Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Yehova Benim Payımdır
    Gözcü Kulesi—2011 | 15 Eylül
    • Yehova Benim Payımdır

      “İsrailoğulları arasında senin payın ve mirasın Benim” (SAY. 18:20).

      1, 2. (a) Toprakların paylaştırılmasında Levioğullarının durumu neydi? (b) Yehova Levioğullarına hangi güvenceyi verdi?

      İSRAİLOĞULLARI Vaat Edilmiş Toprakların büyük kısmını ele geçirdikten sonra, Yeşu dikkatini bu toprakları kurayla paylaştırma işine verdi. Bunu başkâhin Eleazar ve kabile başlarıyla birlikte yaptı (Say. 34:13-29). Levi kabilesi diğer kabileler gibi miras olarak topraktan pay almayacaktı (Yeşu 14:1-5). Peki Vaat Edilmiş Topraklarda neden Levi kabilesinin toprağı, yani payı olmayacaktı? Bu onların dışlandığı anlamına mı geliyordu?

      2 Bunun yanıtını Yehova’nın Levioğullarına hitaben söylediği şu sözlerde buluruz: “İsrailoğulları arasında senin payın ve mirasın Benim” (Say. 18:20). Ne kadar büyük bir güvence! Yehova bu sözlerle onların terk edilmediğini vurguladı. Yehova size ‘Senin payın Benim’ deseydi neler hissederdiniz? Belki ilk tepkiniz şöyle olabilirdi: ‘Mutlak Gücün Sahibinden böyle bir güvence alacak kadar değerli miyim?’ Ayrıca şunu da merak edebilirdiniz: ‘Yehova bugün gerçekten de kusurlu kullarının payı olabilir mi?’ Bu sorular hem sizi hem de sevdiklerinizi ilgilendirir. O halde Tanrı’nın bu sözlerinin ne anlama geldiğini görelim. Bu, Yehova’nın bugün nasıl İsa’nın takipçilerinin payı olabildiğini anlamamıza yardım edecek. Dahası, ümidiniz ister gökte ister yerde yaşamak olsun Yehova’nın birey olarak sizin de payınız olabileceğini göreceğiz.

      Yehova Levioğullarının İhtiyaçlarını Karşılıyor

      3. Tanrı’nın, hizmetine Levioğullarını seçmesi nasıl gerçekleşti?

      3 Yehova İsrailoğullarına Kanunu vermeden önce aile reisleri ailenin kâhini olarak hizmet ediyordu. Kanunla birlikte Tanrı, Levi kabilesinden tamgün hizmet edecek kâhinleri ve onlara yardım edecek kişileri seçerek bir kâhinlik düzenlemesi kurdu. Bu nasıl oldu? Tanrı Mısır’ın ilk doğanlarını yok ettiğinde İsrailoğullarının ilk doğanlarını kutsayarak Kendisi için ayırdı, onlar artık O’nun olacaktı. Daha sonra Tanrı “İsrailoğullarının tüm ilk oğullarının yerine . . . . Levioğullarını alacağım” diyerek önemli bir düzenleme yaptı. Yapılan sayım sonucunda, ilk oğulların sayısının Levioğullarının sayısından fazla olduğu görüldü ve bu fark için fidye bedeli ödendi (Say. 3:11-13, 41, 46, 47). Böylece, Levioğulları İsrail’in Tanrısı Yehova’ya kâhinlik görevinde hizmet edebilecekti.

      4, 5. (a) Tanrı’nın Levioğullarının payı olması onlar için ne anlama geliyordu? (b) Tanrı Levioğullarının ihtiyaçlarını nasıl karşıladı?

      4 Aldıkları bu görev Levioğulları için ne anlama geliyordu? Yehova bu kişilere miras olarak topraktan pay vermek yerine paha biçilmez bir hizmet ayrıcalığı verdi ve bu anlamda onların payı oldu. Onların mirası ‘Yehova’nın kâhinliğiydi’ (Yeşu 18:7). Sayılar 18:20 ayetinin bağlamı, bu düzenlemenin onları maddi olarak muhtaç durumda bırakmadığını gösterir (Sayılar 18:19, 21, 24’ü okuyun). ‘Yerine getirdikleri hizmete karşılık, İsrail’de getirilen tüm ondalık Levioğullarına miras olarak’ verilmeliydi. Bu ondalık, İsrail’de üretilen mahsulün ve yeni doğan hayvanların yüzde 10’uydu. Levioğulları kendileri de aldıklarının onda birini, “en iyisini” kâhinlik düzenlemesini desteklemek için bağışlamalıydıa (Say. 18:25-29). İsrailoğullarının Yehova’ya sunduğu “tüm kutsal bağışlar” da kâhinlere verilmeliydi. Kâhinlik düzenlemesinde hizmet edenlerin Yehova’nın onların ihtiyaçlarını karşılayacağına inanmak için geçerli nedenleri vardı.

      5 Öyle görünüyor ki, İsrailoğullarından Musa Kanununda ikinci bir ondalık talep ediliyordu. Bu, her yıl yapılan kutsal toplantılar sırasında ev halkının ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri ve sevinç duymaları içindi (Tekr. 14:22-27). Ancak, bu ondalık yedi yıllık Sebt döneminin her üçüncü ve altıncı yılının sonunda, yoksullar ve Levioğulları için şehrin bir yerinde toplanırdı. Neden Levioğulları da bu düzenlemeden yararlananlar arasındaydı? Çünkü onların İsrail’de “payı ve mirası” yoktu (Tekr. 14:28, 29).

      6. Miras olarak topraktan pay almayan Levioğulları nerede yaşayacaktı?

      6 Şöyle sorabilirsiniz: ‘Mademki Levioğullarına toprak verilmedi, o halde nerede yaşayacaklardı?’ Tanrı onların bu ihtiyacını da karşıladı. Levioğullarına, altısı sığınak şehir olmak üzere çevresindeki otlaklarıyla birlikte 48 şehir verildi (Say. 35:6-8). Bu nedenle, Tanrı’ya kutsal mekânda hizmet etmedikleri zamanlarda yaşamak için yerleri vardı. Yehova, kendilerini O’na hizmet etmeye adayanların ihtiyaçlarını bol bol karşıladı. Levioğulları, Yehova’nın onların ihtiyaçlarını karşılayacak güce ve isteğe sahip olduğuna güvenerek Tanrı’nın onların payı olduğunu gösterebilirlerdi.

      7. Levioğullarının, Yehova’nın onların payı olması için ne yapmaları gerekiyordu?

      7 Kanun, bir İsrailoğlu ondalık vermediğinde uygulanacak bir ceza içermiyordu. Halk ondalık vermeyi ihmal ettiğinde, kâhinler ve Levioğulları bundan etkileniyordu. Nehemya’nın zamanında böyle bir durum yaşandı ve Levioğulları hizmetlerini bırakıp tarlada çalışmak zorunda kaldı (Nehemya 13:10’u okuyun). Açıkça görüldüğü gibi, Levi kabilesinin ihtiyaçlarının karşılanması ulusun ruhi durumuna bağlıydı. Ayrıca kâhinler ve Levioğulları da Yehova’ya iman etmeli ve ihtiyaçlarının karşılanacağına güvenmeliydiler.

      Yehova Bireylerin de Payı Oldu

      8. Bir Levioğlu olan Asaf’ın yaşadıklarını anlatın.

      8 Yehova, Levioğullarının kabile olarak payı olacaktı. Ancak, Levioğullarından bireylerin de Tanrı’ya bağlılıklarını ve O’na güvenlerini ifade etmek için “Benim payım Yehova’dır” demeleri dikkate değer (Ağıt. 3:24). Böyle diyen Levioğullarından biri de bir ilahici ve besteciydi. Bu kişi Kral Davut’un yönetimi sırasında ilahicilerden sorumlu olan Asaf ya da onun soyundan gelen biri olabilirse de biz ondan Asaf diye söz edeceğiz (1. Tar. 6:31-43). Kutsal Yazılarda, 73. Mezmurda Asaf’ın (ya da onun soyundan birinin) kötüleri kıskanmaya başladığını ve neden rahat içinde olduklarını anlayamadığını okuyoruz. Asaf şunu söyleyecek kadar kederlendi: “Demek ki ben yüreğimi boşuna temizlemişim, ellerimi suçsuzluk suyunda boşuna yıkamışım.” Anlaşılan Asaf, Tanrı’ya hizmet etme ayrıcalığını ve Yehova’nın onun payı olduğunu gözden kaçırdı ve “Tanrı’nın yüce mabedine gelene dek” zihnindeki düşünceler onu rahatsız etti (Mezm. 73:2, 3, 12, 13, 17).

      9, 10. Asaf neden Tanrı’dan “devirler boyu payım” olarak söz edebildi?

      9 Asaf kutsal mekâna geldiğinde olayları Yehova’nın bakış açısından görmeye başladı. Siz de geçmişte benzer şeyler yaşamış olabilirsiniz. Belki bir dönem, Yehova’ya hizmet etmenin ne büyük bir imtiyaz olduğunu bir ölçüde gözden kaçırdınız ve sahip olmadığınız maddi şeylere odaklanmaya başladınız. Fakat Tanrı’nın Sözünü inceleyerek ve ibadetlere giderek olayları Yehova’nın gördüğü gibi görmeye başladınız. Asaf kötülerin nasıl bir sonla karşılaşacağını fark etti. Yaşadıkları üzerinde düşündü ve Yehova’nın, sağ elinden tutup ona yol göstereceğini anladı. Bu sayede Yehova’ya şöyle diyebildi: “Yeryüzünde de tek sevincim Sensin” (Mezm. 73:23, 25). Ardından Tanrı’dan payı olarak söz etti (Mezmur 73:26’yı okuyun). Mezmur yazarının ‘bedeni ve yüreği tükenmiş’ olsa da Tanrı ‘devirler boyu onun payı’ olacaktı. Yehova’nın onu dostu olarak hatırlayacağına güveniyordu. Sadakatle sunduğu hizmet unutulmayacaktı (Vaiz 7:1). Bu Asaf’a öyle büyük bir güven vermiş olmalı ki ilahisinde şöyle söyledi: “Benim için en doğrusu Tanrı’ya yaklaşmak. Ulu Rab Yehova’ya sığındım” (Mezm. 73:28).

      10 Asaf, Yehova’nın onun payı olduğunu söylerken sadece Levioğlu olarak aldığı maddi yardımdan bahsetmiyordu. Asaf Tanrı’dan payı olarak söz ederken öncelikle O’na hizmet etme ayrıcalığına ve Yüce Tanrı Yehova’yla ilişkisine, O’nunla geliştirdiği dostluğa değiniyordu (Yak. 2:21-23). Mezmur yazarı sahip olduğu bu ilişkiyi sürdürmek için Yehova’ya güvenmeli, O’na duyduğu imanı korumalıydı. Asaf Tanrı’nın standartlarına uygun yaşarsa yaşamının sonunda ödüllendirileceğine güvenmeliydi. Siz de Mutlak Güce Sahip Yehova’ya aynı güveni duyabilirsiniz.

      11. Yeremya hangi soruyu sordu ve bu sorusu nasıl cevaplandı?

      11 ‘Yehova’yı payı olarak’ gören bir başka Levioğlu da Yeremya peygamberdi. Onun Yehova’dan payı olarak söz ederken ne kastetmiş olabileceğini görelim. Yeremya Yeruşalim yakınlarındaki bir Levi şehri olan Anatot’ta yaşadı (Yer. 1:1). Bir keresinde Yeremya da Yehova’ya, doğrular acı çekerken kötülerin neden rahat içinde olduğunu sordu (Yer. 12:1). Yeruşalim ve Yahuda’da olanları gözlemledikten sonra ‘şikâyette bulunma’ gereği duydu. Yeremya, Yehova’nın adil olduğunu biliyordu. Daha sonra Yehova’nın onun aracılığıyla bildirmiş olduğu sözler ve bunların gerçekleşmesi olarak meydana gelen olaylar Yeremya’nın sorusuna kesin bir cevap oldu. Bu Tanrısal bildiriyle uyumlu olarak, rahat içindeki kötüler uyarılara aldırmadıkları için yok olurken, Yehova’nın yönlendirmesine boyun eğenler ‘canlarını ganimet olarak aldılar’ (Yer. 21:9).

      12, 13. (a) Yeremya hangi olay üzerine “Benim payım Yehova’dır” dedi? O hangi tutuma sahipti? (b) Neden İsrail’in tüm kabilelerinin sabırla beklemesi gerekiyordu?

      12 Yeremya daha sonra harap olmuş memleketine baktı ve kendini karanlıkta yürüyormuş gibi hissetti. Sanki Yehova onu ‘uzun zamandır ölü olanlar gibi oturtmuştu’ (Ağıt. 1:1, 16; 3:6). Yeremya dik başlı ulusa gökteki Babalarına dönmelerini söylemişti, ancak onların kötülükleri öyle bir noktaya ulaşmıştı ki Tanrı’nın Yeruşalim ve Yahuda’nın yok edilmesine müsaade etmesi gerekti. Yeremya, herhangi bir hatası olmasa da bu olay yüzünden keder duydu. Acı çekerken Yehova’nın merhametini hatırladı ve “yok olup gitmeyiz” dedi. Gerçekten de Yehova’nın merhametleri her sabah yenilenir! Yeremya “Benim payım Yehova’dır” sözünü bu durumdayken söyledi. O, Yehova’ya peygamber olarak hizmet etme ayrıcalığını korudu (Ağıtlar 3:22-24’ü okuyun).

      13 İsrailoğulları 70 yıl boyunca yurtsuz kalacak ve ülkeleri viraneye dönecekti (Yer. 25:11). Fakat Yeremya’nın “Benim payım Yehova’dır” demesi, Tanrı’nın merhametine güvendiğini gösteriyordu. Yeremya, Yehova’nın merhametine güvenmesi sayesinde ‘sabırla bekleyebildi.’ İsrail’in tüm kabileleri miraslarını kaybetmişti, bu nedenle onların da Yeremya’nın tutumunu benimsemeleri gerekiyordu. Onların tek ümidi Yehova’ydı. 70 yıl sonra, Tanrı’nın halkı memleketine geri döndü ve O’na hizmet etme ayrıcalığına sahip oldu (2. Tar. 36:20-23).

      Yehova Başkalarının da Payı Olabilir

      14, 15. Levioğulları dışında kim de Yehova’yı payı olarak gördü, neden?

      14 Hem Asaf hem de Yeremya bir Levioğlu olsa da Tanrı’ya hizmet etme ayrıcalığı sadece Levi kabilesinden olanlara ait değildi. İsrail’in gelecekteki Kralı olan genç Davut, Tanrı’ya “Yaşayanlar diyarında payım Sensin” diye seslendi (Mezmur 142:1, 5’i okuyun). Davut bu mezmuru kaleme aldığı dönemde bir sarayda, hatta bir evde bile değildi. Bir mağaradaydı ve düşmanlarından saklanıyordu. Davut en az iki kez, biri Adullam yakınlarında diğeri de En-gedi çölünde olan mağaralara gizlendi. 142. Mezmuru da bu mağaralardan birinde yazmış olabilir.

      15 Eğer durum böyleyse, orada olmasının nedeni Kral Saul’dan saklanmasıydı. Saul onu öldürmek istediği için Davut ulaşılması zor bir mağaraya kaçtı (1. Sam. 22:1, 4). Bu ücra bölgedeyken, yanında onu koruyacak hiçbir dostunun olmadığını düşünmüş olabilir (Mezm. 142:4). Davut Tanrı’ya işte o zaman seslendi.

      16, 17. (a) Davut’un kendini çaresiz hissetmesine neler yol açtı? (b) Davut kimden yardım diledi?

      16 Davut 142. Mezmuru bestelediğinde başkâhin Ahimelek’in başına ne geldiğini öğrenmiş olabilir. Ahimelek, Davut’un kraldan kaçtığını bilmeden ona yardım etmişti. Kıskanç Kral Saul, Ahimelek’i ve ev halkını öldürdü (1. Sam. 22:11, 18, 19). Davut onların ölümünden kendini sorumlu hissetmişti. Sanki ona yardım eden kâhini kendisi öldürmüş gibiydi. Davut’un yerinde siz olsaydınız, kendinizi sorumlu hisseder miydiniz? Bu sıkıntıların yanında Saul da onu kovalamayı sürdürdüğü için Davut hiç rahat yüzü görmedi.

      17 Çok geçmeden, Davut’u geleceğin kralı olarak mesheden Samuel peygamber öldü (1. Sam. 25:1). Bu, Davut’un kendini daha da çaresiz hissetmesine yol açmış olabilir. Yine de Davut kimden yardım dileyebileceğini biliyordu: Yehova’dan. Davut Levioğullarıyla aynı hizmet ayrıcalığına sahip değildi, fakat hizmetin farklı bir alanında görev almak üzere atanmıştı, sonunda Tanrı’nın halkının kralı olacaktı (1. Sam. 16:1, 13). Bu nedenle, Davut Yehova’ya içini döktü ve O’ndan rehberlik dilemeye devam etti. Siz de Yehova’ya gayretle hizmet ederken O’nu payınız ve sığınağınız yapabilirsiniz ve yapmalısınız.

      18. Bu makalede ele aldığımız kişiler, paylarının Yehova olduğunu nasıl gösterdiler?

      18 Yehova şimdiye kadar ele aldığımız kişilerin hepsinin ne anlamda payı oldu? Onlar Tanrı’nın hizmetinde görev aldılar. Ayrıca hizmet ederken Tanrı’nın onların ihtiyaçlarını karşılayacağına güvendiler. Tanrı hem Levioğullarının hem de Davut gibi İsrail’in diğer kabilelerinden kişilerin payı oldu. Yehova’nın sizin de payınız olması için ne yapabilirsiniz? Sonraki makalede bunu ele alacağız.

      [Dipnot]

      a Kâhinlik düzenlemesinin nasıl desteklendiği hakkında daha fazla bilgi için, 1 Ekim 1992 tarihli Gözcü Kulesi dergisinin 30. sayfasının 1-5. paragraflarına bakın.

  • Yehova Sizin de Payınız mı?
    Gözcü Kulesi—2011 | 15 Eylül
    • Yehova Sizin de Payınız mı?

      “Tanrı’nın krallığına ve O’nun istediği doğruluğa yaşamınızda daima ilk yeri verin; o zaman tüm bu şeyler de size verilecektir” (MAT. 6:33).

      1, 2. (a) Galatyalılar 6:16’da söz edilen “Tanrı’nın İsraili” kimdir? (b) Matta 19:28’de geçen “İsrail’in on iki kabilesi” kimleri temsil eder?

      KUTSAL KİTAPTA İsrail ismini okuduğunuzda aklınıza ne geliyor? İshak’ın oğlu olan ve sonradan İsrail ismini alan Yakup mu? Yoksa onun soyu olan eski İsrail ulusu mu? Ya da ruhi İsrail mi? İsrail kelimesi mecazi anlamda kullanıldığında genelde “Tanrı’nın İsraili’ne”, yani gökte krallar ve kâhinler olmak üzere kutsal ruhla meshedilmiş olan 144.000’lere atfeder (Gal. 6:16; Vah. 7:4; 21:12). Ancak Matta 19:28 ayetinde geçen “İsrail’in on iki kabilesi” ifadesi özel bir anlamda kullanılır. Şimdi bu ifadenin ne anlama geldiğine bakalım.

      2 İsa şöyle dedi: “İnsanoğlunun ihtişamlı tahtına oturduğu yenilenme çağında, ardımdan gelen sizler de on iki taht üzerine oturup İsrail’in on iki kabilesini yargılayacaksınız.” Bu ayette geçen “İsrail’in on iki kabilesi”, İsa’nın meshedilmiş öğrencileri tarafından yargılanacak olan, Cennet yeryüzünde yaşama ümidine sahip kişilerdir. Onlar, 144.000 kişinin kâhin olarak yerine getireceği hizmetten yarar görecekler.

      3, 4. Sadık meshedilmişler hangi konuda örnek oluyorlar?

      3 Geçmişte kâhinlerin ve Levioğullarının yaptığı gibi günümüzde İsa’nın meshedilmiş takipçileri de hizmetlerini büyük bir ayrıcalık olarak görür (Say. 18:20). Meshedilmişler yeryüzünde kendilerine toprak ya da yer verilmesini beklemez. Bunun yerine, İsa Mesih’le birlikte gökte krallar ve kâhinler olmayı beklerler. Gökteki konumlarına değinen Vahiy 4:10, 11’de görüldüğü gibi onlar bu görevlerinde Yehova’ya hizmet etmeyi sürdürecekler (Hez. 44:28).

      4 Meshedilmişler paylarının Yehova olduğunu yeryüzündeki yaşam tarzlarıyla açıkça gösteriyorlar. Tanrı’ya hizmet etme ayrıcalığı hayatlarında ilk sırada yer alıyor. Elçi Petrus şöyle dedi: “Sizinle ilgili daveti ve seçimi kesinleştirmek üzere . . . . elinizden geleni yapın” (2. Pet. 1:10). Meshedilmişler, İsa’nın kurban olarak sağladığı fidyeye iman ederek ve onu sürekli takip ederek bu sözleri uyguluyorlar. Her birinin yaşam koşulları ve yetenekleri farklı. Yine de onları kısıtlayabilecek hiçbir durumu Tanrı’nın hizmetinde az paya sahip olmak üzere mazeret göstermiyorlar. Aksine ellerinden geleni yaparak Tanrı’ya hizmet etmeye yaşamlarında ilk yeri veriyorlar. Ayrıca, yeryüzünde yaşama ümidi olanlara da iyi bir örnek oluyorlar.

      5. İsa’nın tüm takipçileri paylarının Yehova olduğunu nasıl gösterebilirler? Bu neden zor olabilir?

      5 Ümidimiz ister gökte ister yeryüzünde yaşamak olsun her birimiz ‘kendimizi reddetmeli, işkence direğini yüklenmeli ve hep Mesih’i izlemeliyiz’ (Mat. 16:24). Yeryüzü Cennetinde yaşama ümidine sahip milyonlarca kişi Tanrı’ya tapınır ve Mesih’i bu şekilde takip eder. Daha fazlasını yapabileceklerinin farkındalarsa azla yetinmezler. Birçok kişi yaşamını basitleştirerek öncülük hizmetine başladı. Başkaları da yılda birkaç kez öncülük yapmaya gayret ediyor. Bazıları da öncülük yapamasa da hizmette canla başla çalışıyor. Böyle kişiler İsa’nın başına hoş kokulu yağ döken Meryem gibidirler. İsa, “[Meryem] benim için güzel bir şey yaptı” dedikten sonra “O elinden geleni yaptı” dedi (Mar. 14:6-8). Elimizden geleni yapmamız kolay olmayabilir, çünkü Şeytan tarafından yönetilen bir dünyada yaşıyoruz. Yine de, var gücümüzle uğraşıyor ve Yehova’ya güveniyoruz. Şimdi bunu dört farklı alanda nasıl yaptığımızı görelim.

      Tanrı’nın Krallığına Yaşamınızda İlk Yeri Vererek

      6. (a) Genel olarak insanlar paylarının yalnızca bu dünyada olduğunu nasıl gösteriyor? (b) Davut’u örnek almak neden daha iyi bir seçimdir?

      6 İsa, takipçilerine Tanrı’nın Krallığına ve O’nun istediği doğruluğa yaşamlarında ilk yeri vermelerini söyledi. Dünyadaki insanlar yaşamlarında ilk yeri kendi çıkarlarına veriyorlar. Kutsal Kitap onlardan “bu dünyanın sunduklarıyla yetinen”, diğer bir deyişle “yaşam payı bu dünyada olan insanlar” (Yeni Çeviri) diye bahseder (Mezmur 17:1, 13-15’i okuyun). Yaratıcılarını önemsemeyen bu insanlar kendilerini rahat bir yaşam sürmeye, aile kurmaya ve çocuklarına miras bırakmaya adamışlardır. Onların payı sadece bu dünyadadır. Öte yandan Davut, Yehova’nın önünde “iyi ad” yapmakla ilgileniyordu. Oğlu Süleyman daha sonra hepimize böyle yapmamızı öğütledi (Vaiz 7:1). Davut önceki makalede değinilen Asaf gibi, Tanrı’yla dost olmanın hayatında kendi isteklerini ön plana koymaktan çok daha önemli olduğunu fark etti. Tanrı’yla birlikte yürümekten sevinç duydu. Günümüzde İsa’nın birçok takipçisi ruhi faaliyetleri işlerinden ön planda tutuyor.

      7. Bir birader Tanrı’nın Krallığına yaşamında ilk yeri vermenin sonucunda hangi nimeti tattı?

      7 Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşayan Jean-Claude’u düşünelim. O cemaatinde ihtiyar olarak hizmet eden evli ve üç çocuk babası bir aile reisi. Bu ülkede iş bulmak zor ve çalışanlar işlerini kaybetmemek için neredeyse her şeyi yapmaya hazırlar. Bir gün, üretim müdürü Jean-Claude’a artık geceleri çalışacağını ve işe haftanın yedi günü her akşam altı buçukta başlayacağını söyledi. Jean-Claude ailesinin geçimini sağlamanın yanı sıra onların Tanrı’yla ilişkilerini korumalarına da yardım etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, cemaatini destekleme sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Peki müdürün yanıtı ne oldu? “Şükret ki işin var, onu kaybetmemek için eşini, çocuklarını, tüm sorunlarını, her şeyi unutmalısın. Yaşamını işine, sadece işine adamalısın. Seçimini yap, dinin ya da işin.” Aynı durumda siz olsaydınız ne yapardınız? Jean-Claude işini kaybedecek olsa bile Tanrı’nın onunla ilgileneceğini biliyordu. Tanrı’nın hizmetinde yapacak çok şeyi vardı ve Yehova ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılamasına yardım edecekti. Buna dayanarak o hafta içinde yapılan ibadeti kaçırmadı. Daha sonra, işten atılıp atılmadığını bilmese de işe gitmek için hazırlandı. Tam o sırada, telefonu çaldı. Müdür işten çıkarılmıştı. Biraderimiz ise çalışmaya devam etti.

      8, 9. Yehova’nın payımız olduğunu göstermek için kâhinleri ve Levioğullarını nasıl örnek alabiliriz?

      8 İşini kaybetme riski yaşayan bazı kişiler ‘Ailemi geçindirme sorumluluğumu nasıl yerine getireceğim?’ diye merak etmiş olabilir (1. Tim. 5:8). Benzer bir zorlukla yüz yüze gelmiş olun ya da olmayın, eğer Tanrı sizin payınızsa ve O’na hizmet etme ayrıcalığına çok değer veriyorsanız, O’nun sizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayacağını herhalde bizzat yaşayarak görmüşsünüzdür. İsa, takipçilerine “Tanrı’nın krallığına . . . . yaşamınızda daima ilk yeri verin” dedikten sonra “o zaman tüm bu şeyler de size verilecektir” diyerek, yiyecek, içecek ya da giysi gibi ihtiyaçlarının karşılanacağı konusunda güvence verdi (Mat. 6:33).

      9 Levioğullarını düşünün, onlar miras olarak hiç toprak almamışlardı. Başlıca uğraşları pak tapınma olduğu için, ‘senin payın Benim’ diyen Yehova’nın onların ihtiyaçlarını karşılayacağına güvenmeliydiler (Say. 18:20). Bizler kâhinler ve Levioğulları gibi mabette hizmet etmiyorsak da onları örnek alıp Yehova’nın ihtiyaçlarımızı karşılayacağına güvenebiliriz. Sona yaklaştıkça Tanrı’nın bizimle ilgileneceğine güvenmek gittikçe daha çok önem kazanıyor (Vah. 13:17).

      Tanrı’nın İstediği Doğruluğa Yaşamınızda İlk Yeri Vererek

      10, 11. Bazıları Yehova’ya güvendiklerini meslek seçimlerinde nasıl gösterdiler? Örnek verin.

      10 İsa, takipçilerini ‘Tanrı’nın istediği doğruluğa yaşamlarında ilk yeri vermeye’ teşvik etti (Mat. 6:33). Bu, doğru ve yanlış konusunda insanların belirlediği kuralları değil, Yehova’nın koyduğu standartları ön plana koymak anlamına gelir (İşaya 55:8, 9’u okuyun). Bazıları hakikate gelmeden önce tütün yetiştiriyor ya da tütün ürünleri satıyordu, bazılarının da mesleği savaşı öğretmeyi ya da silah üretmeyi ve satmayı içeriyordu. Ancak hakikati öğrendikten sonra işlerini değiştirdiler ve vaftiz edilmek için yeterli duruma geldiler (İşa. 2:4; 2. Kor. 7:1; Gal. 5:14).

      11 Bu kişilerden biri de Andrew. O ve eşi Yehova hakkında bilgi edindikten sonra O’na hizmet etmeye karar verdiler. Andrew çok sevdiği işini bıraktı. Neden? Çünkü o, savaşlara katılan bir kuruluşa hizmet ediyordu ve Tanrı’nın istediği doğruluğa ilk yeri vermeye kararlıydı. İşini bıraktığında iki çocuğu vardı, artık bir geliri yoktu ve sadece birkaç ay yetecek kadar parası vardı. İnsanın bakış açısından, Levioğulları gibi onun da ‘mirassız’ kaldığı söylenebilirdi. Andrew Tanrı’ya güvendi ve başka bir iş aradı. O ve ailesi yaşadıklarına dayanarak ‘Yehova’nın elinin kısa olmadığını’ söyleyebilirler (İşa. 59:1). Yaşamlarını basit tuttukları için Andrew ve eşi tamgün hizmet etme imtiyazına bile eriştiler. Andrew şöyle diyor: “Elbette zaman zaman parasal konular, ev ve sağlıkla ilgili sorunlar ve yaşımızın ilerlemesi nedeniyle kaygılandığımız oluyor. Fakat Yehova her zaman yanımızda oldu. . . . . Hayatımızı düşündüğümüz zaman en ufak bir kuşkumuz olmadan şu gerçeği kabul ediyoruz: Bir insan için en onurlu ve doyum veren iş, Yehova’ya hizmet etmektir”a (Vaiz 12:13).

      12. Tanrı’nın belirlediği standartları ön plana koymak için hangi niteliğe sahip olmalıyız? Yörenizden örnekler verin.

      12 İsa, takipçilerine şöyle dedi: “Sizde bir hardal tanesi kadar iman olsaydı, bu dağa ‘Kalk şuraya git’ derdiniz, giderdi. Sizin için hiçbir şey olanaksız olmazdı” (Mat. 17:20). Çeşitli sıkıntılara yol açacak olsa bile Tanrı’nın belirlemiş olduğu standartları yaşamınızda ön plana koyar mıydınız? Eğer bu konuda şüpheniz varsa cemaatteki diğer kardeşlerle konuşun. Yehova’nın onlara nasıl yardım ettiğini dinlemek imanınızı güçlendirecektir.

      Yehova’nın Sağladığı Nimetleri Takdir Ederek

      13. Yehova’nın hizmetinde gayretle çalışırsak hangi şeye güvenebiliriz?

      13 Eğer Yehova’ya hizmet etme ayrıcalığınıza değer verirseniz, O’nun tıpkı Levioğulları gibi sizin de hem maddi hem de manevi ihtiyaçlarınızı karşılayacağından emin olabilirsiniz. Davut’u düşünün. O bir mağarada olmasına rağmen ihtiyaçlarının Tanrı tarafından sağlanacağından emindi. Biz de hiçbir çıkış yolu yokmuş gibi görünen durumlarda bile Yehova’ya güvenebiliriz. Asaf’ı hatırlayın, o “Tanrı’nın yüce mabedine” gelince kendisine sıkıntı veren olaylar hakkında doğru bir görüşe sahip oldu (Mezm. 73:17). Benzer şekilde, bizler de Yehova’nın ihtiyacımız olan ruhi gıdayı sağlayacağına güvenmeliyiz. Böylece, koşullarımız ne olursa olsun Tanrı’ya hizmet etme ayrıcalığımızı takdir ettiğimizi göstermiş olacağız. Dolayısıyla bu şekilde payımız Yehova olacak.

      14, 15. Bazı ayetlerle ilgili anlayış değiştiğinde nasıl karşılık vermeliyiz, neden?

      14 Ruhi aydınlanmanın Kaynağı Yehova, Sözü olan Kutsal Kitapta bulunan ‘derin şeylere’ ışık tuttuğunda nasıl karşılık veriyorsunuz? (1. Kor. 2:10-13). Elçi Petrus bu konuda örnek alınabilecek bir davranış sergiledi. İsa bir keresinde şöyle dedi: “İnsanoğlunun bedeninden yiyip kanından içmedikçe yaşama sahip olamazsınız.” Bu sözlerin ardındaki mecazi anlatımı göremeyen birçok öğrenci, “Bunlar çok ağır sözler, kim kabul edebilir?” dedi ve “eski hayatlarına geri döndü.” Fakat Petrus “Efendimiz biz kime gidelim? Sonsuz yaşamın sözleri sende” diye karşılık verdi (Yuhn. 6:53, 60, 66, 68).

      15 Petrus İsa’nın, bedeninden yemek ve kanından içmekle ilgili sözlerini tam olarak anlamadı. Fakat Tanrı’nın onu ruhen aydınlatacağına güvendi. Işık bugün bazı konularda daha çok parladığında, yapılan değişikliğin ardındaki Kutsal Kitaba dayalı nedenleri anlamaya çalışıyor musunuz? (Özd. 4:18). Birinci yüzyıldaki Veriyalılar kendilerine anlatılanları “her gün Kutsal Yazılardan dikkatle araştırarak sözü büyük istekle kabul ettiler” (Elçi. 17:11). Onların bu tutumunu örnek alırsanız Yehova’ya hizmet etme ayrıcalığınıza duyduğunuz takdir artacak. Yehova’ya payınız olduğu için minnettar olacaksınız.

      Sadece Efendimizin Bir Takipçisiyle Evlenerek

      16. Bekârlar 1. Korintoslular 7:39 ayetiyle uyumlu olarak paylarının Tanrı olduğunu nasıl gösterebilirler?

      16 İsa’nın takipçileri için Tanrı’nın amaçlarını akılda tutmanın bir başka yolu da Kutsal Kitabın evlilik konusundaki “Efendimizin bir takipçisi olsun” yönlendirmesine uymaktır (1. Kor. 7:39). Birçokları bu yönlendirmeyi göz ardı etmektense bekâr kalmayı tercih etti. Tanrı böyle yapanlarla yakından ilgilenir. Davut kendini yalnız ve yardım edecek kimsesi yokmuş gibi hissedip ‘ruhu daraldığında’ ne yaptığını şöyle dile getirdi: “[Tanrı’nın] önünde, içimdeki kaygıyı döküyorum, O’nun önünde, sıkıntımı anlatıp duruyorum” (Mezm. 142:1-3). Tanrı’ya bekâr biri olarak uzun zaman boyunca sadakatle hizmet eden Yeremya da benzer duygular yaşamış olabilir. Onun bu konuda bıraktığı örneğin ele alındığı Tanrı’nın Bize Yeremya Aracılığıyla Söyledikleri kitabının 8. bölümünü inceleyebilirsiniz.

      17. Bekâr bir hemşire zaman zaman hissettiği yalnızlıkla nasıl başa çıkıyor?

      17 Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan bir hemşire şöyle anlatıyor: “Hiçbir zaman bekâr kalmaya karar vermedim. Doğru kişiyle karşılaştığımda evlenmeyi düşünürüm. İnancımı paylaşmayan annem için kiminle evlendiğim önemli değildi ve beni evlenmeye ikna etmeye çalışıyordu. Eğer kötü bir evliliğim olursa sorumluluğu kabul edip etmeyeceğini sordum. Sonradan, iyi bir işimin olduğunu, kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğimi ve böyle mutlu olduğumu görünce ısrar etmeyi kesti.” Bu hemşire zaman zaman kendini yalnız hissediyor. “Böyle hissettiğimde Yehova’ya sığınıyorum. O beni hiç terk etmez” diyor. Hemşiremizin Yehova’ya güvenmesine ne yardım etti? Şöyle diyor: “Dua sayesinde Tanrı’nın gerçek olduğunu ve asla yalnız olmadığımı hissediyorum. Evrendeki En Yüce Varlık beni dinliyor, kendimi nasıl değerli ve mutlu hissetmeyeyim?” ‘Vermenin almaktan daha büyük mutluluk’ olduğunu bildiğinden şöyle diyor: “Karşılık beklemeden başkalarına yardım etmeye çalışıyorum. ‘Bu kişiye nasıl yardım edebilirim?’ diye düşündüğümde içim mutlulukla doluyor” (Elçi. 20:35). Evet, hemşiremiz payının Yehova olduğunu gösteriyor ve O’na hizmet etmekten sevinç duyuyor.

      18. Siz nasıl Yehova’nın payı olabilirsiniz?

      18 İçinde bulunduğunuz durum ne olursa olsun, payınızın Tanrı olduğunu gösterebilirsiniz. Eğer böyle yaparsanız O’nun mutlu halkı arasında olacaksınız (2. Kor. 6:16, 17). Bu Tanrı’nın geçmişteki kulları gibi sizin de Yehova’nın payı olmanızla sonuçlanabilir (Tekrar 32:9, 10’u okuyun). Yehova nasıl İsrailoğullarını tüm uluslar içinde Kendi payı olarak seçtiyse, sizi de payı olarak seçebilir ve sizinle sevgi dolu bir şekilde ilgilenir (Mezm. 17:8).

      [Dipnot]

      a Kasım 2009 tarihli Uyanış! dergisinin 12-14. sayfalarına bakın.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş