Dünyaya Bakış
Değişik Bir Gezegene Yolculuk
Henüz hiçbir insan başka bir gezegene yolculuk yapmadı; oysa Sergei Krikalev sanki tam bunu yapmış olduğunu hissetmiş olmalı. Kendisi bir yörüngeye fırlatıldığı zaman Sovyet Birliğinin Leningrad şehrinden bir kozmonottu. Döndüğü zaman, artık Sovyet Birliği yoktu ve Leningrad, St. Petersburg olmuştu. Krikalev sadece altı ay için Mir uzay istasyonunda kalmak üzere görevlendirilmişti, fakat vatanındaki kargaşanın yol açtığı mali ve siyasal baskılar yüzünden kendisi 313 gün boyunca yüksekliklerde kaldı.
Afrika’da Açlık
Açlık ve iç savaş Somali ve Etiyopya’dan on binlerce kişiyi vatanlarından kaçmaya ve Kenya’da sığınmacı kamplarında gıda ve barınak aramaya zorluyor. Güney Afrika’nın The Star gazetesinde sözleri aktarılan bir B.M. görevlisine göre, “onların çoğu az gıda veya su ile yaklaşık 600 kilometre yürüdükten sonra varışta çöküyor. Korkunç durumdadırlar, bazıları sadece bir kemik yığınıdır ve birçoklarında kurşun yaraları vardır.” Fazla kalabalık bir kampta her gün ortalama 15 kişi ölmektedir. Onların çoğu kadın ve çocuktur. Bu arada güneyde Zimbabwe’de, Harare kentinde çıkan Sunday Times gazetesinin verdiği habere göre, kuraklık gıda hırsızlığında büyük artışlara yol açmıştır. Bazı hırsızlar öylesine umutsuzdur ki, canlı ineklerden iri et parçaları kesiyorlar. Bu hayvanlar sahipleri tarafından merhametli bir şekilde yok edilene kadar korkunç ıstırap çekiyor.
Irkçılık İçin Neden Yok
Fransız Le Figaro gazetesi şöyle diyor: “Bilimadamları genetikteki son ilerlemelerin yardımıyla insanın genetik kodunda çoktandır saklı bulunan bilgileri çözmeye başladılar. Onların keşfettikleri şeyler, ırk hakkındaki geleneksel kavramları bir kenara attı.” Boy, cilt rengi ve başka özellikler gibi dıştan görülebilen tüm farklılıklarıyla insanlar arasında sonsuz gibi görünen çeşitliliğe rağmen, genetik bilginleri şimdi yeryüzündeki tüm insanların çok uzak olmayan geçmişten ve hiç kuşkusuz ortak bir ana babadan ve ortak bir yerden geldikleri görüşünde birleşiyorlar. Le Figaro şöyle diyor: “Irkçılığı savunmak için icat edilen tüm açıklamalar değersiz hale getirmiştir.”
Güzellik ve Beslenme
Brezilya Sau Pãulo Üniversitesinin ezcacılık fakültesinden profesör İda Caramico, “cildin beslenmesi ve nemlendirilmesi insanların yediklerinin kalitesine bağlıdır. Asıl kozmetik hâlâ uygun olanı yemektir,” diyor. Brezilya’nın Globo Ciência dergisine göre, çevre kirlenmesi, zehirli besinler, duygusal sorunlar, fazla güneş ışığı ve işin tuhafı, kozmetik maddelerin yerli yersiz kullanılışı gibi etkenler cildi yaşlatıyor. Dergi, cildin yumuşatılıp canlandırılması için yeterli miktarlarda meyve, sebze ve kepekli tahıllar içeren bir diyetle birlikte günde hiç olmazsa 8 bardak su içilmesini öneriyor. Şunu ekliyor: “Daha güzel görünmek için dıştan her türlü bakım kullanılabilir, ama doğal ya da yapay, hiçbir ürün iyi beslenme kadar iyi sonuç veremez.”
Papa “Yahveh”in Tek Tanrı Olduğunu İlan Ediyor
“Tanrı İnsanlığa Adını Açıklar.” Vatikan L’Osservatore Romano gazetesinde bir sayfanın üst kısmındaki kalın harfli başlık böyle idi. Bunun altında Papa II. John Paul’ün Roma’daki St. Leonard Murialdo kilise bölgesini ziyaretinde verdiği vaazın metni bulunuyordu. Sözlerine: “Çıkış’taki pasajda Tanrı bize adını bildiriyor,” diye başlayan Papa, Tanrı’nın Musa’dan, İsraillilere “beni size BEN İM gönderdi” diye anlatmasını istediği kısımdan, yani Çıkış 3. bap, 13 ve 14 ayetlerinden alıntı yaptıktan sonra şunları ekledi: “Yahveh kelimesinde de anlatılan ‛Ben İm’ sözü, Tanrı’nın var ve üstün Olan olduğunu söylüyor . . . . Bu şekilde bize Yahveh’in tek Tanrı’dan başkası olmadığı bildiriliyor.”
Evlilik Mi Yoksa Beraber Yaşamak Mı?
Bazı ülkelerde çiftlerin evlenmeden önce veya hiç evlenmeden beraber yaşamaları giderek daha çok görülmektedir. New Zealand Herald, “öylesine ki, evlilik Avrupa’da yersiz bir şey haline gelebilir” diyor. Gazetenin haber verdiği gibi, İsveç ve Danimarka’da yapılan istatisikler kadınların yalnızca yarısının evleneceklerini gösteriyor. Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise, aşağı yukarı üçte birinin evlenmeyeceği tahmin edilmektedir. Bununla beraber, yapılan araştırmalar, evlenmeden önce beraber yaşamanın, bir zamanlar düşünüldüğü gibi, kaliteli bir evliliğin güvencesi olmadığını göstermektedir. Journal of Marriage and the Family dergisinde çıkan bir rapora göre, “evlenmeden önce beraber yaşayanlar, beraber yaşamayan çiftlere oranla daha az kaliteli evlilikler, evlilik kurumuna daha az bağlılık . . . ve daha yüksek bir boşanma olasılığı gösterdiler.”
Köpekbalığı Şoku!
Etkili bir köpekbalığı savarı çoktandır aranmaktadır. Köpekbalığı ağları, ekolojik açıdan yunus balıkları ve kaplumbağalar gibi tükenme tehlikesi bulunan deniz yaratıkları için zararlı olmaktan başka, özellikle şiddetli fırtınalardan sonra, bakım ister. Bununla beraber, elektromanyetik bir köpekbalığı savarı şeklinde önemli bir buluş yapıldığı anlaşılıyor. Güney Afrika’da Natal Sharks Board’dan Norman Wynne şöyle açıklıyor: “[Köpekbalıklarının] belirli bir frekansı olan elektromanyetik alanlara son derece hassas olduklarını bulduk.” Köpekbalıklarıyla olan 250 temasla ilgili testler her bir olayda köpekbalıklarının yeni defedici tarafından kovulduklarını gösterdi. Aygıtın denizdeki diğer hayat şekilleri için zararsız olduğu anlaşılıyor. Yakında pazarlanacak olan ürün bir kemere veya sörf kayağına takılacak kadar küçüktür.
Yararlı Tütün Mü?
Kötüye kullanımından ileri gelen tüm ölümler göz önünde tutulursa, tütünün yararlı bir kullanımı olur mu? Güney Afrika’daki Endangered Wildlife dergisinde çıkan makaleye göre, bu olabilir. Tütün doğal bir pestisit olarak kullanılabilir. Öğütülmüş tütün ile sabunun kaynatılmış bir eriyiği ekinler üzerine serpilirse, tırtıl, sinek ve zararlı böcekleri öldürür. Koyun, inek ve keçilerin derilerine sürülen eriyik keneleri de etkili biçimde ortadan kaldırır. Bununla birlikte, makale şu ciddi uyarıda bulunuyor: “Bu tütün eriyiği kuvvetli doğal bir zehirdir. İnsanlar veya hayvanlar onu katiyen içmemelidirler. Evin etrafında bırakmayın. Bunun serpildiği ekinler hiç değilse dört gün için biçilmemeli ve yenilmeden önce temiz su ile iyice yıkanmalıdırlar.”
Emzirmek Yararlı
Brezilya’da çıkan Superinteressante dergisine göre, vakitsiz sütten kesme, gelişmekte olan dünyada bebek ölümlerinin ana nedenidir. Brezilya’daki annelerin yarısı hiç değilse altı ay için devam edeceğine, ikinci ayda emzirmekten vazgeçiyor. Makale şunları ekliyor: “Bir bağışıklık mirası olmadan yetersiz sağlık durumlarına maruz kalan çocuklar, emzirilselerdi yenebilecekleri hastalıklardan ölüyorlar.” Çocuk doktoru José Martins Filho şunu öne sürüyor: “Yüz kadından sadece beşi fiziksel sorunlar nedeniyle emzirebilecek durumda değildir.”
İyileşme Yerine Yaralanma
Bir kadın Meryem Ana’nın kendisine göründüğünü haber verdikten sonra, geçen aralıkta Denver, Kolorado, ABD yakınlarındaki bir Roma Katolik sunağına aşağı yukarı 6.000 hacı üşüştü. Hacılardan bazıları Meryem Ana’yı bir an için görmek umuduyla güneşe direkt olarak baktılar. Düzinelercesinin gözleri zarar gördü ve göz doktorları birçok vakada zararın ciddi ve kalıcı olduğunu söylediler. Bundan etkilenen bir kadın şöyle dedi: “İsa’ya mucize için giden ve sakat ayrılan kişileri hiç duydunuz mu?” Denver Başpiskoposu J. Francis Stafford “Hıristiyan müminleri” ilerde hususi vahiylerle bağlantılı toplanmalara katılmamaya önemle teşvik etti. Kendisi “yüzeysel duygulara ve safdilliğe” karşı uyardı.
Dünya Çapında Bir Süper Hükümet
Bazı çevre felaketleri, örneğin Çernobil reaktör kazası sırasında salıverilen zehirli radyoaktif bulut, hükümetleri çaresiz bırakıyor; çünkü böyle felaketler ulusal sınırları aşıyor ve hiçbir hükümet tarafından kontrol edilemez duruma geliyor. Böylece İtalyan Il Sole-24 ore gazetesine göre, İtalyan çevre bakanı şu öneride bulundu: “Çevre için bir dünya hükümeti bir ütopya değildir, özellikle ona kesin sorumluluklar . . . verilirse.”
Yaşlılık ve Hafıza Kaybı
Acaba yaşlılık unutkanlıkla eşanlamlı mı? Birçok insan böyle düşünüyor. Oysa İtalya’da yapılan ve Corriere Salute gazetesinde özetlenen araştırmalar bu fikre karşı çıkıyor. Yapılan deneyler 20 ile 70 yaşları arasındaki aşağı yukarı 1.000 kişi ile ilgiliydi. Alınan sonuçlar, görünürdeki hafıza kaybı nedeninin, yaşlıların kendilerine daha az güven duymaya başlamaları olduğunu gösteriyor. Örneğin, bir genç bir şey unutursa, onun yaşına hiç dikkat edilmez. Oysa yaşlı biri bir şey unutursa, bunun suçlusu hemen onun yaşı oluyor. Böylece unutkanlığın yaşlanmayla bağlantılı görülmesi yanlıştır. Başka sözlerle, çoğu kez “kendi hafızamız üzerinde yaptığımız değerlendirme, duyduğumuz kaygılarla yakından ilişkilidir; sonunda tüm ihtiyacımız olan şey sadece rahatlatılmaktır.” Yapılan araştırmada aynı zamanda, yaşlı kişiler gençler kadar çabuk öğrenemiyorlarsa da, geçmişte incelenen konuları hatırlamakta yaşlılığın bir engel olmadığı sonucuna varıldı.