Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • İçindekiler
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • İçindekiler

      Sayfa

      3 1. Doyum Veren Bir Yaşam Sadece Hayal mi?

      5 2. Doyum Veren Bir Yaşam İçin Öneriler

      11 3. Güvenilir Rehberlik Sunan Bir Kitap

      15 4. Bu Eşsiz Kitabın Kaynağı

      18 5. Tanrı’yı Tanımak

      20 6. Yehova Bizi Neden Yarattı?

      22 7. Doyum Veren Bir Yaşam Neden Elde Edilemiyor?

      25 8. Doyum Veren Yaşam Yeniden Mümkün

      28 9. Şimdi ve Sonsuza Dek Doyum Veren Bir Yaşam!

  • Önsöz
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • Önsöz

      Şu çelişkiyi düşünün: Sanayileşmiş bir ülkede, insanların yüzde 90’ından fazlası kendilerini mutlu, hatta çok mutlu hissediyor. Fakat, bu ülkede kullanımı en yaygın 10 ilaçtan 3’ü depresyon için yazılıyor. Aynı ülkede, insanların yüzde 91’i doyum veren bir aile yaşamlarının olduğunu düşünüyor. Ancak, orada evliliklerin neredeyse yarısı boşanmayla sonuçlanıyor!

      Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan, 18 ülkeden insanlarla yapılan bir anket, aslında “gelecekle ilgili bir karamsarlık bulutunun dünyanın büyük bir kısmını kapladığını” gösteriyor. Dolayısıyla birçoklarının tam anlamıyla doyum veren bir yaşam sürdürmediği açıkça görülüyor. Peki ya siz? Bu küçük kitap, yaşamınızı gerçekten doyum verici kılmanıza yardım etmek üzere hazırlandı.

  • Doyum Veren Bir Yaşam Sadece Hayal mi?
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 1. Bölüm

      Doyum Veren Bir Yaşam Sadece Hayal mi?

      GELİŞMİŞ bir ülkede, yaşamın tüm lüksleriyle donanmış bir ev, dışarıdan konforlu ve refah içinde görünebilir. Bununla birlikte, kapıdan içeri girdiğinizde belki de can sıkıcı, mutsuz bir atmosferle karşılaşırsınız. Ergenlik çağındaki çocuklar ana babalarıyla konuşmuyor, onların sorularına asık bir suratla, sadece “Evet” veya “Hayır” diyerek karşılık veriyorlar. Anne, kocasının ilgisine hasret. Baba ise hiç rahatsız edilmek istemiyor. Karı kocanın, başka bir yerde yaşayan yaşlı ana babası, aylarca görmedikleri evlatları ve torunlarının ziyaretini özlemle bekliyor. Öte yandan, benzer baskılarla karşılaşan bazı aileler bu gibi sorunları çözebilmiştir ve onlar gerçekten mutludur. Bunun nedenini merak ediyor musunuz?

      2 Dünyanın başka bir köşesinde, gelişmekte olan bir ülkede yaşayan bir aileyi düşünün. Ailenin yedi üyesinin tümü her an çökebilecek bir barakada yaşıyor. Sonraki öğün için ne zaman yiyecek bulabileceklerini bilmiyorlar; bu da, insanoğlunun dünyayı açlık ve yoksulluktan kurtaramamış olduğunu hatırlatan üzücü bir durumdur. Bununla birlikte, yeryüzünde yoksulluk karşısında olumlu bir tutum sergileyen birçok aile var. Bunu nasıl başarıyorlar?

      3 Mali sorunlar zengin ülkelerde bile baş gösterebilir. Japonya’da bir aile, evlerini ülkenin ekonomik bir “patlama” yaşadığı dönemde satın aldı. Ufukta yeni ücret artışlarının olduğuna inandıklarından, büyük bir kredi borcuna girdiler. Fakat ekonomik durum kötüye gitmeye başladığında, taksitleri ödeyemediler ve evlerini ödemiş oldukları miktarın çok altında bir fiyata satmak zorunda kaldılar. Artık o evde yaşamamalarına rağmen, hâlâ evin borcunu ödüyorlar. Ayrıca, onlar kredi kartlarını düşüncesizce kullanmaktan kaynaklanan faturaları ödemeye çabalıyorlar; bu durum yüklerini daha da ağırlaştırıyor. Baba at yarışlarında müşterek bahis oynuyor ve aile borç batağına daha çok saplanıyor. Bununla birlikte, birçok aile yaşamlarında mutlulukla sonuçlanan değişiklikler yaptı. Bunu nasıl başardıklarını bilmek ister misiniz?

      4 Nerede yaşarsanız yaşayın, insan ilişkileri sürekli bir üzüntü kaynağı olabilir ve yaşamı doyum verici olmaktan çıkarabilir. İşyerinde insanlar sizi arkanızdan çekiştirebilir. Başarılarınız başkalarında kıskançlık yaratabilir ve haksız eleştirilere uğrayabilirsiniz. Her gün zorunlu olarak ilişkide olduğunuz bir kimse, baskıcı kişiliğiyle sizi sinirlendirebilir. Çocuğunuz okulda itilip kakılabilir, devamlı rahatsız edilebilir veya başkaları tarafından önemsenmeyebilir. Çocuğunu tek başına yetiştiren bir anne veya babaysanız, içinde bulunduğunuz durumun başkalarıyla ilişkilerinizi zorlaştıran bir etken olduğunu bilirsiniz. Tüm bu sorunlar bugün birçok kadın ve erkeğin yaşamını stresli hale getiriyor.

      5 Stresin etkileri yavaş yavaş birikebilir ve sonra ansızın patlama noktasına gelinir. Bu nedenle stres sessiz katil, kronik stres ise yavaş yavaş etkisini gösteren bir zehir olarak adlandırılıyor. Minnesota Üniversitesinden Profesör Robert L. Veninga, “stresin ve ondan kaynaklanan hastalıkların bugün dünyanın hemen her köşesinde çalışanları etkilediğini” söylüyor. Stresle bağlantılı hastalıkların, ABD ekonomisine yılda 200 milyar dolara mal olduğu söyleniyor. Hatta stres Amerika’nın en son ihracı olarak adlandırılıyor ve “stres” sözcüğü dünyanın belli başlı dillerinin birçoğunda kullanılıyor. Stresli olduğunuzda ve programınızdaki işleri bitiremediğinizde, suçluluk duygusuna kapılabilirsiniz. Son zamanlarda yapılan bir çalışma, bir kişinin suçluluk duygusu hissettiği sürenin her gün ortalama iki saat olduğunu gösteriyor. Yine de, bazıları stresle başa çıkabildi ve yaşamlarını başarılı kılabildiler.

      6 Bu tür günlük sorunlarla nasıl başa çıkabilir ve doyum veren bir yaşam sürebilirsiniz? Bazıları, uzmanlar tarafından yazılan elkitaplarına ve rehber kitaplara başvuruyor. Bu tür kitaplar güvenilir midir? Çocuk yetiştirme konusunda yazdığı kitap 42 dile çevrilen ve yaklaşık 50 milyon adet dağıtılan Dr. Benjamin Spock bir keresinde şunu söyledi: “Kararlı olamamak . . . . bugün Amerika’da ana babaların en yaygın sorunudur.” Sonra devamen, kendisi de dahil profesyonellerin büyük ölçüde suçlu olduğunu belirtti. Şunu kabul etti: “Her şeyi bildiğimizi iddia etmenin, ana babaların özgüvenini nasıl yavaş yavaş zayıflattığını iş işten geçtikten sonra fark ettik.” Öyleyse, yerinde olarak şunu sorabiliriz: Bugün ve gelecekte doyum veren bir yaşam sürdürmek için kimin öğüdüne güvenebiliriz?

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1-3. Günlük yaşamda hangi sorunlarla karşılaşıyoruz?

      4. İnsan ilişkileri sizi nasıl etkiliyor?

      5. Sizce bugün dünyada hangi etkenler stresin nedenleri arasındadır?

      6. Doyum veren bir yaşam sürmenize yardımcı olmak konusunda insan aklının ürünü olan öğütleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • Doyum Veren Bir Yaşam İçin Öneriler
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 2. Bölüm

      Doyum Veren Bir Yaşam İçin Öneriler

      BİR sorunla karşılaştığınızda, çözüm için nereye başvurursunuz? Güvenilir bir arkadaşa veya deneyimli bir danışmana gidebilirsiniz. Bir kütüphaneye girip bilgi kaynaklarına bakmak da yararlı olabilir. Ya da, yıllardır edindikleri yaşam tecrübelerinden yararlanmak için “büyüklerin” tavsiyelerini alabilirsiniz. Hangi yolu tercih ederseniz edin, sorunun çözümüne yönelik değerli tavsiyeler sunan, yani “hikmet” yansıtan sözler üzerinde düşünmek yararlıdır. Şimdi, yararlı bulacağınız sağlam öğütlerden bazı örneklere bakalım.

