Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Büyücülük Hakkında Ne Biliyorsunuz?
    Gözcü Kulesi—2000 | 1 Nisan
    • Büyücülük Hakkında Ne Biliyorsunuz?

      BÜYÜCÜLÜK! Bu sözcük aklınıza ne getiriyor?

      Birçok kişi için bu, ciddiye alınması gerekmeyen, boş bir inanış ve hayal ürünüdür. Onlara göre, büyücüler ve cadılar yalnızca hayal âleminde bulunur; kaynayan bir kazana yarasa kanatları atan, insanları kurbağaya çeviren kukuletalı pelerinler giymiş yaşlı cadılar, gecenin karanlığında süpürgelerine binerek çirkin kahkahalarıyla gökyüzüne yükselirler.

      Başkalarına göre, büyücülüğün şakaya gelir yanı yoktur. Bazı araştırmacılara göre, dünya nüfusunun yarısından fazlası cadıların gerçek olduğuna ve insanların yaşamlarını etkileyebileceğine inanıyor. Milyonlarca kişi, büyücülüğün çok kötü, tehlikeli ve korkulması gereken bir şey olduğuna inanır. Örneğin, Afrika dinleriyle ilgili bir kitapta şunlar belirtilir: “Kara büyü, sihir ve afsunun etkili ve tehlikeli olduğu inancı Afrika’daki yaşama iyice yerleşmiştir . . . . Büyücüler ve sihirbazlar toplumlarında en çok nefret edilen insanlardır. Bugün bile bazı yerlerde öldüresiye dövüldükleri görülmektedir.”

      Bununla birlikte, büyücülük Batı ülkelerinde yeni bir saygınlık maskesine büründü. Kitapların, televizyonun ve sinemanın, büyücülükle ilgili korkunun azalmasında büyük payı olmuştur. Eğlence dünyasını inceleyen David Davis gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Aniden, büyücüler ve cadılar daha genç, daha sevimli ve kesinlikle daha çekici hale geldi. Hollywood toplumdaki yönelimlerin çok çabuk farkına varıyor . . . . Cadıları daha şirin ve sevimli yaparak kadınları ve çocukları da içeren daha büyük bir izleyici kitlesine hitap edebiliyor.” Hollywood, her akımın nasıl kazançlı bir girişime dönüştürüleceğini iyi biliyor.

      Bazıları büyücülüğün Amerika’da en hızlı gelişen ruhçuluk akımlarından biri olduğunu söylüyor. Gelişmiş dünyada giderek artan sayıda insan, feminist akımlardan ilham alıp başlıca büyük dinlerden ümidini keserek ruhi doyumu farklı büyücülük türlerinde arıyor. Aslında, o kadar çok sayıda büyücülük ve cadılık türü var ki, insanlar “cadı” sözcüğünün anlamı konusunda bile anlaşmazlığa düşmektedir. Bununla birlikte, “cadı” olduğu iddia edilenlere çoğunlukla “Wicca” denilmektedir; bu sözcük bir sözlükte şöyle tanımlanıyor: “Kökleri Hıristiyanlık öncesi batı Avrupa’ya dayanan ve 20. yüzyılda yeniden canlanan putperest yapıda bir din.”a Sonuç olarak, bu gruptan birçokları kendilerine pagan ya da neopagan demektedir.

      Büyücü ve cadılar, tarih boyunca nefret, eza ve işkence görmüş, hatta öldürülmüşlerdir. Öyleyse günümüzde büyücülükle uğraşanların imajlarını düzeltmeye hevesli olmalarına şaşmamalı. Yapılan bir ankette, birçok büyücüye, topluma iletmeyi en çok istedikleri mesajın ne olduğu soruldu. Verdikleri cevaplar araştırmacı Margot Adler tarafından şöyle özetleniyor: “Biz kötü değiliz. İblis’e tapınmıyoruz. İnsanlara zarar vermiyoruz ve onları ayartmıyoruz. Tehlikeli değiliz. Bizler de sizin gibi sıradan insanlarız. Ailelerimiz, işimiz, ümitlerimiz ve hayallerimiz var. Bir tarikat değiliz. Esrarengiz değiliz. . . . . Bizden korkmanıza gerek yok. . . . . Size, sandığınızdan çok daha fazla benziyoruz.”

      Bu mesaj giderek daha çok kabul görüyor. Fakat bu, söz konusu uygulama konusunda endişelenmeye hiç gerek olmadığı anlamına mı gelir? Bu soruyu sonraki makalede ele alalım.

      [Dipnot]

      a Büyücülük ya da “cadılık” anlamına gelen İngilizce “witchcraft” sözcüğü, Eski İngilizce’deki “wicce” ve “wicca” sözcüklerinden türemiştir ve sırasıyla kadın ve erkek büyücüleri kasteder.

  • Büyücülük Hakkında Bilmeniz Gerekenler
    Gözcü Kulesi—2000 | 1 Nisan
    • Büyücülük Hakkında Bilmeniz Gerekenler

      GÜNÜMÜZDE büyücülüğü tanımlamak zordur; çünkü çok farklı çeşitleri vardır. Onların inançlarını birleştiren hiçbir merkezi otorite, doktrin ya da kutsal kitap yoktur. Aynı zamanda, gelenekleri, teşkilatları, ayinleri ve hangi tanrıya onur verileceğine ilişkin görüşleri açısından da farklıdırlar. Bir yazar şöyle diyor: “Gizem dünyası kişiye çeşitli görüşlerden oluşan bir ‘açık pazar’ sunuyor.” Başka biri şunları söylüyor: “Neopaganların çoğu, hemen hemen her konuda birbirleriyle anlaşmazlık içindedir.”

      Birçok kişi için çelişkilerin varlığı sorun oluşturmaz. Büyücülüğü amaçlayanlar için hazırlanmış bir elkitabı şöyle der: “Size çelişkili görünen bir bilgiyle karşılaştığınızda, onu inceleyin ve hangi yolu izleyeceğinize kendiniz karar verin. Sezgilerinize kulak verin. Başka sözlerle, ayin kitapları ve yayımlanmış ayinlerden, doğru olduğunu hissettiklerinizi seçmek konusunda rahat olun.”

      Hakikatin yapısını fark edenler açısından böyle çelişkiler sorun oluşturur. Hakikat gerçekten doğru olandır. Bir şey, sadece kişi onun doğru olduğunu hissediyor, ümit ediyor ya da ona inanıyor diye doğru olmaz. Örneğin, bir zamanlar doktorlar, canlı bir tavuğu iki parçaya ayırıp bu parçaları zatürree olan birinin göğsüne koyarak onu iyileştirebileceklerini düşünüyorlardı. Kuşkusuz birçok hasta bu tedavinin kendilerini iyileştireceğine içtenlikle inanmıştı. Fakat onların inançları ve ümitleri, böyle bir uygulamanın zatürreeyi iyileştiremediği gerçeğine aykırıydı. İnsanlar hakikati yaratamaz, ancak onu kavramaya çalışırlar.

      Mukaddes Kitap ruhi konularda hakikati içerdiğini iddia eder. İsa Mesih yeryüzündeyken Babasına bir duasında şöyle dedi: “Senin sözün hakikattir.” (Yuhanna 17:17) Resul Pavlus da şöyle yazdı: ‘Her [kutsal] Yazı Tanrı tarafından ilham edilmiştir.’ (II. Timoteos 3:16) Büyücülükle uğraşan birçok kişi bu görüşe katılmaz. Onlar esin ve rehberlik kaynağı olarak mitlere, eski dinlere, hatta bilimkurguya başvururlar. Fakat en azından, Mukaddes Kitabın ne söylediğine bakmak makul değil midir? Ne de olsa, Mukaddes Kitap hemen hemen dünya çapında, bir kutsal kitap olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda günümüze ulaşmış en eski metinlerden biridir. Mukaddes Kitap 1.600 yıldan uzun bir dönemde yazılmış olmasına rağmen öğretileri açısından tutarlıdır. Şimdi, Mukaddes Kitap öğretileriyle, büyücülüğü destekleyen günümüzdeki bazı yaygın inançları karşılaştıralım.

      Ruh Âleminin Sakinleri Kimlerdir?

      Ruhlarla ilgili anlayışı sorgularken başlıca sorulardan biri şudur: Ruh âleminin sakinleri kimlerdir? Günümüzdeki büyücülerin çoğu, doğaya dayanan çoktanrılı dinlerin destekleyicisidir. Bazıları da, yaşamın üç temel evresini temsil eden bakire, anne ve yaşlı kadın rollerini üstlenen bir büyük ana tanrıçaya tapınır. Bu tanrıçanın sevgilisi boynuzları olan bir tanrıdır. Başka büyücüler de bir tanrı ve tanrıça çiftine tapınır. Bir yazar şöyle der: “Bu tanrı ve tanrıça doğanın eril ve dişil güçlerinin simgesi olarak kabul edilir. Her birinin ayrı kişilik özellikleri vardır ve bu özellikler birleştirildiğinde yaşamın uyumlu yaratılışı gerçekleşir.” Başka bir kaynakta şöyle yazıyor: “Büyücülükte en önemli seçimlerden biri hangi ilahlarla (Tanrılar/Tanrıçalar) iletişim kuracağınızı seçmektir. . . . . Bu beceri size kendi beğendiğiniz türde bir İlah seçme ve sonra onu onurlandırma özgürlüğünü verir.”

      Mukaddes Kitap bu fikirlerin hiçbirini desteklemez. İsa Mesih bütün hizmetinde kendini, tek “gerçek Allah” olan Yehova hakkında insanlara öğretim vermeye adamıştı. (Yuhanna 17:3) Mukaddes Kitap şunları belirtir: “RAB [Yehova] büyüktür, ve çok hamde lâyıktır; ve bütün ilâhlardan daha korkunçtur. Çünkü kavmların bütün ilâhları putlardır.”—I. Tarihler 16:25, 26.

      İblis hakkında ne denebilir? Bir sözlük, büyücülüğü “İblis ile iletişim” kurmak olarak tanımlar. Büyücülerin birçoğu İblis Şeytan’ın varlığını bile reddettiğinden, bugün bu tanımı kabul edecek bir büyücü bulmak zordur. The Irish Times’da “birinci sınıf bir büyücü ve İrlanda’nın en önde gelen cadılar meclislerinden birinin lideri” olarak tanıtılan genç bir kadın şunları açıkladı: “İblis’e inanmak Hıristiyanlığı kabul etmek anlamına geliyor . . . . hiçbir Tanrı’nın olmadığı bir evrende [İblis] yaşıyor olamaz.”

      Mukaddes Kitap İblis’in varlığını doğrular ve yeryüzünde çekilen sıkıntının ve karışıklığın çoğundan onu sorumlu tutar. (Vahiy 12:12) İsa, İblis’in var olduğunu öğretmekle kalmadı, İblis’in isteklerini farkında olmadan yapmanın mümkün olduğunu da gösterdi. Örneğin, birinci yüzyılın kendi gözlerinde adil olan dinsel liderleri, kendilerinin bir bakıma Tanrı’nın oğulları olduklarını ileri sürdüler ve Tanrı’nın isteklerini yaptıklarına inandılar. Onların yüreklerinde olanları kavrayabilen İsa, durumun farklı olduğunu biliyordu. Onlara açıkça şöyle dedi: “Siz babanız İblistensiniz; ve babanızın heveslerini yapmak istiyorsunuz.” (Yuhanna 8:44) Ayrıca Kutsal Yazıların Vahiy kitabı İblis’in “bütün dünyayı saptır”dığını belirtir.—Vahiy 12:9.

      Bazı Sihirler İyi midir?

      Sihirbazlık kuşkusuz her zaman esrarlı şeylerle bağlantılı olmuştur.a Birçok insan, hem eski çağlarda hem de günümüzde büyücülerin başkalarına zarar vermek için sihri kullandığına inanır. Büyücülerin sihir aracılığıyla büyük acılara hatta ölüme yol açtıkları kabul edilmelidir. Geleneksel olarak büyücüler hastalık, ölüm ve ürün kaybını da içine alan neredeyse sınırsız sayıda felaketlerden sorumlu tutulmuştur.

      Günümüzdeki büyücüler bu tür suçlamalara şiddetle karşı çıkar. Onlardan çoğu, kötülük peşinde olan bazı düzenbaz büyücülerin varlığını kabul etseler de, sihirli güçlerini zarar vermek için değil yararlı şeyler için kullandığını iddia ediyor. “Wicca”lar, sihir kullanan kişiye bunun etkisinin üç kat fazlasıyla geri döndüğünü öğretirler ve bunun, lanet etmek konusunda başlıca caydırıcı etkenlerden biri olduğunu söylerler. Sözde yararlı olan bu sihir örnekleri arasında; kendini korumak, evi önceki kiracıdan kalmış olumsuz enerjiden temizlemek, birini kendinize aşık etmek, hastalıkta iyileşmeyi hızlandırıp sağlığı korumak, işinizi kaybetmenizi önlemek ve para kazanmak için yapılan büyüler sayılabilir. Büyücülüğe atfedilen böyle geniş kapsamlı güçler oldukça, onun bu kadar popüler olmasına şaşmamalı.

      Bununla birlikte, Mukaddes Kitap iyi ya da kötü sihir diye bir ayrım yapmaz. Musa’ya verilen Kanunda Tanrı bu konudaki görüşünü açıkça belirtmişti. Şöyle dedi: “Sihirbazlık etmiyeceksiniz.” (Levililer 19:26) Ayrıca şunları okuyoruz: “Aranızda . . . . sihirbaz, yahut afsuncu, yahut büyücü, yahut cinci, yahut bakıcı, yahut ölülere danışan bulunmıyacak.”—Tesniye 18:10, 11.

      Tanrı bunu neden söyledi? Elbette bizi yararlı olan bir şeyden yoksun bırakmak için değil. Yehova bu kanunları kavmini sevdiği için ve onların korkuya ve batıl inançlara köle olmasını istemediği için verdi. O, bu tür uygulamalar yerine, hizmetçilerinin ihtiyaçları için Kendisine başvurmalarını ister. Yehova “her iyi atiye ve her kâmil mevhibe”yi verendir. (Yakub 1:17) Resul Yuhanna iman kardeşlerine şu güvenceyi verdi: “Her ne dilersek ondan [Tanrı’dan] alırız, çünkü onun emirlerini tutuyoruz, ve onun indinde makbul olan şeyleri yapıyoruz.”—I. Yuhanna 3:22.

      Kötü Ruhlar Hakkında Ne Denebilir?

      Birçok büyücü bu konuda Mukaddes Kitabın görüşüne katılır: Kötü ruhlar vardır. Bu konudaki bir yazıda, büyücülüğü destekleyen biri şöyle uyardı: “Hayaletler orada: Onlar yaşıyor, bizimkine paralel, görünmez dünyada yaşayan yaratıklar. . . . . ‘Küçük Şeytan’, ‘Kötü Ruh’ ve ‘Cin’ terimleri oldukça doğrudur. Onlar çok güçlüdür. . . . . En akıllı olan türleri . . . . (biri onlara kapıyı açarak yardımcı olursa) bizim dünyamıza girebilecek güçtedirler. . . . . Sizin bedeninize girebilirler . . . . hatta üzerinizde bir ölçüde kontrole sahip olabilirler. Evet, bu tıpkı Cin çarpmasıyla ilgili eskiden anlatılan öykülere benzer.”

      Mukaddes Kitabın yazıldığı devirlerde cin çarpması insanları çeşitli şekillerde etkilerdi. Bundan etkilenenlerin bazıları konuşamaz, bazıları kör olur, bazıları da deli gibi davranır ya da insanüstü güçlere sahip olurdu. (Matta 9:32; 12:22; 17:15, 18; Markos 5:2-5; Luka 8:29; 9:42; 11:14; Resullerin İşleri 19:16) Bazen birçok cin aynı anda bir kişiyi ele geçirmişse onun ıstırabı daha da çok artardı. (Luka 8:2, 30) Öyleyse, Yehova’nın insanları büyücülükten ve diğer gizemli uygulamalardan uzak durmak konusunda uyarmasının yerinde olduğuna kuşku yoktur.

      Hakikate Dayanan Din

      Bugün büyücülük zararsız, iyi bir inanç ve bir doğa dini gibi gösterildiğinden, birçok kişiye çekici geliyor. Bazı toplumlarda bu kolayca kabul edilir hale geldi. Ondan korkulmuyor; aksine çoğu kez önemsiz olarak gösteriliyor. Dinsel hoşgörünün birçok kişiyi garip şeyleri bile benimsemeye yönelttiği bu ortamda, büyücülük hatırı sayılır bir saygınlık kazandı.

      Gerçekten de, din dünyası insanların sanki bir çift ayakkabı satın alır gibi, ihtiyaçlarını karşılayan bir inanç seçebilecekleri bir pazar haline gelmiştir. İsa ise bunun aksine sadece iki seçenekten söz etmişti. Şöyle dedi: “Dar kapıdan girin; zira helâke götüren kapı geniş, ve yol enlidir; ve ondan girenler çoktur. Çünkü hayata götüren kapı dar, ve yol sıkışıktır, ve onu bulanlar azdır.” (Matta 7:13, 14) Doğal olarak, istediğimiz yolu seçmekte özgürüz; fakat sonsuz iyiliğimiz söz konusu olduğundan bu seçim yaşamsal önem taşır. Ruhen aydınlanabilmek için hakikat yolunu izlemeliyiz. Bu yol sadece Tanrı’nın Sözü olan Mukaddes Kitap’ta bulunur.

      [Dipnot]

      a Ocak 1994 tarihli Uyan! dergisinin 14. sayfasındaki “Sihirbazlık Yapmak Tehlikeli midir?” makalesine bakın.

      [Sayfa 5’teki resim]

      Bugün birçok kişi büyücülüğü zararsız bir doğa dini olarak kabul eder

      [Sayfa 6’daki resim]

      Sihirbazlık her zaman esrarlı şeylerle bağlantılı olmuştur

      [Sayfa 6’daki resim]

      Büyücülükle uğraşanlar bilmeden İblis’in isteklerini mi yapıyor?

      [Sayfa 7’deki resimler]

      Mukaddes Kitap hakikat yolunu açıklar

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş