-
Öldüğünü KabullenmekUyanış!—2011 | Nisan
-
-
Öldüğünü Kabullenmek
“Babamın ölüm haberini aldığımda beynimden vurulmuşa döndüm ve kendimi çok çaresiz hissettim. Öldüğünde yanında olamadığım için kendimi suçladım. Hiçbir şey sevdiğiniz birini kaybetmenin verdiği acıyla karşılaştırılamaz. Babamı çok özlüyorum!” (Sara).
-
-
Öldüğünü KabullenmekUyanış!—2011 | Nisan
-
-
“Benim Yas Tutmak İçin Zamanım Olmadı”
24 yaşındayken annesini kaybeden Nathaniel’in durumunu düşünelim. O şunları söylüyor: “İlk başta allak bullak oldum. Babama ve annemin perişan durumdaki birçok dostuna destek olmam gerektiğini düşünüyordum. Bu yüzden benim yas tutmak için zamanım olmadı.”
Bir yıldan daha uzun bir süre geçmesine rağmen Nathaniel hâlâ annesinin ölümünü kabullenemediğini fark etti. Sözlerine şöyle devam ediyor: “Babam hâlâ sık sık acısını benimle paylaşıyor ve bu aslında iyi bir şey. Bu konuda konuşmaya ihtiyacı var ve ona yardım edebildiğim için mutluyum. Fakat ben desteğe ihtiyaç duyduğumda, sanki gidecek hiçbir yerim yokmuş gibi hissediyorum.”
-
-
Öldüğünü KabullenmekUyanış!—2011 | Nisan
-
-
“Ev Onsuz Bomboştu”
Yalnızlık, sevdiği birini kaybedenler için belki de en büyük zorluklardan biridir. Örneğin 19 yaşındayken annesini kanserden kaybeden Ashley şunları söylüyor: “Annem öldükten sonra ne yapacağımı bilemedim ve kendimi yapayalnız hissettim. O benim en iyi arkadaşımdı. Birlikte o kadar çok zaman geçirmiştik ki!”
Şüphesiz Ashley için her gün eve gelip annesinin evde olmadığını görmek çok zordu. Şöyle diyor: “Ev onsuz bomboştu. Birçok kez odama gittim ve resimlerine bakarak ağladım, birlikte yaptığımız şeyleri düşündüm.”
-