-
İçgüdü HarikasıUyanış!—2007 | Temmuz
-
-
İçgüdü Harikası
“Göç herhalde doğadaki en hayranlık uyandıran olaydır” (COLLINS ATLAS OF BIRD MIGRATION).
BİR pilot 9 Aralık 1967’de 30 kadar ötücü kuğudan oluşan bir sürü gördü. Sürü 8.200 metre gibi şaşırtıcı bir yükseklikte İrlanda’ya doğru uçuyordu. Acaba neden bu kadar yüksekte, hava sıcaklığının sıfırın altında yaklaşık 40 santigrat derece olduğu bir rakımda uçuyorlardı? Çünkü bu sayede hem daha alçak rakımlardaki kar fırtınalarından korunuyorlardı hem de yere göre saatte yaklaşık 200 kilometre hızla gitmelerini sağlayan bir rüzgâr akımından yararlanıyorlardı. Bu kuşların İzlanda’dan İrlanda’ya yaptıkları 1.300 kilometrelik yolculuğu sadece yedi saatte tamamladıkları tahmin ediliyor.
Göç ederken en fazla yol kat eden kuş olan kutup sumrusu, Kuzey Kutup Dairesinin kuzeyinde ürese de kış gelince Antarktika’ya göç eder. Bu küçük deniz kuşu, normal koşullarda yılda 40.000 ila 50.000 kilometre yolculuk eder, yani bir anlamda dünyanın çevresinde bir tur atar!
Leylekler Kuzey Avrupa’da ürerler ve 24.000 kilometrelik bir yolculuk yaparak kışı Güney Afrika’da geçirirler. Bu kuşların binlercesi, Mukaddes Kitap döneminde de bilinen bir zaman cetvelini izleyerek sonbahar ve ilkbaharda İsrail’den geçerler (Yeremya 8:7).
Bu içgüdüsel yetiyi hayvanlara kim verdi? Tanrı yaklaşık 3.500 yıl önce, doğru adam Eyub’a şu soruyu sordu: “Senin hikmetinle mi atmaca süzülüyor da, cenuba doğru kanat geriyor? Senin emrinle mi kartal yükseliyor da, yuvasını yüksekte kuruyor?” Eyub cevabında kuşların ve diğer hayvanların şaşırtıcı yetileri için yerinde olarak Tanrı’yı yüceltti (Eyub 39:26, 27; 42:2).
İçgüdüden Daha Üstün
Tanrı’nın yeryüzündeki en değerli eseri olan insan, içgüdüyle hareket etmez. Bizler bunun yerine özgür iradeye, vicdana ve sevme potansiyeline sahibiz (Tekvin 1:27; 1. Yuhanna 4:8). Tüm bu yetilerimiz sayesinde, bazen olağanüstü sevgi ve özveri yansıtan adil ve ahlaksal kararlar verebiliriz.
Bir kişinin tutumu ve davranış tarzı elbette büyük ölçüde, çocukluktan itibaren öğrendiği ya da öğrenmediği ahlaksal ilkelerle ve dinsel inançlarla şekillenir. Bu nedenle insanların neyin doğru, neyin yanlış olduğuyla ilgili görüşleri birbirinden farklı olabilir. Bu farklılıklar da özellikle kültür, milliyetçilik ve din gibi etkenlerin güçlü etkisinin olduğu durumlarda yanlış anlaşılmalara, hoşgörüsüzlüğe, hatta nefrete yol açabilir.
Tüm insanlık evreni yöneten standart fizik kanunlarına uyduğu gibi, ahlaki ve manevi konularda da standart bir kanuna uysaydı, dünya çok daha iyi bir yer olurdu! Peki bu konularda evrensel standartları belirleme yetisine ve bilgisine sahip biri var mı? Varsa bunu yapacak mı, yoksa zaten yaptı mı? Bu sorular sonraki makalelerde ele alınacak.
-
-
İçgüdüden Daha Üstün Bir RehberlikUyanış!—2007 | Temmuz
-
-
İçgüdüden Daha Üstün Bir Rehberlik
“Bir kişinin ahlak ilkelerini belirleyen tek şey özgür irade olursa ve kararlarının ahlaken doğru olup olmadığını ayırt etmesine yardımcı olacak hiçbir ilke olmazsa, bunun sonucunda oluşan ahlaksal boşluğu doldurmak üzere kaçınılmaz olarak kanunlar kullanılacaktır” (DR. DANIEL CALLAHAN).
CALLAHAN’IN kaygısı ne yazık ki gerçek oldu. Dünyanın birçok yerindeki giderek büyüyen ahlaksal boşluk yüzünden hükümetler, suçları frenlemek için sayısız kanun çıkarmak zorunda kalıyor. Tarihte ilk kez yapılan Nijerya Anneler Zirvesi’nde Nijerya başkanı ülkenin geleceğiyle ilgili derin kaygısını dile getirdi. Onun aklında siyaset ya da yoksulluk değil, “çok daha ciddi bir sorun” vardı. O, “aile, iş, toplum ve ulustaki temel değerlerin . . . . genel olarak aşındığına” dikkat çekti.
Britanya’da 1.736 annenin katıldığı bir ankette, “ahlaksal değerlerin hızla bozulması ve tek başına çocuk yetiştiren ana baba sayısının artması sonucunda geleneksel aile birliğinin çökmekte olduğu” ortaya çıktı. Çin’de de ahlak hızla çöküyor. Time dergisine göre bu ülkedeki insanlar, daha önce olmadığı kadar küçük yaşta ve hiç olmadığı kadar çok kişiyle cinsel ilişkiye giriyorlar. 100’den fazla kişiyle cinsel ilişkiye girmekle övünen Çinli bir genç kız “Bu benim hayatım, ne istersem onu yaparım” dedi.
Ahlaksal çöküş yöneticileri de etkiliyor. Kanada’da yayımlanan Toronto Star gazetesinde Javed Akbar şöyle dedi: “İnsanlar artık yöneticilerini ahlaksal yönden örnek kişiler olarak görmüyor.” O, politikacıların, kurum başkanlarının, hatta dinsel liderlerin “görünüşe bakılırsa uygun ahlak değerlerinden yoksun olduğunu” söyledi.
Yozlaşmanın Sebebi Ne?
Bu çöküşe bazı etkenler yol açıyor. Bunlardan biri, geleneksel değerlere karşı genel bir isyan ruhudur. Örneğin ABD’nin güneyinde yapılan bir anketin sonucuna bakılırsa, lise öğrencilerinin çoğu, “doğru ile yanlışın kişisel görüş meselesi olduğunu” düşünüyor.
Siyaset yazarı Zbigniew Brzezinski başka bir etkene değindi. O, “bireysel ve toplumsal hazcılığın davranışların ardındaki baskın güdü haline geldiği bir ortamda,” günümüz toplumunun “odak noktasının büyük ölçüde, bireysel arzuları hemen tatmin etmek olduğunu” yazdı.a Ahlaksal yönden bağımsız olmanın, açgözlülüğün ve kişisel hazzın bir çekiciliği olduğu kesindir. Peki bunlar gerçek mutluluğa, huzura ve insanlarla daha iyi ilişkilere katkıda bulunur mu?
İsa “hikmet kendi işleriyle haklı çıkar” demişti (Matta 11:19). Ahlaksal değerlerdeki düşüş insanların daha mutlu olmasını ve kendilerini daha güvende hissetmesini sağladı mı? Sonuçlardan bazılarına bakalım: insanlara karşı artan güvensizlik, başarısız ilişkiler, annesiz ya da babasız büyüyen çocuklar, güvenliğin azalması, cinsel yolla bulaşan salgın hastalıklar, istenmeyen hamilelikler, uyuşturucu bağımlılığı ve şiddet. Tüm bunlar doyum ve başarıya değil, acı ve başarısızlığa işaret ediyor (Galatyalılar 6:7, 8).
Tanrı’nın bir peygamberi olan Yeremya kendi günlerinde benzer sorunlarla karşılaştığından ilhamla şöyle yazdı: “Ya RAB, bilirim ki, insanın yolu kendi elinde değildir; adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir” (Yeremya 10:23). Evet, Tanrı bizi O’ndan bağımsız yaşamamız, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendi başımıza karar vermemiz için yaratmadı. Bize iyi gibi görünen bir şey aslında çok zararlı olabilir. Mukaddes Kitap “Yol var ki, adamın önünde doğru görünür; fakat onun sonu ölüm yollarıdır” der (Süleyman’ın Meselleri 14:12).
-