Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • “Her Türlü Açgözlülükten Sakının”
    Gözcü Kulesi—2007 | 1 Ağustos
    • “Her Türlü Açgözlülükten Sakının”

      “Bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir” (LUKA 12:15).

      1, 2. (a) Sizce insanlar bugün nelere öncelik veriyor? (b) Bu tür tutumlar bizi nasıl etkileyebilir?

      PARA, mal mülk, mevki, yüksek maaşlı bir iş, aile. Çoğu insan bunları başarının ölçüsü ya da güvenli bir yaşamın garantisi olarak görüyor. Hem zengin hem de yoksul ülkelerde birçok insanın yalnızca maddi kazanç ve başarı elde etmekle ilgilendiği ortadadır. Manevi konulara ilgileri varsa bile bu hızla azalıyor.

      2 Durum tam Mukaddes Kitabın önceden bildirdiği gibidir. “Son günlerde çetin ve bunalımlı bir dönem gelecek. Çünkü insanlar, kendini seven, parayı seven, . . . . Tanrı yerine zevki seven, Tanrı’ya bağlı gibi görünüp, yaşamlarıyla böyle bir bağlılığın gücünü inkâr ettiklerini gösteren kişiler olacaklar” (2. Timoteos 3:1-5). Böyle kişilerin arasında yaşayan gerçek Hıristiyanlar, bu tür düşünce ve yaşam tarzlarını benimsemeleri için her gün baskı görüyor. Dünyanın ‘bizi kalıbına sokma’ çabalarına direnmemize ne yardım edebilir? (Romalılar 12:2).

      3. Şimdi İsa’nın hangi öğüdünü inceleyeceğiz?

      3 İsa Mesih, “imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı” olarak bu konuda etkileyici dersler verdi (İbraniler 12:2). Bir keresinde İsa yanındaki kalabalığa pak tapınma hakkında aydınlatıcı bilgiler verirken, bir adam sözünü kesip “Öğretmen, kardeşime söyle, mirası benimle bölüşsün” dedi. Bunun üzerine İsa, hem adama hem de orada kendisini dinleyen herkese ciddi bir öğüt verdi. Açgözlülüğe karşı önemli bir uyarıda bulundu ve düşündürücü bir örnekle uyarısının önemini vurguladı. İsa’nın o olayda söylediği sözlere çok dikkat etmeli ve onları kendi yaşamımızda uygulamaktan nasıl yararlanabileceğimizi görmeliyiz (Luka 12:13-21).

      Yersiz Bir Rica

      4. Adamın İsa’nın sözünü kesmesi neden uygun değildi?

      4 Adam sözünü kesmeden önce İsa, öğrencileriyle ve orada bulunan diğer kişilerle ikiyüzlülükten sakınmak, İnsanoğluyla beraber olduklarını söyleme cesareti ve kutsal ruhun yardımı hakkında konuşuyordu (Luka 12:1-12). Şüphesiz bunlar öğrencilerin dikkatle dinlemesi gereken çok önemli konulardı. Ancak, böylesine ciddi bir konuşmanın tam ortasında, adam İsa’nın sözünü kesip ondan mal mülkle ilgili olduğu anlaşılan bir aile meselesini çözmesini istedi. Bu olaydan önemli bir ders alabiliriz.

      5. Adamın isteği, kendisi hakkında ne gösterdi?

      5 Bir yazar şöyle demişti: “İnsanın karakterini, genelde dinsel bir konuşmayı dinlerken aklından geçenler gösterir.” İsa ciddi manevi konularda konuşurken, büyük ihtimalle o adam ekonomik kazanç elde etmek için neler yapabileceğini düşünüyordu. Adamın söz konusu miras hakkında şikâyette bulunmak için geçerli bir nedeninin olup olmadığı belirtilmiyor. Belki, insanlar arasındaki meselelerde İsa’nın hikmetli bir hâkim olarak sahip olduğu yetki ve ünden yararlanmaya çalışıyordu (İşaya 11:3, 4; Matta 22:16). Niyeti her ne ise, bu istekte bulunması yüreğinde ciddi bir sorun olduğunu, yani manevi konulara yeterince değer vermediğini gösterdi. Bu, kendimizi yoklamanın ne kadar önemli olduğunu göstermiyor mu? Örneğin, kendimizi kontrol etmezsek ibadetlerde kolayca zihnimiz dağılabilir veya ibadetten sonra neler yapacağımızı düşünmeye başlayabiliriz. Bunun yerine, söylenenlere dikkat etmeliyiz. Gökteki Babamız Yehova Tanrı’yla ve iman kardeşlerimizle ilişkimizi geliştirebilmek için bunları kişisel olarak nasıl uygulayabileceğimizi düşünmeliyiz (Mezmur 22:22; Markos 4:24).

      6. İsa neden adamın isteğini yerine getirmedi?

      6 Adamın niyeti ne olursa olsun, İsa onun isteğini yerine getirmedi. Bunun yerine “Aranızda hâkim olmam ya da miraslarınızı paylaştırmam için beni başınıza kim tayin etti?” diye karşılık verdi (Luka 12:14). İsa bu sözlerle halkın iyi bildiği bir şeye değiniyordu. Musa Kanununa göre şehirdeki hâkimler tam bu tür meseleleri çözmek için tayin edilirdi (Tesniye 16:18-20; 21:15-17; Rut 4:1, 2). Oysa İsa, Krallıkla ilgili hakikate şahitlik etmek ve insanlara Tanrı’nın isteğini öğretmek gibi daha önemli konularla ilgileniyordu (Yuhanna 18:37). Biz de günlük meselelere dalmaktansa, zamanımızı ve gücümüzü iyi haberi duyurmak ve ‘bütün milletlerden insanları öğrenci olarak yetiştirmek’ için kullanarak İsa’nın örneğini izleriz (Matta 24:14; 28:19).

      Açgözlülükten Sakının

      7. İsa derin anlayış gerektiren hangi gözlemde bulundu?

      7 İnsan yüreğinin en derinlerindeki niyetleri bile ayırt edebilen İsa, adamın ricasının ardında daha ciddi bir mesele olduğunun farkındaydı. Bu nedenle adamı geri çevirmekle kalmayıp meselenin özüne parmak basarak şöyle dedi: “Dikkatli olun ve her türlü açgözlülükten sakının. Çünkü bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir” (Luka 12:15).

      8. İsa’nın söz ettiği açgözlülük nedir? Neye yol açabilir?

      8 “Açgözlülük” sadece para veya bazı şeylere sahip olma arzusu değildir. Çünkü bunlar uygun şekilde ve uygun amaçla kullanılabilir. Orijinal metinde geçen Yunanca “açgözlülük” sözcüğüyle kastedilen, zenginliğe, bir eşyaya ya da başka birine ait şeylere sahip olmak için duyulan şiddetli arzudur. Bu tuzağa düşen biri, belki de başkasına ait olan şeyleri, doymak bilmez bir hırsla arzulayabilir ve amacı sırf bir şeylere sahip olmaktır. Bunu yaparken asıl ihtiyaçlarını ihmal eder ya da başkalarının nasıl etkileneceğine bakmaz. Böyle birinin sahip olmak istediği şey, düşünce tarzına ve davranışlarına öylesine hâkim olur ki adeta onun tanrısı haline gelir. Elçi Pavlus’un açgözlü kişiyle Tanrı’nın Krallığında yeri olmayan bir putperesti aynı gördüğünü unutmayalım (Efesoslular 5:5; Koloseliler 3:5).

      9. Açgözlülük kendini nasıl gösterebilir? Birkaç örnek verin.

      9 İsa’nın “her türlü” açgözlülükten sakınmamızı söylemesi ilginçtir. Açgözlülüğün birçok türü vardır. On Emrin sonuncusunda bunlardan birkaçı şöyle sıralanır: “Komşunun evine tama etmiyeceksin; komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiç bir şeyine tama etmiyeceksin” (Çıkış 20:17). Mukaddes Kitap açgözlülüğün herhangi bir türü yüzünden ağır günah işlemiş kişilerin örnekleriyle doludur. Başkasına ait bir şeye göz diken ilk kişi Şeytan’dı; o yalnızca Yehova’ya ait olan yücelik, onur ve yetkiye sahip olmak istedi (Vahiy 4:11). Havva kayıtsız şartsız bir bağımsızlığa göz dikti ve onun bu konuda aldanması sonucunda insanlık günah ve ölüme mahkûm oldu (Tekvin 3:4-7). Cinler, ‘asıl konumlarına’ takdirlerini yitiren ve hakları olmayan bir şey için “ait oldukları mekânı terk eden” meleklerdi (Yahuda 6; Tekvin 6:2). Balam, Akan, Gehazi ve Yahuda İskariyot’u da düşünelim. Onlar da sahip oldukları şeylerle yetinip mutlu olmak yerine takdirlerini yitirdiler. Maddi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyup kendilerine duyulan güveni kötüye kullandılar. Bu da başlarına felaket ve ölüm getirdi.

