanna 3:16).
5, 6. Yehova Oğluna güvendiğini nasıl gösterdi? Bu güven neye dayanıyordu?
5 Yehova’nın seçimi bizi şaşırtmalı mı? Kesinlikle hayır! Baba, biricik Oğluna son derece güveniyordu. Oğlunun her tür acıya rağmen vefalı kalacağını, onun yeryüzüne gelmesinden yüzyıllar önce bildirdi (İşaya 53:3-7, 10-12; Elçiler 8:32-35). Bunun anlamını bir düşünelim! Tüm diğer zekâ sahibi varlıklar gibi Oğul da özgür iradeye sahipti, yaşamına nasıl yön vereceğine kendisi karar verebilirdi. Ancak Yehova Oğluna öyle güveniyordu ki, onun sadık kalacağını önceden bildirdi. Bu güven neye dayanıyordu? Tek kelimeyle, bilgiye. Yehova Oğlunu çok iyi tanıyor ve onun Kendisini hoşnut etmeyi ne kadar çok istediğini biliyor (Yuhanna 8:29; 14:31). Oğul Babasını, Baba da Oğlunu seviyor (Yuhanna 3:35). Baba ile Oğlun birbirlerine sevgileri, aralarında kopmaz bir birlik ve güven bağı oluşturuyor (Koloseliler 3:14).
6 Oğlun önemli rolünü, Babanın ona güvenini ve ikisini birbirine bağlayan sevgiyi düşününce, Tanrı’ya yaklaşmamızın yalnızca İsa aracılığıyla mümkün olması doğal değil mi? Ancak Babaya yalnızca Oğlu izleyerek yaklaşabilmemizin başka bir nedeni daha var.
Yalnızca Oğul Babayı Tam Olarak Tanır
7, 8. İsa’nın “Oğlun dışında” hiç kimsenin Babayı tam olarak tanımadığını söylemesi neden doğruydu?
7 Yehova’ya yaklaşmak istiyorsak, bazı talepleri karşılamalıyız (Mezmur 15:1-5). Tanrı’nın standartlarına erişmek ve O’nun onayını kazanmak için neler gerektiğini Oğuldan daha iyi kim bilebilir? İsa şöyle dedi: “Her şeyi bana Babam verdi. Babanın dışında kimse Oğlu tam olarak tanımaz. Oğlun dışında ve Oğlun O’nu tanıtmak istediği kişi dışında kimse de Babayı tam olarak tanımaz” (Matta 11:27). İsa’nın “Oğlun dışında” hiç kimsenin Babayı tam olarak tanımadığını söylemesi neden doğruydu ve abartı değildi? Görelim.
8 “Tüm yaratılanların ilki” olan Oğul ile Yehova arasında eşsiz bir yakınlık vardı (Koloseliler 1:15). Sadece o ikisinin var olduğu çağlar içinde, yani yaratılışın başlamasından diğer ruhi varlıklar meydana getirilene dek gelişen Baba-Oğul ilişkisinin ne kadar samimi olduğunu zihninizde canlandırmaya çalışın (Yuhanna 1:3; Koloseliler 1:16, 17). Oğlun, Babasıyla beraberken sahip olduğu değerli fırsatı bir düşünün; O’nun isteğini, standartlarını, davranış tarzını ve çeşitli konular hakkındaki düşüncelerini öğrenebildi. Gerçekten de, İsa’nın Babasını herkesten daha iyi tanıdığını söylemek hiç de abartı olmaz. Bu yakınlık, Babasıyla ilgili hakikati başka hiç kimsenin yapamayacağı şekilde tanıtmasını mümkün kıldı.
9, 10. (a) İsa, Babasıyla ilgili hakikati hangi yollarla yansıttı? (b) Yehova’nın onayını kazanmak için ne yapmalıyız?
9 İsa’nın öğretileri, onun Yehova’nın düşüncelerini, duygularını ve Kendisine tapınanlardan taleplerini tam olarak bildiğini gösterdi.b İsa Babasıyla ilgili hakikati başka bir şekilde daha yansıttı. Şöyle dedi: “Beni görmüş olan Babamı da görmüş olur” (Yuhanna 14:9). İsa bütün davranışlarında ve sözlerinde Babasını kusursuz biçimde örnek aldı. Dolayısıyla, Mukaddes Kitapta İsa’yla ilgili kayıtları okurken bunları Yehova söylüyor ve yapıyormuş gibi düşünebiliriz; çünkü İsa’nın öğretim verirken kullandığı etkili ve hoş sözleri, insanlara şifa verme isteğinin ardındaki şefkati, gözyaşı dökmesine neden olan duygudaşlığı, Babasının kişiliğini yansıtır (Matta 7:28, 29; Markos 1:40-42; Yuhanna 11:32-36). Babanın isteği ve davranış tarzı, Oğlun sözleri ve davranışlarıyla kusursuz biçimde ortaya konuyor (Yuhanna 5:19; 8:28; 12:49, 50). Dolayısıyla, Yehova’nın onayını kazanmak için İsa’nın öğretilerine kulak vermeli ve onun örneğini izlemeliyiz (Yuhanna 14:23).
10 İsa Yehova’yı yakından tanıdığından ve O’nu kusursuz biçimde örnek aldığından, Yehova’nın Kendisine yaklaşma aracı olarak Oğlunu kullanmaya karar vermesi şaşırtıcı değildir. Yehova’ya neden yalnızca İsa aracılığıyla yaklaşabileceğimizi anladıktan sonra, şimdi İsa’nın şu sözlerinin anlamını ele alabiliriz: “Yol, hakikat ve yaşam benim. Benim aracılığım olmadan Babaya kimse gelemez” (Yuhanna 14:6).
“Yol . . . . Benim”
11. Tanrı’yla O’nun onayladığı türden bir ilişkiye neden yalnızca İsa aracılığıyla sahip olabiliriz?
11 Tanrı’ya İsa’dan başka biri aracılığıyla yaklaşamayacağımızı az önce öğrendik. Bunun özellikle bizim için ne anlama geldiğini düşünelim. İsa ‘yoldur,’ çünkü Tanrı ile O’nun onayladığı türden bir ilişkiye yalnızca İsa aracılığıyla sahip olabiliriz. Neden böyle diyoruz? İsa ölüme dek sadık kaldı ve canını vererek bir fidye sağladı (Matta 20:28). Bu fidye düzenlemesi olmasaydı Tanrı’yla iletişim kurabilmemiz imkânsız olurdu. Yehova kutsal olduğundan ve dolayısıyla günahı onaylaması asla mümkün olmadığından, günah insanlar ile Tanrı arasında bir engel oluşturur (İşaya 6:3; 59:2). Fakat İsa’nın fidyesi bu engeli kaldırdı; günahı örtmek için gereken kefareti sağladı (İbraniler 10:12; 1. Yuhanna 1:7). Eğer Tanrı’nın Mesih aracılığıyla sağladığı düzenlemeyi kabul eder ve buna iman edersek, Yehova’nın onayını kazanabiliriz. ‘Tanrı ile barışmamızın’ başka hiçbir yolu yoktur (Romalılar 5:6-11).
12. İsa hangi anlamlarda “yol”dur?
12 İsa dualarımız için “yol”dur. Yalnızca onun aracılığıyla Yehova’ya dua edebiliriz ve samimi dileklerimizin dinleneceğinden emin olabiliriz (1. Yuhanna 5:13, 14). Bizzat İsa şöyle demişti: “Babamdan benim adımla ne dilerseniz verecektir. . . . . Dileyin, alacaksınız; böylece sevinciniz tam olsun” (Yuhanna 16:23, 24). Dolayısıyla, İsa’nın adıyla Yehova’ya dua edebilir ve O’na “Babamız” diye hitap edebiliriz (Matta 6:9). Başka bir açıdan bakıldığında İsa bıraktığı örnekle de “yol”dur. Daha önce belirtildiği gibi o Babasını kusursuz biçimde örnek aldı. Dolayısıyla onun örneği bize nasıl Yehova’yı hoşnut eden bir yaşam sürebileceğimizi gösterir. Öyleyse Yehova’ya yaklaşabilmek için İsa’nın izinden gitmeliyiz (1. Petrus 2:21).
“Hakikat . . . . Benim”
13, 14. (a) İsa nasıl doğru sözlüydü? (b) İsa “hakikat” olabilmek için ne yapmalıydı, neden?
13 İsa, Babasının peygamberler aracılığıyla ilettiği söz hakkında her zaman hakikati söyledi (Yuhanna 8:40, 45, 46). Ağzından hiçbir hileli söz çıkmadı (1. Petrus 2:22). Ona muhalefet edenler bile “Tanrı yolunu hakikate uygun şekilde” öğrettiğini kabul ettiler (Markos 12:13, 14). Ancak, İsa “hakikat . . . . benim” dediğinde, sadece konuşurken, duyuru işinde ve öğretirken hakikatleri bildirmesine değinmiyordu. Doğruyu söylemesinden çok daha fazlası söz konusuydu.
14 Yehova’nın yüzyıllar önceden Mukaddes Kitap yazarlarına Mesih’le ilgili birçok peygamberlik sözü ilham ettiğini hatırlayın. Bu sözlerde, onun yaşamı, hizmeti ve ölümüyle ilgili ayrıntılar bildirilmişti. Ayrıca Musa Kanununda, gelecek olan Mesih’i işaret eden örnekler kullanılmıştı; bunlar birer “gölge” olarak adlandırılmıştır (İbraniler 10:1). İsa ölüme dek sadık kalarak, kendisiyle ilgili önceden bildirilmiş tüm bu şeyleri gerçekleştirecek miydi? Yehova’nın kullarına doğru bilgiler ileten bir Tanrı olduğu ancak o zaman ispatlanacaktı. Bu muazzam yük, İsa’nın omuzlarındaydı. İsa yaşam tarzıyla, yani her sözü ve her davranışıyla, kendisine işaret eden o gölgeleri gerçeğe dönüştürdü (2. Korintoslular 1:20). Böylece İsa “hakikat” oldu. Yehova’nın sözlerinde bildirilen hakikat, İsa’nın gelişiyle gerçek oldu (Yuhanna 1:17; Koloseliler 2:16, 17).
“Yaşam Benim”
15. Oğula iman etmek ne demektir? Bu neyle sonuçlanabilir?
15 İsa “yaşam”dır; çünkü ‘gerçek yaşamı’ yalnızca onun aracılığıyla elde edebiliriz (1. Timoteos 6:19). Mukaddes Kitap şöyle der: “Oğula iman edenin sonsuz yaşamı olur, Oğula itaat etmeyen ise yaşam görmeyecektir; Tanrı’nın gazabından kaçamaz” (Yuhanna 3:36). Tanrı’nın Oğluna iman etmek ne demektir? Bu, onsuz yaşam kazanamayacağımıza inanmamız demektir. Dahası, imanımızı işlerimizle ortaya koymamız, İsa’dan ders almaya devam etmemiz, onun öğretilerini ve örneğini izlemek için elimizden gelen her şeyi yapmamız demektir (Yakub 2:26). Böylece, Tanrı’nın Oğluna iman, sonsuz yaşamı elde etmemizle sonuçlanır. Bunun anlamı, İsa’nın kutsal ruh aracılığıyla seçilmiş takipçilerinden oluşan ‘küçük sürü’ için gökte ölümsüz bir ruhi yaşam, ‘başka koyunların’ bir kısmı olan “büyük kalabalık” için de yeryüzündeki cennette, insan olarak kusursuz bir yaşamdır (Luka 12:32; 23:43; Vahiy 7:9-17; Yuhanna 10:16).
16, 17. (a) İsa ölmüş kişiler için bile “yaşam” olduğunu nasıl kanıtlayacak? (b) Neye emin olabiliriz?
16 Ya ölmüş kişiler? İsa onlar için de “yaşam”dır. İsa, dostu Lazar’ı diriltmeden kısa süre önce, Lazar’ın kız kardeşi Marta’ya “Dirilme ve yaşam benim. Bana iman eden ölse de hayata gelir” demişti (Yuhanna 11:25). Yehova Oğluna ‘ölümün ve ölüler diyarının anahtarlarını,’ yani diriltme gücünü verdi (Vahiy 1:17, 18). Yüceltilmiş İsa, o anahtarlarla ölüler diyarının kapılarını açacak, böylece insanlığın ortak mezarında bulunan herkesi serbest bırakacak (Yuhanna 5:28, 29).
17 “Yol, hakikat ve yaşam benim.” İsa bu basit ifadeyle yeryüzündeki yaşamının ve hizmetinin amacını özetlemiş oldu. Bu sözler bugün bizim için büyük anlam taşıyor. İsa’nın bu sözün ardından “Benim aracılığım olmadan Babaya kimse gelemez” dediğini hatırlayın (Yuhanna 14:6). İsa’nın sözleri bugün de söylendikleri günkü kadar önemlidir. Dolayısıyla eğer İsa’yı takip edersek yolumuzu kaybetmeyeceğimize kesinlikle emin olabiliriz. “Babaya” giden yolu bize ancak ve ancak o gösterebilir.
Siz Nasıl Karşılık Vereceksiniz?
18. İsa’nın gerçek takipçisi olmanın kapsamına neler girer?
18 İsa’nın Tanrı’nın amacındaki çok önemli rolünü ve Babasını ne kadar yakından tanıdığını düşününce, onu izlemek için geçerli nedenlerimizin olduğunu söyleyebiliriz. Önceki bölümde gördüğümüz gibi, İsa’nın gerçek bir takipçisi olmanın kapsamına, sadece sözler ve duygular değil, davranışlar da girer. Mesih’i izlemek, yaşamımızı onun öğretilerine ve örneğine göre sürdürmemizi gerektirir (Yuhanna 13:15). Şu an okuduğunuz bu yayın, Tanrı’nın Sözünü inceleyerek bunu başarmanıza yardımcı olabilir.
19, 20. Mukaddes Kitabı incelemeye yardımcı bu yayının içinde Mesih’i izlemenize yardım edebilecek neler var?
19 Gelecek bölümlerde İsa’nın yaşamını ve hizmetini dikkatle inceleyeceğiz. Bu bölümler üç kısma ayrılmıştır. İlk önce, onun niteliklerini ve davranış tarzını gözden geçireceğiz. İkinci olarak, duyuru ve öğretim işindeki gayretini inceleyeceğiz. Üçüncü olarak da, nasıl sevgi gösterdiğini ele alacağız. 3. Bölümden itibaren “İsa’yı Nasıl Takip Edebilirsiniz?” başlıklı bir öğretim köşesi olacak. Oradaki ayetler ile soruların amacı, İsa’yı sözlerimizde ve davranışlarımızda nasıl örnek alabileceğimiz üzerinde düşünmemize yardım etmektir.
20 Miras aldığımız günah yüzünden yolumuzu kaybetmiş, Yehova Tanrı’ya yabancılaşmış durumda olsak da O’nun yardımıyla bu durumdan kurtulabiliriz. Yehova bize Kendisiyle iyi bir ilişki kurmanın yolunu göstermek için çok ağır bir bedel ödeyerek sevgiyle Oğlunu gönderdi (1. Yuhanna 4:9, 10). Dileriz, İsa’nın “Takipçim ol” davetini kabul ederek ve ona göre davranarak bu büyük sevgiye karşılık verme isteği, hatta zorunluluğu duyarsınız (Yuhanna 1:43).
a Oğlun rolü öyle önemlidir ki, Mukaddes Kitap ondan söz ederken bu rolünü önceden tanıtan birçok isim ve unvan kullanır. (Sayfa 23’teki çerçeveye bakın.)
b Örneğin, İsa’nın Matta 10:29-31; 18:12-14, 21-35; 22:36-40’ta kayıtlı sözlerine bakın.
-
-
“Ben . . . Alçakgönüllüyüm”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
3. BÖLÜM
“Ben . . . Alçakgönüllüyüm”
‘İşte, kralın sana geliyor’
1-3. İsa Yeruşalim’e nasıl girdi? Onu izleyen kalabalıktan bazıları neden şaşırmış olabilirdi?
YERUŞALİM halkı heyecan içindeydi. Şehre önemli bir adam geliyordu! İnsanlar şehrin dışında, yol boyunca toplanmıştı. Bu adamı karşılamaya can atıyorlardı, çünkü onun Kral Davud’un mirasçısı ve İsrail’in yasal Hükümdarı olduğunu söyleyenler vardı. Bazıları onu hurma yaprakları sallayarak selamlamak için dallar getiriyor, başkaları geçeceği yolu hazırlamak için yere ağaç dalları ve giysiler seriyordu (Matta 21:7, 8; Yuhanna 12:12, 13). Herhalde birçok kişi onun şehre nasıl gireceğini merak ediyordu.
2 Belki bazıları bir saltanat gösterisi bekliyordu. Bazı önemli adamların şehirlere nasıl gösterişle girdiğini mutlaka biliyorlardı. Örneğin Davud’un oğlu Abşalom kendisini kral ilan ettiğinde arabasının önünde koşan 50 adamı vardı (2. Samuel 15:1, 10). Romalı yönetici Julius Caesar ise çok daha fazla gösteriş istemişti. Bir keresinde Roma’daki yönetim binasına iki yanlarına kandiller asılı 40 filden oluşan bir zafer alayıyla gelmişti! Ancak, şimdi Yeruşalim halkının beklediği çok daha önemli biriydi. Kalabalık tam olarak anlasın ya da anlamasın, bu Mesih’ti, yani dünyaya gelmiş en büyük insandı. Ne var ki, geleceğin Kralı ufukta belirince bazıları şaşkınlığa uğramış olabilir.
3 Ortada ne bir araba, ne koşucu, ne de fil vardı. Tersine, İsa sıradan bir yük hayvanının, bir eşeğin üzerindeydi.a Ne kendisi ne de bindiği eşek gösterişli kumaşlara bürünmüştü. Eşeğin sırtında pahalı bir semer yerine, İsa’nın yakın arkadaşlarının koyduğu birkaç giysi vardı. Çok daha önemsiz kişiler bile büyük bir şaşaa ve merasim isterken, neden İsa Yeruşalim’e böyle mütevazı şekilde girmeyi tercih etmişti?
4. Mukaddes Kitap Tanrı’nın tayin ettiği Kralın Yeruşalim’e girişi hakkında neyi önceden bildirdi?
4 İsa Yeruşalim’e girerken şu peygamberlik sözünü yerine getiriyordu: “Büyük sevinçle coş; ey Yeruşalim kızı, bağır; işte, kıralın âdildir, ve kurtarıcıdır; alçak gönüllüdür, ve bir eşek üzerine . . . . binmiş sana geliyor” (Zekarya 9:9). Bu sözler Mesih’in, yani Tanrı’nın özel bir konuma tayin ettiği Kişinin bir gün Yeruşalim halkına kendini Tanrı tarafından atanmış Kral olarak tanıtacağını gösteriyordu. Ayrıca, bineceği hayvanla ilgili seçimi de dahil bunu yapma tarzı, yüreğindeki harika bir niteliği, onun alçakgönüllülüğünü ortaya koyacaktı.
5. İsa’nın alçakgönüllülüğü üzerinde düşünmek neden bizi derinden etkiler? Bu konuda İsa’yı örnek almayı öğrenmemiz neden yaşamsaldır?
5 İsa’nın alçakgönüllülüğü, onun en çekici niteliklerinden biridir ve üzerinde düşündüğümüzde bizi derinden etkiler. Önceki bölümde ele aldığımız gibi, ‘yol, hakikat ve yaşam’ yalnızca İsa’dır (Yuhanna 14:6). Dünyada yaşamış milyarlarca insan içinde hiç kimsenin Tanrı’nın Oğlu kadar önemli olmadığı açıktır. Buna rağmen İsa’da, kusurlu insanları genelde etkileyen gurur, kibir veya kendini beğenmişliğin zerresi bile yoktu. Mesih’in takipçileri olabilmek için bizim de gururlanma eğilimiyle mücadele etmemiz gerekir (Yakub 4:6). Yehova’nın kibirden nefret ettiğini unutmayın. Dolayısıyla İsa’nın alçakgönüllülüğünü örnek almayı öğrenmemiz yaşamsaldır.
Baştan Beri Alçakgönüllü
6. Alçakgönüllülük nedir? Yehova Mesih’in alçakgönüllü olacağını nereden biliyordu?
6 Alçakgönüllülük, kibir ya da gururun tam tersidir. Önce yürekte oluşan, sonra sözler, davranışlar ve ilişkilerde görülen bir niteliktir. Acaba Yehova, Mesih’in alçakgönüllü olacağını nereden biliyordu? O, Oğlunun Kendi kusursuz alçakgönüllülüğünü yansıttığını biliyordu (Yuhanna 10:14, 15). Ayrıca Oğlunun, bu niteliği davranışlarıyla gösterdiğini de görmüştü. Nasıl?
7-9. (a) Mikael, Şeytan’la arasındaki anlaşmazlıkta nasıl alçakgönüllülük gösterdi? (b) Gerçek Hıristiyanlar alçakgönüllülük konusunda Mikael’i nasıl örnek alabilirler?
7 Yahuda kitabı çok ilginç bir olayı gözler önüne serer: “Başmelek Mikael, Musa’nın cesediyle ilgili meselede İblis’le tartışırken ona aşağılayıcı sözlerle hüküm vermeye kalkışmamış, sadece ‘Yehova seni azarlasın’ demişti” (Yahuda 9). Mikael, İsa’nın yeryüzündeki yaşamından önceki ve sonraki ismidir. Bu, onun başmelek, yani Yehova’nın gökteki melek ordusunun başı olarak taşıdığı addırb (1. Selanikliler 4:16). Ancak şimdi, Mikael’in Şeytan’la arasındaki bu anlaşmazlığı nasıl ele aldığına dikkat edelim.
8 Yahuda’nın kaydı bize Şeytan’ın Musa’nın cesediyle ne yapmak istediğini söylemiyor; fakat İblis’in kötü bir amacı olduğundan emin olabiliriz. Belki bu sadık adamın cesedinin sahte tapınmada kullanılmasını istiyordu. Mikael, Şeytan’ın kötü niyetli planına karşı koyarken olağanüstü bir özdenetim de gösterdi. Şeytan şüphesiz azarlanmayı hak ediyordu. Ancak Şeytan’la tartıştığı sırada Mikael henüz “bütün hüküm yetkisini” almamıştı ve böyle bir hükmün yalnızca Yehova Tanrı tarafından verilmesi gerektiğini düşündü (Yuhanna 5:22). Mikael, başmelek olarak büyük bir yetkiye sahipti. Ancak daha fazla yetki elde etmeye çalışmayıp alçakgönüllülükle meseleyi Yehova’ya bıraktı. Ayrıca Mikael alçakgönüllülüğün yanı sıra haddini bilir bir tutum da gösterdi.
9 Yahuda’nın, Tanrı ilhamıyla bu olayı kaleme almasının bir nedeni vardı. Ne yazık ki onun zamanındaki bazı Hıristiyanlar alçakgönüllü değillerdi. Onlar küstahça bir tutumla, ‘kavrayamadıkları her şeye dil uzatıyorlardı’ (Yahuda 10). Gururun biz kusurlu insanlara hâkim olması gerçekten çok kolaydır! Cemaatte yapılan bir şeyi anlamadığımızda –bu belki ihtiyarlar kurulunun aldığı bir kararla ilgili olabilir– tepkimiz ne oluyor? Bu tür kararların ardındaki tüm etkenleri bilmemiz mümkün olmadığı halde olumsuz ve eleştirici konuşmalara katılırsak, alçakgönüllülük göstermiş olur muyuz? Bunun yerine Mikael’i, yani İsa’yı örnek alalım ve Tanrı’nın bize yetki vermediği meselelerde hüküm vermekten sakınalım.
10, 11. (a) Tanrı’nın Oğlunun yeryüzüne gelme görevini istekle kabul etmesi neden çok etkileyicidir? (b) Biz İsa’nın alçakgönüllülüğünü nasıl örnek alabiliriz?
10 Tanrı’nın Oğlu yeryüzüne gelme görevini kabul etmekle de alçakgönüllülük gösterdi. Ardında neler bırakması gerektiğini bir düşünün. Başmelekti. Ayrıca “Söz”dü, yani bizzat Yehova’nın Sözcüsüydü (Yuhanna 1:1-3). Gökte, Yehova’nın “kutsal, görkemli ve yüce yerinde” yaşıyordu (İşaya 63:15, YÇ). Yine de “her şeyini bıraktı ve kul yapısını alıp insan olarak var oldu” (Filipililer 2:7). Yeryüzündeki görevinin kapsamına neler girdiğini zihninizde canlandırmaya çalışın. Yaşamı, Yahudi bir bakirenin rahmine nakledildi, orada dokuz ay boyunca gelişti ve bir bebek haline geldi. Yoksul bir marangozun ailesinde savunmasız bir bebek olarak doğdu, önce küçük bir çocuk, sonra bir genç oldu. Kendisi kusursuz olduğu halde gençliği boyunca kusurlu ana babasının sözünden çıkmadı (Luka 2:40, 51, 52). Ne olağanüstü bir alçakgönüllülük değil mi?
11 Bazen önemsiz görünen görevlerde hizmet etmeyi istekle kabul ederek İsa’nın alçakgönüllülüğünü örnek alabilir miyiz? Örneğin insanlar ilgisiz, alaycı ya da düşmanca karşılık verdiklerinde, Tanrı’nın Krallığını müjdeleme görevimiz bize önemsiz bir iş gibi gelebilir (Matta 28:19, 20). Ancak bu işte sebat edersek insanların kurtulmasına yardım edebiliriz. Sonuç ne olursa olsun alçakgönüllülük hakkında çok şey öğreniriz ve Efendimiz İsa Mesih’in izinden gitmiş oluruz.
İnsan Olarak da Alçakgönüllüydü
12-14. (a) İnsanlar İsa’yı övdüklerinde o nasıl alçakgönüllülük gösterdi? (b) İsa insanlarla ilişkilerinde nasıl alçakgönüllülük gösterirdi? (c) İsa’nın alçakgönüllülüğünün görgü kuralları veya formalite gereği olmadığını ne gösteriyor?
12 Alçakgönüllülük, İsa’nın yeryüzündeki hizmetine başından sonuna dek damgasını vurmuştur. İsa bu niteliği, şükredilmesi ve yüceltilmesi gereken kişinin Babası olduğunu belirterek gösterdi. Bazen insanlar İsa’yı hikmetli sözleri, etkili mucizeleri, hatta iyi karakteri nedeniyle övdüler. Fakat bunu her yaptıklarında, İsa onlara kendisini değil Yehova’yı yüceltmeleri gerektiğini gösterdi (Markos 10:17, 18; Yuhanna 7:15, 16).
13 İsa, insanlarla ilişkilerinde alçakgönüllüydü. Yeryüzüne insanlardan hizmet kabul etmeye değil, onlara hizmet etmeye geldiğini açıkladı (Matta 20:28). İnsanlara yumuşak ve makul davranarak alçakgönüllülük gösterdi. Takipçileri kendisini hayal kırıklığına uğrattığında onları azarlamadı; yüreklerini etkileme çabasını sürdürdü (Matta 26:39-41). Sessiz bir ortam aradığında, dinlenmek ve yalnız kalmak istediğinde, fakat kalabalıklar buna izin vermeyip peşinden geldiklerinde, onları geri göndermedi. Özveride bulunmaya devam ederek onlara “pek çok şey” öğretti (Markos 6:30-34). İsrailli olmayan bir kadın, kızını iyileştirmesi için ona yalvardığında, başta bunu yapmaya niyeti olmadığını belli etti. Ancak onu kızgınlıkla geri çevirmedi; 14. Bölümde ele alacağımız gibi, kadının olağanüstü imanını görünce isteğini yapmaya razı oldu (Matta 15:22-28).
14 İsa kendisi hakkında “yumuşak başlı ve alçakgönüllüyüm” demişti; gerçekten de böyle biri olduğunu defalarca gösterdi (Matta 11:29). Onun alçakgönüllülüğü yüzeysel değildi, görgü kuralları veya formalite gereği de böyle davranmıyordu. Bu, İsa’nın içinden, yüreğinden geliyordu. Dolayısıyla takipçilerine alçakgönüllü olmayı öğretmeye çok önem vermesi doğaldı.
Takipçilerine Alçakgönüllü Olmayı Öğretti
15, 16. İsa, dünyadaki yöneticilerin tutumu ile kendi takipçilerinin geliştirmesi gereken tutum arasındaki hangi zıtlığa dikkat çekti?
15 İsa’nın elçileri alçakgönüllülük geliştirme konusunda yavaş ilerliyordu. İsa’nın onlara bu niteliği öğretmek için tekrar tekrar çaba harcaması gerekti. Örneğin bir keresinde Yakub ve Yuhanna, anneleri aracılığıyla, kendilerine Tanrı’nın Krallığında önemli mevkiler verileceğine dair İsa’dan söz almak istediler. İsa haddini bilir bir tutumla onlara şu cevabı verdi: “Sağıma ya da soluma oturacakları seçme hakkı bana verilmemiştir; Babam bu yerleri kimler için hazırlamışsa onların olacak.” Diğer on elçi bunu duyunca Yakub ile Yuhanna’ya çok “kızdılar” (Matta 20:20-24). Peki İsa bu sorunu nasıl ele aldı?
16 O hepsini nazik bir şekilde uyararak şöyle dedi: “Biliyorsunuz, milletlerin yöneticileri onların başına efendi kesilirler, büyük adamları da üzerlerinde hâkimiyet kurarlar. Fakat sizin aranızda böyle değildir; aranızda kim büyük olmak isterse hizmetçiniz olmalı, aranızda kim önde olmak isterse hizmetkârınız olmalı” (Matta 20:25-27). Elçiler ‘milletlerin yöneticilerinin’ ne kadar gururlu, hırslı ve bencil olabileceğini büyük olasılıkla görmüştü. İsa kendi takipçilerinin, gözünü iktidar hırsı bürümüş o zorbalardan farklı olması gerektiğini gösterdi. Onlar alçakgönüllü olmalıydı. Peki elçiler İsa’nın vermek istediği dersi anladılar mı?
17-19. (a) İsa ölümünden önceki gece elçilerine alçakgönüllülük hakkında hangi unutulmaz dersi verdi? (b) İsa’nın insan olarak alçakgönüllülük hakkında verdiği en etkili ders neydi?
17 Bu onlar için kolay değildi. İsa bu dersi ne ilk ne de son kez veriyordu. Daha önce içlerinden kimin en büyük olduğunu tartıştıklarında, İsa küçük bir çocuğu ortalarına almış ve onlara çocuklar gibi olmalarını söylemişti. Çünkü çocuklar, yetişkinler arasında çok yaygın olan gurura ve hırsa eğilimli değildir, ayrıca sınıf farkı gözetmezler (Matta 18:1-4). Ancak İsa ölümünden önceki gece elçilerinin hâlâ gurur eğilimiyle mücadele ettiğini gördü. O zaman onlara unutulmaz bir ders verdi. Bir havlu alıp beline doladı ve o zamanlar genellikle hizmetçilerin eve gelen misafirler için yaptığı, en hor görülen işi yaptı. İsa tek tek bütün elçilerinin, kendisine ihanet etmek üzere olan Yahuda’nın bile ayaklarını yıkadı! (Yuhanna 13:1-11).
18 İsa “size . . . . bu örneği bıraktım” diyerek alçakgönüllülükle ilgili dersi kavramalarına yardım etmiş oldu (Yuhanna 13:15). Peki sonunda bu ders onların yüreğinde yer etmiş miydi? Doğrusunu söylemek gerekirse, o gecenin ilerleyen saatlerinde, içlerinde kimin en büyük olduğunu bir kez daha tartıştılar! (Luka 22:24-27). Ancak İsa onlara sabretmeye ve alçakgönüllülükle öğretmeye devam etti. Sonra da en etkili dersi verdi. O, ‘Aşağı bir konuma geldi ve ölene dek, evet, işkence direği üzerinde ölene dek itaatini sürdürdü’ (Filipililer 2:8). İsa aşağılayıcı bir ölüme razı oldu, bir suçlu ve Tanrı’ya küfreden biri olarak haksız yere suçlandı. Böylece Tanrı’nın Oğlu eşsiz biri olduğunu kanıtladı; çünkü Yehova’nın yarattığı tüm varlıklar içinde en büyük alçakgönüllülüğü kusursuz şekilde gösteren o oldu.
19 Belki de alçakgönüllülüğü sadık elçilerinin yüreklerine silinmez şekilde kazıyan asıl şey, İsa’nın insan olarak alçakgönüllülük hakkında verdiği bu son ders oldu. Mukaddes Kitap bize bu kişilerin daha sonra yıllarca, hatta onlarca yıl alçakgönüllülükle çalıştığını gösteriyor. Ya biz?
Siz İsa’nın Örneğini İzleyecek misiniz?
20. Alçakgönüllü olup olmadığımızı nasıl bilebiliriz?
20 Pavlus her birimizi “Mesih İsa’nın zihniyetine bağlı kalın” diyerek uyarıyor (Filipililer 2:5). İsa gibi alçakgönüllü olmalıyız. Yürekten alçakgönüllü olup olmadığımızı nasıl bilebiliriz? Pavlus bize ‘hiçbir şeyi çekişerek veya kendini beğenmiş bir tutumla yapmamamız, tersine, başkalarını kendimizden üstün tutarak alçakgönüllü davranmamız’ gerektiğini hatırlatıyor (Filipililer 2:3). O halde az önceki sorunun cevabı, kendimizle karşılaştırdığımızda başkalarını nasıl gördüğümüze bağlıdır. Onları kendimizden üstün, daha önemli görmeliyiz. Siz bu öğüdü uygulayacak mısınız?
21, 22. (a) İsa’yı izleyen gözetmenler neden alçakgönüllü olmalı? (b) Alçakgönüllülüğü kuşandığımızı nasıl gösterebiliriz?
21 İsa’nın ölümünden uzun yıllar sonra elçi Petrus alçakgönüllülüğün önemi üzerinde hâlâ düşünüyordu. Petrus, İsa’yı izleyen gözetmenlere görevlerini alçakgönüllülükle yerine getirmeyi, Yehova’nın koyunlarına asla efendilik taslamamayı öğretti (1. Petrus 5:2, 3). Sorumluluğa sahip olmak, gururu haklı çıkarmaz. Tam tersine, sorumluluk arttıkça, gerçek alçakgönüllülüğe duyulan ihtiyaç da artar (Luka 12:48). Tabii bu nitelik sadece gözetmenler için değil her Hıristiyan için çok önemlidir.
22 Petrus, kendisinin tüm itirazlarına rağmen İsa’nın onun ayaklarını yıkadığı geceyi asla unutmamış olmalı (Yuhanna 13:6-10). Kardeşlerine “hepiniz birbirinizle ilişkilerinizde alçakgönüllüğü kuşanın” diye yazdı (1. Petrus 5:5). “Kuşanın” ifadesi, bir hizmetkârın küçümsenen bir işi yapmak üzere önlük takması fikrini veriyor. Bu ifade, İsa’nın diz çöküp öğrencilerinin ayaklarını yıkamadan önce bir havlu alıp beline dolamasını hatırlatabilir. Eğer İsa’yı takip ediyorsak, Tanrı’nın verdiği herhangi bir görevin bize yakışmadığını düşünebilir miyiz? Yüreğimizdeki alçakgönüllülük, onu belimize ‘kuşanmışız’ gibi, herkesçe fark edilmeli.
23, 24. (a) Herhangi bir kibir eğilimine karşı neden direnmeliyiz? (b) Gelecek bölüm alçakgönüllülükle ilgili hangi yanlış görüşü düzeltmemize yardım edecek?
23 Kibir zehir gibidir. Sonuçları korkunç olabilir. Bu nitelik en yetenekli insanı bile Tanrı’nın hizmetinde yararsız hale getirebilir. Oysa alçakgönüllülük en sıradan kişiyi bile Yehova için yararlı kılabilir. Alçakgönüllü bir tutumla Mesih’in izinden gitmeye çalışarak bu değerli niteliği her gün geliştirirsek, harika bir ödülümüz olacak. Petrus “Kendinizi alçaltarak Tanrı’nın güçlü ellerine bırakın ki, zamanı geldiğinde sizi yükseltsin” diye yazdı (1. Petrus 5:6). İsa kendisini tamamen alçalttığı için Yehova onu yükseltti. Yehova Tanrı sizi de alçakgönüllülüğünüz için ödüllendirmekten büyük zevk alacaktır.
24 Ne yazık ki, bazıları alçakgönüllülüğün bir zayıflık belirtisi olduğunu düşünüyor. İsa’nın örneği bu görüşün ne kadar yanlış olduğunu görmemize yardım eder; çünkü o dünyanın hem en alçakgönüllü hem de en cesur insanıydı. Gelecek bölümde bu konu ele alınacak.
a Bu olayı ele alan bir başvuru kitabı, eşeğin “sıradan” bir hayvan olduğunu söylüyor ve şöyle diyor: “Bunlar, yoksul insanların yük hayvanlarıdır, yavaş ve inatçıdırlar; ayrıca pek alımlı da değildirler.”
b Mikael’in İsa olduğuna ilişkin daha fazla kanıt için, Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan bir yayın olan Mukaddes Kitap Aslında Ne Öğretiyor? kitabının 218 ve 219. sayfalarına bakın.
-
-
“İşte, Yahuda Kabilesinden Olan Aslan”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
4. BÖLÜM
“İşte, Yahuda Kabilesinden Olan Aslan”
“Benim”
1-3. İsa hangi tehlikeyle karşı karşıyaydı? Buna nasıl tepki verdi?
KÖTÜ niyetli bir ayaktakımı İsa’nın peşindeydi. Kılıçlarla ve sopalarla silahlanmışlar, yanlarına asker de alarak kalabalık bir grup oluşturmuşlardı. Yeruşalim’in karanlık sokaklarından, Kidron Vadisi’nden geçmiş Zeytinlik Dağı’na doğru ilerliyorlardı. Dolunay olmasına rağmen ellerinde meşaleler ve kandiller vardı. Acaba bulutlar ay ışığını engellediği için yollarını mı aydınlatıyorlardı? Yoksa aradıkları kişinin karanlıkta gizleneceğini mi düşünüyorlardı? Neden meşale ve kandil taşıdıklarını tam olarak bilmiyoruz, ama kesin olan bir şey vardı: İsa’nın korkup kaçacağını düşünüyorlarsa onu hiç tanımıyorlar demekti.
2 İsa yaklaşan tehlikenin farkındaydı. Buna rağmen kaçmaya çalışmadı, durup bekledi. Bir zamanlar güvenilir dostlarından olan Yahuda’nın önderliğindeki ayaktakımı yanına geldi. Yahuda eski efendisini ikiyüzlü bir selamlama ve öpüşle ele vererek göz göre göre ona ihanet etti. İsa yine de sakinliğini korudu. Öne çıkıp “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu. “Nasıralı İsa’yı” diye cevap verdiler.
3 Böyle silahlı bir ayaktakımı karşısında çoğu insan dehşete düşerdi. Belki bu kalabalık da karşılarında duran adamın böyle davranmasını bekliyordu. Fakat İsa saklanmadı, kaçmadı, yalana başvurmadı. Tersine “Benim” dedi. Öyle sakin, öyle cesurdu ki, adamlar şaşkınlık içinde kaldılar. Öyle ki, geri geri gidip yere düştüler (Yuhanna 18:1-6; Matta 26:45-50; Markos 14:41-46).
4-6. (a) Tanrı’nın Oğlu neye benzetiliyor, neden? (b) İsa hangi üç alanda cesaret gösterdi?
4 İsa’nın böylesine ciddi bir tehlikeyi büyük bir sakinlik ve özdenetimle karşılayabilmesini sağlayan neydi? Tek kelimeyle, cesaret. Cesaret, bir önderde en çok ihtiyaç duyulan ve saygı uyandıran niteliklerden biridir; bu konuda hiç kimse İsa’yla boy ölçüşemez. Önceki bölümde İsa’nın ne kadar alçakgönüllü ve yumuşak başlı olduğunu öğrendik. Ona “kuzu” denmesi çok yerindeydi (Yuhanna 1:29). Ancak cesareti İsa’nın çok farklı bir şekilde tanımlanmasına da neden oluyor. Mukaddes Kitap Tanrı’nın Oğlu için “İşte, Yahuda kabilesinden olan Aslan” der (Vahiy 5:5).
5 Genelde aslan deyince akla cesaret gelir. Hiç yetişkin bir erkek aslanla karşılaştınız mı? Eğer karşılaştıysanız, büyük ihtimalle bir hayvanat bahçesindeydiniz ve hayvana ayrılmış alanın dışında, yani güvenli bir ortamdaydınız. Yine de korkmuş olabilirsiniz. Bu iri ve güçlü hayvanı gördüğünüzde, o da gözlerini dikip size baktığında, bir aslanın herhalde hiçbir şeyden korkup kaçmayacağını düşünürsünüz. Mukaddes Kitap ondan, “hayvanların en zorlusu [güçlüsü, YÇ], ve hiç birinin önünde geri dönmiyen aslan” diye söz eder (Süleyman’ın Meselleri 30:30). Mesih’in cesareti de işte tam böyledir.
6 Şimdi İsa’nın şu üç alanda, yani hakikati savunurken, adaletin yanında yer alırken ve muhalefete göğüs gererken nasıl bir aslan gibi cesaret gösterdiğini ele alacağız. Ayrıca doğuştan cesur olalım ya da olmayalım, cesaret gösterme konusunda hepimizin İsa’yı örnek alabileceğini göreceğiz.
Hakikati Cesurca Savundu
7-9. (a) İsa 12 yaşındayken neler oldu? Sizce onun içinde bulunduğu durum neden insanı ürkütebilir? (b) İsa mabetteki öğretmenlerle konuşurken nasıl cesaret gösterdi?
7 “Yalanın babası” Şeytan’ın hükümdar olduğu bir dünyada hakikati savunmak cesaret ister (Yuhanna 8:44; 14:30). İsa böyle bir tavır almak için yetişkin olmayı beklemedi. 12 yaşındayken, Yeruşalim’deki Fısıh bayramından sonra anne ve babasından ayrı kalmıştı. Meryem ve Yusuf oğullarını üç gün telaş içinde aradılar. Sonunda onu mabette buldular. İsa orada ne yapıyordu? “Öğretmenlerin arasında oturmuş onları dinliyor ve sorular soruyordu” (Luka 2:41-50). Bu sohbetin nasıl bir ortamda yapıldığına bakalım.
8 Tarihçiler bazı önde gelen din adamlarının genellikle bayramlardan sonra mabette kalıp oradaki büyük sundurmaların birinde halka öğretim verdiğini söylüyor. İnsanlar onların dizinin dibine oturup anlattıklarını dinler ve sorular sorarlardı. Bu öğretmenler eğitimli erkeklerdi. Musa Kanununu, ayrıca yıllar geçtikçe durmadan çoğalmış insan icadı sayısız karmaşık kanunu ve geleneği çok iyi biliyorlardı. Onların arasında oturuyor olsaydınız kendinizi nasıl hissederdiniz? Çekinir miydiniz? Bu çok doğal bir tepki olurdu. Ya henüz 12 yaşında olsaydınız? Birçok genç çekingen bir yapıya sahiptir (Yeremya 1:6). Bazıları okulda öğretmenlerinin dikkatini çekmemek için elinden geleni yapar; bu gençler herkesin önünde kendilerine soru sorulmasından, dikkati üzerlerine toplamaktan, mahcup olmaktan veya alay konusu edilmekten korkarlar.
9 Ancak İsa’nın o eğitimli adamların arasında oturup hiç korkmadan düşündürücü sorular sorduğunu görüyoruz. Hatta daha da fazlasını yapıyor. Kayıt şöyle: “Onu dinleyenlerin hepsi anlayışı ve cevapları karşısında hayretler içinde kalıyordu” (Luka 2:47). Mukaddes Kitap İsa’nın orada neler söylediğini belirtmiyor, fakat o din adamlarının çok önem verdiği yalanları tekrarlamadığından emin olabiliriz (1. Petrus 2:22). O Tanrı’nın Sözündeki hakikati savundu ve onu dinleyenler 12 yaşında bir çocuğun böylesine bilinçli ve cesur biçimde kendini ifade edebilmesine mutlaka çok şaşırdı.
Birçok genç inançlarını başkalarıyla cesurca paylaşıyor
10. Gençler bugün İsa’nın cesaretini nasıl örnek alıyor?
10 Bugün sayısız genç İsa’nın izinden gidiyor. Gerçi onlar İsa gibi kusursuz değil. Ancak İsa gibi onlar da hakikati savunmak için yetişkin yaşa gelmeyi beklemiyorlar. Okulda veya yaşadıkları yerlerde insanlara nazikçe sorular soruyor, verdikleri cevapları dinliyor ve hakikati onlarla saygıyla paylaşıyorlar (1. Petrus 3:15). Bir grup olarak bu gençler okul arkadaşlarının, öğretmenlerinin ve komşularının Mesih’in takipçisi olmasına yardım ediyor. Onların cesareti Yehova’yı çok memnun ediyor olmalı! O’nun Sözü böyle gençleri çiy damlalarına benzetir; gerçekten onlar çiy damlaları gibi ferahlatıcı, hoş ve çok sayıdadırlar (Mezmur 110:3).
11, 12. İsa yetişkin yaşa geldiğinde hakikati savunma konusunda nasıl cesur davrandı?
11 İsa yetişkin olduğunda da hakikati savunurken defalarca cesaret gösterdi. Hatta onun hizmeti birçoklarını dehşet içinde bırakabilecek bir mücadeleyle başladı. İsa güçlü başmelek olarak değil, etten kemikten bir insan olarak, Yehova’nın en tehlikeli ve en güçlü düşmanı olan Şeytan’la karşılaşmak zorunda kaldı. Onun tekliflerini reddetti ve Tanrı ilhamı Kutsal Yazıları çarpıttığını ispatladı. İsa “Çekil git, Şeytan!” diye emrederek onunla mücadelesini cesurca sona erdirdi (Matta 4:2-11).
12 Böylece İsa, çarpıtma ya da kötü amaçla kullanma çabalarına karşı Babasının Sözünü cesurca savunarak, nasıl bir hizmet sunacağını göstermiş oldu. Şimdi olduğu gibi o zaman da dinsel ikiyüzlülük çok yaygındı. İsa o zamanki din adamlarına “Kuşaktan kuşağa aktardığınız geleneğinizle Tanrı’nın sözünü geçersiz kılıyorsunuz” dedi (Markos 7:13). Genelde insanlar din adamlarını çok yüceltiyordu, fakat İsa hiç korkmadan onları kör kılavuzlar ve ikiyüzlüler diye adlandırarak kınadıa (Matta 23:13, 16). İsa’nın cesaretinin bu yönünü biz nasıl örnek alabiliriz?
13. İsa’yı örnek alırken neyi unutmamalıyız? Yine de hangi ayrıcalığa sahibiz?
13 İsa’nın yürekleri okuma yeteneğinin ve hüküm verme yetkisinin bizde olmadığını elbette unutmuyoruz. Ancak, onun hakikati cesurca savunmasını örnek alabiliriz. Örneğin dinsel yalanları, yani Tanrı, O’nun amaçları ve Sözü hakkındaki yaygın asılsız öğretileri açığa vurarak Şeytan’ın propagandasıyla kararmış dünyaya ışık saçabiliriz (Matta 5:14; Vahiy 12:9, 10). İnsanların, yüreklerini sağlıksız korkularla dolduran ve Tanrı’yla ilişkilerini zehirleyen sahte öğretilere kölelikten kurtulmasına yardım ederiz. İsa’nın “Hakikat sizi özgür kılacak” vaadinin gerçekleştiğini görmek gerçekten eşsiz bir ayrıcalık (Yuhanna 8:32).
Cesaretle Adaletin Tarafında Yer Aldı
14, 15. (a) İsa’nın “adaletin ne olduğunu” gösterme yollarından biri neydi? (b) İsa, Samiriyeli kadınla konuşurken hangi önyargıları umursamadı?
14 Mukaddes Kitap, Mesih’in milletlere “adaletin ne olduğunu” göstereceğini bildirdi (Matta 12:18; İşaya 42:1). İsa bunu yapmaya yeryüzündeyken başladı. İnsanlara karşı her zaman adil ve tarafsız olduğunu büyük bir cesaretle kanıtladı. Örneğin, o zamanlar çok yaygın olan fakat Kutsal Yazılara dayanmayan önyargıları ve bağnazlığı kesinlikle benimsemedi.
15 İsa’yı, Sihar’daki kuyunun başında Samiriyeli bir kadınla konuşurken gören öğrencileri çok şaşırmıştı. Neden? O zamanlar genelde Yahudiler Samiriyelileri sevmezdi; bu çok uzun yıllar öncesine dayanan bir nefretti (Ezra 4:4). Ayrıca bazı hahamların, kadınları aşağılayan görüşleri vardı. Sonradan yazıya dökülen haham kuralları, erkeklere kadınlarla konuşmamalarını öğretiyor, hatta kadınların Tanrı’nın Kanununu öğrenmeye bile layık olmadığını söylüyordu. Özellikle Samiriyeli kadınlar kirli görülüyordu. İsa böyle haksız önyargıları umursamadı ve Samiriyeli kadına –ki o ahlaksız bir yaşam sürüyordu– hakikati açıkça öğretti, hatta ona kendisini Mesih olarak tanıttı (Yuhanna 4:5-27).
16. Önyargı konusunda farklı olma cesaretine neden ihtiyacımız var?
16 Hiç kendinizi çirkin önyargılara sahip kişiler arasında buldunuz mu? Belki başka bir ırk veya milleti aşağılayan şakalar yapıyor, karşı cinsi küçümseyen sözler söylüyor ya da ekonomik veya sosyal durumu farklı olan kişileri hor görüyorlar. Mesih’in takipçileri böyle nefret dolu görüşleri hoş görmez ve kendi yüreklerinde önyargıdan eser kalmaması için çok çaba harcarlar (Elçiler 10:34). Her birimizin bu konuda adil olma cesaretini geliştirmesi gerekir.
17. İsa mabette ne yaptı, neden?
17 İsa’nın cesareti, Tanrı’nın toplumunun ruhi temizliği ve pak tapınma uğrunda mücadele etmesine de neden oldu. Hizmetinin başlarında Yeruşalim’deki mabet alanına girmiş ve orada iş yapan tüccarlar ile para bozanları görünce dehşete düşmüştü. Haklı bir öfkeyle İsa, o açgözlü insanları ve mallarını oradan attı (Yuhanna 2:13-17). Daha sonra, hizmetinin sonlarına doğru tekrar benzer bir harekette bulundu (Markos 11:15-18). Bu davranışları ona güçlü düşmanlar kazandırdı, ama o çekinmedi. Çünkü mabedin Babasının evi olduğunu çocukluğundan beri söylüyordu; ve bunda ciddiydi (Luka 2:49). Orada sunulan pak tapınmanın kirletilmesi, asla göz yumamayacağı bir haksızlıktı. Gayreti, ona gerekeni yapma cesareti verdi.
18. Bugün Mesih’in takipçileri cemaatin temizliği söz konusu olduğunda nasıl cesaret gösterebilirler?
18 Bugün Mesih’in takipçileri de Tanrı’nın toplumunun ruhi temizliği ve pak tapınmanın sürdürülmesiyle yakından ilgilenir. Eğer bir iman kardeşlerinin ciddi bir yanlış yaptığını görürlerse bunu görmezden gelmezler. Gidip onunla cesurca konuşurlar veya cemaat ihtiyarlarının durumdan haberdar olmasını sağlarlar (1. Korintoslular 1:11). Böylece ihtiyarlar, ruhi açıdan hasta kişilere yardım edebilir ve ayrıca Yehova’nın koyunlarının temiz durumunu korumak için gerekeni yapabilirler (Yakub 5:14, 15).
19, 20. (a) İsa’nın zamanında ne tür adaletsizlikler yaygındı? O hangi baskıyla karşılaştı? (b) Neden Mesih’in takipçileri siyasete ve şiddete karışmayı reddeder? Bu tutumlarının ödüllerinden biri nedir?
19 Peki bu incelediklerimizden, İsa’nın dünyadaki tüm sosyal adaletsizliklerle mücadele ettiği sonucunu çıkarmalı mıyız? Çevresinde mutlaka adaletsizlikler vardı. Ülkesi yabancı bir ulusun işgali altındaydı. Romalılar güçlü bir ordunun tehdidiyle Yahudileri baskı altında tutuyor, onlardan ağır vergiler istiyor, hatta dinsel âdetlerine bile müdahale ediyordu. Birçok insanın İsa’dan o zamanın siyasetinde yer almasını istemesi şaşırtıcı değildi (Yuhanna 6:14, 15). Bu şartlarda İsa’nın yine cesaret göstermesi gerekti.
20 İsa Krallığının dünyaya ait olmadığını açıkladı. Takipçilerine örnek olarak, o zamanın siyasal çatışmalarından uzak durmaları ve bunun yerine Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi duyurmaya odaklanmaları için onları eğitti (Yuhanna 17:16; 18:36). Ayaktakımı kendisini tutuklamaya geldiğinde tarafsızlık konusunda etkili bir ders verdi. Petrus o sırada hemen kılıcını çekmiş ve bir adamı yaralamıştı. Aslında onu anlamak zor değil. Mazur görülebilecek herhangi bir şiddet hareketi olsaydı, bu da herhalde o gece Tanrı’nın masum Oğlu saldırıya uğradığında başvurulan şiddet olurdu. Ancak İsa o an, yeryüzündeki takipçileri için bugüne kadar geçerli bir standart koydu: “Kılıcını yerine koy, çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla yok olacak” (Matta 26:51-54). Böylesine barışçı bir tutumu korumak, mutlaka o dönemde Mesih’in takipçilerinin cesur olmasını gerektiriyordu; bugün de öyledir. Tanrı’nın toplumu, Hıristiyanlara özgü tarafsızlıkları nedeniyle günümüzdeki sayısız savaşa, katliama, ayaklanmaya ve benzer şiddet eylemlerine asla karışmamıştır. Bu temiz sicilleri, cesaretlerinin ödüllerinden biridir.
Muhalefete Cesurca Göğüs Gerdi
21, 22. (a) İsa yaşadığı en zor sınavdan önce hangi yardımı gördü? (b) İsa nasıl cesaretini sonuna dek ispatladı?
21 Yehova’nın Oğlu yeryüzünde şiddetli bir muhalefetle karşılaşacağını önceden biliyordu (İşaya 50:4-7). Bu bölümün başında anlatılan olayla son bulan birçok ölüm tehlikesi yaşadı. İsa böyle tehlikeler karşısında cesaretini nasıl korudu? Acaba İsa o ayaktakımı kendisini tutuklamaya gelmeden önce ne yapıyordu? Yehova’ya hararetle dua ediyordu. Peki Yehova ne yaptı? Mukaddes Kitap bize İsa’nın ‘işitildiğini’ söyler (İbraniler 5:7). Yehova cesur Oğlunu güçlendirmek için gökten bir meleğini gönderdi (Luka 22:42, 43).
22 İsa güçlendirildikten kısa süre sonra elçilerine “Kalkın gidelim” dedi (Matta 26:46). Bu sözlerdeki cesareti bir düşünün. Ayaktakımından, arkadaşlarına zarar vermemelerini isteyeceğini, o arkadaşlarının kendisini bırakıp kaçacağını ve yaşamındaki en zor sınava tek başına göğüs gereceğini bilmesine rağmen, “Kalkın gidelim” dedi. Yasadışı ve haksız bir duruşmaya, alaylara, işkence ve acılar içinde bir ölüme tek başına göğüs gerdi. Tüm bu olaylar sırasında cesaretini asla kaybetmedi.
Yehova’nın Şahitleri zulüm karşısında cesaret gösterdi
23. İsa’nın, tehlikeyi ve ölüm tehdidini karşılama şekli neden onun ihtiyatsız biri olduğunu göstermez?
23 İsa ihtiyatsız biri miydi? Hayır, ihtiyatsızlığın gerçek cesaretle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Aslında İsa takipçilerine Tanrı’nın isteğini yapmayı sürdürebilmek için temkinli olmayı, sağgörüyle tehlikelerden kaçınmayı öğretti (Matta 4:12; 10:16). Ancak İsa bu olaydan kaçınmanın mümkün olmadığını biliyordu. Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu da biliyordu. İsa sadık kalmaya kararlıydı, dolayısıyla bu sınavla doğrudan yüzleşmeliydi.
24. Karşılaşabileceğimiz her tür sınav karşısında cesaretimizi koruyabileceğimizden neden emin olabiliriz?
24 İsa’nın takipçileri cesurca davranarak Efendilerinin izinden gittiklerini defalarca gösterdiler. Birçoğu alaylar, zulüm, tutuklanma, hapis, işkence ve hatta ölüm karşısında kararlılığını korudu. Kusurlu insanlar bu cesareti nereden buluyor? Bu sadece içlerinden gelen bir duygu değil. İsa gibi onlar da Tanrı’dan yardım alıyorlar (Filipililer 4:13). Öyleyse gelecekte karşılaşabileceğiniz hiçbir şeyden korkmayın. Sadık kalmaya kararlı olun, Yehova size ihtiyaç duyduğunuz cesareti verecek. “Cesur olun! Ben dünyayı yendim” diyen Önderimiz İsa’nın örneğinden güç almaya devam edin (Yuhanna 16:33).
a Tarihçiler, haham mezarlarının da peygamberlerin ve ataların mezarları gibi kutsal görüldüğünü belirtiyor.
-
-
‘Hikmetin Tüm Hazineleri’“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
5. BÖLÜM
‘Hikmetin Tüm Hazineleri’
1-3. MS 31 yılının bir bahar günü İsa nasıl bir ortamda vaaz verdi? Onu dinleyenler neden hayretler içinde kaldı?
MİLATTAN SONRA 31 yılının bir ilkbahar günüydü. İsa Mesih, Celile Gölü’nün kuzeybatı kıyısında cıvıl cıvıl bir şehir olan Kefernahum’un yakınlarındaydı. Civardaki bir dağda tüm gece tek başına dua etmişti. Gün ağarırken öğrencilerini çağırdı ve aralarından 12’sini seçip ‘elçiler’ diye adlandırdı. Bu arada, büyük bir kalabalık İsa’yı oraya dek takip etmiş ve dağdaki bir düzlüğe toplanmıştı. Bazısı çok uzaklardan gelmiş bu insanlar onun söyleyeceklerini duymak ve hastalıklarından iyileştirilmek için hevesle bekliyorlardı. İsa onları hayal kırıklığına uğratmadı (Luka 6:12-19).
2 Kalabalığın yanına gitti ve tüm hastaları iyileştirdi. Sonunda aralarında ciddi bir hastalıktan acı çeken tek kişi bile kalmadığında, oturup onlara Tanrı’nın Sözünü öğretmeye başladı.a O bahar günü söyledikleri, dinleyicilerini çok şaşırtmış olmalıydı. Daha önce hiç böyle öğretim veren birini görmemişlerdi. İsa, öğretilerinin önemini vurgulamak için ne sözlü geleneklere ne de tanınmış Yahudi hahamların sözlerine başvuruyordu. O, tekrar tekrar Tanrı ilhamı İbranice Kutsal Yazılardan alıntılar yapıyordu. Mesajı açık, kullandığı sözcükler basit, sözlerinin anlamı netti. Konuşmasını bitirdiğinde, kalabalık hayretler içinde kalmıştı. Böyle hissetmeleri çok doğaldı. Çünkü dünyada yaşamış en hikmetli insanı dinlemişlerdi (Matta 7:28, 29).
“Kalabalık onun öğretme tarzına hayran kalmıştı”
3 hem bu vaaz hem de İsa’nın söylediği ve yaptığı daha birçok şey Tanrı’nın Sözünde kayıtlıdır. ‘Hikmetin tüm hazineleri’ İsa’da olduğundan, Mukaddes Kitabın onun hakkında neler söylediğini derinlemesine araştırmalıyız (Koloseliler 2:3). İsa böylesine bir hikmeti, yani bilgi ve anlayışı kullanma yeteneğini nereden edindi? Hikmetini nasıl gösterdi? Biz onun örneğini nasıl izleyebiliriz?
“Bu Adam Bu Hikmeti . . . . Nereden Almış?”
4. İsa’yı Nasıra’da dinleyenler ne sordu, neden?
4 İsa iyi haberi duyurmak amacıyla yaptığı turların birinde, büyüdüğü Nasıra kasabasına da uğradı ve oradaki havrada öğretim vermeye başladı. Onu dinleyenlerin birçoğu hayretler içinde kalıp “Bu adam bu hikmeti . . . . nereden almış?” diye merak ettiler. İsa’nın mütevazı bir aileden geldiğini biliyor, ana babasını ve kardeşlerini tanıyorlardı (Matta 13:54-56; Markos 6:1-3). Böylesine etkili konuşan bu marangozun ünlü haham okullarından birine gitmediğini de mutlaka biliyorlardı (Yuhanna 7:15). Dolayısıyla sordukları soru makul görünüyordu.
5. İsa hikmetinin kimden kaynaklandığını gösterdi?
5 İsa’nın sergilediği hikmet, yalnızca kendi kusursuz zihninin ürünü değildi. Hizmetinin daha sonraki dönemlerinde mabette açıkça öğretim verirken, sahip olduğu hikmetin çok daha yüce bir kaynağı olduğunu gösterdi. “Öğrettiklerim benim değil, beni gönderenindir” dedi (Yuhanna 7:16). Evet, İsa’nın hikmetinin asıl kaynağı, onu gönderen Babasıydı (Yuhanna 12:49). Peki İsa nasıl Yehova’dan hikmet aldı?
6, 7. İsa hangi yollarla Babasından hikmet aldı?
6 Yehova’nın kutsal ruhu İsa’nın yüreğinde ve zihninde etkisini gösteriyordu. İşaya, geleceği bildirilen Mesih, yani İsa hakkında şöyle demişti: “RABBİN Ruhu, hikmet ve anlayış ruhu, öğüt ve kuvvet ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu onun üzerinde kalacak” (İşaya 11:2). Yehova’nın ruhu İsa’nın üzerindeydi, düşüncelerine ve kararlarına rehberlik ediyordu. Bu durumda onun söz ve davranışlarının üstün bir hikmet yansıtması gayet doğal değil miydi?
7 İsa, başka etkileyici bir yolla daha Babasından hikmet aldı. 2. Bölümde gördüğümüz gibi, insan olarak yeryüzüne gelmeden önceki çağlar boyunca Babasının görüşlerini benimseme fırsatı oldu. Canlı ve cansız tüm şeylerin yaratılışında Babasının yanında ‘yapıcı,’ yani usta olarak çalışırken edindiği hikmetin derinliğini kavramamız pek mümkün değil. Onun insan olarak yeryüzüne gelmeden önceki yaşamı, yerinde olarak kişileşmiş hikmet olarak tarif edilir (Süleyman’ın Meselleri 8:22-31; Koloseliler 1:15, 16). İsa gökte Babasının yanında edindiği hikmetten, yeryüzündeki hizmeti boyunca yararlanabildib (Yuhanna 8:26, 28, 38). Dolayısıyla İsa’nın sözlerine yansıyan anlayış ve bilginin derinliği veya her davranışında açıkça görülen sağduyu karşısında şaşırmamalıyız.
8. İsa’nın takipçileri olarak nasıl hikmet edinebiliriz?
8 İsa’nın takipçileri olarak biz de Yehova’yı hikmetin kaynağı olarak görmeliyiz (Süleyman’ın Meselleri 2:6). Elbette Yehova mucize yaparak içimizi hikmetle doldurmaz. Ancak, samimiyetle dua edip yaşamdaki sorunlarla mücadele edebilmek için gereken hikmeti istediğimizde bizi cevaplar (Yakub 1:5). Bu hikmeti elde edebilmek için bizim de çok çaba harcamamız gerekir. Onu “defineler araştırır gibi” araştırmalıyız (Süleyman’ın Meselleri 2:1-6). Tanrı’nın hikmetini sergileyen Mukaddes Kitabı derinlemesine incelemeye devam etmeli ve yaşamımızı öğrendiklerimizle uyumlu hale getirmeliyiz. Yehova’nın Oğlunun örneği, özellikle hikmet edinme konusunda bize gerçekten çok yardım eder. Şimdi İsa’nın hikmetini ortaya koyduğu birkaç alanı inceleyelim ve onu nasıl örnek alabileceğimizi öğrenelim.
Hikmetli Sözler
Mukaddes Kitap Tanrı’nın hikmetini sergiler
9. İsa’nın öğretilerini böylesine hikmetli kılan neydi?
9 Çok sayıda insan akın akın İsa’nın yanına gidiyordu; tek amaçları onu dinlemekti (Markos 6:31-34; Luka 5:1-3). Bu hiç şaşırtıcı değildi, çünkü İsa konuşmaya başladığında ağzından olağanüstü hikmetli sözler dökülüyordu! Öğretilerinden, Tanrı’nın Sözünü çok iyi bildiği ve meselelerin kökenine inme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip olduğu anlaşılıyordu. İsa’nın öğretileri dünyadaki herkesi etkiler ve her zaman geçerlidir. ‘Harika Öğütçü’ olacağı önceden bildirilen İsa’nın sözlerindeki hikmetin bazı örneklerine bakalım (İşaya 9:6, YÇ).
10. İsa bizi hangi güzel nitelikleri geliştirmeye teşvik etti, neden?
10 Başta sözünü ettiğimiz Dağdaki Vaaz, İsa’nın öğretilerinin, yazarın veya başkalarının sözleriyle kesintiye uğramadığı en uzun kayıttır. Bu vaazda İsa bize yalnızca uygun şekilde konuşmayı ve davranmayı öğütlemekle kalmadı; bundan çok daha derine indi. İsa söz ve davranışlara duygu ve düşüncelerin yol açtığını biliyordu. Bu nedenle bizi yüreğimizdeki ve zihnimizdeki, yumuşak başlılık, doğruluğa duyulan açlık, merhamet, barışseverlik, başkalarına gösterilen sevgi gibi güzel nitelikleri geliştirmeye teşvik etti (Matta 5:5-9, 43-48). Bu tür nitelikleri içimizde geliştirdikçe, hem Yehova’yı memnun eden hem de çevremizdeki insanlarla iyi ilişkiler kurmamıza yardım eden, yapıcı sözlerimiz ve davranışlarımız olur (Matta 5:16).
11. İsa günahkâr davranışlar hakkında öğüt verirken nasıl meselenin kökenine indi?
11 İsa günahkâr davranışlar hakkında öğüt verirken meselenin kökenine indi. Yalnızca şiddete başvurmaktan uzak durmamızı söylemekle kalmadı. Yüreğimizde öfkeye yer vermememiz için de uyardı (Matta 5:21, 22; 1. Yuhanna 3:15). Zina eylemini yasaklamakla kalmadı. Yürekte filizlenen ve bu tür bir ihanete yol açan şehvete karşı da uyardı. Gözlerimizin uygun olmayan arzuları canlandırmasına ve şehvet uyandırmasına izin vermemeyi tembihledi (Matta 5:27-30). İsa yalnızca belirtiler değil, nedenler üzerinde de durdu. Günahkâr davranışlar doğuran tutum ve arzuları ele aldı (Mezmur 7:14).
12. İsa’nın takipçilerinin onun öğütleriyle ilgili görüşü nedir, neden?
12 İsa’nın sözlerinde gerçekten büyük hikmet vardı! ‘Kalabalığın onun öğretme tarzına hayran kalması’ çok doğaldı (Matta 7:28). Takipçileri olarak, onun hikmetli öğütlerini yaşam rehberimiz olarak görüyoruz. Merhamet, barışseverlik ve sevgi de dahil, öğütlediği güzel nitelikleri geliştirmeye çalışıyoruz; böylece Yehova’yı memnun eden bir davranış tarzı için temel atmış olacağımızı biliyoruz. İsa’nın bizi uyardığı öfke ve ahlaksız arzular gibi istenmeyen duygu ve istekleri yüreğimizden söküp atmaya çalışıyoruz. Biliyoruz ki bunu yapmak günahkâr davranışlardan kaçınmamıza yardım edecek (Yakub 1:14, 15).
Hikmetle Şekillenen Bir Yaşam Tarzı
13, 14. İsa’nın yaşamına yön verirken sağduyulu davrandığını neden söyleyebiliriz?
13 İsa hikmeti sadece sözleriyle değil, davranışlarıyla da gösterdi. Yaşam tarzı, yani kararları, kendiyle ilgili görüşü ve insanlarla ilişkileri, hikmetin birçok güzel yönünü sergiledi. Şimdi İsa’yı ‘sağlam öğüt ve basiretin (hikmet ve düşünme yeteneğinin, NW)’ yönlendirdiğini gösteren bazı örneklere bakalım (Süleyman’ın Meselleri 3:21).
14 Hikmetin kapsamında sağduyu, yani doğru kararlar verme yeteneği vardır. İsa yaşamına yön verirken sağduyuluydu. Onun nasıl bir hayat sürebileceğini, yani isteseydi nasıl bir eve ve işe sahip olabileceğini ya da ne kadar ünlü biri olabileceğini hiç düşündünüz mü? İsa bu tür hedeflere adanmış bir yaşamın “boş, ve yeli kavramağa çalışmak” olduğunu biliyordu (Vaiz 4:4; 5:10). Böyle bir yaşam tarzı hikmetin tam tersi, akılsızlıktır. İsa sade bir yaşam sürmeyi tercih etti. Para kazanmak ya da mal mülk sahibi olmakla ilgilenmiyordu (Matta 8:20). Öğrettikleriyle uyumlu davranarak gözlerini tek bir hedeften ayırmadı; onun hedefi Tanrı’nın isteğini yapmaktı (Matta 6:22). İsa hikmetle davranarak, zamanını ve gücünü maddi şeylerden çok daha önemli ve doyum verici bir faaliyet olan Tanrı’nın Krallığıyla ilgili uğraşlara adadı (Matta 6:19-21). Böylece izlenmeye değer bir örnek bıraktı.
15. İsa’nın takipçileri gözlerini tek bir hedefe odakladıklarını nasıl gösterebilirler? Bu neden hikmetliliktir?
15 Bugün İsa’nın takipçileri gözlerini tek bir hedefe odaklamanın ne büyük hikmet olduğunu görüyorlar. Dolayısıyla gereksiz borçları ve bu dünyaya özgü çok fazla zaman ve çaba isteyen uğraşları kendilerine yük edinmekten kaçınıyorlar (1. Timoteos 6:9, 10). Birçok kişi hizmete daha çok zaman ayırabilmek, hatta belki de Krallığı tamgün duyurabilmek amacıyla, yaşam tarzlarını sadeleştirmeye yönelik bazı adımlar attı. Bundan daha hikmetli bir yaşam tarzı olamaz, çünkü Krallıkla ilgili uğraşlara yaşamda daima hak ettiği yeri vermenin sonucu çok büyük bir mutluluk ve doyumdur (Matta 6:33).
16, 17. (a) İsa kendisiyle ilgili beklentilerinde haddini bilir ve gerçekçi olduğunu nasıl gösterdi? (b) Biz kendimizle ilgili beklentilerimizde haddini bilir ve gerçekçi olduğumuzu nasıl gösterebiliriz?
16 Mukaddes Kitap hikmet ile haddini bilirlik arasında bağlantı kurar (Süleyman’ın Meselleri 11:2). İsa kendisiyle ilgili beklentilerinde haddini bilir ve gerçekçiydi. Mesajını dinleyen herkesin inancını değiştirmesini sağlayamayacağını biliyordu (Matta 10:32-39). Kişisel olarak ancak sınırlı sayıda insana ulaşabileceğinin farkındaydı. Dolayısıyla hikmetle davranıp öğrenci yetiştirme işini takipçilerine verdi (Matta 28:18-20). Onların kendisinden “daha büyük işler” yapacağını kabul ederek haddini bilir davrandı; çünkü onlar daha geniş bir sahada ve daha uzun bir dönemde daha çok kişiye ulaşacaklardı (Yuhanna 14:12). İsa yardıma ihtiyacı olduğunu da kabul etti. Çölde kendisine hizmet etmeye gelen meleklerin ve Getsemani’de onu güçlendiren meleğin yardımını kabul etti. Tanrı’nın Oğlu, en çok ihtiyaç duyduğu anda yardım için feryat etti (Matta 4:11; Luka 22:43; İbraniler 5:7).
17 Biz de kendimizle ilgili beklentilerimizde haddini bilir ve gerçekçi olmalıyız. Kuşkusuz iyi haberi duyurma ve öğrenci yetiştirme işinde candan ve var gücümüzle çalışmak istiyoruz (Luka 13:24; Koloseliler 3:23). Ancak, Yehova’nın bizi birbirimizle karşılaştırmadığını hatırlamalı ve biz de bunu yapmamalıyız (Galatyalılar 6:4). Hikmet niteliği, yeteneklerimize ve koşullarımıza uygun, gerçekçi hedefler koymamıza yardım eder. Ayrıca, hikmet sorumlu konumda bulunanların, kendi sınırlarını ve zaman zaman yardım ve desteğe ihtiyaçları olduğunu kabul etmelerine yardım eder. Haddini bilir olmak, bu kişilerin memnuniyetle yardım kabul etmesini, Yehova’nın bir iman kardeşlerini “güç veren yardımcı” olarak kullanabileceğini fark etmelerini sağlar (Koloseliler 4:11).
18, 19. (a) İsa’nın, öğrencileriyle ilişkilerinde makul ve olumlu olduğunu gösteren nedir? (b) Aramızdaki ilişkilerde olumlu ve makul olmak için neden geçerli bir nedenimiz var? Bunu nasıl yapabiliriz?
18 Yakub 3:17 “Yukarıdan gelen hikmet . . . . makuldür” der. İsa öğrencileriyle ilişkilerinde makul ve olumlu bir bakış açısına sahipti. Onların hatalarının farkındaydı, yine de iyi yönlerini gördü (Yuhanna 1:47). Tutuklandığı gece kendisini terk edeceklerini biliyordu, fakat vefalarından kuşku duymadı (Matta 26:31-35; Luka 22:28-30). Petrus İsa’yı tanıdığını bile üç kez inkâr etti. İsa buna rağmen Petrus için dua etti ve onun sadakatine güvenini dile getirdi (Luka 22:31-34). İsa yeryüzündeki yaşamının son gecesinde Babasına dua ederken, öğrencilerinin hataları üzerinde durmadı. Tersine o geceye kadarki davranışlarına olumlu açıdan bakarak “Senin sözünü tuttular” dedi (Yuhanna 17:6). Kusurlarına rağmen Krallığın yeryüzündeki “mallarını” onlara emanet etti (Matta 25:14, 15; Luka 12:42-44). Öğrencilerine duyduğu güveni ve inancı göstermesi, emrettiği işi yerine getirmeleri için onları kesinlikle güçlendirmişti.
19 İsa’nın takipçilerinin onu bu konuda örnek almak için geçerli bir nedenleri var. Eğer Tanrı’nın kusursuz Oğlu kusurlu öğrencileriyle ilişkilerinde sabırlı davrandıysa, kusurlu insanlar olarak biz aramızdaki ilişkilerde çok daha makul olmalıyız! (Filipililer 4:5). İman kardeşlerimizin kusurları üzerinde durmak yerine, iyi yönlerini görmeliyiz. Onları Yehova’nın ‘çektiğini’ hatırlamamız hikmetlilik olur (Yuhanna 6:44). Demek ki, Yehova onlarda bir dereceye kadar iyi özellikler görüyor; öyleyse biz de öyle yapmalıyız. Olumlu bir tutum sadece ‘kusurları hoş görmemize’ değil, başkalarında övebileceğimiz yönler arayıp bulmamıza da yardım eder (Süleyman’ın Meselleri 19:11, YÇ). Kardeşlerimize güvendiğimizi gösterdiğimizde, Yehova’ya hizmette ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına ve bu hizmetten sevinç duymalarına yardım etmiş oluruz (1. Selanikliler 5:11).
20. İncil kayıtlarında bulunan bilgi hazinesini nasıl kullanmalıyız, neden?
20 İsa’nın yaşamını ve hizmetini anlatan İncil kayıtları gerçekten de bir hikmet hazinesidir! Bu paha biçilmez hediyeyi nasıl kullanmalıyız? İsa Dağdaki Vaazın sonunda dinleyicilerini o hikmetli sözleri dinlemenin yanı sıra uygulamaya da teşvik etti (Matta 7:24-27). Düşünce, güdü ve davranışlarımıza İsa’nın hikmetli sözlerine ve davranışlarına göre şekil vermemiz, şu anda mümkün olan en iyi yaşama sahip olmamıza ve sonsuz yaşama giden yolda kalmamıza yardım edecek (Matta 7:13, 14). Bundan daha iyi veya daha hikmetli bir yol kesinlikle yoktur!
a İsa’nın o gün yaptığı konuşma Dağdaki Vaaz olarak bilinir. Bu konuşma Matta 5:3–7:27’de kayıtlıdır, 107 ayetten oluşur ve yüksek sesle okunması yaklaşık 20 dakika sürer.
b İsa’nın vaftizi sırasında ‘gökler açıldığında’ anlaşılan insan öncesi yaşamını hatırlaması sağlandı (Matta 3:13-17).
-
-
“İtaati Öğrendi”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
6. BÖLÜM
“İtaati Öğrendi”
1, 2. Sevgi dolu bir baba, oğlunun kendisine itaat ettiğini görmekten neden memnun olur? Onun duyguları Yehova’nın duygularını nasıl yansıtır?
CAMDAN bakan bir baba, bahçede arkadaşlarıyla oyun oynayan küçük oğlunu izliyor. Derken, çocukların topu yola kaçıyor. Küçük çocuk topun arkasından içi giderek bakıyor. Arkadaşlarından biri ona, koşup topu getirmesini söylüyor, fakat çocuk başını sallayarak “Olmaz, babam izin vermiyor” diyor. Bunu gören baba kendi kendine gülümsüyor.
2 Baba neden bu kadar memnun? Çünkü oğluna bahçenin dışına tek başına çıkmamasını söylemişti. Çocuk babasının kendisini izlediğini bilmediği halde sözünden çıkmadığında, baba onun itaati öğrenmeye başladığını ve bunun sonucunda daha güvende olduğunu bilir. Bu baba, gökteki Babamız Yehova’yla aynı şeyleri hissediyor. Tanrı da, eğer sadık kalmak ve bizim için hazırladığı harika geleceği görebilmek istiyorsak O’na güvenmeyi ve itaat etmeyi öğrenmemiz gerektiğini biliyor (Süleyman’ın Meselleri 3:5, 6). Bu nedenle bize en iyi öğretmeni gönderdi.
3, 4. İsa ne anlamda “itaati öğrendi” ve “yeterlik kazandı”? Örnekleyin.
3 Mukaddes Kitap İsa hakkında şaşırtıcı bir şey söyler: “O, Oğul olduğu halde, çektiklerinden itaati öğrendi. Yeterlik kazandıktan sonra, kendisine itaat eden tüm insanların sonsuz kurtuluşlarının sorumluluğunu aldı” (İbraniler 5:8, 9). Bu ilk Oğul, çağlar boyunca gökteydi. Şeytan’ın ve onun tarafına geçen isyankâr meleklerin itaatsizlik ettiğini gördü, fakat hiçbir zaman onlara katılmadı. Tanrı ilhamı peygamberlik sözleri “Ben âsi olmadım” ifadesini onun için kullanır (İşaya 50:5). Öyleyse kusursuz bir itaat gösteren bu Oğul hakkında nasıl “itaati öğrendi” denebilir? Zaten kusursuz olan bir varlık nasıl ‘yeterlik kazanabilir’?
4 Diyelim ki bir askerin demirden bir kılıcı var. Bu kılıç savaşta hiç denenmemiş olsa da, biçimi ve işçiliği mükemmel. Ancak asker bu kılıcı verip yerine daha sert bir metalden, çelikten yapılmış bir kılıç alıyor. Bu yeni kılıç daha önce savaşta denenmiş. Asker akıllıca bir değiş tokuş yaptı, değil mi? Aynı şekilde, İsa’nın yeryüzüne gelmeden önce gösterdiği itaat kusursuzdu. Fakat buradaki yaşamından sonra, itaati tamamen farklı bir özellik kazandı. Artık bu, İsa’nın gökte asla karşılaşamayacağı sınavlarla denenmiş ve sağlamlığı ispatlanmış bir itaatti.
5. İsa’nın itaati neden çok önemliydi? Bu bölümde neler göreceğiz?
5 İsa’nın yeryüzüne gelmesini gerektiren görevde, itaat çok büyük önem taşıyordu. “Son Âdem” olarak o, ilk ana babamızın yapmadığı şeyi yapmak, yani Yehova Tanrı’ya sınavlar sırasında bile itaatli kalmak için yeryüzüne geldi (1. Korintoslular 15:45). Ancak İsa’nın itaati formalite gereği değildi. O, tüm zihni, yüreği ve benliğiyle Babasına itaat etti. Bunu sevinçle yaptı. Babasının isteğini yapmak onun için yemek yemekten bile daha önemliydi! (Yuhanna 4:34). İsa’nın itaatini örnek almamıza ne yardım eder? Öncelikle onun itaatinin ardındaki nedenleri inceleyelim. Onunkine benzer güdüler geliştirmek, hem ayartmalara direnmemize hem de Tanrı’nın isteğini yapmamıza yardım eder. Daha sonra, Mesih gibi itaat etmenin bazı ödüllerini göreceğiz.
İsa’nın İtaatinin Ardındaki Nedenler
6, 7. İsa’nın itaatinin ardındaki nedenlerden bazıları nelerdi?
6 İsa’nın itaati yüreğindeki güzel niteliklerden kaynaklanıyordu. 3. Bölümde gördüğümüz gibi, o alçakgönüllüydü. Alçakgönüllülük Yehova’ya istekle itaat etmemize yardım eder, oysa kibir insanların itaati küçümsemesine neden olur (Çıkış 5:1, 2; 1. Petrus 5:5, 6). Ayrıca, İsa’nın itaatinin temelinde, sevdiği ve nefret ettiği şeyler de vardı.
7 Her şeyden önce İsa gökteki Babası Yehova’yı seviyordu. 13. Bölümde bu sevgi daha ayrıntılı şekilde ele alınacak. Bu sevgi İsa’nın Tanrı korkusu geliştirmesine neden oldu. Yehova’ya sevgisi öyle güçlüydü, saygısı öyle derindi ki, O’nun hoşlanmadığı bir şey yapmaktan korkuyordu. Tanrı korkusu İsa’nın dualarının işitilmesinin nedenlerinden biriydi (İbraniler 5:7). Bu korku, İsa’nın Kral Mesih olarak yönetiminin de belirgin özelliğidir (İşaya 11:3).
Eğlence seçiminiz kötüden nefret ettiğinizi gösteriyor mu?
8, 9. Önceden bildirildiği gibi İsa doğruluk ve kötülük hakkında, neler hissetti? Bu duygularını nasıl belli etti?
8 Yehova’yı sevmenin kapsamına O’nun nefret ettiği şeylerden nefret etmek de girer. Örneğin, Kral Mesih’le ilgili şu peygamberlik sözüne dikkat edelim: “Salâhı (Doğruluğu, NW) seversin ve kötülükten nefret eylersin; bunun için Allah, senin Allahın, seni arkadaşlarından ziyade meserret [sevinç] yağı ile meshetti” (Mezmur 45:7). İsa’nın “arkadaşları” Kral Davud’un soyundan gelen diğer krallardı. İsa meshedildiğinde, yani tayin edildiğinde sevinmek için onların her birinden daha çok nedene sahipti. Çünkü İsa’nın ödülü onlarınkinden çok daha büyüktür ve onun krallığı kesinlikle daha yararlıdır. İsa’nın ödüllendirilmesinin nedeni, doğruluğa sevgisinin ve kötülüğe karşı nefretinin sonucu olarak her konuda Tanrı’ya itaat etmesiydi.
9 İsa doğruluk ve kötülük hakkındaki duygularını nasıl belli etti? Örneğin, takipçileri duyuru işinde onun talimatına uyup iyi sonuçlar elde ettiklerinde İsa’nın tepkisi ne oldu? Coşkun bir sevinç duydu (Luka 10:1, 17, 21). Ya Yeruşalim halkı defalarca itaatsiz bir tavır sergilediğinde ve onun sevgi dolu yardım çabalarını reddettiğinde İsa neler hissetti? Şehrin asi tutumu yüzünden ağladı (Luka 19:41, 42). İyi ve kötü davranışlar, İsa’yı derinden etkiliyordu.
10. Doğru ve yanlış davranışlar konusunda hangi duyguları geliştirmeliyiz? Bunu yapmamıza ne yardım eder?
10 İsa’nın duyguları üzerinde düşünmek, Yehova’ya itaatimizin ardındaki güdülerimizi incelememize yardım eder. Kusurlu olsak da, iyi davranışlara karşı içten bir sevgi, yanlış davranışlara karşı samimi bir nefret geliştirebiliriz. Yehova’ya dua etmeli, O’nun ve Oğlununki gibi duygular geliştirmemize yardım etmesini dilemeliyiz (Mezmur 51:10). Aynı zamanda bu tür duyguları zayıflatacak etkilerden uzak durmalıyız. Eğlence ve arkadaşlıklar konusunda dikkatli seçimler yapmamız şarttır (Süleyman’ın Meselleri 13:20; Filipililer 4:8). Mesih’inkine benzer güdüler geliştirirsek, itaatimiz formalite gereği olmayacak. Doğru olanı, sevdiğimiz için yapacağız. Yakalanmaktan korktuğumuz için değil, nefret ettiğimiz için yanlış davranışlardan kaçınacağız.
“O Hiçbir Günah İşlemedi”
11, 12. (a) İsa hizmetinin başlarında ne yaşadı? (b) Şeytan İsa’yı önce nasıl ayartmaya çalıştı? Hangi sinsi taktikleri kullandı?
11 İsa hizmetinin başlarında, günaha duyduğu nefret konusunda sınandı. Vaftizinden sonra 40 gün 40 gece hiç yiyeceği olmadan çölde kaldı. O dönemin sonunda Şeytan onu ayartmaya geldi. İblis’in ne kadar sinsice davrandığını görelim (Matta 4:1-11).
12 Şeytan önce “Eğer sen Tanrı’nın oğluysan, söyle de şu taşlar ekmek olsun” dedi (Matta 4:3). İsa uzun süre oruç tuttuktan sonra acaba kendisini nasıl hissediyordu? Mukaddes Kitap “acıktı” diyor (Matta 4:2). Yani Şeytan, İsa fiziksel olarak zayıf bir duruma düşene dek özellikle bekleyerek, yemek yemek için duyulan doğal arzudan yararlanmaya çalıştı. Ayrıca Şeytan’ın alaylı bir dille “eğer sen Tanrı’nın oğluysan” dediğine dikkat edin. Şeytan İsa’nın “tüm yaratılanların ilki” olduğunu biliyordu (Koloseliler 1:15). Yine de İsa onun kendisini kışkırtıp itaatsizlik ettirmesine izin vermedi. Gücünü bencil amaçlar için kullanmasının Tanrı’nın isteği olmadığını biliyordu. Şeytan’ın teklifini reddederek, destek ve rehberlik konusunda alçakgönüllülükle Yehova’ya güvendiğini gösterdi (Matta 4:4).
13-15. (a) Şeytan ikinci ve üçüncü kez İsa’yı nasıl ayartmaya çalıştı? İsa nasıl karşılık verdi? (b) İsa’nın Şeytan’a karşı her zaman tetikte olduğunu nereden biliyoruz?
13 Şeytan ikinci denemesinde İsa’yı mabedin burcuna çıkardı. Tanrı’nın Sözünü kurnazca çarpıtarak İsa’yı etkileyici bir gösteri yapması için ayartmaya çalıştı; ona o yükseklikten kendisini aşağı atmasını, meleklerin onu mutlaka kurtaracağını söyledi. Eğer mabetteki kalabalık böyle bir mucize görseydi, içlerinden herhangi biri daha sonra İsa’nın beklenen Mesih olduğundan şüphelenmeye cüret edebilir miydi? Ve eğer o kalabalık böyle bir gösteri sayesinde onu Mesih olarak kabul etseydi, İsa başına gelecek birçok sıkıntıyı önlemiş olmaz mıydı? Olabilir. Fakat o, Yehova’nın Mesih’ten istediği şeyin insanları etkileyici gösterilerle kendisine inandırması değil, görevini alçakgönüllü bir şekilde yerine getirmesi olduğunu biliyordu (İşaya 42:1, 2). İsa Yehova’ya itaatsizlik etmeyi tekrar reddetti. Ün kazanmanın onun için hiçbir çekiciliği yoktu.
14 Peki ya güç sahibi olmanın çekiciliği? Şeytan üçüncü denemesinde İsa’ya kendisine tek bir tapınma hareketi yapması karşılığında dünyanın bütün krallıklarını teklif etti. İsa Şeytan’ın teklifi üzerinde düşündü mü? Ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! Çünkü, ‘Tanrın Yehova’ya tapacak ve yalnız O’na ibadet edeceksin’ diye yazılmıştır” (Matta 4:10). Hiçbir şey İsa’nın başka bir tanrıya tapınmasını sağlayamazdı. Bu dünyada güç ve yetki edinme yönündeki hiçbir teklif, onu etkileyip itaatsizlikte bulunmasını sağlayamazdı.
15 Şeytan vazgeçti mi? İsa’nın verdiği kesin karşılık üzerine onu bıraktı. Ancak Luka İncili, İblis’in ‘onun peşini bırakıp başka bir fırsat kollamaya başladığını’ söylüyor (Luka 4:13). Gerçekten de Şeytan İsa’yı sınamak ve ayartmak için sonuna kadar hep fırsat kollayacaktı. Mukaddes Kitap bize İsa’nın “her yönden . . . . sınanmış” olduğunu söyler (İbraniler 4:15). Dolayısıyla İsa her zaman tetikte olmalıydı; biz de aynı durumdayız.
16. Şeytan bugün Tanrı’nın hizmetçilerini nasıl ayartmaya çalışıyor? Onun çabalarını nasıl boşa çıkarabiliriz?
16 Şeytan Tanrı’nın hizmetçilerini ayartma çabasını bugün de sürdürüyor. Ne yazık ki kusurluluğumuz bizi sık sık kolay hedefler haline getiriyor. Şeytan, sinsice içimizdeki bencilliğe, gurura ve güç sahibi olma yönündeki arzularımıza hitap ediyor. Maddecilik tuzağını kullanarak tek seferde bu eğilimlerin hepsine birden hitap edebilir! Zaman zaman durup kendimizi dürüstçe sınamamız çok önemlidir. 1. Yuhanna 2:15-17’deki sözler üzerinde düşünmeliyiz. Bunu yaparken, bu ortama özgü beden arzularının, maddeciliğin ve başkalarını etkileme arzusunun gökteki Babamıza duyduğumuz sevgiyi bir ölçüde azaltıp azaltmadığını kendimize sormalıyız. Bu dünyanın, yöneticisi Şeytan’la beraber geçip gittiğini unutmamalıyız. Sinsi Şeytan’ın bize günah işletme çabalarını boşa çıkaralım! Bize Efendimiz örnek olsun, çünkü “o hiçbir günah işlemedi” (1. Petrus 2:22).
“Ben Hep O’nu Hoşnut Eden Şeyleri Yapıyorum”
17. İsa Babasına itaat etme konusunda neler hissetti? Bazıları ne iddia edebilir?
17 İtaat sadece günahtan kaçınmak değildir. Mesih Babasının her emrini yerine getirdi. Şöyle dedi: “Ben hep O’nu hoşnut eden şeyleri yapıyorum” (Yuhanna 8:29). Bu itaat İsa’ya büyük sevinç verdi. Elbette bazıları itaat etmenin İsa için daha kolay olduğunu iddia edebilir. Onlar, İsa’nın sadece Yehova’ya hesap vermesi gerektiğini, oysa genelde bizim yetkili konumda bulunan kusurlu insanlara itaatle yükümlü olduğumuzu düşünebilirler. Ne var ki, İsa da yetkili konumda bulunan kusurlu insanlara itaat ediyordu.
18. İsa bir genç olarak itaat konusunda nasıl örnek oldu?
18 İsa çocukken, kusurlu ana babası Yusuf ve Meryem’in sorumluluğu altındaydı. Büyük ihtimalle ana babasının kusurlarını çoğu çocuktan daha fazla görebiliyordu. Peki o, isyan etti mi? Haddini aşarak Tanrı’nın ona ailede bir çocuk olarak verdiği yeri bırakıp ana babasına bir ailenin nasıl idare edilmesi gerektiğini gösterdi mi? Luka 2:51’de 12 yaşındaki İsa hakkında “onların sözünden çıkmadı” dendiğine dikkat edin. Bu itaatiyle o, ana babalarına itaat etmeye ve uygun saygı göstermeye çalışan Hıristiyan gençlere mükemmel bir örnek oldu (Efesoslular 6:1, 2).
19, 20. (a) İsa kusurlu insanlara itaat etme konusunda hangi özel sıkıntıları yaşadı? (b) Neden bugün gerçek Hıristiyanlar cemaate önderlik edenlere itaat etmelidir?
19 İsa kusurlu insanlara itaat konusunda bugün gerçek Hıristiyanların asla karşılaşmayacağı zorluklar yaşadı. Yaşadığı özel dönemi düşünün. Yeruşalim’deki mabedi ve kâhinlik düzenlemesiyle Yahudi dinsel ortamı uzun zamandır Yehova tarafından onaylanmış durumdaydı, fakat çok kısa süre içinde reddedilecek ve yerini Hıristiyan cemaat düzenlemesi alacaktı (Matta 23:33-38). Bu arada din adamlarının çoğu Yunan felsefesine dayanan yalanlar öğretiyorlardı. Mabette yozlaşma öyle yaygınlaşmıştı ki, İsa orayı “haydut yatağı” diye adlandırdı (Markos 11:17). Peki İsa mabetten ve havralardan uzak mı durdu? Hayır! Yehova o düzenlemeleri hâlâ kullanıyordu. Tanrı müdahale edip değişiklik yapana dek İsa bu düzenlemeye itaat etti, havraya ve bayramlarda mabede gitti (Luka 4:16; Yuhanna 5:1).
20 Eğer İsa o koşullarda itaatli davrandıysa, bugün gerçek Hıristiyanların itaatli kalması daha çok beklenmez mi? Aslında şu an oldukça farklı bir zamanda, pak tapınmanın yeniden canlandığı çok önceden bildirilmiş bir dönemde yaşıyoruz. Tanrı, yeniden lütuf gören toplumunu Şeytan’ın yozlaştırmasına asla izin vermeyeceğine dair bize güvence veriyor (İşaya 2:1, 2; 54:17). Tabii cemaatin içinde günah ve kusurlarla karşılaştığımız doğrudur. Fakat başkalarının hatalarını Yehova’ya itaatsizlik etmek, belki de ibadetlere gitmemek veya ihtiyarları eleştirmek için bahane olarak kullanmamız doğru olur mu? Asla! Tersine, cemaate önderlik edenleri gayretle destekliyoruz. İtaatle cemaat ibadetlerine ve büyük ibadetlere katılıyoruz, orada aldığımız Kutsal Yazılara dayalı öğütleri uyguluyoruz (İbraniler 10:24, 25; 13:17).
İbadetlerde öğrendiklerimizi itaatle uyguluyoruz
21. İsa, insanların Tanrı’ya itaatsizlik etmesi için yaptığı baskıya nasıl tepki verdi? Böylece bize nasıl örnek oldu?
21 İsa insanların, iyi niyetli arkadaşlarının bile kendisini Yehova’ya itaat etmekten alıkoymasına asla izin vermedi. Örneğin elçi Petrus, Efendisini acı çekip ölmesinin gerekli olmadığına ikna etmeye çalışmıştı. İsa Petrus’un iyi niyetli fakat yanlış öğüdünü kesin bir dille reddetti (Matta 16:21-23). Bugün İsa’nın takipçileri de çoğu zaman kendilerini Tanrı’nın kanun ve ilkelerine itaat etmekten vazgeçirmeye çalışan iyi niyetli akrabalarıyla mücadele ediyor. İsa’nın birinci yüzyıldaki takipçileri gibi, biz de ‘insanlardan önce Tanrı’ya itaat etmemiz’ gerektiğini düşünüyoruz (Elçiler 5:29).
Mesih Gibi İtaat Etmenin Ödülleri
22. İsa hangi soruya cevap verdi, nasıl?
22 İsa ölümle burun buruna geldiğinde itaati en ağır şekilde sınandı. O kara günde, İsa tam anlamıyla “itaati öğrendi.” Kendisinin değil Babasının isteğini yerine getirdi (Luka 22:42). Bunu yaparken sadakat konusunda kusursuz bir örnek de oldu (1. Timoteos 3:16). O, uzun süredir var olan bir soruya, ‘Kusursuz bir insan sınavlar sırasında bile Yehova’ya itaatli kalabilir mi?’ sorusuna cevap oldu. Âdem de Havva da bu konuda başarısız olmuştu. Sonra İsa geldi, yeryüzünde yaşadı, öldü ve sadakat konusunda doğru örneğin nasıl olması gerektiğini gösterdi. Yehova’nın yarattığı varlıkların en üstünü, bu soruya mümkün olabilecek en etkili cevabı verdi. Kendisine çok pahalıya mal olduğunda bile itaat etti.
23-25. (a) İtaat ile sadakat arasında nasıl bir bağlantı var? Örnekleyin. (b) Gelecek bölümün konusu nedir?
23 Sadakat, yani Yehova’ya tüm yürekle bağlılık, itaatle gösterilir. İsa itaat ettiği için sadık kaldı ve tüm insanlığa yarar sağladı (Romalılar 5:19). Yehova da onu bol bol ödüllendirdi. Eğer Efendimiz Mesih’e itaat edersek Yehova bizi de ödüllendirir. Mesih’e itaat “sonsuz kurtuluş” getirir! (İbraniler 5:9).
24 Ayrıca sadakat de başlı başına bir ödüldür. Süleyman’ın Meselleri 10:9 “Doğrulukla [Sadakatle] yürüyen emniyetle yürür” der. Sadakate ve doğruluğa dayanan bir yaşam tarzını sağlam tuğlalardan yapılmış büyük bir eve benzetecek olursak, her itaatli davranış bir tuğla gibidir. Tek bir tuğla önemsiz görünebilir, fakat her tuğlanın ayrı bir yeri, ayrı bir değeri vardır. Ayrıca birçok tuğla bir araya geldiğinde, çok daha değerli bir şey oluşturur. İtaatli davranışlar da bir araya geldiğinde, günler ve yıllar içinde biriktiğinde, sadakatimizden oluşan güzel bir ev inşa etmiş gibi oluruz.
25 Uzun bir dönem süren itaatli davranışlar akla başka bir niteliği getiriyor: Tahammülü. Gelecek bölümün konusu, İsa’nın örneğinin bu yönü olacak.
-
-
“Tahammül Eden Kişiyi Dikkatle Düşünün”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
7. BÖLÜM
“Tahammül Eden Kişiyi Dikkatle Düşünün”
1-3. (a) İsa’nın Getsemani bahçesinde hissettiği ıstırap ne kadar şiddetliydi? Bunun nedeni neydi? (b) İsa’nın tahammül konusunda bıraktığı örnek hakkında ne denebilir? Bu konuda hangi sorular doğuyor?
ÜZERİNDE çok büyük bir baskı vardı. İsa daha önce hiç böyle bir fiziksel ve duygusal acı yaşamamıştı. Yeryüzündeki yaşamının son saatleriydi. Elçileriyle beraber, iyi bildikleri bir yer olan Getsemani bahçesine geldi. Onlarla sık sık burada buluşurdu. Ancak bu gece biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Elçilerinden ayrılıp biraz uzağa gitti, diz çöktü ve dua etmeye başladı. Öyle hararetle ve öyle büyük ıstırap içinde dua ediyordu ki, “teri toprağa kan damlaları gibi düşüyordu” (Luka 22:39-44).
2 İsa neden bu kadar sıkıntılıydı? Evet, yakında inanılmaz bir fiziksel acı çekmek zorunda kalacağını biliyordu; fakat sıkıntısının nedeni bu değildi. Zihninde bundan çok daha önemli meseleler vardı. Babasının ismine leke getirmek istemediğinden kaygılıydı ve insan ailesinin geleceğinin, kendi sadakatine bağlı olduğunun farkındaydı. İsa tahammül etmesinin ne kadar yaşamsal olduğunu biliyordu. Eğer bunu başaramazsa Yehova’nın ismine büyük bir leke getirecekti. Fakat başardı. O günün ilerleyen saatlerinde, son nefesini vermeden birkaç dakika önce, dünyada tahammül konusunda en iyi örneği bırakan adam zaferle “İşte tamamlandı!” diye haykırdı (Yuhanna 19:30).
3 Mukaddes Kitap bize, “tahammül eden kişiyi [İsa’yı] dikkatle düşünün” diyerek öğüt verir (İbraniler 12:3). Öyleyse birtakım önemli sorular doğuyor: İsa’nın başından geçen bazı sınavlar nelerdi? Bu sınavlara nasıl tahammül edebildi? Biz onu nasıl örnek alabiliriz? Ancak, bu soruları cevaplamadan önce tahammülün anlamını inceleyelim.
Tahammül Nedir?
4, 5. (a) “Tahammül” ne anlama gelir? (b) Tahammülün kaçamadığımız bir zorluğu yaşamaktan ibaret olmadığını nasıl örnekleyebiliriz?
4 Zaman zaman hepimiz ‘çeşitli sınavlar yüzünden kederleniriz’ (1. Petrus 1:6). Peki bir sınav geçiriyor olmamız, o sırada tahammül gösterdiğimiz anlamına gelir mi? Her zaman değil. “Tahammül” için kullanılan Yunanca sözcük, “güç durumlara karşı koyabilme, dayanma gücü” anlamına gelir. Bir bilgin, Mukaddes Kitap yazarlarının değindiği tahammül türü hakkında şöyle bir açıklama yapıyor: “[Tahammül] baskılara teslimiyetçi bir şekilde boyun eğen değil, parlak bir ümitle dayanan tutumdur . . . . Fırtınaya direnen insanı ayakları üzerinde tutan niteliktir. Acının ötesindeki hedefi gördüğünden, en zor sınavı zafere çevirebilen erdemdir.”
5 Öyleyse tahammül, yalnızca kaçamadığımız bir zorluğu yaşama meselesi değildir. Mukaddes Kitaptaki anlamıyla tahammül, sınavlar sırasında kararlılığı, doğru zihniyeti ve ümidi korumayı kapsar. Buna bir örnek verelim: İki adam benzer koşullarda fakat çok farklı nedenlerle hapiste bulunuyor. Biri, mecburiyetten ve hoşnutsuz bir tutumla cezasını çeken bir adi suçlu. Diğeri, Tanrı’ya sadık kaldığı için hapsedilmiş gerçek bir Hıristiyan; içinde bulunduğu durumu imanını gösterme fırsatı olarak gördüğünden kararlılığını ve iyimserliğini koruyor. Suçlu olan asla tahammül konusunda bir örnek olarak düşünülemez, oysa vefalı Hıristiyan adeta bu harika niteliğin simgesidir (Yakub 1:2-4).
6. Nasıl tahammül geliştiririz?
6 Kurtuluş için tahammül etmemiz, yani dayanmamız şarttır (Matta 24:13). Ancak bu yaşamsal niteliğe doğuştan sahip değiliz. Tahammül, geliştirilmelidir. Nasıl? Romalılar 5:3 “Sıkıntı tahammülü oluşturur” der. Evet, eğer tahammül geliştirmeyi gerçekten istiyorsak, korkuyla bütün iman sınavlarından kaçmamalıyız. Tersine, onlara göğüs germeliyiz. Tahammül, her gün küçük ya da büyük sınavlarla karşılaştıkça ve onların üstesinden geldikçe oluşur. Yaşadığımız her sınav bizi bir sonrakine hazırlar. Elbette tahammülü kendi kendimize geliştirmiyoruz. Biz ‘Tanrı’nın verdiği güce’ güveniyoruz (1. Petrus 4:11). Yehova, kararlılığımızı korumamıza yardım etmek için bize en iyi yardımı, Oğlunun örneğini sağladı. Şimdi İsa’nın kusursuz tahammül örneğine daha yakından bakalım.
İsa Nelere Tahammül Etti?
7, 8. İsa yerdeki yaşamının sonuna yaklaşırken nelere tahammül etti?
7 İsa yerdeki yaşamının sonuna yaklaşırken ardı ardına birçok acımasız davranışa maruz kaldı. Son gecesinde yaşadığı oldukça ağır zihinsel stresin yanı sıra, nasıl aşağılandığını ve kim bilir ne büyük hayal kırıklığına uğradığını da bir düşünün. Yakın bir arkadaşının ihanetine uğradı, dostları onu terk etti, usulsüz şekilde yargılandı, duruşma sırasında ülkenin en yüksek dinsel mahkemesinin üyeleri onunla alay etti; yüzüne tükürdüler, yumrukladılar. Fakat o her şeye sessizce ve soylu bir tavırla tahammül etti (Matta 26:46-49, 56, 59-68).
8 İsa son saatlerinde inanılmaz fiziksel acılara tahammül etti. Bir tıp dergisine göre, “çizgi çizgi derin kesiklere ve çok büyük miktarda kan kaybına” yol açan bir yöntemle, feci şekilde kırbaçlandı. Direğe çivilendi; bu, “son derece şiddetli bir ağrı ve acı çektirerek insanı yavaş yavaş öldüren” bir idam şekliydi. Kocaman çivilerle ellerinden ve ayaklarından direğe çakılırken ne büyük ıstırap çektiğini bir düşünün (Yuhanna 19:1, 16-18). Direğin kaldırılmasıyla vücudu tüm ağırlığıyla çivilere asılı kaldığında ve kesiklerle dolu sırtı direğe sürtündüğünde çektiği korkunç acıyı tahmin etmeye çalışın. Bu inanılmaz fiziksel acılara tahammül ederken, zihninde de bölümün başında söz ettiğimiz yükü taşıyordu.
9. ‘İşkence direğimizi’ alıp İsa’yı izlemenin kapsamına neler girer?
9 Mesih’in takipçileri olarak bizim nelere tahammül etmemiz gerekebilir? İsa “Biri benim arkamdan gelmek isterse, . . . . işkence direğini alsın ve hep beni izlesin” demişti (Matta 16:24). Burada “işkence direği” ifadesiyle acı, aşağılanma, hatta ölüm simgeleniyor. Mesih’i izlemek kolay değildir. Hıristiyan standartlarımız bizi farklı kılar. Bu dünya bizden nefret ediyor, çünkü biz ona ait değiliz (Yuhanna 15:18-20; 1. Petrus 4:4). Yine de seve seve işkence direğimizi sırtlanırız. Evet, büyük örneğimizin izinden ayrılmaktansa, acı çekmeye, hatta ölmeye hazırız (2. Timoteos 3:12).
10-12. (a) Çevresindeki kişilerin kusurları neden İsa için bir tahammül sınavı oldu? (b) İsa’nın tahammülünü sınayan bazı durumlar nelerdi?
10 İsa hizmeti sırasında, çevresindeki kişilerin kusurları yüzünden de sınavlar yaşadı. Onun, Yehova’nın yeryüzünü ve üzerindeki tüm canlıları yaratırken kullandığı usta “yapıcı” olduğunu hatırlayın (Süleyman’ın Meselleri 8:22-31). Dolayısıyla İsa Yehova’nın insanlar için ne amaçladığını biliyordu; onlar Tanrı’nın niteliklerini yansıtacak ve kusursuz bir sağlıkla yaşamdan zevk alacaklardı (Tekvin 1:26-28). İsa yeryüzündeyken, günahın acı sonuçlarını farklı bir açıdan gördü. O sırada kendisi de bir insandı ve insani duyguları hissedebiliyordu. İnsanların Âdem ile Havva’nın başlangıçtaki kusursuz durumundan ne kadar uzaklaştığını kendi gözleriyle görmek ona kim bilir ne kadar acı verdi! Bu durum, İsa’nın tahammülünü sınadı. Acaba günahkâr insanlardan ümidini keserek, cesaretsizliğe kapılıp pes edecek miydi? Görelim.
11 Yahudilerin kayıtsızlığı İsa’ya öyle sıkıntı verdi ki, onlar için ağladı. Peki onların duyarsızlığının, gayretini köreltmesine izin verdi mi? Ya da bu yüzden duyuru faaliyetini bıraktı mı? Tam tersine, “her gün mabette Tanrı’nın sözünü öğretiyordu” (Luka 19:41-44, 47). Bir adamı Sebt günü iyileştirip iyileştirmeyeceğini görmek için kendisini dikkatle izleyen Ferisilerin ne kadar duyarsız olduğunu görünce “derin bir keder” duydu. Fakat, kendilerini herkesten daha doğru gören bu muhalifler onu yıldırabildi mi? Asla! İsa kararını değiştirmedi ve havranın ortasında adamı iyileştirdi! (Markos 3:1-5).
12 Başka bir durum daha İsa’nın tahammülünü sınamış olmalı; bu da en yakın öğrencilerinin zayıflıklarıydı. 3. Bölümde öğrendiğimiz gibi, onlar ısrarla önemli kişiler olmak istiyorlardı (Matta 20:20-24; Luka 9:46). İsa alçakgönüllü olmanın gereği konusunda onlara defalarca öğüt verdi (Matta 18:1-6; 20:25-28). Ancak öğrencilerinin bu konudaki ilerlemeleri çok yavaştı. Bir düşünün, onunla geçirdikleri son gece, aralarında kimin en büyük olduğu konusunda ‘ateşli bir tartışmaya’ girdiler! (Luka 22:24). Peki İsa onlardan ümidi kesip pes mi etti? Hayır. Her zaman sabırlıydı, iyimserliğini ve ümidini kaybetmedi, onların iyi niteliklerini görmeye devam etti. Onların aslında Yehova’yı gerçekten sevdiğini ve O’nun isteğini yapmayı gerçekten istediğini biliyordu (Luka 22:25-27).
Muhalefetin cesaretimizi kırmasına izin mi vereceğiz, yoksa duyuru işimize gayretle devam mı edeceğiz?
13. İsa’nın yaşadıklarına benzer ne tür sınavlarla karşılaşabiliriz?
13 Biz de İsa’nın yaşadıklarına benzer sınavlarla karşılaşabiliriz. Örneğin Krallık mesajına kayıtsız kalan, hatta muhalefet eden insanlarla karşılaşabiliriz. Böyle olumsuz tepkilerin cesaretimizi kırmasına izin mi vereceğiz, yoksa duyuru işimize gayretle devam mı edeceğiz? (Titus 2:14). Cemaatteki kardeşlerimizin kusurları da bizi sınayabilir. Düşüncesizce bir söz veya dikkatsizce bir davranış bizi kırabilir (Süleyman’ın Meselleri 12:18). İman kardeşlerimizin eksiklerinin, onlardan ümidi kesmemize neden olmasına izin verecek miyiz? Yoksa hatalarına katlanmaya ve iyi yönlerini görmeye devam mı edeceğiz? (Koloseliler 3:13).
İsa Nasıl Tahammül Edebildi?
14. Hangi iki etken İsa’nın kararlı kalmasına yardım etti?
14 Yaşadığı tüm aşağılamalar, hayal kırıklıkları ve acılara rağmen İsa’nın kararlı ve sadık kalmasına ne yardım etti? Ona güç veren çok önemli iki etken vardı. Öncelikle göğe baktı, yani “tahammül . . . . kaynağı olan Tanrı”dan yardım istedi (Romalılar 15:5). İkinci olarak da ileriye baktı, tahammülünün sonuçlarına odaklandı. Şimdi bu iki etkeni tek tek ele alalım.
15, 16. (a) İsa’nın tahammül edebilmek için kendi gücüne güvenmediğini ne gösteriyor? (b) İsa hangi konuda Babasına güveniyordu, neden?
15 İsa, Tanrı’nın kusursuz Oğlu olmasına rağmen, tahammül edebilmek için kendi gücüne güvenmedi. Bunun yerine, Babasına güvendi ve dua ederek gökten yardım bekledi. Elçi Pavlus şöyle yazdı: “Mesih . . . . kendisini ölümden kurtarabilecek olana, güçlü feryatlarla ve gözyaşlarıyla, yakarışlar ve dilekler sunmuş[tu]” (İbraniler 5:7). İsa’nın sadece dilekler değil, yakarışlar da ‘sunduğuna’ dikkat edin. “Yakarış” sözcüğüyle içten ve ciddi bir rica, yardım yalvarışı kastediliyor. Bu sözcüğün “yakarışlar” olarak çoğul kullanılması, İsa’nın Yehova’ya birden fazla kez yalvardığını gösterir. Gerçekten de İsa Getsemani bahçesinde defalarca ve hararetle dua etmişti (Matta 26:36-44).
16 İsa Yehova’nın, yalvarışlarını cevaplayacağına tam bir güven duyuyordu, çünkü Babasının “duayı işiten” Kişi olduğunu biliyordu (Mezmur 65:2). İnsan öncesi yaşamı sırasında bu ilk Oğul, Babasının, vefalı hizmetçilerinin dualarını nasıl cevapladığını görmüştü. Örneğin Daniel peygamberin içten duasını cevaplamak için o daha duasını bitirmeden Yehova’nın bir melek gönderdiğine gökte tanık olmuştu (Daniel 9:20, 21). Öyleyse Babası biricik Oğlu “güçlü feryatlarla ve gözyaşlarıyla” yüreğini döktüğünde onu nasıl cevapsız bırakabilirdi? Yehova Oğlunun ricalarını cevapladı ve onu o korkunç sıkıntıya dayanabilmesi için güçlendirmek üzere bir melek yolladı (Luka 22:43).
17. Tahammül edebilmek için neden göğe bakmalıyız? Bunu nasıl yapabiliriz?
17 Tahammül edebilmek için biz de göğe, hizmetçilerini “kuvvetlendiren” Tanrı’ya bakmalıyız (Filipililer 4:13). Eğer Tanrı’nın kusursuz Oğlu yardım almak için Yehova’ya yakarma ihtiyacı duyduysa, biz bu ihtiyacı çok daha fazla hissetmeliyiz! İsa gibi bizim de Yehova’ya defalarca yalvarmamız gerekebilir (Matta 7:7). Bir meleğin yardımımıza gelmesini beklemesek de şundan emin olabiliriz: Sevgi dolu Tanrımız, “gece gündüz dua edip yakarmaya devam” eden vefalı hizmetçilerinin yalvarışlarını cevaplayacaktır (1. Timoteos 5:5). Ne tür sınavlar yaşarsak yaşayalım –sağlık sorunları, sevdiğimiz birinin ölümü veya muhaliflerin zulmüyle karşılaşabiliriz– tahammül edebilmek için hararetle hikmet, cesaret ve güç istediğimizde Yehova dualarımızı cevaplayacaktır (2. Korintoslular 4:7-11; Yakub 1:5).
Tahammül edebilmek için hararetle yardım istediğimizde Yehova dualarımızı cevaplayacaktır
18. İsa nasıl çektiği acının ötesine, kendisini bekleyen şeylere baktı?
18 İsa’nın tahammül edebilmesini sağlayan ikinci etken, onun ileri bakıp, acının ötesini, yani kendisini bekleyen şeyleri görmesiydi. Mukaddes Kitap İsa hakkında “O, önüne konulan sevinç uğruna . . . . işkence direğinde acılara dayandı” der (İbraniler 12:2). İsa’nın örneği ümit, sevinç ve tahammülün birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu şöyle özetlenebilir: Ümit sevince, sevinç de tahammüle yol açar (Romalılar 15:13; Koloseliler 1:11). İsa’yı bekleyen harika şeyler vardı. Sadakati sayesinde, Babasının egemenliğinin haklı çıkmasına katkıda bulunacağını ve bu sayede insan ailesini günah ve ölümden satın alabileceğini biliyordu. Ayrıca itaatli insanlara daha çok nimetler tattırmak için Kral olarak hüküm sürme ve Başkâhin olarak hizmet etme ümidi vardı (Matta 20:28; İbraniler 7:23-26). Onu bekleyen şeylere ve ümidine odaklanması İsa’ya büyük bir sevinç verdi, bu sevinç de tahammül etmesine yardım etti.
19. İman sınavları yaşadığımızda ümit, sevinç ve tahammülün bizim yararımıza işlemesini nasıl sağlayabiliriz?
19 İsa gibi biz de ümit, sevinç ve tahammülün bize yardım etmesine izin vermeliyiz. Elçi Pavlus “Ümitle sevinin” dedikten sonra “sıkıntıya dayanın” diye ekledi (Romalılar 12:12). Şu anda ağır bir iman sınavı mı yaşıyorsunuz? O zaman mutlaka ileri bakın. Unutmayın, tahammülünüz Yehova’nın ismini yüceltecek. Gökteki Krallıkla ilgili çok değerli ümidinizden asla gözünüzü ayırmayın. Kendinizi Tanrı’nın yeni dünyasında, Cennetteki nimetleri tadarken hayal edin. Yehova’nın vaat ettiği harika şeylerin gerçekleşmesini –O’nun egemenliğinin haklı çıkmasını, dünyadan kötülüğün silinmesini ve hastalık ile ölümün ortadan kalkmasını– ümitle beklemek yüreğinizi sevinçle doldurur ve bu sevinç, yaşadığınız her tür sınava tahammül etmenize yardım edebilir. Krallıkla ilgili ümidiniz gerçekleştiğinde yaşayacaklarınızla karşılaştırınca, bu ortamdaki her tür acı “hafif ve geçicidir” (2. Korintoslular 4:17).
‘Onun İzinden Gidin’
20, 21. Tahammül konusunda Yehova bizden ne bekliyor?
20 İsa, takipçisi olanların zor, tahammül isteyen bir yaşam süreceğini biliyordu (Yuhanna 15:20). Kendisi örnek olmaya hazırdı ve bunun başkalarını güçlendireceğinin farkındaydı (Yuhanna 16:33). Tabii İsa tahammül konusunda kusursuz bir örnek bıraktı, oysa biz kusurluyuz. Yehova bizden ne bekliyor? Petrus şöyle açıklıyor: “Mesih de, onun izinden gidebilesiniz diye, sizin uğrunuzda acı çekerek size bir örnek bıraktı” (1. Petrus 2:21). İsa, sınavlarla mücadele etme tarzıyla “bir örnek”, izlenecek bir model bıraktı.a Onun tahammül konusunda oluşturduğu örnek, ayak izlerine benzetilebilir. Kusursuz şekilde yapamasak da, İsa’nın ‘izinden gidebiliriz.’
21 Öyleyse İsa’nın örneğine elimizden geldiğince uymaya kararlı olalım. İsa’nın örneğini ne kadar iyi izlersek, “sona kadar” dayanmak için o ölçüde donanmış olacağımızı asla unutmayalım. Söz konusu “son”, bu ortamın veya şu anki hayatımızın sonu olabilir. Hangisinin önce geleceğini bilmesek de emin olduğumuz bir şey var: Yehova tahammülümüz için bizi sonsuza dek ödüllendirecek (Matta 24:13).
a Bu ayette “örnek” olarak tercüme edilen Yunanca sözcük temelde “altına aynısı yazma” anlamına gelir. Yunanca Kutsal Yazılarda sadece elçi Petrus tarafından kullanılır ve “bir çocuğun alıştırma defterinde ilk satırda bulunan ve çocuğun elinden geldiğince taklit etmesi gereken kusursuz yazı örneği” anlamına geldiği söylenir.
-
-
“Bunun İçin Gönderildim”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
8. BÖLÜM
“Bunun İçin Gönderildim”
1-4. (a) İsa Samiriyeli kadına iyi haberi nasıl ustalıkla öğretti? Bunun nasıl bir sonucu oldu? (b) Elçileri nasıl tepki gösterdi?
SAATLERDİR yürüyorlardı. İsa ve elçileri Yahudiye’den ayrılmış, kuzeye, Celile’ye doğru gidiyordu. Yaklaşık üç gün süren en kestirme yolu izliyorlardı; bu yol Samiriye’den geçiyordu. Güneş tepeye ulaştığı sıralarda Sihar isimli küçük bir şehre yaklaşmışlardı; orada mola verdiler.
2 İsa şehrin dışındaki bir kuyunun başında dinlenirken elçileri yiyecek almaya gitti. O sırada bir kadın kuyudan su çekmeye geldi. İsa istese onu görmezden gelebilirdi. Ne de olsa ‘yol yorgunuydu’ (Yuhanna 4:6). Gözlerini kapatıp bu Samiriyeli kadınla hiç konuşmasaydı kimse bunu garipsemezdi. Bu kitabın 4. Bölümünde gördüğümüz gibi, herhalde bu kadın da bir Yahudinin kendisini hor görmesine şaşırmazdı. Ancak İsa onunla sohbet etmeye başladı.
3 Kadının günlük yaşamıyla, hatta o sırada yaptığı işle ilgili bir örnek vererek söze girdi. Kadın su çekmeye gelmişti; İsa da ona manevi susuzluğunu giderecek hayat suyundan söz etti. Kadın birkaç kez tartışma yaratabilecek konulara değindi.a Fakat İsa o konulara girmeyip, nazikçe zihnindeki konu üzerinde konuşmaya devam etti. Manevi konular, yani pak tapınma ve Yehova Tanrı üzerinde durdu. Sözleri öyle etkiliydi ki, kadın gidip şehrindeki erkeklere olan biteni anlatınca onlar da İsa’yı dinlemek istedi (Yuhanna 4:3-42).
4 Döndüklerinde İsa’nın dikkate değer bir şahitlikte bulunduğunu gören elçilerin tepkisi ne oldu? Bundan coşku duyduklarına dair hiçbir belirtiye rastlamıyoruz. İsa’nın kadınla konuşmasına bile şaşırdılar ve anlaşılan kendileri kadına hiçbir şey söylemedi. Kadın gittikten sonra, getirdikleri yiyecekten yemesi için İsa’ya ısrar etmeye başladılar. Fakat İsa “Bende sizin bilmediğiniz bir yiyecek var” dedi. Başta şaşırıp onun maddi yiyecekten söz ettiğini sandılar. Bunun üzerine İsa “Benim yiyeceğim, beni gönderenin isteğini yapmak ve O’nun verdiği işi tamamlamaktır” diye açıkladı (Yuhanna 4:32, 34). Böylece onlara hayattaki başlıca işinin, yemek yemekten daha önemli olduğunu öğretti. Onların da bu konuda aynı düşünceye sahip olmasını istiyordu. Bu iş neydi?
5. İsa yaşamını hangi işe adamıştı? Bu bölümde hangi konuyu ele alacağız?
5 İsa “Tanrı’nın krallığı hakkındaki müjdeyi diğer şehirlere de bildirmeliyim, çünkü ben bunun için gönderildim” demişti (Luka 4:43). Evet, İsa Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi duyurmak ve öğretmek için gönderilmişti.b Bugün onun takipçileri aynı işten sorumludur. Öyleyse İsa’nın neden bir duyuru işi yaptığını, neyi duyurduğunu ve görevini hangi tutumla yerine getirdiğini ele almamız çok önemlidir.
İsa’nın Duyuru Faaliyetinin Nedeni
6, 7. İsa ‘hakikati halka öğreten herkesin’ bu işi nasıl görmesini istiyordu? Örnekleyin.
6 Önce İsa’nın, öğrettiği bilgiler hakkında neler hissettiğini, sonra da öğretim verdiği insanlara karşı tutumunu görelim. İsa, Yehova’dan öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmak konusundaki duygularını anlatmak için etkili bir örnek verdi. Şöyle dedi: “Göklerin krallığı hakkındaki hakikati öğrenmiş olan ve bunu halka öğreten herkes, hazinesinden hem yeni hem de eski şeyler çıkaran bir adama, bir mal sahibine benzer” (Matta 13:52). Bu örnekteki mal sahibi neden hazinesinden yeni ve eski şeyler çıkarıyor?
7 Bu mal sahibi, sahip olduğu şeylerle gösteriş yapmıyor. Geçmişte yaşamış olan Kral Hizkiya bunu yapmıştı ve bu davranışı acı sonuçlar doğurmuştu (2. Krallar 20:13-20). Peki mal sahibinin niyeti nedir? Şöyle örnekleyelim: Diyelim ki çok saygı duyduğunuz bir öğretmeni görmeye gittiniz. Öğretmen çekmecesinden iki mektup çıkardı; biri öylesine eski ki, sayfaları sararmış, diğeri daha yeni bir mektup. Bunlar babasından gelmiş. Birini, yıllar önce, öğretmen daha küçük bir çocukken, diğerini ise daha yakın zamanda göndermiş. Öğretmen gözleri mutluluktan parlayarak, o mektupların kendisi için ne kadar değerli olduğunu, mektuptaki öğütlerin yaşamını nasıl değiştirdiğini ve bunların size de yardım edebileceğini anlatıyor. Öğretmenin o mektupları hazine gibi gördüğü, yüreğinde onlara özel bir yer verdiği ortada (Luka 6:45). Onları sizinle paylaşma nedeni övünmek ya da bir şekilde kazanç elde etmek değil, sizin yararlanmanızı ve onların değerini anlamanızı sağlamak.
8. Tanrı’nın Sözünden öğrendiğimiz her şeyi hazine gibi görmemiz neden yerindedir?
8 Büyük Öğretmen İsa da benzer nedenlerle, Tanrı’nın kendisine öğrettiklerini başkalarıyla paylaştı. Bu bilgilerin hakikat olduğunu biliyordu; İsa için bu hakikatler paha biçilmez bir hazineydi. Babasından öğrendiği bilgileri seviyor ve bunları başkalarıyla paylaşmaya can atıyordu. Tüm takipçilerinin, yani ‘hakikati halka öğreten herkesin’ de böyle hissetmesini istiyordu. Peki biz böyle hissediyor muyuz? Tanrı’nın Sözünden öğrendiğimiz her şeyi sevmek için çok nedenimiz var. İster uzun süredir bağlı olduğumuz öğretiler, ister yakın zamandaki aydınlanmalar olsun, değerli hakikat sözleri bizim için hazine değerindedir. Yehova’nın bize öğrettiklerini sevmeye devam etmekle ve içten bir coşkuyla konuşmakla, bu sevgiyi İsa’nın yaptığı gibi sergilemiş oluruz.
9. (a) İsa hakikati öğrettiği insanlar hakkında ne hissetti? (b) İsa’nın insanlara karşı tutumunu nasıl örnek alabiliriz?
9 Daha ayrıntılı olarak 3. Kısımda göreceğimiz gibi, İsa hakikati öğrettiği insanları da sevdi. Mesih’in ‘yoksula ve düşküne acıyacağı’ önceden bildirilmişti (Mezmur 72:13). İsa insanlarla yakından ilgileniyordu. Onları etkileyen düşünce ve tutumlara önem veriyordu; üzerlerindeki ağır yüklerin ve hakikati kavramalarını zorlaştıran engellerin farkındaydı (Matta 11:28; 16:13; 23:13, 15). Örneğin, Samiriyeli kadını hatırlayalım. İsa’nın ilgisi onu çok etkilemiş olmalıydı. İçinde bulunduğu durumu bilince, kadın İsa’yı peygamber olarak kabul etti ve başkalarına ondan söz etti (Yuhanna 4:16-19, 39). Tabii ki bugün İsa’nın takipçileri iyi haberi duyurdukları insanların yüreklerini okuyamıyor. Ancak İsa’nın yaptığı gibi biz de insanlara ilgi gösterebiliriz, onları önemsediğimizi belli edebiliriz ve sözlerimizi onların ilgi alanlarına, sorunlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlayabiliriz.
İsa’nın Duyurduğu Haber
10, 11. (a) İsa neyi duyurdu? (b) Tanrı’nın Krallığına neden ihtiyaç doğdu?
10 İsa neyi duyurdu? Eğer bu sorunun cevabını, İsa’yı temsil ettiğini iddia eden kiliselerin öğretilerinde arayacak olsaydınız, onun bir tür toplumsal reform propagandası yaptığı sonucuna varabilirdiniz. Ya da siyasi bir reformu desteklediği veya en çok önem verdiği şeyin bireylerin kurtuluşu olduğu izlenimine kapılabilirdiniz. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, İsa açıkça “Tanrı’nın krallığı hakkındaki müjdeyi . . . . bildirmeliyim” demişti. Bu tam olarak ne anlama geliyordu?
11 Şeytan Yehova’nın egemenlik hakkına ilk kez meydan okuduğunda, İsa’nın da gökte olduğunu hatırlayalım. Doğruluktan ayrılmayan Babasının iftiraya uğradığını ve yarattığı varlıklardan iyi şeyleri esirgeyen adaletsiz bir Yönetici olmakla suçlandığını görmek ona çok acı vermiş olmalı! Gelecekte insanlığın atası olacak Âdem ile Havva’nın Şeytan’ın iftirasına inanması kim bilir Tanrı’nın Oğlunu ne kadar incitmişti! İsa o isyanın sonucunda insan ailesine günahın ve ölümün geçtiğini gördü (Romalılar 5:12). Ancak Babasının bu sorunları bir gün çözeceğini öğrenmek onu çok heyecanlandırmış olmalıydı!
12, 13. Tanrı’nın Krallığı hangi haksızlıkları düzeltecek? İsa bu Krallığı nasıl hizmetinin odak noktası yaptı?
12 Her şeyden önce hangi meselenin çözülmesi gerekiyordu? Yehova’nın yüce isminin kutsal kılınması, Şeytan ve tüm yandaşlarının suçlamalarından temizlenmesi gerekiyordu. Yehova’nın egemenliğinin ve yönetme tarzının haklılığı kanıtlanmalıydı. İsa bu çok önemli davaları herkesten daha iyi anlamıştı. Örnek duada, takipçilerine ilk önce Babasının isminin kutsal kılınması, sonra Krallığının gelmesi ve sonra da isteğinin yerde gerçekleşmesi için dilekte bulunmayı öğretti (Matta 6:9, 10). Yöneticisi Mesih İsa olan Tanrı’nın Krallığı, yakında dünyayı Şeytan’ın yoz ortamından temizleyecek ve Yehova’nın yönetiminin haklılığını ispatlayacak; ve bu sonsuza dek geçerli olacak (Daniel 2:44).
13 İsa’nın hizmetinin teması işte bu Krallıktı. Her sözü ve her davranışı, bu Krallığın ne olduğunun ve Yehova’nın amacına nasıl hizmet edeceğinin anlaşılmasına yardım etti. İsa hiçbir şeyin kendisini Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi duyurma görevinden alıkoymasına izin vermedi. Onun zamanında ciddi sosyal sorunlar vardı, adaletsizlikler had safhadaydı; ancak o mesajına ve hizmetine odaklandı. Böyle yapması onun dar görüşlü biri olduğunu, insanlarla konuşurken duyarsız ve sıkıcı davrandığını mı gösteriyordu? Kesinlikle hayır!
14, 15. (a) İsa “Süleyman’dan daha büyük” biri olduğunu nasıl kanıtladı? (b) Duyuru işimizde İsa’yı nasıl örnek alabiliriz?
14 Bu kısım boyunca göreceğimiz gibi, İsa öğretiminin hem ilginç hem de renkli olmasını sağladı. İnsanların yüreğine hitap etti. Bu, Yehova’nın ilham ettiği düşünceleri ifade edebilmek için hoş sözleri, hakikati ifade eden doğru sözcükleri bulmaya çalışan hikmetli Kral Süleyman’ı aklımıza getirebilir (Vaiz 12:10). Yehova o kusurlu adama kuşlardan balıklara, ağaçlardan hayvanlara kadar birçok şeyden söz edebilmesini sağlayan bir anlayış vermişti. İnsanlar Süleyman’ı dinlemek için çok uzaklardan geliyordu (1. Krallar 4:29-34). Ancak İsa “Süleyman’dan daha büyük” biriydi (Matta 12:42). Çok daha hikmetli, çok daha üstün bir anlayışa sahipti. İsa öğretirken hem Tanrı’nın Sözü hem de hayvanlar, kuşlar, balıklar, tarım, hava, güncel olaylar, tarih ve sosyal koşullar hakkındaki üstün bilgisinden yararlandı. Fakat asla başkalarını etkilemek için bilgisiyle gösteriş yapmadı. Mesajı her zaman basit ve açıktı. İnsanların onu dinlemekten zevk alması çok doğaldı (Markos 12:37; Luka 19:48).
15 Bugün gerçek Hıristiyanlar İsa’nın örneğini izlemeye çalışıyor. Biz onun engin hikmetine ve bilgisine sahip değiliz, ancak her birimizin bir ölçüde bilgisi ve deneyimi var; Tanrı’nın Sözündeki hakikatleri paylaşırken bunlardan yararlanabiliriz. Örneğin ana babalar Yehova’nın Kendi çocuklarına duyduğu sevgiyi anlatmak için, çocuk yetiştirirken edindikleri deneyimden yararlanabilir. Başkaları işten, okuldan, insanlar ya da güncel olaylar hakkındaki bilgilerinden örnekler verebilir. Tabii hiçbir şeyin dikkatimizi mesajımızdan, yani Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberden uzaklaştırmamasına dikkat ediyoruz (1. Timoteos 4:16).
İsa’nın Hizmetiyle İlgili Tutumu
16, 17. (a) İsa’nın hizmetiyle ilgili tutumu nasıldı? (b) İsa yaşamındaki başlıca uğraşın hizmeti olduğunu nasıl gösterdi?
16 İsa hizmetini bir hazine gibi gördü. İnsanların, gökteki Babasını insan kaynaklı karmaşık öğreti ve geleneklerin yarattığı bir sis perdesi ardından değil, olduğu gibi görmesine yardım etmekten zevk aldı. İsa insanların Yehova’yla O’nun onayladığı türden bir ilişki geliştirmesine ve sonsuz yaşam ümidi kazanmasına yardım etmeyi seviyordu. Onlara iyi haber sayesinde teselli ve sevinç vermekten mutluluk duyuyordu. Peki bu duygularını nasıl gösterdi? Şu üç alana bakalım:
17 İlk önce, İsa yaşamında başlıca yeri hizmetine verdi. Krallık hakkında konuşmak onun hayatını adadığı iş, başlıca uğraşıydı. Bu nedenle, 5. Bölümde gördüğümüz gibi, İsa hikmetle davranıp sade bir yaşam sürdü. Başkalarına öğüt verdiği gibi, gözlerini en önemli şeylerden ayırmadı. Para ödenmesi, bakım yapılması ve zaman geçtikçe tamir edilmesi veya yenilenmesi gereken şeylerle dikkati dağılmadı. Hiçbir şeyin gereksiz yere onu hizmetinden alıkoymaması için sade bir yaşam sürdü (Matta 6:22; 8:20).
18. İsa kendini hizmetine verdiğini nasıl gösterdi?
18 İkinci olarak, İsa kendini hizmetine verdi. Tüm Filistin bölgesinde kilometrelerce yol yürüyerek ve iyi haberi paylaşabileceği insanları arayarak bu hizmette muazzam bir çaba harcadı. Onlarla evlerinde, meydanlarda, çarşılarda ve açık alanlarda konuştu. Dinlenmeye, dostlarıyla biraz yalnız kalmaya, yemek yemeye ve su içmeye ihtiyacı olduğunda bile onları geri çevirmedi. Hatta ölürken bile Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberi başkalarıyla paylaşmaya devam etti (Luka 23:39-43).
19, 20. İsa duyuru işinin acilliğini nasıl örnekledi?
19 Üçüncü olarak, İsa hizmetini acil bir iş olarak gördü. Sihar şehrinin dışındaki kuyunun başında Samiriyeli kadınla yaptığı sohbeti hatırlayın. Anlaşılan o olayda elçiler iyi haberi başkalarıyla acilen paylaşma gereği görmedi. Bunun üzerine İsa şöyle dedi: “Hasadın başlamasına daha dört ay var demiyor musunuz? Ben de size diyorum ki, başınızı kaldırın ve hasadı bekleyen şu ağarmış tarlalara bakın” (Yuhanna 4:35).
20 İsa, içinde bulundukları mevsimi düşünerek bu örneği verdi. Anlaşılan kislev (kasım/aralık) ayındaydılar. Fısıh döneminde yapılacak arpa hasadına daha dört ay vardı; Fısıh, Yahudi takvimine göre 14 Nisan günü kutlanırdı. Dolayısıyla çiftçiler için o sırada hasatla ilgili herhangi bir acil durum söz konusu değildi. Daha çok zamanları vardı. Peki ya mecazi insan hasadı? Birçok insan dinlemeye, öğrenmeye, Mesih’in takipçisi olmaya ve Yehova’nın onlar için sağladığı harika ümide sahip olmaya hazırdı. İsa sanki o mecazi tarlalara bakıyor ve ekinin ağardığını, olgun tanelerle dolu tüm başakların hasada hazır olduklarını haber verircesine rüzgârda hafifçe dalgalandığını görebiliyordu.c Zaman gelmişti, iş acildi! Bu nedenle, bir şehrin halkı İsa’ya yanlarında kalması için ısrar ettiğinde, onlara “Tanrı’nın krallığı hakkındaki müjdeyi diğer şehirlere de bildirmeliyim, çünkü ben bunun için gönderildim” dedi (Luka 4:43).
21. İsa’yı nasıl örnek alabiliriz?
21 İncelediğimiz bu üç alanda İsa’yı örnek alabiliriz. Yaşamımızda başlıca yeri hizmetimize verebiliriz. Aile sorumluluklarımız ve hayatın getirdiği diğer yükümlülüklerimiz olsa bile, hizmete İsa gibi gayretle ve düzenli şekilde katılarak buna öncelik verdiğimizi gösterebiliriz (Matta 6:33; 1. Timoteos 5:8). Zamanımızı, enerjimizi ve olanaklarımızı hizmeti desteklemek için cömertçe kullanarak kendimizi hizmete verebiliriz (Luka 13:24). Ayrıca, işimizin acil olduğunu daima akılda tutabiliriz (2. Timoteos 4:2). İyi haberi duyurmak için her fırsatı değerlendirmeliyiz.
22. Gelecek bölümde hangi konu incelenecek?
22 İsa duyuru işinin kendi ölümünden sonra devam etmesini sağlayarak da hizmete önem verdiğini gösterdi. Takipçilerine duyuru ve öğretim işini sürdürme görevi verdi. Gelecek bölümün konusu bu görev olacak.
a Örneğin, bir Yahudi olan İsa’ya neden Samiriyeli olduğu halde kendisiyle konuştuğunu sorarken, iki halk arasında yüzyıllardan beri süregelen düşmanlığa değindi (Yuhanna 4:9). Ayrıca Samiriye halkının Yakub’un soyu olduğunu ileri sürdü; o zamanın Yahudileri bu iddiaya şiddetle karşı çıkardı (Yuhanna 4:12). Samiriyelilerin yabancı halkların soyu olduğunu vurgulamak için onlara Kutalılar derlerdi.
b Duyurmak bir mesajı ilan etmek, bildirmek anlamına gelir. Öğretmenin de buna yakın bir anlamı vardır, fakat bir mesajı daha derin ve ayrıntılı şekilde iletmeyi kapsar. İyi öğretmek için öğrencinin yüreğine erişme yolları bulmak gerekir; amaç onda işittiklerini uygulama isteği uyandırmaktır.
c Bu ayet hakkında bir başvuru kitabı şöyle diyor: “Ürün olgunlaşınca başaklar yeşilden sarıya döner, rengi açılır; bu hasat vaktinin geldiğini gösterir.”
-
-
“Gidin . . . Öğrencim Olarak Yetiştirin”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
9. BÖLÜM
“Gidin . . . Öğrencim Olarak Yetiştirin”
Ürün tek başına toplayamayacağı kadar bolsa, çiftçi ne yapabilir?
1-3. (a) Çiftçi, ürün tek başına toplayamayacağı kadar bol olduğunda ne yapar? (b) İsa MS 33 yılının ilkbaharında hangi sorunla karşı karşıyaydı? Bunu nasıl çözdü?
ÇİFTÇİ önemli bir sorunla karşı karşıya. Birkaç ay önce tarlalarını sürüp tohum ekmişti. Beliren ilk başakları büyük ilgiyle izlemiş, bitkiler büyüdükçe sevinmişti. Şimdi tüm emeğinin karşılığını alacak, çünkü hasat zamanı geldi. Ancak sorun şu: Ürün tek başına toplayamayacağı kadar bol. Bu sorunu çözmek için akıllıca davranıp birkaç işçi tutmaya karar veriyor ve onları tarlalarına gönderiyor. Çünkü değerli ürününü toplamak için zamanı kısıtlı.
2 İsa MS 33 yılının ilkbaharında diriltildiğinde benzer bir sorunla karşı karşıyaydı. Yeryüzündeki hizmeti sırasında hakikat tohumları ekmişti. Şimdi hasat zamanıydı ve ürün boldu. İyi habere olumlu karşılık veren birçok kişinin öğrenciler olarak toplanması gerekiyordu (Yuhanna 4:35-38). İsa bu sorunu nasıl çözdü? Göğe çıkmasından kısa süre önce Celile’deki bir dağda, öğrencilerine daha fazla işçi bulma görevi verdi. Onlara şöyle dedi: “Gidin bütün milletlerden insanları öğrencim olarak yetiştirin; onları . . . . vaftiz edin. Size emrettiğim her şeye uymalarını onlara öğretin” (Matta 28:19, 20).
3 Bir kişi ancak bu görevi yerine getirerek İsa’nın gerçek bir takipçisi olabilir. Öyleyse şu üç soruyu inceleyelim: İsa öğrencilerine neden daha fazla işçi bulma görevi verdi? Öğrencilerini bu görev için nasıl eğitti? Neden bu görev bizim için de geçerlidir?
Neden Daha Fazla İşçiye Gerek Vardı?
4, 5. İsa başlattığı işi neden bitiremeyecekti? İsa göğe döndükten sonra o işe kimler devam etmeliydi?
4 İsa MS 29’da hizmete başladığında, tek başına bitiremeyeceği bir işe giriştiğini biliyordu. Yeryüzünde bulunduğu kısa süre içinde tarayabileceği saha sınırlı, Krallık mesajını ulaştırabileceği insan sayısı kısıtlıydı. Gerçi duyuru faaliyetini öncelikle Yahudiler ve Yahudiliği benimsemiş kişilerle, yani “İsrail evinin kaybolmuş koyunları” ile sınırladı (Matta 15:24). Fakat o “kaybolmuş koyunlar” binlerce kilometre karelik tüm İsrail topraklarına dağılmış durumdaydı. Bunun yanı sıra, iyi haber tarlaya benzetilen dünyanın kalan kısmında da eninde sonunda duyurulmalıydı (Matta 13:38; 24:14).
5 İsa ölümünden sonra yapılacak daha çok iş olduğunun farkındaydı. 11 sadık elçisine şöyle dedi: “Şu gerçeği bilin, bana iman eden yaptığım işleri kendisi de yapacak; bunlardan daha büyük işler de yapacak, çünkü ben Babama gidiyorum” (Yuhanna 14:12). Oğul göğe dönmek üzere olduğundan, takipçileri –sadece elçileri değil, gelecekteki tüm öğrencileri de– duyuru ve öğretme işine devam etmeliydi (Yuhanna 17:20). İsa onların yapacağı işlerin kendi yaptıklarından “daha büyük” olacağını alçakgönüllülükle kabul etti. Bu nasıl olacaktı? Üç açıdan.
6, 7. (a) İsa’nın takipçilerinin yaptığı işler hangi açılardan onun yaptıklarından büyük olacaktı? (b) İsa’nın, takipçilerine güveninin boşuna olmadığını biz nasıl gösterebiliriz?
6 İlk olarak, İsa’nın takipçileri daha büyük bir sahayı tarayacaktı. Bugün onların şahitlik işi, İsa’nın iyi haberi duyurduğu topraklardan çok uzaklara, dünyanın en uzak noktalarına kadar ulaşmıştır. İkinci olarak, onlar daha fazla insana ulaşacaktı. İsa göğe gittikten sonra geride kalan küçük öğrenci grubuna kısa sürede binlerce kişi katıldı (Elçiler 2:41; 4:4). Şimdi sayıları milyonları buldu ve her yıl yüz binlerce yeni kişi vaftiz ediliyor. Üçüncü olarak, iyi haberi daha uzun bir dönem duyuracaklardı; yani bu görevi, İsa’nın üç buçuk yıllık hizmetinden günümüze kadar, yaklaşık 2.000 yıl boyunca sürdüreceklerdi.
7 İsa, takipçilerinin “bunlardan daha büyük işler” yapacaklarını söylediğinde onlara güvenini dile getiriyordu. Kendisi için en önemli işi, “Tanrı’nın krallığı hakkındaki müjdeyi” duyurma ve öğretme işini onlara veriyordu (Luka 4:43). Bu görevi sadakatle yerine getireceklerinden emindi. Bu bugün bizim için ne anlam taşıyor? Hizmete gayretle ve tüm yürekle katıldığımızda, İsa’nın, takipçilerine duyduğu güvenin boşuna olmadığını gösteririz. Bu çok özel bir onur değil mi? (Luka 13:24).
Şahitlik İşi İçin Eğitim
Sevgimizden dolayı, iyi haberi insanların bulunabileceği her yerde duyurmak istiyoruz
8, 9. İsa hizmette nasıl örnek oldu? Biz hizmetimizde onu nasıl örnek alabiliriz?
8 İsa öğrencilerine, hizmet için gereken en iyi eğitimi verdi. En başta, onlara mükemmel bir örnek oldu (Luka 6:40). Önceki bölümde İsa’nın hizmetiyle ilgili tutumunu incelemiştik. İsa’ya iyi haberi duyurma amacıyla yaptığı turlarda eşlik eden öğrencileri bir an için düşünelim. Onun göl kıyılarında, dağların yamaçlarında, şehirlerde, çarşılarda ve evlerde, evet insanların bulunabileceği her yerde iyi haberi duyurduğunu gördüler (Matta 5:1, 2; Luka 5:1-3; 8:1; 19:5, 6). Çalışkanlığını, sabah erken kalkıp gece geç saatlere kadar hizmet ettiğini de gördüler. İsa için hizmet, boş zamanlarında yaptığı bir uğraş değildi! (Luka 21:37, 38; Yuhanna 5:17). Öğrencileri, onu harekete geçiren gücün insanlara duyduğu köklü sevgi olduğunu mutlaka hissetmişlerdi. Herhalde yüreğindeki şefkatin yüzüne yansıdığını da gördüler (Markos 6:34). Sizce İsa’nın örneği elçilerini nasıl etkilemiştir? Siz olsanız nasıl etkilenirdiniz?
9 Mesih’in takipçileri olarak biz hizmetimizde onu örnek alıyoruz. Dolayısıyla, hakikati ‘tam olarak açıklamak’ için her fırsatı değerlendiriyoruz (Elçiler 10:42). İsa gibi biz de insanları evlerinde ziyaret ediyoruz (Elçiler 5:42). Onları evde olabilecekleri zamanlarda ziyaret etmek için gerektiğinde programımızı değiştiriyoruz. Ayrıca sokaklar, parklar, mağazalar ve işyerleri gibi halka açık yerlerde insanları arıyor ve iyi haberi sağgörülü bir şekilde duyuruyoruz. Bu işi ciddiye aldığımızdan, hizmette “çalışıp çabalıyor ve emek veriyoruz” (1. Timoteos 4:10). İnsanlara duyduğumuz derin ve içten sevgi nedeniyle, iyi haberi onları bulabileceğimiz yer ve zamanlarda duyurmak için fırsat kolluyoruz (1. Selanikliler 2:8).
“Yetmişler sevinç içinde döndüler”
10-12. İsa öğrencilerini iyi haberi duyurmaya göndermeden önce hangi önemli dersleri verdi?
10 İsa kapsamlı talimatlar vererek de öğrencilerini eğitti. Önce 12 elçisini, sonra da 70 öğrencisini iyi haberi duyurmaya göndermeden önce, onlarla toplantılar yaparak duyuru işi hakkında ayrıntılı talimatlar verdi (Matta 10:1-15; Luka 10:1-12). Bu eğitimin güzel sonuçları oldu; Luka 10:17 “yetmişler sevinç içinde döndüler” diyor. Şimdi İsa’nın verdiği önemli derslerden ikisini inceleyelim ve bu arada onun bu sözleri, Mukaddes Kitabın yazıldığı zamanlardaki Yahudi âdetlerini düşünerek söylediğini aklımızda tutalım.
11 İsa öğrencilerine Yehova’ya güvenmeyi öğretti. Onlara şöyle dedi: “Kesenize altın, gümüş ya da bakır para koymayın. Yanınıza yolculuk için hiçbir şey almayın; ne heybe, ne çarık, ne değnek, ne de iki iç gömleği taşıyın, çünkü işçi yiyeceğini hak eder” (Matta 10:9, 10). O zamanlar yolcular genellikle yanlarına para kesesi, yiyecek koymak için bir heybe ve fazladan bir çift çarık alırdı. İsa öğrencilerine bu tür şeyler için kaygı duymamalarını emretmekle aslında ‘Yehova’ya tamamen güvenin, O sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacak’ diyordu. Yehova iyi haberi kabul edenlerin konukseverlik göstermelerini sağlayarak, ki bu İsrail’de âdetti, onların ihtiyaçlarını karşılayacaktı (Luka 22:35).
12 İsa öğrencilerine gereksiz yere dikkatlerini dağıtacak şeylerden uzak durmayı da öğretti. Şöyle dedi: “Yolda selam sabahla vakit kaybetmeyin” (Luka 10:4). İsa onlara kaba veya soğuk olmalarını mı söylüyordu? Hayır. Mukaddes Kitabın yazıldığı dönemde insanlar genellikle sadece basit bir ‘merhaba’ diyerek selamlaşmıyordu. Selamlaşmalarda birçok formalite vardı ve uzun sohbetler yapmak âdetti. Bir Mukaddes Kitap bilgini şöyle diyor: “Doğulular arasındaki selamlaşmalar batı kültüründe olduğu gibi hafif bir baş eğme ya da tokalaşmadan ibaret değildi. Defalarca kucaklaşır, eğilir, hatta yere kapanırlardı. Tüm bunlar çok zaman alırdı.” İsa öğrencilerine âdetlere uygun şekilde selamlaşmamalarını söylemekle, bir anlamda ‘Vaktinizi iyi değerlendirin, çünkü acil bir mesaj taşıyorsunuz’ diyordu.a
13. İsa’nın birinci yüzyıldaki öğrencilerine verdiği talimatları dikkate aldığımızı nasıl gösterebiliriz?
13 İsa’nın birinci yüzyıldaki öğrencilerine verdiği talimatları biz de dikkate alıyoruz. Hizmetimizi sürdürürken Yehova’ya tamamen güveniyoruz (Süleyman’ın Meselleri 3:5, 6). ‘Tanrı’nın krallığına yaşamımızda daima ilk yeri verirsek’ temel ihtiyaçlarımızın mutlaka karşılanacağını biliyoruz (Matta 6:33). Dünyanın dört bir yanında tamgün hizmet ederek Krallığı müjdeleyen vaizler, zor zamanlarda bile Yehova’nın yardım elini hissettiklerine şahitlik edebilir (Mezmur 37:25). Ayrıca, dikkat dağıtacak şeylerden uzak durmamız gerektiğinin de farkındayız. Eğer dikkatli olmazsak bu ortam bizi kolayca yolumuzdan alıkoyabilir (Luka 21:34-36). Ne var ki, şimdi dikkatimizin dağılmasının zamanı değil. İnsanların hayatı tehlikede, bu yüzden mesajımız acil (Romalılar 10:13-15). Durumun aciliyetini zihnimizden hiç çıkarmazsak, bu dünyadaki dikkat dağıtan şeylerin hizmette daha iyi şekilde harcayabileceğimiz zamanı ve gücü tüketmesine izin vermemiş oluruz. Kalan zamanın az, hasadın bol olduğunu unutmayın (Matta 9:37, 38).
Sizin de Göreviniz
14. Mesih’in Matta 28:18-20’de kayıtlı görevi tüm takipçilerine verdiğini gösteren nedir? (Dipnota da bakın.)
14 İsa diriltildikten sonra “Gidin . . . . insanları öğrencim olarak yetiştirin” sözleriyle takipçilerine önemli bir sorumluluk verdi. Bu sözleri söylerken yalnızca o sırada Celile’deki dağda bulunan öğrencilerine hitap etmiyordu.b Verdiği görev ‘bütün milletlerden insanlara’ ulaşmayı içeriyordu ve “bu ortamın sonuna kadar” devam edecekti. Mesih’in bu görevi, bugün yaşayan bizler de dahil tüm takipçilerine verdiği açıktır. Şimdi onun Matta 28:18-20’de kayıtlı sözlerini daha yakından inceleyelim.
15. İsa’nın öğrenci yetiştirme emrine itaat etmemiz neden hikmetlilik olur?
15 İsa görevi vermeden önce “Gökte ve yerde bütün yetki bana verildi” dedi (18. ayet). İsa gerçekten böylesine muazzam bir yetkiye sahip miydi? Evet, kesinlikle sahipti. O, on binlerce meleğe emir veren başmelektir (1. Selanikliler 4:16; Vahiy 12:7). Yeryüzündeki takipçileri üzerinde, “cemaatin başı” olarak yetki sahibidir (Efesoslular 5:23). 1914’ten beri gökte Kral Mesih olarak hüküm sürüyor (Vahiy 11:15). Yetkisi öyle geniş ki, ölüleri diriltmeye bile gücü var (Yuhanna 5:26-28). İsa önce bu kapsamlı yetkisini dile getirmekle, ardından söyleyeceği sözlerin bir öneri değil emir olduğunu gösteriyor. Bu emre itaat etmemiz hikmetlilik olur; çünkü İsa yetkisini kendi kendine elde etmedi, Tanrı’dan aldı (1. Korintoslular 15:27).
16. İsa “gidin” derken ne yapmamızı istiyordu? Görevimizin bu yönünü nasıl yerine getiriyoruz?
16 İsa şimdi tek bir sözcükle görevi açıklamaya başlıyor: “Gidin” (19. ayet). Bu şekilde, Krallık mesajını insanlara ulaştırırken ilk adımı bizim atmamızı emrediyor. Görevimizin bu yönünü yerine getirirken çeşitli yöntemler kullanabiliriz. İyi haberi evden eve duyurmak, insanlarla kişisel temas kurmanın en etkili yollarından biridir (Elçiler 20:20). Bunun yanı sıra rastlantıda şahitlik etmek için de fırsat kollarız. Gün boyunca, uygun olan her yerde iyi haber hakkında sohbetler başlatmayı arzu ederiz. İyi haberi duyurma yöntemlerimiz değişebilir, yöresel ihtiyaçlara ve koşullara uyarlanabilir. Fakat değişmeyen tek bir şey vardır: Biz ‘gider’ ve değerli kişileri araştırırız (Matta 10:11).
17. ‘Öğrenci yetiştirme’ görevini nasıl yerine getiriyoruz?
17 İsa daha sonra görevin amacını şöyle açıklıyor: “Bütün milletlerden insanları öğrencim olarak yetiştirin” (19. ayet). Biz ‘öğrenci yetiştirme’ görevini nasıl yerine getiriyoruz? Öğrenci, adı üstünde, öğrenen kimsedir. Ancak öğrenci yetiştirmek sadece birine bilgi verme meselesi değildir. İlgi gösteren kişilerle Mukaddes Kitabı incelerken amacımız onların Mesih’in takipçisi olmasına yardım etmektir. Birlikte Mukaddes Kitabı incelediğimiz kişilerin İsa’yı Öğretmenleri ve Örnekleri olarak görmeyi öğrenmesi için, mümkün olan her fırsatta onun örneğini vurguluyoruz; böylece onun gibi yaşayabilir ve onun yaptığı işi yapabilirler (Yuhanna 13:15).
18. Neden vaftiz bir öğrencinin yaşamındaki en önemli dönüm noktasıdır?
18 Şu sözler görevimizin çok önemli bir kısmını ortaya koyuyor: “Onları Babanın, Oğlun ve kutsal ruhun adıyla vaftiz edin” (19. ayet). Vaftiz, bir öğrencinin yaşamındaki en önemli dönüm noktasıdır; çünkü vaftiz, onun kendisini Tanrı’ya tüm yüreğiyle adadığını gösteren uygun bir simgedir. Dolayısıyla kurtuluş için vaftiz şarttır (1. Petrus 3:21). Vaftiz edilmiş bir öğrenci, Yehova’ya sunduğu hizmette elinden gelenin en iyisini yapmaya devam ettiğinde, gelecek yeni dünyadaki sonsuz nimetleri sabırsızlıkla bekleyebilir. Birinin Mesih’in vaftiz edilmiş bir öğrencisi olmasına hiç yardım ettiniz mi? Hizmetimizde bundan daha büyük sevinç olamaz! (3. Yuhanna 4).
19. Yenilere ne öğretiyoruz? Bu öğretim neden vaftizden sonra da devam edebilir?
19 İsa görevin sonraki kısmını şöyle açıklıyor: “Size emrettiğim her şeye uymalarını onlara öğretin” (20. ayet). Yenilere İsa’nın Tanrı’yı sevmek, komşuyu sevmek ve öğrenci yetiştirmekle ilgili olanlar da dahil tüm emirlerine kulak vermeyi öğretiriz (Matta 22:37-39). Onlara yavaş yavaş Mukaddes Kitap hakikatlerini açıklamayı ve güçlenen imanlarını savunmayı öğretiriz. Duyuru faaliyetine katılmaya yeterli olduklarında onlara eşlik eder, bu işe nasıl verimli şekilde katılacaklarını sözlerimizle ve örneğimizle gösteririz. Yeni öğrencilere verilen öğretimin mutlaka vaftizle birlikte bitmesi gerekmez. Yeni vaftiz edilen kişilerin, Mesih’i izlemenin beraberinde getirdiği zorlukları aşmalarına yardım edecek ek eğitime ihtiyacı olabilir (Luka 9:23, 24).
“Her Zaman Sizin Yanınızda Olacağım”
20, 21. (a) İsa’nın verdiği görevi yerine getirirken neden korkmamıza gerek yok? (b) Neden şimdi yavaşlama zamanı değildir?Neye kararlı olmalıyız?
20 İsa’nın, verdiği görevle ilgili son sözleri çok güven vericidir: “Ben bu ortamın sonuna kadar, her zaman sizin yanınızda olacağım” (Matta 28:20). İsa önemli bir görev verdiğinin farkındaydı. Ayrıca bunun zaman zaman muhaliflerin düşmanca tepkilerine yol açacağını da biliyordu (Luka 21:12). Ancak korkmamız için hiçbir neden yok. Önderimiz bu görevi kendi gücümüzle ya da tek başımıza başarmamızı beklemiyor. ‘Gökte ve yerde bütün yetkiye’ sahip kişinin yanımızda olduğunu ve bu görevi yerine getirirken bizi desteklediğini bilmek çok rahatlatıcı değil mi?
21 İsa öğrencilerine, “bu ortamın sonuna kadar” yüzlerce yıl sürecek hizmetlerinde mutlaka yanlarında olacağını söyledi. Son gelene dek, İsa’nın verdiği göreve devam etmeliyiz. Şimdi yavaşlama zamanı değildir. Büyük mecazi hasat sürüyor! İyi habere olumlu karşılık veren çok sayıda insan toplanıyor. Mesih’in takipçileri olarak bize verilen önemli görevi başarmaya kararlı olalım. Zamanımızı, enerjimizi ve olanaklarımızı Mesih’in “Gidin . . . . öğrencim olarak yetiştirin” emrini yerine getirmek için seferber etmeye devam edelim.
a Elişa peygamber de benzer talimatlar vermişti. Hizmetçisi Gehazi’yi oğlu ölmüş olan bir kadının evine gönderirken “Bir adama rast gelirsen, onu selâmlama” demişti (2. Krallar 4:29). Görev acildi, dolayısıyla gereksiz yere kaybedecek zaman yoktu.
b Takipçilerinin çoğu Celile’de olduğundan, İsa diriltildikten sonra “beş yüzü aşkın kardeşe” Matta 28:16-20’de anlatılan olayda görünmüş olabilir (1. Korintoslular 15:6). Dolayısıyla İsa öğrenci yetiştirme görevini verdiği sırada belki orada yüzlerce kişi bulunuyordu.
-
-
“Yazılmıştır”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
10. BÖLÜM
“Yazılmıştır”
“Bu ayetler bugün yerine geldi”
1-3. İsa Nasıra halkının neyi anlamasını istiyordu? Bunu ispatlamak için ne yaptı?
HİZMETE başlayalı çok olmamıştı. İsa, memleketi Nasıra’ya dönmüştü. Amacı insanların çok önemli bir şeyi anlamasına yardım etmekti: Geleceği çok önceden bildirilen Mesih kendisiydi! Peki bunu ispatlamak için ne yaptı?
2 Şüphesiz birçok kişi bir mucize görmeyi bekliyordu. İsa’nın hayret uyandıran mucizelerini duymuşlardı. Ancak İsa onlara böyle bir alamet vermedi. Bunun yerine, âdet edindiği gibi havraya gitti. Okumak için ayağa kalktı, kendisine İşaya tomarı verildi. Bu büyük ihtimalle iki ucundan birer silindir çubuğa sarılmış uzun bir tomardı. İsa aradığı kısmı bulana dek metni dikkatle bir çubuktan diğerine sardı. Sonra yüksek sesle şu an İşaya 61:1-3’te bulabileceğimiz kısmı okudu (Luka 4:16-19).
3 Dinleyenler muhakkak o kısmı biliyordu. Okuduğu yer, Mesih’le ilgili peygamberlik sözleriydi. Havrada bütün gözler onun üzerindeydi. Çıt çıkmıyordu. Sonra İsa “Duyduğunuz bu ayetler bugün yerine geldi” diyerek, belki de ayrıntılı şekilde bu kısmı açıklamaya başladı. Dinleyenler İsa’nın güzel sözlerine hayran kalmıştı, fakat hâlâ birçoğu etkileyici alametler görmek istiyordu. İsa bunun yerine, Kutsal Yazılardan bir örnek kullanarak onların imansızlığını cesurca gözler önüne serdi. Bunun üzerine Nasıra halkı İsa’yı öldürmeye çalıştı! (Luka 4:20-30).
4. İsa hizmetinde nasıl bir örnek bıraktı? Bu bölümde neler göreceğiz?
4 İsa burada, bize örnek olacak bir yöntem kullandı ve kendisi de tüm hizmeti boyunca bu yöntemi uyguladı. Söylediği ve yaptığı her şeyde Tanrı’nın ilham ettiği Sözü temel aldı. Gerçi mucizeleri Tanrı’nın ruhunun onunla olduğunu göstermesi açısından büyük önem taşıyordu. Fakat İsa için hiçbir şey Kutsal Yazılardan daha önemli değildi. Şimdi onun bu konuda bıraktığı örneği inceleyelim. Efendimizin Tanrı’nın Sözünden nasıl alıntılar yaptığını, onu nasıl savunduğunu ve açıkladığını görelim.
Tanrı’nın Sözünden Alıntılar Yaptı
5. İsa kendisini dinleyenlerin neyi bilmesini istiyordu? Sözlerinin doğruluğunu nasıl gösterdi?
5 İsa insanların, mesajının kaynağını bilmesini istiyordu. Onlara “Öğrettiklerim benim değil, beni gönderenindir” dedi (Yuhanna 7:16). Başka bir defasında “Kendiliğimden hiçbir şey yapmadığımı anlayacaksınız; çünkü bunları Babamın bana öğrettiği gibi söylüyorum” dedi (Yuhanna 8:28). Ayrıca şöyle dedi: “Sizlere söylediklerimi kendiliğimden söylemiyorum. Benimle birlik içinde olan Babam işlerini böyle yapıyor” (Yuhanna 14:10). İsa’nın bu tür sözlerinin doğruluğunu ispatlama yöntemlerinden biri, Tanrı’nın yazılı Sözünden sık sık alıntı yapmaktı.
6, 7. (a) İsa İbranice Kutsal Yazılardan ne sıklıkta alıntı yaptı? Bu neden etkileyicidir? (b) İsa’nın öğretimi yazıcılarınkinden ne açıdan farklıydı?
6 İsa’nın kayda geçmiş sözleri dikkatle incelendiğinde, İbranice Kutsal Yazılardaki kitapların yarısından fazlasından ya doğrudan alıntı yaptığı ya da onlara dolaylı olarak değindiği görülür. Başta bu etkileyici gelmeyebilir. Üç buçuk yıllık öğretim ve duyuru faaliyetinde, onun neden Tanrı ilhamı tüm mevcut kitaplardan alıntı yapmadığını merak edebilirsiniz. Fakat, İsa bunu yapmış olabilir. Onun sözlerinin ve işlerinin yalnızca çok küçük bir kısmının kaydedildiğini unutmayın (Yuhanna 21:25). Aslında İsa’nın Mukaddes Kitapta kayıtlı tüm sözlerini yüksek sesle okumak büyük ihtimalle yalnızca birkaç saatinizi alır. Şimdi, Tanrı ve Krallığı hakkında yalnızca birkaç saat konuştuğunuzu ve bu arada İbranice Kutsal Yazılardaki kitapların yarısından fazlasına değinmeye çalıştığınızı düşünün! Üstelik çoğu zaman İsa’nın elinde o kitapların kayıtlı olduğu tomarlar yoktu. Ünlü Dağdaki Vaazında, İbranice Kutsal Yazılardan defalarca doğrudan alıntı yaptı veya onlara dolaylı olarak değindi; ve bunların hepsi ezberindeydi!
7 İsa’nın alıntıları, onun Tanrı’nın Sözüne çok derin bir saygı duyduğunu gösteriyordu. “Dinleyenler onun öğretme tarzına şaşıp kaldılar, çünkü yazıcılar gibi değil, yetki sahibi biri gibi öğretiyordu” (Markos 1:22). Yazıcılar öğretirken sözlü yasa olarak bilinen yasalara değinmeyi, eskiden yaşamış eğitimli hahamların sözlerinden alıntı yapmayı çok severdi. Fakat İsa yetkili kaynak olarak asla sözlü yasadan ya da hahamların sözlerinden alıntı yapmadı. Onun için en yetkili kaynak Tanrı’nın Sözüydü. Takipçilerine öğretim verirken ve yanlış görüşleri düzeltirken tekrar tekrar “yazılmıştır” dediğini görüyoruz.
8, 9. (a) İsa mabedi temizlediğinde Tanrı’nın Sözünün verdiği yetkiye dayandığını nasıl gösterdi? (b) Mabetteki din adamları Tanrı’nın Sözüne nasıl çok büyük saygısızlık etti?
8 İsa Yeruşalim’deki mabedi temizlediğinde “‘Benim evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır, siz ise onu haydut yatağına çeviriyorsunuz” dedi (Matta 21:12, 13; İşaya 56:7; Yeremya 7:11). Bundan bir gün önce orada birçok mucize yapmıştı. Bundan çok etkilenen çocuklar onu övmeye başladı. Ancak din adamları öfkeyle “Şunların ne söylediğini duyuyor musun?” diye sorunca, İsa onlara “Evet” dedi. “‘Küçük çocukların ve emziktekilerin ağzından övgüler işittirdin’ sözlerini hiç okumadınız mı?” (Matta 21:16; Mezmur 8:2). Orada yaşananların Tanrı’nın Sözünde onaylanan şeyler olduğunu o adamların anlamasını istiyordu.
9 O din adamları daha sonra toplanıp İsa’ya “Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun?” diye sordular (Matta 21:23). Aslında İsa yetkisinin Kaynağını gayet açık bir şekilde göstermişti. Yeni fikirler sunmamış, yeni öğretiler icat etmemişti. Yalnızca, Babasının ilham ettiği Söze dayanarak mantık yürütüyordu. Dolayısıyla o kâhin ve yazıcılar, Yehova’ya ve Sözüne aslında çok büyük saygısızlık ediyordu. İsa’nın onların kötü niyetlerini ortaya sererek yaptığı eleştiriyi tamamen hak ediyorlardı (Matta 21:23-46).
10. Tanrı’nın Sözünü kullanırken İsa’yı nasıl örnek alabiliriz? İsa’nın zamanında olmayan hangi araçlara sahibiz?
10 İsa gibi bugün gerçek takipçileri de iyi haberi duyururken Tanrı’nın Sözünü temel alırlar. Yehova’nın Şahitleri dünya çapında, insanlarla Mukaddes Kitabın mesajını paylaşmaya istekli olmalarıyla tanınırlar. Yayınlarımızda Mukaddes Kitaptan hem bol bol alıntılar bulunur hem de ayetlere göndermeler yapılır. Biz de hizmetimizde aynısını yaparız, ne zaman insanlarla konuşsak dikkati Kutsal Yazılara çekmeye çalışırız (2. Timoteos 3:16). Biri Mukaddes Kitaptan bir kısım okumamıza ve Tanrı’nın Sözünün değeri ve anlamı üzerinde konuşmamıza izin verdiğinde gerçekten çok seviniriz! İsa’nınki gibi kusursuz bir hafızamız olmasa da, onun zamanında bulunmayan birçok yardımcı araca sahibiz. Gittikçe daha çok dilde basılan tüm Mukaddes Kitabın yanı sıra, aradığımız her ayeti bulmamıza yardım edebilecek birçok aracımız var. Mukaddes Kitaptan alıntılar yapmaya ve her fırsatta insanların dikkatini bu kitaba çekmeye kararlı olalım!
Tanrı’nın Sözünü Savundu
11. İsa neden Tanrı’nın Sözünü sık sık savunmak zorunda kaldı?
11 İsa Tanrı’nın Sözüne sık sık saldırıldığını gördü, fakat bu onu şaşırtmadı. Babasına duasında “Senin sözün hakikattir” dedi (Yuhanna 17:17). İsa “bu dünyanın hükümdarı” Şeytan’ın ‘hem yalancı, hem de yalanın babası’ olduğunu biliyordu (Yuhanna 8:44; 14:30). Onun ayartıcı sözlerini reddederken Kutsal Yazılardan üç kez alıntı yaptı. Şeytan Mezmurlardan bir ayet alıntılayıp kasıtlı olarak yanlış şekilde kullandığında, İsa bu çarpıtılmış görüşe Tanrı’nın Sözünü savunarak karşılık verdi (Matta 4:6, 7).
12-14. (a) Din adamları Musa Kanununa nasıl saygısızlık etti? (b) İsa Tanrı’nın Sözünü nasıl savundu?
12 İsa sık sık Kutsal Yazıları, onu çarpıtanlar, yanlış açıklayanlar ve yanlış tanıtanlar karşısında savundu. Onun zamanındaki din adamları Tanrı’nın Sözünü doğru şekilde tanıtmıyorlardı. Musa Kanununun küçük ayrıntılarını uygulamaya aşırı önem veriyor, fakat kanunların temelindeki ilkelerin uygulanmasıyla pek ilgilenmiyorlardı. Bu şekilde adalet, merhamet ve sadakat gibi daha önemli konular yerine göstermelik ve yüzeysel bir tapınmanın ortaya çıkmasına yol açtılar (Matta 23:23). Acaba İsa Tanrı’nın Kanununu nasıl savundu?
13 İsa Dağdaki Vaazında, Musa Kanunundan bir emre değineceği zaman defalarca “dendiğini duydunuz” ifadesini kullandı. Bunun ardından “fakat ben size diyorum ki” diye söze devam etti ve Kanunun yüzeysel şekilde uygulanmasından daha derin bir ilke açıkladı. İsa Kanuna karşı mı geliyordu? Hayır, onu savunuyordu. Örneğin halk “İnsan öldürmeyeceksin” emrini iyi biliyordu. Fakat İsa onlara, birinden nefret etmenin o kanunun ruhuna aykırı olduğunu söyledi. Benzer şekilde, insanın eşinden başka birine karşı yanlış arzular geliştirmesi de Tanrı’nın zinayı yasaklayan kanununun temelindeki ilkeyi ihlal ediyordu (Matta 5:17, 18, 21, 22, 27-29).
14 İsa son olarak şöyle dedi: “‘Komşunu seveceksin ve düşmanından nefret edeceksin’ dendiğini duydunuz. Fakat ben size şunu diyorum: Siz düşmanlarınızı sevin ve size zulmedenler için dua edin” (Matta 5:43, 44). “Düşmanından nefret edeceksin” emri Tanrı’nın Sözünde mi yer alıyordu? Hayır, bu din adamlarının kendi kendilerine yarattığı bir emirdi. Onlar Tanrı’nın kusursuz Kanununun etkisini insan fikirleriyle zayıflatmışlardı. İsa insan geleneklerinin zararlı etkilerine karşı Tanrı’nın Sözünü korkusuzca savundu (Markos 7:9-13).
15. İsa Tanrı’nın Kanununu, onu aşırı derecede katı, hatta acımasızmış gibi tanıtma çabaları karşısında nasıl savundu?
15 Din adamları Tanrı’nın Kanununa, onu aşırı derecede katı, hatta acımasızmış gibi tanıtarak da zarar verdi. İsa’nın öğrencileri bir tarladan geçerken birkaç başak kopardığında, bazı Ferisiler onların Sebti ihlal ettiğini iddia etti. İsa da bu dengesiz görüş karşısında Tanrı’nın Sözünü savunmak için Kutsal Yazılardan bir örnek kullandı. Mabette kutsal mekânın dışında bulunan huzur ekmekleriyle ilgili tek kayda, yani Davud ve o sırada aç olan adamlarının o ekmekleri yediği olaya değindi. Böylece Ferisilere Yehova’nın merhametini ve şefkatini gözden kaçırdıklarını gösterdi (Markos 2:23-27).
16. Din adamları Musa’nın boşanmayla ilgili emrini nasıl çarpıtmıştı? İsa buna nasıl tepki gösterdi?
16 Din adamları Tanrı’nın Kanununun hükümlerinden kurtulmak için kaçamak yollar da icat ettiler. Örneğin Kanun erkeğe karısında “utanılacak bir şey” bulduğu takdirde onu boşama izni veriyordu; anlaşılan burada ev halkına utanç getiren ciddi bir sorun kastediliyordu (Tesniye 24:1). Ancak İsa’nın zamanında din adamları bu izni erkeğin karısını her tür nedenle, hatta yemeği yaktığı için bile boşamasına izin vermek için mazeret olarak kullanıyordu.a İsa, Musa’nın Tanrı’dan ilhamla aldığı sözleri onların çok ciddi şekilde çarpıttığını gösterdi. Sonra Yehova’nın evlilik için baştaki standardını, yani boşanma için tek geçerli nedenin cinsel ahlaksızlık olduğu tekeşliliği yeniden yürürlüğe koydu (Matta 19:3-12).
17. Bugün Mesih’in takipçileri Tanrı’nın Sözünü savunma konusunda onu nasıl örnek alabilir?
17 Bugün Mesih’in takipçileri de Kutsal Yazılara saldırıldığında onu savunmak zorunda olduklarını hissediyorlar. Din adamları Mukaddes Kitaptaki ahlak standartlarının çağdışı olduğunu ima ettiklerinde aslında Tanrı’nın Sözüne saldırıyorlar. Dinler, yalanlar öğretip bunları Mukaddes Kitap öğretileriymiş gibi sunduğunda da Mukaddes Kitap saldırıya uğruyor. Biz Tanrı’nın saf hakikat Sözünü savunmayı, örneğin Tanrı’nın Üçlemenin bir parçası olmadığını göstermeyi, bir onur sayıyoruz (Tesniye 4:39). Tabii bu tür bir savunmayı nezaketle, gerçek bir yumuşak başlılık ve derin saygıyla yapıyoruz (1. Petrus 3:15).
Tanrı’nın Sözünü Açıkladı
18, 19. Hangi örnekler Tanrı’nın Sözünü açıklamak konusunda İsa’nın olağanüstü bir yeteneği olduğunu gösteriyor?
18 İbranice Kutsal Yazılar kaydedildiği sırada İsa gökteydi. Yeryüzüne gelip Tanrı’nın Sözünün açıklanmasında pay sahibi olma fırsatı ona ne büyük zevk vermiş olmalı! Örneğin diriltildikten sonra Emmaus yolunda iki öğrencisiyle karşılaştığı unutulmaz günü düşünün. Öğrencileri onu tanımadan önce, sevgili Efendilerinin ölümü yüzünden ne kadar üzgün ve şaşkın olduklarını söylediler. İsa nasıl karşılık verdi? “Musa’nın ve diğer tüm peygamberlerin yazılarından başlayarak, onlara bütün Kutsal Yazılarda kendisiyle ilgili yazılanları açıkladı.” Öğrencileri bundan nasıl etkilendi? Daha sonra birbirlerine, “O, yolda bizimle konuşurken ve Kutsal Yazıları açıklarken yüreğimiz ateş almamış mıydı?” dediler (Luka 24:15-32).
19 İsa o günün ilerleyen saatlerinde, elçileriyle ve yanlarındakilerle bir araya geldi. Onlar için ne yaptığına dikkat edin: “Kutsal Yazıların anlamını tam olarak kavramaları için zihinlerini açtı” (Luka 24:45). O mutlu olay mutlaka onlara İsa’nın kendileri –ve dinleyen herkes– için bunu daha önce de defalarca yaptığını hatırlatmış olmalıydı. İsa iyi bilinen ayetlerden sık sık alıntı yapar ve onları dinleyicilerinin zihninde olağanüstü bir etki yaratacak şekilde açıklardı. Böylece Tanrı’nın Sözü hakkında yeni ve daha derin bir anlayış kazanırlardı.
20, 21. İsa Yehova’nın yanan çalıda Musa’ya söylediği sözleri nasıl açıkladı?
20 İsa bir defasında bir Saduki grubuyla konuşuyordu. Sadukiler kâhinlikle yakın bağları olan bir Yahudi mezhebini oluşturuyorlardı ve dirilmeye inanmazlardı. İsa onlara şöyle dedi: “Ölülerin dirilmesine gelince, Tanrı’nın size söylediklerini okumadınız mı? ‘Ben İbrahim’in Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakub’un Tanrısıyım’ diyor. O ölülerin değil, yaşayanların Tanrısıdır” (Matta 22:31, 32). Bu, Sadukilerin saygı duyduğu bir adam olan Musa tarafından yazılmış, çok iyi bildikleri bir ayetti. İsa’nın açıklamasının ne kadar etkili olduğunu görüyor musunuz?
21 Yehova, Musa’ya o sözleri aşağı yukarı MÖ 1514’te, yanan çalıda söylemişti (Çıkış 3:2, 6). İbrahim 329, İshak 224, Yakub da 197 yıl önce ölmüştü. Yine de Yehova ‘Ben onların “Tanrısıyım”’ demişti. Sadukiler, Yehova’nın, ölülere ve mitolojik bir yeraltı dünyasına hükmeden bir put tanrıya benzemediğini biliyordu. O, İsa’nın dediği gibi “yaşayanların” Tanrısıdır. Bu ne anlama geliyordu? İsa’nın vardığı sonuç çok etkiliydi: “Onların hepsi O’nun gözünde yaşamaktadırlar” (Luka 20:38). Yehova’nın ölen sevgili hizmetkârları O’nun sınırsız, zayıflamayan hafızasında güvendedir. Yehova’nın böyle kişileri diriltme amacının gerçekleşeceği öyle kesindir ki, onlardan hayattalarmış gibi söz edilebilir (Romalılar 4:16, 17). Tanrı’nın Sözünün ne muazzam bir açıklaması, değil mi? ‘Bunları duyan kalabalığın onun öğrettiklerine şaşakalması’ çok doğaldı (Matta 22:33).
22, 23. (a) Tanrı’nın Sözünü açıklarken İsa’yı nasıl örnek alabiliriz? (b) Gelecek bölümde hangi konuyu inceleyeceğiz?
22 Bugün Hıristiyanlar, İsa’nın Tanrı’nın Sözünü açıklama tarzını örnek alma ayrıcalığına sahip. Zihnimiz onunki gibi kusursuz olmasa da, insanlarla bildikleri bir ayeti paylaşabilir ve o ayetin daha önce hiç düşünmedikleri yönlerini açıklayabiliriz. Örneğin Tanrı’nın ismini öğrenmeden veya Krallığının ne olduğunu bilmeden, ömürleri boyunca “İsmin mukaddes olsun” ve “Melekûtun gelsin” demiş olabilirler (Matta 6:9, 10, KM). Sohbet ettiğimiz birinin, bu tür Mukaddes Kitap hakikatlerinin net ve sade açıklamalarını sunmamıza izin vermesi bizim için gerçekten harika bir fırsat olur!
23 Tanrı’nın Sözünden alıntılar yapmak, onu savunmak ve açıklamak, İsa’nın hakikati paylaşma tarzını örnek almanın başlıca yollarıdır. Şimdi İsa’nın Mukaddes Kitap hakikatlerini dinleyicilerinin yüreklerine eriştirmek için kullandığı etkili yöntemlerden bazılarına bakalım.
a Birinci yüzyılda yaşamış bir tarihçi ve aynı zamanda boşanmış bir Ferisi olan İosephos, sonradan, “her tür nedenle (ki, erkeklerin iddia ettiği pek çok neden var)” boşanılabileceğini ileri sürdü.
-
-
“Onun Gibi Konuşan Biri Görülmemiştir”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
11. BÖLÜM
“Onun Gibi Konuşan Biri Görülmemiştir”
1, 2. (a) İsa’yı yakalamak için gönderilen görevliler neden eli boş döndü? (b) İsa’nın olağanüstü bir öğretmen olmasının nedeni neydi?
FERİSİLER öfkeden deliye dönmüştü. İsa mabette Babası hakkında bilgi veriyordu. Onu dinleyenler arasında fikir ayrılığı vardı; içlerinden birçoğu İsa’ya iman ediyor, diğerleriyse tutuklanmasını istiyordu. Öfkelerine hâkim olamayan din adamları, İsa’yı yakalatmak için görevliler gönderdi. Ancak adamlar eli boş döndü. Yüksek kâhinler ve Ferisiler “Onu neden getirmediniz?” diyerek bir açıklama istediğinde, görevliler “Onun gibi konuşan biri görülmemiştir” diye karşılık verdi. İsa’nın öğrettiklerinden öyle etkilenmişlerdi ki onu tutuklayamamışlardıa (Yuhanna 7:45, 46).
2 İsa’nın öğrettiklerinden etkilenenler yalnızca bu görevliler değildi. İnsanlar sırf onu dinleyebilmek için büyük kitleler halinde yanına toplanıyordu (Markos 3:7, 9; 4:1; Luka 5:1-3). İsa’nın böylesine olağanüstü bir öğretmen olmasının nedeni neydi? 8. Bölümde gördüğümüz gibi, bildirdiği hakikatleri ve bu hakikatleri öğrettiği insanları seviyordu. Ayrıca öğretim yöntemlerini çok ustaca kullanıyordu. Şimdi, kullandığı etkili yöntemlerin üçünü inceleyelim ve onu nasıl örnek alabileceğimizi görelim.
Sadelik
3, 4. (a) İsa neden halka öğretirken basit bir dil kullandı? (b) Dağdaki Vaaz, nasıl İsa’nın öğretme tarzındaki sadeliğe örnektir?
3 İsa isteseydi, ne kadar geniş bir sözcük dağarcığı kullanabilirdi, hiç düşündünüz mü? Ancak, birçoğu “eğitimsiz, sıradan insanlar” olan dinleyicilerinin kavramakta çok zorlanacağı hiçbir şey söylemedi (Elçiler 4:13). O insanların sınırlarının farkındaydı, hiçbir zaman onları çok fazla bilgiye boğmadı (Yuhanna 16:12). Sözcükleri basit, fakat bildirdiği hakikatler çok derindi.
4 Örneğin Matta 5:3–7:27’de kayıtlı Dağdaki Vaazını inceleyelim. İsa bu vaazında, meselelerin temeline inen düşündürücü öğütler verir. Karmaşık fikirler veya ifadeler yoktur. Aslında küçük bir çocuk bile İsa’nın kullandığı neredeyse tüm sözcükleri kolayca anlayabilir! Dolayısıyla, İsa sözünü bitirdiğinde birçok çiftçi, çoban ve balıkçının bulunduğu kalabalığın “onun öğretme tarzına hayran kalmış” olması çok doğaldı (Matta 7:28).
5. İsa’nın basit ama anlamca zengin sözlerine örnekler verin.
5 İsa öğretirken sık sık basit ve kısa ifadeler kullanarak anlamca zengin sözler söyledi. Basılı kitapların henüz var olmadığı bir çağda, bu şekilde mesajını dinleyicilerinin zihin ve yüreklerine kalıcı biçimde yerleştirdi. Şu birkaç örneğe bakalım: “Başkasını yargılamayı bırakın ki, siz de yargılanmayasınız.” “Sağlıklı kişilerin hekime ihtiyacı yoktur, hasta olanlar hekime muhtaçtır.” “Ruh . . . . istekli, fakat beden zayıf.” “Sezar’a ait olanı Sezar’a, Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya ödeyin.” “Vermek almaktan daha büyük mutluluktur”b (Matta 7:1; 9:12; 26:41; Markos 12:17; Elçiler 20:35). Bu sözler yaklaşık 2.000 yıl sonra bile ilk günkü kadar akılda kalıcıdır.
6, 7. (a) Basit bir dil kullanmak, sade bir öğretim tarzı için neden önemlidir? (b) Mukaddes Kitabı birlikte incelediğimiz kişiyi çok fazla bilgiye boğmaktan nasıl kaçınabiliriz?
6 Biz nasıl hakikati sade bir biçimde öğretebiliriz? Başta, çoğu insanın kolayca anlayabileceği basit bir dil kullanmak gerekir. Tanrı’nın Sözündeki temel öğretiler karmaşık değildir. Yehova amaçlarını samimi ve alçakgönüllü kişilere açıkladı (1. Korintoslular 1:26-28). Dikkatle seçilmiş basit sözcükler Tanrı’nın Sözündeki hakikati etkili şekilde aktarabilir.
Hakikati sade bir biçimde öğretin
7 Sade bir biçimde öğretebilmek için, Mukaddes Kitabı birlikte incelediğimiz kişiyi çok fazla bilgiye boğmamaya dikkat etmeliyiz. Dolayısıyla Mukaddes Kitap tetkiki idare ederken her ayrıntıyı açıklamamız şart değildir; sanki en önemli şey belli sayıda sayfa okuyup bitirmekmiş gibi, malzemeyi ele alırken acele etmek de gerekmez. Bunun yerine en iyisi, incelemenin hızını tetkik yaptığımız kişinin ihtiyaçlarına ve yeteneğine göre ayarlamaktır. Hedefimiz o kişinin Mesih’i takip eden ve Yehova’ya tapınan biri olmasına yardım etmektir. Bu nedenle, kişinin öğretilenleri makul ölçüde kavrayabilmesi için ihtiyacı olan zamanı ona ayırmalıyız. Ancak o zaman Mukaddes Kitap hakikati yüreğine erişecek ve onu etkileyip öğrendiklerini uygulamasını sağlayacak (Romalılar 12:2).
Yerinde Sorular
8, 9. (a) İsa neden sorular sordu? (b) İsa Petrus’un mabet vergisi ödemek konusunda doğru sonuca varmasına yardım etmek için soruları nasıl kullandı?
8 İsa soruları olağanüstü biçimde kullandı. Anlatmak istediği noktayı karşısındaki kişiye doğrudan söylemek çok daha az zaman alacak olsa bile sorular sordu. Peki neden? Bazen, zekice sorularla, muhalefet edenlerin kötü niyetlerini ortaya çıkardı ve böylece onları susturdu (Matta 21:23-27; 22:41-46). Ancak çoğu zaman, öğrencilerinin zihninden geçenleri dile getirmelerini sağlamak, onları düşündürmek ve düşünme yetilerini geliştirmek için sorular kullandı. Onlara “Ne dersiniz?” veya “Buna inanıyor musun?” gibi sorular sordu (Matta 18:12; Yuhanna 11:26). Bu sayede öğrencilerinin yüreklerine erişti ve onları etkiledi. Şimdi bir örneğe bakalım:
9 Bir defasında vergi tahsildarları, Petrus’a İsa’nın mabet vergisi ödeyip ödemediğini sordu.c Petrus hemen “Evet, ödüyor” diye cevap verdi. Fakat daha sonra İsa şu sorularla onun doğru düşünmesine yardım etti: “Simun, ne dersin? Dünyadaki krallar gümrüğü ya da baş vergisini kimlerden alır? Kendi oğullarından mı, yoksa yabancılardan mı?” Petrus “Yabancılardan” dedi. İsa da, “Öyleyse, aslında oğullar vergiden muaftır” dedi (Matta 17:24-27). Herhalde Petrus soruların amacını anlamıştı. Bilindiği gibi kralların aileleri vergiden muaftı. Dolayısıyla, mabette tapınılan gökteki Kralın biricik Oğlu olan İsa vergi ödemek zorunda değildi. Dikkat ederseniz İsa Petrus’a doğru cevabı vermek yerine, onun doğru sonuca varmasına ve belki de gelecekte cevap vermeden önce daha dikkatli düşünmesi gerektiğini anlamasına yardım etmek için nazikçe sorular sordu.
Ev sahibinin ilgisini çekecek sorular sorun
10. İyi haberi evden eve duyururken soruları nasıl etkili şekilde kullanabiliriz?
10 Biz nasıl hizmetimizde soruları etkili şekilde kullanabiliriz? İyi haberi evden eve duyururken ilgi uyandırmak için sorular sorabiliriz; bu, mesajımızı paylaşmak için bize bir fırsat yaratabilir. Örneğin eğer yaşlı biri kapıyı açarsa ona saygıyla “Dünyanın çok değiştiğine siz de yaşamınız boyunca tanık oldunuz, değil mi?” diye sorabiliriz. Cevabını dinledikten sonra “Sizce dünyamızı yaşanacak daha iyi bir yer haline getirebilmek için ne gerekli?” diye sorabiliriz (Matta 6:9, 10). Eğer kapıyı küçük çocukları olan bir anne açarsa, ona “Çocuklarınız büyüdüğünde bu dünyanın nasıl bir yer olacağını hiç merak ettiniz mi?” diye sorabiliriz (Mezmur 37:10, 11). Bir eve yaklaşırken çevremizi iyi gözlemlemeye çalışırsak, ev sahibinin ilgisini çekecek bir soru sorabiliriz.
11. Mukaddes Kitap tetkiki idare ederken soruları nasıl etkili şekilde kullanabiliriz?
11 Mukaddes Kitap tetkiki idare ederken soruları nasıl etkili şekilde kullanabiliriz? Dikkatle seçilmiş sorular, inceleme yapan kişinin yüreğindeki duyguları ortaya çıkarmamıza yardım edebilir (Süleyman’ın Meselleri 20:5). Örneğin, Mukaddes Kitap Aslında Ne Öğretiyor?d kitabındaki “Tanrı’yı Memnun Eden Bir Yaşam” bölümünü incelediğimizi varsayalım. Bölümde Tanrı’nın cinsel ahlaksızlık, sarhoşluk ve yalancılık gibi konulardaki görüşü ele alınıyor. Kişinin cevapları, Mukaddes Kitabın ne öğrettiğini anladığını gösterebilir; peki acaba öğrendiklerini kabul ediyor mu? Ona “Tanrı’nın bu gibi konulardaki görüşü size makul geliyor mu?” diye sorabiliriz. Ayrıca “Bu bilgiyi yaşamınızda nasıl uygulayabilirsiniz?” diye de sorabiliriz. Tabii nazik olmamız ve karşımızdakinin onurunu gözetmemiz gerektiğini unutmayalım. Onu mahcup edecek sorular sormayı asla istemeyiz (Süleyman’ın Meselleri 12:18).
Etkili Bir Mantık
12-14. (a) İsa akıl yürütme yeteneğini nasıl kullandı? (b) Ferisiler, gücünün kaynağını Şeytan’a atfettiklerinde İsa nasıl etkili şekilde akıl yürüttü?
12 İsa kusursuz zihniyle, akıl yürütme konusunda ustaydı. Bazen, muhaliflerinin sahte suçlamalarını çürütmek için etkili bir mantık kullandı. Birçok kez de ikna edici biçimde akıl yürüterek takipçilerine değerli dersler verdi. Şimdi birkaç örneğe bakalım.
13 Cinlerin tutsağı olmuş kör ve dilsiz bir adamı iyileştirdikten sonra, İsa, Ferisiler tarafından şöyle suçlandı: “Bu adam cinleri olsa olsa cinler hükümdarı Beelzebub [Şeytan] yardımıyla çıkarıyordur.” Ferisilerin bu sözleri, cinleri çıkarmak için insanüstü bir güç gerektiğini, istemeden de olsa kabul ettiklerini gösteriyor. Ancak İsa’nın gücünün Şeytan’dan kaynaklandığını düşündüler. Bu suçlama hem asılsız hem de mantıksızdı. İsa onların düşünüşündeki yanlışlığı şöyle ortaya serdi: “Kendi içinde bölünmüş olan her krallık yıkılır ve kendi içinde ayrılık olan hiçbir şehir ya da ev ayakta kalamaz. Aynı şekilde, eğer Şeytan Şeytan’ı çıkarıyorsa kendi içinde bölünmüş demektir. O zaman onun krallığı nasıl ayakta kalabilir?” (Matta 12:22-26). İsa bu sözlerle aslında şu düşünceyi ortaya koyuyordu: ‘Eğer ben hem Şeytan’ın hizmetkârı hem de onun işlerini bozan biriysem, demek ki Şeytan kendi çıkarlarına aykırı davranıyor ve ayakta kalmayacak.’ Böylesine ikna edici bir mantığı nasıl çürütebilirlerdi?
14 İsa akıl yürütmeye devam etti. Ferisilerin bazı öğrencilerinin de cinleri çıkardığını bildiğinden, onlara basit ama etkili bir soru sordu: “Eğer ben cinleri Beelzebub yardımıyla çıkarıyorsam, oğullarınız [yani, öğrencileriniz] kimin yardımıyla çıkarıyor?” (Matta 12:27). İsa’nın sözleri bir bakıma ‘Eğer ben cinleri Şeytan’ın gücünü kullanarak çıkarıyorsam demek ki sizin öğrencileriniz de aynı gücü kullanıyor’ anlamına geliyordu. Ferisiler buna karşılık ne diyebilirdi? Kendi öğrencilerinin Şeytan’ın gücüyle cinleri çıkardığını asla kabul etmeyeceklerdi. Böylece İsa, hatalı mantıklarını kullanarak onları kendileri için hiç de hoş olmayan bir sonuca varmaya mecbur bıraktı. İsa’nın onlarla konuşurken nasıl akıl yürüttüğünü sadece okumak bile ne heyecan verici, değil mi? Bir de İsa’yı şahsen dinlemiş olan kalabalığın neler hissetmiş olabileceğini düşünün; İsa’nın varlığı ve ses tonu muhakkak sözlerinin etkisini artırmış olmalıydı.
15-17. İsa, Babası hakkındaki sevinç verici gerçekleri öğretmek için “daha çok” ifadesini kullanarak nasıl akıl yürüttü?
15 İsa Babası hakkındaki teşvik edici ve sevinç verici gerçekleri öğretmek için de ikna edici şekilde akıl yürüttü. Bunu genellikle “daha çok” ifadesini kullanarak kurduğu bir düşünce zinciriyle yaptı. Böylece dinleyicilerinin, bildikleri bir gerçeğe dayanarak çok daha güçlü bir inanca sahip olmalarına yardım etti. Karşılaştırmalara dayanan bu tür bir mantık oldukça etkili olabilir. Şimdi iki örnek inceleyelim.
16 Öğrencileri kendilerine dua etmeyi öğretmesini istediğinde, İsa cevap olarak kusurlu ana babaların çocuklarına “iyi armağanlar” vermeye istekli olduğunu söyledi. Sonra “Sizler kötü olduğunuz halde, çocuklarınıza iyi armağanlar vermesini bilirseniz, gökteki Babamız Kendisinden isteyenlere kutsal ruhu daha çok vermez mi?” dedi (Luka 11:1-13). İsa anlatmak istediği ana fikre bir karşılaştırma yaparak dikkat çekti. Eğer günahkâr ana babalar çocuklarının ihtiyaçlarıyla ilgileniyorsa, her yönden kusursuz ve doğru olan gökteki Babamız, Kendisine alçakgönüllülükle dua eden vefalı hizmetçilerine kutsal ruhu daha çok vermez mi?
17 İsa kaygıyla başa çıkma konusunda hikmetli öğütler verirken de benzer şekilde akıl yürüttü. Şöyle dedi: “Kuzgunlara bakın: Ne ekerler ne biçerler, ne ambarları ne de mahzenleri var; ama Tanrı onları besler. Sizler kuşlardan çok daha değerlisiniz! Zambakların nasıl büyüdüklerine iyi bakın: Onlar ne çalışıp didinir ne de iplik eğirirler . . . . Tanrı bugün var olup yarın fırına atılacak olan kır bitkisini bile böyle giydiriyorsa sizi çok daha iyi giydirmez mi, ey az imanlılar?” (Luka 12:24, 27, 28). Eğer Yehova kuşlara ve çiçeklere özen gösteriyorsa, Kendisine sevgi duyan ve tapınan insanlara çok daha özen gösterecektir. İsa böyle bir mantıkla dinleyicilerinin yüreklerini muhakkak etkilemiş olmalıydı.
18, 19. Göremediği bir Tanrı’ya inanmadığını söyleyen biriyle konuşurken nasıl bir mantık kullanabiliriz?
18 Biz de hizmetimizde sahte inançları çürütmek için sağlam bir mantık kullanmak isteriz. Ayrıca Yehova hakkındaki teşvik edici gerçekleri öğretmek için de ikna edici şekilde akıl yürütmek isteriz (Elçiler 19:8; 28:23, 24). Bunun için karmaşık bir mantık mı kullanmayı öğrenmeliyiz? Tabii ki hayır. İsa’dan, en etkili olanın sade bir biçimde sunulan mantıklı kanıtlar olduğunu öğreniyoruz.
Kişinin yüreğine erişecek şekilde akıl yürütün
19 Örneğin, biri göremediği bir Tanrı’ya inanmadığını söylerse ona ne diyebiliriz? Doğadaki neden-sonuç yasası üzerinde konuşarak onu ikna etmeye çalışabiliriz. Bir sonuç gördüğümüzde, bunun bir nedeni olması gerektiğini fark ederiz. Karşımızdaki kişiye şöyle diyebiliriz: “Eğer ıssız bir yerde olsaydınız ve iyi inşa edilmiş, yiyecek dolu bir evle (sonuç) karşılaşsaydınız, bunu birinin (neden) yaptığını kabul etmez miydiniz? Öyleyse doğadaki inkâr edilemez tasarımı ve yeryüzünün yiyecekle dolu ‘kilerlerini’ (sonuç) gördüğümüzde, Birinin (Neden) bunlardan sorumlu olduğu sonucuna varmak makul olmaz mı? Mukaddes Kitap şöyle bir mantık sunar: ‘Her ev biri tarafından yapılır, fakat her şeyi yapan Tanrı’dır’” (İbraniler 3:4). Elbette biz ne kadar sağlam bir mantık kullanırsak kullanalım, herkes ikna olmayacak (2. Selanikliler 3:2).
20, 21. (a) Yehova’nın niteliklerine ve davranış tarzına dikkat çekmek için, “daha çok” ifadesini kullanarak nasıl akıl yürütebiliriz? (b) Gelecek bölümde hangi konuyu ele alacağız?
20 İster tarla hizmetinde ister cemaatte öğretirken olsun, Yehova’nın niteliklerine ve davranış tarzına dikkat çekmek için “daha çok” ifadesini kullanarak akıl yürütebiliriz. Örneğin, sonsuz cehennem ateşi öğretisinin aslında Yehova’yı aşağıladığını göstermek için şöyle diyebiliriz: “Hangi sevgi dolu baba çocuğunun elini yakarak onu cezalandırır? Cehennem ateşi düşüncesi gökteki sevgi dolu Babamıza bundan çok daha korkunç geliyor olmalı!” (Yeremya 7:31). Bunalımda olan bir iman kardeşimize Yehova’nın onu sevdiğine dair güven vermek için şöyle diyebiliriz: “Eğer Yehova küçücük bir serçeyle bile ilgileniyorsa, yeryüzündeki hizmetçilerinin her biriyle daha çok ilgilenmez mi? Onları daha çok sevmez mi? Sen de onlardan birisin!” (Matta 10:29-31). Bu şekilde akıl yürütmek insanların yüreklerine erişmemize yardım edebilir.
21 İsa’nın öğretim yöntemlerinden sadece üçünü inceledikten sonra, İsa’yı tutuklamayan o görevlilerin “Onun gibi konuşan biri görülmemiştir” derken meseleyi abartmadığını kolayca anlayabiliyoruz. Gelecek bölümde, belki de İsa’nın en iyi bilinen öğretim yöntemini, örnekler kullanmasını ele alacağız.
a Bu görevliler büyük ihtimalle Sanhedrin için çalışıyorlardı ve yüksek kâhinlere karşı sorumluydular.
b Elçiler 20:35’te yer alan bu son söz, yalnızca elçi Pavlus tarafından alıntılanmıştır. O bu sözü birinden (İsa’yı dinlemiş birinden veya diriltilen İsa’dan) duymuş ya da Tanrısal ilhamla almış olabilir.
c Yahudilerden iki drahmilik yıllık mabet vergisini ödemeleri talep ediliyordu; bu, bir işçinin yaklaşık iki günlük ücretiydi. Bir başvuru kitabı şöyle diyor: “Bu vergi özellikle halk adına sunulan günlük yakılan sunu ve tüm kurban masraflarını karşılamak için kullanılırdı.”
d Yehova’nın Şahitlerinin inancını yansıtan bir yayın.
-
-
“Onlarla Örnek Vermeden Konuşmazdı”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
12. BÖLÜM
“Onlarla Örnek Vermeden Konuşmazdı”
1-3. (a) Yolculuklarında İsa’ya eşlik eden öğrenciler hangi eşsiz ayrıcalığı tattı? İsa öğrettiklerini hatırlamalarını nasıl kolaylaştırdı? (b) Etkili örnekleri hatırlamak neden kolaydır?
YOLCULUKLARINDA İsa’ya eşlik eden öğrenciler eşsiz bir ayrıcalığa sahipti. Onlar bizzat Büyük Öğretmenden bilgi alıyorlardı. Kendilerine Tanrı’nın Sözüyle ilgili yaptığı açıklamaları ve öğrettiği heyecan verici hakikatleri işitebiliyorlardı. İsa’nın değerli sözlerini o an için zihinlerinde ve yüreklerinde tutmalıydılar; çünkü o sözlerin yazılı biçimde korunma zamanı henüz gelmemişti.a Ancak İsa öğrettiklerini hatırlamalarını kolaylaştırıyordu. Nasıl? Öğretme yöntemi, özellikle de ustalıkla verdiği örnekler sayesinde.
2 Gerçekten de etkili örnekler kolay kolay unutulmaz. Bir yazarın belirttiği gibi, örnekler “kulağı göze çevirir” ve “dinleyicilerin işittiklerini zihinlerinde canlandırmalarını mümkün kılar.” Genelde bir fikri anlamanın en iyi yolu zihinde resimler oluşturmak olduğundan, örnekler anlaşılması zor düşüncelerin bile daha kolay kavranmasını mümkün kılabilir. Örnekler sözcüklere can verebilir ve öğrendiklerimizin belleğimize iyice yerleşmesini sağlayabilir.
3 Dünyadaki hiçbir öğretmen örnekler kullanmakta İsa Mesih’le boy ölçüşemez. Kullandığı örnekler bugün bile kolayca hatırlanıyor. İsa neden bu öğretim yöntemini sık sık kullandı? Verdiği örnekler neden çok etkiliydi? Biz bu öğretim yöntemini kullanmayı nasıl öğrenebiliriz?
İsa Neden Örneklerle Öğretti?
4, 5. İsa neden örnekler kullandı?
4 Mukaddes Kitap İsa’nın iki önemli nedenle örnekler kullandığını gösterir. Birincisi, bu şekilde bir peygamberlik sözünü gerçekleştirdi. Matta 13:34, 35’te İsa “kalabalığa örneklerle anlattı” diye okuyoruz. “Gerçekten de, onlarla örnek vermeden konuşmazdı. Böylece peygamberin şu sözleri yerine geliyordu: ‘Ağzımı örnekler vererek açacağım, dünyanın kuruluşundan beri saklı kalmış şeyleri açıkça bildireceğim.’” Matta’nın söz ettiği peygamber, Mezmur 78:2’nin yazarıydı. Mezmur yazarı bu sözleri Tanrı’nın ruhunun verdiği ilhamla, İsa’nın doğumundan yüzlerce yıl önce yazmıştı. Bunun ne anlama geldiğini bir düşünelim. Yehova Mesih’in örneklerle öğretmesine yüzlerce yıl önceden karar vermiş. O halde Yehova bu öğretim yöntemine çok değer veriyor olmalı.
5 İkinci olarak, İsa örnekler kullanma amacının ‘yüreği nasır bağlamış olanları’ elemek olduğunu açıkladı (Matta 13:10-15; İşaya 6:9, 10). Onun örnekleri insanların niyetlerini nasıl açığa çıkardı? Bazen İsa’nın sözlerini tam olarak anlayabilmek için, örneklerle ne anlatmak istediğini sormak gerekiyordu. Alçakgönüllü kişiler soru sormaya istekliydi, oysa gururlu ya da ilgisiz olanlar öyle değildi (Matta 13:36; Markos 4:34). Demek ki İsa’nın örnekleri, hakikati, buna aç olanlara açıkladı, gururlu kişilerden ise gizledi.
6. İsa’nın örnekleri hangi yararlı amaçlara hizmet etti?
6 İsa’nın örnekleri başka yararlı amaçlara da hizmet etti. İlgi uyandırarak insanların dinlemesini sağladı. İnsanların zihninde, kavranması kolay tablolar oluşturdu. Bölümün başında belirtildiği gibi, İsa’nın örnekleri, sözlerini onu dinleyenlerin hatırlamasına yardım etti. Matta 5:3’ten 7:27’ye kadar olan kısımda kayıtlı Dağdaki Vaaz, İsa’nın betimlemeleri ne kadar çok kullandığını gösteren çarpıcı bir örnektir. Bir hesaba göre bu vaazda 50’nin üzerinde mecaz bulunuyor. Bunun ne anlama geldiğini anlayabilmek için, bu vaazı yüksek sesle okumanın yaklaşık 20 dakika süreceğini hatırlayın. Buna göre İsa ortalama olarak yaklaşık 20 saniyede bir mecaz kullandı! İsa’nın, insanların zihninde sözcüklerle resimler oluşturmanın yararının farkında olduğu çok açıktır!
7. Neden biz de İsa gibi örnekler kullanmalıyız?
7 Mesih’in takipçileri olarak, örnekler kullanmak da dahil, onun öğretim tarzını örnek almak isteriz. Bir yemeği daha lezzetli hale getiren baharat gibi, etkili örnekler de öğrettiklerimizi daha çekici hale getirebilir. Ayrıca, iyi düşünülmüş betimlemeler önemli hakikatleri kavramayı kolaylaştırabilir. Şimdi İsa’nın kullandığı örnekleri bu kadar etkili kılan etkenlerden bazılarını inceleyelim. Sonra da bu değerli öğretim yöntemini nasıl kullanabileceğimizi göreceğiz.
Basit Karşılaştırmalar
İsa kuşlar ve çiçeklerden söz ederek Tanrı’nın bizimle ilgilendiğini nasıl örnekledi?
8, 9. İsa nasıl basit karşılaştırmalar yaptı? Yaptığı karşılaştırmalar neden bu kadar etkili oldu?
8 İsa öğretirken genelde, yalnızca birkaç sözcükten oluşan basit karşılaştırmalar yaptı. Ancak bu basit sözcükler, dinleyenlerin zihninde canlı resimler oluşturdu ve Tanrı hakkındaki önemli hakikatleri net biçimde öğretti. Örneğin öğrencilerine günlük ihtiyaçları için kaygılanmamalarını söylerken, “gökteki kuşlara” ve “kır zambaklarına” dikkatlerini çekti. Ne kuşlar ekip biçer, ne de zambaklar iplik eğirip kumaş dokur. Fakat Tanrı onlarla ilgilenir. Buradaki ana fikir kolayca anlaşılabilir: Eğer Tanrı kuşlara ve çiçeklere özen gösteriyorsa, ‘Tanrı’nın krallığına yaşamlarında daima ilk yeri veren’ insanlarla da mutlaka ilgilenecektir (Matta 6:26, 28-33).
9 İsa çok daha etkili karşılaştırmalar olan eğretilemelere de (istiare ya da metafor olarak da bilinir) sıkça başvurdu. Eğretileme bir sözün benzetme amacıyla başka bir söz yerine kullanılmasıdır. İsa bu tür karşılaştırmaları yine basit tuttu. Örneğin takipçilerine “Siz dünyanın ışığısınız” dedi. Öğrencileri bu eğretilemenin anlamını net biçimde anlayabilirdi. Yani, onlar sözleri ve davranışlarıyla hakikat ışığını parlatabilirler ve başkalarının da Tanrı’yı yüceltmesine yardım edebilirlerdi (Matta 5:14-16). İsa’nın sözlerindeki eğretilemelerin bazılarına dikkat edin: “Siz yeryüzünün tuzusunuz” ve “Ben asmayım, siz dallarsınız” (Matta 5:13; Yuhanna 15:5). Bu tür mecazlar basit oldukları için çok etkilidir.
10. Öğretirken örnekleri nasıl kullanabilirsiniz?
10 Ya siz öğretirken örneklerden nasıl yararlanabilirsiniz? Uzun, karmaşık öyküler düşünmeniz gerekmez. Sadece basit karşılaştırmalar yapmaya çalışın. Diyelim ki dirilme konusu üzerinde konuşuyorsunuz ve ölüleri diriltmenin Yehova için zor olmadığını örneklemek istiyorsunuz. Aklınıza nasıl bir karşılaştırma geliyor? Mukaddes Kitap ölümden uyku olarak söz ederek bir eğretileme yapar. Dolayısıyla, “Bizim uyuyan birini uyandırmamız ne kadar kolaysa, Tanrı için de ölüleri diriltmek o kadar kolay” diyebilirsiniz (Yuhanna 11:11-14). Ya da çocukların gelişebilmek için sevgi ve şefkate ihtiyacı olduğu konusunda bir örnek vermek istiyorsunuz. Nasıl bir örnek kullanabilirsiniz? Mukaddes Kitap çocukların “zeytin fidanları gibi” olduğunu söyler (Mezmur 128:3). Şöyle diyebilirsiniz: “Nasıl güneş ışığı ve su bir ağaç için çok önemliyse sevgi ve şefkat de çocuk için öyledir.” Yaptığınız karşılaştırma ne kadar basit olursa, dinleyicileriniz anlatmak istediğiniz düşünceyi o kadar kolay anlayacaktır.
Günlük Yaşamdan Örnekler
11. İsa’nın büyük ihtimalle Celile’de büyürken gözlemlediği şeyler örneklerine nasıl yansıdı?
11 İsa insanların günlük yaşamlarıyla ilgili örnekler kullanmakta ustaydı. Örneklerinin çoğu büyük ihtimalle, Celile’de büyürken gözlemlediği yaşam koşullarını yansıtıyordu. Bir an için onun çocukluğunu düşünelim. Annesini sık sık tahıl öğütürken, hamur mayalarken, kandil yakarken ya da ev süpürürken görmüş olmalı (Matta 13:33; 24:41; Luka 15:8). Birçok kez de Celile Gölü’ne ağ atan balıkçıları izlemiş olmalı (Matta 13:47). Muhakkak çarşı meydanlarında oyun oynayan çocukları da defalarca izlemişti (Matta 11:16). İsa, verdiği birçok örnekte değindiği her gün rastlanan şeyleri de –ekilen tohumları, sevinçli düğünleri, güneşte olgunlaşan ekinleri– mutlaka görmüştü (Matta 13:3-8; 25:1-12; Markos 4:26-29).
12, 13. İsa’nın merhametli Samiriyeli meselinde ana noktayı vurgulamak için “Yeruşalim’den Eriha’ya” giden yoldan söz etmesi neden anlamlıdır?
12 İsa örneklerinde dinleyicilerinin iyi bildiği ayrıntılardan söz etti. Örneğin merhametli Samiriyeli meseline şöyle başladı: “Adamın biri Yeruşalim’den Eriha’ya iniyordu. Haydutların eline düştü. Adamı soydular ve dövüp yarı ölü bir halde bırakıp gittiler” (Luka 10:30). İsa ana noktayı vurgulamak için “Yeruşalim’den Eriha’ya” giden yoldan söz etti; bu çok anlamlıydı. Bu meseli anlattığı sırada kendisi Yahudiye’de, Yeruşalim yakınlarındaydı; dolayısıyla onu dinleyenler sözünü ettiği yolu mutlaka biliyordu. O yolun, özellikle de yalnız yolculuk yapan biri için tehlikeli olduğu biliniyordu. Yol kıvrıla kıvrıla ıssız bir bölgeden geçtiğinden, haydutların pusuya yatabileceği birçok yer vardı.
13 İsa “Yeruşalim’den Eriha’ya” giden yolla ilgili başka bilinen ayrıntılara da değindi. Mesele göre, önce bir kâhin sonra da bir Levili o yoldan geçmiş, fakat ikisi de yaralıya yardım etmek için durmamıştı (Luka 10:31, 32). Kâhinler Yeruşalim’deki mabette hizmet ederdi, Levililer de onlara yardım ederdi. Birçok kâhin ve Levili mabette hizmet etmedikleri zamanlarda Eriha’da otururdu; Eriha, Yeruşalim’den sadece 23 kilometre uzaktaydı. Dolayısıyla o yolu kullanırlardı. İsa’nın yolcu için “Yeruşalim’den” gelen yoldan, çıkıyordu demeyip “iniyordu” demesine de dikkat edin. Dinleyicileri için bu ayrıntı anlamlıydı. Yeruşalim Eriha’dan daha yüksekte bulunuyordu. Dolayısıyla “Yeruşalim’den” gelen bir yolcu gerçekten de ‘inmiş’ oluyordu.b İsa kendisini kimlerin dinlediğini aklında tutuyordu; bu çok açıktı.
14. Nasıl dinleyicilerimizi düşünerek örnekler kullanabiliriz?
14 Örnekler kullanırken biz de dinleyicilerimizi düşünmeliyiz. Onların ne tür özellikleri örnek seçimimizi etkileyebilir? Belki yaş, kültür, aile ve meslek gibi etkenler düşünülebilir. Örneğin çiftçilikle ilgili ayrıntılara değinen bir örneği, büyük bir şehirde değil de tarımla uğraşılan yerlerde yaşayanlar daha kolay anlayabilir. Konuştuğumuz kişilerin günlük yaşamları ve faaliyetleri, yani çocukları, evleri, hobileri ve yemekleri de uygun örnekler bulmak için bize fikir verebilir.
Yaratılıştan Örnekler
15. İsa’nın, yaratılışı yakından tanıması neden şaşırtıcı değildir?
15 İsa’nın örneklerinden birçoğu onun bitkiler, hayvanlar ve hava koşulları da dahil, doğa hakkındaki bilgisini gözler önüne seriyordu (Matta 16:2, 3; Luka 12:24, 27). Bu bilgileri nereden öğrenmişti? Celile’de büyürken doğayı izlemek için muhakkak çok fırsatı olmuştu. Daha da önemlisi, İsa “tüm yaratılanların ilki” ve Yehova’nın her şeyi yaratırken kullandığı “yapıcı” idi (Koloseliler 1:15, 16; Süleyman’ın Meselleri 8:30, 31). Dolayısıyla, İsa’nın yaratılışı bu kadar yakından tanıması hiç de şaşırtıcı değildir. Şimdi bu bilgisini nasıl ustaca kullandığına bakalım.
16, 17. (a) İsa’nın koyunların özelliklerini çok iyi bildiğini gösteren nedir? (b) Hangi örnek koyunların çobanlarının sesini gerçekten dinlediğini gösteriyor?
16 İsa’nın kendisini “iyi çoban”, takipçilerini de “koyunlar” olarak adlandırdığını hatırlayın. İsa’nın sözleri, evcil koyunların özelliklerini çok iyi bildiğini gösteriyor. O, çobanla koyunları arasında özel bir bağ olduğunu biliyordu. İnsanlara güvenen bu hayvanların kolayca yönlendirilebildiğini ve çobanlarını sadakatle takip ettiğini görmüştü. Koyunlar neden çobanlarını takip eder? İsa “Çünkü onun sesini tanırlar” demişti (Yuhanna 10:2-4, 11). Koyunlar gerçekten çobanlarının sesini tanır mı?
17 George A. Smith, kitabında kişisel gözlemlerine dayanarak şöyle yazdı: “Öğle molamızı bazen Yahudiye’deki kuyulardan birinin başında geçirirdik. Oraya üç dört çoban sürülerini getirirdi. Sürüler birbirine karışırdı. Her çobanın birbirine karışan koyunların arasından kendi sürüsünü nasıl toplayacağını merak ederdik. Ama hayvanlar suvarıldıktan ve oynadıktan sonra, çobanlar teker teker vadinin değişik bir yönüne doğru yürüyerek kendine özgü bir sesle koyunlarını çağırırdı. Her çobanın koyunları diğer hayvanların arasından ayrılıp onun peşinden gider, böylece sürüler geldikleri düzende oradan ayrılırlardı” (The Historical Geography of the Holy Land). İsa vurgulamak istediği düşünceyi bundan daha iyi bir örnekle anlatamazdı. Eğer onun öğretilerini kabul eder, uygular ve onu izlersek, o zaman “iyi çoban”ın koruması altında oluruz.
18. Yehova’nın yarattığı varlıklar hakkında nereden bilgi bulabiliriz?
18 Biz yaratılıştan örnekler kullanmayı nasıl öğrenebiliriz? Hayvanların belirgin özelliklerinden yararlanarak basit ama etkili karşılaştırmalar yapabiliriz. Yehova’nın yarattığı varlıklar hakkında nereden bilgi bulabiliriz? Mukaddes Kitap çeşitli hayvanlar hakkında zengin bir bilgi kaynağıdır, ayrıca bazen hayvanların özelliklerine değinen mecazlar kullanır. Örneğin bir ceylan ya da kaplan kadar hızlı, yılan gibi temkinli ve güvercin gibi masum olmaktan söz ederc (1. Tarihler 12:8; Habakkuk 1:8; Matta 10:16). Gözcü Kulesi, Uyanış! dergileri ve Yehova’nın Şahitleri tarafından hazırlanan diğer yayınlar da değerli bilgi kaynaklarıdır. Bu yayınlarda, Yehova’nın yarattığı birçok harika eserden yararlanılarak nasıl basit karşılaştırmalar yapıldığını görmek size çok şey öğretebilir.
Bilinen Olaylardan Örnekler
19, 20. (a) İsa yanlış bir inancı çürütmek için güncel bir olayı nasıl etkili şekilde kullandı? (b) Biz yaşanmış olayları ve tecrübeleri öğretim verirken nasıl kullanabiliriz?
19 Yaşanmış olaylardan da etkili örnekler çıkarılabilir. İsa bir defasında, felaketlerin hak eden kişilerin başına geldiği inancının yanlışlığını açığa vurmak için güncel bir olayı kullanmıştı. Şöyle demişti: “Siloam kulesi üzerlerine yıkıldığında ölen on sekiz kişinin, Yeruşalim’de yaşayan diğer tüm insanlardan daha günahkâr olduğunu mu düşünüyorsunuz?” (Luka 13:4). Gerçekten de o 18 kişinin ölme nedeni Tanrı’yı öfkelendiren bir günah işlemeleri değildi. Trajik ölümleri ‘vakit ve tali [beklenmedik olaylar]’ sonucuydu (Vaiz 9:11). Böylece İsa kendisini dinleyenlerin iyi bildiği bir olaya değinerek sahte bir öğretiyi çürütmüş oldu.
20 Ya biz yaşanmış olayları ve tecrübeleri öğretim verirken nasıl kullanabiliriz? İsa’nın hazır bulunuşunun alametiyle ilgili peygamberlik sözünün gerçekleşmesi üzerinde konuştuğunuzu varsayalım (Matta 24:3-14). Bu alamete özgü özelliklerin gerçekleştiğini göstermek için, savaşlar, kıtlıklar ya da depremlerle ilgili güncel haberlere değinebilirsiniz. Ya da diyelim, yeni kişiliği giymenin ne tür değişiklikler gerektirdiğini örneklemek için bir tecrübe kullanmak istiyorsunuz (Efesoslular 4:20-24). Böyle bir tecrübeyi nereden bulabilirsiniz? İman kardeşlerinizin geçmişlerini düşünebilir veya Yehova’nın Şahitlerinin yayınlarında geçen bir tecrübeyi kullanabilirsiniz.
21. Tanrı’nın Sözünü öğreten etkili bir öğretmen olmanın ödülleri nelerdir?
21 Gerçekten de, İsa Usta Öğretmendi! Bu kısımda gördüğümüz gibi yaşamını ‘Tanrı’nın sözünü öğretmeye ve duyurmaya’ adamıştı (Matta 4:23). Biz de yaşamımızı bu işe adadık. Etkili bir öğretmen olmanın harika ödülleri vardır. İnsanlara Tanrı’nın Sözünü öğrettiğimizde onlara bir şeyler vermiş oluruz ve böyle bir özveri bizi mutlu eder (Elçiler 20:35). Bu mutluluk, gerçek ve kalıcı değerde bir şey verdiğimizi, Yehova hakkındaki hakikati bildirdiğimizi bilmekten doğan sevince dayanır. Ayrıca dünyada yaşamış en büyük Öğretmenin, İsa’nın örneğini izlediğimizi bilmekten kaynaklanan doyumu da tadarız.
a İsa’nın yeryüzündeki yaşamını anlatan ilk Tanrı ilhamı kayıt, muhtemelen İsa’nın ölümünden yaklaşık sekiz yıl sonra kaleme alınan Matta İncilidir.
b İsa kâhin ve Levilinin “Yeruşalim’den” geldiğini de söyledi; demek ki onlar mabetten geliyorlardı. Dolayısıyla hiç kimse, ‘Adam ölmüş gibi görünüyordu, bu yüzden ondan uzak durdular, yoksa mabette bir süre hizmet edemezlerdi’ diyerek onların duyarsızlığına mazeret bulamazdı (Levililer 21:1, 2; Sayılar 19:16).
c Hayvanların başka hangi özelliklerinin, Mukaddes Kitaptaki mecazlarda kullanıldığına dair daha kapsamlı bir liste için, Yehova’nın Şahitleri tarafından yayımlanan Insight on the Scriptures kitabının 1. cildinin 268, 270 ve 271. sayfalarına bakın.
-
-
“Dünya Babamı Sevdiğimi Bilsin”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
13. BÖLÜM
“Dünya Babamı Sevdiğimi Bilsin”
1, 2. Yuhanna, elçilerin İsa’yla beraber geçirdiği son akşam hakkında ne açıkladı?
YAŞLI bir adam divitini mürekkebe batırıyor. Zihni hatıralarla dolu bu adamın ismi Yuhanna. Kendisi İsa Mesih’in hayattaki son elçisi. O sırada yaklaşık 100 yaşında olan Yuhanna, 70 yıl kadar önce diğer elçilerle beraber yaşadığı o unutulmaz akşamı düşünüyor; bu, İsa’yla ölümünden önce geçirdikleri son akşamdı. Tanrı’nın kutsal ruhu sayesinde Yuhanna olanları hatırlayabiliyor ve ayrıntılı bir şekilde kağıda dökebiliyor.
2 O gece İsa, yakında öldürüleceğini açıklamıştı. İsa’nın korkunç bir şekilde öldürüleceğini söylemesinin nedenini yalnız Yuhanna açıklar. Şöyle der: “Dünya Babamı sevdiğimi bilsin diye, her şeyi Babamın bana emrettiği gibi yapıyorum. Şimdi kalkın, buradan gidelim” (Yuhanna 14:31).
3. İsa Babasını sevdiğini nasıl gösterdi?
3 “Dünya babamı sevdiğimi bilsin.” İsa için başka hiçbir şey Babasını sevmekten daha önemli değildi. İsa bu ifadeyi devamlı tekrarlamadı. Hatta Yuhanna 14:31, Mukaddes Kitapta İsa’nın Babasına sevgisini bu kadar doğrudan ifade ettiğini gördüğümüz tek yerdir. Fakat İsa o sözlerin doğruluğunu yaşam tarzıyla gösterdi. Babasına sevgisi, yaşamında her gün görülüyordu. Cesareti, itaati ve tahammülü hep Tanrı’ya sevgisinin kanıtıydı. Hizmetinde yaptığı her şeyin arkasında Babasına sevgisi vardı.
4, 5. Mukaddes Kitap ne tür bir sevgi üzerinde durur? İsa’nın Yehova’ya sevgisi hakkında ne denebilir?
4 Bugün bazıları, sevgi gösterenlerin zayıf insanlar olduğunu düşünebilir. Sevgi deyince akıllarına aşk şiirleri, aşk şarkıları, hatta bazen romantik sevgiyle bağdaştırılan uçarılık bile gelebilir. Mukaddes Kitap da romantik sevgiye yer verir; tabii bunu şu an yaygın olandan daha saygın bir tarzda yapar (Süleyman’ın Meselleri 5:15-21). Ancak Tanrı’nın Sözü başka bir sevgi türü üzerinde çok daha fazla durur. Bu sevgi, bir tutku veya hevesten ibaret olmadığı gibi, soğuk ve felsefi de değildir. Hem yüreği hem de zihni etkiler. Böyle bir sevgi içten gelir, temelinde yüce ilkeler vardır ve yapıcı davranışlarla sergilenir. Asla gelip geçici değildir. Tanrı’nın Sözü “Sevgi asla tükenmez” der (1. Korintoslular 13:8).
5 Dünyadaki tüm insanlar içinde Yehova’yı en çok seven kişi İsa’ydı. O, “Tanrın Yehova’yı bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün zihninle ve bütün kuvvetinle seveceksin” emrinin Tanrı’nın tüm emirleri içinde en büyüğü olduğunu söylemişti; bu sözleri uygulamakta hiç kimse onunla boy ölçüşemezdi (Markos 12:30). Acaba İsa böyle bir sevgiyi nasıl geliştirmişti? Yeryüzünde bulunduğu süre boyunca Tanrı’ya sevgisini nasıl güçlü tuttu? Biz onu nasıl örnek alabiliriz?
En Eski ve En Güçlü Sevgi Bağı
6, 7. Süleyman’ın Meselleri 8:22-31’de yalnızca hikmet niteliğinden değil, Tanrı’nın Oğlundan söz edildiğini nereden biliyoruz?
6 Hiç bir arkadaşınızla beraber bir iş üzerinde çalışıp, sonunda onunla daha iyi ve daha yakın arkadaş oldunuz mu? Bu hoş deneyim Yehova ile biricik Oğlu arasında gelişen sevgiyi anlamanıza yardım edebilir. Süleyman’ın Meselleri 8:30’a daha önce sıkça değinmiştik, fakat bu kez ayeti bağlamıyla beraber inceleyelim. 22 ila 31. ayetlerde, kişileşmiş hikmetin Tanrı ilhamı sözlerle tanımlandığını görürüz. Bu sözlerin Tanrı’nın Oğluna atfettiğini nereden biliyoruz?
7 Hikmet 22. ayette şöyle diyor: “RAB, yolunun başlangıcında, kadim işlerinden evel beni teşkil etti [var etti].” Burada hikmetten başka bir şey söz konusu olmalı, çünkü bu nitelik hiçbir zaman var edilmedi. Yehova her zaman var olduğundan ve her zaman hikmetli olduğundan hikmetin başlangıcı yoktur (Mezmur 90:2). Ancak Tanrı’nın Oğlu “tüm yaratılanların ilkidir.” O var edildi, yani yaratıldı; Yehova’nın ilk eseriydi (Koloseliler 1:15). Süleyman’ın Meselleri kitabında anlatıldığı gibi, Tanrı’nın Oğlu gök ve yer yaratılmadan önce vardı. Söz, yani Tanrı’nın Sözcüsü olarak Yehova’nın hikmetinin kusursuz temsilcisiydi (Yuhanna 1:1).
8. Tanrı’nın Oğlu, insan olarak yeryüzüne gelmeden önce ne yapıyordu? Yaratılışa hayranlık duyduğumuzda neler düşünebiliriz?
8 Tanrı’nın Oğlu var oluşundan yeryüzüne gelişine dek geçen bütün o çağlar boyunca ne yapıyordu? 30. ayet bize onun usta “yapıcı” olarak Tanrı’nın yanında çalıştığını söyler. Bu ne anlama gelir? Koloseliler 1:16 şöyle açıklar: “Göklerde ve yeryüzünde var olan . . . . her şey . . . . onun aracılığıyla yaratıldı. Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratıldı.” Öyleyse Yaratıcı Yehova, gökteki ruhi varlıklardan uçsuz bucaksız fiziksel evrene, inanılmaz çeşitlilikteki bitki ve hayvan yaşamıyla yeryüzüne ve yeryüzündeki yaratılışın doruğu olan insana kadar, tüm diğer varlıkları yaratmak için Ustasını, yani Oğlunu kullandı. Baba ile Oğul arasındaki bu işbirliğini bazı yönlerden bir mimar ile onun dahice tasarımlarını gerçekleştirmekte uzman bir müteahhitin beraber çalışmasına benzetebiliriz. Yaratılışın herhangi bir yönüne hayran kalıp bunu dile getirdiğimizde aslında Büyük Mimarı yüceltmiş oluruz (Mezmur 19:1). Bununla birlikte, Yaratıcı ile ‘ustası’ arasındaki uzun süreli mutlu işbirliğini de hatırlayabiliriz.
9, 10. (a) Yehova ile Oğlu arasındaki bağ nasıl güçlendi? (b) Sizin gökteki Babanızla aranızdaki bağı ne güçlendirebilir?
9 İki kusurlu insan birlikte çalıştığında, bazen geçinmeleri zor olur. Fakat Yehova ile Oğlunun durumu kesinlikle böyle değildir! Tanrı’nın Oğlu çağlar boyunca Babasıyla beraber çalıştı ve “her vakit onun önünde sevinirdi” (Süleyman’ın Meselleri 8:30). Evet, o Babasıyla beraber olmaktan zevk alıyordu ve Babası da aynı şeyleri hissediyordu. Doğal olarak Oğul Babasının niteliklerini örnek almayı öğrendi ve gitgide Babasına benzedi. Öyleyse Baba ile Oğlu arasındaki bağın çok güçlü olması şaşırtıcı değildi. Haklı olarak bu, evrendeki en eski ve en güçlü sevgi bağı olarak adlandırılabilir.
10 Peki bu bizim için ne anlama gelebilir? Belki Yehova ile aranızda böyle bir bağı hiç geliştiremeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Kabul etmeliyiz ki hiçbirimiz Tanrı’nın Oğlunun bulunduğu yüksek konumda değiliz. Ancak çok özel bir fırsatımız var. Babasıyla birlikte çalışmanın İsa’yı O’na daha da yaklaştırdığını unutmayalım. Yehova sevgiyle bize de Kendi “iş arkadaşları” olma fırsatını sunuyor (1. Korintoslular 3:9). Hizmette İsa’nın örneğini izlerken, Tanrı’nın iş arkadaşları olduğumuzu hep aklımızda tutmalıyız. Böylece, bizi Yehova’ya bağlayan sevgi bağı gittikçe güçlenir. Bundan daha büyük bir ayrıcalık olabilir mi?
İsa Yehova’ya Sevgisini Nasıl Güçlü Tuttu?
11-13. (a) Sevgiyi bir canlı gibi düşünmek neden yararlıdır? İsa küçükken Yehova’ya sevgisini nasıl güçlü tuttu? (b) Tanrı’nın Oğlu yeryüzüne gelmeden önce ve yeryüzündeyken, Yehova’dan bilgi almaya önem verdiğini nasıl gösterdi?
11 Yüreğimizdeki sevgiyi bir canlı gibi düşünmek pek çok açıdan yararlı olur. Yetiştirdiğiniz güzel bir bitki gibi sevgi de büyüyüp gelişmesi için beslenmeli ve bakılmalıdır. İhmal edildiğinde, besinden yoksun kaldığında solar ve ölür. İsa Yehova’ya sevgisini hafife almadı. Yeryüzünde bulunduğu süre boyunca onu güçlü tuttu ve geliştirdi. Bunu nasıl yaptığına bakalım.
12 İsa’nın küçükken Yeruşalim’deki mabette cesurca konuştuğu olayı tekrar hatırlayın. Endişeli ana babasına “Beni aramanıza ne gerek vardı? Babamın evinde olacağımı bilmiyor muydunuz?” demişti (Luka 2:49). O sırada küçük bir çocuk olan İsa, belli ki insan öncesi yaşamına dair henüz hiçbir şey hatırlamıyordu. Yine de Babası Yehova’yı çok seviyordu. Böyle bir sevginin doğal olarak O’na tapınarak ifade edildiğini biliyordu. Dolayısıyla İsa için dünyada Babasının kutsal mabedinden daha çekici bir yer yoktu. Orada olmaktan büyük zevk alıyor ve ayrılmayı hiç istemiyordu. Üstelik pasif bir gözlemci değildi. Yehova hakkında bilgi almaya ve bildiklerini paylaşmaya can atıyordu. Bu duyguları 12 yaşından çok önce ortaya çıkmış ve daha sonra da sürmüştü.
13 Bu Oğul, insan olarak yeryüzüne gelmeden önce Babasından hevesle bilgi almıştı. İşaya 50:4-6’da kayıtlı peygamberlik sözleri, Yehova’nın, Oğluna Mesih olarak üstleneceği rol hakkında özel bir eğitim verdiğini gösteriyor. O eğitimin kapsamına Yehova’nın özel bir konuma tayin ettiği Kişi olarak yaşayacağı zorluklardan bazıları hakkında bilgi almak da giriyordu; buna rağmen Oğul hevesle bilgi aldı. Daha sonra yeryüzüne gelip bir yetişkin olduğunda, Babasının evine gitme, Yehova’nın o evde verilmesini istediği eğitime ve tapınmaya katılma arzusu sürdü. Mukaddes Kitap, İsa’nın mabede ve havraya düzenli olarak gittiğini belirtir (Luka 4:16; 19:47). Eğer Yehova’ya sevgimizi canlı tutmak ve geliştirmek istiyorsak, O’na tapındığımız, O’nun hakkındaki bilgimizi ve takdirimizi derinleştirdiğimiz ibadetlerimize gayretle katılmalıyız.
“Dua etmek için tek başına dağa çıktı”
14, 15. (a) İsa neden bazen yalnız kalmak istedi? (b) İsa’nın Babasına duaları nasıl samimiyet ve saygı yansıttı?
14 Düzenli olarak dua etmek de İsa’nın Yehova’ya sevgisini güçlü tuttu. Sıcak ve sosyal biri olsa da, onun yalnız kalmaya önem verdiğini görmek ilginçtir. Örneğin Luka 5:16 “Issız yerlere çekilip dua etmeyi sürdürüyordu” der. Benzer şekilde Matta 14:23’te de şöyle okuyoruz: “Sonunda, kalabalığı oradan gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Geç saatlere kadar orada yalnız kaldı.” İsa bir münzevi olduğu için ya da başkalarıyla birlikte olmaktan hoşlanmadığı için değil, Yehova’yla baş başa kalmak, duada Babasıyla rahatça konuşmak istediği için bu ve diğer olaylarda yalnız kalmak istedi.
15 İsa dua ettiğinde bazen “Abba, Baba” ifadesini kullanırdı (Markos 14:36). Onun zamanında “Abba”, aile içinde babaya hitap ederken kullanılan çok sıcak bir sözcüktü. Bu, çocukların öğrendiği ilk sözcüklerden biriydi; ancak saygılı bir ifadeydi. Bu sözcük sevgili Babasıyla konuşan Oğlun hem samimiyetini ortaya koyuyor hem de Yehova’nın baba olarak otoritesine derin bir saygı yansıtıyordu. İsa’nın Mukaddes Kitapta kayıtlı tüm dualarında bu samimiyet ve saygıyı görürüz. Örneğin Yuhanna kitabının 17. bölümünde İsa’nın son gecesinde yaptığı uzun ve içten dua kayıtlıdır. O duayı incelemek bizi gerçekten etkiler ve bu örneğe uygun olarak dua etmemiz çok önemlidir; tabii bunu İsa’nın sözlerini tekrarlayarak değil, gökteki Babamızla elimizden geldiğince sık, yürekten konuşmak için yollar bularak yapmalıyız. Bunu yapmak O’na sevgimizi canlı ve güçlü tutacak.
16, 17. (a) İsa Babasına sevgisini nasıl ifade etti? (b) İsa Babasının cömertliğini hangi örnekle betimledi?
16 Daha önce belirttiğimiz gibi, İsa Babasını sevdiğini sürekli tekrarlamadı. Ancak Babasına sevgisi birçok kez sözlerinden anlaşıldı. Nasıl? Şöyle dedi: “Ey Baba, göklerin ve yerin Rabbi, herkesin önünde Seni yüceltirim” (Matta 11:25). Bu kitabın 2. Kısmını incelerken, İsa’nın Babasını yüceltmeyi sevdiğini, bunu insanların O’nu tanımasına yardım ederek yaptığını görmüştük. Örneğin Yehova’yı, dik başlı oğlunu bağışlamaya can atan bir babaya benzetti. Bu baba oğlunu bağışlamaya öyle istekliydi ki, pişman olan genç adamın dönüşünü beklemiş, onu uzaktan görmüş, koşup karşılamış ve kucaklamıştı (Luka 15:20). Kim bu kısmı okuyup da İsa’nın, Yehova’nın sevgisi ve bağışlayıcılığıyla ilgili betimlemesinden etkilenmez?
17 İsa Babasını sık sık cömertliğinden dolayı yüceltti. İhtiyacımız olduğunda Babamızın bize kutsal ruhu vereceğinden ne kadar emin olabileceğimizi göstermek için kusurlu ana babaları örnek verdi (Luka 11:13). Ayrıca, Babasının cömertçe sunduğu ümitten de söz etti. Kendi ümidinden, gökte Babasının yanındaki yerine dönme ümidinden özlemle bahsetti (Yuhanna 14:28; 17:5). Takipçilerine Yehova’nın, Mesih’in “küçük sürü”süne sunduğu ümidi, yani gökte yaşama ve Mesih’in yönetiminde yer alma ümidini anlattı (Luka 12:32; Yuhanna 14:2). Ayrıca, ölmek üzere olan bir suçluyu Cennette yaşama ümidiyle teselli etti (Luka 23:43). Babasının bu yollarla gösterdiği büyük cömertliğinden söz etmek muhakkak O’na sevgisini güçlü tutmasına yardım etti. Mesih’in takipçilerinden birçoğu da, Yehova’ya sevgilerini ve imanlarını en çok güçlendiren şeyin, O’nun hakkında ve Kendisini sevenlere verdiği ümit hakkında konuşmak olduğunu görüyorlar.
İsa’nın Yehova’ya Sevgisini Örnek Alacak mısınız?
18. İsa’yı takip etmemiz gereken en önemli alan hangisidir, neden?
18 İsa’yı takip etmemiz gereken alanların en önemlisi şudur: Yehova’yı bütün yüreğimiz, canımız, zihnimiz ve kuvvetimizle sevmeliyiz (Luka 10:27). Böyle bir sevginin ölçüsü yalnızca yoğun duygular değildir; sevgimizi davranışlarımızla ne ölçüde gösterdiğimizi de düşünmeliyiz. İsa yalnızca Babasına sevgi hissetmekle ya da Babasını sevdiğini söylemekle yetinmedi. “Dünya Babamı sevdiğimi bilsin diye, her şeyi Babamın bana emrettiği gibi yapıyorum” dedi (Yuhanna 14:31). Şeytan hiçbir insanın Yehova’ya çıkarsız bir sevgiyle hizmet etmeyeceğini iddia etmişti (Eyub 2:4, 5). Şeytan’ın bu çirkin iftirasına en iyi cevabı vermek için İsa cesurca harekete geçti ve bütün dünyaya Babasını ne kadar sevdiğini gösterdi. O’na öyle itaatliydi ki, yaşamından bile vazgeçti. Siz İsa’yı takip edecek misiniz? Bütün dünyaya Yehova Tanrı’yı gerçekten sevdiğinizi gösterecek misiniz?
19, 20. (a) Hangi önemli nedenlerle ibadetlere düzenli olarak katılmak istiyoruz? (b) Kişisel inceleme, derin düşünme ve duaya ne gözle bakabiliriz?
19 Ruhen sağlıklı kalmak için, Yehova’yı böyle sevmeye gerçekten ihtiyacımız var. Bu nedenle Yehova bizim için, O’na sevgimizi besleyip güçlendirecek bir tapınma şekli düzenledi. İbadetlere katıldığınızda, orada Tanrınıza tapınmak için bulunduğunuzu hatırlamaya çalışın. Bu tapınmanın kapsamına içten dualara katılmak, Yehova’yı yücelten ilahiler söylemek, dikkatle dinlemek ve mümkün olduğunda programa katılmak girer. Ayrıca bu ibadetler size iman kardeşlerinizi teşvik etme fırsatı verir (İbraniler 10:24, 25). İbadetlerde Yehova’ya düzenli olarak tapınmak O’na duyduğunuz sevgiyi daha da güçlendirmenize yardım edecek.
20 Aynı şey kişisel inceleme, derin düşünme ve dua için de geçerlidir. Bunları Yehova’yla baş başa kalma yolları olarak görün. Tanrı’nın yazılı Sözünü incelediğinizde ve üzerinde derin düşündüğünüzde, Yehova Kendi düşüncelerini size aktarır. Dua ettiğinizde de siz yüreğinizi O’na açarsınız. Duanın sadece Tanrı’dan istekte bulunmak olmadığını unutmayın. Dua, aldığınız nimetler için Yehova’ya teşekkür etmek ve harika işleri için O’nu yüceltmek için de bir fırsattır (Mezmur 146:1). Bundan başka, Yehova’yı herkesin önünde sevinçle ve coşkuyla yüceltmek, O’na teşekkür etmenin ve O’nu sevdiğinizi göstermenin en iyi yoludur.
21. Yehova sevgisi ne kadar önemlidir? Sonraki bölümlerde hangi konuyu inceleyeceğiz?
21 Sonsuz mutluluğunuzun anahtarı Tanrı sevgisidir. Âdem ve Havva’nın başarılı olabilmek için ihtiyacı olan –ve geliştirmedikleri– tek şey buydu. Her tür iman sınavında başarılı olmak, her tür ayartmayı reddetmek ve her tür sınava tahammül edebilmek için sizin de ihtiyacınız olan en önemli şey budur. Tanrı sevgisi, İsa’nın takipçisi olmanın özüdür. Tabii Tanrı sevgisi diğer insanları sevmekle de bağlantılıdır (1. Yuhanna 4:20). Sonraki bölümlerde İsa’nın insanlara sevgisini nasıl gösterdiğini inceleyeceğiz. Gelecek bölümde neden birçok kişinin İsa’ya çekinmeden yaklaşabildiğini ele alacağız.
-
-
“Yanına Büyük Bir Kalabalık Geldi”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
14. BÖLÜM
“Yanına Büyük Bir Kalabalık Geldi”
“Bırakın çocuklar yanıma gelsinler”
1-3. Ana babalar çocuklarını İsa’ya getirdiğinde ne oldu? Bu olay İsa hakkında ne gösteriyor?
İSA, yeryüzündeki yaşamının çok yakında sona ereceğini biliyordu. Yalnızca birkaç haftası kalmıştı ve yapacak daha çok işi vardı! Elçileriyle birlikte Ürdün Irmağı’nın doğusundaki Perea bölgesinde iyi haberi duyuruyordu. Sonra Perea’dan ayrılıp, iyi haberi duyurarak güneye, Yeruşalim’e doğru yola çıktılar. İsa orada Fıshı son kez kutlayacaktı ve bu en önemli Fısıhtı.
2 İsa bazı din adamlarıyla ciddi bir konuşma yaptıktan sonra kalabalığın içinde bir huzursuzluk oldu. İnsanlar onu görmeye çocuklarını getiriyorlardı. Bu çocukların farklı yaşlarda olduğu anlaşılıyor. Çünkü onlardan söz ederken, Markos daha önce 12 yaşında bir çocuğu anlatırken kullandığı sözcüğü, Luka ise bebeklere de atfeden bir sözcüğü kullanır (Markos 5:41, 42; 10:13; Luka 18:15). Tabii çocukların bulunduğu her yerde genelde biraz gürültü ve hareketlilik olur. İsa’nın öğrencileri, belki de Efendilerinin çocuklarla ilgilenemeyecek kadar meşgul olduğunu düşünerek ana babaları azarladılar. Ya İsa ne yaptı?
3 Olan biteni görünce kızdı. Peki kime? Çocuklara mı? Yoksa ana babalara mı? Hayır, kendi öğrencilerine! Şöyle dedi: “Bırakın çocuklar yanıma gelsinler, onlara engel olmayın; Tanrı’nın krallığı böylelerinindir. Şuna emin olun, Tanrı’nın krallığını küçük bir çocuk gibi kabul etmeyen ona asla erişemeyecektir.” Sonra İsa çocukları “kucakladı” ve onlar için hayırdua etti (Markos 10:13-16). Markos’un burada kullandığı dil, İsa’nın onları bağrına bastığı fikrini veriyor. İsa’nın çocukları çok sevdiği belliydi. Ancak buradan onun hakkında başka bir şey daha öğreniyoruz: O, insanların rahatça yaklaşabildiği biriydi.
4, 5. (a) İnsanların İsa’ya çekinmeden yaklaşabildiğini nereden biliyoruz? (b) Bu bölümde hangi soruları ele alacağız?
4 Eğer İsa sert, soğuk ya da gururlu biri olsaydı, herhalde ne çocuklar onun yanına gitmek isterdi, ne de ana babalar ona çekinmeden yaklaşabilirdi. Bu sahneyi zihninizde canlandırdığınızda, bu nazik adam çocuklarına şefkat gösterirken, onlar için hayırdua ederken, Tanrı’nın onlara değer verdiğini ve sevdiğini söylerken, mutlulukla gülümseyen ana babaları gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? İsa sorumlulukların en ağırını taşıdığı halde, hâlâ insanların en rahat yaklaşabildiği kişiydi.
5 Başka kimler İsa’ya çekinmeden yaklaştı? İsa’ya bu kadar rahat yaklaşılmasını sağlayan neydi? Bu konuda İsa gibi olmayı nasıl öğrenebiliriz? Görelim.
Kimler İsa’ya Çekinmeden Yaklaştı?
6-8. İsa genelde kimlerle beraberdi? İsa’nın onlara karşı tutumu ile din adamlarınınki arasında nasıl bir fark vardı?
6 İncil kayıtlarında, çok sayıda insanın çekinmeden İsa’nın yanına geldiğini okumak sizi oldukça şaşırtabilir. Örneğin, genelde onun yanında “büyük bir kalabalık” olduğunu görürüz. “Ürdün Irmağının karşı yakasından büyük kalabalıklar onu izlemeye başladı.” “Etrafına büyük bir kalabalık toplandı.” “Yanına büyük bir kalabalık geldi.” “Büyük bir kalabalık da onunla gidiyordu” (Matta 4:25; 13:2; 15:30; Luka 14:25). Evet, çoğu zaman İsa’nın çevresinde çok sayıda insan vardı.
7 Genelde bu kişiler, din adamlarının “memleket halkı” diyerek aşağıladığı sıradan insanlardı. Ferisiler ve kâhinler açıkça ‘Kanunu bilmeyen bu halk lanetlidir’ diyordu (Yuhanna 7:49). Daha sonraki döneme ait haham metinleri de onların bu tutuma sahip olduğunu doğruladı. Birçok din adamı bu insanları hor görüyor, onlardan alışveriş yapmıyor, onlarla yemek yemiyor ve görüşmüyordu. Hatta bazıları sözlü yasayı bilmeyen böyle kimseler için dirilme ümidi olmadığını söylüyordu! Hor görülen birçok kişi, önderlerden yardım ya da rehberlik istemek yerine onlardan uzak durmuş olmalıydı. Fakat İsa farklıydı.
8 İsa halkla iç içeydi. Onlarla beraber yemek yiyor, onları iyileştiriyor, onlara bilgi ve ümit veriyordu. Elbette İsa gerçekçiydi, çoğunluğun Yehova’ya hizmet etme fırsatını reddedeceğinin farkındaydı (Matta 7:13, 14). Ancak her bireyden ümitliydi ve birçok kişide doğru olanı yapma potansiyeli gördü. Katı yürekli kâhin ve Ferisilerle arasında dağlar kadar fark vardı! Ancak şaşırtıcı olan, kâhin ve Ferisiler bile İsa’ya geldi, içlerinden bazıları davranış tarzlarını değiştirdi ve onu takip etti (Elçiler 6:7; 15:5). Bazı zengin ve yetkili kişiler de İsa’ya çekinmeden geldiler (Markos 10:17, 22).
9. Kadınlar İsa’nın yanına gelmekten neden çekinmedi?
9 Kadınlar da İsa’nın yanına gelmekten çekinmedi. Onlar din adamlarının aşağılamalarını sık sık hissetmiş olmalıydılar. Kadınlara öğretim vermeyi değersiz bir iş olarak görürlerdi. Davalarda kadınların tanıklık yapmasına izin verilmezdi; onların güvenilmez şahitler olduğu düşünülürdü. Hatta hahamların kadın olmadıkları için Tanrı’ya şükrettiği bir duası vardı! Ancak kadınlar İsa’nın kendilerini hor görmediğini fark ettiler. Öğrenmeye istekli birçok kadın onun yanına geldi. Örneğin Lazar’ın ablası Marta telaş içinde kendini yemek hazırlamaya kaptırmışken, diğer ablası Meryem, Efendimizin ayakları dibine oturmuş, pürdikkat İsa’yı dinliyordu. İsa önceliklerini doğru şekilde belirlediği için onu övdü (Luka 10:39-42).
10. İsa hastalara davranış tarzıyla din adamlarından nasıl farklıydı?
10 Hastalar da akın akın İsa’ya geldi; oysa din adamları tarafından genelde dışlanırlardı. Musa Kanununda sağlık açısından cüzamlıların karantinada tutulması emrediliyordu, fakat onlara kaba davranmanın hiçbir dayanağı yoktu (Levililer 13. bölüm). Ancak daha sonra hahamların koyduğu kurallarda, cüzamlıların dışkı kadar iğrenç olduğu söylenmişti. Bazı din adamları cüzamlıları uzakta tutmak için onlara taş atacak kadar ileri gitti! Böyle davranışlara maruz kalmış kişilerin öğretmen konumundaki birinin yanına gelme cesareti gösterebilmesi çok zor olmalıydı; fakat cüzamlılar bunu yaptı ve İsa’nın yanına geldiler. Onlardan biri imanını şöyle dile getirdi: “Efendim, sen beni temizleyebilirsin, yeter ki iste” (Luka 5:12). İsa’nın ona verdiği karşılığı gelecek bölümde inceleyeceğiz. Fakat şimdilik, bunun İsa’nın rahat yaklaşılan biri olduğunu gösteren en etkili kanıt olduğunu söyleyelim.
11. Hangi örnekler suçluluk duygusu altında ezilen insanların çekinmeden İsa’nın yanına geldiğini gösteriyor? Bu neden önemlidir?
11 Suçluluk duygusu altında ezilenler de çekinmeden İsa’nın yanına geldi. Örneğin, İsa bir Ferisinin evinde yemek yediği sırada olanları düşünelim. Günahkâr olduğu bilinen bir kadın oraya gelip İsa’nın ayağına kapandı ve günahı yüzünden ağladı. Onun ayaklarını gözyaşlarıyla yıkayıp saçlarıyla kuruladı. Evin sahibi tiksintiyle irkilip bu kadının yanına gelmesine izin veren İsa’yı içten içe sert bir şekilde yargılarken, İsa samimi tövbesi nedeniyle kadını nazikçe övdü ve Yehova’nın onu bağışladığını söyledi (Luka 7:36-50). Bugün, suçluluk duygusu altında ezilen insanların, Tanrı’yla ilişkilerini düzeltmelerine yardım edebilecek kişilere çekinmeden yaklaşmaya her zamankinden daha çok ihtiyaçları var! İnsanların İsa’ya bu kadar rahat yaklaşmasını sağlayan neydi?
İsa’ya Bu Kadar Rahat Yaklaşmalarının Sebebi Neydi?
12. İnsanların çekinmeden İsa’nın yanına gelebilmesi neden şaşırtıcı değildi?
12 İsa’nın gökteki sevgili Babasını kusursuz şekilde yansıttığını unutmayın (Yuhanna 14:9). Mukaddes Kitap bize Yehova’nın ‘hiçbirimizden uzak olmadığını’ hatırlatıyor (Elçiler 17:27). “Duayı işiten” Yehova, sadık hizmetçilerine ve O’nu bulmayı, O’na hizmet etmeyi tüm samimiyetiyle isteyen herkese her zaman yakındır (Mezmur 65:2). Bir düşünün! Evrendeki en güçlü ve en önemli Kişi, aynı zamanda en rahat yaklaşabileceğimiz Kişidir! Babası gibi İsa da insanları seviyor. Sonraki bölümlerde İsa’nın derin sevgisini ele alacağız. Bununla birlikte, insanların çekinmeden İsa’nın yanına gelebilmesinin nedeni büyük ölçüde ondaki insan sevgisinin çok belirgin şekilde görülmesiydi. Şimdi İsa’nın bu sevgisini gösteren davranışlarından bazılarını ele alalım.
13. Ana babalar İsa’yı nasıl örnek alabilir?
13 İnsanlar İsa’nın kendileriyle özel olarak ilgilendiğini kolayca hissetti. İsa baskı altında olduğu zamanlarda birden ilgisiz bir insana dönüşmedi. Daha önce gördüğümüz gibi, ana babalar çocuklarını ona getirdiklerinde, İsa meşgul olduğu ve ağır sorumluluklar taşıdığı halde sıcak davranmaya devam etti. Ana babalara ne güzel bir örnek! Günümüz dünyasında çocuk yetiştirmek çok zordur. Ancak çocukların ana babalarını rahatça yaklaşabilecekleri kişiler olarak görmeleri son derece önemlidir. Eğer bir anne veya babaysanız, çocuğunuza ihtiyacı olan ilgiyi gösteremeyecek kadar meşgul olduğunuz zamanlar oluyordur. Yine de, mümkün olur olmaz ona zaman ayıracağınızı söyleyemez misiniz? Sözünüzü tuttuğunuzda, çocuğunuz sabretmeye değdiğini görecek. Ayrıca bir sorunu veya kaygısı olduğunda her zaman size gelebileceğini de öğrenecek.
14-16. (a) Hangi koşullar İsa’nın ilk mucizesini yapmasına yol açtı? Bu neden olağanüstü bir şeydi? (b) İsa’nın Kana’daki mucizesi onun hakkında ne gösterir? Ana babalar bundan hangi dersi alabilir?
14 İsa insanlara onların sorunlarını önemsediğini gösterdi. Örneğin İsa’nın ilk mucizesini düşünün. Celile’nin Kana kasabasında bir düğüne katılmıştı. Düğün sahibini mahcup edecek bir sorun çıktı: İkram edilen şarap bitmişti! Annesi Meryem, durumu İsa’ya bildirdi. Peki o ne yaptı? Hizmetçilere altı taş küpü suyla doldurmalarını söyledi. Sonra içinden biraz alıp ziyafet reisine götürdüklerinde küplerin kaliteli bir şarapla dolu olduğunu gördüler! Bu bir hile veya el çabukluğu muydu? Hayır, su şaraba dönmüştü (Yuhanna 2:1-11). Bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek uzun zaman insanların hayali olmuştur. Yüzlerce yıl, simyacı denen insanlar kurşunu altına çevirmeye çalıştı. Kurşun ve altın büyük ölçüde benzer elementler olduğu halde, bunu asla başaramadılar.a Su ve şarap için ne denebilir? Suyun kimyasal yapısı basittir; iki temel elementin bileşiminden oluşur. Oysa şarapta, neredeyse bin kadar bileşen bulunur, bunların birçoğu da karmaşık bileşenlerdir! İsa, bir düğünde şarabın yetersiz olması gibi önemsiz bir sorunu çözmek için neden böyle olağanüstü bir şey yaptı?
15 Çünkü sorun, gelin ve damat için önemsiz değildi. Eskiden Ortadoğu’da, davetli misafirlere konukseverlik göstermek çok önemliydi. Düğünde şarabın bitmesi, gelinle damadı çok mahcup edecek ve düğün gününün tadını kaçıracaktı; o günü sonraki yıllarda buruk bir şekilde hatırlayacaklardı. Sorun onlar için önemliydi, dolayısıyla İsa için de önemliydi. Bu nedenle olaya müdahale etti. İnsanların neden İsa’ya sorunlarını anlattığı şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi?
Çocuğunuza, sizin yanınıza her zaman gelebileceğini ve onu gerçekten önemsediğinizi gösterin
16 Yine ana babalar bundan yararlı bir ders çıkarabilir. Çocuğunuz bir sorun yüzünden bunalmış halde size gelirse ne yapacaksınız? İçinizden, onu üzen şeyi önemsiz görüp durumu geçiştirmek gelebilir. Hatta dert ettiği şeyi komik bile bulabilirsiniz. Sizin sıkıntılarınızla karşılaştırınca çocuğunuzun sorunu gerçekten önemsiz görünebilir. Ancak unutmayın, mesele çocuğunuz için önemsiz değil! Eğer bir şey çok sevdiğiniz çocuğunuz için önemliyse, bunun sizin için de önemli olması gerekmez mi? Çocuğunuza, onu üzen şeyleri önemsediğinizi gösterirseniz, size rahatça yaklaşmasını sağlarsınız.
17. İsa yumuşak başlılık konusunda nasıl bir örnek oldu? Bu nitelik neden gücün kanıtıdır?
17 Daha önce 3. Bölümde ele aldığımız gibi İsa yumuşak başlı ve alçakgönüllüydü (Matta 11:29). Yumuşak başlılık harika bir niteliktir ve insanın yüreğindeki alçakgönüllülüğün etkili bir kanıtıdır. Yumuşak başlılık Tanrı’nın kutsal ruhunun meyvelerinden biridir ve Tanrısal hikmetle bağlantılıdır (Galatyalılar 5:22, 23; Yakub 3:13). İsa çok kışkırtıldığında bile kontrolünü kaybetmedi. Onun yumuşak başlılığı asla bir zayıflık değildi. Bir bilgin bu nitelik hakkında konuşarak “Uysallığın ardında çelik gibi bir güç vardır” diyor. Gerçekten de kendimizi tutmak ve başkalarına yumuşak davranmak genelde güç ister. Fakat Yehova’nın çabalarımızı desteklemesi sayesinde, İsa’nın yumuşak başlılığını örnek alabiliriz ve bu bizi insanların daha rahat yaklaşabileceği biri yapar.
18. Hangi örnek İsa’nın makul olduğunu gösteriyor? Sizce neden bu nitelik insanı rahat yaklaşılabilen biri yapar?
18 İsa makuldü. Sur şehrindeyken, yanına gelen bir kadın “Kızım cinlerin tutsağı, çok kötü durumda” diye feryat etti. İsa kadının istediği şeyi yapmaya niyeti olmadığını üç şekilde gösterdi. Önce kadına cevap vermedi; ikinci sefer, kadının istediği şeyi yapmasının neden doğru olmayacağına dair bir açıklama yaptı; üçüncüsünde ise meseleyi daha da açıklayan bir örnek verdi. Acaba İsa’nın tavrı soğuk ve sert miydi? Kadına, kendisi gibi büyük bir adamın sözlerine karşı gelmeye cüret etmekle haddini aştığını mı ima etti? Hayır, bu kadın kendini tamamen güvende hissetti. Yardım istemekle kalmadı, İsa’nın yardıma isteksizliği çok belli olmasına rağmen ısrarını sürdürdü. İsa, kadının ısrarının ardındaki olağanüstü imanı gördü ve kızını iyileştirdi (Matta 15:22-28). İsa’nın makullüğü, dinlemeye hazır olması ve uygun olduğunda kararlarını değiştirebilmesi insanların ona rahat yaklaşabilmesini sağladı!
Siz Rahat Yaklaşılan Biri misiniz?
19. Gerçekten rahat yaklaşılan biri olup olmadığımızı nasıl bilebiliriz?
19 Genelde her insan, kendisinin rahat yaklaşılan biri olduğunu düşünür. Örneğin, yetkili konumdakiler iletişime açık olduklarını, emirlerinde çalışan kişilerin her zaman gelip kendileriyle konuşabileceğini söylemeyi çok sever. Ancak Mukaddes Kitapta şu ciddi uyarı bulunur: “İnsanların çoğu, her biri kendi lûtufkârlığını ilân eder; fakat güvenilir adamı kim bulabilir?” (Süleyman’ın Meselleri 20:6). İnsanların çekinmeden yaklaşabileceği biri olduğumuzu söylemek kolaydır, fakat İsa’nın sevgisinin bu yönünü örnek alma konusunda gerçekten güvenilir miyiz? Bu sorunun cevabını bizim kendimizle ilgili görüşümüz değil, başkalarının bizimle ilgili görüşü verebilir. Pavlus “Makullüğünüz herkesçe bilinsin” demişti (Filipililer 4:5). Her birimiz kendine ‘Hakkımda başkaları ne düşünüyor? Nasıl tanınıyorum?’ diye sormalı.
İhtiyarlar rahat yaklaşılan kişiler olmaya çalışır
20. (a) Cemaatteki ihtiyarların rahat yaklaşılan kişiler olması neden önemlidir? (b) İhtiyarlardan beklentilerimizde neden makul olmalıyız?
20 Cemaatteki ihtiyarlar bu alanda özel çaba harcar. Onlar İşaya 32:1, 2’de kayıtlı şu tanıma uymayı içtenlikle isterler: “İnsan yelden saklanacak bir yer gibi, ve sağanağa karşı örtülü bir yer gibi, çorak yerde akar sular gibi, yorucu diyarda büyük kaya gölgesi gibi olacak.” Bir ihtiyar ancak kardeşlerin rahat yaklaşabildiği biri olarak kalırsa böyle bir koruma, ferahlık ve rahatlık sağlayabilir. İçinde bulunduğumuz sıkıntılı dönemde ihtiyarlar ağır sorumluluklar taşıdığından, bunun her zaman kolay olmadığı doğrudur. Yine de onlar, Yehova’nın koyunlarının ihtiyaçlarıyla ilgilenemeyecek kadar meşgul oldukları izlenimi bırakmayı asla istemezler (1. Petrus 5:2). Cemaatin fertleri de, bu sadık erkeklerden beklentilerinde makul olmaya çalışır, alçakgönüllü ve işbirliğine hazır bir tutum sergilerler (İbraniler 13:17).
21. Ana babalar nasıl çocuklarına yakın kalabilir?
21 Ana babalar her zaman çocuklarına yakın olmaya çalışır. Bu çok ciddi bir meseledir! Çocuklarının kendilerine rahatça açılabileceklerini hissetmesini isterler. Dolayısıyla Hıristiyan ana babalar yumuşak başlı ve makul olmaya, çocukları bir hatasını itiraf ettiğinde ya da yanlış bir düşünce tarzı sergilediğinde aşırı tepki vermemeye dikkat eder. Ana babalar olarak çocuklarını sabırla eğitirken, iletişim yollarını açık tutmaya çalışırlar. Gerçekten de hepimiz İsa gibi rahat yaklaşılan kişiler olarak kalmak istiyoruz. Gelecek bölümde İsa’yı rahat yaklaşılan biri yapan başlıca niteliklerden birini, içten şefkatini ele alacağız.
a Kimyayla ilgilenenler, elementlerin özelliklerini gösteren periyodik tabloda kurşun ve altının birbirine çok yakın olduğunu bilir. Bir kurşun atomunun çekirdeğindeki protonlar, altından sadece üç proton daha fazladır. Günümüz fizikçileri küçük miktarlarda kurşunu altına dönüştürmeyi başardı, fakat bu işlem çok fazla enerji gerektirdiğinden hiç ekonomik değildir.
-
-
‘Onlara Acıdı’“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
15. BÖLÜM
‘Onlara Acıdı’
“Efendimiz, ne olur gözlerimiz açılsın”
1-3. (a) İsa iki kör dilenci yalvararak kendisinden yardım istediğinde ne yaptı? (b) “Acıyarak” ifadesiyle ne kastediliyor? (Dipnota bakın.)
ERİHA’NIN hemen dışında, yol kenarında iki kör adam oturuyordu. Her gün buraya geliyor, kalabalığın geçeceğini düşündükleri bir yer buluyor ve orada dileniyorlardı. Ancak o gün hayatlarını olağanüstü şekilde değiştirecek bir şey yaşayacaklardı.
2 Aniden büyük bir kalabalığın sesini duydular. Neler olduğunu göremediklerinden, içlerinden biri onlara bu heyecanın nedenini sordu. Kalabalıktan birileri “Nasıralı İsa geçiyor!” dedi. İsa son kez Yeruşalim’e gidiyordu. Fakat yalnız değildi. Arkasından büyük bir kalabalık geliyordu. Dilenciler oradan geçen kişinin kim olduğunu öğrenince “Efendimiz, ey Davud oğlu, bize merhamet et!” diye bağırdılar. Bu bir kargaşa yarattı. Kızan kalabalık dilencilere susmalarını söyledi, fakat adamlar o kadar çaresiz durumdaydı ki, her şeyi göze almışlardı. Susmayacaklardı.
3 İsa onların kalabalığın gürültüsünü bastıran bağırışlarını duydu. Ne yapacaktı? Omuzlarında çok ağır bir sorumluluk vardı; zihni ve yüreği bununla meşguldü. Yeryüzündeki yaşamının son haftasına girmek üzereydi. Yeruşalim’de işkence göreceğini ve zalimce öldürüleceğini biliyordu. Yine de, bu ısrarlı yalvarışları duymazdan gelmedi. Durdu ve bağıranların yanına getirilmesini istedi. Dilenciler “Efendimiz, ne olur gözlerimiz açılsın” diye yalvardı. İsa da onlara “acıyarak” gözlerine dokundu ve görmeye başladılar.a Hemen İsa’nın peşinden gittiler (Luka 18:35-43; Matta 20:29-34).
4. İsa Kutsal Yazılarda ‘yoksula ve düşküne acıyacağını’ bildiren sözü nasıl yerine getirdi?
4 Bu, İsa’nın şefkat gösterdiği tek olay değildi. Birçok olay ve birçok farklı durum İsa’yı derinden etkiledi ve onda şefkat uyandırdı. Mukaddes Kitapta onun ‘yoksula ve düşküne acıyacağı’ önceden bildirilmişti (Mezmur 72:13). Gerçekten de İsa başkalarının duygularına karşı duyarlıydı. İnsanlara yardım etmek için ilk adımı kendisi attı. Şefkati, onda iyi haberi duyurma isteği uyandıran etkenlerden biriydi. Şimdi İsa’nın söz ve davranışlarının ardındaki şefkatin İncillerde nasıl anlatıldığına bakalım ve benzer bir şefkati bizim nasıl gösterebileceğimizi ele alalım.
Başkalarının Duygularına Önem Verdi
5, 6. Hangi örnekler İsa’nın duygudaş biri olduğunu gösteriyor?
5 İsa, insanlara içten duygudaşlık gösteren biriydi. Acı çekenlerin duygularını anladı ve onların dert ortağı oldu. Onlarla tamamen aynı koşullarda olmasa da, acılarını gerçekten yüreğinde hissetti (İbraniler 4:15). Örneğin, 12 yıldır kanaması olan bir kadını iyileştirirken, onun hastalığından “dert” diye söz etti; böylece kadının bu yüzden büyük sıkıntı ve acı çektiğini fark ettiğini gösterdi (Markos 5:25-34). İsa, Lazar’ı kaybettikleri için Meryem ile yanındakileri ağlarken gördüğünde, onların acısından öyle derinden etkilendi ki, içi sızladı. Lazar’ı diriltecek olmasına rağmen gözleri doldu (Yuhanna 11:33, 35).
6 Başka bir olayda bir cüzamlı İsa’ya gelip “Sen beni temizleyebilirsin, yeter ki iste” diye yalvardı. Hiç hasta olmamış, kusursuz biri olan İsa ona nasıl karşılık verdi? Cüzamlının hali yüreğini sızlattı. Gerçekten de ‘ona acıdı’ (Markos 1:40-42). Ve sonra özel bir şey yaptı. Kanuna göre cüzamlıların kirli olduğunu ve topluma karışmamaları gerektiğini iyi biliyordu (Levililer 13:45, 46). İsa bu adamı ona hiç dokunmadan iyileştirebilirdi (Matta 8:5-13). Ancak elini uzatıp cüzamlıya dokundu ve “Elbette isterim. Temiz ol” dedi. Adamın cüzamı o anda geçti. İsa ne büyük bir duygudaşlık gösterdi değil mi!
“Birbirinize duygudaş” olun
7. Duygudaşlık geliştirmemize ne yardım edebilir? Bu nitelik nasıl gösterilebilir?
7 Takipçileri olarak, duygudaşlık gösterme konusunda İsa’yı örnek almamız gerekir. Mukaddes Kitap bizi birbirimize “duygudaş” olmaya teşvik ediyorb (1. Petrus 3:8). Kronik bir hastalığı olan veya depresyon geçiren kişilerin duygularını anlamak, özellikle de biz böyle bir sıkıntı yaşamadıysak kolay olmayabilir. Fakat duygudaşlığın benzer koşullarda bulunmaya bağlı olmadığını unutmayın. İsa kendisi hiç hasta olmadığı halde hastalara duygudaş oldu. Peki biz nasıl duygudaşlık geliştirebiliriz? Acı çeken biri bize içini döküp duygularını paylaştığında sabırla dinleyerek. Kendimize ‘Onun yerinde ben olsaydım ne hissederdim?’ diye sorabiliriz (1. Korintoslular 12:26). Başkalarının duygularına daha duyarlı olursak, “morali bozuk olanları” daha iyi ‘yüreklendirebiliriz’ (1. Selanikliler 5:14). Bazen duygudaşlık sadece sözlerle değil gözyaşlarıyla da gösterilebilir. Romalılar 12:15 “Ağlayanlarla ağlayın” der.
8, 9. İsa başkalarının duygularına önem verdiğini nasıl gösterdi?
8 İsa başkalarına karşı düşünceliydi ve davranışlarında onların duygularını hesaba kattı. Hatırlarsanız, bir keresinde İsa’ya sağır ve konuşma engelli bir adam getirmişlerdi. Anlaşılan bu adamın biraz utandığını hisseden İsa, normalde başkalarını iyileştirirken yapmadığı bir şey yaptı: “Onu kalabalıktan ayırıp bir kenara çekti.” Adamı kalabalığın bakışlarından uzakta iyileştirdi (Markos 7:31-35).
9 İnsanlar kör bir adam getirip iyileştirmesini istediğinde de İsa aynı şekilde düşünceli davrandı. “Kör adamı elinden tutup köyün dışına çıkardı.” Sonra adamı adım adım iyileştirdi. Bu şekilde, adamın beyninin ve gözlerinin parlak görüntülere ve çevresindeki aydınlık dünyanın karmaşıklığına yavaş yavaş alışmasını sağlamış olabilir (Markos 8:22-26). İsa gerçekten de çok düşünceliydi!
10. Başkalarının duygularına önem verdiğimizi nasıl gösterebiliriz?
10 İsa’nın takipçisi olmak, bizim de başkalarının duygularına önem vermemizi gerektirir. Bu nedenle, dilimizi düşüncesizce kullandığımızda başkalarının duygularını incitebileceğimizi hatırlar, düşünerek konuşuruz (Süleyman’ın Meselleri 12:18; 18:21). İnsanların duygularına duyarlı kişiler olan Hıristiyanlar arasında sert sözlere, küçümseyici ifadelere ve iğnelemelere yer yoktur (Efesoslular 4:31). İhtiyarlar, siz başkalarının duygularına önem verdiğinizi nasıl gösterebilirsiniz? Öğüt verirken sözlerinizi nezaketle yumuşatın, böylece konuştuğunuz kişinin onuru zedelenmez (Galatyalılar 6:1). Ana babalar, ya siz çocuklarınızın duygularına önem verdiğinizi nasıl gösterebilirsiniz? Çocuklarınızı terbiye ederken bunu haysiyetlerini zedelemeden yapmaya çalışın (Koloseliler 3:21).
Yardım Etmek İçin Siz Harekete Geçin
11, 12. Mukaddes Kitaptaki hangi kayıtlardan İsa’nın insanlar kendisinden yardım istemediğinde de şefkatle yardım ettiğini görüyoruz?
11 İsa yalnızca kendisinden istendiği zamanlarda şefkat göstermedi. Şefkat pasif değil, aktif ve yapıcı bir niteliktir. Öyleyse şefkatin İsa’da, başkalarına yardım etmek için harekete geçme isteği uyandırması doğaldı. Örneğin büyük bir kalabalık yiyecekleri olmadan üç gün onun yanında kaldığında, hiç kimsenin İsa’ya insanların aç olduğunu veya bir şeyler yapmasını söylemesi gerekmedi. Kayıt şöyledir: “İsa öğrencilerini yanına çağırdı ve onlara şöyle dedi: ‘Halka acıyorum, çünkü üç gündür yanımdalar ve yiyecek bir şeyleri yok. Onları aç aç göndermek istemem, yolda bitkin düşebilirler.’” Sonra bir mucize yaparak tamamen kendi isteğiyle kalabalığı doyurdu (Matta 15:32-38).
12 Başka bir kaydı düşünelim. MS 31’de İsa Nain kentine yaklaştığında acı bir tabloyla karşılaştı. Şehirden bir cenaze alayı çıkıyordu. Kalabalık, dul bir kadının ‘biricik evladını’ gömmek için büyük ihtimalle yakın bir yamaçtaki mezarlığa doğru gidiyordu. Annenin acısını bir düşünün! Biricik oğlunu toprağa vermek üzere olan bu kadının kederini paylaşabilecek bir kocası da yoktu. İsa cenaze alayındaki onca insan içinden, şimdi artık çocuğu da olmayan dul kadını ‘gördü.’ Bu manzara yüreğine dokundu ve “ona acıdı.” Kimsenin İsa’ya yalvarması gerekmedi. Yüreğindeki şefkat onun harekete geçmesini sağladı. “Yaklaşıp sedyeye dokundu” ve genç adamı hayata döndürdü. Sonra ne oldu? İsa genç adamdan, kendisine eşlik eden büyük kalabalığa katılmasını istemedi. Bunun yerine “İsa onu annesine verdi”, böylece tekrar bir aile olmalarını ve dul kadının kimsesiz kalmamasını sağladı (Luka 7:11-15).
Muhtaç durumda olanlara yardım etmek için harekete geçin
13. Muhtaç durumda olanlara yardım için harekete geçme konusunda İsa’yı nasıl örnek alabiliriz?
13 İsa’nın örneğini nasıl izleyebiliriz? Elbette bir mucize yapıp yiyecek sağlayamayız veya ölüleri diriltemeyiz. Ancak, muhtaç durumda olanlara yardım etmek için harekete geçme konusunda onu örnek alabiliriz. Bir iman kardeşimiz ciddi bir maddi sıkıntıya düşebilir veya işini kaybedebilir! (1. Yuhanna 3:17). Dul kalmış birinin evinde acil bir onarım gerekebilir (Yakub 1:27). Ölüm acısı yaşayan tanıdığımız bir ailenin teselliye veya yardıma ihtiyacı olabilir (1. Selanikliler 5:11). Böyle ihtiyaç durumlarında, bizden yardım istenmesini beklememeliyiz (Süleyman’ın Meselleri 3:27). Şefkat, bizde koşullarımız elverdiğince ve uygun durumlarda yardım etmek için gerekeni yapma isteği uyandıracak. Basit bir nazik davranışın veya yürekten gelen birkaç teselli sözünün şefkatimizin etkili bir ifadesi olabileceğini asla unutmayalım (Koloseliler 3:12).
Şefkatinden Ötürü İyi Haberi Duyurdu
14. İsa iyi haberi duyurma işine neden öncelik verdi?
14 Bu kitabın 2. Kısmında gördüğümüz gibi İsa iyi haberi duyurma konusunda olağanüstü bir örnek oldu. “Tanrı’nın krallığı hakkındaki müjdeyi diğer şehirlere de bildirmeliyim, çünkü ben bunun için gönderildim” dedi (Luka 4:43). İsa neden bu işe öncelik verdi? En başta Tanrı’ya sevgisi nedeniyle. Fakat İsa’nın başka bir nedeni daha vardı: Yüreğindeki şefkat, onda insanların manevi ihtiyaçlarını karşılama isteği uyandırdı. İsa’nın şefkatini gösterme yolları içinde en önemlisi, insanların manevi açlığını doyurmasıydı. Şimdi İsa’nın iyi haberi duyurduğu insanlar hakkındaki görüşünü ortaya koyan iki olayı inceleyelim. Bu inceleme bizim hizmete katılma nedenlerimizi gözden geçirmemize de yardım edebilir.
15, 16. İsa’nın iyi haberi duyurduğu insanlarla ilgili görüşünü ortaya koyan iki olayı anlatın.
15 İsa, kendisini tüm benliğiyle hizmete vermesinden yaklaşık iki yıl sonra, MS 31’de, bu işteki çabasını artırarak Celile’deki “bütün şehirleri ve köyleri dolaşmaya” başladı. Gördükleri onu derinden etkiledi. Elçi Matta bu konuda şöyle dedi: “Kalabalıkları görünce İsa onlara acıyordu, çünkü çobanı olmayan koyunlar gibi dağılmış ve hırpalanmışlardı” (Matta 9:35, 36). İsa halka acıdı. Onların manevi açıdan yokluk çektiklerinin kesinlikle farkındaydı. Kendilerine çobanlık etmesi gereken asıl kişilerden, yani din adamlarından kötü muamele gördüklerini ve tamamen ihmal edildiklerini biliyordu. İsa derin şefkati nedeniyle, halka bir ümit mesajı verebilmek için çok çalıştı. Onların en çok ihtiyaç duyduğu şey Tanrı’nın Krallığı hakkındaki iyi haberdi.
16 Birkaç ay sonra, MS 32’nin Fıshından kısa süre önce tekrar benzer bir şey oldu. Bu sefer İsa ve elçileri, dinlenmek için sakin bir yer bulmak amacıyla kayığa binip Celile Gölü’nün karşı yakasına geçtiler. Fakat bir kalabalık kıyı boyunca koşup kayığın gideceği yere onlardan önce vardı. Bu durumda İsa ne yaptı? “Kıyıya çıktığında büyük bir kalabalıkla karşılaştı ve onlara acıdı, çünkü çobansız koyunlar gibiydiler. Onlara pek çok şey öğretmeye başladı” (Markos 6:31-34). İsa tekrar, manevi yönden aç olan halka “acıdı.” Âdeta “çobansız koyunlar gibi” manevi açlıktan kıvranıyorlardı ve kendi başlarına bırakılmışlardı. İsa’yı iyi haberi duyurmaya iten güç, sadece görev duygusu değil şefkatti.
İyi haberi şefkatle duyurun
17, 18. (a) Duyuru faaliyetine katılmamızın ardındaki neden nedir? (b) İnsanlara şefkatimizi nasıl geliştirebiliriz?
17 İsa’nın takipçileri olarak bizim hizmete katılma nedenimiz nedir? Bu kitabın 9. Bölümünde gördüğümüz gibi bir görevimiz ve sorumluluğumuz var: İyi haberi bildirmeli ve öğrenciler yetiştirmeliyiz (Matta 28:19, 20; 1. Korintoslular 9:16). Fakat bu işe katılma nedenimiz yalnızca görev ya da yükümlülük duygusu olmamalı. Biz asıl, Yehova’ya sevgimiz nedeniyle O’nun Krallığı hakkındaki iyi haberi duyurmak istiyoruz. Duyuru faaliyetimizin diğer bir nedeni de inançlarımızı paylaşmayan kişilere duyduğumuz şefkattir (Markos 12:28-31). Öyleyse insanlara nasıl şefkat geliştirebiliriz?
18 İnsanları İsa’nın gördüğü gibi görmeliyiz; onlar “çobanı olmayan koyunlar gibi dağılmış ve hırpalanmış” durumdalar. Kaybolmuş bir kuzu bulduğunuzu düşünün. Yeşil çayırlara ve suya ulaşmasını sağlayacak bir çobanı olmayan zavallı hayvan açlıktan kıvranıyor ve çok susamış. Onun hali yüreğinizi sızlatmaz mıydı? Ona yiyecek ve içecek bir şeyler verebilmek için elinizden geleni yapmaz mıydınız? Henüz iyi haberi duymamış birçok insan işte bu durumda. Sahte çobanlar olan din adamları tarafından ihmal edilmişler, manevi yönden aç, susuz ve gelecekle ilgili gerçek bir ümitten yoksunlar. Biz onların tam ihtiyacı olan şeye, besleyici manevi yiyeceğe ve Tanrı’nın Sözündeki canlandırıcı hakikat suyuna sahibiz (İşaya 55:1, 2). Çevremizdeki kişilerin manevi ihtiyaçları üzerinde düşündüğümüzde yüreğimiz sızlıyor. İsa gibi biz de insanlara şefkat duyarsak, Krallıkla ilgili ümidi onlarla paylaşabilmek için elimizden geleni yapacağız.
19. Mukaddes Kitabı beraber incelediğimiz ve duyuru faaliyetine katılmaya artık yeterli duruma gelen kişileri nasıl teşvik edebiliriz?
19 Başkalarının İsa’nın örneğini izlemesine nasıl yardım edebiliriz? Mukaddes Kitabı beraber incelediğimiz ve duyuru faaliyetine katılmaya yeterli duruma gelen birini teşvik etmek istediğimizi varsayalım. Ya da belki faaliyetsiz birinin hizmete tekrar tam anlamıyla katılmasına yardım etmek istiyoruz. Onlara nasıl yardımcı olabiliriz? Yüreklerine hitap etmemiz gerekir. İsa’nın önce halka ‘acıdığını,’ sonra öğretim verdiğini hatırlayın (Markos 6:34). Öyleyse şefkat geliştirmelerine yardım edebilirsek, İsa gibi olma ve iyi haberi başkalarıyla paylaşma arzusu büyük ihtimalle onların içinden gelecek. Şöyle sorabiliriz: ‘Krallık mesajını kabul etmenin senin yaşamında nasıl olumlu bir etkisi oldu? Peki ya bu mesajı henüz duymamış kişiler? Onların da iyi habere ihtiyacı yok mu? Yardım etmek için ne yapabilirsin?’ Tabii, hizmete katılmamızın ardındaki en büyük neden Tanrı sevgisi ve O’na hizmet etme arzusudur.
20. (a) İsa’nın takipçisi olmanın kapsamına neler girer? (b) Gelecek bölümde hangi konu incelenecek?
20 İsa’nın takipçisi olmak, yalnızca onun sözlerini tekrarlamak ve davranışlarını taklit etmek anlamına gelmez. Onun sahip olduğu “zihniyeti” geliştirmeliyiz (Filipililer 2:5). Öyleyse İsa’nın söz ve davranışlarının ardındaki düşünce ve duyguların, Mukaddes Kitapta bizim için anlatılmasına ne kadar minnettar olsak azdır! ‘Mesih’in düşünüşünü’ benimsedikçe, duyarlılığımızı ve şefkatimizi daha çok geliştirebileceğiz; böylece insanlara İsa’nın davrandığı gibi davranabileceğiz (1. Korintoslular 2:16). Gelecek bölümde İsa’nın özellikle takipçilerine hangi yollarla sevgi gösterdiğini inceleyeceğiz.
a “Acıyarak” diye tercüme edilen sözcüğün, Yunancada şefkat duygusu için kullanılan en etkili sözcüklerden biri olduğu söyleniyor. Bir başvuru kitabı bu sözcükle, “yalnızca acıya duygudaş olmanın değil, o acıyı hafifletmek ve dindirmek için büyük bir arzu duymanın da” ifade edildiğini belirtiyor.
b “Duygudaş” olarak tercüme edilen Yunanca sıfat, temelde “beraber acı çeken” anlamına gelir.
-
-
‘İsa Kendisinin Olanları Sonuna Kadar Sevdi’“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
16. BÖLÜM
‘İsa Kendisinin Olanları Sonuna Kadar Sevdi’
1, 2. İsa elçileriyle son akşamını nasıl geçirdi? Bu son anlar onun için neden çok değerliydi?
İSA elçilerini Yeruşalim’de bir evin üst katındaki odaya toplarken, bunun onlarla beraber geçireceği son akşam olduğunu biliyordu. Babasının yanına dönme zamanı yaklaşmıştı. Birkaç saat içinde tutuklanacak ve imanı sonuna kadar sınanacaktı. Ancak yaklaşan ölümü bile onu elçilerinin ihtiyaçlarıyla ilgilenmekten alıkoymadı.
2 İsa elçilerini ayrılışına hazırlamıştı, fakat önlerindeki olaylar karşısında onları güçlendirmek için söyleyecek daha çok şeyi vardı. O nedenle, bu çok değerli son anlarını onların sadık kalmasına yardım edecek çok önemli dersler vererek geçirdi. Sözleri, o güne kadar söylediği en sıcak ve en samimi ifadeleri içeriyordu. Peki neden İsa kendisinden çok elçileri için kaygılıydı? Onlarla geçirdiği bu son saatler İsa için neden bu kadar değerliydi? Cevap tek kelimeyle sevgiydi. İsa onları gerçekten çok seviyordu.
3. İsa’nın takipçilerine sevgisini göstermek için son akşama kadar beklemediğini nereden biliyoruz?
3 Bundan yıllar sonra, elçi Yuhanna o akşamki olayları anlatan Tanrı ilhamı kaydına şöyle başladı: “Fısıh bayramından önceydi. İsa dünyadan Babasına gideceği zamanın geldiğini biliyordu; dünyada kendisinin olanları hep sevmişti, sonuna kadar da sevdi” (Yuhanna 13:1). İsa “kendisinin olanları” sevdiğini göstermek için o akşamı beklememişti. Elçilerine sevgisini hizmeti boyunca birçok şekilde ispatlamıştı. İsa’nın sevgisini gösterme yollarından bazılarını incelememiz yararlı olur; çünkü İsa’nın gerçek öğrencileri olduğumuzu onu bu konuda örnek alarak gösteririz.
Sabır Gösterdi
4, 5. (a) İsa’nın elçileriyle ilişkisinde neden sabra ihtiyacı vardı? (b) Üç elçisi Getsemani bahçesinde uyanık kalmadığında İsa nasıl tepki gösterdi?
4 Sevgi ve sabır birbirinden ayrı düşünülemez. 1. Korintoslular 13:4 “Sevgi tahammül eder” der ve tahammülün kapsamına başkalarına sabırla katlanmak girer. Elçileriyle ilişkisinde İsa’nın sabra ihtiyacı var mıydı? Evet, kesinlikle! 3. Bölümde gördüğümüz gibi, elçiler alçakgönüllülük geliştirme konusunda yavaş ilerliyordu. Aralarında kimin en büyük olduğunu defalarca tartışmışlardı. Peki İsa’nın tepkisi neydi? Öfkelenip, sinirli ve kızgın şekilde mi karşılık vermişti? Hayır, beraber geçirdikleri son akşam bu konuda “ateşli bir tartışma” çıktığında bile İsa doğru düşünmelerine sabırla yardım etti (Luka 22:24-30; Matta 20:20-28; Markos 9:33-37).
5 O son gecenin ilerleyen saatlerinde, İsa 11 sadık elçisiyle Getsemani bahçesine gittiğinde, sabrı tekrar sınandı. Sekiz elçisinden ayrılıp Petrus, Yakub ve Yuhanna’yla beraber bahçenin iç kısımlarına gittiler. İsa onlara “Ölesiye bir keder içindeyim. Burada durun ve benimle birlikte uyanık kalın” dedi. Sonra biraz uzaklaşıp hararetle dua etmeye başladı. Uzun bir süre dua ettikten sonra üç elçisinin yanına döndüğünde ne gördü? Hayatının en büyük sınavını yaşayacağı zamanda onlar derin bir uykuya dalmıştı! İsa uyanık kalmadıkları için elçilerini azarladı mı? Hayır, onları sabırla teşvik etti. Nazik sözleri, onların stresini ve zayıflıklarını anladığını gösterdi.a “Ruh elbette istekli, fakat beden zayıf” dedi. İsa o akşam bir değil tam üç kez gelip onları uykuda bulduğunda bile sabır gösterdi! (Matta 26:36-46).
6. İlişkilerimizde İsa’yı nasıl örnek alabiliriz?
6 İsa’nın elçilerinden ümidini kesmediğini görmek bizi teşvik ediyor. Sabrı sonunda meyve verdi; çünkü bu sadık adamlar hem alçakgönüllü hem de uyanık olmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi (1. Petrus 3:8; 4:7). Biz ilişkilerimizde İsa’yı nasıl örnek alabiliriz? Örneğin ihtiyarların sabra özel olarak ihtiyacı vardır. Bir ihtiyar yorgun olduğu ya da zihni kendi sorunlarıyla meşgul olduğu sırada kardeşler gelip ona sorunlarını anlatmak isteyebilir. Bazen de, yardıma ihtiyacı olan kişiler verilen öğüdü hemen uygulamayabilir. Sabırlı ihtiyarlar yine de Tanrı’nın Sözünü “yumuşak başlılıkla” öğretir ve ‘sürüye şefkat gösterirler’ (2. Timoteos 2:24, 25; Elçiler 20:28, 29). Ana babalar da İsa’yı sabır gösterme konusunda örnek almalıdır, çünkü bazen çocuklar da öğüt veya terbiyeye hemen karşılık vermeyebilir. Sevgi ve sabır, ana babaların çocuklarını eğitmek için çaba harcamaktan vazgeçmemesine yardım eder. Böyle bir sabrın gerçekten harika ödülleri olabilir (Mezmur 127:3).
İhtiyaçlarını Karşıladı
7. İsa öğrencilerinin bedensel ve maddi ihtiyaçlarını nasıl karşıladı?
7 Sevgi bencil olmayan davranışlarla gösterilir (1. Yuhanna 3:17, 18). Sevgi “kendi çıkarını düşünmez” (1. Korintoslular 13:5). İsa, sevgisi nedeniyle öğrencilerinin bedensel ve maddi ihtiyaçlarını karşıladı. Genelde onlar ihtiyaçlarını daha dile getirmeden İsa gerekeni yaptı. Yorulduklarını gördüğünde, beraberce ‘ıssız bir yere çekilip kendi başlarına kalmalarını, biraz dinlenmelerini’ önerdi (Markos 6:31). Acıktıklarını hissettiğinde, onları –ve beraberlerinde kendisini dinlemeye gelmiş binlerce kişiyi– doyurmak için harekete geçti (Matta 14:19, 20; 15:35-37).
8, 9. (a) İsa’nın, öğrencilerinin manevi ihtiyaçlarının farkında olduğunu ve bunları karşıladığını nereden biliyoruz? (b) İsa işkence direğindeyken annesinin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilendiğini nasıl gösterdi?
8 İsa öğrencilerinin manevi ihtiyaçlarını da fark etti ve bunları karşıladı (Matta 4:4; 5:3). Öğretim verirken genellikle onlara özel bir ilgi gösterdi. Dağdaki Vaazı özellikle elçileri için verdi (Matta 5:1, 2, 13-16). Örnekler kullandığında “öğrencilerine her şeyi ayrıca açıklardı” (Markos 4:34). Kendisi göğe döndükten sonra takipçilerinin manevi açıdan iyi beslenmesini sağlamak için ‘sadık ve sağgörülü bir hizmetkâr’ tayin etti. İsa’nın kutsal ruh aracılığıyla seçilmiş yeryüzündeki kardeşlerinden oluşan bu hizmetkâr sınıfı, MS birinci yüzyıldan beri sadık bir şekilde ruhi ‘yiyeceği vaktinde’ veriyor (Matta 24:45).
Çocuklarıyla ilgilenen ana babalar sabırlıdır ve onların ihtiyaçlarını karşılar
9 İsa öldüğü gün, sevdiklerinin manevi ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini çok etkileyici bir biçimde gösterdi. Şu sahneyi zihninizde canlandırmaya çalışın: İsa işkence direğinde ve acılar içinde. Nefes alabilmek için ayağından destek almalı. Her nefesinde vücudunun ağırlığıyla ayaklarındaki yaralar yırtıldıkça ve kırbaçlanmış sırtı direğe sürtündükçe feci bir acı duymuş olmalı. Konuşmak, soluğunu ayarlamasını gerektirdiğinden, mutlaka onun için çok zor ve acı verici. Ancak İsa ölmeden hemen önce, annesi Meryem’e derin sevgisini gösteren sözler söylüyor. Meryem ve elçi Yuhanna’nın yakınında durduğunu gördüğünde, onların duyabileceği yükseklikte bir sesle annesine “İşte oğlun!” diyor. Sonra Yuhanna’ya “İşte annen!” diyor (Yuhanna 19:26, 27). İsa sadık elçisinin, annesi Meryem’in yalnızca bedensel ve maddi değil, manevi ihtiyaçlarıyla da ilgileneceğini biliyor.b
10. Ana babalar çocuklarının ihtiyaçlarını karşılarken İsa’yı nasıl örnek alabilir?
10 İsa’nın örneği üzerinde düşünmek çocuklarıyla ilgilenen ana babalar için yararlıdır. Ailesini gerçekten seven bir baba, onların maddi ihtiyaçlarını karşılayacaktır (1. Timoteos 5:8). Dengeli, sevgi dolu aile reisleri zaman zaman dinlenmeye ve eğlenceye vakit ayırır. Ancak daha da önemlisi, Hıristiyan ana babalar çocuklarının manevi ihtiyaçlarını karşılar. Nasıl? Düzenli aile Mukaddes Kitap tetkikleri yaparlar ve bu incelemeleri çocukları için yapıcı ve zevkli hale getirmeye çalışırlar (Tesniye 6:6, 7). Ana babalar sözleriyle ve davranışlarıyla çocuklarına, hizmetin çok önemli bir faaliyet olduğunu, ibadetlere hazırlık yapmanın ve katılmanın tapınmamızın değişmez bir özelliği olduğunu öğretirler (İbraniler 10:24, 25).
Bağışlamaya Hazırdı
11. İsa takipçilerine bağışlama konusunda ne öğretti?
11 Sevginin bir yönü de bağışlamaktır (Koloseliler 3:13, 14). 1. Korintoslular 13:5 sevgi için “yapılan kötülüğün hesabını tutmaz” der. İsa birkaç kez takipçilerine bağışlayıcı olmanın önemini öğretti. Onlara başkalarını “yedi defaya değil, yetmiş yedi defaya kadar”, yani sınırsız kez bağışlamalarını söyledi (Matta 18:21, 22). Takipçilerine, yanlışı gösterildiğinde tövbe eden bir günahkârın bağışlanması gerektiğini öğretti (Luka 17:3, 4). Ancak İsa, halka yalnızca sözlerle öğretim veren ikiyüzlü Ferisiler gibi değildi. O, örnek olarak da öğretti (Matta 23:2-4). Şimdi İsa’nın, yakın bir dostu kendisini hayal kırıklığına uğrattığında bile bağışlamaya nasıl hazır olduğunu görelim.
12, 13. (a) İsa’nın tutuklandığı gece Petrus onu nasıl yüzüstü bıraktı? (b) İsa’nın diriltildikten sonraki davranışları, bağışlayıcı olmayı öğütlemekle kalmadığını nasıl gösterdi?
12 İsa’nın elçi Petrus’la sıcak bir arkadaşlığı vardı; Petrus cana yakın fakat bazen düşünmeden, aceleyle hareket eden bir adamdı. İsa Petrus’un iyi niteliklerinin farkındaydı ve ona özel ayrıcalıklar verdi. Örneğin Yakub ve Yuhanna’yla beraber Petrus, 12’lerin geri kalanının görmediği bazı mucizelere şahsen tanık oldu (Matta 17:1, 2; Luka 8:49-55). Daha önce değindiğimiz gibi, İsa’nın tutuklanacağı gece onunla beraber Getsemani bahçesinin iç kısımlarına giden elçilerden biri Petrus’tu. Fakat o gece İsa ihanete uğrayıp tutuklandığında, Petrus ve diğer elçiler onu terk edip kaçtı. Daha sonra, İsa kanunsuz şekilde yargılanırken Petrus dışarıda, avluda bekleme cesaretini gösterdi. Ancak sonradan korktu ve ciddi bir hata yaptı; yalan söyleyerek İsa’yı tanıdığını bile üç kez inkâr etti! (Matta 26:69-75). İsa buna nasıl tepki gösterdi? Yakın bir arkadaşınız sizi böyle hayal kırıklığına uğratsaydı tepkiniz ne olurdu?
13 İsa Petrus’u bağışlamaya hazırdı. Onun bu günahın ağırlığı altında ezildiğini biliyordu. Gerçekten de, tövbe eden elçi “kahroldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı” (Markos 14:72). İsa diriltildiği gün, büyük ihtimalle teselli etmek ve rahatlatmak amacıyla Petrus’a göründü (Luka 24:34; 1. Korintoslular 15:5). İki ay geçmeden, Pentekost gününde Yeruşalim’deki kalabalığa iyi haberin duyurulmasına önderlik etmesine izin vererek Petrus’u onurlandırdı (Elçiler 2:14-40). İsa’nın, kendisini terk ettikleri için elçilerine grup olarak da kin tutmadığını hatırlayalım. Tam tersine, diriltildikten sonra onlara hâlâ “Kardeşlerim” diyordu (Matta 28:10). İsa’nın bağışlayıcı olmayı öğütlemekle kalmayıp, davranışlarıyla da bu niteliği gösterdiği ortada değil mi?
14. Neden bağışlamayı öğrenmeliyiz? Bağışlamaya hazır olduğumuzu nasıl gösterebiliriz?
14 Mesih’in takipçileri olarak bağışlamayı öğrenmeliyiz. Neden? İsa’nın tersine biz kusurluyuz, yani bize karşı günah işleyenlerle aynı durumdayız. Zaman zaman hepimiz sözlerimizle ve davranışlarımızla hatalar yapıyoruz (Romalılar 3:23; Yakub 3:2). Merhamet göstermek için geçerli bir neden olduğunda başkalarını bağışlamamız, bizim günahlarımızın da Tanrı tarafından bağışlanmasını mümkün kılar (Markos 11:25). Öyleyse, bize karşı günah işleyen kişileri bağışlamaya hazır olduğumuzu nasıl gösterebiliriz? Çoğu durumda sevgi, küçük günahları ve hataları görmezden gelmemize yardım eder (1. Petrus 4:8). Bize haksızlık eden biri Petrus gibi gerçekten pişman olduğunda, herhalde biz de İsa’yı örnek alıp bağışlamaya hazır olacağız. Kin tutmak yerine, hikmetle davranıp kırgınlığa son vermeyi tercih ederiz (Efesoslular 4:32). Böyle yapmakla hem cemaatin barışına katkıda bulunmuş oluruz hem de kendimiz huzurlu oluruz (1. Petrus 3:11).
Güvenini Gösterdi
15. İsa, elçilerine kusurlarına rağmen neden güvendi?
15 Sevgi ve güven arasında sıkı bir bağ vardır. Sevgi “her şeye inanır”c (1. Korintoslular 13:7). Sevgiyle hareket eden İsa, öğrencilerine kusurlarına rağmen güvenmeye istekli olduğunu gösterdi. Onlara güvendi, Yehova’yı gerçekten sevdiklerine ve aslında O’nun isteğini yapmak istediklerine inandı. Hatalar yaptıklarında bile İsa onların niyetini sorgulamadı. Örneğin elçi Yakub ve Yuhanna’nın annesi, belli ki onların isteği üzerine İsa’ya gelip Krallığında oğullarının onun yanında oturmasını istediğinde, İsa onların vefasından şüphe etmedi veya elçi olma ayrıcalığını onlardan almadı (Matta 20:20-28).
16, 17. İsa öğrencilerine hangi sorumlulukları verdi?
16 İsa güvenini göstererek öğrencilerine çeşitli sorumluluklar verdi. Örneğin mucize yaparak yiyecekleri çoğalttığı ve kalabalığı doyurduğu iki olayda da, yiyecekleri dağıtma sorumluluğunu öğrencilerine verdi (Matta 14:19; 15:36). Katılacağı son Fısıh için Yeruşalim’e gidip hazırlık yapma görevini Petrus ile Yuhanna’ya verdi. Kuzuyu, şarabı, mayasız ekmeği, acı otları ve gerekli diğer şeyleri sağlama işiyle onlar ilgilendi. Bu küçümsenecek bir görev değildi, çünkü Fıshı uygun şekilde kutlamak Musa Kanununun bir gereğiydi ve İsa da Kanuna uymalıydı. Ayrıca, o gece daha sonra İsa ölümünün anılmasını başlattığında, şarabı ve mayasız ekmeği önemli simgeler olarak kullandı (Matta 26:17-19; Luka 22:8, 13).
17 İsa öğrencilerine daha ciddi sorumluluklar vermeyi de uygun gördü. Daha önce değindiğimiz gibi, yeryüzünde kutsal ruhla seçilmiş takipçilerini önemli bir sorumluluk olan ruhi yiyecek sağlama işine tayin etti (Luka 12:42-44). Elçilerine iyi haberi duyurmalarını ve öğrenci yetiştirmelerini emrederek başka önemli bir görev daha verdiğini hatırlayın (Matta 28:18-20). İsa görünmemesine ve gökte hüküm sürmesine rağmen şimdi bile yeryüzündeki cemaatini, yeterli gördüğü ve cemaate hediye olarak verdiği erkeklere emanet etmiştir (Efesoslular 4:8, 11, 12).
18-20. (a) İman kardeşlerimize güvendiğimizi nasıl gösterebiliriz? (b) İsa’nın görev vermeye istekli tutumunu nasıl örnek alabiliriz? (c) Gelecek bölümde hangi konu ele alınacak?
18 Biz ilişkilerimizde İsa’yı nasıl örnek alabiliriz? İman kardeşlerimize güven göstermemiz sevgimizin bir kanıtıdır. Sevginin kötümser değil iyimser olduğunu unutmayalım. Başkaları bizi hayal kırıklığına uğrattığında –ki bu mutlaka zaman zaman olacaktır– sevgi bizim hemen onların kötü niyetli olduğu sonucuna varmamızı önler (Matta 7:1, 2). İman kardeşlerimiz hakkında iyimser bir bakış açısını korursak, onlara karşı yıkıcı değil yapıcı davranışlarda bulunacağız (1. Selanikliler 5:11).
19 İsa’nın görev vermeye istekli tutumunu örnek alabilir miyiz? Cemaatte sorumlu konumda olanların, ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarına güvenerek başkalarına uygun ve anlamlı görevler vermesi kendileri için yararlıdır. Böylece tecrübeli ihtiyarlar, cemaate yardım etmeye “istekli” ve yeterli durumdaki gençlere ihtiyaçları olan değerli eğitimi verebilirler (1. Timoteos 3:1; 2. Timoteos 2:2). Bu eğitim çok önemlidir. Yehova, Krallığı için yaptığımız işin ilerleyişini hızlandırmaya devam ettikçe, artışın getirdiği ihtiyacı karşılayabilmek için yeterli erkeklerin eğitilmesi gerekecek (İşaya 60:22).
20 İsa başkalarına sevgi gösterme konusunda bize mükemmel bir örnekti. Onu izleyebileceğimiz tüm alanlar içinde en önemlisi, sevgisini örnek almamızdır. Gelecek bölümde, İsa’nın bize sevgisinin en büyük kanıtını, canını vermeye gönüllü olmasını ele alacağız.
a Elçilerin uykulu olmasının tek nedeni fiziksel yorgunluk değildi. Luka 22:45’teki paralel kayıt, İsa’nın “onları kederden uyuklamakta” bulduğunu söylüyor.
b Anlaşılan Meryem o sırada duldu ve diğer çocukları henüz İsa’nın öğrencisi değildi (Yuhanna 7:5).
c Elbette bu, sevginin kolay aldandığı veya safdil olduğu anlamına gelmez. Bunun yerine, sevginin gereksiz yere eleştirmediği ve şüphelenmediği anlamına gelir. Sevgi başkalarının niyetlerini çabucak yargılamaktan ya da onlar hakkında düşünülebilecek en kötü sonuca varmaktan kaçınır.
-
-
“Daha Büyük Sevgi Kimsede Yoktur”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
17. BÖLÜM
“Daha Büyük Sevgi Kimsede Yoktur”
1-4. (a) Pilatus İsa’yı öfkeli kalabalığın önüne çıkardığında ne oldu? (b) İsa aşağılamalara ve acıya nasıl tepki gösterdi? Hangi önemli sorular doğuyor?
“İŞTE o adam!” Romalı Vali Pontius Pilatus, MS 33 yılının Fısıh günü şafak sökerken, vali konağının dışında toplanmış öfkeli kalabalığa İsa Mesih’i bu sözlerle sundu (Yuhanna 19:5). Daha birkaç gün önce, İsa Yeruşalim’e zaferle girerken o kalabalık tarafından Tanrı’nın tayin ettiği Kral olarak karşılanmıştı. Fakat şimdi, düşmanca davranan kalabalık İsa hakkında çok farklı şeyler düşünüyordu.
2 İsa’nın üzerinde krallarınki gibi erguvan rengi bir kaftan, başında da bir taç vardı. Fakat kırbaç izleri boyunca kanayan sırtını gelişigüzel örten bu kaftan ve başına kanatarak geçirdikleri dikenden taç, onun krallık konumunu alaya almak içindi. Yüksek kâhinlerin kışkırttığı halk, önlerinde duran yara bere içindeki bu hırpalanmış adamı reddediyordu. Kâhinler “Direğe ger! Direğe ger!” diye bağırmaya başladı. Kana susamış halk da “O ölmeli” diye bağırdı (Yuhanna 19:1-7).
3 İsa tüm aşağılamalara ve acılara soylu bir tavırla ve cesaretle, hiç şikâyet etmeden katlandı.a Ölüme tam anlamıyla hazırdı. O Fısıh gününün sonraki saatlerinde, bir işkence direğinde acılar içinde ölmeyi kabullendi (Yuhanna 19:17, 18, 30).
4 İsa canını vermekle takipçilerinin gerçek dostu olduğunu ispatladı. Şöyle demişti: “Dostları uğruna canını veren birinin sevgisinden daha büyük sevgi kimsede yoktur” (Yuhanna 15:13). Bu durumda bazı önemli sorular ortaya çıkıyor. İsa’nın bunca acıyı çekip ölmesi gerçekten gerekli miydi? Neden bunları yaşamaya gönüllü oldu? İsa’nın “dostları” ve takipçileri olarak biz onu nasıl örnek alabiliriz?
İsa’nın Acı Çekip Ölmesi Neden Gerekliydi?
5. İsa başına gelecek sınavları nereden biliyordu?
5 İsa, vaat edilen Mesih olarak başına neler geleceğini biliyordu. Mesih’in çekeceği acıların ve ölümün, İbranice Kutsal Yazılarda birçok kez ayrıntılarıyla bildirildiğinin farkındaydı (İşaya 53:3-7, 12; Daniel 9:26). Kendisini bekleyen sınavlardan öğrencilerine birkaç kez söz etmişti (Markos 8:31; 9:31). Kutlayacağı son Fısıh için Yeruşalim’e giderlerken elçilerine açıkça şunları söyledi: “İnsanoğlu yüksek kâhinlere ve yazıcılara teslim edilecek, onu ölüme mahkûm edecekler ve diğer milletlerden kişilerin eline verecekler. Onunla eğlenecek, üzerine tükürecek, kırbaçlayıp öldürecekler” (Markos 10:33, 34). Bunlar boş sözler değildi. Gördüğümüz gibi gerçekten de İsa’yla alay ettiler, üzerine tükürdüler ve onu kırbaçlayıp öldürdüler.
6. İsa’nın acı çekmesi ve ölmesi neden gerekliydi?
6 Peki İsa’nın acı çekmesi ve ölmesi neden gerekliydi? Bunun çok önemli birkaç nedeni vardı. İlk olarak, İsa vefalı kalmakla sadakatini ve doğruluğa olan bağlılığını kanıtlayacak ve Yehova’nın egemenliğini desteklemiş olacaktı. Hatırlarsanız, Şeytan asılsız bir iddiada bulunarak insanların Tanrı’ya yalnızca bencil çıkarları nedeniyle hizmet ettiğini söylemişti (Eyub 2:1-5). İsa “işkence direği üzerinde ölene dek” sadık kalmakla, Şeytan’ın temelsiz suçlamasına nihai cevabı vermiş oldu (Filipililer 2:8; Süleyman’ın Meselleri 27:11). İkinci olarak, Mesih’in acı çekmesi ve ölmesi insanların günahlarına kefaret olacaktı (İşaya 53:5, 10; Daniel 9:24). İsa’nın “birçokları için canını fidye olarak” vermesi, bizim Tanrı’yla O’nun onayladığı türden bir ilişki kurabilmemizi mümkün kıldı (Matta 20:28). Üçüncü olarak, İsa her tür zorluğa ve acıya katlanmakla, “her yönden bizim gibi sınanmış” oldu. Bu sayede, ‘zayıflıklarımızı anlayabilen’ şefkatli bir Başkâhin oldu (İbraniler 2:17, 18; 4:15).
İsa Canını Vermeye Neden Gönüllü Oldu?
7. İsa neleri bırakıp yeryüzüne geldi?
7 İsa’nın neye gönüllü olduğunu tam olarak anlayabilmek için şöyle düşünelim: Hangi insan, ailesini ve evini bırakıp, çoğu kişinin kendisini reddedeceğini, aşağılanacağını, acı çekeceğini ve sonunda öldürüleceğini bildiği yabancı bir ülkeye taşınır? Şimdi İsa’nın ne yaptığını düşünelim. Yeryüzüne gelmeden önce gökte Babasının yanında eşsiz bir konumdaydı. Ancak gökteki “evini” bırakıp, bir insan olarak yeryüzüne gelmeye gönüllü oldu. Bunu, insanların çoğunluğu tarafından reddedileceğini, acımasızca aşağılanacağını, çok ıstırap çekeceğini ve acılar içinde öleceğini bile bile yaptı (Filipililer 2:5-7). İsa’nın böyle bir özveride bulunmasını sağlayan neydi?
8, 9. İsa neden canını vermeye gönüllü oldu?
8 Her şeyden önce onu Babasına duyduğu derin sevgi harekete geçirdi. İsa’nın tahammülü Yehova’ya sevgisinin kanıtıydı. Bu sevgi İsa’nın, Babasının ismi ve onuru için kaygı duymasına neden oldu (Matta 6:9; Yuhanna 17:1-6, 26). İsa’nın en çok istediği şey, Babasının ismine sürülen lekenin temizlenmesiydi. Babasının saygın ve güzel isminin kutsanmasında, sadakatinin önemli bir rol oynayacağını bildiğinden, doğruluk uğruna acı çekmeyi erişebileceği en büyük onur saydı (1. Tarihler 29:13).
9 İsa’nın canını vermesinin başka bir nedeni daha vardı: İnsanlığa sevgisi. Bu, insan tarihinin başlangıcına kadar uzanan bir sevgiydi. Mukaddes Kitap İsa’nın yeryüzüne gelmesinden uzun zaman önceki duygularını “Sevincim âdem oğulları ile idi” diyerek anlatır (Süleyman’ın Meselleri 8:30, 31). Onun sevgisi yeryüzünde bulunduğu sırada da açıkça belliydi. Önceki üç bölümde gördüğümüz gibi, İsa genel olarak insanlara ve özel olarak takipçilerine sevgisini birçok şekilde göstermişti. Fakat MS 33’ün Yahudi takvimine göre 14 Nisan’da kendi isteğiyle bizim uğrumuza canını verdi (Yuhanna 10:11). Bize sevgisini bundan daha muazzam bir yolla gösteremezdi. Onu bu konuda örnek almalı mıyız? Evet. Hatta onu örnek almamız bize emrediliyor.
“Sizi Sevdiğim Gibi Birbirinizi Sevin”
10, 11. İsa takipçilerine hangi yeni emri verdi? Bu emrin kapsamına ne girer? Ona uymamız neden önemlidir?
10 İsa ölümünden bir gece önce, en yakın olduğu öğrencilerine şöyle dedi: “Size birbirinizi sevin diye yeni bir emir veriyorum; siz de benim sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Aranızda sevgi olursa, herkes benim öğrencilerim olduğunuzu bilecek” (Yuhanna 13:34, 35). “Birbirinizi sevin.” Bu neden “yeni” bir emirdi? Musa Kanununda zaten “Komşunu kendin gibi seveceksin” diye emredilmişti (Levililer 19:18). Fakat bu yeni emir daha büyük bir sevgi, başkaları uğruna kendi canımızı bile vermemizi sağlayacak bir sevgi gerektiriyordu. İsa bunu şu sözlerle açıkladı: “Benim emrim şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Bir adamın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük sevgi kimsede yoktur” (Yuhanna 15:12, 13). Yani bu yeni emir aslında “Başkalarını kendin gibi değil, kendinden daha çok sev” diyordu. İsa yaşamıyla ve ölümüyle bu sevginin örneği oldu.
11 Bu yeni emre uymamız neden önemlidir? İsa’nın “Aranızda [özverili] sevgi olursa, herkes benim öğrencilerim olduğunuzu bilecek” dediğini hatırlayın. Evet, özverili sevgi bizi gerçek Hıristiyanlar olarak tanıtır. Bu sevgiyi bir yaka kartına benzetebiliriz. Yehova’nın Şahitlerinin yıllık büyük ibadetlerine katılanlar yaka kartı takar. Kart, kişinin ismini ve cemaatini göstererek onu tanıtır. Gerçek Hıristiyanların birbirlerine duydukları özverili sevgi de onları tanıtan bir “yaka kartı” gibidir. Başka sözlerle, birbirimize gösterdiğimiz sevgi, bizi izleyenlere Mesih’in gerçek takipçileri olduğumuzu anlatan bir işaret ya da yaka kartı olarak hizmet edecek kadar belli olmalıdır. Her birimiz kendine şunu sormalı: ‘Benim yaşamımda özverili sevgi bir “yaka kartı” gibi açıkça görülüyor mu?’
Özverili Sevgi: Kapsamına Neler Girer?
12, 13. (a) Birbirimize sevgimizi ne ölçüde göstermeliyiz? (b) Özverili olmak ne demektir?
12 İsa’nın takipçileri olarak birbirimizi onun bizi sevdiği gibi sevmeliyiz. Bu, iman kardeşlerimiz için özveride bulunmaya gönüllü olmak anlamına gelir. Ne ölçüde özveriye hazır olmalıyız? Mukaddes Kitap “Biz sevgiyi, kendi canını uğrumuza verenin sayesinde öğrendik, biz de kardeşlerimiz uğruna canımızı vermek zorundayız” der (1. Yuhanna 3:16). İsa gibi biz de gerekirse birbirimiz için ölmeye hazır olmalıyız. Zulüm gördüğümüzde, iman kardeşlerimize ihanet edip onların yaşamını tehlikeye atmaktansa canımızı vermeyi tercih ederiz. Irkçılık ve etnik çatışmalar nedeniyle bölünmüş ülkelerde, hangi ırktan veya etnik kökenden olduklarına bakmaksızın kardeşlerimizi korumak için kendi hayatımızı tehlikeye atarız. Uluslar savaşa girdiğinde, iman kardeşlerimize veya başka birine karşı elimize silah almaktansa hapsedilmeyi, hatta ölümü göze alırız (Yuhanna 17:14, 16; 1. Yuhanna 3:10-12).
13 Özverili sevgi göstermenin tek yolu kardeşlerimiz için canımızı vermeye hazır olmak değildir. Aslında böyle büyük bir özveri göstermesi gerekenler pek fazla değildir. Ancak, eğer kardeşlerimizi hayatımızı verecek kadar seviyorsak, onlara şimdi yardım etmek için daha küçük özverilerde bulunmaya ve çaba harcamaya hazır olmamız gerekmez mi? Özverili olmak, başkalarının iyiliği için kendi çıkarımızdan ya da rahatımızdan vazgeçmek demektir. Koşullarımız elverişli olmadığında bile onların ihtiyaçlarına ve iyiliğine kendimizinkinden daha çok önem veririz (1. Korintoslular 10:24). Günlük hayatta hangi yollarla özverili sevgi gösterebiliriz?
Cemaatte ve Ailede
14. (a) İhtiyarlardan ne tür özverilerde bulunmaları talep ediliyor? (b) Cemaatinizdeki çalışkan ihtiyarlar hakkında neler hissediyorsunuz?
14 Cemaat ihtiyarları ‘sürüyü gütmek’ için birçok özveride bulunur (1. Petrus 5:2, 3). Ailelerine bakmanın yanı sıra, akşamları veya hafta sonları cemaat meselelerine zaman ayırmaları gerekebilir. Bunlar arasında ibadetlerdeki görevlerine hazırlanmak, çobanlık ziyaretleri yapmak ve adli meseleleri ele almak vardır. Birçok ihtiyar daha fazla özveride bulunarak büyük ibadetlerde de çalışıyor, Hastane İrtibat Heyetleri, Hasta Ziyaret Grupları ve Bölge İnşa Heyetlerinde hizmet ediyor. Siz ihtiyarlar, istekli bir ruhla hizmet etmekle, yani zamanınızı, gücünüzü ve olanaklarınızı sürüye çobanlık etmek için feda ederek, aslında özverili sevgi gösterdiğinizi asla unutmayın (2. Korintoslular 12:15). Özverili çabalarınıza sadece Yehova değil, çobanlık ettiğiniz cemaat de çok değer veriyor (Filipililer 2:29; İbraniler 6:10).
15. (a) İhtiyarların eşleri ne tür özverilerde bulunuyor? (b) Kocalarını destekleyen ve onları cemaatinizle paylaşan kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
15 Peki ya ihtiyarların eşleri? Kocalarının cemaatle ilgilenebilmesi için onlara destek olan bu kadınlar da özveride bulunmuyor mu? Bir erkeğin ailesiyle geçirebileceği zamanı cemaat meselelerine ayırması gerektiğinde, elbette karısı da özveride bulunmuş olur. Gezici gözetmenlerin eşlerini de düşünün; cemaatten cemaate, çevreden çevreye giderken kocalarına eşlik edebilmek için ne büyük özveride bulunuyorlar. Kendilerine ait bir eve sahip olmaktan feragat ediyorlar ve belki de her hafta başka bir yatakta uyumak zorunda kalıyorlar. Cemaate kendilerinden daha çok önem veren ve bunu seve seve yapan bu kadınlar, özverili sevgilerini böyle cömertçe gösterdikleri için övgüye layıktır (Filipililer 2:3, 4).
16. Hıristiyan ana babalar çocukları için ne tür özverilerde bulunur?
16 Ailemizde nasıl özverili sevgi gösterebiliriz? Ana babalar, çocuklarınıza bakabilmek, “onlara Yehova’nın yol gösteren düşünüşünü” aşılayarak, “O’nun terbiyesiyle” yetiştirmek için birçok özveride bulunuyorsunuz (Efesoslular 6:4). Yalnızca eve ekmek getirebilmek ve çocuklarınıza yeterli giysi ve barınak sağlayabilmek için bile belki yorucu işlerde uzun saatler çalışmanız gerekiyor. Çocuklarınızın temel ihtiyaçlarından mahrum kaldığını görmektense kendiniz daha az şeyle yetinmeyi tercih ediyorsunuz. Ayrıca çocuklarınızla Mukaddes Kitabı incelemek, onları ibadetlere götürmek ve beraber tarla hizmetinde çalışmak için de çok çaba harcıyorsunuz (Tesniye 6:6, 7). Özverili sevginiz aile yaşamının Kurucusunu çok memnun ediyor ve bu sevgi, çocuklarınız için sonsuz yaşam anlamına gelebilir (Süleyman’ın Meselleri 22:6; Efesoslular 3:14, 15).
17. Hıristiyan kocalar İsa’nın fedakâr tutumunu nasıl örnek alır?
17 Ya siz kocalar, özverili sevgi gösterme konusunda İsa’yı nasıl örnek alabilirsiniz? Mukaddes Kitap bunu şöyle cevaplıyor: “Kocalar, karılarınızı her zaman sevin; Mesih de cemaati böyle sevdi ve kendisini onun uğruna teslim etti” (Efesoslular 5:25). Gördüğümüz gibi İsa takipçilerini onlar için canını verecek kadar sevdi. Hıristiyan bir koca ‘kendini memnun etmeyi düşünmeyen’ İsa’nın fedakâr tutumunu örnek alır (Romalılar 15:3). Böyle bir koca, seve seve eşinin ihtiyaçlarına ve iyiliğine kendininkinden daha çok önem verir. Her şeyin kendi istediği biçimde yapılması için ısrar etmez, Kutsal Yazılardaki bir ilke ihlal edilmediği sürece karısının tercihlerini kabul etmeye hazırdır. Özverili sevgi gösteren bir koca Yehova’nın onayını, eşinin ve çocuklarının sevgi ve saygısını kazanır.
Siz Ne Yapacaksınız?
18. Birbirimizi sevmekle ilgili yeni emre uymamızı sağlayan nedir?
18 Birbirimizi sevmekle ilgili yeni emre uymak kolay değildir, fakat bunu yapmak için çok önemli bir nedenimiz var. Pavlus şöyle yazdı: “Bizi zorlayan güç Mesih’in sevgisidir; çünkü şu sonuca vardık: Tek bir insan herkes uğruna öldü; . . . . Evet, o herkes için öldü ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölen ve diriltilen için yaşasınlar” (2. Korintoslular 5:14, 15). İsa bizim uğrumuza öldüğüne göre, artık onun için yaşamak zorunda olduğumuzu hissetmemiz gerekmez mi? Bunu, onun özverili sevgisini örnek alarak yapabiliriz.
19, 20. Yehova bize hangi değerli hediyeyi verdi? Bu hediyeyi kabul ettiğimizi nasıl gösterebiliriz?
19 İsa “Dostları uğruna canını veren birinin sevgisinden daha büyük sevgi kimsede yoktur” derken abartmıyordu (Yuhanna 15:13). Bizim uğrumuza canını vermeye gönüllü oluşu, onun bize sevgisinin en büyük kanıtıydı. Ancak başka biri bize bundan da büyük bir sevgi gösterdi. İsa bunu şöyle açıkladı: “Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik oğlunu verdi; ona iman eden hiç kimse yok olmasın, hepsi sonsuz yaşama sahip olsun diye bunu yaptı” (Yuhanna 3:16). Tanrı bizi öyle çok seviyor ki Oğlunu fidye olarak verdi; böylece günah ve ölümden kurtarılmamızı mümkün kıldı (Efesoslular 1:7). Fidye Yehova’dan çok değerli bir hediyedir; fakat O bizi bunu kabul etmeye zorlamıyor.
20 Yehova’nın hediyesini kabul edip etmemek bize kalmıştır. Peki bu hediyeyi kabul ettiğimizi nasıl gösterebiliriz? Oğluna ‘iman ederek.’ Ancak imanlı olduğumuzu yalnızca söylememiz yetmez. Davranışlarımız, yani yaşam tarzımız bunu göstermelidir (Yakub 2:26). İsa Mesih’e imanımızı onu her gün, her adımımızda takip ederek kanıtlarız. Bu kitabın son bölümünde açıklanacağı gibi, bunu yapmak şimdi ve gelecekte bize büyük nimetler getirecek.
a O gün önce din adamları, sonra da Romalı askerler İsa’ya iki kez tükürdüler (Matta 26:59-68; 27:27-30). İsa bu aşağılamaya bile şikâyet etmeden katlandı, böylece önceden bildirilen “Yüzümü utançtan ve tükürükten gizlemedim” sözlerini yerine getirdi (İşaya 50:6).
-
-
“Ardımdan Gelmeye Devam Et”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
18. BÖLÜM
“Ardımdan Gelmeye Devam Et”
1-3. (a) İsa elçilerinden nasıl ayrıldı? Bu neden üzücü bir ayrılık değildi? (b) İsa’nın göğe döndükten sonraki yaşamı hakkında neden bilgi almalıyız?
ON BİR adam Zeytinlik Dağı’nda bir aradaydı. Büyük bir sevgi ve hayranlıkla on ikinci kişiye bakıyorlardı. Onlara insan olarak görünen bu kişi, diriltilerek tekrar Yehova’nın en güçlü meleği olan İsa’ydı. İsa elçilerini burada, Zeytinlik Dağı’nda son kez bir araya toplamıştı.
2 Art arda uzanan kireçtaşından tepelerden biri olan ve Yeruşalim’den bakıldığında aradaki Kidron Vadisi’nin diğer yanında kalan bu dağ, İsa’nın zihninde birçok anıyı canlandırmış olmalıydı. Lazar’ı dirilttiği Beytanya kasabası bu dağın yamaçlarında bulunuyordu. İsa daha birkaç hafta önce, civardaki Beytfaci’den yola çıkıp Yeruşalim’e zaferle girmişti. Ayrıca tutuklanmasından önceki acı dolu saatlerini geçirdiği Getsemani bahçesi de büyük ihtimalle Zeytinlik Dağı’ndaydı. İsa şimdi aynı tepede, en yakın dostlarından, takipçilerinden ayrılmaya hazırlanıyordu. Onlarla vedalaştı. Sonra göğe yükselmeye başladı! Donakalan elçiler, gözlerini göğe yükselen sevgili Efendilerine dikmişlerdi. Sonra bir bulut araya girdi ve onu görmelerini engelledi (Elçiler 1:6-12).
3 Bu sahne size buruk bir son, üzücü bir ayrılık sahnesi gibi mi geliyor? Aslında öyle değil. Bu olayın hemen ardından iki meleğin elçilere hatırlattığı gibi, İsa’nın hikâyesi burada sona ermemişti (Elçiler 1:10, 11). Onun yeryüzünden ayrılıp göğe gidişi, birçok yönden yalnızca bir başlangıçtı. Tanrı’nın Sözü, İsa’ya daha sonra neler olduğu konusunda bizi aydınlatıyor. Onun yeryüzünden ayrıldıktan sonraki yaşamı hakkında bilgi almamız önemlidir. Neden? İsa’nın Petrus’a “Ardımdan gelmeye devam et” dediğini hatırlayın (Yuhanna 21:19, 22). Hepimiz bu emre uymalıyız; bu geçici bir seçim değil, yaşam tarzımız olmalı. Bunu yapabilmek için Efendimizin şu an ne yaptığını ve gökte hangi görevleri aldığını anlamamız gerekir.
İsa’nın Yeryüzünden Ayrıldıktan Sonraki Yaşamı
4. İsa’nın göğe dönüşünden sonra orada neler olacağı Mukaddes Kitapta önceden nasıl bildirilmişti?
4 Mukaddes Kitap İsa’nın göğe dönüşü, orada nasıl karşılandığı ve Babasına sevinçle kavuşması hakkında bilgi vermez. Ancak İsa’nın göğe dönüşünden hemen sonra orada neler olacağı önceden bildirilmişti. Yahudiler 15 yüzyıldan uzun bir süredir kutsal bir törene şahit oluyordu. Başkâhin yılda bir kez, Kefaret Günü kurbanlarının kanını ahit sandığının önüne serpmek için mabedin En Kutsal Yerine giriyordu. Kefaret Gününde başkâhin, Mesih’i temsil ediyordu. İsa göğe döndükten sonra, bu simgesel törenin aslını ilk ve son kez olmak üzere gerçekleştirdi. Gökte Yehova’nın yüce huzuruna çıktı, yani evrendeki en kutsal yere girdi ve canını vererek sağladığı fidyenin değerini O’na sundu (İbraniler 9:11, 12, 24). Peki Yehova bunu kabul etti mi?
5, 6. (a) Hangi kanıt Mesih’in canını vererek sağladığı fidyeyi Yehova’nın kabul ettiğini gösterdi? (b) Fidyeden kimler, nasıl yararlanıyor?
5 Bu sorunun cevabını, İsa’nın göğe çıkmasından kısa süre sonraki olayları düşündüğümüzde buluyoruz. Yaklaşık 120 Hıristiyandan oluşan küçük bir grup Yeruşalim’de bir evin üst katındaki odada toplanmıştı. Ansızın sert bir rüzgârı andıran bir ses evi doldurdu. Orada bulunanların başları üzerinde alevi andıran diller görüldü, kutsal ruhla doldular ve farklı diller konuşmaya başladılar (Elçiler 2:1-4). Bu olay yeni bir ulusun, yani ruhi İsrail’in doğuşunun işareti oldu. Onlar Tanrı’nın isteğini yeryüzünde yerine getirecek yeni “seçilmiş soy” ve ‘kraliyet kâhinleriydiler’ (1. Petrus 2:9). Mesih’in canını vererek sağladığı fidyeyi Yehova Tanrı’nın kabul ettiği ve onayladığı açıktı. Bu olayda kutsal ruhun dökülmesi, fidye sayesinde mümkün olan ilk nimetlerden biriydi.
6 Mesih’in fidyesi o zamandan beri tüm dünyadaki takipçilerine yararlar sağlıyor. İster kutsal ruh aracılığıyla seçilmiş ve gökte Mesih’le beraber hüküm sürecek “küçük sürü” arasında, ister yeryüzünde onun yönetimi altında yaşayacak “başka koyunlar” arasında olalım, onun sağladığı fidyeden yararlanıyoruz (Luka 12:32; Yuhanna 10:16). Fidye, günahlarımızın bağışlanması ve ümidimiz için temeldir. Bu fidyeye ‘iman ettiğimiz’ ve her gün İsa’nın ardından gittiğimiz sürece, rahat bir vicdana ve geleceğe dair parlak bir ümide sahip olabiliriz (Yuhanna 3:16).
7. Göğe döndükten sonra İsa’ya hangi yetki verildi? Siz onu nasıl destekleyebilirsiniz?
7 İsa göğe döndüğünden beri ne yapıyor? Çok büyük bir yetkiye sahip (Matta 28:18). Yehova onu Hıristiyan cemaati üzerinde hüküm sürmesi amacıyla tayin etti; İsa bu görevi sevgi dolu ve adil bir şekilde yerine getiriyor (Koloseliler 1:13). Önceden bildirildiği gibi, İsa cemaatinin ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu erkekler sağladı (Efesoslular 4:8). Örneğin, Pavlus’u “milletlere gönderilmiş bir elçi” olması için seçip iyi haberi en uzak yerlerde duyurmakla görevlendirdi (Romalılar 11:13; 1. Timoteos 2:7). İsa birinci yüzyılın sonlarına doğru Roma’nın Asya eyaletindeki yedi cemaate övgü, öğüt ve düzeltmeler içeren mesajlar gönderdi (Vahiy’in 2 ve 3. bölümleri). Siz İsa’yı Hıristiyan cemaatinin Başı olarak kabul ediyor musunuz? (Efesoslular 5:23). Onun ardından gitmeye devam edebilmek için, cemaatinizdeki itaat ve işbirliği ruhuna katkıda bulunmalısınız.
8, 9. İsa’ya 1914’te hangi yetki verildi? Kararlar verirken bu bizim için ne anlama gelmeli?
8 İsa’ya 1914’te daha fazla yetki verildi. O yıl Yehova’nın Gökteki Krallığının Kralı olarak tayin edildi. İsa’nın yönetimi başladığında “gökte bir savaş koptu.” Savaşın sonucu ne oldu? Şeytan ile cinleri yeryüzüne atıldı ve bu bir sıkıntı dönemi başlattı. Çağımızdaki insanların başına bela olan korkunç boyutlardaki savaşlar, suçlar, terör olayları, hastalıklar, depremler ve kıtlıklar bize İsa’nın şu an gökte hüküm sürdüğünü hatırlatıyor. Şeytan “az” bir zaman için hâlâ ‘bu dünyanın hükümdarıdır’ (Vahiy 12:7-12; Yuhanna 12:31; Matta 24:3-7; Luka 21:11). Ancak İsa dünyanın her yerinde insanlara kendi yönetimini kabul etme fırsatı veriyor.
9 Mesih Kralın tarafında yer almamız çok önemlidir. Günlük kararlarımızı verirken bugünkü yoz dünyanın değil, onun onayını almak istemeliyiz. Doğruluğu seven “Krallar Kralı ve efendiler Efendisi” İsa, insanlığı denetlerken bir yandan öfkeleniyor bir yandan da büyük sevinç duyuyor (Vahiy 19:16). Neden?
Mesih Kralın Öfkesi ve Sevinci
10. Efendimiz İsa doğası gereği nasıl biridir? Fakat neler onu haklı olarak öfkelendiriyor?
10 Babası gibi Efendimiz de doğası gereği mutlu biridir (1. Timoteos 1:11). İsa yeryüzünde bulunduğu sırada ne eleştirici ne de memnun edilmesi zor biriydi. Ancak bugün yeryüzünde meydana gelen birçok şey onu haklı olarak öfkelendiriyor olmalı. Onu temsil ettiğini asılsız şekilde iddia eden tüm dinsel teşkilatlara kesinlikle öfke duyuyor. İsa şunları önceden bildirmişti: “Bana ‘Efendim, Efendim’ diyen herkes göklerin krallığına erişemeyecek, ancak göklerde olan Babamın isteğini yapan kişi erişecektir. Birçok kişi o gün bana, ‘Efendim, Efendim, biz senin adınla . . . . mucizeler (kudretli işler, KM) yapmadık mı?’ diyecek. Fakat ben o zaman onlara açıkça şöyle diyeceğim: Sizi hiç tanımıyorum! Benden uzak durun, kötülüğün hizmetkârları!” (Matta 7:21-23).
11-13. Neden bazıları, İsa’nın kendi adıyla “kudretli işler” yapan kişilere söylediği sert sözleri anlamakta zorlanabilir? İsa neden bu kadar öfkelidir? Örnekleyin.
11 Bugün Hıristiyan olduğunu iddia eden birçok kişi bu sözleri anlamakta zorlanabilir. İsa kendi adıyla “kudretli işler” yapan insanlara neden böyle sert sözler söyleyecekti? Hıristiyan Âleminin kiliseleri yardım derneklerini destekliyor, yoksullara yardım ediyor, hastaneler, okullar inşa ediyor ve daha birçok iş yapıyor. Onların İsa’nın öfkesini neden hak ettiğini anlamak için bir örnek verelim.
12 Diyelim ki bir ana babanın seyahate çıkması gerekiyor. Çocuklarını yanlarında götürmeleri mümkün olmadığından bir bakıcı tutuyorlar. Bakıcıya talimatları çok basit: “Çocuklarımızla ilgilen. Karınlarını doyur, temizliklerine dikkat et ve başlarına bir şey gelmesin.” Fakat bu ana baba, seyahatten döndüklerinde gördükleri manzara karşısında şoke oluyor. Çocukları aç kalmış, pislik içindeler, hasta olmuşlar, perişan durumdalar. Ağlayarak bakıcının kendileriyle ilgilenmesini istiyorlar; fakat o, çocukların ağlayışını hiç umursamıyor. Neden? Çünkü bir merdivene çıkmış camları siliyor. Öfkeden deliye dönen ana baba bir açıklama istiyor. Bakıcı onlara “Yaptığım bunca işi görmüyor musunuz? Her tarafı silip süpürdüm. Camlar tertemiz. Evde tamirat bile yaptım! Sizi memnun etmek için yapmadığım kalmadı” diyor. Sizce bu cevap ana babayı tatmin eder mi? Kesinlikle hayır! Onlar bakıcıdan bu işleri yapmasını istememişlerdi. İstedikleri tek şey çocuklarına bakmasıydı. Bakıcının verdikleri talimata uymaması onları çileden çıkarır.
13 Hıristiyan Âlemi tam bu bakıcı gibi davrandı. İsa temsilcilerine, Tanrı’nın Sözünü öğreterek insanları manevi açıdan doyurmaları ve onların ruhen temiz kalmasına yardım etmeleri için talimatlar vermişti (Yuhanna 21:15-17). Ancak Hıristiyan Âlemi onun talimatlarına kesinlikle uymadı. İnsanları manevi açıdan aç bıraktı, sahte öğretilerle kafalarını karıştırdı ve en temel Mukaddes Kitap hakikatlerini bile öğretmedi (İşaya 65:13; Amos 8:11). Onun bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirme çabaları kasıtlı itaatsizliğini bile mazur gösteremez. Aslında Şeytan’ın dünyası, yıkım emri çıkmış bir eve benziyor! Tanrı’nın Sözü, Şeytan’ın dünyasının yakında yok edileceğini açıkça gösteriyor (1. Yuhanna 2:15-17).
14. Yapılan hangi iş bugün İsa’yı mutlu ediyor?
14 Diğer yandan, İsa gökten bakıp milyonlarca insanın, yeryüzünden ayrılmadan önce takipçilerine verdiği öğrenci yetiştirme görevini yerine getirdiğini gördüğünde çok mutlu oluyor olmalı (Matta 28:19, 20). Kral Mesih’in sevincine katkıda bulunmak ne büyük bir ayrıcalık! Öyleyse ‘sadık ve sağgörülü hizmetkâra’ yardım etmekten asla vazgeçmemeye kararlı olalım (Matta 24:45). Kutsal ruhla seçilmiş Hıristiyanlardan oluşan bu grup, Hıristiyan Âlemindeki din adamlarının tersine, duyuru faaliyetine itaatle önderlik ediyor ve Mesih’in koyunlarını sadakatle besliyor.
15, 16. (a) İsa’nın bugün dünyada yaygın olan sevgisizlik hakkındaki görüşü nedir? Bunu nereden biliyoruz? (b) Hıristiyan Âlemi İsa’nın öfkesini neden hak etti?
15 Kralımızın bugün yeryüzüne hâkim olan sevgisizliği gördüğünde öfkelendiğinden emin olabiliriz. Ferisilerin, Sebt gününde insanları iyileştirdiği için İsa’yı nasıl eleştirdiği aklımıza gelebilir. Öyle katı yürekli, öyle inatçıydılar ki, Musa Kanunu ve sözlü kanun hakkındaki kendi önyargılı yorumlarının ötesini göremediler. İsa’nın mucizeleri insanlara sayısız yarar sağlamıştı. Fakat bu mucizelerin insanlara verdiği sevinç, rahatlık ve güçlü iman o adamlar için hiçbir şey ifade etmiyordu. İsa’nın onlar hakkındaki görüşü neydi? Bir keresinde “etrafındakilere kızgınlıkla göz gezdirdi”, “yüreklerinin duyarsızlığı nedeniyle derin bir keder içindeydi” (Markos 3:5).
16 Bugün dünyada, İsa’nın “derin bir keder” duymasına neden olacak çok daha fazla şey var. Kutsal Yazılara uymayan gelenek ve öğretilerine bağlılıkları Hıristiyan Âlemindeki din adamlarının gözlerini kör etmiş durumda. Dahası, Tanrı’nın Krallığının müjdelenmesi onları çok öfkelendiriyor. Dünyanın birçok yerinde din adamları, İsa’nın duyurduğu mesajı yaymak için içtenlikle gayret gösteren Hıristiyanlara karşı şiddetli bir zulüm başlattı (Yuhanna 16:2; Vahiy 18:4, 24). Bu din adamları sık sık –sanki bu İsa Mesih’i memnun edecekmiş gibi– kendi takipçilerini savaşa gitmeye ve başkalarının canını almaya da teşvik ediyorlar!
17. İsa’nın gerçek takipçileri onun yüreğini nasıl sevindiriyor?
17 İsa’nın gerçek takipçileri ise bunun tam tersine diğer insanlara sevgi göstermeye çalışıyorlar. Onlar İsa’nın yaptığı gibi, zulme rağmen ‘her tür insanla’ iyi haberi paylaşıyorlar (1. Timoteos 2:4). Birbirlerine göze çarpar bir sevgi gösteriyorlar; bu onları tanıtan başlıca işarettir (Yuhanna 13:34, 35). İman kardeşleriyle ilişkilerinde sevgi ve saygı gösterdikçe ve onların haysiyetini gözettikçe Mesih’i gerçekten takip etmiş oluyorlar; bu da, Kral Mesih’in yüreğini sevindiriyor!
18. Hangi durumlar Efendimizi üzüyor? Fakat biz onu nasıl mutlu edebiliriz?
18 Takipçileri tahammül etmediğinde, Yehova’ya sevgilerinin soğumasına izin verdiğinde ve O’nun hizmetçileri olmayı bıraktığında Efendimizin üzüldüğünü unutmayalım (Vahiy 2:4, 5). Fakat sona kadar dayananlar İsa’yı mutlu eder (Matta 24:13). Öyleyse Mesih’in “Ardımdan gelmeye devam et” emrini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım (Yuhanna 21:19). Şimdi, Kral Mesih’in sona kadar dayananlara vereceği nimetlerden bazılarını ele alalım.
Kralın Sadık Hizmetkârlarına Bol Bol Vereceği Nimetler
19, 20. (a) İsa’yı takip etmek şu anda hangi nimetleri sağlar? (b) Mesih’i takip etmemiz ihtiyacımız olan Babaya kavuşmamıza nasıl yardım edebilir?
19 İsa’yı takip etmek, şu an gerçekten doyum veren bir yaşamın anahtarıdır. Eğer Mesih’i Efendimiz olarak kabul eder, onun yönlendirmesine uyar ve örneğini rehber alırsak, dünyadaki insanların arayıp bulamadığı hazinelere sahip olacağız. Yaşamımıza amaç ve anlam veren bir işimiz, içten bir sevgi bağıyla birleşmiş iman kardeşlerimizden oluşan bir ailemiz, rahat bir vicdanımız ve huzurumuz olacak. Yani mutlu ve doyum veren bir hayat süreceğiz. Bundan daha fazlasını da tadacağız.
20 Yehova İsa’yı yeryüzünde sonsuza dek yaşamayı ümit eden kişilere “Ebediyet Babası” olarak verdi. İsa, tüm soyunu çaresiz bir duruma düşüren, insanlığın babası Âdem’in yerini aldı (İşaya 9:6, 7). İsa’yı ‘Ebediyet Babamız’ olarak kabul etmekle ve ona iman etmekle, kesinlikle gerçekleşecek bir sonsuz yaşam ümidine sahip oluyoruz. Böylece Yehova Tanrı’ya daha da yaklaşıyoruz. Öğrendiğimiz gibi, İsa’nın örneğini her gün izlemeye çalışmak Tanrı’nın şu emrine itaat etmenin en iyi yoludur: “Sevgi gören çocuklar olarak Tanrı’ya benzemeye çalışın” (Efesoslular 5:1).
21. Mesih’in takipçileri karanlık bir dünyaya nasıl ışık yayıyorlar?
21 İsa’yı ve Babası Yehova’yı örnek aldığımız sürece harika bir ayrıcalığımız olur. Çok parlak bir ışık yansıtırız. Şeytan tarafından aldatılan ve onun özelliklerini örnek alan milyarlarca insanın yaşadığı zifiri karanlık bir dünyada, Mesih’i takip eden bizler çevremize en parlak ışığı yayıyoruz. Bu, Kutsal Yazılardaki hakikatlerin, Mesih’in güzel niteliklerinin, içten sevincin, gerçek barışın ve samimi sevginin ışığıdır. Aynı zamanda Yehova’ya yaklaşıyoruz; bu, zeka sahibi her varlığın en önemli hedefi, en büyük amacı olmalıdır.
22, 23. (a) Vefayla İsa’nın ardından gitmeye devam edenleri gelecekte hangi nimetler bekliyor? (b) Neye kararlı olmalıyız?
22 Yehova’nın Kral Mesih aracılığıyla sizin için gelecekte neler yapmak istediğini de bir düşünün. Bu Kral yakında Şeytan’ın kötü ortamına karşı haklı bir savaş başlatacak. İsa’nın zaferi kesindir! (Vahiy 19:11-15). Bunun ardından, Mesih’in yeryüzündeki Bin Yıllık Hükümdarlığı başlayacak. Onun gökteki yönetimi, her sadık insanın fidyeden yararlanmasını ve sonunda kusursuzluğa erişmesini sağlayacak. Kendinizi sağlıklı, enerji dolu, her zaman genç, güçlü ve uyum içinde bir insan ailesiyle beraber dünyayı cennete dönüştürmek için çalışırken hayal edin! Bin Yılın sonunda, İsa yönetimi Babasına geri verecek (1. Korintoslular 15:24). Mesih’i vefayla takip etmeye devam ederseniz, hayal bile edemeyeceğiniz ölçüde muhteşem bir nimete, “Tanrı çocuklarının görkemli özgürlüğüne” sahip olacaksınız! (Romalılar 8:21). Evet, biz Âdem ile Havva’nın sahip olduğu ve kaybettiği tüm nimetlere sahip olacağız. Yehova’nın yeryüzündeki oğulları ve kızları olarak Âdem’in günahının lekesinden sonsuza dek kurtulmuş olacağız. Gerçekten “artık ölüm olmayacak” (Vahiy 21:4).
23 Daha önce 1. Bölümde sözünü ettiğimiz, zengin genç yöneticiyi hatırlayın. O, İsa’nın “Gel benim takipçim ol” davetini geri çevirmişti (Markos 10:17-22). Siz bu hatayı asla yapmayın! İsa’nın davetini sevinçle ve coşkuyla kabul edin. Zorluklara dayanmaya, her davranışınızla yaşamınızın her günü İyi Çobanın ardından gitmeye ve onun, Yehova’nın amaçladığı her şeyi sonunda muhteşem bir şekilde gerçekleştirdiğini görmek için yaşamaya kararlı olun!
-
-
Gelin ve Mesih’i Görün“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
1. KISIM
Gelin ve Mesih’i Görün
İsa insan olarak yaklaşık 2.000 yıl önce yaşamış olsa da, bugün bizim de Tanrı’nın Oğlunu ‘gelip görmemiz’ hâlâ mümkündür (Yuhanna 1:46). İncil kayıtları onun kişiliğini, tutumunu ve davranış tarzını canlı bir dille anlatır. Bu kısımda İsa’nın etkileyici niteliklerini gözden geçireceğiz.
-
-
‘Tanrı’nın Sözünü Öğretiyor, İyi Haberi Duyuruyor’“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
2. KISIM
‘Tanrı’nın Sözünü Öğretiyor, İyi Haberi Duyuruyor’
Marangoz. Mucizeler yapan. Şifa veren. İsa’nın bunlardan başka pek çok özelliği daha vardı. Yine de, insanlar ona bu sıfatlarla hitap etmedi. Ona Öğretmen dediler. Gerçekten de İsa’nın yeryüzündeki yaşamını adadığı iş ‘Tanrı’nın sözünü öğretmek ve iyi haberi duyurmaktı’ (Matta 4:23). İsa’nın takipçileri olarak biz de aynı işten sorumluyuz. Bu kısımda, onun bize yol gösteren örneğini inceleyeceğiz.
-
-
“Bizi Zorlayan Güç Mesih’in Sevgisidir”“Gel Benim Takipçim Ol”
-
-
3. KISIM
“Bizi Zorlayan Güç Mesih’in Sevgisidir”
Mesih’i takip etmemizi sağlayan nedir? Elçi Pavlus “Bizi zorlayan güç Mesih’in sevgisidir” diyerek buna cevap veriyor (2. Korintoslular 5:14). Bu kısımda İsa’nın Yehova’ya, insanlığa ve bireyler olarak bize duyduğu sevgiyi inceleyeceğiz. Bu inceleme içimizde gerçekten itici bir güç yaratacak. Yüreklerimizi etkileyecek ve bizi incelediklerimizi uygulamaya, Efendimizin örneğini daha iyi izlemeye zorlayacak.
-