-
RuandaYehova’nın Şahitlerinin 2012 Yıllığı
-
-
Goma kentine kaçan kardeşlerin buluşma noktası İbadet Salonuydu. Daha sonra kentin hemen dışına, sadece Yehova’nın Şahitleri, çocukları ve hakikate ilgi gösterenler için bir mülteci kampı kuruldu ve bu kamp 2.000’i aşkın kişiye barınak sağladı. Kardeşler Kongo’nun doğusunda başka yerlere de benzer kamplar kurdular.
Kaçan insanların çoğu, Tutsilerin intikam almasından korkan Hutulardı, ama Hutu ve Tutsi kardeşler birlikte kaçıyorlardı. Bir Tutsiyi sınırdan geçirip Goma’ya getirmek çok tehlikeliydi, çünkü Tutsi katliamı devam ediyordu. Bir ara Tutsi kardeşleri ülkeden çıkarabilmek için kişi başına 100 dolar ödemek gerekti.
Kardeşler Kongo’ya gelince de birlikte kalmak istiyorlardı. Birleşmiş Milletler’e ait kamplarda faaliyet gösteren Interahamwe’yle herhangi bir temas içinde olmak istemiyorlardı. Üstelik Şahit olmayan mültecilerin çoğu, artık günleri sayılı olan hükümetin yandaşıydı. Onlar, özellikle de Interahamwe milisleri, kendilerine katılmadıkları için Yehova’nın Şahitlerini sevmiyordu. Kardeşlerin diğerlerinden ayrı kalmak istemesinin bir nedeni de Tutsi kardeşlerini koruyabilmekti.
Ruanda’dan kaçanlar her şeylerini geride bıraktıklarından muhtaç durumdaydı. Belçika, Fransa, İsviçre, Kenya ve Kongo’daki Yehova’nın Şahitleri para, ilaç, yiyecek ve giysinin yanı sıra doktor ve hemşire de göndererek onların ihtiyaçlarını karşıladı. Uçakla ilk gelen yardım malzemeleri arasında Fransa Bürosunun gönderdiği çok sayıda küçük çadır vardı. Sonra Belçika Bürosu ailece kalınabilecek büyük çadırlar gönderdi. Seyyar ve şişme yataklar da gönderildi. Ayrıca Kenya’daki Büro iki tondan fazla giysi ve 2.000’den fazla battaniye göndererek kardeşlerin ihtiyacına cevap verdi.
KOLERA SALGINI
Ruanda’dan kaçan 1.000’i aşkın Şahit ve ilgi gösteren kişi, Goma’daki İbadet Salonunda ve yanındaki arazide kalmaya başladı. Ne yazık ki mülteci sayısının çok fazla olması Goma’da kolera salgını çıkmasına neden oldu. Kongo (Kinşasa) Bürosu salgınla mücadele edilebilmesi için derhal ilaç gönderdi, ayrıca Van Bussel birader yanında 60 koli ilaçla Nairobi’den Goma’ya uçtu. İbadet Salonu geçici bir süre için hastane olarak kullanılmaya başlandı ve mümkün olduğunca hastalar ayrı bir yerde tutuldu. Loic Domalain ve başka bir birader (ikisi de doktordu), Ruandalı sağlık görevlisi Aimable Habimana’yla birlikte gece gündüz özveriyle çalıştı. Hastalara bakmak için gönüllü olarak gelen, tıp alanında deneyimli pek çok kardeş gibi Fransa’dan gelen Hamel birader de o zor günlerde kardeşlere çok yardımcı oldu.
Tüm çabalara rağmen 150’den fazla Şahit ve ilgi gösterene hastalık bulaştı ve bu ölümcül hastalık kontrol altına alınana dek yaklaşık 40’ı hayatını kaybetti. Daha sonra büyük bir arazi kiralandı ve orada Şahitler için bir mülteci kampı kuruldu. Yüzlerce küçük çadır kuruldu ve Kenya’dan gönderilen büyük bir çadır hastane olarak kullanılmaya başlandı. Kampı ziyaret eden Amerikalı sağlık personeli kampın tertemiz ve düzen içinde olmasından çok etkilendi.
Ağustos 1994’ün başlarında Goma’daki yardım heyeti, Şahitler, çocuklar ve hakikate ilgi gösterenlerden oluşan 2.274 kişilik bir mülteci grubuna bakıyordu. O sırada Kongo’nun doğusundaki Bukavu ve Uvira kentlerinde ve Burundi’de de pek çok mülteci kardeşimiz vardı. 230 kardeş de Tanzanya’daki bir mülteci kampındaydı.
Kigali’deki tercüme bürosunda hizmet eden kardeşler Goma’ya kaçmak zorunda kalınca tercüme işine devam edebilmek için orada bir ev kiraladılar. Savaş sırasında bir bilgisayar ve jeneratör kurtarabilmiş ve bunları Kigali’den Goma’ya getirmişlerdi, bu sayede tercüme yapabiliyorlardı.
Goma’da telefon ve posta hizmetleri yok gibiydi. Ama havaalanında çalışan Şahitlerin yardımıyla kardeşler tercüme metinlerini ve diğer postaları, Goma’dan Nairobi’ye haftada bir kez sefer yapan uçakla gönderiyorlardı. Kenya Bürosundaki kardeşler de Goma’ya aynı yolla posta gönderiyordu.
Emmanuel Ngirente ve başka iki tercüman, zor koşullara rağmen tercüme işini olabilecek en iyi şekilde sürdürdüler. Savaş nedeniyle bazı Gözcü Kulesi makalelerini atlamak zorunda kalmışlardı. Ama o makaleler de daha sonra tercüme edilip özel kitapçıklar halinde yayımlandı ve Cemaat Kitap Tetkikinde incelendi.
MÜLTECİ KAMPLARINDA HAYAT
İnsanlar Kigali’den kaçmaya devam ederken, kocası Ananie’nin öldürülmesinin ardından Goma’ya kaçan Francine, Yehova’nın Şahitlerinin kurduğu mülteci kamplarından birine nakledildi. Francine kamptaki hayatı şöyle anlatıyor: “Her gün birkaç birader ve hemşire yemeği hazırlamaktan sorumlu oluyordu. Darı ya da mısır lapasıyla basit bir kahvaltı hazırlıyorduk. Öğle yemeğini de yapıyorduk. İşimiz bittikten sonra tarla hizmetine katılabiliyorduk. Öncelikle kampımızdaki Şahit olmayan aile bireylerine hakikati anlatsak da kampın dışında da iyi haberi duyuruyorduk. Ancak bir süre sonra, Şahitlerin diğer mültecilerden ayrı kamplarda olması öteki kamplardaki Interahamwe milislerini öfkelendirmeye başladı ve durum tehlikeli bir hal aldı.”
1994’ün Kasım ayına gelindiğinde kardeşlerin Ruanda’ya dönmesinin güvenli olacağı artık açıkça belli olmuştu. Kongo’daki diğer kampların güvenli olmadığı düşünülünce aslında bu yapılacak en doğru şeydi. Ama dönüş zor olacaktı. Interahamwe güçleri yeniden toplanıp Ruanda’ya saldırmayı düşünüyordu ve Kongo’dan ayrılıp Ruanda’ya dönen herkes onların gözünde asker kaçağıydı.
Kardeşler Ruanda hükümetine, Yehova’nın Şahitlerinin savaşta tarafsız kaldığını ve Tutsi soykırımına katılmadığını söyleyerek ülkelerine geri dönmek istediklerini bildirdi. Hükümet onlara Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (UNHCR) başvurmalarını tavsiye etti, çünkü onların elinde kardeşlerin ülkelerine dönüşleri sırasında kullanılabilecek taşıtlar vardı. Ancak Ruanda’ya dönmelerine Interahamwe’nin engel olmaması için kardeşler iyi bir plan yapmalıydı.
Goma’da bir özel ibadet yapılacağı ilan edildi ve ibadet için afişler hazırlandı. Sonra da Şahitler Ruanda’ya geri dönme planından gizlice haberdar edildi. Kardeşlere, şüphe çekmemek için tüm eşyalarını kampta bırakmaları, gerçekten ibadete gidecekmiş gibi yanlarına sadece Kutsal Kitaplarıyla ilahi kitaplarını almaları söylendi.
Francine o gün birkaç saat yürüdükten sonra nihayet onları sınıra götürecek kamyonları bulduklarını hatırlıyor.
-
-
RuandaYehova’nın Şahitlerinin 2012 Yıllığı
-
-
Soykırım başlayınca ülkeden ayrılmak zorunda kaldım. Ama kısa süre sonra Kongo’nun doğusundaki mültecilere yardım etmem istendi. Nairobi’den, Ruanda sınırındaki Goma kentine gittim. Daha önce oraya hiç gitmemiştim ve elimde bir ihtiyarın adı dışında hiçbir bilgi yoktu, onu nasıl bulacağımı bilmiyordum. Oraya varınca, bindiğim taksinin şoföründen yardım istedim. Birkaç taksiciyle konuştu. Yarım saat içinde o biraderin kapısındaydım. Ruanda’daki Ülke Heyetinden iki birader sınırı geçip Goma’ya gelmeyi başarmıştı. Kenya Bürosunun Ruanda’daki kardeşlere yardım olarak gönderdiği parayı onlara verdim.
Nairobi’den Goma’ya ikinci gidişimde yürüyerek Ruanda sınırına gittim. Mesafe kısa olmasına rağmen oraya varmam uzun sürdü çünkü karşıdan akın akın Ruandalı mülteciler geliyordu.
Yürürken birinin bana seslendiğini duydum: “Ndugu (birader) Henk! Ndugu Henk!” Sesin geldiği tarafa bakınca Alphonsine’le göz göze geldim. 14 yaşındaki Alphonsine, Kigali’deyken hizmet ettiğim cemaattendi ve annesiyle birbirlerini kaybetmişlerdi. O hengâmede birbirimizi hiç bırakmadan yürüdük ve onu başka pek çok mülteci kardeşin gittiği İbadet Salonuna götürdüm. Başta ona Kongolu bir aile baktı, sonra onunla aynı cemaatten olan mülteci bir hemşire onu evine aldı. Alphonsine daha sonra Kigali’de annesine kavuştu.
-
-
RuandaYehova’nın Şahitlerinin 2012 Yıllığı
-
-
[Sayfa 226’daki resimler]
Yukarıda: Ruandalı Şahitlerin kaldığı mülteci kampı; aşağıda: Şahitlerin ve başkalarının kaldığı mülteci kampı
Goma, Kongo
Benaco, Tanzanya
[Sayfa 229’daki resimler]
İbadet Salonu hastane olarak kullanıldı
-