-
“Ruhla Coşun”Gözcü Kulesi—2009 | 15 Ekim
-
-
“Ruhla Coşun”
“İşinizde gevşek davranmayın. Ruhla coşun. Yehova’ya kulluk edin” (ROM. 12:11).
1. İsrailoğulları neden kurban sunardı?
HİZMETÇİLERİNİN istekle sunduğu kurbanlar Yehova’yı hoşnut eder, çünkü bu şekilde O’nu sevdiklerini ve itaat etmeye hazır olduklarını göstermiş olurlar. Yehova eski devirlerde kurban olarak sunulan hayvanları ve başka sunuları kabul ediyordu. İsrailoğulları Musa Kanununa uygun olarak, günahlarının bağışlanmasını dilemek ya da Tanrı’ya şükretmek için böyle kurbanlar sunarlardı. Günümüzde ise Yehova bu tür sunular veya kurbanlar sunmamızı talep etmiyor. Ancak elçi Pavlus, Roma’daki İsa’nın takipçilerine yazdığı mektubun 12. bölümünde bugün de bazı kurbanlar sunmamız gerektiğini söyler. Bunların nasıl kurbanlar olduğunu görelim.
‘Diri Bir Kurban’
2. İsa’nın takipçileri olarak nasıl bir yaşam sürmeliyiz? Bunun için ne yapmamız gerekir?
2 Romalılar 12:1, 2’yi okuyun. Pavlus mektubunun başlarında, Yahudi olsun ya da olmasın İsa’nın tüm meshedilmiş takipçilerinin, Kanunun gereklerini yaparak değil iman sayesinde Tanrı’nın önünde aklandıklarını açıkladı (Rom. 1:16; 3:20-24). 12. bölümde de İsa’nın takipçilerinin, minnettarlıklarını kendi bedenlerini Tanrı’ya bir kurban olarak sunarak, yani özverili bir yaşam sürerek göstermeleri gerektiğini söyledi. Ancak miras aldığımız kusurluluk yüzünden ‘günah ve ölüm kanununun’ esiriyiz (Rom. 8:2). Bu nedenle kökten değişiklikler yaparak ‘zihinsel eğilimimizi yenilemeliyiz’ (Efes. 4:23). Bu şekilde tamamen değişmek ancak Tanrı’nın ve ruhunun yardımıyla olabilir. Ayrıca ‘akıl gücümüzü kullanarak’ bizim de ciddi bir çaba harcamamız gerekir. ‘Bu ortamın kalıbına girmemek’ için bu dünyanın bozuk ahlakından, yozlaşmış eğlencesinden ve çarpık düşünüş tarzından uzak durmak üzere elimizden geleni yapmalıyız (Efes. 2:1-3).
3. Ruhi faaliyetlerimizi neden yerine getiriyoruz?
3 Pavlus bizi ‘akıl gücümüzü kullanarak’ Tanrı’nın “iyi, makbul ve kusursuz” isteğinin ne olduğunu bizzat görmeye teşvik etti. Yehova’nın Şahitleri olarak Kutsal Kitabı her gün okuyoruz, okuduklarımız üzerinde derin düşünüyoruz, dua ediyoruz, ibadetlere katılıyoruz ve iyi haberi duyuruyoruz. Peki tüm bunları neden yapıyoruz? Cemaatteki ihtiyarlar bizi bu konuda teşvik ettiği için mi? Onların çabalarını çok takdir etsek de tüm bunları yapmamızın asıl nedeni, Tanrı’nın ruhunun üzerimizde işlemesi sonucunda O’na duyduğumuz içten sevgiyi göstermek istememizdir. Ayrıca ruhi faaliyetleri yerine getirmemizin Tanrı’nın isteği olduğuna kendimiz ikna olduk (Zek. 4:6; Efes. 5:10). İsa’nın takipçilerine yaraşır bir yaşam sürdürerek Tanrı’nın onayını kazanacağımızı biliyoruz ve bu bize büyük bir sevinç ve huzur veriyor.
Farklı Yetenekler
4, 5. İhtiyarlar kendilerine verilen yetenekleri ne şekilde kullanmalılar?
4 Romalılar 12:6-8, 11’i okuyun. Pavlus “bize bağışlanan lütfa göre aldığımız yetenekler farklıdır” dedi. Bu ayetlerde değinilen yeteneklerden bazıları, örneğin tembih etmek ve yönetmek özellikle ihtiyarların sahip olması gereken yeteneklerdir. İhtiyarlar “ciddi bir gayretle” yönetmeye teşvik edilirler.
5 Pavlus gözetmenlerin aynı gayreti, öğretirken ve bir “hizmet” yerine getirirken de göstermeleri gerektiğini söyledi. Ayetin bağlamından onun ‘Mesih’te birleşmiş bedende’, yani cemaatte yerine getirilen bir hizmetten söz ettiği anlaşılıyor (Rom. 12:4, 5). Bu hizmet Elçiler 6:4’te bahsedilene benzer bir hizmettir. Orada elçiler şöyle demişti: “Biz de kendimizi duaya ve Tanrı’nın sözünü öğretme işine verelim.” Peki bu “iş” ya da hizmet neleri içerir? İhtiyarlar yeteneklerini cemaattekileri güçlendirmek için kullanırlar. Onlar cemaate Tanrı’nın Sözünden öğretim ve rehberlik sağlamak için duayla yardım dileyerek kişisel inceleme ve araştırmalar yapar, öğretir ve çobanlık ederler. Böylece ‘bu hizmetle ilgilenmiş’ olurlar. Gözetmenler kendilerine verilen yetenekleri özenle kullanır ve çobanlık görevlerini “sevinçle” yerine getirirler (Rom. 12:7, 8; 1. Pet. 5:1-3).
6. Bu makalenin tema ayeti olan Romalılar 12:11’deki öğüdü nasıl uygulayabiliriz?
6 Pavlus devamen şöyle der: “İşinizde gevşek davranmayın. Ruhla coşun. Yehova’ya kulluk edin.” Hizmetteki coşkumuzun zamanla azaldığını fark edersek, inceleme alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz ve Yehova’nın ruhunu daha hararetle ve daha sık dilememiz gerekebilir. Bu, “ılık” hale gelmemizi engelleyecek ve gayretimizi canlandıracak (Luka 11:9, 13; Vah. 2:4; 3:14, 15, 19). Kutsal ruh ilk Hıristiyanları “Tanrı’nın muhteşem işleri hakkında” konuşmak üzere canlandırmıştı; bizim de hizmetteki gayretimizi artırarak ‘ruhla coşmamızı’ sağlayabilir (Elçi. 2:4, 11).
Alçakgönüllü ve Haddini Bilir Olmak
7. Hizmet ederken neden alçakgönüllü ve haddini bilir olmalıyız?
7 Romalılar 12:3, 16’yı okuyun. Tüm yeteneklerimize Yehova’nın ‘lütfu’ sayesinde sahibiz. Pavlus başka bir mektubunda da “Yeterliğimiz Tanrı’dan kaynaklanır” demişti (2. Kor. 3:5). Dolayısıyla yeteneklerimizle övünmemeliyiz. Yehova’ya hizmet ederken elde ettiğimiz herhangi bir başarının kendimizden kaynaklanmadığını, ancak O’nun desteğiyle gerçekleştiğini alçakgönüllülükle kabul etmeliyiz (1. Kor. 3:6, 7). Pavlus bununla uyumlu olarak “Kendiniz hakkında gerekenden fazla düşünmeyin” der. Tabii ki özsaygımızın olması ve hizmetten sevinç ve doyum almamız önemlidir. Fakat haddini bilir olmak, yani sınırlarımızı bilmek sabit fikirli biri haline gelmemizi önler. Bunun yerine “sağduyulu” oluruz.
8. “Kendi aklını beğenen” kişiler olmamak için ne yapmalıyız?
8 Gördüğümüz gibi kendi başarılarımızla övünmemiz akılsızlık olacaktır. Sonuçta “büyüten Tanrı’dır” (1. Kor. 3:7). Pavlus, cemaatteki herkese iman verenin Tanrı olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle kendimizi üstün görmek yerine kardeşlerimizin imanları ölçüsünde başardıklarını takdir etmeliyiz. Pavlus şöyle demişti: “Kendinizle ilgili nasıl düşünüyorsanız başkalarıyla ilgili de aynı şekilde düşünün.” Başka bir mektubunda da şu öğüdü verdi: “Hiçbir şeyi birbirinizle çekişerek veya kendini beğenmiş bir tutumla yapmayın; tersine, başkalarını kendinizden üstün tutarak alçakgönüllü davranın” (Filip. 2:3). Kardeşlerimizin her birinin bazı yönlerden bizden üstün olduğunu kabul etmek gerçekten alçakgönüllü olmayı ve bilinçli bir çaba harcamayı gerektirir. Alçakgönüllü olmak “kendi aklını beğenen” biri olmamızı engelleyecektir. Belirli hizmet ayrıcalıkları bazılarımızın göz önünde olmasına neden olabilir, fakat “mütevazı şeyler” yapmanın, yani çoğunlukla fark edilmeyen görevlerde yer almanın sevincini herkes tadabilir (1. Pet. 5:5).
Cemaatteki Birlik
9. Pavlus İsa’nın meshedilmiş takipçilerini ne açıdan bir bedenin uzuvlarına benzetti?
9 Romalılar 12:4, 5, 9, 10’u okuyun. Pavlus İsa’nın meshedilmiş takipçilerini bir bedenin uzuvlarına benzetti ve bu uzuvların, başları Mesih’in yönetiminde birlik içinde hizmet ettiğini belirtti (Kol. 1:18). Bir bedenin farklı işlevler yerine getiren farklı uzuvları olduğunu söyledi ve ‘çok kişi oldukları halde Mesih’te birleşmiş tek bir beden’ olduklarını hatırlattı. Pavlus Efesos’taki cemaate de şu öğüdü verdi: “Sevgiyle, baş olan Mesih’in önderliğinde her yönden olgunluğa doğru gelişelim. Onun sayesinde tüm beden sevgiyle gelişip büyümek için üzerine düşeni yapar; eklemlerin yardımıyla bedenin bütün kısımları kaynaşmıştır ve her biri belli bir işlev görerek işbirliği içinde hareket eder” (Efes. 4:15, 16).
10. “Başka koyunlar” kimlerin otoritesini kabul etmeli?
10 “Başka koyunlar” Mesih’in bedeninin bir kısmı olmasalar da bu örnekten çok şey öğrenebilirler (Yuhn. 10:16). Pavlus Yehova’nın ‘her şeyi [Mesih’in] ayakları altına sererek onun yetkisine verdiğini ve cemaatin yararı için kendisini her şeyin başı yaptığını’ söyledi (Efes. 1:22). Bugün başka koyunlar Yehova’nın İsa’nın yetkisine verdiği ‘her şeyin’ bir kısmıdırlar. Ayrıca Mesih’in ‘sadık ve sağgörülü hizmetkâra’ emanet ettiği “mallar” arasındadırlar (Mat. 24:45-47). Dolayısıyla yeryüzünde yaşama ümidine sahip olmak isteyen herkes Mesih’i baş olarak kabul etmeli, ayrıca sadık ve sağgörülü hizmetkârı temsil eden Yönetim Kuruluna ve cemaate gözetmen olarak atanan sadık erkeklere boyun eğmelidir (İbr. 13:7, 17). Bunu yapmak cemaatteki birliğe katkıda bulunur.
11. Birliğimiz neye dayanır? Pavlus başka hangi öğütleri verdi?
11 Bu birlik sevgiye dayanır, çünkü “sevgi, birliğin kusursuz bağıdır” (Kol. 3:14). Pavlus Romalılar’ın 12. bölümünde bunu vurgulamıştı. Orada sevgimizin “ikiyüzlülükten uzak” olması ve ‘kardeş sevgimizi sıcak bir şefkatle göstermemiz’ gerektiğini söyledi. Bunu yaptığımızda birbirimize olan saygımız da artar. Pavlus “Birbirinize saygı göstermekte siz önce davranın” dedi. Ancak kardeşlerimizi sevmek, duygusal davranarak ciddi günahları görmezden gelmek değildir. Cemaatin temizliğini korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Pavlus birbirimizi sevmemizi öğütlerken şunu da söyledi: “Kötülükten tiksinin, iyi olana sarılın.”
Konukseverlik
12. Makedonya’daki kardeşlerden elimizdekini paylaşmak konusunda ne öğreniyoruz?
12 Romalılar 12:13’ü okuyun. Kardeşlerimize duyduğumuz sevgiden dolayı, bizde olanı “ihtiyaçlarına göre kutsal kişilerle” elimizden geldiği kadar paylaşmak istiyoruz. Çok fazla bir şeyimiz olmasa bile cömertlik gösterebiliriz. Pavlus İsa’nın Makedonya’daki takipçileri hakkında şöyle yazdı: “Onlar, sıkıntılar içinde ağır bir sınavdan geçerlerken, aşırı yoksullukları ve coşkun sevinçleri büyük bir cömertlik doğurdu. Sizi temin ederim, ellerinden geldiğince, hatta daha da fazla cömertlik gösterdiler. Kendileri bağışlara ve [Yahudiye’deki] kutsal kişilere yapılan yardımla ilgili hizmete katılma ayrıcalığına sahip olmak için bize yalvarıp yakardılar” (2. Kor. 8:2-4). Makedonya’daki kardeşler yoksul olmalarına rağmen cömerttiler. Ellerindekini muhtaç durumdaki kardeşleriyle paylaşmayı bir ayrıcalık olarak gördüler.
13. ‘Konukseverliği bırakmamak’ ne anlama gelir?
13 “Konukseverliği bırakmayın” olarak çevrilen Yunanca ifade, konukseverlik göstermek için fırsat kollama fikrini içerir. Konukseverlik denince çoğu kişinin aklına birini yemeğe davet etmek gelir ve bu sevgiyle yapılıyorsa güzel bir şeydir. Fakat konukseverlik göstermek için fırsat kollarsak bunu yapmanın başka yollarını da bulabiliriz. Örneğin sağlığımız ya da ekonomik durumumuz birilerini yemeğe çağırmamıza elvermiyorsa sadece çay ya da kahve içmeye davet edebiliriz.
14. (a) “Konukseverlik” olarak çevrilen Yunanca ifadenin sözcük anlamı nedir? (b) Hizmetimiz sırasında yabancılarla ilgilendiğimizi nasıl gösterebiliriz?
14 Konuksever olmak başkalarına karşı doğru tutuma sahip olmayı da içerir. “Konukseverlik” olarak çevrilen ifadenin sözcük anlamı “yabancıyı sevmek”tir. Peki sahamızdaki yabancıları sevdiğimizi gösteriyor muyuz? Birçok kardeş sahalarına taşınan yabancılara iyi haberi duyurabilmek için yeni bir dil öğrenerek konukseverlik gösteriyor. Elbette birçoğumuzun yeni bir dil öğrenmesi mümkün olmayabilir. Yine de hepimiz, Kutsal Kitaptan birçok dilde kısa bir mesaj içeren Tüm Milletlerden İnsanlar İçin İyi Haber kitapçığını kullanarak karşılaştığımız yabancılara yardımcı olabiliriz. Bu kitapçık sayesinde yaşadığınız güzel tecrübeler oldu mu?
Duygudaşlık
15. İsa Romalılar 12:15’teki öğüdü uygulamak konusunda nasıl örnek oldu?
15 Romalılar 12:15’i okuyun. Pavlus’un bu ayetteki öğüdü iki kelimeyle özetlenebilir: Duygudaş olmak. Başkalarının duygularını anlamayı, hatta sevincini ve üzüntüsünü paylaşmayı öğrenmeliyiz. Ruhla coşuyorsak sevinenlerle sevinip ağlayanlarla ağlayacağız. İsa’nın 70 öğrencisi özel bir duyuru faaliyetinden sevinçle döndüklerinde ve yaşadıkları güzel tecrübeleri anlattıklarında, İsa “kutsal ruhun etkisiyle coşkun bir sevinç hissederek” onların sevincini paylaştı (Luka 10:17-21). Öte yandan arkadaşı Lazar öldüğünde ‘ağlayanlarla ağladı’ (Yuhn. 11:32-35).
16. Nasıl duygudaş olabiliriz? Özellikle kimler buna dikkat etmeli?
16 Biz de duygudaş olmak konusunda İsa’yı örnek almak istiyoruz. Bir kardeşimiz sevindiğinde onun sevincini paylaşalım; sıkıntı ve acılar yaşadığında onunla şefkatle ilgilenelim. Kardeşimize zaman ayırıp onu gerçek bir ilgiyle dinleyerek bile acısını hafifletebiliriz. Hatta bazen yaşadıklarından öyle etkileniriz ki birlikte gözyaşı dökeriz (1. Pet. 1:22). Pavlus’un duygudaş olmakla ilgili bu öğüdünü özellikle ihtiyarlar uygulamalıdırlar.
17. Romalılar 12. bölümden şu ana kadar ne öğrendik? Sonraki makalede hangi konuyu ele alacağız?
17 Romalılar’ın 12. bölümünün şu ana kadar incelediğimiz kısmından İsa’nın bir takipçisi olarak kendi yaşamımızda ve kardeşlerimizle ilişkilerimizde uygulayabileceğimiz birçok şey öğrendik. Sonraki makalede bu bölümün son ayetlerini ele alarak bize muhalefet edenlere ve genel olarak cemaatin dışındaki kişilere karşı nasıl bir tutuma sahip olmamız gerektiğini göreceğiz.
-
-
“Herkesle Barış İçinde Kalın”Gözcü Kulesi—2009 | 15 Ekim
-
-
“Herkesle Barış İçinde Kalın”
”Üzerinize düşeni yaparak, mümkünse herkesle barış içinde kalın” (ROM. 12:18).
1, 2. (a) İsa takipçilerini hangi konuda uyardı? (b) Muhalefet karşısında nasıl davranmamız gerektiğini nereden öğrenebiliriz?
İSA takipçilerine dünyadan zulüm göreceklerini söyledi ve ölmeden önceki gece bunun nedenini açıkladı. Şöyle dedi: “Siz dünyaya ait olsaydınız, dünya kendisinin olanı severdi. Siz dünyaya ait değilsiniz, fakat ben sizi dünyadan seçip aldım. Bu yüzden dünya sizden nefret ediyor” (Yuhn. 15:19).
2 Elçi Pavlus İsa’nın sözlerinin doğruluğunu bizzat yaşayarak gördü. Genç hizmet arkadaşı Timoteos’a yazdığı ikinci mektupta şöyle dedi: “Öğretişimi, yaşam tarzımı, amacımı, imanımı, sabrımı, sevgimi, tahammülümü, çektiğim zulümleri, acılarımı . . . yakından izledin.” Sonra da şöyle ekledi: “Aslında, Mesih İsa yolunda Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi zulüm görecektir” (2. Tim. 3:10-12). Roma’daki cemaate de muhalefet karşısında nasıl davranmaları gerektiği hakkında öğütler verdi. Romalılar’ın 12. bölümünde bulunan bu öğütler, içinde bulunduğumuz son günlerde bize de rehberlik eder.
“İyi Olanı Yapın”
3, 4. Romalılar 12:17’deki öğüt (a) ailede hakikatte olmayan biri varsa (b) komşularımızla ilişkilerimizde nasıl uygulanabilir?
3 Romalılar 12:17’yi okuyun. Pavlus biri bize kötü davrandığında aynı şekilde karşılık vermememiz gerektiğini söyledi. Bir Şahidin ailesinde hakikatte olmayan biri varsa bu öğüdü uygulaması özellikle önemlidir. Eşi kırıcı sözler söylediğinde ya da sert davrandığında, zor olsa da ‘kötülüğe kötülükle karşılık vermekten’ kaçınmalıdır. Çünkü böyle bir tutum hiçbir sorunu çözmez, aksine durumu daha da kötüleştirir.
4 Pavlus daha iyi bir çözüm öneriyor: “Herkesin gözünde iyi olanı yapın.” Bir hemşire, kocası inançları hakkında kötü şeyler söylediğinde bile ona iyilikle karşılık vermeye devam ederse ciddi bir tartışmayı engelleyebilir (Özd. 31:12). Şu anda Beytel’de hizmet eden Carlos annesinin, babasından gördüğü muhalefetle nasıl başa çıktığını anlatıyor. Onun her zaman babasına iyi davrandığını ve ev işlerini tam olarak yerine getirdiğini söylüyor. “Annem her zaman babamıza saygılı olmamızı söylerdi” diyor. “Babamla boules (“bul”, Fransa’ya özgü bir çeşit bowling) oynamamı isterdi. Bu oyunu pek sevmezdim, ama oynadığımızda babamın keyfi yerine gelirdi.” Babası en sonunda Kutsal Kitabı incelemeye başladı ve vaftiz edildi. Yehova’nın Şahitleri başka yollarla da ‘herkesin gözünde iyi olanı yapmaya’ çalışır. Örneğin doğal afetler olduğunda komşularına yardım ederek birçok kişinin önyargılarını yıkmışlardır.
Muhalefeti ‘Alevli Korlarla’ Yatıştırın
5, 6. (a) Muhalefet eden birinin yüreğine “alevli korlar” yığmak ne demektir? (b) Romalılar 12:20’deki öğüdü uygulamanın yararını gösteren yörenizde yaşanmış bir tecrübe anlatın.
5 Romalılar 12:20’yi okuyun. Bu ayetteki sözleri söylerken Pavlus’un aklında şüphesiz Özdeyişler 25:21, 22’deki şu sözler vardı: “Senden nefret eden açsa, ekmek ver yesin; susamışsa, su ver içsin. Böylece onun yüreğini alevli korlarla yumuşatırsın, Yehova da seni ödüllendirir.” Hem bu özdeyişte hem de Pavlus’un Romalılar’daki sözlerinde eski devirlerde maden cevherini arıtmak için kullanılan bir yönteme değinilir. 19. yüzyılda yaşamış İngiliz bilgin Charles Bridges şöyle diyor: “Sert madeni hem alttan hem de üstten ısıtın; onu sadece ateşin üzerine koymakla kalmayın, üstüne alevli korlar da yığın. Sabırlı, özverili ve yoğun bir sevginin sıcaklığı karşısında en katı yürek bile yumuşayabilir.”
6 İyi davranışlarımız “alevli korlar” gibi, muhalefet edenlerin yüreğini yumuşatabilir, hatta düşmanca tutumlarını bırakmalarını sağlayabilir. Davranışlarımızın etkisiyle insanlar Yehova’nın toplumuna ve duyurdukları mesaja daha olumlu karşılık verebilir. Elçi Petrus şöyle yazdı: “Dünyadaki milletler arasında iyi yaşayışınızı sürdürün ki, sizi kötülük yapmakla suçladıkları konularda iyi davranışlarınızı görerek, denetleme gününde Tanrı’yı yüceltsinler” (1. Pet. 2:12).
“Herkesle Barış İçinde Kalın”
7. İsa’nın bıraktığı barış nedir? Bu barış bizi nasıl etkiler?
7 Romalılar 12:18’i okuyun. İsa elçileriyle geçirdiği son gece onlara “Size barış bırakıyorum, kendi barışımı veriyorum” dedi (Yuhn. 14:27). İsa’nın bıraktığı bu barış, Yehova Tanrı’nın ve sevgili Oğlunun bizi sevdiğini ve onayladığını bilmenin verdiği huzurdur. Bu huzur başkalarıyla barış içinde yaşamamızı sağlar. Gerçek Hıristiyanlar barışçı, yani barış için uğraşan kişilerdir (Mat. 5:9, dipnot).
8. Ailede ve cemaatte nasıl barışçı olabiliriz?
8 Barışçı biri, aile içinde bir anlaşmazlık yaşadığında durumun daha da kötüleşmemesi için sorunu mümkün olduğunca çabuk çözmeye çalışır (Özd. 15:18; Efes. 4:26). Bunu yapmak, kardeşlerle ilişkilerimizde de önemlidir. Elçi Petrus barışın peşinden koşmakla dilimizi kötülükten sakınmak arasında bağlantı kurar (1. Pet. 3:10, 11). Yakup da dilimizi doğru şekilde kullanmak ve kıskançlık ve kavgacılıktan kaçınmakla ilgili öğütler verdikten sonra şöyle demişti: “Yukarıdan gelen hikmet, her şeyden önce saf ve temizdir; ayrıca barışçıdır, makuldür, itaate hazırdır, merhametle ve iyi meyvelerle doludur, ayrımcılık yapmaz, ikiyüzlü değildir. Üstelik, doğruluk meyvesinin tohumu barışçı kimseler tarafından, huzur ortamında ekilir” (Yak. 3:17, 18).
9. ‘Herkesle barış içinde kalmaya’ çalışırken neye dikkat etmeliyiz?
9 Pavlus Romalılar 12:18’de sadece ailede ve cemaatte barışçı olmamız gerektiğini söylemedi. “Herkesle barış içinde kalın” dedi. Bu, iş ve okul arkadaşlarımız, komşularımız ve hizmette konuştuğumuz insanlarla da barış içinde olmayı içerir. Ancak Pavlus “üzerinize düşeni yaparak, mümkünse” diyerek, herkesle barış içinde kalmaya çalışırken Tanrı’nın adil ilkelerini çiğneyecek noktaya gelmememiz gerektiğine dikkat çekti.
Öç Almak Yehova’ya Aittir
10, 11. ‘Tanrı’nın gazabına yer bırakmak’ ne demektir? Bunu neden yapmalıyız?
10 Romalılar 12:19’u okuyun. Yaptığımız işe ve duyurduğumuz mesaja “karşı çıkanlar”, hatta bizi engellemeye çalışanlar karşısında bile ‘kendimizi tutmalı’ ve “yumuşak başlılıkla” davranmalıyız (2. Tim. 2:23-25). Pavlus öç almak yerine ‘Tanrı’nın gazabına yer bırakmamızı’ söyledi. İsa’nın takipçileri olarak öç almanın bize düşmediğini biliyoruz. Mezmur yazarı şöyle yazdı: “Kızgınlığı bırak, hiddetten vazgeç, ve öfkelenme; bu yalnızca kötülüğe götürür” (Mezm. 37:8). Süleyman da şöyle demişti: “‘Bu kötülüğü ona ödeteceğim!’ deme. Yehova’ya ümit bağla, O seni kurtarır” (Özd. 20:22).
11 Zulüm gördüğümüzde doğru olan, bize zulmedenleri cezalandırmayı Yehova’ya bırakmaktır. O, uygun gördüğü kişileri uygun gördüğü zamanda yargılayacaktır. Pavlus devamen şunları yazdı: “Şöyle yazılmıştır: ‘Öç almak Bana aittir, kötülüğün karşılığını verecek olan Benim; Yehova’nın sözü’” (Tekrar 32:35 ile karşılaştırın). Öç almaya çalışırsak haddimizi aşmış ve ancak Yehova’nın hakkı olan bir şeye el uzatmış olacağız. Ayrıca “Kötülüğün karşılığını verecek olan Benim” diyen Yehova’ya yeterince güvenmemiş olacağız.
12. Yehova gazabını ne zaman ve nasıl gösterecek?
12 Pavlus Romalılara yazdığı mektubun başlarında şöyle demişti: “Hakikatin görülmesini haksız yere engelleyen insanların tüm kötülüğüne ve Tanrı’ya saygısızlığına karşı Tanrı’nın gazabı gökten beliriyor” (Rom. 1:18). Yehova gazabını “büyük sıkıntıda” Oğlu aracılığıyla gösterecek (Vah. 7:14). Pavlus’un başka bir mektubunda açıkladığı gibi bu “Tanrı’nın adaletle yargıladığının kanıtı” olacak. O şöyle diyor: “Tanrı’nın gözünde adil olan, size sıkıntı çektirenlere sıkıntı çektirerek karşılık vermek, sıkıntı çeken sizleri ise, bizimle birlikte rahata kavuşturmaktır. Bunu da, Efendimiz İsa güçlü melekleriyle gökten gelip ortaya çıktığında yapacaktır. O, alev alev yanan bir ateş içinde gelecek, Tanrı’yı tanımayanlardan ve kendisi hakkındaki iyi habere itaat etmeyenlerden öç alacaktır” (2. Sel. 1:5-8).
Kötülüğü İyilikle Yenin
13, 14. (a) Muhalefetle karşılaştığımızda neden şaşırmıyoruz? (b) Bize zulmedenlere nasıl davranmalıyız?
13 Romalılar 12:14, 21’i okuyun. Yehova’nın tüm vaatlerini yerine getireceğine tamamen güvendiğimizden, geleceğimiz için kaygı çekmeyiz. Böylece tüm dikkatimizi O’nun bize verdiği göreve, ‘Krallığın iyi haberini dünyanın her yerinde duyurma’ işine verebiliriz (Mat. 24:14). Bu işin düşmanlarımızı kızdıracağını biliyoruz, çünkü İsa bizi şöyle uyarmıştı: “Benim ismimden ötürü bütün milletler sizden nefret edecek” (Mat. 24:9). Bu yüzden muhalefetle karşılaştığımızda şaşırmıyoruz ya da cesaretsizliğe kapılmıyoruz. Petrus şöyle yazmıştı: “Sevgili kardeşlerim, sizin için bir sınav olan ateşli sıkıntılar karşısında, başınıza gelen garip bir şeymiş gibi şaşkınlığa düşmeyin. Tersine, Mesih’in acılarına ortak olduğunuz ölçüde sevinmeye devam edin” (1. Pet. 4:12, 13).
14 Bize zulmedenlere kin beslemek yerine, tüm bunları bilgisizlikten dolayı yapmış olabileceklerini düşünerek onlara hakikati anlatmaya çalışırız (2. Kor. 4:4). Pavlus’un şu öğüdünü uygulamaya gayret ederiz: “Size zulmedenler için iyilik dileyin; iyilik dileyin ve lanet etmeyin” (Rom. 12:14). İsa Dağdaki Vaazında şöyle demişti: “Düşmanlarınızı sevmeyi, sizden nefret edenlere iyilik etmeyi sürdürün. Size beddua edenler için hayırdua etmekten ve hakaret edenler için dua etmekten vazgeçmeyin” (Luka 6:27, 28). Pavlus, zulmeden birinin sonradan İsa’nın sadık bir takipçisi ve Yehova’nın gayretli bir hizmetçisi olabileceğini kendi tecrübesinden biliyordu (Gal. 1:13-16, 23). Başka bir mektubunda şöyle dedi: “Hakaret gördüğümüzde iyi sözlerle karşılık veriyoruz; zulüm gördüğümüzde katlanıyoruz; iftiraya uğradığımızda nezaketle konuşuyoruz” (1. Kor. 4:12, 13).
15. Kötülüğü iyilikle yenmenin en iyi yolu nedir?
15 Gerçek bir Hıristiyan bununla uyumlu olarak Romalılar’ın 12. bölümünün son ayetindeki şu sözleri uygulamaya çalışır: “Kötülüğe yenilme, onu her zaman iyilikle yen.” Tüm kötülüklerin kaynağı Şeytan’dır (Yuhn. 8:44; 1. Yuhn. 5:19). İsa elçi Yuhanna’ya verilen vahiyde, meshedilmiş kardeşlerinin ‘Kuzunun kanıyla ve yaptıkları şahitlikle Şeytan’ı yendiklerini’ söyledi (Vah. 12:11). Evet, Şeytan’ı ve onun bu ortam üzerindeki kötü etkisini yenmenin en iyi yolu Krallığın iyi haberini duyurarak şahitlik işini yerine getirmektir.
Ümitle Sevinin
16, 17. Romalılar’ın 12. bölümünden (a) nasıl bir yaşam sürmemiz (b) cemaatte nasıl davranmamız (c) muhalefet edenlere nasıl karşılık vermemiz gerektiği hakkında neler öğrendik?
16 Pavlus’un Roma’daki cemaate yazdığı mektubun 12. bölümünden birçok şey öğrendik. Yehova’nın hizmetçileri olarak özverilerde bulunmaya hazır olmamız gerektiğini gördük. Akıl gücümüzü kullanarak Tanrı’nın isteğinin bu olduğuna ikna olduk ve Tanrı’nın ruhunun üzerimizde işlemesi sonucunda bunu istekle yapıyoruz. Ruhla coşuyoruz ve Yehova’nın lütfu sayesinde sahip olduğumuz farklı yetenekleri gayretle O’nun işinde kullanıyoruz. Alçakgönüllü ve haddini bilir şekilde hizmet ederken cemaatteki birliği korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Her fırsatta konukseverlik gösteriyoruz ve kardeşlerimize duygudaş olmaya çalışıyoruz.
17 Romalılar’ın 12. bölümü muhalefet karşısında nasıl davranmamız gerektiğiyle ilgili de birçok öğüt verdi. Kötülüğe kötülükle karşılık vermemeliyiz. Muhalefeti iyi davranışlarla yatıştırmaya çalışmalıyız. Kutsal Kitaptaki ilkeleri çiğnemeden, herkesle barış içinde olmak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu öğüdü hayatımızın her alanında, ailemizde, cemaatte, komşularımızla ilişkilerimizde, işte, okulda ve hizmetimizde uygulamalıyız. Düşmanlıkla karşılaştığımızda bile öç almanın Yehova’ya ait olduğunu akılda tutarak kötülüğü iyilikle yenmek için çaba göstermeliyiz.
18. Pavlus Romalılar 12:12’de hangi üç tembihte bulunuyor?
18 Romalılar 12:12’yi okuyun. Pavlus tüm bu yararlı öğütlerin yanı sıra üç tembihte bulunur. Tüm bunları Yehova’nın yardımı olmadan yapamayacağımız için ‘duayı hiç bırakmamamızı’ söyler. Bu, bir sonraki öğüdünü uygulamamıza, yani ‘sıkıntıya dayanmamıza’ yardım eder. Son olarak dikkatimizi Yehova’nın gelecekle ilgili vaatleri üzerinde toplamalı ve ümidimiz ister gökte ister yerde yaşamak olsun bu ‘ümitle sevinmeliyiz.’
-