Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Kötü Güçler Faaliyette mi?
    Gözcü Kulesi—2002 | 15 Ekim
    • Kötü Güçler Faaliyette mi?

      “Dünya şaşkına dönmüş durumda; sanki gizli güçler tüm acil çıkışları sıkı sıkıya kapamaya çalışıyor.”—Jean-Claude Souléry, gazeteci.

      ‘Bireylerin kendilerini aciz hissetmesi, başa çıkılması mümkün olmayan bir kötü gücün faaliyette olduğunu sanmalarına yol açıyor.’—Josef Barton, tarihçi.

      GEÇEN yıl 11 Eylül’de yaşanan korkunç terörist saldırıları, birçok kişiyi ciddi şekilde düşünmeye sevk etti. İngiltere’de yayımlanan Financial Times gazetesinde Michael Prowse şöyle yazdı: “Hiçbir hayvan böyle barbarca davranmaz, davranamaz.” New York Times gazetesindeki bir başmakale, saldırı planının yanı sıra, “bu saldırının gerçekleşmesine yol açan yoğun nefret üzerinde düşünmenin de aynı derecede önemli olduğunu” belirtti. “Bu, geleneksel savaş kurallarının dışına çıkan; sınır tanımayan; hiçbir anlaşmaya sığmayan bir nefrettir.”

      Farklı inançlara sahip insanlar, zalim bir gücün faaliyet gösterme olasılığını ciddi şekilde düşündüler. Bosna’daki etnik nefretin yol açtığı korkunç olayları gören, Saraybosnalı bir işadamı şöyle dedi: “Bosna’da savaşın başlamasından bir yıl sonra, şimdi her şeyin Şeytan’ın kontrolünde olduğuna inanıyorum. Bu tam bir çılgınlık.”

      Tarihçi Jean Delumeau’ya Şeytan’a inanıp inanmadığı sorulduğunda, o şu yanıtı verdi: “Doğduğum günden bu yana meydana gelen ve hâlâ devam eden şu olayları gördükten sonra, kötülüğün gücünü nasıl inkâr edebilirim: 40 milyondan fazla kişinin öldüğü İkinci Dünya Savaşı; Auschwitz ve ölüm kampları; Kamboçya’daki soykırım; Çavuşesku rejiminin kanlı, zorba yönetimi ve dünyanın birçok yerinde devletlerin işkenceyi sistemli olarak uygulaması. Bu korkunç listenin sonu gelmez. . . . . Bu nedenle, böyle davranışları ‘şeytani’ olarak adlandırmakta haklıyız; çünkü bu davranışlar, boynuzları ve çatal tırnakları olan bir Şeytan’dan etkilenilerek değil, dünyaya hâkim olan kötülük ruhunun ve gücünün simgesi olan Şeytan tarafından yapılıyor.”

      Birçok kişi, Jean Delumeau gibi, günümüz insan toplumunda –aile ortamından uluslararası düzeye kadar– meydana gelen korkunç olayları “şeytani” olarak tanımlıyor. Bu ne anlama geliyor? Acaba bu korkunç olaylar kişilik özelliği olmayan, soyut kötü güçlerden mi kaynaklanıyor, yoksa insanları her zamanki çılgınlıklarının dışındaki iğrenç suçları işlemeye teşvik ederek faaliyet gösteren ve kişilik özelliği olan kötü güçler var mı? Bu güçleri, kötülük tanrısı İblis Şeytan mı yönetiyor?

      [Sayfa 3’teki resim tanıtım notu]

      Çocuklar: U.S. Coast Guard photo

  • Şeytan—Efsane mi, Kötü Niyetli Gerçek Bir Varlık mı?
    Gözcü Kulesi—2002 | 15 Ekim
    • Şeytan—Efsane mi, Kötü Niyetli Gerçek Bir Varlık mı?

      KÖTÜLÜĞÜN kökeni eski zamanlardan beri düşünürlerin ilgisini çekmiştir. James Hastings’in baskıya hazırladığı A Dictionary of the Bible’da şöyle söyleniyor: “İnsan bilinçlenmeye başladığında, kendini, kontrol altına alamadığı, ayrıca zararlı ya da yıkıcı etkisi olan güçlerle karşı karşıya buldu.” Aynı kaynakta şu da bildiriliyor: “İlk insanlar nedenleri içgüdüsel olarak araştırdı; doğadaki güçleri ve diğer olayları kişilik özelliği varmış gibi yorumladı.”

      Tarihçilere göre, cin tanrılara ve kötü ruhlara inanışın kökeni Mezopotamya tarihinin başlangıcına kadar uzanabilir. Eski Babilliler, korkunç bir ilah olan ve “yakıcı” olarak tanınan Nergal’in yönetimindeki yeraltı dünyasına ya da “dönüşü olmayan ülkeye” inanıyordu. Babilliler cinlerden de korktukları için, büyüler aracılığıyla onları yatıştırmaya çalışırlardı. Mısır mitolojisinde, Set kötülük tanrısıydı ve “çakal gövdeli, dört köşe kulaklı, kuyruğu püsküllü (sonradan çatal biçiminde), sivri burunlu” tuhaf bir hayvan olarak betimleniyordu.”—AnaBritannica.

      Yunanlıların ve Romalıların iyi ve kötü ilahları olduğu halde, önde gelen bir kötülük tanrıları yoktu. Onların felsefecileri iki karşıt ilkenin olduğunu öğrettiler. Empedokles’e göre, bu karşıt ilkeler Sevgi ve Kavga idi. Platon’a göre ise, dünyada, biri iyiliğe, diğeri kötülüğe neden olan iki “Can” vardı. Georges Minois’nın Le Diable (İblis) adlı kitabında söz ettiği gibi, “klasik [Yunan-Roma] pagan dininde Şeytan’ın varlığı kabul edilmezdi.”

      İran’daki Zerdüşt dininde en büyük tanrı olan Ahura Mazda, yani Ormazd’ın, kötülük yapmayı seçtiğinden dolayı Yıkıcı Kötü Ruh veya Yok Edici haline gelen Angra Mainyu’yu, yani Ehrimen’i yarattığı öğretilirdi.

      Yahudilikte ise Şeytan, Tanrı’nın Düşmanı ve günahı başlatan varlık olarak, basit bir şekilde tanıtılır. Fakat yüzyıllar sonra, Şeytan’ın tanımı pagan düşüncelerle bozuldu. Encyclopaedia Judaica’da şöyle deniyor: “MÖ son yüzyıllara doğru . . . . büyük bir değişiklik oldu. Bu dönemde [Yahudi] dini . . . . Tanrı ile iyi ve gerçek güçlerin karşıtı olarak, gökte ve yerde, kötü ve aldatıcı nitelikteki etkili güçlerin bulunduğunu ileri süren dualizm felsefesinin pek çok özelliğini benimsedi. Bunda Pers dininin etkisi varmış gibi görünüyor.” The Concise Jewish Encyclopedia’da, “[Cinlerden] korunma, emirlerin yerine getirilmesi ve tılsımların kullanılmasıyla mümkündü” deniyor.

      İmandan Sapmış Hıristiyan İlahiyatı

      Yahudiliğin, Şeytan ve cinler hakkında Mukaddes Kitapta olmayan kavramları benimsemesi gibi, imandan sapmış Hıristiyanlar da Kutsal Yazılara aykırı fikirler geliştirdiler. The Anchor Bible Dictionary’de, “Eski ilahiyat görüşlerinin en aşırılarından biri, Tanrı’nın Şeytan’a bedel ödeyerek kavmini kurtarmasıdır” deniyor. Bu görüşü, Irenaeus (MS ikinci yüzyıl) ortaya attı. “Şeytan’ın insanlar üzerinde yasal bir hak elde ettiğini” iddia eden ve “Mesih’in ölümünü . . . . şeytana ödenen bir fidye olarak” kabul eden Origenes (MS üçüncü yüzyıl) bu görüşü daha da geliştirdi.—History of Dogma, Adolf Harnack.

      The Catholic Encyclopedia’ya göre, “ilahiyat tarihinde yaklaşık bin yıldır [Şeytan’a fidye ödendiği görüşü] önemli bir rol oynadı” ve kilise inancının bir kısmı olarak kaldı. Augustinus (MS dördüncü-beşinci yüzyıl) da dahil, diğer Kilise Babaları Şeytan’a fidye ödendiğine ilişkin görüşü benimsediler. Sonuçta, MS 12. yüzyılda Katolik ilahiyatçılar Anselme ve Abaelardus, Mesih’in fidyesinin Şeytan’a değil, Tanrı’ya ödendiği sonucuna vardılar.

      Ortaçağdaki Batıl İnançlar

      Katolik Kilisesinin çoğu konsili Şeytan konusunda dikkate değer bir suskunluk içinde kaldığı halde, MS 1215’te IV. Laterano Konsili, New Catholic Encyclopedia’nın “resmi iman ikrarı” adını verdiği bildiriyi sundu. Bunun 1. maddesi şöyle diyor: “Şeytan ve diğer cinler, Tanrı tarafından başlangıçta iyi olarak yaratıldılar; ancak kendi kendilerini kötü hale getirdiler.” Bu madde, onların insanları ayartmak için var güçleriyle çalıştığını da ekliyor. Bu ikinci düşünce, Ortaçağ boyunca insanların zihinlerini sürekli meşgul etti. Tuhaf görünen bir şey olduğunda, –örneğin, nedeni açıklanamayan bir hastalık, ani ölüm ya da kötü bir hasat– bunların sorumlusunun Şeytan olduğu düşünüldü. MS 1233’te Papa IX. Gregorius sapkınların aleyhine birçok bildiri yayımladı; bunlardan biri, Şeytan’a tapındığı varsayılan Luciferciler içindi.

      Şeytan’ın veya cinlerinin insanları etkisi altına alabileceği inancı kısa zamanda, büyücülükten ve cadılıktan aşırı korkma gibi, ortak bir kuşkunun oluşmasına yol açtı. 13. ila 17. yüzyıllar arasında cadı korkusu tüm Avrupa’da hızla yayıldı ve Avrupalı sömürgeciler aracılığıyla Kuzey Amerika’ya da ulaştı. Protestan reformcular Martin Luther ve Jean Calvin bile cadı avını onayladılar. Avrupa’da cadılık davaları, Engizisyon ve dindışı mahkemelerin yaydığı asılsız söylentilere ya da kasıtlı suçlamalara dayanıyordu. Masum insanlara “suçunu” zorla itiraf ettirmek için genellikle işkence yapılıyordu.

      Suçlu bulunanlar ya yakılarak, ya da İngiltere ve İskoçya’daki gibi asılarak ölüme mahkûm edilebiliyordu. The World Book Encyclopedia’da kurbanların sayısı hakkında şöyle deniyor: “Bazı tarihçilere göre, Hıristiyan kilisesi 1484’ten 1782’ye kadar cadılık suçlamasıyla yaklaşık 300.000 kadını öldürdü.” Ortaçağdaki bu trajedinin sorumlusu Şeytan ise, kullandığı araçlar kimdi? Kurbanlar mı, zulüm yapan bağnaz dindarlar mı?

      Günümüzün İnancı ya da İnançsızlığı

      18. yüzyıl Aydınlanma denen akılcı düşüncenin gelişmesine tanık oldu. Encyclopædia Britannica’da şöyle deniyor: “Aydınlanma felsefesi ve ilahiyatı, Şeytan karakterini, Ortaçağın mitolojik bir hayal ürünü olarak değerlendirip Hıristiyan bilincinden çıkarmaya çalıştı.” Roma Katolik Kilisesi buna tepki gösterdi ve İblis Şeytan’la ilgili inancını I. Vatikan Konsili’nde (1869-1870) yeniden onayladı; ancak II. Vatikan Konsili’nde (1962-1965) bu inancı epey çekinerek tekrarladı.

      New Catholic Encyclopedia’da kabul edildiği gibi, “Kilise, melekler ve cinlerle ilgili bir inanca” resmen “teslim olmuştu.” Ancak, Fransızca bir Katolik sözlüğü olan Théo “bugün birçok Hıristiyanın dünyadaki kötülüğü Şeytan’a mal etmeyi reddettiğini” kabul ediyor. Yakın zamanlarda Katolik ilahiyatçılar, resmi Katolik doktrini ile günümüzün düşünüşü arasında tehlikeli bir denge kurmaya çalışarak, bu durumu ihtiyatla ele alıyorlar. Encyclopædia Britannica’ya göre, “Liberal Hıristiyan ilahiyatı Mukaddes Kitabın Şeytan için kullandığı dili, harfi değil, sadece ‘mecazi’ bir dil; evrendeki kötülüğün gerçekliğini ve boyutunu ifade edecek mitolojik bir çaba olarak değerlendirir.” Aynı başvuru kaynağında Protestanlar hakkında şunlar söyleniyor: “Günümüzde liberal Protestanlık kişilik özelliği olan bir iblis inancının gerekliliğini inkâr etme eğilimindedir.” Acaba İsa’nın gerçek takipçileri Mukaddes Kitabın Şeytan hakkında söylediklerinin sadece “mecazi” bir anlamı olduğunu mu düşünmelidirler?

      Kutsal Yazılar Ne Öğretir?

      İnsan felsefesi ve ilahiyat, kötülüğün kökeni konusunda Mukaddes Kitabınkinden daha iyi bir açıklama yapmamıştır. Kutsal Yazıların Şeytan hakkında söyledikleri, insanların çektiği acıların ve kötülüğün kökeninin yanı sıra, akla gelebilecek en zorba davranışların her geçen yıl neden daha da arttığının anlaşılması için temel oluşturur.

      Bazılarının aklına şu soru gelebilir: ‘Eğer Tanrı iyi ve sevgi dolu bir Yaratıcıysa, Şeytan gibi kötü bir ruhu nasıl yaratabildi?’ Mukaddes Kitap şu ilkeyi ortaya koyar: Yehova Tanrı’nın tüm işleri kusursuzdur ve yarattığı zekâ sahibi varlıkların hepsine özgür irade vermiştir. (Tesniye 30:19; 32:4; Yeşu 24:15; I. Kırallar 18:21) O halde, daha sonra Şeytan haline gelen ruh, başlangıçta kusursuz yaratılmış; sonra, hakikat ve doğruluk yolundan kasten sapmış olmalı.—Yuhanna 8:44; Yakub 1:14, 15.

      Şeytan’ın isyankâr tutumu, “güzellikte tam olan” ve ‘yaratıldığı günden onda kötülük bulunana kadar yollarında kusursuz’ olduğuna dair şiirsel bir ifadeyle tanımlanan ‘Sur kralının’ davranışına birçok yönden benzer. (Hezekiel 28:11-19) Şeytan, Yehova’nın üstünlüğüne ya da Yaratıcılığına meydan okumadı. Tanrı tarafından yaratıldığına göre, zaten bunu nasıl yapabilirdi? Fakat Şeytan, Yehova’nın egemenliğini uygulama şekline meydan okudu. Aden bahçesinde, Tanrı’nın ilk insan çiftini, mutluluklarıyla bağlantılı bir haktan yoksun bıraktığını ima etti. (Tekvin 3:1-5) Âdem ve Havva’nın Yehova’nın adil egemenliğine isyan etmelerini sağlamakta başarılı oldu; hem onlara hem de soylarına günahı ve ölümü getirdi. (Tekvin 3:6-19; Romalılar 5:12) Bu nedenle, Mukaddes Kitap insanın çektiği acıların temel nedeninin Şeytan olduğunu gösterir.

      Tufandan bir süre önce başka melekler de Şeytan’a katılıp isyan ettiler. İnsan kızlarıyla cinsel ilişkiye girip, bu yöndeki arzularını tatmin etmek için insan bedenleri aldılar. (Tekvin 6:1-4) Yoldan sapmış bu melekler Tufanda ruh ülkesine döndüler; fakat gökte Tanrı’nın yanında daha önce ‘kendilerine ayrılan yere’ giremediler. (Yahuda 6, YÇ) Onlar alçaltılıp, ruhi yönden koyu karanlık içinde bırakıldılar. (I. Petrus 3:19, 20; II. Petrus 2:4) Böylece cin haline geldiler ve Yehova’nın egemenliği altında hizmet etmeyi bırakıp, Şeytan’a tabi oldular. Açıkça görüldüğü gibi, cinlerin tekrar beden alması mümkün olmadığı halde, onlar insanların düşüncelerini ve yaşamlarını hâlâ büyük ölçüde etkiliyorlar ve bugün tanık olduğumuz şiddet olaylarının çoğundan da kuşkusuz onlar sorumlu.—Matta 12:43-45; Luka 8:27-33.

      Şeytan’ın Yönetiminin Sonu Yakın

      Günümüz dünyasında kötü güçlerin faaliyette oldukları açıkça görülüyor. Resul Yuhanna şöyle yazdı: “Bütün dünya . . . . kötü olanın denetimindedir.”—I. Yuhanna 5:19, YÇ.

      Bununla birlikte, Mukaddes Kitabın gerçekleşen peygamberlikleri, Şeytan’ın sadece ‘az bir zamanının’ kaldığını bildiğinden, bağlanıp faaliyetsiz hale getirilmeden önce büyük zararlar verebilmek için dünyadaki acıları artırdığını gösteriyor. (Vahiy 12:7-12; 20:1-3) Şeytan’ın yönetiminin son bulması, gözyaşı, ölüm ve acının ‘artık olmayacağı’ adil, yeni bir dünyanın başlamasını sağlayacak. O zaman, Tanrı’nın amacı ‘gökte olduğu gibi yerde de gerçekleşecek.’—Vahiy 21:1-4; Matta 6:10.

      [Sayfa 4’teki resimler]

      Babilliler, korkunç bir ilah olan Nergal’e (en solda) inanıyordu; Platon (solda) iki karşıt “Canın” olduğuna inanıyordu

      [Tanıtım Notları]

      Silindir: Louvre Müzesi, Paris; Platon: Ulusal Arkeoloji Müzesi, Atina, Yunanistan

      [Sayfa 5’teki resimler]

      Irenaeus, Origenes ve Augustinus fidyenin Şeytan’a ödendiğini öğrettiler

      [Tanıtım Notları]

      Origenes: Culver Pictures; Augustinus: Great Men and Famous Women kitabından

      [Sayfa 6’daki resim]

      Cadı korkusu yüz binlerce kişinin idam edilmesine neden oldu

      [Tanıtım notu]

      Bildersaal deutscher Geschichte kitabından

  • “İblise Karşı Durun”
    Gözcü Kulesi—2002 | 15 Ekim
    • “İblise Karşı Durun”

      “İblise karşı durun, ve sizden kaçacaktır.”—YAKUB 4:7.

      1. Günümüzün dünya durumu hakkında ne denebilir ve meshedilmiş olanlarla arkadaşlarının neden tetikte olması gerekir?

      “TANRI ortadan kayboldu, fakat İblis yerinde duruyor.” Fransız yazar André Malraux’nun bu sözleri bugünkü dünya durumu için de geçerli olabilir. Çünkü günümüzde insanın yaptıkları, Tanrı’nın isteklerinden çok İblis’in düzenlerini yansıtıyor. Şeytan, insanları “bütün kudretle ve alâmetlerle ve yalan hârikalarla, ve helâk olanlar için haksızlığın her hilesile” saptırmaktadır. (II. Selânikliler 2:9, 10) Ancak, içinde yaşadığımız “son günlerde” Şeytan çabalarını kendini Tanrı’ya vakfetmiş kişiler üzerinde yoğunlaştırarak, “Allahın emirlerini tutup kendilerinde İsanın şehadeti olan” meshedilmişlerle savaşını sürdürüyor. (II. Timoteos 3:1; Vahiy 12:9, 17) Bu yüzden, şahitlik eden bu kimselerin ve onların yerde yaşama ümidine sahip arkadaşlarının sürekli tetikte olması gerekir.

      2. Şeytan Havva’yı nasıl aldattı ve Pavlus bununla ilgili korkusunu nasıl ifade etti?

      2 Şeytan tam bir aldatıcıdır. Bir yılanın arkasına saklanarak Havva’yı kandırmış, Tanrı’dan bağımsız hareket ederse daha mutlu olacağına inandırmıştı. (Tekvin 3:1-6) Bu olaydan yaklaşık 4.000 yıl sonra resul Pavlus, İsa’nın Korintos’taki meshedilmiş takipçilerinin de Şeytan’ın hilelerine kapılmalarından korktuğunu söyledi. Pavlus şöyle yazdı: “Yılan Havvayı kurnazlığı ile aldattığı gibi, belki sizin fikirleriniz de bozulup Mesihe olan sadelik ve temizlikten ayrılır diye korkuyorum.” (II. Korintoslular 11:3) Şeytan insanların zihinlerini çarpıtır ve düşünüşlerini bozar. Havva’yı aldattığı gibi, İsa’nın takipçilerinin de yanlış değerlendirmeler yapmasına neden olarak, mutluluklarının Yehova ve Oğlunun onaylamadığı bir şeye dayandığını düşünmelerini sağlayabilir.

      3. Yehova, Şeytan’a karşı nasıl korunma sağlıyor?

      3 Şeytan bir kuş avcısına benzetilebilir; bu avcı dikkatsiz avlarını yakalamak için tuzaklar kurar. Şeytan’ın tuzaklarından sakınmak için bizler, ‘Yüce olanın örtüsünün altında oturmalıyız.’ (Mezmur 91:1-3) Burası, Yehova’nın, evrensel egemenliğini kabul ettiklerini işleriyle gösterenler için sağladığı mecazi bir korunma yeridir. ‘İblisin hilelerine karşı durabilmemiz için’, Tanrı’nın, Sözü, ruhu ve teşkilatı yoluyla sağladığı korumanın tümüne ihtiyacımız var. (Efesoslular 6:11) Burada ‘hileler’ olarak çevrilen Yunanca sözcük, “kurnazlıklar” ya da “hileli oyunlar” anlamına da gelebilir. Kuşkusuz İblisin, Yehova’nın hizmetçilerini tuzağa düşürmekte kullandığı birçok hile ve kurnazlık vardır.

      Şeytan’ın İsa’nın İlk Takipçileri İçin Kurduğu Tuzaklar

      4. İsa’nın ilk takipçileri nasıl bir ortamda yaşıyorlardı?

      4 MS birinci ve ikinci yüzyıllardaki İsa’nın takipçileri Roma İmparatorluğunun en parlak döneminde yaşadılar. Pax Romana (Roma Barışı) denen nispeten huzurlu dönemde ticaret gelişmişti. Bu refah, toplumun egemen kesimine daha çok boş zaman getirmiş ve yöneticiler, halkın isyan etmemesi için onlara bol bol eğlence sağlamışlardı. Kimi dönemlerde, tatil günleri neredeyse çalışma günleri kadar olmuştu. Liderler halka ekmek ve eğlence sağlamak, yani karınlarını tok tutup zihinlerini meşgul etmek için kamu fonlarını kullanıyorlardı.

      5, 6. (a) İsa’nın takipçilerinin Roma’nın tiyatro ya da amfiteatrlarına gitmesi neden uygun olmazdı? (b) Şeytan nasıl bir hile kullandı ve İsa’nın takipçileri bundan nasıl kaçınabilirdi?

      5 Bu durum İsa’nın ilk takipçileri için bir tehlike oluşturdu mu? Resullerden sonra yaşamış Tertullianus gibi yazarların uyarıları, o dönemde boş zamanlardaki etkinliklerin çoğunun İsa’nın gerçek takipçileri için ruhi ve ahlaki tehlikelerle dolu olduğunu gösteriyor. Öncelikle, halk şenliklerinin ve oyunlarının çoğu pagan tanrılarının onuruna düzenlenirdi. (II. Korintoslular 6:14-18) Tiyatrolardaki birçok klasik oyunda bile ahlaksızlık ve kanlı şiddet sahneleri had safhadaydı. Zaman geçtikçe, halkın gösterilerdeki tercihi klasik oyunlardan, müstehcen pandomim gösterilerine kaydı. Tarihçi Jérôme Carcopino, Daily Life in Ancient Rome (Eski Roma’da Gündelik Yaşam) adlı kitabında şöyle diyor: “Bu oyunlarda kadın oyuncuların çırılçıplak soyunmasına izin vardı. . . . . Bol bol kan dökülürdü. . . . . Başkent halkının gönlünü fetheden sapıklık, [mim gösterilerinde] en uç noktaya dek kullanıldı. Onlar bu gibi iğrenç gösterilerden rahatsız olmuyordu, çünkü amfiteatrda izledikleri korkunç katliamlar onları zaten duyarsızlaştırmış ve içgüdülerini saptırmıştı.”—Matta 5:27, 28.

      6 Amfiteatrlarda gladyatörler ya birbirini öldürene dek savaşıyor veya vahşi hayvanlarla boğuşarak ya ölüyor ya da öldürüyorlardı. Hüküm giymiş suçlular vahşi canavarların önüne atılıyordu; zamanla İsa’nın birçok takipçisi de aynı akıbete uğradı. Bu eski zamanlarda bile Şeytan’ın hilesi, bunların olağan ve halk tarafından aranan şeyler olmasını sağlayarak, insanların ahlaksızlık ve şiddete karşı iğrenme duygularını köreltmekti. Bu tuzaktan kaçınmanın tek yolu tiyatro ve amfiteatrlardan uzak durmaktı.—I. Korintoslular 15:32, 33.

      7, 8. (a) İsa’nın bir takipçisinin araba yarışlarına katılması neden akılsızca bir davranış olurdu? (b) Şeytan, Roma hamamlarını İsa’nın takipçilerini tuzağa düşürmek için nasıl kullanabilirdi?

      7 Hipodrom ya da sirk adı verilen elips biçimli geniş arenalarda düzenlenen araba yarışları kuşkusuz heyecanlıydı, fakat izleyiciler çoğu kez şiddete başvurduğundan bunları seyretmek İsa’nın takipçileri için uygun değildi. Üçüncü yüzyılda yaşamış bir yazar seyircilerden bazılarının kendi aralarında yumruklaştığını bildiriyor ve Carcopino, “astrologlarla fahişelerin de işlerini” hipodrom binasının sırakemerleri altında yürüttüğünü belirtiyor. Roma arenalarının İsa’nın takipçileri için uygun bir yer olmadığı açıktı.—I. Korintoslular 6:9, 10.

      8 Ünlü Roma hamamlarında durum nasıldı? Temiz kalmak için banyo yapmanın elbette yanlış bir tarafı yok. Fakat muazzam büyüklükte tesislerden oluşan birçok Roma hamamında masaj odaları, spor salonları (gymnasionlar), kumar salonları, ayrıca yemek yiyip içki içmek için de yerler bulunuyordu. İlke olarak kadın ve erkekler için ayrı zamanlar belirlenmiş olsa da, hamamı kadın ve erkeklerin birlikte kullanmalarına genellikle göz yumuluyordu. İskenderiyeli Clemens şöyle yazdı: “Hamamlar erkek kadın ayırt etmeden herkese açıktı ve orada insanlar sınır tanımayan bir ahlaksızlığa soyunuyorlardı.” Dolayısıyla, genel olarak kabul gören bir yeri Şeytan İsa’nın takipçileri için tuzak olarak kolayca kullanabilirdi. Akıllıca davrananlar buralardan uzak durdu.

      9. İsa’nın ilk takipçileri ne gibi tuzaklardan kaçınmalıydı?

