-
Bağlandı!Uyanış!—2012 | Şubat
-
-
Bağlandı!
● Şu senaryoyu gözünüzde canlandırın. Teknolojiye ayak uydurmadığı için insanlar Sam’le alay ediyordu. O, ailesi ve arkadaşlarıyla bağlantı kurmasını kolaylaştıracak yeni bir teknolojiden yararlanmayı yıllardır reddediyordu. Oysa Sam’in genç yaştaki çocukları da dahil çevresindeki herkes bundan yararlanmak istediğini söylüyordu. Sam 16 yaşındaki kızına şöyle dedi: “İnsanların birbiriyle yüz yüze konuştuğu günleri özlüyorum!”
Sonra Sam bu konudaki tutumunu düşünmeye başladı. Yıllardır görmediği ve konuşamadığı insanlar aklına geldi. Akrabaları öyle yoğundu ki artık hiç görüşemiyorlardı. Sam kendi kendine, “Tüm bu insanlarla bağlarımı koparmak istemiyorsam artık bu yeni teknolojiden ben de yararlanmalıyım” dedi ve sonunda o da “Bir telefon alsam mı?” diye düşünmeye başladı. Bu senaryo 20. yüzyılın ortalarında, Amerika Birleşik Devletleri’nin kırsal bir bölgesinde geçiyordu.
Şimdi senaryoyu hızla ileri saralım ve 2012 yılına gidelim. Sam’in torunu Nathan, on yıl önce dünyanın diğer ucuna taşınan yakın arkadaşları Roberto ve Angela’yla telefonda konuşmayı henüz bitirmiştir. Nathan kendi kendine, “Vay be! Zaman ne çabuk geçiyor” diyor.
Nathan yıllardır, uzaklara taşınan akrabaları ve arkadaşlarıyla ara sıra telefonda konuşuyor ve bu ona yetiyor. Fakat, genç yaştaki çocukları da dahil sanki herkes iletişim kurmak için artık sosyal paylaşım sitelerini kullanıyor.
Nathan teknoloji çağına ayak uydurmadığı için çevresindekiler onunla alay ediyorlar. Şunları söylüyor: “Telefonla konuşarak karşımdakinin sesini duyduğum günleri özlüyorum.” Ancak Nathan şöyle düşünmeye başladı: “Tüm bu insanlarla bağlarımı koparmak istemiyorsam artık bu yeni teknolojiden ben de yararlanmalıyım.”
Sizin de aynı şeyleri düşündüğünüz oldu mu? İnsan, doğası gereği başkalarıyla iletişim kurmak ister (Başlangıç 2:18; Özdeyişler 17:17). Günümüzde birçok kişi bunun için sosyal paylaşım sitelerini kullanıyor. Peki bu teknoloji hakkında neler bilmelisiniz?
-
-
Neden Bu Kadar Cazip?Uyanış!—2012 | Şubat
-
-
Neden Bu Kadar Cazip?
GEÇTİĞİMİZ ay boyunca, aşağıdaki iletişim yöntemlerinden hangilerini kullandınız?
Yüz yüze görüşme
Mektup ya da kart yazma
Telefon
E-posta
Kısa mesaj
Anlık ileti
Görüntülü konuşma
Sosyal paylaşım siteleri
İletişim kurmak için daha önce hiç bu kadar çok seçenek olmamıştı. Tabii bu yöntemlerin her birinin hem avantajları hem de dezavantajları var. Şimdi birkaç örneğe bakalım.
YÜZ YÜZE GÖRÜŞME
Avantajı: Yüz ifadesi, ses tonu ve jestler gibi tüm ince ayrıntıları içerir.
Dezavantajı: Her iki taraf da konuşmak için aynı yerde olmalıdır.
MEKTUP YA DA KART YAZMA
Avantajı: Sıcak ve kişiye özeldir.
Dezavantajı: Yazılması ve karşıdaki kişiye ulaşması zaman alır.
E-POSTA
Avantajı: Hızlıca yazılıp gönderilebilir.
Dezavantajı: Duyguların ifade edilmesi genelde zordur ve yazılanlar kolayca yanlış anlaşılabilir.
Peki, bazılarının en iyi iletişim yolu olarak gördüğü sosyal paylaşım siteleri için ne denebilir? Günümüzde yüzlerce sosyal paylaşım sitesi var. Bunlardan en popüler olanı yaklaşık 800 milyon üyesiyle Facebook’tur. Time dergisinde şu sözler yer aldı: “Eğer Facebook bir ülke olsaydı, Çin ve Hindistan’dan sonra gelen üçüncü büyük ülke olurdu.” Peki sosyal paylaşım siteleri hakkında neler bilmeliyiz? Bu siteler neden böylesine popüler hale geldi?
Sosyal paylaşım siteleri, üyelerinin kendi seçtikleri arkadaşlarıyla bilgi paylaşmalarını sağlayan web siteleridir. 21 yaşındaki Jean şöyle diyor: “Bu, tanıdıklarınla bağlantıyı koparmamanın harika bir yolu! Seyahatlerde ya da başka etkinliklerde çekilen fotoğraflarını sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmak çok kolay.”
Peki insanlar neden mektupla iletişim kurmayı tercih etmiyor? Bazıları bu soruya, ‘Çok zaman alıyor’ diye cevap verir. Ayrıca fotoğrafları çoğaltıp başkalarına göndermek masraflıdır. Acaba telefonla konuşmak konusunda ne diyebiliriz? Bu yöntemin de çok zaman aldığı düşünülebilir; çünkü herkesi tek tek aramak gerekir, üstelik siz müsaitken diğer taraf müsait ya da evde olmayabilir. Ya e-posta göndermek? 20 yaşındaki Danielle şundan yakınıyor: “Artık kimse e-postalara cevap vermiyor; verseler bile bu haftalar alıyor. Sosyal paylaşım sitelerinde ise, hem ben hem de arkadaşlarım o gün neler yaptığımızı kolaylıkla yazabiliyoruz. Bağlanır bağlanmaz yeni bilgilerden haberdar oluyoruz. Bu gerçekten de çok kolay!”
Sosyal paylaşım siteleri sadece sıradan sohbetler yapmak için kullanılmaz. Birçokları felaket zamanlarında sevdiklerinin durumunu öğrenmek için sosyal paylaşım sitelerini kullandı. Örneğin 11 Mart 2011’de Japonya’nın bazı bölgelerini harabeye çeviren deprem ve tsunaminin ardından pek çok kişi böyle siteler sayesinde sevdiklerinden haber aldı.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Benjamin’in anlattıklarına bakalım: “Japonya’da yaşanan tsunaminin ardından telefon hatları çöktü. Bir tanıdığım Tokyo’daki ortak bir arkadaşımıza e-posta gönderdiğini fakat cevap alamadığını söyledi. O anda cep telefonumdan internete bağlanarak arkadaşımızın sosyal paylaşım sitesindeki sayfasına girdim. Girer girmez durumunun iyi olduğuna dair kısa bir mesaj gördüm, mesajında daha sonra ayrıntılı bilgiler vereceğini de söylüyordu.”
Benjamin şöyle devam ediyor: “Onu tanıyan ve sosyal paylaşım sitelerine üye olmayan arkadaşlarımla bağlantı kurmak için her birine e-posta göndermek zorunda kaldım. Adreslerini bulmak ve hepsine e-posta yazmak zaman aldı. Bazılarından birkaç gün içinde cevap aldım. Bir tanesinin cevap yazması tam iki haftayı buldu! O kadar fazla e-posta alıyorlardı ki, her birine cevap vermeleri çok zordu. Oysa sosyal paylaşım sitelerini kullansalardı, bu insanlara çok daha çabuk ulaşılabilirdi. Birkaç dakika içinde herkes son haberleri öğrenebilirdi!”
Açıkça görüldüğü gibi sosyal paylaşım sitelerinin bazı avantajları var. Peki tehlikeleri de var mı? Varsa bunlar nelerdir ve bu tehlikelerden nasıl uzak durabilirsiniz?
[Sayfa 5’teki çerçeve/resimler]
NASIL KULLANILIR?
1. Sayfanıza (durumunuzu güncelleyen) bir mesaj yazarsınız.
2. Listedeki tüm arkadaşlarınız sayfalarına girdiklerinde mesajınızı alır, siz de kendi sayfanıza girdiğinizde onların mesajını alırsınız.
-
-
Sosyal Paylaşım Siteleri Hakkında Dört SoruUyanış!—2012 | Şubat
-
-
Sosyal Paylaşım Siteleri Hakkında Dört Soru
İnternetin her alanında olduğu gibi sosyal paylaşım sitelerini kullanırken de bazı tehlikeler söz konusudur.a Bunu aklınızda tutarak aşağıdaki sorular üzerinde düşünün.
1 Sosyal Paylaşım Siteleri Özel Hayatımı Nasıl Etkiliyor?
“Çok sözde hata eksik olmaz; dilini tutan sağgörülü davranır” (Özdeyişler 10:19).
Neleri bilmelisiniz? Eğer dikkat etmezseniz profil bilgileriniz, fotoğraflarınız, güncel durumunuz (listenizdeki herkesin görebileceği kısa mesajlar) ve yorumlarınız (başkalarının durumları için yazdıklarınız) sizin hakkınızda gereğinden fazla bilgi verebilir. Örneğin başkaları bunlara bakarak nerede yaşadığınızı, ne zaman evde olduğunuzu (veya olmadığınızı), nerede çalıştığınızı ya da hangi okula gittiğinizi öğrenebilirler. Adres bilgileriniz ve “Yarın tatile çıkıyoruz!” gibi yazdığınız kısa bir mesaj, bir hırsızın nereye ve ne zaman gideceğine karar vermesi için yeterlidir.
E-posta adresiniz, doğum tarihiniz veya telefon numaranız gibi diğer bilgiler tacize, tehdide veya kimlik hırsızlığına yol açabilir. Buna rağmen, birçok kişi bu gibi bilgileri üye oldukları sosyal paylaşım sitelerine hiç çekinmeden koyar.
İnsanlar internette bir şey yazdıktan sonra, artık bu bilgiye herkes tarafından erişilebileceğini unutabilirler. Bu kişiler güncel durum bilgilerine sadece “arkadaşlarının” ulaşabileceğini söyleseler de, arkadaşlarının bu bilgileri nasıl kullanacağını kontrol edemezler. Gerçekten de, sosyal paylaşım sitelerine konulan her şey, herkese açık ya da kolayca bu duruma gelebilecek bilgiler olarak görülmelidir.
Neler yapabilirsiniz? Üye olduğunuz sosyal paylaşım sitesindeki kişisel ayarları tam olarak öğrenin ve bunlardan faydalanın. Güncel durum bilgilerinize ve fotoğraflarınıza erişebilecek kişileri, tanıdığınız ve güvendiğiniz insanlarla sınırlayın.
Bunu yapsanız bile, yazdığınız mesajların düşündüğünüzden daha kolay yayılabileceğini unutmayın. Düzenli olarak sayfanızı gözden geçirin; kötü niyetli kişilerin, yazdığınız bilgileri yerinizi belirlemek ya da kimlik bilgilerinizi çalmak için kullanıp kullanamayacağını düşünün. Kendinizin veya başkasının özel yaşamına zarar verebilecek bilgileri arkadaşlarınızla bile paylaşmayın (Özdeyişler 11:13). Eğer hassas bir konu hakkında görüşecekseniz başka bir iletişim aracı kullanın. Cameron adlı genç bir kadın, “Telefonda konuşmak çok daha kişisel ve özel bir iletişim yoludur” dedi.
Sonuç: Kim adlı bir kadın bu durumu çok güzel özetliyor. “Sosyal paylaşım sitelerini bilinçli bir şekilde kullanıyorsanız özel yaşamınızı bir ölçüde koruyabilirsiniz. Siz izin vermedikçe herhangi bir sıkıntı yaşamazsınız.”
2 Sosyal Paylaşım Siteleri Zamanımı Nasıl Etkiliyor?
‘Nelerin daha önemli olduğunu saptayın’ (Filipililer 1:10).
Neleri bilmelisiniz? Sosyal paylaşım siteleri çok fazla vaktinizi alabilir ve sizi daha önemli faaliyetlerden alıkoyabilir. Kay adlı bir kadın şöyle söylüyor: “Sosyal paylaşım sitesinde ne kadar çok arkadaşınız varsa o kadar çok zaman harcarsınız ve bağımlı olma ihtimaliniz de bir o kadar artar.” Şimdi, bu tuzağa düştüklerini söyleyen bazı kişilerin sözlerine bakalım.
“Sosyal paylaşım sitelerinden hoşlanmasanız bile, bir kere girdikten sonra çıkmak çok zor. İnsanda neredeyse saplantı haline geliyor” (Elise).
“Bu sitelerde yapacak o kadar çok şey var ki; oyunlar, testler, sevdiğiniz sanatçıların hayran sayfaları. Tüm arkadaşların profillerine bakmayı saymıyorum bile!” (Blaine).
“Bu, sizi içine çeken bir girdap gibi; annen gelip bulaşıkların neden hâlâ yıkanmadığını sorana kadar bu girdaba yakalandığını fark edemiyorsun” (Analise).
“Bir an önce okuldan eve gelmek istiyordum, çünkü yazdıklarıma kimlerin cevap verdiğini görmek için sabırsızlanıyordum. Ardından benim de onlara cevap yazmam ve yeni yüklenen fotoğraflara bakmam gerekiyordu. Bilgisayarın başındayken çok aksi oluyordum ve rahatsız edilmekten nefret ediyordum. Tanıdığım bazı kişiler neredeyse her dakika internetteler; hatta başkalarının evlerindeyken bile bu sitelere giriyorlar ve gece yarılarına kadar zaman geçiriyorlar!” (Megan).
Neler yapabilirsiniz? Zaman boşa harcanmayacak kadar değerlidir. O halde tıpkı paranızı harcamak için bütçe yaptığınız gibi, vaktinizi de dengeli bir şekilde kullanmak için plan yapmaya ne dersiniz? Öncelikle internette geçirilebilecek makul süreyi bir yere yazın. Sonra bir ay boyunca kendinizi gözlemleyin ve yaptığınız plana ne kadar bağlı kaldığınıza bakın. Gerektiğinde değişiklikler yapın.
Eğer bir anne babaysanız ve çocuğunuz sosyal paylaşım sitelerinde aşırı zaman harcıyorsa, bunun altında yatan nedenleri anlamaya çalışın. Örneğin güvenli internet kullanımıyla ilgili bir kitapta, sosyal paylaşım sitelerinde aşırı zaman geçirmenin kaygı, stres ve kendine güvensizlikle bağlantılı olabileceğine değiniliyor ve şu sözler yer alıyor: “Birçok genç, sosyal konumları hakkında çok kaygı çekiyor. Gençler toplumdaki değerlerini arkadaşlarıyla elektronik ortamdaki ilişkilerine göre belirlerse, bu durum bağımlılıklarını körükleyebilir” (Cyber-Safe Kids, Cyber-Savvy Teens, Nancy E. Willard).
Sosyal paylaşım sitelerinin ya da internetteki başka herhangi bir faaliyetin, ailenizle geliştirmeniz gereken dostluğa engel olmasına asla izin vermeyin. Bir yazar, kitabında şunları söylüyor: “İnternetin çelişkilerinden biri de şudur: Aile fertleri birbirinden uzakta olduğunda iletişimi kolaylaştırıyor; evdeykense birbirlerinden uzak olmalarına sebep olabiliyor” (Grown Up Digital, Don Tapscott).
Sonuç: Emily adlı bir kız şunları söylüyor: “Sosyal paylaşım siteleri insanlarla görüşmeyi sürdürebilmek için harika bir yol. Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da kendinize dur demeyi bilmelisiniz.”
3 Sosyal Paylaşım Siteleri Namımı Nasıl Etkiliyor?
“İyi ad büyük servetten üstün tutulmalıdır; saygınlık gümüş ve altından daha iyidir” (Özdeyişler 22:1).
Neleri bilmelisiniz? Sosyal paylaşım sitelerine yazdığınız mesajlar adınızı lekeleyebilir; öyle ki bu lekenin sonradan silinmesi çok zor olabilir (Özdeyişler 20:11; Matta 7:17). Görünen o ki, birçok insan bu olası tehlikenin farkında bile değil. Raquel adında genç bir kadın şunları söylüyor: “İnsanlar sosyal paylaşım sitelerine girdiklerinde mantıklarını kaybetmiş gibi davranıyorlar. Normalde söylemeyecekleri şeyleri söylüyorlar. Bazıları, uygun olmayan tek bir mesajın bile iyi adlarına zarar verebileceğini fark etmiyor.”
Sosyal paylaşım sitelerinde adınız bir kere kötüye çıkarsa bu, yaşamınızı uzun vadede olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Yukarıda alıntı yapılan kitapta şu sözler de yer alıyor: “İnternet üzerinden paylaştıkları malzemeler nedeniyle işlerini kaybeden ya da iş başvuruları kabul edilmeyen insanlarla ilgili çok şey anlatılıyor” (Grown Up Digital).
Neler yapabilirsiniz? Sosyal paylaşım sitesindeki sayfanıza başkalarının gözünden bakmaya çalışın. Kendinize şu soruları sorun: ‘Ben gerçekten böyle mi görünmek istiyorum? Bir kişi, sayfamdaki fotoğraflarıma bakıp buna göre benim kişiliğimi tarif etse, zihninde hangi ifadeler uyanır? “Cilveli?” “Çapkın?” “Seksi?” “Eğlence delisi?” Örneğin bir iş başvurusunda bulunursam ve işverenim sayfama bakarsa, beni bu şekilde tanımasını ister miydim? Buradaki fotoğraflar gerçekten de sahip olduğum değerleri yansıtıyor mu?’
Bir gençseniz şu sorular üzerinde düşünebilirsiniz: ‘Anne babam, öğretmenim ya da fikirlerine değer verdiğim bir yetişkin sayfama baksa neler düşünür? Gördükleri ve okudukları şeyler beni utandırır mı?’
Sonuç: Namınız söz konusu olduğunda elçi Pavlus’un şu sözlerini hatırlayın: “İnsan ne ekerse onu biçer” (Galatyalılar 6:7).
4 Sosyal Paylaşım Siteleri Arkadaşlıklarımı Nasıl Etkiliyor?
“Hikmetlilerle aynı yolda giden hikmetli olur; akılsızlarla ilişkide olan ise zarar görür” (Özdeyişler 13:20).
Neleri bilmelisiniz? Arkadaşlarınız düşünüş tarzınızı ve davranışlarınızı etkiler (1. Korintoslular 15:33). Dolayısıyla, sosyal paylaşım sitelerinde de kiminle arkadaşlık edeceğiniz konusunda seçici davranmak çok önemlidir. Bazıları çok az tanıdığı hatta hiç tanımadığı yüzlerce kişinin arkadaşlık isteğini kabul ediyor. Başkaları ise, listelerindeki herkesin iyi arkadaşlar olmadığını sonradan fark ediyor. Bu konuda bazılarının neler söylediğine bakalım.
“Bir kişi önüne gelen herkesin arkadaşlık isteğini kabul ediyorsa, başının derde girmesi kaçınılmazdır” (Analise).
“Tanıdığım birçok insan istemedikleri kişileri ekliyor, çünkü onları ‘yok sayarak’ kırmaktan korkuyorlar” (Lianne).
“Bu, insanlarla yüz yüze görüşmek gibidir. Kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etmen gerekir” (Alexis).
Neler yapabilirsiniz? Kimleri kabul edeceğinize dair kurallarınız olsun. Örneğin, bazıları arkadaş olarak kabul edeceği kişiler konusunda kendilerine sınırlar koydu.b
“Tanıdık gelen kişileri değil, sadece iyi tanıdığım kişileri arkadaş listeme ekliyorum” (Jean).
“Sadece uzun zamandır tanıdığım kişileri listeme ekliyorum. Tanımadığım kişileri asla eklemiyorum” (Monique).
“Sadece çok iyi tanıdığım ve benimle aynı standartlara sahip olan kişileri ekliyorum” (Rae).
“Eğer tanımadığım birinden arkadaşlık isteği gelirse yok sayıyorum; bu kadar basit! Tüm arkadaşlarım iyi tanıdığım ve sanal âlem dışında da görüştüğüm kişiler” (Marie).
“Bir arkadaşım sayfasına bana göre uygun olmayan bir resim koyduğunda veya bir şey yazdığında, onu hiç çekinmeden listemden siliyorum. Sayfalarına koydukları şeylere sadece bakmak bile kötü arkadaşlıktır” (Kim).
“Sosyal paylaşım sitesinde hesabım varken kişisel ayarlarım konusunda çok katıydım. Sadece listemdeki arkadaşlarımın sayfamdakilere erişmesine izin verirdim; arkadaşlarımın arkadaşlarının bunları görmesine izin vermezdim. Çünkü onların benim için uygun kişiler olup olmadığından emin değildim. Onları tanımıyordum; nasıl bir nama sahip olduklarını da bilmiyordum” (Heather).
Sonuç: Bir kaynakta şu sözler yer alıyor: “Yapılacak en iyi şey, sadece tanıdığınız ve sanal âlem dışında da görüştüğünüz kişileri arkadaş listenize eklemektir” (CyberSafe, Dr. Gwenn Schurgin O’Keeffe).c
[Dipnotlar]
a Uyanış! dergisi herhangi bir sosyal paylaşım sitesini tavsiye etme ya da yargılama amacı gütmez. Tanrı’yı memnun etmek isteyenler, interneti Kutsal Kitap ilkeleriyle çelişmeyecek şekilde kullanmaya dikkat etmelidir (1. Timoteos 1:5, 19).
b Bu makalede iş ilişkileri değil, sıradan arkadaşlıklar ele alınmaktadır.
c Sosyal paylaşım siteleri hakkında daha fazla bilgi için Uyanış! dergisinin Temmuz 2011 tarihli sayısının 24-27. sayfalarına ve Ağustos 2011 tarihli sayısının 10-13. sayfalarına bakın.
[Sayfa 8’deki çerçeve]
OTURUMU KAPATIN!
Bilgisayarın başında olmadığınızda oturumu açık bırakırsanız, başkalarının sayfanıza bir şeyler koyma riskini artırmış olursunuz. Avukat Robert Wilson şöyle diyor: “Bu, cüzdanınızı ya da cep telefonunuzu piknik alanında bir masanın üstünde bırakmakla aynı şey. Herhangi biri bilgisayarın başına oturup sayfanıza bir şeyler koyabilir.” Devamen şunu tavsiye ediyor: “Oturumu mutlaka kapatın.”
[Sayfa 8’deki çerçeve]
SORUNLARA DAVETİYE ÇIKARMAYIN
Yapılan bir ankete göre, sosyal paylaşım sitelerine üye olan birçok kişi “soygun, kimlik hırsızlığı ve tacize yol açabilecek riskleri göze alıyor. Kullanıcıların yüzde 15’i bulundukları yeri ya da seyahat planlarını, yüzde 34’ü doğum tarihlerini, çocukları kendileriyle birlikte yaşayanların yüzde 21’i de onların isimlerini ve fotoğraflarını paylaşıyor” (Consumer Reports).
-