Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Nuh ve Tufan Masal Değil Gerçektir
    Gözcü Kulesi—2008 | 1 Haziran
    • Nuh ve Tufan Masal Değil Gerçektir

      İNSANLARIN birbiriyle barış içinde yaşadığı ve savaşın, suçun, baskının olmadığı, daha iyi bir dünyada yaşamayı istemez misiniz? Eğer isteğiniz buysa, iyi bildiğiniz tarihi bir kayıt size cesaret verebilir. Bu kayıt Nuh’la ilgilidir. O, kötülerin yok olduğu küresel bir Tufan’da kendini ve ailesini kurtaracak bir gemi inşa eden, gerçekten iyi bir adamdı.

      Az sayıda hikâye bu kadar geniş çapta bilinir. Nuh’un başına gelenleri anlatan kayıt, Mukaddes Kitabın Tekvin kitabının 6 ila 9. bölümlerinde yer alır. Kuran’da ve dünya çapındaki sayısız topluma ait efsanelerde de bu olaydan söz edilir. Acaba Tufan gerçekten oldu mu, yoksa sadece insanları doğru olanı yapmaya teşvik etmek için yazılmış bir masal mı? İlahiyatçılar ve bilim insanları bu soruyu yüzyıllardır sormuştur. Fakat, Tanrı’nın Sözü olan Mukaddes Kitap bu konuda hiçbir kuşkuya yer bırakmaz: Bu kayıt masal değil, gerçektir. Şimdi bunun nedenlerini ele alalım.

      Tekvin kaydı, Tufan’ın ne zaman başladığı, geminin ne zaman ve nerede durduğu, ayrıca toprağın ne zaman kuruduğuna ilişkin tarihleri bildirirken yılı, ayı ve günü bize kesin olarak belirtir. Gemiyle ilgili ayrıntılar, örneğin planı, boyutları ve inşasında kullanılan malzeme de kesin olarak bildirilir. Oysa, masallardaki tanımlar genelde net değil, belirsizdir.

      Mukaddes Kitaptaki iki soy kütüğü Nuh’un gerçek bir kişi olduğuna tanıklık eder (1. Tarihler 1:4; Luka 3:36). Bu soy kütüklerini derleyen Ezra ve Luka’nın her ikisi de dikkatli araştırmacılardı. Luka, İsa Mesih’in soyunu Nuh’a kadar dayandırır.

      İşaya ve Hezekiel peygamberler ile İsa’nın elçileri olan Pavlus ve Petrus, Nuh’tan ya da Tufan’dan söz ettiler (İşaya 54:9; Hezekiel 14:14, 20; İbraniler 11:7; 1. Petrus 3:19, 20; 2. Petrus 2:5).

      İsa Mesih, Tufan’a değinirken şöyle dedi: “Nuh’un günlerinde neler olduysa, İnsanoğlunun günlerinde de öyle olacaktır: İnsanlar Nuh’un gemiye girdiği güne dek, yer, içer ve evlenirlerdi. Sonra tufan geldi ve hepsini yok etti” (Luka 17:26, 27). Tufan olmasaydı, İsa’nın “İnsanoğlunun günleri” olarak bahsettiği, içinde bulunduğumuz son günler hakkındaki sözleri anlamsız olurdu.

      Elçi Petrus, Mukaddes Kitabın sözlerini küçümseyecek “alaycıların” olacağını bildirmişti. Petrus şöyle yazdı: “Onlar şu gerçeği bile bile göz ardı ediyorlar: . . . . [Nuh’un] zamanın[ın] dünyası sular altında kaldığında . . . . yıkıma uğramıştı.” Peki bu “gerçeği” göz ardı etmeli miyiz? Kesinlikle hayır! Petrus sözlerine şöyle devam etti: “Şu anki gökler ve yer de ateş için saklanıyor; Tanrı’dan korkmayan insanların yok edileceği hüküm gününe dek alıkonuyor” (2. Petrus 3:3-7).

      Tanrı kötüleri bir kez daha yok edecek ve bir kez daha hayatta kalan kişiler olacak. Nuh’u örnek alırsak, daha iyi bir dünyada yaşamak üzere kurtulacak doğru kişiler arasında olabiliriz.

  • Nuh Neden Tanrı’nın Onayını Kazandı? Neden Bu Konuyla İlgilenmeliyiz?
    Gözcü Kulesi—2008 | 1 Haziran
    • Nuh Neden Tanrı’nın Onayını Kazandı? Neden Bu Konuyla İlgilenmeliyiz?

      ÖNEMLİ haberler işittiğimiz anları çoğumuz hatırlarız. Sadece o sırada nerede olduğumuzu ve ne yaptığımızı değil, nasıl tepki gösterdiğimizi de dahil, ayrıntıları hatırlarız. Nuh, evrenin Egemeni olan Yehova Tanrı’dan gelen haberleri aldığı günü kuşkusuz asla unutmadı. Çünkü bundan daha önemli bir haber olamazdı. Yehova ‘bütün canlıları’ yok etmeye karar verdiğini söylemişti. Nuh kendisini, ailesini ve her tür hayvanı korumak üzere devasa boyutta bir gemi inşa etmeliydi (Tekvin 6:9-21).

      Nuh nasıl karşılık verdi? Bu haberi işitince sevindi mi, yoksa itiraz mı etti? Bu haberi karısına ve ailesine nasıl anlattı? Mukaddes Kitap bunları açıklamasa da, bize şu bilgiyi veriyor: “Nuh Allahın kendisine emrettiği her şeye göre yaptı; öyle yaptı” (Tekvin 6:22).

      Önemli olan nokta kesinlikle buydu, çünkü bu sözler Nuh’un neden Yehova’nın onayını kazandığını kısmen açıklıyor. Nuh, Tanrı’nın ondan yapmasını istediği şeyi yerine getirmeye hazırdı (Tekvin 6:8). Başka hangi şey Nuh’un, Tanrı’nın onayını kazanmasına neden oldu? Bu sorunun cevabı önemlidir, çünkü Tanrı yeryüzünü kötülükten yeniden temizlediğinde hayatta kalmak için Nuh gibi olmalıyız. Öyleyse ilk olarak, Tufan öncesi dönemde Nuh’un nasıl bir yaşam sürdüğünü ele alalım.

      Cinler Yeryüzüne Geliyor

      Nuh, insanlık tarihinin başlarında yaşadı. O, ilk insanın yaratılmasından yaklaşık bin yıl sonra doğdu. O devirde yaşayan insanlar, birçoklarının düşündüğü gibi, ellerinde sopaları, omuzları çökük, kıllı, aptal yaratıklar olan mağara adamları değildi. O dönemde demir ve bakırdan yapılmış aletler vardı ve Nuh geminin inşasında bunları kullanmış olabilir. Aynı zamanda müzik aletleri de vardı. İnsanlar evleniyor, çocuk sahibi oluyor, toprağı ekip biçiyor ve hayvan yetiştiriyordu. Bir şeyler satın alıyor ve satıyorlardı. Bu yönlerden, o zamanki yaşam günümüzdekine çok benziyordu (Tekvin 4:20-22; Luka 17:26-28).

      Başka yönlerden ise, birçok şey oldukça farklıydı. Bir fark, insanların çok daha uzun yaşamasıydı. Bir kişinin 800 yıldan fazla yaşaması olağandışı bir durum değildi. Nuh 950 yıl, Âdem 930 yıl ve Nuh’un büyükbabası Metuşelah 969 yıl yaşadıa (Tekvin 5:5, 27; 9:29).

      Başka bir fark da Tekvin 6:1, 2’de kayıtlıdır. Orada şöyle der: “Vaki oldu ki, toprağın yüzü üzerinde adamlar çoğalmağa başladı, ve onların kızları doğduğu zaman, Allah oğulları adam kızlarının güzel olduklarını gördüler, ve bütün seçtiklerinden kendilerine karılar aldılar.” Bu “Allah oğulları” insan bedenleri alıp gökten yeryüzüne gelen ve insanlar arasında yaşayan meleklerdi. Onları ne Tanrı yeryüzüne göndermişti, ne de insan toplumuna faydalı olmak için gelmişlerdi. Tersine, yeryüzündeki güzel kadınlarla cinsel ilişkide bulunmak üzere gökteki “ait oldukları mekânı terk” etmişlerdi. Böylece cinler haline geldiler (Yahuda 6).

      İnsanüstü güce ve zekâya sahip olan bu isyankâr ve sapık cin meleklerin, insanların üzerinde yıkıcı bir etkisi oldu. İnsan toplumunu muhtemelen kontrolleri altına aldılar. Onlar, kimliğini gizleyen ve kötülüklerini gizli saklı yapan bir elebaşı gibi, işlerini gizlice yapmadılar. Tersine, Tanrı’nın düzenlemesine pervasızca karşı çıkıp isyan ettiler.

      Tanrı’nın bu melek oğulları, kadınlarla ilişkiye girdiler ve kadınların doğurduğu çocuklar büyüdüklerinde olağanüstü güce sahip oldular. Bu çocuklar, İbranice bir terim olan “Nefilim” diye tanınmaya başladı. Mukaddes Kitapta şöyle okuyoruz: “Allah oğulları insan kızlarına vardıkları, ve bu kızlar onlara çocuk doğurdukları zaman, o günlerde, hem de ondan sonra, yeryüzünde Nefilim vardı; bunlar eski zamandan zorbalar, şöhretli adamlardı” (Tekvin 6:4). Nefilim çok korkulan bir soydu. “Nefilim” sözcüğü “Yere Yıkanlar” anlamına gelir. Onlar katildi. Eski efsanelerdeki kahramanlarla ilgili hikâyeler büyük olasılıkla onların şiddet dolu davranışlarını ortaya koyar.

      Doğru Olanların Çektiği Acı

      Mukaddes Kitabın Nuh’un dönemindeki insan toplumuyla ilgili tanımı, derine kök salmış, geniş çaptaki yozlaşmayı anlatan tanımlardan biridir. Kutsal Yazılarda şöyle bildiriliyor: “Yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu, ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi. . . . . Yeryüzü zorbalıkla dolmuştu. . . . . Yeryüzünde bütün beşer yolunu bozmuştu [“insanlar yoldan çıkmıştı”, YÇ]” (Tekvin 6:5, 11, 12).

      Nuh’un yaşadığı dünya böyleydi. Çevresindekilerin tersine Nuh, ‘Tanrı ile yürüyen’ doğru bir adamdı (Tekvin 6:9). Doğru biri için adaletsiz bir toplumda yaşamak kolay değildir. İnsanların sözleri ve davranışları Nuh’a ne kadar acı vermiş olmalı! O herhalde kendini, Tufan’dan sonra yaşamış başka bir doğru adam olan Lût gibi hissetti. Sodom’da oturan yozlaşmış insanlar arasında yaşayan Lût, “kanun tanımayan insanların edepsiz davranışları yüzünden büyük keder” duyardı ve “her gün onların arasındayken gördükleri ve duyduklarından, onların kanunsuz işlerinden ötürü, kendine eziyet ederdi” (2. Petrus 2:7, 8). Nuh da böyle hissetmiş olmalı.

      Haberlerdeki dehşet verici olaylar ya da çevrenizdeki insanların Tanrı’yı hiçe sayan davranışları sizi üzüyor mu? Eğer üzüyorsa, Nuh’un hissettiklerini anlayabilirsiniz. Bir düşünün: Adaletsiz bir dünyaya 600 yıl tahammül etmek onun için ne kadar zor olmalı. Çünkü Tufan geldiğinde Nuh bu yaştaydı. Kötülüğün sona ermesini gerçekten özlemle beklemiş olmalı (Tekvin 7:6).

      Nuh’un Farklı Olmak İçin Cesareti Vardı

      Nuh’un ‘çağdaşları arasında kusursuz biri’ olduğu görüldü (Tekvin [Yaratılış] 6:9, YÇ). Mukaddes Kitabın, onun çağdaşlarının bakış açısından değil, çağdaşlarının arasında kusursuz olduğunu söylediğine dikkat edin. Başka sözlerle Nuh, Tanrı’nın bakış açısından kusursuz, yani lekesiz biriyken, Tufan öncesi dünyanın insanları için tuhaf biriydi. Şundan emin olabiliriz: Nuh o dönemin yaygın görüşünü benimsemedi ve Tanrı’yı hiçe sayan eğlencelere ve sosyal faaliyetlere katılmadı. Nuh geminin inşasına başladığında, insanların ona ne gözle baktığını bir düşünün. Herhalde ona güldüler, onunla alay ettiler. Onu ciddiye almadılar.

      Üstelik Nuh güçlü dinsel inançlara sahipti ve bunları kendine saklamadı. Mukaddes Kitap onun “doğruluk habercisi” olduğunu söylüyor (2. Petrus 2:5). Nuh muhalefetle karşılaşmayı kuşkusuz bekliyordu. Büyükbabasının babası olan Hanok, Tanrı’nın kötülere karşı hükmünü infaz edeceğini söyleyen doğru bir adamdı. Her ne kadar Tanrı, muhaliflerinin Hanok’u öldürmesine izin vermediyse de, yaptığı duyuru yüzünden ona zulmedildiği bellidir (Tekvin 5:18, 21-24; İbraniler 11:5; 12:1; Yahuda 14, 15). Şeytan’ın, cinlerin, Nefilim soyunun ve çoğu insanın sürekli kayıtsızlığı veya muhalefeti karşısında, Nuh’un cesarete ve Yehova’nın onu koruyabileceğine dair imana ihtiyacı vardı.

      Yehova’ya hizmet etmeyenler, hizmet edenlere her zaman karşı koymuştur. İsa Mesih’ten bile nefret edildi. Onu takip edenlerden de nefret edildi (Matta 10:22; Yuhanna 15:18). Tanrı’ya hizmet etmek rağbet gören bir davranış olmasa da, Nuh’un bunu yapacak cesareti vardı. O, Tanrı’nın onayına sahip olmanın, Tanrı’ya karşı koyanların onayını kazanmaktan çok daha önemli olduğunu anlamıştı. Ve Nuh, Tanrı’nın onayını kazandı.

      Nuh Umursadı

      Gördüğümüz gibi, Nuh başkalarını cesaretle uyardı. Onun duyurduğu mesaja nasıl karşılık verildi? Mukaddes Kitap Tufan’dan önce yaşayan insanlar hakkında şunları söylüyor: “Yer, içer ve evlenirlerdi. Tufan gelinceye ve hepsini silip süpürünceye kadar, hiçbir şeyi umursamadılar.” Onlar uyarıyı dinlemedi (Matta 24:38, 39).

      İsa, aynı şeyin günlerimiz için de geçerli olduğunu söyledi. Yehova’nın Şahitleri, adil yeni bir dünya kurma vaadini gerçekleştirmek üzere Yehova’nın kesin adımlar atacağıyla ilgili uyarıyı yüzyılı aşkın bir süredir duyurmaktadır. Milyonlarca kişi buna olumlu karşılık verdi; ancak milyarlarca kişi umursamıyor. Onlar Tufan gerçeğini ve onun anlamını “bile bile” görmezden geliyorlar (2. Petrus 3:4, 5, 13).

      Fakat Nuh umursadı. O, Yehova Tanrı’nın kendisine söylediklerine inandı. Bu itaat kurtuluşuyla sonuçlandı. Elçi Pavlus şunları yazdı: “İman sayesinde Nuh, henüz görülmeyen şeylerle ilgili Tanrısal uyarıyı aldıktan sonra Tanrı korkusuyla davrandı ve ev halkının kurtulması için bir gemi yaptı” (İbraniler 11:7).

      Örnek Alınacak Biri

      Nuh’un inşa ettiği gemi devasa boyuttaydı; bir futbol sahasından daha büyüktü ve beş katlı bir binanın yüksekliğindeydi. Bu zamana kadar yapılmış en büyük ahşap gemi olduğu bildirilen Wyoming yelkenlisinden 30 metre daha uzundu. Tabii Nuh’un yaptığı gemi, tam bir gemiye benzemiyordu, sadece suda yüzmesi gerekiyordu. Yine de yapımı için ileri inşa teknikleri gerekiyordu. Ayrıca gemi içten ve dıştan ziftle kaplanmalıydı. Geminin inşası 50 yıldan fazla sürmüş olabilir (Tekvin 6:14-16).

      Dahası da vardı. Nuh, ailesi ve hayvanlar için bir yıllık gıda depolamalıydı. Tufan başlamadan önce hayvanlar toplanmalı ve geminin içine getirilmeliydi. “Nuh RAB’bin bütün buyruklarını yerine getirdi.” Her şey hazır olduğunda ve Yehova geminin kapısını kapadığında ne büyük rahatlık hissedilmiş olmalı! (Tekvin 6:19-21; 7:5 [YÇ], 16).

      Sonra Tufan başladı. 40 gün 40 gece yağmur yağdı. Sular çekilene kadar bütün bir yıl boyunca hepsi gemide kalmalıydı (Tekvin 7:11, 12; 8:13-16). Tufan’la tüm kötüler yok oldu. Sadece Nuh ve ailesi temizlenmiş bir yeryüzünde hayatta kaldı.

      Mukaddes Kitap Nuh’un zamanındaki küresel Tufan’ın “gelecek şeyler konusunda bir örnek” oluşturduğunu söylüyor. Nasıl? Şöyle okuyoruz: “Şu anki gökler ve yer de ateş için saklanıyor; Tanrı’dan korkmayan insanların yok edileceği hüküm gününe dek alıkonuyor.” Fakat tıpkı Nuh’un zamanında olduğu gibi, hayatta kalanlar yine olacak. Şuna güvenin: “Yehova, Kendisine bağlı insanları geçirdikleri sınavlardan nasıl kurtaracağını . . . . bilir” (2. Petrus 2:5, 6, 9; 3:7).

      Nuh, Tanrı’ya bağlı biriydi ve kötü bir toplumun arasında doğru bir adamdı. O, Tanrı’ya her konuda itaat etti. Doğru olanı yapmanın, Tanrı’ya hizmet etmeyi istemeyenlerin aşağılamasına ve nefretine yol açacağını bilse de, böyle davranacak cesarete sahipti. Bu yönlerden Nuh’u örnek alırsak, biz de Tanrı’nın onayını kazanabiliriz ve yakında başlayacak olan yeni dünyada yaşamak üzere kurtulma ümidine sahip olabiliriz (Mezmur 37:9, 10).

      [Dipnot]

      a Temmuz 2007 sayılı Uyanış! dergisi sayfa 30’daki “Gerçekten O Kadar Uzun Yaşadılar mı?” makalesine bakın.

      [Sayfa 5’teki pasaj]

      Eski efsanelerdeki kahramanlarla ilgili hikâyeler Nefilim soyunun şiddet dolu davranışlarını ortaya koyuyor olabilir

      [Sayfa 7’deki resim]

      Nuh’un imanını örnek alırsak Tanrı’nın onayını kazanabiliriz

      [Sayfa 5’teki resim tanıtım notu]

      Alinari/Art Resource, NY

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş