-
Yehova’ya Kabul Edilir Kurbanlar SunmakGözcü Kulesi—1999 | 1 Şubat
-
-
Yehova’ya Kabul Edilir Kurbanlar Sunmak
TARİHİN belli bir döneminde, Adena bahçesinin doğu girişinde dikkate değer bir olayı gözlemlemek mümkündü. Orada güçlü Kerubiler bekçilik ederdi; ürkütücü görünüşleri kimsenin içeri girmeye yeltenmemesi gerektiğini açıkça anlatırdı. Her tarafa dönen kılıcın alevi de aynı ölçüde dehşetliydi; herhalde geceleri civardaki ağaçlara ürpertici parıltılar saçıyordu. (Tekvin 3:24) Görüntü çok ilginç olmakla birlikte, ancak uygun bir mesafeden izlenebilirdi.
Kain ve Habil bu yeri birçok kere ziyaret etmiş olabilir. Fakat Aden bahçesi dışında doğduklarından ana-babaları olan Âdem ve Havva’nın bir vakitler içinde yaşadığı bu sulak, yemyeşil, bol meyve ve sebzeyle dolu bahçedeki yaşamın nasıl olabileceği konusunda ancak tahminlerde bulunabilirlerdi. Aden’in görülebilen bu çok küçük kısmı şüphesiz işlenmemişti ve yabani otlarla kaplıydı.
Âdem ve Havva bahçenin neden bakımsız olduğunu ve neden oradan kovulduklarını çocuklarına mutlaka anlatmışlardı. (Tekvin 2:17; 3:6, 23) Kain ve Habil büyük bir düş kırıklığı hissetmiş olmalı! Bahçeyi görebiliyorlar fakat oraya giremiyorlardı. Cennete yakın oldukları kadar uzaktılar da. Kusurluluk onları etkilemişti. Kain ve Habil’in bu konuda yapabileceği fazla bir şey yoktu.
Ana-babalarının ilişkilerinin de durumun düzelmesine bir katkıda bulunamayacağı muhakkaktı. Tanrı, Havva’ya hükmünü bildirirken şöyle dedi: “Arzun kocana olacak, o da sana hâkim olacaktır.” (Tekvin 3:16) Bu peygamberliğe uygun olarak, Âdem muhtemelen artık karısını arkadaşı ve yardımcısı olarak kabul edip ona göre davranmak yerine, onun üzerinde hâkimiyet kurmuştu. Havva’nın da bu adama aşırı bir bağımlılık gösterdiği anlaşılıyor. Hatta bir yorum kitabı bu fikri daha da ileri götürerek onun ‘arzusunu’ “hastalık derecesinde güçlü bir istek” olarak tanımlıyor.
Mukaddes Kitap, ana-babalarının bu durumunun, oğullarının onlara duyduğu saygıyı ne ölçüde etkilediğini söylemiyor. Bununla birlikte, Âdem ile Havva’nın, çocukları için rahatsız edici bir örnek oluşturdukları açıktır.
Farklı Yollar Seçiliyor
Zamanla, Habil çoban, Kain de çiftçi oldu. (Tekvin 4:2) Sürülerine bakarken, Habil’in Aden’den kovulmalarından önce ana-babasının önünde net olarak bildirilen peygamberlik hakkında şüphesiz uzun uzun düşünecek vakti olmuştu. “Seninle kadın arasına, ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım; o senin başına saldıracak, ve sen onun topuğuna saldıracaksın.” (Tekvin 3:15) Habil, ‘Tanrı’nın yılanın başını ezecek olan bir zürriyetle ilgili vaadi nasıl gerçekleşecek ve bu zürriyetin topuğu nasıl ezilecek?’ gibi sorular üzerinde düşünmüş olsa gerek.
Bir süre sonra, muhtemelen artık olgun birer yetişkin olduklarında, Kain ve Habil ayrı ayrı Yehova’ya takdime sundular. Çoban olan Habil’in, “sürünün ilk doğanlarından ve yağlarından” getirmesi şaşırtıcı değildi. Buna karşılık, Kain “toprağın semeresinden” sundu. Yehova Habil’in kurbanını kabul etti, fakat “Kaine ve onun takdimesine bakmadı.” (Tekvin 4:3-5) Neden bakmadı?
Bazıları Habil’in kurbanının “sürünün ilk doğanlarından,” Kain’inkinin ise sadece “toprağın semeresinden” olduğuna işaret ediyor. Fakat sorun Kain’in sunduğu ürünün kalitesinde değildi, çünkü kayıt Yehova’nın “Habile ve onun takdimesine” baktığını, “Kaine ve onun takdimesine” ise bakmadığını, yani onu onaylamadığını söylüyor. Yehova Kendisine tapınan kişinin özellikle yürek durumuna bakmıştı. Bunu yaptığında neyi fark etti? İbraniler 11:4, Habil’in kurbanını “imanla” sunduğunu söylüyor. O halde, Kain’in, Habil’in kurbanını kabul edilir kılan imanı yansıtmadığı anlaşılıyor.
Bu noktada, Habil’in takdimesinin kan akıtılarak sunulmuş olması dikkate değerdir. Yerinde olarak, topuğu ezilecek zürriyetle ilgili Tanrısal vaadin bir hayatın kurban edilmesini gerektireceği sonucuna varmış olabilir. Böylece, Habil’in takdimesi bir kefaret yalvarışı anlamını taşıyacak ve zamanı geldiğinde Tanrı’nın günahlara kefaret eden bir kurban sağlayacağına duyduğu imanı ifade edecekti.
Buna karşın, Kain sunduğu takdime hakkında muhtemelen ancak yüzeysel olarak düşünmüştü. 19. yüzyıldaki bir Mukaddes Kitap yorumcusuna göre, “onun takdimesi Tanrı’nın sadece iyilikçi yönünün kabulü anlamını taşıyordu. . . . . Kendisinin Yaratıcısıyla ilişkisinin bozulduğunu, günahını itiraf etmesi gerektiğini ya da bir kefarete olan ihtiyacını kabul etmediğini açıkça ortaya koyuyordu.”
Kain ayrıca haddini bilmez bir şekilde, Yılanı, yani Şeytan’ı yok edecek olan vaat edilen zürriyetin ilkdoğan olarak kendisi olduğunu düşünmüş olabilir. Hatta Havva dahi ilkdoğan oğlu için ihtiras derecesinde bu tür arzular beslemiş olabilir. (Tekvin 4:1) Eğer böyle beklentileri olduysa Kain ve Havva elbette çok yanılmıştı.
Mukaddes Kitap Yehova’nın Habil’in kurbanını nasıl onayladığını belirtmiyor. Bazı yorumcular kurbanın gökten inen bir ateşle tüketildiğini ileri sürüyor. Gerçek ne olursa olsun, Kain takdimesinin reddedildiğini anladığında “çok öfkelendi, ve çehresini astı.” (Tekvin 4:5) O, felakete doğru ilerliyordu.
-
-
Yehova’ya Kabul Edilir Kurbanlar SunmakGözcü Kulesi—1999 | 1 Şubat
-
-
Bizler İçin Bir Ders
Kain ve Habil gibi, İsa’nın günümüzdeki takipçileri de Tanrı’ya bir kurban sunmaya davet ediliyor; bu, harfi anlamda yakılan bir takdime değil, ‘hamt kurbanı, yani, O’nun ismini ikrar eden dudakların meyvasıdır.’ (İbraniler 13:15) Hamt kurbanı, günümüzde Yehova’nın Şahitlerinin Tanrı’nın Gökteki Krallığının iyi haberini 230’dan fazla ülkede vaaz etmeleriyle küresel çapta sunulmaktadır. (Matta 24:14) Bu işte sizin de payınız var mı? Varsa, şundan emin olabilirsiniz: “Allah adaletsiz değildir ki, sizin işinizi . . . . kendi ismi için gösterdiğiniz sevginizi unutsun.”—İbraniler 6:10.
Kain ve Habil’in takdimelerine olduğu gibi, sizin kurbanınıza da dış görünüşüne—örneğin sadece hizmette harcadığınız saatlere—göre hükmedilmiyor. Yehova bu konuya daha derinlemesine bakıyor. Yeremya 17:10, O’nun ‘yüreği eşelediğini’ ve hatta ‘gönlü denediğini,’ yani kişinin derindeki düşüncelerini, duygularını ve saiklerini incelediğini söyler. Bu nedenle, gerçekte önemli olan miktar değil saiktir. Gerçekten de, büyük ya da küçük olsun, sevgiyle harekete geçen bir yüreğin sunduğu her kurban Tanrı için değerlidir.—Markos 12:41-44’ü 14:3-9 ile karşılaştırın.
Aynı zamanda, Yehova’nın Kain’in yarım yürekle sunduğu takdimeyi kabul etmediği gibi kusurlu kurbanları da kabul etmeyeceğinin farkında olmalıyız. (Malaki 1:8, 13) Yehova Kendisine, sahip olduğunuzun en iyisini vermenizi, bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün fikrinizle ve bütün kuvvetinizle hizmet etmenizi talep eder. (Markos 12:30) Siz böyle yapıyor musunuz? O zaman, kurbanınızı tatmin edici bulmak üzere yeterli nedeniniz var demektir. Pavlus şöyle yazdı: “Herkes kendi işini temyiz etsin, ve o zaman başkası için değil, ancak kendisi için övünmesi olur.”—Galatyalılar 6:4.
Kain ve Habil aynı şekilde yetiştirilmişlerdi. Fakat zaman ve koşullar her birine kendilerine özgü nitelikler geliştirme fırsatı tanıdı. Kain’in tutumu kıskançlık, çekişme ve öfke nöbetleriyle giderek bozuldu.
Bunun tersine, Habil Tanrı tarafından adil bir adam olarak anılıyor. (Matta 23:35) Ne pahasına olursa olsun, Tanrı’yı memnun etmekteki kararlılığı Habil’i ailesindeki nankör kişilerden, Âdem, Havva, ve Kain’den çok farklı kılmıştır. Mukaddes Kitap bize Habil’in ölmüş olduğu halde ‘hâlâ konuştuğunu’ söyler. Onun Tanrı’ya sadakatle sunduğu hizmet Mukaddes Kitaptaki silinmez tarihsel kaydın bir kısmı olmuştur. Bizler de Tanrı’ya sürekli kabul edilir kurbanlar sunarak Habil’in örneğini izleyelim.—İbraniler 11:4.
-