      9 Roma İmparatorluğunun, gücünün zirvesinde olduğu dönemde halkın sevdiği eğlencelerden biri kumardı. İsa’nın ilk takipçileri araba yarışları sırasında girişilen bahislere bulaşmak istemiyorlarsa arenalardan uzak durmalıydılar. Hanların ve lokantaların arka odalarında küçük çaplı, yasadışı kumar oynatılıyordu. Oyuncular bir oyuncunun elinde tuttuğu çakıl taşları ya da kemiklerle tek mi çift mi oynuyorlardı. Kumar, insanlara kolay para kazanma umudu verdiğinden hayatlarına bir çeşni katıyordu. (Efesoslular 5:5) Ayrıca böyle içkili yerlerde çalışan kadın garsonlar genelde fahişelik yaptığından cinsel ahlaksızlık tehlikesi de vardı. Bunlar, Roma İmparatorluğunun şehirlerinde yaşayan İsa’nın takipçileri için Şeytan’ın kurduğu tuzaklardan bazılarıydı. Bugünkü durum bundan farklı mı?

      Şeytan’ın Bugünkü Tuzakları

      10. Bugünkü durum hangi yönden, Roma İmparatorluğunda egemen olan şartları andırıyor?

      10 Genel olarak söylemek gerekirse, Şeytan’ın hileleri yüzyıllardır değişmemiştir. Resul Pavlus yozlaşmış bir şehir olan Korintos’ta yaşayan İsa’nın takipçilerine ‘Şeytan’ın oyununa gelmemeleri’ için şu sözlerle çok açık bir öğüt verdi: “Çünkü onun [Şeytan’ın] düzenlerini bilmez değiliz.” (II. Korintoslular 2:11) Bugünün gelişmiş ülkelerinin birçoğunda, Roma İmparatorluğunun parlak dönemlerindekine benzer bir durum egemendir. Birçok insanın şimdi her zamankinden daha çok boş vakti var. Piyangolar yoksullara da bir ümit ışığı oluyor. İnsanların zihnini meşgul edecek bol bol ucuz eğlenceler var. Stadyumlar tıklım tıklım doluyor, insanlar kumar oynuyor ve bazen oyuncular kadar seyirciler de şiddete başvuruyor. İnsani değerleri alçaltan bir müzik kulakları dolduruyor. Tiyatro ve sinema sahnelerinde ve televizyon ekranlarında cinsel içerikli gösteriler sunuluyor. Bazı ülkelerde sauna ve kaplıcaları kadın-erkek birlikte kullanmak yaygın, ayrıca bazı plajlarda çırılçıplak denize giriliyor. Şeytan Tanrı’ya hizmet edenleri tıpkı ilk yüzyılda olduğu gibi bugün de dünyanın boş zaman etkinliklerini kullanarak ayartmaya çalışıyor.

      11. Biraz rahatlayıp gevşeme isteği ne gibi tuzaklar içerir?

      11 Stresin çok yaygın olduğu bu dünyada biraz rahatlama ya da biraz değişiklik yapma ihtiyacı duymak gayet doğal. Ancak, İsa’nın ilk takipçileri için olası tehlikeler barındıran Roma hamamları gibi, bazı tatil köylerini ve tesislerini de Şeytan, İsa’nın günümüzdeki takipçilerini ahlaksızlığa ve sarhoşluğa yöneltmek üzere tuzak olarak kullanıyor. Pavlus İsa’nın Korintos’taki takipçilerine şöyle yazmıştı: “Aldanmayın; fena arkadaşlıklar güzel ahlâkı bozarlar. Salâh ile ayılın, ve günah işlemeyin; çünkü bazılarında Allah bilgisi yoktur.”—I. Korintoslular 15:33, 34.

      12. Şeytan’ın, Yehova’nın hizmetçilerini bugün tuzağa düşürmek için kullandığı bazı hileler nelerdir?

      12 Şeytan’ın Havva’nın düşünüşünü bozmak için nasıl kurnazca bir hile kullandığını gördük. (II. Korintoslular 11:3) Bugün İsa’nın takipçilerini tuzağa düşürmek için İblis’in kullandığı hilelerden biri, onların insanların hakikati benimsemesine yardım etmek için Yehova’nın Şahitlerinin kendilerinden farklı olmadığını göstermeye çalışmaları gerektiğine inandırmaktır. Bazen bu konuda o kadar ileri gidilebiliyor ki beklenenin tersi oluyor. (Haggay 2:12-14) Şeytan’ın bir diğer hilesi, İsa’nın genç ve yetişkin takipçilerini ikili bir yaşama teşvik ederek “Allahın Ruhülkudüsünü mahzun etme”lerini sağlamaktır. (Efesoslular 4:30) Bazıları bu tuzağa İnterneti kötü amaçla kullanarak düştüler.

      13. Hangi gizli tuzak Şeytan’ın hilelerinden biridir ve Süleymanın Meselleri’ndeki hangi öğüt bu konuda çok yerindedir?

      13 Şeytan’ın bir diğer tuzağı da, kılık değiştirmiş gizliciliktir. İsa’nın gerçek takipçilerinden hiçbiri elbette bile bile Satanizmle ya da ruhçulukla uğraşmaz. Yine de bazıları, şiddete ve esrarengiz uygulamalara ağırlık veren sinema filmleri, televizyon dizileri, video oyunları ve hatta çocuk kitapları ve çizgi romanlar söz konusu olduğunda, farkında olmaksızın tedbiri elden bıraktılar. Gizlicilik kokan her şeyden uzak durmak gerekir. Hikmetli bir özdeyiş şöyledir: “Sapık adamın yolunda dikenler ve kementler vardır; canını koruyan onlardan uzak kalır.” (Süleymanın Meselleri 22:5) Şeytan “bu dünyanın ilâhı” olduğundan, çok popüler olan herhangi bir şey, ardında onun tuzaklarından birini saklıyor olabilir.—II. Korintoslular 4:4; I. Yuhanna 2:15, 16.

      İsa İblis’e Karşı Koydu

      14. İsa, Şeytan’ın ilk ayartma çabasına nasıl karşı koydu?

      14 İsa, Şeytan’a karşı koyarak onu kaçırtmak konusunda mükemmel bir örnek oldu. İsa vaftiz edilip 40 gün oruç tuttuktan sonra Şeytan tarafından ayartılmaya çalışıldı. (Matta 4:1-11) İlk ayartma çabası İsa’nın oruç tuttuktan sonraki doğal açlığından yararlanmaya yönelikti. Şeytan İsa’nın ilk mucizesini kendi fiziksel açlığını doyurarak yerine getirmesini istedi. Tesniye 8:3’ten alıntı yapan İsa, gücünü bencilce kullanmayı reddederek ruhi gıdaya fiziksel gıdadan öncelikli bir yer verdi.

      15. (a) Şeytan İsa’yı ayartmaya çalışırken hangi doğal arzuyu kullandı? (b) İblis’in Yehova’nın hizmetçilerine karşı kullandığı belli başlı hilelerden biri nedir, fakat biz buna nasıl karşı koyabiliriz?

      15 Bu ayartma çabasıyla ilgili ilginç bir düşünce, İblis’in İsa’yı cinsel bir günaha düşürmeye çalışmış olmamasıdır. Doğal olarak uyanan yemek yeme isteği, yani açlık, bu olayda Şeytan’a İsa’yı ayartmak için kullanılabilecek en güçlü fiziksel arzu olarak göründü. İblis Tanrı’nın toplumunu yoldan çıkarmak için bugün ne gibi ayartmalar kullanıyor? Şeytan çok sayıda ve çok çeşitli ayartmalar kullanmakla birlikte, onun Yehova’nın toplumunun bütünlüğünü bozmak için kullandığı belli başlı hilelerden biri cinsel ayartmalardır. İsa’yı örnek alıp İblis’e karşı koyabilir ve ayartma çabalarına direnebiliriz. İsa’nın, uygun ayetler hatırlayarak Şeytan’ın çabalarını boşa çıkardığı gibi, cinsel ahlaksızlık ayartmasıyla karşılaştığımızda Tekvin 39:9 ve I. Korintoslular 6:18 gibi ayetleri hatırlayabiliriz.

      16. (a) Şeytan, İsa’yı ikinci kez nasıl denedi? (b) Şeytan bizi hangi yollarla ayartıp Yehova’yı denememizi sağlamaya çalışabilir?

      16 Daha sonra İblis İsa’dan mabet duvarından aşağı atlamasını ve Tanrı’nın onu melekleriyle koruyup korumayacağını denemesini istedi. Tesniye 6:16’dan alıntı yapan İsa Babasını denemeyi reddetti. Şeytan bizi mabet burcundan atlamak üzere değil, ama Yehova’yı denememiz için ayartmaya çalışabilir. Giyim kuşamımızda dünyanın gelip geçici moda akımlarını ciddi bir uyarı almaksızın ne kadar yakından takip edebileceğimizi deneme ayartmasına kapılıyor muyuz? Uygunluğu şüpheli eğlencelerin çekiciliğine kapılıyor muyuz? O zaman Yehova’yı deniyor olabiliriz. Bu gibi eğilimlerimiz varsa, Şeytan bizden kaçmak yerine peşimize takılabilir; bizi kendi yanına çekerek Tanrı’ya karşı koymamızı sağlamak üzere sürekli olarak bizi ayartmaya çalışabilir.

      17. (a) İblis İsa’yı üçüncü kez nasıl ayartmaya çalıştı? (b) Yakub 4:7 bizim için nasıl geçerli olabilir?

      17 Şeytan, İsa’ya tek bir tapınma hareketi karşılığında dünyanın tüm krallıklarını sunduğunda İsa gene Kutsal Yazılardan alıntı yaparak karşı koydu ve Babasına özel tapınma konusunda kesin bir tavır aldı. (Tesniye 5:9; 6:13; 10:20) Şeytan belki bize dünyanın tüm krallıklarını sunmuyor, fakat maddi şeylerin parlaklığıyla, hatta belki kendimize özel, küçük bir “krallık” kurma hayaliyle bizi sürekli ayartmaya çalışıyor. Biz de ona İsa gibi, Yehova’ya özel bağlılığımızı göstererek cevap veriyor muyuz? Eğer bunu yapıyorsak İsa’nın yaşadıklarını yaşayacağız. Çünkü Matta’nın kaydında şu ifade geçiyor: “O zaman İblis onu bıraktı.” (Matta 4:11) Biz de uygun Mukaddes Kitap ilkelerini hatırlayıp bunları uygulayarak Şeytan’a karşı kararlı bir tavır alırsak, o bizi de bırakacaktır. İsa’nın öğrencisi Yakub şöyle yazdı: “İblise karşı durun, ve sizden kaçacaktır.” (Yakub 4:7) İsa’nın bir takipçisi, Yehova’nın Şahitlerinin Fransa’daki bürosuna şunları yazdı: “Şeytan gerçekten çok kurnaz. Bütün iyi niyetime rağmen duygularıma ve arzularıma hâkim olmakta çok zorlanıyordum. Yine de cesaretle, sabırla ve hepsinden önemlisi Yehova’nın yardımıyla bütünlüğümü koruyup hakikate sımsıkı yapışabildim.”

      İblis’e Karşı Koymak Üzere Tam Anlamıyla Donanmak

      18. Hangi ruhi silahlar bizi İblis’e karşı koymak üzere donatır?

      18 Yehova ‘İblisin hilelerine karşı durabilmemiz için’ bize tam bir ruhi silah donanımı sağlamıştır. (Efesoslular 6:11-18) Hakikate sevgimiz belimizi kuşatacak, yani bizi Tanrısal faaliyete hazırlayacaktır. Yehova’nın adalet ve doğruluk standartlarına bağlı kalma kararlılığımız, yüreğimizi koruyan bir zırh gibi olacak. Ayaklarımıza iyi haberi giydiysek, onlar bizi düzenli olarak vaaz etme işine götürecek ve bu bizi ruhen güçlendirip koruyacak. Güçlü imanımız bizi “şeririn bütün kızgın okları”na, yani onun hileli saldırılarına ve ayartma çabalarına karşı koruyan büyük bir kalkan gibi olacak. Yehova’nın vaatlerinin gerçekleşeceğine olan kesin ümidimiz, düşünme yetimizi koruyan ve bize iç huzuru veren bir miğfer gibi olacak. (Filipililer 4:7) Tanrı’nın Sözünü ustalıkla kullanacak duruma geldiğimizde, bu Söz, insanların Şeytan’ın ruhi bağlarından kurtulmasına yardım etmekte kullanabileceğimiz bir kılıç gibi olacak. İsa’nın, ayartma çabalarıyla karşılaştığında yaptığı gibi, Tanrı’nın Sözünü kendimizi savunmakta da kullanabiliriz.

      19. ‘İblise karşı durmanın’ yanı sıra başka ne de gereklidir?

      19 “Allahın bütün silahlarını” üzerimizden hiç çıkarmaz ve duaya devam edersek Şeytan’ın saldırılarına karşı Yehova’nın bizi koruyacağından emin olabiliriz. (Yuhanna 17:15; I. Korintoslular 10:13) Fakat Yakub sadece ‘İblise karşı durmanın’ yeterli olmadığını gösterdi. Bizimle ilgilenen ‘Tanrı’ya tabi’ olmamız daha da önemlidir. (Yakub 4:7, 8) Bunu nasıl yapabileceğimiz sonraki makalede ele alınacak.

  • Yehova Sizinle İlgileniyor
    Gözcü Kulesi—2002 | 15 Ekim
    • 1. Hangi önemli yönden Yehova ve Şeytan birbirine tamamen zıttır?

      YEHOVA ile Şeytan birbirine tamamen zıttır. Bir kişi Yehova’ya yaklaştıkça Şeytan’dan uzaklaşır. Bu zıtlık bir başvuru kitabında belirtilmiştir. Şeytan’ın Eyub kitabında anlatılan faaliyetleri hakkında Encyclopædia Britannica’da (1970) şöyle deniyor: ‘Şeytan’ın işi dünyada dolaşıp kötüleyebileceği davranışları ya da kişileri araştırmaktır; dolayısıyla onun işlevi yeryüzünü iyi olan her şeyi güçlendirmek için dolaşan “Rabbin gözü”nün işleviyle zıttır. (II. Tar. xvi, 9) Şeytan’ın, insanların gösterdiği çıkarsız iyiliğe şüpheyle bakan bir tutumu vardır ve onların bu iyilik niteliğini, Tanrı’nın otoritesi ve denetimi altında, O’nun belirlediği sınırlar içinde denemesine izin verilir.’ Evet, gerçekten de ne büyük bir zıtlık!—Eyub 1:6-12; 2:1-7.

      2, 3. (a) Eyub’un başına gelenler “İblis” sözcüğünün anlamı açısından nasıl çok uygun bir örnektir? (b) Mukaddes Kitap, Şeytan’ın, Yehova’nın yerdeki hizmetçilerini suçlamaya devam ettiğini nasıl gösterir?

      2 Yunanca’da “İblis” sözcüğü “asılsız suçlamalar yapan”, “iftiracı” anlamına gelir. Eyub kitabı Şeytan’ın, Yehova’nın sadık hizmetçisi Eyub’u, “Allahtan boşuna mı korkuyor?” diyerek, Tanrı’ya kendi çıkarından dolayı hizmet ettiği iddiasıyla suçladığını gösterir. (Eyub 1:9) Bu kitap Eyub’un, yaşadığı denemelere ve zorluklara rağmen Yehova’ya daha da yaklaştığını gösterir. (Eyub 10:9, 12; 12:9, 10; 19:25; 27:5; 28:28) Yaşadığı onca sıkıntıdan sonra Tanrı’ya şöyle demişti: “Senin için kulaktan işitmiştim; şimdi ise seni gözüm gördü.”—Eyub 42:5.

      3 Eyub’un zamanından bu yana Şeytan Tanrı’nın sadık hizmetçilerini suçlamayı bıraktı mı? Hayır. Vahiy kitabı, bu son dönemde Şeytan’ın Mesih’in meshedilmiş kardeşlerini ve tabii onların sadık arkadaşlarını da suçlamaya devam ettiğini gösterir. (II. Timoteos 3:12; Vahiy 12:10, 17) Dolayısıyla, İsa’nın gerçek takipçileri olarak, bizimle ilgilenen Tanrımız Yehova’ya tabi olmamız şarttır; böylece O’na derin bir sevgiyle hizmet ederek Şeytan’ın suçlamasının sahte olduğunu kanıtlarız. Bunu yaparak Yehova’nın yüreğini sevindiririz.—Süleymanın Meselleri 27:11.

      Yehova Bize Yardım Etmenin Yollarını Arar

      4, 5. (a) Şeytan’ın tersine Yehova dünyaya hangi amaçla bakıyor? (b) Yehova’nın onayına sahip olmak için bizim ne yapmamız gerekir?

      4 İblis yeryüzünde dolaşarak, suçlanacak ve kendine yem olacak birini arar. (Eyub 1:7, 9; I. Petrus 5:8) Bunun tersine Yehova Kendi kuvvetine ihtiyaç duyanlara yardım etmenin yollarını arar.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş