Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 5/11 s. 22-24
  • Köle Yolu’nda Bir Yürüyüş

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Köle Yolu’nda Bir Yürüyüş
  • Uyanış!—2011
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Uzun ve Korkunç Bir Tarih
  • Gözyaşlarıyla Islanan Bir Yol
  • Özgürlük!
  • Tanrı Köle Ticaretine Göz mü Yumdu?
    Uyanış!—2001
  • Geçmişte ve Bugün Kölelikten Kurtuluş Mücadelesi
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur (Halka Yönelik)—2017
  • “Bir Bedelle Satın Alındınız”
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2005
  • Kutsal Kitap Köleliği Hoş Görür mü?
    Uyanış!—2011
Daha Fazla
Uyanış!—2011
g 5/11 s. 22-24

Köle Yolu’nda Bir Yürüyüş

OUIDAH şehri 17 ila 19. yüzyıllarda Batı Afrika’daki köle ticaretinin en önemli merkezlerinden biriydi. Şu anda Benin Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan şehir, geçmişte bir milyondan fazla kölenin ihraç edilmesine tanık oldu. Bu Afrikalıların büyük çoğunluğu kendi insanları tarafından alkol, kumaş, bilezik, bıçak, kılıç ve özellikle kabile savaşlarında kullanılacak silahlar gibi mallar karşılığında satılıyordu.

16 ile 19. yüzyıllar arasında tahminen 12 milyon Afrikalı, Yenidünya’nın tarlaları ve maden ocaklarındaki köle ihtiyacını karşılamak için Atlas Okyanusu’nun bir ucundan diğer ucuna götürüldü. American Slavery—1619-1877 adlı kitaba göre bu kölelerin yaklaşık yüzde 85’i “Brezilya’ya ve Karayip adalarındaki İngiliz, Fransız, İspanyol ve Hollanda kolonilerine götürüldü.” Yüzde 6’sının da, daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ni oluşturacak kolonilere götürüldüğü tahmin ediliyor.a

Günümüzde restore edilerek Ouidah Tarih Müzesi’ne dönüştürülen bir kale, çoğu kölenin yola çıkış noktasıydı. Zincire vurulmuş, dövülmüş ve bedenleri dağlanmış köleler 4 kilometre yürütülerek kumsala, bugün Dönüşü Olmayan Kapı adı verilen anıtın durduğu yere götürülürdü. Köle Yolu’nun sonuna işaret eden bu kapı, tüm köleler aynı yerden gemiye bindirilmediğinden aslında sembolik bir anlama sahiptir. Peki kölelik nasıl bu kadar yaygın hale geldi?

Uzun ve Korkunç Bir Tarih

Çok eski zamanlarda Afrikalı yöneticiler savaş esirlerini Arap tüccarlara satardı. Sonradan Avrupa devletleri de, özellikle Amerika’da sömürgeler kurdukça bu ticareti yapmaya başladı. Bunun yanı sıra, kabile savaşlarında alınan esirler de kölelerin sayısını artırdı. Böylece savaş, hem kazanan taraf hem de açgözlü köle tüccarları için bir kazanç kapısı haline geldi. Ayrıca, kaçırılmış ya da Afrikalı tüccarlar tarafından kıtanın iç kesimlerinden getirilmiş köleler de vardı. Herhangi biri, hatta kralının gözünden düşen bir soylu bile köle olarak satılabilirdi.

En ünlü köle tüccarlarından biri Brezilyalı Francisco Félix de Souza’ydı. De Souza 1788’de, Benin Körfezi’ndeki köle ticaretinin merkezi olan Ouidah’daki kalenin idaresini ele aldı. Ouidah o sırada Dahomey Krallığı tarafından yönetiliyordu. Ancak De Souza ile Dahomey kralı Adandozan arasında bir anlaşmazlık yaşandı. Bu nedenle De Souza muhtemelen hapiste yatarken, kralın kardeşiyle bir komplo kurdu. 1818 yılında ikisi birlikte kralı tahttan indirdi. Böylece yeni kral Gezo ile köle ticaretinin sorumluluğunu devralan De Souza arasında kârlı bir ilişki başlamış oldu.

Kral Gezo topraklarını genişletmeye kararlıydı ve bunun için Avrupa yapımı silahlara ihtiyacı olacaktı. Dolayısıyla Avrupalılarla yapılan ticaretin idare edilmesine yardım etmesi için De Souza’yı Ouidah’ın genel valisi olarak atadı. Afrika’nın bu bölgesindeki köle ticaretini tekelinde bulunduran De Souza kısa sürede olağanüstü bir servet edindi. Evinin yakınında bulunan köle pazarı da yerli ve yabancı alıcıların uğrak yeri oldu.

Gözyaşlarıyla Islanan Bir Yol

Ouidah Köle Yolu’nu görmek isteyenler turlarına 1721’de inşa edilen Portekiz kalesinden başlar. Daha önce adı geçen müze, restore edilmiş bu kalede bulunur. Köle olarak satılacak tutsaklar bu kalenin ortasındaki geniş avluda tutulurdu. Birbirine zincirlenen tutsakların çoğu buraya günlerce yürütülerek getirilirdi. Bu yolculuk geceleri yapılırdı; böylece tutsaklar yönlerini şaşırır ve kaçmayı başarsalar bile evlerinin yolunu bulamazlardı. Kaleye bir grup tutsak geldiğinde hepsi tek tek açık artırmayla satılırdı, ardından onları satın alanlar tarafından damgayla dağlanırlardı.

Tarihi Köle Yolu’nun başka önemli bir noktası ise, bir zamanlar Unutma Ağacı’nın bulunduğu yerdir. Bugün orada bir anıt var. Söylenenlere göre erkek köleler 9, kadın köleler 7 kez bu ağacın etrafında yürütülürdü. Kölelere, bu uygulama sayesinde artık memleketlerini unutacakları ve isyan etmek istemeyecekleri söylenirdi.

Tura devam edenler, bir zamanlar orada bulunan Zomaï kulübelerinin anısına dikilen bir anıttan geçer. Zomaï kelimesi, bu kulübelerdeki zifiri karanlığı ifade eder. Kulübelere tıka basa doldurulan köleler böylece gemideki korkunç şartlara alıştırılırdı. Onları götürecek gemiyi beklerken aylarca bu kulübeler içinde tutulabilirlerdi. Birçoğu bu işkenceye dayanamayıp ölürdü. Ölenler toplu mezara gömülürdü. İhraç edilecek köleler kumsala kadar yürütülüp bir kanoyla veya küçük bir tekneyle gemiye götürülürdü.

Zomachi adı verilen başka bir anıt da, tövbe ve barışmayı temsil ettiğinden özellikle dokunaklıdır. Her yılın ocak ayı hem kölelerin hem de köle tüccarlarının torunları burada bir araya gelip, bu haksızlıkları yapanlar adına af dilerler.

Köle Yolu’nu sonuna kadar takip edenler Dönüşü Olmayan Kapı’ya gelir. Bu anıt, kölelerin Afrika topraklarındaki son anlarını temsilen dikilmiştir. Bu büyük, kemerli kapıdaki kabartmada, zincirlenmiş iki sıra Afrikalının Atlas Okyanusu’nun kıyısında bir araya gelmesi resmedilir. Yolculuklarının bu noktasında bazı çaresiz tutsakların memleketlerini unutmamak için kum yediği, ölümü tercih edenlerin ise zincirleriyle kendilerini boğduğu söylenir.

Özgürlük!

1800’lerin başından itibaren köle ticaretinin yasaklanması için verilen mücadele giderek yoğunlaştı. Ouidah’dan ABD’ye giden son köle gemisi, Temmuz 1860’ta Alabama eyaletinin Mobile limanında demir attı. Ancak bu kölelere uygulanan angarya uzun sürmedi, çünkü 1863’te ABD hükümeti Özgürlük Bildirgesi’ni yayımladı. Sonunda kölelik 1888’de Brezilya’nın getirdiği yasakla Batı Yarımküre’de tarihe karıştı.b

Köle ticaretinin bıraktığı en göze çarpar izlerden biri, Amerika kıtasındaki birçok ülkenin nüfus yapısını ve kültürünü önemli ölçüde etkileyen Afrika diasporasıdır. Bunun yanı sıra, büyücülük içeren vudu dini başta Haiti olmak üzere birçok ülkeye yayılmıştır. AnaBritannica şu bilgiyi veriyor: “Vudu terimi, Dahomey’deki (bugün Benin) Fon halkının dilinde tanrı ya da ruh anlamına gelen vodun sözcüğünden türetilmiştir.”

Ne yazık ki kölelik, her zaman harfi anlamda olmasa da birçok açıdan günümüzde hâlâ sürüyor. Örneğin milyonlarca insan zor ekonomik şartlar yüzünden köle gibi çalışmak zorunda. Başkaları da baskıcı yönetimler nedeniyle sıkıntı çekiyor (Vaiz 8:9). Bunun yanında milyonlarca kişi adeta sahte dinsel öğretilerin ve batıl inançların tutsağı oluyor. İnsanların kurduğu yönetimler vatandaşlarını köleliğin bu türlerinden azat edebilir mi? Hayır. Bunu ancak Yehova Tanrı yapabilir ve yapacaktır da! İnsanı ‘özgür kılan hakikat’ O’nun yazılı Sözü olan Kutsal Kitapta bulunur. Yehova Tanrı, O’na bu hakikatle uyumlu şekilde tapınırsak, gelecekte ‘görkemli bir özgürlüğe kavuşacağımızı’ vaat ediyor (Romalılar 8:21; Yuhanna 8:32).

[Dipnotlar]

a ABD’deki kölelerin başlarda sayıları az olsa da, çocuk sahibi oldukça oradaki nüfusları çoğaldı.

b Kutsal Yazıların kölelik hakkındaki görüşünü öğrenmek için, Kasım 2001 tarihli Uyanış! dergisindeki “Mukaddes Kitabın Görüşü: Tanrı Köle Ticaretine Göz mü Yumdu?” başlıklı makaleye bakın.

[Sayfa 24’teki çerçeve/resim]

“İNSANIN İNSANA EGEMEN OLMASI”

Yaygın inanışa göre köle tüccarları kurbanlarını, köylere baskın yapıp istedikleri kişileri kaçırarak elde ederdi. Böyle olaylar yaşanmış olabilirse de, Afrika tarihi profesörü Dr. Robert Harms’ın bir radyo röportajında belirttiği gibi, köle tüccarlarının milyonlarca insanı alıp götürmesi “Afrikalı yöneticilerin ve tüccarların oluşturduğu kapsamlı bir sistemin desteği olmadan” başarılamazdı. “İnsanın insana egemen olması hep insanın zararına olmuştur” sözü ne kadar da doğru! (Vaiz 8:9).

[Tanıtım notu]

© Réunion des Musées Nationaux/​Art Resource, NY

[Sayfa 22’deki haritalar]

(Ayrıntılı bilgi için lütfen yayına bakın)

Yaklaşık 12 milyon Afrikalı, köle olarak Atlas Okyanusu’nun bir ucundan diğerine götürüldü

AFRİKA

BENİN

Ouidah

Köle Kıyısı

[Sayfa 22, 23’deki resim]

Portekizlilerin 1721’de inşa ettiği kale artık Ouidah Tarih Müzesi olarak hizmet veriyor

[Tanıtım Notu]

© Gary Cook/​Alamy

[Sayfa 23’teki resim]

Ağzı ve kolları bağlı bir köle heykeli

[Sayfa 23’teki resim]

Dönüşü Olmayan Kapı, kölelerin Afrika topraklarındaki son anlarını temsil eden bir anıt

[Tanıtım notu]

© Danita Delimont/​Alamy

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Privacy Settings
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş