Sorunlarla Dolu Bir Ülkede Gerçek Barış
“Mezhepçi şiddet canavarı kafesinden tamamen çıkmış durumda.” 1969’daki bir raporda bunlar söylenmişti. Bu, Kuzey İrlanda’da şimdiki huzursuzluğun, yani Karışıklıklar denilen dönemin tırmanmaya başladığı zamandı.
SİYASAL ve dinsel çekişmenin “her iki tarafındaki vahşi adamlar,” yani Protestan ve Katolik katiller, İrlanda’da üstünlük sağlama çabalarını artırdıkça mezhepçi şiddet ve katliam günlük yaşamın bir kısmı haline geldi. The Irish Times’ın bildirdiğine göre, o zamandan beri “yaklaşık 30 yıllık şiddet dönemi boyunca 3.600’den fazla insan öldü ve binlerce insan sakat kaldı.”
Kuşkusuz bu yeni bir mücadele değil. Yüzyıllardır İrlanda’nın başına bela olan bir çekişme. Geçen yıllarda bunun en öldürücü etkileri Kuzey İrlanda’da hissedildi, fakat yarattığı acı ve anlaşmazlık tüm İrlanda’da yaşayan insanların yaşamını olumsuz yönden etkiledi.
Bu senaryoda, yüzyılı aşkın bir süredir Yehova’nın Şahitleri, bu sıkıntılı ülkenin başına bela olan sorunların gerçek çözümüne dikkat çekiyor. Bu çözüm, İsa Mesih’in yönetiminde, Tanrı’nın gökteki Krallığıdır. (Matta 6:9, 10) Karışıklıkların başladığı 1969 yılında, İrlanda’daki Yehova’nın Şahitlerinin sayısı 876 idi. Şimdi ise 100’ü aşkın cemaatte 4.500’den fazla Şahit var. Siyasi ve milis kuvvetlerin eylemlerine sırt çevirmiş bazılarının yaşadığı birkaç olay aşağıda kayıtlıdır.
“Büyüyünce IRA’ya Katılacağım!”
Michael,a İrlanda Cumhuriyeti’nde bir Katolik olarak yetişti. Okulda İrlanda’nın tarihi ve Britanya ile yüzyıllardır süren anlaşmazlığı hakkında bazı şeyler öğrenmişti. Çocukken, “İrlandalılara zulmedenler” olarak gördüğü İngilizlere karşı derin bir nefret geliştirmişti. On yaşındayken büyükannesine şöyle dedi: “Büyüyünce IRA’ya (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) katılacağım!” “O gün yüzüme öyle bir tokat yedim ki, hâlâ unutamam” diyor. Daha sonra, büyükbabasının I. Dünya Savaşı’nda İngiliz ordusunda olduğunu öğrendi. Bir keresinde, büyükannesi IRA üyelerinin kocasını vurmasını engellemek için onun önüne geçmek zorunda kalmıştı.
Yine de, Michael büyüdüğünde Kuzey İrlanda’daki Katolik kardeşlerine yardım etmek için bir şeyler yapmak istedi. Şöyle diyor: “O zamanlar bana Kuzey İrlanda’nın Katolik halkı için bir şeyler yapan tek grup, IRA’ymış gibi görünüyordu.” Bu mücadeleyi haklı bir dava olarak görmenin yarattığı şevkle IRA’ya üye oldu ve silah kullanma eğitimi gördü. Arkadaşlarından üçü, Kuzey İrlanda’daki Protestan milis kuvvetler tarafından vurularak öldürüldü.
Michael sonunda silahlı mücadele konusunda hayal kırıklığına uğradı; örneğin farklı milis kuvvetler arasında sürdürülen şiddetli düşmanlıktan rahatsız oldu. IRA etkinlikleriyle bağlantılı suçlar nedeniyle hapisteyken, kalıcı barış ve adaletin gerçek yolunu bulmaya yardım etmesi için Tanrı’ya dua etti. Bir süre sonra Yehova’nın Şahitleri evine geldi. Fakat eski önyargıları engel oluşturuyordu. Şahitler İngilizdi. İçindeki kökleşmiş nefret, onları dinlemesini zorlaştırıyordu. Şöyle diyor: “Onları her zaman iyi karşılamıyordum, fakat beni aramaya ve konuşmak için gelmeye devam ettiler. Ortadan kaldırmaya çalıştığım bütün siyasi ve toplumsal adaletsizlikleri Tanrı’nın gökteki Krallığının sona erdireceğini anlamaya başladım.”—Mezmur 37:10, 11; 72:12-14.
Bir akşam IRA komutanı Michael’a, “Sana bir görev var” dediğinde karar anı gelmişti. Michael şöyle diyor: “O anda hemen bir seçim yapmak zorunda olduğumu düşündüm; bu yüzden derin bir nefes aldım ve henüz vaftiz edilmediğim halde, ‘ben artık Yehova’nın bir Şahidiyim’ dedim. Sadece Yehova’ya hizmet etmek istediğimi biliyordum.” Komutan,“seni bir duvarın önünde kurşuna dizmek lazım” diye yanıt verdi. Tehditlere rağmen Michael IRA’dan ayrıldı. Yehova’nın sözlerinin zihnini ve yüreğini etkilemesine izin vererek, bunu yapmaya cesaret buldu. “Zamanla karım ve çocuklarımdan bazıları da yaşamlarını Yehova’ya adadı. Şimdi yüreklerimizde gerçek barışa sahibiz. Hakikati öğrenmemize ve sıkıntılarla dolu bir ülkede barış mesajını duyurmamıza izin verdiği için Yehova’ya her zaman minnettar olacağız.”—Mezmur 34:14; 119:165.
Tarafsız Olmak Gerçek Bir Korunma
Patrick şöyle diyor: “Kuzey İrlanda’da County Derry civarında büyüdüm. Çocukken Karışıklıklardan başka bir şey görmedim. Bu ortamın benim görüş ve düşünüşümü etkilemesi kaçınılmazdı.” Patrick zehirleyici milliyetçilik ve köklü İngiliz düşmanlığı içeren önyargılardan etkilenerek radikal görüşler geliştirdi. Siyasi mücadele içinde olan her iki taraftaki dindar insanların, temel Hıristiyan ilkelerini olduğu kadar temel terbiye kurallarını da ihlal ettiklerini gördü. Sonuç olarak dine sırt çevirdi ve sonunda, bir ateist ve koyu bir Marksist oldu.—Matta 15:7-9; 23:27, 28 ile karşılaştırın.
“İlk anılarım Kuzeydeki cumhuriyetçi mahkûmların açlık eylemleriyle ilgilidir” diyor Patrick. “Bu beni çok etkilemişti. Ulaşabildiğim her yere İrlanda bayrakları astığımı ve İngiliz karşıtı duvar yazıları karaladığımı hatırlıyorum. Daha 15 yaşında, hapiste açlık eylemi yaparak ölen birinin cenazesinde görevliydim.” Zamanın kargaşa ve çekişmelerine bulaşan birçok başka kişi gibi Patrick de, toplumsal adalet ve eşitlik olarak gördüğü şey uğruna isyanlara ve protesto yürüyüşlerine katıldı. Birçoğu İngiliz yetkililerince hapsedilen aşırı milliyetçi bazı kişilerle yakın arkadaşlıklar kurdu.
Patrick şöyle diyor: “Daha sonra, ekonomik nedenlerle bir süre İngiltere’de kaldım. Ben oradayken, İngiliz polisi bombalama görevinde olan bir arkadaşımı tutukladı.” Patrick milliyetçilik davasına hâlâ yürekten bir sempati duymasına rağmen, tutumu değişmeye başladı. Tüm İngiliz halkına karşı duyduğu önyargının aslında temelsiz olduğunu anlamaya başladı. Şöyle diyor: “Aynı zamanda milis kuvvetlerin eylemlerinin bana acı veren sorunları asla gerçekten çözemeyeceğini ve adaletsizliği ortadan kaldıramayacağını fark etmeye başladım. Bunu başaramazlardı, çünkü milis teşkilatlarını yönetenler arasında çok fazla yozlaşma ve başka hatalar da vardı.”—Vaiz 4:1; Yeremya 10:23.
Patrick sonunda Kuzey İrlanda’ya döndü. “Geri geldiğimde, bir arkadaşım beni Yehova’nın Şahitleri ile tanıştırdı.” Patrick, Mukaddes Kitabı Şahitlerle birlikte incelemesi sayesinde insanların anlaşmazlık ve uyuşmazlıklarına gerçek çözümün ne olduğunu görmeye başladı. Mukaddes Kitap ilkeleri zihin ve yüreğini etkiledikçe ruhi yönden hızla ilerledi. (Efesoslular 4:20-24) Şöyle diyor: “Şimdi, var olan düzeni yıkmak üzere planlar kurmak yerine, daha önce gitmeye hiç cesaret edemediğim muhafazakâr yerlerde bile Mukaddes Kitabın barış mesajını vaaz ediyorum. Aslında Belfast’ta mezhep cinayetlerinin çok olduğu bir zamanda, muhafazakâr ve milliyetçi bölgeler arasında zırhlı araçlar olmadan dolaşabilenler sadece Yehova’nın Şahitleriydi.” Bu sırada Kuzey İrlanda’daki diğer Şahitler gibi o da, tıpkı İsa’nın ilk takipçileri gibi tarafsız olmanın gerçek bir korunma olduğunu anladı. (Yuhanna 17:16; 18:36) Sözlerini şöyle noktalıyor: “Yehova’nın İsa Mesih aracılığıyla tüm insanlığa baskılardan kurtuluş ve gerçek barış sağlayacağını anlamak insana gerçek özgürlük veriyor.”—İşaya 32:1, 16-18.
“Tek Koruyucum Silahlarımdı”
William şunları anlatıyor: “Ben siyasal ve dinsel bölünmenin diğer tarafında büyüdüm. Protestan önyargıları içime iyice işlemişti ve Katolik kökenli olan her şeyden nefret ediyordum. Mümkünse Katolik bir dükkâna bile girmezdim ve İrlanda Cumhuriyetine sadece bir kez gittim. Protestan dininin ve yaşam biçiminin korunmasına adanmış olan Orange Derneği gibi, çeşitli Protestan grup ve kurumlara katıldım.” William 22 yaşında, İngiliz ordusunun asker toplayarak oluşturduğu yöresel Ulster Savunma Alayı’na katıldı. Askerlerden çoğu Protestandı. William vatanını savunmak için adam öldürmeye hazırdı: “Birkaç silahım vardı ve gerekirse bunları kullanmaktan çekinmeyecektim; birini geceleri yastığımın altında tutardım.”
Fakat o sıralarda bir dönüm noktası oldu. “Yehova’nın Şahitlerinden biriyle birlikte bir evin onarımında çalışırken onlarda özel bir şey olduğunu fark etmeye başladım. Bu iş arkadaşım bende büyük etki yarattı. Birlikte çalışırken, Karışıklıklar, din, Tanrı gibi beni rahatsız eden konular hakkında ona birçok soru sorabildim. Onun verdiği basit ve net cevaplar, Yehova’nın Şahitlerinin gerçekten de birleşmiş, şiddet karşıtı, politik açıdan tarafsız, Tanrı ve komşu sevgisiyle dolu insanlar olduğunu görmeme yardım etti.”—Yuhanna 13:34, 35.
Mukaddes Kitabı tetkik etmeye başlamasından dört ay sonra William ilişki içinde olduğu bütün dinsel ve politik kurumlardan ayrıldı. Şunları söylüyor: “Bu benim için büyük bir adımdı, çünkü değer verdiğim birçok eski geleneği bırakmam gerekiyordu.” Bununla birlikte, onun için en büyük sınav henüz başlamamıştı. “Kuzey İrlanda’daki ortam nedeniyle silahlarımın tek koruyucum olduğunu düşünüyordum. IRA’nın silahlı güçleri tarafından ‘meşru hedef’ olarak görülüyordum. Bu yüzden bu silahlardan vazgeçmek çok zordu.” Bununla birlikte, zamanla Mukaddes Kitapta bulunan İşaya 2:2-4’teki gibi öğütler onun görüşünü değiştirdi. Sonunda, tıpkı İsa’nın ilk yüzyıldaki takipçilerinin koruyucusu olduğu gibi onun gerçek koruyucusunun da Yehova olduğunu anladı. William o zaman silahlarından vazgeçti.
William şöyle diyor: “Beni gerçekten mutlu eden şeylerden biri, daha önce can düşmanı olarak gördüğüm insanlarla şimdi yakın ve kalıcı bir dostluğa sahip olmaktır.” Ayrıca daha önce benim için ‘girilmez’ olan yerlere Mukaddes Kitaptaki mesajı götürebilmek gerçek bir sevinç kaynağı. Hakikatin ben ve ailem için neler başardığını düşünmek, Yehova ve teşkilatına sonsuz bir minnet duymama neden oluyor.”
“Hiçbir Anlam Verilemeyen Şeyler”
Robert ve Teresa tamamen farklı geçmişlere sahip. Robert şöyle diyor: “Koyu Protestan bir ailede büyüdüm. Akrabalarımdan bazıları milis kuvvetlerin eylemlerine katıldı. Ben ise, 19 yaşında İngiliz ordusunun Ulster Savunma Alayı’na katıldım. O zamanın çoğu, Teresa’nın oturduğu bölgede devriye gezmekle geçti. Bir gece bana, düzenli devriye görevinden başka görevler verildi. Aynı gece, devriyede kullandığımız araç bombalandı; iki asker öldü ve diğer ikisi yaralandı.”
Robert yaşamın anlamını merak etmeye başladı. “Her zaman Tanrı’ya inanmıştım, fakat Kuzey İrlanda’ya bakınca hiçbir şeye anlam veremiyordum. Tanrı’ya dua etmeye başladım. Tanrı’dan bana gerçekten var olup olmadığını ve eğer varsa yaşamımı sürdürmenin doğru yolunu göstermesini istedim. Tanrı’ya bir yerlerde bir tek hakiki dinin olması gerektiğini söylediğimi hatırlıyorum.” Sadece birkaç gün sonra, Yehova’nın bir Şahidi Robert’i ziyaret etti ve bazı yayınlar verdi. O gece geç saatte devriyeden döndüğünde Robert bunu okumaya başladı ve sabah saat beşte okumayı bitirdi. Şöyle diyor: “Fazla geçmeden bunun hakikat olduğunu anladım ve her şeyin doğrudan Mukaddes Kitaba dayandığını görebiliyordum.” (II. Timoteos 3:16) Robert Mukaddes Kitabı tetkik etmeye başladı ve kısa süre sonra yaşamını Tanrı’ya adadı.
“Şahitler Bizi Her Zaman Mukaddes Kitaba Yöneltiyor”
Öte yandan, Teresa Katolik kökenliydi ve güçlü milliyetçi eğilimleri vardı. Teresa şöyle anlatıyor: “Bir genç kızken Sinn Féin’eb katıldım. Milis kuvvetlerin bazı eylemlerini destekleme işlerine karıştım. Silahlı mücadele için para toplamaya yardım ettim. Bölgemde neler olup bittiğine dair IRA’ya devamlı bilgi veriyordum. Polis ve ordu devriyelerine karşı taşlı saldırılara ve ayaklanmalara katılıyordum.”
Teresa’nın ailesinden bazıları Yehova’nın Şahitleri ile Mukaddes Kitabı incelemeye başladığında o da meraklandı. Tanrı’nın Sözünün gücü onu derinden etkiledi. Şöyle diyor: “Sorulara yanıt alabilmek üzere Şahitler bizi her zaman Mukaddes Kitaba yöneltiyordu. Daniel 2:44’te kayıtlı bulunan vaat gerçekten gözlerimin açılmasına neden oldu. Mücadele ettiğim bütün adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için tek çarenin Tanrı’nın gökteki Krallığı olduğunu gördüm.” Milis kuvvetlerin yaptığı bazı gaddar hareketlerden giderek daha fazla tiksinmeye başladı. Örneğin, Teresa nezaket ve acıma duygusuna sahip birinin, askerlerin veya başka insanların ölmesine ya da yaralanmasına ve ailelerin acı ve kederle mahvolmasına neden olan bir terörist eylemiyle ilgili haber karşısında sevinmesine anlam veremiyordu. O da Mukaddes Kitap’taki hakikati kabul etti ve Tanrı’nın ilkelerinin kendi düşünüşünü düzeltmesine fırsat verdi. Yaşamını Tanrı’ya adadı ve kısa sürede vaftiz edildi.—Süleymanın Meselleri 2:1-5, 10-14.
Teresa, Kuzey İrlanda’da Yehova’nın Şahitleri’nin ibadetlerine katıldığı cemaatte Robert’la tanıştı. Şunları söylüyor: “Robert’a ilk rastladığımda, bir süre öncesine kadar İngiliz savaş makinesinin bir kısmı olarak baktığım biriyle nasıl böyle sakin ve barışçı şekilde konuştuğuma inanamadım. Tanrı’nın Sözü, içime iyice yerleşmiş olan nefret ve önyargı duygularını atmama gerçekten yardım etti.” O ve Robert, farklı gelenek ve kültürlerden kaynaklanan nefret ve önyargılarla bölünmüş olmaktansa, şimdi pek çok ortak noktaları olduğunu gördüler. Bunların en güçlüsü Yehova Tanrı’ya duydukları sevgiydi. Evlendiler. Şimdi onlar sıkıntılarla dolu olan bu ülkede, her tür geçmişe ve inanca sahip insanlara Tanrı’nın gerçek barış haberini ulaştırmak üzere birlikte çalışıyor.
İrlanda’da yaşayan başka kişilerin de benzer tecrübeleri oldu. Tanrı’nın ilham edilmiş Sözünün öğretilerini dinleyerek ve kabul ederek insanların ‘felsefe ve boş hilelerinden’ kurtuldular. (Koloseliler 2:8) Şimdi, Tanrı’nın Mukaddes Kitapta bulunan vaatlerine tamamıyla güvenmektedirler. Mezhepçi ya da başka bir tür şiddetten tamamen uzak, barışçı bir gelecekle ilgili ümitlerini, dinlemek isteyen herkesle paylaşmaktan mutluluk duyuyorlar.—İşaya 11:6-9.
[Dipnotlar]
a İsimler değiştirilmiştir.
b IRA Örgütüyle yakından bağlantılı siyasal parti.
[Sayfa 10’daki resimler]
Silahlı mücadele, tüm Kuzey İrlanda’daki duvar yazılarında yüceltilmiştir