      2 Aile yaşamı: Birçok ana baba, çocuklarını zararlı etkilerin yaygın olduğu bir dünyada yetiştirmekten dolayı kaygı duyuyor. Şu öğüt üzerinde düşünmek yararlı olabilir: “Çocuğu gideceği yola göre yetiştir, yaşlı olunca da ondan ayrılmaz.”1 Çocukların büyürken, bir ‘yola’, yani uymaları gereken standartlara ihtiyaçları vardır. Giderek daha çok uzman, çocuklar için yararlı kurallar koymanın önemini fark etmektedir. Ana babanın koyduğu doğru standartlar, çocuklara güvenlik duygusu verir. Başka bir öğüt şöyle der: “Değnek ve tedip [yola getirme] hikmet verir; fakat kendi haline bırakılan çocuk anasını utandırır.”2 “Değnek” çocukların doğru yoldan sapmasını önlemek için, ana babanın sevgiyle uygulaması gereken otoriteyi kasteder. Fakat bu otoriteyi kullanmak, hiçbir şekilde çocuğa kötü muameleyi içermez. Ana babalara şu öğüt veriliyor: “Ey babalar, cesaretten düşmesinler diye, çocuklarınızı incitmeyin.”3

      3 Karı koca arasındaki iyi ilişki, mutlu bir ailenin temelidir. Böyle bir ilişki için ne gereklidir? “Sizden her biri de kendi karısını böylece kendisi gibi sevsin; ve kadın kocasına hürmet etsin.”4 Sevgi ve saygı, aile düzeneğinin işleyişini sağlayan yağ gibidir. Bu öğüdün yararını görmek için iletişim yaşamsaldır; çünkü ‘özel tutulan konuşmaların olmadığı yerde planlar boşa çıkar.’5 Samimi bir iletişim kurmak için, eşimizin duyguları hakkında anlayış kazanmaya çalışmalıyız ve içini açıp gerçek hislerini anlatmasını sağlamalıyız. Şu öğüdü akılda tutmak hikmetliliktir: “İnsanın yüreğindeki düşünce derin sulardır; fakat anlayışlı adam [veya kadın] onu çekip çıkarır.”6

      4 Çocukları tarafından yalnız bırakılan birçok yaşlı insan, kendini yapayalnız hissediyor; evlatların ana babalarına saygı göstermesinin bir zamanlar gelenek olduğu ülkelerde bile bu görülüyor. Fakat, onların çocuklarının şu hikmetli sözler üzerinde düşünmeleri yararlı olacaktır: “Babana ve anana hürmet edeceksin.”7 “İhtiyar olduğu zaman, ananı hor görme.”8 “Babasına zorbalık eden, ve anasını kovan, utandıran ve ayıplatan bir oğuldur.”9 Öte yandan, yaşlı ana babaların da olumlu bir bakış açısı edinmeleri ve sıcak ilişkiler geliştirmek için girişimde bulunmaları gerekir. “Umumdan ayrılan kendi arzusunu arar, her sağlam öğüde karşı kor.”10

      5 Alkol Kullanımı: ‘Şarabın hayata sevinç kattığı’11 ve alkollü içeceklerin ‘bir kimsenin derdini unutmasını’12 sağlayabileceği doğrudur. Fakat şunu unutmayın: “Şarap müstehzidir, içki gürültücüdür; ve kim onunla sendelerse, hikmetli değildir.”13 Aşırı içmenin etkilerini bir düşünün: “Sonunda [şarap] yılan gibi ısırır, ve engerek gibi sokar. Gözlerin garip şeyler görecek, yüreğin sapık şeyler söyliyecek. . . . . Ne zaman ayılacağım? onu bir daha arıyayım.”14 Alkollü içeceklerin makul oranda alınması yararlı olabilir; fakat onların aşırı tüketiminden daima kaçınılmalıdır.

      6 Parayı Akıllıca Kullanmak: Bazı durumlarda, paranın akıllıca kullanılmasıyla parasal sorunlar önlenebilir. Şu öğüde kulak verin: “Şarap sümürenlerin, ete düşkün olanların arasında bulunma; çünkü ayyaş ve obur fakir olur; ve uyuklama insana paçavra giydirir.”15 Uyuşturucu, aşırı alkol kullanımı ve kumar gibi alışkanlıklardan kaçınarak, paramızı ailemizin yararına kullanabiliriz. Yine de, birçok kişi maddi olanaklarının elverdiği sınırlar içinde yaşamıyor ve sonuçta sadece borç ödemek için çalışıp didiniyorlar. Hatta bazıları başka bir borcun faizini ödemek için yeni borçlar altına giriyor. Şu değerli öğüdü akılda tutmak yararlı olacak: ‘Boş şeylerin ardınca giden, fakirliğe doyar.’16 Kendimize şu soruları sorabiliriz: “Satın almak istediğim şeylere gerçekten ihtiyacım var mı? Sadece birkaç kez kullandıktan sonra, dolabın bir köşesinde bıraktığım kaç eşyam var?” Bir köşe yazarı “İnsanın gereksinimleri az, istekleriyse sonsuzdur” diye yazdı. Şu hikmetli söze dikkat edin: “Dünyaya bir şey getirmedik, çünkü ne de ondan bir şey götürebiliriz; fakat yiyeceğimiz ve örtüneceğimiz oldukça, onlarla kanaat edeceğiz. . . . . Her türlü fenalığın bir kökü para sevgisidir; bazıları bunu arzu ederek . . . . bir çok eziyetlerle kendilerine işkence ettiler.”17

      7 Çalışkanlık birçok parasal sorunu çözer. “Ey tembel, karıncaya git; onun yollarına bak da hikmetli ol; . . . . Biraz uyku, biraz uyuklama, uyumak için biraz el kavuşturma; fakirlik sana bir uğru [hırsız] gibi, . . . . gelecek.”18 Ayrıca, dikkatli planlama ve gerçekçi bir bütçe de yararlı olabilir. “Sizden kim bir kule yapmak ister de, onu tamamlıyacak şeyi var mı diye, oturup önce masrafı hesap etmez?”19

      8 Ya kendi hatamızdan kaynaklanmayan bir nedenle yoksulluk çekiyorsak ne yapabiliriz? Örneğin, çalışmak istememize rağmen, ekonomideki büyük ve ani bir değişiklik yüzünden işsiz kalabiliriz. Ya da, insanların çoğunun yoksulluk sınırının altında bulunduğu bir ülkede yaşıyor olabiliriz. Bu durumda ne yapabiliriz? “Hikmet siperdir, gümüş de siperdir; fakat bilginin üstünlüğü şudur ki, hikmet kendi sahibini yaşatır.”20 Ayrıca şu öğüt üzerinde de düşünün: “İşinde gayretli (becerikli) adamı görüyor musun? o kıralların önünde duracaktır.”21 Acaba iş bulmamızı kolaylaştıracak beceriler edinebilir miyiz?

      9 Şu öğüt çelişkili gibi görünebilir ama aslında etkilidir: “Verin, size de verilecektir; . . . . zira hangi ölçekle ölçerseniz, o ölçekle size ölçülecektir.”22 Bu, karşılığında bir şeyler elde etme beklentisiyle verme anlamına gelmez. Tersine, bize cömert bir ruh geliştirmemiz öğütleniyor: “Cömert olan can semiz olur; ve sulayan, kendisi de sulanır.”23 Sahip olduğumuz şeyleri ihtiyaç baş gösterdiği zamanlarda başkalarıyla paylaşmakla, verme ruhunun gelişmesine katkıda bulunuruz ve bu sonunda bize de yararlar sağlayabilir.

      10 İnsan İlişkileri: Hikmetli bir kralın gözlemi şuydu: “Her emeği ve iyi giden işi gördüm ki, bir kimsenin komşusu tarafından kıskanılması bundan dolayıdır. Bu da boş, ve yeli kavramağa çalışmaktır.”24 Rekabet duygusu birçok kişinin hikmetsizce hareket etmesine neden oldu. Öyle ki, bir kişi komşusunun 84 ekran bir televizyon aldığını gördüğünde, kendisinin 72 ekran televizyonu mükemmel çalıştığı halde, 101 ekran televizyon alıyor. Bu tür bir rekabet, tıpkı ‘yeli kavramaya’ çalışmak gibi, aslında boş şeyler peşinde koşmaktır. Aynı fikirde değil misiniz?

      11 Ayrıca, başkalarının bize söylediklerine gücenme eğilimimiz olabilir. Fakat şu öğüde dikkat edin: “Darılmakta ruhun tez olmasın, çünkü dargınlık akılsızların bağrında barınır.”25 Öfkelenmekte haklı olabileceğimiz durumlar da olabilir. Eski zamanlarda yaşamış bir yazar “öfkelenin”, ancak “günah işlemeyin; öfkenizin üzerine güneş batmasın”26 diyor. Bununla birlikte, güçlü bir duygu olan öfkeyi nasıl yenebiliriz? “İnsanın basireti öfkesini geciktirir; ve suç bağışlamak onun güzelliğidir.”27 İhtiyacımız olan şey, basiret ve anlayıştır. Kendimize şunu sorabiliriz: “O kişi neden böyle davrandı? Bu hareketini mazur gösterebilecek, hafifletici sebepler var mıydı?” Öfke duygusunu yenmek için, anlayışın yanında geliştirilebilecek başka nitelikler de var. “Yürekten sevecenliği, iyiliği, alçakgönüllülüğü, sabır ve yumuşaklığı giyinin. Birbirinize hoşgörülü davranın. Eğer birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab’bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. Bunların hepsinin üzerine yetkin birliğin bağı olan sevgiyi giyinin.”28 Evet, sevgi insan ilişkilerinde yaşanan birçok sorunu çözer.

      12 Bununla birlikte, insan ilişkilerinde barışı korumaya engel oluşturan ‘küçük bir organ’ var: Dil. Şu sözler ne kadar doğru: “İnsanlardan kimse dili zaptetmeğe kadir değildir; durdurulmaz bir kötülüktür, öldürücü zehirle doludur.”29 Şu öğüt de gerçekten dikkate değer: “Her adam işitmekte çabuk, söylemekte ağır, gazapta ağır olsun.”30 Bununla birlikte, dilimizi kullanırken yapay bir barışı korumak amacıyla gerçeği yansıtmayan ifadelere başvurmamaya dikkat etmeliyiz. “Ancak sözünüz: Evet, evet; Hayır, hayır, olsun; bunlardan ziyadesi şerirdendir.”31

      13 Başkalarıyla sağlıklı ilişkilerimizi nasıl koruyabiliriz? Şu yol gösterici ilkeye dikkat edin: “Her biriniz . . . . yalnız kendi yararını değil, başkalarının yararını da gözetsin.”32 Böylece birçoklarının Altın Kural olarak adlandırdığı şu ilkeye uygun davranıyor olacağız: “İnsanların size her ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın.”33

      14 Stres: Stresle dolu bu dünyada duygusal dengemizi nasıl koruyabiliriz? “Sevinçli yürek yüzü iyileştirir; fakat yüreğin elemile ruh kırılır.”34 Kendi gözümüzde doğru görünen bir şeyi başkalarının önemsemediğini gördüğümüzde, ‘yürek sevincimizi’ kolayca kaybedebiliriz. Ancak, şu sözleri hatırlamak yararlıdır: “Pek çok salih [doğru] olma, ve kendini çok hikmetli etme; niçin kendini helâk edesin?”35 Öte yandan, yaşam kaygıları bize sürekli sıkıntı verebilir. Öyleyse ne yapabiliriz? Şunu hatırlayalım: “Yüreğindeki kaygı insanı çöktürür; fakat iyi söz yüreğini sevindirir.”36 “İyi söz”, yani bize cesaret ve ümit veren, nazik sözler üzerinde derin düşünebiliriz. Sıkıntı yaratan koşullara rağmen, olumlu bir tutuma sahip olmak bile sağlıklı bir etki yaratabilir: “Sevinçli yürek iyi ilaçtır.”37 Başkalarının bize aldırmadığını düşündüğümüz için moralimiz bozulduğunda, şu formülü uygulamaya çalışabiliriz: “Vermek almaktan daha mutludur.”38 Olumlu bir tutum, günlük yaşamda karşı karşıya kaldığımız stres yaratan koşullarla başa çıkmamıza yardım edecektir.

      15 Sözü edilen hikmetli öğütlerin yaşadığımız 21. yüzyılda size de yararlı olabileceğini düşünüyor musunuz? Aslında, bu öğütler çok eski bir kitap olan Mukaddes Kitapta bulunuyor. Fakat diğer hikmet kaynakları yerine, neden Mukaddes Kitaba başvuralım? Çünkü, başka nedenlerin yanı sıra, Mukaddes Kitaptaki bu ilkelerin etkili olduğunu zaman kanıtlamıştır. Örneğin, kadın özgürlüğü hareketine katılmış olan Yasuhiro ile Kayoko’yu ele alalım. Onlar sadece Kayoko hamile olduğu için evlenmişlerdi. Parasal sorunlar nedeniyle ve birbirine zıt kişiler olduklarını düşündükleri için çok geçmeden boşandılar. Daha sonra, birbirlerinden habersiz, Yehova’nın Şahitlerinin yardımıyla Mukaddes Kitabı incelemeye başladılar. Her ikisi de, diğerinin yaşamında önemli değişiklikler yaptığını gördü. Yasuhiro ve Kayoko tekrar evlenmeye karar verdiler. Onların yaşamları sorunlardan tamamen uzak değilse de, artık uygulayabilecekleri Mukaddes Kitap ilkelerine sahipler ve her ikisi de sorunların çözümü için ödün vermeye hazır. Mukaddes Kitap ilkelerini yaşamda uygulamaktan kaynaklanan mükemmel sonuçları, Yehova’nın Şahitlerinin yaşamında görebilirsiniz. Mukaddes Kitabın ilkelerine göre yaşamaya çalışan insanlarla tanışmak için onların ibadetlerinden birine katılmaya ne dersiniz?

      16 Yukarıda alıntılanan öğütler, aydınlatıcı bilgiler açısından zengin bir kaynak olan Mukaddes Kitabın bitmez tükenmez pratik hikmetine sadece birkaç örnek oluşturur. Yehova’nın Şahitlerinin Mukaddes Kitap ilkelerini yaşamlarında istekle uygulamalarının nedeni nedir? Onların bu konuda böyle istekli oluşunun arkasındaki nedenleri ve Mukaddes Kitapla ilgili bazı temel noktaları neden öğrenmeyesiniz?

      ŞU HİKMETLİ ÖĞÜTLERİ MUKADDES KİTAPTAN OKUYUN

      1. Süleymanın Meselleri 22:6

      2. Süleymanın Meselleri 29:15

      3. Koloseliler 3:21

      4. Efesoslular 5:28, 33

      5. Süleymanın Meselleri 15:22

      6. Süleymanın Meselleri 20:5

      7. Matta 19:19

      8. Süleymanın Meselleri 23:22

      9. Süleymanın Meselleri 19:26

      10. Süleymanın Meselleri 18:1

      11. Vaiz 10:19

      12. Süleymanın Meselleri 31:6, 7

      13. Süleymanın Meselleri 20:1

      14. Süleymanın Meselleri 23:29-35

      15. Süleymanın Meselleri 23:20, 21

      16. Süleymanın Meselleri 28:19

      17. I. Timoteos 6:7-10; Luka 12:15

      18. Süleymanın Meselleri 6:6-11

      19. Luka 14:28

      20. Vaiz 7:12

      21. Süleymanın Meselleri 22:29

      22. Luka 6:38

      23. Süleymanın Meselleri 11:25; Vaiz 11:1

      24. Vaiz 4:4

      25. Vaiz 7:9

      26. Efesoslular 4:26, 27

      27. Süleymanın Meselleri 19:11

      28. Koloseliler 3:12-14, Müjde

      29. Yakub 3:5-8

      30. Yakub 1:19 31. Matta 5:37

      32. Filipililer 2:3, 4, Müjde

      33. Matta 7:12

      34. Süleymanın Meselleri 15:13

      35. Vaiz 7:16

      36. Süleymanın Meselleri 12:25

      37. Süleymanın Meselleri 17:22

      38. Resullerin İşleri 20:35

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1. Yaşamda karşılaştığınız bir sorunu nasıl çözersiniz?

      2-4. Hangi değerli öğütler ailenin parçalanmasını önleyebilir?

      5. Alkol kullanımı konusunda hangi uyarıya kulak vermeniz akıllıca olur?

      6-9. Parayı akıllıca kullanmanın yollarıyla ilgili bazı örnekler verin.

      10, 11. Öfke ve rekabet duygularını yenmek için neler yapabilirsiniz?

      12. Dilinizi denetim altında tutmanıza ne yardım edecek?

      13. İnsanlarla sağlıklı ilişkilerinizi nasıl koruyabilirsiniz?

      14. Stresle nasıl başa çıkabilirsiniz?

      15, 16. Mukaddes Kitabı incelemek neden vakit ayırmaya değer?

      [Sayfa 5’teki resim]

      “Çocuğu gideceği yola göre yetiştir”

      [Sayfa 5’teki resim]

      “Sizden her biri de kendi karısını . . . . kendisi gibi sevsin”

      [Sayfa 6’daki resim]

      Olumlu bir bakış açısı edinin ve sıcak ilişkiler geliştirmek için girişimde bulunun

      [Sayfa 7’deki resim]

      ‘İşinde becerikli adamı görüyor musun?’

      [Sayfa 8’deki resim]

      “Verin, size de verilecektir.”

      [Sayfa 9’daki resim]

      Güçlü bir duygu olan öfkeyi nasıl yenebiliriz?

  • Güvenilir Rehberlik Sunan Bir Kitap
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 3. Bölüm

      Güvenilir Rehberlik Sunan Bir Kitap

      “MUKADDES KİTAP, insanın uygarlık ve yaşam deneyimlerinin özüdür ve eşsizdir.” Bu sözler, Çin’in Guangzhou kentindeki Chung Shang Üniversitesi tarafından çıkarılan bir dergide yer alıyor. Ayrıca 18. yüzyılın önemli bir filozofu olan Immanuel Kant’ın şunları söylediği yazıldı: “İnsana yönelik bir kitap olan Mukaddes Kitabın varlığı, insan ırkının şimdiye dek sahip olduğu en büyük kazançtır. Onun değerini küçümsemeye yönelik her girişim . . . . insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.” The Encyclopedia Americana’da ise şu sözler yer alıyor: “Mukaddes Kitap sadece Yahudiler ve Hıristiyanlar üzerinde etkili olmamıştır. . . . . Ahlaksal ve dinsel bir hazine sayılan Mukaddes Kitabın sağladığı bitmez tükenmez öğretimin, şimdi bir dünya uygarlığıyla ilgili ümit artarken daha da büyük bir değer kazanacağı bekleniyor.”

      2 Hangi dinsel inanca sahip olursanız olun, böyle bir kitap hakkında bir şeyler bilmek istemez misiniz? 20. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Mukaddes Kitap tüm olarak veya kısmen 2.200’den fazla dile çevrilmişti. Çoğu kişi Mukaddes Kitabı okuyup anlayabileceği bir dilde bulabilir. Basım yöntemi olarak kurşun el hurufatının bulunmasından bu yana, tüm dünyada tahminen dört milyar Mukaddes Kitap dağıtılmıştır.

      3 Şimdi lütfen, eğer elinizde varsa, Mukaddes Kitabınızı açın ve içindekiler kısmına bakın. Tekvin ile başlayıp Vahiy’le biten kitap isimlerine bakın. Aslında, Mukaddes Kitap yaklaşık 40 kişi tarafından kaleme alınmış 66 küçük kitaptan oluşan bir kütüphanedir. 39 kitaptan oluşan ve birçoklarınca Eski Ahit olarak adlandırılan ilk kısmın, hemen hepsi İbranice yazıldığından, İbranice Kutsal Yazılar olarak da adlandırılır. Ayrıca 27 kitaptan oluşan ve birçoklarının Yeni Ahit olarak adlandırdığı ikinci kısım ise, Hıristiyan yazarlar tarafından Yunanca yazıldığı için, Yunanca Kutsal Yazılar olarak da adlandırılır. Mukaddes Kitabın yazılması, MÖ 1513’ten MS 98’e dek süren yaklaşık 1.600 yıllık bir sürede tamamlandı. Yazarları fikir alışverişinde bulunmak amacıyla hiçbir zaman bir araya gelmediler ve bazı kitaplar, aralarında binlerce kilometre uzaklığın olduğu farklı yerlerde, aynı zamanda kaleme alındı. Buna rağmen, Mukaddes Kitap tek bir tema işler, bir bütündür ve içinde çelişki bulunmaz. Doğal olarak şu sorunun cevabını merak ediyoruz: “40’ın üzerinde insan, 16 yüzyıllık bir dönemde böylesine tutarlı bir kitabı nasıl oluşturmuş olabilir?”

      4 Mukaddes Kitabın yazılması 1.900 yıldan fazla bir zaman önce tamamlanmış olmasına rağmen, içeriği çağımız insanının merakını uyandırıyor. Örneğin, Mukaddes Kitabınızdan Eyub 26:7’yi açın. Bu ayetin MÖ 15. yüzyılda yazıldığını göz önünde tutun. Orada şöyle yazıyor: “[Tanrı] boşluğun üzerine şimali yayar, ve hiçliğin üzerine dünyayı asar.” Sonra, MÖ 8. yüzyılda yazıldığını dikkate alarak İşaya 40:22’yi açın. Bu ayette ise şunları okuyoruz: “Dünya dairesi üzerinde oturan odur, ve onun içinde oturanlar çekirgeler gibidir; gökleri perde gibi geren, ve oturmak için onları çadır gibi açan odur.” Bu iki tasviri okuduğunuzda aklınıza ne geliyor? Uzayda ‘asılı’, küre biçiminde bir cismin görüntüsü. Muhtemelen böyle bir görüntüyü modern uzay araçlarından gönderilen fotoğraflarda gördünüz. Çağlar önce yaşamış insanların, bilimsel açıdan böylesine doğru sözleri nasıl söylemiş olabileceğini belki merak ediyorsunuz.

      5 Şimdi Mukaddes Kitapla ilgili başka bir soruyu ele alalım. Mukaddes Kitap tarihsel açıdan doğru mudur? Bazıları Mukaddes Kitabın, tarihsel temelden yoksun efsanelerden oluşan bir derleme olduğunu düşünüyor. Örneğin, İsrailoğulları’nın ünlü kralı Davud’u ele alalım. Yakın zamanlara dek, onun yaşamış olduğunu gösteren tek kaynak Mukaddes Kitaptı. Genelde tarihçiler Davud’u gerçek bir kişi olarak kabul etmelerine rağmen, bazı şüpheciler Yahudi propagandacılar tarafından ortaya atılan bir efsane kişi olduğunu iddia ederek onu reddetmeye çalışıyor. Gerçekler neler gösteriyor?

      6 Eski İsrail kenti Dan’ın kalıntıları arasında 1993 yılında, “Davud Evi”nden söz eden bir yazıt bulundu. Yazıt, İsrailliler karşısında düşmanları tarafından kazanılan bir zaferin anısına yapılan MÖ 9. yüzyıla ait kırık bir anıtın parçasıydı. Birden, Mukaddes Kitabın sayfaları dışında Davud’la ilgili bir bilgi ortaya çıkmıştı! Bu önemli miydi? Tel Aviv Üniversitesi’nden Israel Finkelstein, bu bulgu hakkında şunları belirtti: “Davud yazıtının bulunmasıyla Mukaddes Kitap nihilizmi bir gecede çöktü.” İlginç olarak, Filistin’de yıllarca kazılar yapmış olan arkeolog Profesör William F. Albright bir keresinde şunu söyledi: “Birbiri ardına ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular sayısız ayrıntının doğruluğunu kanıtladı ve Mukaddes Kitabın bir tarih kaynağı olarak değerinin geniş çapta kabul edilmesini sağladı.” “Destanlar ve efsanelerden farklı olarak, bu eski kitap tarihsel açıdan nasıl böylesine doğru olabilir?” diye sorabiliriz. Fakat dahası da var.

      7 Mukaddes Kitap ayrıca bir peygamberlik kitabıdır. (II. Petrus 1:20, 21) “Peygamberlik” sözcüğü hemen aklınıza, kendilerinin peygamber olduğunu iddia eden kişilerin gerçekleşmemiş sözlerini getirebilir. Fakat önyargıları bir kenara bırakın ve Mukaddes Kitabınızdan Daniel kitabının 8. babını açın. Daniel burada iki boynuzlu bir koç ile “göze çarpan bir boynuzu” olan kıllı bir ergeç, erkek keçi, arasındaki mücadeleyle ilgili bir rüyet anlatır. Ergeç mücadeleden galip çıkar; fakat büyük boynuzu kırılır. Onun yerine dört boynuz çıkar. Bu rüyetin anlamı nedir? Daniel’in kaydı şöyle devam ediyor: “Gördüğün iki boynuzu olan koç Medya ve Fars kırallarıdır. Ve o kıllı ergeç Yunan ili kıralıdır; ve gözleri arasında olan büyük boynuz birinci kıraldır. Ve kırılmış, ve yerine dört boynuz çıkmış olana gelince, o milletten dört kırallık çıkacak, fakat onun kuvvetinde olmıyacaklar.”—Daniel 8:3-22.

      8 Bu peygamberlik gerçekleşti mi? Daniel kitabının yazılması yaklaşık MÖ 536’da tamamlandı. 180 yıl sonra MÖ 356’da doğan Makedonyalı Kral Büyük İskender, Pers İmparatorluğu’nu fethetti. O, ‘kıllı ergecin’ gözleri arasındaki “büyük boynuz”du. Yahudi tarihçi İosephos Flavios’a göre, Büyük İskender, Perslere karşı kazandığı zaferden önce Yeruşalim’e [Kudüs] geldiğinde ona Daniel kitabı gösterilmiş. İskender, Daniel’in peygamberliğinde dikkatine sunulan sözlerin Perslere karşı sürdürdüğü askeri sefere değindiği sonucuna varmış. Ayrıca, dünya tarihiyle ilgili ders kitaplarından, İskender’in imparatorluğu ve onun MÖ 323’te ölümünden sonraki durum hakkında bilgi alabilirsiniz. Bir süre sonra onun imparatorluğunu dört general devraldı ve “büyük boynuz”un yerine çıkan “dört boynuz” MÖ 301’de imparatorluk topraklarını dörde böldü. “Yaklaşık 200 yıl sonra meydana gelecek olayları bir kitap nasıl böylesine canlı ve doğru bir şekilde önceden bildirebilir?” diye bir kez daha sormaktan kendimizi alamıyoruz.

      9 Mukaddes Kitap yukarıdaki soruların cevabını kendisi veriyor: ‘Her kutsal Yazı Tanrı tarafından ilham edilmiştir.’ (II. Timoteos 3:16) ‘Tanrı tarafından ilham edilmiştir’ olarak tercüme edilen Yunanca ifade aslında “Tanrı tarafından üflenmiştir” anlamına gelir. Tanrı, 40’ı aşkın yazarın zihnine şimdi Mukaddes Kitapta okuduğumuz bilgileri Kendi esiniyle koydu. Ele aldığımız tarihsel ve bilimsel kanıtlar ve peygamberlikle ilgili birkaç örnek, açıkça tek bir sonuca işaret ediyor: Bu eşsiz kitap, yani Mukaddes Kitap insan hikmetinin ürünü değildir, Tanrısal kaynaklıdır. Ancak, bugün birçokları onun Kaynağı olan Tanrı’nın varlığından kuşku duyuyor. Ya siz?

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1, 2. Mukaddes Kitabı ciddi bir şekilde ele almak için hangi nedenleriniz var?

      3. Mukaddes Kitabın yazılışı ve yazarları hakkındaki hayret verici bilgiler nelerdir?

      4-6. Mukaddes Kitapta yazılanlara neden güvenebilirsiniz?

      7, 8. Mukaddes Kitaptaki peygamberlikler hakkında ne düşünüyorsunuz?

      9. Mukaddes Kitabın içeriğini böylesine özel kılan nedir?

      [Sayfa 13’teki pasaj]

      “Birbiri ardına ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular sayısız ayrıntının doğruluğunu kanıtladı ve Mukaddes Kitabın bir tarih kaynağı olarak değerinin geniş çapta kabul edilmesini sağladı.” —Profesör William F. Albright

      [Sayfa 12’deki resim]

      “[Tanrı] boşluğun üzerine şimali yayar, ve hiçliğin üzerine dünyayı asar”

      [Sayfa 13’teki resim]

      “Davud Evi”nden söz eden yazıt

      [Sayfa 13’teki resim]

      Büyük İskender’in resminin bulunduğu sikke

  • Bu Eşsiz Kitabın Kaynağı
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 4. Bölüm

      Bu Eşsiz Kitabın Kaynağı

      AMERİKALILARIN yaklaşık yüzde 96’sı Tanrı’ya inandığını iddia ediyor; fakat Avrupa ve Asya’da bu oran çok daha düşüktür. Kişiliği olan bir Tanrı’ya inancın pek yaygın olmadığı ülkelerde bile, birçok insan bilinmeyen bir gücün maddi evrenin oluşmasına neden olduğu fikrini kabul eder. 10.000 yenlik banknotun üzerinde resmi bulunan tanınmış Japon eğitimci Yukiçi Fukuzava “Göğün, bir insanı diğerinden aşağı veya yukarı seviyede yaratmadığı söylenir” diye yazdı. Fukuzava “gök” sözcüğünü kullanmakla, insanları meydana getirdiğini düşündüğü bir doğa ilkesine değiniyordu. Birçok kişi böyle soyut bir “gök” fikrini kabul eder; onlardan biri de Nobel ödülü sahibi Keniçi Fukui’dir. O, dinsel terminolojide “Tanrı” kavramının karşılığı olan, evrendeki büyük kavramsal yapıya inancını dile getirdi; fakat bunu “doğanın karakteristik özelliği” olarak adlandırdı.

      2 Bu entelektüeller, başlangıcı ve sonu olmayan bir şeyin veya birinin evrendeki her şeyi harekete geçirdiğine inandılar. Neden? Şunu düşünün: Güneş, o kadar büyük bir yıldızdır ki, içinde bir milyon Yer gezegenini barındırabilir; fakat buna rağmen, Samanyolu gökadasında sadece bir nokta kadardır. Ve Samanyolu da evrendeki milyarlarca gökadadan sadece biridir. Bilimsel gözlemler sanki bu gökadaların birbirlerinden büyük bir hızla uzaklaştıklarını gösteriyor. Evreni harekete geçirmek için muazzam bir dinamik enerjiye ihtiyaç duyulmuş olmalı. Bu enerjinin kaynağı nedir veya kimdir? Mukaddes Kitap şöyle soruyor: “Gözlerinizi yukarı kaldırın, ve görün, bunları kim yarattı?” Sonra şöyle devam ediyor: “O ki, bunların ordusunu sayı ile çıkarır: onların hepsini adları ile çağırır; kudretinin büyüklüğünden ötürü, ve kuvvetinin zoru ile onlardan hiç biri eksilmez.” (İşaya 40:25, 26) Bu ayet, evreni harekete geçiren ve söz konusu ‘büyük kudretin’ Kaynağı olan kişiye işaret ediyor.

      3 Ayrıca yeryüzündeki yaşamı bir düşünün. Evrimcilerin iddia ettiği gibi yaşam kendi kendine başlamış olabilir mi? Biyokimyacı Michael Behe şunları belirtiyor: “Bilim, yaşamın kimyasının nasıl şekillendiğini anlayabilmek için oldukça büyük atılımlar yapmıştır. Fakat biyolojik sistemlerin moleküler seviyedeki hassas düzeni ve karmaşıklığı, bunların kökenlerinin açıklanması konusunda bilimi felce uğratmıştır. . . . . Pek çok bilim adamı kendilerine fazlaca güvenerek, açıklamaların çoktandır ellerinde olduğunu öne sürmüştür. Veya çok yakında bu açıklamalara ulaşacaklarını söylemişler, fakat profesyonel bilim literatüründe iddialarına bir destek bulamamışlardır. Daha önemlisi, [biyomoleküler] sistemlerin kendi yapıları incelendiğinde, yaşam mekanizmalarının Darwin’in yaklaşımıyla asla açıklanamayacağı ortadadır.”

      4 Arkasında herhangi bir zekâ gücü olmadan, insan yaşamının meydana geldiğini ileri süren teori, sizin için gerçekten doyurucu bir açıklama mı? Bazılarının “evrendeki en karmaşık nesne” olarak adlandırdığı insan beynini ele alalım ve hangi sonuçlara varacağımızı görelim. Dr. Richard M. Restak şunu söylüyor: “En ileri nöral-network bilgisayarlarının bile performansı . . . . bir kara sineğin zihinsel kapasitesinin yaklaşık on binde biridir.” İnsan beyni, bir karasineğin beyninden çok daha üstündür. Dil öğrenebilmek için programlanmış durumdadır. Kendini onarabilir, yeniden programlar yazabilir ya da zaman içinde kapasitesini genişletebilir. Kuşkusuz, ‘bir karasineğin . . . . kapasitesinin sadece on binde birine’ sahip güçlü bir süperbilgisayarın bile zekâ sahibi bir tasarımcısının olduğunu kabul edersiniz. Peki ya, insan beyninin?a

      5 Yaklaşık 3.000 yıl önce, insanların kendi fiziksel yapılarının ne kadar olağanüstü olduğunu tam olarak anlayamadıkları bir zamanda, Mukaddes Kitabın bir yazarı insan vücudunun yapısı üzerinde derin düşündü ve şunları söyledi: “Sana şükreylerim; çünkü heybetli ve şaşılacak surette yaratılmışım; işlerin aciptir [şaşırtıcıdır]; ve canım bunu pek iyi bilir.” O, DNA molekülleriyle ilgili bir bilgiye sahip olmadığı halde şunu yazabildi: “Gözlerin beni cenin iken gördü; ve . . . . hepsi [vücudun belli kısımları] senin kitabında yazılmıştılar.” (Mezmur 139:14, 16) O, kim hakkında konuşuyordu? Kim ‘büyük kudreti’ sayesinde evrendeki her şeyi meydana getirdi?

      6 Mukaddes Kitabın daha ilk ayeti şunu söyler: “Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı.” (Tekvin 1:1) O aynı zamanda Mukaddes Kitabın Kaynağı, onun içeriğini ilham eden Kişidir. O, Kendisini, anlamlı bir ilişkiye sahip olabileceğimiz bir Kişi olarak tanıtıyor.

      [Dipnot]

      a Kule Kitapları tarafından yayımlanan Sizinle İlgilenen Bir Yaratıcı Var mı? adlı kitabın 2 ila 4. bölümlerinde başka ayrıntıları da okuyabilirsiniz.

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1, 2. Evrenin kökeni hakkında sizin görüşünüz nedir?

      3. Sizce yaşamın evrimle kendi kendine oluşma olasılığı nedir?

      4. İnsan beyninin kapasitesi, beynin kaynağı hakkında bize ne gösteriyor?

      5, 6. Yaşamın Kaynağı hakkında hangi sonuca varıyorsunuz?

      [Sayfa 16’daki çerçeve/şema]

      Michael Behe “bir proteinin katlanması . . . . üç boyutlu bir bulmacaya benzetilebilir” diyor. Ancak, insan vücudu böyle yüz binlerce bulmaca içerebilir. Bilim adamları bu bulmacaları çözmeye çalışıyorlar, fakat onları kim tasarladı?

      [Şema]

      (Ayrıntılı bilgi için lütfen yayına bakın)

      Aminoasitler

      Protein alt ünitesi

      Kompleks protein

      [Sayfa 15’teki resim]

      Solda: Yukiçi Fukuzava

      [Sayfa 15’teki resim]

      Sağda: Keniçi Fukui

      [Sayfa 17’deki resimler]

      Hangisi daha büyük bir kapasiteye sahip, en ileri nöral-network bilgisayarları mı, yoksa basit bir karasinek mi?

  • Tanrı’yı Tanımak
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 5. Bölüm

      Tanrı’yı Tanımak

      ÖĞÜT veya tavsiyeye ihtiyacınız olduğunda, güvendiğiniz birine gitmez misiniz? Eğer öğüdü verene güveniyorsanız, hemen yarar görseniz de görmeseniz de, onu tutmaya daha eğilimli olursunuz. Mukaddes Kitapta bulunan pratik öğütlerden gerçekten yararlanabilmek için, Mukaddes Kitabın Kaynağını tanımalısınız. Hatta, O’nun “dostu” bile olabilirsiniz.—İşaya 41:9.

      2 Bir kimseyle arkadaş olmak istediğinizde, kuşkusuz öncelikle onun ismini bilmek istersiniz. Peki Mukaddes Kitabın Tanrısının bir ismi var mı? O şunu bildirdi: “Ben Yehovayım, ismim odur; ve izzetimi bir başkasına, ve hamdimi oyma putlara vermiyeceğim.” (İşaya 42:8) İbranicede, יהוה (sağdan sola) şeklinde yazılan “Yehova”, Tanrı’nın ismidir. Bu isim, İbranice Kutsal Yazılarda yaklaşık 7.000 kez geçer. Tanrısal ismin “O Olmaya Neden Olur” anlamına geldiği anlaşılıyor; bu, Yehova’nın, amaçlarını gerçekleştirmek için her ne olması gerekirse, Kendisinin böyle olmasını sağladığını gösterir. Ayrıca, Tanrı’nın ismi İbranicede yapı olarak, gerçekleşme sürecinde olan bir eylemi belirten biçimdedir. Bu ne anlama gelir? Bu, Yehova’nın, amaçlarını gerçekleştirmek için ne olması gerekirse, Kendisinin böyle olmasını sağladığını ve de sağlamakta olduğunu bize gösterir. O, kişiliği olmayan bir güç değil, yaşayan bir Tanrı’dır.

      3 Yehova Yaratıcı oldu. (Tekvin 1:1) “O Allah ki, gökü, yeri, denizi ve içlerindeki her şeyi yaratmış” olan, yaşayan Tanrı’dır. (Resullerin İşleri 14:16) Yehova, ilk insan çifti Âdem ile Havva da dahil her şeyi yarattı. Bu nedenle, Tanrı “hayatın kaynağı”dır. (Mezmur 36:9) O ayrıca hayatın sürekliliğini sağlayan Kişidir. Böylece, “gökten yağmurlar ve semereli mevsimler vererek ve yüreklerinizi yemek ve sevinçle doldurup iyilik ederek kendisini şahitsiz bırakmamıştır.” (Resullerin İşleri 14:17) Afrika ve Asya’da birçok kişi, yaşamı atalarından aldıkları için onlara tapınır. Onların kendilerini, yaşamı var eden ve sürekliliğini sağlayana, yani ilk insan çiftini yaratan ve onlara üreme yeteneği veren Kişiye atalarından daha çok borçlu hissetmeleri gerekmez mi? Bu gerçek üzerinde derin düşündüğünüzde belki şöyle diyebilirsiniz: “Ya Rabbimiz ve Allahımız, izzeti ve hürmeti ve kudreti almağa lâyıksın, çünkü bütün şeyleri sen yarattın, ve senin iradenle mevcut idiler, ve yaratıldılar.”—Vahiy 4:11.

      4 Mukaddes Kitap aracılığıyla Yaratıcınız Yehova’yı tanıyıp, nasıl bir Tanrı olduğu hakkında bilgi alabilirsiniz. Mukaddes Kitap ‘Tanrı’nın sevgi’ olduğunu açıklıyor. (I. Yuhanna 4:16; Çıkış 34:6, 7) Mukaddes Kitabı, Tekvin’den Vahiy’e kadar okurken, O’nun gerçekten sevgi dolu bir Tanrı olduğunu gösteren sayısız olayla karşılaşacaksınız. Yaratıcınızı tanımak için, O’nun Sözünü her gün okumayı neden bir alışkanlık haline getirmeyesiniz? Mukaddes Kitabı, onun içeriğini bilen kişilerin yardımıyla dikkatle inceleyin. (Resullerin İşleri 8:26-35) Böylece O’nun aynı zamanda, kötülüğe sonsuza dek izin vermeyecek bir adalet Tanrısı olduğunu göreceksiniz. (Tesniye 32:4) Sevgi ve adalet arasındaki dengeyi korumak insan için kolay değildir; fakat Yehova hikmetiyle bu nitelikler arasında kusursuz bir denge sağlar. (Romalılar 11:33; 16:27) O, Mutlak Güce Sahip bir Tanrı olduğundan, amaçlarını gerçekleştirmek için her ne isterse onu yapma kudretine sahiptir. (Tekvin 17:1) Mukaddes Kitapta bulunan hikmetli öğütleri uygulamaya çalışın, böylece Yaratıcımızın öğütlerinin her zaman yararımıza olduğunu görecek ve O’nu daha çok takdir edeceksiniz.

      5 Tanrı’ya yaklaşmanın başka bir yolu daha var. Bu, duadır. Yehova “duayı işiten”dir. (Mezmur 65:2) O, “istediğimizden yahut düşündüğümüzden” çok daha fazlasını yapabilir. (Efesoslular 3:20) Bununla birlikte, yanınıza yalnızca bir şeyler istemek için gelen bir “dost” hakkında ne düşünürsünüz? Herhalde çok olumlu şeyler düşünmezsiniz. Benzer şekilde, dua ayrıcalığını sadece Tanrı’dan ihtiyacınız olanı istemek için değil, O’na şükretmek ve hamt etmek için de kullanmak isteyeceğinize kuşku yok.—Filipililer 4:6, 7; I. Selânikliler 5:17, 18.

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1. Tanrı’yı tanımak neden yaşamsaldır?

      2. Tanrı’nın ismi ve anlamı neden önemlidir?

      3. Yehova’ya hamt etmek için hangi nedenlere sahipsiniz?

      4. Yehova’nın en önemli niteliklerinden bazıları nedir?

      5. Şahsen siz Tanrı’yı nasıl tanıyabilirsiniz?

      [Sayfa 18’deki resim]

      İşaya kitabının İbranice metnindeki Tanrısal isim

      [Sayfa 19’daki resim]

      Yehova’ya neden dua ile yaklaşmayasınız?

  • Yehova Bizi Neden Yarattı?
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 6. Bölüm

      Yehova Bizi Neden Yarattı?

      YEHOVA’YI tanımak sizin için ne anlama gelecek? Örneğin, milyonlarca kişinin merakını uyandıran ‘Neden varım?’ sorusunun cevabını öğrenmenize yarayacak: Zaman zaman bu soru üzerinde düşünmüş olabilirsiniz. Yaşadığı dönemin ‘bütün krallarından daha’ zengin olan hikmetli bir kral da yaşamın anlamıyla ilgili bu sorunun cevabını araştırdı. (II. Tarihler 9:22; Vaiz 2:1-13) Süleyman adındaki bu kral, elinde büyük güç ve zenginlik bulunduruyordu ve eşsiz bir hikmete sahipti. Araştırmasının sonucunda ne buldu? Şunu: “İşin sonu şudur; her şey işitildi: Allahtan kork, ve onun emirlerini tut; çünkü insanın bütün vazifesi budur.” (Vaiz 12:13) Süleyman çoğu insandan daha engin bir yaşam tecrübesine sahip olduğuna göre, vardığı sonuç en azından gözden geçirilmeye değer.—Vaiz 2:12.

      2 Süleyman’ın sözünü ettiği Tanrı korkusu, meçhul bir kuvvetle ilgili hastalıklı bir korku değildir. Tersine, çok sevilen birini üzmeme yönünde duyulan sağlıklı bir korkudur. Eğer birini çok seviyorsanız, tabii ki her zaman o kişiyi hoşnut etmek istersiniz ve onu kıracak bir şey yapmaktan kaçınırsınız. Siz de Yehova’yı tanıyıp sevmeye başladıkça, böyle hissedeceksiniz.

      3 Mukaddes Kitabı okuyarak, Yaratıcımızın hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri ve yeryüzünü yaratmaktaki amacını öğrenebilirsiniz. Mukaddes Kitap, Yehova’yı “dünyaya şekil veren, ve onu yaratan” olarak tarif ediyor; ayrıca O’nu, yeryüzünü “pekiştiren ve onu boşuna yaratmıyan, üzerinde oturulsun diye ona şekil veren” olarak tanıtıyor. (İşaya 45:18) Yehova, insanların oturması için yeryüzünü hazırladı; ayrıca onlara buraya ve üzerindeki her yaratığa bakma görevini verdi. (Tekvin 1:28) Fakat Yehova’nın insanları yaratmaktaki tek amacı, onların yeryüzünün bakıcıları olması mıydı?

      4 Hayır, daha yüce bir amaç söz konusuydu. İlk insan olan Âdem’in Yehova ile anlamlı bir ilişkisi vardı. Âdem, Yaratıcı ile doğrudan iletişim kurabiliyordu. O, hem Tanrı’nın kendisine söylediklerini dinliyor, hem de kendi düşüncelerini Yehova’ya ifade edebiliyordu. (Tekvin 1:28-30; 3:8-13, 16-19; Resullerin İşleri 17:26-28) Bu nedenle, Âdem ve karısı Havva, Yehova’yı daha iyi tanıma ve O’nunla giderek derinleşen bir ilişki geliştirme fırsatına sahipti. ‘Mutlu bir Tanrı’ olan Yehova’yı tanımak ve örnek almak yaşamlarına doyum katacaktı. (I. Timoteos 1:11) “Zevk almamız için bize her şeyi bol bol veren” Yehova Tanrı, ilk insan çiftini sonsuza dek yaşama beklentisiyle, Aden bahçesi diye adlandırılan bir cennete yerleştirdi.—I. Timoteos 6:17, Müjde; Tekvin 2:8, 9, 16, 17.

      5 Sonsuza dek yaşamak mı? Belki sonsuz yaşam fikrini saçma bularak üzerinde durmayabilirsiniz; fakat gerçekten öyle mi? Bilim adamları, hücrelerin yaşlanmasına neyin neden olduğunu artık kavramaya başladıklarına inanıyorlar. Kromozomların ucunda bulunan telomer denen genetik materyaller, hücrenin her bölünüşünde kısalır. Hücre 50 ila 100 kez bölündükten sonra, telomerler yıprandığından çoğu hücrenin bölünmesi durur. Bununla birlikte, son bilimsel bulgular, telomeraz adı verilen bir enzimin yardımıyla insan hücrelerinin sonsuz bir şekilde bölünmeye devam edebileceğini gösteriyor. Bu bulgu, Yehova’nın, sonsuz yaşamı bu belirli enzim sayesinde mümkün kıldığı anlamına gelmez; fakat bir şeyi gösterir. Sonsuz yaşam fikri saçma değildir.

      6 Evet, ilk insan çiftinin sonsuza dek yaşamak üzere yaratıldığını anlatan Mukaddes Kitap kaydına inanılabilir. İnsanlar, Yehova ile ilişkilerini sonsuza dek geliştirebileceklerdi. Onlar, Tanrı’nın, yeryüzündeki insanlarla ilgili amacının tamamen bilincinde olarak ve onu yerine getirerek gökteki Babalarıyla güçlü bir bağ kuracaklardı. Yaşamları da sıkıcı olmayacaktı. Âdem ve Havva yeryüzünü mutlu ve kusursuz çocuklarla doldurma olanağına sahipti. Sonsuza dek yapacakları doyum veren anlamlı bir işleri de olacaktı. Bu gerçekten doyum veren bir yaşam anlamına gelecekti!—Tekvin 1:28.

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1. Kral Süleyman’ın yaşamın anlamıyla ilgili vardığı sonuç neydi?

      2. Tanrı korkusu ne anlama gelir?

      3. Yehova’nın insanı yaratmaktaki amacı neydi?

      4. İnsan yaşamını doyum verici hale getirecek olan neydi?

      5, 6. Sonsuz yaşam hakkında ne düşünüyorsunuz; neden?

      [Sayfa 21’deki şema/resim]

      (Ayrıntılı bilgi için lütfen yayına bakın)

      İnsan hücresi hakkındaki son bulgular ne gösteriyor?

      Kromozom

      Telomer

      Telomer

      [Sayfa 20’deki resim]

      Kral Süleyman yaşamın anlamının ne olduğu sorusuna cevap bulmaya çalıştı

      [Sayfa 20’deki resim]

      Âdem ve Havva’nın Tanrı ile anlamlı bir ilişkisi vardı

  • Doyum Veren Bir Yaşam Neden Elde Edilemiyor?
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 7. Bölüm

      Doyum Veren Bir Yaşam Neden Elde Edilemiyor?

      NEDEN birçok insan yaşam mücadelesini hayatta gerçek bir anlam bulamadan sürdürüyor? “İnsan ki, kadından doğmuştur, günleri kısadır, ve sıkıntıya doyar. Çiçek gibi çıkar, ve solar; ve gölge gibi kaçar, ve durmaz.” (Eyub 14:1, 2) Cennetteki ilk insan çiftinin başına, insanlığın parlak geleceğini yıkan bir şey geldi.

      2 İnsan ailesinin gerçekten mutlu olabilmesi için, Tanrı ile iyi bir ilişkiye sahip olması gerekir; fakat bu ilişki zorunlu değil, gönüllü olmalıdır. (Tesniye 30:15-20; Yeşu 24:15) Yehova, yürekten gelen, sevgiden kaynaklanan bir itaat ve tapınma istiyor. (Tesniye 6:5) Bu nedenle Yehova, Aden bahçesinde ilk insana içten vefasını kanıtlama fırsatı sağlayacak bir kısıtlama koydu. Tanrı, Âdem’e “bahçenin her ağacından istediğin gibi ye” dedi. Ve şöyle devam etti: “Fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemiyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka ölürsün.” (Tekvin 2:16, 17) Bu basit bir denemeydi. Yehova, Âdem’in, bahçedeki tüm ağaçlar içinden sadece birinin meyvesinden yemesini yasakladı. O ağaç, neyin iyi neyin kötü olduğuna mutlak hikmete sahip Yaratıcı’nın karar verme hakkını simgeliyordu. İlk adam, Tanrı’nın verdiği bu emri, kendisi için bir ‘tamamlayıcı’ olarak yaratılan karısına da iletti. (Tekvin 2:18) Onların her ikisi de bu düzenlemeden, yani Tanrı’nın yönetimi altında yaşamaktan hoşnuttu; Tanrı’nın iradesine takdirle itaat ediyorlar ve böylece hayat veren Yaratıcılarına sevgilerini gösteriyorlardı.

      3 Sonra bir gün bir yılan, Havva ile konuştu ve şunu sordu: “Gerçek, Allah: Bahçenin hiç bir ağacından yemiyeceksiniz dedi mi?” Havva, ölmemeleri için, sadece “bahçenin ortasında olan ağacın”, yani iyilik ve kötülüğü bilme ağacının meyvesinden yemelerinin yasaklandığını söyledi.—Tekvin 3:1-3.

      4 Bu yılan kimdi? Kutsal Yazıların Vahiy kitabı “eski yılan”ın kimliğini ‘bütün dünyayı saptıran İblis Şeytan’ olarak tanıtıyor. (Vahiy 12:9) İblis Şeytan’ı Tanrı mı yarattı? Hayır, çünkü Yehova’nın işleri iyi ve kusursuzdur. (Tesniye 32:4) Bu ruhi varlık kendi kendini İblis (İftiracı) ve Şeytan (Karşı Koyan) durumuna getirdi. O, Tanrı’nın yerine geçmeye duyduğu büyük istek yüzünden, ‘kendi arzusuyla sürüklenerek aldandı’ ve Yaratıcı’ya isyan etti.—Yakub 1:14.

      5 İblis Şeytan Havva’ya devamen şunları söyledi: “Katiyen ölmezsiniz; çünkü Allah bilir ki, ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açılacak, ve iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız.” (Tekvin 3:4, 5) Şeytan, iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyi çekici hale getirdi. Aslında o şunu ileri sürdü: ‘Tanrı iyi bir şeyi sizden esirgiyor. O ağacın meyvesinden yerseniz, Tanrı gibi olacaksınız ve neyin iyi neyin kötü olduğuna kendiniz karar verebileceksiniz.’ Şeytan birçoklarını Tanrı’ya hizmet etmekten uzaklaştırmak için bugün hâlâ bu mantığı kullanıyor ve şunu söylüyor: ‘Kendi istediğini yap. Sana hayat veren Kişi’ye hiçbir borcun yok.’—Vahiy 4:11.

      6 Birden, ağacın meyvesi karşı konulamaz şekilde çekici geldi! Havva ağacın meyvesinden aldı ve yedi, sonra kocasına da verdi. Âdem bunun sonuçlarının tam anlamıyla bilincinde olduğu halde, karısını dinledi ve meyveyi yedi. Sonuç ne oldu? Yehova, kadın için şu hükmü verdi: “Zahmetini ve gebeliğini ziyadesile çoğaltacağım; ağrı ile evlât doğuracaksın; ve arzun kocana olacak, o da sana hâkim olacaktır.” Ya adama hangi hükmü verdi? Ona da şöyle dedi: “Toprak senin yüzünden lânetli oldu; ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin; ve sana diken ve çalı bitirecek; ve kır otunu yiyeceksin; toprağa dönünciye kadar, alnının terile ekmek yiyeceksin; çünkü ondan alındın; çünkü topraksın, ve toprağa döneceksin.” Artık Âdem ve Havva mutluluk ve doyumu kendi istedikleri şekilde arayacaklardı. İnsanların, Tanrısal amaçtan bağımsız olarak doyum veren bir yaşam sürme çabaları başarılı olacak mıydı? Cennet bahçesine bakmayı ve onun sınırlarını yerin uçlarına dek genişletmeyi içeren zevkli işin yerini zahmet ve sıkıntı aldı, onlar artık Yaratıcı’yı yüceltecek hiçbir şey yapmadan sadece yaşamlarını sürdürmek için çalışıp didineceklerdi.—Tekvin 3:6-19.

      7 İlk insan çifti, iyilik ve kötülüğü bilme ağacının meyvesinden yedikleri gün Tanrı’nın gözünde öldüler ve adım adım fiziksel ölüme doğru gitmeye başladılar. Sonunda öldüklerinde onlara ne oldu? Mukaddes Kitap ölülerin durumu hakkında anlayış verir. “Yaşıyanlar biliyorlar ki, öleceklerdir; fakat ölüler bir şey bilmezler, ve artık onlar için ücret yoktur; çünkü onların anılması unutulmuştur.” (Vaiz 9:5; Mezmur 146:4) İnsanın ölümden sonra yaşamaya devam eden bir “can”ı yoktur. Günahın cezası, yanan bir cehennemde sonsuz işkence değil, ölümdür. Ayrıca ölüm, insanı gökte sonsuz bir mutluluğa da götürmez.a

      8 Tıpkı, içinde çentik bulunan bir kek kalıbından, aynı izi taşıyan bir kekin çıkması gibi, artık kusurlu hale gelmiş olan erkek ve kadın da ancak kusurlu çocuklar meydana getirebilirdi. Mukaddes Kitap bunu şöyle açıklıyor: “Günah bir adam vasıtası ile, ve ölüm günah vasıtası ile dünyaya girdiyse, böylece ölüm de bütün insanlara geçti; çünkü hepsi günah işlediler.” (Romalılar 5:12) Bu nedenle, hepimiz günah içinde doğuyoruz ve bir hiçliğe, amaçsızlığa teslim oluyoruz. Âdem’in soyu için yaşam, düş kırıklığı yaratan zahmetli bir iş oldu. Peki çözüm yolu yok mu?

      [Dipnot]

      a Kule Kitapları tarafından yayımlanan Ölünce Bize Ne Oluyor? adlı küçük kitapta, ölülerin durumuyla ilgili ilginç ayrıntılar bulabilirsiniz.

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1, 2. Tanrı, “iyilik ve kötülüğü bilme ağacı”nın meyvesinden yemeyi neden yasakladı?

      3-6. Hangi olay insan ailesinin yaşamını zahmetli bir uğraşa dönüştürdü?

      7. İnsan öldüğünde ona ne oluyor?

      8. Neden hepimiz ölüyoruz?

  • Doyum Veren Yaşam Yeniden Mümkün
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 8. Bölüm

      Doyum Veren Yaşam Yeniden Mümkün

      İNSANLAR, Tanrısal yönetime isyan edip amaçsız bir yaşama başladıysa da, Tanrı onları ümitsiz bırakmadı. Mukaddes Kitap şunları açıklıyor: “Yaratılış amaçsızlığa teslim edilmiştir. Bu da yaratılışın isteğiyle değil, onu amaçsızlığa teslim eden Tanrı’nın isteğiyle oldu. Çünkü yaratılışın, yozlaşmaya olan köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulması ümidi vardı.” (Romalılar 8:20, 21, Müjde) Evet, Tanrı ilk insan çiftinin soyu için bir ümit sağladı. Bu, insanlığın miras alınan günah ve ölümden kurtulacağına ilişkin teminatlandırılmış bir ümitti. Onlar Yehova Tanrı ile yeniden yakın bir ilişki kurabilirlerdi. Nasıl?

      2 Âdem ve Havva günah işlediğinde, soylarının yeryüzünde sonsuza dek doyum veren bir yaşam sürme olanağını yok etmiş oldular. Doğru ve yanlışa kendilerinin karar vermelerinin karşılığında, gelecekteki ailelerini günaha ve ölüme sattılar. Onların soyundan olanlar, bu ailede doğdukları için, zalim kralların hüküm sürdüğü ücra bir adaya hapsedilmiş kölelere benzetilebilirler. Gerçekten de ölüm bir kral gibi, başka bir kral olan günah tarafından köleleştirilmiş olan insanlık üzerinde saltanat sürmektedir. (Romalılar 5:14, 21) Onları kurtaracak kimse yok gibi görünüyor. Onları köle olarak satan kendi atalarıydı! Fakat yardımsever bir adam, köle durumundaki herkesin özgürlüğe kavuşması için gerekli bedelin tamamını vermesi için oğlunu gönderiyor.—Mezmur 51:5; 146:4; Romalılar 8:2.

      3 Bu örneklemede köleleri kurtaran adam Yehova Tanrı’yı temsil ediyor. Kölelerin özgür kalması için bedeli getiren ise İsa Mesih’tir. Tanrı’nın biricik Oğlu yeryüzüne gelmeden önce gökte bir yaşama sahipti. (Yuhanna 3:16) O, Yehova’nın yarattığı ilk varlıktı ve evrendeki diğer tüm yaratılanlar onun aracılığıyla var oldu. (Koloseliler 1:14-16) Yehova bu ruhi oğlunun hayatını mucizevi şekilde bir bakirenin rahmine aktararak kusursuz bir insan olarak doğmasını mümkün kıldı; bu kusursuz insan Tanrısal adaletin koşullarını karşılamak için gereken bedeldi.—Luka 1:26-31, 34, 35.

      4 İsa yaklaşık 30 yaşındayken, Erden Nehrinde vaftiz edildi. Vaftizi sırasında mukaddes ruhla, yani Tanrı’nın faal kuvvetiyle meshedildi. Böylece o, “Meshedilen” anlamına gelen Mesih oldu. (Luka 3:21, 22) İsa’nın yeryüzündeki hizmeti üç buçuk yıl sürdü. İsa bu dönem boyunca takipçilerine ‘Tanrı’nın Gökteki Krallığı’ hakkında öğretim verdi; semavi bir hükümet olan bu Krallığın yönetiminde insanlar Yehova Tanrı ile yeniden barış dolu bir ilişki kurabilecekler. (Luka 4:43; Matta 4:17) İsa, insanların mutlu bir yaşam sürdürebilmelerinin yolunu bildiğinden, takipçilerine bu konuda yol gösterici belirli ilkeler verdi. Dilerseniz Mukaddes Kitabınızın Matta kısmının 5 ila 7. baplarını açıp onun Dağdaki Vaazı’nda açıkladığı öğretilerden bazılarını okuyun.

      5 Âdem’den farklı olarak, İsa her yönden Tanrı’ya itaatli bir yaşam sürdü. “O günah işlemedi.” (I. Petrus 2:22; İbraniler 7:26) Aslında o yeryüzünde sonsuza dek yaşama hakkına sahipti; fakat Âdem’in kaybettiğini Tanrı’ya geri ödemek için ‘canını verdi.’ İsa işkence direğinde kusursuz insan hayatını feda etti. (Yuhanna 10:17; 19:17, 18, 28-30; Romalılar 5:19, 21; Filipililer 2:8) Böylece fidyeyi sağladı, yani insanlığı günaha ve ölüme kölelikten geri satın almak için gerekli bedeli ödedi. (Matta 20:28) Bir atölyede ağır koşullar altında, düşük ücretle çok uzun saatler boyunca çalıştığınızı düşünün; gerçek anlamda bir kölelik hayatı yaşıyorsunuz. Sizi kölelikten kurtarmak üzere bir düzenleme yapan ve sizin yaşamınız uğruna kendisininkini feda etmeye gönüllü birine derin bir minnettarlık duymaz mısınız? Fidye düzenlemesi sayesinde, sizin, Tanrı’nın evrensel ailesine geri dönmeniz ve günahla ölüme kölelikten kurtulmuş, tam anlamıyla doyum veren bir yaşam sürdürmeniz için bir yol açıldı.—II. Korintoslular 5:14, 15.

      6 Yehova’nın bu hak edilmemiş inayetini bilmek ve takdir etmek, Mukaddes Kitaptaki hikmetli öğütleri kendi yaşamınızda uygulamak için güçlü bir nedendir. Örneğin, uygulanması en zor olan ilkelerden birini ele alalım: İnsanlar sizi kırdıklarında onları bağışlamak. İkinci bölümde ele aldığımız Koloseliler 3:12-14 ayetlerinde bulunan sözleri hatırlıyor musunuz? O sözler, başkalarına karşı bir yakınma nedeniniz olsa bile, sizi onları bağışlamaya teşvik etti. Konunun bağlamında bunun nedeni şöyle açıklanıyor: ‘Yehova sizi seve seve bağışladığı gibi siz de öyle yapın.’ Yehova ve İsa Mesih’in insanlık için yaptıklarını derinden takdir ettiğiniz zaman, insanlar size karşı hangi kabahati işlemiş olurlarsa olsunlar, özellikle pişman olur ve özür dilerlerse, yüreğiniz sizi onları bağışlamaya yöneltecek.

      NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

      1. Yehova insanları ümitsiz mi bıraktı?

      2. Âdem’in, kendi soyundan gelen insanlara yaptığını neye benzetebiliriz?

      3. İsa Mesih neden bir bakireden doğdu?

      4. İsa Mesih’in öğretilerinin bazıları nelerdir; onlar neden etkilidir?

      5, 6. Yehova ve İsa’nın, insanlık için yaptıkları hakkındaki kişisel düşünceniz nedir?

      [Sayfa 25’teki pasaj]

      Tanrı, insanlığın günaha ve ölüme kölelikten kurtulabilmeleri için bir ümit sağladı

      [Sayfa 27’deki pasaj]

      Sizi kölelikten kurtaran birine derin bir minnettarlık duymaz mısınız?

  • Şimdi ve Sonsuza Dek Doyum Veren Bir Yaşam!
    Doyum Veren Bir Yaşam Nasıl Elde Edilebilir?
    • 9. Bölüm

      Şimdi ve Sonsuza Dek Doyum Veren Bir Yaşam!

      MUKADDES KİTAP tarihinde iman konusunda göze çarpan bir kişi olan İbrahim, refah içindeki Ur şehrinin rahat yaşamını bıraktı. Haran’da bir süre kaldıktan sonra, hayatının kalan kısmını bir eve yerleşmeden çadırlarda göçebe olarak geçirdi. (Tekvin 12:1-3; Resullerin İşleri 7:2-7; İbraniler 11:8-10) Fakat onunla ilgili Mukaddes Kitap kaydı şunu söylüyor: “İbrahim kocamış ve günlere doymuş olarak güzel ihtiyarlıkta son soluğu verip öldü.” (Tekvin 25:8) Onun yaşamını böylesine doyum verici kılan neydi? O, sadece yaşamındaki başarılar nedeniyle ölüm döşeğinde doyum duygusu hisseden yaşlı bir adam değildi. İbrahim daha sonra, Tanrı’ya olan olağanüstü imanı nedeniyle “Allahın dostu” olarak adlandırıldı. (Yakub 2:23; İşaya 41:9) Onun yaşamını doyumlu kılan, Yaratıcısı ile geliştirdiği anlamlı ilişkiydi.

      2 Eğer Tanrı ile dostluk geliştirirseniz, tıpkı yaklaşık 4.000 yıl önce yaşamış olan İbrahim gibi, siz de bugün anlamlı ve doyum veren bir yaşam sürebilirsiniz. Evrenin Yaratıcısı’nın dostu olma düşüncesi sizi şaşırtabilir; fakat bu mümkündür. Nasıl? Bunun için, O’nu tanımanız ve sevmeniz gerekir. (I. Korintoslular 8:3; Galatyalılar 4:9) Yaratıcınızla geliştirdiğiniz böyle bir ilişki yaşamınızı anlamlı ve doyum verici hale getirebilir.

      3 Yehova, İsa Mesih’in fidye kurbanlığını istekle kabul edenlerin mutlu bir yaşam sürmeleri için bir rehberlik sağladı. (İşaya 48:17) Âdem’in, iyiye ve kötüye kendisi karar vererek Tanrı’ya isyan ettiğini hatırlayın. Yehova, günah ve ölüme kölelikten kurtuluş için bir yol açıp Oğlu’nun fidye kurbanlığı aracılığıyla insan ailesini satın aldıysa da, her bir insan bireysel olarak fidyeyi kabul etmeli ve iyi ile kötü konusundaki standartları kendisi belirlemekten vazgeçmelidir. Tanrı’nın, İsa’nın fidye kurbanlığını kabul edenler için koyduğu kanunlara ve ilkelere tabi olmalıyız.

      4 Mukaddes Kitabı inceledikçe ve ilkelerini uyguladıkça, Tanrı’nın iyi ve kötü konusundaki standardının değerini kesinlikle takdir edeceksiniz. (Mezmur 19:7-9) Yehova’nın peygamberi Musa gibi, siz de şunu söylemek isteyeceksiniz: “Şimdi niyaz ederim, eğer gözünde lûtuf buldumsa, bana yollarını şimdi bildir, ta ki, . . . . seni bileyim.” (Çıkış 33:13; Mezmur 25:4) Mukaddes Kitap yaşadığımız bu “çetin anlar”ın sorunlarıyla başa çıkabilmek için ilkeler sağlar. (II. Timoteos 3:1) Bunları yaşamınızda uygularsanız takdiriniz artacak ve bu sizi Yehova’yı daha çok tanımaya ve O’nunla dostluğunuzu güçlendirmeye yöneltecek.

      5 İbrahim “kocamış ve günlere doymuş olarak” öldü; fakat insan sonuçta öldüğü sürece yaşam çok kısadır. Ne kadar yaşlı olursak olalım, yaşama arzusu hepimizin içinde doğuştan vardır. Çünkü Tanrı “Onların [insanların] yüreğine de ebediyeti koydu, fakat şöyle ki, insan Allahın yaptığı işi baştan sona kadar bulup çıkaramaz.” (Vaiz 3:11) Sonsuza dek yaşasak bile, Yehova’nın yarattığı şeylerin tümünü asla kavrayamayacağız. Yehova’nın şahane işlerinin arasında gözlemleyebileceğimiz, inceleyebileceğimiz ve zevk alabileceğimiz öylesine çok şey var ki, bu bizim için sonsuz bir uğraşı olabilir!—Mezmur 19:1-4; 104:24; 139:14.

      6 Eğer yeryüzü bugünkü gibi sorunlarla dolu olacaksa, sonsuza dek yaşama fikri size çekici gelmeyebilir. Fakat bu durum sizi kaygılandırmamalı. Mukaddes Kitap şu güvenceyi veriyor: “Biz onun vadine göre yeni gökler ve yeni yer bekliyoruz; onlarda salâh duracaktır.” (II. Petrus 3:13) “Yeni gökler” ifadesi tüm yeryüzü üzerinde gökten hüküm sürecek yeni bir hükümet olan Tanrı’nın Krallığına değinir. “Yeni yer” ise, o Krallığın yönetimine itaat eden kişilerden oluşan yeni insan toplumudur. Yehova bunu gerçekleştirmek için yakında “yeri harap edenler”e karşı harekete geçecek.—Vahiy 11:18; II. Petrus 3:10.

      7 Ne kadar yakında? İsa Mesih ‘bu ortamın sona erişinin alametinin’ bir kısmı olarak, uluslar arasındaki savaşları, ‘yer yer açlıklar ve depremleri’, ‘salgın hastalıkları’ ve ‘kanunsuzluğun çoğalmasını’ gösterdi. (Matta 24:3-13; Luka 21:10, 11; II. Timoteos 3:1-5) İsa’nın peygamberliği şu sözlerle devam etti: “Bu şeylerin vaki olduklarını gördüğünüz zaman, bilin ki, Allahın melekûtu [krallığı] yakındır.” (Luka 21:31) Gerçekten de, Yehova’nın kötüleri yok edeceği zaman hızla yaklaşıyor.a

      8 ‘Her Şeye Kadir Tanrı’nın büyük gününde’, Yehova yeryüzünü kötülüklerden temizledikten sonra, küremiz cennete dönüştürülecek. (Vahiy 16:14, 16; İşaya 51:3) O zaman ‘adil olanlar yeri miras alacak ve onda ebediyen oturacaklar.’ (Mezmur 37:29) Fakat ya ölmüş olanlar ne olacak? “Buna şaşmayın” dedi İsa, “çünkü saat geliyor, o saatte kabirlerde olanların hepsi onun sesini işitecekler; iyilik işliyenler hayat kıyametine, ve kötülük işliyenler hüküm kıyametine çıkacaklardır.” (Yuhanna 5:28, 29) Her bireye ilgi gösteren Yehova, ölüm uykusunda uyuyanları yaşama döndürmek istiyor. Bilim adamları, genetik mühendisliği yoluyla insanları klonlamaya çalışabilirler; fakat Yaratıcı’nın klonlamaya ihtiyacı yoktur. O, kurtarılmaya layık her bir insanın her ayrıntısını hatırlama ve onları yaşama geri döndürme gücüne sahiptir. Evet, cennet yeryüzünde sevdiklerinizle buluşma olanağınız var!

      9 Cennette yaşam nasıl olacak? Yeryüzü, Yaratıcı’ya birlikte hamt eden mutlu insanlarla dolu olacak. “Ve orada oturan: Hastayım, demiyecek.” (İşaya 33:24; 54:13) Hiç kimse baskıya maruz kalmayacak veya duygusal ve zihinsel rahatsızlıklara yakalanmayacak. Herkesin bol yiyeceği olacak ve Tanrı’nın amacıyla uyumlu, anlamlı bir işte çalışmanın zevkini tadacak. (Mezmur 72:16; İşaya 65:23) İnsanlar, hayvanlarla, hemcinsleriyle ve en önemlisi ‘Tanrı ile barışta’ olacaklar.—Romalılar 5:1; Mezmur 37:11; 72:7; İşaya 11:6-9.

      10 O Cennette olmak ve yaşamdan tam bir doyum almak için ne yapmalısınız? İsa Mesih şunu söyledi: ‘Ebedi hayat, tek hakiki Tanrı olan senin ve gönderdiğin İsa Mesih’in hakkında sürekli bilgi edinmeleri demektir.’ (Yuhanna 17:3) Öyleyse, Yehova ve İsa Mesih hakkında bilgi almaya devam ederek Tanrı’nın sizden neler istediğini öğrenin. O zaman Yehova Tanrı’yı hoşnut edebileceksiniz ve böylece en doyum verici yaşama sahip olacaksınız.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Privacy Settings
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş