-
Şiddet Hepimizi EtkiliyorUyanış!—2012 | Ağustos
-
-
Şiddet Hepimizi Etkiliyor
ŞİDDET olaylarından kim etkilenmiyor ki? Haberlerde sürekli böyle şeyler görüyoruz. Sokakta, işyerinde şiddete maruz kalmaktan korkuyoruz. Çocuklar da okulda serserilerin tehdidi altında. Milyonlarca kişi, özellikle de kadınlar insanların genelde kendilerini güvende hissettikleri evlerinde, kilitli kapıların ardında bile tedirgin. Hatta bazı ülkelerde kadınların neredeyse yüzde 70’i birlikte yaşadıkları kişinin saldırısına uğradığını söylüyor.
Birçok ülkede insanlar şiddetin başka bir türünden korkuyor: Siyasal ya da toplumsal ayaklanmalar, hatta terör. Bazı ülkelerde, özellikle de terörün hedefi olan yerlerdeki elektronik gözetleme sistemlerinde görülen artış, insanların yaşadığı korkuyu gözler önüne seriyor.
Doğal olarak, küresel çaptaki ekonomik sıkıntıya rağmen video gözetleme endüstrisinde patlama yaşanıyor. Peki tüm bunların parasını kim ödüyor? Vergiler ve başka kesintilerle eninde sonunda biz. Üstüne üstlük güvenlik önlemleri yayıldıkça ve pahalılaştıkça bu tür masraflar daha da artacak.
Şiddetin huzursuz edici etkileri bizi kendimizi gözden geçirmeye yöneltmeli; ahlaksal standartlarımız ve inançlarımız üzerinde düşünmeliyiz. Sonraki makalelerde şu soruların cevaplarını bulacağız: Medya şiddetin yayılmasında nasıl bir rol oynuyor? Ne gibi şeyler şiddetle ilgili görüşümüzü etkileyebilir? Bunların bizi etkilememesi için ne yapabiliriz?
-
-
Şiddet DüşkünlüğüUyanış!—2012 | Ağustos
-
-
Şiddet Düşkünlüğü
ŞİDDET düşkünü bir dünyada yaşıyoruz. Aslında eskiden beri çeşitli eğlence türlerinde şiddet teması var. Ancak halkı medya hakkında bilgilendiren bir kuruluş şöyle diyor: “Son yıllarda medyadaki şiddetle ilgili değişen şeyler var. Öncelikle miktarı arttı.” Ayrıca “çok daha ayrıntılı, çok daha cinsel içerikli ve çok daha sadistçe olmaya başladı” (Media Awareness Network). Örneğin:
Müzik: Şarkı sözlerindeki şiddet giderek daha vahşi bir hal alıyor ve yukarıdaki kuruluşun dediğine göre, böyle sözler “müzik endüstrisinde normal kabul edilmeye başlandı.” Bazı şarkılarda çirkin bir dil kullanılarak cinayet ve tecavüz yüceltiliyor. Hatta eşleri ve anneleri öldürmekten ve onlara tecavüz etmekten söz eden şarkılar var.
Video Oyunları: Video oyunu meraklılarına yönelik bir İngiliz dergisi “Rahatsız edici olan şu ki, video oyunlarında kan dökme saplantısı var” diye yazdı. “Video oyunlarını sevmek bir ölçüde şiddeti sevmeyi gerektiriyor.” Örneğin popüler oyunlardan birinde oyuncular, kadınları beyzbol sopalarıyla öldüresiye dövüyor. Bazı uzmanlara göre, video oyunları interaktif olduğundan çocukları televizyondan çok daha olumsuz etkiliyor.
Filmler: Araştırmalara göre filmlerde şiddet, seks ve kutsal şeylere saygısızlık ciddi ölçüde arttı ve kurumların yaptığı sınıflandırmalar da her zaman filmin uygunluğunun garantisi olmuyor. Ayrıca şiddete başvuranlar sadece “kötü adamlar” değil. Bir araştırmaya göre televizyon programlarında, filmlerde ve kliplerde şiddete başvuranların hemen hemen yarısı “iyi adamlar.”
Haberler: Birçok haberci “Kan varsa reyting var” ilkesine dayanarak haber yapıyor. Habercilik büyük bir sektör ve haberciler şiddetin reyting topladığını, yüksek reytinglerin de birçok ülkede televizyon kanallarını finanse eden reklamcıları çektiğini biliyor. Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde 80 uzmanın katıldığı iki günlük çalıştayda değinilen bir araştırmaya göre “Ana haber bültenlerindeki haberlerin yüzde 55’i şiddet içeriyor.”
İnternet Siteleri: Birine işkence edildiğini, vücudunun parçalandığını, sakat bırakıldığını ve öldürüldüğünü gösteren görüntülere internette kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bunların içinde hem gerçek görüntüler hem de canlandırmalar var. Pek çok çocuk bu sitelere giriyor.
Medyadaki Şiddet Sizi Etkileyebilir mi?
Televizyon programları, filmler, kitaplar, müzik ve diğer eğlence türlerindeki şiddet insanları etkiler mi? Tabii medyadaki şiddetten kazanç sağlayanlar genelde piyasaya sürdükleri bu şeylerin zararlı olmadığını iddia ediyor. Ancak şöyle düşünün: İş dünyası insanların düşünüşünü etkilemek için bazen sadece 30 saniye süren reklamlara milyarlarca dolar para harcıyor. O halde genelde ahlaksız ve şiddeti seven kahramanların olduğu 90 dakikalık bir filmin çok az etkisi olacağını ya da hiç etkisi olmayacağını düşünmek mantıklı mı? Bunlar özellikle de çocukların hassas zihinlerini etkilemez mi?
Yaratıcımız Yehova Tanrı insanın yapısını bizden çok daha iyi bilir. O, bizi medya aracılığıyla eğlendirenler de dahil şiddeti seven insanlarla arkadaşlık etmemiz hakkında ne düşünür? Şu ayetlere bakalım:
● “Yehova hem doğru hem kötü insanı inceler ve şiddeti sevenden canı nefret eder” (Mezmur 11:5).
● “Öfkeli insanla arkadaşlık etme, çabuk parlayan adamla birlikte olma. Yoksa sen de onun gibi davranmaya alışırsın ve kendi canına tuzak kurmuş olursun” (Özdeyişler 22:24, 25).
Elbette kendimizi tüm kötü etkilerden koruyamayız. Ama nasıl eğleneceğimize ve kimlerle görüşeceğimize kendimiz karar verebiliriz. Öyleyse kendinize ‘Ben nasıl bir insan olmak istiyorum?’ diye sorun. Sonra da böyle insanlarla, yani sahip olmak istediğiniz değerlere ve hedeflere sahip kişilerle arkadaşlık edin (Özdeyişler 13:20).
Arkadaş ve eğlence seçimimiz şiddetle ilgili görüşümüzü etkileyebilir, ancak bizi etkileyebilecek başka şeyler de var.
[Sayfa 4’teki resim]
Eğlence seçimimiz şiddetle ilgili görüşümüzü etkileyebilir
-
-
Şiddetin NedenleriUyanış!—2012 | Ağustos
-
-
Şiddetin Nedenleri
ŞİDDETİN altında yatan etkenleri anlamak genelde zordur. Şiddet çoğunlukla arkadaşlık, eğlence ve sosyal çevre gibi tek bir etkene bağlı değildir. Birçok nedeni olabilir. Örneğin:
Çaresizlik ve umutsuzluk. Bazen insanlar yaşamını kontrol edemediğini hissettiğinde, baskı gördüğünde, ayrımcılığa maruz kaldığında, dışlandığında veya yoksulluk çektiğinde şiddete başvuruyor.
Sürü psikolojisi. Maçlarda sık sık gördüğümüz gibi insanlar bir grubun veya kalabalığın içindeyken genellikle kendini frenleme ihtiyacı hissetmiyor ve kötü şeyler yapmakta daha rahat oluyorlar. Neden? Çünkü “Kendi ahlak standartlarını unutup şiddete ya da agresif davranışlara karşılık vermeye çok daha meyilli oluyorlar” (Social Psychology). Başka bir kaynağa göre de böyle kişiler “tüm sosyal sorumluluk duygularını” kaybederek bilinçsizce davranan kuklalara dönüşebiliyor.
Nefret ve kıskançlık. İnsanlık tarihinin kayıtlara geçmiş ilk cinayetini Kain isimli bir adam işlemişti (Başlangıç 4:1-8). Tanrı Kain’i duygularını kontrol etmesi konusunda önceden uyarmış ve eğer uyarıyı dikkate alırsa onu destekleyeceğini söylemişti. Kıskançlık ve nefretle yanıp tutuşan Kain buna rağmen kardeşini öldürmüştü. Gerçekten de Kutsal Kitabın şu sözleri çok doğrudur: “Nerede kıskançlık ve kavgacılık varsa, karışıklık ve her kötü şey de oradadır.” (Yakup 3:16; “Şiddet Yürekte Başlar” başlıklı çerçeveye bakın.)
Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı. Madde bağımlılığı sadece fiziksel ve zihinsel sağlığı bozmakla kalmaz, beyindeki kontrol merkezlerine de zarar verir. Bunun bir sonucu olarak kişi şiddete daha eğilimli hale gelebilir ve tahriklere daha sert karşılık verebilir.
Yetersiz ceza-yargı sistemleri. Kutsal Kitap “Kötü işin cezası hemen verilmiyor, bu yüzden de insanların yüreği kötülük yapmaya daha da kararlı oluyor” der (Vaiz 8:11). Zayıf, yetersiz ya da yozlaşmış yargı sistemleri doğrudan veya dolaylı olarak şiddeti körüklüyor.
Sahte din. Din çoğu zaman şiddetle ilişkilendirilir; buna mezhepler arası şiddet ve terör de dahildir. Fakat bundan sadece bağnaz, radikal veya fanatik kişiler sorumlu değil. İki dünya savaşı sırasında belli başlı dinlere mensup olanlar genellikle din adamlarının desteğiyle birbirini katletti. Oysa bu tür davranışlar Tanrı’yı öfkelendirir (Titus 1:16; Vahiy 17:5, 6; 18:24).
Bugün dünyada şiddeti körükleyen ve yücelten bu kadar çok şey varken gerçekten barışçı biri olmak mümkün mü? Evet. Şimdi bunun nasıl olabileceğini görelim.
[Sayfa 6’daki çerçeve]
ŞİDDET YÜREKTE BAŞLAR
Şiddeti tetikleyen birçok unsur olsa da aslında şiddet yüreğimizde başlar. Nasıl? İnsanın yüreğini çok iyi bilen İsa Mesih şöyle demişti: “İnsanın içinden, yüreğinden kötü düşünceler çıkar; bunlar cinsel ahlaksızlık, hırsızlıklar, cinayetler, zinalar, açgözlülük, kötülükler, hile, edepsizlik, kıskançlık, küfür, kibir, akılsızlıktır” (Markos 7:21, 22). Kötü şeylere tekrar tekrar bakar, bunları dinler veya düşünürsek, bu tür yanlış eğilimleri besleyip güçlendirmiş oluruz (Yakup 1:14, 15).
Öte yandan zihnimizi, 8. sayfadaki makalede değinilenler gibi sağlıklı şeylerle doldurursak, kötü arzuları beslemeyip ‘öldürmüş’, iyi arzuları ise beslemiş oluruz (Koloseliler 3:5; Filipililer 4:8). O zaman Tanrı ‘içimizdeki insanı güçlendirmemize’ yardım edecek (Efesoslular 3:16).
[Sayfa 7’deki çerçeve]
UZMANLAR FİKİR BİRLİĞİNE VARAMIYOR
Neden bazı ülkelerdeki cinayet oranı diğerlerine göre 60 kat daha fazla? Neden savaşlar ve şiddetin diğer türleri insanlık tarihinin değişmez bir özelliği? Kafa karıştıran birçok soru, ama ikna edici çok az cevap var.
Araştırmacılardan bazıları yoksulluğun ve eşitsizliğin şiddeti tetiklediğini düşünüyor. Bazı istatistiklere göre intihar da içinde olmak üzere ölümle sonuçlanan tüm şiddet olaylarının yaklaşık yüzde 90’ı, dünyanın az gelişmiş ülkelerinde meydana geldi ve şehirlerin daha yoksul semtleri genellikle suç oranının yüksek olduğu bölgeler. Peki gerçekten de yoksul insanlar mı daha çok şiddete başvuruyor? Yoksa ait oldukları toplumun mali gücü kanunları uygulatmaya yetmediği için şiddete onlar mı daha çok maruz kalıyor? Bir de Hindistan’ın Kalküta kenti gibi yerler var. Orada yaşayan milyonlarca kişi aşırı yoksul, ancak Kalküta dünyanın cinayet oranı en düşük yerlerinden biri.
Başka bir teori de silahların kolay elde edilebilmesinin bir toplumu daha saldırgan yaptığı. Elbette silahlar saldırgan insanları daha tehlikeli yapar. Fakat neden bazı toplumlarda saldırgan insanların oranı daha yüksek? Uzmanlar yine fikir birliğine varamıyor.
-
-
Barışçı Olmayı ÖğrenebilirsinizUyanış!—2012 | Ağustos
-
-
Barışçı Olmayı Öğrenebilirsiniz
BAZI yanlış eğilimlerle doğmuş olsak da şiddet içeren davranışlar genelde sonradan öğrenilir. Aynı şekilde barışçı olmak da öğrenilen bir şeydir. Peki gerçek anlamda barışçı olmayı bize kim öğretebilir? Şüphesiz bu konuda en yetkili kişi eşsiz hikmete sahip olan Yaratıcımızdır. Şimdi şu beş noktaya bakalım ve Yaratıcımızın hikmet dolu sözlerini inceleyelim.
1 “Şiddeti seven insana imrenme” (Özdeyişler 3:31). Unutulmamalıdır ki bir insanı güçlü kılan asıl şey özdenetim ve yumuşak başlılık gibi niteliklerdir. Özdeyişler 16:32 ‘Çabuk öfkelenmeyen adam yiğitten üstündür’ der. Böyle biri tahriklerin yarattığı baskıyı bir barajın sulara dayanan sağlam duvarı gibi göğüsleyebilir. Öfkeye yumuşak başlılıkla karşılık verir ve bu sayede “gazabı yatıştırır” (Özdeyişler 15:1). Fakat öfkelenmeye hazır biri onu kışkırtacak en ufak şeyde bile hemen patlar (Özdeyişler 25:28).
2 Arkadaşlarınızı dikkatli seçin. Özdeyişler 16:29 “Şiddete düşkün adam arkadaşını da ayartır” der. Öte yandan “Hikmetlilerle aynı yolda giden hikmetli olur” (Özdeyişler 13:20). Evet, özdenetim niteliğine ve yumuşak başlı bir tutuma sahip barışçı kişilerle arkadaşlık edersek muhtemelen onlara benzemeye çalışacağız.
3 İnsanlara gerçek sevgi gösterin. Sevginin gelmiş geçmiş en güzel tanımı 1. Korintoslular 13:4-7’de bulunur. Orada kısmen şöyle yazar: ‘Sevgi tahammül eder ve iyilikle davranır. Kolayca kızmaz. Yapılan kötülüğün hesabını tutmaz. Her şeye katlanır, her şeye dayanır.’ İsa peygamber, Tanrı’nın sevgisini örnek almak istiyorsak düşmanlarımızı bile sevmemiz gerektiğini söylemişti (Matta 5:44, 45).
4 Kötülük karşısında Tanrı’ya güvenin. ‘Kimsenin kötülüğüne kötülükle karşılık vermeyin. Üzerinize düşeni yaparak, mümkünse herkesle barış içinde kalın. Siz öç almayın, çünkü şöyle yazılmıştır: “Öç almak Bana aittir, kötülüğün karşılığını verecek olan Benim; Yehova’nın sözü”’ (Romalılar 12:17-19). Tanrı’ya ve O’nun vaatlerine iman edersek eşsiz bir huzur elde ederiz, ki iman etmeyen insanların bunu anlaması mümkün değildir (Mezmur 7:14-16; Filipililer 4:6, 7).
5 Dünyaya gerçek barışı Tanrı’nın Krallığının getireceğine güvenin. Tanrı’nın Krallığı gökteki bir yönetimdir. Bu yönetim çok yakında tüm kötülerin kökünü kazıyacak ve tüm yeryüzünü tamamen denetimi altına alacak (Mezmur 37:8-11; Daniel 2:44). Bu Krallığın yönetiminde “doğrular filizlenecek, ay var oldukça barış hep çoğalacak” (Mezmur 72:7).
Kutsal Kitapta bulunan bu gibi öğütler şiddete eğilimi olanlar da dahil milyonlarca insanın barışçı olmasına yardım etti. Örneğin Salvador Garza’nın yaşadıklarına bakalım.
-
-
Şiddeti SeviyordumUyanış!—2012 | Ağustos
-
-
Şiddeti Seviyordum
Anlatan Salvador Garza
ÇOCUKKEN bile şiddeti severdim ve beni öfkelendiren herkesle kavga ederdim. Bu, yöremizdeki bir boks şampiyonunun dikkatini çekti ve bana boks yapmayı öğretti. Bir süre sonra profesyonel bir boksör olarak ABD’nin birçok yerini dolaşmaya başladım. Sonra bir gangsterin koruması olarak çalıştım.
Şiddet tutkum evlenip altı çocuk sahibi olduktan sonra da devam etti. O dönemde bir gece kulübü işletiyordum. Birkaç kez beni öldürmeye çalıştılar, ama heyecan hoşuma gidiyordu. Bir keresinde bir kavgada iki adamı vurdum, adamlar ağır yaralandılar. Bazı arkadaşlarımla ünlü bir siyasetçiyi kaçırmayı bile planladık. Fakat polis planımızı öğrendi ve beni tutukladı. Polis diğerlerini yakaladığında silahlı çatışma çıktı ve arkadaşlarımın hepsi öldürüldü. O sırada hapiste olduğuma şükrediyorum!
Yıllar sonra serbest bırakıldım ve bir iş buldum. Bir gün işten eve dönerken başıma aniden beni hiçbir şey yapamaz duruma getiren korkunç bir ağrı saplandı. Öyle korktum ki dua ederek Tanrı’dan yardım istedim. Karım Dolores Yehova’nın Şahitleriyle Kutsal Kitabı inceliyordu ve bana Tanrı’nın bir ismi olduğunu söylemişti: Yehova (Mezmur 83:18). Ben de Tanrı’ya ismiyle dua ettim.
İyileştiğimde Dolores beni Yehova’nın Şahitlerinin bir İbadet Salonuna davet etti. Şahitlerin nazik davranışlarını ve içten ilgisini görünce gözlerim doldu. Ben de Kutsal Kitabı incelemeye başladım ve zamanla hayata bakışım tamamen değişti. Öğrendiğim şeyler çok hoşuma gitti.
Bununla birlikte öfkemi kontrol etmeyi öğrenmem zaman aldı. Mesela bir gün arkadaşım Antonio’yla birlikte iyi haberi evden eve duyururken bir adam bize hakaret etmeye başladı. Çok öfkelendim ve adama doğru bir hamle yaptım. Neyse ki Antonio beni sakinleştirdi. Sonra bana sabırla İsa’nın alaylara ve hakaretlere defalarca nasıl tahammül ettiğini hatırlattı. İsa’yla omuz omuza hizmet eden elçi Petrus onun hakkında “Hakaret gördüğünde hakaretle karşılık vermedi” diye yazmıştı (1. Petrus 2:23). Bu sözler beni derinden etkiledi.
Yıllar içinde yaptığım değişiklikleri düşündüğümde kutsal ruhuyla bana yardım ettiği için Yehova Tanrı’ya her zaman şükrediyorum. O’nun ruhu özdenetim göstermemize ve gerçekten barışçı insanlar olmamıza yardım eder (Galatyalılar 5:22, 23). Ailece bir aradayız ve mutluyuz. Sakin ve huzurlu bir hayatımız var. Ayrıca Kutsal Kitaptaki iyi haberi tamgün duyurarak insanların Tanrı’nın verdiği huzuru ve barışı tatmasına yardım etme ayrıcalığına sahibim.
[Sayfa 9’daki resim]
Kutsal Kitabı incelemek Salvador’un barışçı biri olmasına yardım etti
-