-
Kadının DramıGözcü Kulesi—2012 | 1 Eylül
-
-
Kadının Dramı
“Kadınlara yapılan muameleyi görünce büyümek istemiyorum” 15 YAŞINDAKİ ZAHRA, GEO dergisinin Fransızca baskısı.
BU GENÇ kızın yanda alıntılanan sözleri acı bir gerçeği gözler önüne seriyor: Dünyanın pek çok yerinde hem genç kızlar hem de kadınlar hayatları boyunca şiddete ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Örneğin şu noktalar üzerinde düşünün:
Cinsiyet ayrımı. Asya’da ebeveynlerin çoğu, kız yerine erkek çocuk tercih ediyor. Birleşmiş Milletler’in 2011’de yayımladığı bir rapora göre, dünyanın bu kesiminde yaklaşık 134 milyon kız bebeğin kürtaj, bebek cinayetleri ve ihmal nedeniyle kayıtlara geçemeden öldüğü tahmin ediliyor.
Eğitim. Dünya çapında, hiç okula gitmeyen ya da dört yıldan daha az okula gidenlerin üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.
Cinsel istismar. 2,6 milyardan fazla kadın, eşe tecavüzün hâlâ suç sayılmadığı ülkelerde yaşıyor.
Sağlık. Gelişmekte olan ülkelerde neredeyse her 2 dakikada 1 kadın temel tıbbi olanaklardan yoksun olduğu için hamilelik veya doğumla bağlantılı komplikasyonlar nedeniyle ölüyor.
Mülkiyet hakkı. Dünyadaki tarım ürünlerinin yarısından fazlasını kadınlar yetiştirdiği halde pek çok ülkede kadınların mülk sahibi olma ya da toprak miras alma hakkı yok.
Neden kadınlar bu temel haklardan mahrum bırakılıyor? Bazı kültürler, kadının sömürülmesini ve kadına şiddet uygulanmasını destekleyen, hatta haklı gösteren dini inanç ve âdetlerin etkisinde. Fransa’da yayımlanan bir gazete, Hintli avukat Chandra Rami Chopra’nın şu sözlerine yer verdi: “Tüm dini kanunların ortak bir yanı var: Kadına ayrımcılığı destekliyorlar.”
Siz de aynı fikirde misiniz? Başka dini kitaplar gibi Kutsal Kitap da kadını değersiz gösterir mi? Bazıları Kutsal Kitaptaki belli ayetlerin bu izlenimi yarattığını düşünüyor. Peki Kutsal Kitaptaki sözlerin kaynağı olan Yaratıcımızın kadınlar hakkındaki asıl görüşü ne? Bazılarının bu konuda kesin kanıları olabilir, ancak Kutsal Kitabı titizlikle ve dürüstçe incelemek bu soruya yanıt bulmamıza yardım eder.
-
-
Kadının Yaratıcımızın Gözündeki YeriGözcü Kulesi—2012 | 1 Eylül
-
-
Kadının Yaratıcımızın Gözündeki Yeri
“Günah bir kadınla başladı ve hepimiz onun yüzünden öleceğiz” (SİRAK KİTABI, MÖ İKİNCİ YÜZYIL).
“Şeytan’a kapıyı açan, yasak ağacın meyvesini ilk koparan, ilahi yasayı ilk terk eden sizsiniz. . . . . Tanrı’nın yansıması olan erkeği ne kadar da kolay mahvettiniz” (TERTULLİANUS, DE CULTU FEMINARUM [KADIN GİYİMİ ÜZERİNE], MS İKİNCİ YÜZYIL).
YUKARIDAKİ sözler Kutsal Kitaptan değildir. Dinsel metinlerde yer alan bu gibi sözler yüzyıllar boyunca kadına karşı ayrımcılığı haklı çıkarmak için kullanıldı. Günümüzde bile hâlâ bazı fanatik kişiler, kadın üzerinde hâkimiyet kurmayı haklı göstermek için dinsel metinlerden alıntı yapıyor ve kadının insanlığın sorunlarının kaynağı olduğunu iddia ediyor. Peki Yaratıcımız, kadının erkek tarafından aşağılanmasını ve kötü muamele görmesini gerçekten istedi mi? Kutsal Kitap bu konuda ne söyler? Görelim.
Kadın Tanrı tarafından lanetlendi mi?
Hayır. Tanrı kadını değil ‘yılanı’, yani İblis Şeytan’ı ‘lanetledi’ (Vahiy 12:9; Başlangıç 3:14). Tanrı, Havva’ya ‘Kocan sana hâkim olacak’ dediyse de bu, erkeğin kadın üzerinde hâkimiyet kurmasını onayladığı anlamına gelmiyordu (Başlangıç 3:16). Bu sözlerle Tanrı sadece, günahın ilk insan çiftinin üzerinde ne gibi acı sonuçları olacağını bildiriyordu.
Dolayısıyla kadına kötü muamele, Tanrı’nın isteği değil, insanın günahkâr olmasının bir sonucudur. Kutsal Kitap kadının, işlenen ilk günahın bedeli olarak erkek hâkimiyeti altına girmesi gerektiği fikrini desteklemez (Romalılar 5:12).
Tanrı kadını erkekten aşağı bir konumda mı yarattı?
Hayır. Kutsal Kitap şöyle der: “Tanrı insanı Kendi yansıması, Kendi benzeri olarak yarattı; Tanrı onları erkek ve kadın olarak yarattı” (Başlangıç 1:27). Dolayısıyla ta en başından itibaren insanlar—hem erkekler hem de kadınlar—Tanrı’nın niteliklerini yansıtabilecek kapasitede yaratılmıştı. Âdem ve Havva’nın duygusal ve fiziksel yapıları farklı olmasına rağmen, her ikisi de aynı talimatları aldı ve Yaratıcılarının önünde aynı haklara sahipti (Başlangıç 1:28-31).
Havva, Âdem için yardımcı ve onu tamamlayacak biri olarak yaratıldı
Tanrı Havva’yı yaratmadan önce şöyle dedi: “[Âdem’e] kendisini tamamlayacak bir yardımcı yapacağım” (Başlangıç 2:18). “Tamamlayacak” ifadesi, kadının erkekten aşağı bir konumda olduğunu mu ima eder? Hayır, çünkü bu sözcük “eş” ya da erkeğe “denk bir yardımcı” olarak da tercüme edilebilir. Örneğin bir cerrahla bir anestezi uzmanının ameliyat sırasında nasıl birbirlerini tamamladıklarını düşünün. Biri olmadan diğeri ameliyat yapabilir mi? Ameliyatı cerrah yapıyor diye o, anestezi uzmanından daha mı önemlidir? Herhalde hayır! Benzer şekilde Tanrı’nın erkekle kadını yaratırken amacı onların yakın bir işbirliği içinde olmalarıydı, birbirleriyle rekabet etmeleri değil (Başlangıç 2:24).
Tanrı’nın kadına değer verdiğini gösteren nedir?
Günahkâr ya da kusurlu bir erkeğin ne yapacağını önceden gören Tanrı, kadını korumak için çok eski devirlerde harekete geçti. Bir yazar MÖ 16. yüzyılda verilen Musa Kanunu hakkında şuna dikkat çekiyor: “Kanun ahdinde kadından söz edildiğinde bu çoğunlukla onu savunmak içindir” (La Bible au féminin, Laure Aynard).
Örneğin Tanrı’nın verdiği bu Kanun hem babaya hem de anneye saygılı olmayı emrediyordu (Çıkış 20:12; 21:15, 17). Ayrıca hamile kadınlara düşünceli davranılmasını talep ediyordu (Çıkış 21:22). Tanrı’nın bu kanunları kadınlara bugün dünyanın birçok yerindeki kanunlardan çok daha iyi bir korunma sağlıyordu. Fakat Tanrı’nın kadınlara değer verdiğini gösteren başka kanıtlar da var.
Tanrı’nın Kadınlarla İlgili Görüşünü Yansıtan Bir Kanun
Yehova Tanrı’nın Musa peygamber aracılığıyla verdiği Kanun, halka—hem erkeklere hem de kadınlara—fiziksel yararlar sağladı, aynı zamanda ahlaksal yönden temiz kalmalarına ve Yaratıcılarına yakın olmalarına yardım etti. Kanunda yer alan sözleri dinledikleri ve itaat ettikleri sürece “yeryüzündeki tüm milletlerden üstün” olacaklardı (Tekrar 28:1, 2). Peki Musa Kanununda kadının yeri neydi? Şu dört noktayı düşünelim:
1. Bireysel özgürlük. O dönemdeki başka birçok ulusun kadınlarından farklı olarak İsrailli kadınlar büyük bir özgürlüğe sahipti. Aile reisi rolü kocaya verilse de kadın ‘bir tarla almayı hesap edip harekete geçebilir ve bir bağ kurabilirdi’; kocası da ona yürekten güvenirdi. Eğer kadın iplik eğirmeyi ve dokuma yapmayı biliyorsa kendi işini bile kurabilirdi (Özdeyişler 31:11, 16-19). Musa Kanununda kadınlar erkeğin gölgesi altında yaşayan değil, kendi hakları olan bireyler olarak görülürdü.
Eski İsrail’de kadınlar Yaratıcılarına kişisel olarak ibadet etme özgürlüğüne de sahipti. Kutsal Kitap Hanna isimli bir kadının, yaşadığı kişisel bir sorunu Tanrı’ya özel olarak dua edip anlattığından ve bir adak adadığından söz eder (1. Samuel 1:11, 24-28). Ayrıca Şunem şehrinden bir kadının, ibadet etmeye ayrılan Sebt günlerinde, akıl danışmak için Elişa peygambere gittiğini anlatır (2. Krallar 4:22-25). Tanrı, Debora ve Hulda gibi kadınları temsilcisi olarak kullanmıştı. İlginç olarak kâhinler ve önde gelen erkekler, onlardan öğüt isterlerdi (Hâkimler 4:4-8; 2. Krallar 22:14-16, 20).
2. Eğitim imkânı. Kadınlar Tanrı’nın halkı içinde yer aldıklarından Kanun okunurken dinlemeleri için onlar da çağrılırdı, bu onlara eğitim alma imkânı sağlardı (Tekrar 31:12; Nehemya 8:2, 8). Topluca yapılan ibadetlerin belirli yönlerine katılmak için de eğitim alabilirlerdi. Örneğin bazı kadınlar Kutsal Çadırda ‘görevliydi’, bazıları da erkek ve kadınların birlikte ilahi söyledikleri korolarda yer alıyordu (Çıkış 38:8; 1. Tarihler 25:5, 6).
Eski İsrail’de kadınlar da çalışıyordu
Birçok kadın kârlı bir iş yürütmek için gereken bilgi ve beceriye sahipti (Özdeyişler 31:24). O dönemdeki başka milletlerin kültürlerinde erkek çocuklara sadece baba eğitim verirdi. Fakat İsrail’de anneler de oğullarına eğitim verirdi (Özdeyişler 31:1). Açıkça görülüyor ki, eski İsrail’de kadınlar hiç de eğitimsiz değildi.
3. Onurlu ve saygın. On Emirden birinde açıkça “Annene ve babana saygılı ol” deniyordu (Çıkış 20:12). Hikmetiyle ün yapmış Kral Süleyman’ın bir özdeyişi de şöyle der: “Oğlum, babanın verdiği terbiyeyi dinle, annenin öğrettiği kanundan sapma” (Özdeyişler 1:8).
Musa Kanunu evli olmayan kişilerin birbirlerine davranışlarıyla ve kadınlara saygı göstermekle ilgili ayrıntılı kurallar içeriyordu (Levioğulları 18:6, 9; Tekrar 22:25, 26). İyi bir koca, karısının fiziksel sınırlarını ve özel durumlarını hesaba katmalıydı (Levioğulları 18:19).
4. Hakları korunuyordu. Yaratıcımız Yehova Tanrı, Kutsal Kitapta kendini “Yetimlerin babası, dulların hâkimi” olarak tanıtır. Başka sözlerle Yehova, haklarını koruyacak bir babası ya da kocası olmayanların koruyucusuydu (Mezmur 68:5; Tekrar 10:17, 18). Örneğin bir alacaklı bir peygamberin dul eşini tehdit ettiğinde Yehova mucize yaparak olaya müdahale etti, böylece kadın kurtuldu ve saygınlığı korundu (2. Krallar 4:1-7).
İsrailoğulları Vaat Edilmiş Topraklara girmeden önce, Tselofhad adlı bir aile reisi oğlu olmadan ölmüştü. Bu nedenle Tselofhad’ın beş kızı, Musa’dan Vaat Edilmiş Topraklardan kendilerine “mülk” vermesini istedi. Yehova Tanrı Musa’ya bu kadınlara adil davranmasını söyledi. Ona şöyle dedi: “Amcalarıyla birlikte onlara da miras olarak mülk vermelisin; babalarının mirasını onlara geçireceksin.” O günden itibaren İsrail ulusunda kadınlar babalarından miras alabildi ve bunu kendi çocuklarına da geçirebildi (Sayılar 27:1-8).
Tanrı’nın Kadınla İlgili Görüşü Yanlış Aktarıldı
Musa Kanunu altında kadının onurlu bir yeri vardı ve haklarına saygı duyuluyordu. Bununla birlikte MÖ dördüncü yüzyıldan itibaren Yahudilik, kadını aşağı gören Yunan kültüründen etkilenmeye başladı. (“Tarihi Metinlerde Kadına Ayrımcılık” başlıklı çerçeveye bakın.)
Örneğin Yunan şair Hesiodos (MÖ sekizinci yüzyıl) tüm insanlığın sıkıntılarından kadını sorumlu tuttu. Theogonia (Tanrıların Doğuşu) adlı kitabında “Bu öldürücü soy, kadın soyu ölümlü erkeklerin arasında yaşayarak onların başına büyük bela olmuştur” diye yazdı. Bu fikir MÖ ikinci yüzyılın başlarında Yahudiliğe yerleşti. Eski Yahudi sözlü yasalarını bir araya toplayan ve MS ikinci yüzyıldan itibaren derlenmeye başlanan Talmud’da erkeğe şu uyarı yapılır: “Kadınla çok fazla konuşma, çünkü bu eninde sonunda seni iffetsizliğe götürür.”
Bu güvensizliğin kadının Yahudi toplumundaki rolü üzerinde yüzyıllar boyunca güçlü bir etkisi oldu. İsa peygamberin zamanında kadınlar mabette sadece Kadınlar Avlusu’na girebiliyordu. Dini eğitim sadece erkeklere verilirdi ve havralarda kadınların yeri muhtemelen erkeklerden ayrıydı. Talmud, kızına Tora, yani Musa Kanunu öğretenlerin büyük bir hata etmiş olacağını söyleyen bir hahama değinir. Yahudi din adamları Tanrı’nın görüşünü çarpıtarak birçok erkeğe kadının değersiz olduğu fikrini aşıladı.
Yeryüzündeyken İsa bu tür önyargıların farkındaydı, bunlar geleneklere iyice yerleşmişti (Matta 15:6, 9; 26:7-11). Peki bu gibi öğretiler onun kadınlara davranış tarzını etkiledi mi? Onun davranışlarından ve tutumundan neler öğrenebiliriz? Gerçek Hıristiyanlık kadınların durumunu değiştirdi mi? Sonraki makale bu soruları cevaplayacak.
-
-
Yaratıcımızın Gözünde Saygın ve DeğerliGözcü Kulesi—2012 | 1 Eylül
-
-
Yaratıcımızın Gözünde Saygın ve Değerli
İSA MESİH yeryüzündeyken Yaratıcımızın kişiliğini ve davranış tarzını kusursuz şekilde yansıttı. Şöyle dedi: ‘Kendiliğimden hiçbir şey yapmıyorum; bunları [Tanrı’nın] bana öğrettiği gibi söylüyorum. Ben hep O’nu hoşnut eden şeyleri yapıyorum’ (Yuhanna 8:28, 29; Koloseliler 1:15). Bu yüzden İsa’nın kadınlarla iletişimini ve onlara karşı tutumunu inceleyerek Yaratıcımızın kadınlar hakkındaki görüşü ve onlar için yapacakları hakkında anlayış kazanabiliriz.
Bazı bilginler İncil kayıtlarına dayanarak İsa’nın kadınlara bakış açısının o dönem için devrim niteliğinde olduğunu kabul ediyor. Neden bu sonuca varıyorlar? Daha da önemlisi İsa’nın öğrettikleri kadınları bugün de daha özgür kılabilir mi?
İsa Kadınlara Nasıl Davrandı?
İsa kadını karşı cinsi ayartan bir varlık olarak görmedi. Bazı Yahudi din adamlarına göre karşı cinsle iletişim ancak şehvete götürürdü. Kadınların erkekleri ayartacağından korkulduğundan toplum içinde erkeklerle konuşmaları ya da başlarını örtmeden dışarı çıkmaları yasaktı. İsa ise erkeklere, kadınları toplumdan soyutlamak yerine kendi bedensel arzularını kontrol etmelerini ve kadınlara saygılı davranmalarını öğütledi (Matta 5:28).
İsa şunları da söyledi: “Karısını boşayıp başka biriyle evlenen herkes, zina yaparak karısına karşı suç işlemiş olur” (Markos 10:11, 12). İsa bunları söyleyerek erkeğe karısını “herhangi bir nedenle” boşama hakkı veren yaygın haham öğretisini reddetti (Matta 19:3, 9). Bir erkeğin zina yaparak karısına karşı suç işlediği düşüncesi çoğu Yahudiye yabancıydı. Hahamlar, kocanın zina yaparak kesinlikle karısına karşı suç işlemiş sayılamayacağını, sadece kadının sadakatsiz olabileceğini öğretiyordu! Kutsal Kitap hakkında yorum yapan bir kaynağın dediği gibi “İsa kocayı karısıyla aynı ahlaksal yükümlülük altına sokarak, kadının konumunu yükseltti ve haysiyetini artırdı.”
Öğrettiklerinin bugünkü etkisi: Yehova’nın Şahitlerinin cemaatinde kadınlar ibadetlerde erkeklerle bir aradadır ve onlarla rahatça konuşurlar. Ancak kendilerine kötü gözle bakılacağından ya da laubali davranılacağından korkmazlar, çünkü İsa’nın takipçisi erkekler ‘yaşlı kadınlara anneleriymiş gibi, genç kadınlara da kız kardeşleriymiş gibi temiz duygularla’ davranmaya dikkat eder (1. Timoteos 5:2).
İsa kadınlara Tanrı’nın Sözünü öğretmek için zaman ayırdı. Genel olarak hahamlar kadınların cahil kalması gerektiğini düşünüyordu. Oysa İsa kadınlara öğretim verdi ve kendilerini ifade etmelerini istedi. İsa, Meryem’in misafirlere hizmet etmek uğruna öğrettiklerini dinlemekten mahrum kalmasını istemedi, böylece kadının yerinin sadece mutfak olmadığını göstermiş oldu (Luka 10:38-42). Meryem’in kız kardeşi Marta da, Lazar’ın ölümünden sonra İsa’ya verdiği akıllıca cevaplardan görüldüğü gibi onun öğrettiklerinden yararlanmıştı (Yuhanna 11:21-27).
Kadınların düşünceleri İsa için önemliydi. O dönemde Yahudi kadınların çoğu mutlu olmanın sırrının gurur duyacakları bir oğul sahibi olmak, hatta bir peygamberin annesi olmak olduğuna inanıyordu. Bir kadın, İsa’ya ‘Seni taşıyan rahme ne mutlu!’ diye seslendiğinde İsa bu fırsatla ona daha değerli bir şeyden söz etti (Luka 11:27, 28). Tanrı’ya itaat etmenin daha önemli olduğunu vurgulayarak kadının dikkatini, toplumun kadına empoze ettiği geleneksel rolden daha önemli bir şeye çekti (Yuhanna 8:32).
Öğrettiklerinin bugünkü etkisi: İsa’nın takipçilerinin ibadetlerinde öğretim verenler, kadınların söz almasından memnun olurlar. Onlar ruhen olgun kadınlara saygı duyar, çünkü bu kadınlar hem başkalarının yanındayken bıraktıkları örnekle hem de yalnızken sergiledikleri davranışlarla ‘iyi olanı öğreten kişilerdir’ (Titus 2:3). Öğretim verenler kadınlara Tanrı’nın Krallığının iyi haberini duyurma işinde de güvenirler. (Mezmur 68:11; sayfa 9’daki “Pavlus Kadınların Konuşmasını Yasakladı mı?” başlıklı çerçeveye bakın.)
İsa kadınlara değer verdi. Kutsal Kitap devirlerinde kız çocuklara erkek çocuklar kadar değer verilmezdi. Talmud şu sözlerle bu görüşü yansıtır: “Erkek çocuğu olanlara ne mutlu, kız çocuğu olanların vay haline!” Bazı anne babalar kız çocukları büyük bir yük olarak görürlerdi, çünkü ona bir eş bulmaları ve damada çeyiz vermeleri gerekecekti. Ayrıca yaşlandıklarında kızların kendilerine destek olacağına güvenemezlerdi.
İsa küçük bir kızın hayatının bir erkek çocuğunki gibi önemli olduğunu gösterdi; örneğin Nain şehrindeki dul kadının oğlunu dirilttiği gibi Yairus’un kızını da diriltti (Markos 5:35, 41, 42; Luka 7:11-15). ‘Cinin etkisiyle on sekiz yıldan beri rahatsız olan bir kadını’ iyileştirdikten sonra ondan “İbrahim kızı” olarak söz etti; bu, Yahudi eserlerinde neredeyse hiç kullanılmayan bir ifadedir (Luka 13:10-16). İsa bu saygı ve şefkat yansıtan ifadeyi kullanarak, onu hem toplumun diğer bireyleri kadar önemli hem de çok imanlı biri olarak gördüğünü göstermiş oldu (Luka 19:9; Galatyalılar 3:7).
Öğrettiklerinin bugünkü etkisi: Bir Asya atasözü şöyle der: “Bir kız büyütmek, komşunun bahçesini sulamak gibidir.” Oysa İsa’nın takipçisi babalar kesinlikle böyle düşünmez. Onlar erkek olsun kız olsun tüm çocuklarıyla sevgiyle ilgilenirler. İsa’yı örnek alan anne babalar tüm çocuklarının eğitim almasını sağlar ve sağlıklarına da gereken önemi verirler.
İsa diriltildiğini elçilere haber verme onurunu Mecdelli Meryem’e verdi
İsa kadınlara güvendi. Yahudi mahkemelerinde bir kadının tanıklığı ancak bir köleninkine eş sayılırdı. Birinci yüzyıl tarihçisi Josephus şöyle bir tavsiyede bulundu: “Cinsiyetlerinin getirdiği ciddiyetsizlik ve küstahlık nedeniyle kadınların sunduğu hiçbir kanıt kabul edilmesin.”
Bu düşünüşün tam tersine İsa, diriltilmesine kadınların tanık olmasını tercih etti (Matta 28:1, 8-10). Bu imanlı kadınlar İsa’nın idam edilmesine ve gömülmesine tanık olmuşlardı, buna rağmen elçiler onların dediklerine inanmakta güçlük çekti (Matta 27:55, 56, 61; Luka 24:10, 11). Ancak İsa diriltilmesinin ardından ilk önce kadınlara görünerek diğer öğrencileri kadar onların da şahitlik edebileceğine güvendiğini gösterdi (Elçiler 1:8, 14).
Öğrettiklerinin bugünkü etkisi: Yehova’nın Şahitlerinin cemaatlerinde sorumluluk sahibi erkekler, kadınların gözlemlerini dikkate alarak onlara karşı düşünceli davranırlar. İsa’yı örnek alan kocalar da eşlerini dikkatle dinleyerek onlara ‘değer verirler’ (1. Petrus 3:7; Başlangıç 21:12).
Kutsal Kitap İlkeleri Kadınların Mutluluğuna Katkıda Bulunur
Kutsal Kitap ilkelerini uygulayanlar kadınlara saygılı davranır ve değer verir
Erkekler İsa’yı örnek aldığında kadınlar Tanrı’nın başlangıçta onlar için amaçladığı gibi saygı görür ve özgürlüğe kavuşur (Başlangıç 1:27, 28). İsa’nın takipçisi kocalar erkek üstünlüğünü savunmak yerine Kutsal Kitaptaki ilkelere göre hareket eder, bu da eşlerini mutlu eder (Efesoslular 5:28, 29).
Yelena Kutsal Kitabı incelemeye başladığında, kocasından gördüğü eziyete sessizce katlanıyordu. Kocası, kız kaçırma ve şiddetin yaygın olduğu kötü bir ortamda büyümüştü. Yelena “Kutsal Kitaptan öğrendiklerim bana güç verdi” diyor. “Yaratıcının beni çok sevdiğini, bana değer verdiğini ve benimle ilgilendiğini anladım. Ayrıca kocam Kutsal Kitabı incelerse bana karşı tutumunun değişebileceğini de fark ettim.” Kocası Kutsal Kitabı incelemeyi kabul edip kendini Tanrı’ya adayarak Yehova’nın Şahidi olduğunda Yelena’nın hayalleri gerçek oldu. O şöyle diyor: “Kocam özdenetim göstermek ve kendini tutmak konusunda örnek bir insan haline geldi. Birbirimizi gönülden bağışlamayı öğrendik.” Yelena duygularını şöyle özetliyor: “Gerçekten de Kutsal Kitap ilkeleri sayesinde evlilikte değerli bir yerim olduğunu gördüm ve kendimi güvende hissettim” (Koloseliler 3:13, 18, 19).
Böyle hisseden tek kişi Yelena değil. İsa’nın takipçisi milyonlarca kadın hem kendileri hem de eşleri evliliklerinde Kutsal Kitap ilkelerini uygulamaya çalıştıkları için mutlular. Ayrıca iman kardeşlerinin arasında kendilerini saygın, rahat ve özgür hissediyorlar (Yuhanna 13:34, 35).
İsa’nın kadın erkek tüm takipçileri günahkâr ve kusurlu olduklarının farkındadır. Ancak sevgi dolu Yaratıcıları Yehova’ya yaklaşarak ‘yozlaşmanın kölesi olmaktan kurtarılma’ ve O’nun tüm itaatli insanlar için hazırladığı ‘görkemli özgürlüğe kavuşma’ ümidine sahipler. Evet, Tanrı’nın gözünde değerli olan erkek ve kadınları olağanüstü bir gelecek bekliyor! (Romalılar 8:20, 21).
-