-
Koşuyu Tahammülle KoşunGözcü Kulesi—2011 | 15 Eylül
-
-
Koşuyu Tahammülle Koşun
“Önümüze konulan koşuyu tahammülle koşalım” (İBR. 12:1).
1, 2. Elçi Pavlus İsa’nın takipçilerinin yaşamını neye benzetti?
HER YIL birçok yerde maraton yarışları düzenlenir. Seçkin koşucuların yarışa katılmalarının tek bir nedeni vardır: Kazanmak. Başkalarının hedefi ise o kadar büyük değildir. Onlar için yarışı bitirebilmek bile gurur duyulacak bir başarıdır.
2 Kutsal Kitapta İsa’nın takipçilerinin yaşamı bir koşuya benzetilir. Elçi Pavlus Korintos’taki iman kardeşlerine yazdığı ilk mektupta buna dikkat çekti. Şöyle yazdı: “Şunu bilmiyor musunuz ki, bir yarışta koşucuların hepsi koşar, ancak ödülü yalnızca biri alır? Siz de öyle koşun ki, ödüle erişebilesiniz” (1. Kor. 9:24).
3. Pavlus koşuyu sadece bir koşucunun kazandığını söylediğinde ne kastetti?
3 Pavlus, yaşam ödülünü sadece bir kişinin kazanacağını, yani diğerlerinin boşuna koştuğunu mu kastetti? Tabii ki hayır! Yarışmalara katılan koşucuların hedefi birinci olmaktır, bu amaçla yoğun şekilde antrenman yapar ve var güçleriyle uğraşırlar. Pavlus iman kardeşlerinden sonsuz yaşam koşusunda böyle bir çaba harcamalarını istiyordu. Bunu yaparlarsa yaşam ödülünü almayı ümit edebilirlerdi. Çünkü İsa’nın takipçilerinin yer aldığı bu koşuda, ödülü koşuyu bitiren herkes alır.
4. Önümüze konulan koşu hakkında neler bilmeliyiz?
4 Bu sözler bugün yaşam koşusunda yer alan bizleri hem cesaretlendirir hem de nasıl yaşadığımız üzerinde düşünmeye sevk eder. Çünkü ümidimiz ister gökte ister yeryüzündeki Cennette yaşamak olsun bizi muhteşem bir ödül bekliyor. Evet, koşu uzun ve zorludur; gittiğimiz yolda bizi yavaşlatabilecek, durdurabilecek ya da dikkatimizi dağıtabilecek birçok tehlike var (Mat. 7:13, 14). Ne yazık ki bu koşuda yavaşlayanlar, pes edip koşuyu bırakanlar ve düşenler oldu. Yaşam koşusunda hangi tuzaklar ve tehlikeler var? Bunlardan nasıl kaçınabilirsiniz? Koşuyu bitirmek ve böylece ödülü kazanmak için ne yapabilirsiniz?
Kazanmak İçin Tahammül Gerekli
5. Pavlus İbraniler 12:1’de koşuyla ilgili ne söyledi?
5 Pavlus daha sonra Yeruşalim ve Yahudiye’deki İbrani Hıristiyanlara yazdığı mektupta koşulara yeniden değindi (İbraniler 12:1’i okuyun). Bu sefer sadece koşuya katılmanın nedenine dikkat çekmedi, birinin kazanmak için ne yapması gerektiğini de belirtti. Pavlus’un İbrani Hıristiyanlara verdiği öğüdü ve alacağımız dersleri ele almadan önce, onun bu mektubu yazmasına neyin yol açtığını ve bizi ne yapmaya teşvik ettiğini görelim.
6. Hıristiyanlar din adamları yüzünden nasıl bir baskı altındaydı?
6 Birinci yüzyıldaki Hıristiyanlar, özellikle de Yeruşalim ve Yahudiye’de yaşayanlar birçok sınavla ve sıkıntıyla karşılaşıyordu. Onlar, halk üzerinde güçlü bir etkisi olan Yahudi din adamlarının yoğun baskısı altındaydı. Daha önce bu din adamları İsa Mesih’i, halkı yönetime karşı kışkırttığı gerekçesiyle suçlu bulmuş ve öldürtmüştü. Üstelik bu zulme son vermeye hiç niyetleri yoktu. Elçiler kitabında onların Hıristiyanları defalarca tehdit ettiğini ve onlara saldırdığını okuyoruz. MS 33 yılının Pentekost günündeki mucizevi olaylardan sonra başlayan bu zulüm kuşkusuz İsa’nın sadık takipçileri için hayatı oldukça zorlaştırdı (Elçi. 4:1-3; 5:17, 18; 6:8-12; 7:59; 8:1, 3).
7. Pavlus’un mektup yazdığı Hıristiyanlar ne açıdan zor bir dönemde yaşıyordu?
7 İsa’nın bu takipçileri aynı zamanda Yahudi ortamının sonunun çok yakın olduğu bir dönemde yaşıyordu. İsa onlara, sadakatsiz Yahudi ulusunun başına gelecek yıkımın yakın olduğunu söylemişti. Ayrıca takipçilerini bu yıkımdan hemen önce olacak olaylar hakkında bilgilendirmiş, hayatta kalmak için neler yapmaları gerektiği konusunda net talimatlar vermişti (Luka 21:20-22’yi okuyun). Öyleyse ne yapmaları gerekiyordu? İsa onları şöyle uyardı: “Kendinize dikkat edin de, aşırı yeme içmeyle ve hayatın kaygılarıyla yüreğiniz ağırlaşmasın; ve o gün ansızın gelip sizi bir kapan gibi gafil avlamasın” (Luka 21:34).
8. İsa’nın bazı takipçilerinin yavaşlamasına ya da koşuyu bırakmasına ne yol açmış olabilir?
8 Pavlus İbranilere yazdığı mektubu kaleme alırken, İsa’nın bu uyarıyı vermesinin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmişti. Geçen bu 30 yıllık dönem İsa’nın takipçilerini nasıl etkilemişti? Bazıları günlük yaşamın baskılarına yenik düştü ve dikkatleri dağıldı, bu nedenle tüm bu yıllar boyunca onları güçlü kılacak ruhi gelişmeyi gösteremediler (İbr. 5:11-14). Anlaşılan bazıları da çevrelerindeki çoğu Yahudi gibi yaşarlarsa hayatın kolaylaşacağını düşündü. Sonuçta bu Yahudiler Tanrı’yı tamamen terk etmemişti, çünkü O’nun verdiği Kanunu hâlâ bir ölçüde uyguluyorlardı. Ayrıca cemaatte Musa Kanununa ve geleneklere sıkı sıkıya bağlı kalınması gerektiğini savunan kişiler vardı. Anlaşılan İsa’nın bazı takipçileri böyle düşünen kişilere kandı ya da korkudan onların dediklerini yapmaya başladı. Pavlus iman kardeşlerinin ruhen uyanık kalmasına ve koşuyu tahammülle sürdürmesine yardım etmek için ne söyleyebilirdi?
9, 10. (a) Pavlus, İbraniler kitabının 10. bölümünün sonuna doğru hangi uyarıda bulundu? (b) Pavlus geçmişteki ‘şahitlerin’ imanlı davranışlarına neden değindi?
9 Pavlus, İbrani Hıristiyanları güçlendirmek için Tanrı’nın ilhamıyla yazdığı mektupta ilginç bir yöntem izledi. Mektubun 10. bölümünde Kanunun “gelecek iyi şeylerin . . . . gölgesi” olduğuna dikkat çekti ve günahların ancak Mesih’in sağladığı fidye aracılığıyla bağışlanabileceğini açıkladı. Pavlus bu bölümün sonuna doğru şöyle dedi: “Tanrı’nın isteğini yapıp vaatlerine erişebilmek için tahammüle ihtiyacınız vardır. Çünkü artık ‘çok az bir zaman’ var, ‘Gelen gelecek, gecikmeyecek’” (İbr. 10:1, 36, 37).
10 Pavlus, İbraniler kitabının 11. bölümünde Tanrı’ya gerçek imanın ne demek olduğunu çok güzel bir şekilde açıklar. Ve bunu yaparken geçmişte yaşamış imanlı erkek ve kadınları örnek verir. Acaba Pavlus onlardan bahsederek gereksiz yere konudan sapmış mı oldu? Kesinlikle hayır. Pavlus iman kardeşlerinin, imanın cesaret ve tahammül gerektirdiğini bilmesini istiyordu. Yehova’nın geçmişteki sadık kullarının çarpıcı örnekleri, İbrani Hıristiyanları sınavlarla ve sıkıntılarla başa çıkmaları için güçlendirecekti. Bu nedenle Pavlus o sadık kişilerin imanlı davranışlarına değindikten sonra şöyle diyebildi: “Böyle büyük bir şahitler bulutu çevremizi kuşattığına göre, biz de her türlü ağırlığı ve bizi kolayca saran günahı üzerimizden atalım ve önümüze konulan koşuyu tahammülle koşalım” (İbr. 12:1).
“Şahitler Bulutu”
11. ‘Büyük şahitler bulutu’ üzerinde düşünmek bizi nasıl etkileyebilir?
11 Bu ‘büyük şahitler bulutu’ koşuya sırf kenardan şahit olan, sanki sadece favori koşucularını ya da takımlarını izlemek için yarışa gelmiş olan seyirciler gibi değildi. Onlar aynı zamanda koşuyu koşmuş ve başarıyla bitirmiş koşuculardı. Şimdi ölmüş olsalar da, bıraktıkları örnekle yeni koşucuları cesaretlendiren tecrübeli koşuculara benzetilebilirler. Bir koşucu, çevresinde onu izleyen kişilerin arasında en başarılı koşuculardan bazılarının olduğunu bilseydi neler hissederdi düşünün. Elinden gelenin en iyisini, hatta fazlasını yapmaya çalışmaz mıydı? Geçmişte yaşamış bu şahitler, ne kadar zor olursa olsun koşunun kazanılabileceğine birer kanıttır. Dolayısıyla birinci yüzyıldaki İbrani Hıristiyanlar, ‘şahitler bulutunun’ örneği üzerinde düşünerek cesaret kazanabilir ve ‘koşuyu tahammülle koşabilirdi.’ Bugün biz de bunu yapabiliriz.
12. Pavlus’un değindiği örnekler bizim için neden önemli?
12 Pavlus’un değindiği sadık kişilerin birçoğu bizimkine benzer koşullarda yaşıyordu. Örneğin Nuh, Tufandan önceki dünyanın son günlerinde yaşadı. Biz de bu ortamın son günlerinde yaşıyoruz. İbrahim ve Sara’dan hakiki tapınma uğruna evlerini terk etmeleri ve Yehova’nın vaadinin gerçekleşmesini beklemeleri istendi. Biz de kendimizi reddetmeye, şimdi Yehova’nın onayını kazanmaya ve O’nun bize gelecekte sunacağı nimetleri beklemeye teşvik ediliyoruz. Musa’nın, Vaat Edilmiş Topraklara giderken zorluklarla dolu bir çölden geçmesi gerekti. Bizler de Tanrı’nın vaat ettiği yeni dünyaya doğru yol alırken bu can çekişen ortamdan geçiyoruz. Tüm bu sadık kişilerin yaşadıkları, başarıları ve başarısızlıkları, güçlü ve zayıf yönleri gerçekten de üzerinde düşünmeye değer (Rom. 15:4; 1. Kor. 10:11).
Onlar Nasıl Başardı?
13. Nuh’u bekleyen hangi zorluklar vardı? Bunların üstesinden gelmesine ne yardımcı oldu?
13 Yehova’nın bu kullarının tahammül etmesine ve koşuyu başarıyla bitirmesine ne yardımcı oldu? Pavlus’un Nuh hakkında yazdıklarına dikkat edin (İbraniler 11:7’yi okuyun). ‘Tüm canlıları yok edecek bir tufan’ Nuh’un ‘henüz görmediği’ bir şeydi (Başl. 6:17). Üstelik daha önce yaşanmamış, eşi benzeri olmayan bir olaydı. Buna rağmen Nuh bunu pek mümkün olmayan, hatta imkânsız bir şey olarak görmedi. Neden? Çünkü Yehova’nın, söylediği her şeyi yapacağına iman ediyordu. Nuh ondan istenen şeyin yapılamayacak kadar zor olduğunu düşünmedi. Bunun yerine “tam söylendiği gibi yaptı” (Başl. 6:22). O, gemiyi inşa etmeli, hayvanları toplamalı, gemiye insanlar ve hayvanlar için yiyecek depolamalı, bir uyarı mesajı duyurmalı ve ailesini ruhen güçlü tutmalıydı. Yapması gereken tüm bu işler düşünüldüğünde Nuh’un her şeyi “tam söylendiği gibi” yapması hiç de kolay değildi. Yine de imanı ve tahammülü sayesinde hem kendisi hem de ailesi hayatta kaldı ve nimetler elde etti.
14. İbrahim ve Sara hangi sıkıntılara dayandılar? Bundan hangi dersi çıkarabiliriz?
14 Pavlus’un ‘çevremizi kuşatan büyük şahitler bulutunda’ değindiği sonraki kişiler İbrahim ve Sara’dır. Tanrı onlardan Ur’daki normal yaşamlarını bırakmalarını istediğinde hayatları tamamen değişti. Gelecekte onları neyin beklediğini bilmiyorlardı. Zor zamanlarda sarsılmaz bir iman gösterme ve itaat etme konusunda örnek oldular. İbrahim hakiki tapınma uğruna istekle yaptığı onca özveri nedeniyle yerinde olarak ‘iman eden herkesin babası’ olarak adlandırıldı (Rom. 4:11). Pavlus, mektubunu İbrahim’in yaşamının detaylarını iyi bilen kişilere yazdığından sadece belli başlı noktalara değindi. Yine de o şu etkili dersi çıkardı: “Bunların hepsi [İbrahim ve ailesi de dahil] imanlı öldüler. Ne var ki, vaatlerin gerçekleşmesine yetişemediler, ancak onları uzaktan görüp sevinçle benimsediler ve o topraklarda yabancı ve gurbette olduklarını açıkça belirttiler” (İbr. 11:13). Görüldüğü gibi, Tanrı’ya imanları ve O’nunla yakın bir ilişkiye sahip olmaları onların koşuyu tahammülle koşmasına yardımcı oldu.
15. Musa’nın böyle bir yaşam seçmesinin nedeni neydi?
15 ‘Şahitler bulutunda’ yer alan Yehova’nın bir diğer sadık kulu da Musa’dır. Musa refah içindeki ayrıcalıklı yaşamını bırakıp “Tanrı’nın halkıyla birlikte kötü muamele görmeyi seçti.” Böyle yapmasının nedeni neydi? Pavlus şöyle cevap verdi: “[Musa] verilecek ödülden gözünü ayırmıyordu. . . . . Görünmeyen Kişiyi görüyormuş gibi kararlılığını korudu” (İbraniler 11:24-27’yi okuyun). Musa günahın geçici ‘sefasıyla’ dikkatinin dağılmasına izin vermedi. Tanrı ve vaatleri Musa için o kadar gerçekti ki olağanüstü bir cesaret ve tahammül gösterdi. İsrailoğullarını Mısır’dan Vaat Edilmiş Topraklara götürürken var gücüyle çabaladı.
16. Vaat Edilmiş Topraklara giremeyeceğini öğrendiğinde Musa’nın umutsuzluğa kapılmadığını nereden biliyoruz?
16 İbrahim gibi Musa da kendi yaşamı boyunca Tanrı’nın vaadinin gerçekleştiğini görmedi. İsrailoğulları Vaat Edilmiş Topraklara girmeden önce Tanrı Musa’ya şöyle dedi: “İsrailoğullarına vereceğim o diyarı uzaktan göreceksin, fakat oraya girmeyeceksin.” Bunun nedeni, Meriba suları yanındayken Musa ve Harun’un halkın isyankârlığına sinirlenip ‘İsrailoğullarının ortasında Tanrı’ya karşı sorumsuzca davranmalarıydı’ (Tekr. 32:51, 52). Peki Musa, Vaat Edilmiş Topraklara giremeyeceği için Tanrı’ya gücenip umutsuzluğa kapıldı mı? Hayır. Halk için hayırdua etti ve sözlerine şöyle son verdi: “Ne mutlu sana ey İsrail! Yehova’nın sağladığı kurtuluşu yaşamış senin gibi bir halk var mı? O senin yardımına koşan kalkanın ve haşmetli kılıcındır” (Tekr. 33:29).
Alacağımız Dersler
17, 18. (a) ‘Şahitler bulutundan’ yaşam koşusuyla ilgili ne öğrenebiliriz? (b) Sonraki makalede ne ele alınacak?
17 ‘Çevremizi kuşatan şahitler bulutunu’ oluşturan bu kişilerin yaşamından gördüğümüz gibi, koşuyu sona kadar koşabilmek için Tanrı’ya ve vaatlerine tam bir imanımız olmalı (İbr. 11:6). İman hayatımızın kıyısında değil merkezinde olmalı. İmansız kişilerin aksine Yehova’nın kulları zamanımızın ötesini görebilir. Bizler “görünmeyen Kişiyi” görebiliyoruz ve böylece koşuyu tahammülle koşuyoruz (2. Kor. 5:7).
18 İsa’nın takipçilerinin koşusu kolay değildir. Yine de koşuyu başarıyla bitirmemiz mümkün. Sonraki makalede koşuyu tamamlamamıza başka nelerin yardım edebileceğini göreceğiz.
-
-
“Koşun Ki, Ödüle Erişebilesiniz”Gözcü Kulesi—2011 | 15 Eylül
-
-
“Koşun Ki, Ödüle Erişebilesiniz”
“Siz de öyle koşun ki, ödüle erişebilesiniz” (1. KOR. 9:24).
1, 2. (a) Pavlus, İbrani Hıristiyanları cesaretlendirmek için hangi benzetmeyi kullandı? (b) Tanrı’nın kulları ne yapmaya teşvik ediliyor?
ELÇİ PAVLUS İbranilere yazdığı mektupta iman kardeşlerini cesaretlendirmek için etkili bir benzetme kullandı. Onlara yaşam koşusunda yalnız olmadıklarını hatırlattı. Onların etrafında koşuyu başarıyla tamamlamış “büyük bir şahitler bulutu” vardı. İbrani Hıristiyanlar bu sadık kişilerin imanlı davranışlarını ve gayretlerini akıllarında tutarlarsa sonuna kadar koşmaya kararlı olacaklardı.
2 Önceki makalede ‘şahitler bulutundaki’ bazı kişilerin yaşamına göz attık. Onlar bir koşudaymış gibi bitiş çizgisine ulaşmak için var güçleriyle çabaladılar. Tanrı’ya yaşamlarının sonuna dek sadık kalabilmenin sarsılmaz bir imanla mümkün olduğunu gösterdiler. Onların başarılarından bir ders çıkarabiliriz. Önceki makalede dikkat çekildiği gibi Pavlus biz de dahil tüm iman kardeşlerine şu öğüdü verdi: “Her türlü ağırlığı ve bizi kolayca saran günahı üzerimizden atalım ve önümüze konulan koşuyu tahammülle koşalım” (İbr. 12:1).
3. Pavlus, Yunan oyunlarındaki koşuculara değinerek neyi vurguladı?
3 Bir kitap birinci yüzyıldaki popüler atletizm oyunlarından biri olan koşu hakkında şöyle diyor: “Yunanlılar hem antrenman hem de yarış sırasında çıplak koşarlardı” (Backgrounds of Early Christianity).a Bu yarışlarda koşucular onları yavaşlatabilecek her tür ağırlığı ya da yükü üzerlerinden atarlardı. Günümüzde böyle çıplak koşmak uygun görülmeyebilirse de, onların bu şekilde koşmasının tek nedeni ödülü kazanabilmekti. Pavlus, yaşam koşusunda ödülü kazanabilmek için her tür engeli üzerimizden atmanın şart olduğunu vurguluyordu. Bu öğüdü uygulamak o dönemdeki İsa’nın takipçileri için olduğu kadar bugün bizim için de önemlidir. Peki hangi ağırlıklar ya da yükler yaşam koşusunda ödüle erişmemizi zorlaştırabilir?
‘Her Türlü Ağırlığı Üzerinizden Atın’
4. Nuh’un günlerindeki insanlar nelerle meşguldü?
4 Pavlus ‘her türlü ağırlığı üzerimizden atmamızı’ öğütledi. Bu ağırlıklar, tüm dikkatimizi yaşam koşusuna vermemizi ve elimizden gelenin en iyisini yapmamızı önleyebilecek her şeyi içerir. Bunlar neler olabilir? Pavlus’un değindiği örneklerden biri olan Nuh’u düşündüğümüzde İsa’nın şu sözlerini hatırlarız: “Nuh’un zamanında neler olduysa, İnsanoğlunun zamanında da öyle olacaktır” (Luka 17:26). İsa’nın bu sözlerle değindiği öncelikli konu yakında gerçekleşecek olan eşi benzeri görülmemiş yıkım değil, insanların yaşam tarzıydı (Matta 24:37-39’u okuyun). Nuh’un günlerinde yaşayan insanların çoğu Tanrı’yı memnun etmek bir yana O’nunla ilgilenmiyordu bile. Peki onların dikkatini dağıtan neydi? Aslında sıra dışı şeyler değil; yemek, içmek ve evlenmek gibi hayatın olağan eylemleriydi. Asıl sorun İsa’nın dediği gibi ‘hiçbir şeyi umursamamalarıydı.’
5. Koşuyu başarıyla bitirmemize ne yardımcı olur?
5 Nuh ve ailesi gibi bizim de birçok günlük uğraşımız var. Hem geçinmek için para kazanmalıyız hem de kendimize ve ailemize bakmalıyız. Bu uğraşlar zamanımızın ve enerjimizin büyük kısmını alabilir. Özellikle ekonomik yönden sıkıntıda olduğumuz dönemlerde ihtiyaçlarımız için daha çok kaygılanabiliriz. Ayrıca hayatımızı Yehova’ya adamış kişiler olarak önemli ruhi sorumluluklarımız da var: İyi haberi duyuruyoruz, ibadetlere hazırlık yapıyor ve katılıyoruz, kendimizi ruhen güçlü tutmak için kişisel inceleme ve aile ibadeti yapıyoruz. Nuh, Tanrı’nın hizmetinde yapacak birçok şeyi olmasına rağmen hepsini “tam söylendiği gibi yaptı” (Başl. 6:22). Koşuyu sona dek koşmak istiyorsak taşıdığımız ağırlığı en aza indirmemiz ve üzerimize gereksiz yük almaktan kaçınmamız kesinlikle şarttır.
6, 7. İsa’nın hangi sözlerini aklımızda tutmalıyız?
6 Pavlus “her türlü ağırlığı” üzerimizden atmamızı söylerken ne demek istedi? Elbette sahip olduğumuz tüm sorumlulukları üzerimizden atamayız. İsa’nın şu sözlerini aklınızda tutun: “‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygı çekmeyin. Milletler hevesle bunların peşinden koşar. Fakat gökteki Babanız bütün bunlara ihtiyacınız olduğunu bilir” (Mat. 6:31, 32). İsa bu sözlerle, yiyecek ve giysi gibi normal şeylerin bile hayatımızda ilk yeri aldığı takdirde bizim için bir yük olabileceğine ya da bizi tökezletebileceğine dikkat çekti.
7 İsa’nın şu sözlerine dikkat edin: “Gökteki Babanız bütün bunlara ihtiyacınız olduğunu bilir.” Bu sözler, gökteki Babamız Yehova’nın ihtiyaçlarımızla ilgileneceği anlamına gelir. Tabii ayette “bütün bunlar” ifadesiyle değinilen şeyler bizim hoşlandığımız ya da istediğimiz şeylerden farklı olabilir. Yine de, ‘milletlerin hevesle peşinden koştuğu’ şeyler hakkında kaygılanmamamız söyleniyor. Neden? İsa daha sonra şu öğüdü verdi: “Kendinize dikkat edin de, aşırı yeme içmeyle ve hayatın kaygılarıyla yüreğiniz ağırlaşmasın; ve o gün ansızın gelip sizi bir kapan gibi gafil avlamasın” (Luka 21:34, 35).
8. “Her türlü ağırlığı” üzerimizden atmamız neden özellikle şimdi önemlidir?
8 Bitiş çizgisi hemen önümüzde. Sona bu kadar yaklaşmışken bize ayak bağı olabilecek gereksiz ağırlıklarla yükümüzü artırırsak çok yazık olur! Pavlus’un şu öğüdü gerçekten çok yerindedir: “Elindekiyle yetinmeyi bilen için Tanrı’ya bağlılık elbette büyük bir kazanç yoludur” (1. Tim. 6:6). Pavlus’un bu sözlerini benimsersek ödüle erişme olasılığımız büyük oranda artacaktır.
“Bizi Kolayca Saran Günah”
9, 10. (a) “Bizi kolayca saran günah” ifadesiyle ne kastedilir? (b) İsa’nın bir takipçisinin imanına ne olabilir?
9 Pavlus ‘her türlü ağırlığın’ yanı sıra “bizi kolayca saran günahı” da üzerimizden atmamız gerektiğini söyledi. Bu ne olabilir? “Kolayca sarmak” olarak çevrilen Yunanca sözcük Kutsal Kitapta sadece bu ayette geçer. Kutsal Kitap bilgini Albert Barnes şöyle diyor: “Nasıl bir atlet koşarken bacağına dolanıp onu durdurabilecek bir giysi giymekten kaçınırsa, bir Hıristiyan da onu yavaşlatabilecek buna benzer her şeyi üzerinden atmalıdır.” Hiçbir şeyin bizi ‘sarmasına’, yani imanımızı zayıflatmasına, hatta yok etmesine izin vermemeliyiz. Peki İsa’nın bir takipçisinin imanı nasıl zayıflayabilir?
10 İsa’nın bir takipçisi imanını bir gecede yitirmez. Bu yavaş yavaş, hatta sinsice gerçekleşebilir. Pavlus mektubunun başlarında “imandan sapıp uzaklara sürüklenme” ve “imansız, kötü bir yürek geliştirme” tehlikesine karşı uyarıda bulundu (İbr. 2:1; 3:12). Giysisi bacağına dolanan bir atletin düşmesi neredeyse kaçınılmazdır. Eğer koşarken bazı giysileri giymenin tehlikelerini göz ardı ederse düşme riski oldukça artar. Onun bu tehlikeyi göz ardı etmesine ne yol açabilir? Belki uyarıları umursamıyordur, kendine aşırı güveniyordur ya da dikkati başka yöne kaymıştır. Peki biz Pavlus’un öğüdünden hangi dersi çıkarabiliriz?
11. İmanımızı yitirmemize ne yol açabilir?
11 Unutmamalıyız ki, imanın yitirilmesi, zaman içerisinde yaptıklarımızın bir sonucu olarak gerçekleşir. Başka bir bilgin ‘bizi kolayca saran günahın’, “koşullarımıza, yapımıza ve arkadaşlıklarımıza bağlı olarak bizi en kolay etkileyebilecek günah” olduğunu söyledi. Diğer bir deyişle çevremizin, zayıflıklarımızın ve arkadaşlıklarımızın üzerimizde güçlü bir etkisi olabilir. Bunlar imanımızı zayıflatabilir, hatta onu yitirmemize yol açabilir (Mat. 13:3-9).
12. İmanımızı yitirmemek için hangi hatırlatmaları dikkate almalıyız?
12 Sadık ve sağgörülü hizmetkâr bize izlediğimiz ve dinlediğimiz, yani yüreğimizi ve zihnimizi meşgul ettiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerektiğini yıllardır hatırlatıyor. Ayrıca para ve mal mülk peşinde koşmanın tehlikesi hakkında uyarıyor. Eğlence dünyasının gösterişi ve cazibesi ya da sürekli yenisi çıkan son model cihazları satın alma arzusu bizi yoldan saptırabilir. Aldığımız bu öğütlerin aşırı kısıtlayıcı olduğunu ya da herhangi bir tehlikenin bizi etkilemeyeceğini düşünüp bunların sadece başkaları için geçerli olduğu sonucuna varmak büyük bir hata olur. Şeytan’ın dünyasının yolumuza koyduğu bizi sarabilecek engeller sinsi ve aldatıcıdır. Umursamazlık, aşırı güven ve dikkat dağıtan şeyler bazılarının imanını yitirmesine yol açtı. Bunlar bizim de hayat ödülünü almamıza engel olabilir (1. Yuhn. 2:15-17).
13. Kendimizi zararlı etkilere karşı nasıl koruyabiliriz?
13 Bu dünyanın hedeflerini, değerlerini ve düşünüş tarzını savunan insanlar gece gündüz etrafımızda (Efesoslular 2:1, 2’yi okuyun). Yine de onlardan ne ölçüde etkileneceğimiz büyük oranda bize, yani bu etkilere verdiğimiz karşılığa bağlıdır. Pavlus’un söz ettiği “hava” ölümcüldür. Bu havadan zehirlenip koşuyu bırakmamak için sürekli tetikte olmalıyız. Koşuya devam etmemize ne yardımcı olabilir? İsa koşuyu başarıyla bitirmek konusunda bizim için kusursuz bir örnektir (İbr. 12:2). Ayrıca Pavlus’un örneğine de sahibiz. O kendisini hayat koşusunda koşanların arasında saydı ve iman kardeşlerine “Beni örnek alın” dedi (1. Kor. 11:1; Filip. 3:14).
Ödüle Nasıl Erişebilirsiniz?
14. Koşuyu bitirmek Pavlus için ne kadar önemliydi?
14 Koşuyu bitirmek Pavlus için ne kadar önemliydi? Pavlus Efesos’taki ihtiyarlarla son konuşmasında şöyle dedi: “Ben canıma hiç değer vermiyorum; yeter ki, . . . . Efendimiz İsa’dan aldığım görevi ve bu yoldaki koşumu tamamlayabileyim” (Elçi. 20:24). O, koşuyu bitirebilmek için yaşamı da dahil her şeyini vermeye hazırdı. Pavlus’a göre, eğer bir şekilde koşuyu bitiremezse iyi haberi duyurmak için harcadığı tüm çabalar boşa gidecekti. Yine de kendine aşırı güvenmiyordu, ödülü kazanacağına kesin gözüyle bakmadı (Filipililer 3:12, 13’ü okuyun). O ancak yaşamının sonuna doğru şunu söyleyebildi: “Bu değerli mücadeleyi sürdürdüm, koşuyu tamamladım ve iman yolundan ayrılmadım” (2. Tim. 4:7).
15. Pavlus iman kardeşlerini ne yapmaya teşvik etti?
15 Pavlus ayrıca iman kardeşlerinin de koşuyu yarı yolda bırakmadan bitirmesini çok istiyordu. Örneğin Filipi’deki İsa’nın takipçilerini kurtulmaları için büyük çaba harcamaya teşvik etti. Onlara ‘hayat sözüne sıkıca yapışmalarını’ söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Böylece, ben de bu yolda boşuna koşmamış ve emek harcamamış olduğumu bilerek Mesih’in gününde kıvanç duyayım” (Filip. 2:16). Benzer şekilde Korintos’taki İsa’nın takipçilerini de şöyle teşvik etti: “Öyle koşun ki, ödüle erişebilesiniz” (1. Kor. 9:24).
16. Hedefimiz, yani ödülümüz neden bizim için gerçek olmalı?
16 Maraton gibi uzun bir koşuda bitiş çizgisi başta görülmez. Yine de bir koşucu yarış boyunca bitiş çizgisine odaklanır. Bitiş çizgisine yaklaştığını bilirse ona erişmeye daha da kararlı olur. Sürdürdüğümüz koşu için de aynı şey geçerli. Hedefimiz, yani ödülümüz bizim için gerçek olmalı. Bu, koşuyu bitirmeye kararlı olmamıza ve ödülü kazanmamıza yardımcı olur.
17. İman, gözümüzü ödülden ayırmamamıza nasıl yardımcı olur?
17 Pavlus şöyle yazdı: “İman, ümit edilen şeylerle ilgili güvenceli bir bekleyiş, görülmeyen gerçeklere dair kanıtların açıkça görülmesidir” (İbr. 11:1). İbrahim ve Sara rahat hayatlarını bırakıp “vaat edilen topraklarda yabancı bir ülkedeymiş gibi gurbet hayatı” yaşamaya hazırdı. Böyle bir tutum sergilemelerine ne yardımcı oldu? Onlar, Tanrı’nın ‘vaatlerinin gerçekleşmesini uzaktan gördüler.’ Musa da ‘Mısır hazinelerini’ ve ‘günahın sefasını sürmeyi’ reddetti. Peki bunu yapacak imana ve güce nasıl sahip oldu? O, ‘verilecek ödülden gözünü ayırmadı’ (İbr. 11:8-13, 24-26). Pavlus bu kişilerden her birine değinirken yerinde olarak sözüne “iman sayesinde” ifadesiyle başladı. Onlar iman sayesinde sınavların ve sıkıntıların ötesine bakabildiler ve Tanrı’nın onlar için yaptıklarını ve yapacaklarını görebildiler.
18. “Bizi kolayca saran günahı” üzerimizden atmak için hangi adımları atabiliriz?
18 İbraniler 11. bölümde değinilen imanlı kişiler üzerinde düşünerek ve onları örnek alarak biz de iman geliştirebilir ve “bizi kolayca saran günahı” üzerimizden atabiliriz (İbr. 12:1). Ayrıca böyle bir iman geliştiren kişilerle bir araya gelerek ‘sevgi ve iyi işler için gayretlendirmek üzere birbirimize dikkat edebiliriz’ (İbr. 10:24).
19. Gözümüzü ödülden ayırmamak neden önemlidir?
19 Koşumuzun sonuna yaklaştık. Bitiş çizgisi neredeyse görülüyor. İmanla ve Yehova’nın yardımıyla biz de “her türlü ağırlığı ve bizi kolayca saran günahı” üzerimizden atabiliriz. Evet ödüle, yani Tanrımız ve Babamız Yehova’nın vaat ettiği nimetlere erişebilecek şekilde koşabiliriz.
[Dipnot]
a Bu, o dönemde yaşayan Yahudilerin kınadığı bir şeydi. Apokrif bir kitap olan 2. Makabiler’e göre, pak tapınmadan sapmış olan başkâhin Yason, Yeruşalim’e Yunanlılarınki gibi bir spor salonu (gymnasion) inşa edilmesini önerince bu büyük bir tartışmaya yol açmıştı (2. Makabiler 4:7-17).
-