      10. Nasıl İsa’nın uyardığı gibi ‘dikkatli olabiliriz’?

      10 İsa’nın açgözlülükle ilgili uyarısına “Dikkatli olun” diye başlaması gerçekten çok yerindeydi. Neden? Çünkü insan bir başkasının açgözlülüğünü kolayca fark edebilirken, kendisinin bu durumda olduğunu nadiren kabul eder. Fakat elçi Pavlus, ‘her tür zararlı şeyin kökünde para sevgisinin yattığına’ dikkat çekti (1. Timoteos 6:9, 10). Öğrenci Yakub da yanlış arzunun ‘gebe kaldığında günah doğurduğunu’ açıkladı (Yakub 1:15). İsa’nın uyardığı gibi ‘dikkatli olmalıyız.’ Fakat bunu yaparken amacımız açgözlü olup olmadıklarına karar vermek için başkalarını değil, ne arzuladığımızı görmek ve ‘her türlü açgözlülükten sakınmak’ için kendimizi yoklamak olmalı.

      Çok Mal Mülk

      11, 12. (a) İsa açgözlülüğe karşı hangi uyarıda bulundu? (b) İsa’nın uyarısına neden kulak vermeliyiz?

      11 Açgözlülükten sakınmak için bir neden daha var. İsa’nın sözlerine nasıl devam ettiğine dikkat edelim: “Bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir” (Luka 12:15). İnsanların maddeci olduğu, zenginlik ve refah ile mutluluk ve başarıyı denk tuttuğu çağımızda, bu sözler üzerinde iyi düşünmemiz gerekir. İsa gerçekten anlamlı ve doyum veren bir hayatın –insanın ne kadar çok malı mülkü olursa olsun– zenginlikten kaynaklanmadığına ve zenginliğe bağlı olmadığına dikkat çekiyordu.

      12 Ancak bazıları bu düşünceye katılmayabilir. Onlar mal mülk sahibi olmanın getirdiği rahatlık ve zevklerin, hayatı daha yaşanılır kılacağını düşünebilir. Dolayısıyla arzu ettikleri her eşyayı veya cihazı elde edebilmek için kendilerini işlerine verirler. Onlar bu sayede iyi bir hayatlarının olacağını düşünür. Fakat böyle düşünmekle İsa’nın vurguladığı noktayı gözden kaçırmış oluyorlar.

      13. Hayat ve sahip olunan şeyler hakkındaki dengeli görüş nedir?

      13 İsa zengin olmanın doğru mu yoksa yanlış mı olduğu üzerinde durmuyordu. Onun anlatmak istediği nokta bir insanın hayatının, ‘malına mülküne,’ yani zaten sahip olduğu şeylere bağlı olmadığıydı. Hayatımız için, yani yaşamımızı sürdürebilmek için aslında fazla şeye ihtiyacımız olmadığını hepimiz biliyoruz. Biraz yiyecek, giyecek ve yatacak bir yer yeter. Zenginler bunlara bol miktarda sahiptir, yoksullarsa bu ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele vermek zorunda olabilir. Ancak yaşam sona erdiğinde zengin de yoksul da eşit olur (Vaiz 9:5, 6). Öyleyse hayatın amacı ve yaşanmaya değer olması, insanın sahip olabileceği şeylere bağlı olamaz ve olmamalıdır da. İsa’nın söz ettiği yaşam tarzını incelediğimizde bu açıkça görülür.

      14. Mukaddes Kitapta geçen “hayat” sözcüğünden ne öğrenebiliriz?

      14 İsa’nın “Bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir” sözlerinde geçen “hayat” için, Luka İncilinde Yunanca zoe sözcüğü kullanılır. Bu sözcük yaşam tarzı değil, yaşamın ta kendisi, canlılık anlamına gelir.a İsa, zengin ya da yoksul olalım, lüks içinde yaşayalım ya da kıt kanaat geçinelim, ne kadar uzun süre yaşayacağımızı, hatta yarın hayatta olup olmayacağımızı bile belirleyemeyeceğimizi söylüyordu. Dağdaki Vaazında “Hanginiz kaygılanmakla ömrünü biraz olsun uzatabilir?” demişti (Matta 6:27). Mukaddes Kitap açıkça yalnız Yehova’nın “hayatın kaynağı” olduğunu gösterir. Sadece O, sadık kişilere gökte veya yeryüzünde “gerçek yaşam”, yani “sonsuz yaşam” verebilir (Mezmur 36:9; 1. Timoteos 6:12, 19).

      15. Neden birçok kişi sahip olduğu maddi şeylere bel bağlıyor?

      15 İsa’nın sözleri, insanların yaşam hakkında kolaylıkla çarpık bir görüşe sahip olabileceğini gösteriyor. İster zengin ister yoksul olsun tüm insanlar kusurludur ve hepsini aynı son bekler. Musa peygamber, şu gözlemde bulundu: “Yıllarımızın günleri yetmiş yıldır, ve kuvvetle seksen yıl olursa onların gururu, zahmet ve kederdir; çünkü çabuk geçer, ve biz de uçarız” (Mezmur 90:10; Eyub 14:1, 2; 1. Petrus 1:24). Bu nedenle Tanrı’yla iyi bir ilişki geliştirmemiş insanlar çoğunlukla, Pavlus’un değindiği “Yiyelim, içelim, nasılsa yarın öleceğiz” felsefesini benimser (1. Korintoslular 15:32). Bazılarıysa yaşamın geçiciliği ve belirsizliği karşısında güvenlik ve istikrarı maddi şeylerde arar. Onlar bir sürü somut, maddi şeye sahip olmanın hayatı daha güvenli hale getireceğini düşünebilir. Para, mal mülk ve eşya gibi şeyleri güvenlik ve mutlulukla denk tutma hatasına düştüklerinden hayatlarındaki tek uğraş bunları elde etmeye çalışmak olur (Mezmur 49:6, 11, 12).

      Güvenli Bir Gelecek

      16. Yaşamın gerçek değeri neye bağlı değildir?

      16 Daha yüksek yaşam standartlarının, yani daha çok yiyecek, giysi, barınak ve başka lüks şeylere sahip olmanın yaşamı daha konforlu hale getirebileceği, hatta daha iyi tıbbi bakım sağlayıp insan ömrünü birkaç yıl uzatabileceği doğrudur. Ancak, böyle bir yaşam gerçekten de daha anlamlı ve daha güvenli midir? Hayatın yaşanmaya değer olması, insanın ömür uzunluğuna, maddi şeylere sahip olmasına veya bunların tadını çıkarmasına bağlı değildir. Elçi Pavlus bu tür şeylere güven duymanın tehlikesine dikkat çekti. Timoteos’a şöyle yazdı: “Bu ortamda zengin olanlara, kibirli olmamalarını, güvencesiz servete değil, zevk almamız için bize her şeyi bol bol sağlayan Tanrı’ya ümit bağlamalarını . . . . söyle” (1. Timoteos 6:17, 18).

      17, 18. (a) Maddi şeyler konusunda kimleri örnek almalıyız? (b) Gelecek makalede İsa’nın verdiği hangi mesel ele alınacak?

      17 Servete ümit bağlamak akılsızlıktır, çünkü “güvencesiz”dir. Eski devirlerde yaşamış bir aile büyüğü olan Eyub çok zengindi. Fakat başına aniden felaketler geldiğinde zenginliğinin ona hiç yararı olmadı; birden her şeyini kaybetti. Eyub’un tüm o sıkıntı ve sınavlara dayanmasını sağlayan, Tanrı’yla güçlü ilişkisiydi (Eyub 1:1, 3, 20-22). İbrahim’in zenginliği, onun Yehova’dan gelen zor bir görevi kabul etmesine engel olmadı ve o, “bir çok milletlerin babası” olmakla ödüllendirildi (Tekvin 12:1, 4; 17:4-6). Böyle örnek kişilerin izinden gitmemiz gerekir. Genç ya da yaşlı olalım, yaşamımızda gerçekten neyin önemli olduğunu ve neye ümit bağladığımızı görmek için kendimizi yoklamalıyız (Efesoslular 5:10; Filipililer 1:10).

      18 İsa’nın yaşamla ilgili uygun görüş ve açgözlülük hakkında söyledikleri, kısa ama gerçekten anlamlı ve eğiticidir. Ancak onun söylemek istediği başka şeyler de vardı. Akılsız bir zengin adamla ilgili düşündürücü bir mesel, yani bir örnek vererek sözlerine devam etti. Acaba o örneğin bugün bizim hayatımızla ne ilgisi var? Ondan ne öğrenebiliriz? Bu sorulara gelecek makale yanıt verecek.

      [Dipnot]

      a “Hayat” olarak tercüme edilen başka bir Yunanca sözcük bios’tur; “biyografi” ve “biyoloji” gibi sözcükler bu sözcükten türetilmiştir. Vine’s Expository Dictionary of Old and New Testament Words’e göre bios, “yaşamda bir dönem”, “yaşam tarzı” ve “ekmek parası” anlamlarına gelir.

  • “Tanrı Katında Zengin” misiniz?
    Gözcü Kulesi—2007 | 1 Ağustos
    • “Tanrı Katında Zengin” misiniz?

      “İşte, kendisi için servet biriktiren, fakat Tanrı katında zengin olmayan adamın durumu böyledir” (LUKA 12:21).

      1, 2. (a) Tarih boyunca insanlar ne uğrunda büyük fedakârlıklarda bulunmaya hazır olmuştur? (b) Gerçek Hıristiyanlar hangi zorluk ve tehlikeyle mücadele etmek zorundadır?

      ÇAĞLAR boyunca birçok toplumda insanlar zengin olmayı çok istedikleri için didinip durmuş, çok çalışmışlardır. Örneğin 19. yüzyılda Avustralya, Güney Afrika, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde, “Altına Hücum” diye adlandırılan bir dönem yaşandı. Dünyanın dört bir yanından insanlar, servet peşine düşüp evlerini ve sevdiklerini geride bırakarak yabancı ve kimi zaman da yaşama elverişsiz topraklara akın ettiler. Evet, birçok insan arzuladığı zenginliğe kavuşabilmek için çok ciddi tehlikeleri göze almaya ve her şeyi feda etmeye hazırdır.

      2 Bugün çoğu insan hazine peşinde olmasa da, geçinebilmek için çok çalışmak zorundadır. Yaşadığımız ortamda bunu başarmak zor, yorucu ve yıpratıcı olabilir. İnsan yiyecek, giyecek ve barınak elde etmeye çalışırken, farkında olmadan daha önemli şeyleri ihmal edebilir, hatta unutabilir (Romalılar 14:17). İsa, bu insani eğilimi çok doğru şekilde betimleyen bir mesel, yani bir örnek verdi. Bu mesel Luka 12:16-21’de kayıtlıdır.

      3. İsa’nın Luka 12:16-21’de kayıtlı meselini kısaca anlatın.

      3 İsa, bu örneği açgözlülükten sakınmanın gereği hakkında konuşurken verdi; o sözlerini önceki makalede ayrıntılı bir şekilde ele aldık. Dinleyicilerini açgözlülüğe karşı uyardıktan sonra zengin bir adamdan söz etti. Bu adam ürünle dolu ambarlarıyla yetinmeyip daha çok şey depolamak için onları yıktı ve yerlerine daha büyüklerini inşa etti. Fakat tam rahatına bakıp keyifli bir hayat süreceğini düşünürken, Tanrı ona hayatının sona ermek üzere olduğunu, biriktirdiği tüm malların başka birine kalacağını söyledi. İsa örneğin sonunda “İşte, kendisi için servet biriktiren, fakat Tanrı katında zengin olmayan adamın durumu böyledir” dedi (Luka 12:21). Bu meselden hangi dersi alabiliriz? Ve bunu kişisel olarak yaşamımızda nasıl uygulayabiliriz?

      Adam Zor Bir Kararla Karşılaşıyor

      4. İsa’nın meselindeki adamın kişiliği hakkında neler söyleyebiliriz?

      4 İsa’nın verdiği bu örnek birçok kültürde iyi bilinir. Onun öyküye şöyle başlaması ilginçtir: “Zengin bir adamın toprağı bol ürün veriyordu.” İsa adamın hileli ya da kanunsuz yollarla zengin olduğunu söylemedi. Yani adamı kötü biri olarak betimlemedi. Aslında İsa’nın sözlerinden, meseldeki adamın çalışkan biri olduğu sonucunu çıkarmak makul olur. En azından gelecek için plan ve birikim yapan bir adam olduğu, belki de ailesinin rahatını düşünerek bunları yaptığı anlaşılabilir. Dolayısıyla, bu şekilde değerlendirildiğinde adamın sorumluluklarını ciddiye alan çalışkan birini temsil ettiği düşünülebilir.

      5. İsa’nın meselindeki adam hangi sorunla karşılaştı?

      5 Durum ne olursa olsun, İsa meseldeki kişiyi zengin adam olarak adlandırdı, yani onun zaten çok malı mülkü olduğunu söyledi. Ancak İsa’nın anlattığı gibi, bu zengin adamın bir sorunu vardı. Toprağı umduğundan daha fazla ürün vermişti. Adamın o kadar çok ürüne ne ihtiyacı ne de yeri vardı. Ne yapmalıydı?

      6. Bugün Tanrı’nın birçok hizmetçisi ne tür kararlarla karşı karşıyadır?

      6 Bugün Yehova’nın hizmetçilerinden birçoğu, o zengin adamınkine çok benzeyen durumlarla karşılaşıyor. Gerçek Hıristiyanlar dürüst, çalışkan ve titiz işçiler olmaya çalışır (Koloseliler 3:22, 23). İster işçi ister işveren olsunlar, genelde başarılıdırlar, hatta birçokları yaptıkları işte usta olurlar. Fakat karşılarına terfi imkânı ya da yeni iş fırsatları çıktığında bir karar vermeleri gerekir: Acaba terfi teklifini kabul etmeliler mi? Veya işlerini büyütmeliler mi? Benzer şekilde birçok genç Şahit de okulda çok başarılıdır. Bunun sonucunda onlara, saygın üniversitelerde yüksek öğrenim görmeleri için burs imkânı sunulabilir. Peki, çoğu insanın yapacağı gibi bu imkândan yararlanmalılar mı?

      7. İsa’nın meselindeki adam sorununu nasıl çözdü?

      7 İsa’nın örneğine dönecek olursak, zengin adam ambarlarına sığmayacak kadar bol ürün aldığında ne yaptı? Tüm fazla tahılını ve mallarını koyabilmek için, var olan ambarlarını yıkıp yerine daha büyüklerini inşa etmeye karar verdi. Bu plan sayesinde kendisini güvende ve mutlu hissetmiş olmalı ki, şöyle düşündü: “O zaman canıma derim ki, ‘Ey can, uzun yıllar yetecek çok malın var; rahatına bak, ye, iç, keyfini sür’” (Luka 12:19).

      Neden “Akılsız”?

      8. İsa’nın meselindeki adam hangi temel etkeni göz ardı etmişti?

      8 Ancak İsa’nın dikkat çektiği gibi, zengin adamın planı sandığı gibi ona gerçek bir güvenlik sağlamadı. Yaptığı plan gerçekçi görünmüş olabilirse de, adam temel bir etkeni, Tanrı’nın isteğini hesaba katmamıştı. Sadece kendisini düşünüyordu; tek ilgilendiği konu nasıl rahatına bakacağı, yiyip içip keyif süreceğiydi. “Çok malı” olmasının “uzun yıllar” yaşayacağı anlamına geldiğini sandı. Fakat olaylar hiç de umduğu gibi gelişmedi. İsa’nın daha önce dediği gibi, “Bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir” (Luka 12:15). Ve o gece adamın onca çabasının hiçbir anlamı kalmadı. Çünkü Tanrı şöyle dedi: “Ey akılsız, bu gece canın senden isteniyor. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?” (Luka 12:20).

      9. Meseldeki adam neden akılsız olarak adlandırıldı?

      9 İşte şimdi İsa’nın örneğindeki can alıcı noktaya geliyoruz. Tanrı, adamı akılsız olarak adlandırdı. Bir sözlük, burada kullanılan Yunanca sözcüğün “her zaman anlayış eksikliği anlamına” geldiğini açıklıyor. Sözlüğe göre, meselde Tanrı’nın bu sözcüğü kullanması, “zenginlerin gelecekle ilgili planlarının anlamsızlığını” ortaya seriyordu. Bu sözcük, zekâdan yoksun birine değil, “Tanrı’ya bağımlılığını kabul etmeyi reddeden” birine atfediyor (Exegetical Dictionary of the New Testament). İsa’nın zengin adamı tanımlarken kullandığı ifadeler, daha sonra birinci yüzyılda Anadolu’daki Laodikya cemaatine söylediği sözleri akla getiriyor: “‘Zenginim, servet topladım ve hiçbir şeye ihtiyacım yok’ diyorsun; fakat aslında zavallı, acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu fark etmiyorsun” (Vahiy 3:17).

      10. ‘Çok mala’ sahip olmak neden “uzun yıllar” yaşamanın garantisi değildir?

      10 Bu meselde verilen ders üzerinde derin düşünmeliyiz. O adama benziyor olabilir miyiz? Yani, ‘çok mala’ sahip olmak için didinip dururken, “uzun yıllar” yaşama ödülünü kazanmak için gerekeni yapmıyor olabilir miyiz? (Yuhanna 3:16; 17:3). Mukaddes Kitap “Gazap gününde mal işe yaramaz” ve “Zenginliğine güvenen düşer” der (Süleyman’ın Meselleri 11:4, 28). Dolayısıyla İsa meselini şu uyarıyla sona erdirdi: “İşte, kendisi için servet biriktiren, fakat Tanrı katında zengin olmayan adamın durumu böyledir” (Luka 12:21).

      11. Ümidi ve güvenliği maddi şeylerde aramak neden boştur?

      11 İsa “İşte . . . . böyledir” demekle, yaşamlarını yalnızca maddi şeyler üzerine kuranların, yani ümidi ve güvenliği mal mülkte arayanların, meseldeki zengin adamla aynı sonu paylaşacağını vurguluyordu. Asıl yanlış olan, insanın ‘kendisi için servet biriktirmesi’ değil, “Tanrı katında zengin” olmamasıdır. Öğrenci Yakub da benzer bir uyarıda bulunarak şöyle yazdı: “‘Bugün ya da yarın şu şehre gideceğiz, orada bir yıl geçireceğiz, ticaret yapıp para kazanacağız,’ diyen sizler, yarın başınıza ne geleceğini bilemezsiniz ki.” Peki ne yapmalıydılar? “Böyle diyeceğinize, ‘Yehova isterse yaşarız, şunu ya da bunu yaparız’ demelisiniz” (Yakub 4:13-15). Bir insan ne kadar zengin olursa, ne kadar mal mülke sahip olursa olsun, Tanrı katında zengin olmadıktan sonra bunların hepsi boştur. Öyleyse Tanrı katında zengin olmak ne demektir?

      Tanrı Katında Zengin Olmak

      12. Tanrı katında zengin olmak için ne yapmalıyız?

      12 İsa’nın sözünde, Tanrı katında zengin olmak ile kişinin kendisi için hazine biriktirmesi, yani maddi açıdan zenginleşmesi karşılaştırılıyor. Dolayısıyla İsa servet biriktirmenin veya sahip olduğumuz şeylerin tadını çıkarmanın hayattaki başlıca amacımız olmaması gerektiğini söylüyordu. Bunun yerine, olanaklarımızı Yehova’yla ilişkimizi geliştirecek şekilde kullanmalıyız. Bunu yaptığımızda Tanrı katında zengin olacağımızdan şüphemiz olmasın. Neden? Çünkü bu O’ndan birçok bereket almamıza yol açar. Mukaddes Kitap bize “RABBİN bereketi, zengin eden odur; ve onunla beraber keder katmaz” der (Süleyman’ın Meselleri 10:22).

      13. Yehova’nın bereketi nasıl ‘zengin eder’?

      13 Yehova toplumuna her zaman en iyi şeyleri sağlayarak bereket verir (Yakub 1:17). Örneğin, İsrailoğullarına bir ülke verdiğinde, orası ‘süt ve bal akan bir diyardı.’ Mısır da aynı sözlerle tarif edilmişti, fakat Yehova’nın İsrailoğullarına verdiği topraklar en az bir açıdan önemli ölçüde farklıydı. Musa orası hakkında halka “Allahın RABBİN kayırdığı bir memlekettir” demişti. Başka sözlerle, İsrailoğulları Yehova kendileriyle ilgileneceği için refah içinde olacaklardı. Yehova’ya sadık kaldıkları sürece O’ndan bol bol bereket aldılar ve çevrelerindeki tüm uluslardan gözle görülür ölçüde üstün bir hayat sürdüler. Evet, Yehova’nın bereketi, “zengin eden odur”! (Sayılar 16:13; Tesniye 4:5-8; 11:8-15).

      14. Tanrı katında zengin olanlar neler tadar?

      14 “Tanrı katında zengin” ifadesi, “Tanrı önünde zengin” (İncil Çağdaş) ya da “Tanrı’nın gözünde zengin” (The New Testament in Modern English, J. B. Phillips) olarak da tercüme edilir. Maddi açıdan zengin kişiler genelde başkalarının gözünde ne durumda olduklarıyla ilgilenir. Bu genellikle onların yaşam tarzında görülür. Böyle kişiler sahip oldukları şeylerle insanları etkilemeye çalışarak Mukaddes Kitapta “gösteriş merakı” diye adlandırılan tutumu sergiler (1. Yuhanna 2:16). Tanrı katında zengin olan kişilerse, O’nun onayını ve lütfunu bol bol tadar, Tanrı’yla sıcak bir kişisel ilişkiye sahip olurlar. Böylesine değerli bir konumda bulunmak onlara hiçbir maddi zenginliğin sağlayamayacağı bir mutluluk ve güven verir (İşaya 40:11). Peki, Tanrı’nın gözünde zengin olmak için ne yapmalıyız?

      Tanrı’nın Gözünde Zengin

      15. Tanrı katında zengin olmak için ne yapmalıyız?

      15 İsa’nın verdiği örnekte, adamın yaptığı planların ve çalışıp didinmesinin tek amacı maddi açıdan daha zengin olmaktı; sonuçta akılsız olarak adlandırıldı. Öyleyse Tanrı katında zengin olmak için, O’nun gözünde gerçekten yararlı ve değerli faaliyetlerde çalışkan olmaya ve bunlara tam olarak katılmaya gayret etmeliyiz. İsa’nın şu emri bu faaliyetler arasındadır: “Gidin bütün milletlerden insanları öğrencim olarak yetiştirin” (Matta 28:19). Zamanımızı, gücümüzü ve yeteneklerimizi, koşullarımızı daha iyi hale getirmek için değil, duyuru ve öğrenci yetiştirme işi için kullanmamız yatırım yapmaya benzer. Şimdi değineceğimiz tecrübelerin de gösterdiği gibi, bunu yapanlar ruhi açıdan büyük kazanç elde etti (Süleyman’ın Meselleri 19:17).

      16, 17. İnsanı Tanrı’nın gözünde zengin kılan yaşam tarzını ortaya koyan hangi tecrübeleri anlatabilirsiniz?

      16 Asya’da yaşayan bir iman kardeşimizin örneğine bakalım. Bu birader bilgisayar teknisyeni olarak iyi para kazanıyordu. Ancak, işi neredeyse tüm zamanını alıyordu ve bu yüzden kendisini manevi açıdan tükenmiş hissediyordu. Sonunda, mesleğinde yükselmeye çalışmak yerine işinden ayrıldı ve hem manevi ihtiyaçlarına hem de sorumluluklarına daha çok zaman ayırabilmek için dondurma yapıp sokakta satmaya başladı. Eski iş arkadaşları onunla alay ettiler; fakat sonuç ne oldu? O şöyle dedi: “Aslında eski işimle karşılaştırınca ekonomik açıdan daha iyi durumdayım. Ayrıca daha mutluyum, çünkü eski işimdeki stres ve kaygıyı çekmiyorum. Daha önemlisi de, artık kendimi Yehova’ya daha yakın hissediyorum.” Bu değişiklik ona tamgün hizmete başlama olanağı sağladı ve şimdi Yehova’nın Şahitlerinin o ülkedeki bürosunda hizmet ediyor. Yehova’nın bereketi gerçekten de ‘zengin eder.’

      17 Ailesi eğitime çok değer veren bir kadının durumu da bu konuda örnektir. O Fransa, Meksika ve İsviçre’de üniversiteye gitmişti ve önünde parlak bir kariyer vardı. Şöyle diyor: “Başarılıydım, saygı görüyordum ve ayrıcalıklıydım. Fakat içimde bir boşluk vardı ve derin bir doyumsuzluk hissediyordum.” Sonra Yehova hakkında bilgi aldı. Şöyle diyor: “Ruhen ilerledikçe, Yehova’yı memnun etme ve bana verdiği onca şey karşısında O’nun için küçücük de olsa bir şeyler yapma arzusu duydum. Böylece, izleyeceğim yolu net şekilde görebildim; bu, Yehova’ya tamgün hizmet etmekti.” Kendisi işinden istifa etti ve kısa süre içinde vaftiz edildi. Yaklaşık 20 yıldır tamgün hizmette ve bu onu mutlu ediyor. “Bazıları yeteneklerime yazık ettiğimi düşünüyor” diyor. “Fakat mutlu olduğumu görüyorlar ve bağlı olduğum ilkeleri takdir ediyorlar. Alçakgönüllü olmama ve böylece onayını kazanmama yardım etmesi için Yehova’ya her gün dua ediyorum.”

      18. Nasıl biz de Pavlus gibi Tanrı katında zengin olabiliriz?

      18 Sonradan elçi Pavlus olarak tanınan Saul’un da önünde parlak bir kariyer vardı. Ancak yaşamının ilerki yıllarında o şöyle yazdı: “Efendim Mesih İsa’yla ilgili bilginin üstün değeri karşısında gerçekten her şeyi değersiz görüyorum” (Filipililer 3:7, 8). Mesih sayesinde kazandığı zenginlik, Pavlus için dünyanın sunabileceği her şeyden daha üstündü. Benzer şekilde, her bencil arzudan vazgeçerek ve Tanrı’ya bağlı bir hayat sürerek biz de O’nun gözünde zengin bir yaşama sahip olabiliriz. Tanrı’nın Sözü bize şu güvenceyi veriyor: “Alçak gönüllü olmanın ve RAB korkusunun sonu, servet, izzet ve hayattır” (Süleyman’ın Meselleri 22:4).

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş